Gevrenci
02-10-2009, 12:11 AM
Çok uzak illerden özendin geldin
Şol tozlu yollara bezendin geldin
Urumdan ne günah kazandın geldin
Niye geldin urum sofusu derler
Bülbül gerek gül dalına konmaya
Şah İsmail gibi semâ dönmeye
Musahibin yok mu derdin sormaya
Niye geldin urum sofusu derler
Pir Sultan Abdal'ım hele yazsalar
Arasalar ülke ülke gezseler
Yolu doğru sürmeyeni assalar
Niye geldin urum sofusu derler
****
Koca âşık İran yolunda
Pir Sultan, Şah'a gitmek için İran yolunu tutmuş. Adını değiştirip "Kanberoğlu" koymuş. Çamlıbel'e gelince İstanbul'dan Sıvas'a musahip olarak gelen bi efendi ile karşılaşmış. Musahip, kim olduğunu sorunca, Pir Sultan kendisini tanıtmış. Fakat, adamcağız inanmamış. Çünkü, geçtiği yollarda Pir Sultan'ın asıldığı ve Sivas'ta ateşlerin yanmadığı söyleniyormuş. Musahip: "Eğer sen Pir Sultan isen bana bir nefes oku" demiş, o da bir nefes okuyup Sıvas'ta ateşlerin yanmadığını ve kazan kaynamadığını anlatmış. Akasından bir nefes daha... Onda da Hızır Paşa'nın, köpeğin dübüründen üfürürse ateşlerin yanacağını açıklamış.
Bunun üzerine Musahip, Sıvas'a gidip gördüklerini ve duyduklarını Hızır Paşa'ya anlatmış. Paşa köpeği dardan(*) indirip dübüründen üfürmüş. Birinci üfürüşte köpek dile gelip bağırmış:
"Pir Sultan", ikinci üfürüşte: "Can Sultan", üçüncü üfürüşte: "Yan Sultan" demiş. Bütün ateşler yanmış.
(*)ir Sultan darağacında iken Hak tarafından bir köpek gönderilmiş. Pir Sultan köpeğin üstüne basıp kendi ipini çözmüş ve yerine köpeği bağlamış. Sabahleyin kalkanlar bir de ne görsün? Dârda Pir Sultan yerine köpek asılı...
PİR SULTAN'IN SÖYLEDİĞİ
Şah İsmail, Akkoyunlu Devleti'ni yıkıp Şah olduktan sonra Bağdat şehri de kendisine geçmişti. Ölümünde yerine oğlu Şah Tahmasb geçmiş, Kanunî Sultan Süleyman 1534 yılında doğuya yaptığı seferde Bağdat'ı almıştı. Tahmasb'ın saltanatı sırasına rastlayan bu olay Anadolu Alevilerini çok üzmüş, Pir Sultan bunun üzerine yanık bir şiir söylemiştir.
Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür
Aslı nedir, neye verdin Bağdadı
Akıl edemedim senin sırrına
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Yazık değil mi müminle müslime
Ne getirdin Yezid'i Bağdat üstüne
...........................................
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Yok mu bunda erenlerin yardımı
Ne çekersin bu cevrin derdini
Yiğide ar değil mi vermek yurdunu
Ah Hünkâr'ım neye verdin Bağdad'ı
Çeksen de askerini gelsen idi
Hacı Bektaş Hanı'na konsan idi
Kırsan Yezid'i olmaz mı idi
Ah Hünkâr'ım neye verdin Bağdad'ı
Ah gidi Yezit hendekler doldurdu
Kırdı Hurmaîl'i aldı Bağdad'ı
Çığrışıp geliyor yeşil ördeği
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Pir Sultan'ım der ki, Üçler Yediler
Kırklar da anda hazır idiler
Bağdad'ı Basra'yı verdi dediler
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
****
Pir Sultan Abdal, Şah İsmail ve Şah Tahmasb'a duyulan derin sevgi ve hûrmet Aleviler arasında daim olmuştur. Öyleki Yeniçeri Ocağı'na mensup bir şair olan Kul Mustafa, Şah Tahmasb'ın 1623 yılında Bağdat'ı tekrar geri alması için şu şiiri söylemiştir:
Pirliğine düşman sözüne uydun
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Malûm oldu kendi kendine
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Gaziler şemşirin alıp destine
Dökerler kanını Irak çölüne
Ser veririz İmamların yoluna
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Mustafa eydür, gel etme inadın
Nice kere kendi kendin sınadın
Sultan Murat kırar kolun kanadın
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Noksanî bir şiirinde şöyle söyler:
Pir Sultan Abdal'ı nuruna katup
Sultan Hatâyî'den dest deman tutup
Kul Himmet ile sırlara yetüp
Nesimî derisin yüzdüren medet
Buradan anlaşılıyor ki; Pir Sultan Abdal, Şah Hatâyî'den yardım elini almış, Kul Himmet ile sırlara yetmiş; yani, dostlukları çok ileri imiş. Noksanî, Pir Sultan'a çok bağlıdır. O'nu andıktan sonra kırk altı velîyi anar. Bunlar arasında Sarı Saltık, Kızıl Deli, Battal Gazi, Vîranî, Kul Yusuf, eşrefoğlu, Aşık Oğlu, Fuzûlî gibi ünlüler de vardır.
Pir Sultan Abdal'dan son bir şiir:
Yola erkana hor bakanın yamandır hali
Kaldırın aradan kîy-l-ü kali
Evvel ebed pirim Muhammed Ali
Böyle günde odur imdat verici
Pir Sultan Abdal, Bütün Şiirleri
Özgür Basım ve Bağıtım, 1980 İstanbul
Şol tozlu yollara bezendin geldin
Urumdan ne günah kazandın geldin
Niye geldin urum sofusu derler
Bülbül gerek gül dalına konmaya
Şah İsmail gibi semâ dönmeye
Musahibin yok mu derdin sormaya
Niye geldin urum sofusu derler
Pir Sultan Abdal'ım hele yazsalar
Arasalar ülke ülke gezseler
Yolu doğru sürmeyeni assalar
Niye geldin urum sofusu derler
****
Koca âşık İran yolunda
Pir Sultan, Şah'a gitmek için İran yolunu tutmuş. Adını değiştirip "Kanberoğlu" koymuş. Çamlıbel'e gelince İstanbul'dan Sıvas'a musahip olarak gelen bi efendi ile karşılaşmış. Musahip, kim olduğunu sorunca, Pir Sultan kendisini tanıtmış. Fakat, adamcağız inanmamış. Çünkü, geçtiği yollarda Pir Sultan'ın asıldığı ve Sivas'ta ateşlerin yanmadığı söyleniyormuş. Musahip: "Eğer sen Pir Sultan isen bana bir nefes oku" demiş, o da bir nefes okuyup Sıvas'ta ateşlerin yanmadığını ve kazan kaynamadığını anlatmış. Akasından bir nefes daha... Onda da Hızır Paşa'nın, köpeğin dübüründen üfürürse ateşlerin yanacağını açıklamış.
Bunun üzerine Musahip, Sıvas'a gidip gördüklerini ve duyduklarını Hızır Paşa'ya anlatmış. Paşa köpeği dardan(*) indirip dübüründen üfürmüş. Birinci üfürüşte köpek dile gelip bağırmış:
"Pir Sultan", ikinci üfürüşte: "Can Sultan", üçüncü üfürüşte: "Yan Sultan" demiş. Bütün ateşler yanmış.
(*)ir Sultan darağacında iken Hak tarafından bir köpek gönderilmiş. Pir Sultan köpeğin üstüne basıp kendi ipini çözmüş ve yerine köpeği bağlamış. Sabahleyin kalkanlar bir de ne görsün? Dârda Pir Sultan yerine köpek asılı...
PİR SULTAN'IN SÖYLEDİĞİ
Şah İsmail, Akkoyunlu Devleti'ni yıkıp Şah olduktan sonra Bağdat şehri de kendisine geçmişti. Ölümünde yerine oğlu Şah Tahmasb geçmiş, Kanunî Sultan Süleyman 1534 yılında doğuya yaptığı seferde Bağdat'ı almıştı. Tahmasb'ın saltanatı sırasına rastlayan bu olay Anadolu Alevilerini çok üzmüş, Pir Sultan bunun üzerine yanık bir şiir söylemiştir.
Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür
Aslı nedir, neye verdin Bağdadı
Akıl edemedim senin sırrına
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Yazık değil mi müminle müslime
Ne getirdin Yezid'i Bağdat üstüne
...........................................
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Yok mu bunda erenlerin yardımı
Ne çekersin bu cevrin derdini
Yiğide ar değil mi vermek yurdunu
Ah Hünkâr'ım neye verdin Bağdad'ı
Çeksen de askerini gelsen idi
Hacı Bektaş Hanı'na konsan idi
Kırsan Yezid'i olmaz mı idi
Ah Hünkâr'ım neye verdin Bağdad'ı
Ah gidi Yezit hendekler doldurdu
Kırdı Hurmaîl'i aldı Bağdad'ı
Çığrışıp geliyor yeşil ördeği
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
Pir Sultan'ım der ki, Üçler Yediler
Kırklar da anda hazır idiler
Bağdad'ı Basra'yı verdi dediler
Aslı nedir, neye verdin Bağdad'ı
****
Pir Sultan Abdal, Şah İsmail ve Şah Tahmasb'a duyulan derin sevgi ve hûrmet Aleviler arasında daim olmuştur. Öyleki Yeniçeri Ocağı'na mensup bir şair olan Kul Mustafa, Şah Tahmasb'ın 1623 yılında Bağdat'ı tekrar geri alması için şu şiiri söylemiştir:
Pirliğine düşman sözüne uydun
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Malûm oldu kendi kendine
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Gaziler şemşirin alıp destine
Dökerler kanını Irak çölüne
Ser veririz İmamların yoluna
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Mustafa eydür, gel etme inadın
Nice kere kendi kendin sınadın
Sultan Murat kırar kolun kanadın
Şah ne akıl ettin aldın Bağdad'ı
Noksanî bir şiirinde şöyle söyler:
Pir Sultan Abdal'ı nuruna katup
Sultan Hatâyî'den dest deman tutup
Kul Himmet ile sırlara yetüp
Nesimî derisin yüzdüren medet
Buradan anlaşılıyor ki; Pir Sultan Abdal, Şah Hatâyî'den yardım elini almış, Kul Himmet ile sırlara yetmiş; yani, dostlukları çok ileri imiş. Noksanî, Pir Sultan'a çok bağlıdır. O'nu andıktan sonra kırk altı velîyi anar. Bunlar arasında Sarı Saltık, Kızıl Deli, Battal Gazi, Vîranî, Kul Yusuf, eşrefoğlu, Aşık Oğlu, Fuzûlî gibi ünlüler de vardır.
Pir Sultan Abdal'dan son bir şiir:
Yola erkana hor bakanın yamandır hali
Kaldırın aradan kîy-l-ü kali
Evvel ebed pirim Muhammed Ali
Böyle günde odur imdat verici
Pir Sultan Abdal, Bütün Şiirleri
Özgür Basım ve Bağıtım, 1980 İstanbul