PDA

: Rıza Şehri Rize Olamaz mı?


h.alibaba
29-06-2009, 12:28 AM
RIZA KENTİ
Bir zamanlar bir sufi dünyaya seyahate çıkar. Bir gün yolu, bir kente düşer. Bu kent, şimdiye değin gördüğü kentlere benzemiyordur. Sabah zamanı herkes işine gücüne gitmekte, sessizlik içinde yaşam sürmektedir. Kentin alışılmamış bir düzeni vardır. Sufi kentin düzenini görünce şaşar kalır. Öyle ki yaklaşıp birine bir şey sormaya cesaret edemez. Karnı acıkmıştır. Kenti gezerken bir fırın görür. Ekmek almak için içeri girer. Fırıncıya para uzatarak ekmek ister.Ama fırıncı hayretle paraya bakar.

“- Nedir bu? Biz bunu kaldrımak için yıllarca uğraştık, büyük savaşlar verdik. Anlaşılan sen Rıza Kentinden değilsin. Dünyalı olmalısın” der.

Sufi:
“- Evet ben bu kentten değilim” diye karşılık verir.

Fırıncı:
“- Belli oluyor. Dur, öyleyse seni görevlilere yönlendireyim. Onlar seninle ilgilenirler. Bizim kentimizde para pul geçmez” der. Ve sufiyi görevlilere teslim eder. Görevliler önce kendi aralarında tartışırlar. İçlerinden biri:

“- Meclise götürelim. Ulular karar versin” der. Diğerleri de bu görüşe katılırlar. Bunun üzerine tümü meclisin yolunu tutar. Yol boyu sufi düşünür. İçinden:

“- Paranın geçmediği bir kent. Görevliler, Ulular Meclisi. Ne büyük, ne görkemli yerdir Ulular Meclisi” diye kurar. Bir süre yürüdükten sonra divana varırlar. Ama sufi bu kez iyice şaşırır. Çünkü Divan denilen meclis, hiç de düşündüğü gibi büyük ve göz kamaştırıcı değildir. Düşündüğünün tam tersidir. Sessiz bir köşede küçük bir yapıdır. Yerlere basit kilimler serilmiştir. Ak sakallı ulular, bağdaş kurmuş kentin sorunlarını tartışmaktadırlar. Görevliler uluları selamladıktan sonra:

“- Bu dünyalı kentimize girmiş. Acıkmış. Ekmek almak için bir fırına girmiş. Fırıncıya para vermeye kalkmış. Yabancı olduğunu anlayan fırıncı gelip bize teslim etti. Ne yapalım?” diye sorarlar.

Ulular:
“- Neden buraya getirdiniz. Törelerimizi biliyorsunuz. Konakta bir yere yerleştirin. Aşevine götürün. Gerekeni yapın!” diye buyururlar.

Bunun üzerine görevliler sufi ile birlikte geri dönerler. Önce Aşevine götürürler. Sonra konuklar için yapılmış konağa götürürler. Bir odaya yerleştirirler. Sufiye kentte ne yapması, nasıl yaşaması gerektiğini anlatırlar.

“- Burada para pul geçmez. Burası Rıza Kentidir. Rızalıkla her istediğini alır, her istediğini yaparsın” derler. “- Yeter ki rızalık olsun. Bunu unutma” diye de uyarırlar.

Sufi konağa yerleşir, gezip dolaşır. Rahatı yerindedir. İstediği şekilde yiyip içer. Hiç kimse “- Ne arıyorsun?” diye sormaz. Birkaç gün sonra eşyalarını toplar. Kentten ayrılmak ister.Ama görevlileri karşısında bulur. Görevliler:

“- Gidemezsin”, derler. “- Bu kent rıza kentidir, adı üstünde. Sen buraya rızan ile geldin. Biz de sana yiyecek verdik, yatacak yer sağladık. Bu kentte kaldığın sürece bizden razı kaldın mı?”

Sufi:
“-Kuşkusuz razı kaldım, sağ olun!” diye karşılık verir. Görevliler:

“- Şimdi bizim de senden razı kalmamız gerek. Bu yiyip içtiğin, yattığın günler için çalışman gerek.” Sufi:

“-Madem ki töreniz böyle, çalışayım”, der ve kabul eder.

Görevliler sufiye yapabileceği bir iş verirler.Konakladığı odadan alıp, daha büyük bir eve yerleştirirler. Artık o da Rıza Kentinin bir insanı olmuştur. Her sabah işine gider, akşama değin çalışıp evine döner. Yavaş yavaş dost, arkadaş edinme çabasına girer. Ama her kiminle konuşmaya kalksa ilk sorulan;

“- Sen Dünyalı mısın” olur. Bu kentin insanları kavga, çekememezlik, kendini beğenmişlik gibi tüm kötülüklerden arınmış durumdadır. Böylece günler, aylar geçer. Sufi kenti iyiden iyiye sever. Dünyayı gezme düşüncesinden vazgeçer. Bu kentte kalmaya karar verir. Ama hâlâ yalnızdır. Bir gün yakın bulduğu bir arkadaşına açılır:

“- Sizin bu kentte nasıl evlenilir?” diye sorar. Arkadaşı:

“- Kentin ortasında bahçe var ya, işte orada her Cuma günü tanışmak, dost edinmek isteyenler toplanır. Gençler gelirler. Herkes orada beğendiği, anlaştığı biri ile evlenme yolunu arar. Orada tanışırlar. Anlaşırlarsa evlenirler” der.

Sufi Cuma günü söylenilen bahçeye gider. Kocaman bahçe tıklım tıklım doludur. Türlü giysiler içinde genç kızlar kelebek gibi dolaşmaktadır. Genç kızlar, oğlanlar sohbet etmektedir. Birbirini beğenip anlaşanlar uzaklaşmaktadır. Sufi olup bitenleri bir süre hayranlıkla izler. Sonra kanının kaynadığı bir kıza yaklaşır. Ama o bacının ilk sorusu:

“- Sen Dünyalı mısın?” olur. Sufi aylardan beri bu sözü duymaktan iyiden iyiye bıkmıştır.

“- Evet, Dünyalıyım, ne olacak?” diye karşılık verir. Bacı:

“- Davranışlarından hemen belli oluyor. Ama alınma, zararı yok. Sen ki beni kendine eş seçmek istiyorsun, bu konuda ben de sana yardımcı olurum, davranışlarını düzeltirsin” der.

Bacı ile sufi arkadaş olmaya karar verirler. İşten artan zamanlarında buluşup konuşurlar. Sufi bir gün bacı ile buluşmaya giderken yolun kıyısında kocaman bir nar bahçesi görür. Bahçenin ne duvarı, ne bekçisi, ne de korucusu vardır. Hemen bahçeye dalar. Kimse görmeden bahçeden birkaç nar koparır. Yakalanırım korkusu ile acele davranıp ağacın birkaç dalını kırar. Ama ne gelen vardır, ne de soran. Sufi narları toplayıp bacı ile buluşacakları yere gelir. Narları bir tabağa koyar. Masanın üstüne yerleştirir. Bacının gelmesini bekler. Bir süre sonra bacı gelir. Narları görmesine karşın hiç ilgilenmez. Oysa sufi bacının narları görüp ilgilenmesini, sevinmesini bekler. Bacı her zamanki gibi yerine oturur. O zaman sufi dayanamayıp bacıya narları gösterir. Bacı:

“- Bunları nereden aldın?” diye sorar. Sufi narları nereden kopardığını söyler.Bunun üzerine bacı:

“- Beni düşündüğün için sağol. Ama o bahçenin yerini, varlığını ben de biliyorum. Canım isteseydi gidip ben de alabilirdim. Şimdi benim canım istemiyor. Bu narlar burada boşuna çürüyecek. Başkalarının hakkını boşuna çürütmüş olacağız. Gelirken öğrendim. Narları koparırken bahçeye de büyük zarar vermişsin. Oysa daha dikkatli davranıp bahçeye zarar vermeyebilirdin. Burada senden kimse bir şey kaçırmıyor ki…Bunca zamandır Rıza Kentinde yaşıyorsun. Bu kentte rahatlıkla her şeyin serbest olduğunu bilmeliydin. Şimdi anlıyorum, sen bu kente ayak uyduramayacaksın”

Bunları söyledikten sonra bacı sufiyi bırakıp gider. Görevlilere söylemiş olmalı ki, görevliler sufinin yaptıklarını Divana bildirirler. Divan sufinin durumunu tartışır. Sonunda sufinin Rıza Kentine uyamayacağına karar verir. Bunun üzerine görevliler Dünyalı sufiyi hızla Rıza Kentinden atarlar.
Kaynak: Esat Korkmaz
İmam CaferBuyruğu

“- Sen Dünyalı mısın” sözünü sanki amaçlı bir şekilde bu seyahatnamede kullanılmış gibi bir durum vardır. Yani öbür dünyayı ifade edercesine kullanılmış gibidir. Halbuki Rıza Kentinin varsayımı öbür dünyayla bir ilgisi yoktur.

Rıza Kentini anlatan bu rivayette gerçekten “Cuma” günü geçiyor mu, yoksa bilerekmı sıkıştırılmış bilinmez, ama bu rivayette özellikle Cuma günü işlenmiş gibidir. Cuma günü kentin ortasındaki bahçede buluşma, sanki Mahşer günü Divan kurulmuş gibi bir anlam yüklenmiştir ve cennetle bir paralellik kurulmaya çalışılmış gibi, Hurrilerin, Gılmanların bulunduğu bir bahçe izlenimi verilmiştir.

“Sufiler” genlikle yukarı Mezopotamya kökenlidirler. Büyük bir ihtimalle seyahat eden gezgin Mezopotamyalıdır. Ama Rıza kentinin Mezopotamyada olmadığı gezginin bu seyahatinde anlaşılmaktadır. Rıza kenti Nerede olabilir? Nerede olduğuna değinmeden bir açıklama gereklidir.

Hititler döneminde Rize, Artvin, Bayburt, Gümüşhane coğrafyası Azzi olarak bilinir. Azziler zaman zaman isyan etmişlerdir ve Hititler Azzi yaşlılarıyla dokunulmazlık antlaşması yaptığı anlaşılmaktadır. Hitit merkezinden kaçarak Azzilere sığınan isyancı kraliyet ileri gelenlerini Azziler korumalarına almışlardır. Azzi yaşlılar kurulunun verdiği söz üzerine savaşılmayan bu halkın Hitit merkezince ve sığınmacılarca rağbet görmüştür.Sığınmacılarla ilgili sorunları Hitit kralının görüştüğü Azzilerin yaşlılar kurulu tarafında karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yani bugünkü Vatikan ve İsviçre benzeri bir konum varmış gibi görülüyor.

İşte bu yaşlılar kurulu, Rıza Kenti rivayetindeki Pirler Divanıyla birebir uyuşmaktadır. Bazıları Rıza şehrini Arap çöllerine götürse de, Arap çöllerinde Rıza şehri ile uygun bir belirti görülmemektedir. Azzilerin bulunduğu mıntıka ayni zamanda kadim Horasan devletinin bulunduğu yerdir. Yani Horasan Erenlerinin olduğu ve geldiği yerdir. Hele hele, Rize ile Rızanın benzerliğine ne demeli. Rize Şehri, Rıza Şehri olamaz mı? Neden olmasın. Aleviliğin bütün bulgularının ve izlerinin bu bölgede olması bir tesadüf mü?

Ben bu öykünün gerçekten yaşandığına inanıyorum. Hayelden ibaret olduğunu sanmıyorum. Öykü biraz detaylı incelenirse durumun çok farklı görüleceğine eminim. Bu öykünün tarihi kesin bilinmiyor ama M.Ö. olduğu kesindir.

Devamı var.

h.alibaba
29-06-2009, 12:29 AM
Rize adının da, Rıza Şehrinde gelme olasılığı çok yüksek görülmektedir. Bu konuyu tartışırken değerli bir dost şu bilgileri topiğe aktarmıştı.

“Rize adının anlamı:Anadolu'nun Doğu Karadeniz bölgesinde il merkezi kentimiz. Adı görünüşe bakılırsa, Hellen dilinde Riza / Rize (e'si eta, H ile) sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcüğün çeşitli anlamları vardır; o arada, "dağın dibi, dağın eteği" anlamına da gelir.
Kentin adı Bizans çağında Rizaion (Latin dilinde Rhizaion) biçiminde kullanılıyordu. Riza-on, Riza-yeri. Bazı araştırmacılar bu adın öz biçiminde, Laz dilinden gelme ve "Buluşma-toplantı yeri" anlamında olabileceğini düşünüyorlar. ( Bryer/Winfield, s.336)
Bu adın gerçekte Helen ya da Laz kökenli olduğunu sanmıyorum. Bu yönden, Helenleşmenin hiçbir zaman gerçekleşmediği, Lazcanın da asla etkili olmadığı bir yörede, Erzurum Merkez İlçesi, kuzeybatı yanında, bucak merkezi Ovacık'ın güneybatı yakınında bir Riza Dağı görmemiz önemlidir. Yani adın kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiğini bize anlatmaktadır.” Bilge Umar: Türkiye'de Tarihsel Adlar.

Bu durumda gösteriyor ki Rıza Şehrinin, Rize olma olasılığı çok yüksektir. Ama burada Bilge Umar Rize adının kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiği önerisini anlamış değilim. Neden o bölgenin insanı olan Hurri ve o bölgede yaşamış olan başka dilerde değil de Kappadokia dilinde aramamız gerekli olduğunu söylüyor? Bir anlamı vardır herhalde.

Sevgiler
h.alibaba

Fukara-i Abdal
29-06-2009, 12:56 AM
h.Alibaba

İngiliz tarih araştırmacıları türkiyede tarih araştırmacıları var TEKETEK'te bir kac haftadır cıkıyorlar..Fatih Altaylıya mail atıcam ilk boş vaktimde o kişilerin İsimlerini ve kaynak araştırmalarını nasıl bulabileceğimi isteyeceğim

Hipotezleriniz doğru olma ihtimali var İSpatlanması gerekir.

Dün gece ki programda Seyh Bedrettin Ve Dervişlerinin Tekkesinin kalıntılarını bulmuş vb yani Alevi -Bektaşi kimliğinin acık ara mecburen tartışmak zorundalar

Yeniçerilerin,Kızılbaşların vb durumlar Türkiye veya Osmanlı tarihinin vazgeçilmezi olduğu için

Mesela Dün Kanunin Yavuzdan sonra Mısır fethinden ,Kutsal emanetler ile ARAP RİSALELERİNİN getirip Osmanlı içine nasıl yerleştirildiğini anlattı İngiliz Tarihve araştırmacı ismini tam bilmiyorum ..

Veba'nın Fatih zamanında gerçekleştiğinde Fatih'İn balkanlardan dönmemesinin Veba'nın salgın olması nedeni ile dönmedi ama Kanuni zamanın Arap Risalelerin de yazan Müslüman ölürse Cennetlik,Gayri müslim ölürse AZAB kavramının girdiği ve Kanuni zamanında yaşanan Veba salgınından Saraydakilerin kacmadığının sebebinin bu olması

Evranosoğulları,Malkoçoğulları'nın vbb bir çok konular işlendi GEÇ olarak

Yani varsayımla başlar her iş ama Araştırma kaynakları çok önemli

İbn-i Batuta, Aşık paşa zade ve KRONİKLER çok önemli bu konuda

Aşk ile

h.alibaba
29-06-2009, 03:43 AM
Sevgili Fukara,
İşin gerçeği bu konuyu açarken senin aksi bir tepki vereceğin şeklinde düşünmüştüm, ama yanılttın beni. Anladığım kadarıyla sen de geçmişini merek edip gerçeğe ulaşma taraftarısın. Eyvallah, bir itirazım yok tam tersi sevindim.

Anlaşıldığı kadarıyla Alevilik tarihi karartılmıştır. Gerçeğe ulaşmak için Aleviliğe uygun olan parçaları bir araya getirip, aykırı olanlardan ayıklamak gerekir. Bu çabayı her Aleviyim diyen göstermelidir. Yabancı araştırmacılardan beklemekle olmaz. Yabancı kaynakları da değerlendireceğiz. Yabancılar bizi bizden iyi bilemezler.

Rizenin, Rıza kenti olabileceği kanaatine nereden vardığımı göreceksin. Hacı Bektaş-ı İbrahim’e Sani, ismine dikkat edelim. Hacı Bektaşın yedi kuşak öncesi de “Sani” olarak geçmektedir. Demek, Sani Hacı Bektaşın esas vatanı olan yerin adıdır. Örnek: İsak’e Şame, yani Şamlı İsak dendiği gibidir.

Hacı Bektaş Horasani, Baba İlyas Horasani, Seyyid Ali Horasani, Abdal Musa Horasani, Eba Müslim Horasani vs. bu isimlerin geldiği yer Horasandır. Bu isimler Alevi Pirleridir. Alevi kaynakçasının bize ulaşan uçlarıdır. O zaman bu Pirlerin yerlerini tam olarak tespit etmemiz gereklidir. Eba Müslim Horasani, Erzurum Horasanlı olduğu kesin olarak bilinendir. Eba Müslimin büyüdüğü köyünün eski adı mıxende’dir ( yeni adını hatırlamıyorum), Erzurum Çat yolu güzergahında bulunmaktadır.

Şimdi buraya miladın başında Ermeni imparatorluğunun en güçlü dönemlerinde olduğunu gösteren bir harita aktaracağım. Bu haritaya iyi bakın. Şimdiki Artvin ve Bayburt ilimizin bulunduğu yerde Khordzene isminde bir devletin var olduğunu göreceksiniz. İşte burası kadim Horasan devletidir. Yani horasan denilince İrandaki Horasan akla gelmemelidir. Bu Horasan, İran Horasanından çok eski bir tarihi vardır.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1a/Transcaucasia_2nd_BC.jpg/762px-Transcaucasia_2nd_BC.jpg (http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/1a/Transcaucasia_2nd_BC.jpg)
Birde ayni haritanın Pontus devletinin devamı olan ve Rizeyi de içine almış durumda Sanni diye bir devlet olduğu görülmektedir. Sanni ile Horasanın bir arada olması bir tesadüfmüdür? Hacı Bektaş’e İbarahim’e Sani buradan gelmiş olamazmı?

Mesela ilginç bir saptama, Trabzon ve Rize tarihini araştırın miladın başında Romalılar, Sanni denilen halkın krallarının olmadığını bu krallrı olmayan halkı itaat altına alınması için epeyce uğraşmaktadırlar. Peki bütün toplulukların kralları var da, Sannilerin kralı neden yoktur? bence tek bir açıklaması vardır. Alevilerin kralı olamaz, çünkü Mürşidi, Piri vardır. Sannilerin de bu neden dolayı kralları yoktu diye düşünüyorum.

İşte durum bu şekilde özetleniyor, Mürşit ve Pirlerin bulunduğu mekan burası ise, o zaman Rıza Şehri, Rize olarak karşımıza çıkmış oluyor. Bu kadar Pirin geldiği yerden mutlaka Pirler divanı da kuruluyordu diye düşünüyorum.

Sevgiler

perâkûh
29-06-2009, 04:19 AM
Rıza şehrinin Rize olması olasılığı inandırıcı. İnsanlık ilk çocukluk yıllarında ortakçı (komünal) şekilde yaşamışlar. Sömürü sistemine geçtiklerinde ise o günleri özlemişler. Cennet hayalinin bu özlemden kaynaklandığı söylenir.
Buradan hareketle Rıza şehrinin Rize olacağı bana çok inandırıcı geliyor.

Fukara-i Abdal
29-06-2009, 05:43 AM
Varsayımlar Harf benzeşmeleri Tabiki ÇOK DOĞRU bir düşünce

ama Kronikler ve ARaştırma yani kazı çalışmaları gerçeğe götürecek sanırım...

mursaloğlu
29-06-2009, 07:03 AM
Konu kimsenin dikkatini çekmedigi için ne cevap yazan var nede soru soran.

Ama konuyu şöyle açsaydın sanırım şimdi elli yazı gelmişti


Vebadan ölen müslüman cennete giderken Aynı hastalıktan ölen gayrı müslümler neden cehenneme gider. v.b

Ama esas konuya gelmek gerekirse burada benim kafam biraz karıştı kusura bakmayın bir kaç sorum olacak.

Benim aşiretim mursalogulları aşireti bu adı her ne kadar Hatay reyhanlıya geldikten sonra Aşiret beyi olan Mursal beyden almış olsada
Mursal beyin amca ogullarıda Çirkinogulları oluyor. Ve bu boy tarihte ve Reyhanlıda bulunan soy seceresine göre. Oguzların Kayı boyundan. bayat koluna mensuplar. ve bu aşiretin horasandan buraya geldigi yazıldıgına göre ve osmanlılarda dahil Önceleri Alevi oldugu ve Türk oldukları bilindigine göre. Dogu anadoludaki o adı geçen devletten geldigi neden hiç yazılmıyor ve telefuz edilmiyor.

O devlette yaşayan adına horasan denen yerdekilerin türk olmadıkları herhalde biliniyor. yok benim atalarım o horasandan geldilerse o güzel yerleri neden terk ettiler.yoksa sonradan bir kısmı sünnileşen mursalogullarının bir kısmıda reyhanlıya gelip türkleştiler mi o ellerindeki secereyi kendilerimi uyduruyorlar.

Bilgi için iskenderun halk egitim müdürü Sayın Mehmet Mursalogluna sorula bilir çünkü secere onun elinde.

Ben bunları anlattıktan sonra şöyle bir sonuca varmak istedim.Evet bu karadeniz civarında yaşayanlar horasan adlı bir devlete sahiptiler ve oradaki devletlere benzemeyen bir yaşam ve inanışları vardı hatta krallarıda yoktu. belkide pirler onları yönlendiriyor ve idare ediyorlardı.

Ve zamanla o küçük devletler yıkılınca ana doluya dagıldılar ve Alevilikle çok yakın olan inançlarını Alevi adı altında yaşam tarzına çevirmiş olamazlarmı.

Şu anda Anadoluda bir birine benzemeyen şekilde yapılan Cem ibadetleri ve ritüelleri var. ve ocaklar ayrı ayrı. herkes kendi eski inancını Alevilik adı Altında harmanlayamazmı. mesela Alevi olan Kürtler. Alevi olan Türkler,Alevi olan Araplar var ve bunun yanında daha çok degişik Alevi ocakları var. Birde Alevi sünniler var. Bunlar tarihten gelen yaşam ritüellerinden dolayı çeşitlilik sergiliyor olamazlarmı.

Fukara-i Abdal
29-06-2009, 07:15 AM
aslında şu var

Bilimsel açıklama ,Tarihsel öz dendiğinde bu şekil araştırmalar önem kazanır..

Ama HAKİKAT literatürü çok farklı bir Yapı yani

Virani'nin Balkanlardan
Nesimi'nin Bağdat'tan
Fuzuli'nin Bağdat'tan,
Pir Sultan'ın Sivas'tan
Geyikli Baba'nın Bursa'dan
Seyh Bedrettin'in Simavna dan

Yani hepsinin EREN ve HAKİKAT makamına ermiş olması BATİNİ yani MANEVİ yol süreğinin GERÇEK olduğunu geçmişten sadece BATİNİ bilginin alınmasının yeterli olduğunun kanıtıdır.
Pişme dönemi ile Yer Mekan farketmen İRŞAD vazifesi bir IRK'ın bir Ülke'nin yada Bir Bölge'nin olmadığı bir YOL BİÇİMİ olduğu ve HAKİKAT makamında ise gene Yer Zaman Mekan olayının olmadığı Sadece ŞİMDİKİ ZAMAN'ın yaşandığı yani BİR'İn yaşandığı bir YOL..

Kültürel özellikler için oluşan bir yapı genede

8.İmam Ali Rıza'nın, ve ondan sonra gelen

Pirlerin,Tasavvuf Erenlerinin hepside bir gerçektir

Şuan evde değilim eve gidince ekleyeceğim bu yazıya Horasan Erenlerinin Kimler olduğu yani demem ARSLAN BABA Ve Ondan Daha oncekiler

bunlarda var olan gerçekler

h.alibaba
29-06-2009, 08:51 AM
Konu kimsenin dikkatini çekmedigi için ne cevap yazan var nede soru soran.

Ama konuyu şöyle açsaydın sanırım şimdi elli yazı gelmişti


Vebadan ölen müslüman cennete giderken Aynı hastalıktan ölen gayrı müslümler neden cehenneme gider. v.b

Ama esas konuya gelmek gerekirse burada benim kafam biraz karıştı kusura bakmayın bir kaç sorum olacak.

Benim aşiretim mursalogulları aşireti bu adı her ne kadar Hatay reyhanlıya geldikten sonra Aşiret beyi olan Mursal beyden almış olsada
Mursal beyin amca ogullarıda Çirkinogulları oluyor. Ve bu boy tarihte ve Reyhanlıda bulunan soy seceresine göre. Oguzların Kayı boyundan. bayat koluna mensuplar. ve bu aşiretin horasandan buraya geldigi yazıldıgına göre ve osmanlılarda dahil Önceleri Alevi oldugu ve Türk oldukları bilindigine göre. Dogu anadoludaki o adı geçen devletten geldigi neden hiç yazılmıyor ve telefuz edilmiyor.
Sevgili mursaloğlu,
Senin aşiretin hakkında pek bilgim yoktur. Onun için bir yorum yapamam, Kayı boyu hakkında fikir sahibiyim. Bizans kaynaklarına göre Osmanlı kurucusu Osman bey John Çelebi Komnenonun torunudur. Dolayısı ile Müslüman Osmanlı, Hıristiyan Bizansın devamı olduğu anlaşılmaktadır. Kısacası Türklük hikaye olmuş oluyor. Verdiğim linkten takip edebilirsin. http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=65176


O devlette yaşayan adına horasan denen yerdekilerin türk olmadıkları herhalde biliniyor. yok benim atalarım o horasandan geldilerse o güzel yerleri neden terk ettiler.yoksa sonradan bir kısmı sünnileşen mursalogullarının bir kısmıda reyhanlıya gelip türkleştiler mi o ellerindeki secereyi kendilerimi uyduruyorlar.
Olabilir kesin bir şey diyemem. Ama Anna Komnenonun 1150’lerde yazdığı Alexiad adlı kitabında o bölgeden Sıvasa kadar olan kısmını Horasan olarak ifade etmektedir.

Bilgi için iskenderun halk egitim müdürü Sayın Mehmet Mursalogluna sorula bilir çünkü secere onun elinde.

Ben bunları anlattıktan sonra şöyle bir sonuca varmak istedim.Evet bu karadeniz civarında yaşayanlar horasan adlı bir devlete sahiptiler ve oradaki devletlere benzemeye bir yaşam ve inanışları vardı hatta krallarıda yoktu. belkide pirler onları yönlendiriyor ve idare ediyorlardı.

Ve zamanla o küçük devletler yıkılınca ana doluya dagıldılar ve Alevilikle çok yakın olan inançlarını Alevi adı altında yaşam tarzına çevirmiş olamazlarmı.
Sevgili mursaloğlu, bence bu insanlar Aleviliği genişlettiler. Dağılıp Aleviler arasında Alevi olmadılar. İrşad eden kişilerin Horasan olduğunu göz önünde bulundurursak. Onlar zaten Alevi oldukları ortadadır. Erzurum Horasan Belediyesinin resmi sitesinde Horasan tarihçesi hakkında şöyle demektedir. “Horasan, Erzurum ilinin bir kolu olarak doğuyu-batıya bağlayan ve eski adi İpek Yolu olan ulaşım sistemi üzerinde bulunduğu için M.Ö 4000 yılına dayanan tarihi bir geçmişe sahip olup, Asurların,İranlıların,Perslerin ve Romalıların baskısı altında kalmıştır.M.S da Arap,Bizans ve İranlıların paylaşamadıkları bir ülke olarak sırtını Erzurum'a dayamıştır,Kendine göz dikenlerle yılmadan mücadele etmiştir. İran Horasan'ından gelerek bu bölgeye yerleşen ve 7 kardeş olduğu söylenen bu kabilenin en büyüğü Horasan Baba, kendinden sonra Anadolu'ya gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmiştir.” Denmektedir. Buradaki Horasan Baba İran Horasanda geldi ifadesi zoraki sıkıştırılmıştır. Burada anlatılan Horasan Baba ise bana göre bizim Kureyş Babadır. Halk arasında Kureyş Baba 7 kardeş olarak geçmektedir. Rizenin Yediköyler yerleşim biriminin eski adlarından biri de Kureys Eba olduğunu düşünürsek. Demek Horasan Baba İran Horasanından gelmemiştir.

Şu anda Anadoluda bir birine benzemeyen şekilde yapılan Cem ibadetleri ve ritüelleri var. ve ocaklar ayrı ayrı. herkes kendi eski inancını Alevilik adı Altında harmanlayamazmı. mesela Alevi olan Kürtler. Alevi olan Türkler,Alevi olan Araplar var ve bunun yanında daha çok degişik Alevi ocakları var. Birde Alevi sünniler var. Bunlar tarihten gelen yaşam ritüellerinden dolayı çeşitlilik sergiliyor olamazlarmı.
Ben Alevi Sünnileri bilmiyorum ve bu güne kadarda görmedim. Eğer varlarsa da öğrenmek isterim. Aleviliğin değişik şekillerin sebebi bana göre var olan semavi dinlerin baskısından kaynaklanmıştır. Örneğin: ilk Çelebi John Çelebi Komnenodur. John Çelebi Komneno Müslüman oluyor ve Selçuklu Sultanı Mesudun kızıyla evleniyor. Öyle anlaşılıyor ki ondan sonraki çelebiler de Rumdan dönüp Müslüman olanlardır. Hacı Bektaşın Hıristiyanlarla olan yakın ilişkileri bu duruma referans olur sanırım. Geniş bilgi verdiğim linkte vardır.
Sevgiler

mursaloğlu
29-06-2009, 10:02 AM
Sevgili h.alibaba:
ALEVİ SÜNNİLER
Önce Alevi sünnileri anlatayım bu kavim yeni türemiştir.Bunlardan biride benim bacanagımdır.bu kavimin mensupları Alevi ana babadan dogmuşlar belli bir zaman Alevi ritüelleriyle ibadet etmişlerdir.belli bir zamandan sonra önce camilerde cuma namazları kılmaya başlamışlar daha sonra beş vakti kaçırmamayı adet edinmişlerdir.ve Ramazan diye bir oruçta ta tutarlar.
Bu tarikatın mensupları dedenin önünde elpençe divan dururlar. hocanın arkasında secdeye yatarlar.yeri gelirse dedeye akıl vermeye çalışırlar.Hoca ne derse itirazsız kabul ederler. perşembe günleri cemin baş müdaimleridir. Görkemli Cemevleri yaptırırlar cem evlerinin içine ve dışına Sünni ritüeli olan Abdest alma yerlerini eksik etmezler.her iki ibadet hanedede cenaze namazında en baştadırlar. Cem evlerinde kırk yemeklerini kaçırmazlar. fakat kırk yemeginden önceki duaları dinlememek için çay ocaklarında vakit öldürürler. ama seromoni biter bitmez yemek salonunu doldururlar. Alevi ritüeline göre edilen dualarda sonuna gelince Amin derler.
Sayın : h. Alibaba biraz tanıta bildim sanırım bu tarikatı.

Neyse konuya gelirsek tarihi olayları insan kendi inandıgı şekilde yorumlaya bilir ve Kendi % de% inandıgı şeyi herkese inandırmaya çalışr. en yakın örnegi. İZZETTİN DOGANCILARLA .ZÖHRE ANACILARIN bu sitede gösredikleri gayretlerdir.

Alevilik islam dışı diyenler binbir delille Bunu isbat etmeye çalışırlar.Alevilik islam içinde diyenlerde onlardan geri kalmazlar. Alevilik islamın özü diyenler de ayrı belgeler getirirler. bunu çok uzatmak müm kün.

Pirim Ahmet yesevi yetiştirdigi Evliyaları dünyanın dört bir yanına salarken. hindistana da gidenler olduve burada 200 çeşitli dinle karşılaştılar ve bunların her şeyi sevgiyle yaptıklarını gördüler. onlar onlara varını verdi kendileride onların varlarından aldılar. çünkü o dinin ulularıda aynı kendileri gibi üstün bir bilgiye sahiptiler. ve ezoterik bilgilerle çogu sırlara vakıf çıktılar.bir kısmını ikna edip kendi inançların çevirdiler bir kısmına ise dokunamadılar bile. aynı şekilde anadoluya gelen hak ernleride bu gibi olaylarla çok karşılaştılar.ve onlarla hal oldular bunların bir çogu Rumdular bir kısmı da ANADOLU halklarından dı . Yani Zerdüştler. Ermeniler. keldaniler. Süryaniler ve onlarca halk Egemen güçler Anadoluyu işgal edince birlik adı altında halkları bir potada eritmeye çalıştılar eritemediklerini de toplu katliamlarla yok etmenin yolunu seçtiler.Kendi özünü koruya bilenler korudu koruyamıyanlarda en yakın gördükleri tarafı seçtiler örnek olarak kürtler Kimi Alevi kimide sünni yolunu seçmiştir. Türklerde aynı tercihleri yapmışlar ve baskın olan güç daima zalimlik sergilemiştir.
Bize gelen belgelerde Biz Reyhanlı aşiretleri. Beydilli. avşarlari diger aşiretler Horasandan gelen türk kabileleriyiz. o zamanlar iran da ve Horasanında Türk devletleri vardı.

İsimdem fikir üretmenin çok yolu vardır.
Rize =Rıza şehri
Erzurum=Eskirum
gibi bunlara birde efsane yüklerseniz. bir yol bulunmuş olur.

Tabiki bu anlatılanlara ben yalan yanlış demiyorum. emek ve belgelerle gerçege ulaşmak her zaman mümkündür.

Şimdi bunları anlatmak çok uzun sürer belgelerlede desteklemek gerekir.

xgamzemx
29-06-2009, 10:15 AM
bu konu cok ilgimi çekti

yazıları merakla takip edecegim

rıza şehrinin riza olma ihtimali tesadüf yada isim benzerliginden kaynaklı bir durum olmadıgı ortada

ancak aklımı karıştıran bir durum var benı bu konuda aydınlatırsanız cok sevinirim sevgili bralarım

etnik ve kültürel olarak rize halkında bize benzeyen cok fazla nokta yok

ibadet şekillerimizden tutunda felsefelerimze kadar

bu noktada düşüncelerinizi merakla bekliyorum

SAYGILAR

mursaloğlu
29-06-2009, 10:20 AM
bu konu cok ilgimi çekti

yazıları merakla takip edecegim

rıza şehrinin riza olma ihtimali tesadüf yada isim benzerliginden kaynaklı bir durum olmadıgı ortada

ancak aklımı karıştıran bir durum var benı bu konuda aydınlatırsanız cok sevinirim sevgili bralarım

etnik ve kültürel olarak rize halkında bize benzeyen cok fazla nokta yok

ibadet şekillerimizden tutunda felsefelerimze kadar

bu noktada düşüncelerinizi merakla bekliyorum

SAYGILAR

Sen tatilde de rahat durmuyorsun. onu anlamayacak ne var bizim kavmi kovmuşlar başka kavim yerleşmiş Rize şehrine
Yada Rıza şehrine

xgamzemx
29-06-2009, 12:25 PM
Sen tatilde de rahat durmuyorsun. onu anlamayacak ne var bizim kavmi kovmuşlar başka kavim yerleşmiş Rize şehrine
Yada Rıza şehrine

Alışmış .Kudurmuştan beter abi:D

tamamını nasıl kovarlar yahu

mursaloğlu
29-06-2009, 08:10 PM
Alışmış .Kudurmuştan beter abi:D

tamamını nasıl kovarlar yahu

kalanınıda sünnileştirirler olur biter . öyleleri aramızda azmı var sünnileşmiş olarak gururla yaşıyorlar. ekonomik durumlarıda düzeliyor gün geçtikce.

Tabiki hayal kurmakta sınır yoktur. bir isim benzerligiyle belgesiz delilsiz bir senaryo yazılırsa diger gerçek bilinenleride yok saymak gerekiyor.

Mesela Türk diye bir ırk yoktur. orta asyadan dünyaya yayılmamış bu türk soyu denen soy.

Karadeniz kıyılarında bir şehir devleti olan HORASAN dan yayılmış dersin. tüm cahillerin şimdiye kadar yazıp ta yutturdukları tarihi çöpe atarsın olur biter.

ve bir şehir devleti diyelim ki 100 bin kişilik ve bu ırk öyle üretkendir ki bir kaç yüz yılda asyada devletler kuracak kadar çogalır. Avrupa'yı asya'yı ve Afrika'yı işgal altına almıştır.

h.alibaba
29-06-2009, 11:34 PM
Alışmış .Kudurmuştan beter abi:D

tamamını nasıl kovarlar yahu



Sevgili xgamzemx,
Eski çağlarda köleci toplum diye bir toplum vardı. Egemen güçler işgal ettiği yerlerde insanları da bir ganimet olarak alır götürürdü. Rıza şehri dediğimiz yerden de bu olaylar defalarca olmuştur. Anna Komneno Alexiad adlı kitabının 471-472. sayfasında şöyle der; “Oysa, Mani ile -Kallinikos oğulları- Paulos'un ve İoannes'in, vahşî geleneklerini hâlâ koruyan, zâlim, kan dökmekte duraksamayan bu müridleri, şu pek beğenilesi İmparator İoannes Tzimiskes tarafından, savaşta yenilmişlerdi ; o, bunları Asya'dan [Anadoludan] köle olarak getirmiş, Khalyps'lerin ve Ermenilerin yaşadığı yörelerden alıp, Trakya'ya kadar göç ettirmişti. Bunları, astığı astık, kestiği kestik yönetimle egemen oldukları berkitilmiş kentlerden ve kalelerden çıkartmak için, hem de onları İskit akınlarına karşı güvenilir bekçiler olmak üzere oraya konuşlandırmak” için naklettiğini söylemektedir. İnsanlarımız yerlerinde yurtlarında kovulmuşlardır. Yerlerine başkalarını yerleştirdikleri sayısız örnekle kanıtlamak mümkündür.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/99/Urartu743.png/800px-Urartu743.png (http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/99/Urartu743.png)

Burada Kallinikos oğulları ve Khalyps'ler demektedir. Özellikle Khalyps'lerin yaşadığı yeri harita üzerinde görebilirsiniz. Bu haritada Urartu imparatorluğunun kuzeyinde şu an Rize ilimizin bulunduğu mor renklendirilmiş yerde QULQI ( KOLKHA ) olarak geçen yerdir.

Gelelim hiç mi kalmadılar soruna cevap aramaya. Bu sitenin üyesi olan Batıni isimli arkadaşımızın başka bir ortamda bizimle paylaştığı bir bilgi vardır. “Rizenin İyidere Han köyü,canlar ararştırdım rizede Alevi yokmu diğe ama en sonun'da canlarımızı buldum orda..


İyidere han köüyü canlar 24 haneden oluşuyor ve tamamı Alevi Kızılbaştır..
Araştırmalarımızı ve geçen konuşmaları size aynen aktarıyorum..
Rize'den bu köye çıkan canımızın yanındaki'ler oranın yerli halkı ve çıkarken bu köye aman dikkat et Hakkı, bu köyün tamamı Kızılbaş, Alevidir bunlar çok gattardır diğe başta uyarılıyor..Sonra köye çıkıldığın'da canımızın selam veriyor tabibi selamı alınmıyor neden mi?Çünkü bizim tarzimiz'da değil,sonra merhaba abiler dediğin'de selamı alnıyor ve sohbet başlıyor..
Nererilisin? kardeşim sorgu, suhal canımız doğuluyum aslen Tuncelliyim deyiyor ve memlektini söyledğinde inanılmaz bir ilgiyle karşılaşıyor o köyde ve halkın'da..
Köyün misyonu ve görevi burda'ki;anzer balını üretip ve satmak, aynı zaman'da bal kovanlarının koruculuğunu yapmaktır.
Ve, bu köyde oturan canlarımız osmanlı zamanın'da göç ettirilmiş Alevilerdir..” biz Alevilerin yeterli imkanlarımız olmadığından kimin nerede yaşadığıyla ilgi araştırma yapıp öğrenme şansımız çok az, fakat yok demek değil. Yani googlede aradım yoktu demek böyle bir şey yoktur demek ve inanmak doğru olmadığı açıktır. Zaman buldukça bilgi ve bulguları aktarmaya devam edeceğim. Değerli canlarımız da katkıda bulunmalarını rica edeceğim.

Sevgiler

A.mirzaoglu
30-06-2009, 12:26 AM
Rize adının da, Rıza Şehrinde gelme olasılığı çok yüksek görülmektedir. Bu konuyu tartışırken değerli bir dost şu bilgileri topiğe aktarmıştı.

“Rize adının anlamı:Anadolu'nun Doğu Karadeniz bölgesinde il merkezi kentimiz. Adı görünüşe bakılırsa, Hellen dilinde Riza / Rize (e'si eta, H ile) sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcüğün çeşitli anlamları vardır; o arada, "dağın dibi, dağın eteği" anlamına da gelir.
Kentin adı Bizans çağında Rizaion (Latin dilinde Rhizaion) biçiminde kullanılıyordu. Riza-on, Riza-yeri. Bazı araştırmacılar bu adın öz biçiminde, Laz dilinden gelme ve "Buluşma-toplantı yeri" anlamında olabileceğini düşünüyorlar. ( Bryer/Winfield, s.336)
Bu adın gerçekte Helen ya da Laz kökenli olduğunu sanmıyorum. Bu yönden, Helenleşmenin hiçbir zaman gerçekleşmediği, Lazcanın da asla etkili olmadığı bir yörede, Erzurum Merkez İlçesi, kuzeybatı yanında, bucak merkezi Ovacık'ın güneybatı yakınında bir Riza Dağı görmemiz önemlidir. Yani adın kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiğini bize anlatmaktadır.” Bilge Umar: Türkiye'de Tarihsel Adlar.

Bu durumda gösteriyor ki Rıza Şehrinin, Rize olma olasılığı çok yüksektir. Ama burada Bilge Umar Rize adının kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiği önerisini anlamış değilim. Neden o bölgenin insanı olan Hurri ve o bölgede yaşamış olan başka dilerde değil de Kappadokia dilinde aramamız gerekli olduğunu söylüyor? Bir anlamı vardır herhalde.

Sevgiler

Merhaba sayın H. Alibaba ilk önce yazınızı okudum.O bölgenin bir evladı olarak yıllarca Rize ili üzerinde araştırma yapmış biriyim.

Gerek sanal hayatta gerekte sosyal hayatta hâlâ da araştırma yapmaktayım.

Yazınızda o kadar hata var ki nerden başlasam diye düşünmekteyim.

Sizin gibi düşünen işi şakaya vurarak anlatmaya çalışan bir kaç yazıyada rastladım.Sanırım herkes birbirinden kopya yapıştır yaparak bilgi kirliliği yapıyor.


XXXX:
8) 8) 8)
Rize'ye ek;
Ad görünüşe bakılırsa Hellen dilinde Riza/Rize sözcüğünden gelmektedir.Bu sözcüğün çeşitli anlamları vardır. "Dağın dibi, dağın eteği" en yaygın anlamlarıdır. Kentin adı Bizans çağında "Rizaion" "Rhizaion" imiş. Riza-ion "Riza yeri" anlamına geliyor. Bazı araştırmacılar bu adın öz biçiminde, Laz dilinden gelme ve "buluşma + toplanma yeri" anlamında olabileceğini düşünüyorlar. Usta yazar Bilge Umar ise şöyle diyor;
"Bu adın gerçekte Hellen yada Laz kökenli olduğunu sanmıyorum. Bu yönden bu yörede Erzurum İli merkez ilçesikuzey batı yanında, bucak merkezi Ovacık olan bir Riza Dağı vardır. Bu önemli bir bilgidir. Yani adın kökeni sınırları eski çağlarda buralara kadar uzanmış olan Kapadokya dilinde aranmalıdır" Olabilir mi Riza Dağı bu adaın kaynağı :lol:
Bakınız "dağ yamacı" anlamına gelen Rhiza ---> Riza Dağı :lol:


RİZE
Dağların yamacına kurulmuş bir şehir olduğu için "dağ eteği" " dağ yamacı" anlamına gelen RHİZA adını almış.
Şehrin ismiyle ilgili anlatılan bir hikayeye göre ise; Rize'de güzelliği ve yardımseverliği ile dillere destan ROZA adında bir kadın yaşarmış ve sevdiği Ali Reis'i Karadeniz'e kurban vermiş. :cry: O günden sonra evine kapanıp denize bakarak türküler söylemeye başlamış.Birgün sesler duyulmaz olmuş,merak eden komşuları ne olduğuna bakmaya gidince öldüğünü ve yanındada bir not oldğunu görürler.Notta "Hazinelerimi fakirlere dağıtın,gelip burada ev kursunlar,benide aralarında bulundursunlar" diye yazarak kendisinin bu şekilde yaşatılmasını istemiş.Böylece burada yerleşim başlamış ve adıda Roza'dan esinlenerek Rize olmuş


Bu gün anadolu'nun eski tarihi hakkında çoğu bilgiler hitit tabletlerinden faydalanarak oluşturulmaktadır.Azzilerden bahsetmişsiniz ama bir çok noktayı atlayarak nedense olayı Rize'ye bağlamışsınız. Azzilerle-Hititlilerin arasındaki savaştan bahsediyorsunuz bu savaş Rize de değil Giresun'da olmuştur. Bu savaş ağır bir yenilgiye uğrayan Azziler 300 yıl Hitti egemenliği altında yaşamıştır. Dolayısıyla buraya verdiğiniz bilgilerde tutarsız. Kaldı ki Hittiler ''AZZİ ÜLKESİ '' dediği yer ise bu gün Giresun, Gümüşhane ve Trabzon'dur.

Bu gün hâlâ tartışılan bir konu bu aslında arkeolojik kazılar da azzilerden hittilerden sonra herhangi bir kaynak bulunamamıştır. Bir çok arkelog ve tarihçi bu anlamda bakarak azzilerin başka bir adla anıldığını ortaya atar mesela ilyeda adı geçen ''Alizonlar'' Azzilerin devamı olarak düşünülür. Yunan belgelerinde Alizonların Ordu - Giresun - Gümüşhane civarlarında yaşadıkları belirtilir. Alizonların ise bu gün lazların ataları olarak kabul edilir.

Galiba işler temel fıkrasına dönüyor lazların atası azziler , azzilerin atası aleviler ....

Kaldı ki bu yazınıza da anlam veremedim ;


“Rize adının anlamı:Anadolu'nun Doğu Karadeniz bölgesinde il merkezi kentimiz. Adı görünüşe bakılırsa, Hellen dilinde Riza / Rize (e'si eta, H ile) sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcüğün çeşitli anlamları vardır; o arada, "dağın dibi, dağın eteği" anlamına da gelir.
Kentin adı Bizans çağında Rizaion (Latin dilinde Rhizaion) biçiminde kullanılıyordu. Riza-on, Riza-yeri. Bazı araştırmacılar bu adın öz biçiminde, Laz dilinden gelme ve "Buluşma-toplantı yeri" anlamında olabileceğini düşünüyorlar. ( Bryer/Winfield, s.336)
Bu adın gerçekte Helen ya da Laz kökenli olduğunu sanmıyorum. Bu yönden, Helenleşmenin hiçbir zaman gerçekleşmediği, Lazcanın da asla etkili olmadığı bir yörede, Erzurum Merkez İlçesi, kuzeybatı yanında, bucak merkezi Ovacık'ın güneybatı yakınında bir Riza Dağı görmemiz önemlidir. Yani adın kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiğini bize anlatmaktadır.” Bilge Umar: Türkiye'de Tarihsel Adlar.

Hem helen dilinde Riza olduğunu söyleyen siz misiniz ? yoksa bir dostunuz mu ? yoksa sayın Bilge Umar mı ?

Aynı zamanda helen diline ait olmadığını söyleyen siz misiniz ? yoksa bir dostunuz mu ? yoksa sayın Bilge Umar mı ?

Rize konusuna gelince, Rize ismi nerden gelir ?

Bu konu hakkında bir çok rivayet vardır,

Osmanlıca, Rize = Kırıntı demek

Yunanca, Rhizos= Pirinç demek

Yine Yunanca, Rhiza = Dağ yamaçı anlamına geliyor.

Bunun gibi bir çok tez vardır. Batı dünyası tabiki işine gelen rumca kaynakları göz önüne alarak tez üretmektedir. mesela sizde buraya yazarken dikkat ettim tezinizin doğru olması için direk şehir ismini Riza diye alıyorsunuz halbuysa Rhiza gerçek yazılışı kaldı ki ;

Buraya kelimelerin evrilişmesini yazmak için iyi bir dil bilimci olmak lazım mesela sizin Riza-on dediğiniz ve diğer kopya-yapıştır yaptığım şahsın Riza-ion diyerek verdiği kelimeyi nasıl Rıza'ya bağladınız açıklamanız gerekir.

Mesela bu neye benzer bende Ergenekon'u anadolu'da arasam Diyarbakır gider ergani kelimesini eğer, büker bir kurnazlık yapar ordaki bakır dağları eriterek Türkler'in yıllarca aradığı yer Diyarbakır ergani derim.

Son olarakta bu gün Rize coğrafyasında bir çok kazıda iskitlere ait tarihi eserler bulunuyor mesela Rize-Hemşin'deki İskit dağı iskitlerden kalmadır. İskitlerin bu coğrafyaya m.ö 7. yy geldiğini düşünürsek çoruh kıvrımlarına yerleşen bir iskit oymağı olan Erizaların bu bölgede yaşadıklarıda biliniyor. Bu anlamda tarihi evraklara bakarsak eskiçağın ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon Geographica adlı eserinde gerekse Ksenophon'un bölge hakkında bilgi verirken iskitlerin bu bölgedeki faaliyetlerini ve yerleşim yerlerine nasıl ad verdiklerini dile getirmektedir.

Saygı ile...

mursaloğlu
30-06-2009, 12:49 AM
Vallahi dostlar bu konu beni sarmadı Rize nin Rıza şehriyle ne ilişkisi var Eger Alevilik İslamdan önce vardı ve islam dışı demek isteniyorsa kıyıdan kenardan dolaşmaya gerek yok.

İnandırıcı belge ve bilgiler getirmek lazım.

A.mirzaoglu
30-06-2009, 01:01 AM
Vallahi dostlar bu konu beni sarmadı Rize nin Rıza şehriyle ne ilişkisi var Eger Alevilik İslamdan önce vardı ve islam dışı demek isteniyorsa kıyıdan kenardan dolaşmaya gerek yok.

İnandırıcı belge ve bilgiler getirmek lazım.


Merhaba mursaloğlu ben alevi değilim benim şehrimin adı geçmiş diye kendi çapımda bir kaç şey yazmak istedim.

aleviler kendini nasıl hissediyorsa öyle algılanmasından yanayım.

İslamsız yada islamlı ben olaya rıza şehri olarakta bakmadım. Bir zamanlar yaşadığım il olarak gördüm.İsterse rıza şehri rize de olsun.

Sadece ortada bilgi kirliliği var bana göre yukarda paylaştığım alıntıyı daha önce başka bir site de ( dizi sitesinde )vardı. Şimdi de aynı yazıyı biraz değiştirerek burda gördüm ortalıkta kopya yapıştır ve daha önce dediğim gibi bilgi kirliliği var.

Saygıyla....

mursaloğlu
30-06-2009, 01:07 AM
Merhaba mursaloğlu ben alevi değilim benim şehrimin adı geçmiş diye kendi çapımda bir kaç şey yazmak istedim.

aleviler kendini nasıl hissediyorsa öyle algılanmasından yanayım.

İslamsız yada islamlı ben olaya rıza şehri olarakta bakmadım. Bir zamanlar yaşadığım il olarak gördüm.İsterse rıza şehri rize de olsun.

Sadece ortada bilgi kirliliği var bana göre yukarda paylaştığım alıntıyı daha önce başka bir site de ( dizi sitesinde )vardı. Şimdi de aynı yazıyı biraz değiştirerek burda gördüm ortalıkta kopya yapıştır ve daha önce dediğim gibi bilgi kirliliği var.

Saygıyla....

Ben zaten senin için bir şey yazmadım ki kendine yazdıgıma nasıl kanaat getirdin.

Yazıyı bir daha okursan senin yazını çagrıştıran bir kelime bulamazsın.
zaten bu kopyala yapıştırcılar internet ortamında her şeyi gerçek sanıyorlar. birde düşüncelerine uygunsa kopyala yapıştır ne güzel hayat.

A.mirzaoglu
30-06-2009, 01:16 AM
Ben zaten senin için bir şey yazmadım ki kendine yazdıgıma nasıl kanaat getirdin.

Yazıyı bir daha okursan senin yazını çagrıştıran bir kelime bulamazsın.
zaten bu kopyala yapıştırcılar internet ortamında her şeyi gerçek sanıyorlar. birde düşüncelerine uygunsa kopyala yapıştır ne güzel hayat.

Merhaba mursaloğlu bir yanlış anlama oldu. Sanırım bende sizin bana bir şey demediğinizi biliyorum şu an iş yerindeyim uzun uzuna yazmak isterdim. Fakat müsait değilim.

Konuylada alakasız olacak fakat şunu belirtmek isterim ki üniversite yıllarıma kadar hiç bir alevi tanımadım. Tanıyınca da inanın dünya görüşüm çok değişti.

Yanlış anlaşılmak istemem diye açıklama getirdim. Bende köken olarak Çepni Türk'üyüm.


Rahatsız ettikse afolla.

Saygıyla...

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 01:28 AM
gerçi bir düşüncem daha oluştu

Horasan veya Rıza Şehri bulundukları bölgedeki halk dilinde gene o kelime kullanılmıyordur gibime geliyor mesela

Almanya Türkçe ama Deutchland Almanca
Mısır Türkçe ama EGPYT İngilizce
ikisi arasında hiç bir benzerlik yok ama AYNI yeri tarif ediyor yani GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ ile bu yerleri kelime benzerliği ile irdeleştiremeyiz kanısına varıyorum

h.alibaba
30-06-2009, 02:32 AM
Sizin gibi düşünen işi şakaya vurarak anlatmaya çalışan bir kaç yazıyada rastladım.Sanırım herkes birbirinden kopya yapıştır yaparak bilgi kirliliği yapıyor.
Sn.mirzaoğlu,
Hayır, ben bu işin şakasında değilim, başkasını bilmem, ama benim birden fazla sitede benzer yazılarımla karşılaşabilirsiniz.
Bu gün anadolu'nun eski tarihi hakkında çoğu bilgiler hitit tabletlerinden faydalanarak oluşturulmaktadır.Azzilerden bahsetmişsiniz ama bir çok noktayı atlayarak nedense olayı Rize'ye bağlamışsınız. Azzilerle-Hititlilerin arasındaki savaştan bahsediyorsunuz bu savaş Rize de değil Giresun'da olmuştur. Bu savaş ağır bir yenilgiye uğrayan Azziler 300 yıl Hitti egemenliği altında yaşamıştır. Dolayısıyla buraya verdiğiniz bilgilerde tutarsız. Kaldı ki Hittiler ''AZZİ ÜLKESİ '' dediği yer ise bu gün Giresun, Gümüşhane ve Trabzon'dur.
Sanırım konuyu anlamamışsın, ben savaş tarihi araştırmıyorum. Ben Azzi yaşlı kurulunu Rıza şehrindeki Pirlerle bir uyum içinde olduğuna işaret etmeye çalışıyorum. Onun için o bilgiyi aktardım. Siz bu kısmı anlamamışsınız, daha doğrusu konuyu anlamamışsınız. Sizi ilgilendiren Rize ismi olmuş ve bu bağlamda uygun görmediğinize itirazınız olmuştur.


Galiba işler temel fıkrasına dönüyor lazların atası azziler , azzilerin atası aleviler ....

Kaldı ki bu yazınıza da anlam veremedim ;
Dedim ya siz konuyu anlamamışsınız, anlamadığınız bir konuya anlam verme zor olsa gerek. Lazlar Alevilerin atası olamaz. Çünkü Lazlar o bölgeye sonradan geldiği bilinendir. Örneğin: Lazlar, Fatih ve Yavuz zamanında yerleştirilmiş ve daha önce de benzer olaylar olmuştur.

Hem helen dilinde Riza olduğunu söyleyen siz misiniz ? yoksa bir dostunuz mu ? yoksa sayın Bilge Umar mı ?

Aynı zamanda helen diline ait olmadığını söyleyen siz misiniz ? yoksa bir dostunuz mu ? yoksa sayın Bilge Umar mı ?
Sn. A. Mirzaoğlu, ne ben ne deki dostum alıntıdan bir değişikli yapmamıştır. Bilge Umara aittir ve kaynağı belirtilmiştir. Senin verdiğin alıntılarda ise kişi alıntıyı kendisine göre değiştirmiştir. Anlaşılması zor değildir, biraz dikkat yeterlidir.

Rize konusuna gelince, Rize ismi nerden gelir ?

Bu konu hakkında bir çok rivayet vardır,

Osmanlıca, Rize = Kırıntı demek

Yunanca, Rhizos= Pirinç demek

Yine Yunanca, Rhiza = Dağ yamaçı anlamına geliyor.

Bunun gibi bir çok tez vardır. Batı dünyası tabiki işine gelen rumca kaynakları göz önüne alarak tez üretmektedir. mesela sizde buraya yazarken dikkat ettim tezinizin doğru olması için direk şehir ismini Riza diye alıyorsunuz halbuysa Rhiza gerçek yazılışı kaldı ki ;

Buraya kelimelerin evrilişmesini yazmak için iyi bir dil bilimci olmak lazım mesela sizin Riza-on dediğiniz ve diğer kopya-yapıştır yaptığım şahsın Riza-ion diyerek verdiği kelimeyi nasıl Rıza'ya bağladınız açıklamanız gerekir.
Ben burada bilinen Rize ismiyle değerlendirme yaparken o bölgedeki tarihi olaylarla değerlendirmeye çalışıyorum. Rize adının anlamı bumuydu, şumuydu şeklinde bir yere varılamayacağı açıktır. Tabiî ki gereklidir. Olaylarla bir bütünlük içinde olursa bir anlam taşır. Kendi başına Rize isminin ne anlama geldiğinin hiçbir anlamı yoktur. Unutulmamalıdır ki isimler ve anlamları insan topluluklarının ve olaylarının olmadığı yerde olmaz. Birileri oraya Rize ismini koymuşlar ve şimdiki nesil o Rize ismini ne zaman ve kimler tarafında konulduğunu bilmemektedir. O zaman bütün değerler buluşturulur ve bir tespite gidilir. Rize ismini bütün dünya dillerinde bir anlamı vardır. Yukarıda verdiğin listeyi daha da çoğalta biliriz.

Mesela bu neye benzer bende Ergenekon'u anadolu'da arasam Diyarbakır gider ergani kelimesini eğer, büker bir kurnazlık yapar ordaki bakır dağları eriterek Türkler'in yıllarca aradığı yer Diyarbakır ergani derim.
Evet bu güne kadar anlattığın gibi hep kurnazlık yapılmıştır. Örneğin: Anadoluda Tanrıdağı Orta Asyada ki Tanrıdağıyla eşleştirilip Türkler, Orta Asyadan geldi tezini geliştirmişler. Orta Asyadaki Horasanda geldik Erzurum Horasanı kurduk şeklinde tezler geliştirilmiştir. Bir örnek daha: bu güne kadar Kayı boyunun beyi Ertuğrul Gazının şeceresini kimse bilmiyordu. Üstünde yüz yıllar geçiyor bu boşluk fark edildikten sonra Ertuğrul Gaziye baba aranmıştır. Babası Gündüz Alpmış. Kaynak ise gidin bulun dercesine gibi.

Sevgiler

h.alibaba
30-06-2009, 02:45 AM
Vallahi dostlar bu konu beni sarmadı Rize nin Rıza şehriyle ne ilişkisi var Eger Alevilik İslamdan önce vardı ve islam dışı demek isteniyorsa kıyıdan kenardan dolaşmaya gerek yok.

İnandırıcı belge ve bilgiler getirmek lazım.


Sevgili mursaloğlu,
Lütfen konunun seyrini değiştirmeye çalışmayın. İslamiyet adına geçmişinle yüzleşmeye korkuyorsun galiba. Ben Rize ile Rıza sözcüklerini birbirine benzeterek Rıza şehri demiyorum ki, o benzerlik ekstradır. O benzerlikleri Türk İslam sentezcileri yapmaktadır. Şimdi sen bu konunun içinde Rize ve Rıza sözcüklerinin dışında Aleviliğe uygun başka bir şey bulamadınmı?

Sevgiler

h.alibaba
30-06-2009, 04:02 AM
gerçi bir düşüncem daha oluştu

Horasan veya Rıza Şehri bulundukları bölgedeki halk dilinde gene o kelime kullanılmıyordur gibime geliyor mesela

Almanya Türkçe ama Deutchland Almanca
Mısır Türkçe ama EGPYT İngilizce
ikisi arasında hiç bir benzerlik yok ama AYNI yeri tarif ediyor yani GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ ile bu yerleri kelime benzerliği ile irdeleştiremeyiz kanısına varıyorum

Sevgili Fukara,
Çok haklısın, örneğin Güneşin isimi bütün dillerde birbirinden farklıdır, ama hepside aynı Güneşi tarif etmektedirler.


Yanlış anlama seni yadırgadığım için söylemedim. Ufkumuzu geniş tutmak açısında böylede düşünmek gerekli olabilir. Ama kanaat getirilen doğrulara inatla direnmek de yersiz olur. Ben isim benzerliğiyle yola çıkmadım, o isim benzerliğiyle hareket edenler bellidir. Ben alevi değerlerini bir araya getirerek konuyu değerlendiriyorum.


Örneğin: Alevilikte Pir vardır. Pir, yaşlı, ihtiyar demektir. Yani Aleviliğin asli unsurları olan Dedeler. Bu bağlamda bir örnek vereceğim ve birlikte bakalım konumuzla olan ilgisine.


Erzurum’un eski adalarından biri, Kalikala’dır. Kalikala; dedelerin dedesi (ihtiyarların ihtiyarı) demektir.

Karsın eski adalarından biri, Kalaki Karisi’dir. Karisi; üşümektir. Kalaki; Dede’ce (ihtiyarca) demektir.

Tuncelinin eski adalarından biri, Kalan’dır. Kalan; ihtiyarlar (Dedeler) demektir.

Urafanın eski adalarından biri, Kaliroe’dir. Kaliroe, güneyin veya günün ihtiyarı (Dedesi) demektir.

Gümüşhane, Bayburtun Bizans dönemindeki adı Kaldia olduğu herkesçe bilinmektedir, yani kal memleketi.

Bu isimler tesadüf olabilirmi? Bu Kalların ve Anna Komnenonun da Kalik oğları dediği böyle bir insan topluluğu sadece isimden mı ibaretti?

Sevgiler

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 04:23 AM
Bursa ilinin kuruluşunda da Kızık adı ile anılaran boylar vardır bu boyların bulunduğu her köyde yatan köyün kurucusu yada o ocağın başı DEDELERİN türbeleri bulunur ..

Dede isimleri, yaşlı isimleri tabiki de kullanılır ama denilen konu bu TOPLUMLAR da DEDE veya yaşlı isminin kullanılmaıası doğaldır ,Kullanılmaması acaib olucaktır..

mursaloğlu
30-06-2009, 04:27 AM
Sevgili mursaloğlu,
Lütfen konunun seyrini değiştirmeye çalışmayın. İslamiyet adına geçmişinle yüzleşmeye korkuyorsun galiba. Ben Rize ile Rıza sözcüklerini birbirine benzeterek Rıza şehri demiyorum ki, o benzerlik ekstradır. O benzerlikleri Türk İslam sentezcileri yapmaktadır. Şimdi sen bu konunun içinde Rize ve Rıza sözcüklerinin dışında Aleviliğe uygun başka bir şey bulamadınmı?

Sevgiler


Sevgili H. Alibaba

Ben senin bu düşüncene katılmıyorum şimdi benim islami düşüncelere sahip olmamla senin inadına islam dışı düşüncelere sahip olmanı açıklıyormu. bu senin görüşün ve genelde kopyala yapıştırla bu fikrine taraftar toplama çabasındasın. o kadar çabaya gerek yok Alevilige başka kılıflar biçmeye çalışanlar o kadar çok ki.

Zaman ve tarih içinde bir birine benzeyen çok şey bulursun yeterki ara. ben bir Ermeni ile sohbet ettim. Eremeni inancıyla Aleviligin arasında o kadar benzer şeyler var ki şimdi Alevilik ermenilikten mi gelme diyelim.
Alevilige kılıf uydurmaya çalışanlara bir teklifim var, Siz kendi bildiginiz gibi inanın Bizde kendi bildigimiz gibi inanalım.
Eger Alevilik bizim inandıgımız gibi derseniz

ALEVİLERİ SÜNNİ YAPACAGIZ DİYENLERDEN NE FARKINIZ KALIR.

Alevilik hiç bir inancın uzantısı olmayacak kadar arı. ve kendi başına kutsal bir inançtır.

h.alibaba
30-06-2009, 05:41 AM
Ben senin bu düşüncene katılmıyorum
Sevgili mursaloğlu,
Düşünceme katılama zorunda değilsin, seni zorlayan da olmadı. Boş yere ipe un serme. Katkıda bulunacağın var ise olumlu olumsuz kabulümdür.

genelde kopyala yapıştırla bu fikrine taraftar toplama çabasındasın o kadar çabaya gerek yok Alevilige başka kılıflar biçmeye çalışanlar o kadar çok ki.
Şimdi ben sana ne diyeyim. Neden bu kadar ön yargılısın, neden bu kadar insancıl görünüp fesat yapılısın. Bir söz sarf ettin ispatlamak zorundasın. Sana ağır konuşmak istemiyorum. Fakat kendini taşımasını bilmelisin. Bir tek satır kopyalayıp yapıştırdığımı ispatla, ne dersen kabulümdür ve senin turabın olmaya hazır olduğumu herkesin önünde beyan ediyorum. Edemiyorsan özür dilmeye çağırıyorum. Daha fazla bir şey demeyeyim.

Ben hiçbir zaman başkalarına ait olan bir yazıyı kendim yazdım pozuna girmedim ve böyle bir ihtiyacım da yoktur. yaptığım alıntıların kaynağını veriyorum ve alıntı olduğunu belirtiyorum. Çünkü ben emeğe saygı duyuyorum. Senin bu yaptığın bir iftira olarak ve karalama olarak değerlendiriyorum..



Alevilige kılıf uydurmaya çalışanlara bir teklifim var Siz kendi bildiginiz gibi inanın Bizde kendi bildigimiz gibi inanalım.
Eger Alevilik bizim inandıgımız gibi derseniz
Benim Aleviliğe kılıf uydurmama gerek yoktur. Başkasının da kılıf uydurmasına gereği yoktur. taraftar toplamaya ihtiyacımda olamaz ve olmayacaktır. Eğer olsa idi en başta seni taraftar yapmaya çalışırdım. Senin nasıl inandığına bir itirazım oldumu? Sen Alevi Sünniyim dedin, sana lafım mı oldu? Ama karşındaki adam Alevi Sünni değil sadece Alevidir. Gereksiz yere racon kesmekten vazgeç.


Alevilik hiç bir inancın uzantısı olmayacak kadar arı. ve kendi başına kutsal bir inançtır.
Ee o zaman korkun ve tereddütün neden, umarım ne dediğinin farkındasın. Burada anlaşılan Sünni yönümü kaybederim korkusu başladı senden. Katkıda bulunacağın var ise önemserim, eğer haklı bir eleştirin ve katkın yok ise söylediklerin benim için bir anlam teşkil etmemektedir.

Sevgiler

mursaloğlu
30-06-2009, 05:51 AM
Sevgili mursaloğlu,
Düşünceme katılama zorunda değilsin, seni zorlayan da olmadı. Boş yere ipe un serme. Katkıda bulunacağın var ise olumlu olumsuz kabulümdür.


Şimdi ben sana ne diyeyim. Neden bu kadar ön yargılısın, neden bu kadar insancıl görünüp fesat yapılısın. Bir söz sarf ettin ispatlamak zorundasın. Sana ağır konuşmak istemiyorum. Fakat kendini taşımasını bilmelisin. Bir tek satır kopyalayıp yapıştırdığımı ispatla, ne dersen kabulümdür ve senin turabın olmaya hazır olduğumu herkesin önünde beyan ediyorum. Edemiyorsan özür dilmeye çağırıyorum. Daha fazla bir şey demeyeyim.

Ben hiçbir zaman başkalarına ait olan bir yazıyı kendim yazdım pozuna girmedim ve böyle bir ihtiyacım da yoktur. yaptığım alıntıların kaynağını veriyorum ve alıntı olduğunu belirtiyorum. Çünkü ben emeğe saygı duyuyorum. Senin bu yaptığın bir iftira olarak ve karalama olarak değerlendiriyorum..




Benim Aleviliğe kılıf uydurmama gerek yoktur. Başkasının da kılıf uydurmasına gereği yoktur. taraftar toplamaya ihtiyacımda olamaz ve olmayacaktır. Eğer olsa idi en başta seni taraftar yapmaya çalışırdım. Senin nasıl inandığına bir itirazım oldumu? Sen Alevi Sünniyim dedin, sana lafım mı oldu? Ama karşındaki adam Alevi Sünni değil sadece Alevidir. Gereksiz yere racon kesmekten vazgeç.



Ee o zaman korkun ve tereddütün neden, umarım ne dediğinin farkındasın. Burada anlaşılan Sünni yönümü kaybederim korkusu başladı senden. Katkıda bulunacağın var ise önemserim, eğer haklı bir eleştirin ve katkın yok ise söylediklerin benim için bir anlam teşkil etmemektedir.

Sevgiler

Bana Alevi sünni demekle esas iftirayı sen atıyorsun

Neyi kayıp edecegim.

O yazımda senin anladıgın bu kadarmış. siz fikrini yazan degil yalakalık yapan arıyorsunuz. o da bizde bulunmaz.

Ne katkısı bakliyorsun hayal ürünü olan ve faraziyelere dayanan bir yazıya.

Beni önemsesen ne olur önemsemesen ne olur ben seni şu andan itibaren önemsemiyorum.

Seni kırmak istemiyorum derken hakaret etmekten vaz geç.ama herkes yakışanı yaparmış.

h.alibaba
30-06-2009, 06:06 AM
Bana Alevi sünni demekle esas iftirayı sen atıyorsun

Neyi kayıp edecegim.

O yazımda senin anladıgın bu kadarmış. siz fikrini yazan degil yalakalık yapan arıyorsunuz. o da bizde bulunmaz.

Ne katkısı bakliyorsun hayal ürünü olan ve faraziyelere dayanan bir yazıya.

Beni önemsesen ne olur önemsemesen ne olur ben seni şu andan itibaren önemsemiyorum.

Seni kırmak istemiyorum derken hakaret etmekten vaz geç.ama herkes yakışanı yaparmış.

konuyu kişiselleştirmeye niyetli olmadığımdan cevap hakkımı saklı tutuyorum.
En Büyük mursaloğlu, başka büyük yok!

perâkûh
30-06-2009, 07:30 AM
Burada Alevilerin Ütopyası olan Rıza Kentinden söz ediliyor. Bu nedenle bu başlığı taşıyan konuya her Alevi forumunda rastlamak mümkün. Bu, ortak bir ütopya olduğu için; bu ütopyayı tartışmaya açan arkadaşımızın kopyalama yaptığını söylemek haksızlık olur.

Burada bir merak, sorgulayan ve bu sorgulamasının sonunda bir takim yargılara ulaşan arkadaşın yazdıklarını okurken; bilgiler yanlış mı doğru mu önyargısından sıyrılmak gerekir. Çünkü bahsedilen konu birebir bizim tarihimizle ilgili.

Şunu anlamakta da zorlanıyorum. Sanki İslamiyetten önce şu yeryüzünde kimse yaşamamış. Ya da yaşamış ama hiçbir düşünsel, inançsal etkinliği olmamış. Böyle birşey mümkün mü? İslamiyetten önce de uygarlıklar vardı ve bu uygarlıklar düşünsel anlamda kendilerinden sonra gelenleri, hatta topraklarını işgal eden barbarları bile kültürel anlamda etkilediler. Etkiledikleri gibi etkilendiler de..Diyalektik düşünce tarihe bu bakışla bakar.

İslamiyetin kendisi de kendisinden önceki inançlardan çok etkilendi. O kadar etkilendi ki, camilerin minarelerinde hâlâ Ay tanrıçasını simgeleyen ay sembolü durur.

Bu yüzden, İslam içiyiz, İslam dışıyız kaosuna kapılarak bir araştırmayı okumak bizlerin sadece subjektif bakış açısı ile okuduğumuz konuları yeterince değerlendirememize yol açar.

mursaloğlu
30-06-2009, 08:32 AM
Burada Alevilerin Ütopyası olan Rıza Kentinden söz ediliyor. Bu nedenle bu başlığı taşıyan konuya her Alevi forumunda rastlamak mümkün. Bu, ortak bir ütopya olduğu için; bu ütopyayı tartışmaya açan arkadaşımızın kopyalama yaptığını söylemek haksızlık olur.

Burada bir merak, sorgulayan ve bu sorgulamasının sonunda bir takim yargılara ulaşan arkadaşın yazdıklarını okurken; bilgiler yanlış mı doğru mu önyargısından sıyrılmak gerekir. Çünkü bahsedilen konu birebir bizim tarihimizle ilgili.

Şunu anlamakta da zorlanıyorum. Sanki İslamiyetten önce şu yeryüzünde kimse yaşamamış. Ya da yaşamış ama hiçbir düşünsel, inançsal etkinliği olmamış. Böyle birşey mümkün mü? İslamiyetten önce de uygarlıklar vardı ve bu uygarlıklar düşünsel anlamda kendilerinden sonra gelenleri, hatta topraklarını işgal eden barbarları bile kültürel anlamda etkilediler. Etkiledikleri gibi etkilendiler de..Diyalektik düşünce tarihe bu bakışla bakar.

İslamiyetin kendisi de kendisinden önceki inançlardan çok etkilendi. O kadar etkilendi ki, camilerin minarelerinde hâlâ Ay tanrıçasını simgeleyen ay sembolü durur.

Bu yüzden, İslam içiyiz, İslam dışıyız kaosuna kapılarak bir araştırmayı okumak bizlerin sadece subjektif bakış açısı ile okuduğumuz konuları yeterince değerlendirememize yol açar.

Sayın peraküh=

Şimdi Horasanı ele alalım. Horasan Kilden pişmiş topraktan. yumurta akı,kan ve peynir karıştıralak yapılmı bir yapı harcıdır. ve binaların mukavemetini artırmak için kullanılır.

Bu addan yola çıkarak horasan erenleri bazı maddelerle yogrularak yaratılmıştır diye bilirmiyiz.yada horasan bölgesinin bu harç çok yapıldıgı için adının öyle kondugunu ve Horasan erenlerinin mukavim yani dayanaklı olması bu bölgeden geldikleri içindir diye bilirmiyiz.

Dİyemeyiz diyeceksin.

Şimdi el insaf yani Tarihte Anadolunun kuzeyinde Bir horasan devleti kurulmuş diye (gerçi yazılışı Horasan A benziyor ama O zaman orada yaşayan insanların şivesinde Öylemi konuşuluyor acaba o bile bilinmiyor.Rize Adını Rıza'ya çevirip birde şehir oldugundan rıza şehri anlamı çıkarmak ne kadar akla yakın.

Ben hiç bir zaman geçmiş medeniyetleri inkar etmedim ve anadoluda binlercesi yaşamıştır bu insanlar havaya uçmadılar yok oldularsa yeni gelen toplumlara uyum saglıyarak kaynaşarak yaşamaya devam ettiler. Bulundugu ortama uyum saglamakta insanın üzerinde bir varlık yoktur dünyada bukelemub bile insanlar kadar renk degiştiremez.

Biz her ne kadar Türküz,Kürdüz Ermeni ve rumuz diyorsak bu anadoluda yaşayan kadim ırklardan kanımıza mutlaka karışmıştır.Tarihi mezarlar açılsa ve o bölgede yaşayan insanların genleri araştırılsa. Hepsindede o bölgede yaşayan kadim devletlrin insanlarının genleri çıkacagına inanıyorum.Müslümanlıgı ölümüne savunan bazı bölge insanlarının hiçte öyle inançları olmadıgıda ortaya çıkacak.

Biz Aleviligi savunan ve aslı türk olanların eski dinleri şamanizm degilmi.Alevidir diye bu ırkın insanları tarafından yakılıp kesilmiyorlarmı.Bu Vatanda yaşayan Alevi ve sünni diye adlandırılanların ataları aynı soydan ve akraba degilmi?.

Ben kişi olarak Aleviligin batıni yönüne inanmışım ve bu düşüncemin tersi olan düşüncelere şüphe ile bakarım bu da benim en dogal hakkım degilmi.
Okopyala yapıştır diyen arkadaşa gelince ben ona direk kopyala yapıştırcı demedim. kelimeyi çogul kullandım genelleme yaptım. o ne yaptı açtı agzını yumdu gözünü.
Benim şahsıma demedigini bırakmadı ne sünniligim kaldı nede yobazlıgım.bumu senin uygarca tartışma dedigin.

Ortaya bir konu açılınca tabiki destekleyende karşı fikirlerde olacaktır. bilgi birikimi olan birisi bu şekilde davranmaktansa fikirleri çürütür. hemen konu dışına çıkıp hakaret türü tavırlar takınmaz degilmi.

Neyse esas konuya gelirsek sadece bir horasan isminde yola çıkarak yanına da rize ekleyerek bir kanaata varılmaz kaldı ki horasan adı sadece bir bölgenin adı olmadıgı için bir yere de indirgenemez. eger dünyada araştırma yapılsa yalnız rıza isimli şehir degil rıza şehri isimli vilayetlerede rastlanır. hata köy ve kasaba isimleride vardır.
Kaldı ki seninde dedigin gibi rıza şehri Aleviler için bir ütopyadır.

h.alibaba
30-06-2009, 09:41 AM
Aslında insanlarımız kendi geçmişleriyle hesaplaşmaya hazır değildirler. Var olan inançlarını İslamiyete endeksli olduğunu düşünmekten ziyade, endeksli kalmasını istemektedirler. Hem Rıza kenti düşleri var, hem de ilgi alanından uzak durmaktadırlar. Aman ha bir şeyler değişmesin diye çaba harcamaktadırlar. Geçeği nasıldır. Var olan söylentiler doğrumudur, değilmidir önemli değil. İslamiyetle bağı kopmasında nasıl olursa olsun. Oysa Pirlerimiz Gûlbank verirken gerçeğin demine Hü demeyi bize öğretti. Ama görüyorum ki Alevilerin bir kısmı gerçekten uzak yaşamak istediği gibi, birde herkesi de hayal dünyasında yaşamasını istemektedirler.

İslamiyet ve Türklük uğruna Alevliği bir başka inancın veya felsefenin uzantısı olarak kabul etmek bazılarına çok cazip gelmektedir. Hangi inançta Rıza Kenti söylencesi vardır diye merek ediyorum. Oysa Aleviliğin İslamiyetle bağı olsaydı, İslamiyette de Rıza Kenti olurdu. İslamiyet tam tersi bir seyir içinde ve özel mülkiyetin ön planda olduğu bir inançtır.

Bugün İslamiyetin uzantısı olan tarikat ve mezheplerle bir yapısal benzerlik gözlenebilinirmi? Eğer Alevilik İslamiyetin bir olgusu olsa idi bugünkü Hanefi, Şafi, Anbeli, Maliki ve Mevleviler konumunda olacaktı ve yapısal olarak onlara benzerdi. Bu mezhepler ve tarikatlarda İslamın dışına çıkma varmıdır? Hal böyle iken Aleviler neden İslamın şartlarına uymazlar? Ne yazık ki hiçbir benzerlik gözlemek mümkün görülmemektedir.

Kimisine göre Aleviler Şeman geleneklerinden İslama dönüşmekten var olmuştur ve dolayısı ile Aleviler Türk kökenlidir. Yani Alevilik yine bir yerlerden türemiştir. Kendi başına olamaz, olması sakıncalıdır.

Birilerine göre Alevilik Zerduş dininin bir devamıdır. Yani Zerduş diye bir inanç olacak, fakat Alevilik diye bir inanç olamaz. Çünkü Aleviliğin tarihine gerçekler gözüyle baksalar daha eski olduğu anlaşılır. Tabiî ki Alevilik 1400 yılık bir gelişim sürecinde olursa, elbette birilerine yamanır. Halbuki Aleviler ademi esas almışlardır. Şeytan ateşten yaratıldığı için ve Ademe biat etmediği için sevmezler ve lanet okurlar. Peki Aleviler nasıl Zerduş inancından olabilir. Alevilerin kâbesi Adem değilmı?

Sevgiler

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 09:57 AM
Peki onca Erenlerin Nefeslerini nasıl yorumlayacaksınız ?

Yani İSLAM dışı olan bir nefes rica ederim bende değilmi ?

Hakikat makamındayı bırakın yıllık görgüsünü görmeyen kimse HAKİKAT makamını nasıl bilebilir..

Yol Oğlu olan nasıl olurda IRKi konulara döner ? Balkanlarda yaşan Virani nasıl ER ise YOLDA,Arasında Km fark olan Bağdatta Nesimide aynı değerdedir.

Bunların gerçekliğini göz ardı edemeyzi Aleviliği sadeceAnadoluya sığdırmak ise yanlış bir noktadır..

mursaloğlu
30-06-2009, 11:13 AM
Öyleyse Alevilik dinsizlik mi. yada asırlardır var olan kadim bir dinmi eger bir dinse Peygamberi kim kitabı hangisi bizim dedelerimiz şurda dursun pirlerimizden hangisi, Alevilik din kitabıda şu demiş.Peygamberide Ali demiş isbat edin bende başka bir din olduguna sizinle birlikte inanayım.eger hazreti Ali yada müslüman olmayan Ali Peygamber olsaydı. hiç çekinmeden açık açık söylerlerdi. çünkü onları dar agaçları bile korkutmamış. Dar agacına giderken bile'' ben bu yolda şaha giderim''demiş.

Hz. Ali 'ye Allah diyenleri çok duyduk onlarda çekinmeden Hz.Ali ve ya Ali kimse o başka Ali peygamberdir derlerlerdi.

Onca deyiş ve duaz dinledim. onca menkıbe dinledim ve okudum yarım asırı geçen şu yaşamımda. Allah Muhammet Ali üçlemesinin ve ya Bu adların tek tek tek geçmeyenini görmedim.

eger Alevilik ait olmadıgı bir yere konacaksa yada oldugu gibi kabullenmeyip.başka bir yere koymaya çalışanlar olursa herzaman karşılarında bizi bulacaklardır.gerçek Alevileri.

Allaha inanan. Hz.Muhammedi peygamber kabul eden Kuran adıında kitabı olan. Ehlibeyt yolunda yürüyen. camiye gitmeyen ramazan orucu tutmayan uydurma Hadis ve sünnetlere inanmayan.
7 Ulu ozanı olan Pire,Mürşüde,Dedeye baglı olan, Cemevi denilen yerlerde ibadet eden.Muharrem orucu tutan. ikrar veren en az senede bir görgüye giren kendisiyle hesaplaşan cem meydanında ölmeden ölen .zakirlerden duazlar dinleyen Cemlerde semah dönen helellaşmadan ibadete başlamayan bizleri bulacaktır.

Hiç kimse kusura bakmasın.

Serçeşme_Turnam
30-06-2009, 01:09 PM
rizede gezmediğim tek köy tek mahalle tek yayla yok...

hemşin ilçesinde zuğa köyünde hubyar diye mahalle var vede mezarlar var yöre halkı bu mezarlara osmanlı mezar taşları diyor ama bizim dergahtakilerden hiç farkı yok...

hubyar derviş orda yaşamış olabilir!

bence güzel bir araştırma güzel bir açıklık getirebilir...

yazı harika emeğinize sağlık işte bu araştırmalar bizi ilerletir birbirimizle didişmeler değil...



aşk ile...

mursaloğlu
30-06-2009, 09:50 PM
rizede gezmediğim tek köy tek mahalle tek yayla yok...

hemşin ilçesinde zuğa köyünde hubyar diye mahalle var vede mezarlar var yöre halkı bu mezarlara osmanlı mezar taşları diyor ama bizim dergahtakilerden hiç farkı yok...

hubyar derviş orda yaşamış olabilir!

bence güzel bir araştırma güzel bir açıklık getirebilir...

yazı harika emeğinize sağlık işte bu araştırmalar bizi ilerletir birbirimizle didişmeler değil...



aşk ile...
degerli katkılarınızdan dolayı teşekür ederim!...

astokomlu
30-06-2009, 10:17 PM
Rıza şehrinden yola çıkarak Aleviliği farklı noktalara çekilme gayreti yazının başındaki farklı bilgiler edinme hevesimi kırdı ne yazık ki..

Ve bunun geçmişle hesaplaşma yada gerçekleri ortaya çıkarma adına yapılmasıda ayrı bir üzüntü verici..

Neyse artık.. Alıştık bu durumlara..

h.alibaba
30-06-2009, 10:17 PM
Peki onca Erenlerin Nefeslerini nasıl yorumlayacaksınız ?

Yani İSLAM dışı olan bir nefes rica ederim bende değilmi ?
Sevgili Fukara,
Alevi ozanlarının nefesleri İslamiyetle başlamadığı, anlaşılıyor ki bu nefeslerin çoğu İslamiyet öncesi olan nefeslerdir. Ama hangileri? Hangileri İslam öncesi nefes olduğunu diyebilmemiz için tarihi olaylarla birlikte araştırılırsa belli bir sonuca varılabilinir. Bu durumu şöyle örneklendirebilirim. Bu tablonun içindeki iki ayrı nefesi dikkatle inceleyin.

Gelin ey erenler seyran edelim
Açıldı kapısı Seyyit Ali’nin
Eksiğimiz bilip dâra duralım
Himmeti ganidir kızıl Deli’nin

Çekti sancağını dağlar dolanır
Mümin olan canlar aşka bulanır
Kurbanlar tığlanır çerağ uyanır
Himmeti ganidir Seyyit Ali’nin

Ne güzel bahara yetmiştir şimdi
Lalesi sümbülü bitmiştir şimdi
Abdallar semahı tutmuştur şimdi
Himmeti ganidir Seyyit Ali’nin

Bab’İbrahim şehitlerin eridir
Kırkların ceminden o da beridir
Pirim cansız duvarları yürütür
Himmeti ganidir Kızıl deli’nin

Pir sultan’ın eydur kendi özümüz
Güzelce Şah’ıma var niyazımız
Bir gün kara toprak örter yüzümüz
Himmeti ganidir Seyyit Ali’nin

Pir Sultan Abdal

Gelin.ey kardaşlar dilek edelim
Kapısı açıktır Kızıldelinin
Eksiğimiz bilip dâra gidelim
Himmeti çok imiş Seyyid Alinin

Sancağı çıkar dağları dolanır
Muhib olan âşığa aşka boyanır
Çekilir gülbengi çerağ uyanır
Muhabbettir yerleri Seyyid Alinin

Ne güzel baharı yetişmiş şimdi
Lâlesi sümbülü açılmış şimdi
Abdallar hep sema dönerler şimdi
İhsanı çok imiş Kızıldelinin

Bab(a) İbrahim şehitlerin eridir
Kırkların durağı anda yeridir
Cansız divar yürüden Bektaş Velidir
Himmeti çok imiş Kızıldelinin

Muslu Dede bunu böyle söyledi
Gerçek erenlerin medhin eyledi
İman mürvet deyip kerem diledi
Kulları çok imiş Kızıldelinin


Muslu Dede (Geda Muslî) 16-17. yy’larda yaşamıştır



Bakınız bu nefeslerden biri Pir Sultan mahlaslıdır. Ayni nefes daha sonraki bir zamanda, Muslu Dede mahlaslıdır. Bu eser kime ait peki, ilk akla gelen Pir Sultan olur. Çünkü Pir Sultan, Muslu Dededen önce yaşamaktadır. Ve doğrusuda böyle düşünmektir.


Bu koktada nefeslerdeki değişikliğe dikkatinizi çekerim. Olaylarda ve kahramanlarında değişim gözlenmektedir. Örneğin, Pir Sultanda Hacı Bektaş Veli geçmezken, bakıyoruz Muslu Dede hacı Bektaş Veliyi nefese sıkıştırmıştır. Demek oluyor ki bu nefesler zaman içinde bu günlere kadar gelirken, zaman içindeki olaylar ve kişilere göre değişerek bu günlere gelebilmiştir.


Bir örnek daha, hallacı Mansur dokuzuncu yüz yılda yaşamıştır. Hallacı Mansur derki, "Dünyanın taşları yağsa üstüme / İlle dostun gülü öldürür beni" Bir bakıyoruz Pir Sultan daha sonraki (öncede olabilir) yıllarda “yağmur gibi yağar başıma taşlar / dostun bir tek gülü öldürür beni” demektedir. Ve benzer durumu Mahzuni ve Pir Sultan arasında da görmekteyiz. Daha birçok ozanımızda benzer örnekler vardır. Ben burada bu Alevi nefeslerinin, Alevi ozanları tarafında günün koşullarına göre uyarlanarak günümüze kadar geldiği sonucu çıkarmaktayım.
Hakikat makamındayı bırakın yıllık görgüsünü görmeyen kimse HAKİKAT makamını nasıl bilebilir..
Burada ne demek istediğini anlamadığımı söylemek yanlış olmaz sanırım.
Yol Oğlu olan nasıl olurda IRKi konulara döner ?
Burada da neyi ve kimi kast etiğinin anlamış değilim.
Balkanlarda yaşan Virani nasıl ER ise YOLDA,Arasında Km fark olan Bağdatta Nesimide aynı değerdedir.
Bunların gerçekliğini göz ardı edemeyzi Aleviliği sadeceAnadoluya sığdırmak ise yanlış bir noktadır..
Ben Aleviliğin sadece Anadoluda olduğu kanısına nasıl vardın demeni de anlamış değilim. Benim göstermeye çalıştığım deliller Aleviliğin çıkış noktasını göstermektedir. Alevilik şura da vardır, burada yoktur şeklinde değildir. Doğu Karadeniz ve doğu Anadolu da defalarca insanlar köle olarak yurtlarında koparılmış, balkanlara götürülüp yerleştirilmiştir. Bununla ilgili alıntılar verdim ilerleyen sayfalarda vardır. Yeterli değilse daha da verebilirim. Balkanlardaki Alevi varlığı Anadoludan, balkanlara köle olarak götürülen zamanla oraya uyum sağlayan insanlar olduğunu düşünüyorum, ve görmekteyiz.

Sevgiler

h.alibaba
30-06-2009, 10:23 PM
rizede gezmediğim tek köy tek mahalle tek yayla yok...

hemşin ilçesinde zuğa köyünde hubyar diye mahalle var vede mezarlar var yöre halkı bu mezarlara osmanlı mezar taşları diyor ama bizim dergahtakilerden hiç farkı yok...

hubyar derviş orda yaşamış olabilir!

bence güzel bir araştırma güzel bir açıklık getirebilir...

yazı harika emeğinize sağlık işte bu araştırmalar bizi ilerletir birbirimizle didişmeler değil...



aşk ile...

Sevgili Serçeşme_Turnam,
Gezip dolaştığın yerlerdeki bilgi ve bulguları bizimle paylaşırsan sevinirim.

Sevgiler

h.alibaba
30-06-2009, 11:09 PM
Rıza şehrinden yola çıkarak Aleviliği farklı noktalara çekilme gayreti yazının başındaki farklı bilgiler edinme hevesimi kırdı ne yazık ki..

Ve bunun geçmişle hesaplaşma yada gerçekleri ortaya çıkarma adına yapılmasıda ayrı bir üzüntü verici..

Neyse artık.. Alıştık bu durumlara..

Sevgili astokomlu,
Alevililiği hiç kimse bir yere çekemez. Bir yerlere çekilecek durumda değildir. Eğer Alevilik bir yerlere çekilecek durumda olsa idi şimdi Aleviyiz diyemeyecekti.

Bu konunun bu noktaya gelmesine gerek yoktu, Ama serde İslamiyet varsa ne söylersen altında İslamiyet aranırsa sonuç bu noktaya gelmiş olur.

Ortaya atılan bulgular Rıza şehriyle ve Horasanla örtüşüyormu, örtüşmüyormu? Ama bunun yerine İslamiyetle niye örtüşmüyor diye tutturulursa yapılacak bir şey yoktur demektir. Beni birinci derecede ilgilendiren Aleviliktir ve Alevi geçmişidir. Bu geçmiş ne olursa olsun, nereye ve kime dayanırsa dayansın benim kabulimdir.

Her zaman derim, Alevilerin İslamiyetle siyasi, sosyal ilişkileri olmuştur ve bu ilişkiler devam etmektedir. Ama Alevilik İslamiyetin bir ürünüdür şeklindeki bir düşünce asla kabullenilecek gibi değildir.

Sevgiler

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 11:21 PM
Düşünce dediğimiz konu bu işte

Alevilik : BATİNİ bir düşünce olduğu için kadim yolda her hangi bir yerde doğması önemli değil ...yani bu HORASAN'ın nerede olduğu pek önemli değildir.

HAKİKAT Fenafillah ,Vucud-u Mutlak-i Hakikat'ı bulmak için güdülen yol önemli ki..

Örnek amacı ile Ahmed Yesevi Sizin için Aleviliğin neresindedir ?

Hoca Ahmed Yesevi'nin Piri Arslan Baba ?

Çünki Yesevi Sarı Saltuk ,Seyh Ahmed ve Seyh Hasan'ı Urum'a saldığı biliniyor ...

ki Rize de doğmatik bir inanç ve Halkın olduğunu varsayarsak ki Yavuz Sultan Selim'İn Trabzon'da Vali iken Kızılbaş nufuzuna kıydığını gene tarihten bulabiliriz..

Ama On İki İmam , Tevella Ve Teberra gibi konuların tamamı BATİNİ DERVİŞLERİN etkisin Arap Yarım ADasında başlayan bir gelişme olduğunu

Fatimiler, Haydariler,Kalenderilerden oluştuğunu görüyoruz..

yani bunlar için SANAL ORTAM değil gerçek Araştırma Kaynaklarından yararlanılmalı..

Çünki Sanalda yazıp sonuna kaynak diye sıkıştırıabilirsin istediğin kadar ama

Mezar taşlarının incelenmesi , göçlerin vb bu gibi durumların kalıntıları daim kaynaklarda bulunduğuda bellidir.

Ama şu var Sunni köklü kişilerin kronikleri ve hayatları hakkında bilgi rahatca bulunabilinirken ,Batıni Erenlerin ,Halk ile yakın olan kişilerin kaynaklarının OLMAMASI İLGİNÇ buda Sunnileştirmek politikasının kendisi

Arap Risalelerinin ne gibi büyük bir güce sahip olduğunun en büyük kanıtı ..

mursaloğlu
30-06-2009, 11:23 PM
ortada bilgi ve belge olmadan çıkılan yol sayın serçeşmenin gördügü ve yöre halkının osmanlı mezarları dedigi .

Tarihi taşlarla süsledigi mezarlıga çıkar ki mezarlıktan sonra giden yolu şimdiye kadar hiç kimse gidip geri dönmemiştir.

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 11:29 PM
ortada bilgi ve belge olmadan çıkılan yol sayın serçeşmenin gördügü ve yöre halkının osmanlı mezarları dedigi .

Tarihi taşlarla süsledigi mezarlıga çıkar ki mezarlıktan sonra giden yolu şimdiye kadar hiç kimse gidip geri dönmemiştir.


Sevgili abim Oralarda Alevi bölgesi idi zamanında

Gerçek kaynaklarda Fatih Zamanına kadar Sunniliğin sayısının anadolu da çok zayıf olduğunu Tarihçiler söylüyorki Yavuz hayranları bile bunu yayınlarında konuşrken soylemek zorunda kalıyor

TekeTek izle meni öneririm adamlar ÇIĞIR açmöışlar Kitapları Kültür Bakanlıkları tarafından bastırılıyor ama TÜRKİYE değil :) yani gerçek olmayan bir kaynağı Avrupa ülkeleri basmaz :) Ki bu Türkleri ilgilendiriyorsa :)

neyse OKU (İKRA )

Bizim ilk başta ESKİ BASMA YAZMA ESERLER müzelerinde ortaya çıkarılmamış ALEVİ ERKANI anlatan eserleri TÜRKÇELEŞTİRECEK DEHA Alevi KİŞİLERİ bekliyoruz aslında

Makalatlar,Erkannameler ,Buyruklar bir sürü duruyor ama TÜRKÇE Değil

Sunni araştırmacılar bunları Alıp Aleviliği istediği yone cekiyor

Çünki OUMUYORUZ ..

O yüzden varsayım yanlış yada Doğru araştıran her kişiye saygım sonsuz.

h.alibaba
30-06-2009, 11:34 PM
Allaha inanan. Hz.Muhammedi peygamber kabul eden Kuran adıında kitabı olan. Ehlibeyt yolunda yürüyen.

Sevgili murasaloğlu,
Yarım asırlık ömründen sık, sık söz edersin, fakat bazen yaşın hiçbir önemi yoktur. Her şey akıl ile güzel olur. Benim yaşım da senden aşağı değil, hiçte yaşımı gündem yapmıyorum.
Konuya dönecek olursak, Alevilerde Ali ilk sıradadır. Dikkat edersen senin kurmuş olduğun yukarıdaki cümlende Ali diye biri yoktur.

camiye gitmeyen ramazan orucu tutmayan uydurma Hadis ve sünnetlere inanmayan.
7 Ulu ozanı olan Pire,Mürşüde,Dedeye baglı olan, Cemevi denilen yerlerde ibadet eden.Muharrem orucu tutan. ikrar veren en az senede bir görgüye giren kendisiyle hesaplaşan cem meydanında ölmeden ölen .zakirlerden duazlar dinleyen Cemlerde semah dönen helellaşmadan ibadete başlamayan bizleri bulacaktır.

Burada saydıklarını kime karşılık söylemiş oldun? Burada saydıkların içinde tehdit unsuru olan cümlen hariç altına imzamı atıyorum. Ama şunu da belirtmekten fayda görüyorum. Bu söylediklerin yukarıda ki cümlenle çelişmektedir ve birbirine uygun değildir. Ama sen öyle inanıyorsun diye sana bir sözüm yoktur. Fakat başkasını da inandığın gibi, tehditvari olarak inandıramasın.


Sevgiler

mursaloğlu
30-06-2009, 11:47 PM
Sayın fukara sen beni yanlış anlamışsın. o zaman o yazımı açıklayayım.
Ben o mezarların ve mezarlıkta yatanların Alevi olmadıklarını demek istemedim o bölgeden Alevi erenlerinin yaşamadıgınıda iddia etmiyorum.
Benim demek istedigim. bu konu belgesiz ve bilgisiz açılmıştır. hiç bir anlamı yoktur bir sonucada ulaşamaz tarihin mezarlıgına atılacaktır.

Bu açıklama ışıgında yazıyı tekrar okursan sanırım anlayacaksın.

mursaloğlu
30-06-2009, 11:55 PM
Öyleyse Alevilik dinsizlik mi. yada asırlardır var olan kadim bir dinmi eger bir dinse Peygamberi kim kitabı hangisi bizim dedelerimiz şurda dursun pirlerimizden hangisi, Alevilik din kitabıda şu demiş.Peygamberide Ali demiş isbat edin bende başka bir din olduguna sizinle birlikte inanayım.eger hazreti Ali yada müslüman olmayan Ali Peygamber olsaydı. hiç çekinmeden açık açık söylerlerdi. çünkü onları dar agaçları bile korkutmamış. Dar agacına giderken bile'' ben bu yolda şaha giderim''demiş.

Hz. Ali 'ye Allah diyenleri çok duyduk onlarda çekinmeden Hz.Ali ve ya Ali kimse o başka Ali peygamberdir derlerlerdi.

Onca deyiş ve duaz dinledim. onca menkıbe dinledim ve okudum yarım asırı geçen şu yaşamımda. Allah Muhammet Ali üçlemesinin ve ya Bu adların tek tek tek geçmeyenini görmedim.

eger Alevilik ait olmadıgı bir yere konacaksa yada oldugu gibi kabullenmeyip.başka bir yere koymaya çalışanlar olursa herzaman karşılarında bizi bulacaklardır.gerçek Alevileri.

Allaha inanan. Hz.Muhammedi peygamber kabul eden Kuran adıında kitabı olan. Ehlibeyt yolunda yürüyen. camiye gitmeyen ramazan orucu tutmayan uydurma Hadis ve sünnetlere inanmayan.
7 Ulu ozanı olan Pire,Mürşüde,Dedeye baglı olan, Cemevi denilen yerlerde ibadet eden.Muharrem orucu tutan. ikrar veren en az senede bir görgüye giren kendisiyle hesaplaşan cem meydanında ölmeden ölen .zakirlerden duazlar dinleyen Cemlerde semah dönen helellaşmadan ibadete başlamayan bizleri bulacaktır.

Hiç kimse kusura bakmasın.


Bu yazının neresinde Hz. Ali geçmyor cımbızla birşeyler bulup yazıyorsun. konuyu saptırıp kafana göre yorumlamak bu olsa gerek.

Benim inancıma göre Allah ilk sıradadır. Ali ye Allah diyenler vardır o onları baglar. mesela senin Alevilik din dışı dedigin gibi.

Yazıyı hep kendi bakış açına göre okuyorsun.Orada tehdit unsuru yok orada belirtilen. Koruma iç güdüsüdür.

Tek ortak oldugumuz nokta Aklın yaşta olmadıgıdır. onu çok iyi kanıtlıyorsun sagol.

A.mirzaoglu
01-07-2009, 12:42 AM
Sevgili mursaloğlu,
Senin aşiretin hakkında pek bilgim yoktur. Onun için bir yorum yapamam, Kayı boyu hakkında fikir sahibiyim. Bizans kaynaklarına göre Osmanlı kurucusu Osman bey John Çelebi Komnenonun torunudur. Dolayısı ile Müslüman Osmanlı, Hıristiyan Bizansın devamı olduğu anlaşılmaktadır. Kısacası Türklük hikaye olmuş oluyor. Verdiğim linkten takip edebilirsin. http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=65176



Olabilir kesin bir şey diyemem. Ama Anna Komnenonun 1150’lerde yazdığı Alexiad adlı kitabında o bölgeden Sıvasa kadar olan kısmını Horasan olarak ifade etmektedir.


Sevgili mursaloğlu, bence bu insanlar Aleviliği genişlettiler. Dağılıp Aleviler arasında Alevi olmadılar. İrşad eden kişilerin Horasan olduğunu göz önünde bulundurursak. Onlar zaten Alevi oldukları ortadadır. Erzurum Horasan Belediyesinin resmi sitesinde Horasan tarihçesi hakkında şöyle demektedir. “Horasan, Erzurum ilinin bir kolu olarak doğuyu-batıya bağlayan ve eski adi İpek Yolu olan ulaşım sistemi üzerinde bulunduğu için M.Ö 4000 yılına dayanan tarihi bir geçmişe sahip olup, Asurların,İranlıların,Perslerin ve Romalıların baskısı altında kalmıştır.M.S da Arap,Bizans ve İranlıların paylaşamadıkları bir ülke olarak sırtını Erzurum'a dayamıştır,Kendine göz dikenlerle yılmadan mücadele etmiştir. İran Horasan'ından gelerek bu bölgeye yerleşen ve 7 kardeş olduğu söylenen bu kabilenin en büyüğü Horasan Baba, kendinden sonra Anadolu'ya gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmiştir.” Denmektedir. Buradaki Horasan Baba İran Horasanda geldi ifadesi zoraki sıkıştırılmıştır. Burada anlatılan Horasan Baba ise bana göre bizim Kureyş Babadır. Halk arasında Kureyş Baba 7 kardeş olarak geçmektedir. Rizenin Yediköyler yerleşim biriminin eski adlarından biri de Kureys Eba olduğunu düşünürsek. Demek Horasan Baba İran Horasanından gelmemiştir.

Çelebi, “Celeb” sözcüğünden gelmektedir. Celeb, büyük hayvan sürüsü demektir. Ufak gurup hayvanlardan oluşturulan sürülere celeb denilmektedir. Celebi olanlara, Çelebi denilmektedir. Genelikle de hayvan tüccarları celeb oluştururlar. Kırsal alanlarda hayvancılık yapan, birkaç baş havanını satama ihtiyacı için de olan insanlardan, tüccarlar havanlarını satın alır ve büyük sürü (celeb) oluşturulur. Oluşturulan sürü (celeb) için uygun otlaklar kiralanır ve o sürü orada kış mevsimine kadar otlatılır. Doğu Anadolu bölgesinde bu uygulama halen devam etmektedir. Kış gelip kapıya dayanınca oluşturulan bu sürü (celeb) kesimhanenin yolunu tutar. Bu sürü (celeb) sahipleri kırsal insanının nezdinde saygın insanlardır. Çünkü varlık sahibidirler. Yani Çelebidirler. Ve iki kesim arasında sürekli birbirini tamamlayan üretici, pazar ilişkisi vardır. Buraya kadar her şey gayyet normal.


Çok hata yapıyorsunuz, çok büyük hatalar bunlar arapça ekleri bilmeden yazıyorsunuz.

Çelebi, celepten gelmez nasıl mantık bu ?

Çelebi kelimesinin kökü ''çalap''tır. Çalap ise Tanrı/Allah demek.

Yunus emre'de şiirlerinde bir çok kez dile getirir.

Gönül Çalab'ın tahtı / Çalap gönüle baktı / İki cihan bedbahtı / "Kim gönül kırdı ise" - Yunus Emre

Çalap kelimesi nisbet eki yâ'yı alır. Buda i'sesini verir.Böylelikle kelime Çelebi olur. Anlamı ise Allah'a ait olan adam demektir. Bu ekler aitlik bildirir.

Tıpkı sizin Ali'den Alevî olmanız gibi Ali'ye ait olan, Ali'nin yolunda olan gibi.

Bakın illet ve nisbet eklerini gözden geçirin.

Kaldı ki celeb-i aitlik eki gelse Hayvana yakın olan anlamı çıkar böylelikle bilmeden Pir dediğiniz insanlara hakaret ediyorsunuz.

Bu kelime direk Çelebi de olmaz çünkü ne Türkçe'de, ne arapça'da, ne farsça'da böyle bir dil kuralı yoktur.

Çok şaşkınım doğrusu...


Rizenin Yediköyler yerleşim biriminin eski adlarından biri de Kureys Eba olduğunu düşünürsek. Demek Horasan Baba İran Horasanından gelmemiştir.

Bakın bir yanlış daha kureys-eba dediğiniz yerin gerçek ismi ''Kura-i seba '' (kurayiseba) dır. Bu kelimeyse Osmanlıcadır.Anlamı ise yedi göl demektir. Seba kelimesi ise göl demektir. Başka kaynaklarda ise yoti-pare yada yedi-pare geçer.

Bakın siz kelimelere benzerlikler katıyorsunuz.Sonra bu kıvrımlardan yeni şeyler üreterek ilerliyorsunuz bu hiç hoş değil.

Saygıyla...

mursaloğlu
01-07-2009, 12:48 AM
Sayın A. mirzaoglu

Katkılarından dolayı teşekür ederim.
Hoş geldin dost.

Dogruya ,bilime ve bilgiye her zaman saygı duyarım.

h.alibaba
01-07-2009, 01:18 AM
Çok hata yapıyorsunuz, çok büyük hatalar bunlar arapça ekleri bilmeden yazıyorsunuz.

Çelebi, celepten gelmez nasıl mantık bu ?

Çelebi kelimesinin kökü ''çalap''tır. Çalap ise Tanrı/Allah demek.

Yunus emre'de şiirlerinde bir çok kez dile getirir.

Gönül Çalab'ın tahtı / Çalap gönüle baktı / İki cihan bedbahtı / "Kim gönül kırdı ise" - Yunus Emre

Çalap kelimesi nisbet eki yâ'yı alır. Buda i'sesini verir.Böylelikle kelime Çelebi olur. Anlamı ise Allah'a ait olan adam demektir. Bu ekler aitlik bildirir.

Tıpkı sizin Ali'den Alevî olmanız gibi Ali'ye ait olan, Ali'nin yolunda olan gibi.

Bakın illet ve nisbet eklerini gözden geçirin.

Kaldı ki celeb-i aitlik eki gelse Hayvana yakın olan anlamı çıkar böylelikle bilmeden Pir dediğiniz insanlara hakaret ediyorsunuz.

Bu kelime direk Çelebi de olmaz çünkü ne Türkçe'de, ne arapça'da, ne farsça'da böyle bir dil kuralı yoktur.

Çok şaşkınım doğrusu...




Bakın bir yanlış daha kureys-eba dediğiniz yerin gerçek ismi ''Kura-i seba '' (kurayiseba) dır. Bu kelimeyse Osmanlıcadır.Anlamı ise yedi göl demektir. Seba kelimesi ise göl demektir. Başka kaynaklarda ise yoti-pare yada yedi-pare geçer.

Bakın siz kelimelere benzerlikler katıyorsunuz.Sonra bu kıvrımlardan yeni şeyler üreterek ilerliyorsunuz bu hiç hoş değil.

Saygıyla...

Sn. A.mirzaoğlu,
Lütfen konunun seyrini değiştirmeyin, bu konu Alevilik bakış açısına göre Alevi değerleri esas alınarak değerlendirmeler yapılmış ve bu doğrultuda yürümektedir.

Ben Alevilik açısıyla, sen Türklük açısıyla değerlendiriyorsun. Bir de işin içine Kürt vs. girecek konu amacından sapmış olacaktır.

Alevi değerleri açısında bir değerlendirmeniz varsa buyurun, yoksa lütfen uzak durun, akıl öğretmekten vazgeçin.

Çelebilerin konusu içinde neden cevabını yazmadın da buraya aktardın? Bu konunun adı Rıza Kenti Rize Olamazmıdır. Alıntı yaptığın yer ise Hacı Bektaş Çelebimiydi başlığıydı. Şu an için bu konuyu sabote etmiş sayılırsın.

Lütfen mesajınızı ilgili başlıklara yazın. Gerekli cevabını alırsın. Ne kadar bilgili olduğunu da görmüş oluruz ve bilginde faydalanma şansımız olursa ne güzel.

Sevgiler

astokomlu
01-07-2009, 04:25 AM
Sevgili astokomlu,
Alevililiği hiç kimse bir yere çekemez. Bir yerlere çekilecek durumda değildir. Eğer Alevilik bir yerlere çekilecek durumda olsa idi şimdi Aleviyiz diyemeyecekti.

Bu konunun bu noktaya gelmesine gerek yoktu, Ama serde İslamiyet varsa ne söylersen altında İslamiyet aranırsa sonuç bu noktaya gelmiş olur.

Ortaya atılan bulgular Rıza şehriyle ve Horasanla örtüşüyormu, örtüşmüyormu? Ama bunun yerine İslamiyetle niye örtüşmüyor diye tutturulursa yapılacak bir şey yoktur demektir. Beni birinci derecede ilgilendiren Aleviliktir ve Alevi geçmişidir. Bu geçmiş ne olursa olsun, nereye ve kime dayanırsa dayansın benim kabulimdir.

Her zaman derim, Alevilerin İslamiyetle siyasi, sosyal ilişkileri olmuştur ve bu ilişkiler devam etmektedir. Ama Alevilik İslamiyetin bir ürünüdür şeklindeki bir düşünce asla kabullenilecek gibi değildir.

Sevgiler

İslam'ı algılama şeklimiz farklı olduğu için, sizin yorumladığını İslam ve Alevilik bana göre farklı noktalara çekilmiş oluyor..

Zira rıza şehrini kullanarak farklı birşeyler ortaya koyacağınızıı düşünmüştüm..

Mesela beni ilgilendiren rıza şehri diye tabir edilen yerin fiziki koordinatları değildir.. Anlatılmak istenen mana, öğretidir.. inancı evrensel olarak görüyor ve bu nedele mekanlara sıkıştırmıyorum.. yada belirli zaman dilimleri arasına..

Bu nedenle beklediğim gibi çıkmayan konunuzda size kolay gelsin..

h.alibaba
01-07-2009, 04:35 AM
Diyarbakır da Kırklar
Çünkü bugün Müslümanlar açısından ziyaret olarak kabul gören Kırklar Dağı’nın bir zamanlar Kırkşehit Kilisesi olduğu da yazılı kaynaklardan bilinmektedir.
Bu kilisenin kırklar tepesinde olduğu, milattan sonra 484 yılında Diyarbakır metropoliti Yuhanna Suar-Yuhanna El-Efesi tarafından yaptırıldığı da bilinmektedir. Mardin metropoliti Hanna Dolapönü’nün aktarımına göre; Yunani 1525, Miladi 1214’de başka bazı kiliselerle birlikte kırklar tepesindeki Kırkşehit Kilisesi’nin de Araplar tarafından hücum edilerek tahrip edildiği ifade edilmektedir.

Erzurumda Kırklar
Kırklar, Erzurum ilinin Horasan ilçesine bağlı bir köydür. Köyün adının kırklar dağında bulunan kırk şehit mezarlığından almıştır.

Gümüşhane de Kırklar
Kırklar Mağarası’nın Gümüşhane’nin en güzel mağaralarından bir tanesi olduğunu belirtti. Salihoğlu, mağara hakkında şu bilgileri verdi: “Mağara, yaklaşık 500 metre içeriye gidiyor. İçeride muhtelif yollar var.

Giresun da Kırklar
Kırklar Tepesi, 2000 m. yüksekliği ile Doğu Karadeniz bölgesinin en yüksek iki yerinden biri olan Karagöl Dağı'nın üzerinde, yazları da karla kaplı olan bir tepedir. Buraya tırmanmak için, aracınızla Giresun sahilinden yaklaşık 100 km. daha içeri doğru girmeniz, Kulakkaya, Bektaş ve Kalıntaş yaylalarını aşmanız gerekmektedir.

Kırklar Tepesi adının ne anlama geldiğini sorduğumuz yaylacıların verdiği cevap, buraların tarihinin zannedildiğinden daha eski olduğunu ele veriyor. Onların ifadesiyle, "Ak goyun gralı gelmiş burada Şıh Mahmut, Şıh Mıstafa ile garşulaşmış. Şıhlar, dizleri üstünde demir dövüp Ak goyun gralına keratin göstermiş. Bu şıhlar 'gırklar'danmış. Bu depenin üstünde gonaklarlarmış. Onun içün buraya Gırklar denilmiş".

Tunceli de Kırklar
Bağır Çeşmesi (Kırklar Köyü)

Bolu / Dörtdivan da Kırklar
Horasan erenlerinden Hoca Ahmet YESEVİ 'nin talebelerinden birisinin yatırının yer aldığı rivayet edilen
türbe kuzkoy mahallesinin üstünde yer almaktadır.
Bu yatıra ''KIRKLAR'' ya da ''ERENLER'' de denilmektedir. yöre halkı için kutsal bir yer olarak kabul edilen Kırklarda geçmişte kırk (40)adet kuyunun olduğundan söz edilirdi.günümzde sadece iki adet kuyu bulunmaktadır.Kuyu içindeki su sürekli aynı seviyede
olupilk bakıldığında 10-15 litre gibi görünse de ne kadar tüketilirse tüketilsin hiç azalmadığı dikkate değer bir
durumdur.bunun için yöre halkı suys ayrıca bir önem verirve suyuüç yudumda kıbleye dönerek içmeyi adet haline getirmişlerdir.
Alıntıdır

Bu listeye Doğu Karadeniz bölgesinde Bektaş tepesi, Abdal Musa tepesi, ve Artvin ilimizdeki Horasan dağını da eklemekten fayda vardır.

Alevilikte Kırklar çok büyük bir öneme sahiptir. İnternet ortamında yaptığım taramalarda karşıma çıkan Kırklar ismini taşıyan yerlerin, konumuzda işlediğimiz bölgede olması bir tesadüfmüdür?
Sevgiler

mursaloğlu
01-07-2009, 04:49 AM
Diyarbakır da Kırklar
Çünkü bugün Müslümanlar açısından ziyaret olarak kabul gören Kırklar Dağı’nın bir zamanlar Kırkşehit Kilisesi olduğu da yazılı kaynaklardan bilinmektedir.
Bu kilisenin kırklar tepesinde olduğu, milattan sonra 484 yılında Diyarbakır metropoliti Yuhanna Suar-Yuhanna El-Efesi tarafından yaptırıldığı da bilinmektedir. Mardin metropoliti Hanna Dolapönü’nün aktarımına göre; Yunani 1525, Miladi 1214’de başka bazı kiliselerle birlikte kırklar tepesindeki Kırkşehit Kilisesi’nin de Araplar tarafından hücum edilerek tahrip edildiği ifade edilmektedir.

Erzurumda Kırklar
Kırklar, Erzurum ilinin Horasan ilçesine bağlı bir köydür. Köyün adının kırklar dağında bulunan kırk şehit mezarlığından almıştır.

Gümüşhane de Kırklar
Kırklar Mağarası’nın Gümüşhane’nin en güzel mağaralarından bir tanesi olduğunu belirtti. Salihoğlu, mağara hakkında şu bilgileri verdi: “Mağara, yaklaşık 500 metre içeriye gidiyor. İçeride muhtelif yollar var.

Giresun da Kırklar
Kırklar Tepesi, 2000 m. yüksekliği ile Doğu Karadeniz bölgesinin en yüksek iki yerinden biri olan Karagöl Dağı'nın üzerinde, yazları da karla kaplı olan bir tepedir. Buraya tırmanmak için, aracınızla Giresun sahilinden yaklaşık 100 km. daha içeri doğru girmeniz, Kulakkaya, Bektaş ve Kalıntaş yaylalarını aşmanız gerekmektedir.

Kırklar Tepesi adının ne anlama geldiğini sorduğumuz yaylacıların verdiği cevap, buraların tarihinin zannedildiğinden daha eski olduğunu ele veriyor. Onların ifadesiyle, "Ak goyun gralı gelmiş burada Şıh Mahmut, Şıh Mıstafa ile garşulaşmış. Şıhlar, dizleri üstünde demir dövüp Ak goyun gralına keratin göstermiş. Bu şıhlar 'gırklar'danmış. Bu depenin üstünde gonaklarlarmış. Onun içün buraya Gırklar denilmiş".

Tunceli de Kırklar
Bağır Çeşmesi (Kırklar Köyü)

Bolu / Dörtdivan da Kırklar
Horasan erenlerinden Hoca Ahmet YESEVİ 'nin talebelerinden birisinin yatırının yer aldığı rivayet edilen
türbe kuzkoy mahallesinin üstünde yer almaktadır.
Bu yatıra ''KIRKLAR'' ya da ''ERENLER'' de denilmektedir. yöre halkı için kutsal bir yer olarak kabul edilen Kırklarda geçmişte kırk (40)adet kuyunun olduğundan söz edilirdi.günümzde sadece iki adet kuyu bulunmaktadır.Kuyu içindeki su sürekli aynı seviyede
olupilk bakıldığında 10-15 litre gibi görünse de ne kadar tüketilirse tüketilsin hiç azalmadığı dikkate değer bir
durumdur.bunun için yöre halkı suys ayrıca bir önem verirve suyuüç yudumda kıbleye dönerek içmeyi adet haline getirmişlerdir.
Alıntıdır

Bu listeye Doğu Karadeniz bölgesinde Bektaş tepesi, Abdal Musa tepesi, ve Artvin ilimizdeki Horasan dağını da eklemekten fayda vardır.

Alevilikte Kırklar çok büyük bir öneme sahiptir. İnternet ortamında yaptığım taramalarda karşıma çıkan Kırklar ismini taşıyan yerlerin, konumuzda işlediğimiz bölgede olması bir tesadüfmüdür?
Sevgiler


Yazının ilk başındaki kilisenin kırk şehitin adından geldigini yazman bile kopyala yapıştırda konuyu okuyup incelemeden yazdıgının kanıtıdır. eger yazını bir daha okursan Hiristiyanlıkta şehitlik inancının olmadıgını ve orada bu adın neden kondugunu yadırgardın.

Amaç konuyu başka yöne çekmek olunca makyevellinin teorisi mübah oluyor. kapitalizmde her şey mübahdır .
Yazının devamını okumaya gerek bile duymadım başı bu olunca.

h.alibaba
01-07-2009, 05:21 AM
İslam'ı algılama şeklimiz farklı olduğu için, sizin yorumladığını İslam ve Alevilik bana göre farklı noktalara çekilmiş oluyor..

Zira rıza şehrini kullanarak farklı birşeyler ortaya koyacağınızıı düşünmüştüm..

Mesela beni ilgilendiren rıza şehri diye tabir edilen yerin fiziki koordinatları değildir.. Anlatılmak istenen mana, öğretidir.. inancı evrensel olarak görüyor ve bu nedele mekanlara sıkıştırmıyorum.. yada belirli zaman dilimleri arasına..

Bu nedenle beklediğim gibi çıkmayan konunuzda size kolay gelsin..

Sevgili astokomlu,
Seni şu ana kadar tam anlamamıştım. Şimdiki anlattıklarınla kendini bana tam anlatmış oldun. Düşüncelerimiz hem birbirine yakın olup, hem de anlaşmazlığımızı çok düşünmüştüm, fakat yeni öğrenmiş oldum.

Örneğin, ikimizde “Hü gerçeğin demine” diyoruz, ama gerçeğimiz farklı. Senin gerçeğin mana gerçeği olunca tabiî ki anlaşamamış oluruz.

Yanlış düşündüğünü söylemek zorundayım, çünkü olmayan bir şeyin ne manası, nede ismi olur. Mana var olandır, gerçek olandadır. Olmayan bir şeye isim konulamayacağına göre nasıl bir mana yükleyebilirsiniz ki, hiç kimsenin böyle bir şansı yoktur.

İkimizin de Rıza Şehri var. Senin Rıza Şehrin sınırsız mana alemidir. Benim Rıza Şehrim sınırlı gerçek alemdir. Neyse ayrı düşünsek de benim için değerin değişmemektedir. Sonuçta senin mana alemin, benim gerçek alemin bir yansıması oluyor.

Sevgiler

h.alibaba
01-07-2009, 05:37 AM
Yazının ilk başındaki kilisenin kırk şehitin adından geldigini yazman bile kopyala yapıştırda konuyu okuyup incelemeden yazdıgının kanıtıdır. eger yazını bir daha okursan Hiristiyanlıkta şehitlik inancının olmadıgını ve orada bu adın neden kondugunu yadırgardın.

Amaç konuyu başka yöne çekmek olunca makyevellinin teorisi mübah oluyor. kapitalizmde her şey mübahdır .
Yazının devamını okumaya gerek bile duymadım başı bu olunca.


Sevgili mursaloğlu,
Neden bu kadar önyargılı, fesat düşüncelerini bir kenara bırakmıyorsun, özür dilemiyorsun bari kendini daha fazla rezil etme. İnadından gözüne kan bürüdü galiba. Yapma lütfen. Bak sana güzel, güzel anlatayım.

Sen mesajları doğru dürüst okumadığın ortadadır. Ön yargınla inada devam ediyorsun. İnternetten yaptığım taramalardan diyorum ve altına da Alıntıdırrrrrrrr diye yazmışım kendimdemı uyduraydım, neyi kanıtlamaya çalışıyorsun anlamış değilim. Bu korkun bu panik neden?

Yeşil yazılar bana aittir. Yeşil yazıların içinde alıntı varsa mutlaka tırnak içine alınmıştır. Sen bunları bilmiyorsan öğren bari, boş yere topiği kirletme lütfen.

mursaloğlu
01-07-2009, 08:13 AM
Sevgili mursaloğlu,
Neden bu kadar önyargılı, fesat düşüncelerini bir kenara bırakmıyorsun, özür dilemiyorsun bari kendini daha fazla rezil etme. İnadından gözüne kan bürüdü galiba. Yapma lütfen. Bak sana güzel, güzel anlatayım.

Sen mesajları doğru dürüst okumadığın ortadadır. Ön yargınla inada devam ediyorsun. İnternetten yaptığım taramalardan diyorum ve altına da Alıntıdırrrrrrrr diye yazmışım kendimdemı uyduraydım, neyi kanıtlamaya çalışıyorsun anlamış değilim. Bu korkun bu panik neden?

Yeşil yazılar bana aittir. Yeşil yazıların içinde alıntı varsa mutlaka tırnak içine alınmıştır. Sen bunları bilmiyorsan öğren bari, boş yere topiği kirletme lütfen.

Sayın h.alibaba tam cevap yazacaktım ki en son satırı okuyunca vaz geçtim sana biraz saygım vardı aynı düşüncede olmasak ta. ve buda çok dogaldı.aslında senin bu yazdıkların verecek cevapları olmayanların tavrıdır.

Kirletme falan ne demek. sana yakıştıramadım hemen karşı fikir yazılınca bu kadar kızmak mı lazım. benim rıza şehri hakkında çok yazacaklarım var ama bu topikte yazmaya degmez zaten benden başka yazanda yok haydi topiginle baş başa kal.
Yalnız şunu belirteyim ne sana ne de fikirlerine savaş açmış degilim.
Benimkisi sadece savunma eger özür dilenecek bir şey olsaydı inan ki yüz defa dilerdim.
sayın H. alibaba özürün de erdem oldugunu bilenlerdenim.
Yalnız sana şunu söyleyeyim insanlar bilgisayar çagında yaşıyor hiç bir şey gizli kalmaz .
Ha bir de aklıma geldi bu sitede kopyala yapıştırcıların şahı sayı amistofese de bir sorayım hoşca kal.

h.alibaba
01-07-2009, 09:35 PM
Sayın h.alibaba tam cevap yazacaktım ki en son satırı okuyunca vaz geçtim sana biraz saygım vardı aynı düşüncede olmasak ta. ve buda çok dogaldı.
Sevgili mursaloğlu,
Ne dediğini bilmiyorsun, şu mesajlarını geriye doğur bir incele, birbirini tutan ifadelerin varmı? İlk satırı okudum gerisini okumaya gerek yok, son satırı okudum cevap yazmaktan vazgeçtim ifadelerin bile bu konularda bilgin olmadığını kanıtlıyor. Aslında okuyup da öğrenmen gerekir, ama öğrenmekte işine gelmiyor. Ne yapalım, sağlık olsun.
aslında senin bu yazdıkların verecek cevapları olmayanların tavrıdır.
Seninle ayni kanaatteyim, sen dahil eğer cevabı olanlar olsaydı bu topiğe, bu konuyla ilgili çarşaf çarşaf bilgi yağardı. Demek bilgi yoktur. Benim otaya attığım bulgular sen dahil bir çok kişiyi şok etti, şaşkına çevirdi. Bakın bende sizler gibi bilmiyordum, ama öğrenmeye çalışıyorum. Ve bilinmeyenleri çok merak ediyorum, araştırmalarım sonucunda bu bulguları birbiriyle buluşturabildim, Öğrenmenin yaşı ve sınırı yoktur. Ben biliyorum diyen aslında hiçbir şey bilmiyordur.

Kirletme falan ne demek. sana yakıştıramadım hemen karşı fikir yazılınca bu kadar kızmak mı lazım. benim rıza şehri hakkında çok yazacaklarım var ama bu topikte yazmaya degmez zaten benden başka yazanda yok haydi topiginle baş başa kal.
Karşı fikir yazmışsın ben de kızmışım öylemi, ben neden görmüyorum bu karşı yazdıklarını. Bu konunun açılmasıyla beraber senden rahatsızlık baş gösterdi, sağa sola saldırmaya başladın, ama nasıl saldıracağını da bilemedin bir türlü, tutturdun benim kopyala yapıştır yaptığımı söylemeye başladın. Yazıları okumadan, yaptığım alıntıların alıntı olduğunu bile anlamadın, göremedin. Ve buna da karşı görüş diyebiliyorsun, pes doğrusu.

Rıza Şehri konusunda çok yazacakların varmış da bu topikte yazmaya değmezmiş, Rıza Şehri Konusunda bilgin olsaydı çarşaf, çarşaf asardın bu topiğe. Bir kaç hurafedan bilgiyle daha çok yazarsın. Varsa bilgin bu topiğe gerek yoktur, başka topiğe bu güne kadar neden yazmadın. Yeni bir konu da açabilirsin ve orada bilgilerini bana olmasa da başkasıyla paylaşabilirsin. Çocukça laflar ederek büyük işler becermeyi seviyor olmalısın.
Yalnız şunu belirteyim ne sana ne de fikirlerine savaş açmış degilim. Benimkisi sadece savunma eger özür dilenecek bir şey olsaydı inan ki yüz defa dilerdim.
Bana zaten savaş açamazsın, fikirlerime karşılık da gerekli bir cümle kuramadın her şey ortadadır. Seninki sadece savunma imiş, bilgisizce bir savunma, İslam dini elden gidiyor diye korkacağını düşünememiştim. Savunma fikirleri öne sürmekle olur, bana yönelik, sen kopyala yapıştır yapıyorsun deme iftirasıyla olmaz.
sayın H. alibaba özürün de erdem oldugunu bilenlerdenim.
Mursaloğlu, bu nasıl erdemdir? Yaptığım alıntıya benim yazdığımı söylerken, sana yazının altına “Alıntı” yazmışım diye cevap verdim. Neden özür dilemiyorsun? Bırak özrü, hatanı örtbas etmeye ve kaynatarak durumu kurtarmaya çalışıyorsun.
Yalnız sana şunu söyleyeyim insanlar bilgisayar çagında yaşıyor hiç bir şey gizli kalmaz .
Ha bir de aklıma geldi bu sitede kopyala yapıştırcıların şahı sayı amistofese de bir sorayım hoşca kal.
Bakın birkaç tane cümle kurmuşun, bu kurduğun cümleler senin ruh halini ortaya koymaktadır. Şu cevaba ne demeli, sen şimdiye kadar kopyala yapıştır yapıyorsun dediğini ispatlayamadığını burada ima ederek, diyorsun ki internet, bilgisayar çağındayız eninde sonunda kopyala yapıştır yaptığını yakalayacağım. Bu tarafta biraz zor yakalarsın. Ama öbür tarafta Arapça bilmediğimden dolayı belki yakalarsın. Çocukça davranışlarından vazgeç, gençlerimize güzel örek ol, senin dışında bu topiğe ilgi duyan katkı sunmuştur, sen ise sabote etmeye çalışmışsın. Büyü artık mursaloğlu büyü, çocukluktan çık.

Sevgiler

mursaloğlu
01-07-2009, 10:19 PM
Sevgili mursaloğlu,
Ne dediğini bilmiyorsun, şu mesajlarını geriye doğur bir incele, birbirini tutan ifadelerin varmı? İlk satırı okudum gerisini okumaya gerek yok, son satırı okudum cevap yazmaktan vazgeçtim ifadelerin bile bu konularda bilgin olmadığını kanıtlıyor. Aslında okuyup da öğrenmen gerekir, ama öğrenmekte işine gelmiyor. Ne yapalım, sağlık olsun.

Seninle ayni kanaatteyim, sen dahil eğer cevabı olanlar olsaydı bu topiğe, bu konuyla ilgili çarşaf çarşaf bilgi yağardı. Demek bilgi yoktur. Benim otaya attığım bulgular sen dahil bir çok kişiyi şok etti, şaşkına çevirdi. Bakın bende sizler gibi bilmiyordum, ama öğrenmeye çalışıyorum. Ve bilinmeyenleri çok merak ediyorum, araştırmalarım sonucunda bu bulguları birbiriyle buluşturabildim, Öğrenmenin yaşı ve sınırı yoktur. Ben biliyorum diyen aslında hiçbir şey bilmiyordur.


Karşı fikir yazmışsın ben de kızmışım öylemi, ben neden görmüyorum bu karşı yazdıklarını. Bu konunun açılmasıyla beraber senden rahatsızlık baş gösterdi, sağa sola saldırmaya başladın, ama nasıl saldıracağını da bilemedin bir türlü, tutturdun benim kopyala yapıştır yaptığımı söylemeye başladın. Yazıları okumadan, yaptığım alıntıların alıntı olduğunu bile anlamadın, göremedin. Ve buna da karşı görüş diyebiliyorsun, pes doğrusu.

Rıza Şehri konusunda çok yazacakların varmış da bu topikte yazmaya değmezmiş, Rıza Şehri Konusunda bilgin olsaydı çarşaf, çarşaf asardın bu topiğe. Bir kaç hurafedan bilgiyle daha çok yazarsın. Varsa bilgin bu topiğe gerek yoktur, başka topiğe bu güne kadar neden yazmadın. Yeni bir konu da açabilirsin ve orada bilgilerini bana olmasa da başkasıyla paylaşabilirsin. Çocukça laflar ederek büyük işler becermeyi seviyor olmalısın.

Bana zaten savaş açamazsın, fikirlerime karşılık da gerekli bir cümle kuramadın her şey ortadadır. Seninki sadece savunma imiş, bilgisizce bir savunma, İslam dini elden gidiyor diye korkacağını düşünememiştim. Savunma fikirleri öne sürmekle olur, bana yönelik, sen kopyala yapıştır yapıyorsun deme iftirasıyla olmaz.

Mursaloğlu, bu nasıl erdemdir? Yaptığım alıntıya benim yazdığımı söylerken, sana yazının altına “Alıntı” yazmışım diye cevap verdim. Neden özür dilemiyorsun? Bırak özrü, hatanı örtbas etmeye ve kaynatarak durumu kurtarmaya çalışıyorsun.

Bakın birkaç tane cümle kurmuşun, bu kurduğun cümleler senin ruh halini ortaya koymaktadır. Şu cevaba ne demeli, sen şimdiye kadar kopyala yapıştır yapıyorsun dediğini ispatlayamadığını burada ima ederek, diyorsun ki internet, bilgisayar çağındayız eninde sonunda kopyala yapıştır yaptığını yakalayacağım. Bu tarafta biraz zor yakalarsın. Ama öbür tarafta Arapça bilmediğimden dolayı belki yakalarsın. Çocukça davranışlarından vazgeç, gençlerimize güzel örek ol, senin dışında bu topiğe ilgi duyan katkı sunmuştur, sen ise sabote etmeye çalışmışsın. Büyü artık mursaloğlu büyü, çocukluktan çık.

Sevgiler

Tutarsızsın dostum bunu kabul et. bu şekilde bir yere varamazsın hayal dünyasından uyanda gerçekleri gör kimse kimsenin yazdıgına körü körüne inanmaz somut kanıt getir.
Cevapların okuyucuya hakkında bir şeyler veriyor. benim bir şey dememe gerek yok.

Eşitlik Partisi
01-07-2009, 11:18 PM
Değerli Arkadaşlar...

Dünyadaki bu gün için bilinmeyene ulaşmak için, sondan ilke doğru yola çıkılır...
Başta da belirttik bu çalışmaların, beyanların sözüm ona ''BLİMSELCİLERİN...'' bu tür çalışmaları,İNGİLİZLERİN yaptığını bilmemek için safında safı olmak gerek...
Tabiki bu gün DÜNYADAKİ her şeyi yozlaştıran,insanlık ÖN PLANA ÇIKTIĞINDA KENDİLERİNİN hayvan yüzlerinin görüleceğinin çok iyi bilen insan görünümlü İNGİLİZ hayvanları BİLİMDEN ne anlar acaba...?
Adı geçen bu bölge hala bu güne kadar,İNSANLIĞI yok etmek üzere İNGİLİZLER tarafından ÜS olarak kullanılıyor...
Dahası bu tür yazılar ve SAÇMALIKLAR bu gün Batı Asya halklarının baş belası AKP için yapılıyor ve adına,bilim,tarih...deniliyor...
Siz parçalarla uğraşmaya devam edin...AKP sizlere nasıl propagandasını yaptırıyor...
Sen insanlık tarihi boyunca İNSANLIĞIN gerçek belgeleri yok et...eee...geriye kendi saçmalıklarını İNSALIĞIN geçmişi diye sun...

Biz,
EN İYİ KİTAP insandır diyoruz...
Sen onu okumasını bırak...bu gün Türkiyedeki HAYVANLIĞIN merkezlerinden birisi olan adını anmak istediğimiz bu yeri...
Bırakın bu saçmalakları...
Ne anlatılanlar BELGE denir...ne de bu bilimsel bir çalışmadır...

h.alibaba
02-07-2009, 12:06 AM
Yöneticilerden bir ricam olacak, konunun tarafı olarak h.alibaba ile mursaloğlu arasında geçen konuyla ilgili olmayan kişisel polemik yazılarının ve onun dışında konuyla ilgili olmayan yazıların da silinmesini rica ediyorum.

Sevgiler, h.alibaba

h.alibaba
02-07-2009, 02:04 AM
Tutarsızsın dostum bunu kabul et. bu şekilde bir yere varamazsın hayal dünyasından uyanda gerçekleri gör kimse kimsenin yazdıgına körü körüne inanmaz somut kanıt getir.
Cevapların okuyucuya hakkında bir şeyler veriyor. benim bir şey dememe gerek yok.

Sevgili mursaloğlu,
Benim tutarsızlığımı söylerken ne kadar da kendinden eminsin! Kendini Aleviliğin bilgini zan eden mursaloğlunun Rıza Şehri hakkında bizlere aktardığı tutarlı masumane bilgilerine birlikte bir göz atalım, bilgisinden ve tutarlılığından bizleri faydalandırdığı için müteşekkürüm. Aşağıdaki alıntılar mursaloğluna aittir. Alıntılar bu topikte yapılmış olup, her alıntının sayfa nosu alıntının altına yazılmıştır. yorum yapmaya gerek duymuyorum.

Konu kimsenin dikkatini çekmedigi için ne cevap yazan var nede soru soran.
Ama konuyu şöyle açsaydın sanırım şimdi elli yazı gelmişti
Vebadan ölen müslüman cennete giderken Aynı hastalıktan ölen gayrı müslümler neden cehenneme gider. v.b
Ama esas konuya gelmek gerekirse burada benim kafam biraz karıştı kusura bakmayın bir kaç sorum olacak.
Mursaloğlunun mesaj no 7

Tabiki bu anlatılanlara ben yalan yanlış demiyorum. emek ve belgelerle gerçege ulaşmak her zaman mümkündür.
Mursaloğlu, mesaj no: 10

Vallahi dostlar bu konu beni sarmadı Rize nin Rıza şehriyle ne ilişkisi var Eger Alevilik İslamdan önce vardı ve islam dışı demek isteniyorsa kıyıdan kenardan dolaşmaya gerek yok.
Mursaloğlu, mesaj no: 17

zaten bu kopyala yapıştırcılar internet ortamında her şeyi gerçek sanıyorlar. birde düşüncelerine uygunsa kopyala yapıştır ne güzel hayat.
Mursaloğlu, mesaj no: 19

Ben senin bu düşüncene katılmıyorum şimdi benim islami düşüncelere sahip olmamla senin inadına islamı düşüncelere sahip olmanı açıklıyormu bu senin görüşün ve genelde kopyala yapıştırla bu fikrine taraftar toplama çabasındasın o kadar çabaya gerek yok Alevilige başka kılıflar biçmeye çalışanlar o kadar çok ki.
Mursaloğlu, mesaj no: 26

Okopyala yapıştır diyen arkadaşa gelince ben ona direk kopyala yapıştırcı demedim. kelimeyi çogul kullandım genelleme yaptım. o ne yaptı açtı agzını yumdu gözünü.
Mursaloğlu, masaj no: 31

Ne katkısı bakliyorsun hayal ürünü olan ve faraziyelere dayanan bir yazıya.
Mursaloğlu mesaj no: 28

Şimdi el insaf yani Tarihte Anadolunun kuzeyinde Bir horasan devleti kurulmuş diye (gerçi yazılışı Horasan A benziyor ama O zaman orada yaşayan insanların şivesinde Öylemi konuşuluyor acaba o bile bilinmiyor.
Mursaloğlu, mesaj no: 31

ortada bilgi ve belge olmadan çıkılan yol sayın serçeşmenin gördügü ve yöre halkının osmanlı mezarları dedigi .

Tarihi taşlarla süsledigi mezarlıga çıkar ki mezarlıktan sonra giden yolu şimdiye kadar hiç kimse gidip geri dönmemiştir.
Mursaloğlu, mesaj no: 42

Sayın fukara sen beni yanlış anlamışsın. o zaman o yazımı açıklayayım.
Ben o mezarların ve mezarlıkta yatanların Alevi olmadıklarını demek istemedim o bölgeden Alevi erenlerinin yaşamadıgınıda iddia etmiyorum.
Benim demek istedigim. bu konu belgesiz ve bilgisiz açılmıştır. hiç bir anlamı yoktur bir sonucada ulaşamaz tarihin mezarlıgına atılacaktır.
Mursaloğlu, mesaj no: 45

Sayın A. mirzaoglu

Katkılarından dolayı teşekür ederim.
Hoş geldin dost.

Dogruya ,bilime ve bilgiye her zaman saygı duyarım.
Mursaloğlu, mesaj no: 48

Yazının ilk başındaki kilisenin kırk şehitin adından geldigini yazman bile kopyala yapıştırda konuyu okuyup incelemeden yazdıgının kanıtıdır. eger yazını bir daha okursan Hiristiyanlıkta şehitlik inancının olmadıgını ve orada bu adın neden kondugunu yadırgardın.

Amaç konuyu başka yöne çekmek olunca makyevellinin teorisi mübah oluyor. kapitalizmde her şey mübahdır .
Yazının devamını okumaya gerek bile duymadım başı bu olunca.
Mursaloğlu, mesaj no: 52

Sayın h.alibaba tam cevap yazacaktım ki en son satırı okuyunca vaz geçtim sana biraz saygım vardı aynı düşüncede olmasak ta. ve buda çok dogaldı.aslında senin bu yazdıkların verecek cevapları olmayanların tavrıdır.

hemen karşı fikir yazılınca bu kadar kızmak mı lazım. benim rıza şehri hakkında çok yazacaklarım var ama bu topikte yazmaya degmez zaten benden başka yazanda yok haydi topiginle baş başa kal.
Mursaloğlu, mesaj no: 55

mursaloğlu
02-07-2009, 03:23 AM
Sn. h. alibaba
Ne bileyim bende sayın astakomlu gibi yanılgıya düştüm.
Sandım ki Rıza şehri hakkında bir kanıt bir belge var bu saygıdeger arkadaşım birşeyler biliyor bizede anlatacak ama onu iyi tanıyanlar ilgi göstermemiş.

Ve sonucu sizde gördünüz bir takım kelime benzerlikleri ve kelime oyunları. içinde yeni bir Alevilik yaratmak nerdeyse Osmanlı devletinide Bizanslıların kurdugunu söyleyecek ve Aleviligi ya din dışı yada hiristiyanlıga getirmeye çalışmak .

Bakın işte kopyala yapıştırın ne kadar ileri derecede oldugunu . tüm yazılarımın işine gelen paragraflarını kopyalayıp yapıştırmış.

Bence bu konu boşuna açılmış.iş ve benim yazılarımın bir kısmı orada siz okuyun siz karar verin ben birşey daha demiyorum.

h.alibaba
02-07-2009, 11:33 PM
Ne bileyim bende sayın astakomlu gibi yanılgıya düştüm.
Sevgili mursaloğlu,
Kendine destek aramayı da ihmal etmiyorsun. Astokomluyu neden kendine kalkan olarak kullanıyorsun, astokomlunun ne dediği açık ve nettir, şaşkın bir tavrı yoktur. Astakomlu, çok güzel ve net bir cümle kurmuş. Kurduğu cümleye birlikte bakalım “Mesela beni ilgilendiren rıza şehri diye tabir edilen yerin fiziki koordinatları değildir.. Anlatılmak istenen mana, öğretidir.. inancı evrensel olarak görüyor ve bu nedele mekanlara sıkıştırmıyorum..” demektedir. Şimdi ben bura da astokomluya ne diyebilirim? Benim gibi birinin bu noktada astokomluya sözü olamaz. Çünkü, astokomlu nasıl inandığını net bir şekilde ifade etmiştir. Bu noktadan sonra astokomluyla tartışmanın devamı demek, astokomlunun inancının doğru olup olmadığını tartışmak olacak ki, o da ayrı bir konudur ve bu konunun dışında bir tartışmadır.


Kendine kalkan olarak kullanmaya çalıştığın astokomlunun anlayışını izah ettim. Peki senin benzer bir durumun varmı? Kendi düşünce ve inancını net olarak ortaya koydunmu? Dediğim, dedik diyorsun. Yok kafam karıştı, yok Türklük yok oldu, yok Osmanlı Bizansın devamı diyeceksin, Aleviliği götürüp Hıristiyanlığa bağlıyacaksın, kelime benzerliğidir falan laflarlardan ibarettir söylediklerin. Kısacası kafan net değildir, rüzgara göre yön değiştiriyorsun. Devrimci, Sosyalist, Demokrat, Sosyaldemokrat oluyorsun ardında koyu Müslümanlık taslıyorsun. İşte mursaloğlunun ruh hali budur.

Sandım ki Rıza şehri hakkında bir kanıt bir belge var bu saygıdeger arkadaşım birşeyler biliyor bizede anlatacak ama onu iyi tanıyanlar ilgi göstermemiş.
Nasıl bir belge istemekte olduğunun farkındasın sanırım. Sen ruhlar aleminde yaşayan biri olarak, sana ancak birileri vahi indirmesi lazım. Bekle o zaman inen vahiler çoğalsın da topluca sana aktarayım. Rıza şehrinin bir tane rivayeti var. Bu rivayetin manevi kanıtı olurmu? Benim ortaya attığım Rıza Şehri söylentisi ile gerçek arasında bir bağlantı kuran delillerdir. Ama aklında inandığın birkaç hurafe bilgiden başka bilgin olmayınca aradaki bağlantıyı kuramıyorsun veya bağlantı kurabiliyorsan da Türklük ve İslam dini elden gidiyor diye kaygılarından konuyu sabote etmeyi yeğliyorsun. Şimdiye kadar olan sabotörlerin sabotesi ne kadar işe yaradıysa, senin saboten de o kadar işe yarar.

Ve sonucu sizde gördünüz bir takım kelime benzerlikleri ve kelime oyunları. içinde yeni bir Alevilik yaratmak nerdeyse Osmanlı devletinide Bizanslıların kurdugunu söyleyecek ve Aleviligi ya din dışı yada hiristiyanlıga getirmeye çalışmak .
Sen daha Osmanlıların Bizans tarafında kurulduğunu da bilmiyorsun demek, bilgilerin derya deniz maşallah! Nazar değmesin. Biliyorum bu yazdıklarımın içinde en çok bu cümlem iliğini çekecektir.

Bakın işte kopyala yapıştırın ne kadar ileri derecede oldugunu . tüm yazılarımın işine gelen paragraflarını kopyalayıp yapıştırmış.
Yazılarını tanıdığına sevindim, ya bu yazılar benim değil deseydin ne yapardım.

Bence bu konu boşuna açılmış.iş
Bu konunun boşuna açılıp, açılmadığı konusunda senin kadar bilemem, boşuna açılmış diyorsan doğrudur. Ben yönetime ricada bulundum h.alibaba ve mursaloğlu arasında konuyla ilgisi olmayan kişisel mesajları silin dedim, kimse söylediğimi önemsemedi. Bu konunun gereksizliğine inanıyorsan yönetime bildir konuyu çöpe atsınlar. Ne de olsa seni dinlerler, bilge bir abisin.





Sevgiler

Fukara-i Abdal
02-07-2009, 11:44 PM
Aleviliğin Hristiyanlık ile Alakası sizce nedir H.ALibaba ?

mursaloğlu
02-07-2009, 11:58 PM
İşte bu kadar sayın. H.alibaba.

Açtıgın konuda bile söyleyecek bir şeyin yok. konuyu uzatmak için benimle polemige devam ediyorsun . ben yönetime ne diyeyim. o zaman benim dedigim yapılırsa yönetimin ne anlamı kalır.

Aslında seninle şöyle birşey yapabiliriz sen önce benim şahsımla yazdıgın yazıları silersin bende kendi yazdıklarımı bak ozaman elinde kaç yazı kalır.

Ben bu teklifi herkesin huzurunda yapıyorum hadi ilk sen başla. bazı şeyler şikayet edilmeden taraflar arasında da çözülür.

Osmanlı devletini gerçektan Bizanslıların kurdugunu bilmiyordum. kıymetli bilgilerinden dolayı sag ol aydınlanmış oldum.

Yoksa Orta Asyadaki Orhun anıtlarınıda çinlilermi dikti.
Sana göre türk diye bir ırk yokta.

Birde şehitlik mertebesinin Hırıstiyanlıkla ne ilgisi var?.

h.alibaba
03-07-2009, 12:07 AM
Aleviliğin Hristiyanlık ile Alakası sizce nedir H.ALibaba ?

Sevgili Fukara,
Aleviliğin, Hıristiyanlıkla hiçbir alakası yoktur, olması içinde bir sebep gerekmiyor. Aleviliğin, Hıristiyanlıkla siyasi ve sosyal ilişkileri olmuştur, İslamiyetle olduğu gibi.

Sevgiler

Fukara-i Abdal
03-07-2009, 12:33 AM
Sevgili Fukara,
Aleviliğin, Hıristiyanlıkla hiçbir alakası yoktur, olması içinde bir sebep gerekmiyor. Aleviliğin, Hıristiyanlıkla siyasi ve sosyal ilişkileri olmuştur, İslamiyetle olduğu gibi.

Sevgiler

Peki Aleviliğin bir Peygamberi ,Kitabı varmıdır ?

Çünki Hristiyanlık ile aynı etkileşimi göstermiş olsaydı İslamiyet, İsa Mürşid olurdu postta ama

Posta Mürşidi'nin başı Muhammed Mustafa ,Ali'yell Mürteza dır
Rehber Cebrail EMindir

Doğrumu

neden baştacı yapıp Bu Mubarekler En başa alınmış ?

hasbihal
04-07-2009, 10:17 PM
Başlangıçta çok iyi giden bilgi çarpışması sonradan sataşmaya dönüştü malesef. Kanaatimce Rıza Şehri anlatısı bir ütopyadır ve gerçek hayatla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Öncelikli olarak yazıyı ilk okuduğumda oldukça şaşırdım fakat üzerinde düşününce ve karşı görüş yazıları okuyunca bazı hususların abartılı ve yanlış olduğunu gördüm. Üzerinde en çok durulan kelimelerdeki benzerlikler gibi. farklı dillerde farklı anlamlara gelen Rize şehrinin isim kökeni zaman içerisinde bugünkü halini almıştır. Dolayısıyla Rıza kelimesiyle alakalandırmak yanlıştır. Mesela Giresunun kökeni rumca kiraz kelimesinden gelmiştir zaman içinde söylenişlerile bugünkü halini almıştır.
Rıza şehri gibi tür anlatılar bazen erenler de olay içerisine katılarak halka çeşitli dersler vermek amacı gütmektedir. İmam Ali'nin dünyanın ortasında bulunan kuyudan içeri girip 7 başlı ejderhayı öldürmesi gibi. Rıza şehrinde asıl anlatılmak istenen eşitlik ve paylaşmak ise bunu böyle algılamak lazım. Gerçekle bir alakası olmadığı gibi boş çabalarla kelimeleri eğip bükerek bir yerlere varmaya çalışmakta yanlış olacaktır.
Sözlerime en son olarak şunu eklemek istiyorum. Karadeniz bölgesinde Aleviliği benimsemiş insan az olsada kültürel olarak benzerlikler söz konusudur. örnek olarak kadın ve erkeklerin en dindar bölgede dahi bir arada topluluk içerisinde bulunması örnek gösterilebilir. İç ve doğu anadoluda dindar olanlar kadın ve erkekli bir araya gelmez oysa karadenizde durum farklıdır(istisnalar olabilir ama geneli bu şekildedir)

h.alibaba
04-07-2009, 11:46 PM
Peki Aleviliğin bir Peygamberi ,Kitabı varmıdır ?
Sevgili Fukara,
Aleviliğin illa bir Peygamberi ve bir de kitabımı olması gerekir? 124 bin Peygamber içinde kaç Peygamberin kitabı var söylermisin? Yani Alevilik İslamiyet değilse, Hıristiyanlık demekmi? veya başka bir dinin uzantısı olmak zorunluluğumu var?

Çünki Hristiyanlık ile aynı etkileşimi göstermiş olsaydı İslamiyet, İsa Mürşid olurdu postta ama

Posta Mürşidi'nin başı Muhammed Mustafa ,Ali'yell Mürteza dır
Rehber Cebrail Emindir

Doğrumu

neden baştacı yapıp Bu Mubarekler En başa alınmış ?

Kendini öyle inandırmışsın ki, İlsam değilse mutlaka Hıristiyandır diyorsun. Değerler Hıristiyanlığa uymadığına göre de İslam demektir, demeye getiriyorsun.


Oysa Alevilerin, Hıristiyanlık döneminde olduğu gibi, İslam döneminde de siyasi bir tavır geliştirmişlerdir. Örneğin: Muhammed bir Peygamber olarak Kırklar Meclisine alınmıyor. Bu bir siyasi tavırdır. Yani Kırklar Meclisi şunu demek istiyor, biz seni Peygamber olarak kabul etmiyoruz, fakat Egemenliğine biat edeceğiz demek istemiştir.


Anadoludaki Aleviler Hıristiyan Bizansın zulmi karşısında İslamiyetin egemenliğini kabul etmiş ve kendilerine İslam şemsiyesi tutmuşlardır. Fakat çok ağır bedeller ödemek zorunda kalmışlardır.


Bir örnek verecek olursam, bu gün Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi vardır. İnsanların kimliğinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yazılıdır ve dini İslam olarak geçmektedir. Ama birileri ısrarla ben Kürdüm demektedir. Kimliğinde uyruğu TC.yazılı olan Kürtler ne kadar Türkse, Aleviler de o kadar Müslümandır diye düşünüyorum.


Şu anki Alevilerin en büyük sorunu siyaset ve inanç kargaşasıdır. Siyasetle ilgilenen Aleviler, Alevi inancını siyaset olarak yorumlamaktadırlar. Alevi inancıyla ilgilenen Aleviler de, siyaseti Alevi inancıymış gibi değerlendirmektedirler. Aslında birbirinde farklı olgulardır. Gargaşanın ana kaynağı budur. Tabi bu durum birilerin işine de gelmektedir.


Sevgili Fukara, biraz da Rıza Şehri ile ilgili ortaya atılan bulgular hakkında değerlendirme yapıp ona göre soruların olursa sevinirim. Konu İslamiyetle ilgili olsun olmasın, buradaki bulgular bizim inandığımız Alevi değerlerine uygunmu, değilmi? Ve eklenmesi gerekenler veya çıkarılması gerekenler varmı, yokmu?


Sevgiler

h.alibaba
05-07-2009, 01:28 AM
Başlangıçta çok iyi giden bilgi çarpışması sonradan sataşmaya dönüştü malesef. Kanaatimce Rıza Şehri anlatısı bir ütopyadır ve gerçek hayatla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Öncelikli olarak yazıyı ilk okuduğumda oldukça şaşırdım fakat üzerinde düşününce ve karşı görüş yazıları okuyunca bazı hususların abartılı ve yanlış olduğunu gördüm. Üzerinde en çok durulan kelimelerdeki benzerlikler gibi. farklı dillerde farklı anlamlara gelen Rize şehrinin isim kökeni zaman içerisinde bugünkü halini almıştır. Dolayısıyla Rıza kelimesiyle alakalandırmak yanlıştır. Mesela Giresunun kökeni rumca kiraz kelimesinden gelmiştir zaman içinde söylenişlerile bugünkü halini almıştır.
Rıza şehri gibi tür anlatılar bazen erenler de olay içerisine katılarak halka çeşitli dersler vermek amacı gütmektedir. İmam Ali'nin dünyanın ortasında bulunan kuyudan içeri girip 7 başlı ejderhayı öldürmesi gibi. Rıza şehrinde asıl anlatılmak istenen eşitlik ve paylaşmak ise bunu böyle algılamak lazım. Gerçekle bir alakası olmadığı gibi boş çabalarla kelimeleri eğip bükerek bir yerlere varmaya çalışmakta yanlış olacaktır.
Sözlerime en son olarak şunu eklemek istiyorum. Karadeniz bölgesinde Aleviliği benimsemiş insan az olsada kültürel olarak benzerlikler söz konusudur. örnek olarak kadın ve erkeklerin en dindar bölgede dahi bir arada topluluk içerisinde bulunması örnek gösterilebilir. İç ve doğu anadoluda dindar olanlar kadın ve erkekli bir araya gelmez oysa karadenizde durum farklıdır(istisnalar olabilir ama geneli bu şekildedir)


Sevgili hasbihal,
Ben de bu bulguların bir araya gelmesiyle oluşan tabloya senin gibi şaşırtmıştı. Fakat senin gibi davranmadım, acaba dedim öncelikle, bu bulguları destekleyen başka bulgu aramaya koyuldum ve destekleyici bulguların da var olmasıyla bu konu kafamda bu şekilde oluşmaya başladı.


Rıza şehrinin bir ütopya olması gayet doğal, ya değilse? Ya yaşanmış olan Rıza Şehri zaman içinde bir ütopya imiş gibi hal almışsa? Konunun başlığı Rıza Şehri Rize olamazmı? Şeklindedir. Kesinlikle Rizedir denmemiştir. Rize olmasa da, Rıza şehri vardır, ama sana göre ütopya, bana göre ise gerçektir. Bu durumu kestirip atmakla çözemeyiz, araştırmak, olumlu, olumsuz bilgi ve bulgularla ya kanıtlayacağız, ya da çürütüp çöpe atacağız. Ütopyadır demek çözüm değildir.


Karşı görüş yazıları okuyunca bazı hususların abartılı ve yanlış olduğunu gördüm diyorsun, fakat bu yanlış ve abartılar hususunda bir fikir beyan etmemektesin. Nedir bu abartılı ve yanlış gördüğün hususlar? Düşündüklerinizi bizimle paylaşırsanız konuya katkılarınızla faydalı olabilirsiniz. Ben yanlış ve abartılı gördüm demek bir anlam ifade etmemektedir.


Sevgiler

h.alibaba
05-07-2009, 04:16 AM
Horasan konumuzun bir parçası olduğu için, Horasan sözcüğünü biraz da olsa açmak gerekir. Horasan sözcüğünün orijinal hali “Khuresan” veya “Khurasan” şeklindedir. İki ayrı sözcükten türemiştir. Khur bir sıfat ekidir. “E” veya “a” bir ektir. Bugünkü konuştuğumuz dildeki benzeri “lı, li, lu, le, la” ekinin bir benzer işlev görmektedir. “san” isimdir.

1- Khur: Doğu Anadoluda erkek çocuklarına khuro diye hitap edilmektedir. Yani khur bu durumda erkek çocuk olmuş oluyor.

2- Khur: baş analmında ifade edilmektedir.

3- Bir de standart orjinde olmama haline de khur veya kır denilmektedir. Örneğin: kulağı kesilmiş olana kırık denilmektedir. Bazen doğuştan kulağı normalden kısa kulaklılara da khur (hayvanlarda sık görülen bir durumdur) denildiği gibi sakalın ve saçın tıraşlanmasına da khur denilmektedir.

San sözcüğünün isim olduğunu yukarıda söylemiştim. San ile khur sözcüklerinin bir araya gelmesiyle Khuresan (Horasan) birleşik ismi oluşmuştur. Kısacası Khuresan, Sanoğlu anlamına gelmektedir. Rize mıntıkasının Sanni olmasıyla ve Gümüşhane bölgesinin de Cani olması ve Canıkan olarak bazı yerlerin anılmasının hepsi Khuresan (Horasan) la bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Ve bu Khresan isminin direk olarak bugünkü Kureyşan dediğimiz Dede Ocağıyla direk bağlantılı olduğunu düşünmekteyim.

En popiler iddiaya göre Horasan Güneşin yükseldiği veya doğduğu yer olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu gün adı geçen bölgede Horasan dağı, Horasan ilçesi, Rıza dağı ve çok sayıda Kırklar ismiyle yer isimlendirilmesi ve bu bölgede kadim geçmişte yaşlı insanların söz sahibi olduğu ve kararlar verdiği, Rıza Şehri rivayeti ile örtüşmektedir.

Sevgiler

mursaloğlu
05-07-2009, 05:26 AM
Kırklar cemi kırklar elinde yapılmış olamazmı.

Kırklareli yada kırklar ili yani kırkların ili anlamına geliyor

Ne dersiniz araştıralım mı?.

h.alibaba
05-07-2009, 05:40 AM
Kırklar cemi kırklar elinde yapılmış olamazmı.

Kırklareli yada kırklar ili yani kırkların ili anlamına geliyor

Ne dersiniz araştıralım mı?.


fazla değil, bir kaç bilgi daha aktarırsam, sen tam anlamıyla çıldırmış olacaksın.

hasbihal
05-07-2009, 05:52 AM
Şimdi rizetarihi adlı siteden bazı bilgiler aktarıcam;

"Hititler, Kuzeydoğu Anadolu'yu, özellikle Karasu vadisini AZZİ diye adlandırmışlardı . Hitit kaynaklarında bu bölge için "Azzi Hayası Memleketleri" tabiri kullanılmaktaydı. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi adlı eserinde N. Adontz'den naklen "M.Ö. 15. Yüzyılda Yukarı Fırat bölgesinde üç memleket bulunduğunu ve bu memleketlerden Azzi'nin Rize ve Gümüşhane bölgesini, Hayasa'nın Erzurum, Bayburt ve Erzincan bölgesini, İşuva'nın ise Tunceli ve Elazığ sahasını kapsadığını sanıyoruz" dedikten sonra II. Murşil zamanında (1346-1320) Hititlerin, Azzi ülkesini İtaat altına aldığını ve buranın kralı Annia'yı hayatının sonuna değin Hititlerin başkenti Hattuşaş'a tabi kılarak, Hayasa ve Azzi vasal memleketlerini Kapadokya'ya gelebilecek tecavüzlere karşı birer koruyucu uç beyliği gibi kullandığını belirtmektedir."

yine aynı sitede

"Rize adının tarih sahnesine ilk çıkışı M.S. V. yüzyıla rastlamaktadır. Rize adının nereden geldiğine dair kaynaklarda değişik görüşler vardır. I. Justinianos’un yönettiği Bizans İmparatorluğu zamanında Rize ili Rhisos adını taşımaktadır . Kolonileştirme döneminde bu bölgede çok miktarda pirinç yetiştirildiğinden, ilin yakınlarından geçen Rhizios çayının ismi kente ad olmuştur. Yine aynı şekilde Rize kasabasının kuzeyinde bulunan derenin etrafında pirinç ekilmekte olduğundan, pirinç anlamına gelen İriziyos adı, Rize için kullanılmıştır . Arrianus’un eserinde “Rhzo” olarak geçmekte ve İrizos ırmağı civarında bol miktarda pirinç yetiştirildiğinden bahsedilmektedir . Bu isimlerden faklı olarak Risso, Riso, Risum ve Rhizaion isimleri de Rize şehri için ad olmuştur .

Nehir adı olarak belirtilen Rize’nin, Rumca “dağ eteği” anlamına gelen Rhiza adını taşıdığı görüşleri de ileri sürülmektedir. Bu şekilde, ilin adının pirinç anlamına geldiği açıklamasının yanında Rize adının Yunanca Riza (dağ eteği) kelimesi olduğu görüşü de güçlü bir iddiadır."

Bu alıntılarda Rize'nin tarihi hakkında bilinen bilgilerin bizi ilgilendiren kısımları bulunuyor. Rize çok yoğun yeşile sahip bir yer olduğundan kazı çalışmaları yapılamıyor ve dolayısıyla edinilen bilgilerin sadece çevre illerin kaynaklarından alınan bilgiler doğrultusunda oluşturulduğuda yine sitede belirtiliyor.

Bir diğer hususta Horasan ile ilgili durum. Pir Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin horasandan geldiği ve o horasanın bizim bildiğimiz İran'daki Horasan olmadığını söylemiştiniz yanılmıyorsam. Eğer bunu iddia ettiyseniz bakın sizin bahsettiğiniz Horasanla Hünkar'ın geldiği Horasan nasıl aynı olur. Kaynaklarda Lokman-ı Parendeden bahsediliyor ve o da Ahmet Yesevinin halifesi. Du durumda Hünkar'la Lokman-ı Parende arasında bir bağ olma ihtimali çok düşük. Ahmet Yesevi ve Lokman-ı Parende de orta asyada olduğuna göre bu durumu nasıl açıklarsınız acaba?

mursaloğlu
05-07-2009, 06:08 AM
fazla değil, bir kaç bilgi daha aktarırsam, sen tam anlamıyla çıldırmış olacaksın.


Aktar aktar sevgili can bilimin sınırı olmaz. ben çıldırmam da biraz bilgi sahibi olurum.emegine saglık.

evren68
05-07-2009, 06:11 AM
Kırklar cemi kırklar elinde yapılmış olamazmı.

Kırklareli yada kırklar ili yani kırkların ili anlamına geliyor

Ne dersiniz araştıralım mı?.


Sayın Mursaloğlu söylemek istediklerimi çok güzel anlattın teşekkürler.

Eşitlik Partisi
05-07-2009, 09:23 AM
Değerli Arkadaşlar...

Tekraren belirtelim ki bu ve buna benzer başlıklar açan kişiler ne yaptığını bilmese bile genel anlamda bu ne tarihtir nede bilimsel bir yanı vardır...
Bilindiği üzere bu güne değin TARİHLERİ hep GÜÇLÜLER yazmıştır...
Bu güne değil güçlüler de İNSANLIĞI sömüren, köleleştiren güruh olduğuna göre bu bilgi diye sunulanda AKP ye hizmettir...hele hele RİZE...
Bu tartışamaya devame etmek bile yanlışa, AKP ye hizmete ÇANAK tutmaktır...
İNGİLİZ Düşünce kuruluşlarının Batı Asya Halklarıyla bu denli GİZLİCE alay ettiği başka konularda var elbet...

h.alibaba
05-07-2009, 09:49 AM
Değerli Arkadaşlar...

Tekraren belirtelim ki bu ve buna benzer başlıklar açan kişiler ne yaptığını bilmese bile genel anlamda bu ne tarihtir nede bilimsel bir yanı vardır...
Bilindiği üzere bu güne değin TARİHLERİ hep GÜÇLÜLER yazmıştır...
Bu güne değil güçlüler de İNSANLIĞI sömüren, köleleştiren güruh olduğuna göre bu bilgi diye sunulanda AKP ye hizmettir...hele hele RİZE...
Bu tartışamaya devame etmek bile yanlışa, AKP ye hizmete ÇANAK tutmaktır...
İNGİLİZ Düşünce kuruluşlarının Batı Asya Halklarıyla bu denli GİZLİCE alay ettiği başka konularda var elbet...

Be güzel kardeşim bu konuyu beğenmiyorsan ve bir alternatif fikrin ve delilin yoksa bu topiğe yazı yazmanın anlamı nedir? Kendine uygun bir konu aç ve yazacaklarını oraya yazsan daha iyi olmazmı?

Eşitlik Partisi
05-07-2009, 11:10 PM
Sn.h.alibaba

Mesaj başılığnda da belirttiğimiz üzere konu başlığını ve sizce yapılan savunmaları beğenip beğenmeme meselesinden öte, siz de biraz ''DERİN'' düşünseniz,şahsınızı veraste tuttarak konunun ne kadar saçma olduğunu anlayacağınızı ümit ediyorum...
Sizlerde haklısınız,yine şahsınzı veraste tutarak belirtelim ki,emperyalistler tarafından sömürülen halkların kişilik bulması özenle engellenir...
Bunu fark edemeyen insanlarımız tarihi, KAYADA-TAŞTA yada geçmiş belge diye sunulan bir takım paçavralarda ararlar...bu paçavralar öyle dizayn edilir ki,özenle kafa karıştırmaya göre ayarlanır...insanlarda,AÇLIĞI-SEFALETİ-ONURSUZLAŞMAYI unutup SÖMÜRÜNÜN devamı için var gücüyle çalışır...
ALEVİLİK öğretisinde bu konular o kadar netleşmiştir ki,Anlatıma dayalı bu bilgi aktarımı bugün ret edilemiyor...İNSAN düşmanlarının ALEVİLİKTEN bu denli korkmalarının nedeni bu.
Yunus EMRE, İnsanlığın nerden,nasıl hangi evrelerden geçerek geldiğini BOŞ gayretler içerisinde araştıranlara,
-Amma Cahilsiniz...bunca kitap ve bunca insan,ETİ KEMİĞE BÜRÜDÜK,İNSAN OLDUK GÖRÜNDÜK...İlkesini bilmiyorsanız,İNSAN değilsiniz, o zaman İNSANIN NERDEN ve NASIL geldiğini bulamazsınız deyince...bu güruh afallayıp kalmıştır...
Deriz ki,siz önce fazla uzağa giderek yorulmayın...şu anki İNSANLARI okumasını bilin, onların kendilerini OKUMASINA yardımcı olun o zaman yorulmaz ve İNSANLARI boş gayretlere sevk edEN İNSANLIK düşmanlarının aleti olmaktan kurtulursunuz diye düşünüyoruz...
Konuya MÜDAHİL değiliz...biz CİDDİ konulara MÜDAHİL oluruz...
Ciddi konuyı,Aleviliğin,MANTIK-PSİKOLOJİ-TARİH-FELSEFE...şablonlarıyla ölçeriz...
Bunu öğrenenlerin ve öğretenlerin,

DOSTLAR BİZİ,BİR KAZANA KOYDULAR
KIRK YIL PİŞTİK YİNE ÇİĞSİN DEDİLER

İlkesine sadık kalırız.

asikasım
06-07-2009, 12:00 AM
Aktar aktar sevgili can bilimin sınırı olmaz. ben çıldırmam da biraz bilgi sahibi olurum.emegine saglık.


İmam Cafer buyuruyorki; İlimden anlamayanlar, ilime kudreti yetmeyenler bilimi icat ettiler. Bilim, ilim yanında kül olmuş köze benzer. İlim ise sönmeyen bir közdür, onunla tutuşacak eri bekler.....

O yüzden bilimle olayları ele alırsak daha çok safsata ortaya çıkar.

mursaloğlu
06-07-2009, 12:54 AM
İmam Cafer buyuruyorki; İlimden anlamayanlar, ilime kudreti yetmeyenler bilimi icat ettiler. Bilim, ilim yanında kül olmuş köze benzer. İlim ise sönmeyen bir közdür, onunla tutuşacak eri bekler.....

O yüzden bilimle olayları ele alırsak daha çok safsata ortaya çıkar.

Ben bir şey anlamadım bana akılmı veriyorsun yoksa. yani benim o arkadaşından bir şeyler ögrenmek istemem zoruna mı gitti.

Bir birimize bagırıp çagırmamız sana zevk mi verecek.

Öyle bir şey bekliyorsan çok beklersin.

SAYIN aSİ ARKADAŞIM.

asikasım
06-07-2009, 03:57 AM
Ben bir şey anlamadım bana akılmı veriyorsun yoksa. yani benim o arkadaşından bir şeyler ögrenmek istemem zoruna mı gitti.

Bir birimize bagırıp çagırmamız sana zevk mi verecek.

Öyle bir şey bekliyorsan çok beklersin.

SAYIN aSİ ARKADAŞIM.

beni 180 derece ters anladın.... Ben ilim ile bilim arasındaki farkı yazdım ki bnim sözüm değil imam Ceferin sözüydü...

Rıza şehrini bilim ile ele almış Rize etmiş... İlimi anlamamış bilimle yetinmiş...

Ben bunu dedim, yoksa ne haddime, isteyen istediğini öğrensin, isteyen istediğini desin.

Asi olduğum doğrudur, ama yola bir ihanet varsa asiyimdir, yoksa yazılıp çizilen herşeye asi olduğum anlamına gelmez..

mursaloğlu
06-07-2009, 04:07 AM
beni 180 derece ters anladın.... Ben ilim ile bilim arasındaki farkı yazdım ki bnim sözüm değil imam Ceferin sözüydü...

Rıza şehrini bilim ile ele almış Rize etmiş... İlimi anlamamış bilimle yetinmiş...

Ben bunu dedim, yoksa ne haddime, isteyen istediğini öğrensin, isteyen istediğini desin.

Asi olduğum doğrudur, ama yola bir ihanet varsa asiyimdir, yoksa yazılıp çizilen herşeye asi olduğum anlamına gelmez..

Evet dogru tam da dedigin gibi anladım.
Benim yazımı alıntılayınca ne bileyim.

h.alibaba
06-07-2009, 06:27 AM
Şimdi rizetarihi adlı siteden bazı bilgiler aktarıcam;

"Hititler, Kuzeydoğu Anadolu'yu, özellikle Karasu vadisini AZZİ diye adlandırmışlardı . Hitit kaynaklarında bu bölge için "Azzi Hayası Memleketleri" tabiri kullanılmaktaydı. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi adlı eserinde N. Adontz'den naklen "M.Ö. 15. Yüzyılda Yukarı Fırat bölgesinde üç memleket bulunduğunu ve bu memleketlerden Azzi'nin Rize ve Gümüşhane bölgesini, Hayasa'nın Erzurum, Bayburt ve Erzincan bölgesini, İşuva'nın ise Tunceli ve Elazığ sahasını kapsadığını sanıyoruz" dedikten sonra II. Murşil zamanında (1346-1320) Hititlerin, Azzi ülkesini İtaat altına aldığını ve buranın kralı Annia'yı hayatının sonuna değin Hititlerin başkenti Hattuşaş'a tabi kılarak, Hayasa ve Azzi vasal memleketlerini Kapadokya'ya gelebilecek tecavüzlere karşı birer koruyucu uç beyliği gibi kullandığını belirtmektedir."

yine aynı sitede

"Rize adının tarih sahnesine ilk çıkışı M.S. V. yüzyıla rastlamaktadır. Rize adının nereden geldiğine dair kaynaklarda değişik görüşler vardır. I. Justinianos’un yönettiği Bizans İmparatorluğu zamanında Rize ili Rhisos adını taşımaktadır . Kolonileştirme döneminde bu bölgede çok miktarda pirinç yetiştirildiğinden, ilin yakınlarından geçen Rhizios çayının ismi kente ad olmuştur. Yine aynı şekilde Rize kasabasının kuzeyinde bulunan derenin etrafında pirinç ekilmekte olduğundan, pirinç anlamına gelen İriziyos adı, Rize için kullanılmıştır . Arrianus’un eserinde “Rhzo” olarak geçmekte ve İrizos ırmağı civarında bol miktarda pirinç yetiştirildiğinden bahsedilmektedir . Bu isimlerden faklı olarak Risso, Riso, Risum ve Rhizaion isimleri de Rize şehri için ad olmuştur .

Nehir adı olarak belirtilen Rize’nin, Rumca “dağ eteği” anlamına gelen Rhiza adını taşıdığı görüşleri de ileri sürülmektedir. Bu şekilde, ilin adının pirinç anlamına geldiği açıklamasının yanında Rize adının Yunanca Riza (dağ eteği) kelimesi olduğu görüşü de güçlü bir iddiadır."

Bu alıntılarda Rize'nin tarihi hakkında bilinen bilgilerin bizi ilgilendiren kısımları bulunuyor. Rize çok yoğun yeşile sahip bir yer olduğundan kazı çalışmaları yapılamıyor ve dolayısıyla edinilen bilgilerin sadece çevre illerin kaynaklarından alınan bilgiler doğrultusunda oluşturulduğuda yine sitede belirtiliyor.

Bir diğer hususta Horasan ile ilgili durum. Pir Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin horasandan geldiği ve o horasanın bizim bildiğimiz İran'daki Horasan olmadığını söylemiştiniz yanılmıyorsam. Eğer bunu iddia ettiyseniz bakın sizin bahsettiğiniz Horasanla Hünkar'ın geldiği Horasan nasıl aynı olur. Kaynaklarda Lokman-ı Parendeden bahsediliyor ve o da Ahmet Yesevinin halifesi. Du durumda Hünkar'la Lokman-ı Parende arasında bir bağ olma ihtimali çok düşük. Ahmet Yesevi ve Lokman-ı Parende de orta asyada olduğuna göre bu durumu nasıl açıklarsınız acaba?

Sevgili hasbihal,
Rizenin ismiyle ilgili akatardığın alıntının orjinali bu topikte mevcuttur, Bilge Umardan alıntı yapılmıştır ve kaynağı da belirtilmiştir. Gözünde kaçmış olmalıdır.

Bu güne kadar rivayetler ve hurafelerle tarih yazılmış ve bizlere tarih budur diye yutturmuşlardır. Ama gerçek tarihle hiçbir ilgisi olmadığı ortadadır. Burada Hacı Bektaş, Lokman Perende ve Ahmet Yesevi arasında bir bağ varmı birlikte bakalım. Sırasıyla Hacı Bektaş ve Ahmet Yesevinin doğum, ölüm tarihlerini aktarayım ve ardında bu tarihleri karşılaştıralım. Lokman Perendenin doğum, ölüm tarihleri bilinmediği için mecburen Hacı Bektaşla yaşıt tutmak zorunda kalacağız. Önce Ahmet Yeseviyi ele alalım.

Var olan bilgilere göre Ahmet Yesevî, Kazakistan'ın Yesi şehrinde, yaygın görüşe göre 1093 yılında doğmuş ve 1166 yılında ölmüştür.
Bir iddiaya göre Ahmet Yesevi, 1103 tarihinde döğmuştur, 1194 tarihinde ölmüştür. Gerçekle bir ilgisi olmayan kaynaklara göre, Lokman Perendeyi ve hacı Bektaş Veliyi Anadoluya gönderen Ahmet Yesevidir. Şimdi hacı Bektaşın doğum ve ölüm tarihlerine bakalım.

Bir iddiaya göre gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata olan , Hacı Bektaş-ı Veli Horasan'ın Nişabûr şehrinde 1281 senesinde doğdu.
Bir başka iddiaya göre Hacı Bektaş 1209 tarihinde doğdu ve 1271 tarihinde öldüğü söylenmektedir. Bir iddiaya göre Hacı Bektaş 1248 de doğdu, 1337 de öldüğü söylenmektedir. Daha farklı iddialar da vardır.

Şimdi burada en iyimser tarihleri ele alalım. Ahmet Yesevinin en geç 1194 olan ölüm tarihini ile, Hacı Bektaşın en erken 1209 doğum tarihlerini bir araya getirirsek, Hacı Bektaş, Ahmet Yesevi öldükten 13 sene sonra dünyaya geldiğini öğrenmiş oluyoruz. Bu olası bir durum değildir. Bu olaylarda büyük çarpıtmalar olduğu kesindir.

Rivayetlere göre Lokman Perende Hac dönüşü Hacı Bektaşın kerametlerini anlatmış olması da, Hacı Bektaşla Lokman Perendenin çağdaş olduğunu bizlere anlatmış oluyor. Demek oluyor ki Hacı Bektaş ve Lokman Perende Ahmet Yeseviyi hiç görmediler. Kısacası Doğu Anadoluda ki Horasan en mantığa yakınıdır.

Sevgiler

h.alibaba
06-07-2009, 07:54 AM
İmam Cafer buyuruyorki; İlimden anlamayanlar, ilime kudreti yetmeyenler bilimi icat ettiler. Bilim, ilim yanında kül olmuş köze benzer. İlim ise sönmeyen bir közdür, onunla tutuşacak eri bekler.....

O yüzden bilimle olayları ele alırsak daha çok safsata ortaya çıkar.

Sevgili asikasım,
ilim ile bilim arasına böyle kesin çizgiler koymuyorum, fakat senin ifadenle İlim ile araştırma yaparsak ancak İzzettini buluruz, bulduğumuz andan itibaren de kulu oluruz.

Sevgiler

asikasım
06-07-2009, 11:50 PM
Sevgili asikasım,
ilim ile bilim arasına böyle kesin çizgiler koymuyorum, fakat senin ifadenle İlim ile araştırma yaparsak ancak İzzettini buluruz, bulduğumuz andan itibaren de kulu oluruz.

Sevgiler

Sizi tebrik ederim, öyle bir bağlantı kurmuşsunuz ki bin yıl düşünsem bulamazdım. Ben ilim yolundan gidiyorum, ama o yolda i doğana rastlamadım.

h.alibaba
07-07-2009, 12:20 AM
Sizi tebrik ederim, öyle bir bağlantı kurmuşsunuz ki bin yıl düşünsem bulamazdım. Ben ilim yolundan gidiyorum, ama o yolda i doğana rastlamadım.

Sevgili asikasım,
İlim yolunda gitmeni kimse yadırgamadı, fakat durup durduğun yerde bilimsel bir araştırmanın safsata olduğunu söylemen ve yadırgaman, araştırma yapan kişileri hakir görmen ne derece doğrudur?

Ki bu araştırmanın bilimsel olduğunu kendin söylüyorsun.

Bilime inanmıyormusun?

Bilimsel olmayan olgular hurafe ve yalandan ibaret olduğu doğru değilmi?

Bilimle gidilmeyen yolun sonu aydınlıkmı?

Bilimle yola gitmeyen eninde, sonunda gideceği yer İzzettinin yanıdır diye düşünüyorum.

Sevgiler

asikasım
07-07-2009, 01:43 AM
Kısır bir tartışma içine girmek istemiyorum. Madem hereşyi bilim ile açıklayacaksınız! o hald cebrail ile ayet gelmesini, gökten ismail peygambere kurban gelişini, isa peygamberin semaya yükselişini, krıkları vs. açıklasınlar.

Asıl kısır döngü bu olur. İlim farklı, bil,m ise farklı bir kulvardır. Birbirlerinin sahalarına sokulmaları anlam kargaşasına neden olur.

Rıza ile Rize'yi bir araya getirmek bana göre doğru değil, ama bana göre... Bırakında görüşlerimizi yazalım. İlimsel bir Rıza şehri, bilimsellikle ele alınırsa işte böyle olur. Bir inancın laşkalaşacağı kanısındayım.

h.alibaba
07-07-2009, 02:20 AM
Kısır bir tartışma içine girmek istemiyorum. Madem hereşyi bilim ile açıklayacaksınız! o hald cebrail ile ayet gelmesini, gökten ismail peygambere kurban gelişini, isa peygamberin semaya yükselişini, krıkları vs. açıklasınlar.

Sevgili asikasım,
Aslında açıklaması vardır. Ama bu açıklanmanın anlaşılması kişinin izanıyla sınırlıdır. Kişi ne kadar bilgin olursa olsun bildiği, karşısındakinin anladığıyla sınırlıdır.


Rıza ile Rize'yi bir araya getirmek bana göre doğru değil, ama bana göre...
O zaman doğru olan nedir? Bu konuda bir önerin varmı?


Bırakında görüşlerimizi yazalım.
Farkında olmadan görüşünü yazmana engel olduysam özür dilerim. Tarafımdan yazman engellendimı?


İlimsel bir Rıza şehri, bilimsellikle ele alınırsa işte böyle olur. Bir inancın laşkalaşacağı kanısındayım.
Rıza şehrinin bilimsel olarak ele alınması neden inancın laçkalaşmasına sebep oluyormuş anlamış değilim. Nasıl laçkalaşmış tarif edermısın?


Yani Muhammed’in, Ali’nin, Mekke ve Medine’nin aleni olması Müslümanlar tarafında laçkalık olarakmı değerlendiriliyor? İsa ve Kudisin aleni olması, Hıristiyanlar tarafında laçkalık olarakmı değerlendiriliyor?


Sevgiler

asikasım
07-07-2009, 02:51 AM
Anlaşılan o ki birbirimizi anlamamazlığa devam edecez. Benim söylemeye çalıştıklarım ile sizinkiler aynı değil. O nedenle daha fazla uzatma gereği duymuyorum, dilediğiniz şekilde bilimsel yorumlar getirebilrisiniz, memlekette özgürlük var.

h.alibaba
07-07-2009, 03:49 AM
Anlaşılan o ki birbirimizi anlamamazlığa devam edecez.
Sevgili asikasım,
Ben anlamazlığa devam etmiyorum. Ben seni anladığımı sanıyorum ve ona göre de sana sorular soruyorum. Ama söylediklerine verdiğim karşılığı bir türlü alamıyorum ve sorulan hiçbir soruyu cevaplamıyorsun.
Benim söylemeye çalıştıklarım ile sizinkiler aynı değil.
Tabiî ki aynı değil, senin söylediğin ve anlatmaya çalıştığın batınilik ekolunda mana aleminde olma ve manayı değerlendirme durumuna İlim demektesin. Bende bu bağlamda sana cevap veriyor ve sorular soruyorum. Ne yazık ki kinayeli ve hakaret vari söylemlerle karşılaşmaktayım. Bir laf vardır; hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırmış. Konuşmazsak ve birbirimizi anlamaya çalışmazsak nasıl anlaşacağız söylermisin?

Sevgiler

Mustafa Kemal
07-07-2009, 06:23 AM
Bu durumda gösteriyor ki Rıza Şehrinin, Rize olma olasılığı çok yüksektir. Ama burada Bilge Umar Rize adının kökenini Kappadokia dilinde aramamız gerektiği önerisini anlamış değilim. Neden o bölgenin insanı olan Hurri ve o bölgede yaşamış olan başka dilerde değil de Kappadokia dilinde aramamız gerekli olduğunu söylüyor? Bir anlamı vardır herhalde.
rıza şehri kars'ta olabilir,Berlin'de olabilir ya da Mekke'de olabilir:D
Yapmış olduğunuz tespit gerçekten ötedir.Alevilikte'ki RIza Şehri'ni somutlaştırmak ancak bu kadar kötü yapılabilirdi.Rize sınırları içinde Alevi köyü yok ki.Tarihte alevi toplulukları rize ye taşınmamışlardır.
Farabi'nin Platon'un yazdığı "Devlet" ütopyasına benzer islam toplumu için yazdığı "Rıza Şehri" ütopyasını okuyunuz.O zaman Rıza Şehri ütopyasının Rize'den değil İran topraklarından çıkmış olduğunu görürsünüz:)

h.alibaba
07-07-2009, 07:51 AM
rıza şehri kars'ta olabilir,Berlin'de olabilir ya da Mekke'de olabilir
Sevgili Mustafa Kemel,
Konunun başından buraya kadar hiç kimse senin gösterdiğin performansı gösteremedi doğrusunu söylemek gerekirse, hiç değilse bir ihtimal bırakıverdin ve Rıza şehri her yerde olabilir dedin. O kadarını demeseydin ne yapardım.
Yapmış olduğunuz tespit gerçekten ötedir.
Bari yakın olanını aktarsaydın be imanım.

Alevilikte'ki RIza Şehri'ni somutlaştırmak ancak bu kadar kötü yapılabilirdi.
Katkıda bulunursan neden güzelleşmesin ki, yoksa aykırı sebeplerinmi var?

Rize sınırları içinde Alevi köyü yok ki.
Yok demek kolaycılık olur, bilinmese de bir Alevi köyü örneğini topiğe koymuşumdur. Gözden kaçırmış olmalısın.

Tarihte alevi toplulukları rize ye taşınmamışlardır.
Aleviler başka yerdenmı gelmişler? Bak bunu bilmiyordum. Ben Alevilerin başka yerden geldiğini bilmiyordum, oldu biti Alevilerin Anadoluda olduklarını düşünmüştüm. Sahi Aleviler nereden gelmişlerdi? Biraz kanıta ihtiyaç var sanırım.
Farabi'nin Platon'un yazdığı "Devlet" ütopyasına benzer islam toplumu için yazdığı "Rıza Şehri" ütopyasını okuyunuz.O zaman Rıza Şehri ütopyasının Rize'den değil İran topraklarından çıkmış olduğunu görürsünüz
Konunun başında yapılan alıntı Esat Korkmazın İmam Caferin Buyruğunda aldığı alıntıdır. Bu söylence beni İrana götürmedi tam tersi Rizeye götürdü. Demek seni İrana götürüyor. Orasına bir şey diyemem. Herkesin yönü başka yerde, kimisi yönünü Mekkeye, kudüse çevirmiş. Ben de yönümü Rizeye çevirmişim. Yoksa bir sakıncasımı var? Hayırlısiyla dayak yemeden bu konuyu beli bir noktaya taşısaydım fena olmazdı, ama gidişat hiç deki hoş değil. Hayırlısı ne ise o olsun barı.

Sevgiler

hasbihal
09-07-2009, 08:44 PM
sevgili h.alibaba,
Hz.Pir ile Hoca Ahmet Yesevi aynı dönem insanı olmayabilir ama Lokman-ı Parende ile Hoca Ahmet Yesevi aynı dönem insanı olması mümkündür. Lokman-ı Parende hakkında net bir bilgi bulamadım malesef ama aynı dönem içerisinde olmaları muhtemeldir bir çizgide yok saymak yanlış olur. Haca gitme meselesi geç yaşta gitmiş olma ihtimalini akla getirir.

Mustafa Kemal
10-07-2009, 12:09 AM
Sevgili Mustafa Kemel,
Konunun başından buraya kadar hiç kimse senin gösterdiğin performansı gösteremedi doğrusunu söylemek gerekirse, hiç değilse bir ihtimal bırakıverdin ve Rıza şehri her yerde olabilir dedin. O kadarını demeseydin ne yapardım.

Bari yakın olanını aktarsaydın be imanım.


Katkıda bulunursan neden güzelleşmesin ki, yoksa aykırı sebeplerinmi var?


Yok demek kolaycılık olur, bilinmese de bir Alevi köyü örneğini topiğe koymuşumdur. Gözden kaçırmış olmalısın.


Aleviler başka yerdenmı gelmişler? Bak bunu bilmiyordum. Ben Alevilerin başka yerden geldiğini bilmiyordum, oldu biti Alevilerin Anadoluda olduklarını düşünmüştüm. Sahi Aleviler nereden gelmişlerdi? Biraz kanıta ihtiyaç var sanırım.

Konunun başında yapılan alıntı Esat Korkmazın İmam Caferin Buyruğunda aldığı alıntıdır. Bu söylence beni İrana götürmedi tam tersi Rizeye götürdü. Demek seni İrana götürüyor. Orasına bir şey diyemem. Herkesin yönü başka yerde, kimisi yönünü Mekkeye, kudüse çevirmiş. Ben de yönümü Rizeye çevirmişim. Yoksa bir sakıncasımı var? Hayırlısiyla dayak yemeden bu konuyu beli bir noktaya taşısaydım fena olmazdı, ama gidişat hiç deki hoş değil. Hayırlısı ne ise o olsun barı.

Sevgiler

Ünlü Rİzelileri bir listeyelelim.Recep Tayip Erdoğan,Mesut Yılmaz,Şevki Yılmaz:)
Bunlar Rıza Şehrinde doğmuş ve Alevilere zamanında acı çektirmiş Rıza Şehirliler:)
5 yaşında bir çocuğu getir,bu söylediklerini dinlesen sana güler:)
Fakirin elinde İmam Cafer-i Sadık buyruğu var.Rıza Şehri ütopyası Farabi'ye aittir.Ana fikrini,Medine Şehri Beyannamesi'nden alır.Medine Şehri Beyannamesi ise bu çağrıyı dikkate alan, ancak buna rağmen kendi örf gelenek ve inaçlarını devam ettirmeyi isteyerek gelen toplulukların bir arada yaşama beyannamesidir. Rıza Şehri'nın temelini atan fikirleri Kazım Balaban'dan alıntı yaparak açıklayacağım.
"Rıza Şehri Beyannameleri ve uygulamalarında hukukun üstünlüğü esas alınır. Bu toplulukta Peygamber Hz. Muhammed dahil, hiç kimsenin ve gurubun başka kişi ve guruplar üstünde hükümranlığı yoktur. Hiç kimseye fazladan ayrıcalık ve üstünlük tanınmamıştır. Guruplar içerde serbest, ortak platformda eşit statüde konuşlandırılmışlardır. Sadece Hz. Muhammed için, guruplar arasında uzlaşmaz çelişkiler oluştuğunda ‘’Hakem olma’’ hakkı tanınmıştır. Gurup ve topluluklar, tasa da ve kıvançta aynı kader ortağı olmuş ve bu pratikte de uygulanmıştır. Bu yüzden günümüzün deyimi ile Rıza şehrine, Demokrasi ve Hoşgörü platformu da diyebiliriz."
1940 yılından itibaren okullarda Helen felsefesinin okutulması ve bu fikri benimseyenlerin Aleviliği Arabistan'dan gelmediğini,aksine Anadolu'da doğduğunu söylerler.Hz.Ali nin sadece isminin olduğunu bahsedilen Ali'nin başka biri olduğu gibi iddaalarda da bulunulur.Bundan kaynaklı olarak Rize,Rıza şehri yapılmaya çalışılıyor.
Söylediklerinize baktığımda Alevileri,konar göçer topluluklardan oluşmaktadır.Kısaca köylü toplumuydu.Alevi köyleri'nin en eskisi (bazı yöreler hariç) 200 yıllıktır.Anadolu'da göç hareketerini inceleyiniz.Anadolu'da Bektaşilik,Mevlevilik akımı ortaya çıkmıştır,aksine Alevilik Anadolu'da doğmamıştır.

h.alibaba
10-07-2009, 02:23 AM
sevgili h.alibaba,
Hz.Pir ile Hoca Ahmet Yesevi aynı dönem insanı olmayabilir ama Lokman-ı Parende ile Hoca Ahmet Yesevi aynı dönem insanı olması mümkündür. Lokman-ı Parende hakkında net bir bilgi bulamadım malesef ama aynı dönem içerisinde olmaları muhtemeldir bir çizgide yok saymak yanlış olur. Haca gitme meselesi geç yaşta gitmiş olma ihtimalini akla getirir.

Sevgili hasbihal,
Ahmet Yesevi ile Hacı Bektaş arasındaki yaş farkını en iyimser bir şekilde ortaya koydum. Lokman-ı Perende ile Ahmet Yesevinin ayni dönem insanı olma olasılığı görülmemektedir.


Sen de diyorsun, Lokman-ı Perende hakkında bilgi bulamadığını. Lokman-ı Perende hakkında bilgi bulunmamaktadır. Sadece bir rivayetten ibarettir. Rivayette Lokman, Hac dönüşü Hacı Bektaşın kerametlerini anlatmıştır şeklinde geçmektedir. Bu durumda Lokman-ı Perende Hacı Bektaşın çağdaşı olmuş olur. Rivayette anlatılan dönem de geç bir dönemdir. Ahmet Yeseviyle bağlantı kurulamaz.


Ayni zamanda Lokman-ı Perende Horasani olarak geçmektedir. Ne Hikmetse bütün Alevi erenleri Horasanlıdırlar. Ama Ahmet Yesevi Horasani olarak geçtiği, bu güne kadar hiçbir kaynak nakletmiyor. Bu da gösteriyor ki Hacı Bektaş ve Ahmet Yesevi bağlantısı yapay bir bağlantıdır. Kısacası Horasan, İran Horasan değil de Doğu Anadoluda ki Horasan olduğu anlaşılıyor.


Sevgiler

h.alibaba
10-07-2009, 04:21 AM
Ünlü Rİzelileri bir listeyelelim.Recep Tayip Erdoğan,Mesut Yılmaz,Şevki Yılmaz
Bunlar Rıza Şehrinde doğmuş ve Alevilere zamanında acı çektirmiş Rıza Şehirliler
5 yaşında bir çocuğu getir,bu söylediklerini dinlesen sana güler

Sevgili Mustafa Kemal,
Geçmiş zamanlarda da seninle sohbetlerimiz olmuştu, o sohbetlerimizde bazı deliller, konuyla ilgili örnekler verirdin, ne yazık ki o günkü halinde eser görememekteyim. Bu konuyla ilgili yukarıda verdiğin isimlerin ne ilgisi vardır. Sence biraz aykırı dönem isimleri değilmi?


Konumuz, Rıza Şehri Rize olamazmıdır. Tayip Erdoğan, Mesut Yılmaz, Şevki Yılmaz Rizeli değillermiydi, değil. Konudan ne kadar uzak olduğunun bir örneğidir.


Ben, Rıza Şehrinin kadimde yaşandığını düşünmekteyim ve ona göre yakaladığım ipuçlarıyla bazı kanıtlar öne sürmüşüm. Bana göre Rıza Şehri bir ütopya değil kadimde yaşanmış bir sosyal düzendir. Eğer bir ütopya olmuş olsaydı Alevilik bu günlere gelmezdi diye düşünmekteyim. Rıza şehrindeki insancılık, ortak ve eşit paylaşım olgularını Alevi kültüründe görüldüğü şekliyle başka kültürlerde de görmek mümkünmüdür? Hayır. İşte Aleviliği bu günlere getiren Rıza Şehri kültürüdür.


Bu noktadan senin yapman gereken eleştirilerin ve karşı çıkışların Rıza Şehrinin bir ütopya olduğunu kanıtlayacak deliller öne sürmektir. Bilmem kimlerin de Rizeli olduğu ve onlar Rizeli ise Rize, Rıza Şehri olmaz demek biraz garip düşer. Rıza şehri söylencesi hakkında ne kadar bilgin var bilemem, ama Alevilerin Rıza Şehri ile Kazım Balabandan aktardığın Rıza Şehri birbirine benzememektedir. Alevilerin orijinale yakın Rıza şehri söylencesi konunun ilk sayfasında verilmiştir. Kazım Balabandan aktardıklarınla karşılaştır bakalım hiç benzerlik görecekmisin?


Rize,Rıza şehri yapılmaya çalışılıyor.
Söylediklerinize baktığımda Alevileri,konar göçer topluluklardan oluşmaktadır.Kısaca köylü toplumuydu.Alevi köyleri'nin en eskisi (bazı yöreler hariç) 200 yıllıktır.Anadolu'da göç hareketerini inceleyiniz.Anadolu'da Bektaşilik,Mevlevilik akımı ortaya çıkmıştır,aksine Alevilik Anadolu'da doğmamıştır.
Benim söylediklerimden Aleviler konargöçer olarak ortaya çıkmamaktadır. Bu düşünce sana aittir. Büyük bir yanılgı içerisinde olduğun açıktır. Tabi, Aleviliği Türklerle var edersen, Türkleri de Orta Asyadan geldiklerini baz alırsan, Alevileri konar göçer görmüş olursun. Hayır efendim, Aleviler Anadolunun eses sahipleridirler. Oldubitti Anadoludadırlar. Başka bir yerden gelmediler.


Sevgiler

h.alibaba
12-07-2009, 01:25 AM
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Rıza Şehri bir ütopya olamaz, yaşanmış gerçek sosyal, siyasal ve felsefi olgudur diye düşünüyorum. Eğer Rıza Şehri yaşantısı gerçek olmasaydı, Alevi Kültürü olmayacaktı sanırım.

Alevi kültürüne dikkat edecek olursak, Rıza Şehri efsanesiyle birebir örtüşmektedir. Örneğin, Alevilerin insanı esas alan felsefesi, eşitlikçi ve ortakçılıktan yana olmaları, dünya malına önem vermemeleri bir tesadüfmü?

Veya yoksulluğun sonuçlarıdır diye düşünebilirmiyiz? Hayır. Bu gün Zengin olan Alevilere bakın aynı anlayış ve kültürü görmek zor olmasa gerek.

O zaman demek oluyor ki Rıza Şehri denilen bir yerleşim birimi var idi ve bu Rıza Şehri insanları, burada kendilerine has bir sosyal düzenleri olup, kendi felsefelerine ve inançlarına göre bir sosyal düzenleriyle yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Bu günkü Alevi kültürü Rıza Şehri kültürü olduğu şeklinde düşünmekteyim. Kültürler yaşamış sosyal toplulukların geçmişlerinde yaşadıklarıyla oluşmaktadır. Birçok mesajımda Dört Kapı, Kırk Makam öğretisinin, bir devlet öğretisi olduğunu vurgulamıştım. Bu anlattıklarımdan da anlaşılan Dört Kapı, Kırk Makam öğretisi Rıza Şehrinin öğretisi, olguları ve yönetim sistemi olduğudur.

Çünkü, temel dayanağı olmayan bir ütopyanın binlerce yılı aşıp gelmesi düşünülemez. Rıza Şehri efsanesi yaşanmış bir sistem gerçeği olmasaydı, bu gün o efsaneye uygun davranış ve yaşam biçimi de Alevilerde gözlenemezdi diye düşünüyorum.

Sevgiler

h.alibaba
14-07-2009, 06:59 AM
http://img20.imageshack.us/img20/1435/merdanalevilercom.jpg


Rizenin güney batı sınırında işaretlenmiş olan yer Kırklar dağı, Artvinin doğu sınırında işaretlenmiş olan yer Horasan dağı, Erzurumun ilçesi Horasan, Horasan ilçesinin doğusunda işaretlenmiş yer Kırklar dağı,

Ayrıca Giresunda Kırklar tepesi, Erzurumda Kırklar köyü, Gümüşhanede Kırklar mağarası, Tuncelide Kırklar Köyü, Diyarbakırda Kırklar dağı, Giresunda Bektaş tepesi ve Abdal Musa tepesinin bulunması bir tesadüfmüdür? Bu isimlerin Horasan ve Rıza Şehri ile hiçbir ilgisi olamazmı?

h.alibaba
14-07-2009, 08:19 AM
Yazar Mehmet BİLGİN’nin, Anthony Bryer, “Greeks. and Turkmens: The Pontic Exception”,DumbartonOak Papers, Sayı 29 (1975) s.113-149, bkz. s.138. araştırmasında aktardığına göre; “Köprübaşı ilçesine bağlı Fidanlı Mahallesinde Tekke’nin bulunduğu sırta Aslan’ın sırtı da denir. Bölge sakinleri ile yaptığım görüşmelerde Aslanla ilgili iki söylence tesbit ettim. Bunlardan birincisi buraya adını veren Aslan’ın “Allah’ın Aslan’ı” diye anılan Hz.Ali olduğunu ve Hz.Ali’nin bölgeye geldiğine dair bir söylenceydi. İkincisi ise burada bazı bina temeli kalıntıları olduğunu ve bu kalıtıların burada köyün bu günkü sakinleri buraya yerleşmeden çok öncesine ait o zamanın Hıristiyan halkına ait olduğu fakat Aslan adlı yaman bir savaşcının burada uzun zaman kalıp denize kadar bölgeye hakim olduğu ve Mübarek bir şahsiyet olduğu şeklindeydi.” deniliyor.

Bu alıntıyı değerlendirecek olursak, Allahın Aslanı olarak kabul edilen Hz. Ali, Çukurova hariç Anadolunun her yerine uğradığı rivayet edilir. Oysa hiçbir kaynak Hz. Ali’nin Anadoluya geldiğini yazmaz. Zaten Hz. Ali’nin sağlığında Anadolu İslamiyetin eline geçmemişti. İslamiyetin eline geçmeyen Anadoluya Hz. Ali nasıl gelebildi bilinmiyor. Tabiî ki bir açıklaması vardır, o açıklama da sırdan olmuş oluyor. Ne derece gerçeğe uygun? Tartışmaya ve araştırmaya açık bir durumdur.

Aynı yerde ikinci söylenceden de bir Aslan var görülmektedir. Bu Aslan savaşçı bir Aslan olup, uzun süre Trabzon bölgesinde denize kadar hüküm süren birdir. Ve bu Aslan ayni zamanda mübarek bir şahsiyettir. Hem Aslan, hem savaşçı, hem de Mübarek bir şahsiyet olan bu Aslan kim olabilir? Benim aklıma gelen bu Aslan ve ayni zamanda Mübarek olan, Kırkların Serdarı Seyit Ali’dir. Aynı mıntıkada Kırklar ismiyle birçok yer isimlerinin oluşu da beni böyle düşündürmektedir. Seyit Ali’nin rivayeti Hz. Ali’ye monte edilmiş gibi bir durumla karşı karşıyayız. Ve bu rivayetin geçtiği mıntıkanın aynı zamanda Rıza Şehri diye tabir ettiğim bölgede olması tesadüfü değildir diye düşünmekteyim.

Sevgiler

Amistofes
14-07-2009, 12:21 PM
Söylenceler, insan düsü ve imgesidir,

Erzincan/Kemah yolunda firatin üzerine Tasitlarin gecmesi icin insa edilen Köprü ve edilen yer öyle bir yerki sanki bicak ile dikey kesilmistir , ve yöre halki ve civar yerlesim alanlarinda, olan insanlar derki -( takriben asagi yukari yüzelli metre dikey olarak bicak gibi kesilmis jeolojik /doga yapisindan olusan tas kesiti ) - Hz Ali ve Hz Ali`in Kilici Zülfikar kesmistir,
Hala halk arasindaki bu söylence meshurdur,Anadolu arastirmalarinda yapmis oldugumuz bu tür arastirmalar bizlere insan imgesindeki yatan hak beklentisinden baska bir sey degildir,Mitolojiktir.
Insalarin,,,(!),, ?.....Amactir, beklentidir, anlamdirilmistir, bu tür söylenceler hemen hemen bir cok yerlerde göze carpar.
Halbuki dediginiz gibi Hz Ali bu yörelere geldigine dair en kücük bir bir kayittan söz edilmez.
Saygilarim insan sevgilerimle

kanlıbey
15-07-2009, 08:44 AM
Değerli arkadaşlar..

Şimdi burada bir çok arkadaş yazmış.Efendim Rize şehri 'Rıza' şehri olamazmıymış.

Valla bildik konuların dışına çıkmak için iyi bir yöntem.

Gerçekte ise mekansal manada tarihin hiç bir döneminde ve hiç bir coğrafyasında rıza şehri olmamıştır.Belki biraz adaletli-eşit yaşam biçimleri ve mekanları olmuş olabilir.oysa Aleviliğin ütopyası-ereği olan rıza şehri hiç bir zaman olmamıştır.

Öyleyse nerdedir bu Rıza Şehri.?

Evet canlar rıza şehri insanın yüreğinde ve vicdanında kurulur...
İnsan kamilleştikçe rıza şehrinde adalet dahada artar ve mekansal dünyada da rıza şehirleri olabilir.Kimbilir...

Saygı ile.

Amistofes
15-07-2009, 11:04 AM
Gercekten insan düsündeki insandaki " IZAN ve VICDAN" dadir.
Kamili-Müsid ilkesini icsellestirendedir, acikcasi "GÖNÜL GÖZÜDÜR," gönül gözünün acilmasi ile bilincteki bileskesin noktasidir, Sonuc Insan %DÜSÜ dür ve Cem Erkani Meydani dir =ULU DIVAN dir ben sahsen baska yer düsünemiyorum= (Cemdeki Pir lerin üclerin beslerin yedilerin onyedilerin kirklarin oldugu cemal cemale olan MEYDAN olan =ULU DIVAN dir burasi hem mekan olan er hemde insanda olan ic Alemdeki gönül sahridir iste, Sir=Batinidir= Zahiri olan da meydandir.

Bilinc=bilgidir =Hizirdir= DEM = muhabbetle.

sevgilerimle

h.alibaba
16-07-2009, 08:20 AM
Değerli arkadaşlar..

Şimdi burada bir çok arkadaş yazmış.Efendim Rize şehri 'Rıza' şehri olamazmıymış.

Valla bildik konuların dışına çıkmak için iyi bir yöntem.

Gerçekte ise mekansal manada tarihin hiç bir döneminde ve hiç bir coğrafyasında rıza şehri olmamıştır.Belki biraz adaletli-eşit yaşam biçimleri ve mekanları olmuş olabilir.oysa Aleviliğin ütopyası-ereği olan rıza şehri hiç bir zaman olmamıştır.

Öyleyse nerdedir bu Rıza Şehri.?

Evet canlar rıza şehri insanın yüreğinde ve vicdanında kurulur...
İnsan kamilleştikçe rıza şehrinde adalet dahada artar ve mekansal dünyada da rıza şehirleri olabilir.Kimbilir...

Saygı ile.


Sevgili Kanlıbey,
Bir düzeltme yapayım, bildik konuların dışına çıkma değil de, ele alınmamış konuların ele alınması dersek daha doğru olur sanırım. Gerçekten bu güne kadar Rıza Şehri ele alınmamış konulardan biridir. Hiç alınmamış demekte doğru olmaz, bu dünyada Rıza Şehri varmıydı şeklinde ele alınmamıştır.

Genellikle Rıza şehri bir ütopya olarak ele alınmış ve hayal ürünü olarak değerlendirilmiştir. Ve bu gibi değerlendirmelerin dışına çıkılmamıştır. Daha doğrusu çıkmaya da kimsenin niyeti yoktur.

Bu durumun da, Alevilerin yönünün nereye döndüğü veya döneceği konusunda şaşkınlık yaşanmasına neden olmuştur. Kendini bir türlü bulamamışlar. Geçmişlerine kuşkuyla bakmışlardır ve hep kendilerini bir yerlere yamayarak uydusu durumunda kalmışlardır.


Çok iddialı bir söylemdir, Rıza Şehri hiç olmamış demek. O zaman bu ütopyanın oluşum kaynağı nedir?

Diyeceksin bende bir ütopya geliştirebilirim, bende sana evet geliştirilebilinir. Ama senden başkası da bu ütopyayı bilmez. Seninle birlikte gideceği günü bekler ve günü geldiğinde o da gitmiş olacaktır.

Rıza Şehri rüyası tabir edilen ütopya çağları aşarak bu günlere gelebilmiştir. Rıza şehri söylencesini önüne al ve bu söylencedeki değerleri Alevi değerleriyle, kültürüyle karşılaştır birebir uyuyormu, uymuyormu?

Yani Alevi kültürü Rıza şehri Kültürüyle aynı olduğunu göreceksindir. Bir ütopyanın kültürü olurmu? Bir ütopya kültür çağları aşıp bu günlere gelebilme şansı varmıdır?

Bir insan ne kadar kamilleşirse kamilleşsin, Rıza Şehri adalet anlayışına sahip olabilirmi? Rıza kenti Kültürüne sahip olmayan birinin vicdanında ve yüreğinde Rıza Şehri adaletinin varlığından söz edilebilinirmi?

Demek oluyor ki, Rıza Şehri yaşanmış ve o yaşanmışlığın, oluşan bir kültürü oluşmuştur. Bu gün Kominizm ütopyasının kültürünü Rıza Şehri ile kıyaslamanı öneririm. Kominizmi benimseyen insanların oluşmuş kültürlerini değerlendirmeni öneririm.

Sevgiler

kanlıbey
17-07-2009, 10:26 AM
Değerli h.alibaba..

Gerçekten de ortalama bir Alevi'ye sorsanız,Rıza Şehrinin ne anlama geldiğinin pratik cevabını alabilirsiniz.

Yaşanmışmıdır,yaşanmamıştırın bu anlamda çok da önemi yoktur aslında.Tabi buradan hareketle varılacak bir erek'inde olmadığı gibi..

Öyleyse aslolan "Rıza (eşitlik-adalet) şehri"ne duyulan özlemdir..
Aslolan Alevilerin böylesine muhteşem bir ütopyaya sahip çıkmaları ve ideallerine bu denli somuta indirgemeleridir..

Başka söylenecek şey varmı bilmem..

Saygı ile..

h.alibaba
18-07-2009, 01:49 AM
Gerçekten de ortalama bir Alevi'ye sorsanız,Rıza Şehrinin ne anlama geldiğinin pratik cevabını alabilirsiniz.

O cevabı alacağımı hiiiç sanmıyorum, cevabı olan olsa idi şimdiye çoktan vermiş idi ve ahkam kesen de çok olurdu.

Yaşanmışmıdır,yaşanmamıştırın bu anlamda çok da önemi yoktur aslında.Tabi buradan hareketle varılacak bir erek'inde olmadığı gibi..

Bu söylediğine şöyle bir örnek verebilirim, Alevilik olsa da, olmasa da, yaşasa da, yaşamasa da pek önemli değildir, demeye gelmektedir. Önemli olan, amaçsız olarak Alevi olduğumuzu söylemektir, böyle bir anlayış ne derece doğru olur.


Alevilikten Rıza Şehri anlayışını ve değerlerini bir kenara bırakın ve üzerinde biraz düşünmeni öneririm, bakalım nasıl bir Alevilikle karşılaşırsın? Rıza Şehri Aleviliğin kültürüdür, İnanç kültüründe tutun da, diğer bütün kültürler yaşanmışların sonucu olarak oluşmuştur. Anlaşılan odur ki Alevi Kültürü Rıza Şehri kültürünün devamıdır. Bana göre Rıza Şehri yaşamış olmasaydı bu gün Alevi inancı ve kültürü olmayacaktı.


Bu gün Aleviliği hep bir yerlere yamamaya çalışmanın sebebi, Alevi kültürünün esas kaynağının neresi veya ne kaynaklı olduğunun farkında olmamaktır. Bütün inançlara ve kültürlere bakın yaşanmışların sonucu ve devamı olduğunu göreceksiniz. Bana göre Rıza Şehri diye bir sosyal düzen yaşamamış olmasaydı bu gün Alevilik diye bir şey olmayacaktı.

Öyleyse aslolan "Rıza (eşitlik-adalet) şehri"ne duyulan özlemdir..

Aslolan Rıza Şehrine duyulan özlem diyelim de, bu özlemin kaynağı bizleriz ve Rıza Şehri rivayeti de yeni değil, Alevilikle yaşıttır. Alevilik bu özlemi nereden ve nasıl yarattı, kaybettiğini bulma özlemimi, yoksa tasarladığını yaratma özlemimi? Rıza Şehri Aleviliğin yeni tasarısıysa var olan kültürüyle kopuklukların gözlenmesi gerekirdi. Oysa Rıza Şehri rivayetinde geçen olaylar Alevilikle birebir örtüşmektedir ve aralarında hiçbir kopukluk görülmemektedir.
Aslolan Alevilerin böylesine muhteşem bir ütopyaya sahip çıkmaları ve ideallerine bu denli somuta indirgemeleridir..
Aleviler, kendilerine uygun olmayanları pek benimsemezler. Senin deyiminle muhteşem ütopya zaten Alevilerin kendisine aittir. Sahip çıkma sözü yabancılaştırma anlamı taşımaktadır. ve ideallerinin de somut olduğunu söylemektesin. Somut olana nasıl ütopya diyebiliyorsun? Bazen insan farkında olmadan doğruyu veya yanılışı birbirinden ayıramıyor değilmi?
Başka söylenecek şey varmı bilmem..

Bir şeyler söylediğine emin değilim.

Sevgiler

mursaloğlu
18-07-2009, 02:26 AM
Sen bazı kişilerin bir şey yazmadıklarına bakarak söyleyecek sözleri olmadığını sanıyorsan yanılıyorsun.

Tavrın ortaya attığın fikrin yanlış ve ya anlamsız olduğunu söyleyenler aldığın yanlış tavırdan kaynaklanıyor.
Hani bir söz vardır
Ne şamın şekeri ne arabın yüzü.

İşte bu söylenecek şeylerin bittiği yerdir.

h.alibaba
18-07-2009, 03:15 AM
Sen bazı kişilerin bir şey yazmadıklarına bakarak söyleyecek sözleri olmadığını sanıyorsan yanılıyorsun.

Tavrın ortaya attığın fikrin yanlış ve ya anlamsız olduğunu söyleyenler aldığın yanlış tavırdan kaynaklanıyor.
Hani bir söz vardır
Ne şamın şekeri ne arabın yüzü.

İşte bu söylenecek şeylerin bittiği yerdir.


Aman! mursaloğlu, senin bildiklerin senin olsun, ben seni kast etmedim, genel olarak kullandığım bir tabiri hemen üstlenmene gerek yoktur. Lütfen konuyu sabote etmekten vazgeç. Bildiklerini anlatmışsın, daha bildiklerin varsa da bu konuda eksik olsun. Sağolasın şimdiye kadar olan katkıların için, gerisi fazla olur.

mursaloğlu
18-07-2009, 04:50 AM
Aman! mursaloğlu, senin bildiklerin senin olsun, ben seni kast etmedim, genel olarak kullandığım bir tabiri hemen üstlenmene gerek yoktur. Lütfen konuyu sabote etmekten vazgeç. Bildiklerini anlatmışsın, daha bildiklerin varsa da bu konuda eksik olsun. Sağolasın şimdiye kadar olan katkıların için, gerisi fazla olur.

Zaten bu tür uygunusuz yazılara kalemimi bile oynatmam.

senin bilmediklerinle baş başa bırakıyorum.

h.alibaba
18-07-2009, 05:17 AM
Zaten bu tür uygunusuz yazılara kalemimi bile oynatmam.

senin bilmediklerinle baş başa bırakıyorum.

Tabi tabi yüce şahsiyetler Rıza Şehri ile ilgili yazılara kalemini oynatmaz. Ancak Allah, Allah yazılabileceklere kalemini oynatır.

mursaloğlunun şanına leke gelmesini istemem, şanın sarsılacağına bildiklerini aktarman eksik olsun ziyanı yoktur, yüce insan!

mursaloğlu
18-07-2009, 05:25 AM
Tabi tabi yüce şahsiyetler Rıza Şehri ile ilgili yazılara kalemini oynatmaz. Ancak Allah, Allah yazılabileceklere kalemini oynatır.

mursaloğlunun şanına leke gelmesini istemem, şanın sarsılacağına bildiklerini aktarman eksik olsun ziyanı yoktur, yüce insan!

Yok be can benim tepkim rıza şehrine değil açtığın konuyla da ilgisi yok tepkim sana karşı fikir yazanlara verdiğin tepkiye.

Bende çok şey bildiğimi iddia etmiyorum ama senin yürütmekteki akıl yolunu da kabul etmiyorum.

Yoksa rıza şehri hakkında her Alevi gibi benimde çok olumlu fikrilerim ve bilgilerim var.
sen verilen cevapları sindiremiyorsun mutlak benim dediğim doğru demek tartışma ortamı değil olsa olsa.
Dediğim dedikciliktir.

İşte bende buna karşıyım.

h.alibaba
18-07-2009, 05:43 AM
Yok be can benim tepkim rıza şehrine değil açtığın konuyla da ilgisi yok tepkim sana karşı fikir yazanlara verdiğin tepkiye.

Bende çok şey bildiğimi iddia etmiyorum ama senin yürütmekteki akıl yolunu da kabul etmiyorum.

Yoksa rıza şehri hakkında her Alevi gibi benimde çok olumlu fikrilerim ve bilgilerim var.
sen verilen cevapları sindiremiyorsun mutlak benim dediğim doğru demek tartışma ortamı değil olsa olsa.
Dediğim dedikciliktir.

İşte bende buna karşıyım.

Ben başkalarına cevaplar vermişim ve hiç biriyle de seninle sataşmaya dönüştüğü gibi bir olay yaşanmadı bu topikte. Sen bu sataşmayı başka topiklere bile taşıdın, fakat ben uymadım. Sen bana karşı neden fikir yürütüyorsun ki, benim fikirlerim ortadayken, fikirlerimle veya iddialarımla neden ilgilenmiyorsun da, benim şahsi kişiliğimle ilgileniyorsun. Bu durum sana ne kazandırdı anlamış değilim. Benim en sevmediğim kopyacılıktır ve bu konuda bir çok kişiyi eleştirmişimdir, sen kalkıp beni kopyacılıkla suçlayıp konunun yönünü değiştirmeye çalışıyorsun. Yazdığın mesajların kaç tanesi konuyla ilgilidir hiç düşündünmü? Madem bu şekilde yazışmak istiyorsun buyur yazışalım bakalım elimize ne geçecek, kazancımızı ortak bölüşürüz. Mızıkçılık yok ama!

mursaloğlu
18-07-2009, 06:09 AM
Ben başkalarına cevaplar vermişim ve hiç biriyle de seninle sataşmaya dönüştüğü gibi bir olay yaşanmadı bu topikte. Sen bu sataşmayı başka topiklere bile taşıdın, fakat ben uymadım. Sen bana karşı neden fikir yürütüyorsun ki, benim fikirlerim ortadayken, fikirlerimle veya iddialarımla neden ilgilenmiyorsun da, benim şahsi kişiliğimle ilgileniyorsun. Bu durum sana ne kazandırdı anlamış değilim. Benim en sevmediğim kopyacılıktır ve bu konuda bir çok kişiyi eleştirmişimdir, sen kalkıp beni kopyacılıkla suçlayıp konunun yönünü değiştirmeye çalışıyorsun. Yazdığın mesajların kaç tanesi konuyla ilgilidir hiç düşündünmü? Madem bu şekilde yazışmak istiyorsun buyur yazışalım bakalım elimize ne geçecek, kazancımızı ortak bölüşürüz. Mızıkçılık yok ama!

yok yok ben almıyayım o arkadaşlar yazışmayı kısa kestiler çünkü seninle uğraşmak istemediler. hiç olayın bu yönünü düşündünmü. bir özel mesajla sor istersen.

Benim hatam belki bir orta yol buluruz düşüncesiydi ama sen tüm yolları kesmişsin illa ki Rize şehri RIZA ŞEHRİ olacak.
RTE. baş harfinde de R harfi var oda rıza dır diyeceksin.

Yani dediğim dedik çaldığım düdük hesabı.

Ben yazışmak istemiyorum. hadi sana iyi eğlenceler.

h.alibaba
18-07-2009, 06:29 AM
yok yok ben almıyayım o arkadaşlar yazışmayı kısa kestiler çünkü seninle uğraşmak istemediler. hiç olayın bu yönünü düşündünmü. bir özel mesajla sor istersen.

Benim hatam belki bir orta yol buluruz düşüncesiydi ama sen tüm yolları kesmişsin illa ki Rize şehri RIZA ŞEHRİ olacak.
RTE. baş harfinde de R harfi var oda rıza dır diyeceksin.

Yani dediğim dedik çaldığım düdük hesabı.

Ben yazışmak istemiyorum. hadi sana iyi eğlenceler.

Sen boş ver kimin ne yazdığına ve ne dediğine. Çok şükürler ki nihai kararını verebildin. Gerisini boş ver, ister Rıza Rize olsun, ister Rize Rıza olsun, kimin nasıl bir düdük çaldığına bakma sen, yazmadım da kıyamet kopacak diye de düşünme. Kıyamet falan kopmaz. Rıza Şehri yine Rıza Şehri olarak olacaktır, ama hayal, ama gerçek serüven devam edecektir.

hurufican
18-07-2009, 06:42 AM
Belli aktarımlarınızı okudum geniş bir araştırma ile rıza şehirlerinin bir, birleri ardına dize bilirsiniz. Bunu sağlayan dönem içerisindeki halkların kardeşliği ve kültürleri ile beraber yaşayış(zorunlu veya çıkarsal) şekilleridir. Dünyanın her yerinde rıza şehirleri bulmak mümkündür. Bence burada ses benzeşmesi (fonetik bağlantı)ile bir bağlantı kurulsa da bu günkü rize için sanırım doğru olmaz.Bu şehirde çok az şekilde Alevi Çepni göçü tarihte olmuş bunlarda azlığından dolayı asimle olmuşlardır.Arkeolojik tarihsel yapı ve aktarımlara çok iyi bakmak gerekir.
Esat kormazın buyruk adı altında alıntıladığı onu ve sevenleri anlayanlarını ilgilendirir.

dinsel anlamda isa çoçukları ve göçleri ile Karadenizdeki Hıristiyan oluşumundaki rızalığıda (rıza şehirleri)unutmamak gerekir.
buradaki manada kendimce.....
buda zahir-i ve batın-i anlarsak halklar kardeşçe yaşamak için yapılan anlaşmalardır arapca rıza Rumca başka hintce Çince adı başkadır ama temelde insanların kardeş içinde mutlu huzurlu ”cennet vari” yaşama istekleridir.

şimdi rize ile bazı kitaplar isimleri veriyim...( ayrıca gürcü-yunanlar ve ruslarında var)

Tarih ve kültür dünyamıza kazandırdığı rize Medreseleri ve Medrese Âlimleri(1994), Rize Karşı Beri Atma Türkü Yarışmaları(1994), Osmanlı Dönemi Şairlerinden Rizeli Hafız Yusuf ve Şakir Agahi Efendi (1997), rize Halk Şiiri Derlemeleri (1998), rize Kültür Derlemeleri (1999), Rize tarihi (2000), Dinden çıkarma mantığı ve dinin alanı üzerine (2006) isimli eserlerin ardından şimdi de rizetarihinin gün ışığına çıkmasına büyük katkı sağlayacak olan “rize’nin Yönetim tarihi...

Rize şehrinin tarihinin gün ışığına çıkması adına. Çınar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından yayınlandı. Rize Şehir tarihçiliği açısından önemli bir boşluğu dolduran eser 130 sayfadan oluşuyor. Rize nin yönetim tarihi(2006) kaynaklı kitaplardan yararlanmak gerekir.



rıza Arapca bir kelime olan rıza çoğulları Razî,radi,Rıdvan kuranda çokca bulunmaktadır.

esat kormazın bahsettiği buyruğa gelince..
Buyruklar, Şeyh Sâfî Buyruğu, İmam cafer Buyruğu, Menakıb, Menakıbı Evliya şeklinde isimlendirilmektedir. Ama bilinen ismi Menâkıbu’l-Esrâr Behcetü’l-Ahrâr’dır.

Diğer yandan bakıldığında kimin nasıl görmek istediği ve anlamak istediği etkileme etkileşmesi vardır……

Şiilerin bugün ellerinde bulunan “İmami Caferi buyruğu ” adını taşıyan kitap, Şii inancındaki dinsel uygulamalar üzerinde ilk kez kaleme alan cafer bin Hüseyin al-Kummi ile daha sonraları Cafer Muhammed al-Tusi Risala-i Jafariyya adında bir buyruk daha yazdı …(….)

Rıza Ezilmiş halkların veya beraberce(yaşadığı şehri-ülkeyi kasabayı vs.) ortak yaşamak ortak hareket etmek adına güç birliği kurma adıdır. Dahası Rıza temelsel olarak insancıl olma adına verilen uğraştır rıza… medinede şehr-i de (Medine beyannamesi)olur bir başkada ..



Anadolu halkları geçmiş tarih ile var olan ataları ve yeni öğrendiklerini harmanlamaları veya inanç ve kültürlerini göç ettikleri yerlere götürmeleri göç ettiği toplumların yaşamalarının devamı için şartlardan ötürü zamanla bir şeyler öğrenmeleri yenilemeleri/unutulmuş olmaları halklar kültürleri şeklinde olması doğaldır…..

Kayıtlar altında gerçekçi anlamlarda kaleme alınanlar elle tutulan kalıntılar her şeyden önemlidir boşa kayık çekmek ise yorgunluk tartışma ve üzücülük getirir…


(…)Medine Vesikası(beyannamesi)olan bu antlaşma 47 şıktan meydana gelmiş ve ortak anlaşmadır.Ana fikri düzenleyen zaman içerisinde alt yapılarınıda yıllarca uğraşlardan sonra düzenleyen ve daha sonrada kaleme aldıran Hz. Mumammeddir.Katip ise(yazan kaleme alan) Hz. Alidir. Alevi Ozanlarının deyişlerinde dile getirdiği ‘’Okuyan Muhammed, Yazan Alidir’’ betimlemelerinden biri de bu vesikadır.


Pir Sultan Abdal bir deyişinde şöyle buyurmaktadır.

Pir Sultan’ım eydür şad olup güldü,
Kabe’i Şeriften bir nida geldi.
Hakk’ın emri ile 4 kitap indi
Okuyan Muhammed, yazan Ali’dir’’


“ Fuat Köprülü’ nün söylediği gibi tarih her şeyden önce ilmi hakikatin hizmetkarı ve şahidi olmalıdır”

Fukara-i Abdal
18-07-2009, 06:57 AM
İkinci Konu Anadoluda KIRKLAR söylencesinin diğer yerlerinden bir tanede BURSADA var

Ay Dede ve Kırk Fenerliler

Ayrıca

Erzincan ovası ,KIRKLAR tepesi
Bayburt,Kırklar Tepesi
Dİyarbakır KIRKLAR Tepesi
Kırklar Eli ,KIRKLAR Tepesi
Konya KIRKLAR TEPESİ

Bolu,Kırklar Türbesi
Erzincan Kırklar Türbesi
Lefkoşa,Kırklar Tekkesi
,Kaz Dağları ,Kırklar Tepesi

yani Her yerde bu tip OLGULARA rastlamak mümkün .

h.alibaba
18-07-2009, 09:09 AM
İkinci Konu Anadoluda KIRKLAR söylencesinin diğer yerlerinden bir tanede BURSADA var

Ay Dede ve Kırk Fenerliler

Ayrıca

Erzincan ovası ,KIRKLAR tepesi
Bayburt,Kırklar Tepesi
Dİyarbakır KIRKLAR Tepesi
Kırklar Eli ,KIRKLAR Tepesi
Konya KIRKLAR TEPESİ

Bolu,Kırklar Türbesi
Erzincan Kırklar Türbesi
Lefkoşa,Kırklar Tekkesi
,Kaz Dağları ,Kırklar Tepesi

yani Her yerde bu tip OLGULARA rastlamak mümkün .

Sevgili Fukara,
Her yerde bu gibi olgulara rastlamak mümkün değil. Şimdi izah etmeye çalışmadan önce, başka bir sitede Kırkların ismiyle bulunan yer ve mekan isimlerinin tespiti için buraya aktardıklarımı tespit edip konu açtım ve insanları katkıda bulunmaya davet etim fakat, aylardan beri bir iştirakçi çıkmadı. Ve buradan sen kaynak belirtmeden katkıda bulundun. Olsun bu da güzel, bu sebeple sana teşekkürler. En azında Kırklar isminin nerelerde yoğunluk kazandığını ve nerelerde olduğunu öğrenmiş oluyoruz.

Şimdi gelelim neden her yerde olmadığına, örneğin, Kırklar ismi Arabistanda, ve Ortaasyada, İranda, Avrupada, Amerikada ve Afirikanın herhangi bir yerinde geçmemektedir. Demek oluyor ki Kırklar sadece Anadoluya has bir olgudur. Özellikle de Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgesinden Tokata kadar olan bölgede yoğunlaşmaktadır. Pir Sultan şöyle der,

Kırklar bir bir arda sökün eyledi
Kafirlerin yollarını bağladı
Tanrının aslanı imdat eyledi
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli
Kırklara serçeşmesin pirim Ali

İlerleyen mesajlarımın birinde yaptığım alıntıdaki Aslan olan Alinin seyit ali olabileceğini vurgulamıştım. Bu dörtlükte Pir sultan o alıntıdaki Aslan olan Alinin Seyit Ali olduğunu teyit etmektedir. Tam da bu noktada Seyit Alinin bilinmeyen bir kimliğini açmam gerekiyor fakat şu anda sırası değil, konunun istikameti değişsin istemiyorum. Ve pir Sultan devam ediyor,

Geldi Kazova’yi duman bürüdü
Kara kafirlerin yağı eridi
Allah Allah deyip Kırklar yürüdü
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli
Kırklara serçeşmesin pirim Ali

Kazova, Tokat’ın Üzümören Kasabasıdır. Peki Kırkların Kazovaya kadar nereden geldiği konusunda bir fikriniz varmı? Veya bir ipucu verebilirmisiniz? Ortaasyadan, İrandan veya Arap yarımadasından geldiler diyebilirmiyiz? Veya gönüllerden var olmuşlar, hayal ürünüdür demek mümkünmü? Hayır. Kırklar Doğu Anadoludan ve Doğu Karadeniz bölgesinden Tokata kadar Seyit Alinin Sardarlığıyla kurtuluş savaşı vermişlerdir. Kırklar olgusu böyledir. Sevgili Fukara, katkıların için teşekkürler.

Sevgiler

Fukara-i Abdal
18-07-2009, 09:29 AM
Kırklar'ın Anadolu Seyyit Ali önderliğinde olması ve RUM illerini feth edilmesinde yardımcı olduklarını biliyoruz..

Bir nevze oralardan geçmesi ve bunun dışında başka noktalarda oluşan KIRKLAR söylencesi de var Doğru

Ama KIRKLAR Olgusu Seyit Ali Sultan Öncesinede gider

Aslında Pehlivan Güreşlerinin başalngıcıda SEYİD ALİ SULTAN'dır

Yani Anadolun heryerine yayılması COK DOĞAL ama Bunun HACI BEKTAŞ VELİ Sonrasında olması gerçek yani

Arslan Baba'nın ve Ahmed Yesevi'nin Türbelerinin bulunduğu noktada bu konuda önemli aslında

h.alibaba
18-07-2009, 11:44 PM
Belli aktarımlarınızı okudum geniş bir araştırma ile rıza şehirlerinin bir, birleri ardına dize bilirsiniz.
Aşırı bir zorlama ve uydurmadan ibaret olmazmı?

Dünyanın her yerinde rıza şehirleri bulmak mümkündür.
Hayalperestlik olmazmı?

Bence burada ses benzeşmesi (fonetik bağlantı)ile bir bağlantı kurulsa da bu günkü rize için sanırım doğru olmaz.
Bu günkü Rize için doğru olmamasının sebebi ne?

Bu şehirde çok az şekilde Alevi Çepni göçü tarihte olmuş bunlarda azlığından dolayı asimle olmuşlardır.
Rize’yi uygun bulmamanın sebebi sanırım Çepniler olsa gerek. Yani Çepniler yoğun olarak gelseydiler uygun olacaktı. Kısacası Alevilik eşittir Türklüktür diyorsun, yanlışmı anladım? Aleviliği Çepnilermi yaydı? Çepniler o bölgeye yerleşseydi, Rizenin, Rıza Şehri olması doğalmı olacaktı?

Arkeolojik tarihsel yapı ve aktarımlara çok iyi bakmak gerekir.
Neden bakmıyor ve bir örnek aktarmıyorsun?
Esat kormazın buyruk adı altında alıntıladığı onu ve sevenleri anlayanlarını ilgilendirir.
Başkalarını da ilgilendiriyor sanırım, yoksa buraya yazma gereği duymazdın değilmi?

dinsel anlamda isa çoçukları ve göçleri ile Karadenizdeki Hıristiyan oluşumundaki rızalığıda (rıza şehirleri)unutmamak gerekir. buradaki manada kendimce.....
Kendince olan manayı da hiç anlamış değilim. Her kesin kendine göre bir şeylere yüklediği bir mana vardır. Ama önemli olan o manayı başkasına anlatabilmeli, değilmi?

(…)Medine Vesikası(beyannamesi)olan bu antlaşma 47 şıktan meydana gelmiş ve ortak anlaşmadır.Ana fikri düzenleyen zaman içerisinde alt yapılarınıda yıllarca uğraşlardan sonra düzenleyen ve daha sonrada kaleme aldıran Hz. Mumammeddir.Katip ise(yazan kaleme alan) Hz. Alidir. Alevi Ozanlarının deyişlerinde dile getirdiği ‘’Okuyan Muhammed, Yazan Alidir’’ betimlemelerinden biri de bu vesikadır.
Bu vesikayı kimin doldurduğu ve anlaşma kiminle yapıldığı pek önemli değildir. Önemli olan bu vesikanın halk arasındaki Rıza şehri söylencesine uyup, uymadığıdır. Rıza şehri söylencesinde antlaşma ve vesika diye bir şey geçmemektedir. Rıza Şehri söylencesinde geçen her şey Razılıkladır.


Sevgiler

Mustafa Kemal
19-07-2009, 10:06 AM
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Rıza Şehri bir ütopya olamaz, yaşanmış gerçek sosyal, siyasal ve felsefi olgudur diye düşünüyorum. Eğer Rıza Şehri yaşantısı gerçek olmasaydı, Alevi Kültürü olmayacaktı sanırım.

Alevi kültürüne dikkat edecek olursak, Rıza Şehri efsanesiyle birebir örtüşmektedir. Örneğin, Alevilerin insanı esas alan felsefesi, eşitlikçi ve ortakçılıktan yana olmaları, dünya malına önem vermemeleri bir tesadüfmü?

Veya yoksulluğun sonuçlarıdır diye düşünebilirmiyiz? Hayır. Bu gün Zengin olan Alevilere bakın aynı anlayış ve kültürü görmek zor olmasa gerek.

O zaman demek oluyor ki Rıza Şehri denilen bir yerleşim birimi var idi ve bu Rıza Şehri insanları, burada kendilerine has bir sosyal düzenleri olup, kendi felsefelerine ve inançlarına göre bir sosyal düzenleriyle yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Bu günkü Alevi kültürü Rıza Şehri kültürü olduğu şeklinde düşünmekteyim. Kültürler yaşamış sosyal toplulukların geçmişlerinde yaşadıklarıyla oluşmaktadır. Birçok mesajımda Dört Kapı, Kırk Makam öğretisinin, bir devlet öğretisi olduğunu vurgulamıştım. Bu anlattıklarımdan da anlaşılan Dört Kapı, Kırk Makam öğretisi Rıza Şehrinin öğretisi, olguları ve yönetim sistemi olduğudur.

Çünkü, temel dayanağı olmayan bir ütopyanın binlerce yılı aşıp gelmesi düşünülemez. Rıza Şehri efsanesi yaşanmış bir sistem gerçeği olmasaydı, bu gün o efsaneye uygun davranış ve yaşam biçimi de Alevilerde gözlenemezdi diye düşünüyorum.

Sevgiler

Miraç Hadisesi nerede yaşandı?Hz.Muhammed'İn mirac dönüşü Kırklar Meclisi olgusu ortaya çıkar.Söyledikleriniz bu yüzden uyuşmuyor:(

hurufican
19-07-2009, 03:39 PM
h.ali baba..

sürtüşmekle üste çıkmak anlatmak meramı anlamak ayrı bir çizgi ve sevgi saygı ölçüsü iledir diyerek...
Yazdıklarımı pek anlamayarak konuyu uzatmaktan başka bir meram sizde göremedim göremiyorum.
Sorduğunuz soruların cevabı aslında çok kısa yazdığım katkı payımda vardır.

Demagojinin bir mantığı yoktur.

Rıza şehrini ne geçip geçmediği siz nasıl algılıyorsanız öğle bilin ama akademik anlayışla siz çok ayrı yerdesiniz…

Herkesin elindeki bir iki kitapla bir yeri geliniyorsa gülerim ve sonrasında gülerim…

Bizim temel olarak anlattığımızı zaten anlamışsanız ki.. söylediğiniz. “Rıza Şehri söylencesinde geçen her şey Razılıkladır.”
İşte konu olgusu bu rizede bulundum Rizeli in adamları ve rize ile bazı bilgilere bakın lafı uzatmanın gönül okşamanın bir manası yok..


Arap kaynaklarında rıza Arapça kaleme alınan belgeler hala durmaktadır.bilindiğine göre 605 kalemde Topkapı sarayında bu belgeler durmaktadır.

Sizi size bırakarak fazla demagojiye girmek manası yoktur. Aklın ve ilmin yolu birdir.

Nasıl anlamak ve mutlu olduğunu sanıyorsanız bizim yapabileceğimiz bir şey yoktur.siz kütüphanelerde akademik anlayışlı tezlerde bunları arayın. İslam üniversiteleri bunla ilgili çalışmaları vardır.Arapça biliyorsanız mısır kaynaklı kütüphanelerde kitaplar kısmen de olsa internet-e aktarıldı birazda gürcülerden ve yunanlardan bilgi alın ama….

4 asıl olmak üzere üzerinde oynama 13 çeşit buyruk okudum bunlarım 2 tanesi bizzat Farsça..

Lütfen buyruk hakkında bana bilgi sunmayınız…

Esat korkmazda bilme tarihe uyan akla uyan alırım.. Olay budur niye büyütüp bunu sürtüşme haline giriyorsunuz.

Nemalanma neye bilgiye mi nefs-e mi?.2/51,maide,26 araf sr.142,ahfaf sr.142

Kırk sayısı Mezopotamya ve etkileşmesinde vardır..


Kırk kilise kurbında yene hisârda ve bunar hisârda ve pravadi kurbanda dona değirmenlerinde ve bu küçük çekmecede*** ve büyük çekmecede nehr-i tuna zâhir olur.

Beşir’de yok; Bağdat’ta (str. 39) bınar hisârdan; Pertev’de (str. 2) bınar hisârda. degirmenlerinde: Pertev’de (str. 3) degirmenlerinden.
Arnavutluk –mekodonya kütüphanesi bilgileri açıyor orada görecekseniz. ayrıca vedalarda ve eviya çelebiyi okumak gerekir…

İranda kırklar ile bilgi alın….


Size anlamanız adına…

Fuat Köprülü’ nün söylediği gibi tarih her şeyden önce ilmi hakikatin hizmetkarı ve şahidi olmalıdır”
olduğunu da okumuştum

Nuh Tufanı”na yol açan yağışların kırk gün kırk gece sürmesi, “Hz. Musa”nın ilahi “On Emir”i aldığı Sina Dağında kırk gün kırk gece kalması, “Isa peygamberin” çölde kırk gün kırk gece inzivaya çekilmesi, Hz.Muhammed’in kırk yaşında peygamber olması, “göksel” dinlerde kırk sayısına verilen önemin bir başka yansımasıdır.
Ayrıca, Hz.Muhammed’in, İslam dininde genel kural yerine geçen sözleri ve davranışları anlamına gelen “hadis”lerinin, değişik zamanlarda farklı bilginler tarafından kırk adet olarak derlenip bir seçki haline getirilmesi ve bunlara “kırk hadis” denmesi, bu sayıya verilen kutsallığın bir başka göstergesidir.
Alevi-Bektaşi ibadeti olan “Cem” ve “Semah”ın kökeni kabul edilen “Kırklar Meclisi” söylencesinde söz edilen kadın ve erkek kişilerin, yani “can”ların toplamı da kırk’tır.
Orta Çağ Anadolusu’nun her karış toprağında ayak izi olan Yunus Emre’nin, derviş olabilmek, “Hakk’ın” gizine erebilmek, “yüce sevgiye” ulaşabilmek için sırtında, pîri Tapduk Emre’nin tarikat tekkesine, kırk yıl boyunca her gün kırk odun taşıdığı söylenir.
Ölen bir kişinin, ölümünün ardından geçen kırkıncı günde anılması, adına “mevlit” okunması, “hayır” dağıtılması, kırk sayısıyla ilgili Anadolu’da yaşayan başka bir gelenektir.
kırk sayısı halk arasında da o kadar çok dillenir ki masallardaki “Ali Baba”nın haramileri de kırk tanedir! Ve bu bölgede basradadır….

Mayalarda ve meksikada 40 lar vardır…
Bunuda tartışmam..

Bildiğiniz gibi davranmaya devam edin..

Ayrıca amistofes arkadaşın tavsiyesi ile buraya geldim burada bir iki karalama yaparsak ne mutlu biz fakirlere bir ara şifremi kaybetti neyse..

Ben sizi anladım ama siz bende şimdilik uzaksınız aşk ile kendinize hak ile bakmanız ile diyorum..

h.alibaba
19-07-2009, 10:46 PM
h.ali baba..

sürtüşmekle üste çıkmak anlatmak meramı anlamak ayrı bir çizgi ve sevgi saygı ölçüsü iledir diyerek...
Yazdıklarımı pek anlamayarak konuyu uzatmaktan başka bir meram sizde göremedim göremiyorum.
Sorduğunuz soruların cevabı aslında çok kısa yazdığım katkı payımda vardır.

Demagojinin bir mantığı yoktur.

Rıza şehrini ne geçip geçmediği siz nasıl algılıyorsanız öğle bilin ama akademik anlayışla siz çok ayrı yerdesiniz…

Herkesin elindeki bir iki kitapla bir yeri geliniyorsa gülerim ve sonrasında gülerim…

Bizim temel olarak anlattığımızı zaten anlamışsanız ki.. söylediğiniz. “Rıza Şehri söylencesinde geçen her şey Razılıkladır.”
İşte konu olgusu bu rizede bulundum Rizeli in adamları ve rize ile bazı bilgilere bakın lafı uzatmanın gönül okşamanın bir manası yok..


Arap kaynaklarında rıza Arapça kaleme alınan belgeler hala durmaktadır.bilindiğine göre 605 kalemde Topkapı sarayında bu belgeler durmaktadır.

Sizi size bırakarak fazla demagojiye girmek manası yoktur. Aklın ve ilmin yolu birdir.

Nasıl anlamak ve mutlu olduğunu sanıyorsanız bizim yapabileceğimiz bir şey yoktur.siz kütüphanelerde akademik anlayışlı tezlerde bunları arayın. İslam üniversiteleri bunla ilgili çalışmaları vardır.Arapça biliyorsanız mısır kaynaklı kütüphanelerde kitaplar kısmen de olsa internet-e aktarıldı birazda gürcülerden ve yunanlardan bilgi alın ama….

4 asıl olmak üzere üzerinde oynama 13 çeşit buyruk okudum bunlarım 2 tanesi bizzat Farsça..

Lütfen buyruk hakkında bana bilgi sunmayınız…

Esat korkmazda bilme tarihe uyan akla uyan alırım.. Olay budur niye büyütüp bunu sürtüşme haline giriyorsunuz.

Nemalanma neye bilgiye mi nefs-e mi?.2/51,maide,26 araf sr.142,ahfaf sr.142

Kırk sayısı Mezopotamya ve etkileşmesinde vardır..


Kırk kilise kurbında yene hisârda ve bunar hisârda ve pravadi kurbanda dona değirmenlerinde ve bu küçük çekmecede*** ve büyük çekmecede nehr-i tuna zâhir olur.

Beşir’de yok; Bağdat’ta (str. 39) bınar hisârdan; Pertev’de (str. 2) bınar hisârda. degirmenlerinde: Pertev’de (str. 3) degirmenlerinden.
Arnavutluk –mekodonya kütüphanesi bilgileri açıyor orada görecekseniz. ayrıca vedalarda ve eviya çelebiyi okumak gerekir…

İranda kırklar ile bilgi alın….


Size anlamanız adına…

Fuat Köprülü’ nün söylediği gibi tarih her şeyden önce ilmi hakikatin hizmetkarı ve şahidi olmalıdır”
olduğunu da okumuştum

Nuh Tufanı”na yol açan yağışların kırk gün kırk gece sürmesi, “Hz. Musa”nın ilahi “On Emir”i aldığı Sina Dağında kırk gün kırk gece kalması, “Isa peygamberin” çölde kırk gün kırk gece inzivaya çekilmesi, Hz.Muhammed’in kırk yaşında peygamber olması, “göksel” dinlerde kırk sayısına verilen önemin bir başka yansımasıdır.
Ayrıca, Hz.Muhammed’in, İslam dininde genel kural yerine geçen sözleri ve davranışları anlamına gelen “hadis”lerinin, değişik zamanlarda farklı bilginler tarafından kırk adet olarak derlenip bir seçki haline getirilmesi ve bunlara “kırk hadis” denmesi, bu sayıya verilen kutsallığın bir başka göstergesidir.
Alevi-Bektaşi ibadeti olan “Cem” ve “Semah”ın kökeni kabul edilen “Kırklar Meclisi” söylencesinde söz edilen kadın ve erkek kişilerin, yani “can”ların toplamı da kırk’tır.
Orta Çağ Anadolusu’nun her karış toprağında ayak izi olan Yunus Emre’nin, derviş olabilmek, “Hakk’ın” gizine erebilmek, “yüce sevgiye” ulaşabilmek için sırtında, pîri Tapduk Emre’nin tarikat tekkesine, kırk yıl boyunca her gün kırk odun taşıdığı söylenir.
Ölen bir kişinin, ölümünün ardından geçen kırkıncı günde anılması, adına “mevlit” okunması, “hayır” dağıtılması, kırk sayısıyla ilgili Anadolu’da yaşayan başka bir gelenektir.
kırk sayısı halk arasında da o kadar çok dillenir ki masallardaki “Ali Baba”nın haramileri de kırk tanedir! Ve bu bölgede basradadır….

Mayalarda ve meksikada 40 lar vardır…
Bunuda tartışmam..

Bildiğiniz gibi davranmaya devam edin..

Ayrıca amistofes arkadaşın tavsiyesi ile buraya geldim burada bir iki karalama yaparsak ne mutlu biz fakirlere bir ara şifremi kaybetti neyse..

Ben sizi anladım ama siz bende şimdilik uzaksınız aşk ile kendinize hak ile bakmanız ile diyorum..

Sn. hurufican,
Söyleyecek bir şeyin yoksa kendini boş yere yorma, söylenmiş bazı sözler, iddia edilen bazı olgular ve sorulmuş bazı sorular vardır.


Ve sen bir şeyler söylemeye çalışıyorsun fakat çok uzağında durmaktasın. Demagoji diyorsun, mesajının başından sonuna kadar yaptığın demagojidir. Verdiğin kaynak isimleri ve kişiler şimdiye kadar bilinmeyenlermidir. Fuat köprülüyü bilmiyormuyuz?


40 sayısını hiç duymadıkmı? Dünyada milyarlarca insan var, her gün milyarlarca insan 40 sayısını telaffuz etmektedir. Telaffuz edilen milyarlarca 40 sayısının bizim konumuzla bir ilgisi olabilirmi?


Bir önceki mesajındaki kayda değer kısmına uygun olarak gerekli cevap verildi ve sorular soruldu. Fakat bu mesajında kayda değer cevap verilecek hiç bir nokta bulamadım. Yazdıkların hakkındaki gözlem ve düşüncelerimi belirtmek için bu cevabı yazmaktayım.


Sevgiler

h.alibaba
19-07-2009, 11:28 PM
Miraç Hadisesi nerede yaşandı?Hz.Muhammed'İn mirac dönüşü Kırklar Meclisi olgusu ortaya çıkar.Söyledikleriniz bu yüzden uyuşmuyor:(


Sevgili Mustafa Kemal,
Ben bazı yaşanmışları bir araya getirmeye çalışırken günümüz koşullarıyla da birbirine uygunluğuna dikkat ediyorum. Bu bağlamada bakıldığında Rıza Şehri yaşanmış bir gerçek olarak görülmektedir.


Rıza Şehri, Rize olamazmı düşüncesiyle de Alevilikteki bazı olgularla destek vermeye çalışmışımdır. Bu anlamda Kırklar önem kazanmaktadır. Yoksa Kırklar konumuz değildir. Kırklar ismini sıraladığım yerler, varolan yer isimleridir. Bir yaşanmışlık söz konusudur.


Muhammedin miraç olayı apayrı bir durumdur. Tamamen hayal ürünü bir şeydir. İnananlar için vardır. İnanmayanlar için yoktur. Hayal ürünü olan bir söylenceyi baz alarak Rıza Şehri Arabistandadır diyemeyiz.


Çünkü söylenceye göre Muhammed Kırklar Meclisinin bir üyesi değildir. Dışarıdan biri olarak anlatılmaktadır. Söylencede Muhammed 39 kişi sayar 40. kişinin dışarıda olduğu söylenir. Demek Muhammed Kırklar Meclisinin üyesi değildir, misafiridir. Bu durum bize Alevilerin, İslamiyetin siyasi egemenliğini kabul etiğini ifade etmektedir. Muhammedi bir peygamber olarak Kırklar Meclisine alınmamasının yorumu bu şekildedir diye düşünüyorum.


Sevgiler

hurufican
20-07-2009, 04:21 AM
meramı-mı anlayamadınız...

kırklar oldu mekanda razı
ol zahit bu mekanlarda şahit
Gül ile dikendir gördüğün
Bülbül oldu mekanda razı
bu mekanda ne varsın ne yok
Gördüğün sensin ismi hub


demagojiye katkı yapmış gözükmemiz acı vericidir.siz kırlar ile yer isimleri verirken bende ...(forumda mevcud)
kırk-ı bu yerleri inançsal olarak vahiy algısını düşünmek adına bir ışık yaktım.Buradan ilerlemek gerekir.Düşünceside vardır.El-vahiy el düşünceyi bu yer ve yöreler ile entegresi ve hamdi pişti ol kırk-ı mekanda can ,ol kendinden razı,eğle çoğal ol şehrinde razı.ibrani dinlerde Ayet(belgeler)bunlada ilahı kudretin YERLER (ŞEHİRLER)razılığı..bi- mekan .. Düşündürme adınadır…

anladığımız ve gördüğümüz gibi olay kırk veya yeri sayısı tabi ki değildir..

Olay insan olma insancıl olma adına yaşamak için şartları anlamak ve bunla beraber paylaşmaktır. Yazılanı çizileni biz nasıl resmi tam görmeye çalışıyorsak sizlerinde böyle görmesini arz ederiz buda razı olduğumuzu gösterir.
Şöyle demişsiniz..

(…)Fuat köprülüyü bilmiyormuyuz?


Biliyorum ama siz köprülüden çok önemli bir sözünü yazdım ama sanırım siz hala demegoji yapıyorsunuz… anlaşılan…


Ben ilk aktarımda fuat hocadan şu sözü yazdım

Fuat Köprülü’ nün söylediği gibi tarih her şeyden önce ilmi hakikatin hizmetkarı ve şahidi olmalıdır”




evet şu an kesin demagoji yapılıyor..
Doğru...

Amistofes
20-07-2009, 05:20 AM
Dostlar, Hurufi Erzincanli.


Degerli bir dost, arastirici, konulari yerinde inceleyen, yol yoldasidir, yol talibidir, dinler üzerinde güzel felsefik bilgileri vardir, bu tür aydin insanlardan yararlanmak bize fayda saglar ve bizi ileri boyutlara tasir,kendisi ayni zamanda fikirdasim, düsündasim yol talibidir, degerli bir dostumuzdur, birlikte kader birligi yaptik yol talibi olarak burayada tavsiye eden ben nacizane katilimciyim, yol talibiyim,
sevgilerimle

h.alibaba
21-07-2009, 12:57 AM
Dostlar, Hurufi Erzincanli.


Degerli bir dost, arastirici, konulari yerinde inceleyen, yol yoldasidir, yol talibidir, dinler üzerinde güzel felsefik bilgileri vardir, bu tür aydin insanlardan yararlanmak bize fayda saglar ve bizi ileri boyutlara tasir,kendisi ayni zamanda fikirdasim, düsündasim yol talibidir, degerli bir dostumuzdur, birlikte kader birligi yaptik yol talibi olarak burayada tavsiye eden ben nacizane katilimciyim, yol talibiyim,
sevgilerimle

Sevgili Amistofes,
Davranışınızla beni şaşkına çevirdiniz diyebilirim, sanki bir memleketten başka bir memleket misafir gelmiş, geldiği yerin yabancısıdır ve birileriyle ilişki kurması gerekli olduğundan ve sizde gelinen yerdeki dostlarınıza mektup yazıp gelen dosta referans olmayı yeğlemiş haldesin. Bir konuya bu şekilde iştirak edene ilk defa tanık oluyorum.

Sevgili Amistofes, işin doğrusu bu güne kadar ben senin neyi savunduğunu anlamış değilim. Referans olduğun kişinin de neler savunduğunu tam anlamış değilim. Neyine referans oluyorsun bilmiyorum. Bana düşünceleriniz gereklidir bu konu için. Dostane tanışıklık uyuşan fikirlerden sonra kendiliğinden oluşur. Bu konu açıldığı günden bu yana üstünden 124 sayfa geçmesine rağmen iştirakçilerin hiç biri üstlerine aldıkları kabuğu kırıp konuyla ilgili ciddi bir eleştiri getiremediler. Şimdiye kadar oldukları yerden bir adım ileriye gitmek istemediler. Nasıl derin bilgilere sahiplikse anlamış değilim.

Beni az yada çok tanıdınız, bilinenleri pek konuşan biri değilim. Alevilikteki bilinmeyenler beni fazlaca kendisine çekmektedir. Konumuz, Rıza Şehri Rize Olamazmıdır. Kendimce emek vermiş, araştırmış var olan bulguları bir araya getirerek, bu konuda görüş beyan etmişimdir. Dileyen doğru bulur, daha da geliştirilmesi için katkıda bulunur. Dileyen doğru bulmaz karşı eleştirilerini ortaya koyarak katkı sağlamış olur. Bu noktada düşünceler önem arz etmektedir ve esastır. Dostane ilişkiler ikinci plandadır.

Bak biz dostuz gel benim gördüğümü ve benim düşündüğümü düşün demek akla mantığa uyan bir davranış değildir. Arkadaş çok biliyor, yola katkısı olacak tavsiyeleri hiç hoş olmayan beyanlar olarak değerlendiriyorum. Başkasının yola zararı olacaktır diye emek sarf ediyor gibi bir mantığı öne sürmeni hoş karşılamam olası değildir.

Sevgiler

Amistofes
21-07-2009, 05:47 AM
Sevgili H .ali baba


Aslinda ikinizde ayni seyi kast edersiniz ancak biriniz soyut digerinizde somut olgulardan anlatmaga calismaktasiniz,

Kirilmaca ,darilmaca yok,herkezde ayni fikirde olursa zaten tartismada olmaz,asl sorun ortak noktalarda bulusmak karsilikli tahammüller ile uyumlasmaktir,

hurufu yi tanirim senide tanirim,
bana göre ikinizde sevdigimsiniz, fikir ayriliklari olasaliktir, ancak özünde karsit degilsiniz, ihtimal ile yanlis anlasilmalar mevcut,
Biraz sabir derim , en güzel de ,zaman sahittir derler, elbetteki emegin kutsaldir,Hurufi Hurufilik , Nesimin gözü ile bakmaktadir,emegede saygili bir candir

ileride anlasirsiniz, üzleme dost.
Benim düsüncelerim acik tir ortadadir, Yol -Erkani -Meydani dir:Erkan -Meydan - Yolu icsellestirmis insanim.
Sanirim Hurufi can henüz seni tenimiyor, dost dosta ima eder, derler,
ask ile

hurufican
24-07-2009, 06:32 AM
Aziz kardeşlerim.

Biz “rıza” şehir olgusuyla imam Cafer buyruğu veya şeyh safi buyruğundaki olguları anlamaya bu anlatılanları kaleme alanlar ile dünya görüşleri ile düşünürsek arzu olanı görürüz.

Kimsenin rıza şehri yaşantısına karşı bir olgusu olabilir mi Tanrı vari bu güzel yaşantı aklı fikri irfanı vicdanı dogmalardan kurtulmuş olan her insanın isteğidir.(Eren evliya insanlığı hak etmiş iyiler)
İmam Cafer çeşitli bilimleri bazı İskenderiye Okulu ve geçmiş bilgileri anlamında da bilgileri olduğu nu biliyoruz ki mollalar ulamalar bunu anlamadılar. Bundan dolayıdır ki imam Caferin gerçek ilm olan bu batın-ı ilmi ile hiç ilgilenemediler.

Hadid süresi:57 ayet 3
3 - O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O herşeyi bilendir.


“Ey sofu bilesin ki seni bu şehre biz davet ettik bizi de birileri davet et ti gördük bildik ŞükrALLAH oldu burada ad-lılar burası oldun aden ve bahçeleri burada herkes konuşur lakin dilleri (lal)dilsizdir. Her kes düşünür ama 40 lardadır hikmeti aklı cevab-ı kelam-ı aklı kendi de kırklardır milyon olsada hep birdir kırk-ı bir ise işte olan o….”

Aziz kardeşim enok(hanok)idris anlatımlı özellikle İran nın kuzey batısı Dayleman (deylem)bölgesi ve bulunan Etiyopya bulunan Tekvin eğer bilgiler edinirseniz size ayrı ışk tutar..

İdrisin iranda olduğu gerçeğinide unutmayalım..(buda bir varsayım)

Ben Haz. İdris'e dedim ki, etrafımda dolanan bir ruh gördüm. Bana atalarımdan olduğunu belirterek ismini söyledi. Onun ölüm tarihini sordum, bana kırk bin sene önce olduğunu söyledi. Bizim inançlarda Adem'in ne zamanlar yaşadığını sordum. O da, `Hangi Adem'i soruyorsun, Yakın olan Adem mı?' diye sordu. Haz. İdris Buyurdu ki, `Doğrudur

Muhyiddin-i Arabi'nin Fütuhat'ı Mekkiye


(…)”Kuran'a göre Âdem (İnsanoğlu için Türkçe ismi) Aden (Sibirya bozkırları) cennet bahçesinden kovulduktan sonra Siri Lanka veya diğer adıyla Serendip'e uçarak "Âdem Tepesi"ne indi. Serendip, Sanskritçe Ceren-Dvipa kelimelerinden türemiştir. Anlaşıldığı gibi Âdem pek de ilkel sayılmazdı. Onun Siri Lanka'ya bir tür hava gemiyle gittiği anlaşılmaktadır. Oradan tüm dünyayı dolaştı. Sonunda Arabistan Cidde'de geride kalan Havva ile tekrar bir araya gelip Orta Asya'ya geri dönmüş.”(..) Bazı araştırmacılar esas Meru Dağının Herat, Afganistan'a yakın bir dağ olabileceğini veya Altay, Kafkasya veya Tannu-Tuva'da olabileceğini düşünüyor. Filistin'e (Pala-stan) yerleşenler gibi, bazı kavimler Orta Asya'daki kadim yurtlarının anısına Kudüs'e yakın iki dağa Zion (Siyon) ve Moriah (Meru) adını verdiler. Binlerce yıl içinde gerçek soy ve kökenlerini tamamen unuttular ve Zion ve Moriah'ı varlık ve ruhaniyetlerinin "kaynağı" olarak görmeye başladılar. Şu anda, gerçek köken ve geleneklerinin esasında Hindistan ve Orta Asya bozkırlarında olduğu konusundaki cehaletleriyle birbirlerini öldürmeye çalışıyorlar.

Nasıl Arapların ve İsraillilerin ataları Filistin ve çevresinde bulunan dağın, gerçek Meru (Moriah) veya Si-Yoni (Siyon) Dağı olduğuna ikna olmuşlarsa
Bakıldığında kayıtlar altındaki “Sümerlerin” göçleri orta asyadır bir konuda bu gün Yahudileri Arapları oluşturur ki tevratta 3 çoçukların ırkları açıklayan sam(..)

(..)Yahudilik Yahudi takviminin Adam’la başladığını söylese de Yahudi bakış açısından Adam’dan önce gelenlerin olduğunu söylemekte bir sorun olmadığını artık görür…
yani artık Yahudilerde insanlığın ve tarihin kendilerinden başladığı söylemleri ve ayet anlayışları, değişmiştir.
(..)Adam tamamlandıktan sonra Tanrı -lafın gelişi- kozmik saatini alır, Adam’a uzatır ve şöyle der: “Şimdi dünya saatine geçiyoruz.” Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü; bir yıl, dünyanın güneşin etrafından dönüşü, vb. olur. Tanrı’nın saatini 5760 yıl önce çıkardığını söylüyoruz. Bu, Yahudi kronolojisidir.

1-16ncı asır Flaman haritacı ve coğrafyacı Gerhardus Mercator, haritalarınına bakın.
2-yahudilerin en eski tarih oldukları ayetlerinde belli ken artık bu günümüzde böyle olmadığı
3-Şu anda en eski yerleşim birimi olarak bilinen bir yer bulundu ve bu insanı medeniyetlerinide göstergesi ve şehir-idir.Sualtı arkeolojik sit alanı 9000 yıldan eski olabilir ve Hindistan’da Surat’tın 30 mil batısında Kuzeybatı Khambhat (Cambay) Körfezinde bulunmuştur. Sualtnda bulunanı sitten bir tahta parçasının radyo/karbon testi yapılır ve 9500 yıla sonucunu vermiştir. Buradan da şunu anlarız ki en son buzul çağın bitimine denk gelir…


Ben rıza şehrimi akl-ı cebrailimde buldum anladım lakin Rıza şehri artık ben-i bulmuyor..

Bilmem…


kimseyide üzmek istemem eğer siz alındıysanız bu şehr-i "rıza"nızı alarak emeğinize saygıdan dolayı özrü hak biliriz...

sevgi ile kalın...

Eşitlik Partisi
25-07-2009, 12:02 AM
Değerli Arkadaşlar...

Arayan MEVLASINIDA...
Bölgemizde tüm zamanlarda İNSANLIK düşmanlığının merkezi Trabzon/RİZE yi de bulur.
Tabi o merkezin ürettiği RTE ve AKP yi de...
Fakat konuyu ciddiye alanlara şaşmamak elde değil...adamların hesabı belli,bölgemizde bu iki MERKEZ artık İNSANLIK düşmanlarının merkezi, her melanet buralardan türüyor...
Alet olmamak gerekir diye düşünüyoruz.

h.alibaba
25-07-2009, 08:48 AM
Bir konu ancak bu kadar amacından saptırılır. Alın hayrını görün.

Eşitlik Partisi
25-07-2009, 09:50 AM
Değerli Arkadaşlar...

Günlerdir sitemizi meşgul eden, hiç bir bilimsel, tarihi,sosyal,siyasal,felsefi temeli olmayan bir tartışma...tartışma demeyelimde, meşgul etme.
Araştırdık, kaynağı,

DİN IŞIĞI ALTINDA,NURCULUĞUN İÇ YÜZÜ...

Kitap 1964 yılında yazılmış...

h.alibaba
25-07-2009, 09:59 AM
Değerli Arkadaşlar...

Günlerdir sitemizi meşgul eden, hiç bir bilimsel, tarihi,sosyal,siyasal,felsefi temeli olmayan bir tartışma...tartışma demeyelimde, meşgul etme.
Araştırdık, kaynağı,

DİN IŞIĞI ALTINDA,NURCULUĞUN İÇ YÜZÜ...

Kitap 1964 yılında yazılmış...


Sen yanlış kaynak tespit etmişsin. Kaynağın adı, DEVENİN NALI sayfa 59'dur.

Eşitlik Partisi
25-07-2009, 10:04 AM
Sn.h.alibaba

Bu üslubunuz, konunun ne kadar önemsiz olduğunun kanıtı sanırım.
Niye KAYNAĞINIZI ret ediyorsunuz...
Lütfen...

h.alibaba
25-07-2009, 09:02 PM
Sn.h.alibaba

Bu üslubunuz, konunun ne kadar önemsiz olduğunun kanıtı sanırım.
Niye KAYNAĞINIZI ret ediyorsunuz...
Lütfen...

Sn. Eşitlik Partisi,
Kaynağımı gizlemiyorum, yanlış kaynak verdin ben de sana değil dedim, kaynağım DEVENİN NALI dedim, devenin nalı nedir bilirsin, inanmasan açar bakarsın.

Beyefendi daha ne yazdığını bilmiyorsun, ama ahkam kesmekten geri de durmuyorsun. Konumuz Aleviliğin olmasa olmazlarından olan Rıza Şehridir.

Sen Alevilik, Rıza Şehri nedir bilirmisin? Konumuz Alevilik Tarihi ile ilgilidir, Türkiye tarihi değildir bayım!

Makro Paşa oturduğu yerden talimat vermiş emir kulları araştırmış ve benim kaynağımın ne olduğunu bulmuş. Ee neden getirip o kaynağı yazdıklarımla karşılaştırmıyorsun bayım!

Rıza Şehri ile ilgili yazacağın bir şeyin var ise buyur, yoksa boş yere insanlara hakaret ve konuyu sabote etmekten vazgeç.

Senin bu hakaret vari davranışlarına ve konuyu sabote etme çabana göz yuman bütün yöneticileri kınıyorum.

Eşitlik Partisi
25-07-2009, 10:16 PM
Sn.h.alibaba

Siz ALEVİLERİ saf zannediyorsunuz galiba...
Biz İNSANLARIN yazı ve konuşma termonolojilerinden KESİN sonuca varırız...
Şimdi kalkmış uydurma AKP-PONTUS işbirliğinin ÜRÜNÜ saçmalıklar için SİZE kaynak bulmamızı İSTİYORSUNUZ...
Örgütünüzün her zaman yaptığı gibi,üç beş mesaj sonra,KÖYÜN ALT KISMINDA SÖYLE,YUKARI KISMA ÇIKINCA...sende inanırsın taktiğini uyguluyorsunuz.
-Aleviliği önce bir öğren...ama üç beş KİTAP okuyup SABOTE etmeye kalkmak için değil.
Bak senin KAYNAĞIN kitabı 1964 yılın da bir Em.Tüm.GENERAL yazıyor...
O zaman ki NURCULAR ne yaparlarmış...?
-Bu gün FETTULLAHIN ışık evlerine benzer evlerde çalışırlarmış...
Bu evlere düzenledikleri MEGAFON tesisatıyla,HOCAYA gelenler giriş katta sorgulanır, kimlik bilgileri alınır,adam İLK karşılaştığı hocanın yanına çıktığında,İSMİ ile hitap edilince...şaşırır kalırmış...nerden bilsin adam, megafon tesisatından.
''ÜN'' yayılınca...gelsin örgütlenme.
Siz bunun değişik VERSİYONUNU uyguluyorsunuz...
Hatırladın mı...?
Kaynağını.

perâkûh
31-07-2009, 03:19 AM
Değerli Arkadaşlar...

Günlerdir sitemizi meşgul eden, hiç bir bilimsel, tarihi,sosyal,siyasal,felsefi temeli olmayan bir tartışma...tartışma demeyelimde, meşgul etme.
Araştırdık, kaynağı,

DİN IŞIĞI ALTINDA,NURCULUĞUN İÇ YÜZÜ...

Kitap 1964 yılında yazılmış...


Sn. Eşitlik Partisi,

Rıza Şehri'nin kaynağını mı verdiniz yoksa tartışma metinlerinin mi?

Sak-li asgar
04-08-2009, 12:19 AM
Sayin hz.Alibaba olmuyor bu nasil bir arastirma ?

Riza sehrinin ortasinda bir kaynaktan akan su vardir ve bu su rıza sehrinden gecer oradan 4 kola ayrilir .

Senin rizede boyle bir nehir varmi elbette yok cunku bu kutsal kitaplarda verilen Bilgilere gore rıza kenti tam Tuncelinin ortasindadir . Inanmazsaniz gidin arastirin .

Hatta inanmazsaniz neden yahudiler o bolgeleri ele gecirmek istiyor saniyorsunuz cunku sozde onlarin kutsal kitaplarinda allah cennet olarak orayi onlara verecegine inandiklari icin ele gecirmek istiyorlar .

Tunceliler artik kendi cennetine sahip ciksin ! Yoksa cikarlar !!!!


Sevgilerimle

astokomlu
04-08-2009, 12:21 AM
Senin rizede boyle bir nehir varmi elbette yok cunku bu kutsal kitaplarda verilen Bilgilere gore rıza kenti tam Tuncelinin ortasindadir . Inanmazsaniz gidin arastirin .



Haydaaa :D:D

Bi şehir daha çıktı..

Hadi hayırlısı..

xgamzemx
04-08-2009, 12:24 AM
Haydaaa :D:D

Bi şehir daha çıktı..

Hadi hayırlısı..



::):):):)

sallama hakkımı bend ekullanabilirmiyim

perâkûh
05-08-2009, 01:45 AM
Sn.h.alibaba

Siz ALEVİLERİ saf zannediyorsunuz galiba...
Biz İNSANLARIN yazı ve konuşma termonolojilerinden KESİN sonuca varırız...
Şimdi kalkmış uydurma AKP-PONTUS işbirliğinin ÜRÜNÜ saçmalıklar için SİZE kaynak bulmamızı İSTİYORSUNUZ...
Örgütünüzün her zaman yaptığı gibi,üç beş mesaj sonra,KÖYÜN ALT KISMINDA SÖYLE,YUKARI KISMA ÇIKINCA...sende inanırsın taktiğini uyguluyorsunuz.
-Aleviliği önce bir öğren...ama üç beş KİTAP okuyup SABOTE etmeye kalkmak için değil.
Bak senin KAYNAĞIN kitabı 1964 yılın da bir Em.Tüm.GENERAL yazıyor...
O zaman ki NURCULAR ne yaparlarmış...?
-Bu gün FETTULLAHIN ışık evlerine benzer evlerde çalışırlarmış...
Bu evlere düzenledikleri MEGAFON tesisatıyla,HOCAYA gelenler giriş katta sorgulanır, kimlik bilgileri alınır,adam İLK karşılaştığı hocanın yanına çıktığında,İSMİ ile hitap edilince...şaşırır kalırmış...nerden bilsin adam, megafon tesisatından.
''ÜN'' yayılınca...gelsin örgütlenme.
Siz bunun değişik VERSİYONUNU uyguluyorsunuz...
Hatırladın mı...?
Kaynağını.



Alevi felsefesi herşeyden, herkesten, her toplumdan ya da topluluktan soyutlanmış değildir. Rıza Şehri ile ilgili uygulamaların Nurcular tarafından hayata geçirilmeye çalışmasının altında böyle bir gerçeği aramak yerine; bizlere ait olan Rıza Şehri'ni bir-iki kitaplarında kullandıkları ve uygulamaya çalıştıkları için Nurculara teslim etmek bana pek sağlıklı bir yaklaşım gibi gelmiyor.

Rıza Şehri ile ilgili sizin belirttiğiniz kaynakların dışında da kaynak belirtenler var. Buyrun Haşim Kutu bu konuda ne söylemiş, onu da gözden geçirelim.



Rıza Şehri’yle ilgili olarak bu gün elimizdeki tek yazılı kaynak; “İmam Cafer Buyruğu” olarak adlandırılan, ne zaman ve nerede yazıldıkları belli olmayan ve “Malatya nüshası” veya “Hacıbektaş nüshası” ya da “Erzincan “ , “Tahtacı” nüshası gibi değişik nüshalardan oluşan propağanda risaleleridir(broşür).

Hemen belirtmeliyim ki, Rıza Şehri konusu, bu risalelerin her nüshasında da yer almamaktadır. Elimdeki on kadar nüshadan, esas olarak iki tanesinde, Esat Korkmaz ve Adil Ali Atalay(Vaktidolu) tarafından hazırlanan nüshalarda, Rızalık Şehri konusu yer almaktadır.

Bu nüshalarda yeraldığı kadarıyla Rıza Şehri’nin anlamına, Yol insanı için öneminin ne olduğuna, Yol, Erkan, Meydan bağlamında yerinin ne olduğuna, kuşkusuz değinilmemekte, besbelliki işin “içeri” tarafı, Hizmetli olanlara bırakılarak, Rıza Şehri bağlamında bir öyküye yer verilmektedir.

Genel olarak, en basta Pirler olmak üzere günümüzün Hizmetlileri de bilgi sahibi olmak bakımından, talip düzeyinden çok farklı olmadıkları için, Rızalık Şehri konusu, “İmam Cafer Buyruğu” olarak bilinen bu propaganda risalelerinde, dünden biraz daha farklı, birer öykü olarak kalmaya devam etmektedir.

Bu önemli gerçekliği göz önünde bulundurarak, kısaca bu öyküden sözetmek istiyorum:

Günün birinde bir Sofi(*) dünyayı gezmeye çıkar, Yolu bir şehire uğrar, açlık hisseder ve kendisine ekmek almak için fırına uğrar. Ekmek alır ve karşılığında para çıkarıp vermek ister. Fırıncı parayı görünce şaşkınlıkla Sofinin yüzüne bakar. Sofinin bu şehirden olmadığını, şehir sakinlerinin nitelemesiyle onun, bir “Dünyalı” olduğuna hükmeder ve parayı geri çevirerek, “biz bunu ortadan kaldırmak için yıllarca uğraştık, büyük savaşlar verdik, anlaşılan sen Rıza Şehri’nden değilsin, “Dünyalı” olmalısın” der.

Hizmetlileri çağırarak “Dünyalı” yı onlara teslim eder. Onlar da kendi aralarında halleşerek, Sofiyi Arifler katına çıkarmaya karar verirler. Arifler Meydanı’na çıktıklarında, sofiye yatacak yer ve yiyecek verilmesini, saygı değer bir konuk gibi ağırlanması söylenir. Hizmetliler, öyle de yaparlar. Üç gün Rıza Şehri’ne konuk olan Sofi, üçüncü günün sonunda gitmeğe kalktığında, Hizmetliler ona, hizmetlerinden razı olup olmadıklarını sorarlar. O da çok memnun kaldığını belirtir. Bunun üzerine Hızmetliler Sofiye gidemiyeceğini, “gidebilmen için bizim de senden razı olmamız gerekir” derler. Sofi kalır. Ona ayrı bir yatacak yer ve iş verirler. Sofi yaşamından mutludur. Rızalık Şehrinde bir hanımla arkadaş da olur ve ona evlenme teklif eder. Hanım, “birbirimizden razı kalırsak tabi o da olur” diye yanıt verir.

Günler böylece geçe dursun, Sofi bir gün, Rıza Şehri bahçesinde gezerken yolu bir nar ağacının önünden geçer. Daldaki narları görünce, sevdiği hanıma bir ikramda bulunmak ister. Narlardan bir miktar toplar ve bir masanın üzerine koyarak hanım arkadaşının gelmesini bekler. Hanım geldiğinde hiç bir olağandışılık göstermez. Sofi hanımın davranışından hiç bir sonuç çıkaramaz. “Neden böyle davrandı” diye kendi kendine sorunurken hanım, “narları görüyorum. Bu bahçede bir dolu nar var, istersem ben de alabilirim. Ama sen bunları alırken kimseye sormadın, onlardan rızalık almadın, bunları şimdi bana sunmak istiyorsun! Belli ki Rıza Şehri’ne bir türlü alışamıyacaksın. İyisi mi sen kendi dünyana dön” der ve görevlileri çağırıp sofinin Rıza Şehri dışına çıkarılmasını sağlar. Sofı erkâna göre belki “dar olur am didar göremez” ve Rıza Şehri’nden ayrılır.

Özetle, Rıza Şehri öyküsü bu şekliyle yeralır söz konusu risalelerde. (Öykünün tamamı için bkz. İmam Cafer-i Sadık Buyruğu- Hazırlayan: Esat Korkmaz. Ayrıca bkz. Haşım Kutlu. Kızılbaş Alevilikte Yol Erkân Meydan . S.142.Yurt Yay. Haşim Kutlu. Kızılbaş Kadın. S. 92-110. Alev yay.)



İşin doğrusu Rıza Şehri'ni ilk olarak Esat Korkmaz'ın başka bir araştırmasında okumuştum. Esat Korkmaz, Türkmen olması sebebiyle Aleviliği Türkmenliğe bağlayan bir araştırmacıdır. Ayrıca Alevilik ile İslamiyet arasında mutlaka bir bağ kurar. Buna rağmen Rıza kentine kitaplarında yer vermiştir.

Sanıyorum ki Esat Korkmaz ile bizim aramızdaki farklılık, onun bu bilgilere geçmişin koşullarına göre bizlerin ise bugünün koşullarına göre yaklaşması söz konusu. Oysa, geçmişe ait bir bilgiye önyargısız bakabilmek için, öncelikle o günün koşullarını göz önünde bulundurmaya çalışmalıyız. Bunu aşmanın ise pek kolay olmadığını kabul ediyorum.

Sevgiler.

perâkûh
05-08-2009, 02:02 AM
Sayin hz.Alibaba olmuyor bu nasil bir arastirma ?

Riza sehrinin ortasinda bir kaynaktan akan su vardir ve bu su rıza sehrinden gecer oradan 4 kola ayrilir .

Senin rizede boyle bir nehir varmi elbette yok cunku bu kutsal kitaplarda verilen Bilgilere gore rıza kenti tam Tuncelinin ortasindadir . Inanmazsaniz gidin arastirin .

Hatta inanmazsaniz neden yahudiler o bolgeleri ele gecirmek istiyor saniyorsunuz cunku sozde onlarin kutsal kitaplarinda allah cennet olarak orayi onlara verecegine inandiklari icin ele gecirmek istiyorlar .

Tunceliler artik kendi cennetine sahip ciksin ! Yoksa cikarlar !!!!


Sevgilerimle


Alevilikte cennet, cehennem inancı yoktur. Rıza şehri de bir cenneti işaret etmiyor. Rıza şehri tam da bu dünyanın içindedir. Ve kanımca Yol'umuzun yaşama geçtiği bir yerdir.

Yolumuzun yaşama geçmesi ise Aleviliği iyi öğrenmek ve bu inancı, bu bilgi birikimini yaşamımıza uygulamakla olur. Yani Aleviler bu önemli görevi cennete bırakarak, böylesi bir konudan kendilerini bir kenara sıyıramazlar. Hiç bir Alevinin böyle bir lüksü yoktur, olmamalıdır.

Rıza Şehrini okuyan en dikkatsiz okuyucunun bile ortak üretim, ortak üleşim düşüncesinin ana fikir olduğunu anlayabilir. Bu şekilde bir toplum yapılanmasının cennette olduğunu mu düşüneceğiz yoksa cenneti hak edenlerin üretimden ve paylaşımdan uzak bir ortamda olduklarının bilincinde olarak, daha gerçekçi mi davranacağız?

Üstelik sizin Rıza kentinin Tunceli olduğunu iddia etmenizin yanında bir başka araştırmacı olan İsmail Kaygusuz, Rıza Kentinin Karmatilerin başkenti olduğunu iddia ediyor.

Ben Rıza kentinin bir ütopya olmasının dışında ya da yerini tespit etmekten çok ortak üretimin (herkesin kendi yeteneğine göre ürettiği), ortak paylaşım (herkesin kendi ihtiyacına göre); kadınların kendi yaşamları hakkında karar verebilme özgürlüğüne sahip sosyal yapılanmanın mümkün olabileceğine inanıyorum. Ancak hepsinden önce Rıza Kentinin kurallarının Alevilerce yerine getirilmesi zorunlu kurallar olduğunu anlıyorum. Bu kurallar ise yol'umuzu işaret ediyor.

Not: Kutsal kitaplarda belirtilen cennetin tanımı Dicle ile Fırat nehrine uymaktadır.

sonsuzumut78
01-09-2009, 05:54 AM
Kentin ortasında bahçe var ya, işte orada her Cuma günü tanışmak, dost edinmek isteyenler toplanır. Gençler gelirler. Herkes orada beğendiği, anlaştığı biri ile evlenme yolunu arar. Orada tanışırlar. Anlaşırlarsa evlenirler” der.
Konuda böyle bir ibare var dikkatimi çekti show haberde buna benzer bir haber çıkmıştı bundan sanırım 1-2 yıl önceydi kardenizn bir kentinden böyle bir adet oduğundan haberden bahsediliyorsu fakat şehrin ismini hatırlamıyorum rize olabilrde olmaybilirde ama karedenizde olduğunu biliyorum.

kanlıbey
02-09-2009, 11:50 AM
Kentin ortasında bahçe var ya, işte orada her Cuma günü tanışmak, dost edinmek isteyenler toplanır. Gençler gelirler. Herkes orada beğendiği, anlaştığı biri ile evlenme yolunu arar. Orada tanışırlar. Anlaşırlarsa evlenirler” der.
Konuda böyle bir ibare var dikkatimi çekti show haberde buna benzer bir haber çıkmıştı bundan sanırım 1-2 yıl önceydi kardenizn bir kentinden böyle bir adet oduğundan haberden bahsediliyorsu fakat şehrin ismini hatırlamıyorum rize olabilrde olmaybilirde ama karedenizde olduğunu biliyorum.



Güzel kardeşim

Bu tip olaylar bu coğrafyanın bir çok yerinde yaşanır.Güzelde bir şeydir.Fakat Rıza Şehri gönüllerdedir.

sonsuzumut78
04-09-2009, 08:56 AM
Güzel kardeşim

Bu tip olaylar bu coğrafyanın bir çok yerinde yaşanır.Güzelde bir şeydir.Fakat Rıza Şehri gönüllerdedir.

Sayın kanlıbey, ben konuda bahsi geçen bölüm ile çıkan bu haberin benzerliğini dile getirdim ve bu yazdığım bir idda değil sadece bir bilgi.
Saygılarımla.

Sak-li asgar
05-10-2009, 04:56 AM
Rıza Şehrini okuyan en dikkatsiz okuyucunun bile ortak üretim, ortak üleşim düşüncesinin ana fikir olduğunu anlayabilir. Bu şekilde bir toplum yapılanmasının cennette olduğunu mu düşüneceğiz yoksa cenneti hak edenlerin üretimden ve paylaşımdan uzak bir ortamda olduklarının bilincinde olarak, daha gerçekçi mi davranacağız?

Can dogrusun bende onu diyorum iste cenneti hak edenler uzaktalar ama bir araya gelecekler . Eger sen ben bunun hayalinde degilsek amaclar gayeler bunun icin degilse bosuna kendinizi kandiryorsunuz demektir . Aldatici dunya icin ugrasiyorsunuz demektir .

Ustelik cennete haktir . Cunku hz isa soyle demistir : Allahim gokte oldugu gibi yeryuzundede senin istedigin olsun sozudur. Bu cok buyuk bir sozdur . Allah gokyuzundeki cennetin benzerini dunyadaki kullari icinde istemistir .


Üstelik sizin Rıza kentinin Tunceli olduğunu iddia etmenizin yanında bir başka araştırmacı olan İsmail Kaygusuz, Rıza Kentinin Karmatilerin başkenti olduğunu iddia ediyor.

Can benimkide bir tesbittir ben zaten 100 yuz orasidir demiyorum ama kutsal kitaplarda veya dini anlatimlardaki tanim tamda tuncelliye uydugu icin dedim . Arastirmalarim sonucu en uygun yer orasidir ister bana katilirsin ister katilmazsin ama bunu zaman gosterecek .

Ben Rıza kentinin bir ütopya olmasının dışında ya da yerini tespit etmekten çok ortak üretimin (herkesin kendi yeteneğine göre ürettiği), ortak paylaşım (herkesin kendi ihtiyacına göre); kadınların kendi yaşamları hakkında karar verebilme özgürlüğüne sahip sosyal yapılanmanın mümkün olabileceğine inanıyorum. Ancak hepsinden önce Rıza Kentinin kurallarının Alevilerce yerine getirilmesi zorunlu kurallar olduğunu anlıyorum. Bu kurallar ise yol'umuzu işaret ediyor.

Can sana katilmiyorum . Ortak uretimde ne imis ? Boyle sey olamaz . Hak batili savunamaz . Arti kadinlarin kendi yasamlari hakkinda karar verebilme ozgurlugu sacmaligi bence amerikanin cikardigi en buyuk aldatmacadir sayin can . Bu tur ozgurlestirme calismalari ile nice ulkeleri kendilerine dondurduler . Sanki Alevilikte kadinin hakkina engelmi olunuyor ? Ben sunu diyeyim Allaha gonulden inanan aleviler veya inanclilar allahin getirmek istedigi cennet vatani icin birlesip mucadele etmedikleri surecede bu haktan mahrum kalip haksizliklarin vede batil ehlinin eli altinda yasayacaklardir .

Gerisi bos tur .

arsen_44
08-02-2010, 11:42 AM
Dostum sana teşekkür ediyorum, çok güzel hazırlamışsın, çalışmaların inşallah sonuçsuz kamaz, yolun açık olsun , can