PDA

: Dersim'in Kayıp Kızları


Derviscemal
26-09-2009, 10:56 PM
http://i.sabah.com.tr/2009/09/27/Haber/863674375000.jpg

1938 yılının Dersim'i bugünün Tunceli'sinde yaşanan olayların ardından ailelerinden koparılan kız çocuklarının izini süren yazar ve yönetmen Nezahat Gündoğan çarpıcı öykülere ulaşmış. Gündoğan bu öyküleri belgesel yapıyor

Nezahat Gündoğan... 1937-38 yılları arasında Dersim olarak bilinen bölgede yaşananları ve o dönem onlarca çocuğun devlet tarafından ailesinden, köyünden koparılarak evlatlık veriliş öykülerini araştırmak için yola çıkmış bir Dersimli. Bugün yaşları 80 ile 85 arasında olan 10'dan fazla kayıp kız çocuğuna ulaşan Gündoğan, yaşanılan bu dramı yine o kayıp kız çocukların ağzından kayıtlara geçmek için bir belgesel hazırlıyor. Gündoğan, bizi kırmayarak kamuoyuna sunulduğunda çok ses getireceğine inandığı o belgeselden bazı ipuçlarını SABAH'a anlattı.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Nereden geldi bu belgeseli hazırlamak aklına?
Köken olarak Dersimliyim. Hep 1938 ve sonrasına dair trajik hikâyeleri dinleyerek büyüdüm. Yaşadığımız ülkede insanların yazılmayan tarihlerine karşı bir duyarlılığım var. Dersim tarihi üzerine bir çalışma yapıyorum yaklaşık üç senedir. Ancak benim filmimde esas üzerinde durduğum bu tarihsel süreci başlı başına ortaya kurmak değil, bir arka planı anlatmak. Üzerinde asıl durduğum konu 1938'de katledilenler, sürgüne gönderilenlerin yaşadıkları dramları dışında bir de o dönem çocukların yaşadığı dramlar. O dönem aileleri öldürülen ya da ailelerinden zorla alınan çocuklar. Özellikle de kız çocukları. Bunları anlatmak istiyorum.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Kayıp çocukların öykülerini anlatacaksın yani... Kayıp değiller aslında. Araştırmamda bu çıktı ortaya. Hepsi o dönemde devlet tarafından kayda alınmış ve kaybolduğu sanılan o çocukların özellikle rütbeli asker ailelerinin yanlarına evlatlık olarak verildiği çıktı ortaya. Ben bu belgesel için yola çıkarken bunun birkaç çocukla sınırlı olduğunu sanıyordum. Ancak gördüm ki birkaç değil, onlarca çocuk. Belki de yüzlerce...

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Devlet kayda almış derken ne demek istiyorsun? O çocuklar hangi askerin himayesine verilmiş ise dönemin yetkili kurumları bunu kayda geçirmiş demek istiyorum. Çok enteresan bununla ilgili bir belgeye bile ulaştık. Dersimli İsmail Koç, o katliamdan 3 yıl sonra yani 1941'de hem kendi kızı hem de kardeşinin kızının izini sürmek için yola çıktığında, yetkili makamlara başvurduğunda kendisine bir belge veriliyor. Dönemin Salihli Kaymakamı imzasıyla İsmail Koç'a yazılı olarak deniliyor ki; "Aradığınız kızlar Yarbay Münip Yılmaztürk'ün nezaretindedir."

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Çok ilginç. Peki sonra ne oluyor? Sonrası çok tuhaf. İsmail Koç, yanında bir güvenlik görevlisi ile birlikte o yarbayın evine gidiyor. İstanbul Bebek'teki. Yarbayın eşi, "Eşim evde değil. Şu an müsait değilim. 3 gün sonra gelin" diyor. 3 gün sonra gittiğinde ise kafası kazıtılmış, başka iki kız çocuğu çıkarılıyor karşısına. "Bunlar benim aradıklarım değil" diyor. Yarbayın eşi ise, "Bizdekiler bunlar" deyip, kapıyı kapatıyor. Dersimli İsmail daha sonra yine iz sürmeye çalışıyor ama muvaffak olamıyor. İşte belgeselin ana konusu da bu bulunamayan iki amca kızı ile bulunan bir başka amca kızlarının öyküsünü tüm dramıyla gözler önüne seriyor.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Bulunan amca kızlarının öyküsünü anlat bize biraz... Bunlardan biri Samsun'da bir asker aileye evlatlık verilmiş. Aklı eriyor olan bitene. 10 yıl sonra ailesini bulmak için yola çıkıyor ve buluyor onları. Diğeri ise şu anda Adıyaman'da yaşıyor. O da ailesini 65 yıl sonra buluyor. Filmde ve daha sonra kitaba dönüşecek bu öyküleri onların ağzından çok daha detaylı öğreneceksiniz. İnanılmaz dramlar var bu öykülerde.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Sadece kız çocukları mı var belgeselinde. Evet. Ne yazık ki sadece kız çocukları. Bu bir devlet politikası çünkü. Röportaj yaptığım bir kadına, "Niye sizi evlatlık verdiler?" diye sorduğumda, "Hükümet kararıydı bu" dedi. Benim üzerimde durduğum en önemli konulardan biri bu.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg O zamanki devletin bu kararındaki niyet neydi? 37-38'de neler yaşandığı bir parçası olarak dedim ya çeşitli projeler geliştirildi. Şimdi o süreçte "Ulus yaratma da, dil ve kültür birliği yaratma da" önemli konulardan biri de özellikle kız çocuklarının yetiştirilmesiydi. Evlatlık olarak kızlar verilmiş. Verilemeyenler için de Elazığ'da Sıdıka Avar adlı bir öğretmenin öncülüğünde bir kız enstitüsü kurulmuş. Kız çocukları oraya gönderilip bunlara Türk kültürü öğretiliyor. Avar kendini misyoner bir Türk öğretmeni olarak tanımlıyor. Tek amacı da Türk dilini ve kültürünü o bölgedeki kızlara aşılamak ve öğretmek.

DERSİMLİ İSMAİL KOÇ'A VERİLEN EVLATLIK BELGESİ
1938 olaylarından 3 yıl sonra kızının ve yeğeninin izini süren İsmail Koç'a dönemin Salihli Kaymakamı Necati Vardar tarafından verilen yazıda aynen şöyle deniliyor: Kazamızın tatarislam köyüne yerleştirilen tunçeli göçmenlerinden hüseyin oğlu İsmail koçun İstanbul da bulunan yarbay münip yılmaz türkün nezdinde bulunduğu anlaşılan kız çocuklarını alıp gelmek üzere Dahiliye vekaletinin emirlerine atfen Manisa valiliğinin emniyet müdürlüğünün ifadesine 1/2/941 gün ve 3/1 D.41/137 sayılı emirleri mucibince mazereti tahakkuk etmiş bulunmasından İstanbul ve Zonguldağa gidip gelmek üzere 15 gün mezuniyet verilmiş olduğuna dair vesikadır. 5/2/941

YILLAR SONRA AİLELERİNE KAVUŞTULAR
Huriye ve Fatma (solda) amca torunları. Aynı köyde dünyaya geldiler. Çocukluklarının ilk yılları birlikte geçti. 1938 harekâtıyla ailelerinden ve köklerinden koparıldı. Harekâtı yönetenler tarafından Huriye Samsun'da, Fatma ise Malatya'da rütbeli askerlere "evlatlık" verildi. Huriye 10 yıl, Fatma ise 65 yıl sonra ailesine kavuşabildi.

Kaynak (http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/09/27/dersimli_kizlarin_oykusu)

Sidalyaren
27-09-2009, 12:04 AM
Cok sürükleyinici ve duygu yüklü bir anlatim...
Bastan sona kadar tüm ayrintilari ile okunacak bir gercek bu..Sagol usta paylasim icin..

illegal
27-09-2009, 04:20 AM
neden erkekleri degilde kiz cocuklari
tartisilmasi gereken en önemli konu budur

ERKEKLER üretken degil kiz cocuklari üretkendir büyüyüp evlilik cagian gelince türk biriyle evlendirip türklük soyunun devami ......
eskiden bu taktikler varsa BUGÜNDE farkli farkli taktikler var ALEVI KIZ SUNNI erkek EVLILIGI
dersimden katliam soykirim sürgün vs lerin baslamasiyla ortaya cikan iyi düsünülmüs bir tablo
bunun hesabini kemalatatürkten ve onun uzantilarindan sormak lazim ama nasil ne ile ????

kanlıbey
27-09-2009, 12:39 PM
Bilgilendirme için teşekkür ederim.
Temennim bir daha Dersim gibi trajedilerin yaşanmamasıdır.

Saygı ile.

Mustafa Kemal
27-09-2009, 12:51 PM
bunun hesabini kemalatatürkten ve onun uzantilarindan sormak lazim ama nasil ne ile ????

Dersim'den yüzlerce aile sürgüne gitti.Bunun acısını ancak sürgüne gidip gelenler bilir.Bizler o acıları yaşamamış olsak da kin ve öfkeyle bir yere varılmıyor.1800-1900 arasında Dersimden göç etmek zorunda kalan binlerce aile var. Dersim'e 1938 yılında yapılan askeri müdahaleyle,bugün yaşan KEMALİST'ler ile ne alakası var?Tunceli'nin insanlarının sürgüne gitmesinden kimse zevk alacağını düşünmüyorum.Balkanlardan,kafkaslardan,Anadolu'nun bir ucundan diğer ucuna göç etmek zorunda kalmış Türkler,Çerkezler,Aleviler,Kürtler mevcuttur.Dönemin şartlarıyla bugünü karıştırmayınız.ABD vatandaşı eli kanlı Tansu Çiller Tunceli'de köylerin yakılmasına izin vermiştir.Hesap sorulabildi mi?Tansu Çİller ile Kemalizm arasında bir bağ yoktur.Turgut Özal,Kenan Evren'in Türkiye'de yaptıklarının da Kemalizm e alakası yoktur.Ülkenin yönetimini seçen halktır.Bu ülkede eğer faşist bir yönetim seçiliyorsa bunu Kemalizm değil;halk kendi kararıyla vermiştir.
Geçmişte yaşanan üzüntü verici olayların bir daha yaşanmaması için neler yapılması gerekir,onların düşünülmesi lazım.Tuncelide yaz tatilini geçirmeyi düşünenler,Tunceli'nin kalkınmasını isteyenler,Tunceli için kurulmuş dernekler veya fedarasyonlar Tunceli için sosyo-ekonomik kalkınmayı sağlamalıdır.Geçmişte kalarak Tunceli kalkınmaz.Suçu birilerine atarak da sorunlar çözülmez.Ülkede her yaşanan faşist olayı da Mustafa Kemal Atatürk'e kadar getirmek de Ata'ya saygısızlıktır.Ayrıca Kemalizm'i benimsemiş yurttaşları da suçlayamazsınız.Eleştrinizi sadece eleştirmek adına değil,katkı sağlamak amacıyla yapınız!

masjaron
27-09-2009, 01:06 PM
Bu ülkede eğer faşist bir yönetim seçiliyorsa bunu Kemalizm değil;halk kendi kararıyla vermiştir.

Tek parti dönemi, mustafa kemal dönemi isyanlarla dolu bu 1,
80 darbesi vs -halk ne dedi, asker gel bana darbe yap mı dedi:)halk mı seçti türk-islam sentezini?

Mustafa Kemal
27-09-2009, 01:22 PM
Tek parti dönemi, mustafa kemal dönemi isyanlarla dolu bu 1,
80 darbesi vs -halk ne dedi, asker gel bana darbe yap mı dedi:)halk mı seçti türk-islam sentezini?


Tek parti döneminde isyanları inceleyiniz!.
Şeyh sait ayaklanması,ağrı da ayaklanma,hakkaride ayaklanma,menemen olayı
bu olayların bir çoğu Nakşibende Tarikatına bağlı insanlar çıkarmıştır.Amaç tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla sömürü aracı,miskin yuvası Tekkelerin kapatılmasıdır.Ayrıca ağaların osmanlı döneminde topraklarında istediği gibi at oynatmak istemiştir.
Doğuda yaşanan olaylarda ingilizlerin ve emperyalist devletlerinde katkısı vardır.Salt bir yönden bakarak yorum yapmanız da doğru değildir.Bu ülkede seçimler oluyor.1950 yılından bu yana seçimlerde oy kullanan insanlar ülkenin kaderini belirlemiştir.Sandıkta her oy kullanan kişi seçtiği milletvekilinin yaptığı hataların başlıca sebebidir.Ayrıca darbeyi Türk-islam sentezi değil,Amerikancı Nakşibende tarikatı yanlısı Kenan Evren yapmıştır.
Yapılan yanlışları sadece bir dönem mahsusmuş gibi göstermek doğru değildir.85 yıllık bir devletin kuruluşundan itibaren bazı soruları sormak için önce ağalık rejimi ve toplumun genel karakteristiğini incelemeniz gerekirdi.Ağa ve tarikat çemberinde gidip gelen bir topluma özgürlük verilmiş ve bugün kalkıp eleştiri yapılıyorsa bunu sağlayan insanlarada saygı duymanız gerekir.

kurtuluşözgür
27-09-2009, 01:44 PM
Dersim'den yüzlerce aile sürgüne gitti.Bunun acısını ancak sürgüne gidip gelenler bilir.Bizler o acıları yaşamamış olsak da kin ve öfkeyle bir yere varılmıyor.1800-1900 arasında Dersimden göç etmek zorunda kalan binlerce aile var. Dersim'e 1938 yılında yapılan askeri müdahaleyle,bugün yaşan KEMALİST'ler ile ne alakası var?Tunceli'nin insanlarının sürgüne gitmesinden kimse zevk alacağını düşünmüyorum.Balkanlardan,kafkaslardan,Anadolu'nun bir ucundan diğer ucuna göç etmek zorunda kalmış Türkler,Çerkezler,Aleviler,Kürtler mevcuttur.Dönemin şartlarıyla bugünü karıştırmayınız.ABD vatandaşı eli kanlı Tansu Çiller Tunceli'de köylerin yakılmasına izin vermiştir.Hesap sorulabildi mi?Tansu Çİller ile Kemalizm arasında bir bağ yoktur.Turgut Özal,Kenan Evren'in Türkiye'de yaptıklarının da Kemalizm e alakası yoktur.Ülkenin yönetimini seçen halktır.Bu ülkede eğer faşist bir yönetim seçiliyorsa bunu Kemalizm değil;halk kendi kararıyla vermiştir.
Geçmişte yaşanan üzüntü verici olayların bir daha yaşanmaması için neler yapılması gerekir,onların düşünülmesi lazım.Tuncelide yaz tatilini geçirmeyi düşünenler,Tunceli'nin kalkınmasını isteyenler,Tunceli için kurulmuş dernekler veya fedarasyonlar Tunceli için sosyo-ekonomik kalkınmayı sağlamalıdır.Geçmişte kalarak Tunceli kalkınmaz.Suçu birilerine atarak da sorunlar çözülmez.Ülkede her yaşanan faşist olayı da Mustafa Kemal Atatürk'e kadar getirmek de Ata'ya saygısızlıktır.Ayrıca Kemalizm'i benimsemiş yurttaşları da suçlayamazsınız.Eleştrinizi sadece eleştirmek adına değil,katkı sağlamak amacıyla yapınız!

dersim katliamı belgeseli-çayan demirelin hazırladığı yaşayanların, tarihçilerin,meclis tutanaklarının kanıtlarla anlatımı...
bütün soruların cevabı o belgeselde var.bu video internette de var.
tatmin etmezse meclis tutanaklarında mustafa kemalin konuşmalını bulabilirsin...
dersimle ilgili.o zaman mustafa kemalin dersim ilgisini de öğrenmiş olursun...

Av.A.Guvercin
27-09-2009, 05:29 PM
http://i.sabah.com.tr/2009/09/27/Haber/863674375000.jpg

1938 yılının Dersim'i bugünün Tunceli'sinde yaşanan olayların ardından ailelerinden koparılan kız çocuklarının izini süren yazar ve yönetmen Nezahat Gündoğan çarpıcı öykülere ulaşmış. Gündoğan bu öyküleri belgesel yapıyor

Nezahat Gündoğan... 1937-38 yılları arasında Dersim olarak bilinen bölgede yaşananları ve o dönem onlarca çocuğun devlet tarafından ailesinden, köyünden koparılarak evlatlık veriliş öykülerini araştırmak için yola çıkmış bir Dersimli. Bugün yaşları 80 ile 85 arasında olan 10'dan fazla kayıp kız çocuğuna ulaşan Gündoğan, yaşanılan bu dramı yine o kayıp kız çocukların ağzından kayıtlara geçmek için bir belgesel hazırlıyor. Gündoğan, bizi kırmayarak kamuoyuna sunulduğunda çok ses getireceğine inandığı o belgeselden bazı ipuçlarını SABAH'a anlattı.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Nereden geldi bu belgeseli hazırlamak aklına?
Köken olarak Dersimliyim. Hep 1938 ve sonrasına dair trajik hikâyeleri dinleyerek büyüdüm. Yaşadığımız ülkede insanların yazılmayan tarihlerine karşı bir duyarlılığım var. Dersim tarihi üzerine bir çalışma yapıyorum yaklaşık üç senedir. Ancak benim filmimde esas üzerinde durduğum bu tarihsel süreci başlı başına ortaya kurmak değil, bir arka planı anlatmak. Üzerinde asıl durduğum konu 1938'de katledilenler, sürgüne gönderilenlerin yaşadıkları dramları dışında bir de o dönem çocukların yaşadığı dramlar. O dönem aileleri öldürülen ya da ailelerinden zorla alınan çocuklar. Özellikle de kız çocukları. Bunları anlatmak istiyorum.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Kayıp çocukların öykülerini anlatacaksın yani... Kayıp değiller aslında. Araştırmamda bu çıktı ortaya. Hepsi o dönemde devlet tarafından kayda alınmış ve kaybolduğu sanılan o çocukların özellikle rütbeli asker ailelerinin yanlarına evlatlık olarak verildiği çıktı ortaya. Ben bu belgesel için yola çıkarken bunun birkaç çocukla sınırlı olduğunu sanıyordum. Ancak gördüm ki birkaç değil, onlarca çocuk. Belki de yüzlerce...

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Devlet kayda almış derken ne demek istiyorsun? O çocuklar hangi askerin himayesine verilmiş ise dönemin yetkili kurumları bunu kayda geçirmiş demek istiyorum. Çok enteresan bununla ilgili bir belgeye bile ulaştık. Dersimli İsmail Koç, o katliamdan 3 yıl sonra yani 1941'de hem kendi kızı hem de kardeşinin kızının izini sürmek için yola çıktığında, yetkili makamlara başvurduğunda kendisine bir belge veriliyor. Dönemin Salihli Kaymakamı imzasıyla İsmail Koç'a yazılı olarak deniliyor ki; "Aradığınız kızlar Yarbay Münip Yılmaztürk'ün nezaretindedir."
http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Çok ilginç. Peki sonra ne oluyor? Sonrası çok tuhaf. İsmail Koç, yanında bir güvenlik görevlisi ile birlikte o yarbayın evine gidiyor. İstanbul Bebek'teki. Yarbayın eşi, "Eşim evde değil. Şu an müsait değilim. 3 gün sonra gelin" diyor. 3 gün sonra gittiğinde ise kafası kazıtılmış, başka iki kız çocuğu çıkarılıyor karşısına. "Bunlar benim aradıklarım değil" diyor. Yarbayın eşi ise, "Bizdekiler bunlar" deyip, kapıyı kapatıyor. Dersimli İsmail daha sonra yine iz sürmeye çalışıyor ama muvaffak olamıyor. İşte belgeselin ana konusu da bu bulunamayan iki amca kızı ile bulunan bir başka amca kızlarının öyküsünü tüm dramıyla gözler önüne seriyor.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Bulunan amca kızlarının öyküsünü anlat bize biraz... Bunlardan biri Samsun'da bir asker aileye evlatlık verilmiş. Aklı eriyor olan bitene. 10 yıl sonra ailesini bulmak için yola çıkıyor ve buluyor onları. Diğeri ise şu anda Adıyaman'da yaşıyor. O da ailesini 65 yıl sonra buluyor. Filmde ve daha sonra kitaba dönüşecek bu öyküleri onların ağzından çok daha detaylı öğreneceksiniz. İnanılmaz dramlar var bu öykülerde.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg Sadece kız çocukları mı var belgeselinde. Evet. Ne yazık ki sadece kız çocukları. Bu bir devlet politikası çünkü. Röportaj yaptığım bir kadına, "Niye sizi evlatlık verdiler?" diye sorduğumda, "Hükümet kararıydı bu" dedi. Benim üzerimde durduğum en önemli konulardan biri bu.

http://www.sabah.com.tr/c/i/bullet.jpg O zamanki devletin bu kararındaki niyet neydi? 37-38'de neler yaşandığı bir parçası olarak dedim ya çeşitli projeler geliştirildi. Şimdi o süreçte "Ulus yaratma da, dil ve kültür birliği yaratma da" önemli konulardan biri de özellikle kız çocuklarının yetiştirilmesiydi. Evlatlık olarak kızlar verilmiş. Verilemeyenler için de Elazığ'da Sıdıka Avar adlı bir öğretmenin öncülüğünde bir kız enstitüsü kurulmuş. Kız çocukları oraya gönderilip bunlara Türk kültürü öğretiliyor. Avar kendini misyoner bir Türk öğretmeni olarak tanımlıyor. Tek amacı da Türk dilini ve kültürünü o bölgedeki kızlara aşılamak ve öğretmek. DERSİMLİ İSMAİL KOÇ'A VERİLEN EVLATLIK BELGESİ
1938 olaylarından 3 yıl sonra kızının ve yeğeninin izini süren İsmail Koç'a dönemin Salihli Kaymakamı Necati Vardar tarafından verilen yazıda aynen şöyle deniliyor: Kazamızın tatarislam köyüne yerleştirilen tunçeli göçmenlerinden hüseyin oğlu İsmail koçun İstanbul da bulunan yarbay münip yılmaz türkün nezdinde bulunduğu anlaşılan kız çocuklarını alıp gelmek üzere Dahiliye vekaletinin emirlerine atfen Manisa valiliğinin emniyet müdürlüğünün ifadesine 1/2/941 gün ve 3/1 D.41/137 sayılı emirleri mucibince mazereti tahakkuk etmiş bulunmasından İstanbul ve Zonguldağa gidip gelmek üzere 15 gün mezuniyet verilmiş olduğuna dair vesikadır. 5/2/941

YILLAR SONRA AİLELERİNE KAVUŞTULAR
Huriye ve Fatma (solda) amca torunları. Aynı köyde dünyaya geldiler. Çocukluklarının ilk yılları birlikte geçti. 1938 harekâtıyla ailelerinden ve köklerinden koparıldı. Harekâtı yönetenler tarafından Huriye Samsun'da, Fatma ise Malatya'da rütbeli askerlere "evlatlık" verildi. Huriye 10 yıl, Fatma ise 65 yıl sonra ailesine kavuşabildi.

Kaynak (http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/09/27/dersimli_kizlarin_oykusu)

Arsivler taransa kim bilir daha neler ciakcak.

masjaron
27-09-2009, 11:30 PM
Tek parti döneminde isyanları inceleyiniz!.
Şeyh sait ayaklanması,ağrı da ayaklanma,hakkaride ayaklanma,menemen olayı
bu olayların bir çoğu Nakşibende Tarikatına bağlı insanlar çıkarmıştır.Amaç tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla sömürü aracı,miskin yuvası Tekkelerin kapatılmasıdır.Ayrıca ağaların osmanlı döneminde topraklarında istediği gibi at oynatmak istemiştir.
Doğuda yaşanan olaylarda ingilizlerin ve emperyalist devletlerinde katkısı vardır.Salt bir yönden bakarak yorum yapmanız da doğru değildir.Bu ülkede seçimler oluyor.1950 yılından bu yana seçimlerde oy kullanan insanlar ülkenin kaderini belirlemiştir.Sandıkta her oy kullanan kişi seçtiği milletvekilinin yaptığı hataların başlıca sebebidir.Ayrıca darbeyi Türk-islam sentezi değil,Amerikancı Nakşibende tarikatı yanlısı Kenan Evren yapmıştır.
Yapılan yanlışları sadece bir dönem mahsusmuş gibi göstermek doğru değildir.85 yıllık bir devletin kuruluşundan itibaren bazı soruları sormak için önce ağalık rejimi ve toplumun genel karakteristiğini incelemeniz gerekirdi.Ağa ve tarikat çemberinde gidip gelen bir topluma özgürlük verilmiş ve bugün kalkıp eleştiri yapılıyorsa bunu sağlayan insanlarada saygı duymanız gerekir.


Şeyh Sait ayaklanmasını şeriatçı çizgiye çeken ve böyle anlaşılmasını sağlayan devlettir. Kürdistan mücadelesine desteği engellemek için devlet bu şekilde lanse etmiştir. Ki Mustafa K. Atatürk propaganda döneminde hilafeti koruyacağız , hilafet aynen kalacak nidaları ile gitmiyormuydu bu bölgelere.
Şu ingiliz emperyalist devlet palavralarını bir kenara bırakın. Mustafa kK Atatürk'ün en büyük üç müttefiki amerikalılar, ingilizler ve fransızlardır. Emperyalist devletlere bağlılık telgraflarını yazdırma bana buraya. Açıp adam gibi tarih okuyun biraz.Ki kurtuluş savaşı denilen hayali savaşta emperyalistlere karşı savaş olmadı. + Madem isyanlar emperyalist oyunu
nedn bu emperyalistler isyanlara yardım etmedi? Neden silah yardımı yok?Neden asker desteği yok? Palavra tarihle boş keseden sallamak olmuyor.Kanıt delil sunun.
Devletin okullarda diyanette türk islam sentezini ne kadar açık uyguladığı kesin. şimdide ağzınıza bir nakşibendi takmışsınız.bunuda ne zaman öğrendiyseniz. Türkiye çok partili demokrasiye(!) geçişten sonra 10 senede bir darbe gördü. Ki ittihatçı bir geleneğin militarist faşizan geleneğinden gelen tc nin demokrasiye saygısı hiçbir zamn olmadı. Söylediklerinizi dha bilmiyrsunuz. Sanki halk oylama yaptı asker bizi yönetsin diye.

kanlıbey
28-09-2009, 10:11 AM
Syn Mustafa Kemal

Türk İslam sentezciliği nedir.?

Faşist-Darbeci Kenan Evren Türk İslam Sentezcisi değilmidir.?

Nakşibendilik Türk islam sentezini -islam (!?)- besleyen önemli kaynaklardan biri değilmidir..???


Saygıyla..

reha
28-09-2009, 09:50 PM
Çok başarlı bir çalışma,gizli bilgilerin gün ışığına çıkması,tarihi gerçeklerin gün ışığına çıkması açısında çok olumlu.Kardeşimi kutlarım,başarılar dilerim.