hubyarlýyam
18-11-2006, 02:11 PM
HUBYAR ABDAL
Halk arasýnda Hubyar Devletlü, Hýzýr Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviþ olarak adlandýrýlmaktadýr.
Birleþik bir kelime olan Hûbyâr’ýn iki anlamý vardýr. Hû: Allah anlamýndadýr. Hûb: güzel, hoþ, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolý (Hudayyoolý): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde ayný anlamlara gelen benzer kelimeler vardýr. Ýkincisi ise manevi anlamda “Allah’ýn sevgilisi”, “Allah’ýn Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda baþýný (serini) kurban etmeye hazýr, kamil insaný ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ý telakki etmiþlerdir.
Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sýraç topluluklarýna ve Hubyar Dede Ocaðý’na damgasýný vuran Hubyar adýnda iki zat vardýr. I.Hubyar Sultan 13.yüzyýlda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyýlda yaþamýþtýr. Ýki Hubyar’ýn yaþam öyküsü, rivayetleri, menkýbeleri, kerametleri, ozanlarýn deyiþleri birbirine karýþmýþtýr. I. Hubyar Sultan’ýn konar – göçer bir þekilde zaman zaman geldiði Ormanlýk yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adýyla anýlan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ýn torunlarýndandýr.
I.Hubyar Diye de bildiðimiz ve 13.yy da yaþayan Hubyar Sultan’ ýn tam olarak ne zaman ve nerede öldüðü bilinmemektedir.
Yaklaþýk rakamlar olarak 1500 – 1582 yýllarý arasýnda yaþadýðý varsayýlan Hubyar Abdal 1530'lu yýllarda Gürgençukuru'na tamamen yerleþerek Otaðýný kurmuþ, burada Dergahýný da faaliyete geçirmiþtir. Hubyar Abdal 1562 yýlýnda Kanuni Sultan Süleyman’dan ferman alarak Gürgençukuru bölgesinin kendisine vakfedilmesini (1) saðlamýþtýr. Gürgençukuru bölgesinde Dergah iþlerini yürüten Hubyar Abdal kendisine baðlý Beydili aþiretini de buradan yönetmiþ ve Anadolu’da ki kimi ayaklanmalarda da yer almýþtýr. Tarihi verilerde "Baba Zünnun Ayaklanmasý" (1527) olarak bilinen Tokat - Amasya yöresinde yer alan ayaklanmayý yapan Baba Zünnun'un danýþtýðý bir akýl hocasý olarak bilinen Hubyar Abdal o süreçte Dergahýndan kalkarak Kazova bölgesine kadar gelmiþtir. Bugün Turhal Çaylý Beldesi'nde bulunan "Hubyar Kuyusu"ndan da asasý ile suyu o tarihlerde çýkardýðý öngörülmektedir.
1582 yýlýnda Hakka yürüyen Hubyar Abdal’ýn Mustafa isminde bir oðlu dünyaya gelmiþtir. Hubyar Abdal’dan sonra postniþinlik makamýna oturan Mustafa’nýn da Deydiyar ve Buynat isminde iki oðlu bulunmaktadýr. Buynat’ýn bu gün Ukrayna sýnýrlarý içerisinde bulunan Kazan þehrine gittiði kimi söylencelerde yer alýrken Hubyar köyünü oluþturan ailelerinse Deydiyar’ýn (öl: 1671) soyundan geldiði Hubyarlýlarca bilinmektedir. Üç çocuðu bulunan Deydiyar’ýn oðullarýndan büyük oðlu Hüseyin Abdal aþýklýk, ortanca oðlu Saçlý Ali talip köylerini gezerek dedelik ve küçük oðlu Kenan Þeyh ise Tekke’de durarak postniþinlik görevlerini yerine getirmiþlerdir.
Hubyar Abdal’ýn Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiþ ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadýr.
Hubyar Abdal Hubyar Köyünde bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aþ imkaný saðlamýþtýr. Buraya kurduðu Dergahta yetiþen Dedeleriyle Kýzýlbaþ Beydili Sýraç Türkmenlerine hizmet etmiþ onlarýn birliðini ve dirliðini temin etmiþtir.
Dipnot: (1)
Faaliyetlerine 2006 yýlýnda yeniden baþlayan Hubyar Vakfý aslýnda 500 yýllýk bir geçmiþe dayanmaktadýr. O tarihlerde ülkenin tamamý Osmanlý hânedan ailesinin malý sayýlýrken bir yerin devlet elinden çýkýp þahýslara verilmesi sözkonu deðildi. Sadece kurulu bulunan vakýflara araziler vakfedilebiliyordu. Geçmiþ büyüklerimizin sýk sýk vurguladýðý Hubyarlýlar deðirmende sýra beklemez, askere alýnmaz, vergi vermezmiþ gibi sözleri gerçeði yansýtmaktadýr. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman tarafýndan o dönem de Hubyar Abdal'a verilen bir ferman vesilesiyle Hubyarlýlar bu görevlerden muaf tutulmuþtur. Bu süreç, Osmanlý padiþahý 2. Mahmut'un Hace Bektaþ Dergahý'na baðlý Yeniçeri Ocaðýný kapatarak diðer Alevi Dergahlarýna da Nakþibendi Þeyhlerini atadýðý 1820 yýlýna dek sürmüþtür.
HUBYAR SULTAN
Bu konuyu aktarmadan önce bir þeyi kesin bir dille aktaralým ki, tarihte 2 Hubyar vardýr. 1. Hubyar Sultan 13.Yy.’da yaþayan ve Hace Bektaþ-ý Veli ile birlikte Anadolu’yu irþat etmek için gelen Hubyar, 2. Hubyar ise ondan yaklaþýk 250-300 yýl sonra yaþayan ve Hubyar Sultan’ýn soyundan gelen Hubyar Abdal. Hubyar Abdal’a “Hubyar Abdal” öbeðinde deðiniyoruz.
Hubyar'la ilgili söylenceleri þöyle bir düþünürsek, hemen hemen tüm Hubyarlýlar, Hubyar Sultan'dan bahsederken onun Pir Hace Bektaþ-ý Veli ile olan iliþkisinden söz ederler. Hatta geçmiþte kimi Hubyar dedeleri iþi biraz daha derinleþtirip Pir Hace Ahmet Yesevi ile Hubyar Sultan'ýn aslýnda ayný kiþi olduklarýný savlamýþlardýr. Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir, hiç bir tarihsel veri uyuþmamakta, resmi kanýtlarda böyle bir birliktelikten bahsetmemektedir.
Hubyar Sultan, Ahmet Yesevi ekolü mensubu Horasan Alp-Erenlerinden ulu bir Batýnî babasý olup, Türkmen Alevi Dede Ocaðý kurucusudur
Birleþik bir kelime olan Hûbyâr’ýn iki anlamý vardýr. Hû: Allah anlamýndadýr. Hûb: güzel, hoþ, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolý (Hudayyoolý): Allah için kesilen kurban. . Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde ayný anlamlara gelen benzer kelimeler vardýr. Ýkincisi ise manevi anlamda “Allah’ýn sevgilisi”, “Allah’ýn Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda baþýný (serini) kurban etmeye hazýr, kamil insaný ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ý telakki etmiþlerdir.
Hubyar Sultan'ýn tarihsel sürecinden bahseden bizler, ona "Hubyar" (Farsca: Sevgili dost, can yar) ismini Hace Bektaþ-ý Veli'nin (1209/10-1271/3) koyduðunu söylemekteyiz. Gerçeði de böyledir. Horasan'da Yesevi dergahýnda Pir Ahmet Yesevi'nin öðrencisi Lokman Parande'den ders alan Hace Bektaþ'ý Veli ve Hubyar Sultan diðer Horasan Erenleri ile birlikte Anadolu'ya gelmiþlerdir. Bu süreçte o zamanki adý Suluca Karahöyük olan (Bugün Hacýbektaþ ilçesi) yerde Hace Bektaþ-ý Veli, Horasan Erenleri'nin piri olarak onlarý Anadolu'nun deðiþik yerlerine göndermiþtir. Asýl adý "Ahmet" olan Hubyar Sultan'a da "Hubyar'ýmsýn" diye sarýlarak onu da görevlendirmiþtir. Bu gerçek, Hubyar cemlerinde "Hubyar'ýmsýn dedi, sarýldý Veli" isimli deyiþle hâla vurgulanmaktadýr.
Oðuz Türkleri'ne baðlý Beydili Aþireti'nin önderi konumunda olan Hubyar Sultan, Hace Bektaþ-ý Veli'nin görevlendirmesi ile Selçuklu Sultan'ý Alaaddin Keykubat'la birlikte Alanya Kalesi'nin fethine de karýþmýþ ve daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine gelerek kendisi ile birlikte Horasan'dan Anadolu'ya gelen bir diðer Horasan Ereni olan Yalýncak Sultan'ýn (1) kýzý Gönül Ana (2) ile evlenmiþtir. 13. Y.Y. sonlarýnda Hakka yürüyen Hubyar Sultan’ýn Musa isminde bir oðlu vardýr. Musa'nýn Mustafa isminde bir çocuðu dünyaya gelir. Mustafa'nýn da Ahmet adýnda bir oðlu olur. Tarihte "Yar Ahmet" diye bilinen bu kiþi Hubyar Abdal'ýn da babasýdýr. Yani silsile, Hubyar Sultan => Musa => Mustafa => Yar Ahmet => Hubyar Abdal þeklinde ilerler.
www.hubyarvakfi.org.tr
Halk arasýnda Hubyar Devletlü, Hýzýr Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviþ olarak adlandýrýlmaktadýr.
Birleþik bir kelime olan Hûbyâr’ýn iki anlamý vardýr. Hû: Allah anlamýndadýr. Hûb: güzel, hoþ, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolý (Hudayyoolý): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde ayný anlamlara gelen benzer kelimeler vardýr. Ýkincisi ise manevi anlamda “Allah’ýn sevgilisi”, “Allah’ýn Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda baþýný (serini) kurban etmeye hazýr, kamil insaný ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ý telakki etmiþlerdir.
Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sýraç topluluklarýna ve Hubyar Dede Ocaðý’na damgasýný vuran Hubyar adýnda iki zat vardýr. I.Hubyar Sultan 13.yüzyýlda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyýlda yaþamýþtýr. Ýki Hubyar’ýn yaþam öyküsü, rivayetleri, menkýbeleri, kerametleri, ozanlarýn deyiþleri birbirine karýþmýþtýr. I. Hubyar Sultan’ýn konar – göçer bir þekilde zaman zaman geldiði Ormanlýk yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adýyla anýlan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ýn torunlarýndandýr.
I.Hubyar Diye de bildiðimiz ve 13.yy da yaþayan Hubyar Sultan’ ýn tam olarak ne zaman ve nerede öldüðü bilinmemektedir.
Yaklaþýk rakamlar olarak 1500 – 1582 yýllarý arasýnda yaþadýðý varsayýlan Hubyar Abdal 1530'lu yýllarda Gürgençukuru'na tamamen yerleþerek Otaðýný kurmuþ, burada Dergahýný da faaliyete geçirmiþtir. Hubyar Abdal 1562 yýlýnda Kanuni Sultan Süleyman’dan ferman alarak Gürgençukuru bölgesinin kendisine vakfedilmesini (1) saðlamýþtýr. Gürgençukuru bölgesinde Dergah iþlerini yürüten Hubyar Abdal kendisine baðlý Beydili aþiretini de buradan yönetmiþ ve Anadolu’da ki kimi ayaklanmalarda da yer almýþtýr. Tarihi verilerde "Baba Zünnun Ayaklanmasý" (1527) olarak bilinen Tokat - Amasya yöresinde yer alan ayaklanmayý yapan Baba Zünnun'un danýþtýðý bir akýl hocasý olarak bilinen Hubyar Abdal o süreçte Dergahýndan kalkarak Kazova bölgesine kadar gelmiþtir. Bugün Turhal Çaylý Beldesi'nde bulunan "Hubyar Kuyusu"ndan da asasý ile suyu o tarihlerde çýkardýðý öngörülmektedir.
1582 yýlýnda Hakka yürüyen Hubyar Abdal’ýn Mustafa isminde bir oðlu dünyaya gelmiþtir. Hubyar Abdal’dan sonra postniþinlik makamýna oturan Mustafa’nýn da Deydiyar ve Buynat isminde iki oðlu bulunmaktadýr. Buynat’ýn bu gün Ukrayna sýnýrlarý içerisinde bulunan Kazan þehrine gittiði kimi söylencelerde yer alýrken Hubyar köyünü oluþturan ailelerinse Deydiyar’ýn (öl: 1671) soyundan geldiði Hubyarlýlarca bilinmektedir. Üç çocuðu bulunan Deydiyar’ýn oðullarýndan büyük oðlu Hüseyin Abdal aþýklýk, ortanca oðlu Saçlý Ali talip köylerini gezerek dedelik ve küçük oðlu Kenan Þeyh ise Tekke’de durarak postniþinlik görevlerini yerine getirmiþlerdir.
Hubyar Abdal’ýn Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiþ ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadýr.
Hubyar Abdal Hubyar Köyünde bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aþ imkaný saðlamýþtýr. Buraya kurduðu Dergahta yetiþen Dedeleriyle Kýzýlbaþ Beydili Sýraç Türkmenlerine hizmet etmiþ onlarýn birliðini ve dirliðini temin etmiþtir.
Dipnot: (1)
Faaliyetlerine 2006 yýlýnda yeniden baþlayan Hubyar Vakfý aslýnda 500 yýllýk bir geçmiþe dayanmaktadýr. O tarihlerde ülkenin tamamý Osmanlý hânedan ailesinin malý sayýlýrken bir yerin devlet elinden çýkýp þahýslara verilmesi sözkonu deðildi. Sadece kurulu bulunan vakýflara araziler vakfedilebiliyordu. Geçmiþ büyüklerimizin sýk sýk vurguladýðý Hubyarlýlar deðirmende sýra beklemez, askere alýnmaz, vergi vermezmiþ gibi sözleri gerçeði yansýtmaktadýr. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman tarafýndan o dönem de Hubyar Abdal'a verilen bir ferman vesilesiyle Hubyarlýlar bu görevlerden muaf tutulmuþtur. Bu süreç, Osmanlý padiþahý 2. Mahmut'un Hace Bektaþ Dergahý'na baðlý Yeniçeri Ocaðýný kapatarak diðer Alevi Dergahlarýna da Nakþibendi Þeyhlerini atadýðý 1820 yýlýna dek sürmüþtür.
HUBYAR SULTAN
Bu konuyu aktarmadan önce bir þeyi kesin bir dille aktaralým ki, tarihte 2 Hubyar vardýr. 1. Hubyar Sultan 13.Yy.’da yaþayan ve Hace Bektaþ-ý Veli ile birlikte Anadolu’yu irþat etmek için gelen Hubyar, 2. Hubyar ise ondan yaklaþýk 250-300 yýl sonra yaþayan ve Hubyar Sultan’ýn soyundan gelen Hubyar Abdal. Hubyar Abdal’a “Hubyar Abdal” öbeðinde deðiniyoruz.
Hubyar'la ilgili söylenceleri þöyle bir düþünürsek, hemen hemen tüm Hubyarlýlar, Hubyar Sultan'dan bahsederken onun Pir Hace Bektaþ-ý Veli ile olan iliþkisinden söz ederler. Hatta geçmiþte kimi Hubyar dedeleri iþi biraz daha derinleþtirip Pir Hace Ahmet Yesevi ile Hubyar Sultan'ýn aslýnda ayný kiþi olduklarýný savlamýþlardýr. Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir, hiç bir tarihsel veri uyuþmamakta, resmi kanýtlarda böyle bir birliktelikten bahsetmemektedir.
Hubyar Sultan, Ahmet Yesevi ekolü mensubu Horasan Alp-Erenlerinden ulu bir Batýnî babasý olup, Türkmen Alevi Dede Ocaðý kurucusudur
Birleþik bir kelime olan Hûbyâr’ýn iki anlamý vardýr. Hû: Allah anlamýndadýr. Hûb: güzel, hoþ, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolý (Hudayyoolý): Allah için kesilen kurban. . Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde ayný anlamlara gelen benzer kelimeler vardýr. Ýkincisi ise manevi anlamda “Allah’ýn sevgilisi”, “Allah’ýn Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda baþýný (serini) kurban etmeye hazýr, kamil insaný ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ý telakki etmiþlerdir.
Hubyar Sultan'ýn tarihsel sürecinden bahseden bizler, ona "Hubyar" (Farsca: Sevgili dost, can yar) ismini Hace Bektaþ-ý Veli'nin (1209/10-1271/3) koyduðunu söylemekteyiz. Gerçeði de böyledir. Horasan'da Yesevi dergahýnda Pir Ahmet Yesevi'nin öðrencisi Lokman Parande'den ders alan Hace Bektaþ'ý Veli ve Hubyar Sultan diðer Horasan Erenleri ile birlikte Anadolu'ya gelmiþlerdir. Bu süreçte o zamanki adý Suluca Karahöyük olan (Bugün Hacýbektaþ ilçesi) yerde Hace Bektaþ-ý Veli, Horasan Erenleri'nin piri olarak onlarý Anadolu'nun deðiþik yerlerine göndermiþtir. Asýl adý "Ahmet" olan Hubyar Sultan'a da "Hubyar'ýmsýn" diye sarýlarak onu da görevlendirmiþtir. Bu gerçek, Hubyar cemlerinde "Hubyar'ýmsýn dedi, sarýldý Veli" isimli deyiþle hâla vurgulanmaktadýr.
Oðuz Türkleri'ne baðlý Beydili Aþireti'nin önderi konumunda olan Hubyar Sultan, Hace Bektaþ-ý Veli'nin görevlendirmesi ile Selçuklu Sultan'ý Alaaddin Keykubat'la birlikte Alanya Kalesi'nin fethine de karýþmýþ ve daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine gelerek kendisi ile birlikte Horasan'dan Anadolu'ya gelen bir diðer Horasan Ereni olan Yalýncak Sultan'ýn (1) kýzý Gönül Ana (2) ile evlenmiþtir. 13. Y.Y. sonlarýnda Hakka yürüyen Hubyar Sultan’ýn Musa isminde bir oðlu vardýr. Musa'nýn Mustafa isminde bir çocuðu dünyaya gelir. Mustafa'nýn da Ahmet adýnda bir oðlu olur. Tarihte "Yar Ahmet" diye bilinen bu kiþi Hubyar Abdal'ýn da babasýdýr. Yani silsile, Hubyar Sultan => Musa => Mustafa => Yar Ahmet => Hubyar Abdal þeklinde ilerler.
www.hubyarvakfi.org.tr