h.alibaba
31-05-2009, 05:06 AM
ON YEDİ KEMERBESTLER VE HURRİLER
Yaptığım araştırmalarda gözüme takılan Alevilikteki on yedi kemerbestlerin gerçeğe uygun bir anlatımının ve tanıtımının olmadığı oldu. Benim inancıma göre Alevilikte gerçekle uyuşmayan hiçbir olgusu yoktur. Hurafelerden, batıl inançtan uzak ve zıt bir öğreti olarak görüyor ve düşünüyorum.
Bir başka forumda, bir başkasının iddiası olan Hırıstiyanlıkta ki on yedi mösyünün, on yedi kemerbest olabileceği düşüncesiyle epeyce araştırmış ve tartışmaya katılmıştım. Fakat bir arpa boyu yol alamamıştık. O araştırmanın bir faydası oldu, o da Horasan gerçeğinin açığa çıkmasıydı. Alevi erenlerinin geldiği Horasanın İran Horasan değil de, Erzurum Horasan olduğu idi.
Hırıstıyanlıktaki on yedi mösyü, binlerce yıllık Aleviliğin on yedi kemerbestliğin ancak bir kopyası olabilir. Yani Alevileri asimile etmek için bir taktik olarak kullanılmıştır.
Alevilikteki on yedi kemerbestliğin İslamiyetle bir ilgisinin olabileceğini de sanmıyorum, çünkü İslamiyet, hırıstıyanlıktan daha yenidir. İslamiyette Aleviliği taklit etmiştir. Alevilikteki on yedi kemerbestliği Ali aracılığıyla İslamiyete sokulmuştur. Hatta Alevilerin bir kısmı sevmedikleri Ebu Bekirin, oğlunun da kemerbest olduğunu, Ali tarafında kemer bağlandığı savunulmaktadırlar. Nedeni, Ebu Bekirin oğlu Ali taraftarıymış. Bu kadar saçma bir şey olurmu? bilmem. İnancı uğruna canını veren yüzlerce alevi erenlerini on yedi kemerbestliğe uygun görmeyip de, ne hikmetse Ebu Bekirin oğlunu uygun görülmüştür. Bu kadar basit söylemler ancak basit düşünebilen insanların söylemi olsa gerek.
Her şeyden önce kemerbest olmak ne anlama geldiğini doğru tespit etmek gerekir. Kemerbest olmak, birden fazla tarafın, birbirlerine ikrar verip bel bağlamalarıdır. Yani birlik olmaları, olumlu bir ittifak yapmaları, birbirine arka çıkmaları anlamına gelir. Bireysel anlamda her zaman birileri birbirine bel bağlar, arka çıkar. Bu bireysel bel bağlama ve arka çıkmalar, bireysel olduğu için kemerbestlik olarak tarif edilmez. Ancak toplumsal olaylardaki bel bağlanma, araka çıkma, arka tutma toplumsal faydalar yarattığı için büyük öneme sahiptir. İşte çağları aşıp gelen kemerbestlik, bel bağlama, araka çıkma bu nedenlerle varlığını, Alevi geleneğinde ki yerini korumuştur.
On yedi kemerbest ne Hırıstıyan, ne de İslamiyette uygun düşmemektedir. Anadolunun en eski insan topluluğu olarak bilinen Hurriler vardır, bu kemerbestlik Hurri toplumuna daha çok uygun düşmektedir. Aleviliğin uzunca geçmişine bakıldığında, Hatti kralı Pampa önderliğinde on yedi krallık kemerbest olup Akad Kralına karşı savaşmışlardır. Kemerbestliğe en uygun görünen olay şöyledir. “Şartamhari metinlerinin Hattuşaş arşivinde ele geçirilen kopyasının (KBo III, 13) ilk 7 satırı kırık olup, 8. satırdan itibaren, metin şöyle devam etmektedir" deniliyor.
8. Bana karşı bütün memleketler isyan ettiler.
9. GUŞUA kralı Anmanailu, Pakki kralı Bumanailu
10. Uluwi (Ullama) kralı Lupanailu, sonra …kralı …inmipailu
11. Hatti kralı Pampa, Kaniş kralı Zipani, …kralı Nur-Dagan
12. Amurru kralı Huwaruvaş, Paraşi kralı Tişenki
13. Armanu kralı Mudakina, Sedir dağları kralı İşgippu
14. Larak kralı Ur-Larak, Nikku kralı Ur-Banda
15. Türkî kralı İlşu-Nail, Kurşaura kralı Tişkinki
16. Toplam 17 kral, ki onlar savaşa girdiler ve ben onları vurdum.
17. Hurilere karşı bütün orduyu seferber ettim ve sonra (tanrılara şarap takdim ettim.
18. O zaman savaşçılarıma, binlerce düşman askeri hiç mukavemet etmedi.”
İşte böyle bir kemerbestlik çağları aşar gelir. On yedi Hurri topluluğu kemerbest olmuş, birbirlerine ittifak ederek arka çıkmış, bel bağlamış. Yenilmişler, ama o ittifakı yani kemerbestliği kendi yaşamlarında şekillendirmişler. Bundan sonraki egemen olmuş olan güçler de Alevilerin bu değerini asimile unsuru olarak kendilerine mal etme yoluna gitmişlerdir.
Burada on yedinci satıra dikkat edin “Hurilere karşı bütün orduyu seferber ettim” demektedir. Halbuki bu krallar listesinde Luvi kralları da var iken bunların hepsine Hurri demektedir. Demek o zamanlar esas faktör Hurrilerdir. Yani Luvilerin de Hurri olduğu anlaşılmaktadır. Bu metinde adı geçen on yedi krallığın da Hurri özerk krallığı olduğu sabit görülmektedir.
Açıkça söylemek gerekirse alıntı yaptığım bu metindeki 15. Sırada “Türkî” sözcüğü kafamda soru işareti olarak yerini korumaktadır. Yani binlerce yıldan bu yana hiçbir değişikliğe uğramadan gelen “Türkî” beni kuşkulandırmıştır. Ve o kuşkuyla da bu durumu vurgulama gereği duydum. Bu alıntı yaptığım metnin orjinalini çok aradım. Fakat hiçbir izine rastlamadım.
On beşinci satırda yer alan Türkî kralı İlşu-Nail bu metinde sorunlu görülmektedir. Tanınmış arkeolog Prof. Louis Delaperte, 1936 “Tourki kralı İlloushhoumail” olarak okumuşken, daha sonra Alman Prof. N. G. Gutenbockis 1938 yılında “Turki kralı İlşu Nail” şeklinde okumuştur. Türkî kralı İlşu-Nail bu metne zoraki sıkıştırılma ihtimali çok yüksek. “Tourki”den de, Turki çıkmaz. “Tourki” Erzurumda Taok veya Tavok olarak yaşayan öteden beri bilinen bir topluluk var daha yakın görünüyor. Hep sözcüklerde artı eksi yapılarak ses benzerlikleriyle bir yarlere yamamaya çalışlıyor. Oysa görülüyor ki bu mantığın doğru olmadığı, ve bir birlerine ses benzerliği olan isimlerin varlığı mevcuttur. Örneğin: Harran (Urfa), Arran (Azerbaycanın bulunduğu mıntıka), Aryan (Afganistanın eski adıdır) bu adların nereye ait olduğunu bilmiyen biri üçünü de Urfa olarak değerlendirmesi gayet doğaldır.
Sevgiler
h-alibaba
Yaptığım araştırmalarda gözüme takılan Alevilikteki on yedi kemerbestlerin gerçeğe uygun bir anlatımının ve tanıtımının olmadığı oldu. Benim inancıma göre Alevilikte gerçekle uyuşmayan hiçbir olgusu yoktur. Hurafelerden, batıl inançtan uzak ve zıt bir öğreti olarak görüyor ve düşünüyorum.
Bir başka forumda, bir başkasının iddiası olan Hırıstiyanlıkta ki on yedi mösyünün, on yedi kemerbest olabileceği düşüncesiyle epeyce araştırmış ve tartışmaya katılmıştım. Fakat bir arpa boyu yol alamamıştık. O araştırmanın bir faydası oldu, o da Horasan gerçeğinin açığa çıkmasıydı. Alevi erenlerinin geldiği Horasanın İran Horasan değil de, Erzurum Horasan olduğu idi.
Hırıstıyanlıktaki on yedi mösyü, binlerce yıllık Aleviliğin on yedi kemerbestliğin ancak bir kopyası olabilir. Yani Alevileri asimile etmek için bir taktik olarak kullanılmıştır.
Alevilikteki on yedi kemerbestliğin İslamiyetle bir ilgisinin olabileceğini de sanmıyorum, çünkü İslamiyet, hırıstıyanlıktan daha yenidir. İslamiyette Aleviliği taklit etmiştir. Alevilikteki on yedi kemerbestliği Ali aracılığıyla İslamiyete sokulmuştur. Hatta Alevilerin bir kısmı sevmedikleri Ebu Bekirin, oğlunun da kemerbest olduğunu, Ali tarafında kemer bağlandığı savunulmaktadırlar. Nedeni, Ebu Bekirin oğlu Ali taraftarıymış. Bu kadar saçma bir şey olurmu? bilmem. İnancı uğruna canını veren yüzlerce alevi erenlerini on yedi kemerbestliğe uygun görmeyip de, ne hikmetse Ebu Bekirin oğlunu uygun görülmüştür. Bu kadar basit söylemler ancak basit düşünebilen insanların söylemi olsa gerek.
Her şeyden önce kemerbest olmak ne anlama geldiğini doğru tespit etmek gerekir. Kemerbest olmak, birden fazla tarafın, birbirlerine ikrar verip bel bağlamalarıdır. Yani birlik olmaları, olumlu bir ittifak yapmaları, birbirine arka çıkmaları anlamına gelir. Bireysel anlamda her zaman birileri birbirine bel bağlar, arka çıkar. Bu bireysel bel bağlama ve arka çıkmalar, bireysel olduğu için kemerbestlik olarak tarif edilmez. Ancak toplumsal olaylardaki bel bağlanma, araka çıkma, arka tutma toplumsal faydalar yarattığı için büyük öneme sahiptir. İşte çağları aşıp gelen kemerbestlik, bel bağlama, araka çıkma bu nedenlerle varlığını, Alevi geleneğinde ki yerini korumuştur.
On yedi kemerbest ne Hırıstıyan, ne de İslamiyette uygun düşmemektedir. Anadolunun en eski insan topluluğu olarak bilinen Hurriler vardır, bu kemerbestlik Hurri toplumuna daha çok uygun düşmektedir. Aleviliğin uzunca geçmişine bakıldığında, Hatti kralı Pampa önderliğinde on yedi krallık kemerbest olup Akad Kralına karşı savaşmışlardır. Kemerbestliğe en uygun görünen olay şöyledir. “Şartamhari metinlerinin Hattuşaş arşivinde ele geçirilen kopyasının (KBo III, 13) ilk 7 satırı kırık olup, 8. satırdan itibaren, metin şöyle devam etmektedir" deniliyor.
8. Bana karşı bütün memleketler isyan ettiler.
9. GUŞUA kralı Anmanailu, Pakki kralı Bumanailu
10. Uluwi (Ullama) kralı Lupanailu, sonra …kralı …inmipailu
11. Hatti kralı Pampa, Kaniş kralı Zipani, …kralı Nur-Dagan
12. Amurru kralı Huwaruvaş, Paraşi kralı Tişenki
13. Armanu kralı Mudakina, Sedir dağları kralı İşgippu
14. Larak kralı Ur-Larak, Nikku kralı Ur-Banda
15. Türkî kralı İlşu-Nail, Kurşaura kralı Tişkinki
16. Toplam 17 kral, ki onlar savaşa girdiler ve ben onları vurdum.
17. Hurilere karşı bütün orduyu seferber ettim ve sonra (tanrılara şarap takdim ettim.
18. O zaman savaşçılarıma, binlerce düşman askeri hiç mukavemet etmedi.”
İşte böyle bir kemerbestlik çağları aşar gelir. On yedi Hurri topluluğu kemerbest olmuş, birbirlerine ittifak ederek arka çıkmış, bel bağlamış. Yenilmişler, ama o ittifakı yani kemerbestliği kendi yaşamlarında şekillendirmişler. Bundan sonraki egemen olmuş olan güçler de Alevilerin bu değerini asimile unsuru olarak kendilerine mal etme yoluna gitmişlerdir.
Burada on yedinci satıra dikkat edin “Hurilere karşı bütün orduyu seferber ettim” demektedir. Halbuki bu krallar listesinde Luvi kralları da var iken bunların hepsine Hurri demektedir. Demek o zamanlar esas faktör Hurrilerdir. Yani Luvilerin de Hurri olduğu anlaşılmaktadır. Bu metinde adı geçen on yedi krallığın da Hurri özerk krallığı olduğu sabit görülmektedir.
Açıkça söylemek gerekirse alıntı yaptığım bu metindeki 15. Sırada “Türkî” sözcüğü kafamda soru işareti olarak yerini korumaktadır. Yani binlerce yıldan bu yana hiçbir değişikliğe uğramadan gelen “Türkî” beni kuşkulandırmıştır. Ve o kuşkuyla da bu durumu vurgulama gereği duydum. Bu alıntı yaptığım metnin orjinalini çok aradım. Fakat hiçbir izine rastlamadım.
On beşinci satırda yer alan Türkî kralı İlşu-Nail bu metinde sorunlu görülmektedir. Tanınmış arkeolog Prof. Louis Delaperte, 1936 “Tourki kralı İlloushhoumail” olarak okumuşken, daha sonra Alman Prof. N. G. Gutenbockis 1938 yılında “Turki kralı İlşu Nail” şeklinde okumuştur. Türkî kralı İlşu-Nail bu metne zoraki sıkıştırılma ihtimali çok yüksek. “Tourki”den de, Turki çıkmaz. “Tourki” Erzurumda Taok veya Tavok olarak yaşayan öteden beri bilinen bir topluluk var daha yakın görünüyor. Hep sözcüklerde artı eksi yapılarak ses benzerlikleriyle bir yarlere yamamaya çalışlıyor. Oysa görülüyor ki bu mantığın doğru olmadığı, ve bir birlerine ses benzerliği olan isimlerin varlığı mevcuttur. Örneğin: Harran (Urfa), Arran (Azerbaycanın bulunduğu mıntıka), Aryan (Afganistanın eski adıdır) bu adların nereye ait olduğunu bilmiyen biri üçünü de Urfa olarak değerlendirmesi gayet doğaldır.
Sevgiler
h-alibaba