PDA

: Pir Sultan Abdal'a Ilişkin Belgeler


Rojaazme
05-11-2006, 10:57 AM
http://www.karacaahmetsultan.com/arastirma.asp?id=60



Sen benim canımsın gözümün nuru

Ben sana sarıldım pirim Pir Sultan

Gönüller sultanı düşkünler piri

Yandım da kavruldum pirim Pir Sultan

Halkını savundun haklı dil ile

Bazen diken ile bazen gül ile

Banaz yaylasından esen yel ile

Estin de savruldun pirim Pir Sultan

Adını seslendim şehirden köye

Yüzünü benzettim güneşe aya

Ben senin türkünü çağırdım diye

Ezilip sürüldüm pirim Pir Sultan

MİHNETİ'yim ayrılmadım yolundan

Örnek aldım deyişinden dilinden

Ben senin aşkından senin elinden

Öldüm de dirildim pirim Pir Sultan

Rojaazme
05-11-2006, 10:58 AM
Mihneti

Alevi kitlenin tarihi ve kültürü üzerinde büyük etkisi olan adlardan birisi de Pir Sultan Abdal'dır. Alevi yolunun bütün özelliklerini şiirlerine yansıtan bu büyük dede, Osmanlı yönetiminin zulmü karşısında baş eğmemenin sembolü olarak, İmam Ali ve Hüseyin'den sonra Alevilerin belleğine, gönüllerine yerleşmiş üçüncü büyük addır... 16. Yüzyıl'da yaşadığı bilinen bu büyük ozan hakkında yakın zamanlara değin yeterli bir bilgi sağlanabilmiş değildir.

Pir Sultan Abdal üzerine daha önce Cahit Öztelli'nin saptamalarını temel alarak yaptığımız değerlendirmede, Pir Sultan'ın 1588'de asıldığını yazmıştık (Bak: Halk Şiirinde Gerçekçilik).

Araştırmacı İbrahim Aslanoğlu, Pir Sultan Abdallar adlı kitabında, Öztelli'nin kendisinden aldığı bilgileri kaynak bile göstermeden, yanlış biçimde kullandığını açıklayınca, durumu bizzat ana kaynaklardan araştırdık. Sonuçta, Aslanoğlu'nun saptamalarının ve işaretlerinin doğru olduğu ortaya çıktı.

Başbakanlık Arşivi'nde, saraydan yazılan fermanların kaydedildiği defterleri incelediğimizde iki Hızır Paşa görüyoruz. Bunlardan birisi, Sivas'a, 1547 yılında vezir olarak geliyor. Bu Hızır Paşa 1550 yılında Sivasta'dır. 1553 tarihinde ise bu vezir, emekli olarak İstanbul'da bulunuyor.

Diğer Hızır Paşa 1590 yılından itibaren Revan'dadır.

Mühimme Defteri 67, hicri 999 tarih ve 427 sıra nolu ferman bunu göteriyor. Fakat aynı defterin 137. sayfasındaki 363 nolu fermanda, Hızır Paşa'yı 1590 yılında Avrupa’da görüyoruz. Yine 278 numaralı fermanda da onun Avrupa'da bulunduğu anlaşılıyor. Sofya'daki çavuşlarla ilgili bir fermandan, Hızır Paşa'nın Silistre dolaylarında paşa olduğu anlaşılıyor.

Yine 68 Numaralı Mühimme Defteri, h. 999 tarihli (1590) 59 sıra nolu emirde ve 71 sıra nolu emirde, Hızır Paşa'nın Avrupa'da olduğunu, Leh elçisini karşılamakla görevlendirildiğini anlıyoruz. Kendisi, Tuna yalıları veziridir.

Eğer bu dönemde iki ayrı Hızır Paşa yoksa, bu kişi daha sonra Revan Beylerbeyi olarak atanmıştır. Tarihçi Ali, bu iki kişinin tek kişi olduğunu gösteren bilgiler veriyor. Anlaşıldığı kadarıyla, Hızır Paşa, Rumeli'den doğuya gönderilmiştir. 67 Numaralı Mühimme Defteri'nde bulunan 448 numaralı fermandan 1591 yılında Hızır Paşa'nın Revan'da olduğunu, daha sonra, 465 numaralı fermandan da Bağdat'a vezir olarak atandığını anlıyoruz. 466 numaralı ferman da bunu destekliyor.

70 Numaralı Mühimme Defteri'nde, 95 ve 96 numaralı fermanlardan, Hızır Paşa'nın Tebriz'e atandığı sonucu çıkıyor. Bu defterdeki 179 ve 270 numaralı fermanlarda, Hızır Paşa'dan sabık Halep Beylerbeyi ve sabık Bağdat Beylerbeyi olarak söz ediliyor.

73 Numaralı Mühimme Defteri'nde 15 numaralı ferman, 1594 yılında Hızır Paşa'nın Tebriz Beylerbeyi olduğunu gösteriyor. Buradan, yine Bağdat'a geçtiği anlaşılıyor. Çünkü, 26 numaralı fermanda ondan sabık (eski) Tebriz Beylerbeyi sıfatıyla söz edilip halktan, adamları vasıtasıyla 1000 ile 1500'er kuruşu zorla aldığı, bir soruşturma geçirdiği anlaşılıyor. 132 numaralı ferman bunu gösteriyor.

Rojaazme
05-11-2006, 10:58 AM
Yine aynı defterin 400 numaralı belgesinde Bağdat muhafızı olan Hızır Paşa'nın bölgedeki Arap-Kürt isyanını bastırmakla görevlendirildiğini görüyoruz.

910 numaralı fermandan, İran'la sınır işini tespit görevinin bu vezire verildiğini anlıyoruz.

1115 ve 1116 numaralı ve 1595 tarihli Tebriz Muhafızı ve kadısına yazılan fermanlardan, önceki vezir Hızır Paşa'nın adamlarının reayanın malını ve parasını aldığı için soruşturma yapılması istendiği anlaşılıyor. Hızır Paşa'nın, İran dolaylarında çalışırken rüşvet işine de bulaştığı; dedikodular ve zorbalıkları ayyuka çıkınca, soruşturma geçirdiği anlaşılıyor.

Bu soruşturmadan sonra Hızır Paşa'nın yıldızının söndüğünü söylemek yanlış olmasa gerek. Bundan sonra, Hızır Paşa'nın el altında bulundurulmak için İstanbul'a çağrıldığını tahmin ediyoruz. Bu Hızır Paşa'nın Sivas'ta valilik yaptığını gösteren resmi bir belge yok. Sivas'ta çalışan ilk Hızır Paşa ile isim benzerliğinden dolayı, daha sonra bazı tarihçiler, bu vezirin Sivas'ta görev yapmış olduğunu yanlışlıkla yazmış olmalılar. Hüseyin Hüsamettin'in Amasya Tarihi'ndeki kayıt da bu karıştırmadan doğmuş olsa gerekir.

1 Numaralı Mühimme Defterinde bulunan 1055 sıra numaralı 19 zilhicce 961 (1553) tarihli Divan-ı Hümayun (padişah) fermanı, ilk Hızır Paşa konusunda açık ve önemli bilgiler veriyor. Fermanın özeti şöyle: “Sivas sancağındaki Bahtabat Köyü çavuşu Cafer, görevini bırakmıştır. Bu görevin, eski Rum (Sivas) beylerbeyi Hızır'ın isteği üzerine, aynı köy halkından Hüseyin'e verilmesi için Rum Beylerbeyine hükümdür...”

Bu belgenin ilginç yanı, emekli olarak İstanbul'da bulunan eski valinin, Sivas'ı bir köyünü etraflıca hatta, bu köyden bazı insanları ayrıntısına inebilecek biçimde tanıdığını göstermiş olmasıdır. Demek ki bu vezir, Sivas'ta oldukça kalmış, çevreyi ve halkı tanımış, halktan da kendisi ile bağlantıyı sürdürenler çıkmıştır.

Kesine yakın biçimde şu söylenebilir: Pir Sultan Abdal'ı astıran Hızır Paşa'dır. Gelenek, söylentiler ve Alevi şiiri bunun böyle olduğunu gösteriyor. Bu idamı yaptıran işte bu ilk Hızır Paşa'dır. Diğer Hızır Paşa'nın Sivas'ta görev yaptığını gösteren resmi bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle, eldeki bilgilere göre, Pir Sultan Abdal'ın 1547 ile 1553 yılları arasındaki bir tarihte asıldığını söyleyebiliriz. Zaten bu dönem, Osmanlı-İran ilişkilerinin çok gergin olduğu bir dönemdir. 1548 yılında Kanuni Süleyman, İran'a sefere çıkmıştır. İran yandaşı olarak bilinen insanlar, bu seferler sırasında temizlenmişlerdir. Bununla ilgili katliam iznini de Şeyhülislam Ebussuud Efendi önceki bölümde görüldüğü gibi 1548’de vermiştir. Pir Sultan Abdal'ın da böyle bir kargaşa ortamında tutuklanıp asıldığını varsaymak yanlış olmayacaktır. Tarihi de 1548 olmalıdır.

Rojaazme
07-01-2007, 01:01 AM
Sen benim canımsın gözümün nuru

Ben sana sarıldım pirim Pir Sultan

Gönüller sultanı düşkünler piri

Yandım da kavruldum pirim Pir Sultan

Halkını savundun haklı dil ile

Bazen diken ile bazen gül ile

Banaz yaylasından esen yel ile

Estin de savruldun pirim Pir Sultan

Adını seslendim şehirden köye

Yüzünü benzettim güneşe aya

Ben senin türkünü çağırdım diye

Ezilip sürüldüm pirim Pir Sultan

MİHNETİ'yim ayrılmadım yolundan

Örnek aldım deyişinden dilinden

Ben senin aşkından senin elinden

Öldüm de dirildim pirim Pir Sultan

alevi angel
14-01-2007, 02:20 AM
(((Sen benim canımsın gözümün nuru

Ben sana sarıldım pirim Pir Sultan

Gönüller sultanı düşkünler piri

Yandım da kavruldum pirim Pir Sultan

Halkını savundun haklı dil ile

Bazen diken ile bazen gül ile

Banaz yaylasından esen yel ile

Estin de savruldun pirim Pir Sultan

Adını seslendim şehirden köye

Yüzünü benzettim güneşe aya

Ben senin türkünü çağırdım diye

Ezilip sürüldüm pirim Pir Sultan

MİHNETİ'yim ayrılmadım yolundan

Örnek aldım deyişinden dilinden

Ben senin aşkından senin elinden

Öldüm de dirildim pirim Pir Sultan )))))


yüreğine, emeğine sağlık :)

JmB CooL
14-01-2007, 02:28 AM
Bir ölür bin diriliriz..!
BURADAYIZ..!

Karlıyol
14-01-2007, 07:48 AM
Pir Sultan Abdal

Alçakta yüksekte yatan erenler
Yetişin imdada aldı dert beni
Başımı alıp hangi yere gideyim
Gittiğim yerlerde buldu dert beni

Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır
Kimseye diyemem gönlüm yastadır
Bilmem deli oldu bilmem ustadır
Şöyle bir sevdaya saldı dert beni

ali-haydar
31-01-2007, 03:13 PM
eserleri onu o kadar güzel anlatıyor ki söylenecek söz kalmıyor. bu toprakların yetiştirdiği en büyük ozan bence.

Rojaazme
22-03-2007, 01:37 PM
sağolun canlar okuyudugunuz içinde teşkler

celal abbas
23-03-2007, 03:26 AM
emeğine sağlık rojaazme can.
yeri gelmişken Pirim Pir Sultanın Soyu ile ilgili bir Şiiri paylaşmak istiyorum.

şiirin sahibi ismail Pirim Pir Sultan soyundan olan İnce Muhammedin mürididir ve 17 .yüzyılda yaşamıştır.şiirin içeriğinden anladığımız kadarı ile İnce Muhammedin evladı Resul olup olmadığı ile ilgili bir anlaşmazlık olmuş,şiirin sahibi olan ismail de pirinin soyunu beyan eden bir şiir yazmış.
şiir şöyle.

Aradılar Pir Sultanın aslını
Görelim ne söyletir yaradan
Dinleyiniz şerh edyim vasfını
Zuhur oldu Kazım Musa Rızadan

Evvel Ali yerin göğün binası
Kudret kandilinde çalınmış mayası
Kazım atası Rıza dedesi
On iki imam ile geldi sıradan

Şeyh Cüneyd aşıkların atası
Yine Şahtan Pir Sultanın putası
Ummandır deryadır nurdur ötesi
Bilirmisin kimdir narı nur eden

Hem Rıza hem Haşim hem Seyyid
Bir başına vardır hem Ebu Talib
Bektaşi Velide yazılı kayıd
İnanmayan haber alsın oradan

Seksen bin er horasandan koptular
İmamı Rızayı muhkem tuttular
Suluca Karahöyükte sohbet etttiler
Erler meşverette kaldı orada

Güvercin donunda havadan indi
Darı çeç üstünde namazın kıldı
Doksan bin evliyaya serçeşme oldu
Mevlam kısmetlerin verdi oradan

Uçurdular Pir Sultanın kuşunu
Seyrangah eyledi Yıldız başını
Hub gösterdi toprağını taşını
Mevlam kısmetini verdi oradan

Şah Yıldız dağında sema eyledi
Bir ayak üstünde bin bir kelam söyledi
İndi Banazı hoş vatan eyledi
Hayli devrü zaman geçti oradan

Koca Şah Uruma bir elma saldı
Dolandı Urumu Banaza geldi
Pir Sultan elmaya bir tekbir kıldı
İnsan taaccüpte kaldı oradan

Yüce gördü şehitliğin yolunu
Mansur gibi kabul kıldı darını
Kokladı elmayı verdi serini
Hırkasın asılı koydu oradan

Seksen bin er Horasandan zuhuru
Geldi Uruma hatm eyledi zahiri
Şeşper koltuğunda gitti ahiri
Dört yolun dördüne gitti oradan

Halifeler bir araya geldiler
Evlad kimdir deye meşveret kıldılar
İNCE MUHAMMEDİ ŞAHA saldılar
On iki Şahtan sened aldı oradan



İSMAİLİMötesine ermezler
Evlad olmayana sened vemezler
Senede mühüre itimad kılmazlar
Aradan kaldırmazlar zannü gümanı

dostlukla kalın.

Rojaazme
23-03-2007, 11:14 AM
yüregine sağlık can ey vallah..

egeli alihan
01-04-2007, 04:02 PM
eserlerinize katilmamak elde degil sagolun varolun

mısri_KIZ
04-04-2007, 10:32 PM
Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez

Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez
Eser Bâd-ı Sabâ Yel Bozuk Bozuk
Türkmen Kalkıp Yaylasına Yürümez
Yıkılmış Aşiret İl Bozuk Bozuk

Kızılırmak Gibi Çağladım Aktım
El Vurdum Göğsümün Bendini Yıktım
Gül Yüzlü Cerenin Bağına Çıktım
Girdim Bahçesine Gül Bozuk Bozuk

Elim Tutmaz Güllerini Dermeye
Dilim Tutmaz Hasta Hâlin Sormaya
Dört Cevabin Mânasını Vermeye
Sazım Düzen Tutmaz Tel Bozuk Bozuk

Pir Sultan'ım Yaratıldım Kul Diye
Zalim Paşa Elinden Mi Öl Diye
Dostum Beni Ismarlamış Gel Diye
Gideceğim Amma Yol Bozuk Bozuk

mısri_KIZ
04-04-2007, 10:33 PM
Kul Olayım Kalem Tutan Ellere

Kul Olayım Kalem Tutan Ellere,
Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.
Sekerler Ezeyim Şirin Dillere,
Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.
Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

Sivas Ellerinde Sazım Çalınır,
Çamlı Beller Bölük Bölük Bölünür.
Yardan Ayrılmışam Bağrım Delinir,
Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.
Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

Pir Sultan Abdal’ım Ey Hızır Paşa,
Gör Ki Neler Gelir Sağ Olan Basa.
Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa,
Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.
Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

salome1789
06-04-2007, 08:40 AM
ne direnmesi ortada direnen mi varda biz göremiyoruz.. direndiğini söyleyenler olacak tabi..

Alinin_Askeri
03-01-2008, 01:32 PM
erdoğan cınarın kıtabını yenı bıtırdım ve aklımda bır cok soru olustu.madem buraya bu konuyla ılgılı bı yazı konuslmus soram dedım bikaçını:erdogan cınarın ıdda ettıgı gıbı tum alevı ısyanlarını ıceren osmanlı belgelerınde pir sultan abdal ve ısyanı bulunmuyormu?burda hızır pasanın kımlıgı saptanmıs belgelerle ama hızır pasanın sıvasa neden gonderıldıgı yazmıyormu?

Aytekinercan
04-01-2008, 11:10 AM
Paylaşımın için çok teşekkür ederim
saygılarımla


Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan

Koyun Beni Hak Aşkına Yanayım
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Yolumdan Dönüp Mahrum Mu Kalayım
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan

Benim Pirim Gayet Ulu Kişidir
Yediler Ulusu, Kırklar Esidir
On İki İmamın Server Başıdır
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan

Kadılar Müftüler Fetva Yazarsa
İşte Kemend, İste Boynum Asarsa
İşte Hançer, İste Kellem Keserse
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan

Ulu Mahşer Günü Olur Divan Kurulur
Suçlu, Suçsuz Gelir Anda Derilir
Piri Olmayanlar Anda Bilinir
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan

Pir Sultan'ım Arsa Çıkar Ünümüz
O Da Bizim Ulumuzdur Pirimiz
Hakka Teslim Olsun Garip Canımız
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan