kul_lamekan
21-09-2009, 08:59 AM
YEMİNİ
Asıl adına Fazıl oğlu Mehmet dersler.Ancak eserlerinden,şiirlerinden herhangi bir bilgi alınamadığı için ne adı ne de doğum-ölüm yılları hakkında kesin bilgi yoktur.Yedi Ulular olarak bilinen Fuzuli,Virani,Hatayi,Pir Sultan,Nesimi,Kul Himmet arasında yer alır.Özellikle Bektaşilik inancında öne çıkmıştır. Ancak Demir Baba velayet namesinde adı: ''Hafız Kelam Yemini'' olarak geçer ki, bundan Kur'an-ı Kerim'i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. Şiirlerinde koyu Alevi-Bektaşi inancını işler. On iki imama gönülden bağlılığını dile getirir.Alevi-Bektaşi ibadetinde eserleri dillendirilir. 1519'da yazdığı ''Faziletname'' (Erdem kitabı) adındaki 7300 beyitten oluşan manzum bir eseri bulunmaktadır. Bu Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin erdemlerinden kerametlerinden, cenklerinden methiye olarak bahseden, Alevilerce kutsal sayılan bir kitaptır .
1) Gerdiş-i Çerh-i felek seyran-ı aşk
Cümle eşya tabi -i ferman-ı aşk
2) Zahid ü abid hacerdendir meğer
Bu sebebden olmaz ol mihman-ı aşk
3) Ayn ü şin ü kaf-ı Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ı aşk
4) Küntü kenz'in hanesinden geldi uş
Zahir oldu aleme sultan-ı aşk
5) Zülf ü kaş u kirpiğinden dembedem
Görünür aşıklara ihsan-ı aşk
6) Suret-i şabin katat fazl-i İlah
Dünye vü ukba'da ol canan-ı aşk
7) Padişah-ı dehr olursa nagehan
Bende eyler özüne Rahman-ı aşk
8) Ey Yemini aşık-ı vech ol bu gün
Geldi çün aşıklara devran-ı aşk
Gerdiş-i Çerh-i felek seyran-ı aşk
Cümle eşya tabi -i ferman-ı aşk
“Felek çarkı gibi döner aşkın seyranı
Cümle eşya aşkın fermanına tabi”
Yemini,aşk unsuru ile Hakk’ı,Hz.Muhammed’i,Hz. Ali’yi hatta Hünkar Bektaş Veli’yi işlemiştir.Bu incelediğimiz şiirinde ise tasavvuf anlayışına göre aşkı şekillendirmiştir.Bu beytinde aşk ile dünyayı,güneş sistemini ilişkilendirmiştir.Feleğin çarkı gibi dünyanın döndüğünü ve bu dönüşün ilahi bir güç ile olduğunu vurgular.Ve bu dönüşe dünya üzerindeki tüm varlıkların karşı koyamayıp döndüğünü dile getirir.BU mısralar iki yolla incelenebilir:İlk olarak Allah’ın dünyayı yedi günde yaratıp sonra bir dönüş içerisine diğer gezegenlerle yerleştirmesidir.Ve bu olaya hiçbir varlık karşı gelip dünya içinde dönmeme gibi bir şansa sahip değildir.Yani Allah’ın kudreti bu mısralar ile gösterilmiştir.İkinci olarak ise Alevi ve Bektaşi inancının temeli olan semaha atıftır.O semah ki tüm canlar kendilerinden geçerek dönerler.Allah adını zikrederler.Bu dönüş temel olarak alemin dönüşünü simgeler.Bu mısralarda fermana tabi olma semah dönen canların kendinde geçip pervaza durmaları alemden semah yolu ile soyutlanmaları olarak değerlendirilse de baskın olarak verilen mana her eşyanın fermana tabi olup Allah emrine karşı gelemeyecek kadar aciz bir yaratık oldukları ve Yaratıcıya karşı gelinemediği görüşüdür.
Zahid ü abid hacerdendir meğer
Bu sebebden olmaz ol mihman-ı aşk
“Kızılbaş olmayan kullar taştandır meğer,
Bu sebepten aşk onlara misafir olmaz.”
Zahid kelimesi Alevi edebiyatında Kızılbaş olmayan yani Alevi olmayan anlamında kullanılır.Bu beytinde Yemini derin manalar çağrıştırmıştır.Alevilik aşktır.Hz Muhammed’e ve onun soyundan gelen Ehl-i Beyt’e olan bağlılıktır.Onlara duyulan aşktır.İşte bu mısrada iki dönem arasında geçiş yapılır.Öncelikle İmam Ali’nin halife kabul edilmediği,hileye başvurulduğu ve onun desteklenmediği için duyulan bir kırgınlık vardır.O kişilerin kalplerine İlah aşkı Peygamber aşkı yerleşmediği için taştan gönüllü olarak belirtmiştir.İkinci dönem ise Kerbela Olayı’dır.Kerbela Çölü’nde İmam Hüseyin’e karşı gelip ona biat yerine Yezid’e biat edenlerin aşkın anlamını bilmediğini bu yüzden İmam Hüseyin’e kıydıklarını belirtir.Çünkü İlah aşkına sahip olan bir varlık bu zulmü yapmaz Yemini’ye göre.Özetle bu mısrada Allah ve Ehl-i Beyt sevgisi taşımayan kişilerde Allah’a kavuşma,”enelhak” düşüncesinden yoksun olma o kişilerin gönüllerinde aşk misafir olarak durmaz diyerek betimlenmiştir.
Ayn ü şin ü kaf-ı Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ı aşk
“Hakk’ın simasıdır ayn,şin ve kaf,
Güzelliğini gören aşka kurban olur.
Yukarıda incelemeye aldığımız mısraların ilkinde Hak bir aşktır.Aşkta görünür olunur ve aşk içerisinde görünür olur ve aşk içerinde sevilir,duygusu işlenmektedir.Ayn,şin ve kaf Arabi harflerdendir.BU harfler birleştirilip yazıldığında Türkçe aşk kelimesini oluştururlar.İşte bu oluşumda Hakk’ın simasını teşkil eder.Bu duyguya erişip Hak’ı kendi içinde bulan kişilerin onun için kurban olduğunu dile getirir.Bu içimizde bulma görüşüne Hak’ın kendi ruhundan insanlara üflediği inancını destek sunabiliriz.Kurban olma ise birçok dervişin yaptığı gibi kendini ibadete adayıp ona göre dünya bakışını geliştirmedi.Bu amaçla birçok Alevi dervişi yıllarca çilehanelerde çile doldurmuşlardır.Bundukları Allah aşkına bu şekilde kurban olmuşlardır denilebilir.Bu beyit Yunus Emre’nin şiirleri ile de teğettir.Yunus’un şiirlerinde de aşk Allah’ı simgeler.
Küntü kenz'in hanesinden geldi uş
Zahir oldu aleme sultan-ı aşk
“Ol hazine hanesinden kuş yuvası geldi,
Aşkın sultanı aleme görünür oldu.”
Ozan Yemini bu mısrasında diğer mısralarında olduğu gibi ikili yoruma açık kapı bırakmıştır.İlk yorum olarak hazine hanesi Allah katı değerlendirilip,kuş yuvasını da insan olarak ele aldığımızda,Allah’ın insanları yaratıp kendisinden bir ruh üflediği ve böylece hayat bulan insanın dünyada yaşaması ile de aşkın sultanı olan Allah’ın aleme görünür olduğu dillendirlir.Yani Allah yaratıkları ile görünür kılınmıştır.Bunun en güzel örneği insanı Kur’an olarak görmektir.Diğer bir yorum ise Horasan’dan doğup Anadolu coğrafyasını aydınlatan Hünkar Bektaş Veli’dir.Rivayet buyrulur ki Hünkar Bektaş Veli Horasan’dan güvercin donunda Anadolu’ya gelir.Burada Alevi-Bektaşi inancını,insan sevgisini,iyiliği,güzelliği yayar.Hünkar Bektaş Veli hazine hanesinden gelen,Anadolu coğrafyası da kuş yuvası olarak değerlendirilip,Alevi-Bektaşi inancının,iyiliğin,güzelliğin aşkın sultanından bir parça olarak idrak edilirse ikinci yorumumuzda büyük oranda doğruluk teşkil eder.
Zülf ü kaş u kirpiğinden dembedem
Görünür aşıklara ihsan-ı aşk
”Daima saçı,kaşı,kirpiği
Aşk ihsani aşıklara görülür”
Burada daha çok Halac-ı Mansur’un görüşü karşımıza çıkar.Diğer Ulu Ozanlar’ın şiirlerinde olduğu gibi bu mısralarda da Allah insan da tecelli etmiştir.İnsan yürüyen,konuşan,düşünen Kur’an’dır.Yaratıcı kendi güzelliğini sergilemek için insanı yaratmış ve kendi vasıflarında insana vermiştir.O nedenle ki insanın içinde Allah mekanı vardır.Onun için insan gönlü Alevi-Bektaşi edebiyatında kıble olarak görülmüştür.BU mısralarda da bu görüş doğrulanmıştır.
Suret-i şabin katat fazl-i İlah
Dünye vü ukba'da ol canan-ı aşk
“Cemaat suretinde Tanrı’nın nihayeti,
Dünya ve ahirette aşk cananı ol.”
Tanrı’nın yaratıcı gücü,güzelliği sadece insanla kalmamış;insandan hariç birçok varlıkta görülmüştür.Cemaat suretinde derken her insanın birbirinden farklı fiziki ve karakteristik özellikler taşıdığı,beş parmağın birbirine bile benzemediği ve bu yaratıcılık karşısında Hak’ın gücüne vurgu yapılmıştır.Toplanıp cemaat olunduğunda Hak’ın bin bir çeşit güzelliğine,yaratıcılığına tanık oluruz ve böylelikle bağlılığımız ve aşkımız artar.
Dünya ve ahirette aşk cananı ol diyerek dünya işlerine dalıp Hak’ın varlığını unutma.Ona duyduğun aşk ile devamlı ibadette ol.İbadet de ol ki zamanı gelince aşığa maşuk olabilesin.Cennete gir ki aşka hep canan olasın buyrulmuştur.
Padişah-ı dehr olursa nagehan
Bende eyler özüne Rahman-ı aşk
“Dünya padişahın olursa aniden
Benim özümde de Rahman aşkı olur.”
Yemini’nin en açık beyitlerinden biridir.Birinci mısrada anlatmak istediği kıyamet günü gelip çattığında ikinci mısrada ise kıyamet anında bile benim gönlümde korku yerine vuslat sevgiliye kavuşma arzusu vardır,düşüncesidir.Bu yönü ile de Yemini Mevlana görüşü ile ilintilidir.Kıyamet günü gelip dünya hayatı sonlandığında Gönülde Rahman aşkı olup ona ulaşmanın sevinci ile Yemini mutlu olur.
Ey Yemini aşık-ı vech ol bu gün
Geldi çün aşıklara devran-ı aşk
“Ey Yemini bugün aşkın siması ol,
Çünkü aşıklara aşkın divani geldi.”
Bu beyti açıklamak gerçekçi olunursa zordur.Çünkü söz sanatlarının ve ifade tekniklerinin yoğun olarak bulunduğu ve mana açısından karmaşık olan bir eserdir.Dilimiz döndüğünce açıklama yapacak olursak en iyi açıklama:Kıyamet günü ile insan bedeninin yok olup Allah’ın insana üflediği ruhlar var olur.Buyüzden Yemini bedeninin ölüp Allah’tan bir parça kendisinde kaldığını söyler öyledir ki aşkın siması ol sözü bu yönde söylenmiştir.Aşıklara aşkın divaninin gelemsi ise kıyamet gününde insan ruhunun tek tek Allah huzuruna çıkmasıdır.
Kul_Lamekan
(Hasan Hüseyin ÖZDEMİR)
İstanbul Üniversitesi TDE 3.sınıf
11/04/2008
Kaynak:Devellioğlu,Ferit:Osmanlıca-Türkçe Ans.Lügat.
Demir Baba Velayetnamesi
Asıl adına Fazıl oğlu Mehmet dersler.Ancak eserlerinden,şiirlerinden herhangi bir bilgi alınamadığı için ne adı ne de doğum-ölüm yılları hakkında kesin bilgi yoktur.Yedi Ulular olarak bilinen Fuzuli,Virani,Hatayi,Pir Sultan,Nesimi,Kul Himmet arasında yer alır.Özellikle Bektaşilik inancında öne çıkmıştır. Ancak Demir Baba velayet namesinde adı: ''Hafız Kelam Yemini'' olarak geçer ki, bundan Kur'an-ı Kerim'i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. Şiirlerinde koyu Alevi-Bektaşi inancını işler. On iki imama gönülden bağlılığını dile getirir.Alevi-Bektaşi ibadetinde eserleri dillendirilir. 1519'da yazdığı ''Faziletname'' (Erdem kitabı) adındaki 7300 beyitten oluşan manzum bir eseri bulunmaktadır. Bu Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin erdemlerinden kerametlerinden, cenklerinden methiye olarak bahseden, Alevilerce kutsal sayılan bir kitaptır .
1) Gerdiş-i Çerh-i felek seyran-ı aşk
Cümle eşya tabi -i ferman-ı aşk
2) Zahid ü abid hacerdendir meğer
Bu sebebden olmaz ol mihman-ı aşk
3) Ayn ü şin ü kaf-ı Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ı aşk
4) Küntü kenz'in hanesinden geldi uş
Zahir oldu aleme sultan-ı aşk
5) Zülf ü kaş u kirpiğinden dembedem
Görünür aşıklara ihsan-ı aşk
6) Suret-i şabin katat fazl-i İlah
Dünye vü ukba'da ol canan-ı aşk
7) Padişah-ı dehr olursa nagehan
Bende eyler özüne Rahman-ı aşk
8) Ey Yemini aşık-ı vech ol bu gün
Geldi çün aşıklara devran-ı aşk
Gerdiş-i Çerh-i felek seyran-ı aşk
Cümle eşya tabi -i ferman-ı aşk
“Felek çarkı gibi döner aşkın seyranı
Cümle eşya aşkın fermanına tabi”
Yemini,aşk unsuru ile Hakk’ı,Hz.Muhammed’i,Hz. Ali’yi hatta Hünkar Bektaş Veli’yi işlemiştir.Bu incelediğimiz şiirinde ise tasavvuf anlayışına göre aşkı şekillendirmiştir.Bu beytinde aşk ile dünyayı,güneş sistemini ilişkilendirmiştir.Feleğin çarkı gibi dünyanın döndüğünü ve bu dönüşün ilahi bir güç ile olduğunu vurgular.Ve bu dönüşe dünya üzerindeki tüm varlıkların karşı koyamayıp döndüğünü dile getirir.BU mısralar iki yolla incelenebilir:İlk olarak Allah’ın dünyayı yedi günde yaratıp sonra bir dönüş içerisine diğer gezegenlerle yerleştirmesidir.Ve bu olaya hiçbir varlık karşı gelip dünya içinde dönmeme gibi bir şansa sahip değildir.Yani Allah’ın kudreti bu mısralar ile gösterilmiştir.İkinci olarak ise Alevi ve Bektaşi inancının temeli olan semaha atıftır.O semah ki tüm canlar kendilerinden geçerek dönerler.Allah adını zikrederler.Bu dönüş temel olarak alemin dönüşünü simgeler.Bu mısralarda fermana tabi olma semah dönen canların kendinde geçip pervaza durmaları alemden semah yolu ile soyutlanmaları olarak değerlendirilse de baskın olarak verilen mana her eşyanın fermana tabi olup Allah emrine karşı gelemeyecek kadar aciz bir yaratık oldukları ve Yaratıcıya karşı gelinemediği görüşüdür.
Zahid ü abid hacerdendir meğer
Bu sebebden olmaz ol mihman-ı aşk
“Kızılbaş olmayan kullar taştandır meğer,
Bu sebepten aşk onlara misafir olmaz.”
Zahid kelimesi Alevi edebiyatında Kızılbaş olmayan yani Alevi olmayan anlamında kullanılır.Bu beytinde Yemini derin manalar çağrıştırmıştır.Alevilik aşktır.Hz Muhammed’e ve onun soyundan gelen Ehl-i Beyt’e olan bağlılıktır.Onlara duyulan aşktır.İşte bu mısrada iki dönem arasında geçiş yapılır.Öncelikle İmam Ali’nin halife kabul edilmediği,hileye başvurulduğu ve onun desteklenmediği için duyulan bir kırgınlık vardır.O kişilerin kalplerine İlah aşkı Peygamber aşkı yerleşmediği için taştan gönüllü olarak belirtmiştir.İkinci dönem ise Kerbela Olayı’dır.Kerbela Çölü’nde İmam Hüseyin’e karşı gelip ona biat yerine Yezid’e biat edenlerin aşkın anlamını bilmediğini bu yüzden İmam Hüseyin’e kıydıklarını belirtir.Çünkü İlah aşkına sahip olan bir varlık bu zulmü yapmaz Yemini’ye göre.Özetle bu mısrada Allah ve Ehl-i Beyt sevgisi taşımayan kişilerde Allah’a kavuşma,”enelhak” düşüncesinden yoksun olma o kişilerin gönüllerinde aşk misafir olarak durmaz diyerek betimlenmiştir.
Ayn ü şin ü kaf-ı Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ı aşk
“Hakk’ın simasıdır ayn,şin ve kaf,
Güzelliğini gören aşka kurban olur.
Yukarıda incelemeye aldığımız mısraların ilkinde Hak bir aşktır.Aşkta görünür olunur ve aşk içerisinde görünür olur ve aşk içerinde sevilir,duygusu işlenmektedir.Ayn,şin ve kaf Arabi harflerdendir.BU harfler birleştirilip yazıldığında Türkçe aşk kelimesini oluştururlar.İşte bu oluşumda Hakk’ın simasını teşkil eder.Bu duyguya erişip Hak’ı kendi içinde bulan kişilerin onun için kurban olduğunu dile getirir.Bu içimizde bulma görüşüne Hak’ın kendi ruhundan insanlara üflediği inancını destek sunabiliriz.Kurban olma ise birçok dervişin yaptığı gibi kendini ibadete adayıp ona göre dünya bakışını geliştirmedi.Bu amaçla birçok Alevi dervişi yıllarca çilehanelerde çile doldurmuşlardır.Bundukları Allah aşkına bu şekilde kurban olmuşlardır denilebilir.Bu beyit Yunus Emre’nin şiirleri ile de teğettir.Yunus’un şiirlerinde de aşk Allah’ı simgeler.
Küntü kenz'in hanesinden geldi uş
Zahir oldu aleme sultan-ı aşk
“Ol hazine hanesinden kuş yuvası geldi,
Aşkın sultanı aleme görünür oldu.”
Ozan Yemini bu mısrasında diğer mısralarında olduğu gibi ikili yoruma açık kapı bırakmıştır.İlk yorum olarak hazine hanesi Allah katı değerlendirilip,kuş yuvasını da insan olarak ele aldığımızda,Allah’ın insanları yaratıp kendisinden bir ruh üflediği ve böylece hayat bulan insanın dünyada yaşaması ile de aşkın sultanı olan Allah’ın aleme görünür olduğu dillendirlir.Yani Allah yaratıkları ile görünür kılınmıştır.Bunun en güzel örneği insanı Kur’an olarak görmektir.Diğer bir yorum ise Horasan’dan doğup Anadolu coğrafyasını aydınlatan Hünkar Bektaş Veli’dir.Rivayet buyrulur ki Hünkar Bektaş Veli Horasan’dan güvercin donunda Anadolu’ya gelir.Burada Alevi-Bektaşi inancını,insan sevgisini,iyiliği,güzelliği yayar.Hünkar Bektaş Veli hazine hanesinden gelen,Anadolu coğrafyası da kuş yuvası olarak değerlendirilip,Alevi-Bektaşi inancının,iyiliğin,güzelliğin aşkın sultanından bir parça olarak idrak edilirse ikinci yorumumuzda büyük oranda doğruluk teşkil eder.
Zülf ü kaş u kirpiğinden dembedem
Görünür aşıklara ihsan-ı aşk
”Daima saçı,kaşı,kirpiği
Aşk ihsani aşıklara görülür”
Burada daha çok Halac-ı Mansur’un görüşü karşımıza çıkar.Diğer Ulu Ozanlar’ın şiirlerinde olduğu gibi bu mısralarda da Allah insan da tecelli etmiştir.İnsan yürüyen,konuşan,düşünen Kur’an’dır.Yaratıcı kendi güzelliğini sergilemek için insanı yaratmış ve kendi vasıflarında insana vermiştir.O nedenle ki insanın içinde Allah mekanı vardır.Onun için insan gönlü Alevi-Bektaşi edebiyatında kıble olarak görülmüştür.BU mısralarda da bu görüş doğrulanmıştır.
Suret-i şabin katat fazl-i İlah
Dünye vü ukba'da ol canan-ı aşk
“Cemaat suretinde Tanrı’nın nihayeti,
Dünya ve ahirette aşk cananı ol.”
Tanrı’nın yaratıcı gücü,güzelliği sadece insanla kalmamış;insandan hariç birçok varlıkta görülmüştür.Cemaat suretinde derken her insanın birbirinden farklı fiziki ve karakteristik özellikler taşıdığı,beş parmağın birbirine bile benzemediği ve bu yaratıcılık karşısında Hak’ın gücüne vurgu yapılmıştır.Toplanıp cemaat olunduğunda Hak’ın bin bir çeşit güzelliğine,yaratıcılığına tanık oluruz ve böylelikle bağlılığımız ve aşkımız artar.
Dünya ve ahirette aşk cananı ol diyerek dünya işlerine dalıp Hak’ın varlığını unutma.Ona duyduğun aşk ile devamlı ibadette ol.İbadet de ol ki zamanı gelince aşığa maşuk olabilesin.Cennete gir ki aşka hep canan olasın buyrulmuştur.
Padişah-ı dehr olursa nagehan
Bende eyler özüne Rahman-ı aşk
“Dünya padişahın olursa aniden
Benim özümde de Rahman aşkı olur.”
Yemini’nin en açık beyitlerinden biridir.Birinci mısrada anlatmak istediği kıyamet günü gelip çattığında ikinci mısrada ise kıyamet anında bile benim gönlümde korku yerine vuslat sevgiliye kavuşma arzusu vardır,düşüncesidir.Bu yönü ile de Yemini Mevlana görüşü ile ilintilidir.Kıyamet günü gelip dünya hayatı sonlandığında Gönülde Rahman aşkı olup ona ulaşmanın sevinci ile Yemini mutlu olur.
Ey Yemini aşık-ı vech ol bu gün
Geldi çün aşıklara devran-ı aşk
“Ey Yemini bugün aşkın siması ol,
Çünkü aşıklara aşkın divani geldi.”
Bu beyti açıklamak gerçekçi olunursa zordur.Çünkü söz sanatlarının ve ifade tekniklerinin yoğun olarak bulunduğu ve mana açısından karmaşık olan bir eserdir.Dilimiz döndüğünce açıklama yapacak olursak en iyi açıklama:Kıyamet günü ile insan bedeninin yok olup Allah’ın insana üflediği ruhlar var olur.Buyüzden Yemini bedeninin ölüp Allah’tan bir parça kendisinde kaldığını söyler öyledir ki aşkın siması ol sözü bu yönde söylenmiştir.Aşıklara aşkın divaninin gelemsi ise kıyamet gününde insan ruhunun tek tek Allah huzuruna çıkmasıdır.
Kul_Lamekan
(Hasan Hüseyin ÖZDEMİR)
İstanbul Üniversitesi TDE 3.sınıf
11/04/2008
Kaynak:Devellioğlu,Ferit:Osmanlıca-Türkçe Ans.Lügat.
Demir Baba Velayetnamesi