PDA

: Alevi Felsefesi Ve Alternatif örgütlenme Modeli


A.adar
14-09-2006, 06:18 AM
ALEVİ FELSEFESİ VE

ALTERNATİF ÖRGÜTLENME MODELİ



Alevi felsefesinin tarihsel gelişim aşamaları gerek sözlü edebiyat aracılığıyla gerek bireysel çabalarla ve gerekse de kitlesel örgütlenme biçimlerinde çeşitli barikatları aşarak bu güne kadar gelebilmiştir. Bu felsefenin ilerici, demokrat, modern, kültürel yanı egemen, despot, yoz ve yobaz çevreleri ürkütmüş, çeşitli yöntemlerle bu felsefenin özü bütünlüklü olarak dejenere edilmeye çalışılmış, soyutlanmış ve halka ulaşması bir biçimde engellenmiştir. Ve bu anlamda egemen çevrelerce Alevi felsefesinin hayatı anlama, anlatma ve yorumlama olanakları bastırılmış kitlesel düzeyde savunulması sistematik olarak engellenmiştir. Bu engellerin yanında açık ya da örtük olarak bu felsefesin toplumsal arena da aşağılanması, hor görülmesi ve yok sayılmasının resmi düzeyde koşulları yaratılmıştır. Alevi felsefesinin ve Alevi edebiyatının bilimsel, tarihsel, nesnel araştırması yine resmi düzeyde ne kabul görmüş ne de desteklenebilmiştir. Ortalıkta dolaşan üç-beş araştırma inceleme yayınlarının dışında, ciddiye alınabilecek, derinlikli, içten, öznel yanı ağır basmayan yayın yok gibidir. Yayınlar genellikle çarpıtılmış, sığ, sağ egemen ideolojinin ahlaki normları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu yapıtlarda görülen ise daha ziyade bu felsefenin ilerici, demokrat, direnişçi, haksızlığa karşı başkaldırısı geleneği görmezlikten gelinerek salt dinsel bir mezhep yüzeyselliğine indirgenerek ele alınmış olmasıdır. Oysa gerçeğin böyle olmadığı, Alevi felsefesinin bu tür bayağı, basit, kerameti kendinden menkul, nemenem bir şey olmadığını kendileride biliyorlar, fakat egemen iktidarlar kendi ideolojik söylemleri doğrultusunda bu felsefeyi doğrudan ya da dolaylı olarak bu içerik ve basitlikte algılamak ve anlatmak istiyorlar.

Tarihten bu güne gelindiğinde Alevi felsefesinin yaygınlaştırılarak yaşatılması, canlı tutulması, yaşamı ve dünyayı yorumlama düşüncesindeki engeller, eskiyi aratmayacak nitelik ve niceliktedir. Egemen çevreleri Alevi felsefesinden korkularının iki temel nedeni var! Birincisi, bu felsefenin özünü oluşturan ilerici, demokratik öz ve haksızlığa karşı başkaldırısı, insan sevgisi, toplumsal ve düşünsel dayanışma zorunluluğuna yönelik bir içerik taşıması. İkinci sebep ise (ki birinci sebeple bağlantılıdır), ülkeyi yönetenlerin Sünni ve benzeri mezheplere dayalı (Alevi felsefesinin tecrit edildiği) bir toplumsal dinsel düşünüşün egemenliğinin sürekli kılınması. Sünni düşünüş ve yaşamsal anlayış daha konservatif ve daha muhafazakar olduğundan verili olan siyasal sistematiği daha rahat ve zorlanmadan olumlayabililiyor, statükoyu koruyor, değişimden (toplumsal değişim) yana bir tavır koymuyor. Bunun içindir ki Türkiye’de ki sol-siyasal örgütlenmelerin militan kadroları hep Alevi felsefesinden ve bu felsefeyi düşünsel düzeyde yaşayan çevrelerden oluşmaktadır. Çünkü bu çevreler hem Alevi felsefesinin ilerici demokrat cephesinden yararlanıyorlar, hem de Alevilerin tarihten gelen ezilmiş, horlanmış ve bastırılmış yanını kullanarak toplumsal muhalefete dahil ediyorlar. Ayrıca Aleviler (namuslu Aleviler) sürekli olarak merkezi iktidardan uzak durmuşlar ya da onun karşıtında toplumsal muhalefeti örgütlemişler veya varolan protest yapılara dahil olmuşlardır.





Uzun bir girişle ve varolan bir fiili duruma nesnel bir yorum getirmeye çalıştık, bu yorum aynı zamanda bir tespiti de içeriyor. Bu saptama sorunun esasında politik olduğu sonucuna zorunlu olarak götürüyor. Şimdi böylesine katmerlenmiş ve sorunsal haline dönüştürülmüş bir olgunun yatay gelişim aşamalarını siyasal ve felsefi toplumsal açılımını yapabiliriz.

Alevi örgütlenmesi tarihten bu güne iki damardan taban bulmaya ve kendi varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Bu damarlardan birisi egemen söylemin çerçevesinde merkezi iktidarın içinde ya da kıyısında resmi bir içerikle koşullanmış ve varlığı siyasal iktidarın sürekliliğine lojistik destek sunabilen salt bir tarikat niteliğine indirgenerek merkezi varlığını sürdürmüştür. İkinci damar ise sol/sosyalist içerikle toplumsal muhalefeti örgütlemeye dönük ve Alevi felsefesinin sadece direniş damarını kendilerine kılavuz olarak alan merkez dışı marjinal grup parti ya da siyasal yapılardır. Bu yapılar içerisinde de Alevi felsefesi otantik özünü yitirmiş salt sol yapılara kadro tedarik etmek için bu felsefenin ilerici, demokratik ve dayanışmacı özelliklerinden yararlanmışlardır.

Alevi felsefesinin kendi nesnel, tarihsel ve otantik varlığını koruyabilmesinin tek koşulu, var olan yapıların dışında yeni bir örgütlenme modelini kendi öz dinamikleri ile yaşatmasıyla ancak olanaklıdır. Öncelikle, ekonomik ve toplumsal üretimsel varlığını sermaye sınıfının ideolojisinin biçimlendirdiği devlet yapılanmasının yani merkezi resmi ideolojinin karşıtında yer almak zorundadır. Egemenler ve sermaye çevrelerinden medet umarak ve bu türlü finansal ilişkilerle kutsal Alevi felsefesinin savunulamayacağı artık fark edilmelidir. Bu ilişkiler öncelikle etik olarak reddedilmelidir.





Alevi örgütlenmesinin gerek Türkiye örgütlenme modeli, gerekse onların yurt dışı uzantıları olan Avrupa örgütlenmelerine yönelik getirilebilecek en önemli eleştiri varolan dağınıklıktır. Ve birbirilerinin karşıtında yer almaya, birbirilerini engellemeye yönelik pratikler sergilemeleridir. Bu biçimsel bir sorundur. Aşılmaz değildir, ancak, örgüt küçük olsun benim olsun zihniyetini taşıyanlar bu felsefeden kovulmalıdırlar ve kendileri “düşkün” ilan edilmelidirler. Fakat asıl sorun, bu dağınık yapıların içeriksel (politik, ideolojik, felsefi) tutumları ve işleyişleridir. Örgütsel varlıklarını, Alevi felsefesini tarihin mezarlarına gömme heveslerine karşı kullanma cesareti ve basiretini gösteremeyen aciz ideolojik tutumları ile Alevi tabanını kitlesel olarak örgütleyemeyen ve bunu toplumsal ve felsefi muhalefet haline dönüştüremeyen merkezci yapılardır. Burada sorun ideolojik netlik ve devlet organizasyonunu iyi analiz edememe sorunudur. Buna ek olarak, Alevi örgütlerini oluşturan kadroların bellek yitimi yaşamalarıdır.





Örgütlenmenin Türkiye ve Avrupa ayağını oluşturan yapıların tarihsel ve güncel gerçeklikleri Alevi tabanının zihninde sürekli canlı tutabilecek bir ideolojik felsefi proğramla hareket etme zorunlulukları vardır. Ve proğramı gerçekçi ve uygulanabilir kılmak ve kitleleri harekete geçmeye ikna edebilecek ve bu motivasyonu sağlayacak etkinlikler bütününe tabanın katılımı sağlanmalıdır.

Çağ değişti, zulüm de şekil değiştiriyor değiştirecekte. Ama gerçeklik değişmeyecek, Egemen iktidarlar Alevilere ve gayri müslümlere tarihten beri uyguladıkları zalimce tavırdan vazgeçmeyeceklerdir. Türkiye’de okulların müfredat proğramları hala Sünni zihniyetin egemenliği altındadır. Avrupa’da okullarda İslam dini eğitimi Milli Görüş güdümüne verilmek üzere,





hatta bir eyalette verildi bile. Alevi örgütlerinde hâlâ etkin muhalif bir ses çıkmıyor. Klasik olan aşılmalıdır artık. Derneklerde yapılan eğlence, düğün, saz kursu, halk oyunları çalışması ve küçük amatör müzik grupları yaratmakla ancak kendimiz çalıp kendimiz oynarız. Bu tür etkinlikler toplumsal muhalefeti örgütleyebilen pratikler değildir. Olsa olsa bu etkinlikler yapıların kendi üyelerinin ve kadrolarının bu felsefe ile karizmatik konum elde etmek için uğraşlarıdır. Bu tür uğraşlarda marjinal katılımla yapılabildiği için tabandan kopuk dolayısıyla kitlesel değildir.

Kitlesel olana yönelik projeler oluşturulabilecek ideolojik netlik gerekir. Amaç ve hedef karıştırılmamalıdır. Amaç çok dernek açmak mı, yoksa kitleselleşip politik güç haline gelmek mi? Bunun yanıtı doğru verilmelidir. Diğer yandan bu kitle felsefi muhalefete politik olarak dönüştürülebilinir mi?





Hedeflenen nedir? Sistemle bütünleşmek, egemen söylemin yörüngesinde merkezi ideolojinin kuyrukçuluğunda varolan zulüm sistemini sürekleştirmek mi? Yoksa sistemin demokratikleştirilmesine yönelik bütün etnik, dinsel, kültürel azınlık haklarının anayasal güvenceye alınması mı? Bunun yöntemi nedir?

wengesodiri
14-09-2006, 06:31 AM
güzel bilgilerin için tşk..
ama malesef sistem alevileride istediği şekilde kullanmakta...
farkındaysan o kadar alevi örgütlenmeleri varki ve hepsi aelviilği farklı tanımlamakta buda alevilerin bir çatı altında birleşmesini önlemekle birlikte aleviilğin özünü kendisinden uzaklaştırmaktadır....
farklı alevi örgütlerinde olan aleviler birbirlerine düşman kesilmekte ....
sistemki bir zaman alevileri yok etmek için çalışmış ama başaramamış şimdi ise asimile için alevileri her türlü kılıfa sokmaktalar...

aliekber
14-09-2006, 06:35 AM
Sorgulamalarının devamını diliyorum

paylaşımın için sağolasın sayın a.adar can

A.adar
14-09-2006, 07:08 AM
Sorgulamalarının devamını diliyorum

paylaşımın için sağolasın sayın a.adar can
sizlerde saolun bizler mutlaka ama mutlaka alevilerin birliğini sağlamalız dili ırkı ne olursa olsun yardımlarınız bekliyorum

Rojaazme
22-11-2006, 07:27 AM
sevgili candost yüregine sağlık ....

alvin
05-12-2006, 01:07 PM
Sevgili A.Adar
yazınızı beğenerek okudum;fakat yaptığınız tespitlerin yanında çözüm önerilerinizi çok yetersiz buldum.Ne yazık ki sunulan bir örgütlenme modeli yok burda.
Politik güç olabilmek;yahut bir araya gelebilmek için var olan kurumlarda(pes edip yeniden bölünmeden) yeni örgütlenme araçları kullanılmalıdır.Geçmişte var olan araçlar(dedelik kurumu,cem ayini,nefesler,sözlü aktarım-ki bu değişime sürekli açıklığın en etkili araçlarından birisiydi- vb..) güncellenmeli,güncel olan araçlar(aleviliğin içinde olsun yada olmasın) yaptığınız tespitler ışığında kullanılabilmelidir.
En önemli sorun bunların nasıl yapılacağıdır(ve eyleme dönüştürebilmektir)Sanırım sonraki aşama bu başlıkları genişletip,bunlar üstünden tartışmak olmalıdır.

Saygılar tüm canlara...

A.adar
05-12-2006, 11:43 PM
Sevgili A.Adar
yazınızı beğenerek okudum;fakat yaptığınız tespitlerin yanında çözüm önerilerinizi çok yetersiz buldum.Ne yazık ki sunulan bir örgütlenme modeli yok burda.
Politik güç olabilmek;yahut bir araya gelebilmek için var olan kurumlarda(pes edip yeniden bölünmeden) yeni örgütlenme araçları kullanılmalıdır.Geçmişte var olan araçlar(dedelik kurumu,cem ayini,nefesler,sözlü aktarım-ki bu değişime sürekli açıklığın en etkili araçlarından birisiydi- vb..) güncellenmeli,güncel olan araçlar(aleviliğin içinde olsun yada olmasın) yaptığınız tespitler ışığında kullanılabilmelidir.
En önemli sorun bunların nasıl yapılacağıdır(ve eyleme dönüştürebilmektir)Sanırım sonraki aşama bu başlıkları genişletip,bunlar üstünden tartışmak olmalıdır.

Saygılar tüm canlara...


değerli kardeşim
ben bu kadarını söyledim sizinde katkılarınızı bekliyorum
zaten önenli olan bir araya gelip sorunları tartışmak

alvin
10-12-2006, 08:56 AM
ALEVİ FELSEFESİ VE

ALTERNATİF ÖRGÜTLENME MODELİ





Alevi örgütlenmesi tarihten bu güne iki damardan taban bulmaya ve kendi varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Bu damarlardan birisi egemen söylemin çerçevesinde merkezi iktidarın içinde ya da kıyısında resmi bir içerikle koşullanmış ve varlığı siyasal iktidarın sürekliliğine lojistik destek sunabilen salt bir tarikat niteliğine indirgenerek merkezi varlığını sürdürmüştür. İkinci damar ise sol/sosyalist içerikle toplumsal muhalefeti örgütlemeye dönük ve Alevi felsefesinin sadece direniş damarını kendilerine kılavuz olarak alan merkez dışı marjinal grup parti ya da siyasal yapılardır. Bu yapılar içerisinde de Alevi felsefesi otantik özünü yitirmiş salt sol yapılara kadro tedarik etmek için bu felsefenin ilerici, demokratik ve dayanışmacı özelliklerinden yararlanmışlardır.




Alevi örgütlenmesinin gerek Türkiye örgütlenme modeli, gerekse onların yurt dışı uzantıları olan Avrupa örgütlenmelerine yönelik getirilebilecek en önemli eleştiri varolan dağınıklıktır. Ve birbirilerinin karşıtında yer almaya, birbirilerini engellemeye yönelik pratikler sergilemeleridir. Bu biçimsel bir sorundur. Aşılmaz değildir, ancak, örgüt küçük olsun benim olsun zihniyetini taşıyanlar bu felsefeden kovulmalıdırlar ve kendileri “düşkün” ilan edilmelidirler. Fakat asıl sorun, bu dağınık yapıların içeriksel (politik, ideolojik, felsefi) tutumları ve işleyişleridir. Örgütsel varlıklarını, Alevi felsefesini tarihin mezarlarına gömme heveslerine karşı kullanma cesareti ve basiretini gösteremeyen aciz ideolojik tutumları ile Alevi tabanını kitlesel olarak örgütleyemeyen ve bunu toplumsal ve felsefi muhalefet haline dönüştüremeyen merkezci yapılardır. Burada sorun ideolojik netlik ve devlet organizasyonunu iyi analiz edememe sorunudur. Buna ek olarak, Alevi örgütlerini oluşturan kadroların bellek yitimi yaşamalarıdır.



Sevgili can,bunun için yeni bir forum başlığı açmayı düşünüyordum;fakat bu başlıkla ve söylediğin güzel şeylerle fazlasıyla alakalandırılabilecek bir durum olduğu için burda devam etmenin uygun olacağını düşünüyorum.

Forumda Abf ve Cem vakfı üzerine yoğunlaşmış ve ne yazık ki herhangi iki kurum adına yapılacak bir eleştirinin "taraf" olarak görüldüğü tartışmalar sürüüüüüp gidiyor.Burda elbette ki taraf olmaktan bir gocunmam olmayacaktır ve doğruya da taraf olmak gerektir elbet.
Fakat bu tartışmalar ne yazık ki çözüm noktasında bir adım olmamakta ve hatta her tartışmada çözümsüzlük ön plana çıkmaktadır.Bence doğru olan bu kısır çatışmaya taraf olmak yerine,bu tartışmaları bitirebilecek ön yargılardan uzak,temel bazı ilkelere dayanan ve ayrıntı düzeyindeki şeyleri önemsemeyen, ayrıca birlikteliği gösterebilecek bir tarafı vücuda getirmektir.Bu,Alevi örgütlenmelerindeki genel kısırlığa,tabansızlığa ve yukarda saydığınız diğer eksikliklere verilebilecek bir cevap da olabilecek bir niteliktedir...

Benim sizden ve diğer canlardan ricam,temel olan ilkeleri burda dile getirmeniz ve bunu yaparken "taraflılığımızı" ve kısır tartışma(ve ayrıntılarda boğulma) özelliğimizi bir kenara bırakarak bunu yapmamızdır.

Benim aklıma gelen ilk vazgeçilmez/temel ilkeler:

1-) Aleviliği İslam içi veya dışı olarak nitelendiren tartışmalar 'manidar' ve de anlamsızdır.Bu güne kadar yazılı ve sözlü kaynaklarıyla,cemleriyle sürüp gelen Alevilik ne İslam dışı diye tanımlanabilir;ne de resmi-sünni ideolojiye(ya da diğer herhangi bir inanca) indirgenebilir.

2-)Laiklik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Aleviliğin vazgeçilmezidir.Bu yüzden laik olmayan bir yapıya da karşıdır Alevilik.Fakat Türkiye gerçekliğinde kısa bir sürede kaldırılması söz konusu olamayacak Diyanet İşleri'nde Alevilerin talebi,temsil edilmek değil,buraya verilen vergilerden muaf tutulmak olmalıdır(ya da bu eksendeki çözümler)

Umarım ki,küçük kaygılarımızdan uzak,gerçeğin ışığında,yol adabına uygun,kırmadan/dökmeden ortak noktalarımızı bulup,birlik için bir başlangıç yapabiliriz.

Saygılar tüm canlara...

r.ocak7
11-12-2006, 04:08 AM
farklı örgütlenme modeline ihtiyacımız varmı yok mu sorusunun cevabı,alevilerin şu an içinde bulundukları durumdur,bu anlamda kesin net bir dille farklı bir örgütlenme modeline ihtiyacımz var diye düşünüyorum.

gerekçelerim
1-aleviler içerikten yoksun olarak inanç ve değerlerini yaşıyorlar

2-şekilci ritüeller ön pılanda
3-içerikten yoksun oldukları için alevi gençleri ateizme ve farklı inançlara kayıyor

4-cem evleri camilere alternatif bir psişik tatmin alanı olarak kullanılmamalı

5-talip yoldan uzak, dede yola yabancı, dayanışma samimiyetten uzak

6-aleviler kin ve nefreti dışlarken kendi kurumları arasındaki nifakla komik duruma düşüyorlar
7- yol varken ,kişi yada kurumlara yönelik polemikler aleviliği yıpratıyor

aslında çoğaltılabilir gerekçeler daha fazlasına gerek yok

alternatif model olarak önerim
1-vasıfsız dedeler yani birikimli olmayan halk tarafından benimsenmemiş kendisini taşıyamayan dedeler kurumlardan uzaklaştırılmalı

2-sağlam örgütlenme için üniversite gençlerimiz ve akademisyenler işin içine dahil edilmeli

3- genç dinamik birikimli gençlere önemli görevler verilmeli

4- kurumlar kişilerin ahpab çavuş ilişkilerinden arındırılmalı

5- alevilikle alakası olmayan ve hiçbir katkısı olmayan halkı kurumlara karşı cephe almasına neden olan kişiler konumu ne olursa olsun yalakalık olsun diye cemlere alınmamalı aleviliğin bunlara ihtiyacı yoktur(namık kemal zeybek gibi,mustafa sarıgül gibi vb)

6-alevi kurumlar arasındaki husumet iyi niyetli elçiler aydınlar ve gençler aracılığı ile ortadan kaldırılmalı

7-dede ve birikimli gençler el ele günün koşullarına uygun eğitim için ve daha çok sayıda insana ulaşmak için aktif çalışmalı

8-bireysel kompleks,kibir ve çıkarlar,bir tarafa atılmalı herkes için geçerli

9- sisteme ve bizleri asimile etmeye çalışan tüm güçlere karşı yek vücut olmalı bunun için kurumlar arası dayanışma en kısa zamanda sağlanmalı

10-biz bizimle olursak ,bizim gibi düşünen aydın demokrat birçok insanla bu ülkede birçok güzellikler yapılabilir,bölmeden ırkçılık yapmadan, şoven olmadan

11-demokrat sivil toplum örgütleri ve partilerle diyaloğa geçilmeli ama teslimiyet ve yalakacı zihniyet taşımadan,kendi kimliğine sahip çıkarak

12-dirlik için birlik şart,samimi olalım,yüzeysel kalmasın tartışma boyutu ile kalmasın

ben böyle düşünüyorum diğer arkadaşlarda fikirlerini ortaya dökerlerse daha güzel sonuçların çıkacağına eminim

bu anlamda bir eğitimci olarak üzerime düşen ne ise, evet şöyle bir şey yapalım dediğiniz anda arkadaşlarımla birlikte hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaz.

sevgiler saygılar

alvin
30-01-2007, 02:40 PM
Sevgili r.ocak7
Merak ettiğim bir şey var.Yazınızda alternatif örgütlenme modeline ihtiyaç olduğundan bahsediyorsunuz.Aslında sorum tam olarak size değil,konuyla ilgilenen bütün canlara.
Aleviliğin inancıyla birlikte getirdiği bir örgütlenme modeli zaten var.Bu örgütlenme modeli(yanılıyorsam düzeltin)tabandan tavana doğru,bilgiye ve kişinin yeteneklerine bağlı olarak,çok ciddi bir hiyerarşik yapı.Sizce bu örgütlenme modeli günümüzde uygulanabilir mi;ya da uygulanması gerekir mi?
Cevabı evet olan canlar için bir kaygımı dile getireyim.Geçmişte böyle bir uygulama varken dedeleri hem halk,hem de birt üst kurum denetliyebiliyormuş.Lakin günümüzde bazıları bu konumu neredeyse krallık mertebesinde görüp öyle davranıyorlar.Eleştiri veya denetlemeden bahsedildiğinde Hammurabi kesiliyorlar.Ya buna çözüm nedir?

Bir de örgütlenmeye bakış açımızda ciddi bir sakatlık olduğuna inanıyorum.Herhangi bir alevi kurumunda olan canlar bulunduğu kurumun gözü kapalı savunucusu olup çıkıyorlar.Öte yandan ciddi bir şekilde bulunduğu kurumu kendisine ait görme ve "diğerleri"nin kendi işleriyle ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorlar.Hiçbir alevi kurumunda bulunmayan arkadaşlar ise kendilerini o kurumların yaptığı hatalardan muaf tutuyorlar.Sonuç:HER KOYUN KENDİ BACAĞINDAN ASILIR mantığı.Oysa hepimiz,yanlışlara müdahale etmeyerek suça ortak olmuyor muyuz???
Kanımca Alevi olan her canın "Alevi" kurumlarını sahiplenmesi,savunması ve müdahale etmesi gerekiyor(hangi kurumda olursa olsun)
Yoksa zaten bazı kurumların içinde(yönetiminde)olan kişilerin de istediği bu:Müdahale olmasın,eleştiri olmasın ve dilediğimiz gibi at oynatalım...
Belki de örgütlenme noktasında atabileceğimiz ilk ve en ciddi adım tüm alevi kurumlarını sahiplenip,herkesin katılabileceği bir denetim sistemi oluşturabilmek.Ve tepkilerimizi daha ciddi ve sonuç alıcı biçimde dile getirebilmek.
SAYGILARIMLA...

Paris
11-04-2007, 05:27 AM
Benim önerilerim:
Medya güçlü bir araçtır.Artan Alevi kanallarının izleyicisini artırmak için uydu kullanımını teşvik etmek gerekir.Bu kanallar üzeirnden yapılacak yayınlarla hem hafızalar tazelenmekte,hemde kimlik bilincini arttıran tartismalar yapilabilmektedir.
Mesela,Türkiye Laik bir devlet midir?Hayır değildir.Çünkü diyanet işleri gibi bir kurumun varligi varken ve okullarda zorundlu din egitimi söz konusu iken cevap gayet basittir.
(Satranc oynamak icin senden önce yapilmis tüm hamleleri bilmelisin.)
Alevilik anlayisinda cesitli ayrimlar olabilir öncelikle hamleleri yapıp güclendigimizde bu ayrimlari irdelemek daha dogru gibi...
Resmi idelojiye yakin olan Alevilerinde bircok konuda ortak paylasim noktalari var.Alevilerin gercekligi Türkiye gercekliginden ayri degil.Varolan bircok sikinti sag ideolojilerin hegemonyasinda cözülmesi zor konular cünkü direk sistemle alakali.
Fakat hukuki yollara basvurup ,bosluklardan yararlanmaliyiz.Böylelikle ikiyüzlülükler ortaya cikmalidir.Ailelerin toplu bir sekilde din dersleri ile ilgili olarak dava acması,yada mümkünse bireylerin bizlerin yasadigimiz baskilar sebebiyle manevi tazminat davasi acarak sonuna kadar haklarimizi savunmak degil direk almaliyiz.
Daginik alevi derneklerinin birer kahvehane olarak isletilmesini önlemenin yollarini bulmaliyiz.
Önemli olan iletisimi artirmak..

Hamzababa
11-04-2007, 03:26 PM
Dostlar,

alevilerin zaten var olan bir örgütlenmeleri var. Ocaklarin bir cogu haci bektasa baglidir ve, her alevinin bir dedesi, piri, mürsidi vardir. Yani hazir olan bir örgütlenme yüzlerce yildir islemektedir ama ceme gitmeyen, dedesini tanimayan aleviler bir örgütlenme modeli artamaktalar.

Dedelerin otorite boslugu sehirlerde ve en cokta göcler sonucu yer degistiren alevilerde görülmektedir. örnegin avrupadaki aleviler.

Avrupadaki alevilerde bu otorite ve kontak eksikligen var olan bir basi bozukluk var diyelim, peki türkiyede neden degisik derneklere ihtiyac vardir. neden o dernekler birlesip daha güclü olmak istemezler?

Siyasi emelleride unutmamak lazim, herkes devlete suc buluyor ama yangina da körükle gitmektenden geri durmuyor. Benim anlamadigim kendi aralarinda hangi farklar var acaba ? kim aciklayabilir, tartisma daha saglikli olur düsüncesindeyim.

saygilar

Paris
15-04-2007, 02:11 PM
Dostlar,

Dedelerin otorite boslugu sehirlerde ve en cokta göcler sonucu yer degistiren alevilerde görülmektedir. örnegin avrupadaki aleviler.

Avrupadaki alevilerde bu otorite ve kontak eksikligen var olan bir basi bozukluk var diyelim, peki türkiyede neden degisik derneklere ihtiyac vardir. neden o dernekler birlesip daha güclü olmak istemezler?


saygilar

Otorite istiyorsanız kendi adınıza istemelisiniz.Aleviliği bir din gibi yaşamayan birçok insan var.Yorum farklılıkları var yani.Bu yüzden düşüncelerini gözden geçirmelisin derim.
Eğer dedelik Almanya'da ev ev dolasıp para toplamaksa bir yerlerde yanlış yapılıyor demektir.Artık bilgileri dedelerden almıyoruz.Sözlü tarih derseniz, ona yetkin dede de çok az kaldı.

Av.A.Guvercin
15-04-2007, 02:23 PM
Otorite istiyorsanız kendi adınıza istemelisiniz.Aleviliği bir din gibi yaşamayan birçok insan var.Yorum farklılıkları var yani.Bu yüzden düşüncelerini gözden geçirmelisin derim.
Eğer dedelik Almanya'da ev ev dolasıp para toplamaksa bir yerlerde yanlış yapılıyor demektir.Artık bilgileri dedelerden almıyoruz.Sözlü tarih derseniz, ona yetkin dede de çok az kaldı.

Inanc bilgilerini hala dedelerden aliyoruz dost. Hak la hak olmak icin takip edilmesi gereken aski muhabbetin bulleri dedelerimizdir.

Ancak orgutlenmemiz ayri bir olaydir suphesiz.

Ak Almanya Alevi Birlikleri bunun farkina varabilseler, inanc i dedelerimize birakip sade ce orgutlenme sekliyle ilgilenseler, iste o zaman butun destegimi kazanacaklar ve belki de bir cok minglerine ka katilacagim.

Saygilarimla

Hamzababa
16-04-2007, 04:39 PM
Otorite istiyorsanız kendi adınıza istemelisiniz.Aleviliği bir din gibi yaşamayan birçok insan var.Yorum farklılıkları var yani.Bu yüzden düşüncelerini gözden geçirmelisin derim.
Eğer dedelik Almanya'da ev ev dolasıp para toplamaksa bir yerlerde yanlış yapılıyor demektir.Artık bilgileri dedelerden almıyoruz.Sözlü tarih derseniz, ona yetkin dede de çok az kaldı.

Sagol sayin paris, tavsiyeni dikkate aldim ve gözden gecirdim. eksiklserimi lütfen tamamlayiniz.

otoriteden amac, ahlak bekciligi degildir. Sözü gecen, sözü dinlenilen anlamindadir yani " bir bilen kisi " kastedilmistir.

Alevilik bir din gibi yasanmayacaksa ne gibi yasanilir alevilik anlayamadim. eger yorum farki getirecekseniz, nereye nasil mesela ;

alevilik önce insan diyor, siz ne demeyi düsünüyordunuz ?

Alevilik; mantiga sigmayan dine sigmaz diyor, ya sizce?

Alevilik; kabe kapinizin önünde, görmüyormusun diyor, yorumunuz nedir?

Alevilik: eline, diline, beline diyor, sizce?

Yorum farkliliklari dogaldir cünkü bir deyimden dört anlam cikar.

O oldugunuz kapiya göre degisir. Ama bu aleviligin özü ile alakali degildir yani, eger alevilik, güzel ahlak, baris diyorsa siz yeni bir yorum diyerek, ahlaksizlik ve savas diye degistiremezsiniz.

Degisen seyin adini bilmem ama onun adi alevilik olmaz diye düsünüyorum.

Ben dede degilim ve öyle bir iddiamda yok, ama dedelere verilen para sadaka veya zekat degildir. dedeler de zaten bu anlamda bir parayi kendi adlarina almazlar.

Dedelere taliplerinin verdigi para ya hakullah denilir ( belki bu cümlebaska yörelerde degisir) ve yol masrafi gibi bir karsiligi vardir. yani dede bir dini vecibeyi yerine getirmek icin, köyden sehire gelmistir, talibin hizmetini görmüstür, yolda masraf yapmistir, yol parasi falan. simdi dedenin ayligi yok cami hocasi gibi. ne yapsin dede, hem hizmet etsin hemde masraf mi yapsin. eger talibin gücü yoksa mecburda degil dedeye para vermeye, dede onuda kendi cebinden karsilar zaten verilen parada gönüllüdür ve fiyat cizelgesi gibi bir sartta yoktur.

Bakiniz, bende cok kizardim bizim dedeye, hep para aliyor, köyde bugday topluyor diye.

Yine bir gün konusu gecti ve ben gene sikayette bulundum. amcam bana dediki;

sen o dedenin ankarada ki köyümüzün issiz genclerine hergün harclik verdigini biliyormusun. Bana da iki sefer harclik koydu cebime kira yatirmak icin. Nerden bilebilirdimki, yardim gizli yapilir ve kimse birsey demezdi ne alan ne veren.

Dedelerin böyle sosyal bir görevide var alevi toplumu icinde.

Dedeleri hor görmeyelim, para topluyorlar diye, benim tavsiyem verin. Allah kabul etsin. Bir daha tekrar edeyim bunlar sadaka degil, fitre, zekatda degildir. Dedenin yol giderlerine katkidir ve birgün muhtac olan bir insanin derdine dermandir.

Dostcakalin

A.adar
27-04-2007, 06:33 AM
farklı örgütlenme modeline ihtiyacımız varmı yok mu sorusunun cevabı,alevilerin şu an içinde bulundukları durumdur,bu anlamda kesin net bir dille farklı bir örgütlenme modeline ihtiyacımz var diye düşünüyorum.

gerekçelerim
1-aleviler içerikten yoksun olarak inanç ve değerlerini yaşıyorlar

2-şekilci ritüeller ön pılanda
3-içerikten yoksun oldukları için alevi gençleri ateizme ve farklı inançlara kayıyor

4-cem evleri camilere alternatif bir psişik tatmin alanı olarak kullanılmamalı

5-talip yoldan uzak, dede yola yabancı, dayanışma samimiyetten uzak

6-aleviler kin ve nefreti dışlarken kendi kurumları arasındaki nifakla komik duruma düşüyorlar
7- yol varken ,kişi yada kurumlara yönelik polemikler aleviliği yıpratıyor

aslında çoğaltılabilir gerekçeler daha fazlasına gerek yok

alternatif model olarak önerim
1-vasıfsız dedeler yani birikimli olmayan halk tarafından benimsenmemiş kendisini taşıyamayan dedeler kurumlardan uzaklaştırılmalı

2-sağlam örgütlenme için üniversite gençlerimiz ve akademisyenler işin içine dahil edilmeli

3- genç dinamik birikimli gençlere önemli görevler verilmeli

4- kurumlar kişilerin ahpab çavuş ilişkilerinden arındırılmalı

5- alevilikle alakası olmayan ve hiçbir katkısı olmayan halkı kurumlara karşı cephe almasına neden olan kişiler konumu ne olursa olsun yalakalık olsun diye cemlere alınmamalı aleviliğin bunlara ihtiyacı yoktur(namık kemal zeybek gibi,mustafa sarıgül gibi vb)

6-alevi kurumlar arasındaki husumet iyi niyetli elçiler aydınlar ve gençler aracılığı ile ortadan kaldırılmalı

7-dede ve birikimli gençler el ele günün koşullarına uygun eğitim için ve daha çok sayıda insana ulaşmak için aktif çalışmalı

8-bireysel kompleks,kibir ve çıkarlar,bir tarafa atılmalı herkes için geçerli

9- sisteme ve bizleri asimile etmeye çalışan tüm güçlere karşı yek vücut olmalı bunun için kurumlar arası dayanışma en kısa zamanda sağlanmalı

10-biz bizimle olursak ,bizim gibi düşünen aydın demokrat birçok insanla bu ülkede birçok güzellikler yapılabilir,bölmeden ırkçılık yapmadan, şoven olmadan

11-demokrat sivil toplum örgütleri ve partilerle diyaloğa geçilmeli ama teslimiyet ve yalakacı zihniyet taşımadan,kendi kimliğine sahip çıkarak

12-dirlik için birlik şart,samimi olalım,yüzeysel kalmasın tartışma boyutu ile kalmasın

ben böyle düşünüyorum diğer arkadaşlarda fikirlerini ortaya dökerlerse daha güzel sonuçların çıkacağına eminim

bu anlamda bir eğitimci olarak üzerime düşen ne ise, evet şöyle bir şey yapalım dediğiniz anda arkadaşlarımla birlikte hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaz.

sevgiler saygılar


sevgili r.ocak nasıl örgütlenmeli güze bir acıklama bir öğretici olarak üzerine düşenleri yapacağına inaniyorum sevgilerimle

Rojaazme
08-06-2007, 09:37 AM
Tarihten bu güne gelindiğinde Alevi felsefesinin yaygınlaştırılarak yaşatılması, canlı tutulması, yaşamı ve dünyayı yorumlama düşüncesindeki engeller, eskiyi aratmayacak nitelik ve niceliktedir. Egemen çevreleri Alevi felsefesinden korkularının iki temel nedeni var! Birincisi, bu felsefenin özünü oluşturan ilerici, demokratik öz ve haksızlığa karşı başkaldırısı, insan sevgisi, toplumsal ve düşünsel dayanışma zorunluluğuna yönelik bir içerik taşıması. İkinci sebep ise (ki birinci sebeple bağlantılıdır), ülkeyi yönetenlerin Sünni ve benzeri mezheplere dayalı (Alevi felsefesinin tecrit edildiği) bir toplumsal dinsel düşünüşün egemenliğinin sürekli kılınması. Sünni düşünüş ve yaşamsal anlayış daha konservatif ve daha muhafazakar olduğundan verili olan siyasal sistematiği daha rahat ve zorlanmadan olumlayabililiyor, statükoyu koruyor, değişimden (toplumsal değişim) yana bir tavır koymuyor. Bunun içindir ki Türkiye’de ki sol-siyasal örgütlenmelerin militan kadroları hep Alevi felsefesinden ve bu felsefeyi düşünsel düzeyde yaşayan çevrelerden oluşmaktadır. Çünkü bu çevreler hem Alevi felsefesinin ilerici demokrat cephesinden yararlanıyorlar, hem de Alevilerin tarihten gelen ezilmiş, horlanmış ve bastırılmış yanını kullanarak toplumsal muhalefete dahil ediyorlar. Ayrıca Aleviler (namuslu Aleviler) sürekli olarak merkezi iktidardan uzak durmuşlar ya da onun karşıtında toplumsal muhalefeti örgütlemişler veya varolan protest yapılara dahil olmuşlardır