PDA

: Yunus Emre


@erdal@
07-04-2009, 08:18 AM
Yunus Emre


Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.


Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi



Yunus Emre (1238 -1320) yılları arasında yaşadığı tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe şiirin öncüsü olan bir şair ve mutasavvıftır, yaşamına ilişkin belgeler sınırlıdır. Medrese eğitimi gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, İran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediği sanılıyor. Vahdet-i vücut (varlık birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf yorumunu benimsemiştir.

Gerçeğe, Tanrı'ya, evrensele, her şeyin özüne varmak için ''Şeriat-tarikat-marifet-hakikat'' olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayırt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüşleri daha çok Bektaşilere yakındır. Şeyhi Taptuk Emre Sinan Ata'nın ardılıdır, Hacı Bektaş Veli'ye bağlıdır. Bir divanı vardır Risaletü'n Nushiye adlı 573 beyitlik şiiri ile şeriat kurallarının üstüne çıkar. Başlangıçtaki düz yazı metinde aklın ve insanın çeşitlerini anlatır. Şiirlerini Oğuz lehçesiyle ve çağının konuşma diliyle yazmıştır. Yaşamı, şiirleri, felsefesi üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yunus Ernre üzerine Fuat Köprülü, Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı, Sabahattin Eyüboğlu, Asım Bezirci, F. Kadri Timurtaş, Ahmet Kabaklı, Müjgan Cumbur, Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi çeşitli araştırmacı yazarlar inceleme yapmışlardır.

Taptuk Emre mi? Onu da söylencelerde arayalım.Hacı Bektaş'ın Anadoluya gelmesi bir güvercin kılığındadır. Bunu haber alan ve gelmesini istemeyen Abdalan-ı Rum birer kartal olup onun yolunu keserler. Kutsal güvercin Anadolu göklerini kara kartal kanatlarıyla kaplı bulur. "Yarar geçer kanatları ama bir hayli de pençe yer. Kan revan içinde yedi evli bir çepni köyüne, bugünkü Hacı Bektaş İlçesine iner, bir duvarın üstüne konar. Fakir bir köylü kadın görür yaralı güvercini, acır haline, yiyecek içecek kor duvarın üstüne. Bu masal Bektaşiliğin köylerde yayıldığını ve kadınların bu tarikatte rolü ve önemi olduğunu anlatıp ip uçları veriyor. Anadolunun en eski ve en büyük tanrılarının kadın olduğu unutulmamalı.

Hacı Bektaş zamanla bütün Rum erenlerinden saygı ve sevgi görür, ama Emre adında bir ermiş Hacı Bektaş'ın semtine bile uğramaz. Hacı Bektaş ona Saru İsmail'i dervişini yollar, tekkesine gelmesini sağlar. Gelince ona erenler arasına nasıl girdiğini sorar, o da perde arasından bir el uzandı, beni erenler arasına aldı ama ben orada Hacı Bektaş adında birini görmedim. Bunun üzerine Hacı Bektaş perde aralığından sana uzanan eli görsen tanır mısın? Tanırım der Emre: Ayasında bir yeşil ben vardı. O zaman Hacı Bektaş sağ elini açar, uzatır. Avucunun içindeki yeşil beni gören Emre yeşil beni görür görmez: Taptuk! Taptuk! diye bağırır, adı o günden sonra Taptuk, kendiside Hacı Bektaş'ın yandaşı ve sözcülerinden biri olur. Bu söylence bize Yunus'u kendine bağlayan Taptuk Emre'nin HacıBektaş'ın yolundan, çevresinden ayrı, belki de yeni müslüman olmuş biri olduğunu, ona bağlandığını gösterir. Saru Saltuk, Taptuk, Barak Baba... silsilesini izler.

Taptuk Baba Yunus'un şiirlerinde inançla sevilen, yoluna baş konulan bir mürşit olarak karşımıza çıkar:

Taptuğun tapusuna
Kul olduk kapısına
Yunus miskin çiğ idik
Piştik elhamdülillah
...
Vardığımız illere
Şol safa gönüllere
Baba Taptuk manisin
Saçtuk elhamdülillah
...
Yunus bir doğan idi kondu Taptuk koluna
Avın şikira geldi bu yuva kuşu değil.
...
Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görende
Baktığım yüzde gördüm Taptuğumun nurunu.

Bize kadir gecesidir bu gice
Ko erte olmasın seher gerekmez
Yunus esrüyüben düştü sokakta
Çağınr Taptuğunu ar gerekmez

Söylencemizde Hacı Bektaş Yunus'u Taptuk'un tekkesine göndermiş. Yunus gidip Taptuk'a baş vurur. İlk Bektaşi tekkeleri bir çeşit uygulamalı okul idi. Her derviş bir iş görür. Kimi toprakta, kimi işlikte çalışır, kimi duvar örer, kimi aş pişirir: Yunus'a da odun taşıma işi verirler. Kırk yıl sırtında odun taşır, tekkesinin ocağına, özene bezene. Her getirdiği odun dop-doğru dümdüzdür. Soranlara: Tekkeye odunun bile eğrisi giremez der.

İki insan arasındaki bağlılığı, ayrılıp kavuşmanın tadını, güveni bu kadar güzel anlatabilen söylence azdır dünyada. İnsanlık bu "bizim" sözünün içindedir. Bir ülkü uğruna canlarını koyanların hepsinin yaşadıkları bir insanlık dramıdır bu. Anlamayan beri gelsün. İşte dup duru bir su gibi Yunus'un sevgisidir bu. ( S. Eyüboğlu ).

Yunus yeniden tekkeye girer. Bir başka söylentiye göre Yunus Taptuk'un kızını sevdiği için döner tekkeye. Taptuk bilir Yunus'un bunun için dönmediğini. Ama dervişlerinin böyle bir dedikoduya kulak vermeleri karşısında ne yapsın? Kızını versin mi, vermesin mi Yunus'a? Taptuk, dervişlerini yalancı çıkarmamak için kızını Yunus'a verir. Ama yine söylenceye göre Yunus ömrünün sonuna dek bu güzel kıza dokunmuyor. Gerçek böyle değil ama halk böyle olmasını istiyor. Halk Yunus'a şehvet duygusunu konduramıyor. Şehvetin onu lekelemesini özüne sindiremiyor.

Yunus'un ozanlığa başlamasının öyküsü de şöyle: Yunus yıllar yılı tekkeye ağızsız dilsiz hizmet eder. Günlerden bir gün Taptuk'un sofrasında bir güzel muhabbet olur. Taptuk sevinçli coşkuludur. O gün Yunus-ı Guyende adında bir ozana: Bize bir şeyler söyle der. O ozanın dili tutulur o gün, hiç bir şey bulup söyleyemez. Bunun üzerine Taptuk oduncu Yunus'a dönüp: Haydi sen söyle der. Ve Yunus birden başlar içinde birikenleri söylemeye, esip savurmaya. İncileri dökmeye başlar.

Burhan Toprak'ın deyimiyle ''Yunus Emre'nin bu altın destanı bize kendisi kadar, Anadolu halkınında yüreğini ve özlemini anlatır. Halk Yunus için Mevlana'ya << Manevi konakların hangisinin önüne vardıysam bir Türkmen kocasının izini buldum, onu geçemedim. >> dedirtmiştir.

Bir buluşmalarında Yunus, Mevlana'ya: Mesnevi'yi çok uzun yazmışsın, ben olsam şu söze sığdırırdım hepsini:

''Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm'' der.
Yunus şiirinde Mevlana'yı sevgi ve saygıyla anar:

Mevlana meclisinde saz ile işaret oldu

ve:

Mevlana Hüdavendigar bize nazar kılalı
Onun görklü nazan gönlümüz aynasıdır.

S. Eyüboğlunun deyişiyle ''Ama Yunus'un ve halkın soluğu Kaygusuz'lar, Pir Sultanlar, Karacaoğlan'lar, Aşık Veysel'lerle için için bu güne dek gelmiş ve ancak bu günün halkçı Türk devletinde Anadolu Türkçesini en aydın şairlerimize devretmişlerdir.''

Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
yaratılanı hoş gör
Yaradandan ötürü

deyip okulu bırakmış. Halk, halktan uzaklaşan kültüre karşı her zaman direnmiştir. Konumuz Yunus Emre'nin okur yazar olup olmadığı değil ''Bilginlerimiz, başta Gölpınarlı olmak üzere Yunus'un ümmiliği, yani okur yazar olmadığı inancını gülünç buluyorlar. Ancak Yunus'tan kalmış bir tek yazılı söz olmaması bir yana, Anadolu'da sözlü kültür bu gün bile bir Aşık Veysel'i yetiştirecek güçtedir;'' Bektaşi tekkeleri tasavvufun en ince kavramlarını bile sözle geceli gündüzlü aylarca, yüzyıllarca İnsanların beyinlerine, yüreklerine hep aktarmış, ekmiş oya gibi işlemiştir.


İşte söylencesi:

Yunus'un yaşadığı yıllarda Molla Kasım diye biri varmış. Bu Molla Kasım'a Yunus'un şiirlerini yazılı olarak getirmişler. Başlamış okumaya. Her okuduğu şiiri dine, şeriata aykırı bularak yakıyormuş. Binlercesini yaktıktan sonra üst tarafını da suya atmaya başlamış. Şiirleri yakmış suya atmış, atmış, atmış derken bir şiirde, Yunus:

Yunus Emre bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.

demiş, demiş ya Molla Kasım bunu görür görmez Yunus'a boyun eğmiş ve yakmadığı suya atmadığı şiirleri bir hazine gibi saklamış. Söylenceye göre bunun için şiirlerinden binlercesini göklerde melekler, binlercesini denizlerdeki balıklar, kalan binlercesini de.insanlar söylermiş. Yunus'un hak ve halk şairi olduğunu anlatmak bakımından tarihçilerden daha bilimsel, daha ileri bir düşünüşle yüklüdür bu. Rahmetli Sabahattin Eyüboğlu bu davranışlarla söylencenin: Birisi Yunus Emre'yi halkın Molla Kasım'la karşı karşıya getirdiğini, ikincisi de bu beyite şair adının ancak birinci dizede olması gereği, tabiiliğini vurguladığını belirtmektedir. Aslında bu şiiri Yunus değil, halk söylemiştir. gelin bu şiiri birlikte okuyalım:

Ben dervişim diyene bir ün edesim gelir Seğirdüben sesine vurup yetesim gelir.
...
Sırat kıldan incedir kılıçtan keskincedir
Varup onun üstünde evler kurasım gelir
...
Altında gayya vardır içi nar ile pürdür
Varuban ol gölgede biraz yatasım gelir

alevigenc58
07-04-2009, 08:26 AM
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.




Çok severim bunu :) sağolasın

@erdal@
07-04-2009, 08:26 AM
AB-I HAYATIN ÇEŞMESİ (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/ab-i-hayatin-emesi.html)


Ab-ı hayatın çeşmesi,
Âşıkların visalidir.
Sohbeti aşk ile eder,
Susamışları yakmaya.

Aşk mı derim ben ona,
Tanrının uçmağın seve.
Uçmak hod bir tuzaktır,
Eblehler canın tutmağa.

Âşık olan miskin olur,
Hak yoluna teslim olur.
Her ne dersen boyun tutar,
Çare yok gönül yıkmaya.

*****

ACEP BU BENİM CANIM (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/acep-bu-benim-canim.html)


Acep bu benim canım,
Azad ola mı Ya Rab?
Yoksa yedi Tamu’da,
Yana kala mı Ya Rab?

Acep bu benim halim,
Yer altında ahvalim.
Varıp yatacak yerim,
Akrep dola mı Ya Rab?

Allah olıcak kazı,
Bizden ola mı razı?
Görüp Habibi bizi,
Şefi ola mı Ya Rab?

Can hulkuma geldik de,
Azrail’i gördük de,
Ya canımı aldık da,
Asan ola mı Ya Rab?

Yunus kabre vardık da,
Münkür Nekir geldik de,
Bana sual sordak da,
Dilim döne mi Ya Rab?

*****

ANMA MISIN SEN ŞOL GÜNÜ -1- (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/04/anma-misin-sen-ol-gn-1.html)


Anma mısın sen şol günü cümle âlem hayrân ola,
Nidesini bilemeyip bî-hod u ser - gerdân ola.

İsrâfil sûrunu ura hep mahlûkat yerden dura,
Deriliben haşre vara kadı anda Sübhân ola.

Zebâniler çeke tuta ilete tamuya ata,
Deri yana sünğük tüte katı ulu efgan ola.

Mâlik çağıra tamuya çekip meydana getire,
Tanğrı korkusundan tamu zârî kılıp nâlân ola.

Dağlar yerinden ırıla gökler heybetten yarıla,
Ildızlar bağı kırıla düşe yere galtân ola.

Yazıklar müzdler dartıla anca perdeler yırtıla,
Bilmediğin günahların anda sana ayân ola.

Yunus aydur: İşbu sözü erenlere toprak yüzü,
Diler Hakk’ı göre gözü inâyet ger andan ola.

*****

ARİFLER ORTASINDA SOFİLİK (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/aiklar-ortasinda-sofilik.html)


Arifler ortasında sofilik satmayalar,
İhlas ile aşka riyayı katmayalar.

Ya bildiğini eyit, ya bir bilirden işit,
Teslimlik ucunu tut sözü uzatmayalar.

Kur’an kelamım dedi, gönlüne evim dedi,
Gönül ev ıssın bilmez, âdemden tutmayalar.

Gönül sındı bulundu, hem Hakk’a yakın idi,
Yine dikerim diye, bütünü yırtmayalar.

Mumlu baldır şeriat, tortusuz yağdır tarikat,
Dost için balı yağa, pes niçin katmayalar.

Arif can verir duymaz, yalancı mala kıymaz,
Yalan ile gerçeği beraber tutmayalar.

Kıymetin duyar isen, neye değer iş bu dem,
Erenlerin manasın almaza satmayalar.

Miskin Adem yanıldı, Uçmak'ta buğday yedi,
İşi Hak’tan bilenler şeytandan tutmayalar.

Şirin hulklar eylegil, tatlı sözler söylegil,
Sohbetlerde Yunus’u hergiz unutmayalar.

*****
AŞK İLE GELEN ERENLER (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/ak-ile-gelen-erenler.html)


Aşk ile gelen erenler,
İçer ağuyu nuş eder.
Taptuğa çıkmayan çaylar,
Deniz ile savaş eder.

Biz bu yoldan üşenmedik,
Erenlerden usanmadık.
Kimseyi yavuz sanmadık,
Her ne eder kolmaş eder.

Kolmaşa verdik sözünü,
Söz ile döğdük yüzünü.
Yaban canavarı gibi,
Belinler ondan şeş eder.

Bu sohbete gelmeyenler,
Hak nefesi almayanlar.
Sürün onu burdan gitsin,
Durur ise çok iş eder.

Cahildir manadan almaz,
Oturur kararı gelmez.
Öleceğini hiç bilmez,
Yüz bin yıllık teşviş eder.

Dağ ne kadar yüksek ise,
Yol onun üstünden aşar.
Yunus Emre’m yolsuzlara,
Yol gösterir ve hoş eder.

*****



AYETLER İLE BİLİNEN (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/ayetler-ile-bilinen.html)


Ayetler ile bilinen,
Her yerde hazır bulunan.
Cennet içinde salınan,
Hasan ile Hüseyin'dir.

Bundan Âşura eyleyen,
Hem ruhunu şâd eyleyen.
Anda şefaât eyleyen,
Hasan ile Hüseyin'dir.

Muhammed'dürür dedesi,
Gayet oldu o gün ıssı
Evliyâlar ser-çeşmesi,
Hasan ile Hüseyin'dir.

Kanlı gömleğini alan,
Düşmanına karşı duran,
Yezid'e kılıçlar salan,
Hasan ile Hüseyin'dir.

Yunus eyder onda kalan,
Bu dünyanın sonu viran.
Kerbelâ'da şehid olan,
Hasan ile Hüseyin'dir

******

BANA NAMAZ KILMAZ DİYEN (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/04/bana-namaz-kilmaz-diyen.html)


Bana namaz kılmaz diyen,
Ben bilirim namazımı.
Kılar isem, kılmaz isem,
O Hak bilir niyazımı.

Hak'tan başka kimse bilmez,
Kâfir, Müslüman kimdiğin.
Ben kılarım namazımı,
Hak geçirdiyse nazımı.

O nazı dergâhtan geçer,
Mânâ şarabından içer.
Hicabsız can gözün açar,
Kendi siler dost gözünü.

Dost burdadır belli beyan,
Dost dîdârın gördüm ayan.
İlm-ü hikmet okuyanın,
Buna değindir azimi.

Gizli sözü şerheyleyip,
Türlü nükteler söyleyip,
Değme ârif şerhetmeye,
Bu benim gizli razımı.

Sözüm mânâsına erin,
Bî-nişandan haber verin.
Dertli âşıklara sorun,
Bu benim dertli sözümü.

Dert âşıkın dermanıdır,
Dertli âşıklar ganîdir.
Kadir-ü kudret ünüdür,
İşitenler âvâzımı.

Dost isteyen gelsin bana,
Göstereyim dostu ona.
Budur sözüm önden sona,
Ben bilirim kend'özümü.

Yunus imdi söyle Hakk'ı,
Münkir tutsun sana dakı.
Pişipdürür Hakk'ın hânı,
Ârifler tatsın tuzumu.

*****

DOSTTAN HABER GELDİ YİNE (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/dosttan-haber-geldi-yine.html)


Dosttan haber geldi yine, dostlar yarak etsin demiş,
Dirgensinler meşâyihe, er eteğin tutsun demiş.

Ben severim şu kulumu, yoksul ola sabreyleye,
Benden ona yol eyledim, Mirâcıma ersin demiş.

Şu kahr ile kazananlar, güle güle yedirenler,
Götürdüm perdelerini, didârıma baksın demiş.

Her bir kişi dosta vara, armağanın dosta vere,
Orda bizi anmayanlar, burda da utansın demiş.

Fâni dünyadan geçeriz, bâki mülküne göçeriz,
Armağan gerektir dosta, yüklü yükün tutsun demiş.

Ayıdın Yunus'a dursun, yüzünü toprağa sürsün,
Öğüdün kendiye versin, okuduğun tutsun demiş.

*****

alevigenc58
07-04-2009, 08:28 AM
Eline koluna klavyene sağlık

@erdal@
07-04-2009, 08:30 AM
Eline koluna klavyene sağlık


eyvallah can emek verip okudugun için senın de yüreğine sağlık

@erdal@
07-04-2009, 08:41 AM
Dünya Umuruna Meylini Verme

Dünya Umuruna Meylini Verme
Sen De Kurtulamazsın Ecel Elinden
Ben Filanım Deyi Göğsünü Germe
Sen De Kurtulamazsın Ecel Elinden

Hani Meryem Hani Onn'oğlu İsa
Elinde Ejderha Olurdu Asa
Polat Kavmi İle Cengeden Musa
O Da Kurtulamadı Ecel Elinden

İskender De Gitti Alemi Gezdi
Yunus Balık İle Deryayı Yüzdü
Zaloğlu Rüstem'in Tahtını Bozdu
O Da Kurtulamadı Ecel Elinden

Nemrut İbrahim'le Çok Cenk Eyledi
Semaya Kastetdi Diye Söylerdi
Ahırı Bir Sinek Halak Eyledi
O Da Kurtulamadı Ecel Elinden

Eydür Derviş Yunus Din İle İman
Tacı Tahtı Yel Götürdü Süleyman
Lokman Da Olmadı Derdine Derman
O Da Kurtulamadı Ecel Elinden

YUNUS BİZE GEL EYLEDİ

Yunus Bize Gel Eyledi
Vara Vara Aşka Vardık
Bu Aşk Bizi Deleyledi
Dura Dura Aşka Vardık

Dervişlerin Hırkasını
Sevgilerin En Hasını
Aşkın Yedi Belasını
Sora, Sora Aşka Vardık

Mevlam Bizleri Kayıra
Düze, Ovaya Bayıra
Bütün Güçleri Hayıra
Yora, Yora Aşka Vardık…

Yunus Önde, Biz Arkada
Hiç Keramet Yok Hırkada
Şerlerin Hepsi Korkudan
Vura, Vura Aşka Vardık…

*****
HAK BİR GEVHER YARATTI (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/05/hak-bir-gevher-yaratti.html)


Hak bir gevher yarattı kendinin kudretinden,
Nazar kıldı gevhere, eridi heybetinden.

Yedi kat yer yarattı o gevherin tozundan,
Yedi kat gök yarattı o gevherin buğundan.

Yedi deniz yarattı o gevher damlasından,
Dağları muhkem kıldı o deniz köpüğünden.

Muhammed'i yarattı mahluka şefkatinden,
Hem Ali'yi yarattı müminlere fazlından.

Kayıp işi kim bilir meğer Kur'an ilminden,
Yunus içti esridi o gevher denizinden.

*****

GÖNLÜMÜ MEKÂN EYLEDİ (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/04/gnlm-mekn-eyledi.html)


Gönlümü mekân eyledi,
Dost elçisi kona kona.
Bir dem dilim tutar isem,
Söyletirler yana yana.

Derdim kime söyleyeyim,
Nicesi şerh eyleyeyim.
Dosttan gelen avaz benim,
Yakar içim döne döne.

Aceplerim şol kimseyi,
Acep gelir hem sözleri.
"Dervişim" der dava kılar,
Yatar uyur kana kana.

Akşam olur, gün dolanır,
Sabah olur yine doğar.
Bu ikisi arasında,
Geçer ömrüm dine dine.

Ey bîçâre miskin Yunus,
Gafil olma, dur gözün aç.
Ecel eli uzun olur,
Bir gün erer suna suna.

*****

DERVİŞ (TALİP) OLAN KİŞİLER (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/04/dervi-olan-kiiler.html)


Derviş olan kişiler acep nice dirile,
Yok takazası budur bir ola her bir ile.

İkilik eylemeye, hiç yalan söylemeye,
Âlem bulanır ise, bulanmadan durula.

Acep öyle kim ola, bulanmadan durula,
Öylelik ister isen, yoldaş olgıl er ile.

Erile yoldaş olan key olası gönülden,
Âlem yoldaş olurdu olur ise dil ile.

Dilden nesne gelemez, su ile gönül yunmaz,
Gerçeğin gelenleri yederler bir kıl ile.

Dün-ü günün çekerler, o kıl üzülsün deyi,
Ömrün anda berkitmiş yedilir bir kıl ile.

İnce sanman o kılı, güzaf sanman bu yolu,
Erenler geçti geldi, her biri bir hal ile.

Her kim hali hallendi, o bey oldu kullandı,
Yunus sen kul olugör, bey söyleşir kul ile.

ERENLER BİR DENİZDİR (http://yunusemresiirleri.blogspot.com/2008/04/erenler-bir-denizdir.html)


Erenler bir denizdir, âşık gerek dalası,
Bahri gerek denizden girip gevher alası.

Yine biz bahri olduk, denizden gevher aldık,
Sarraf gerek gevherin kıymetini bilesi.

Yürü var epsem olgıl, ne simsarlık satarsın?
Ali gibi er gerek isbu sırra eresi

Muhammed Hakk’ı bildi, Hakk’ı kendinde gördü,
Cümle yerde Hak hazır, göz gerektir göresi.

Dile rızkını Hak’tan “Nahnu kasemnâ” pinhan,
Nefsin bilmiş ol gerek göz hicâbın silesi.

Dedim isbu nefesi asıklar hükmü ile,
Bahıllıksız er gerek bir karara durası.

Alimler kitap düzer, karayı aka yazar,
Gönüllerde yazılır bu kitabın süresi.

Yürü hey sofu zerrak, ne salusluk satarsın?
Hak’tan artık kim ola kula dilek veresi.

Hak durağı gönülde, ayeti var Kur’anda,
Arştan yukarı ancak ask burcudur kalesi.

Şöyle deli olmuşam, bilmezem dünden günü,
Yüregime isledi ask odunun yarası.

Gel şimdi miskin Yunus, tut erenler eteğin,
Cümlesi miskinlikmiş, yokluk imis çaresi

rewat
07-04-2009, 08:55 AM
kardeş sana çok teşekkür edrim allah senden razı olsun

Amistofes
07-04-2009, 10:43 AM
Sevgili Erdal.
Araya sokusturulan ve Yunus Emreye ait olmayan siirlerin kifayesinde belli olan dizeleri anlayamadinizmi?
& adet yunusun dizelerinin icerisine seriatci dizeler sokusturulmus ayir etmek gerekiyor, buyur can, ASK ILE

BarisGuven
07-04-2009, 10:44 AM
Sevgili Amistofes ;

Hangi satırlar onlar belirtirmisin ?

Amistofes
07-04-2009, 10:46 AM
Gerçek Yunus Emre'yi tanýyalým

--------------------------------------------------------------------------------

Yunus Emre ve alevi olmayan Yunus Emre'ler

Öncelikle bizim Yunus'un önemli eserlerini sirasi ile buraya aktarmak istiyorum.
Bu önemli eserler dediklerimin icerikleri, Devriye, Enel-Hakk, Alevi Teolojisi ve islam inanci ile alevi inanci arasindaki farkliliklari, kavramlari elestirdigi siirleri kapsayacak.




Bu resim 200 YT'lik'in üzerinde yer alacakmis, sevindim, yakisir.


Asagidaki eser "devriye" türünde yazilmistir. Bu eser de Yunus Emre gelmis gecmis din adamlarini sayarken, hepsini bazi konularindan yakalayarak aciklamis,Bu aciklamalari yaparkende "gönderme" yapmaktan geri kalmamis.Örnegin Muhammed'e ,ahmed demis, mirac'a cikarken, o gece "nalini" ben cevirdim demis. Bilindigi gibi burak isimli bir binek ile mirac'a ciktigi yazili kaynaklarda mevcut. Acaba böyle, onun bindigi binegin nalini ceviren bir kisilik islam kaynaklarinda varmi? Su Bizim Yunus'u islam düsünürü gibi gösterenlerin aciklama yapmalari gerekir.

Üveys; peygamberin serifi tacini biraktigi kisi olarak tanimlanir, ona ta c bagislanirken, Hallac'in payinada urgan düsmüs !..

Ali gibi kilic caldim, alinin savasciligini ön plan'a cikartirken. Ömer'i de adaleti ile tanimlamis.

Yunus Emre ömer'i böyle tanimlarken, aleviler bu ömer'e niye bu kadar düsmanlar? Burada bir yanlislik olsa gerek. Ama yanlislik bizdemi yunus Emre'demi? Sii etkisinde kalmayan Yunus Emre daha iyi biliyor olmali.Cünkü onun zamaninda aleviler henüz takiyye'ye baslamamisti.

Eser tam anlami ile bir bütün olarak ele alininca, Yunus Emre bu olup bitenlere ben hepsini gördüm, beraberdim hatta onlardan cok cok önce ben bu dünya kurulmadan buralarda dolasiyordum, seyran ediyordum diyor."Mülke bünyad urulmadan, seyran u cevlandayudum."

Burada bizleri ilgilendiren bölüm Yunus Emre'yi bugüne kadar islam mutasavvuf cusu gibi gösteren göstereneydi. Ballandira, ballandira ne kadar soylu bir islam düsünürü diyerek, iki dogru yunustan, bir yanlis yunustan eserleri, makale aralarina SIKISTIRARAK, birer misralik eserlerini cimbizlayarak bölük pürcük yayinlayanlarin hepsini burada bitirecegim.

Bu topicde bir bir ayirt edecegiz, ve görecegiz. Islami kavramlari ve onlar hakkinda yunus Emre'nin yorumlarini siralayacagim, bunlari yaparken de, Naksibendici yunus 'uda masaya yatiracagim.

Yunus Emre'yi anlayamayanlara anlatacagim.Tabi bu yine birilerinin hosuna gitmeyecek. Birilerinin hosuna gitsin diye, bugüne kadar yazmadim.Bundan sonrada yazmayacagim.


Bizim Yunus;


Aklun irerse sor bana, ben evvelde kandayidum
Dilerisen diyüverem, ezeli vatandayidum

Kalu bela söylenmedin, tertib düzen eylenmedin
Hak'dan ayru degilidüm, ol ulu divandayidum

Eyyub'ila derde iniledüm, anlamadum cektim ceza
Belkis'ile taht üzere, mühr-ü Süleymandayidum

Yunus'ila balik beni, cekti deme yuttu bile
Zekerya'yla kactum bile, Nuh'ila tufandayidum

Ismail'e caldum bicak, bicak bana kar itmedi
Hak beni azad eyledi, koc'ila kurbandayidum

Yusuf'ila ben kuyuda, yatdum cefa cekdüm bile
Ya'kub'ila cok agladum, bulinca figandayidum

Mi'rac gicesi Ahmed'ün, döndürdüm arsda na'linin
Üveys ile urdum taci, Mansur'la urgandayidum

Ali'yile urdum kilic, Ömer ile adl eyledüm
On sekiz yil kaf daginda, Hamza'yla meydandayidum

Ezeliden dilümde us, Tanri birdür hakdur Resül
Bunu böye bilüriken, sanma ki gümandayidum

Yere bünyad urulmadan, Adem dünyeye gelmedin
Öküz balik eylenmedin, ben ezeli andayidum

Yunus senin asik canun, ezeli asiklarila
Mülke bünyad urulmadan, seyran u cevlandayudum.


Ahmed: Muhammed
Adl: Dogruluk adalet
Na’lin :Ayakkabi, nal (a. Na’leyn’den)
Üveys: Serif taci devralan
Bünyad:temel,esas,asil
Cevlan: gezinme ,dolasma

Bu eserde okuyucularin dikkatini su iki noktaya cekmek istiyorum.

1- Ömer adaletli gösterilmis, Bu durum kendilerini alevi gibi tanimlayan Sii'lerin hosuna gitmeyecek,

2- Mirac gibi islam alemi icin önemli olan bir kavram izah edilirken,onun bindigi binegin "nali" ile yani "yönünü" belirleyenin yunus olusu, meleklerin olmayisi sünnilerin hosuna gitmeyecek.

Mirac ile yunus Emre'nin yazdigi eserlerle devam edecek;

Amistofes
07-04-2009, 10:47 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Mirac ile devam,

Mânâ evine daldık
Vücut seyrini kıldık
İki cihan seyrini
Cümle vücutta bulduk

Yedi yer yedi göğü
Dağları denizleri
Uçmağ ile tamuyu
Cümle vücutta bulduk

Gece ile gündüzü
Gökte yedi yıldızı
Levhte yazılı sözü
Cümle vücutta bulduk

Musa ağdığı Tûr’u
Yoksa Beyt_ül Mü’mur’u
İsrafil çalan sûru
Cümle vücutta bulduk

Tevrat ile İncil’i
Furkan ile Zebur’u
Bunlardaki beyanı
Cümle vücutta bulduk

Yunus’un sözleri hak
Cümlemiz dedik sadak
Nerd’istersen orda Hak
Cümle vücutta bulduk


Tamu:Cehennem
Ucmag:Cennet
Suru: Boru borazan
Sadak:Siddik, doga üstü bilgilere erisen.
Furkan: Kuran
Levh: Ars'ta haktan gelen kitaplarin orginal aslinin oldugu söylenilen levha.
Musanin agdigi tur: Musanin tur dagindan getirdigi tabletler.(Levh, levhalar)
Beyt-ül Mamur:Muhammed'in Mirac cikisinda, gök yüzünde meleklerin kabesi olan mabete namaz kildigi yer.

Bu mabet hakkinda yazilanlar; Muhammed orada namaz kilmis. Bu mabet'in aynisi, yeryüzündeki Kabe olarak gecen, Adem icin zamaninda yeryüzüne indirilen mabet olarak yazili kaynaklarda gecmektedir.

Beyt-ül Mamur hakkinda islam kaynaklari neler yaziyor onlari kisaca inceleyelim;


Beytül Mamur: Hz Muhammed'in mirac esnasında göğün yedinci katında ziyaret ettiği yer.

Beytül Mamur: Yedinci semada melekler tarafından tavaf edilen mabed

Hz.Muhammed orada neler yasamis, neler görmüs?


MIRAÇ




Quote:
Miraç Ne Şekilde Vuku Bulmuştur?
Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuşlardır:
Bir gece halam Ümmühanın evinde, diğer bir rivayete göre Kâbe’de iken Cebrâil a.s. geldi. ‘Ey muhterem nebi Yargılayıcı olan Rabbinin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyorlar dedi.

Göğsümü göbeğime kadar yardı, kalbimi çıkarıp iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra katırdan küçük merkepten büyük beyaz renkte ve Burak isminde bir hayvana bindirildim. Bu hayvan her adımını, gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mescid’i Aksa’ya geldik. Cebrail Burak’ı bütün peygamberlerin hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı. Mescid’de Peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize selam verdiler. Bende selamlarına karşılık verdim. Cebrail bana öne geç nebilere iki rekat namaz kıldır dedi. Bende imam olup namazı kıldırdım. Cebrail bana biri süt, biri şarap dolu iki kap getirdi. Ben sütü içince, yaratılışına uygun olanı seçtin dedi. ‘ Ebû Said-i Hudri’nin rivayetine göre, Peygamber efendimiz s.a.v. şöyle devam ettiler:
‘ Bundan sonra bir Miraç (Merdiven) getirildi ki, ben ondan güzel bir şey görmedim. O miraç ölülerinizin ölürken gözlerini diktikleri şeydir. Ölülerin ruhları, bu merdivenden yukarı çıkar. Cebrail beni bu merdivenden Hafaza kapısına kadar çıkardı. Yani dünya semasına kadar bir anda geldik. Burada Cebrail, semanın açılmasını istedi ve orada şöyle bir muhavere geçti. İçerden soruldu:
- Sen kimsin?
- Ben Cebrail’im.
- Yanında ki kim ?
- Muhammed s.a.v.
- Ya O Resûl olarak gönderildi mi?
- Evet.
‘ Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne göreyim, semayı muhafaza eden İsmail isminde müvekkil bir melek, yanında yetmiş bin melek o meleklerden her birinin yanında yüz bin melek var’. ‘Bunlardan ayrılınca bünyesi yaratılışından beri hiç değişmemiş bir adamın yanına geldim. Kendisine zürriyetinin ruhları arz edilince Mümin ruhu ise, ne güzel, ne hoştur. Bunun kitabını İlliyyin’de kılın diyor. Kafir ruhu ise, ne kötü ruh, ne fena rayiha .. Bunun kitabını Siccil’den kılın diyor. ‘
- Ya Cebrail bu kim? diye sorduğumda,
- Bana Adem’dir diye cevap verdi. O bana selam verdi ve hoş geldin ey salih nebi, ey salih evlat diye karşıladı.
Burada bana cehennem gösterildi. Orada, çeşitli şekillerde azap gören kavimler gördüm. Dudakları deve dudağı gibi bir kavim gördüm ki, başlarına bir takım memurlar konmuş dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını sorunca, Cebrail, yetim malı yiyenler olduklarını söyledi. Yine orada pislik yiyen zinakarlar, kendi etlerini yiyen gıybetçiler, yerlerde ve Firavun hanedanının ayakları altında çiğnenen faizciler, baş aşağı ayaklarından asılmış zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlar gördüm.
‘ Sonra ikinci semaya çıktık.Orada Yusuf a.s. ile buluştuk. Yanında ümmetinden kendisine tabi olanlarda vardı. Yüzü, ondördüncü gecede ki ay gibi idi. Onunla da selamlaştık.
Peygamber efendimiz üçüncü semada iki teyze zade Yahya ve İsa a.s. ile, dördüncü semada İdris a.s. ile, beşinci semada Harun a.s. ile ve altıncı semada Musa ile görüştü. Onlarında hepsi, ‘ Hoş geldin ey salih kardeş, salih nebi’ dediler’.
Resûlü Ekrem anlatmaya devam ediyor:
‘ Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada İbrahim a.s. ile buluştum. Sırtını Beytül Mamur’a dayamış, beni selamladı ‘ Hoş geldin ey salih nebi!.. Hoş geldin ey salih evlat dedi. Burada bana denildi ki,’İşte senin ve ümmetinin mekanı’. Sonra Beytül Mamur’a girdim. İçinde namaz kıldım. Bu beyti her gün yetmiş bin melek tavaf eder, ve bir daha kıyamete kadar tavaf için sıra gelmez.’
Peygamber efendimiz, burayı anlatırken, şu ayeti kelimeyi okudular: ‘Rabbinin askerlerinin adedini ancak Rabbin bilir.’ El-Müddesir sur: ayet:31

Mirac asagi yukari islam kaynaklarinda bu ve bu izaha yakin bir sekilde anlatilir.


Bu eserden anlasilmasi gerekli olan önemli noktalar!!

Yunus Emre'nin bu eseri, miracin bu izahini elestirmekten ibaretir.Yedi kat gökyüzünü, geceyi, gündüzü, beyt-ül mamur diye anlatilan mabeti, dört kitabin yazili oldugu levhayi, cümle vücutda bulduk diyor.

Alevilerin kabeside kibleside insandir diyoruz,

Bu durumda alevi inanci, mirac olayini anlatildigi gibi kabul etmemektedir.Bu eserde Yunus Emre bu izahi elestiriyor, elestirinin tam olarak anlasilmasi icinde "SADAK", (SIDDIK) kavramini da, eserin son dörtlügüne yerlestiriyor. Bunu neden yapiyor? cünkü, Muhammed'in mirac da yasayip gördüklerini ümmetine anlatmasi gerekiyor. Ancak muhammed bunlari ben ümmetime nasil anlatirim?, onlari nasil inandiracagim? diye, meleklere soruyor.Melekler ise Ebu Bekir seni onaylar, o sana sahitlik eder, diyor bu yüzdende doga üstü güce sahip olan bir cok olayi sezinleyip, anlayabilen unvani olan SIDDIK, (Sadak) ünvani kendisine o günden sonra veriliyor.Yani o günden sonra Ebu Bekir ; Ebu Bekir Siddik oluyor. Yunus Emre bu durumu elestiriyor ve sunlari söylüyor.

Yunus’un sözleri hak
Cümlemiz dedik sadak
Nerd’istersen orda Hak
Cümle vücutta bulduk

Sadak hakkinda tarihde yazilanlar;

Kassit bir kralın oğlu, Melik-Sadaksina büyük bir Hint prensi, majisyen ve ruhani önderdi. Keşmiri ve Sanskritçe’de Sadak = "sihirli, majikal, doğa-üstü güçlere sahip kimse" anlamına gelir. Ayrıca Zadok (Sadak?) adında biri Kral Süleyman’ı kutsamıştı.

Kelkit’in köylerinden Sadak’ta yaşamış olan Sadak medeniyeti dikkat çekicidir; Londra National Museum’da sergilenen bronz kadın başı Sadak heykeliyle (M.Ö.5000)
Athena’nın başı neredeyse aynıdır. (bkz. kelkitcayi.com)

Mirac'la devam edecek.

Amistofes
07-04-2009, 10:48 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Bizim Yunus'tan yaradilis ile ilgili ilginc eserler,bu eserleri ara ara serpistirerek yazmaya devam edecegim. Bu eserler;Yunus Emre'nin teolojik olarak durdugu yeri pekistirmesi acisindan oldukca önemli eserler.Süphan benem, umman ,sultan,benem demekle, tanri benim diyor. Mirac'la ilgili yazdiklari, henüz bitmedi.

Evvel kadim önden sona
Zevali yok sultan benim
Yedi ilkime hükmedip
Diri tutan Subhan benim

Ben bu yeri yaradıcak
Yer üstünde gök durucak
Ulu deniz mevc vurucak
Nuha tufan veren benim

Dur dedim göklere durdu
Gökler dahi karar kıldı
Yüz bin türlü adem geldi
Getirip götüren benim

Yusuf ile çaha inen
Teraziye altın vuran
Kefesini basa duran
Mısr’ın ıssı sultan benim

Ben abidim, ben mabudum
Kamu yerlerde hazırım
Zalimlerden dad alıcı
Miskinleri tutan benim

Kaf’tan Kaf’a hükmeyleyen
Devleri hükmüne koyan
Yele binip seyran kılan
Bu mülke süleyman benim

Yunus değil bunu diyen
Kudret dilidir söyleyen
Kafir ola inanmayan
Evvel ahir heman benim
Yunus emre



Kabe vü Put, iman benim
Çarh vuruban dönen benim
Bulut olup havaya ağan
Rahmet olup yağan benim

Yaz yaratıp yer donatan
Gönlümüz evi hanedan
Hoşnutum ata anadan
Kulluk kadrin bilen benim

Yıldırım olup şakıyan
Kakıyıp nefsin dokuyan
Yer kadasında berkiyen
Şol ağılı yılan benim

Hamzayı kaftan aşıran
Elin ayağın şişiren
Gözsüzlerin gözünde ki
Boz pusarık duman benim

Et-ü deri, sünük çatan
Hükmeyleyip diri tutan
Kurdet beşiğinde yatan
Hikmet sütün emen benim

Yere göğe bünyad vuran
Ayrılmadan kaydim duran
Irmaklara göl çağıran
Adım yunus umman benim.

Uman benem, süphan menem diyen bir kisinin sözleri, islamin Tanri yorumuna sirk kosmak degilde, nedir acaba? Su bizim Yunus'u kul gibi göstermeye calisanlara duyrulur.

Mirac devam edecek;

Amistofes
07-04-2009, 10:49 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Mirac ile ilgili;

Aşksız adem dünyada belli bilin yok durur
Her biri bir nesneye sevgisi var aşıkdur

Çalabın dünyasında yüz bin türlü sevgi var
Kabul et kendzüne gör kangısı layıkdır

Biri Rahmanir-rahim biri Şeytan-racim
Onun yazdığı müzdi sevgüsüne taallukdur

Dünyada Peygamberin başına geldi bu aşk
Tercümanı Cebrail maşukası Halikdır

Ömer ü Osman Ali Mustafa yarenleri
Bu dördünün ulusu Ebu Bekir-i Sıddıkdır

Alem fahri Muhammed Miraca ağdığında
Çalapdan dilediği Ümmetine azıktır

Yunus senin ayıbını gözlegil ayrığı ko
Kimsenin ayıbına sen bakmagıl yazıkdır

Bu eserde önemli olan unsur.

Ömer ,osman,ali,mustafa hepsi ayni kefede degerlendiriliyor,bunlarin ulusuda mirac'tan sonra, sadak(Siddik) olan Ebu bekir. Bu isimler islamiyetin mimarlari.

Sii'ler acaba Ali'yi, ömer, osman ve bekir ile yanyana koyabilirlermi?

Aleviligi islam merkezli tanimlayip ömeri osmani ebu bekir'i dislayanlar ne düsünürler? Iki secenek var;Ya yunus'tan vaz gececekler yada Ali'den.
Yunus Emre hic ayirt etmemis?

Amistofes
07-04-2009, 10:50 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Mirac ile gercek Yunus Emre'nin bakis acisini acikladiktan sonra,

Birde her tarafta gercek yunus gibi gösterilen Naksibendi tarikat üyesi olan Asik yunus mahlasi ile yazan Bursali yunus var.Onu taniyalim . O mirac hakkinda neler yazmis?


NAKSIBENDI TARIKATININ SAVUNUCUSU BURSALI ASIK YUNUS


Canım kurban olsun senin yoluna


Canım kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
Şefâat eyle bu kemter kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Mü'min olanların çoktur cefâsı,
Ahirette olur zev-u sefâsı,
On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
Kûrsûn üstünde ceylân eyleyen.
Mi'râcında ümmetini dileyen,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
Anı seven günahlardan beridir,
On sekiz bin âlemin serveri,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Aşık YUNUS neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Bu siir bizlere yillarca Yunus Emre'ye ait diye tanitildi. Camilerde sallana sallana ilahiler okudular, yunus diye göz yasi döktüler, Oysaki bu ilahileri söyleyen baska, bizim yunus baskaydi. Bu yalan'a kimse sesini cikarmadi. Yunus Emre yili geldi, gecti. Bizim Yunus'un mirasini yediler, sustular, bogazlarina dursun. Sanki islamin savunucusu olan, yunus emre ödül kazanmis gibi piskin piskin böbürlendiler.

Bizim yunus miraci nasil anlatiyor?
Bursali asik yunus nasil anlatiyor?
Aradaki farki görmemek, kör olmak demektir.

Kör olasin demiyorum kör olmada gör beni.

Amistofes
07-04-2009, 10:51 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Yunus Emre'nin imanin sartlari olarak tanimlanan,Cennet, cehennem, ahiret,kiyamet,ve melekler hakkinda yazdiklari ile devam;

Asagidaki eserde Yunus Emre, Azrail ile Cebrail'e catmis,Onlarda kim oluyormus diyor. Birisini zindan'a digerinide ucmaya yolluyor."Azrail ne kisidurur kasd idebile canuma, Ben anun kasdini gine kendüye zindan eyleyem"Ya Cebreil kim ola kim hükm die benüm ahuma ,Yüzbin Cebreil gibiyi bir demde perran eyleyem

Us gine geldim ben bunda sir sözün ayan eyleyem
Bir söz ile yiri gögi cümlesin beyan eyleyem

Dilerisem ten eleyem dilerisem can eyleyem
Gönlümü Tur canum Musa taht-i Süleyman eyleyem

Dirlik bana karsu gele ben dirligin boynun uram
Ölüm eger vacib ola canumi kurban eyleyem

Azrail ne kisidurur kasd idebile canuma
Ben anun kasdini gine kendüye zindan eyleyem

Ya Cebreil kim ola kim hükm die benüm ahuma
Yüzbin Cebreil gibiyi bir demde perran eyleyem

Bu bizden öndin gelenler ma’niyi pinhan kilanlar
Ben ana’dan togmis gibi geldüm ki uryan eyleyem

Yunus senün gönlün evi Hak varligi toptoludur
Us geldüm ki asiklara varlikdan ihsan eyleyem.


Sözlük;
Us: iste
Dirlik: yasayis,hayat,gecim,saglik
Perran: ucan,ucucu


Bir baska eserinde

Din ü millet sorarýsan âþýklara din ne hacet
Âþýk kiþi harab olur âþýk bilmez din diyanet

Âþýklarýn gönül gözü maþuk dapa gitmiþ olur
Ayrýk surette en kalur kim kýlýsar zühd ü taat

Taat kýlan Uçmak için din tutmayan Tamu için
Ol ikiden farið olur neye benzer bu iþaret

Herkim dostu sever ise dosta doðru gitmek gerek
Ýþi gücü dost olýcak cümle iþten olur azat

Anýn için maþukanýn haberini kim getirir
Cebrail ü melek sýðmaz þöyle olundu iþaret

Soru-hýsap olmayýsar dünya ahýret koyana
Münker ü Nekir* ne sorar terk olucak cümle murat

Havf u reca gelmez anda varlýk-yokluk býraðana
Ýlm ü amel sýðmaz anda ne terazi var ne Sýrat

Ol kýyamet bazarýnda her bir kula baþ kayusu
Yunus sen âþýklarýla hiç görmeyesin kýyamet

Sözlük:

Dapa: yönelip, yön alarak,
Zühd: zahidlik, aþýrý dindarlýk,
Uçmak: cennet,
Tamu: cehennem,
Farið olmak: feragat etmek, vazgeçmek,
Münker ve Nekir: Ahiretteki sorgu melekleri,
Kayu: korku, gam ve keder,
Ýlm ü amel: bilim ve iþ
Havf u reca: Korku ve dilek,Korkma ve dileme, korku ve umut arasinda kalma.

Kisa aciklama; Bu eserde yunus emre melekler tarafindan yapilacak olan sorgulamalari ve melekleri red ediyor, kiyamet gününü red ediyor.Eser cok acik ve net yazilmis, az cok farsca ,arapca sözlük yardimi ile dikkatlice okununca Imanin sartlari olarak yapilan dayatmalara itiraz ettigi ulu orta duruyor.

Önemli bir noktaya isaret etmek istiyorum, Münker ve Nekir* Ahiretdeki sorgu melekleri demek,Anti parentez[Bu kelimeyi unutmayiniz asagiya Asik yunus'un bir eserini birakacagim aradaki farki, iki ayri kavrami kendiniz göreceksiniz.]

Soru-hýsap olmayýsar dünya ahýret koyana
Münker ü Nekir* ne sorar terk olucak cümle murat

Yunus Emre bunlar beni sorgulayamaz derken,Sirat körüsünü de red ediyor ve bunlar bilim ve ilime ters diyor.Ilm ü amel sigmaz anda ne terazi var ne sirat.

Havf u reca gelmez anda varlýk-yokluk býraðana
Ýlm ü amel sýðmaz anda ne terazi var ne Sýrat


Buraya kadar aktardiklarim bizim Yunus Emre'nin söyledikleri, Birde bizlere yillarca dayattiklari Naksibendici yunus'un söylediklerine bakalim.

Bu da Bizim yunus'un taklitcisi olan Naksici Yunus

Aceb bu benüm canum azad ola mý ya - rab
Oksa yidi tamuda yana kala mý ya - rab

Aceb bu benüm halüm yer altýnda ahvalüm
Varup yatacak yirüm akreb dola mý ya - rab

Can hulkuma geldükte azrail’ i gördükte
Ya canumý aldukda asan ola mý ya – rab

Allah olýcak kazý bizden ola mý razý
Görüp habib’ ün bizi þefi ola mý ya - rab

Yunus kabre vardukda Münker nekir* geldükte
Bize sual ittükde dilüm döne mi ya - rab

Sorgucular gelince dilim dönecekmi yarab diye yalvaran bir yunus ile hepsine kafa tutan red eden bir baska yunus.

Evet, Naksici yunus ile Bizim Yunus Emre'nin söylemleri arasinda daglar kadar fark var. Bu farklari aciklamaya devam edecegim.

Amistofes
07-04-2009, 10:52 AM
Evet Yunus Emre'nin alevi oldugunu söylüyorum.Ve oratlikta Yunus Emre gibi dolananlarin sünni olduklarini söylüyorum.

Eger yazilanlari dikkatli okusaydiniz bu soruyu sormaniza gerek kalmazdi diye de düsünüyorum.

Gercek Yunus Emre,Tabduk Emre'nin ögrencisi olan Yunus Emre'dir.Yunus Emre'nin mirasini üslenenler yillarca yalan söylediler.Yunus Emre sadece sünniligi degil, bütünüyle islamida red ediyor.Bende bu topicde islami nerelerde red ediyor, nereleri elestiriyor, onlari izah ediyorum.

Yunus Emre'nin taklitcileri sunlardir.
Asik Yunus, Dervis Yunus, Yunus, Mistik Yunus. Bu mahlas ile yazanlarin icerisinde Asik Yunus tam anlami ile naksibendi tarikat üyesi olup tamami ile Yunus Emre'yi taklit edip, onu özünden koparabimenin misyonunu üslenmistir.

Anadolu'nun cesitli yerlesim yerlerinde degisik Yunus'larin mezarlari vardir.Gercek Yunus Emre'nin mezari Eskisehir'dedir.



Quote:
Yani bu eserlerin ona ait olduðuna emin miyiz?

Evet eminim ve o yüzden bu ise soyundum.Yunus Emre'ye ait olan eserleri anlamak, benim icin cocuk oyuncagi gibi bir sey. Üzerinde arastirdigim kitaplar o kadar asindiki, su an itibari ile bir tanesinin artik yapraklari ellerimden dökülüyor.

Yunus Emre Divani, Prof Faruk Timurtas.Bin temel eser serisi :72

Amistofes
07-04-2009, 10:53 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Yunus Emre'nin Kabe, kible, namaz, abdest ile yazdiklari ve Bu konular ile ilgili Asik Yunus ile arasinda farklardan örnekler.

Önce Bizim Yunus 'dan örnekler;

Kabe vü büt iman benem carh uruban dönen benem
Bulut olup havaya agan rahmet olup yagan benem

Yaz yaradup yir donadan gönlümüz evi hanedan
Hosnudam ata anadan kullik kadrin bilen benem

Yildirim olup sakiyan kakiyip nefsin dokiyan
Yir karasinda berkiyen sol agulu yilan benem

Hamzayi kafdan asiran elin ayagin sesüren
Gözsüzlerin gözindeki bozpusaruk duman benem

Etü deri sünük catan hükm eyleyüp diri tutan
Kudret besiginde yatan hikmet südin emen benem

Asik olan gelsün beri göstereyin togru yoli
Makamumdur gönül sari irilmayup duran benem

Yir göge bünyat uran irilmadin kayim turan
Irmaklara göl cagiran adum Yunus Umman benem

Bu eseri Yunus Emre, "devriye" türünde yazarken ayni zamanda insan tanri inancinida beraberinde islemistir. Her sey yunus'un kendisi olmustur. yer gök yaratan, diri tutan akliniza ne geliyorsa. Böyle bir eseri islam inancinda kabullenmek demek, islami bilmemekle es deger demektir.Icerisinde hulul var, tanrinin sifatlarina es olmak var."Yir göge bünyat uran irilmadin kayim turan
Irmaklara göl cagiran adum Yunus Umman benem"

Kabe ve put benem diyerek basliyor eseri yazmaya, Hadi kabeyi anladikda, Put'a nasil cevap verebilecekler onu ben bilmiyorum.

Kabe vü büt iman benem carh uruban dönen benem
Bulut olup havaya agan rahmet olup yagan benem

Put'a tapanin put ile iliskisi olanin, kafir ilan edildigi bir inancta Yunus Emre'yi islamin tasavvuf ulusu gibi göstermek isteyenlere duyurulur.Yunus emre bunu bilerek yazmis. Buradan yunus'un puta taptigi anlasilmasin. O özellikle bu noktaya gönderme yapiyor. Yani bir nevi inadina yaziyor. Ama bazilari ise inadla görmüyor bu yazilanlari !!!


Asik Yunus neler anlatiyor birde ona bakalim.

Hak müyesser ite varsam güzel ka’ betullah sana
Bakuban hayranum olsam güzel ka’ betullah sana

Kara donuna bürünür arþa beraber görünür
Sana varmayan yirinür güzel ka’ betullah sana

Kara donun heybet oldý yüreðüme korku toldý
Gönlümün hasreti geldi güzel ka’ betullah sana

Gümüþten kapý açmýþlar mermerin döþetmiþler
Altýn kuþak kuþatmýþlar güzel ka’ betullah sana

Sað yanunda altýn oluk Mevlam salsa olsam konuk
Ben ölürsem hak uyanýk güzel ka’ betullah sana

Nurdan- durur baþta tacý bindür varan hacý
Oldý yüreðüme acý güzel ka’ betullah sana

Ka’ benün çevresi daðlar didar görmüþ sular çaðlar
Aþýk Yunus durmaz aðlar güzel ka’ betullah sana

Üste yalvarip yakaran bir asik yunus, kaderci ve kulluk görevini yapabilmenin pesinde, caresiz yakariyor.

Birinci örnek teki yunus Emre ise tamami ile alevi inanc ögelerini isleyen yolu belirleyen, yolun önemli noktalarina gönderme yapan, bir ulu kisilik.

Amistofes
07-04-2009, 10:56 AM
Sartlanmisliklarida,. Alevi inancini anlamak, körün ,sagirin, topal'in, isi degil, yolda yürümesini bile bilmeyenin isi olmaktan cikarilacak olan bu felsefe, ancak saglam beyinlerle ana kaynagina dönecektir. Bu topicde en önemli noktalari bir bir yazacagim. Bu topicde yazilanlar bir gün Yunus Emre'yi özüne döndüren bir kitap olarak basilacak.
Ve Aleviler kendi özleri ile bulusacaklar.

Bunu ölmeden önce basaracagim.

Yunus sevda ile bülbül dil-inde,
Köroglu daglarda camli bel-inde
Pir sultanlar gökte banaz el-inde
Türküler yürekte öz olur birgün.
Cakirgözlüm.

Bu dörtlükte bile alevi felsefesi gizlenmistir."El,bel, dil " bunlari görebilmek ancak bu felsefeden nasibini almis olanlarin isidir.Ben göstermesem bir cogu okuyup gececekti.

"Bu yol gözlünündür, körün degildir."

BarisGuven
07-04-2009, 10:56 AM
Gerçek Yunus ile "ÇAKMA" ları arasındaki farkları bize gösterdiğin için teşekkürlerimi sunuyorum hocam, kalemine sağlık..!

Amistofes
07-04-2009, 10:57 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Kiyamet ile ilgili

Melek israfil boru calacak, bütün ölüler dirilecek ve hesap sorulacak (Münkir nekir) sirat’dan gecen, cennete, gecemeyen cehenneme. Azrail’i zindana, cebrail’i de ucurup gönderen, red eden Yunus Emre israfil’in borusuna ve Mikkaillin dükkanina kurulacak olan teraziye de gönderme yapmistir.

Yunus emre mahseri (kiyamet gününü)nasil elestiriyor?

Israfil suri urula yirün yüzü degsirile
Harab ola yas u kuri carh-I felek yarila

Kimsene kalmaya bunde fena ola hepisinde
Mikail’ün dükkaninda sol hak terazi kurila

Ayan ola cün cümle is kurtilmaya yad’u bilis
Gele fülan ibni fülan hep adi ile cagrula

Cümle halayik hep bite yer yüzüni düpdüz duta
Hükm eyleye Cebbar-i vakt mahser daba hep sürile

Aciklama;

(Cebbar, Dünyayi iradesine mecbur eden, diledigini zorla yaptirmaya muktedir olan kudret,cebarut „ululuk“ sahibi Allah.
Mahser yerinde cebbar'in hükmü ile vakit gelince, her taraf dümdüz olacak ve herkez oraya toplanacak.

(…….)

Son misrada; Yunus Emre söyle devam ediyor.

Yunus var yaragun eylen yol korkuludur key eglen
Önünde kartan denizi kildan sirat gerile..

Yunus sen bunlari gec, kendini iyi hazirla ve devam et, bu yol korkulu bir yol, Birde katran denizi ve kildan sirati var.

Yukaridaki eserde bir asilik var. Mahser ve kiyamete elestiri var.Kabullenme yok.

Yunus Emre'nin taklitcilerine bakalim onlar ne yazmislar mahser ile ilgili.

Zelil magbun kala basum anda hic dinmeye yasum
Mahser güni icüm tasum nar olursa n'ideyin ben

Suc anicak köynür özüm kan yas ile tolar gözüm
Yarin hak katinda yüzüm kar'olursa n'ideyin ben

Fesad ile tolu icüm hey hoca bagisla sucum
Ki cehennem benüm icün yir olursa n'ideyin ben

Ben fesad icinde kaldum Yunus eydür artdi derdüm
Sine varacagaz kabrüm dar olursa n'ideyin ben.

Aciklama;
Yarin mahser gününde atese düsersem ben neydiyim, hoca benim sucumu bagisla, icim disim fesatlik dolu, cehennem bana düserse ben neydiyim, mezarda kabrim dar olursa ben neydiyim.

Bu farklari aciklamaya devam ;

Amistofes
07-04-2009, 10:57 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

Asagidaki eser yunus emre mahlasi kullanilarak yazilmis bir eser olup,Tam anlami ile yunus'un mahser hakkindaki yazmis oldugu eseri taklit edilisidir. Ama manipule edilerek, kisaltilarak önemli vurgulari eksilterek, bilincli olarak yazilmistir. Buda bize sunu gösteriyor, Yunus Emre bu tür eserler ile islammis gibi gösterilmis ve özünden koparilmistir. Oysaki bir önceki onun mahser ile söylediklerini yazdim, Yunus Emre bas kaldiriyor, asagidaki eserde ise aglasalim diye cagri yapiliyor. Kadercilik teslimiyet, acizlik isleniliyor. Bu eserin Yunus Emre'ye ait olmadigini tarihciler belirtmistir.

Okuyucuya, kitap da verilen not; Sayfa 236

Kaynak kitap, Yunus Emre Divani Faruk Timurtas;
(Yunus Emre'nin olmayip, öbür yunus'a (Asik Yunusa) ait olan , fakat asirlar boyunca ve bugün Yunus'un zannedilen siirlerin en taninmislarindan bir kacini buraya aktariyoruz,)[/b] deniliyor.

Anup kiyamet gününi aglasalum ol gün icün
Ol gün melamet günidür aglasalum ol gün icün

Ol günde yirler yarila cümle ölenler dirile
Cümle günahlar sorula aglasalum ol gün icün

ol günde gök catlayasir insan nice katlanisar
Olgünde kim korkmayisar aglasalum ol gün icün

Ah ol günün korkulari koca kilur ma'sumlari
Nice olur mücrimleri aglasalum ol gün icün

Ol gün kati efgan ola irkek disi uryan ola
Cümle ciger biryan ola aglasalum ol gün icün

Iy Yunus Emre gir yola hal bilmezüz kardas n'ola
Meger derman Hak'tan ola aglasalum ol gün icün.


Iste bu siir, bizlere tarihteki sahipsizligimizi gösteriyor, kendi degerlerimizden habersiz, asirlardir nasil özümüzden koparilip baska mecralara atildigimizi gösteriyor.

Yunus Emre böyle yok edilip islama yamanmistir.Bu siir onun eserlerinin nasil asimile edildiginin tarihi bir belgesidir..

Amistofes
07-04-2009, 10:59 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'ye ait olmayan siirler

--------------------------------------------------------------------------------

Gercek Yunus Emre'ye ait olmayan siirler


Gercek Yunus Emre ye ait olamayan, Yunus larin yazdiklari ve günümüzde Yunus Emre’nin eserleri gibi aktarilan siirlerin bazilarinin ilk dörtlükleri.



Sol cennetin irmaklari akar Allah deyu deyu.
Cikmis islam bülbülleri öter Allah deyu deyu
Salinur Tuba dallari Kuran okur dilleri
Cennet baginin gülleri kokar Allah deyu deyu


**********

Arayi arayi bulsam izüni
Izinün tuzina sürsem yüzümi
Hak nasip eylese görsem yüzüni
Ya Muhammed canum arzular seni


***********

Daglar ile taslar ile cagirayim mevlam seni
Seherlerde kuslar ile cagirayim mevlam seni
Su dibinde mahi ile sahralarda ahu ile
Abdak olup ya hu ile cagirayim mevlam seni


**********

Muhammad’e bir gice Calap’dan indi Burak
Cebrail eydür hocam miraca kigirdi hak
Ac kendüne cinanum Behisr ü didar senün
Seni okur Süphanum ne yatursuin kil yarak


**********

Azrail alur canumuz kurur tamar da kanumuz
Yuyicagiz kefenümüz saranlara selam olsun
Gider olduk dostumuza iemeduk kasdumuza
Namaz icün üstümüze gelenlere selam olsun



**********


Allah evi ziyaretdür ben anda varmak isterin
Muhammed’in güzel nurun gözümle görmek istein
Hacilar deve katarlar kum denizine yatarlar
Tasi seytana atarlar ben ani urmak istein


**********


Gönlüm düþti bu sevdaya gel gör beni ýþk neyledi
Baþumý virdüm kavgaya gel gör beni ýþk neyledi

Ben aðlarum yana yana ýþk boyadý beni kana
Ne akilem ne divane gel gör beni ýþk neyledi


**********


Canum kurban olsun senün yoluna
Adi güzel kendi güzel Muhammed
Gel sefaat eyle kemter kuluna
Adi güzel kendi güzel Muhammed


************


Sordum sari cicege benün neden saridur
Cicek eydür iy ahum daglar eridür
Yine sordum cicege sizde ölüm varmidur
Cicek eydür iy devis ülümsüz yir varmidur.


*************


Sen bu cihan mülküne geldüm gelmedüm deme
Dut evliya eteðin zinhar elinden koma
Bil ki ömür geçti bir nice yýllar aþtý
Iþkdur kaynadý taþtý yenmezsin begüm dime


************


Adum adum ileri beþ alemden içerü
Onsekizbin hicabý geçtüm bir dað içinde

Yitmiþ bin hicab geçtüm gizlü perdeler açdum
Ol dost ile buluþdum gördüm bir dað içinde


************


Sen bunda garib mi geldün niçin aðlarsýn bülbül hey
Yorulup iz mü yanýldun niçin aðlarsýn bülbül hey

Karlý daðlarý mý aþdun derin ýrmaklar mý geçdün
Yarundan ayrý mý düþdün niçin aðlarsýn bülbül hey


***********

Amistofes
07-04-2009, 11:03 AM
Cevap: Gercek Yunus Emre'yi taniyalim.

--------------------------------------------------------------------------------

bende burada başka bir derlemeyı vermek ıstıyorumö. Sureklı gızlenmek zorunda kalan Işıklar (Işık=eski haliyle IŞK) kelımesini aşk yada aşık olarak şiirlerıne gizlemişlerdir. Ezoterik anlamda yunusun bu acıklamalar esligınde tekrar ingeledigimizde karşımıza baska bir anlam çıkıyor.

Cakırgözlum abim umarım açıklamaıstır bunları cünkü tamamını okuyamadım olsada tekrarı saysın artık


Diğer sufiler gibi Yunus da, gerçek ışk sayesinde insanın giderek Tanrıya yaklaştığını ve sonuçta Tanrıyı kendi içinde bulacağını savunmaktadır. İnsan, Tanrıyı kendi içinde görmesi ile tekamül etmiş olur. Ruhun ölmezliğine inanan Yunus, şu çok ünlü dizeleriyle ruhun daima çıktığı ana kaynağa dönmesi çabası içinde olduğunu dile getirmiştir.

"Işkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni.
Ben yanarım dünü günü,
Bana seni gerek seni.

Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim.
Işkın ile avunurum.
Bana seni gerek seni.

Işkın aşıklar öldürür,
Işk denize daldırır.
Tecelliyle doldurur.
Bana seni gerek seni.

Işkın şarabından içem,
Mecnun olup dağa düşem,
Sensin dün ü gün endişem.
Bana seni gerek seni.

Eğer beni öldüreler,
Külüm göğe savuralar,
Toprağın anda çağıra,
Bana seni gerek seni.

Yunus durur benim adım,
Gün geçtikçe artar odum.
İki cihanda maksudum,
Bana seni gerek seni."

İnsan-evren-Tanrı birliğine inanan ve var olanın yalnızca Tanrı olduğunu söyleyen Yunus, çeşitliliğin sadece görüntüden ibaret olduğunu, Tanrısal sudur neticesinde ortaya çıkan evren ile insan'ın yapılarının, ilkelerinin özdeşliğini belirtir. Bu düşünce Yunus Emre'nin şu dizelerinde dile gelmiştir:

"Ay oldum aleme doğdum,
Bulut oldum göğe yağdım,
Yağmur olup yere yağdım,
Nur oldum güneşe geldim "...
"Nur olup güneşe (Işka) ulaşmak"... İşte Yunus'un da gerçek hedefi budur. Ölüm yoktur, yüce kaynağa dönüş vardır. Onun deyişi ile,

"İkiliğe terk et,
Birlik makamı tut.
Canlar canın bulursun,
Birlik içinde"...

Yunus Emre, yetiştiği tekkenin öğretilerine uyarak, Tanrısal imanda üç derece kabul eder. Bunlardan ilki ve en alt dereceli olanı "İlm-el Yakin İman"dır. Akıl ve ilim yoluyla oluşur. Bu tür imanın yeri akıldır ve alimlerin imanı bu türdendir. İkinci derece iman, "Ayn-el Yakin İman"dır. Yeri kalptir. Hakikatin Nurunu henüz görmemiş olan dervişler bu tür imana sahiptir.
Üçüncü ve en yüksek dereceli iman ise, "Hakk-el Yakin İman"dır. Ruhsal sezgi gücüyle elde edilir. Sadece Kamil İnsanlara has imandır. Dinin imanla hiç ilgisi yoktur, Yunus için. O:

"Din ü millet sorar isen,
Işıklara din ne hacet.
Işık kişi harap olur,
Işk bilmez din, diyanet" der.

Yunus için dinsel ibadetler gereksizdir. Hatta, Tanrıya ulaşmayı engelledikleri için zararlıdır bile;

Oruç, namaz, gusülü hac hicap ışıklara,
Işık ondan münehhez halis heves içinde.
Ey Işıklar, ey aşıklar Işk mezhebi dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü, yas kamu düğündür bana.
Oruç, namaz, zekat, hacc cürmü cinayettir,
Fakir bundan azaddır, hassı heves içinde"...

Yunus Emre, gerçeğin dinde veya onun kurallarında değil insanın kendini bilmesinde yattığını savunur. O,
"İlim, ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmez isen,
Ya nice okumaktır"
diyerek, özellikle Kuran hıfzedenlere çatmıştır. Yunus,

"Dört kitabın manasın,
Okudum hasıl ettim.
Işka gelince gördüm,
Bir uzun hece imiş" diyerek, tüm dinlerin Batıni doktrin karşısında ne denli zayıf olduklarına işaret etmiştir.

Amistofes
07-04-2009, 11:08 AM
Sevgili Baris Güven. Can mesaj kutum bosalmistir.
Sevgili Can. Günümüzün utanmaz,Sarlatanlari, Pir Sultan Abdalin Dizelerini, Anadolunun bagrinda Insanlarin yüreginde kösk kurmus yunus Emrenin bile dizelerini seriatcilar degistirmekten , kacinmamis ve bu yola en büyük sahtekarligi yamamislardir tipki safavi propaganclilari gibi.

Biz ise konulara vakif oldugumuz icin, ve bu kadim yola asla hile katilmaz. Yol Erkani Meydani buna firsat vermez,
Bun tarih süresince böyle olmus ve günümüze kadarda gelmis ve devam da edecektir.
ask ile

Amistofes
07-04-2009, 11:18 AM
Yunus Emre ve Haci Bektas cagdasmidir?

--------------------------------------------------------------------------------

Yunus Emre ve Haci Bektas cagdasmidir?

Öncelikle bu arastirmaya Sayin Esat Cosan'nin Makalat'i ile ilgili bilgileri sizlere paylasmakla baslamak istiyorum.Cünkü kendisinin arastirmasinda doktora tezinde Yunus Emre gercegine deginmis.Yunus Emre#yi H.Bektas Veli ile cagdas yapmistir.


HACI BEKTAŞI VELİ

PROF DR.MAHMUT ES-AD COŞAN

5- 6 YILLIK ARAŞTIRMA DOÇENTLİK TEZİDİR

Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri'nin hayatını incelemeye geçtim. Konu benim kendi seçmemdir. Ben zâten öksüz bir üniversite mensubuyum. Üniversitedeki hocam vefat ettiği için, bütün işleri kendi başıma, kendi kafamla düzenledim. Elime de fırsat geçmişti. Hacı Bektâş-ı Velî Efendimiz'i doçentlik tezi olarak seçtim.

Şimdi, Hacı Bektâş-ı Velî hakkında bilgi az... Bektâşî Edebiyatı var... Bektâşîlikle ilgili, yerli ve yabancı kaynaklarda çeşitli araştırmalar görüyoruz. Kitaplar neşredilmiş, çeşitli eserler var... Almanca, Fransızca, İngilizce makaleler var... Biliyoruz bunları... Ama Hacı Bektâş-ı Velî kim, fikirleri ne?.. Acaba bunu bîtaraf ölçülerle ortaya koyabilir miyiz?.. Müsbet belge az... Arşivlerde bu konuda çok az bilgi mevcut... Gezdiğim yerlerde kolay bulunmuyor.
Ansiklopedilerde yazılan yazıları inceliyorsunuz; belli şahısların söylediği sözlerin tekrarı... Abdülbâki Gölpınarlı merhumun, Fuad Köprülü merhumun birkaç sözü... Onlar nereden almış?.. Onlar nass-ı katı' değil ki, onlar da bir yerden almış olmalı... Eğer bir vesika varsa, bizim de öpüp başımız koyacağımız bir vesikadır. Ama vesika değilse, elbette o zaman vesika aramak durumundayız.
İşte böyle bir zihniyetle, bu işin içinde beş-altı sene araştırma yaptım. Çeşitli eserlerini aradım.

Diyor sayin Cosan,

Ve devam ediyor Yunus Emre ne ise H. Bektas odur. H. Bektas ne ise Yunus Emre odur.

Yunus Emre ile ilgisi var mı, yok mu meselesinde de çok sözler söylenir. Bendeniz Çemberlitaş'ta Yunus Emre ile ilgili bir konferans verdim geçtiğimiz aylarda... Orada belirttim: Yunus Emre ile Hacı Bektâş-ı Velî arasında çok net bir ilişki var, inkâra mecal olamyan bir ilişki var...
Yalnız, iki tane Yunus Emre var... Daha pek çok Yunus Emreler vardır da, bizi ilgilendiren iki tane büyük Yunus Emre var... Bir tanesi Bursalı Yunus... "Şol cennetin ırmakları...", "Canım kurban olsun senin yoluna / Adı güzel, kendi güzel Muhammed!.." gibi, şimdi bestelerini dinlediğimiz ilâhileri yazan Bursalı Yunus var... Bir de daha evvelki yıllarda yaşamış, bundan en az 100-150 yıl önce yaşamış asıl Yunus var...Bu asıl Yunus'a, Gölpınarlı merhum "Eskişehirlidir." dedi... Karaman'da Tapduk Emre Hazretleri'nin bir kabri var; Karamanlılar "Karamanlı..." dediler... Tarih kitaplarında "Sivrihisarlıdır." deniliyor. Onun için "Eskişehirlidir." diye tutturdular; mümkün değil...
Bu Yunus Emre, evet Sivrihisarlıdır ama, Eskişehir'e bağlı Sivrihisar'dan değil... Bu Niğde'ye bağlı bir Sivrihisar'dır ve Hacıbektaş kasabasına çok yakındır. Gelip, gidip münâsebetleri sürdürebilecek bir mesafededir. Öbür taraftaki Sivrihisar'dan, buğday almak için bu tarafa 300 km yol gidilip gelinmez.
Türkiye'de Sivrihisar birkaç tanedir. Belki başka yerlerde de vardır. İkisi de Kızılırmak suyunun kenarındadır. Kızılırmak yayının içinde olmasından, o Niğde'ye bağlı Sivrihisar'dandır. Bunu çok isabetli ve çok doğru olarak, Albay Refik Soykut isbat etti. Bir de kitap neşretti ama, sanıyorum pek tanınmadı. Tanınmadığı için, edebiyat sahasında da akis bulmadı galiba...
Asıl Yunus oralıdır, o Sivrihisarlıdır ve Hacı Bektâş-ı Velî ile ilgilidir. Gitmiştir, gelmiştir; ona derviş olmuştur, şiirler söylemiştir.

Hacı Bektâş-ı Velî'nin eseriyle fikren mukayese ettiğimizde, çok net alâkaları vardır. Âdetâ bu eski Yunus, şiirlerinde Hacı Bektâş-ı Velî'nin Makalât'ını nazmetmiştir. Aynı konuları işlemiştir. Hattâ ben şunu söyleyeceğim: Hacı Bektâş-ı Velî'nin Makalât'ını okuyup anlamadan, Yunus'u tam olarak anlamak mümkün değildir.
Yunus Emre'yi anlamak kolay değil... İslâm'ı bilecek, tasavvufu bilecek!.. Türkçe'yi bilecek, Farsça'yı bilecek, Arapça'yı bilecek!.. Bir şartım daha var benim, bir de Makalât'ı bilecek!.. Makalât'ı bilmeden Yunus'u doğru bilemezler, bilemediler. Koca bir Yunus Emre yılı geçti, Yunus'u doğru bilemediler. Şerh de edemezler; yâni, şiirlerinin gerçek mânâsını tam anlayamazlar!..
Bu eski Yunus dört kapıdan, kırk makamdan, üçyüzaltmış menzilden bahsediyor... Vücut şehrinden bahsediyor... Tam Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri'nin kitabının konularıdır."Acaba bu şiirler sonradan mı yazılmış." diye biris itiraz da edemez; çünkü, Yunus Emre'nin Risâle-i Nushiyye'si var... O tamâmen Makalât'la aynıdır. Birisi manzum, birisi mensur... Demek ki, Yunus'la Hacı Bektâş-ı Velî'nin ilgisi var...
--Bundan ne çıkar?..
--Bundan birkaç türlü sonuç çıkar: Yunus neyse, Hacı Bektâş da odur. Hacı Bektâş neyse, Yunus da odur. Mevlânâ neyse, Yunus da odur. Hacı Bektâş neyse Mevlânâ da odur. Hepsi aynı ekolün insanlarıdır. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Farsça yazıyor, aşk konularını Farsça ifade ediyor... Hacı Bektâş-i Velî Hazretleri mensur ifade ediyor... Yunus Emre de Türkçe ifade ediyor. Ama muhtevâ, şiirlerin içeriği aynı...

Buraya kadar olan aciklamalar'i okuduktan sonra,Kafalarda su sorular beliriyor.

Peki ikisi bir ise ve cagdas ise, Yunus Emre’nin H. Bektas Veli hakkinda hic bir tane eser yazmamis olmasini neye bagliyor? Inandirici olabilmesi icin, Yunus Emre’den, H. Bektas Veli hakkinda yazilmis olan eserleri de göstermesi gerekir.Eger var ise?

Sayin Cosan’nin doktora tezi olarak sundugu ve Eski Diyenet isleri baskani Sayin Süleyman Ates’in savundugu bu bilgilerin dogrulugunun tek isbati var.

Yunus Emre, H. Bektas Veli’yi hangi eserinde aciklamis?


devam edecek

Amistofes
07-04-2009, 11:19 AM
Cevap: Yunus Emre ve Haci Bektas cagdasmidir?

--------------------------------------------------------------------------------

Yunus Emre ve Haci bektas iliskisi;

Yunus Emre ile Hace Bektas Veli iliskisi ,bugüne kadar yazilmis olan bütün arastirma ve makelere konu olmustur. Ancak,Yunus Emre’nin Hace Bektas ile tek kelime bile birseyler yazmamis olmasi bu tür izahlari bosa cikartmaktadir.

Haci Bektas Veli’nin Horasandan mogollar, öncesi getirilip Sulucakaracahöyük’e yerlestirilmesi ve onun Hoca Ahmed Yesevi müridi gibi gösterilmesi, türk islam sentezi icerisinde aleviligin ve alevilerin eritilmesi ile ilgili girisilen tarihi yaniltma girisiminden baska bir sey degildir.

Öncelikle Sulucakaracahöyük bölgesinde yasayan türkmen nüfusu bilinmelidir.

Kirsehir il sinirlari da dahil olmak üzere, Selcuklulardan cok önce bizans tarihindeki türkmenler arastirilinca karsimiza cikan tarihin tahlil'ini yapmakla dogru bir yol izlenilebilecegini vurgulamak gerekir.

Kırşehir merkez

Ilceler;
Akçakent
Akpınar
Boztepe
Çiçekdağı
Kaman
Mucur
Haci Bektas, (öncelleri)


Hace Bektas Veli Bizans döneminde aranmalidir.


(5.yy.ile 9.yy.) arasinda bölgenin yerlesim tarihi ile ilgili bilgiler;

1967 yılında, Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kemal BALKAN başkanlığındaki bir heyet tarafından, Hacıbektaş ilçe merkezinde bulunan Suluca Karahöyük'te yapılan kazı çalışmaları sonucunda, çeşitli kültür kalıntıları bulunmuş; elde edilen arkeolojik buluntuların M.Ö. yıllara dayandığı anlaşılmıştır. Bu kültür kalıntıları tarihi sırasına göre: Eski Tunç Çağı: M.Ö. 3000-2000, Asur Ticaret Kolonileri Çağı M.Ö. 1950-1800, Hitit Çağı M.Ö. 1800-1200,Firig Medeniyeti: M.Ö. 1200-650, Geç Hitit-Helenistik-Galat Çağı: M.Ö. 620-200, Geç Roma Devri: M.Ö. 2. yüzyıl- M.S. 4. yüzyıl olarak tesbit edilmiş ve buradan çıkarılan arkeolojik buluntular, bu merkezin ne kadar zengin ve köklü medeniyetlere ev sahipliği yaptığını göstermektedir.

Hacıbektaş Bölgesi Kronolojisi

DÖNEM: ÖNEMLİ GELİŞMELER:

M.Ö. 1650 - 1460 Hitit Krallik Dönemi
M.Ö. 1460 - 1200 Hitit İmparatorluk Dönemi
M.Ö. 1200 Ege Göç Kavimlerinin Anadolu'ya Gelmesi
M.Ö. 676 Kimmer İskit Akınları
M.Ö. 680 - 610 Asur Egemenliği
M.Ö. 610 - 550 Med Egemenliği
M.Ö. 550 - 332 Persler Dönemi
M.Ö. 323 - M.S.170 Kapadokya Krallığı Dönemi
M.S. 170 - 395 Romalılar Dönemi
M.S. 395 Bizans Egemenliği Başlaması
M.S. 1097 I. Haclı Seferi Sırasında Yörenin Zarar Gormesi
M.S. 1186 Bölgenin Yönetiminin Nurettin Sultanşah'a Bırakılması
M.S. 1195 Kubeddin Melikşah'ın, Nureddin Sultanşahın öldürülerek idareyi ele alması
M.S. 1318 Orta Anadoluy'la birlikte bölgenin, İlhanlıların Valisi Timurta'ca yönetilmesi
M.S. 1340 Nevşehir ve bölgenin bağımsız devlet olan Eratna Beyliğine kalmasi
M.S. 1365 Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey'in yöreyi almasi
M.S. 1402 Timur'un Nevşehir ve yöresini Karamanoşularına geri vermesi
M.S. 1466 Bu bölgenin kesin olarak Osmanli ülkesine katılması
KAYNAK: http://www.hacibektas.com/ilcemiz_tarihi.0.html

Haci Bektas ve Kapodakya yöresindeki Türkmen göcleri ve varliklari
Milattan sonraki yıllarda da Anadolu'ya çok çeşitli Türk boy ve toplulukları gelmişlerdir. Bunlar arasında özellikle Hun Türklerini zikretmek gerekmektedir.

Amistofes
07-04-2009, 11:20 AM
Büyük Hun İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu'ya gelmiş, 451 yılında bunları Akhunlar takip etmişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466 tarihinde gerçekleşmiş, Avrupa Hunları'na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu'ya gelmişler ve yerleşmişlerdir.

Anadolu'ya ilk türk göçü de 558 ve 575 yıllarında cereyan etmiş; Güney Kafkasya'da Hazar İmparatorluğu'nun temelini oluşturan Sabir (Sabar) Türk toplulukları yoğun bir şekilde Anadolu'ya gelmişlerdir

Bulgar Türkleri, Avar Türk boyları, Uz-Peçenek Türkleri ve Kuman-Kıpçak Türk boyları Anadolu'ya yoğun olarak gelen ve yerleşen Türk boyları arasında bulunmaktadır.

Bu boylar arasında özellikle Balkanlar'dan Anadolu'ya gelen Bulgar Türkleri ile Kafkaslar'dan gelerek yerleşen Kuman-Kıpçak Türkleri; Doğu Karadeniz Bölgesi'nin Türkleşmesinde çok önemli bir yere sahiptirler. 530 yılında henüz Hıristiyanlığı kabul etmeden Bizans ordusu tarafından bozguna uğratılan Bulgar Türklerinin bir kısmı Anadolu'ya getirilmiş ve Trabzon havalisi, Çoruh ve yukarı Fırat bölgelerine yerleştirilmişlerdir. Bizans devleti, VI. Yüzyılın başlarından itibaren Türkleri bir yandan Hıristiyanlaştırmaya, bir yandan askerlik görevlerinde kullanarak Anadolu'ya iskan etmeye çalışmıştır. Bu yerleştirme ve askere alma işi, Ermenilere, İranlılara, ve Araplara karşı yapılmıştır. Bulgar Türkleri 755 ve 947 yıllarında Adana, Niğde, Aksaray, Bursa, Antalya ve Milas taraflarına yerleştirilmiş ise de, en yoğun ve büyük yerleştirme Trabzon ve çevresi ile Karaman-Tarsus arasındaki bölgede olmuştur

Ali Güler http://www.heyamola.org/Turklesme-1.html

Tarihi göcler ile bir baska kaynak bilgi.

Kuzey Hun devletinin yıkılmasından sonra batıya çekilen Hunlar, Hazar Denizi, Volga ve Ural nehirleri arasındaki bölgede Batı Hım Devletini kurdular (M.S. 100-376). Batı Hun Devletini kuran Hunlar, Balamir'in idaresinde ve 395 yılında Don nehrini aşarak Avrupa'ya girdiler. Daha sonra Dinyeper ve Dinyester ile Prut nehirlerini de geçerek Tuna nehrine kadar olan bölgeyi hakimiyetleri altına alan Hunlar, Doğu ve Batı Koma İmparatorlukları ile hemhudut oldular.Atilla'nın 437 yılında Hunlar'ın başına geçmesi ile Türkler ve Romalılar arasındaki münasebetler yeni bir döneme girdi. Bizans ve Batı Roma'yı da idaresi altına almak isteyen Atilla, 441 yılında Tuna ve Balkanlar üzerinden Trakya'ya yürüdü. Belgrad ve Niş'i ele geçiren Atilla, Varna civarında Bizans ordusunu yendi ve müteakiben Çanakkale Boğazı ile İstanbul önlerine kadar ilerledi. Bizans, Belgrad yakınlarında ordugah kuran Atilla ile barış yapmak zorunda kaldı. 441 yılında yapılan Margüs Barışına göre: Bizans, Belgrad bölgesindeki bir kısım araziyi Hunlar'a terkedecek, Bizanslılar hizmetindeki bütün Hun askerlerini geri verecek; Hun-ların düşmanları ile ittifak yapamayacak ve her yıl belli miktarda vergi verecekti. Doğu Roma bu antlaşma ile önemli ölçüde Hun-ların hakimiyeti altına girmiş oldu. (42) IV. asrın ortasında Atilla Devleti, Orta Avrupa'da Cermen ve Slav kitleleri arasında eriyip gittikten sonra, Hunların Güney Rusya'daki ırkdaşları, harekete geçtiler ve dünya tarihine yeni bir yön verme mücadelesine devam ettiler. Nitekim Volga ırmağı kuzeyinde yaşayan Bulgar Türkleri; güneye doğru indiler ve müteakiben de Tuna'ya doğru ilerlediler. Besarabya'ya yerleşen Bulgarlar, uzunlukları kilometreleri bulan tabyaları kurdular ve Bizans tehlikesine karşı savunma tedbirlerini aldılar. Bu da gösteriyor ki, Atilla Devleti ve Hunlar, gövdesi Orta Asya'da dal ve budaklan ise Güney Rusya'da bulunan bir ağacın Avrupa ve Anadolu'ya uzantıları görünümündedirler.
Bizanslılar, Besarabya bölgesine yerleşen ve Bizans ile hem hudut olan Bulgar Türklerini, 530 yılında mağlup ettiler ve büyük miktarda Bulgar Türk'ünü Anadolu'ya şevkettiler. Anadolu'ya geçirilen Bulgar Türkleri, Trabzon havalisi ile Çoruh ve yukarı Fırat bölgelerinde iskan edildiler.
Bizans imparatorluğu, 755 yılında Bulgar Türkleri'nden bir kısmını daha Anadolu'ya geçirdi ve Müslüman Araplar ile harp etmek maksadıyla Tohma ve Ceyhan havzalarına yerleştirdi. Bizans, Türk unsurlarını kitle halinde göçe zorlamanın dışında ücretli askerler olarak da Bizans ordusunda kullandı. 947 yılında Sayf Al-Davla ile Bardas arasında vukuu bulan muharebede, Rum generalinin yanında çok miktarda ücretli Bulgar askeri bulunmuştur ki bunlar, Kapadokya bölgesine nakledilen ve burada iskana mecbur edilen Türk Bulgarlar'dır
Bu dönemde Balkanlara gelen ve diğer Türk boylarından olan Avar, Peçenek, Uz, Kuman ve Kıpçaklar da başta Bizans olmak üzere Avrupa devletlerinin ordularında paralı asker olarak görev aldılar ve bir kısmı da Bulgar Türkleri gibi Anadolu'ya geçirildiler. Araplara, İranlılar'a ve hatta doğudan gelen Türk akınlarına karşı Bizans'ı savunmak maksadıyla Anadolu'da iskana mecbur edilen bu Türk boyları, geçen zaman içerisinde Hristiyanlık etkisiyle asimile edilmeye çalışıldılar. Oğuz Türkleri'nin Anadolu'yu tekrar fethinden 4-5 asır önce Anadolu'da yurt tutan bu Türkler, zamanla ve önemli ölçüde milli şuurdan uzaklaştırıldılar. Fakat, Bizans tarafından uygulanan siyasi, iktisadi ve dini amillere rağmen, Rumeli Peçenek ve Uzları'nın 1071'de Alparslan tarafına geçmeleri hadisesi; dikkate şayan olup, henüz bu unsurların tam olarak Hristiyanlığı benimsemediklerinin de objektif bir kanıtı olarak önem arz etmektedir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk-Roma_%C4%B0li%C5%9Fkileri"'

Hace Bektas Veli'nin ismi ile ilgili polemikler

Öncelikle Haci ismini nasil aldigi irdelenmelidir. Bizans dönemindeki bütün halka mal olmus , ulu insanlarin isimlerinin önünde su ünvan gecmektedir. Hagios,Hagio Büyük bir ihtimal ile Bu kelimenin halk dilindeki telafuzu ile haci oldugu dogru bir ihtimaldir.

Haci ünvani

Hagios Demetrios
Hagia Ekaterini
Hagios Nikolaos
Hagia Apostoloi
Hagia Sofia (Aya sofya)
Hagios Haralompos
Hagias Elias ( ilyas)

Ayasofya-Moschee (türkisch: Ayasofya-Camii; deutsch: Hagia-Sophia-Moschee)

Bu isimler ile var olan manastirlarin kurulus tarihleri 5.yy ile 9 yy. arasindaki tarihleri icermektedir. Haci Bektas kasabasinin isim olarak, önceli olan Hacim köyü diye telafuz edilisinin altindaki gercek de buradan kaynaklanmaktadir.

Amistofes
07-04-2009, 11:21 AM
Erol Sertkaya
Yük.Elektrik Müh. Araştırmacı, Yazar, Dede
Müslüman Türkmen ve Hıristiyan Anadolu halkını bir nevi Alevi - Bektaşi inanışında birleştiren ana öğeler acaba Hıristiyan Rum topluluğunun aziz Khıdır Elias, Aziz Nikoloas, aziz Haralambos’larla kiliseleri keşişleri acaba Hacı Bektaş’ta bunları mı bulmuşlardı Veya bunlara da inanarak bir yeni hoşgörü yorumu altında mı Müslüman oluyorlardı? Bu inanış Tanrıya ulaşmanın yeni bir yolu mu idi? Acaba ruhun bir nevi fiziki merkezi, mekânı olan kalpte gerek Alevi-Bektaşi felsefesinde ve gerekse Ortodoks Hıristiyanlıktaki hemen hemen aynı veya benzer kalple, sevgiyle Tanrıya ulaşmak bunun için dün Hıristiyan azizlerini sonraları velileri, dede, baba, pirleri kullanmak asgari müşterekleri mi idi?
Yukaridaki bilgilerde bir nevi onun gecmisinin bizans devrine dayandigi ile ilgili önemli bilgilerdir.

Haci Bektas Veli'yi, Haci yapip, Ahmed Yesevi'ye baglamanin kurnazligi bu nokta'nin dikkate alinmasi ile inandiriciligini yitirmektedir. Hagios Sofie'yi, Aya sofya yaparken, Hagios kelimesinin telafuzunu, Sulucakaracahöyükte Haci'ya dönüstürmekte ayri bir celiskili tezat'dir.




Bektas kelimesi ve Veli olusu;

Bektas kelimesi büyük bir ihtimal ile gercek ismi'de olabilir,ikinci bir olasilik ile Bestas bölgesi ile var olan hikayeden dolayi bölge isminden de almis olabilir. Veli'lik derecesini herhalde aciklamaya gerek yok. Onun kerametleri, büyük bir düsünür olusu ve hekimlik alaninda veba hastaligina care bulduguda bilinen söylenceler arasindadir.

Arastirmaci yazar;Seyfi cengiz
Battal Gazi, Eba Müslim ve Danişmend gibi kahramanlar da dahil, Baba ilyas, Karaca Ahmet, Haci Bektaş, Sari Saltik, Kizil Deli (Seyit Ali) ve Pir Sultan gibi halkçi ve devrimci figürleri Müslüman ve Türk gösteren ismarlama bir tarih yazdirmiş, bu tezleri halka benimsetmek için destan, menakib ve roman türü edebiyattan olabildiğince yararlanmiştir.

Hünkar’in Bektaş lakabi veya ünvanini nasil aldiği söylenmiyorsa da Vilayetname’de anlatilan Beştaş öyküsü bu adin açiklamasi gibi görünmektedir. Vilayetname Suluca Kara Hüyük’te Mucur yolu üzerinde Beştaş (Beş-Taş) adinda bir mevkiden ve Haci Bektaş ile Saru arasinda burada geçen bir olaydan bahseder (Bk. s. 61-62).
Hünkar taşlari tanik gösterir ve konuşturur.


Haci Bektas Veli büyük bir ihtimal ile 5.yy. ve 9.yy. arasinda yasamis olan Kuman (Koman )kipcak türkmen boyuna ait bir ulu kisidir.

Kirsehir tarihinde yapilan arastirmalarda bu bölgede yogun bir türkmen nüfusunun yasadigi hatta kuman ve mucur adinda beldeleride vardir. Hace Bektas kasabasi sonradan Nevsehir il sinirina baglanmistir.

Yukaridaki aciklamalar ve onun tarihsel kimligi hakkinda kesin bir bilgi verebilmek mümkün olmasa bile ;

13.yy.da yasamis olabilecegi de dogru bir bilgi degildir.Var olan velayetname ve makalat ve onun hakkinda bugüne kadar yazilanlar ile yanlis bina üzerine insa edilmistir.

Birinci kanit; Yunus Emre'ni ondan bahsetmemesi bir tezat'dir.

Ikinci kanit; Türbesinin catisini yaptirdigi söylenilen padisah murat'in 1450'li yillarda padisahlik yapmistir.

Ücüncü kanit; Saru Saltuk ile verilen bilgilerin tarihleri uyusmamaktadir.

Dördüncü kanit, Haci lakabi, Hagio (Hagios) dur. Aksi taktirde "Aya Bektas" demeleri gerekirdi.

Besinci kanit; Hicri 1034 (M.1624)’te sonra, Ali Çelebi tarafından
yazıldığı anlasilan Velayetname Hace bektas'a ait olmayip,sonrasinda zoraki ismarlama bir eserdir. Kaynak: Vilayetname (Menakıb-ı Hacı Bektaş Veli), sa.165, A.Y.

Altinci kanit, Yine Yunus Emre ile ilgilidir, Yunus Emre'nin yazdigi eserler günümüze ulasirken Hace Bektas Veli'(nin- kiler) niye ulasmamis?

Bu kanit adi altinda, yazilabilecek, maddeler daha cok uzatilabilir ama gerek yok.


Yukaridaki tarihi bilgiler,

Miladi 1166'da ölen Ahmet Yesevi'nin miladi 1210 doğduğu söylenilen Hace Bektaş Veli'ye, Bektaş git, seni Rum'a saldık,demesi de ayrica Yedinci kanit olarak inandiriciligini yitirdiginin noktasi ve virgül'üdür.


Sayin Esat Cosan ve Sayin Süleyman Ates'in, ayrica Gazi Üniversitesi'nin Haci Bektas arastirma Merkezi adi altindaki, asil ve soylu, arastirmacilarinin simdiye kadar aldiklari maaslari hak etmediklerine dair yeterli bilgi ve delilleri olusturmaktadir.

Kirsehirli Semsi yatsiman'dan yazacagim bir eserle simdilik bu kadar diyorum.

@erdal@
07-04-2009, 11:22 AM
Allah Eyvallah can Hatamı gösterdiğin cok tesekkür ederim eksikliklerim cok hak cümlemizin eksiklerini tamamlamayı nasip eylesin
tekrar bi düzenleme yapacağım ayrıca tekrar tesekkur ederım

Amistofes
07-04-2009, 11:22 AM
Türab olup yere saçılırız biz
Ham ervah görünce kaçılırız biz
Ehlini bulursak açılırız biz
Na hoş yerde çene çalmazlardanız

Yığılacak yerde yığılırız da
Dağılacak yerde dağılırız da
Aşkın deryasında boğuluruz da
Ufak defek göle dalmazlardanız

Cahilin zararı bu Şemsiye kar
Münkir sermayesi yalanla inkar
Bizde Hacı Bektaş Hazreti Hünkar
Var iken başka yol bulmazlardanız

Şemsi Yastıman

Yararlanilan Kaynaklar,
Haci bektas veli ilimiz tarihi, wikipedia, Ali güler Türk göcleri tarihi,Pir Ali Baba, Haci Bektas Veli; Arastirmaci yazar Seyfi Cengiz, Erol Setkaya, konar göcer oguzlarin, Anadolu kültürüne etkileri, Aya sofya tarihcesi, hagios manastir isimleri ile ilgili bizans kaynaklari internet, Kirsehir ili tarihcesi.

Hazirlayan Hidir Yergezen.

Nazli.tas
07-04-2009, 11:28 AM
Ben Yürürüm Yana Yana


Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne akîlem ne divâne

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Gâh eserim yeller gibi

Gâh tozarım yollar gibi

Gâh akarım seller gibi

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Akarsulayın çağlarım

Dertli ciğerim dağlarım

Şeyhim anuban ağlarım

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Ya elim al kaldır beni

Ya vaslına erdir beni

Çok ağlattın güldür beni

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Ben yürürüm ilden ile

Şeyh anarım dilden dile

Gurbette halim kim bile

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Mecnun oluban yürürüm

O yâri düşte görürüm

Uyanıp melûl olurum

Gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Miskin Yunus bîçâreyim

Baştan ayağa yâreyim

Dost ilinden âvâreyim

Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre

Amistofes
07-04-2009, 11:29 AM
Sevgili Dostlar.
Alevi/kizilbas yol erkani meydani, bunca bedel ödemis, katl edilmis, Zalim Yavuz Osmanlida kimine göre seksen bin kimene göre yüzbinlerin. üzerinde bilgili , yürekli ozan, pir dede ler talipler acimasizca katl edilmis, tüm bilgilerimiz tarumar edilmis, bir samar oglani gibi sürekli halada günümüzde bu yok edilmek , asimile edilmek sürmektedir. Ancak. bizde ise kin , kibir olmamis sürekli ask tan sevgiden dogruluktan yana olmus hep ezilenni savunmus, bu kadim talip yolu var olmus ve var da olacaktir.
Yeterki birbirimizi ikircilikle yada düsman gözü ile bakilmasin.
Bu talip yolu dogrularim bilincin , bilginin evrensel düsüncelerin bütünüdür
Severiz yaradani var oldugu icin, sevgidir bizim askimiz, Can oluruz Canan ile

Asik oldum erene ermek ile , hakki gördüm er yüzün görmekle,

Hepinizi seviyorum ask ile yunus gibi
Saygilarim Insan sevgilerimle

Nazli.tas
07-04-2009, 11:30 AM
GÖNÜLLER YAPMAYA GELDİM Benim burda kararim yokBen burdan gitmeye geldimBezirganim, metaim cokAlana satmaya geldim.*** *** Ben gelmedim davi icinBenim isim sevi icinGonuller dost evi icinGonuller yapmaya geldim.*** *** Dost esrigi deliligimAsiklar bilir neligimDevsiriben ikiligimBirlige yetmeye geldim. *** ***O hocamdir, ben kuluyumDost bahcesi bulbuluyumO hocamin bahcesineSad olup otmeye geldim.*** ***Burda bilis olan canlarOrda bilisirler imisBilisiben hocam ileHalim arzetmeye geldim. *** ***Siz YUNUS'tan sorun haberDost kanda ise anda varHaberi gel gor benden alBen onu gormeye geldim.YUNUS EMRE

Amistofes
07-04-2009, 11:32 AM
Hosve sefa ile gelmissiniz güzel dost, ask ile Nazli can

@erdal@
07-04-2009, 11:52 AM
cümlenizden hak razı olsun okuyum o güzel yorumlarınızı katdığınız için tesekuurler

BarisGuven
07-04-2009, 01:04 PM
Sevgili Can. Günümüzün utanmaz,Sarlatanlari, Pir Sultan Abdalin Dizelerini, Anadolunun bagrinda Insanlarin yüreginde kösk kurmus yunus Emrenin bile dizelerini seriatcilar degistirmekten , kacinmamis ve bu yola en büyük sahtekarligi yamamislardir tipki safavi propaganclilari gibi.

Biz ise konulara vakif oldugumuz icin, ve bu kadim yola asla hile katilmaz. Yol Erkani Meydani buna firsat vermez,
Bun tarih süresince böyle olmus ve günümüze kadarda gelmis ve devam da edecektir.
ask ile

Sevgili Amistofes;

Ak ile kara yı bu satırlarda bize gösterdiğin için emeklerine sağlık

Gerçek Tabduk Emre Ocağından yetişen Yunus Emre'ye hüüü

Kahrolsun şarlatanlar, taklitçiler ve işbirlikçileri

Gerçeğe hüüüüü..!

Amistofes
07-04-2009, 01:38 PM
Sevgili Baris,
Dünyada insan gibi yasamak var iken, ezilen , ezenleri görmek ve bilmek ile,tüketen ve ürteni secmek ile, biz derken sanatci , aydin , duyarli her sorumlu insan bu duyarliligi yapmak bir insan onuru ve seckin durusun ilkeleridir.
Bilim budur öncülük budur,aydinlik ve karanliktan cikis böyledir
"yarinin ve gelecegin kayitsiz kaliciligini gelecekteki nesilllere ulastirmak temiz bir dünya, umut dolu baris ve insan sevgisi ile savassiz , aydinlik bir dünya özlemidir, " bu istekler
"Bu talip yolunda buna RIZA kenti düsüdür," !
"orda sen ben yok biz variz" el ele el hakka budur,,
"Iste buna gecek sosyal esitlik denir", "her sey ama her sey yarin yanagindan gayri ortakdir bu düs".
"Ister mistik anlamda ister sinifsal anlamda olsun bu bütünlük bu yolun iceriginin ana kounusudur,"
Iste tek nefes tek yürek bu olmalidir, bu yogunlasmaktir, bu yogunlasmanin erili disisi olmaz "Can " dir
( "hele ata erkil yere hic kiymet vermez doguran "Ana kültü," olan topraktir, toprak anadir, sevgidir, sevendir, koruyandir, bagislayandir, esirgeyendir, ögretendir, yaraticidir,").. asl konu yaratici olmak . hak ile hakki bir gözetmektir.
Sinfsal üstünlük, san , söhret unvan olmaz, tanri, kiral,efendi köle kulluk olamaz olmaz, tek dir herkes esittir ask ile
bu gercektir,
Hermes okulunun ögrencileri bunu ögretmislerdir, bakiniz tarihe görürüsünüz.
Ilyas yada hizirelles iste budur, ask ile

Nazli.tas
08-04-2009, 01:06 AM
Yar Yüreğim Yar Gör Ki Neler Var

Yar yüreğim yar gör ki neler var
Bu halk içinde bize güler var

Ko gülen gülsün Hak bizim olsun
Gafil ne bilsin Hakk'ı sever var

Bu yol uzaktır menzili çoktur
Geçidi yoktur derin sular var

Girdik bu yola aşk ile bile
Gurbetlik ile bizi salar var

Her kim merdane gelsin meydana
Kalmasın cane kimde hüner var

Yunus sen bunda meydan isteme
Meydan içinde merdaneler var

Nazli.tas
08-04-2009, 01:08 AM
yunus emreyi birazda yakından tanıtalı mı amistofes can

Nazli.tas
08-04-2009, 01:09 AM
13. yüzyıldan bu yana geçen yedi yüzyıl içinde, her zaman güncel kalabilmiş; yaşarlığını hiç yitirmemiş, hem halk katında, hem aydınlar arasında, hem edebiyat alanında etkinliğini sürdüregelmiş bir gizemci, büyük bir ozandır Yunus Emre.

Uzun süre yaşamıyla ilgili yeterli bilgiler edinilemediği için, söylencelere dayalı yaşamöyküsü sürüp gitmiştir. Bugün de, bu söylencelerin geçerliliğini yitirmediği söylenebilir. "Ermiş"lik katına ulaşmış bir kişi sayıldığı için Yunus Emre'nin yaşamının söylencelerle donatılmasını, bezenmesini de bir bakıma, doğal karşılamak gerekir.

Yakın yıllara dek Yunus Emre'nin okuma yazma bilmez bir halk ozanı olduğu sanılıyordu. O'na "ümmi" denişinin nedeni buydu. Sonraları Yunus Emre'nin kimliği, kişiliği, şiirleri, yaşamı üzerinde derinlikli incelemeler yapan uzmanlar, daha gerçekçi sonuçlara varabildiler. Bütün yaşamının gene de gereği gibi aydınlığa kavuştuğu ileri sürülemezse de ilk yıllarda olduğu gibi, tümüyle bilgiden yoksun da değiliz.

Yunus Emre'nin kimi şiirierindeki dizelerden de yola çıkılarak, O'nun bir "ümmi" (okuma yazma bilmez) ozan olduğu yolundaki yargılar, artık geçerliğini tümüyle yitirmiştir. Anlaşılmıştır ki, Yunus Emre, bu "ümmi"lik yargısının bütünüyle dışında medrese öğrenimi görmüştür. Üstelik iyi bir öğrenim görmüştür. Felsefe Kuran'ı yorumlama bilimi olan Tefsir, İslam hukuku anlamına gelen Fıkıh, vb. bilimleri, Yunan Mitolojisini, İran Mitolojisini izlemiş, astronomi, yöntembilimi (ilm-i usuli ni, Arapçayı, Farsçayı bilen, çağının aydın, ileri bir kişisidir. Aruzla yazdığı şiirlerinden O'nun bu ölçüyü, dolayısıyla bu şiiri de bildiği anlaşılıyor.

Bu nedenledir ki, özellikle Yunus Emre ile gizemcilik üzerinde uzmanlaşmış kimi araştırmacı ve incelemeciler, Yunus Emre'nin "bir halk ozanı" olmadığını, "kesinlikle" vurgulama yoluna gitmişlerdir. Bu yargıya, bir bakıma "yanlış" denilemez. Elbette böyle bir eğitim, öğretimden geçmiş kişiyi halk ozanı" tanımlamasının dar kalıpları içinde değerlendirmek, doğru bir yargıya varmaktan alıkoyabilir bizi. O zaman, Yunus Emre'yi nereye koyacağız, sorusuna sağlıkla bir yanıt vermek gerekiyor.

Yunus Emre, her şeyden önce bir "tekke ozanı"dır da. Bektaşi'dir. Bu gerçeği de gözden ırak etmemek gerekir. Gizemciliği, derinine bilen bir kişidir.

Şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle yazmıştır. Yedi yüzyıldan bu yana, halkın içinde, yüreğinde, dilinde, beğenisinde yaşamıştır, yaşamaktadır. İlahileriyle, nefesleriyle..

Yunus Emre ile Türk halkı öylesine bütünleşmiştir ki, onun için söylenceler çıkartılmış, dokuz yerde mezarı olduğu ileri sürülmüştür. Yunus Emre'nin dokuz ayrı yerde mezarı oluşu, O'nun Türk halkıyla nasıl bir sevgi bağıyla kenetlendiğinin de bir başka, somut örneği olsa gerektir.

Böyle olunca, Yunus Emre'yi salt "Gizemci ozan"lar kümesinde değerlendirmek, doğru, yerinde, sağlıklı bir değerlendirme olmaz kanısını taşıyoruz. Gizemciliği ne ölçüde doğru, yerinde ise, halkla bütünleşmesi, halkın yüreğinde, düşünde, özünde yaşamakta oluşu da öylesine vurgulanması gereken bir gerçektir.

Bu gerçektir ki, Yunus Emre'yi, "Türk Halk Şiiri"nin başustası saymamızı onu öyle de değerlendirmemizi, sunmamızı gerekli, zorunlu kılıyor. Halkla böylesine içiçe girmiş bir ozanı "halk bütünü"nden ayırmak, hem Yunus Emre'ye, hem halka haksızlık olurdu kanısındayız.

Yunus Emre çağının halk konuşma dilini kullanmış, Oğuz lehçesiyle yazmıştır. Yer yer, biraz da gizemciliğinin zorunlu sonucu sayılabilecek Türkçe olmayan sözcükler, deyimler, terimler de kullanmak zorunda kaldığı görülüyor. Ne var ki, Yunus Emre'nin asıl önemli yanı, yalın bir halk diliyle, Türkçeyle en karmaşık gizemcilik bilgilerini halka ulaştırılabilmesidir. Üstelik, bunları şiirsel deyişten uzaklaşmadan yapabilmesidir. Çünkü, Yunus Emre'nin şiirleri salt gizemciliği öğretmek amacını güden "manzume"ler değildir.

Şiirleri üzerinde özenle durulduğunda görülüyor ki, Yunus Emre, şiirlerinde gerçekten bir sözcük ustasıdır. Sözcüklerin istiflenmesinde, yerlerinin -ölçü değişmese de -değiştirilmesi, yerinden oynatılması olasılığı yoktur. Büyük ölçüde heceyi kullanan Yunus Emre, "hece"nin 7 ile 8'li kalıplarına eğilim göstermektedir.

Yunus Emre için çıkarılan söylencelerin ayrıntılarına girmeden, bugün elimizdeki bilgilere göre yaşamı da şöylece özetlenebilir:

Yunus Emre'nin doğduğu yıl kesinlikle bilinmiyor. Doğduğu yer de tartışmalı. Ancak, son yıllarda Yunus Emre'nin Porsuk Çayı'nın Sakarya'ya döküldüğü yerde, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de doğduğu, uzun yıllar da orada yaşadığı 1320/21 yıllarında gene Sarıköy'de öldüğü kabul ediliyor. Bu nedenle, adına bir de anıtmezar yapılmıştır.

Araştırmacılardan bir kesimi de Yunus Emre'nin, Konya'nın Karaman ilçesinde doğduğunu, orada öldüğünü, Karaman'da bir "Yunus Emre Türbesi" olduğunu da ileri sürerek, bu görüşlerinde direniyorlar. Ancak, Yunus Emre'nin
Sarayköy'de doğduğu ve öldüğü daha da ağırlık kazanmış görünüyor.

Yunus Emre, gençliğinde bir süre çiftçilikle uğraştıktan sonra Taptuk Emre'nin buyruğuna girerek onun dervişi olur. Kırk yıl Taptuk'un kapısına odun taşır. Şiirlerinde de şeyhi Taptuk Emre'den sürekli saygıyla söz eder.
Yıllarca Taptuk Emre'nin kapısında "piştikten" sonra da şeyh olur.

Yunus Emre, Taptuk Emre'nin düşüncelerini, inancalarını yaymak amacıyla Anadolu'yu, Kafkasya'yı dolaşmış, Şam'a gitmiştir. Sonra gene Sarıköy'e dönmüştür. Bu arada Yunus Emre'nin Mevlana ile de görüşmüş olduğunu biliyoruz.

Az sözle, ayrıntılı düşünceleri, duyguları söyleyebilmenin büyük ustasıdır Yunus Emre. Varlık, yokluk, insan-Tanrı-ölüm kavramlarını, aralarındaki bağlantıları insancıllığı sevecenliği, barışı, verimliliği, hoşgörüyü dizelerinde yoğurarak, 13. yüzyıldan bu yana bizlere dek ulaştırabilen güçlü, etkin, saygın bir ozan olan Yunus Emre'nin geleceğe de aynı güçlülükle, dirilikle, yenilikle varacağından kuşku duyulmamalıdır.

Amistofes
08-04-2009, 01:24 AM
Sevgli Nazli Tas
Yunusun Bektasi tarikatindan yada Bektasidir pek denilemez, O Gercek "Ana Kült Ocaginin" Tabduk Emre; ytistirdigi ender insanlardan (Dervis/Ozan, Aydinidinin birisidir.
Son dönemlerde Seriatcilar sinsi ve gizli bir sekilde Hem Yunusa Hem de Pir Sultan abdala cesitli bahaneler ile sahiplenmege ve Alevi toplumunun o muhtesem ic dinamitligine sekte vurulmak istenmektedir, cok dikkat edilmesi ve kaynaklarin dogru verilmesi artik kacinilmzdir,
ask ile

Nazli.tas
08-04-2009, 01:43 AM
verdıgım bılgının yanlıs mı dıyorsun o zman can

Amistofes
08-04-2009, 04:15 AM
Sevgili Can.
Biliyorsun Hace Bektas Veli , yasadigi dönemde bir tarikat kurulmamis, ve sözel anlatimlarda ,taarihsel akisi icerisinde size ait oalan bu misrayi aktriyorum parantez icerisnde oan kisim süpheli , yoksa yazitiniz oldukca yerindedir, bu bir tamamlama amaclidir. bilginize sunulur,ask ile

(Yunus Emre, her şeyden önce bir "tekke ozanı"dır da. Bektaşi'dir. Bu gerçeği de gözden ırak etmemek gerekir. Gizemciliği, derinine bilen bir kişidir.)

Konunun icerigi burasidir. Cünkü Bektasi rarikati biliyorsun Osmanlilar kurdurdu, bilincli olarak, Aleviligin önünü kesmek amaclidir, konu ile bir üstteki yazitimizda genis boyutlu aciklanmistir.
Yoksa yaziniz bizim Yunusu vurgulamaktadir,
saygilarim Insan sevgilerimle

Nazli.tas
08-04-2009, 06:13 AM
verdigin bilgi icin tesekkur edrım can demekkı yanlıs kaynak kullanmısım paylasım ıcın tesekkurler

@erdal@
08-04-2009, 06:18 AM
Sevgili Can.
Biliyorsun Hace Bektas Veli , yasadigi dönemde bir tarikat kurulmamis, ve sözel anlatimlarda ,taarihsel akisi icerisinde size ait oalan bu misrayi aktriyorum parantez icerisnde oan kisim süpheli , yoksa yazitiniz oldukca yerindedir, bu bir tamamlama amaclidir. bilginize sunulur,ask ile

(Yunus Emre, her şeyden önce bir "tekke ozanı"dır da. Bektaşi'dir. Bu gerçeği de gözden ırak etmemek gerekir. Gizemciliği, derinine bilen bir kişidir.)

Konunun icerigi burasidir. Cünkü Bektasi rarikati biliyorsun Osmanlilar kurdurdu, bilincli olarak, Aleviligin önünü kesmek amaclidir, konu ile bir üstteki yazitimizda genis boyutlu aciklanmistir.
Yoksa yaziniz bizim Yunusu vurgulamaktadir,
saygilarim Insan sevgilerimle


osmanlı nın tum zamanlarındamı
aleviliğe zulum etti yoksa belli zamanlar hunkar dan hayır himmet alarak mı yurutuldu yenı çeri ocagını kuran kımdır????

Amistofes
08-04-2009, 08:25 AM
Sevgili Erdal.
Sevgili can Sitedeki yazilan yazilari iyi takip edersen , hem kendi tarihinden hemde kendi öz gecmisinden haberdar olursun,
Muazzam bilgiler icermektedir, Ps denilen sibernetik aygit araciligi ile olabildigince genis boyutlu arastirman ve karsit düyünce ve tarihleride mukayese etme imkanina sahip olursun, henüz erken , elbetteki sürec gerekiyor. ask ile

@erdal@
08-04-2009, 08:28 AM
Sevgili Erdal.
Sevgili can Sitedeki yazilan yazilari iyi takip edersen , hem kendi tarihinden hemde kendi öz gecmisinden haberdar olursun,
Muazzam bilgiler icermektedir, Ps denilen sibernetik aygit araciligi ile olabildigince genis boyutlu arastirman ve karsit düyünce ve tarihleride mukayese etme imkanina sahip olursun, henüz erken , elbetteki sürec gerekiyor. ask ile

tesekkurler valla cok aydınlatıcı oldun

yanı tesekkurler:D:D

Amistofes
08-04-2009, 08:50 AM
Sevgili Erdal.
Sana dogru olani tavsiye ettim, yoksa benim yazilarima göre degerlendirme degil, kendi cabalarin ile bu bilgilere ulsman daha saglikli olur diye düsünnerek yazdim, yoksa cumburlop hazira konmaga is döner. Bu sitede Ezoterik_Batini doktrinleri yazilidir bir bakarsin.
Alevilerin cikis noktasi neresi , bir bakarsin ,köken bilim ve tarihsel olusuna bir bakarsin, ve sonra karar verirsiniz,
Istersen kitap önerimde olabilir ,fakat bu sana pahaliya mal olur, ki kitap daha kalicidir,güzeldir
Sana bir büyük agabeyin olarak en dogrusunu önerdim ve yönlendiriyorum, henüz cok gencsin öyle degilmi can,. Ben altmis yas verdim hala ögrenmekteyim
ask ile