:
Dersim'e, Seyit Rıza'ya Sahip Çıkmayan Aleviler İsyankâr Hacı Bektaş'a Ne Diyecek?
caglarakar88
14-01-2010, 08:45 AM
http://www.alevihaberajansi.com/images/stories/dosya/h_demirtas_dersim.jpg
Dersim'e, Seyit Rıza'ya Sahip Çıkmayan Aleviler İsyankâr Hacı Bektaş'a Ne Diyecek?
Hüseyin DEMİRTAŞ
Hitler zihniyetli CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, Dersim Katliamını övmesinin ardından Dersimliler haklı olarak hop oturup hop kalkıyorlar. Türkiye'nin ve dünyanın neresinde bir Dersim kökenli varsa, küplere binmiş durumda bugünlerde. Tepki yerinde ve gerekli. Devamının da gelmesi lazım. Ta ki CHP akıllanıncaya kadar veya akıllanmayacaksa da tüm Aleviler CHP'nin ne menem bir yapılanma olduğunu anlayana ve onu tarihin çöp sepetine atana kadar sürmeli bu protestolar. Artık istifa, timsah gözyaşlarıyla dilenen özürler yetmemelidir!
Bakıyorum da Onur Öymen vakasından sonra, bazı CHP'liler Alevilere sahip çıkar bir görüntü sergilemeye başladılar. Ancak bu sahip çıkışta tam evlere şenlik! Aldığımız duyumlara göre, CHP'liler tabanında Kürt ve Dersim kökenli Alevilerin bulunduğu yerlerde başka bir dil, Türk/Türkmen Alevilere karşı da başka bir dil kullanıyorlarmış… Kürt ve Dersimlilerin yanında biraz mahcup ve Öymen'in açıklamalarının densizlik olduğu yolunda bir söyleme başvururlarken, Türkmen Alevilerin yoğunlukta bulunduğu batı bölgelerindeki Alevilere de alttan alta, "Siz ne yapacaksınız Dersim'i ve Kürt Alevilerini? Onlar isyan ettiler. Belalarını da buldular. Zaten Kürt'ten Alevi olmaz. Bakın Güneş Gazetesi'nde sizden biri olan Rıza Zelyut bile öyle yazıyor. Ayırın Kürt Alevileriyle, Dersimlilerle yollarınızı. Onlar eşkıya, terörist. Dün ülkemizi bölmeye çalışıyorlardı. Şimdi de aynı hedeften vazgeçmiş değiller..." şeklinde ayrımcı mesajlar veriyorlarmış.
Elbette kabul etmeliyiz ki batıda bu yalanlara inanacak bir Alevi kitle de var artık. Keza "Onlar da Türk, biz de Türk’üz. Vatanı Kürtlere böldürtmeyiz" gibi safsatalara inanıp, pusulasını şaşırarak MHP'ye oy veren Alevilerin varlığı da bir gerçek... Bunun böyle olduğu bir yerde CHP'nin yaydığı asılsız iddialara inanılması zaten normal karşılanmalı. CHP burada çifte standart uyguluyor. Aynen Fethullah Gülen'in söylemlerini kullanıyor Dersimliler hakkında. Bu manevralarla da Türkmen Alevileri avlamak ve ilerde de kendine bağımlı kılmayı hedefliyor herhalde CHP. Ne demişti Fethullah Gülen, Dersim tartışmalarının başlamasından sonra ortaya çıkan bir vaaz kasetinde, Dersim Alevilerini kastederek, "Fakat Türkiye’de ben Alevi demiyorum. Onlar Alevi değildir. Anadolu’daki Aleviler Yörükler, bizim tahtacılar onlar bizim her zaman anlaşacağımız insanlardır. Fakat aslen Nusayri olan Ermenilerden, Süryanilerden meydana gelmiş aslen Nusayri olan Tunceli civarındaki Aleviler bu işin arkasında. Bunlar Türkiye’de gaileler açtığı zaman devletinizle, ordunuzla bu işin karşısına çıkamazsınız. Ve bunların dinleri yoktur. Nusayri akidesi vardır. Allah insandır, insan Allah’tır. Allah insanın içine girmiştir, insana itaat etmiştir. Bu anlayış hâkimdir."
CHP'nin şimdi çıkıp Türk/Türkmen Alevilere Fethullah Gülen benzeri şeyler söylemesi sırıtmıyor mu? Ne farkı var şimdi CHP’nin söyledikleriyle, Gülen’in Dersimliler hakkındaki asılsız iddialarının?
DERSİM TÜRK OLSA YİNE İMHA EDİLECEKTİOysa aslında önemli olan CHP'nin tavrı değil. Türk/Türkmen Alevilerin bu tür söylemlere inanmasıdır asıl üzücü olan... Sanki devlet doğuda Kürt Alevileri, Dersimlileri ezerken onların başı göğe ermiş... Sanki CHP ve bilumum gelmiş geçmiş hükümetler, "Tamam doğudaki Kürt Aleviler isyankâr, terörist. Sizler iyisiniz. Kuzu gibisiniz. Devlete sadıksınız. O halde sizlere Alevi olarak haklarınızı veriyorum. Yolunuzu/inancınızı tüm kurumlarıyla ve gelenekleriyle olduğu gibi tanıyorum. Cemevlerinizi resmen ibadethane olarak kabul ettim. Doğudakilere bir şey vermeyeceğim. Oralar zaten hep olağanüstü hal bölgesi..." demiş gibi hemen söylenen hoş sözlere inanıyorlar…
Hâlbuki pek çok araştırmacının ve tarihçinin ısrarla altını çizdiği gibi, "Dersim değil Kürt/Zaza, Türk olsa da imha edilecekti. Katliamlara maruz kalacaktı. Türk, Kürt, Zaza, Arnavut ve Roman kökenli tüm Alevilerin bu gerçeği hiç aklından çıkarmaması gerekiyor. Evet, tekrar ediyorum; Dersim Türk olsaydı yine devletin aynı muamelesine maruz kalacaktı. Zira 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Sünni İslam'ın nüfuz edemediği, devletin giremediği, etki edemediği ve teslim alamadığı otantik ve kökenlerine en sadık kadim Alevilik Dersim'de yaşıyordu sadece. Mahşerin son atlıları gibi bir Dersimliler kalmıştı teslim olmayan. Bir başka Alevi-Kızılbaş direniş kalesi Koçgiri'nin işini 1921'de Sakallı Nurettin Paşa çoktan görmüştü. İlerde Dersim’deki katliamlara da damadı General Apdullah Alpdoğan imza atacaktı. Devlet başka bölgelerdeki Alevileri kökeni ne olursa olsun şöyle veya böyle bir şekilde Yavuz'dan beri adım adım hizaya sokmuştu. Onlara hadlerini bildirmişti. Devlet, Dersim dışındaki Alevilerde artık haklarını savunacak, en ufak bir itiraz geliştirecek-getirecek derman bırakmamıştı. Sünni olan Sünni olmuş, olmayanlar da sinmişti adeta.
HACI BEKTAŞ VELİ TERÖRİST MİYDİ?
Dersim'i bu yönüyle görmeli tüm Aleviler ve Dersimlilere sahip çıkmalıdırlar. Zira Dersim tüm Alevilerin yarasıdır. Onlar Kürt Alevi’sidir diye Dersimliye sahip çıkmamak, Alevilere hiçbir şey getirmediği gibi, devletin zaten canı gönülden desteklediği kendi içinde bölünme ve parçalanmalara hizmet eder.
Bir de bu Aleviler ne zamandır itaatkâr çocuklar oldu? Aleviler devlet ağzıyla mı konuşacaklar hep böyle? Söylenene değil, yaşanana; dönüp geçmiş tarihe bakmak en iyisi...
Şimdi doğudaki Alevi'ye, kökeninden dolayı sahip çıkmayan Türk/Türkmen Aleviler bilsinler ki, en çok kendilerinin „bizdendir, Türkmen’dir“ diye sahip çıktıkları Alevi-Bektaşi yolunun Serçeşmesi Hacı Bektaş Veli de devletin gözünde aynen Seyit Rıza gibi eşkıya, asi ve günümüz diliyle söylersek terörist idi. Kimin gözünde? Anadolu Selçukluları'nın gözünde tabii ki...
Alevileri ehlileştirmek, itaatkâr ve uslu çocuklar yapmak isteyenler hep bu tarihsel gerçeği unutturmaya çalışıyorlar. Hacı Bektaş'ın "İncinsen de incitme" sözünü adım yudum başı tekrarlarken, kardeşi o koca Menteş'in 1239 Babai Kıyımında şehit edildiğini hep gizliyorlar ve hasıraltı etmeye çalışıyorlar. Ayrıca unutuyorlar ki, Hacı Bektaş kendisi de o kıyımdan zor bela kurtulmuş bir kılıç artığıdır. Yani dağa çıkmış, isyana katılmış bir kişidir. Sahi niçin ayaklanmıştı o günün Alevileri? Aynen bugünkü gibi eşit haklar için, ağır vergileri kaldırtmak ve Selçuklunun eşitsiz, hak-adalet tanımaz zalim uygulamalarına daha fazla tahammülleri kalmamıştı. Ve bıçak kemiğe dayandığını görünce Baba İshak ve İlyas'ın önderliğinde kılıç kuşanmaktan başka çare bulamamışlardı. İşte bunların içinde Hacı Bektaş ve kardeşi yiğit delikanlı Menteş'te vardı.
ALEVİ ULULARININ NEREDEYSE TAMAMI İSYANKÂR
Aleviler önderlerini iyi tanısınlar. Yine Osmanlı'nın gözünde "Yârin yanağından gayri her yerde ve her şeyde ortak olalım" şiarıyla huruç eyleyen Şeyh Bedreddin de eşkıya ve teröristti. Onun canı, malı ve ırzı Müslümanlara helaldi. Bugün nefeslerini her cemde coşkuyla dinlediğimiz Pir Sultan Abdal keza Osmanlı'nın gözünde aynıydı ve Hızır Paşa tarafından idam edildi. 1527'de "daha yaşanılır bir dünya, eşitlik ve adalet" istemiyle Osmanlı'ya karşı ayaklanan Hacı Bektaş Dergâhı’nın Balım Sultan'dan hemen sonra gelen postnişini Kalender Çelebi de ipe çekildi. Daha da eski tarihlere gidersek, Hz. Hüseyin Yezid'in gözünde terörist, asi ve eşkıya idi. İtaat-biat etmediği, teslim bayrağını çekmediği için Kerbela’da katledildi. Malum yolun uluları, cemlerde adlarına dara durulan Hallacı Mansur, Nesimi ve Fazlullah (Hurufiliğin kurucusu. Cemlerde adına durulan darın adı Fazlı darıdır) dönemlerinin devletleri gözünde birer asi, sapkın ve fitne çıkarıcı olarak nitelenmişlerdi ve kimisi yakılmış, kimisinin de derisi yüzülmüştü canlı canlı!
Alevilik-Bektaşilik yolu öyle muhallebi çocuklarının, steril mekânların nazenin yapılı kişilerinin yolu ve süreği değildir. Ezenlerin değil, ezilenlerin gözüyle okunan tarih bunun en büyük kanıtıdır. Tabii ki okuyup, anlayabilene...
Demek istediğimiz, Aleviler tarihlerine ve bugüne gelmelerine borçlu oldukları önderlerine bugünün kirlenmiş kavramlarıyla, başkalarının gözüyle değil, ayrım yapmadan sahip çıkmalıdırlar. Seyit Rıza'yı ve mücadelesini, 1937-38'de Dersim'de yaşanan katliamları, 1921 Koçgiri'de Alişer Bey'i ve on binlerce Alevi'nin insafsızca imha edilmesini Fethullah Gülen ağzıyla "Efendim, onlar Kürt’tü, dinsizdi, medeni değillerdi. Devlet oralara medeniyet götürmek istedi vs." diye değerlendiren bir Alevi, güya Türk diye sahip çıktığını zannettiği Hacı Bektaş'ı, Pir Sultan'ı ve Kalender Çelebi'yi de anlamaz ve kavrayamaz. Sonunda da egemenlerin kafasıyla, onların kavramlarıyla konuşa konuşa onlara dönüşür. Tarihine ve kimliğine yabancılaşır. Pek çoklarının yaptığı gibi gider teslim ve asimile olur. İş biter…
Sonsöz: Yolunun/inancının tarihini bilmeyenler, bugününü hiç anlayıp kavrayamazlar!
NOT : Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 133. Sayısında Yayınlanmıştır.
İliryali
15-01-2010, 03:16 AM
Değerli Canlar;
Gerçeği yansıtan bu yazı hakkında, Canlarımızın olumlu veya olumsuz yorum yapmaması, bağışlayın ama, bana ilginç geldi.
Tarihimize kısa ve özlü bir bakış olan bu yazı, Alevi-Bektaşiliği anlamada, yaşamada, gerçeğe ulaşmada bizlere pencere açacak niteliktedir.
Yorumlarınızla, bu pencereyi daha da genişleteceğinizi umuyorum. Geçmişiyle bütünleşemeyen toplumlar, istismara ve asimilasyona açıktır.
Unutulmamalıdır ki; Tarih, bugünü kavramanın, geleceği kurmanın yegane ögesidir.
Saygılarımla
cileh
15-01-2010, 03:28 AM
cok yerınde bır tespıt
illegal
15-01-2010, 12:44 PM
Dersim'e, Seyit Rıza'ya Sahip Çıkmayan Aleviler İsyankâr Hacı Bektaş'a Ne Diyecek?
[/B]
yazinin tamamini okumadim su cümle beni tuhaflastirdi bektas veli isyankarmiydi yahu hangi isyanlara katilmis hangi isyanda tutuklanip iskenceler görmüs
sakin olaki bektas veliyi koca pir sultan abdal ile karistirilmasinmi
GERCEKTEN tuhaf bir baslik
Av.A.Guvercin
15-01-2010, 01:49 PM
Seit Rizay Dersimliler Sahip cikar, Dersimli Aleviler Sahip cikar, Batili Aleviler de sahip cikar. Cikmamalari esyanin tabiatina aykiri oldugu gibi Aleviligin tabiatina da aykiridir suphesiz.
Ama Seit Riza ya sahip cikarken, saldir CHP ye, ver destegi DTP ye ya da BDP ye yaparsaniz karsi cikilan Seit Riza degil siz oldugunuzu anlamaniz gerekir.
Bir Turk Aleviye, arap aleviye, muacir aleviye, laza a, seit rizanin kurt kimligiyle ilgili ne savundurabilirsiniz. Hic bir sey,
Aksine kurtluk meselesinde cok israr ederek Seit Rizayi savunursaniz, yine belki de umulan destegi goremeyebilirsiniz.
Bu isin yolu, nasil ki demokrasilerde kendisi gibi olmayanlara, saygi gostermek gerekiyorsa,
once kendimiz gibi olmayanlara saygi gostermeyi bir deneyelim hele, saygiyi ondan sonra bekleyelim.
Ben Seit Riza yi savundugunu soyleyen canlarimizin soylevlerinde, Kurt olmayan alevileri kizdirmadan, onlarin degerlerine saldirmadan, bir birlik butun luk bilgeligi goremiyorum.
Nasil ki herkes bir seylerin patronluguna oynuyorsa, Dersim li lik, Aleviligin patronluguymus gibi davranarak digerlerinden destek beklemek belki de istenilen destegin gelmemesindeki ana etmen olabilir i acaba?.
Dikte edeceksiniz, CHP fasist parti, yaklasmayin CHP ye, ama CHP yi kurtulus olarak goren buyuk bir cogunluk var, onlarin onurlarini zedelediginizin farkinda olmaniz gerekmiyor mu,
Karsidakine saygi gsotermelisiniz ki saygi goresiniz prensibi ne uymak gercekten cok onemli gorunuyor.
Haci Bektsi Isyankar yapmak, Ali yi de cOL GERILLASI YAPMAK, Imam Huseyin i de, Bir devrim liderine bezetmek, Fadima ana yi Rosa Luksemburg a bezetmek,
bizleri nereye goturur. Bu benzetilenler, dunku cocuklar bezetilenlerin yaninda.
Oyle degil mi?
Hunkar bir prensipler zincirinin efendisidir, kurucusu sekil vericisi ve uygulayicisidir. Onu hayata gecirebilmek icin verdigi mucadele, iktidarla celisiyorsa da karsi durmustur.
Ama onun felsefesi, iktidarlari al asagi etmek degil, gonullerdeki gayri insani duygulari al asagi etmekle ilgilidir.
Onun felsefesine dusman olan zihniyetle de mucadele edilecektir, fiziki mudahaleye de nefsi mudafa yapilacatir.
bulesikes
15-01-2010, 01:59 PM
babailer isyanına karışıp kaçak durumuna düşmedi mi..kardeşi bu isyanda öldürülmedi mi.neyin sorgusu bu...
Illegal'in hakli yönleri daha agir basiyor...
Onun Babailer Isyanina katilmsina pek ihtimal vermiyorum...
eger neden derseniz...
sizin dediginiz gibi Babailer Isyanina katıilip canini kurtarmis olsaydi...
nasil olurda oradan kalkıp...
Suluca Karahöyük gibi her türlü saldiriya acik bir yere gelip yerlesmez ve orada serbest olarak faaliyetlerine devam edemezdi...
Bunun disinda Haci Bektas Veli’nin yasamini ayrintilarina kadar anlatan Vilayetname’nin bu konuya kesin olarak deginmesi gerekirdi diye düsünüyorum...
bulesikes
15-01-2010, 03:02 PM
sevgili can vilayetname ye bakarsan Hacı Bektaşı veli 1280 den sonra doğmuştur..halbuki ahi evranın 1277 tarihli kırşehir vakfiyesinde bu tarihten önce Hacı bektaşın hayatta olmadığı görülür..vilayetname bana göre hacı bektaşa kendilerini bağlamak istiyen çelebilerin yazdığı birşeydir..tarihle ilgili sıkıntılarını onu daha geç bir zamanda yaşatarak çözmeye çalışmışlar...onu isyan eden biri olarak göstermemek içinde bu isyandan bahsetmemişlerdir..
sevgili can vilayetnamenin ilk sayfasina bakarsaniz dugumu 606 (1209-10) olarak geciyor,bunu bir sürü Alevi kaynaklarida 1241'den 1249a kadar degisen rakamlarla vermekteler...
hatta bazilari onun 1281 yilinda Anadoluya geldigini ve 1337 de Hakka yürüdügünü yazmaktalar...
kesin olan sudur...
onun ücüncü yüzyilin ortalarinda ölen Babailyasla görüstügü...
1273 yilinda ölen Mevlanayla görüstügü kesindir...
Ölüm tarihi 1270-71 olarak kesindir...
yani 92 yil yasamistir...
saygilar...
İliryali
16-01-2010, 03:30 AM
Değerli Canlar;
Alevi-Bektaşi tarihi, aynı zamanda bir isyanlar, başkaldırılar tarihidir. Aleviler tarih boyunca yönetim erkini elinde bulunduran feodallere karşı isyan edip, ayaklanmışlardır.
Feodaller tarafından sömürülen geniş halk yığınlarının dönem itibariyle, sınıf bilincinin farkına varması tarihsel olarak mümkün değildi.
İşte bu yüzden, o çağda sınıf mücadeleleri dinsel nitelik işaretleri taşımakta, ihtiyaç ve talepler dinsel perde ardına gizlenmekte idi. Feodal merkezi yönetimlere başkaldırıların, aynı zamanda Medreselere (Kilise ve Havralara) karşı olması, egemenlerin din-mezhep anlayışlarının karşısında, dönemin geniş halk kitlelerini ayaklandıracak devrimci toplumsal ve siyasi öğretilerinde, egemen din-mezhep anlayışından farklı din-mezhepler olması kaçınılmazdı.
Bu sadece Alevi-Bektaşi Tarihi açısından değil, o çağın karakteristik özelliğinden kaynaklanmakta idi. Tarihe bir bütün olarak bakıldığında sınıf mücadeleleri, kah dinsel, kah açık mezhep, kah silahlı ayaklanmalar, “Din-Mezhep Savaşları” olarak ortaya çıkmaktadır.
Feodallerle aralarındaki sınıf farklılığının şu veya bu şekilde farkındalıklığına varıp, sınıf bilincine ulaşamayan geniş halk yığınları, bu farklılığı, dinsel-mezhepsel farklılık olarak ortaya koymuş, egemenin dinsel-mezhepsel inancının karşısına, kendi dinsel-mezhepsel inancını çıkarmıştır.
Sonuç olarak; Babai isyanı ve öncesi Babek, Babek-Hurremi hareketi, Karmatiler hareketi Hassan Sabah hareketi, gerekse Şah Kulu İsyanı, Şeyh Bedrettin isyanları gibi tarihimizde yer alan çeşitli isyanları bu açıdan değerlendirip, Alevi-Bektaşiliğin Tarihi olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.
Alevi-Bektaşi Tarihini; Zalime baş eğmeyen, Kul’a kul olmayı zul gören, “yarin yanağından gayri, her şeyde ortak olmayı”, üreten ve ürettiğini adil bir şekilde paylaşan, “Halk da Hakk”ı gören, yaşanabilir bir dünya yaratmaya çalışanların tarihi olarak görmek gerektiğini, düşünüyorum.
Saygılarımla
H. Dilibal
29-01-2010, 10:11 AM
Seyyit Rıza kimin ve neyin temsilcisidir?
Kendisi bir feodal mıdır, yoksa Dersim'deki alevi halkın temsilcisi midir?
Önce bu soruların yanıtlanması, sonra da isyan haklı bir nedene dayanıyorsa o neden belirtilmeli, destek ona göre istenmelidir. Bir alevi kendi çıkarları için isyan ediyorsa, haklı da değilse onu diğer aleviler neden desteklesin?
Dersim halkına devletin uyguladığı baskı ve zulmü kınamak, karşı durmak yalnız alevilerin değil, insanım diyen herkesin görevidir. Bu gün de aynı şeyler sözkonusudur. Dersim halkının aydınlığı ve yiğitliği 81 cunta anayasasına verdiği oylarla belli olmuştur.
Bu serzenişlerle türkmen alevilerinin tutarsız olduğu anlatılmak isteniyorsa bu çok yanlış bir düşüncedir.
Bizim mücadelemiz demokrasi mücadelesidir. Bu mücadelede türk alevileri de, kürt alevileri de yerini almalıdır. Demokrasiden yana olan sünni ile,hırıstıyanla, ateist ile...... yan yana, omuz omuza birlikte yürümeliyiz.
YETMİŞ İKİ MİLLETE AYNI GÖZLE BAKMALIYIZ.
Kendimize uygun görmediğimizi başkasına yapmamalıyız.
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. (Hacı Bektaş)
Daglıdede
29-01-2010, 10:27 AM
herkes kafasnı kuma sokmuş masumiyetleri oynuyor
dolamışlar seyit rızayı ağızlarına vurun abalıya misali niye çükü seyiy rıza cumhuriyete baş kaldırmış
hangi alevi piri önderi zalime başkaldırmadı bana örnek versin
örneğin benim bağlı olduğum ocagın piri HUBYAR SULTAN
BABALİ VE CELALİ isyanlarının örğütleyicisi ve savaşçısıdır
yavuzun itlarini amasya derelerine gömmüş birisidir
zaten zalim osmanlıya boyun ağmiş olsaydı bizim pirimiz olmayı hak etmemiş olurdu
ama zalime boyun eğmeyen ölen ama öldüren olduğu için bizim başımızın tacı olmuştur
bizde ona yakışan bir talip olmayı o dik başını yere eğdirmeyeceğimize söz verdik
Serpan
29-01-2010, 10:38 AM
herkes kafasnı kuma sokmuş masumiyetleri oynuyor
dolamışlar seyit rızayı ağızlarına vurun abalıya misali niye çükü seyiy rıza cumhuriyete baş kaldırmış
hangi alevi piri önderi zalime başkaldırmadı bana örnek versin
örneğin benim bağlı olduğum ocagın piri HUBYAR SULTAN
BABALİ VE CELALİ isyanlarının örğütleyicisi ve savaşçısıdır
yavuzun itlarini amasya derelerine gömmüş birisidir
zaten zalim osmanlıya boyun ağmiş olsaydı bizim pirimiz olmayı hak etmemiş olurdu
ama zalime boyun eğmeyen ölen ama öldüren olduğu için bizim başımızın tacı olmuştur
bizde ona yakışan bir talip olmayı o dik başını yere eğdirmeyeceğimize söz verdik
sevgili can seyit riza benim bildigim kadariyla cumhuriyete karsi cikmamis hatta ser cesme ile beraber ataturke turkiyenin cumhuriyetlik olmasi icin yol gostermislerdir ama cumhuriyet kurulduktan sonra ne olduysa orasini ne ben nede hic kimse bilmiyor cok karanlik ve korkunc bir donem olmus iste burda seyit riza karsi cikmis yoksa benmi yaniliyorum can SEYIT RIZAYA SAHIP CIKMAYAN HIC BIR ALEVI ALEVI DEGILDIR BENIM ICIN
Daglıdede
29-01-2010, 10:42 AM
seyit rızayı ağızlarına vurun abalıya misali niye çükü seyiy rıza cumhuriyete baş kaldırmış
SERPAN DOST
bu yazıkdıklarımdan onu çıkarma ben öyle demek istamedim
Eşitlik Partisi
29-01-2010, 11:18 AM
Değerli Canlar...
Bu gün ve dün CANIMIZA kastedenler,bu gün TARİHİMİZİ dün olduğu gibi yok etmeye çalışanların kim olduğu açık...
Bizim için,
-Hünkar Hacı BEKTAŞ ne ise,Seyyid RIZA da odur...belki bire bir örtüşmeyen yanları, yaşadıkları zamanla izah edilir.
Ama gelin görün ki,İNSALIĞIN bölgemizdeki baş düşmanları,
-ASALA
-PEKAKA
Örgütünün forumdaki temsilcileri ALEVİLİKLE ilgili diğer konuları nasıl çarpıtıyorlarsa bu başlığıda çarpıtmaya devam ediyorlar.
Daglıdede
29-01-2010, 11:22 AM
Değerli Canlar...
Bu gün ve dün CANIMIZA kastedenler,bu gün TARİHİMİZİ dün olduğu gibi yok etmeye çalışanların kim olduğu açık...
Bizim için,
-Hünkar Hacı BEKTAŞ ne ise,Seyyid RIZA da odur...belki bire bir örtüşmeyen yanları, yaşadıkları zamanla izah edilir.
Ama gelin görün ki,İNSALIĞIN bölgemizdeki baş düşmanları,
-ASALA
-PEKAKA
Örgütünün forumdaki temsilcileri ALEVİLİKLE ilgili diğer konuları nasıl çarpıtıyorlarsa bu başlığıda çarpıtmaya devam ediyorlar.
kardeşim şu kurtlar vadisi dizisini izlemeyi bırak vallahi normale dönersin
Eşitlik Partisi
29-01-2010, 11:32 AM
Değerli Canlar...
Gördüğünüz üzere ALEVİ ve ALEVİLİKLE alay etmeyi marifet sanan ve bu gün AKP-MHP ve PEKAKA üçgeninde kendinin güvende olduğunu sananlara ne denir...?
Tabiki Hacı Bektaş Velinin sözü...
Herkesi kendileri gibi sanma...özelliği.
Hay yalanların batsın...
Acaba Seyyid RIZA bu gün yaşasaydı ve bu gün ASALA ve PEKAKA nın temsilcilerinin o gün nasıl kendisine İHANET ettiğini anlatsaydı nereye kaçacaktınız.
O na da gerek yok...
Biz biliyoruz...daha doğrusu ALEVİLER biliyor...
Son gülen iyi güler...
Daglıdede
29-01-2010, 11:40 AM
eşitlik partisi
bilmece gibi adamsın uğraş uğraş çözeme
bulesikes
29-01-2010, 12:12 PM
eşitlik partisi
bilmece gibi adamsın uğraş uğraş çözeme
keske bilmece olsaydi cözülürdü...:D
ama belkide cözülmüstür ...???
bulesikes
29-01-2010, 01:11 PM
milli kütüphaneden fotokopi yoluyla aldığım bir vilayetname mevcut bende...orada doğum tarihi yukarda verdiğim gibi...önemli olan bu değil zaten...
onun babailer isyanına katıldığını düşünüyor olmak önemli..babailyasla görüşmüş bu isyana da katılmış birisidir Hacı Bektaşı Veli...
peki bu isyana katilan haci isyandan nasil kurtulmus...
emetli
29-01-2010, 02:15 PM
Hacı Bektaş Veli Bir Batıni Dai'siydi
Dr. İsmail Kaygusuz
Hacı Bektaş Veli’nin Türkistanlı Hace Ahmet Yesevi’den (ö.1167-9) el aldığı doğru olmadığı gibi mümkün de değildir. Geleneksel bilgiler, özellikle Vilayetname, Ahmet Yesevi’nin halifesi Lokman Perende’den el aldığını söylüyor. Ahmet Yesevi, Orta Asya’da “Hacegan (Hocalar) Hanedanı”nın kurucusu bilinen Yusuf Hemedani’nin (ö.1140) öğrencisidir. Onun öğrencilerinden Abdel Halik el-Gucvani (22 yaşına kadar Malatya’da yaşamış, ö.1120) yol zinciriyle Nakşibendilik, Şeyh Zahid (ö.1296) aracılığıyla Safevilik, Halvetilik ve Bayramilik, ve Ahmet Yesevi - Lokman Perende - el Harasami üzerinden Bektaşilik’in çıktığı üzerine bir Tarikat zinciri kurmaktadır Nakşibendi araştırmacıları. (Hasan Şuşud, “Hacegan Hanedanı-Les Maitres de Sagesse de l’Asie Centrale-Orta Asya Bilgelik Üstatları”, Fransızcaya Çev. Charles Antoni, Le Soufism, la voie de l’Unité, Paris-1980, s.47-80)
Hacı Bektaş Veli’nin, Yesevilik çevresinde yetiştiği doğru mudur? Daha önce biz de gelenekçilere uyarak, istemeye istemeye Vilayetname verilerini kabul edip, bu soruya “evet” diyorduk. Zaten İttihat Terakki’ci araştırmacılardan bu yana milliyetçi ve resmi çevreler, Hacı Bektaş’ın Ahmet Yesevi’nin ölümünden yaklaşık kırk yıl sonra doğmasına rağmen, onun tarafından Anadolu’yu “Türkleştirmek” ve Türkçe'yi yaymak için gönderildiğini ciddi ciddi(!) ileri sürdü, yazdı çizdi. Bile bile yanlış olanda ısrar etmek, tarihe müdahale etmektir. Bu ise baskıcı devlet anlayışının yansımasıdır. Kaldı ki, Hacı Bektaş Veli’nin Yesevi çevresinde, Lokman Perende aracılığıyla yetişmiş olması da onun Yeseviliği Anadolu’ya taşıyıp Bektaşiliğe dönüştürdüğünü, ve de aynı çevrenin onu Türklük-Türkmenlik adına buraya gönderildiğini kesinlikle göstermez.
Yıllar önce bu anlayışa Abdülbaki Gölpınarlı haklı olarak şu yanıtı vermişti:
“Hacı Bektaş’ın, Mevlana’ya karşı Türk harsını koruduğu, Mevlevilerdeki Farsça'ya karşılık Bektaşilerde Türkçe'nin işlendiği gibi götürü, yahut ısmarlama pek çok sözler duyuldu. Hatta onun bir Türkçü olduğu ve başında Ahmet Yesevi’nin bulunduğu bir teşkilat tarafından bu maksatla Anadolu’ya gönderildiği gibi, kargaları bile güldürecek hükümler verenler çıktı...” (Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana Celaleddin, 4.Basım, İstanbul-1985, s.237)
Hacı Bektaş’ın soyunun İmam Musa Kazım’a (Ö.799) kadar çıkması, onun Türk-Türkmen olmasına engel değildir. Yedinci İmam Musa Kazım’ın ölümüyle 11. kuşaktan Hacı Bektaş’ın doğumu arasında tam dörtyüz yıl var. Adı geçen İmam ve oğlu İmam Rıza Horasan bölgesinde yaşamış olup, kendileri ve çocukları yerli halkla evlilik ilişkileri kurmuşlardır. Yalnız onlar değil 8.yüzyılın başlarından beri Hasan ve Hüseyin soylular zaten İran, Horasan, Daylam, Tabaristan, Türkistan’a yayılmış bulunuyorlardı. Özellikle Zeynelabidin oğlu Zeyd soylu, İmam Cafer’in oğlu İsmail ve onun oğlu Muhammed soylu İmamlar da yaşıyorlardı. Onlar da bölgelerindeki etnik gruplar ve kültürleriyle iç içe karışmışlardı. Bir kaç kuşak sonra artık onların etnik Arap olduklarını söylemek çok anlamsızdır. Hele Nakşibendi şeyhi Prof. Dr. Esat Çoşan’ın, Makalat’ı Arapça yazmış olmasını kastederek Hacı Bektaş Veli için; “demek ki, Arap ırkından ki, Arapça yazmayi uygun görmüş” yargısını vermesi saçmalığın en büyüğüdür! Zaten Coşan, Ahmet Yesevi’nin Yusuf Hemedani ve El-Gucvani ile ilişkilerinden ötürü, Hacı Bektaş’ı Yesevi tarikatından kabul edip, “Nakşilere amcazade” yapıyor, “akraba olarak” görüyor. (Bu kişi Hünkar’ı Sünni göstermek için Makalat’ı tümüyle tahrif edip, işine geldiği gibi yorumlayarak Üniversite kariyerini tamamlamış; onu kendi inanç ve kişisel çıkarlarının aracı yapmıştır.) Hacı Bektaş Veli’ye - hatta ellerinde doğru şecereleri olan seyyidlere, dedelere - Ali soylu diye Arap gözüyle bakılırsa, tarih boyunca halkların ve kültürlerin kaynaşma sürecinde yaşamış olduğu gerçeğini yadsımış olursunuz.
Hacı Bektaş Yesevi yolu yolcusu mu, yoksa bir Batıni mi?
Hacı Bektaş Veli, Yesevi yolunun yolcusu değildir, olamaz. Tarihsel olarak Nişabur’da geçen olaylar ve Horasan bölgesindeki Moğol saldırıları gözönünde tutulacak olursa gerçeğin çok farklı olduğu görülecektir. Hacı Bektaş 1200’ün ilk on yılı içinde doğmuş olduğuna göre, Lokman Perende’den olsa olsa okuma yazma öğrenmiş ve ilk dinsel bilgilerini almış olmalıdır. Lokman Perende, Ahmet Yesevi’nin halifesi olmuş olsa bile, ondan çocuk yaşlarda ders alan Hacı Bektaş’ın Yeseviliği öğrenip, ona bağlanması olası görülmüyor. Abdülbaki Gölpınarlı bu konuda, “hasılı bizce,” diyor, “Ahmet-i Yesevi nasıl şöhreti yüzünden Bektaşi geleneğine sokulmuşsa, Lokman da bu geleneğe sokulmuş ve bu zata Hacı Bektaş’a hocalık ettirilmiştir”. (Vilayetname, s.103) Elbette bu kişiler sadece “şöhretleri” yüzünden değil, Hacı Bektaş’ın “menkıbe”lerinin yazıya geçirildiği dönemin (1480’li yıllar) Osmanlı siyasetinin gereği olarak Vilayetname’ye sokulmuştur. Gölpınarlı’nın asıl Mevlana Celaleddin (s.237) adlı yapıtında, Hacı Bektaş Veli hakkındaki aşağıdaki saptaması çok yerindedir:
“Hacı Bektaş, bütün manasıyla batıni inanışların mürevvici (yürüten, propagandasını yapan) bir batıni dai’siydi. Bunu ‘Makalat’ açıkça gösterdiği gibi en eski kaynakların Bektaşilik hakkında verdikleri malumat da teyid eder.”
Bu kanısına fazla açıklık getirmemesi ve nedenleri üzerinde doğru bilgi vermemesi düşündürücüdür. Abdülbaki Gölpınarlı’nın Hacı Bektaş’ı, salt Mevlana ile karşılaştırılacak düzeyde olmadığını göstermek ve onu küçük düşürmek için (sevilmeyen) bir tarihsel gerçeği ortaya atıp ardında durmamasının, belirsiz bırakmasının anlaşılır yanı olamaz. Ayrıca, bu saptamasından sonra Gölpınarlı, Mevlana karşısında Hacı Bektaş’ı tanımlarken, doğrularla yanlışları bir arada kullanarak, birbirlerini elimine etme niyetini ortaya koyuyor:
“Halbuki Horasani’lerden olmakla birlikte ne kadar bilgin olduğunu bilemediğimiz, ancak ‘Makalat’ına ve gene elimizde bulunan bir ‘Şathiyye’sine nazaran derin ve geniş bir bilgiye sahip olmaktan ziyade münteşir (yaygın,dağınık) terbiyeyle yetiştiğini sandığımız Hacı Bektaş, bir halk isyanının (Babai başkaldırısı kastediliyor- İ.K.) arda kalanları tarafından ulu tanındı. Bilgisi, meşrep ve mezhebi bakımından yalnız medrese mensupları tarafından değil, tarikatçılar tarafından da kınanan bu zümre, ilk zamanlardan itibaren gizlenmeye lüzum görmüş ve tekkelerini, şehirleri bile dağ başlarında, ıssız yerlerde kurmuştur. Ortodoks Müslümanlıktan dışarı gören saltanat ve medrese, bu zümreyi vakıftan da mahrum etmişti.”(agy.s.239-40)
Abdülbaki Gölpınarlı, Hacı Bektaş’a bir batıni dai’si diyorsa - ki bu en doğru saptamadır-, bunun arkasında durmalı ve açıklığa kavuşturmalıydı. Yani onun bir batıni olarak yetişmesinin tarihsel ve nesnel koşullarını açık açık göstermeliydi.
emetli
29-01-2010, 02:18 PM
Hacı Bektaş Veli ailesi ve Mogolların Nişabur’u zaptıNedense araştırmacılar o yıllarda bölgenin tarihsel koşullarını inceleme gereği bile duymadan, Vilayetname’de anlatılan olayların hepsini doğru kabul ediyorlar. Hacı Bektaş ailesiyle birlikte, doğduğu kent olan Nişabur’dan en geç 1221’in Mart ayında ayrılmak zorunda kalmıştır. Çünkü kent Nisan ayının ikinci haftasında Moğol ordusu tarafından kuşatıldı. Hacı Bektaş 11-14 yaşlarındadır. Belki de Vilayetname’de anlatıldığı gibi, babası “İbrahim el-Sani, Tanrının rahmetine vardı.” Ayrıca aynı paragrafta, “padişahlığı Hacı Bektaş Veli’ye arzettiler, kabul etmedi. Padişahlığı, amcazadelerinden olan ve Musa-el Sani evladından Seyyid Hasan’a verdiler” denilmektedir.
Bu gerçek Nişabur padişahlığı değil, gönül padişahlığıdır. Aile bireyleri, Muhammed Ali soyundan olması dolayısıyla kendilerine bağlı ehlibeyti ve İmamları sevenler için bir padişah, yani inançsal önderdi. Belli ki, Hacı Bektaş’ın henüz çocuk olması dolayısıyla, babasının yerine Seyyid Hasan seçilmiştir. Bu kişi kaynaklara göre Abdal Musa’nın babasıdır. Eğer İbrahim el-Sani Nişabur’da ölmüşse, aile ve aileye bağlı olanlar Seyyid Hasan’ın önderliğinde Nişabur’dan çıkıp yollara düşmüştür.
Moğollar Türkistan’dan Azerbaycan’a kadar Horasan’ı baştanbaşa işgal etmişlerdi. Konar-göçer Oğuzlar, kentli kasabalı Türkmen toplulukları, Doğu’ya değil Batı İran ve Irak’a doğru gidiyorlardı. Moğolların önünden kaçan çok sayıda Horasanlı göçmen Alamut’a bağlı Kuhistan bölgesindeki Nizari İsmaili kalelerine sığındı. Hacı Bektaş aile çevresi ve yandaşları en geç 1221 yılı içinde, Kuhistan’daki İsmaili kalelerinden birine sığınmışlardı. Büyük olasıyla bu kale, Nizari valisinin oturduğu yerdi. Hacı Bektaş burada önemli biriyle tanışacaktı.
Bu ilk duraklarında ne kadar kaldıkları üzerine yorumlarımıza geçmeden önce Nişabur kenti ve kentin son Moğol işgali hakkında kısa bir bilgi geçelim: İlk kez Sünni Selçuklu önderi Tuğrul 1038’de Nişabur’u alıp kendini orada sultan ilan etti. Nasır Husrev, 1052 yılında Horasan hücceti (İmamın tanığı) ve Fatımi İsmaili baş dai’si olarak karargahını Belh’de kurdu; oradan Nişabur ve Horasan’ın diğer kentlerine İsmaili propagandasını yönetti. Onun başarıları, Selçuklu yöneticilerinin desteğini alan Sünni ulemanın düşmanlığını yükseltmiş (Farhad Daftary, İsmailis, their history and doctrines, s.204,216) ve kuşkusuz heterodoks İslam inançlı Türkmenler ve İranlılar (Oniki İmamcılar, yedi İmamcı İsmaililer) bu ortamda kendilerini gizlemek zorunda kalmışlardı. Ancak Hasan Sabbah’ın Alamut Nizari devletini kurmasından ölümüne kadar (1090-1124) ve ölümünden sonraki Alamut şeflerinin, Melikşah (1063-1092) ve oğullarıyla mücadeleleri boyunca İsmaili dai’leri İsfahan’da Belh ve Nişabur’da çok geniş propagandaya girişmişler ve Onikimamcı Şiilerden kendilerine büyük katılımlar olmuştu. Bunlar Sünni Selçuk oğullarının baskılarından ötürü akın akın Hasan Sabbah’ın kalelerine (darül hicralara) gidip yerleşiyorlardı. Kentlerde kalanlar da gizli ilişkiler içerisindeydiler. Hacı Bektaş Veli’nin babasının ve dedesinin bu olaylarla ilişkileri olmadıkları söylenemez. Ayrıca çocukluk dönemi hocası Lokman Perende’nin bile bu ortam içinde Yesevici olduğu iddiası bizce geçersizdir.
Nişabur 1142’de Selçuklu prensi Atsız tarafından ele geçirilmiş ve arkasından Sencer tüm Horasan’a yeniden egemen olmuştu. Sonra 1174-1185 yılları arasında Toğan Şah Ebu Bekr’in egemenliği altına girdi. 1187’de Melikşah bin Tekiş ve 1193’de Kutbeddin Muhammed’i Nişabur’un hakimleri olarak görüyoruz. Kent, bölgedeki Harezmşahlar, Karahitaylı ve Selçuklular arasındaki çekişmeler arasında birinden diğerine el değiştiriyordu. Son olarak;
“10 Nisan 1221, Cumartesi günü Moğolların eline geçen Nişabur şehrinin sonu (Merv’den) daha acıklı oldu. Halk, Kasım 1220’de şehir surundan atılan bir ok ile vurulan Tokuçar’ın ölümünden dolayı cezalandırıldı. Bu nedenle Toluy aman dileyenlerin isteklerini kabul etmiyordu. Şehir zaptedilince 400 sanatkar hariç bütün halk katledildi. Şehir tamamıyla tahrip edilerek çift sürüldü. Gizlenerek sağ kalanları da imha etmek için bir Mogol komutanı 400 Tacik ile harabeler arasına bırakıldı.” (V.V. Barthold, Türkistan, s. 472, 558,560; dpnt.385)
Batıya doğru ilerleyen Cengiz Han 1221’e doğru Oksus’u geçip Buhara’yı almış. Genç oğlu Toluy’u Horasan’ı fethetmekle görevlendirmişti. Doğu İran’a yöneldikleri sırada Cengiz Han 1223’te oğullarıyla görüştü. 1225’te Mogolistan’a döndü ve 1227’de öldü. Onun ölümü ile bölge geçici olarak biraz nefes aldı. Zaten bölgede Moğollarla mücadele eden sadece Celaleddin Harezmşah idi.
Elbette, Hacı Bektaş ailesi ve yandaşlarının, yerle bir edilmiş, tarla gibi sürülmüş Nişabur’a bir daha geri gelmiş olmaları düşünülemezdi. O zaman bu aile nereye yerleşmiş ve ergenlik çağına yeni girmiş bulunan Hacı Bektaş eğitimini nerede görmüştü? Farid Daftary, Moğolların Horasanı istila ettikleri yıllar ve Horasan’ın batı sınırını oluşturan Kuhistan bölgesindeki Nizari kalelerinin durumu hakkında şu bilgileri veriyor:
“Alaaddin Muhammed III’ün (1221-1255) ilk yıllarıydı. Sünni ulema dahil (acaba Belh’den çıkmış olan Mevlana’nın babası Bahaaddin Veled de bunlar arasında mıydı? İ.K.), Mogolların önünden kaçan çok sayıda Horasanlı göçmenler gelerek Kuhistan bölgesindeki Nizari İsmaili kalelerine sığındılar. Mogollar istilalarının başlangıcından itibaren, Alamut Nizari İsmaili devletinin, diğer küçük prensliklerden daha güçlü olduklarını deneyerek anlamışlardı. Ayrıca Nizari İsmaili önderleriyle Moğollar arasında bir andlaşma yapıldığı anlaşılıyor; çünkü Celaleddin Hasan III (1210-1221) Mogolların batıya hareketinin başlangıcında, Talikan’da bulunan Cengiz Han’a barış istemiyle gizli bir elçi heyeti gönderdiği biliniyor.”
“Kuhistan Nizari İsmailileri Mogol istilasından etkilenmedi. Güçlerini, gelişim ve özgür yönetimlerini (saltanatlarını) sürdürdüler. Aralarına katılmış olan sığınmacılarla herşeylerini paylaştılar. Doğrusu, Kuhistan Nizarilerinin bilgin önderi Şihabeddin (Shihab-al Din) bu mültecilere öylesine iyi ve cömert davrandı ki, bu Nizari bölgesinden Alamut’a şikayetler oldu; hazinenin kaynakları üzerinde olumsuz etkilenmelerden yakınılıyordu. Alamut’tan onun yerine atanmış olan yeni muhtashim (Kuhistan Nizari önderlerine verilen genel ad) Shams al-Din (Şemseddin) de mültecilerde eşit derecede saygı ve hayranlık uyandırdı. Bu olayları ve Kuhistan’daki Nizarilerin o zamanki durumunun ayrıntılarını, Minhac-i Sirac adıyla tanınan, 1224-1226 arasında üç kez Kuhistan’ı ziyaret etmiş bulunan Sünni kadı Minhac al-Din Osman bin Sirac al-Din al Cuzcani anlatmaktadır. Cuzcani, hem yüksek övgüler yaptığı Şihabeddin’i hem de Şemseddini’i tanımış. Hatta Şemseddin ile Sistan adına diplomatik görüşmeler yapmıştı.”
“Şemseddin’in Kuhistan’a gelişi Nizarilerle, Sistanlı komşuları arasında yeni çatışmaların patladığı dönem rastlar. Sistan Emiri Yamin al-Din Bahramşah, daha önce Hasan III ile iki kez çatışmaya girmişti. Moğollar Sistan’ı istila ettiyse de fazla kalmadan batıya doğru ilerlediler. Yeniden tehditler ve karışıklıklar başladı Sistan’da. Güçlü bir askeri kumandan olan Şemseddin Nizari güçlerin başına geçerek, Sistan Emiri Binaltıgin’i 1226 yılında kesin bir yenilgiye uğrattı... Kuhistan’daki Nizari topluluğu bölgesel işler ve olaylarda Alamut’tan bağımsız davranma siyaseti izliyordu; böylece diğer bölgelerle ticaret yolları geliştirdi, bu da ekonomisinin yükselmesine büyük yardımcı oldu.” (F.Daftary, İsmailis, s.381,414; Juzjani, Tabaqat , vol 2, s.182-185 ve 186-188).
emetli
29-01-2010, 02:20 PM
Hacı Bektaş ve Şemseddin Muhammed Tebrizi
Yukarıda söylediğimiz gibi Hacı Bektaş’ın aile çevresi ve yandaşları en geç 1221 yılı ortalarında, Kuhistan’daki İsmaili kalelerinden birine sığınmışlardı. Büyük olasılıkla bu kale, Nizari valisinin oturduğu yerdi. 1221-1223 yılları arasında tanınmış bilgin ve İsmaili ozanlarının övgü şiirleri yazığı Şihabeddin, muhtashim (Kuhistan İsmaili valilerinin genel adı) idi. Bu İsmaili valisi, İsmaililiğin kurucusu, büyük İmamı İsmail’in kardeşi Musa Kazım soyundan gelmiş olan Hacı Bektaş ve ailesine saygıda kusur etmemiş, özel bir değer vermiş olmalıdırlar. Hacı Bektaş’ın, 1224’te Alamut tarafından Kuhistan yöneticisi olarak atanan genç Şemseddin Muhammed (el Tebrizi) ile kurduğu ilişki yaşamlarının son dönemlerine kadar sürecektir.
Yaşamı tamamıyla aydınlanmamış ve (batıni İsmaili) inancının gerektirdiği sırrı hâlâ koruyan Şemseddin Tebrizi’nin, Alamut İmamı Celaleddin Hasan III’ün (1210-!221) oğlu olduğu ve İmam İsmail soyundan geldiği üzerinde kaynak ve kayıtlar bulunmaktadır.(1) A. Gölpınarlı bu kaynaklardan birincisini göstermekle birlikte, İsmaililerin büyük düşmanı tarihçi Cuveyni’nin “Nev Müsülman Celaleddin Hasan’ın Alaaddin Muhammed’den başka oğlu yoktu” diye yazmış olmasını geçerli görüyor, hiç bir kanıt göstermeden. (Aldülbaki Gölpınarlı, agy, s.50)
Şems’in, 12.yüzyılın son on yılının başlarında doğmuş olması olasıdır ve kendisi Şemseddin Muhammed ya da Şemseddin Hasan gibi babasının adıyla çağrılmaktaydı. Bağdad halifesiyle anlaşma yaparak şeriatı benimsemiş olduğu bilinen ve yeni Müslüman Celaleddin Hasan’ın öldürülmesinin ardından 9 yaşında yerine geçirilen Alaaddin Muhammed ile aynı anadan olmadıkları anlaşılıyor. Hasan III’ün ölümünde (1221) parmağı bulunan başvezir ile Alaaddin Muhammed’in anasının anlaşması sayesinde küçük kardeş Alamut tahtına oturtuluyor. Şemseddin Muhammed de böylece dışlanmış olmalıdır.
Ancak üç yıl sonra onun Kuhistan bölge valisi olarak atandığını görüyoruz. 1224-1226 yılları, göçmen sorunları ve yıllardır süren Sistan savaşlarının sonuçlandırılmasında gösterdiği başarılarla hem tanınıyor, hem de Alamut yönetimi tarafından sık sık önemli görevlere atanıyor. 1227’den 1235’e kadar Kuhistan valisinin, Nasiruddin Tusi’nin koruyucusu, Nasuriddin Abdurrahman bin Mansur olduğunu görüyoruz. Bu yıllar Şemseddin’in Hindistan’da Multan, Pencap ve Gucerat bölgelerinde İsmaili davasını yaydığı yıllardır. Buralarda daha sonra, Multan’da mezarı bulunan Şemseddin Sebzvari Multani (Ö.1356) ile Şemseddin Tebrizi’nin söylenceleri birbirine karışmış. Halk arasında daha çok Şemseddin Tebrizi tanınmaktadır.
Öyle anlaşılıyor ki, Şemseddin Tebrizi hakkında bildiklerimizi bir daha gözden geçirmemiz gerekecektir. Onun Kalenderi ve zaman zaman tacir kılığında dolaşıp kendini saklamasını ve Makalat’ında “Ona niçin medreseye uğramadığını soranlara; ‘ben sözlerin görünüşteki ya da açık görünen anlamları üzerinde tartışmaya girmem. Kendi anlayışımla (batıni, iç anlamıyla) tartışsam bana gülerler, kafir derler” demesini iyi anlamak gerekir.
Şemseddin üzerine geniş incelemeyi başka bir yazıya bırakarak, özetleyelim. 1242-43’lerde Diyar-ı Rum’da (Anadolu’da) İsmaili davasının görevlisi şef dai olarak bulunan; ancak Mevlevi tarihçilerinin anlattıklarıyla tanıdığımız ve bir yıl boyunca Konya’dan ayrıldığını, Mevlana’nın ağlayarak onu aradığını bildiğimiz Şemseddin’in Alamut’a çağrıldığını görüyoruz:
Alaeddin Muhammed III, Abbasi halifesi al-Mutasım (1242-1258) diğer birçok İslam liderleri tarafından ortak anlaşmayla düzenlenen bir elçilik heyetinin başına, eski Kuhistan valisi ve şef dailerden Şehabeddin ve Şemseddin Muhammed (Tebrizi) geçirilerek Moğol başkentine (Talikan) gönderildi. Bu heyet 1246 yılının başlarına Mogol İmparatorluğunun başına geçen Göyük Han’ın tahta geçme törenlerine katılmıştı. Moğol geneğine göre toplanan kurultaya 2000 kişi bulunuyordu. Alamut önderi Alaeddin Muhammed III, bu heyetle Göyük Han’a babası Celaleddin Hasan ile Mogollar arasında yapılan anlaşmayı anımsatan bir memorandum gönderdi. Ancak Nizari elçileri Han tarafından hakarete uğrayıp kovuldular. Memoranduma da ağır sözlerle karşılık verildi. Han, bu olayın hemen arkasından sözlerini uygulamaya koydu ve Elgidey’i (Elçigiday) Moğol ordularının başına geçirerek İran’a gönderdi. Hedef, İsmaililerin ve Bağdad halifelerinin idaresindeki toprakların zaptı idi. Göyük’ün Nizariler’e karşı düşmanca planları onun ölümünden (1248) sonra halefleri tarafından sürdürüldü. (F.Daftary, agy, s.418; V.V. Barthold, Hz. Hakkı Dursun Yıldız, Mogol İstilasına kadar Türkistan, Ankara,1990,s.511-513)
Genç Hacı Bektaş’ın Şemseddin gibi birinin koruması altına girmiş olmasıyla, batıni eğitimini bir devlet olarak örgütlenmiş Nizari İsmaililerden, Kuhistan ve Alamut’ta almış olduğu bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Hacı Bektaş’ın durumu, 1227’de Kuhistan baş dai’si Nasuriddin Abdurrahman’ın korumasına girmiş büyük İsmaili bilgini Nasıruddin Tusi’nin (1202-1274) ilişkisine benzer görülmektedir. Bu ilişki sayesinde, onun yaptığı gibi, Alamut kitaplığından ve dai öğretmenlerden yararlanarak eğitimini tamamlamıştır. Konuşmakta olduğu Türkçe ve Farsça’yı geliştirdiği gibi Arapçayı da öğrenmiştir. Üç dil ile dava’yı sözlü ve yazılı yayacak dereceye yükselmişti. Olasıdır ki, Bizans dilini, yani o dönemin Yunancasını da öğrenmişti.
Hacı Bektaş’ın Makalat’ında bilim ve akıl-usun tanımları, onsekiz bin alem; büyük evren (makro kosmos) ve küçük evren (mikro kosmos=İnsan) ilişkisi, yani evrenin tüm özellikleriyle insanda varoluşu, (“İnsan küçük bir alemdir; alemde olan herşey, hatta artuğu insanda vardır”) insan-evren-tanrı birliği; gökte asılı yetmiş bin kandilin (yıldızın) her birinin birer dünya büyüklüğünde oluşu; kabe insan gönlüdür ve insandan ulusu olmadığından Hac ibadetinin aşamalarının insana hizmet olarak algılanması-anlamlandırılması (Örneğin: “Ve hem yoldan taş arıtmak, Kabede arafatta taş atmaya benzer; sakinlikle yürümek, Arafata varmaktır.”, Makalat, s.75) vb. inanç ve anlayış, eğitimini yaptığı İsmaili yapıtlarına dayanmaktadır.
Hacı Bektaş, Alamut kitaplığında tüm dai’lerin okuduğu Ummu’l kitab, Mansur el-Yamani’nin Risalat el-alim ve’l Ghulam, İhvan-ı Safa Risaleleri, Nasır Husrev’inkileri (Sefername ve diğerleri), Hasan Sabbah’ın Dört Faslı ve Sergüzeşt’ini; 1164’de Büyük Kıyameti ilan etmiş Al-a Zikri Selam Hasan II’nin oğlu Alaaddin Muhammed II (1210-1221) zamanında Kuhistanlı Abu İshak’ın kaleme aldığı, İsmaililiğin yeniden düzenlenip açıklığa kavuşturulmuş ilke ve buyruklarını içeren Haft bab-i Baba Sayyidina’yı; yola giriş ilke ve törenleri, dereceleri açıklayan Tusi’nin Rawdat-ül Taslim vb. yapıtları okuyup yetişmiş bir İsmaili dai’siydi...
Ayrıca İsmaili ordusu saflarında (fedayin birlikleriyle) savaşlara da girmiştir Hacı Bektaş. Vilayetname’de, Ahmet Yesevi’nin onu sözde oğlu Kutbeddin Haydar’ı kurtarmak için gönderdiği Bedehşan savaşına ilişkin keramet söylencesi, gerçekte Şemseddin Tebrizi’nin 1226 yılında yönettiği ve zaferle sonuçlandırdığı, Sünni Sistanlılarla yapılan savaştan başkası değildir. Hacı Bektaş bu savaşlara 17-18 yaşlarında bir delikanlıyken katılmış olmalıdır.
Babasının amcası oğlu Seyyid Hasan ailesi ve bazı yandaşlarıyla Azerbaycan’da Hoy kentine yerleştiklerinde, belki anneleri de ölmüş bulunan Hacı Bektaş ve kardeşi birlikte Nizari İsmaili eğitim kamplarında eğitim ve öğretimlerini sürdürüyorlardı. Hacı Bektaş, İsmaililer arasında 15 yıldan az kalmamıştır. 1230’lu yıllarda bir İsmaili dai’si olarak Dava misyonu yüklenip seyahatlara çıkmıştır. Bu görevleri de, Alamut İmamı Alaeddin Muhammed III’ün (1221-1255) onayıyla yüklenmiştir. Dai’ler listesinin çıkartılması ve görevlerin onaylanıp icazet verilmesi, Fatımi İsmailileri zamanında gelenekselleşmiş-resmileşmişti. Alamut kitaplık ve arşivlerinin 1256’da toptan yakılıp yok edilmesi dolayısıyla ele geçmemiş olabilir.
Fatımiler döneminden bir örneği, bizi yakından ilgilendirmesi dolayısıyla vermekte yarar var: 995 yılında, Rey kenti Mutazili (başkadısı) olan Abul Cabbar Hamdani (936-1025), “Tathbit Dala’ il Nubuwwat, s.180” kitabında Kahire’yi ziyaret eden dai’ler listesinde Abul Vefa al-Daylami adı geçmektedir. (1017 yılında öldüğü bilinen, Mineyikli soyağacına göre Zeyd soylu (annesi Kürt) olan Abul Vefa da (İ.Kaygusuz, Alevilik...Tarihi ve Uluları I, İstanbul-1995, s.52-54), Fatımi İsmaili dai’si olarak Irak’tan Azerbaycan’a İsmaili davasını yayıyordu. Alamut dai listelerinde mutlaka adı vardı, ama olasıdır ki babasının adlarından biri olan Seyyid Muhammed diye çağrılıyordu. Dai, davet eden; İsmaili inancını yayan demektir. Dailer daisi (İmamın vekili, hüccet), Du’i l-Kebir (büyük dailer) ve Du’i (sıradan dailer, davetçiler) diye üç kısma ayrılıyordu. Hacı Bektaş büyük dailer sırasında yer almış olmalıdır.
emetli
29-01-2010, 02:21 PM
Batıni İsmaili Dai’si Hacı Bektaş Veli
Hacı Bektaş önce Hindistan’a gitmiş olabilir. Bu dava gezisi, Şemseddin Tebrizi’nin Multan, Pencap ve Gucerat’ta İsmaililiği yaydığı döneme rastlar. Onun Hindistan’ı gezmiş olabileceği, Vilayetname’deki Güvenç Abdal söylencesinden anlaşılmaktadır. Söylencede Hacı Bektaş Veli, Güvenç Abdal’ı Delhi’deki kuyumcu müridinden 1000 altın neziri (adağı) almaya göndermiştir.
Hacı Bektaş’ın Halep, Şam ve Necef’i dolaştığını; Mekke ve Medine’ye gittiğini ve özellikle İmam Bakır’ın mezarının başında riyazata (benliği yoketme, nefis eğitimi alıştırmaları, kendine çile çektirme) girdiğini, orada üç yıl hizmette bulunduğunu Vilayetname’den okuyoruz.
Bu sonuncusu çok önemlidir: 5.İmam Muhammed Bakır ve oğlu İmam Cafer’in, İsmaililiğin kurucuları olarak tanınan Abu’l Hattab ve Kaddah bin Maymun’a batıni tevil bilgisi öğrettiklerine inanılır. Bu iki kişi, her iki İmamı kendi dönemlerinde Tanrının yerdeki mazharı (görünümü, açınımı-epiphany) olarak görmüştür. İmamların görünüşte onları reddettikleri, gerçekte ise sırrı faş ettikleri, yani gizli inancı açığa çıkardıkları için çevrelerinden uzaklaştırdıkları, İsmaili inanç tarihinin önemli olaylarındandır. Abbasi yönetimi tarafından antropomorfist (insan biçimli tanrıya inanan) suçlamasıyla katledilmiş olan bu kişiler, İmam İsmail ve oğlu Muhammed’in Hicab’ı (örtüsü, perdesi) adıyla onları yetiştirenler olarak büyük saygı görürler. Olasıdır ki Hacı Bektaş, Heterodoks İslamın (Aleviliğin) ilk yazılı kaynağı sayılan Abu’l Hattab’ın Ummu’l Kitabı’nda İmam Bakır için anlatılanları mezarı başında tekrar tekrar okudu; soyundan geldiği İmam Musa Kazım’ın dedesini can gözüyle seyretti.
Yine Hacı Bektaş’ın Makalat’ında (s.81-82) “Adem Aleyhisselam Sıfatı Beyan Eder” başlığını taşıyan bir bölüm vardır. Burada, Tanrının Adem’i topraktan yaratması üzerine çok ilginç bir betimleme yapıyor. Yaşadığı zamanın (13.yüzyıl) iyi tanınan yirmiden fazla ülke, kent ve bölge adlarını tek tek vererek, Adem’in organlarının herbirinin, bunlardan birinin toprağından yaratıldığını söylemekte. Çok büyük olasılıkla, tüm bu ülke, kent ve bölgeler, gezip gördüğü, kendi ölçülerince değerlendirdiği yerlerdir. Üzerinde biraz düşünülünce, her organın işlevinin, toprağından yapılmış olan kentin ya da ülkenin özelliklerini gösterdiği anlaşılır. (Makalat’taki bu pasajı, yüzyıl sonra Fazlullah Hurufi (Ö. 1393-4) Cavidanname’sinde kullanmıştır.) Burada geçen coğrafi adlara bakılırsa, Buhara’dan Mısır ve Kuzey Afrika’ya, Hindistan’dan Konstantiniye’ye (İstanbul) uzanan kent ve ülkelerinin çoğunu yıllarca gezmiş olabileceği varsayılabilir.
Otuz yaşlarındaki genç İsmaili dai’si olarak batıni derviş Hacı Bektaş’ın son durağı Rum diyarı, yani Anadolu olmuştur. Ancak onu Anadolu’ya gönderen Ahmet Yesevi değil, Alamut İmamı Alaeddin Muhammed III (1221-1255) olmuştur. Alamut’tan Horasanlı Baba İlyas’a yeni bilgiler getirmiş ve onun hizmetine girmiştir. Aşık Paşaoğlu’nun söylemiyle “Bu Hacı Bektaş... kardeşiyle Anadolu’ya gelmeye heves ettiler... O zamanda Baba İlyas gelmiş, Anadolu’da oturur olmuştu. Meğer onu görmeğe gelmişler. Onun dahi hikayesi çoktur...” Aşık Paşa gibi saray uşağı tarih ve menakib yazıcıları, “bu çok hikayeleri” alabildiğine kısaltmış ve gerçeklikten uzaklaştırarak Baba İlyas’ın, Hacı Bektaş’ınkileri değil, kendi hikayelerini aktarmışlar.
Hacı Bektaş’ın başından beri içinde ve stratejik katkılarda bulunduğu Baba İlyas ve Baba İshak’ın yönettiği Babai Halk hareketinden Alamut’un habersiz olduğu düşünülemez. Baba İlyas’ın dahi Dede Garkın’ın yerine geçirilmiş bölge baş dai’si olması çok mümkündür. Suriye İsmaili kalelerinden yardım gelmiş olması da doğaldır. Bu arada Selçuklu Sultanlarının Alamut’a her yıl belli miktarda vergi verdiklerini İsmaili kaynaklarından öğreniyoruz. En büyük Selçuk Sultanının da Alamut’a vergi vermiş olması düşündürücüdür :
“1227 yılında ise Suriye baş dai’si Mecdeddin Rum Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’a ellçisini gönderip ondan Sultanlık tarafından Alamut’a her yıl düzenli gönderilen 2000 Dinarı talep etti. Sultan bir süre onu oyaladı ve Alamut yöneticisine (Alaaddin Muhammed III) (1221-1255) danıştı. Alamut İmamı, Suriye şefinin talebini onaylayarak, verginin Suriye İsmaililerine verilmesini söyledi. Bunun üzerine vergi Suriye İsmaili topluluğuna gönderildi.” (Al Hamawi, al- Tarikh-i al-Mansuri, s.340’dan aktaran Farhad Daftary, agy. s.420)
Babai hareketinin bağımsız olduğu kesindir. Çünkü yine, 12.yüzyılın ikinci yarısında büyük Suriye baş dai'si Raşidüddin Sinan’ın (Ö.1193-1194), Alamut İmamı Hasan II (Ö.1166) tarafından atanmış olmasına rağmen, Alamut’a yaptıkları işler hakkında bilgi geçmenin ve karşılıklı ekonomik yardımlaşmanın dışında bağımsız hareket ettiğini biliyoruz.
Baba İlyas’ın piri olan Dede Garkın’ın Abu’l Vefa yolağından olduğunu ve dolayısıyla Baba İlyas ile Baba İshak’ın Abu’l Vefa’ya bağlı bulunduklarını Osmanlı tarihçileri ve menakıbname yazarları da söylemektedirler. Yukarıda değindiğimiz üzere Abu’l Vefa, Fatımi İsmaililerin 995 yılı listesinde Daylam baş dai’si olarak geçiyor. Yaşamının son zamanlarında ise Irak’ta Bağdad baş dai’si görevinde bulunmuş olup, Abu’l Vefa Bağdadi adıyla anılmaktadır. Baştan beri verdiğimiz tüm bu tarihsel bilgi ve olaylar, Hacı Bektaş’ın ve Babai ayaklanması önderlerinin batıni İsmaililerle ilişkileri bulunduğunu göstermektedir. Unutmayalım ki, halk arasında Alamut önderleri “Baba Seyyidina” diye çağrılıyordu.
Vilayetname’de Hacı Bektaş Veli’nin yaşamına ilişkin anlatılanlar, yazarın halkın arasından ve başka menakıbnamelerden derlediklerinin, dönemin yöneticisinin inançsal ve siyasal istekleri doğrultusunda kaleme almış olduklarıdır. Dikkat edilirse Hacı Bektaş, Vilayetname’sinde batıniliğinden – bir suçmuş gibi - aklanıp, sünnileştirilmiş. Keramet sahibi bir velidir, yani Tanrı dostudur; ama en büyük kerametlerinden biri olan tek danesini dökmeden darı çeçi üzerinde otururken bile ona namaz kıldırtılmıştır. Ayrıca Vilayetname’ye sokulan bazı keramet ögeleri, çok daha önce yaşamış veliler tarafından gösterilenlerin yinelenmesidir.
Örgütlü batıniliğin son temsilcileri Nizari İsmaililerin (1090-1256), Sünni yönetimler tarafından İslam düşmanı, dinsiz, katil, her türlü kötülüğü yapmaya hazır şeytan gibi görülmesi nedeniyle menakıbname yazarları “dai ve İsmaili” adları kullanmaktan çekinmişlerdir. Oysa Vilayetname’de Hacı Bektaş’ı ziyarete gelmiş olduklarından sözedilen Horasanlı Kalenderiler, İsmaililerden başkası değildir.
Gerçek böyle iken, Hacı Bektaş Veli, Nizari İsmaililerle ilişkisi bir yana içinden geldiği Babailerden bile uzaklaştırılmış ve hala Babai ayaklanmasına katıldı-katılmadı tartışması yapılıyor. Onu Sünni göstermek için Nakşibendiler Hacı Bektaş'a “amcazade” diyor ve onun batıliğini-Aleviliğini “iftira” kabul ediyorlar.
Sonuç
Hacı Bektaş Veli’nin Makalat’ı karşılaştırmalı incelendiğinde, İsmaili kitaplarındaki Tanrı inancı, din ve felsefe anlayışı, yola giriş kuralları aynen bulunabilir. Bazılarının ise üstü örtülmüş, farklı adlarla verilmiş, takiyyeye gerek duyulmuştur.
Hacı Bektaş’ın Selçuklu Prenslerinin çatışmalarında İzzeddin Keykavus’a destek vermesi ve Bizans’a yakınlık duyması, Anadolu’da merkezi birliğin kurulması amacı kadar, antik Ege Uygarlıklarının son mirasçısı olan ileri Bizans uygarlığından yararlanma ve İslam-Hristiyanlık ayırımı yapmadan insanlığı birleştirme hedefi taşır.
Hacı Bektaş Veli, 1256’da Alamut’un Moğollar tarafından yerle bir edilmesi sonucu İsmaililerle ilişkisini kesmiş, ama batıni inancın doruğunda; zamanın kurtarıcı imamı olarak ortaya çıkıp, Alamut İmamlarının temsil ettiği (Haft bab-ı Baba Seyyidina’ya göre Alamut İmamı Ali’yi temsil ediyor, bütün İsmaili inançlıların her biri de Salman’nın makamında bulunuyordu, yani birer Salman idiler.) Ali’nin donuna bürünmüştür. Bunu pekçok Alevi-Bektaşi ozanı işlemiştir. Biz Sadece Hasan Dede’den (Ö.1469) bir tek dörtlükle örnekleyelim:
“Yerlerin göklerin binasın düzen
Ak üstünde kara yazılar yazan
Engür şerbetini Kırklara ezen
Hünkar Hacı Bektaş Ali kendidir”
Son cümle olarak;Hacı Bektaş’ın Yeniçerilerin Piri yapılması ya da gösterilmesi, Osmanlının tarihsel bir siyaset kurnazlığıdır.
(1)Devletşah’a göre Şems, Celaleddin Nev-Müsülman’ın (Ö.1221) oğludur ve gizlice Tebriz’de okumuştur. Krş. al-Shushtari,Majalis al-Muminin, Vol.2, s.110 ve A. Semenov, Sheih Dzhelal-ud-Din-Rumi po predstavleniyam Shughnanskikh İsmailitov; Orta Asya ve diğer bazı bölgelerin Nizarileri tarafından, kendileriyle ortak inançta olduğu düşünülen, Mevlana Celaleddin üzerinde Şuğnan Nizarilerin fikirlerinin analizi yapılıyor. F.Daftary, The Ismaili’is, s. 414, 695. İ.K.)
emetli
29-01-2010, 02:23 PM
peki bu isyana katilan haci isyandan nasil kurtulmus...
Sorunuzun cevapları Dr. Kaygusuz'un buraya aldığım makalesinde var.
H. Dilibal
30-01-2010, 01:15 AM
Hacı Bektaş, Musai- Kazımın soyundan gelse ne olur, gelmese ne olur. İllaki iyi ve örnek bir insan olmak için belli bir soydan mı gelmek gerekiyor.
Hacı Bektş'ı soyu değil yaptıkları ve düşünceleri yüceltmiştir.
Musai-Kazım'dan, Hacı Bektaş'a kadar olanların neden esamesi okunmaz?
Babai isyanlarına katılması onun bilgilerini iyi kullanmasına ve insanlığa çıkış yolu göstermesine neden olmuş olabilir.
Seyit Rızaya gelince; onu bu kadar savunanlar, kimliği, yaptığı işler ve isyan etmesinin nedenlerini bize anlatsınlar. Biz türkmen alevileri olarak doğruluktan, halktan, emekçiden yana olan herkesi destekler ve savunuruz.
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. (Hacı Bektaş)
al-i aba
30-01-2010, 03:25 AM
canlar, malesef seyit rıza devlet otoritesini kabul etmeyen bir kesimin lideri
dir,alevilik için dağa çıkmamıştır,onun mücadelesi alevilik için değil, dersimde
osmanlı zamanından kalan özerk ve feodal yapının devamı içindir,bu yanlıştı,an
cakkk...bir kısım dağa çıkanları bahane edip masum binlerce insanı katletmek de
devletin yüzleşmesi gereken kara bir lekedir,bu olaya objektif bakmak ta fayda
vardır,duygusal tepkiler yanlış tahliller doğurur...
yine dersim halkı kürt falan da değildir,zazaca konuşur, tarihçi Yusuf Halaç
oğlu tam 20 yıl bizzat gözlemleriyle yaptığı tespitte,dersimdeki 92 aşiretin 87 ta
nesinin horasandan gelen türkmen kökenli olduğunu ortaya koymuştur, özellik
le geçmişte hadep,dün dtp,bugün de bdp olan bölücü kürtçü hareket dersimli
ler üzerinde kürtlük propagandası yapmışlar ve malesef çok mesafe katetmişler
dir,bugün tuncelide *** cirit atmaktadır ve bir alevi olarak bu durum beni çok
üzmektedir...dersim halkının *** nın tabanı olan güneydoğu şafii kürtlerle hiçbir
ortak noktası yoktur,ne dili ne inancı ne de kültürü bu kesimle uyuşmaz,ayrıca
dağa çıkıp terorist olan kişininde alevilikle bir ilgisi olamaz...
alevilik elbette 72 millete hitap eder,kürtlere de başka uluslara da,yalnız bi
limsel tespitlerin ortaya koyduğu gerçek şudur ki, dersimlilerin ezici çoğunluğu
horasandan gelen kitlelerin torunlarıdır,bugünkü konuşulan dilleri sonradan öğ
renmişlerdir,ancak yinede bazı kürt topluluklarınında dersimliler içinde alevileşti
ğinide kabul etmek gerekir,elbet kürt orjinli aleviler de vardır ve alevi alevidir sonuçta,türk,kürt,zaza fark etmez,iranda bile kürt aleviler vardır(ehlihaklar)
son olarak bölücü terör dersimden çıkarılmalıdır,dağı taşı evliyalarla dolu der
sime ve dersimlilere yazık ediliyor...
Kandemir
30-01-2010, 03:44 AM
Seyit Rızaya gelince; onu bu kadar savunanlar, kimliği, yaptığı işler ve isyan etmesinin nedenlerini bize anlatsınlar. Biz türkmen alevileri olarak doğruluktan, halktan, emekçiden yana olan herkesi destekler ve savunuruz.
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. (Hacı Bektaş)
Degerli arastirmacimiz merhum Baki Öz'ün bu konuda önemli çalismalari ve arastirmalari var.
Dersim Olayının Niteliği
Dersimliler kendilerini “Horasanlı” ve Zaza olarak niteler. İnanç olarak, Alevidirler. Dersim olayı bir Kürt hareketi değildir. Bir Kürt ulusal hareketi niteliği ve görüntüsü sergilemez. Her ne kadar teorik önderlerinden Alişer ile Nuri Dersimi, katı bir Kürtçülük çabası içerisinde iseler de bu durum Dersimlinin sorunu ve amacı hiçbir zaman olmamıştır. Bu teorik önderler, düşüncelerini halka kazandıramamışlardır. Kısaca olay, bir ulusal Kürt hareketi değildir. Zaten Kürt kesimiyle de bir birleşmeleri olmamış, olayın bastırılmasında Sünni Kürt aşiretleri, devlet güçlerini doğrudan desteklemişlerdir.
Olayda, Şeyh Said olayında olduğu gibi dinsel bir amaç ve nitelik de yoktur. Alevilik sorunu, hiçbir zaman öne çıkarılarak, herhangi bir istekte bulunulmamıştır. O nedenle, başka olaylarda olduğu gibi dinci, gerici vb. olarak değerlendirilemez. Çünkü, dinsel bir hareket değildir.
Bir Zazalık niteliği de görülmez. Ayaklanmacıların, böyle bir istekleri yoktur. Bir ulusallık aranmamaktadır ve Kürtlük/Zazalık açısından “bir ulusal bilinç yoksunluğu” vardır.
Dersim Olayı bir bölgesel/lokal olaydır. Bölge dışına taşmamış ve yardım almamıştır. Yine, bölge içerisinde sönmüştür. Bölgenin Osmanlı’dan taşıyıp getirdiği feodal yapısının koşullarında oluşan, feodal nitelikli bir olaydır. Olaya aşiretler ve aşiret yapısı yön vermiştir. Amaç, aşiret düzenini korumaktır. Aşiretlerarası sürtüşme nedeniyle, olaya bölgenin tüm aşiretleri de katılmamışlardır. Olay, ulus-devlete katılmamak amacıyla, bir aşiretler ve bölge direnişi olarak sürmüş ve devlet gücü karşısında doğal olarak kırılmıştır. Ulus-devlete karşın, aşiret düzenini sürdürme mücadelesinde başarılı olunamamıştır.
Dersim ayaklanmacılarının, bir dış destek yardımı yoktur. Başında böyle bir tasarıları da olmamıştır. Kısaca Dersim ayaklanmasının arkasında “yabancı parmak” yoktur. Çıkacak olan II. Dünya Savaşı’nda İngiltere, Türkiye’yi yanında tutmak ve Alman kanadına itmemek için, Dersim ayaklanmasına destek olmaz, hükümeti destekler. Seyyid Rıza’nın “Dersim Generali” imzasıyla 30.07.1937’de İngiltere’den yardım isteğine, İngiltere, “Bekle ve dengenin kimden yana döneceğini gör” taktiği izleyerek; Seyyid Rıza’nın tutuklanmasından sonra, 05.10.1937’de yanıt verir ve Seyyid Rıza’nın mektubunu “ciddiye almadıklarını Tük Hükümeti’nin bilmesini” ister. Nuri Dersimi’nin Eylül 1937’dan sonra yurt dışına çıkarak dış destek arayışları sonuçsuz kalır. Çünkü başında böyle bir plan yapılarak ayaklanılmamıştır. Sonradan gelişen koşullar doğrultusunda, bu tür arayışlar içerisine girilmiştir. Dersim ayaklanması, bir dış kaynaklı ayaklanma değildir.
Sürgün_24
30-01-2010, 08:13 AM
dersimin ne olduğuna bırakında dersimliler karar versin..hallaçoğlu gibi faşistlerin tanımlamaları bizler için hiç bir şey ifade etmez..onu refarans göstererek dersimin aslını görmek istediğiniz gibi görtermeye çalışmayın...
horasan deyince neden aklınıza illa ki türk bölgesi geliyor..algınızda neden böyle birşey oluşmuş...tarihi burjuva tarihçilerinin yazdıklarıyla öğrenenlerin farklı bir algı oluşturacağını zaten ummuyorum ama tarih egemenlerin değil ezilenlerin tarihidir..horasanı katıksız türk bölgesi orada yaşıyan herkesi de safkan türkmen göstermeye çalışmayın...biraz kitap okuyun...farklı dillerde yazılmış eski kaynak kitapları...bugünün anlayışıyla eksik basılan eski kaynak basımları değil..
dersim halkının çoğunluğu zazadır...zazalar ne türktür..ne de kürt...bizi bi ırka mal etmeye çalışmasın kimse...biz zazayız...sadece zaza...özü bu..
Dersim haLkının cogunLugu zaza demek ..
Bunu beLgeLerLe ispatLar misiniz ???
Daglıdede
30-01-2010, 08:47 AM
Dersim haLkının cogunLugu zaza demek ..
Bunu beLgeLerLe ispatLar misiniz ???
siz olmadığını isbatlarmısınız
Serpan
30-01-2010, 10:48 AM
YA kardeslerim her kafadan bir ses cikiyor dersimin KURT veye TURK OLMASI bizleri neden bu kadar ilgilendirir bilemiyorum onemli olan onlarin KIZILBAS olmasi haksiz yere katledilmeleri yani hangi irktan olursa olsunlar ekipmi kuracaksiniz savasmi yapacaksiniz
Sürgün_24
30-01-2010, 12:00 PM
siz olmadığını isbatlarmısınız
Muatabım degiLsiniz , heryerden cıkmayında sorunun muatabı yanıt versin !
Daglıdede
30-01-2010, 12:09 PM
Muatabım degiLsiniz , heryerden cıkmayında sorunun muatabı yanıt versin !
olamazsında zaten
celal abbas neredesin adam seni çağırıyor
Sürgün_24
30-01-2010, 12:12 PM
olamazsında zaten
celal abbas neredesin adam seni çağırıyor
OLmadıgım icin mi sahsıma soru soruyorsun ! Bos konusup zırvaLamaktan vazgec istersen ...
Hadi aLLah versin , bana uzak ona direk oL !
celal abbas
30-01-2010, 12:12 PM
olamazsında zaten
celal abbas neredesin adam seni çağırıyor
adam değil bayan.....
sürgüne bir milyon kere söyledim...anlamak istemiyor...bildiği ama inanmak istemediği şeyde onu zorlayamam..keyfi bilir...belgeyle inanacağını bilseydim...çok zaman önce bunu yapardım...
Av.A.Guvercin
30-01-2010, 03:55 PM
kendimizi alevi olarak tanımlıyoruz...ne ırkımızın ne sosyal statümüzün önemi olmadan..herşeyin önüne aleviliğimizi koyuyoruz...söylemde bu hoş..
yanlız devletin şovenist karakterini inancının önüne koyabiliyor bazen bazı aleviler...doğuda yaşıyan alevilerin dilleri ve kültürleri yüzünden yaşadıkları sıkıntıyı paylaşmak istemiyor batıdaki aleviler..aynı şekilde doğudakilerde..bir özeleştiri yapmak gerekirse doğuluyum ve bizim çevremiz de de batıdaki aleviler için türk deniliyor..ayıplamamıdır bilmiyorum..ama bi durum tespitidir bu..
güzel söylemlerimiz var..72 millete bir nazarla bakmak..hoşgörü vs..yanlız bu söylemleri aynı inancı paylaştığımız insanlara göstermekte pek cimriyiz...
yazı yerinde ve güzel tespitlere sahip...dersimlileri asi olarak görmek Hacı bektaşı,pir sultanı ve diğer önderlerimiz de bununla ithame tmektir..hoş yalan mı bu doğru..asi ve isyankarlardı..haksız değillerdi elbette...biz bunca zulümü katliamı neden yaşadık...boyun eğmediğimiz ve direndiğimiz için...bunu hala yapabilen canalrımıza sahip çıkalaım..bunu yapamıyorsak bile onlara kötü anzarla bakmıyalım...
dersim bana göre alevilerin onurudur...hangi ırksal kökene sahip olursa olsun bütün alevilerin dersime ve dersimliye sahip çıkması doğru olandır..
Isyanci Hacibektas basligi maksatlidir.
Bir kisi hayatinda yuzlerce is yapar, ama en tepeye cikaniyla anilir.
Haci bektas Pirler piri omasiyla mi en tepede olacak, isyanciligiyla ma,
Sanki koroglundn bahsetmisler gibi yazmislar.
kbul edemem
Katki da sunmayacagim
Once pirimin onuruna yapilan itham duzeltinsin sonra yaplasirim.
Saygilar
Av.A.Guvercin
30-01-2010, 05:12 PM
abim..yine tahliliniz ne yazık ki kendimi sizin karşınızda görmemi gerektirecek söylemler içeriyor..
seyit rızaya sahip çıkarken onun yaşadıklarının dolayısıyla dersim halkının yaşadıklarının sorumlularını sevmemizi beklemiyorsunuz sanırım..
chp nin şovenist çizgisinden uzaklaştığını göremedikki chp eleştirimizi sonlandıralım..chp bütünleyici bir parti olmaktan uzak...bu haliyle bize alternatif söylemler içerisinde olmasını beklmekte abes zaten..ki yine ona karşı eleştirimizi sonlandıralım..
bunun dışında Hacı Bektaşı Veliyi asi göstermek ona hakkını teslim etmektir..yaşadığı dönemde hak olan tarafda olmuş ve ezilenlerin kaygıları için isyan etmiştir..babailer isyanının ekonomik koşullardan kaynaklı bir isyan olduğunu biliyoruz sanırım..bu yüzden onu asi görmek yanlış değil doğru olandır..bu söylem belki nerden baktığımızla alakalı sıkıntılar yaratıyordur..asi demek bizim kültürümüzde mevcut erkin yanlışlarına karşı çıkandır..çünkü alevi inancı haklının yanında olma haksızın karşısında durma perspektividir..tarihimiz onun gibi nice önderlere sahiptir..
özcesi abim..onu isyankar göstermek birilerine benzetme çabası değil böyle görme lütfen..sonuçta insan yaşamı farklı evrelerden oluşuyor..Hacı Bektaşı Veli de yaşamının bir bölümünde fiziksel tepki göstermiş ve isyan etmiştir..daha sonra gönüller fetheden felsefesini oluşturmuştur ama bu felsefeyi oluşturan süreçte bu isyanın rolüde büyüktür..
dostlukla..
Estafurullah. Senin elestirilerin karsisinda her zaman boynum kildan incedir. Cunku sen kendine dogru gelene dogru yanlisa yanlis diyenlerdensin. Seni her zaman dikkate alirim. Bak soylemek istediklerimi bir abska sekilde anlatayim.
Yazida dogrular var tabi, o dogrulara karsi cikilmaz. Ama dogrularin icersine yerlestirilmis serpistirilmis seylerdir karsi ciktigim. Senin hatirina bir bir irdeleyecegim
Av.A.Guvercin
30-01-2010, 06:29 PM
http://alipolat.tr.gg/Ben-inan%E7l&%23305%3B-bir-Alevi-Bekta&%23351%3Biyim,-M.ue.sl.ue.man&%23305%3Bm,-&%23304%3Bslam&%23305%3Bm.htm
Ali Polat in yazisi oncelikle Huseyin Demirtas la ilgili sosylev icin aktarayim.
5 Ocak 2009 tarihli Milliyet gazetesinde Devrim Sevimay’ın Soru-Cevap isimli köşesinde yer alan bu sözlerin Aleviliğin konumu açısından son noktayı koyduğunu düşünüyorum. Çünkü kendini böyle tanımlayan sıradan bir Alevi değil. Sözlerin sahibi AABF ve ABF tarafından 2006 yılındaki Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerinde Hacıbektaş Postnişini olduğu kabul edilerek, doğal inançsal lider olarak deklare edilen Velayettin Ulusoy.
Bundan ötürüdür ki Velayettin Ulusoy’un bu sözlerinin anlamına iyi bakmak gerekiyor.
Velayettin Ulusoy’un bu sözleri, AABF ve ABF ile onlara bağlı kuruluşlar açısından bağlayıcıdır. Velayettin Ulusoy çok açık ve net bir şekilde kendisini tanımlamış, bununla kalmayarak ‘kimse Alevilik İslam’ın dışında diyemez’ diyerek son noktayı koymuştur.
Bu sözler ile uzak ve yakın geçmişteki bazı sözleri yan yana getirdiğimde şaşırıyorum.
Çok değil bundan dört yıl önce Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve ABF Genel Başkanı olan Ali Doğan, 2004 yılının son çeyreğinde düzenlediği basın toplantısında ‘Alevilik İslam dışıdır’ sözleri ile Aleviliğin konumu ve tanımı konusunda kurumu adına bağlayıcı sözü gündeme getirmişti.
Kurumu adına diyorum çünkü Ali Doğan hala hazırda ABF’nin Onursal Genel Başkanıdır.
Ne gariptir ki Hacı Bektaş Veli ismini kullanan bir örgütün başkanı ‘Alevilik İslam dışıdır’ derken, o ismin soyundan geldiğini belirten postnişin ‘Alevilik İslam içidir’ diyor.
AABF’de sıkça yazıları yer alan Hüseyin Demirtaş bir yazısında ‘Alevilik İslam içidir söylemine taraf olunmasının Alevilerin asimilasyonuna hizmet ettiğini görmenin’ zamanının geldiğini belirtmekte. Demek ki Hacıbektaş postnişini, AABF ve ABF’nin inançsal doğal lideri Velayettin Ulusoy, Alevilik İslam içindedir diyerek Alevilerin asimilasyona hizmet ediyor.
Fakat ne çelişkidir ki aynı Hüseyin Demirtaş bir başka yazısında ‘Aleviler Müslüman mıdır?’ sorusunu kendisi yanıtlayarak ‘evet Müslüman’dırlar ’ demekle kalmayıp Alevi İslam tanımlamasına benzer bir tanımlamada bulunup ‘Kısaca Alevilere, … Alevi-Müslüman denilebilir’ diye yazmaktadır.
Kendini Alevi dedesi olarak tanıtan ve ABF’nin önde gelen isimlerinden Hüseyin Gazi Metin ‘İslam bizim neremizde?’ diye soruyor. AABF’nin Dedeler Kurulu eski başkanı Hasan Kılavuz ise ‘Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğunu” belirterek ‘Anadolu Kızılbaş Aleviliği’ne İslamlığı aşılama girişimleri 1230 yıllarında Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’la’ başladığını açıklıyor. Tesadüfe bakın ki Hacı Bektaş Veli aynı tarih döneminde Anadolu’ya girmiş, akabinde Sulucakarahöyük’ü mesken tutmuş, dergahını kurmuş ve inancını aşılamıştır.
Hüseyin Gazi Metin ve Hasan Kılavuz, Alevi dedesi olduklarına göre demek ki onların tanımladığı dedelik ile Velayettin Ulusoy’un tanımladığı aynı değil. Velayettin Ulusoy ‘Ehlibeytsiz bir Alevilik olmaz’ diyerek dedeliğin yönünü gösteriyor.
Ali Balkız’dan önce 2006 yılında ABF başkanlığına seçilen Selahattin Özel’de ‘Alevilik ne İslam’ın içindedir ne de dışındadır. Çünkü Alevilik her hangi bir inancın içine sığacak kadar dar ve Ortodoks, ne de dışında kalacak kadar da dışlayıcı değildir’ açıklamasında bulunarak Aleviliği tanımlıyordu.
ABF Başkanı Ali Balkız, 7 Aralık 2008’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda yaptığı konuşmada Aleviliğin İslam içi-dışı görülmesi konusunda ‘Siyasilerin bizi tanımlama, ortadan yarma girişimlerini asla doğru bulmuyoruz’ demiş ve arkasından eklemişti: ‘Tarif, Alevilere bırakılmalı’.
Görülen o ki tarif, AABF ve ABF’nin doğal inanç önderi Hacıbektaş postnişini Velayettin Ulusoy tarafından yapıldı: ‘kimse Alevilik İslam’ın dışında diyemez’.
1991 yılında resmiyet kazanan AABF ile 2004 yılındaki başkanı Ali Doğan tarafından Aleviliği İslam dışı olarak niteleyen ABF’nin 2006 yılında tanıdığı ve doğal inanç lideri olarak deklare ettiği Velayettin Ulusoy’un tanımlaması ABF’nin şimdiki başkanı Ali Doğan’ın ‘Tarif, Alevilere bırakılmalı’ sözüne bir cevap olmaktan öte tartışmalara bir nokta koymak olsa gerek.
Velayettin Ulusoy’un söyleşisindeki dikkat çekici bir başka nokta daha var. Velayettin Ulusoy Aleviliğin İslam’ın içinde olduğunu vurgulamakla kalmıyor tıpkı İzzettin Doğan gibi Aleviliği İslam’ın özü olarak görüyor.
Söyleşide yer alan ‘Biz ise diyoruz ki “Biz özden ayrılmıyoruz. İslam neyse biz ondan devam ediyoruz.” Bizim kılavuzumuz kim? Hz. Ali ve on iki imamlar, yani peygamberin sülalesi. Demek ki biz hiçbir yola sapmadık.’ cümleleri ile bu görüşünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Akabinde Aleviliği tanımla açısından illaki bir şey demek gerekirse ‘İslam’ın Bâtınî tarzda bir yorumudur’ demeyi de ihmal etmiyor.
Velayettin Ulusoy’un bu tanımlama ve açıklamaları AABF ve ABF açısından bağlayıcıdır ki aksi halde insanın aklına birilerinin birilerini kullandığı gelir.
AABF ve ABF yönetimince, Velayettin Ulusoy’un bu tanımlamaları ve açıklamaları kabul edilmeyebilir. Böyle bir durumda, Aleviler yüzlerce yıldır takiye yapıyor diyenler, Alevilerin içinde ve Alevilik maskesi altında takiye mi yapıyor diye sorulur?
Ali Polat
05.01.2009
Ametist7474
30-01-2010, 09:23 PM
http://alipolat.tr.gg/Ben-inan%E7l&%23305%3B-bir-Alevi-Bekta&%23351%3Biyim,-M.ue.sl.ue.man&%23305%3Bm,-&%23304%3Bslam&%23305%3Bm.htm
Ali Polat in yazisi oncelikle Huseyin Demirtas la ilgili sosylev icin aktarayim.
5 Ocak 2009 tarihli Milliyet gazetesinde Devrim Sevimay’ın Soru-Cevap isimli köşesinde yer alan bu sözlerin Aleviliğin konumu açısından son noktayı koyduğunu düşünüyorum. Çünkü kendini böyle tanımlayan sıradan bir Alevi değil. Sözlerin sahibi AABF ve ABF tarafından 2006 yılındaki Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerinde Hacıbektaş Postnişini olduğu kabul edilerek, doğal inançsal lider olarak deklare edilen Velayettin Ulusoy.
Bundan ötürüdür ki Velayettin Ulusoy’un bu sözlerinin anlamına iyi bakmak gerekiyor.
Velayettin Ulusoy’un bu sözleri, AABF ve ABF ile onlara bağlı kuruluşlar açısından bağlayıcıdır. Velayettin Ulusoy çok açık ve net bir şekilde kendisini tanımlamış, bununla kalmayarak ‘kimse Alevilik İslam’ın dışında diyemez’ diyerek son noktayı koymuştur.
Bu sözler ile uzak ve yakın geçmişteki bazı sözleri yan yana getirdiğimde şaşırıyorum.
Çok değil bundan dört yıl önce Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve ABF Genel Başkanı olan Ali Doğan, 2004 yılının son çeyreğinde düzenlediği basın toplantısında ‘Alevilik İslam dışıdır’ sözleri ile Aleviliğin konumu ve tanımı konusunda kurumu adına bağlayıcı sözü gündeme getirmişti.
Kurumu adına diyorum çünkü Ali Doğan hala hazırda ABF’nin Onursal Genel Başkanıdır.
Ne gariptir ki Hacı Bektaş Veli ismini kullanan bir örgütün başkanı ‘Alevilik İslam dışıdır’ derken, o ismin soyundan geldiğini belirten postnişin ‘Alevilik İslam içidir’ diyor.
AABF’de sıkça yazıları yer alan Hüseyin Demirtaş bir yazısında ‘Alevilik İslam içidir söylemine taraf olunmasının Alevilerin asimilasyonuna hizmet ettiğini görmenin’ zamanının geldiğini belirtmekte. Demek ki Hacıbektaş postnişini, AABF ve ABF’nin inançsal doğal lideri Velayettin Ulusoy, Alevilik İslam içindedir diyerek Alevilerin asimilasyona hizmet ediyor.
Fakat ne çelişkidir ki aynı Hüseyin Demirtaş bir başka yazısında ‘Aleviler Müslüman mıdır?’ sorusunu kendisi yanıtlayarak ‘evet Müslüman’dırlar ’ demekle kalmayıp Alevi İslam tanımlamasına benzer bir tanımlamada bulunup ‘Kısaca Alevilere, … Alevi-Müslüman denilebilir’ diye yazmaktadır.
Kendini Alevi dedesi olarak tanıtan ve ABF’nin önde gelen isimlerinden Hüseyin Gazi Metin ‘İslam bizim neremizde?’ diye soruyor. AABF’nin Dedeler Kurulu eski başkanı Hasan Kılavuz ise ‘Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğunu” belirterek ‘Anadolu Kızılbaş Aleviliği’ne İslamlığı aşılama girişimleri 1230 yıllarında Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’la’ başladığını açıklıyor. Tesadüfe bakın ki Hacı Bektaş Veli aynı tarih döneminde Anadolu’ya girmiş, akabinde Sulucakarahöyük’ü mesken tutmuş, dergahını kurmuş ve inancını aşılamıştır.
Hüseyin Gazi Metin ve Hasan Kılavuz, Alevi dedesi olduklarına göre demek ki onların tanımladığı dedelik ile Velayettin Ulusoy’un tanımladığı aynı değil. Velayettin Ulusoy ‘Ehlibeytsiz bir Alevilik olmaz’ diyerek dedeliğin yönünü gösteriyor.
Ali Balkız’dan önce 2006 yılında ABF başkanlığına seçilen Selahattin Özel’de ‘Alevilik ne İslam’ın içindedir ne de dışındadır. Çünkü Alevilik her hangi bir inancın içine sığacak kadar dar ve Ortodoks, ne de dışında kalacak kadar da dışlayıcı değildir’ açıklamasında bulunarak Aleviliği tanımlıyordu.
ABF Başkanı Ali Balkız, 7 Aralık 2008’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda yaptığı konuşmada Aleviliğin İslam içi-dışı görülmesi konusunda ‘Siyasilerin bizi tanımlama, ortadan yarma girişimlerini asla doğru bulmuyoruz’ demiş ve arkasından eklemişti: ‘Tarif, Alevilere bırakılmalı’.
Görülen o ki tarif, AABF ve ABF’nin doğal inanç önderi Hacıbektaş postnişini Velayettin Ulusoy tarafından yapıldı: ‘kimse Alevilik İslam’ın dışında diyemez’.
1991 yılında resmiyet kazanan AABF ile 2004 yılındaki başkanı Ali Doğan tarafından Aleviliği İslam dışı olarak niteleyen ABF’nin 2006 yılında tanıdığı ve doğal inanç lideri olarak deklare ettiği Velayettin Ulusoy’un tanımlaması ABF’nin şimdiki başkanı Ali Doğan’ın ‘Tarif, Alevilere bırakılmalı’ sözüne bir cevap olmaktan öte tartışmalara bir nokta koymak olsa gerek.
Velayettin Ulusoy’un söyleşisindeki dikkat çekici bir başka nokta daha var. Velayettin Ulusoy Aleviliğin İslam’ın içinde olduğunu vurgulamakla kalmıyor tıpkı İzzettin Doğan gibi Aleviliği İslam’ın özü olarak görüyor.
Söyleşide yer alan ‘Biz ise diyoruz ki “Biz özden ayrılmıyoruz. İslam neyse biz ondan devam ediyoruz.” Bizim kılavuzumuz kim? Hz. Ali ve on iki imamlar, yani peygamberin sülalesi. Demek ki biz hiçbir yola sapmadık.’ cümleleri ile bu görüşünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Akabinde Aleviliği tanımla açısından illaki bir şey demek gerekirse ‘İslam’ın Bâtınî tarzda bir yorumudur’ demeyi de ihmal etmiyor.
Velayettin Ulusoy’un bu tanımlama ve açıklamaları AABF ve ABF açısından bağlayıcıdır ki aksi halde insanın aklına birilerinin birilerini kullandığı gelir.
AABF ve ABF yönetimince, Velayettin Ulusoy’un bu tanımlamaları ve açıklamaları kabul edilmeyebilir. Böyle bir durumda, Aleviler yüzlerce yıldır takiye yapıyor diyenler, Alevilerin içinde ve Alevilik maskesi altında takiye mi yapıyor diye sorulur?
Ali Polat
05.01.2009
:confused: ne alaka ??
al-i aba
30-01-2010, 10:02 PM
sevgili dersimliler, dersim elbet her alevi için çok önemli bir yerdir,ben türk
men bir aleviyim,ancak kendini ne şekil tanımlarsa tanımlasın bütün aleviler
canımızdır,ciğerimizdir...burada sorun yok,sorun şudur,sizinde dediğiniz gibi der
simde zazaca konuşulur,kürtçe değil,biz sadece dersime toptan kürt elbisesi
giydiren bölücü kürtçülere tepkiliyiz,emine ayna çıktı apo günümüzün seyit rı
zasıdır dedi,lafa bakın,zihniyete bakın,bu emine aynaya sormak lazım,acaba ta
banı olan şafii kürtler seyit rızanın inancı alevilik hakkında ne düşünüyor?veya
gitsin dersimli bir alevi diyarbakırın ortasında ben aleviyim desin bakalım nasıl
tepkiler alıyor? maksatlı olarak bölücüler dersimi seçmiş ve burada propaganda
ya başlamışlardır ve başarılı olmuşlardır,bugün birçok dersimli alevi genci bunla
rın ağına düşürülmüştür, bunların amacı ülkemizin bir bölümünü koparıp bir kürt
devleti kurmaktır,bu apaçık ortadadır,bizim aleviler olarak asla bunlara prim ver
mememiz gerekir,her türlü irticai ve bölücü hareket alevi toplumundan gerekli
tepkiyi görmelidir,barış ve demokrasi lafları safsatadır,dağda elinde silah,şehir
lerde molotof kokteyli barıştan söz edenler bizleri aldatmaya çalışıyorlar...ben
gazi mahallesinde oturuyorum, inanın zorbalıkta birinciler,esnafa zorla,tehditle
kepenk kapattırırlar,halkı taşıyan otobüsü yakarlar,etrafta terör estirirler,sonra
da çıkıp barış ve demokrasi havarisi kesilirler...
siz hiç dtplilerden doğudaki ağalık düzenini yıkalım,bölgeyi kalkındıralım,insan
larımıza aş ve iş imkanı verelim,eğitim düzeyini artıralım gibi talepler duydunuz mu?duyamazsınız çünkü, ahmet türk! bile ağadır,varsa yoksa bölücü talepler,
apo efendinin hücresindeki rahatı, başka bir dertleri yoktur,kürt halkı bunların
umurunda bile değildir,dış destekli taşeron terör örgütünün göz önündeki piyon
ları bunlar,bu yüzden dtp zihniyeti dersimden çıkarılmalıdır,madem ki aleviler ola
rak dersim bizim canımız, o zaman dersim alevi yurdudur deyip sahip çıkmalıyız,
dersim tarih boyu çok çekti çarpık zihniyetli insanlardan,eğer sahip çıkmazsak
dersimin dağında taşında yatan, mekan tutan pirler bizden razı olmaz...
etnik köken tartışmaları alevilere zarar verir, bunuda kabul etmek gerekir,arka
daşımız yazmış ve zazayız demiş,eyvallah can, yalnız zazalar da horasandan ge
len bir topluluktur,biz de zaten bunu dedik,yalnız bilimsel olarak gerçekleri orta
ya koymak gerekir,anadolu aleviliğinde ağırlıklı olarak türkmen kimliği vardır de
dik, bu tartışmasız bir gerçektir,elbet anadoluda ve başka coğrafyalarda da ale
viliği benimseyen başka etnik kökenden insanlar da vardır,bunu bile bile dersime
kasıtlı olarak kürtlük elbisesi giydirenler başka hesaplar peşindedir,bunun altını
çiziyoruz...
örn,dtp milletvekili sabahat tuncel...beğdili aşiretindendir,beğdililerin kökeni
ne baktığında türkmenlerin bayat kolundandır,yani aslında etnik olarak kürtlük
le alakası bile yoktur,ama bugünün en önde giden kürtçülerindendir, sorsan kür
düm der,aslını inkar eder,atalarının geldiği yeri biliyormudur acaba?işte dersime
yapılmak istenen budur,yoksa bizim kürtlerle de bir derdimiz yoktur,kürt halkının
üzerinden bu ülkeye zarar veren hasta bir zihniyetin analizini yapmaya çalıştık,
hem kendi halkına yaptıkları kötülük yetmiyormuş gibi,1000 senelik alevi yurdu dersimi de kendi emellerine alet etmeye çalışıyorlar,mesele budur...o halde şöy
le haykıralım: dtp(bdp), DERSİMDEN ELİNİ ÇEK!
Deman
31-01-2010, 02:23 AM
Haksizliga karsi gelmek dogru bir davranistir. Bunada isyan etmek denir ve isyan edenede asi veya isyanci denir. Ben Pirimizin isyan etmesiyle, haksizliga karsi gelmesiyle gurur duyuyorum.
Serpan
31-01-2010, 07:39 AM
Haksizliga karsi gelmek dogru bir davranistir. Bunada isyan etmek denir ve isyan edenede asi veya isyanci denir. Ben Pirimizin isyan etmesiyle, haksizliga karsi gelmesiyle gurur duyuyorum.
sevgili deman can bende aynen senin gibi dusunuyorum birtek seyi kabul edemiyorum PIR SEYIT RIZANIN ISYAN ettigini pir isyan etmemistir karsi koymustur nefsi mudafa yapmistir o ve ahalisi tecavuze ugramistir oda cani pahasina savasmis karsi koymustur eger isyan etmis derseniz onu yobaz isyancilar ve isbirlikcilerle ayni kefeye koymus olursunuz sevgili canim kardesim biliyorum sen bunu demek istemiyorsun demezsinde zaten ama diger yobazlar bundan kendilerine pay cikariyorlar yinede bu izzahda bulundugum icin seni istemeden incittiysem simdiden ozur dilerim
Deman
31-01-2010, 07:54 AM
sevgili deman can bende aynen senin gibi dusunuyorum birtek seyi kabul edemiyorum PIR SEYIT RIZANIN ISYAN ettigini pir isyan etmemistir karsi koymustur nefsi mudafa yapmistir o ve ahalisi tecavuze ugramistir oda cani pahasina savasmis karsi koymustur eger isyan etmis derseniz onu yobaz isyancilar ve isbirlikcilerle ayni kefeye koymus olursunuz sevgili canim kardesim biliyorum sen bunu demek istemiyorsun demezsinde zaten ama diger yobazlar bundan kendilerine pay cikariyorlar yinede bu izzahda bulundugum icin seni istemeden incittiysem simdiden ozur dilerim
Sevgili Serpan Can, isyan ettiysede hakli gerekceleri vardir, Pirler, Seydler durup dururken isyan etmezler, zalime zulme boyun egmek yakismaz onlara!
Sevgilerimle!
Serpan
31-01-2010, 07:58 AM
:confused: abim sende mi brütüs diyesim geldi...
pirime kivrama asi demek neden bu kadar antipati uyandırmış sizde anlamıyorum abim..sen diyorsun ki nefsi müdafa..farklı bişey söylemiyoruz ki..ama kime karşı müdafa..ve bu müdafanın karşısında duranlar için pirim kivram nedir?..asi değil mi..
kavramları doğru kullanıyoruz abim..siz büyüklerimizden öğrendik...güvenin ve samimiyetimizi anlayın...
piri kimseyle aynı kefeye koymak değildir bu..tarihte abbasilere emevilere isyan eden onca evladı ali var..bunlar gibi onurlu bir isyanın içine girmiş pirim..bu sıfatı tertemiz üzerinde taşımıştır...böyle görün lütfen...
sevgili can bilmiyorum ama bana isyan etti denilmesi biraz ters geliyor sih sait ve diger isbirlikciler isyan etmisler cunku onlar zaten cumhuriyeti istemiyorlardi onlar hilafetin devam etmesini istiyorlardi ama biz aleviler ve pir seyit riza SER CESMEYLE beraber cumhuriyeti ataturke tavsiye edenler ve kurulusunda yardimedenlerdeniz onun icin niye isyan edecekki kendi kurdugu birseye karsi ama sonra tecavuze ugramis verilen sozler tutulmadigi gibi hatta savasmamak icin birakin bizi geldigimiz yere bari donelim demis bir insan bence bu ISYAN degildir sevgili can mudafadir degilmi
Serpan
31-01-2010, 08:17 AM
abim zaman ve kavram kargaşası yaşıyoruz...öyle görüyorum...bişey demiyorum sana..piri nasıl görmek istiyorsan pirim sana öyledir abim..ne diyim..
sevgili can bak HZ HUSEYINDE aynen oyle isyan etmemis ona bir tuzak ve saldiri var oda demis ahalisine caninizi kurtarin gidin diye ama hepsi onunla kalip sehit olmus oda demis birakin bizi evladi kerbelayi ehlibeyti ama birakmamislar amac oldurmek yok etmek aynen butun alevi tarihi hep saldirilarla dolu hepsi kendi malini canini ahalisini soyunu kurtarmak icin caba sarf etmisler ama nafile hepsi sehit edilmis bende demek istedigim isyankar degiller biliyorum isyan anlam bakimindan hemen hemen ayni ama ben yinede pirimize o kelimeyi(ISYANCI) yakistiramiyorum beni mazur gorup anlarsiniz canlarim insallah
Amedli_ali
02-02-2010, 05:20 PM
Seit Rizay Dersimliler Sahip cikar, Dersimli Aleviler Sahip cikar, Batili Aleviler de sahip cikar. Cikmamalari esyanin tabiatina aykiri oldugu gibi Aleviligin tabiatina da aykiridir suphesiz.
Ama Seit Riza ya sahip cikarken, saldir CHP ye, ver destegi DTP ye ya da BDP ye yaparsaniz karsi cikilan Seit Riza degil siz oldugunuzu anlamaniz gerekir.
Bir Turk Aleviye, arap aleviye, muacir aleviye, laza a, seit rizanin kurt kimligiyle ilgili ne savundurabilirsiniz. Hic bir sey,
Aksine kurtluk meselesinde cok israr ederek Seit Rizayi savunursaniz, yine belki de umulan destegi goremeyebilirsiniz.
Bu isin yolu, nasil ki demokrasilerde kendisi gibi olmayanlara, saygi gostermek gerekiyorsa,
once kendimiz gibi olmayanlara saygi gostermeyi bir deneyelim hele, saygiyi ondan sonra bekleyelim.
Ben Seit Riza yi savundugunu soyleyen canlarimizin soylevlerinde, butun luk bilgeligi goremiyorum. Kurt olmayan alevileri kizdirmadan, onlarin degerlerine saldirmadan, bir birlik
Nasil ki herkes bir seylerin patronluguna oynuyorsa, Dersim li lik, Aleviligin patronluguymus gibi davranarak digerlerinden destek beklemek belki de istenilen destegin gelmemesindeki ana etmen olabilir i acaba?.
Dikte edeceksiniz, CHP fasist parti, yaklasmayin CHP ye, ama CHP yi kurtulus olarak goren buyuk bir cogunluk var, onlarin onurlarini zedelediginizin farkinda olmaniz gerekmiyor mu,
Karsidakine saygi gsotermelisiniz ki saygi goresiniz prensibi ne uymak gercekten cok onemli gorunuyor.
Haci Bektsi Isyankar yapmak, Ali yi de cOL GERILLASI YAPMAK, Imam Huseyin i de, Bir devrim liderine bezetmek, Fadima ana yi Rosa Luksemburg a bezetmek,
bizleri nereye goturur. Bu benzetilenler, dunku cocuklar bezetilenlerin yaninda.
Oyle degil mi?
Hunkar bir prensipler zincirinin efendisidir, kurucusu sekil vericisi ve uygulayicisidir. Onu hayata gecirebilmek icin verdigi mucadele, iktidarla celisiyorsa da karsi durmustur.
Ama onun felsefesi, iktidarlari al asagi etmek degil, gonullerdeki gayri insani duygulari al asagi etmekle ilgilidir.
Onun felsefesine dusman olan zihniyetle de mucadele edilecektir, fiziki mudahaleye de nefsi mudafa yapilacatir.
Siz chp e yapılan saldırılardan şikayetçisiniz anlaşılan. Bunu anlayabilirim belki ama yukarıda yazınızı yazarken sizinde başka bir partiyi hedef göstermeniz doğrumudur? Bu nasıl bir tezattır sayın avukat.... Hem insanlar seyit rıza'nın kürt olmasıyla ve kürt mücadelesiyle gurur duyuyor olabilirler siz neden buna saygı gösteremiyorsunuz acaba ilk önce bunu açıklayınız lütfen.Özelliklede aşağıdaki yazınız: Kendini demokrat diye tanımlayan birine hiç yakışmıyor...
Bir Turk Aleviye, arap aleviye, muacir aleviye, laza a, seit rizanin kurt kimligiyle ilgili ne savundurabilirsiniz. Hic bir sey, .
Av.A.Guvercin
02-02-2010, 08:30 PM
Siz chp e yapılan saldırılardan şikayetçisiniz anlaşılan. Bunu anlayabilirim belki ama yukarıda yazınızı yazarken sizinde başka bir partiyi hedef göstermeniz doğrumudur? Bu nasıl bir tezattır sayın avukat.... Hem insanlar seyit rıza'nın kürt olmasıyla ve kürt mücadelesiyle gurur duyuyor olabilirler siz neden buna saygı gösteremiyorsunuz acaba ilk önce bunu açıklayınız lütfen.Özelliklede aşağıdaki yazınız: Kendini demokrat diye tanımlayan birine hiç yakışmıyor...
Degerli Dostum
Sozlerimi lutfen onyargisiz ve can kulagiyla dinle.
Bir elstiri yaparken, elestiriniz gercekler uzerine kurlu olmali. Gercekler uzerine kurulmayan elestiriler, OPORTONIS BI YAKLASIM olur, temiz mucadelenizi kirletir, zamanla inandiricligi kaybolur. Benim soyledigim budur.
Kurt halkinin baslangicta sosyalizmle ic ice olan onurlu mucadelesini ABD nin ellerine biraktiklari gunden bu yana, ben de artik, bu mucadeleyi yurutenleri bir halk onderi olarak gormemeye basladim.
Kucuk israile dogru buyuk israili kurabilmek icin gule gule dedim kendilerine.
Amerkan cikarlariyla celisen bir hareketleri varmi, bir yerde bir defol ABD diyen katilimlari var mi,
bireysel olarak siz katilabilirsiniz, ama siyaseti temsilen altina imza koyarak ABD defol diyen bir yazi gosterin lutfen. Yok bulamazsiniz.
Yani kurt halkini ABD destegiyle mi kurtaracaklar bunlar,.
Sonra cikacaklar Seit Riza yi kullanacaklar.
Seit Riza benim onurum. Seit Riza benim Pirim. Onu asan zihniyeti lanetliyorum. Ama bunun cumhuriyetin sucu degil, onu idare eden sunni kadrolarin urunu oldugunu soyluyor ve seriat tehlikesine karsi cumhuriyeti savunuyor, seriat cilarla isbirligi yaparak seit rizayi kendi amaclarina kullanmak isteyenlere de karsi cikiyorum.
Ben seit rizanin hesabini cumhuriyetten sormaya, hukuksal olarak onun onurunun iadesine, ve devletin resmi agizlarindan Seit Riza ya ve Dersime bir ozur dilenmesi icin mucadele vermeye hazirim.
Ama bu gun once cumhuriyeti korumam gerektigini biliyor seriat tehlikesi atlatildiktan sonra, bu mucadeleyi kiran kirana verecegimin bilincindeyim.
Ben boyle dusunuyorum.
Benzer ornegi,
Yemen de gorebiliriz. Isgal edilince Osmanli ateskes ilan etmistir.
hatay Nussayrislerinde gorebilirsin
Isgal edilince, isgalcilerle degil, Cumhuriyetle birlikte olmayi tercih etmislerdir.
Saygilar
Tesekkur ederim
al-i aba
02-02-2010, 09:39 PM
seyit rıza nereden kürt oldu anlayamadım, zazaca konuşan bir insanı ısrarla
neden kürt göstermeye çalışıyorsunuz?yoksa emine ayna, apo günümüzün se
yit rızasıdır dedi,acaba bu kafayla bir ilgisi var mı?bana bir tane aslı kürt olan alevi önderi veya seyit ya da dersimde kürt olduğunu kabul eden ocakzade bir
alevi dedesi gösterin allahaşkına,kimmiş bu kürt aleviler biz de öğrenelim artık
ben bir sürü güneydoğulu hakiki kürt gördüm,hepsi şafiidir, çok değerli der
simli alevi dostlarımda vardır,bir hakiki kürtlere bakıyorum,bir de dersimlilere bir
birleriyle alakaları ve en ufak benzerlikleri yok,birçok dersimliye sordum sen kürt
müsün diye,adamlar ısrarla hayır biz kürt değiliz diyorlar,neden sürekli bu insan
lara kürtlük elbisesi giydirmeye çalışıyorlar?yanlış anlama olmasın,kürtlerle bir
derdimiz yok,insan insandır,ama burada dersim üzerinde başka hesaplar yapıldı
ğı düşüncesindeyim,malum örgüt 15-20 yıldır dersime girdi,dersimlileri kürt gös
termek için yoğun propagandalar yapıldı ve dersim belediye başkanlığı seçimler
de malum örgütün siyasi kanadı partiye geçti,gelinen nokta da bölücü kürt hare
keti dersimde çok mesafe katetti, işte biz alevilerin asıl üzülmesi gereken tab
lo budur,seyit rıza üzerinden bu zihniyete destek verme çabaları vardır,bütün mesele budur...
cileh
04-02-2010, 01:00 AM
seyit rıza nereden kürt oldu anlayamadım, zazaca konuşan bir insanı ısrarla
neden kürt göstermeye çalışıyorsunuz?yoksa emine ayna, apo günümüzün se
yit rızasıdır dedi,acaba bu kafayla bir ilgisi var mı?bana bir tane aslı kürt olan alevi önderi veya seyit ya da dersimde kürt olduğunu kabul eden ocakzade bir
alevi dedesi gösterin allahaşkına,kimmiş bu kürt aleviler biz de öğrenelim artık
ben bir sürü güneydoğulu hakiki kürt gördüm,hepsi şafiidir, çok değerli der
simli alevi dostlarımda vardır,bir hakiki kürtlere bakıyorum,bir de dersimlilere bir
birleriyle alakaları ve en ufak benzerlikleri yok,birçok dersimliye sordum sen kürt
müsün diye,adamlar ısrarla hayır biz kürt değiliz diyorlar,neden sürekli bu insan
lara kürtlük elbisesi giydirmeye çalışıyorlar?yanlış anlama olmasın,kürtlerle bir
derdimiz yok,insan insandır,ama burada dersim üzerinde başka hesaplar yapıldı
ğı düşüncesindeyim,malum örgüt 15-20 yıldır dersime girdi,dersimlileri kürt gös
termek için yoğun propagandalar yapıldı ve dersim belediye başkanlığı seçimler
de malum örgütün siyasi kanadı partiye geçti,gelinen nokta da bölücü kürt hare
keti dersimde çok mesafe katetti, işte biz alevilerin asıl üzülmesi gereken tab
lo budur,seyit rıza üzerinden bu zihniyete destek verme çabaları vardır,bütün mesele budur...
tarıhe bak kürt ayaklanmalarında bulursun kürttür
al-i aba
04-02-2010, 01:45 AM
tarıhe bak kürt ayaklanmalarında bulursun kürttür
hangi kürt ayaklanmasına aleviler katılmış? ben göremiyorum da...dersimdeki
92 aşiretin 87 si horasan kökenli, nerde bu kürt aleviler? kureyşanlılar,baba man
surlular,derviş cemalliler vs vs...bunların hangisi kürttür? senin dediğin kürt ha
reketlerinin hepsi şafii'dir, anadoluda babailerden beri alevi ayaklanmaları hep
türkmen menşeilidir, bence sen tarihe bak, illa da kürt alevi arayanlar,iranda eh
lihaklara bakabilirler, bir kısmı kürtlerden oluşur,ama anadolu alevileri genelde
horasan kökenlidir ve horasan anadolu aleviliğinin şifresidir, zazaca konuşmaları
dersimlileri başka bir kökene indirgemez, bir kere zazaca kürtçe bile değildir...
ama amaç beyinleri yıkayıp kürtlük propagandasıyla dersimin gençlerini dağla
ra çıkarmaksa onu bilemem...apo günümüzün seyit rızasıymış ya! seyit rıza her
nerede yatıyorsa eminim apo gibi beş para etmez bir caniye benzetildiği için ke
mikleri sızlamıştır...seyit rıza asılırken bile dimdik durdu,kimseye boyun eğmedi,
ama apo ilk yakalandığında korkudan uçakta:'benim annem türktür,türkleri seve
rim diye şirinlik yapmış, ne ödlek bir adam olduğunu herkes görmüştü,şimdi bu
insan müsveddesini birileri seyit rızayla özdeşleştiriyor:eek:
Batıni
04-02-2010, 01:51 AM
hangi kürt ayaklanmasına aleviler katılmış? ben göremiyorum da...dersimdeki
92 aşiretin 87 si horasan kökenli, nerde bu kürt aleviler? kureyşanlılar,baba man
surlular,derviş cemalliler vs vs...bunların hangisi kürttür? senin dediğin kürt ha
reketlerinin hepsi şafii'dir, anadoluda babailerden beri alevi ayaklanmaları hep
türkmen menşeilidir, bence sen tarihe bak, illa da kürt alevi arayanlar,iranda eh
lihaklara bakabilirler, bir kısmı kürtlerden oluşur,ama anadolu alevileri genelde
horasan kökenlidir ve horasan anadolu aleviliğinin şifresidir, zazaca konuşmaları
dersimlileri başka bir kökene indirgemez, bir kere zazaca kürtçe bile değildir...
ama amaç beyinleri yıkayıp kürtlük propagandasıyla dersimin gençlerini dağla
ra çıkarmaksa onu bilemem...apo günümüzün seyit rızasıymış ya! seyit rıza her
nerede yatıyorsa eminim apo gibi beş para etmez bir caniye benzetildiği için ke
mikleri sızlamıştır...seyit rıza asılırken bile dimdik durdu,kimseye boyun eğmedi,
ama apo ilk yakalandığında korkudan uçakta:'benim annem türktür,türkleri seve
rim diye şirinlik yapmış, ne ödlek bir adam olduğunu herkes görmüştü,şimdi bu
insan müsveddesini birileri seyit rızayla özdeşleştiriyor:eek:
Ağzınıza sağlık doğruları söylediniz için..İmza..
cileh
04-02-2010, 07:12 AM
güneydoğuda milli,jirki ve diyadin aşiretleri aleviydi..çok değil bundan 200 ,250 yıl öncesine kadar...hani nerede kürt aleviler diyorsunuz ya..göstereyim dedim..asimile olmaları ayrı bir tartışma konusu...
zazaların kürt olmadığına dair söyleminize ise katılıyorum...biz sadece zazayız..ne kürdüz ne de türk...bizi kimse kendinden saymasın...
zaza bılıyomusun sen
cileh
04-02-2010, 07:20 AM
hıc aılede dedın mı anne zazaca veya baba zaza ca kürt cenın bır alt dılı degılmı dıye sordun mu?
caglarakar88
04-02-2010, 07:28 AM
belki 8 yaşındayken sormuşumdur...:)
artık bu sorunun anlamsız olduğunu biliyorum..zazaca zazaların anadilidir..the nokta..
Bu arkadası pek sallamamanı tavsıye ederım yaptıgı yorumlar kendısının ne oldugunu ortaya koyuyo zaten koyu ırkcı ve mıllıyetcı aynı zamanda dunyadan bıhaber . . .
cileh
04-02-2010, 07:31 AM
Bu arkadası pek sallamamanı tavsıye ederım yaptıgı yorumlar kendısının ne oldugunu ortaya koyuyo zaten koyu ırkcı ve mıllıyetcı aynı zamanda dunyadan bıhaber . . .
bak arkadasın senı kırmak uzmek haddıme degıl ama yorum yasacaksan buyur ama ınsanlar hakkında yorum yapma olur...lutfen buyur konuş tartış yok dıyorsan da en azından ızle
cileh
04-02-2010, 07:35 AM
Evrensel gözle dünyayı algılayan biri, böylesi Dersimlileri anlamakta zorlanır. Neden mi diyeceksiniz? Çünkü bu tür Dersimli; gazete okumuşsa, kendisini filozof görür. Onun yanlışı mutlaka doğrudur, onda ısrarlı olur. Kulaktan duyduğunu, ya da kulağına üflenen söyleme sonuna kadar sarılır. Sömürgeci devletin verdiği çarpık bilinçle hareket eder, pragmatist olur, köşe dönmeyi düşünür. Sıkıntıda araziye uyar. Ama yine de kendisi olmazsa Dersim olmaz, megalo iddiasında bulunur. Cebinde biraz para olunca, yalanla pupa yelken gemi yürütür. Dersim için maddi manevi metelik katkısı yoktur, ya da sadaka verir kadardır, yine de Dersim’in hamisi geçinir. Liste uzundur.
Peki Dersim’de ne olmuştu? 70’li yıllardan başlayalım. Dersim’e Türk solu hücum etmişti. Aydın, İzmir, Bolu’da örgütlenmeyen Türk solu, ille Dersim diyordu. Bunun bir sebebi olmalıydı. Ne sosyalizm, ne demokrasi, ne insanlıktan nasibini almış, acayip geri ve soldan başka herşey olan bu sözde siyasetler, mantar biter gibi ortaya çıkarken, insanımızı Marx, Lenin, Mao yaptılar, ama Kürt olmayı yasak gördüler. Tam da devletin istediği bir duruştu bu. Onun için teşvik gördüler. Onlara göre Kürt olmak, sosyalizm ve demokrasiye terstir. Bu suretle toplumu değerlerinden boşalttılar.
Sonra 1980 faşist darbesi Kürtleri tırpanlarken, bizim bu “kahraman solcular“ fare gibi bir deliğe girip araziye uydular. Burada hemen bir parantez açıp, gerçek ve namuslu, ser verip sır vermeyen yiğit solcuları dışarda tuttuğumu arz edeyim. Kürt mücadelesi yükselirken, bunlar diasporada yine gizli eller tarafından iş başına getirildi. Konsoloslukların has adamı bunlardı. Ancak eski sol düşünce revize edilmiş, bahsedilen Dersimlilerimiz, MİT’in has ajanı Ebubekir Pamukçu’nun müridi olmuş, Dersimliler Kürt değil, Zaza’dır denmeye başlamıştı. “Zazacılık, Zaza ulusu, Zazaca“ gibi kavramlar bu dönemde dillendirildi. Bu Mao, Stalin, Pol Pot yandaşı üç dünya teorisyeni Dersimliler sonra Alevilik yapmaya, biz Kürt değil Aleviyiz, hatta “Özbeöz Türk biziz“ demeye başladılar. Kürtler düşman görüldü. Cemlerini; cemi yasaklayan Kemal Atatürk’ün posteri altında ve Türk bayrağı gölgesinde yaptılar, yapıyorlar. Kürt sembolleri, Kürt bayrağından cin çarpmış gibi korkuyor bunlar.
Gel zaman git zaman, Zazacılık tutmadı. Tutamazdı, çünkü dışardan sahte sol ve MİT Ajanı tarafından halkımıza dayatılan devlet güdümlü bölmeydi. Sol da bitmişti. Alevilik; Türklük ve Kemalizm ile özdeşleştirilmiş, artık dün savundukları kalmamış, boşlukta duran bu umutsuz ve inançsız Dersimliler, evir çevir devletin okkus pokusuna uygun, “kart-kurt“ teorisine taş çıkartan tarzda, bu kez de Dersim’e “Desim“, konuşulan Kırmanci’ye de; “Dersimce“ demezler mi? Bunları görünce Seyid Rıza’nın meşhur sözleri: “Ben senin yalan ve hilelerinle baş edemedim; bu bana dert oldu“ aklıma geliyor. Bu ne oyun, bu ne kıvraklık? Kürt olmamak için her çamura yatmak, daha doğrusu Türk devletine hizmet yarışına girmek; işte bunlar Dersim’in Rayverleri, ihbarcıları, günümüzün Ergenekoncularıdır.
Türk devleti, Kürt halkını kollektif kimliğiyle tanımıyor. Kürtler, doğuştan gelen hak olan anadilini devlet okullarında öğrenemiyor. Kürt kimliği, kültürü, tarihi üzerinde devletin anayasal yasakları duruyor. Peki bu devlet düne kadar, hatta bugün bile halk olarak tanımadığı Kürde neden TRT6 verdi? Türk Genelkurmayı ile Fetullahçı AKP, Kürt halkının mücadelesini kollektiflikten bireyselliğe ve televole kültürüne indirgemek, Kürt toplumunu bölmek, koruculuğu kırsal kesimden metropollere getirmek Kürt mücadelesini tasfiye için açtılar. Kürdün varlığını kabul etmeyen sistem, bu Tv üzerinden Kürtleri sisteme entegre etmeyi düşünüyor. Bir yandan Kürtçe yayın yapan devlet, diğer yandan Kürtçe’yi “Anlaşılmayan bir dil“ olarak meclis tutanaklarına geçiriyor. Aklı olan sorgular. Eğer devlet gerçekten Kürtlerle barışı düşünüyorsa, önce anayasasındaki Kürtçe üzerindeki yasakları kaldırır, Kürt halkının kimliğini tanır ve savaşı sonlandırırdı.
Ancak bakıyoruz ki, hiç hakkı olmadığı halde DERSİM adını kullanan bu Raywerler: “Dersimce“ yayın yapmak için ‘TRT 7 açılsın’ dilekçesini vermişler. İstiklal Marşı ile açılan TRT 7 de “Dersimce diliyle Dersim ulusuna yayın yapacaklar. Hazret Ebubekir’in ardılları “Dersimce“den sonra ne bulacak, merak ediyorum.
Dersim’de “Dersimce“, Palu’da Paluca; Siverek’te Siverekçe dil ve uluslar çıkarmak bunlar için zor olmasa gerek. Aşiretten halka geçemedik, şimdi birden hem de her köyde bir ulus yarattılar. Bu döneklere halkımız elbette gereken cevabı verir.
SUNU OKUYUN YETER. SIZE..
cileh
04-02-2010, 07:50 AM
ben teori bilgiler ornekler ıle yorumlarla ıfasde edıyorum gosterıyorum boyle dıyorum sız sadece sacmalık yapmayın dıyeyerek dolaştırıyonuz konuyu ..yazıyı tam olarak okuan anlar
cileh
04-02-2010, 07:59 AM
yazıyı tam okudum...ayırdığım bölümü anlamış olmam bile iyi bişey..senin yazılan yazının tek harfini anlayıp yorum yapmansa mucize..
bişey ifade ettiğin yok..yorum yaptığın da..yorum yapamıyor oluşuna sözüm olmaz elbette..sonuçta bir süreçtir bu..ama bilmediğin şeylere körü körüne bağlanıp kopyala yapıştır yapma..tek bir harf bile olsa..senin olan bişeyi paylaş...senin olan..
yazıyı tartışırdım seninle ama haybeye bir uğraş olur..değeceğine bile inanmıyorum..bu yüzden..sen keyfine bak imanım..ben sana bakıp gülüyorum...
kanmadım aynalara sana kandıgım kadar...
Ararat
04-02-2010, 08:01 AM
Evrensel gözle dünyayı algılayan biri, böylesi Dersimlileri anlamakta zorlanır. Neden mi diyeceksiniz? Çünkü bu tür Dersimli; gazete okumuşsa, kendisini filozof görür. Onun yanlışı mutlaka doğrudur, onda ısrarlı olur. Kulaktan duyduğunu, ya da kulağına üflenen söyleme sonuna kadar sarılır. Sömürgeci devletin verdiği çarpık bilinçle hareket eder, pragmatist olur, köşe dönmeyi düşünür. Sıkıntıda araziye uyar. Ama yine de kendisi olmazsa Dersim olmaz, megalo iddiasında bulunur. Cebinde biraz para olunca, yalanla pupa yelken gemi yürütür. Dersim için maddi manevi metelik katkısı yoktur, ya da sadaka verir kadardır, yine de Dersim’in hamisi geçinir. Liste uzundur.
Peki Dersim’de ne olmuştu? 70’li yıllardan başlayalım. Dersim’e Türk solu hücum etmişti. Aydın, İzmir, Bolu’da örgütlenmeyen Türk solu, ille Dersim diyordu. Bunun bir sebebi olmalıydı. Ne sosyalizm, ne demokrasi, ne insanlıktan nasibini almış, acayip geri ve soldan başka herşey olan bu sözde siyasetler, mantar biter gibi ortaya çıkarken, insanımızı Marx, Lenin, Mao yaptılar, ama Kürt olmayı yasak gördüler. Tam da devletin istediği bir duruştu bu. Onun için teşvik gördüler. Onlara göre Kürt olmak, sosyalizm ve demokrasiye terstir. Bu suretle toplumu değerlerinden boşalttılar.
Sonra 1980 faşist darbesi Kürtleri tırpanlarken, bizim bu “kahraman solcular“ fare gibi bir deliğe girip araziye uydular. Burada hemen bir parantez açıp, gerçek ve namuslu, ser verip sır vermeyen yiğit solcuları dışarda tuttuğumu arz edeyim. Kürt mücadelesi yükselirken, bunlar diasporada yine gizli eller tarafından iş başına getirildi. Konsoloslukların has adamı bunlardı. Ancak eski sol düşünce revize edilmiş, bahsedilen Dersimlilerimiz, MİT’in has ajanı Ebubekir Pamukçu’nun müridi olmuş, Dersimliler Kürt değil, Zaza’dır denmeye başlamıştı. “Zazacılık, Zaza ulusu, Zazaca“ gibi kavramlar bu dönemde dillendirildi. Bu Mao, Stalin, Pol Pot yandaşı üç dünya teorisyeni Dersimliler sonra Alevilik yapmaya, biz Kürt değil Aleviyiz, hatta “Özbeöz Türk biziz“ demeye başladılar. Kürtler düşman görüldü. Cemlerini; cemi yasaklayan Kemal Atatürk’ün posteri altında ve Türk bayrağı gölgesinde yaptılar, yapıyorlar. Kürt sembolleri, Kürt bayrağından cin çarpmış gibi korkuyor bunlar.
Gel zaman git zaman, Zazacılık tutmadı. Tutamazdı, çünkü dışardan sahte sol ve MİT Ajanı tarafından halkımıza dayatılan devlet güdümlü bölmeydi. Sol da bitmişti. Alevilik; Türklük ve Kemalizm ile özdeşleştirilmiş, artık dün savundukları kalmamış, boşlukta duran bu umutsuz ve inançsız Dersimliler, evir çevir devletin okkus pokusuna uygun, “kart-kurt“ teorisine taş çıkartan tarzda, bu kez de Dersim’e “Desim“, konuşulan Kırmanci’ye de; “Dersimce“ demezler mi? Bunları görünce Seyid Rıza’nın meşhur sözleri: “Ben senin yalan ve hilelerinle baş edemedim; bu bana dert oldu“ aklıma geliyor. Bu ne oyun, bu ne kıvraklık? Kürt olmamak için her çamura yatmak, daha doğrusu Türk devletine hizmet yarışına girmek; işte bunlar Dersim’in Rayverleri, ihbarcıları, günümüzün Ergenekoncularıdır.
Türk devleti, Kürt halkını kollektif kimliğiyle tanımıyor. Kürtler, doğuştan gelen hak olan anadilini devlet okullarında öğrenemiyor. Kürt kimliği, kültürü, tarihi üzerinde devletin anayasal yasakları duruyor. Peki bu devlet düne kadar, hatta bugün bile halk olarak tanımadığı Kürde neden TRT6 verdi? Türk Genelkurmayı ile Fetullahçı AKP, Kürt halkının mücadelesini kollektiflikten bireyselliğe ve televole kültürüne indirgemek, Kürt toplumunu bölmek, koruculuğu kırsal kesimden metropollere getirmek Kürt mücadelesini tasfiye için açtılar. Kürdün varlığını kabul etmeyen sistem, bu Tv üzerinden Kürtleri sisteme entegre etmeyi düşünüyor. Bir yandan Kürtçe yayın yapan devlet, diğer yandan Kürtçe’yi “Anlaşılmayan bir dil“ olarak meclis tutanaklarına geçiriyor. Aklı olan sorgular. Eğer devlet gerçekten Kürtlerle barışı düşünüyorsa, önce anayasasındaki Kürtçe üzerindeki yasakları kaldırır, Kürt halkının kimliğini tanır ve savaşı sonlandırırdı.
Ancak bakıyoruz ki, hiç hakkı olmadığı halde DERSİM adını kullanan bu Raywerler: “Dersimce“ yayın yapmak için ‘TRT 7 açılsın’ dilekçesini vermişler. İstiklal Marşı ile açılan TRT 7 de “Dersimce diliyle Dersim ulusuna yayın yapacaklar. Hazret Ebubekir’in ardılları “Dersimce“den sonra ne bulacak, merak ediyorum.
Dersim’de “Dersimce“, Palu’da Paluca; Siverek’te Siverekçe dil ve uluslar çıkarmak bunlar için zor olmasa gerek. Aşiretten halka geçemedik, şimdi birden hem de her köyde bir ulus yarattılar. Bu döneklere halkımız elbette gereken cevabı verir.
SUNU OKUYUN YETER. SIZE..
allahtan ulus devlet kurmadınız,resmi ideolojiniz şimdiden hazır!!!
cileh
04-02-2010, 08:02 AM
allahtan ulus devlet kurmadınız,resmi ideolojiniz şimdiden hazır!!!
neymış..bılek
Ararat
04-02-2010, 08:07 AM
neymış..bılek
kendi teorilerinizi daha bilmiyormusunuz,kendin yazmışssın yukarda,,
ben anlamadım bu DERSİM niye insanlara dert olmuş, türk gelir türksün der,kürt gelir kürtsün der,zaza gelir zazasın der,bu dersimi çok sevdiklerindenmi?
sanmıyorum bunun altında yatan bir çıban var,dersim üzerinde herkesin bir planı var,
cileh
04-02-2010, 08:14 AM
ah bra ah..idolojimiz zaten acıktır ...cafer solgun un bır yazısıdır yazdıgın yazı ..alewilwrin kemalızımle imtihanı adlı kıtaptan alıntı
kzl.deli
04-02-2010, 02:42 PM
hangi kürt ayaklanmasına aleviler katılmış? ben göremiyorum da...dersimdeki
92 aşiretin 87 si horasan kökenli, nerde bu kürt aleviler? kureyşanlılar,baba man
surlular,derviş cemalliler vs vs...bunların hangisi kürttür? senin dediğin kürt ha
reketlerinin hepsi şafii'dir, anadoluda babailerden beri alevi ayaklanmaları hep
türkmen menşeilidir, bence sen tarihe bak, illa da kürt alevi arayanlar,iranda eh
lihaklara bakabilirler, bir kısmı kürtlerden oluşur,ama anadolu alevileri genelde
horasan kökenlidir ve horasan anadolu aleviliğinin şifresidir, zazaca konuşmaları
dersimlileri başka bir kökene indirgemez, bir kere zazaca kürtçe bile değildir...
ama amaç beyinleri yıkayıp kürtlük propagandasıyla dersimin gençlerini dağla
ra çıkarmaksa onu bilemem...apo günümüzün seyit rızasıymış ya! seyit rıza her
nerede yatıyorsa eminim apo gibi beş para etmez bir caniye benzetildiği için ke
mikleri sızlamıştır...seyit rıza asılırken bile dimdik durdu,kimseye boyun eğmedi,
ama apo ilk yakalandığında korkudan uçakta:'benim annem türktür,türkleri seve
rim diye şirinlik yapmış, ne ödlek bir adam olduğunu herkes görmüştü,şimdi bu
insan müsveddesini birileri seyit rızayla özdeşleştiriyor:eek:
Katılıyorum...
Av.A.Guvercin
04-02-2010, 02:48 PM
kendi teorilerinizi daha bilmiyormusunuz,kendin yazmışssın yukarda,,
ben anlamadım bu DERSİM niye insanlara dert olmuş, türk gelir türksün der,kürt gelir kürtsün der,zaza gelir zazasın der,bu dersimi çok sevdiklerindenmi?
sanmıyorum bunun altında yatan bir çıban var,dersim üzerinde herkesin bir planı var,
Aynen katiliyorum.
Sadece dersim degil. Tum aleviler icin de ayni problem gecerli.
kzl.deli
04-02-2010, 02:57 PM
kendi teorilerinizi daha bilmiyormusunuz,kendin yazmışssın yukarda,,
ben anlamadım bu DERSİM niye insanlara dert olmuş, türk gelir türksün der,kürt gelir kürtsün der,zaza gelir zazasın der,bu dersimi çok sevdiklerindenmi?
sanmıyorum bunun altında yatan bir çıban var,dersim üzerinde herkesin bir planı var,
Ararat burda bir milleti pas geçmişsin... herhalde ermeni olsa gerek
kzl.deli
04-02-2010, 03:00 PM
Bizde cem'e Türkten başka nillet giremez.
Ararat
05-02-2010, 12:04 AM
Ararat burda bir milleti pas geçmişsin... herhalde ermeni olsa gerek
yahu siz nasıl insansınız?
ne kadar şekilcisiniz? ARARAT nickini kullandım diye ERMENİmi olduk,
DEĞİLİM,ama olabilirdimde ne var bunda?
bu siteye bir dengesiz geliyor bir dengesiz gidiyor,
doğanın kanunu bu olsa gerek...
cileh
05-02-2010, 12:19 AM
yahu siz nasıl insansınız?
ne kadar şekilcisiniz? ARARAT nickini kullandım diye ERMENİmi olduk,
DEĞİLİM,ama olabilirdimde ne var bunda?
bu siteye bir dengesiz geliyor bir dengesiz gidiyor,
doğanın kanunu bu olsa gerek...
kendinizi hakaret ederekmı savunuyorsunuz karsı tarafa yakışmıyor
Ararat
05-02-2010, 12:25 AM
kendinizi hakaret ederekmı savunuyorsunuz karsı tarafa yakışmıyor
ben kendimi kime karşı nasıl savunacağımı gayet iyi biliyorum,
yaklaşma toz olursun geçme pişman olursun:D ;)
cileh
05-02-2010, 12:29 AM
ben kendimi kime karşı nasıl savunacağımı gayet iyi biliyorum,
yaklaşma toz olursun geçme pişman olursun:D ;)
bilgin ve tecruben ıle toz olmak ve pişman olmak onur verir bana ...
cileh
05-02-2010, 04:59 AM
Sorpiyanlı Ahmet Ağa, Şeyh Said hareketinde, “Bunlar devlet kurarsa sizi keserler.“ diyerek Dersimli aşiret ağalarına para verir ve on iki sene sonra da, Şafii Kürt aşiretlerinden Dersim’e karşı topladıklarına “Bunlar rafızîdir, katli helaldir.“ deyip Kürdü Kürde kırdırmışsa, bundan ders çıkarmayan, bu gerçekliği bilmeyen, bilmek istemeyen, sadece sisteme hizmet ediyordur.haydar ışık
cileh
05-02-2010, 05:19 AM
bilgi icin aktardım ben..ve aktaracam
cileh
05-02-2010, 05:24 AM
pardon farkedememeşim...hep yaptığın şey...bilgi için paylaşıyorsun...
hiç dersime gittin mi..dersimli hiç arkadaşın oldu mu? biz kürt değiliz zazayız diyen ilk dersimli benmiyim..hiç denk gelmedi mi..bu ısrarının nedeni ne?
kürdümde diyen var zazayımda dıyen var..dersime gittim ve arkadaşlarımda var
kzl.deli
05-02-2010, 07:03 AM
yahu siz nasıl insansınız?
ne kadar şekilcisiniz? ARARAT nickini kullandım diye ERMENİmi olduk,
DEĞİLİM,ama olabilirdimde ne var bunda?
bu siteye bir dengesiz geliyor bir dengesiz gidiyor,
doğanın kanunu bu olsa gerek...
Sayın ararat, bize Dersi'i anlatırken Türk'ü Kürd'ü Zaza'yı aynı kefeye koymaktaki amacının ne olduğunu biliyordur sanırım. Bu arada Dersimde Ermenilerinde bir zamanlar yaşadığını ve tehcir olayları sırasında birçoğunun kamuflaja girdiklerini sağır sultan bile biliyor.
Dersimde kalbur üstü esnafın soyunun kimler olduğu ve hangi mihrakları destekledikleri ayan beyan ortadadır.Sayın ararattan ermenilerinde tuncelide var olduklarını kabul etmesini beklerdim!
Kandemir
05-02-2010, 07:46 AM
kürdümde diyen var zazayımda dıyen var..dersime gittim ve arkadaşlarımda var
Konuyu dagitmak gibi olmasinda demek ki Dersim'de hem Kürtler, hemde Zazalar varmis. Ama bu Zazalarin Kürt oldugu anlamina gelmez. Gelmiyor da.
Misal New York'ta zenciler de yasiyor, beyazlar da. Ama bu zencilerin beyaz oldugu anlamini tasimaz. :)
Ayrica bakiniz:
http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=1502
Ararat
05-02-2010, 10:56 PM
Sayın ararat, bize Dersi'i anlatırken Türk'ü Kürd'ü Zaza'yı aynı kefeye koymaktaki amacının ne olduğunu biliyordur sanırım. Bu arada Dersimde Ermenilerinde bir zamanlar yaşadığını ve tehcir olayları sırasında birçoğunun kamuflaja girdiklerini sağır sultan bile biliyor.
Dersimde kalbur üstü esnafın soyunun kimler olduğu ve hangi mihrakları destekledikleri ayan beyan ortadadır.Sayın ararattan ermenilerinde tuncelide var olduklarını kabul etmesini beklerdim!
sen ne diyorsun? bana laf atmak için saçmalamanıza gerek yok,doğal halinizle yazın ama görüyorumki doğal halinizde şu anda yazdığınız yazının ruh halini barındırıyor,
hayatınızda dersime gelmemişssiniz oturduğunuz yerden ahkam kesiyorsunuz,benim yıllarım burda geçiyor,maşallah her haltada cevabınız hazır,
ben bilmiyormuyum burda ermeniler yaşadığını,
kalbur üstü esnafmış, la bu ülkede sermaye yabancıların elindeyken nasıl birden sermaye el değiştiriyor? yok destekmiş yok köstekmiş, iki kelime öğrenmişssiniz her yerde aynı zırvalıklar...
kzl.deli
06-02-2010, 03:24 AM
sen ne diyorsun? bana laf atmak için saçmalamanıza gerek yok,doğal halinizle yazın ama görüyorumki doğal halinizde şu anda yazdığınız yazının ruh halini barındırıyor,
hayatınızda dersime gelmemişssiniz oturduğunuz yerden ahkam kesiyorsunuz,benim yıllarım burda geçiyor,maşallah her haltada cevabınız hazır,
ben bilmiyormuyum burda ermeniler yaşadığını,
kalbur üstü esnafmış, la bu ülkede sermaye yabancıların elindeyken nasıl birden sermaye el değiştiriyor? yok destekmiş yok köstekmiş, iki kelime öğrenmişssiniz her yerde aynı zırvalıklar...
benim Dersim'e gelip gelmemem sizi hiçmi hiç ilgilendirmez. Konuyu saptırmaya çalışma!
Konu başlığı ''Seyit Rıza'ya ship çıkmayan Aleviler ve İsyankar ilan edilen Hacı Bektaş-ı Veli''
Böyle bir başlık Türk'lüğünden şüphe edebileceğim birileri tarafından atılabilir.
al-i aba
06-02-2010, 04:07 AM
Sorpiyanlı Ahmet Ağa, Şeyh Said hareketinde, “Bunlar devlet kurarsa sizi keserler.“ diyerek Dersimli aşiret ağalarına para verir ve on iki sene sonra da, Şafii Kürt aşiretlerinden Dersim’e karşı topladıklarına “Bunlar rafızîdir, katli helaldir.“ deyip Kürdü Kürde kırdırmışsa, bundan ders çıkarmayan, bu gerçekliği bilmeyen, bilmek istemeyen, sadece sisteme hizmet ediyordur.haydar ışık
ben diyorum ki, aleviler içinde dersimde kürt olan insanlar olabilir,bunlar, buraya
horasandan gelen ocakların sayesinde alevileşmiştir diyoruz,ancak bütün dersim
liler kürt değildir, ezici çoğunluğu horasanlıdır,şimdi allahaşkına kamer genç'in
yüz hatlarına bakınca hiç kürtlere benziyormu? veya kemal kılıçdaroğlu hiç kürt
lere benziyor mu? biz hiç kürt görmesek kandıracaksınız bizi...niye diyarbakırda,
batmanda,hakkaride veya ne bileyim mardinde kürt alevi yokta, dersimde,erzin
canda,sivasta kürt denilen aleviler var? bu tesadüf mü? şeyh saitle alevilerin
ne gibi ortak noktası olabilir? veya şafiilerle ne gibi ortak noktası var?
neden alevilerin inanç önderleri hep horasanlı türkmenler? 7 ulu ozanlarımızın
hangisi kürttür? hangi ocak dedeleri kürttür? bunlara cevap verin, ezbere ideo
lojik demagoglar gibi burada laf salatası yapmayın...bölücüyseniz bölücüyüz de
yin,rahatlayın, emine ayna gibi olun, apoyu seyit rızaya benzetiyorsanız açıkça
söyleyin...ezbere ırkçılık yapmayın...
al-i aba
06-02-2010, 04:20 AM
pardon farkedememeşim...hep yaptığın şey...bilgi için paylaşıyorsun...
hiç dersime gittin mi..dersimli hiç arkadaşın oldu mu? biz kürt değiliz zazayız diyen ilk dersimli benmiyim..hiç denk gelmedi mi..bu ısrarının nedeni ne?
dersimlilerden bazılarının kürt olması değil sorun, bütün dersimlileri kürt yapacaklar ki, malum örgüte militan lazım, dağa çıksın dersimin gençleri,huzura
kavuşmasın dersimliler,hep ağlasınlar,acı çeksinler,birilerinin çirkin emelleri için
maşa olsunlar,bütün dertleri budur...
kürt olmasa da kürdüm diyen dersimlilerde var elbet, bir adama örn afrikadan
gelen zenciye sen afrikalı değilsin amerikalısın desen yıllarca adam da ben afri
kalı değilim amerikalıyım der artık,yıllarca bu insanlara siz kürtsünüz diye propa
ganda yapıldı,kolay değil, bir kısım dersimli apo için yürüyüş bile yaptı, varın ge
risini siz düşünün...
Ametist7474
06-02-2010, 06:12 AM
dersimlilerden bazılarının kürt olması değil sorun, bütün dersimlileri kürt yapacaklar ki, malum örgüte militan lazım, dağa çıksın dersimin gençleri,huzura
kavuşmasın dersimliler,hep ağlasınlar,acı çeksinler,birilerinin çirkin emelleri için
maşa olsunlar,bütün dertleri budur...
kürt olmasa da kürdüm diyen dersimlilerde var elbet, bir adama örn afrikadan
gelen zenciye sen afrikalı değilsin amerikalısın desen yıllarca adam da ben afri
kalı değilim amerikalıyım der artık,yıllarca bu insanlara siz kürtsünüz diye propa
ganda yapıldı,kolay değil, bir kısım dersimli apo için yürüyüş bile yaptı, varın ge
risini siz düşünün...
yanlış konuşuyosunuz . dersimin kürt bölgesi olduğunu söylemek , örgüte üye kazandırmak şeklinde yorumlanamaz . kürt olan herkes örgüt üyesi midir ? eğer böyle değilse insanların kendini kürt olarak tanımlamasını potansiyel örgüt üyesi olarak görmek hangi mantığa sığar . kusura bakmayın ama ya ne söylediğinizin farkında değilsiniz yada ne olduğunuzun . sizin için yorumum düşünmeden konuştuğunuzdur . ama bunları bilinçli olarak söylüyor ve savunuyorsanız o zaman size söylenebilecek şey ırkçı olduğunuzdur . tüm kürt halkını potansiyel suçlu görmek tüm bir ırkı zan altında bırakmak ırkçıların işidir . varın siz karar verin ne olduğunuza .
al-i aba
07-02-2010, 04:56 AM
yanlış konuşuyosunuz . dersimin kürt bölgesi olduğunu söylemek , örgüte üye kazandırmak şeklinde yorumlanamaz . kürt olan herkes örgüt üyesi midir ? eğer böyle değilse insanların kendini kürt olarak tanımlamasını potansiyel örgüt üyesi olarak görmek hangi mantığa sığar . kusura bakmayın ama ya ne söylediğinizin farkında değilsiniz yada ne olduğunuzun . sizin için yorumum düşünmeden konuştuğunuzdur . ama bunları bilinçli olarak söylüyor ve savunuyorsanız o zaman size söylenebilecek şey ırkçı olduğunuzdur . tüm kürt halkını potansiyel suçlu görmek tüm bir ırkı zan altında bırakmak ırkçıların işidir . varın siz karar verin ne olduğunuza .
biz ırkçılık yapmıyoruz, gerçekleri söylemek ırkçılık değildir,asıl ırkçılık bu ülkede
etnik temelli terördür...
dersimde alevileşmiş kürtler olduğunu söyledik, inkar etmedik,ancak dersimli
lerin ezici çoğunluğu alevilerin çoğunda olduğu gibi horasanlıdır dedik, bir tane
kürt olan alevi ocağı gösterin dedik,cevap gelmedi ve gelemezde, sadece bilim
sel temelli tespit yaptık o kadar,sorun insanların kürt,türk,zaza olması değildir,
sorun apo gibi bir insan bozuntusunu seyit rızaya benzeten ucube bölücü zihni
yettir,anladınmı kardeş...şimdi bölücü kürtçülük demokratlık oldu, türküm demek
faşistlik oldu bu ülkede, öyle değil mi?
yine senin alevilikle ilgili görüşlerin tamamen çarpık,saçma sapan,aleviliği kav
ramaktan uzak görünüyor, o yüzden bu meseleyi de anlamaman normaldir...
Ametist7474
07-02-2010, 06:36 AM
biz ırkçılık yapmıyoruz, gerçekleri söylemek ırkçılık değildir,asıl ırkçılık bu ülkede
etnik temelli terördür...
dersimde alevileşmiş kürtler olduğunu söyledik, inkar etmedik,ancak dersimli
lerin ezici çoğunluğu alevilerin çoğunda olduğu gibi horasanlıdır dedik, bir tane
kürt olan alevi ocağı gösterin dedik,cevap gelmedi ve gelemezde, sadece bilim
sel temelli tespit yaptık o kadar,sorun insanların kürt,türk,zaza olması değildir,
sorun apo gibi bir insan bozuntusunu seyit rızaya benzeten ucube bölücü zihni
yettir,anladınmı kardeş...şimdi bölücü kürtçülük demokratlık oldu, türküm demek
faşistlik oldu bu ülkede, öyle değil mi?
yine senin alevilikle ilgili görüşlerin tamamen çarpık,saçma sapan,aleviliği kav
ramaktan uzak görünüyor, o yüzden bu meseleyi de anlamaman normaldir...
sende ne dediğinin farkında olmamanın yanında bir de anlama özürü var . bak ben ne yazmışım sana neden ırkçısın demişim birdaha oku sonra gel olur mu ? ezberlediğin lafları tekrar etmekten başka yaptığın yok . apo yu mapoyu katma işin içine .bu tribüne oynama olaylarını çok gördük . benim aleviliğe bakışımla anlama kapasitemin alakası nedir çok bilmiş efendi ? çamur atacaksın ya ne olursa sallıyorsun . diline sahip değilsin . benim aleviliğimden önce kendi aleviliğine bak . diline bile hakim değilsin ki insanlara çamur atmaktan başka şey yapmıyorsun . bu nasıl alevilik ?
al-i aba
07-02-2010, 08:46 AM
sende ne dediğinin farkında olmamanın yanında bir de anlama özürü var . bak ben ne yazmışım sana neden ırkçısın demişim birdaha oku sonra gel olur mu ? ezberlediğin lafları tekrar etmekten başka yaptığın yok . apo yu mapoyu katma işin içine .bu tribüne oynama olaylarını çok gördük . benim aleviliğe bakışımla anlama kapasitemin alakası nedir çok bilmiş efendi ? çamur atacaksın ya ne olursa sallıyorsun . diline sahip değilsin . benim aleviliğimden önce kendi aleviliğine bak . diline bile hakim değilsin ki insanlara çamur atmaktan başka şey yapmıyorsun . bu nasıl alevilik ?
neden ırkçıymışım anlat da bilelim, ayrıca benim aleviliğim belli,sen nasıl bir alevisin? mesela şu kökeni belli olmayan çorbaya çevrilmiş Alisiz alevilerdenmi
sin? sormaya gerek yok aslında, ben yinede sorayım dedim...senin yazılarını
okuyorum, neyi savunduğunu anlayabilmiş değilim, alevilikle ilgili hayali, ucu ne
reye dayandığı belli olmayan bir fikrin var...
Ametist7474
08-02-2010, 04:35 AM
neden ırkçıymışım anlat da bilelim, ayrıca benim aleviliğim belli,sen nasıl bir alevisin? mesela şu kökeni belli olmayan çorbaya çevrilmiş Alisiz alevilerdenmi
sin? sormaya gerek yok aslında, ben yinede sorayım dedim...senin yazılarını
okuyorum, neyi savunduğunu anlayabilmiş değilim, alevilikle ilgili hayali, ucu ne
reye dayandığı belli olmayan bir fikrin var...
sana neden ırkçı olabileceğini söyledim . o mesajımın tamamını doğru düzgün okusaydın ( anlama kapasiten normal standart ölçüler dahilinde ise ) anlardın ama tam olarak okuyupta anlamadıysan işte benim dediğim gibi anlama özürün var demektir . hangisi ? okumadın mı yoksa anlamadın mı ?
al-i aba
08-02-2010, 05:03 AM
sana neden ırkçı olabileceğini söyledim . o mesajımın tamamını doğru düzgün okusaydın ( anlama kapasiten normal standart ölçüler dahilinde ise ) anlardın ama tam olarak okuyupta anlamadıysan işte benim dediğim gibi anlama özürün var demektir . hangisi ? okumadın mı yoksa anlamadın mı ?
:) :) :) sen sahiden alevimisin?
Ametist7474
08-02-2010, 06:30 AM
:) :) :) sen sahiden alevimisin?
senin notunu verdim ben gözüm . artık muhatabım olamazsın . büyüde gel ...
bulesikes
13-02-2010, 03:03 AM
Bizde cem'e Türkten başka nillet giremez.
biraz kaba olacak ama...
türk ne anlar CEM'den..
CEM,PIR,IKRAR,ABDEST,DAR, DAR-I MANSUR,DERGAH, DERVIS, DEM, CERAG, GÜLBENG,CAMAT, MÜRSIT,REHBER, DEM, SEMAH, TEVT, SA-I MERDAN, SIR-I YEZDAN, HÜ,PENCI-I ALI ABA...
SERCESME gibi temel alevi terimlerinin hicbiri Türkce değildir...
bizde yani (yasadigimiz bölgede) türk(tirk) dedinmi akli ilk gelen Y....'tir...
bulesikes
13-02-2010, 04:02 AM
Hacı söylemini belirginleştirdiğinize göre bundan rahatsızlık duymuş olmalısınız..herkesin söylemidir bu..farklı bişey söylemedim...
hacı değil de hoca yada havace gibi sıfatlarlada tanımlanabilir...neyi nasıl görmek istediğinizle alakalı...
isyana katılan herkesin ölmediği düşünülecek olursa Hacı Bektaşi veli de onlar gibi kurtulmuştur...yakın tarihte dersim isyanında herkes öldürülmüşmüdür hayır..sürgün edilenlerde olmuştur..şuan ki mevcut bilgiler ışığında bilemiyoruz ama belkide Hacı Bektaş suluca karahöyüğe sürgün edilmiştir..mecburi ikametgahıdır..hem bildiğim kadarıylada hayatıyla ilgili isyandan sonraki kesitlere bakarsanız..suluca karahöyükten hiç çıkmamış...yani eblkide çıkamamış..mecburi ikametgahı olduğu için..tabi bu bir varsayım...
yanlislik zaten SÖYLEMLERDEN yola cikilararak,Aleviligi resmi idolijinin dini haline getirib...
Ittihatcıların pisirdigi bilgileri, üniversitelerde ve bazi Bektasi derneklerinde isitilarak alevi kitlesinin önüne koyularak bir ''türk dini ''olarak lanse edilmeye baslanmasidir...
haci bektasi veli Alevilerle devleti yani SISTEMI baristirmak istemistir ve misyonunuda belirli bir oranda yerine getirmistir...
mesele neyi görmek istememizden ziyade gercegin ne oldugudur...
yakin tarihimize dönecek olursak DERSIM'de isyan olmamistir bir soykirim gerceklesmistir...
ve bu soykirimdan bir nevi kurtulub sürgün edilenler hic rahat yüzü görmemislerdir aksine hep baski ve asimilasyona tabi tutulmuslardir...
neyse konu fazla dagilmadan...
tabi varsayim almis basini gidiyor...?
saygilar...
kzl.deli
13-02-2010, 05:43 AM
biraz kaba olacak ama...
türk ne anlar CEM'den..
CEM,PIR,IKRAR,ABDEST,DAR, DAR-I MANSUR,DERGAH, DERVIS, DEM, CERAG, GÜLBENG,CAMAT, MÜRSIT,REHBER, DEM, SEMAH, TEVT, SA-I MERDAN, SIR-I YEZDAN, HÜ,PENCI-I ALI ABA...
SERCESME gibi temel alevi terimlerinin hicbiri Türkce değildir...
bizde yani (yasadigimiz bölgede) türk(tirk) dedinmi akli ilk gelen Y....'tir...
Benim dedelerim balkanlarda kefereyle savaşırken senin o iftihar ettiğin dedelerin benim akrabalarım olan alevi(Türkmen) kırımıyla uğraşıyordu. Sizler dersim'i istediğiniz kadar kürt göstermeye çaişın gerçekler bir gün ''TOKAT'' gibi yüzünüze vurulacaktır.
Bıyıklı Mehmetin çömezleri!...
al-i aba
13-02-2010, 12:06 PM
senin notunu verdim ben gözüm . artık muhatabım olamazsın . büyüde gel ...
sana uyup ağzımı bozmayacağım, o yüzden sen de önce aleviliği doğru öğren,
kaynağından,özünden öğren öyle gel.. ateistliğe uyan saçmalıklarını alevilik di
ye millete sunma burada, cehalet suç değil,öğrenmemek suçtur,tamam mı kar
deş, hadi sen dersini iyi çalış, sonra muhatabım olabilirsin belki...:confused:
al-i aba
13-02-2010, 01:09 PM
biraz kaba olacak ama...
türk ne anlar CEM'den..
CEM,PIR,IKRAR,ABDEST,DAR, DAR-I MANSUR,DERGAH, DERVIS, DEM, CERAG, GÜLBENG,CAMAT, MÜRSIT,REHBER, DEM, SEMAH, TEVT, SA-I MERDAN, SIR-I YEZDAN, HÜ,PENCI-I ALI ABA...
SERCESME gibi temel alevi terimlerinin hicbiri Türkce değildir...
bizde yani (yasadigimiz bölgede) türk(tirk) dedinmi akli ilk gelen Y....'tir...
arkadaşlar burada türk-kürt tartışması yapmak ne kadar doğru bu tartışılır... hep dersim üzerinden bir etnik tartışma yapmak ne amaca hizmet eder?
niçin dersimlilerin etnik kökeni millete dert olur? ben anlayamıyorum, bildiğim tek
şey dersim üzerinde oynanan oyunlar bitmek bilmiyor...
şimdi duygusallığı bırakıp gerçeklere bakalım...dil etnik kökeni yüzdeyüz belir
lemez, kaldı ki dersimin ezici çoğunluğu zazaca konuşur, kürtçe değil, dili bile
kürtçe olmayan dersim nasıl kürt olur? daha önce sorduk, dersimdeki alevi ocak
larından hangisi kürttür? hangi dersimli alevi dedesi kürt olduğunu kabul etmiş şimdiye kadar? baba mansur, kureyşan, derviş cemal vd hep horasan kökenli ol
duklarını beyan ediyorlar, bir tanesi bile biz kürdüz demiyor, niçin?
tarihçi yusuf halaçoğlu yerinde gözlemler de yaparak, 92 dersim aşiretinin 87
tanesinin horasan kökenli türkmen boylarından olduğunu tespit etmiş, gerçek
kürt kökenli aleviler, buraya horasandan gelen alevi ocakları sayesinde aleviliği
kabul etmiş olan bir kaç aşirettir o kadar, yoksa dersimin tamamı kürt değildir,
artık türk-kürt-zaza dersimde içiçedir,bu tartışmaları yapmanın dersime ve alevi
liğe bir faydası da yoktur,insanların kökeni önemli değildir, alevi kimliği daha ön
celikli olmalıdır...alevilik anadolu aleviliğidir, anadoluda yaşayan bütün etnik un
surlardan az veya çok mutlaka alevi vardır...
gelelim türk cemden ne anlar diyen arkadaşa...şu cemlerde çalınan bağla
ma hangi milletin adeta milli çalgısıdır? ozanlık geleneği orta asyaya ve türklere
özgü değilmi dir?mesela dedekorkut hikayeleri ve kopuzu türk kültürüne ait de
ğilmidir? cemlerde dönülen semah şaman türklerden izler taşımıyor mu?(tabi se
mahın alevi inancında kökeni miraç ve kırklar cemidir), horasan aleviliğin şifresi
dir, peki horasan türk yurdu değilmi dir? alevilerin 7 ulu ozanı( hatai,pir sultan,
nesimi,virani,fuzuli,yemini,kul himmet) türkmen değilmi dir? horasan erenleri türk
men değilmi dir? Hünkar Hace Bektaş Veli,Yunus Emre,Abdal Musa,gözcü Kara
ahmetsultan,geyikli baba,Baba ilyas ve İshak,Hubyar Sultan ve nice erenler hep Türkmen değilmi dir? o halde aleviliğin kültürel olarak kürtlükle ne ilgisi var
dır?(kürt aleviler vardır elbet), ancak kürtlerin bir kısmının aleviliği diğer anado
lu halklarında olduğu gibi benimsediği sonucu çıkar buradan, çünkü anadolu kürt
lerinin ezici çoğunluğu hala sünniliğin şafii mezhebine dahildir, gerçek ve bilimsel
tespit budur, yoksa türkçülük-kürtçülük derdimiz yoktur bizim,insan önce insan
dır bizim yolumuzda...
Batıni
14-02-2010, 01:47 AM
Kırmançların “kim”liğini ele aldığımızda Zazaların kimliğinin farklılığı belirginleşir. Kırmançlar 16.yy’da başlayan kalık topluluklardır. Oysa Zazaların kalık topluluklar olarak oluşumu çok daha farklı bir süreçtir.
Bu olgu Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’i yenmesiyle başlayan bir olaydır. Diyarbakır, Hakkâri ve İmadiye bölgesinde Sultan Selim tarafından Şafii Kırmançların yerleştirilmesi, Kırmanç oluşumu başlatmıştır. Keza Soran oluşumu Musul, Süleymaniye’de daha sonraki dönemde Sultan Murat’ın Bağdat’ı almasıyla gelişmeye başlamıştır. Bitlis, Van, Diyarbakır bölgelerinin Safevi devletinden alınmasına kadar, bu bölgelerde Türkmen Tekeli, Doger, Purnak, Musullu federasyonları egemendir. Bu bölgedeki Akkoyunlu Türkmen devletinin egemenliği İlhanlı Devletinin parçalanmasıyla başlamıştır. İlhanlı Tatarlarıyla bu bölgeye gelen Bayındırlı, Bayat, Purnak, Musullu gibi Başat Türkmen federasyonlarının yanında, Sulduz, Celayir ve Oyrat gibi Tatar federasyonları İlhanlı Devleti altında bölgede egemenleşmiştir.
Diyarbakır İlhanlı devletinin bölgedeki başkentidir. Keza Akkoyunlular da Diyarbakır’ı başkent yapmıştır. Safevi Hanedanlığının Akkoyunlu İmparatorluğundan iktidarı devralması sonucu bu bölgede Türkmen federasyonlarının oluşumu değişmeksizin Safevi Devletine geçmiştir. Yavuz’un Safevi Devletinin kontrolü altındaki Güneydoğu Anadolu’dan Basra Körfezi’ne kadar uzanan ticaret hattında Osmanlı egemenliğini kurmak için başlattığı doğu seferi, bu bölgeden Alevi Türkmenleri sürmüş, yerlerine Şafii Kırmanç ve Soranları yerleştirmiştir.
Zazaların gelişim süreci
Zazaların gelişimi ise daha farklı bir sürecin sonucudur. İlhanlılar sonrasında Doğu Anadolu’da Karakoyunlu daha sonra Akkoyunlu Türkmen konfederasyonları egemenleşmiştir. Karakoyunlu kabile konfederasyonunda boz ulus ismi ile çağrılan başat Türkmen kabilelerine bağımlı olan Ekrad kabileleri yer alır. Bunlar Zirki, Süleymani ve Mahmudi konfederasyona tabi bağımlı “ötele bogul uruglardır”. Bu kavram fethedilen bölgedeki urugların alt düzeyden federasyona kabul edilmesiyle oluşmuş yapıları tanımlar.
Daha sonra egemenleşen Akkoyunlu kabilelerine bağlı olarak Ekrad kabileleri olarak Eğil Buldukanileri, Terçil Zarakileri, Silvan Süleymanileri ve Cizre Bohtileri yer alır. Bu saydığım Ekrad kabileleri Şerefname’de de tanımlanmaktadır. Ve kökenleri bir Kürtlük olgusunu değil, Abbasiler ve Selçuklular döneminden kalma göçebe toplulukları işaret etmektedir.
Daha kuzeyde Erzincan - Erzurum bölgesinde, başat Bayındır konfederasyonuna tabi kabile federasyonları olarak Çemişkezekler ve Pazukiler görülür. Bunların dışında Akkoyunlu konfederasyonunda yer almayan fakat zorla boyunduruk altın alınan Bitlis Rızakarleri ile Cezire Bohtileri ve Eyyübi Melikanları gibi Ekrad taifeleri de görülmektedir. Bu yapıya da baktığımız zaman kuzeydeki Akkoyunlu federasyonunun başat kabilelerinin yanında önemli bir kabile olarak ortaya çıkan Çemişkezekler ve Pazukiler bizzat Şerefname’de yer alan kabilelerdir. Ve bu kaynak da bu kabilelerin kökeninin Melikşah’tan gelme Türkler olduğunu bizzat vurgulamaktadır. Diğer Ekrad kabilelerinin de Arap kökenli kabileler olduğu yine Şerefhan tarafından vurgulanmaktadır ki burada da bazıların iddia ettiği gibi bir çelişki bulunduğu söylenemez. Çünkü Şerefhan Ekradları bir etnisite olarak değil farklı dönemlerde bölgeye gelmiş göçer kabileler olarak vurgulamaktadır.
Akkoyunlu İmparatorluğunda yer alan Çemişkezekler ve Pazukiler Türkmenler ile bütünleşmiş oldukları için, Akkoyunlu hanedanı yerine Safevi hanedanı geçince, Akkoyunlu hanedanına bağlı Sünni Türkmenler olan bütün bu kabileler, daha sonra Safevilerin Kızılbaşlığı Türkmenlerin devrimci ve merkezi otoriteye karşı isyancı ideolojisi olarak Osmanlı’ya karşı devreye sokmasıyla Sünniliği terk etmiştir.
Türkmen kabilelerinde Aleviliğin gelişimi
Safevi Kızılbaş etkisiyle bu bölgelerdeki kabileler Türkmen kabileleriyle birlikte Alevi kimliğine geçmişlerdir. Uzun Hasan’ın Fatih Sultan Mehmet ile çatışması ve Otlukbeli Savaşı, onu takip eden Sultan Yavuz’un Şah İsmail ile çatışması, Doğu Anadolu ve İran’daki Türklük ile Osmanlı Türklüğü arasındaki tarihsel çatışma olarak karşımıza çıkmıştır. 16. yy’da Türkmenler gibi bazı etnilerin Osmanlılar tarafından yok edilirken, Kırmançlar gibi bazı etnilerin geliştirilip güçlendirilmesi açıklıkla görülmektedir. Başka bir bölgede ise Akkoyunlu ve Safevi devletinin ana unusuru olan Türkmenlerin yanında yer alan Ekradlar Türkmenlerle birlikte davranarak Kızılbaşlığa geçmişlerdir.
Buna karşılık Bitlis, Hakkâri, İmadiye bölgesindeki Rozakiler, Telziler ve Zarakiler gibi Ekradlar Selçuklularla birlikte İran, Horasan ve Mevr’de gelişen Şafii mezhebine geçmişlerdir. Burada vurgulanan önemli öğe Selçukluların veziri Nizam-ul Mülk’ün İmam Şafii yolundan gitmesiyle bu bölgede Şafiiliğin gelişmesi olgusu, Güneydoğu’da 16.yy’da görünen Kırmançların da Şafiiliğe geçmesiyle güçlenmiştir
Batıni
14-02-2010, 01:48 AM
Alevi Türkmenlere karşı Osmanlı politikası: Kırmanç olgusunun yaratılması
Kırmançlarla Selahaddin Eyyübi’yi bağlantılı gösterme çabasının diğer bir büyük çelişkisi olarak da Selahaddin Eyyübi’nin Eşari mezhebinden olması buna karşın Kırmançların ve Soranların Şafii olması gösterilebilir. Selahaddin Eyyubi’nin Kırmançlardan çok daha farklı kökenlerden geldiğinin kanıtıdır bu.
Yavuz ile Şah İsmail arasındaki mücadelede güç dengelerine bağlı olarak güneydeki Ekrad kabilelerin sürekli saf değiştirmeleri olgusu, Şah İsmail’in yenilmesi sonucu bu kabilelerin Şafii kimliğini öne çıkarak Yavuz’a yanaşmalarıyla sonuçlanmıştır.
Çaldıran sonrasında Diyarbakır, Cezire, Van, Bitlis bölgesinden Safevi Türkmenleri sürmeyi amaçlayan Yavuz, kendisinden önce burada Safevilerin egemenliği altında, Türkmenlerin eklentileri olan bu Ekrad taifelerini kullanmıştır. Yani yukarıda Şeref Han’ın saydığı, Türkmen federasyonlarında Türkmenlerin efendiliği altında yaşayan ve bugün bazılarının Kürt diye tanımladığı çok farklı Ekrad kabileleri ön plana çıkmaya başlamıştır. Türkmenlere karşı Osmanlıların tarafına geçen Ekrad taifelerinin tarihini Şerefname ayrıntılı olarak anlatmaktadır.
Erzincan, Tunceli ve Varto civarında ise Türkmenler Kızılbaş olduğu için daha Çaldıran Savaşı öncesi tüm Anadolu’da Teke, Saruhan, Tokat ve Sivas’ta Osmanlı ordusuna karşı ayaklanan Kızılbaş Türkmenler katledilmiştir. Bu süreçte Türkmen federasyonunda yer alan Çemişkezekler ve Pazukiler de Kızılbaş oldukları için katliam takibine uğramışlardır. Bu süreçte dağlara sığınan Türkmen kabileleri katliamlardan kurtulmak için; federasyonlarında yer alan, Çemişkezekler ve Pazukiler gibi aslında Türkmen olan, Selçuklularla İran’dan gelen çift dilli ve Türkçenin yanı sıra eski Pehlevice lehçesini kullanan Celaleddin Harezmşahlıların bir kolu olan kabileler gibi eski Harezmce ve eski Partça lehçelerine dönmüşlerdir. Türk topluluklarında iki dillilik hep görülmüştür. İşte Türkmen katliamından kurtulmak için pek çok Türkmen kabilesinin günlük hayatta Türkçeyi kullanmayı bırakıp ama Kızılbaşlığın dinsel ritüellerinde Türkçeyi kullanmaya devam etmeleri buradan kaynaklanmaktadır.
Bu bölgedeki Türkmen kabileleri ve bunların içindeki Çemişkezekler, Pazukiler gibi bugün Erzincan bölgesinde yaşayan Zaza olduğunu öne sürdüğümüz kabileler, aslında eski Harezm dili olan bugünkü Zaza dilini, dışarıya karşı katliamlardan kurtulmak için kullanmışlardır. Sultan Murat zamanında devam eden Türkmen katliamlarından kurtulma çabası olarak da bu dilsel gizlenme yolu seçilmiştir. Bu kabilelerin Selçuklular ile birlikte İran üzerinden geldiği ve Melikşah’a bağlı kabileler olduğu Şerefhan’da da açıkça vurgulanmıştır.
Zazaca konuşanlar Türkmen topluluklarıdır
Günümüzde Tunceli, Erzincan ve Varto’da Zazaca konuşanlar aslında kuzey Türkmen topluluklardır. Bu toplulukların gelişmesine 16.yy’da yaşanan siyasal olaylar damga vurmuştur. Bu olgu Cemal Şener tarafından sahada yapılan araştırmalarda da sosyolojik delilleriyle açıkça ortaya konmuştur.
Alevilerin Türkmen kimliğine karşın, Alevileri Zaza, Zazaları da Kürt sayma çabası, Kürtçülerin en eski çarpıtmalarındandır. Kürt Teali Cemiyeti üyesi Nuri Dersimi Dersim ve Varto’daki Zazalarının Alevi kimliğini geriye atarak, Kürt kimliği içinde eritme tezini ileri sürmektedir. Oysa ki tarihi gerçekler ortaya koymaktadır ki Şafii Kırmançlar ile Alevi Zazalar veya Zazaca konuşan Türkmenler arasında tarihsel olarak da güncel olarak da antagonist olarak birbirini yok eden, birbiriyle çelişen topluluklardır. Bu günümüzdeki ilişkilerde de açıkça görülmektedir. Bu çelişkiyi yok sayarak Kırmançlar ile Alevileri aynı Kürt milleti içinde saymak, aslında artı ve eksinin birbirini yok etmesi gibi Kürt bütününü yok edecek bir tezdir.
Günümüzde Alevi Zazalar olarak tanımlanan gruplar başlıca uşaklılar, oymaklılar veya ocaklılar olarak isimlendirilmektedir. Uşaklılar Şeyh Hasanlı ve Seydani uşaklıları olarak ayrılır. Şeyh Hasanlılar Abbas, Bahtiyar, Beyt, Butikan, Ferhat, Gulabi, İkasorlu, Karaballı, Karakali, Kormeşliler, Laçin, Seyit Uşakları olarak tanımlanmaktadır. Seydani Uşaklıları ise Arslan, Asuran, Bal, Birmanlı, Gevanlı, Keçeli, Koç, Maksut, Refik, Şan, Süleyman ve Topuz Uşaklarıdır.
Dersimli oymakları ise Abdalan, Alan, Arelli, Balaban, Caferan, Dameran, Elhanlı, Hadikan, Haydaran, Hormekli, İzollu, Karsanlı, Kemanlı, Kabanlı, Kureşanlı, Lolan, Pilvenki, Lutanlı, Silanlı, Hilanlı, Savanlı, Yusufhanlı gibi oymaklardır. Oymaklar veya uşaklar isimlerini ilk dedeleri veya geldikleri yerden alırlar. Bu aslında Türkmen oymaklarının isimlendirilmesinde geçerli olan genel kuraldır. Ocaklar ise pirlerin, dedelerin ve babaların isimlerine göre ayrılırlar. Bunlara Kureşanlılar, Baba Mansurlar, Pir Sultanlar, Avu İçenler, Uryanlar, Hızırlar, Seyidler, Sabuyanlar, Sinemililer, Şeyh Ahmetliler, dedelerinden türüyen Dede Cemal ocakları gibidir.
Türkmen topluluklarıyla birlikte Horasan ve Harezm’den gelen bu topluluklarının anlaşılması aynı zamanda gerek Selçuklular gerekse Harezmşahlar döneminde Türkmen beyliliklerinin egemenliği altında Türkmenlerle birlikte yaşayan Lur, Gur, Goran ve Kellur gibi eski Farsi topluluklarının anlaşılması demektir.
Zazalık Türkmenlerin eski Farsça konuşması olgusudur
Bu gruplar Doğu Anadolu’ya Türkmenler tarafından daha doğudan getirilmiştir. Bu İslam öncesi eski Fars dillerini Türkmen gruplar Yavuz Sultan sonrası konuşmaya başlamışlardır. “Zaza etnisi” bu süreçte gelişmeye başlamıştır. “Zazalık” Türkmenlerin eskiden beri içlerinde yer alan bazı toplulukların eski Farsi dilini konuşmaya başlaması olgusudur. Bu Alevi topluluklar Safevilerle birlikte Sünnilikten çıkarak Kızılbaşlığa dönen Türkmen ve onlara bağlı Farsi gruplardır. Bunların Arap Aleviliği veya Sasani Yezdaniliği ile hiçbir ilişkisi yoktur.
16.yy’a kadar Akkoyunlu yönetimi altında bu grupların dini Sünni’dir. Bu gruplar Safevilerle Alevileşmiş, Osmanlılar döneminde de Zazaca konuşmaya başlamışlardır. Bunların isimlerine bakıldığı zaman Balaban, Koç, Alan, Lolan, Abdalan gibi Türk isimleri yanı sıra han kelimesinden gelen İlhanlı, (H)anlı gibi Türk isimleri yaygındır. Özellikle Dersimli oymaklarda han ismi yaygındır. Şerefname’de geçen Çemişkezekler ve Pazukilerin federasyonları diğer Türkmen kabileleri ile birlikte kaybolmuş, yerlerini bu yeni hanlı kabileler almıştır. Bu Türkmen gruplar Lur ve Gurlarda yer almış veya Horasan ve Luristan’dan İlhanlılar ile birlikte gelen iki dilli topluluklardır.
Bu grupların eski mezar taşlarında görülen koç çizimleri kökensel olarak Akkoyunlu ve Karakoyunluları işaret etmektedir. Aslında Koyunlular Ak yani batı ve Kara yani kuzey-doğu başlığıyla ayrılan Türkmen boylarıdır. Başlıca Bayat, Bayındır, Doger, Purnaklı, başat Türkmen konfederasyonları burada yer alır. Bunların yanı sıra Celayir, Oyrat, Sulu gibi Tatar konfederasyonları da İlhanlılar döneminde Doğu Anadolu ve Diyarbakır, Musul bölgelerinde kesiksiz olarak yönetimi ele almışlardır. İlhanlı sonrasında Tatar konfederasyonlarının içinde Türkmen federasyonları egemenleşmiştir. Bu Kızılbaş Türkmenlerin Zazalaşmasının tek nedeni Yavuz Sultan’ın Doğu Anadolu’da egemen olmasından sonra hayatta kalabilmek mücadelesidir.
Anadolu Türkmen Aleviliği ve yol ayrımları
Bu toplulukların Akkoyunluların Erdebil tekkesinin Şeyh Caferi ile beraber Kızılbaşlık ve isyancı bir kimliği seçmeleriyle birlikte bunlara bağlı halifelerin de Anadolu’da, Teke’de, Diyarbakır’da, Musul’da etkisiyle Şah İsmail’e bağlı olan Aleviliğe geçmiştir. Anadolu Aleviliği olarak ortaya çıkan bu Türkmen kabilelerinin en tipik örneği, Osmanlı zulmüne karşı baş kaldıran Şahkulu Türkmenleridir. Keza Şah İsmail’in Şia fıkhı ile devletleşmeye başlamasıyla birlikte bu Türkmenler Şah İsmail ile de çelişmeye başlamıştır. Esas olarak Osmanlı ordusunun, yeniçerilerin ideolojisi olan Hacı Bektaş Veli’nin yolu ile Safevi Şiiliği ve Türkmen Şahkulu yolu arasında Alevi kitleler sıkışmaya ve yol ayrımına gelmeye başlamıştır.
Başlangıçta Türkmen ağırlıklı olan Osmanlı ordusunda Bektaşilik yeniçerilerin ideolojisini oluştururken, Şah İsmail’in Şiiliği seçmesiyle Türkmenler iki kutup arasında kalmıştır. Osmanlı ile Türkmenler arasındaki geleneksel çelişki giderek Şah İsmail ile Osmanlı çelişkisine eklemlenmiştir. Oysa Safevi ve Osmanlı çelişkisi dini ve mezhepsel değil aslında daha çok ekonomik nedenlidir ve dünya sisteminin en önemli ticaret yollarından birine ve Basra Körfezine sahip çıkma mücadelesinden kaynaklanmaktadır. Anadolu Aleviliğinin yol ayrımı Şahkulu’nun Şah İsmail tarafından öldürülmesi ve Şah İsmail’in İran Şia fıkhına geçmesiyle derinleşmiştir.
Alevilik ayrı bir etnik kimlik değildir; “Alevi milleti” ve kimliği uydurmadır
Anadolu Aleviliği Şafii Kırmançlar ve Anadolu Sünni Türklüğüyle de yolunu ayırdığı için sanki bir kimlik gibi belirmiştir. Oysa Alevilik ayrı bir etnos olmayıp sadece buradaki Türkmen gruplarının iki farklı devlet arasında kalmasından kaynaklanan bir olgudur. Bu nedenle “Alevi milleti” gibi bir olguyu savunmak, hem Türkler hem de Şafii Kırmançlar tarafından eleştirilmektedir. ABD ve AB’nin emperyalizmin bölüp parçalayarak kimlik yaratma politikası çerçevesinde Alevi etnik kimliği, “Alevi milleti” veya “Zaza milleti” kimliğini yaratma çabalarına sadece Türkler değil, Kürt kimliği yaratarak Zazaları ve Alevileri de bu kimlik içinde eritmek isteyen Kürtçüler de karşı çıkmaktadır.
Esas olarak tarih boyunca Zazalar veya Zazaların esasını oluşturan başat Türkmen kabileleri ile Kırmançlar arasındaki çelişki sabittir. Birbirini yok eden bu iki topluluk ve kimlik günümüz politikasında “Kürt” kimliği altında birlikte kullanılmaya çalışılması ***’nın yeni bir tavrı ve stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şener Üşümezsoy
kanlıbey
14-02-2010, 10:57 AM
Alevi Türkmenlere karşı Osmanlı politikası: Kırmanç olgusunun yaratılması
Kırmançlarla Selahaddin Eyyübi’yi bağlantılı gösterme çabasının diğer bir büyük çelişkisi olarak da Selahaddin Eyyübi’nin Eşari mezhebinden olması buna karşın Kırmançların ve Soranların Şafii olması gösterilebilir. Selahaddin Eyyubi’nin Kırmançlardan çok daha farklı kökenlerden geldiğinin kanıtıdır bu.
Yavuz ile Şah İsmail arasındaki mücadelede güç dengelerine bağlı olarak güneydeki Ekrad kabilelerin sürekli saf değiştirmeleri olgusu, Şah İsmail’in yenilmesi sonucu bu kabilelerin Şafii kimliğini öne çıkarak Yavuz’a yanaşmalarıyla sonuçlanmıştır.
Çaldıran sonrasında Diyarbakır, Cezire, Van, Bitlis bölgesinden Safevi Türkmenleri sürmeyi amaçlayan Yavuz, kendisinden önce burada Safevilerin egemenliği altında, Türkmenlerin eklentileri olan bu Ekrad taifelerini kullanmıştır. Yani yukarıda Şeref Han’ın saydığı, Türkmen federasyonlarında Türkmenlerin efendiliği altında yaşayan ve bugün bazılarının Kürt diye tanımladığı çok farklı Ekrad kabileleri ön plana çıkmaya başlamıştır. Türkmenlere karşı Osmanlıların tarafına geçen Ekrad taifelerinin tarihini Şerefname ayrıntılı olarak anlatmaktadır.
Erzincan, Tunceli ve Varto civarında ise Türkmenler Kızılbaş olduğu için daha Çaldıran Savaşı öncesi tüm Anadolu’da Teke, Saruhan, Tokat ve Sivas’ta Osmanlı ordusuna karşı ayaklanan Kızılbaş Türkmenler katledilmiştir. Bu süreçte Türkmen federasyonunda yer alan Çemişkezekler ve Pazukiler de Kızılbaş oldukları için katliam takibine uğramışlardır. Bu süreçte dağlara sığınan Türkmen kabileleri katliamlardan kurtulmak için; federasyonlarında yer alan, Çemişkezekler ve Pazukiler gibi aslında Türkmen olan, Selçuklularla İran’dan gelen çift dilli ve Türkçenin yanı sıra eski Pehlevice lehçesini kullanan Celaleddin Harezmşahlıların bir kolu olan kabileler gibi eski Harezmce ve eski Partça lehçelerine dönmüşlerdir. Türk topluluklarında iki dillilik hep görülmüştür. İşte Türkmen katliamından kurtulmak için pek çok Türkmen kabilesinin günlük hayatta Türkçeyi kullanmayı bırakıp ama Kızılbaşlığın dinsel ritüellerinde Türkçeyi kullanmaya devam etmeleri buradan kaynaklanmaktadır.
Bu bölgedeki Türkmen kabileleri ve bunların içindeki Çemişkezekler, Pazukiler gibi bugün Erzincan bölgesinde yaşayan Zaza olduğunu öne sürdüğümüz kabileler, aslında eski Harezm dili olan bugünkü Zaza dilini, dışarıya karşı katliamlardan kurtulmak için kullanmışlardır. Sultan Murat zamanında devam eden Türkmen katliamlarından kurtulma çabası olarak da bu dilsel gizlenme yolu seçilmiştir. Bu kabilelerin Selçuklular ile birlikte İran üzerinden geldiği ve Melikşah’a bağlı kabileler olduğu Şerefhan’da da açıkça vurgulanmıştır.
Zazaca konuşanlar Türkmen topluluklarıdır
Günümüzde Tunceli, Erzincan ve Varto’da Zazaca konuşanlar aslında kuzey Türkmen topluluklardır. Bu toplulukların gelişmesine 16.yy’da yaşanan siyasal olaylar damga vurmuştur. Bu olgu Cemal Şener tarafından sahada yapılan araştırmalarda da sosyolojik delilleriyle açıkça ortaya konmuştur.
Alevilerin Türkmen kimliğine karşın, Alevileri Zaza, Zazaları da Kürt sayma çabası, Kürtçülerin en eski çarpıtmalarındandır. Kürt Teali Cemiyeti üyesi Nuri Dersimi Dersim ve Varto’daki Zazalarının Alevi kimliğini geriye atarak, Kürt kimliği içinde eritme tezini ileri sürmektedir. Oysa ki tarihi gerçekler ortaya koymaktadır ki Şafii Kırmançlar ile Alevi Zazalar veya Zazaca konuşan Türkmenler arasında tarihsel olarak da güncel olarak da antagonist olarak birbirini yok eden, birbiriyle çelişen topluluklardır. Bu günümüzdeki ilişkilerde de açıkça görülmektedir. Bu çelişkiyi yok sayarak Kırmançlar ile Alevileri aynı Kürt milleti içinde saymak, aslında artı ve eksinin birbirini yok etmesi gibi Kürt bütününü yok edecek bir tezdir.
Günümüzde Alevi Zazalar olarak tanımlanan gruplar başlıca uşaklılar, oymaklılar veya ocaklılar olarak isimlendirilmektedir. Uşaklılar Şeyh Hasanlı ve Seydani uşaklıları olarak ayrılır. Şeyh Hasanlılar Abbas, Bahtiyar, Beyt, Butikan, Ferhat, Gulabi, İkasorlu, Karaballı, Karakali, Kormeşliler, Laçin, Seyit Uşakları olarak tanımlanmaktadır. Seydani Uşaklıları ise Arslan, Asuran, Bal, Birmanlı, Gevanlı, Keçeli, Koç, Maksut, Refik, Şan, Süleyman ve Topuz Uşaklarıdır.
Dersimli oymakları ise Abdalan, Alan, Arelli, Balaban, Caferan, Dameran, Elhanlı, Hadikan, Haydaran, Hormekli, İzollu, Karsanlı, Kemanlı, Kabanlı, Kureşanlı, Lolan, Pilvenki, Lutanlı, Silanlı, Hilanlı, Savanlı, Yusufhanlı gibi oymaklardır. Oymaklar veya uşaklar isimlerini ilk dedeleri veya geldikleri yerden alırlar. Bu aslında Türkmen oymaklarının isimlendirilmesinde geçerli olan genel kuraldır. Ocaklar ise pirlerin, dedelerin ve babaların isimlerine göre ayrılırlar. Bunlara Kureşanlılar, Baba Mansurlar, Pir Sultanlar, Avu İçenler, Uryanlar, Hızırlar, Seyidler, Sabuyanlar, Sinemililer, Şeyh Ahmetliler, dedelerinden türüyen Dede Cemal ocakları gibidir.
Türkmen topluluklarıyla birlikte Horasan ve Harezm’den gelen bu topluluklarının anlaşılması aynı zamanda gerek Selçuklular gerekse Harezmşahlar döneminde Türkmen beyliliklerinin egemenliği altında Türkmenlerle birlikte yaşayan Lur, Gur, Goran ve Kellur gibi eski Farsi topluluklarının anlaşılması demektir.
Zazalık Türkmenlerin eski Farsça konuşması olgusudur
Bu gruplar Doğu Anadolu’ya Türkmenler tarafından daha doğudan getirilmiştir. Bu İslam öncesi eski Fars dillerini Türkmen gruplar Yavuz Sultan sonrası konuşmaya başlamışlardır. “Zaza etnisi” bu süreçte gelişmeye başlamıştır. “Zazalık” Türkmenlerin eskiden beri içlerinde yer alan bazı toplulukların eski Farsi dilini konuşmaya başlaması olgusudur. Bu Alevi topluluklar Safevilerle birlikte Sünnilikten çıkarak Kızılbaşlığa dönen Türkmen ve onlara bağlı Farsi gruplardır. Bunların Arap Aleviliği veya Sasani Yezdaniliği ile hiçbir ilişkisi yoktur.
16.yy’a kadar Akkoyunlu yönetimi altında bu grupların dini Sünni’dir. Bu gruplar Safevilerle Alevileşmiş, Osmanlılar döneminde de Zazaca konuşmaya başlamışlardır. Bunların isimlerine bakıldığı zaman Balaban, Koç, Alan, Lolan, Abdalan gibi Türk isimleri yanı sıra han kelimesinden gelen İlhanlı, (H)anlı gibi Türk isimleri yaygındır. Özellikle Dersimli oymaklarda han ismi yaygındır. Şerefname’de geçen Çemişkezekler ve Pazukilerin federasyonları diğer Türkmen kabileleri ile birlikte kaybolmuş, yerlerini bu yeni hanlı kabileler almıştır. Bu Türkmen gruplar Lur ve Gurlarda yer almış veya Horasan ve Luristan’dan İlhanlılar ile birlikte gelen iki dilli topluluklardır.
Bu grupların eski mezar taşlarında görülen koç çizimleri kökensel olarak Akkoyunlu ve Karakoyunluları işaret etmektedir. Aslında Koyunlular Ak yani batı ve Kara yani kuzey-doğu başlığıyla ayrılan Türkmen boylarıdır. Başlıca Bayat, Bayındır, Doger, Purnaklı, başat Türkmen konfederasyonları burada yer alır. Bunların yanı sıra Celayir, Oyrat, Sulu gibi Tatar konfederasyonları da İlhanlılar döneminde Doğu Anadolu ve Diyarbakır, Musul bölgelerinde kesiksiz olarak yönetimi ele almışlardır. İlhanlı sonrasında Tatar konfederasyonlarının içinde Türkmen federasyonları egemenleşmiştir. Bu Kızılbaş Türkmenlerin Zazalaşmasının tek nedeni Yavuz Sultan’ın Doğu Anadolu’da egemen olmasından sonra hayatta kalabilmek mücadelesidir.
Anadolu Türkmen Aleviliği ve yol ayrımları
Bu toplulukların Akkoyunluların Erdebil tekkesinin Şeyh Caferi ile beraber Kızılbaşlık ve isyancı bir kimliği seçmeleriyle birlikte bunlara bağlı halifelerin de Anadolu’da, Teke’de, Diyarbakır’da, Musul’da etkisiyle Şah İsmail’e bağlı olan Aleviliğe geçmiştir. Anadolu Aleviliği olarak ortaya çıkan bu Türkmen kabilelerinin en tipik örneği, Osmanlı zulmüne karşı baş kaldıran Şahkulu Türkmenleridir. Keza Şah İsmail’in Şia fıkhı ile devletleşmeye başlamasıyla birlikte bu Türkmenler Şah İsmail ile de çelişmeye başlamıştır. Esas olarak Osmanlı ordusunun, yeniçerilerin ideolojisi olan Hacı Bektaş Veli’nin yolu ile Safevi Şiiliği ve Türkmen Şahkulu yolu arasında Alevi kitleler sıkışmaya ve yol ayrımına gelmeye başlamıştır.
Başlangıçta Türkmen ağırlıklı olan Osmanlı ordusunda Bektaşilik yeniçerilerin ideolojisini oluştururken, Şah İsmail’in Şiiliği seçmesiyle Türkmenler iki kutup arasında kalmıştır. Osmanlı ile Türkmenler arasındaki geleneksel çelişki giderek Şah İsmail ile Osmanlı çelişkisine eklemlenmiştir. Oysa Safevi ve Osmanlı çelişkisi dini ve mezhepsel değil aslında daha çok ekonomik nedenlidir ve dünya sisteminin en önemli ticaret yollarından birine ve Basra Körfezine sahip çıkma mücadelesinden kaynaklanmaktadır. Anadolu Aleviliğinin yol ayrımı Şahkulu’nun Şah İsmail tarafından öldürülmesi ve Şah İsmail’in İran Şia fıkhına geçmesiyle derinleşmiştir.
Alevilik ayrı bir etnik kimlik değildir; “Alevi milleti” ve kimliği uydurmadır
Anadolu Aleviliği Şafii Kırmançlar ve Anadolu Sünni Türklüğüyle de yolunu ayırdığı için sanki bir kimlik gibi belirmiştir. Oysa Alevilik ayrı bir etnos olmayıp sadece buradaki Türkmen gruplarının iki farklı devlet arasında kalmasından kaynaklanan bir olgudur. Bu nedenle “Alevi milleti” gibi bir olguyu savunmak, hem Türkler hem de Şafii Kırmançlar tarafından eleştirilmektedir. ABD ve AB’nin emperyalizmin bölüp parçalayarak kimlik yaratma politikası çerçevesinde Alevi etnik kimliği, “Alevi milleti” veya “Zaza milleti” kimliğini yaratma çabalarına sadece Türkler değil, Kürt kimliği yaratarak Zazaları ve Alevileri de bu kimlik içinde eritmek isteyen Kürtçüler de karşı çıkmaktadır.
Esas olarak tarih boyunca Zazalar veya Zazaların esasını oluşturan başat Türkmen kabileleri ile Kırmançlar arasındaki çelişki sabittir. Birbirini yok eden bu iki topluluk ve kimlik günümüz politikasında “Kürt” kimliği altında birlikte kullanılmaya çalışılması ***’nın yeni bir tavrı ve stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şener Üşümezsoy
Lütfen altına imzamı atmamı bana bağışlarmısınız..
Gerçeğe Hü erenler..
al-i aba
14-02-2010, 11:51 AM
batıni can,çok değerli bilgiler vermişsin,teşekkürler...
bir konuda farklı düşünüyorum,şah ismail hatai, şii fıkhına geçmemiştir, erdebil
dergahı onun zamanında alevi-batıni bir yapıdaydı, daha sonra iran yönetimine
hakim olan şii acem mollalar iranda koyu şii şeriatını ve fıkhını egemen kıldılar,
şahın inanç yapısı alevi-kızılbaş-batıni çizgidedir, cemlerde nefesleri en çok oku
nan ozandır hatai, 7 ulu ozanlarımızdandır, alevi toplumunun gönlünde derin bir
sevgiyle yer etmiştir...
Mananali
14-02-2010, 04:25 PM
Harikasiniz.Yakinda Maykil Ceksinida Türkmen yaparsaniz sasirmam.
Maykil yandan kaykil.
al-i aba
14-02-2010, 06:28 PM
Harikasiniz.Yakinda Maykil Ceksinida Türkmen yaparsaniz sasirmam.
Maykil yandan kaykil.
:) :) :) alemsin vallahi...
Av.A.Guvercin
14-02-2010, 06:32 PM
Yabana atilmayacak bilgiler var ama tamamina katilamayacagim. Kurtlersen cok alevi oldugu kesin.
Ornek vereyim Dersimlilerin kendileri de Sari Saltik a TURKO derler, Oysa Sari Saltigin torunlari bu gun kurmanci bilir. Yarisi kurdum der yarisi turkum der.
Ayni soydan gelen cok insan gordum yarisi kurdusm diyor yarisi turkum diyor.
yani karsilikli etkilesimler oldugu bunun da yavuz doneminden sonraya denk geldigi kesin.
katlimdan kacanlarin kurtlestikleri de kesin. En azindan bana gore. Ama bu da kurt alevinin yoklugu anlamini getirmez.
Her seye inansam dahi Urfa yoresinin Alevilerinin kurt oldugunu kabul etmem gerekir. Urfaya inaniyorsam baska yerlere de inanmam icin sebep yok.
Tunceli ozel bir yerdir. Gonlumde ozeldir. Erzincan oyle. Bu yoreler zaten ozerk tir alevilik de oyle. haci bektasi kabul ederler ama yine de ozerktirler.
Ama yazinin anlatiminda cok gercekler analtiliyor bana gore, ama hepsi ni kabul edemem.
Saygilarimla
bulesikes
15-02-2010, 04:34 AM
ALEVİLİK İSLAM İCİDİR SÖYLEMİ ASİMİLASYONA HİZMET EDİYOR...
diyerek...
amacim hic kimseyi kirmak üzmek degil olamazda sadece DOGRU bildik ve bulduklarimi sizinle paylasma ihtiyacani hissettim..
Aleviligin dogus ve birlik Yol ögreticisi dogru kavranmalidir...
Alevilik YOL'un özü ve temelidir...
Alevilikte neden Din,Irk,Millet,Din,Inanc-Inacsizlik,cins ayirimi yok...?
Neden 72 millete ayni nazarda bakariz...?
Neden KIRKLAR CEM'inde büyüyümüzde kücügümüzde bir...?
Neden sadece INSAN...
Yolumuzun temeli üzerine oturmayan hic bir GÖRÜS ve TEORI bicimi Alevi ögretisinde uzun sürel olamaz...
Populist ve gecici olmaktan öteye gidemez...
Hakk Erenlerinse dini ve meshebi yoktur...
Yol Din degildir...
Hakk Erenlerinin YOL'u Allaha bagli degildir...
Hakk erenlerinin YOL'u HAKK'a baglidir...
Hakk YOL'unda dinin isi olmaz...
Hakk erenlerinin YOL'unda dogruluk vardir bu DOGRULUKTA HAKK'tir...
HAKK evrenin sahibi ve HAKK IKRAR'dir...
Alevilik---Insanligin dogusundan beri gelen menzil nerde bilinmiyen ama menzili gidecek kadar kadim bir YOL'dur...
yani Alevilikte dogus yoktur yaradilis vardir...
Alevi ögretisi buna cevab vermez,cünkü bu bilimin isidir...
Alevilikte Insanlik tarihi güruhu Naciye ile baslar, havva ile ademden baslamaz? nedeninide bir arastirmak gerekir...
Alevilik binlerce kültür Irmaginin oluturdugu UMMAN'dir...
UMMAN Irmaklara indirgenemez...
Alevilik hic bir inancin ne uzantisi nede zenginligidir...
Kendisine özgü kendisi icin bir YOL'dur...
Alevilik sonsuz ve sinirsiz bilgi birikimiyle,yasami sorgulamak yorumlamak ve yogurmaktir...
yani ALEVILIK bilimin rehberliginden Insandan yana durusdur,Bir yasam bicimidir...
Alevilik Sevgidir Erdemliktir Evrensel degerlerin bütünüdür...
Sevgi bizim Dinimizdir baska dine inanmayiz...
Evrensel degerleri sahiblenmek savunmak ve hayata gecirmektir...
YOL'umuz sevgi,ask ve heq YOL'udur...
sevgi Riza kentinin anahtaridir...
Alevilik-Aleviliktir ve cok farklidir tipki dogus INANCIMIZDA oldugu gibi...
Bu yol gömlekten atestir giyebilen gelsin...
bu gömlekte ikilige yer yoktur...
Ünlü Alevi bilgesi Yunus Emre'nin su dizeleriyle bitireyim...
Ikiligi terk et,birlik mkamini tut...
Canlar canin bulasin is bu dirlik icinde...
Oruc,namaz,zekat,hac,suc ve cinayettir...
Fakir bundan uzaktir,gercege erenler icinde...
TABIKI ANLAYANA...
türk islam sentezini savunanlara hitaben...
sagilar...
al-i aba
15-02-2010, 01:43 PM
ALEVİLİK İSLAM İCİDİR SÖYLEMİ ASİMİLASYONA HİZMET EDİYOR...
diyerek...
amacim hic kimseyi kirmak üzmek degil olamazda sadece DOGRU bildik ve bulduklarimi sizinle paylasma ihtiyacani hissettim..
Aleviligin dogus ve birlik Yol ögreticisi dogru kavranmalidir...
Alevilik YOL'un özü ve temelidir...
Alevilikte neden Din,Irk,Millet,Din,Inanc-Inacsizlik,cins ayirimi yok...?
Neden 72 millete ayni nazarda bakariz...?
Neden KIRKLAR CEM'inde büyüyümüzde kücügümüzde bir...?
Neden sadece INSAN...
Yolumuzun temeli üzerine oturmayan hic bir GÖRÜS ve TEORI bicimi Alevi ögretisinde uzun sürel olamaz...
Populist ve gecici olmaktan öteye gidemez...
Hakk Erenlerinse dini ve meshebi yoktur...
Yol Din degildir...
Hakk Erenlerinin YOL'u Allaha bagli degildir...
Hakk erenlerinin YOL'u HAKK'a baglidir...
Hakk YOL'unda dinin isi olmaz...
Hakk erenlerinin YOL'unda dogruluk vardir bu DOGRULUKTA HAKK'tir...
HAKK evrenin sahibi ve HAKK IKRAR'dir...
Alevilik---Insanligin dogusundan beri gelen menzil nerde bilinmiyen ama menzili gidecek kadar kadim bir YOL'dur...
yani Alevilikte dogus yoktur yaradilis vardir...
Alevi ögretisi buna cevab vermez,cünkü bu bilimin isidir...
Alevilikte Insanlik tarihi güruhu Naciye ile baslar, havva ile ademden baslamaz? nedeninide bir arastirmak gerekir...
Alevilik binlerce kültür Irmaginin oluturdugu UMMAN'dir...
UMMAN Irmaklara indirgenemez...
Alevilik hic bir inancin ne uzantisi nede zenginligidir...
Kendisine özgü kendisi icin bir YOL'dur...
Alevilik sonsuz ve sinirsiz bilgi birikimiyle,yasami sorgulamak yorumlamak ve yogurmaktir...
yani ALEVILIK bilimin rehberliginden Insandan yana durusdur,Bir yasam bicimidir...
Alevilik Sevgidir Erdemliktir Evrensel degerlerin bütünüdür...
Sevgi bizim Dinimizdir baska dine inanmayiz...
Evrensel degerleri sahiblenmek savunmak ve hayata gecirmektir...
YOL'umuz sevgi,ask ve heq YOL'udur...
sevgi Riza kentinin anahtaridir...
Alevilik-Aleviliktir ve cok farklidir tipki dogus INANCIMIZDA oldugu gibi...
Bu yol gömlekten atestir giyebilen gelsin...
bu gömlekte ikilige yer yoktur...
Ünlü Alevi bilgesi Yunus Emre'nin su dizeleriyle bitireyim...
Ikiligi terk et,birlik mkamini tut...
Canlar canin bulasin is bu dirlik icinde...
Oruc,namaz,zekat,hac,suc ve cinayettir...
Fakir bundan uzaktir,gercege erenler icinde...
TABIKI ANLAYANA...
türk islam sentezini savunanlara hitaben...
sagilar...
alevilik allaha değil hakka bağlıymış! bunu da öğrendik sonunda, peki allahla hak
kın farkı nedir? Allahtan başka hakk mı var? kuran Allah der, aşıklar Hakk der,
binbir ismi vardır, en güzel isimler O'nundur, o yüzden Allahla Hakk farklımı olu
yor? milletin kafasını karıştırmak için eline klavyeyi alan yazıyor, hani ağzı olan
konuşuyor derler ya, bilgisayarı olan alıyor eline klavyeyi, döktürüyor incileri...
pir sultan bir dörtlükte şöyle der;
Muhammed dinidir bizim dinimiz
tarikat altından geçer yolumuz
hem cibril emindir rehberimiz
biz müminiz mürşidimiz Ali'dir
pir sultan sizin gibi düşünmüyor anlaşılan, yani Muhammedin dininden bir mümin
olduğunu, mürşidininde Ali olduğunu söylüyor,hani nerde dini,peygamberi,allahı
olmayan alevilik? siz de bir örnek verin, yoksa masal anlatmayı bırakın artık...
Av.A.Guvercin
16-02-2010, 12:27 AM
Bulesikes Dervis Cemal in Agzinda Allah kelimesi eksik olmazdi dostum.
Muhammed hele his eksik olmazdi
Ali ye gelince o Ali idi zaten.
Bari sen deme bunlari eger ayni soydan geliyorsan geliyorsak nasil olur bu
bulesikes
16-02-2010, 01:27 PM
alevilik allaha değil hakka bağlıymış! bunu da öğrendik sonunda, peki allahla hak
kın farkı nedir? Allahtan başka hakk mı var? kuran Allah der, aşıklar Hakk der,
binbir ismi vardır, en güzel isimler O'nundur, o yüzden Allahla Hakk farklımı olu
yor? milletin kafasını karıştırmak için eline klavyeyi alan yazıyor, hani ağzı olan
konuşuyor derler ya, bilgisayarı olan alıyor eline klavyeyi, döktürüyor incileri...
pir sultan bir dörtlükte şöyle der;
Muhammed dinidir bizim dinimiz
tarikat altından geçer yolumuz
hem cibril emindir rehberimiz
biz müminiz mürşidimiz Ali'dir
pir sultan sizin gibi düşünmüyor anlaşılan, yani Muhammedin dininden bir mümin
olduğunu, mürşidininde Ali olduğunu söylüyor,hani nerde dini,peygamberi,allahı
olmayan alevilik? siz de bir örnek verin, yoksa masal anlatmayı bırakın artık...
sayin kutsal topluluk...
Bundan böyle sadece PARAPSİKOLOJİ olsun konusmalarinizda ve egerki bir seyler ögrenmek ve ögretmek istiyorsanız enerjinizi nasil kullanacaginizdan önce hangi yerde nasil konusulur,tartisma nasil yapilir yada dogru bilgi icin seviyeli bir paylasim ve bilgi alisverisi nasil yapilir onu ögrenin bence...
saygilar...
bulesikes
16-02-2010, 01:47 PM
Bulesikes Dervis Cemal in Agzinda Allah kelimesi eksik olmazdi dostum.
Muhammed hele his eksik olmazdi
Ali ye gelince o Ali idi zaten.
Bari sen deme bunlari eger ayni soydan geliyorsan geliyorsak nasil olur bu
TASALANMYIN siz sayin avukat bey bizim soyumuzda belli aslimizda....
bence siz yazilani bir daha okuyun...
semahlar saf ola,münafiklar berbat ola,gönüller abad ola...
yigitler meydan ola,yardimcimiz mert ola...
hizmetlerimiz bosa gitmeye,seyir icin olmaya...
hak(GERCEK) icin ola...
döndügümüz semah kirklarin döndügü semah ola...
birligimiz,dirligimiz ve beraberligimiz kaim ola,daim ola...
dergah-i ilahiye kayit ola...
gercege hü...
saygilar....
bulesikes
16-02-2010, 08:02 PM
Sener Üsümezsoy ve türk solunda yazan FASISTLER'e kalmadi aleviligi savunmak...
sener üzümezsoyu bilmesek bize insan diye yutturacakaksiniz elin azili fasistini...
Av.A.Guvercin
16-02-2010, 09:15 PM
TASALANMYIN siz sayin avukat bey bizim soyumuzda belli aslimizda....
bence siz yazilani bir daha okuyun...
semahlar saf ola,münafiklar berbat ola,gönüller abad ola...
yigitler meydan ola,yardimcimiz mert ola...
hizmetlerimiz bosa gitmeye,seyir icin olmaya...
hak(GERCEK) icin ola...
döndügümüz semah kirklarin döndügü semah ola...
birligimiz,dirligimiz ve beraberligimiz kaim ola,daim ola...
dergah-i ilahiye kayit ola...
gercege hü...
saygilar....
Allah Allah Eyvallah
Av.A.Guvercin
16-02-2010, 09:20 PM
alevilik allaha değil hakka bağlıymış! bunu da öğrendik sonunda, peki allahla hak
kın farkı nedir? Allahtan başka hakk mı var? kuran Allah der, aşıklar Hakk der,
binbir ismi vardır, en güzel isimler O'nundur, o yüzden Allahla Hakk farklımı olu
yor? milletin kafasını karıştırmak için eline klavyeyi alan yazıyor, hani ağzı olan
konuşuyor derler ya, bilgisayarı olan alıyor eline klavyeyi, döktürüyor incileri...
pir sultan bir dörtlükte şöyle der;
Muhammed dinidir bizim dinimiz
tarikat altından geçer yolumuz
hem cibril emindir rehberimiz
biz müminiz mürşidimiz Ali'dir
pir sultan sizin gibi düşünmüyor anlaşılan, yani Muhammedin dininden bir mümin
olduğunu, mürşidininde Ali olduğunu söylüyor,hani nerde dini,peygamberi,allahı
olmayan alevilik? siz de bir örnek verin, yoksa masal anlatmayı bırakın artık...
Bulesikes in kasti o degil. Ordaki Hak zaten allah dir. Ama hangi allah. Ilan edilen gorunmez kral tasvirli allah degil. Incsanin kalbine yerlesen orda evi olan HAK. Yani Damla deryanin parcasi damla.
hacı bektaş savaşan biri olmadı hiçbir zaman size bu konuda tarihden alın tılar vereceğim sonra
armada02
17-02-2010, 10:05 AM
Seyit rıza hangi dili konuşuyordu?
Kürtmüdür???
tebhes
17-02-2010, 11:19 AM
Dersim Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla geleneksel otonom özelliğini kaybetmekle karşı karşıya kalmıştır. Dersimli Aşiretler, Dersim'deki geleneksel düzenin ani bir şekilde değiştirilmesine ve yönetimlerinin elinden alınmasına karşı çıkmış; vergi vermek, askere gitmek gibi çeşitli zorunlulukları ise uygun bulmamıştır.
1937 yılında Atatürk Singeç Köprüsü'nün açılışını yapmak üzere Dersim'e gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı Teğmen'in komutasındaki karakola asiler tarafından saldırı düzenlenir. Karakol yakılır, 33 asker öldürülür. 27 Mart 1937 tarihinde Tunceli-Erzincan yolundaki bir köprü Haydaran ve Demanan aşiretleri tarafından yakılır. Bölgenin telefon hatları kesilir. Jandarma birliklerine pusu kurulur. Pax bucağı karakoluna baskın düzenlenir. Seyit Rıza bizzat Sin Karakolu'nun da basılması için asi milislere emir verir. Bölgedeki 9. Seyyar Jandarma Taburu'na da baskın düzenlenir. Kendi vatandaşlarından kurulu düzensiz gerilla kuvvetlerine karşı savaşmak üzere eğitilmemiş ve bu yönde bir hazırlığı olmayan askeri kuvvetler kendilerini korumakta zaafiyet içine düşerler. Birçok askeri birlik basılarak askerler öldürülür ve yaralanır. Asiler Mazgirt Köprüsü'nü tahrip ederler.
Dersim İsyanı, Ocakzade (Ehl-i Beyt soyundan) kökenli ve Şeyh Hasan aşiretine mensup olan Abasan Aşireti reisi Seyit Rıza önderliğinde, askere gitmek ve vergi vermek istemeyen diğer aşiretlerce de desteklenen bir grup tarafından 20-21 Mart 1937 gecesi Harçik köprüsünün yıkılması, köprüyle Kahnut Bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesi ve bölge askeriyesine düzenlenen saldırı ile başladı. Askeriyedeki bütün askerler öldü. Askeriye yakıldı. Bunun üzerine resmen isyan başladı. İsyan bölgenin coğrafi durumu nedeni ile büyüdü. Ayaklanmayı Kureyşan aşireti başlattı ve özellikle Demenan, Haydaran ve Yusufan aşiretlerinin katılımı ile iyice genişledi. Dersim İsyanına toplam yaklaşık 6.000 kişilik bir grup katıldı.
Ey canlar, yukarıdaki bilgilerden farklı bilgisi ve kaynağı olan lütfen paylaşsın. Devleti tanımayan ve kendi iktidarını sürdürmek isteyen derebeylerinin Cumhuriyete karşı isyanı olan Dersim İsyanı, nasıl oluyorda Alevilik meselesi oluyor. Dersim İsyanı, Alevilik adına değil derebeylerinin çıkarları uğruna Cumhuriyete karşı yapılmıştır. Durum böyle iken Dersim İsyanı hakkında söylenen her şeyin muhatabı T.C. Devleti olarak görülmektedir.
T.C. devleti sayesinde, 400 yıl süren alevi katliamlarından kurtulan Aleviler nasıl oluyorda T.C. devletine karşı yapılan bir isyanda bu kadar taraflı olabiliyor.
Daglıdede
17-02-2010, 11:22 AM
tebhes
sen bu kaynagı nerden aldın silahlı kuvvetler arşivindenmi yoksa
bir borazancının yazısındanmı
tebhes
17-02-2010, 11:29 AM
tebhes
sen bu kaynagı nerden aldın silahlı kuvvetler arşivindenmi yoksa
bir borazancının yazısındanmı
Sizin farklı bir kaynağınız varsa onu görelim.
Dersim İsyanı niçin ve kimler tarafından çıkartılmıştır sorusunun cevabını belgelere dayandırarak açıklayabilirmisiniz.
Daglıdede
17-02-2010, 11:36 AM
Sizin farklı bir kaynağınız varsa onu görelim.
Dersim İsyanı niçin ve kimler tarafından çıkartılmıştır sorusunun cevabını belgelere dayandırarak açıklayabilirmisiniz.
bu sitede uzun uzun tartışıldı bu konu biraz aramayla hepsini bulursun
tebhes
17-02-2010, 11:41 AM
bu sitede uzun uzun tartışıldı bu konu biraz aramayla hepsini bulursun
Tartışmadan kasıt ortada bilgi ve belge olmayan yanlı yazılarsa, ondan piyasada da çok var. Ben duygusal olmayan, bilgiye ve belgeye dayanan kanıtlara itibar ederim. Derebeylerinin çıkarları uğruna halkların katline yol açan Dersim İsyanının Alevilikle ilgili hiç bir tarafı yoktur. Dersim İsyanı dersim bölgesindeki kontrolünü kaybetmek, vergi vermemek ve askere gitmek istemeyen derebeylerinin çıkarlarını koruma mücadelesidir.
Deman
17-02-2010, 11:47 AM
Tartışmadan kasıt ortada bilgi ve belge olmayan yanlı yazılarsa, ondan piyasada da çok var. Ben duygusal olmayan, bilgiye ve belgeye dayanan kanıtlara itibar ederim. Derebeylerinin çıkarları uğruna halkların katline yol açan Dersim İsyanının Alevilikle ilgili hiç bir tarafı yoktur. Dersim İsyanı dersim bölgesindeki kontrolünü kaybetmek, vergi vermemek ve askere gitmek istemeyen derebeylerinin çıkarlarını koruma mücadelesidir.
Bu isyanin illada Alevilikle alakasi olmasimi lazim, beyefendi:confused:
Baska nedenleri olamazmi insanlarin, belki benligini yitirmek istememistir Pirimiz Seyd Riza:confused:
Belki eline, diline ve beline sahip olmak istemistir Pirimiz;)
Daglıdede
17-02-2010, 11:53 AM
Tartışmadan kasıt ortada bilgi ve belge olmayan yanlı yazılarsa, ondan piyasada da çok var. Ben duygusal olmayan, bilgiye ve belgeye dayanan kanıtlara itibar ederim. Derebeylerinin çıkarları uğruna halkların katline yol açan Dersim İsyanının Alevilikle ilgili hiç bir tarafı yoktur. Dersim İsyanı dersim bölgesindeki kontrolünü kaybetmek, vergi vermemek ve askere gitmek istemeyen derebeylerinin çıkarlarını koruma mücadelesidir.
bak haala idalarda bulunuyorsun git araştır bu siteyi onlarca kaynak verildi kanıtlandı öğren öyle gel
yok ben sadece dalga geçmek için buradayım diyorsan o başka geçeriz dalgmızı
tebhes
17-02-2010, 12:18 PM
bak haala idalarda bulunuyorsun git araştır bu siteyi onlarca kaynak verildi kanıtlandı öğren öyle gel
yok ben sadece dalga geçmek için buradayım diyorsan o başka geçeriz dalgmızı
Tarihi gerçekleri kişisel iddialar olarak yansıtmaya çalışmanız sizin sorununuz. Ancak hiç bir şey Dersim İsyanının Alevilik meselesi değil, Derebeylerinin çıkarları meselesi olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu bügünde böyledir yarında böyle olacaktır. Çünkü tarih değişmez.
bulesikes
17-02-2010, 01:00 PM
Tartışmadan kasıt ortada bilgi ve belge olmayan yanlı yazılarsa, ondan piyasada da çok var. Ben duygusal olmayan, bilgiye ve belgeye dayanan kanıtlara itibar ederim. Derebeylerinin çıkarları uğruna halkların katline yol açan Dersim İsyanının Alevilikle ilgili hiç bir tarafı yoktur. Dersim İsyanı dersim bölgesindeki kontrolünü kaybetmek, vergi vermemek ve askere gitmek istemeyen derebeylerinin çıkarlarını koruma mücadelesidir.
sayin tehbes...
ILK ÖNCE su yanlisinizi düzeltelim DERSIM'de Isyan olmamistir KATLIAM yapilmistir...
bence siz sayin daglidede arkadsin dedigi gibi ilk önce bu forumda kunuyla ilgili yazi belgeleri bir okuyun inceleyin gelin ona göre yazisalim tartisalim...
yooooooook amaciniz baska ise tam ADAMINA cattiniz...
arastirmaliriniza baslamadan size bir iki belge sunayim...
milli sefiniz hakkinda...
Alevi aydinlari arasinda mustafa kemal'in Dersim soykiriminda bir sucu olmadigi, olan bitenin onun hasta oldugu bir dönemde ve onun bilgisi disinda cereyan ettigi düsüncesi hayli yaygin görünüyor...
Bu düsüncenin gerceklikle bir alakasi yoktur...
mustafa kemal daha Birinci Savas yillarinda bir İttihatci olarak Dersim Meselesi'ne bulasmis biridir...
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Baskanligi Arsivi'ndeki bilgilere göre, 8 Mart 1916 Dersim direnisini bastirmakla o sirada 16. Kolordu Komutani olan "mustafa kemal pasa" görevlendirilmis... (ATASE, Klasör 147, Dosya 664, Fh. 80'den nakleden Suat Akgül, Amerikan ve İngiliz Raporları Işığında Dersim, s. 38).
Palu ve Elazig'a dogru ilerlemekte olan direnisciler Diyarbakir ve Elazig'dan gönderilen birliklerle Peri Suyu kuzeyine cekilmek zorunda birakildiktan hemen sonra ise mustafa kemal kendi görevini Yarbay Galatali sevket'e birakmis ve Haziran 1916'da direnis galatali sevket tarafindan bastirilmistir...
Bu Dersim direnisi bastirildiktan kisa bir süre sonra Ruslar Erzincan'i isgal eder...
Bu ortamda Dersim kendi özgürlügü icin yeniden harekete geçer...
Kocgirili Aliser, Mustafa Vefa ve Haydar'in da aralarinda bulundugu Dersimli liderler, Dersim ve Kürdistan adina Ruslar ve Ermenilerle görüserek bir anlasma yaparlar...
1916 Temmuz'unda Ovacik'ta Ruslar'in ve Ermeniler'in tanimaya hazirlandiklari bir Dersim hükümeti kurulur...
İste tam bu sirada İttihatcilar bir kez daha Dersim'de olusan bu cekirdek yönetimi ortadan kaldirmak üzere o sırada İkinci Ordu Komutan Vekili olan mustafa kemal'e görev verirler (Bk. ATASE Arşivi, Kl. 2950, Ds. 71, Fh. 1, 79, 80 ve 81'den aktaran S. Akgül, a.g.e, s. 41).
Ruslar'in geri cekilisini takiben Dersim yönetimi türk ordusu tarafindan yikilir (1918)...
ruslarin burdaki tavri ayri bir konu...
mustafa kemal ve Dersimliler cok gecmeden tekrar karsi karsiya gelirler...
Bizzat osmanlı hükümeti tarafindan Samsun'a yollanan mustafa kemal ve beraberindekilerin Ermeni, Dersim ve Kürt özgürlük hareketini engellemek amaciyla Erzurum ve Sivas kongrelerini organize ettikleri asamada, yaklasik bu ayni siralarada, Dersim'de kemalistler'in otoritesini tanimayan dönemin tek gercek kurtulus hareketi sekillenir...
celal bayar'ın deyisiyle Dersimliler Kockiri hareketini baslatır...
Bu hareket de bilindigi gibi mustafa kemal ve arkadaslari tarafindan kiriımla bastirilmistir....
1934'te İskan Kanunu çıktı...
vs.vs.vs...
ISTERSNIZ devami gelecéktir...
al-i aba
17-02-2010, 01:33 PM
sayin kutsal topluluk...
Bundan böyle sadece PARAPSİKOLOJİ olsun konusmalarinizda ve egerki bir seyler ögrenmek ve ögretmek istiyorsanız enerjinizi nasil kullanacaginizdan önce hangi yerde nasil konusulur,tartisma nasil yapilir yada dogru bilgi icin seviyeli bir paylasim ve bilgi alisverisi nasil yapilir onu ögrenin bence...
saygilar...
benim üslubumda anormal birşey yok, kafa karıştırıyorsunuz, temeli olmayan
boş laflarla bilgi alışverişi olmaz, zaten alevilerinde bu ülkedeki herkes gibi ki
tap okumama,araştırmama gibi bir hastalığı var,yani kulaktan dolma bir aleviliği
yaşıyor bu toplum, öte yandan birileri biz islam dışıyız,yok efendim biz aslında
luviyiz, o da olmazsa alevi kelimesi aslında Ali yanlısı olmak demek değil, alev
den yani ateşten gelir vs vs...nedir bu kadar bu topluma eziyetiniz,kastınız, ne
yapmaya çalışıyorsunuz? aleviliğin sözlü kaynakları ortada,ozanların deyişleri,şiir
leri ortada, bir tane örnek gösterin bana ki hz.peygamberi reddeden, imam Ali
ve oniki imamı reddeden, islam dışıyız diyen bir tane örnek yahu, yokda eğer
(ki asla yoktur) zaten yeterince kafası karıştırılmış bu zavallı toplumu rahat bı
rakın, eğer temel değerlerimizi kabul etmiyorsanız yüreklice biz alevi değiliz de
yin, yahut biz ateistiz deyin( buda bir tercihtir, herkes inancında özgürdür)ama
aleviliği artık sulandırmayın lütfen...ayrıca yazıma cevap veremediniz:confused:
tebhes
17-02-2010, 01:43 PM
sayin tehbes...
ILK ÖNCE su yanlisinizi düzeltelim DERSIM'de Isyan olmamistir KATLIAM yapilmistir...
bence siz sayin daglidede arkadsin dedigi gibi ilk önce bu forumda kunuyla ilgili yazi belgeleri bir okuyun inceleyin gelin ona göre yazisalim tartisalim...
yooooooook amaciniz baska ise tam ADAMINA cattiniz...
arastirmaliriniza baslamadan size bir iki belge sunayim...
milli sefiniz hakkinda...
Alevi aydinlari arasinda mustafa kemal'in Dersim soykiriminda bir sucu olmadigi, olan bitenin onun hasta oldugu bir dönemde ve onun bilgisi disinda cereyan ettigi düsüncesi hayli yaygin görünüyor...
Bu düsüncenin gerceklikle bir alakasi yoktur...
mustafa kemal daha Birinci Savas yillarinda bir İttihatci olarak Dersim Meselesi'ne bulasmis biridir...
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Baskanligi Arsivi'ndeki bilgilere göre, 8 Mart 1916 Dersim direnisini bastirmakla o sirada 16. Kolordu Komutani olan "mustafa kemal pasa" görevlendirilmis... (ATASE, Klasör 147, Dosya 664, Fh. 80'den nakleden Suat Akgül, Amerikan ve İngiliz Raporları Işığında Dersim, s. 38).
Palu ve Elazig'a dogru ilerlemekte olan direnisciler Diyarbakir ve Elazig'dan gönderilen birliklerle Peri Suyu kuzeyine cekilmek zorunda birakildiktan hemen sonra ise mustafa kemal kendi görevini Yarbay Galatali sevket'e birakmis ve Haziran 1916'da direnis galatali sevket tarafindan bastirilmistir...
Bu Dersim direnisi bastirildiktan kisa bir süre sonra Ruslar Erzincan'i isgal eder...
Bu ortamda Dersim kendi özgürlügü icin yeniden harekete geçer...
Kocgirili Aliser, Mustafa Vefa ve Haydar'in da aralarinda bulundugu Dersimli liderler, Dersim ve Kürdistan adina Ruslar ve Ermenilerle görüserek bir anlasma yaparlar...
1916 Temmuz'unda Ovacik'ta Ruslar'in ve Ermeniler'in tanimaya hazirlandiklari bir Dersim hükümeti kurulur...
İste tam bu sirada İttihatcilar bir kez daha Dersim'de olusan bu cekirdek yönetimi ortadan kaldirmak üzere o sırada İkinci Ordu Komutan Vekili olan mustafa kemal'e görev verirler (Bk. ATASE Arşivi, Kl. 2950, Ds. 71, Fh. 1, 79, 80 ve 81'den aktaran S. Akgül, a.g.e, s. 41).
Ruslar'in geri cekilisini takiben Dersim yönetimi türk ordusu tarafindan yikilir (1918)...
ruslarin burdaki tavri ayri bir konu...
mustafa kemal ve Dersimliler cok gecmeden tekrar karsi karsiya gelirler...
Bizzat osmanlı hükümeti tarafindan Samsun'a yollanan mustafa kemal ve beraberindekilerin Ermeni, Dersim ve Kürt özgürlük hareketini engellemek amaciyla Erzurum ve Sivas kongrelerini organize ettikleri asamada, yaklasik bu ayni siralarada, Dersim'de kemalistler'in otoritesini tanimayan dönemin tek gercek kurtulus hareketi sekillenir...
celal bayar'ın deyisiyle Dersimliler Kockiri hareketini baslatır...
Bu hareket de bilindigi gibi mustafa kemal ve arkadaslari tarafindan kiriımla bastirilmistir....
1934'te İskan Kanunu çıktı...
vs.vs.vs...
ISTERSNIZ devami gelecéktir...
İçinde yaşadığınız devletin askerlerini öldürüp, "1916 Temmuz'unda Ovacik'ta Ruslar'in ve Ermeniler'in tanimaya hazirlandiklari bir Dersim hükümeti" kurarak devlete isyan eden ve devleti parçalamaya çalışanlara bölücü, yaptıkları eylemede devlete karşı isyan denir. Ortada bir isyan vardır ve Cem evlerimizde fotoğrafı asılı bulunan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ümüz bu isyanın bastırılması ve devletin bölünmemesi için gerekeni yapmıştır.
Çok yaşa Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk. Vatanımızı bölünmekten ve bizleride İngiltere'nin uşağı olarak yaşamaktan kurtardın, sağol.
tebhes
17-02-2010, 02:39 PM
Bu isyanin illada Alevilikle alakasi olmasimi lazim, beyefendi:confused:
Baska nedenleri olamazmi insanlarin, belki benligini yitirmek istememistir Pirimiz Seyd Riza:confused:
Belki eline, diline ve beline sahip olmak istemistir Pirimiz;)
Bu dediklerinizi yapmak için:
Kışlasında nöbet bekleyen vatansever askerlerimizi katletmesimi gerekiyor ?
Halkın ulaşımı ve haberleşmesi için yapılan inşaatları yıkmasımı gerekiyor ?
Taşnaksütyun gibi hain ve insanlık düşmanı örgütlerle işbirliği yapmasımı gerekiyor ?
Düşman devletlerle işbirliği yapıp, içinde bulunduğu devleti parçalamasımı gerekiyor ?
Deman
18-02-2010, 09:39 AM
Bu dediklerinizi yapmak için:
Kışlasında nöbet bekleyen vatansever askerlerimizi katletmesimi gerekiyor ?
Halkın ulaşımı ve haberleşmesi için yapılan inşaatları yıkmasımı gerekiyor ?
Taşnaksütyun gibi hain ve insanlık düşmanı örgütlerle işbirliği yapmasımı gerekiyor ?
Düşman devletlerle işbirliği yapıp, içinde bulunduğu devleti parçalamasımı gerekiyor ?
Ne güzel vatansever askerleriniz varmis, bu askerlerin, subaylarin dersimli kizlara tecavüz ettiklerinden haberin varmi???
Sonrasinda bu askerlerinizin onbinlerce Dersimliyi barbarca katlettiklerinden haberin varmi???
Sizin ananiza baciniza tecavüz edilirse, siz ne yaparsiniz, gidip tesekkürmü edersiniz???
Halkin ulasimi ve haberlesmesi icin yapildi diye sandiginiz insaatlarin ne amacla yapildigi bu yezitce yapilan katliamdan sonra anlasilmistir.
Sizde bu katliami hakli bulmakla, onlardan bir farkiniz yoktur, Sizi ve sizin gibileri kiniyorum, lanetliyorum ve Allah a havale ediyorum:mad:
Gidin cemevinizde doyasiya atanizin posteri altinda sükür duasinda bulunun, sizi ingiltere usagi olarak yasamaktan ve "vataninizi" bölünmekten kurtardigi icin!!!
tebhes
18-02-2010, 11:38 AM
Merhaba,
Kemalizm; ülkemiz emperyalist devletlerce paylaşılmak üzere iken, düşman vatanımızın bağrına hançerini dayamışken ortaya çıkan ve milletimizin kötüye giden talihini değiştirmeyi başarabilmiş olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün, ülkemizin bekası ve gelişmesi için ortaya koymuş olduğu, Türk Devrimi olarakda anılan ve her Türkiye Cumhuriyeti devleti düşmanının nefret beslediği kurallar bütünüdür.
Daglıdede
18-02-2010, 11:43 AM
Merhaba,
Kemalizm; ülkemiz emperyalist devletlerce paylaşılmak üzere iken, düşman vatanımızın bağrına hançerini dayamışken ortaya çıkan ve milletimizin kötüye giden talihini değiştirmeyi başarabilmiş olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün, ülkemizin bekası ve gelişmesi için ortaya koymuş olduğu ve her Türkiye Cumhuriyeti devleti düşmanının nefret beslediği kurallar bütünüdür.
sizim ve bizim emperyalistlerimiz farklımı
ab abd ve nato ülkeleri degilmi bu emperyalistler yoksa başka bldiklerinizdemi var
tebhes
18-02-2010, 11:45 AM
sizim ve bizim emperyalistlerimiz farklımı
ab abd ve nato ülkeleri degilmi bu emperyalistler yoksa başka bldiklerinizdemi var
Merhaba,
Öncelikle Siz ve Biz kavramlarını açıklarsanız cevap verme olasılığım olabilir.
ZeRiKaN_24
18-02-2010, 11:50 AM
Türkiye’de ki akan bu kanın sebebi Kemalizmin uyguladığı inkar ve asimilasyon politikasıdır.
Kemalizmi sadece bugüne göre değil kurulduğu günden günümüze kadar kadar değerlendirdiğimizde Alevi ve Kürt katliamlarıdan ve İnkara dayanan politikasının dışında bir icraatın olmadığını görmek zor olmasa gerek.
Yeterki hakikat karşısında doğru tahliller yapılsın.
Kemalizm eğer çıkışı itibariyle kendi hedeflerini gerçekleştirmek uğruna yaklaştığı Anadolunun diğer etnik ve dinsel cemaatlerine gösterdiği ittifak sözleşmelerine sadık kalsaydı ve aynı birlik esasına dayalı politikasını yürütseydi ve Anadoluyu bu mozaik üzerine inşa etseydi bugünkü akan kanın sebebinin temelini ta o günden atmazlardı.
Kemalizm bütün Anadolu farklılıklarını olduğu gibi kabul etseydi ve inkara dayalı bir siyasi politika izlemeseydi o zaman kemalistleri haklı görmemek için nankör olmak gerekirdi.
Daglıdede
18-02-2010, 12:00 PM
Merhaba,
Öncelikle Siz ve Biz kavramlarını açıklarsanız cevap verme olasılığım olabilir.
siz kemalistler biz sosyalistler
Serpan
18-02-2010, 12:12 PM
idioloji ve stratejilerin omru insanlarin omru gibidir dunyadaki tum idiolojiler dogar gelisir buyur ve sonunda olur yalniz hepsi elestirilir yanlislari dogrulari tartisilir nedense konu KEMALIZME geldimi bizim kemiklesmis ve kendilerini ENTELLEKTUEL olarak gorenler tam bir fasist edesiyla toz kondurmazlar sanki KEMALIZM allah tarafindan gonderilmis dunyaya hic hatasi gunahi yok sutten cikmis ak kasik
Av.A.Guvercin
18-02-2010, 12:41 PM
Türkiye’de ki akan bu kanın sebebi Kemalizmin uyguladığı inkar ve asimilasyon politikasıdır.
Emperyalizmin isbirlikcilerinin dede destek goresin Zerikan. Ne bu kadar kemalizm dusmanligi boyle. Hani kim kemalist> kemal uyansa hepsini bogazlardi dedigimiz bir ortamda kim kemalist. Yapma allah askina.
Kemalizmi sadece bugüne göre değil kurulduğu günden günümüze kadar kadar değerlendirdiğimizde Alevi ve Kürt katliamlarıdan ve İnkara dayanan politikasının dışında bir icraatın olmadığını görmek zor olmasa gerek.
Bu gun AKP nin sata sata bitiremedigi kurumlari Osmanli mi yapmisti Zerikan. Yada yabancilar mi yaptilar bunlari.
[COLOR=Black]
Yeterki hakikat karşısında doğru tahliller yapılsın.
Kemalizm eğer çıkışı itibariyle kendi hedeflerini gerçekleştirmek uğruna yaklaştığı Anadolunun diğer etnik ve dinsel cemaatlerine gösterdiği ittifak sözleşmelerine sadık kalsaydı ve aynı birlik esasına dayalı politikasını yürütseydi ve Anadoluyu bu mozaik üzerine inşa etseydi bugünkü akan kanın sebebinin temelini ta o günden atmazlardı.
Kemalizm bütün Anadolu farklılıklarını olduğu gibi kabul etseydi ve inkara dayalı bir siyasi politika izlemeseydi o zaman kemalistleri haklı görmemek için nankör olmak gerekirdi.
Sadece bu asagidaki elestirinde haklilik payi vadir. kemalizmin kurgulanmasinda dikkat edilseydi bu gun durum boyle olmayabilirdi.
Nasil olur du, kurtler ve turkler biraz daha aydin olurlardi. ABD nin oyunlarina gelmezlerdi.
ABD hem Turk fasitlerini Milliyetcilik adina yonetiyor Kurtlere kiskirtiyor.
Hem de Kurt fasitlerini.
Fasizmin irki olmaz. AMD ile calismanin devrimciligi olmaz.
kemalizm baska bu gunku fasitlerin Kemalizm maskesi takmalari baska.
tebhes
18-02-2010, 12:41 PM
siz kemalistler biz sosyalistler
Merhaba,
Bu durumda sizinle tartışmam mümkün değil. Çünkü benim tanrı inancım var sizin yok. Hal böyle iken benim önder olarak gördüğümü sizin görmemeniz veya ortak yaşamsal kaygılarımız olmaması son derece normaldir.
Bu arada, Cezayir halkının kurtuluş savaşı boyunca Fransız ordusuna karşı vatanını savunan Cezayirlilerin ceplerinden çıkan Atatürk fotoğrafları, Kemalizmin dünyaya nasıl bir ufuk açtığının da göstergesidir diye düşünüyorum.
al-i aba
18-02-2010, 12:48 PM
Türkiye’de ki akan bu kanın sebebi Kemalizmin uyguladığı inkar ve asimilasyon politikasıdır.
Kemalizmi sadece bugüne göre değil kurulduğu günden günümüze kadar kadar değerlendirdiğimizde Alevi ve Kürt katliamlarıdan ve İnkara dayanan politikasının dışında bir icraatın olmadığını görmek zor olmasa gerek.
Yeterki hakikat karşısında doğru tahliller yapılsın.
Kemalizm eğer çıkışı itibariyle kendi hedeflerini gerçekleştirmek uğruna yaklaştığı Anadolunun diğer etnik ve dinsel cemaatlerine gösterdiği ittifak sözleşmelerine sadık kalsaydı ve aynı birlik esasına dayalı politikasını yürütseydi ve Anadoluyu bu mozaik üzerine inşa etseydi bugünkü akan kanın sebebinin temelini ta o günden atmazlardı.
Kemalizm bütün Anadolu farklılıklarını olduğu gibi kabul etseydi ve inkara dayalı bir siyasi politika izlemeseydi o zaman kemalistleri haklı görmemek için nankör olmak gerekirdi.
atatürk öleli 70 küsür sene oldu, biraz daha ömrü olsaydı herşey daha farklı olurdu, 50' li yıllardan bu yana karşı devrimciler(tarihi alevi karşıtları sünni mez
hepçiler) cumhuriyeti sünni devletine çevirdi, bu doğrudur, yalnız burada ata
türkün suçu yoktur,çünkü atatürk hayatta değildi...
daha sonra maraş,çorum ve sivas gibi alevileri hedef alan katliamlar oldu bu
dönemlerde, ancak dersim konusuna gelirsek iş başkadır;
dersim osmanlıdan beri kendi başına buyruk kalmış, aşiretlerin hüküm sürdüğü
bir bölgedir, bir devlet otoritesi yoktur, derebeylik gibi bir yerdir, yeni cumhuri
yetin kurulmasıyla işler değişmiştir, yeni kurulan devlet elbette kendi sınırları da
hilinde kalan bir bölgenin bu durumuna devam etmesine izin veremezdi, bu yüz
den dersiminde yeni devlete dahil olmasını istemiştir, ancak dersimin önde gelen
derebeyleri,aşiret reisleri buna karşı çıktılar, düzenlerinin bozulması işlerine gel
medi, ellerinde silahlarla dağa çıkıp devletle savaşa başladılar, bu durumda meş
ru bir devletin ne yapmasını bekleyebiliriz? dersimde hiç isyan yoktu diyenler ku
sura bakmayın yalancıdırlar,isyancılar önce karakollara saldırılar düzenleyip aske
ri personellerin tamamını imha ettiler ve dersim harekatı böyle başladı...
burada şu gerçeğide söylememiz gerekir; isyanın bastırılması sırasında ma
sum binlerce insanın öldürülmesi utanç vericidir,insanlık dışıdır,dersim olayında
aydınlatılması gereken nokta burasıdır, yani dağda eli silahlı varsayalım 300-500
kişi varsa,hedefte bunlarsa, masum binlerce insanın katledilmesinin gerekçesi
nedir? bu katliamdan kim sorumludur? benim kanım, yetkilerinin dışına çıkıp,ken
dilerini kontrol edemeyen asker içindeki bir grup olabilir veya içlerinde aleviliğe
husumet besleyen malum zihniyette birileri bu işin sorumlusu olabilir...
atatürkün masum halkı katledin emri vermesi mümkün değildir canlar, atatürk
ün bulunduğu yerden olaya tam hakim olması o günkü şartlarda mümkünmüdür
dersek, cevap mümkün değildir, o günün teknolojik ve haberleşme şartlarınıda
göz önünde tutmak gerekir, o yüzden dersim üzerinden alevileri atatürke düş
man etmeye kimsenin gücü yetmez, onur öymen denen adamın bile...
özetle;
-dersimde devlete katılmayı reddedip dağa çıkan derebeyler haksızdır, bunların
dağa çıkmasının alevilikle ilgisi yoktur,kendi mevcut düzenlerini ve çıkarlarını kay
betmemek amacı gütmüşlerdir, seyit rıza da yanlış hareket etmiştir, bu yüzden
bu sitede bazılarının iddia ettiği gibi her alevinin seyit rızanın yaptıklarını destek
leme mecburiyeti yoktur, seyit rıza hatalar yapmış bir alevidir sadece,onun ha
talarına aleviler sahip çıkmak zorunda değildir, bu hatanın bedelini dersim halkı
çok acı bir şekilde ödemiştir
-yukarıda belirttiğimiz gibi masum binlerce insanın katledilmesinin içyüzü ve so
rumluları ortaya çıkarılmalı, devlet hayatını kaybedenlerin bugün yaşayan yakın
larına,torunlarına tazminat ödemeli, devamında ise dersim halkından kamuoyu
önünde özür dilemelidir...
Serpan
18-02-2010, 12:56 PM
atatürk öleli 70 küsür sene oldu, biraz daha ömrü olsaydı herşey daha farklı olurdu, 50' li yıllardan bu yana karşı devrimciler(tarihi alevi karşıtları sünni mez
hepçiler) cumhuriyeti sünni devletine çevirdi, bu doğrudur, yalnız burada ata
türkün suçu yoktur,çünkü atatürk hayatta değildi...
daha sonra maraş,çorum ve sivas gibi alevileri hedef alan katliamlar oldu bu
dönemlerde, ancak dersim konusuna gelirsek iş başkadır;
dersim osmanlıdan beri kendi başına buyruk kalmış, aşiretlerin hüküm sürdüğü
bir bölgedir, bir devlet otoritesi yoktur, derebeylik gibi bir yerdir, yeni cumhuri
yetin kurulmasıyla işler değişmiştir, yeni kurulan devlet elbette kendi sınırları da
hilinde kalan bir bölgenin bu durumuna devam etmesine izin veremezdi, bu yüz
den dersiminde yeni devlete dahil olmasını istemiştir, ancak dersimin önde gelen
derebeyleri,aşiret reisleri buna karşı çıktılar, düzenlerinin bozulması işlerine gel
medi, ellerinde silahlarla dağa çıkıp devletle savaşa başladılar, bu durumda meş
ru bir devletin ne yapmasını bekleyebiliriz? dersimde hiç isyan yoktu diyenler ku
sura bakmayın yalancıdırlar,isyancılar önce karakollara saldırılar düzenleyip aske
ri personellerin tamamını imha ettiler ve dersim harekatı böyle başladı...
burada şu gerçeğide söylememiz gerekir; isyanın bastırılması sırasında ma
sum binlerce insanın öldürülmesi utanç vericidir,insanlık dışıdır,dersim olayında
aydınlatılması gereken nokta burasıdır, yani dağda eli silahlı varsayalım 300-500
kişi varsa,hedefte bunlarsa, masum binlerce insanın katledilmesinin gerekçesi
nedir? bu katliamdan kim sorumludur? benim kanım, yetkilerinin dışına çıkıp,ken
dilerini kontrol edemeyen asker içindeki bir grup olabilir veya içlerinde aleviliğe
husumet besleyen malum zihniyette birileri bu işin sorumlusu olabilir...
atatürkün masum halkı katledin emri vermesi mümkün değildir canlar, atatürk
ün bulunduğu yerden olaya tam hakim olması o günkü şartlarda mümkünmüdür
dersek, cevap mümkün değildir, o günün teknolojik ve haberleşme şartlarınıda
göz önünde tutmak gerekir, o yüzden dersim üzerinden alevileri atatürke düş
man etmeye kimsenin gücü yetmez, onur öymen denen adamın bile...
özetle;
-dersimde devlete katılmayı reddedip dağa çıkan derebeyler haksızdır, bunların
dağa çıkmasının alevilikle ilgisi yoktur,kendi mevcut düzenlerini ve çıkarlarını kay
betmemek amacı gütmüşlerdir, seyit rıza da yanlış hareket etmiştir, bu yüzden
bu sitede bazılarının iddia ettiği gibi her alevinin seyit rızanın yaptıklarını destek
leme mecburiyeti yoktur, seyit rıza hatalar yapmış bir alevidir sadece,onun ha
talarına aleviler sahip çıkmak zorunda değildir, bu hatanın bedelini dersim halkı
çok acı bir şekilde ödemiştir
-yukarıda belirttiğimiz gibi masum binlerce insanın katledilmesinin içyüzü ve so
rumluları ortaya çıkarılmalı, devlet hayatını kaybedenlerin bugün yaşayan yakın
larına,torunlarına tazminat ödemeli, devamında ise dersim halkından kamuoyu
önünde özür dilemelidir...
SEVGILI DOSTUM SEN BU HIKAYAYI DUYDUNMU YOKSA UYDURUYORMUSUN DUNYA ALEM BILIYOR dersim olaylarinda ataturk milli sef ve ataturkun emirleriyle hatta kendi kizina sabiha gokcene bombalatti birde cumhuriyetin kurulmasi asamasinda o dersimlilerin katkisi ve destegiyle oldu mecliste bile onlar vardi nasil sen bunlari uyduruyorsun boyle ayip degilmi
Av.A.Guvercin
18-02-2010, 12:57 PM
idioloji ve stratejilerin omru insanlarin omru gibidir dunyadaki tum idiolojiler dogar gelisir buyur ve sonunda olur yalniz hepsi elestirilir yanlislari dogrulari tartisilir nedense konu KEMALIZME geldimi bizim kemiklesmis ve kendilerini ENTELLEKTUEL olarak gorenler tam bir fasist edesiyla toz kondurmazlar sanki KEMALIZM allah tarafindan gonderilmis dunyaya hic hatasi gunahi yok sutten cikmis ak kasik
Benim elestirel elestirime bir daha bakarsaniz Sayin Serpancigim, gorursunuz neye karsi ciktigimi, neye evet dedigimi.
Ama bizirilerinin konu Kemalizme geldiginde olumlu hic bir seyi gormek isteye=n dusmanliklari aslinda olaya damgasini vuruyor. Bu da *** hareketinin sol uzerindeki etkisinden abska bir sey degildir.
Serpan
18-02-2010, 01:13 PM
Benim elestirel elestirime bir daha bakarsaniz Sayin Serpancigim, gorursunuz neye karsi ciktigimi, neye evet dedigimi.
Ama bizirilerinin konu Kemalizme geldiginde olumlu hic bir seyi gormek isteye=n dusmanliklari aslinda olaya damgasini vuruyor. Bu da *** hareketinin sol uzerindeki etkisinden abska bir sey degildir.
sevgili guvercin benim ne isim var *** la ben sadece okudugum arastirdigim ve gordugum dogrulari yaziyorum bir alevinin gorevide bu olmali kemalizm ALLAH TARAFINDANMI gonderildi iyi ve kotulerini bir insan olarak tartisacagiz elbet dunyada tum lider ve rejimler tartisilir elestirilir ama yalan yanlis gonderilerde beni sinir ediyor YIGIDI OLDUR AMA HAKKINI YEME derler seyit riza suclu dahi olsa zandetmiyorum neden binlerce coluk cocuk kadin yasli genc katledildi bunlar neden sadece dersim ve kocgiride yasanmis neden sih sait ve diger yobaz ayaklanmalarda olmamis bu demektirki saldiri sadece alevilige yapilmistir hre zamanki gibi osmanlidada cumhuriyettede bizler icin degisen nedir SOYLEYI LUTFEN
al-i aba
18-02-2010, 01:16 PM
SEVGILI DOSTUM SEN BU HIKAYAYI DUYDUNMU YOKSA UYDURUYORMUSUN DUNYA ALEM BILIYOR dersim olaylarinda ataturk milli sef ve ataturkun emirleriyle hatta kendi kizina sabiha gokcene bombalatti birde cumhuriyetin kurulmasi asamasinda o dersimlilerin katkisi ve destegiyle oldu mecliste bile onlar vardi nasil sen bunlari uyduruyorsun boyle ayip degilmi
dersime yapılan hava harekatı halkı hedef almak için yapılmamıştır...
cumhuriyetin kurulmasına destek veren dersimliler vardır da, karşı çıkıp katılma
yı reddeden seyit rıza gibi insanlar yokmudur? seyit rıza niçin ingilizlere mektup
yazmıştır?ingilizden medet ummak da nedir?cevap bekliyorum...
Serpan
18-02-2010, 01:24 PM
dersime yapılan hava harekatı halkı hedef almak için yapılmamıştır...
cumhuriyetin kurulmasına destek veren dersimliler vardır da, karşı çıkıp katılma
yı reddeden seyit rıza gibi insanlar yokmudur? seyit rıza niçin ingilizlere mektup
yazmıştır?ingilizden medet ummak da nedir?cevap bekliyorum...
BAK DOSTUM O MEKTUBUN nuri dersimi denen adam tarafindan gonderildigi ve sonrada kactigini herkes biliyor ama sen bilmiyorsan ogren ucaklarin bombalamasi zavalli cocuk ve kadinlarin daglara kacip saklanmalari magralara aynen hitler gibi gaz atip zehirledikleri alen acik ortada o gun o harekati yapanlar soyledi ses kayitlari enternet sitelerinde ama nedense dunya goruyor sen gormuyorsun birde ben *** li degilim onlara karsida senelerce mucadele ettim elestirdim kavga ettim ben dogrunun pesindeyim orda yapilan aynen kocgiride oldugu gibi provakasyon arkasindan soy kirim aleviligi yok etmektir bitti
Alihanlı
18-02-2010, 02:32 PM
konu içindeki tartışma uslubuna uymayan mesajlar kaldırılmıştır,
.mesajlarınızı hakaret ve rencide edici kelimelerle yazmanız haklılık getirmez sadece mesaj kalabalığı ve kuru gürültü oluyor.mesajlarınızı lütfen tartışma adabına uygun yazınız.
bulesikes
18-02-2010, 02:41 PM
sayin Alihanli silib süpürmüssünüz hic bir sey kalmamis...
tebrikler....
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.