PDA

: Devriye


Mustafa Kemal
11-09-2006, 07:27 AM
VAHDETNAME


Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik

Kendisinin ismi henüz yok idi
İsmi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
Sekil verip tıpkı insan eyledik

Allah ile burda birleştik
Nokta-i amaya girdik birleştik
Sirr-i Küntü kenzi orda söyleştik
İsmi şerifini Rahman eyledik

Aşikar olunca zat ü sıfatı
Kûn dedik var ettik bu semavati
Birlikte yarattık hep kâinatı
Nam ü nişanını cihan eyledik

Yerleri gökleri yaptık yedi kat
Altı günde tamam oldu kâinat
Yarattık içinde bunca mahlûkat
Erzakını verdik ihsan eyledik

Asilsiz fasılsız yaptık cenneti
Huri gilmanlara verdik ziyneti
Türlü vaidlerle her bir milleti
Sevindirip sad ü handan eyledik

Bir cehennem kazdık gayetle derin
Laf ateşi ile eyledik tezyin
Kildan gayet ince kılıçtan keskin
Üstüne bir köprü mizan eyledik

Gerçi Kün emriyle var oldu cihan
Ars-i Kürsü gezdik durduk bir zaman
Bos kalmasın diye bu kevnü mekân
Ademin halkını ferman eyledik

İrfan olan bilir sırrı müphemi
İzhar etmek için ism-i azami
Çamurdan yoğurduk yaptık âdemi
Ruhumuzdan bir ruh revan eyledik

Âdem ile Havva birlik idiler
Ne güzek bir mekân bulduk dediler
Cennetin içinde buğday yediler
Sürdük bir tarafa puyan eyledik

Âdem ile Havvadan geldi çok insan
Nebiler Veliler oldu mümayan
Yüz bin kerre doldu boşaldı cihan
Nuh Naciyullah'a tufan eyledik

Salihe bir deve eyledik Ihsan
Kayanın içinden çıktı nagehan
Pek çokları buna etmedi iman
Anları hak ile yeksan eyledik

Bir zaman Eshabikefhi uyuttuk
Hazreti Musa’yı Tur'da okuttuk
Siti çulha yaptık bezler dokuttuk
İdris’e biçtirip kaftan eyledik

Süleyman’ı dehre sultan eyledik
Eyyub'a acıdık derman eyledik
Yakup’u ağlattık nalân eyledik
Musa’yı Suayb'a çoban eyledik

Yusuf'u kuyuya attırmış idik
Mısır’da kul diye sattırmış idik
Zeliha'yi ona çattırmış idik
Zellesinden bendi zindan eyledik

Davut peygambere çattırdık udu
Kazadan kurtardık Lût ile Hûd'u
Bak ne hale koyduk nar-i Nemrud'u
İbrahim’e bağ u bostan eyledik

İsmail’e bedel cennetten kurban
Gönderdik sad oldu Halilürrahman
Balığın karnini bir hayli zaman
Yunus peygambere mekân eyledik

Bir mescide soktuk Meryem Anayı
Pedersiz doğurttuk orda İsa’yı
Bir Ağaç içinde Zekeriyya'yi
Biçtirip kanına rızan eyledik

Beytimukaddeste Kudüs şehrinde
Nehri Seria'da Erden nehrinde
Tathir etmek için günün birinde
Yahya’yı 'İsa’yı 'üryan eyledik

Böyle cilvelerle vakit geçirdik
Bu enbiya ile çok is bitirdik
Başka bir Nebiyyizisan getirdik
Anin her nutkunu Kur'an eyledik

Küffarı Kureysi ettik bahane
Mehmet Mustafa geldi cihane
Halkı davet etmek için imane
Murtaza'yi ona ihvan eyledik

Ana kıyas olmaz asla bir nebi
Nebiler sahidir Hakk’ın habibi
Biz ani Nebiyyi-ihsan eyledik

Hak Muhammed Ali ile birleşti
Hep beraber kabekavseyne gittik
O makamda pek çok muhabbet ettik
Leylerelesrayi seyran eyledik

Bu sözleri sanma he insan anlar
Kus dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sırrı müphemi arifan anlar
Çünkü cahillerden pinhan eyledik

Hak ile hak idik biz ezeliden
Ta ruz-i Elestte Kalubelide
Mekân-i Hüda'da bezm-i celide
Cemalini gördük iman eyledik

Vahdet alemini bilmeyen insan
İnsan suretinde kaldı bir hayvan
Bizden ayrı değil Hazreti Süphan
Bunu Kur'an ile ayan eyledik

Sözlerimiz bizim pek muhakkaktır
Doğan ölen yapan bozan hep haktır
Her nereye baksan Hakki mutlaktır
Ahval-i vahdeti beyan eyledik

Vahdet sarayına giren için
Hakki hakk-elyakin görenler için
Bu sırrı Harabi bilenler için
Birlik meydanında cevlan eyledik


Harabi


VAHDET: Birlik. Herseyin Tanrıdan bir parça olması.

tuerkay
21-08-2007, 11:12 PM
Vahdet sarayına girenler için

Hakkı hakk-el yakın görenler için

Bu sırrı Harabi bilenler için

Birlik meydanında cevlan eyledik

Arkadaşlar son dörtlük böyle olmalı.İlgili arkadaş düzeltir ise, daha fazla yanlış yayılması engellenmiş olur.

Bir kaç yere baktım, yanlış hali ile yayılmış.

ferhat_gs
02-06-2008, 06:58 AM
REENKARNASYON (yeni bir bedenle dünyaya tekrar gelme) konusunun gündeme geldiği her yerde şunun altını mutlaka çizmişizdir: Reenkarnasyon anlayışı, Kur'an'ın áhiret ve haşir inancını en küçük anlamda zedeleyecek bir şekle dönüştüğünde onu kaldırır atarız.

O halde, reenkarnasyonun Kur'an'ın verileri açısından kabul veya reddi, bu kavrama yüklenen anlama bağlı olacaktır.

Biz burada üç noktaya değineceğiz!

Birincisi şudur:

İslam din bilginleri, reenkarnasyon konusunda üçe ayrılmışlardır:

1. Kavramı tümden reddedenler,

2. Herkes için işleyen bir kural olarak benimseyenler,

3. Bazı insanlar için işleyen istisnaî bir reenkarnasyonu kabul edenler.

Tümden reddedenlerin şöyle bir gerekçeleri vardır: Böyle bir kabulün, Hint sistemlerindeki tenásüh anlayışına kapı aralayarak Kur'an'ın haşir inancını zedeleyeceği endişesi... Onlar, böyle bir endişenin varlığı yüzündendir ki Kur'an'ın reenkarnasyona işaret eden ayetlerini tevil ile şu hükümde birleşirler:

'Kur'an, reenkarnasyon düşüncesine kapalıdır.'

Onlar bazen şöyle de derler:

'Bu mesele setredilmiştir, açmayın!'

Kavramı kabul edip herkes için sürekli işlediğini söyleyenlere göre, tekrar bedenlenme süreklidir ve bunun, áhiret inancını zedeleyen bir yanı da yoktur. İslam düşüncesine damga vurmuş bulunan İhvanussafa ekolü, sûfî düşüncenin önemli bazı temsilcileri ve bazı gelenekçi müfessirler bu anlayışı paylaşmaktadır.

Müfessir Süleyman Ateş'le bizim de katıldığımız bir grup ise şu görüşün Kur'an'a uygunluğu kanısındadır:

Reenkarnasyon konusu Kur'an'ın 'müteşÃ¡bih' (yorum açık) dediği alana giren konulardandır. Yani bu konuda kesin ve tartışmasız hüküm verilemez. Sadece ihtimaller sıralanır.

'Kesin doğruyu Allah bilir' diyerek ihtimalleri sıraladığımızda biz şu ihtimali öne çıkarıyoruz:

Reenkarnasyonun kabulü, eğer mahşer inancını başka gerekçelerle reddetmiyorsanız, áhiret inancıyla çelişmez. Ãhiretteki dirilme (ba's), son hesap günü için bir dirilmedir.

Kur'an, mahşerle dünya arası bir devreden söz ediyor. Bu devre, berzahtır. (bk. Müminûn, 100)

Reenkarnasyon, şöyle veya böyle, berzah sürecinde söz konusu olur. Ruh, bir yerine birkaç kez bedenlenmekle berzahın dışına çıkmaz. Mahşer ve hesap, tüm ihtişamıyla bákidir. Ve herkes haşrolacaktır. Dünyaya ister bir kez gelin, ister beş kez, sonunda bedenlenip hesaba çekileceksiniz.

Beden birkaç kez değişebilir ama, ruh ve şuur birdir ve son hesap, ruhun mahşerdeki son bedenlenmesi üzerine ve o 'son bedenle' olacaktır.

İkinci nokta:

Kur'an'da reenkarnasyona işaret eden yirmiye yakın ayet vardır. Bu ayetlerin, geleneksel kabullere mahkûm olmadan değerlendirilmesiyle şu sonuçlara ulaşılabilmektedir:

Herkes tekrar tekrar bedenlenmez. Ruh, tekámülüne genellikle dünya ötesi álemlerde devam eder. Ancak bazı ruhlar, dünya boyutuna tekrar indirilir ve tekrar bedenlenirler. Bu bedenlenme, Allah'ın lanetini gerektiren büyük kötülüklere bulaşmış olanlar için domuz, maymun veya zalimlerin uşağı haline getirilme şeklinde olabilir.

Bu son şekle Kur'an ve hadis dilinde 'mesh' (noktalı Hı ile) yani hayvana çevirme denmektedir.

Meshin, insanı olduğu yerde ve anında hayvana çevirme şeklinde değerlendirilmesi müfessirlerin tevilidir. Kur'an böyle bir şey söylemiyor. Bu yolda ileri sürülen bazı rivayetler ise, Yahudi mitolojisi İsrailiyát'tan İslam'a sızmış söylentilerdir. Varlık kanunlarına da aykırıdır.

Hadisler, meshin kıyamate kadar süreceğini ve Muhammed ümmeti için de söz konusu olduğunu açıkça bildirmektedir. (Bu konuyla ilgili hadisler ve açıklamaları için bizim, Son Peygamber adlı kitabımıza bakılabilir.)

Üçüncü nokta:

Konunun dayandığı ayetlerin döküm ve açıklamasını 'Kur'an'daki İslam' adlı kitabımızda yapmış bulunuyoruz. Ayrıca bilgi edinmek isteyenlere rahatça başvurabilecekleri bir kaynak olarak Süleyman Ateş'in Kur'an Tefsiri'ni öneriyoruz.

Ateş, Kur'an'ın şu ayetlerinin reenkarnasyona işaret ettiğini, açık bir biçimde ifadeye koymuştur: Bakara, 28; Nisa, 56; Furkan, 13-14; Fátır, 16; Vákıa, 60-62; Mülk, 1-2; Nûh, 18; İnsan, 28; A'lá, 12-13; Abese, 21-22.

Ateş, Tefsiri'nin ilk baskısının 8. cilt 318. sayfasında, reenkarnasyona işaret eden ayetleri değerlendirdikten sonra, bunları açık anlamlarının dışına çekenlerin durumunu şöyle ifadeye koyuyor:

'Ayetlerin záhirinden de bu mána anlaşılmaktadır. Ancak insanlar, belli yönde şartlanmış olan kamunun tepkisinden çekindikleri için bazı ayetlerin açık anlamlarını tevil etme yolunu tutmuşlardır.'

Özetleyelim:

Kur'an'ın, Hint düşüncesi ve spiritüalist felsefede yer alan reenkarnasyonla eşitlenmeyecek, kendine özgü bir yeniden bedenlenme anlayışı vardır ve bunun, ondaki haşir inancını zedeleyen hiçbir yanı yoktur. Ancak şunu da unutmamak gerekir:

Kur'an'ın dediğini anlamak ehliyet ve emekle, kabul etmekse tabulardan kurtulmuş olmakla mümkündür.

Yaşar Nuri ÖZTÜRK
Star, 27.07.2003