PDA

: Teslim Abdal’ın Şeyh Ahmet Dede Nefesi (İsmail Onarlı)


polata
12-09-2006, 09:43 PM
Şeyh Ahmet’in torunlarından olan Teslim Abdal’ın bugüne kadar yüzün üzerinde ki şiiri; ozanlar ile dedeler ve zakirler vasıtasıyla söylenerek yaşatılmıştır. Edebiyat araştırmacılarından Sadettin Nûzhed Ergun, Atilla Özkırımlı, Cahit Öztelli birbirini tamamlayıcı bilgilerle Teslim Abdal’in hayatı ve şiirleri hakkında açıklamalarda bulunmaktadırlar.(118) Teslim Abdal’in IV. Murat (1623-1640) döneminde ve 1617-1670 yılları arasında yaşadığı bir çok araştırmacı tarafından ortak olarak benimsenmektedir. Çorum ve Denizli’de de tekkesi ve makamı vardır. Teslim Abdal ozanlığının yanı sıra dede olduğu için Anadolu’nun çeşitli köy ve kasabalarında bulunan taliplerinin “görgü-cemleri”nde de bulunmuştur. M.Beşir Aşan’ın Tabanbükü Köyü’deki Teslim Abdal’ın mezartaşından saptamasına göre ise; ölüm tarihi 1719’dur. Yani, Teslim Abdal’ın 1617-1719 yılları arasında Şeyh Hasan (Tabanbükü) Köyünde yaşadığı kesinleşmiştir.

Dinleyin bu nefesi habl-ül veridir:
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi,
Kırkların içinde Server-i Velidir;
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi...

Kardeşi Şeyh Hasan adı söylensin,
Bahr-iyle ummanları boylansın,
Yüzün gören Beytullah’ı neylesin
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi...

Daim bâtından görülür yüzün
Yusuf ile bile yorulur düşün
Oniki İmamlar’ın Serçeşme başın
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi...

Şeyh Ahmed adındır, Tavil-i Tubi” mahlasın, (119)
Şahı Merdan Musa Kazım Abbas neslesin
Hâce Ahmed Yesevi Rum halifesisin
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi...

Teslim Abdal der, Şah’ım iyi buyurmuş
Evvel-âhir imamların soyu buyumuş
Kaddas Allah sırr-ı hakikat evlat buyurmuş
İn ziyaret eyle Şeyh Ahmed Dede’yi...

polata
12-09-2006, 09:44 PM
TEVHİD DUAZI VE ÖYKÜSÜ
Taçlama Düvazimamı da denilen ve “Bugün Pir bize geldi / Gülleri taze geldi / Önü sıra Kanber’i /Ali Murtaza geldi / ...” sözleri ile başlayan tevhid duazı; Cemlerde 7 mısralık “lâ İlâhe İllâllah” ilahisiyle vecd ve huşu içinde ritimli ve rütelli bir şekilde, “toplu tapınma ayini”nde 3 kez Secde’ye varılmak suretiyle, zakirlerin duazı çalıp söylerken bacılar ve sofularda terennüm ederek iştirak ederler ve Ayn-i Cem böylelikle icra edilmiş olur. Sonunda dede bir gülbank okur... 25 kıta olan Duaz söylenirken 25 kez de ilahi bölüm tekrarlanır.

Tevhid Duazı’nı Nimri ve Hızır dedelerden otantik söyleyiş tarzıyla dinleyerek, alıp düzenleyen Arif SAĞ; yöresellikten çıkararak, Türkiye genelinde dinlenir hale getirmiştir. Fakat, Alevi etiğine uymayan bir davranış gösteren Arif Sağ; kaynak kişi olarak bu iki dedenin adını vermez. Bir başka handikap da “Tevhid
Duazı” türkü şeklinde kabul edilip dönüştürülmesidir. Esas tehlike de burdadır. Alevi inanç ve kültürünü eriterek yok etmektedirler.

Duaz, nefes, deyiş, samah; Alevi toplumunda bağlama eşliğinde sesli ve sazlı söylenerek rütüellerle ibadetler eda edilir. Ayin-i Cem ve irfan meclislerinin dışında bu tip şiirler söylenmez ve günah adledilir. Bu şiirlerin ilahiler gibi bir kutsiyeti vardır. Bu şiirlerin birinci özelliği içindeki kutsal sözler ve masum-u pak veliler ile uluların adlarının geçmesidır. İkincisi içinde taşıdığı Kuran mealleridir ki dua yerine geçer ve bu sözlerle semaha durulur, secdeye inilir, ibadetler yapılır. Üçüncü özeliği ise şiirin içinde İmam Hüseyin gibi zatlara yakılan ağıtlardır ki, matemi ifade etmektedir. Bu nedenle de; duazlar, nefesler, deyişler, samahlar, mersiyeler farklı işlev ve özelliklerinden dolayı türkü, halay, horon vs. gibi ezgilerden ayrı olup zevk ve eğlence aracı değildir. Ve Mevlut gibi kutsiyet ifade eder. Alevi toplumunun bu kutsal değerleri yozlaştırılıp, ana değerleri yok edilmemelidir.

polata
12-09-2006, 09:45 PM
1) Sadeddin Nüzhet Ergun Tevhid Duazı için: “Bu manzumenin, Kul Himmet’e mensup bir derviş tarafından yazılmış olması muhtemeldir.”(120) Demektedir ki bizde bu görüşe katılıyoruz. Bazı araştırmacılar da bu Duvazimamın Kul Hüseyin’e ait olduğunu belirtmektedirler. Araştırma bölgemizde cemlerde söylenen bu duvazın; Şeyh Hasan Ocağı mensubu bir ozan-dede’ye ait olduğu kanısındayız.

Çünkü Şeyh Hasan Köyü kurulduğundan bugüne ünlü dedeler ve ozanlar yetiştirmiştir ve Tevhid Duvazı’nıda bugüne dek orijinal haliyle getirmiştir.
“Kızıl Deli Tacımız / Şeyh Ahmet mirâcımız / Karaca Ahmed gözcümüz / YALINCAK duacınız.” Ve “Kul Himmet üstadımız /...” dizelerinde geçen Kızıl Deli (Seyyid Ali Sultan)’nın türbesi Malatya’nın Fethiye Beldesi’nin Tenci mezrasında bulunmaktadır. Alevilik’te mirac olayı; görülme, sorulma, aklama, tarık altından geçme ve kırklar cemi ritüellerinin yapıldığı bir ibadet seromonisidir. Duvazda geçen Şeyh Ahmed de mürşidlik makamını temsil eden Hz. Muhammed yerine postta oturan torunlarından olan Şeyh Ahmed Dede’yi ifade etmektedir.

Bilindiği gibi gözcülük makamı da “Karaca Ahmed”indir. Bu şiiri yazanın ve cemde söyleyenin de Üstadı, Safevi soylu Kul Himmet’tir. Bölgede yaptığımız araştırmalarda “Yalıncık Abdal” adında bir ozandan bahsedilmektedir ki, Hızır Dede ve Nimri Dede de bu ozanı doğrulamışlardır. Kuvvetle muhtemel bu düvaz “Yalıncak Abdal”a aittir. Kış yaz yalınayak gezen ve üstünde beyaz bir entari bulunan “Yalıncak”, sırtında bir beyaz torbası ve elinde de uzunca bir sopası vardır. Köy köy dolanıp dilenen (döşüren) Yalıncak, irticalen deyişler söylemekte saz da çalmaktadır.Tunceli bölgesinde Şeyh Hasanlı Dedelere zakirlik yaptığı da söylenmektedir. (121)

Bu tip giyiniş ve döşürme anlayışı, Kalenderi/Abdal geleneği 1960 yıllarına değin devam etmiş; bizim de şahit olduğumuz bu tipte oldukça çok derviş ve ozan vardı. Arapgirli Fehmi Gür, Agınlı Davut Dayı, Eski Malatyalı Hacı Ali, Dersimli Ferho gibi...

Bu gezginci mistikleri ve dervişleri, Paulicienler de ve Boğomillerde de görmekteyiz ve “Torbesi” denmektedir. (122) İnceleme bölgemizde de bu gezgin dilencilere ve halk aşıklarına “torbacı” denmektedir.

polata
12-09-2006, 09:45 PM
İşte böylesi bir sofistik anlayışta ki bölgede “Yalıncak” mahlaslı bir ozanın çıkıp, “tevhid duvazı” nefesi söylemesi doğal bir sonuçtur. Bölgede Duvaz şöyle başlayip bitmektedir:

Pir bugün bize geldi,
Gülleri tazeledi
Önü sıra Kanber’de
Aliyel Mürtaza geldi
(...)
Kızıl Deli tacımız
Şeyh Ahmed miracımız
Karaca Ahmed gözcümüz
Kul Himmet üstadımız

YALINCAK duacınız
Bunda yoktur yadımız
Şah-ı Merdan aşkına
Hakk vere muradımız.

Her kıtadan sonra tekrarlanan tevhid ilahisi dizeleri de şöyledir:

Allah Allah!... İllallah!..
Hakk Lailahe illallah!..
Ali Mürşid, Güzel Şah!..
Eyvallah Şahım, Eyvallah!..

Şah İsmail; Anadolu’da Türkmen Oymakları kendi saflarına çekmek için; Pir Sultan Abdal’ı ve Kul Himmet’i görevlendirdiğini biliyoruz. Muhtemelen Kul Himmet’te talibi olan Yalıncak Abdal’ı Dersim yöresinde propagandist olarak görevlendirmiş olabilir. Şeyh Hasan Köyü’nde de böylesi bir “Tevhid Duazı” Cem Töreni’nde söyleyerek günümüze dek gelmiş olasıdır.

polata
12-09-2006, 09:54 PM
Seherde Bir Bağa Girdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı
El Vurup Güllerin Derdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Seherin Bülbülü Öttü
Öttü De Murada Yetti
Teslim Abdal Yükün Tuttu
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Teslim Abdal kimdir sorusunu yanıtlamak zor. Çünkü karşımıza dört ayrı yerde ayrı ayrı zamanlarda yaşamış dört Teslim Abdal çıkarılıyor.

Bunlar:

1) Teslim Abdal, Onyedinci yüzyılda yaşamış. Asıl adı Mehmed olan, Sultan Dördüncü Murad döneminin bir Bektaşi ulusu. Yeniçeri ocağının Halife Babası, yani Büyük Baba Efendisi. Bağdat seferine katıldığı öne sürülüyor. Bu Teslim Abdal'ın:

"Teslim Dede Teslim Baba
Ey kahraman Türk Milleti"

başlığıyla başlayan bir Mehter marşına konu olduğu iddia ediliyor. Teslim Abdal'ın yurdumuzun üç yerinde türbesi bulunmaktadır. Birincisi Trakya'da Keşan'a bağlı Teslim Abdal köyünde. İkincisi Denizli dolaylarında, üçüncü türbesi ise, Çorum'un Teslim köyünde.

2) Denizli'de tekke ve türbesi olan Teslim Abdal.

3) Denizli'de türbesi bulunandan ayrı bir Teslim Abdal ise Çorum'un Teslim köyünde tekkesi ve mezarı olan Teslim Abdal hakkında daha geniş bilgi için Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı: 1, Mayıs 1998 Can Yoksul, İki Alevi Şairi s: 120-174 bakılabilir.

4) Ankaralı Teslim Abdal.

5) Elazığ'ın Baskil ilçesine bağlı Şeyh Hasan (Şıh Hasan) köyünde olduğu öne sürülen Teslim Abdal. Bunlardan hangisi doğru bilinemiyor. Şimdilik hepside karanlıkta. Biz hepsini birden sunuyoruz. Kesin bilgiler ortaya çıkıncaya değin böyle sürecek. Bunlar ayrı ayrı Teslim Abdal'lar da olabilir, bir Teslim Abdal da. Teslim Abdal şiirlerinde doğru yola girdikten sonra kişinin korkup çekineceği bir engel kalmadığını, Alevi -Bektaşi geleneğinde yol göstericilik duygusunun yoğunluk kazandığını, Kur'an surelerinin kişinin nesnel varlığında görünür duruma geldiğini, kişinin bir tür ''canlı Kur'an'' olduğunu sezer, sezinletir. vurgular ve sergiler. Onda Ali ve On iki imam sevgisi sevgilerin en yücesidir:

Teslim Abdal eder Şems'in Çırası
Errahmandır iki kaşın arası
Güzel Bismillah'la Elham suresi
Elif-lam-mim inmiş hattın üstüne

polata
12-09-2006, 09:55 PM
17. yüzyıl Alevi ozanlarının en büyüklerinden biri. Yaşayışı ancak kendisinin ve başka ozanların şiirlerinden çıkarılabiliyor. Buna göre Teslim Abdal, tarikatta yüksek yeri olan bir pirdir. Denizli'de kendi adı ile anılan Bektaşi tekkesinde gömülüdür. Ona göre insan dile gelip konuşan, bütünlüğü içinde Kuranı kendi özünde taşıyan bir varlıktır. Dahası insan Kurandır.

İran Safevi Devleti yararına, daha önce kendilerinden söz ettiğimiz Alioğlu, Dedemoğlu, Kul Nesimi gibi ve belki de onlarla birlikte siyasal olaylara karışmış, çabalara girmiştir. Müridi Kul Mustafa'nın bir nefesinden anladığımıza göre Teslim Abdal da Bedreddinli'dir. Tanrı'nın insan varlığında birleştiğini, onunla özdeşleştiğini, insanın tanrının ışığı olduğunu savunur.

Teslim Abdal'ın piri Alioğlu'dur. Bunu bir nefesinde Teslim Abdal kendisi söylemektedir.

Pirim Alioğlu'ndan bize gel oldu
Mürşid duydu, müşkilimiz halloldu
Yardımcımız Şah-ı merdan Ali oldu
Urum'a yolladım gönül kuşunu

Teslim Abdal yukarıda adı geçen arkadaşları gibi hükümet kovuşturmasına uğramıştır. Çok güçlü ve ülkücü bir ozandır. Ünü yaygındır. Eserleri günümüze dek gelmiştir (C. Öztelli, Bektaşi Gülleri, s: 370). Teslim Abdal Tanrı insanla görünür. İnsan yüzünde yazılı bir Kur'an vardır der.

Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Dünya kadar malın olsa ne fayda

Gerçekte yaşamı üzerine ayrıntılı bilgi yok. 11. Mahmut'un emriyle düzenlenen "Bektaşi Tekkelerinin Teftişi" ile ilgili bir defterden o dönemde Sivas'a bağlı Mecitözü ilçesinin kendi adıyla anılan köyünde bir zaviyesi bulunduğu öğreniliyor. Bir şiirinde de pirinin XVII. yüzyıl şairlerinden Alioğlu olduğunu bildirilmekte, bir başka şiirinden ise Dedemoğlu'nun arkadaşı olduğu anlaşılmaktadır. Denizli'de, adıyla anılan tekkede yatan Teslim Sultan Abdal'ın bu şair olup olmadığı da bilinmemektedir. Bir şiirinde "Dördümüzü bir araya sürdüler / Eriş Teslim Abdal gel imdad eyle" diyerek onu yardıma çağıran Kul Mustafa'nın da daha önce sanıldığı gibi Kayıkçı Kul Mustafa olmayıp Teslim Abdal'ın müridi başka bir Kul Mustafa olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Gel ha gönül havalanma
Engin ol gönül engin ol

polata
12-09-2006, 09:55 PM
BİR BAŞKA ÖYKÜ
-Maarif yayınevi tarafından çıkarılan M. Halit Bayrı'nın Aşık Virani divanında, Teslim Abdal isminde bir aşığın var olduğu, ancak nerede ve ne zaman yaşadığının bilinmediğinden bahsedilmektedir.

-Ayrıca, Erman yayınevi tarafından yayınlanmış, İbrahim Aslanoğlu'nun Söz Mülkünün Sultanları adlı eserinde de Teslim Abdal'ın asıl yaşadığı yerin bilinmediği, fakat Çorum'da bir Teslim Abdal köyünün bulunduğundan oralı olduğuna ilişkin tahminler yürütülmüş olduğu görülmektedir. Bu konuda Can Yoksul (A.Haydar Avcı)'nın Alevilik Araştırmaları dergisinin ilk sayısında geniş bir araştırma yer almaktadır.

-''Teslim Abdal Elazığ'ın Baskil ilçesine bağlı Şeyh Hasan (Şıh Hasan) köyündendir. Şeyh Ahmet dedenin torunlarından dördüncüsü olan Şeyh Melek kolundan gelen Kalender Abdalın oğludur. Kalender Abdal da bir gerçektir ve nefesleri vardır. Bu köyün Doğu tarafında Şeyh Ahmet dedenin Türbesi ve civarında da köyün mezarlığı vardır. Batı tarafında bir tepenin arka yüzünde de Teslim Abdal'ın türbesi ve onun çevresinde de ondan gelen torunlarının mezarları vardır.

Teslim Abdal'ın ikinci oğlu Süleyman'dan doğma Derviş Ali'nin mezarındaki tarih 1172 dir. Bundan anlaşılacağı üzere Rumi 1090 da miladi ise 1670 yıllarında yaşamış olduğu anlaşılır.

Teslim Abdal'ın beş oğlu olmuştur. Adları şöyle : İmam, Hüseyin, Süleyman, Bektaş ve Cafer'dir. Bunlardan İmam Teslim Abdal'ın sağlığında öldüğü için, Ceddi Şeyh Ahmet dede mezarlığında gömülüdür. Hüseyin oğlunun mezarı Teslim Abdal'ın türbesi içinde, Süleyman, Bektaş ve Cafer'in mezarları ise Teslim Abdal mezarlığındadır.

Süleyman oğlundan gelen derviş Ali'nin türbesi de Şeyh Ahmet dedenin türbesi bitişiğinde kargir kubbeli bir türbedir. Derviş Ali de bir gerçek Er'dir. Yaygın nefesleri vardır.

Teslim Abdal'ın sayısı çok olan nefesleri vardır. Ama elimize ancak yetmiş kadarı geçmiştir. Köyünde onun soyundan gelenler de bir zihniyet vardır ki onun eserlerini kimseye vermeyip sıkı Sıkı saklıyorlar. Bu yüzden fazla elde edemedik.

Teslim Abdal ata ve dedelerine saygılı bir kişi idi. Bu yüzden öldüğü zaman kendisine daha fazla ilgi gösterilip, Şeyh Ahmet dedeye daha az ilgi gösterilme ve bu yüzden de saygısızlık etmiş olması ihtimaline karşı, kendi mezarının bugünkü Tepe Düzü mevkiine yapılmasını vasiyet etmişti. Onun için Şeyh Hasan köyünün iki mezarlığı var. Teslim Abdal'dan sonra bu soydan gelen kişiler Teslim Abdal mezarlığına defnedildiler. Yalnız Teslim Abdal'ın oğlu İmam Teslim Abdal hayatta iken vefat ettiği için Şeyh Ahmet Dede mezarlığına defnedildi.

polata
12-09-2006, 09:59 PM
Teslim Abdal'ın halk arasında söylenen bir söylencesi şöyledir :
Teslim Abdal'ın yaşadığı yıllarda İbrahim Paşa adında, Osmanlı Padişahının seyis başıısı vardır. Bu zat bir gece rüyasında Şeyhhasan köyünü, oradaki Şeyh Ahmet dede yatırını görür. Yatırın üzerine başındaki fesi çıkarıp koyar, daha sonra hiç el değmeden fesin tekrar başına konduğunu görür. Bu rüyanın etkisi ile Şeyhhasan köyünü aramak üzere yola çıkar. Araya araya Fırat nehri kıyısına gelir. Oradan da o zamanın tek nehir nakil aracı olan Kelek ile nehri geçip köye gelir. Köyde başı kavuklu bir çok Dede ve Şeyh vardır. Bunların hepsi kendi çaplarında mucize sahibi kişilerdir. Teslim Abdal ise divana kabul edilmediği için adamdan sayılıp cemaatte yer alamaz. İbrahim Paşa bu kavuklu kişilere rüyasını anlatır. Kavuklular,

" Peki Paşam, sen kurban kes köylüye yedir, biz gerekeni yaparız" derler.

İbrahim Paşa birinci gün bir kurban keser ve Şeyhin birisi İbrahim Paşanın fesini el değmeden başına giydirmeyi dener, başaramaz. İkinci günü bir kurban daha keser bu defa bir başkası dener, gene fesi Paşaya giydiremez. Böylece kırk gün kurban kesme ve denemeler sürer. Derken İbrahim Paşa hiddetlenir ve :

"Benim rüyam yalan değildir. Mutlak içinizden birisi fesi bana giydirecek" der.

"Eğer bunu başaramazsanız hepinizi kılıçtan geçireceğim" diye bir korku verir.

Bunun üzerine herkes telaşlanır, ne yapacaklarını şaşırırlar. Neticede orada bulunanlardan birisinin aklına Teslim Abdal gelir. Belki bunu Teslim Abdal yapar, derler ve hemen denemeye koyulurlar. Teslim Abdal fakir olduğu için civar köylerden olan Boran köyünün sığırlarını otlatmaktadır. Bir kaç kişi hemen yola çıkar, Teslim Abdal'ı bir otlakta bulurlar.

"Aman sen bilirsin, İbrahim Paşa gazaba geldi, bizi kılıçtan geçirecek, bizi kurtar" diye yalvarırlar. Teslim Abdal,

"ya benim bu sığırlarım ne olacak" der,

"biz senin sığırlarını otlatırız" deyip, iki kişiyi sığırların yanına bırakırlar, diğerleri de Teslim Abdal'la birlikte Şeyh Ahmet Dede yatırının yanında bekleyen İbrahim Paşaya gelirler. İbrahim Paşa Teslim Abdal'ı görünce, rüyasında gördüğü kişi olduğunu hemen tanır. Çevresindekilere,

"işte bu yapar" der. Yine kurban kesilir, dualar edilir, köylü yer içer, Türbenin içine girerler. İbrahim Paşa fesini çıkarıp yatırın üzerine koyar. Teslim Abdal'ın nazan ile fes Paşanın başına gelir. Üç defa bu tekrarlanır. Paşa kalkıp diğer kavuklulara dönerek :

"Hey Allah'tan korkmazlar, Gerçek kişi ve Gerçek Er bu zat imiş, sizler kendinize boş yere süs veren yalancılarsınız" diyerek onları kovar. Sonunda Paşa Teslim Abdal'ın dua ve himmetlerini alıp gitmek üzere Fırat Nehri kenarına geldiğinde, Teslim Abdal geri çağırtır ve ona bir delilik yaparak aklını karıştırır. Paşada,

"Eyvah iyi bir Er imiş ama deliymiş" diye ikirciklenir. Teslim Abdal Paşaya
"şimdi gidebilirsin" deyip gönderir.

Orada bulunanlar Teslim Abdal'a merakla neden böyle yaptığını sorarlar. O da:

"Böyle yapmasaydım, köyümüzde ne ikrar kalırdı ne iman kalırdı ne de tarikat kalırdı. Hepsini Paşa alıp götürürdü. Şimdi ikirciklendiği için hepsini burada bıraktı" der. İbrahim Paşa oradan ayrılıp Malatya iline gelir ve bugünkü Paşa Köşkü denilen mevkide ev yaptırıp konaklar.

Seherde bir bağa girdim
Ne bağ duydu ne bağbancı
El vurdum güllerin derdim
Ne bağ duydu ne bağbancı

polata
12-09-2006, 10:00 PM
Teslim Abdal'ın torunu Derviş Ali'de dedesi gibi divane ve ermiş bir kişi idi. Şeyhhasan köyünün bir kaç saat batısında Kale köyü var. Bu köyün yamacındaki dağda da, Hz. Muhammed zamanından Battal Gazi zamanına kadar gelip Hz. Muhammed' in verdiği emaneti Battal Gazi'ye getiren Battal Gazi'nin piri Abdulvahab'ın yatırı bulunmaktadır. Kale köyünün bir kaç saat batısında ise Adaf köyü bulunmaktadır.

Derviş Ali bir gün Adaf köyünde bir cemde otururken şöyle der:

''Nefestir adamı talar, Adara Elmaya salar,
Üç Kürt oğlu suya dalar Battı m'ola çıktı m'ola''.

Köylüler Derviş Ali'nin gerçek bir kişi olduğunu bildikleri için hemen adam koştururlar. Fırat Nehri kıyısındaki elma bahçesini kontrol ettirirler. Bakarlar ki kürt çocukları elma çalmaya gelmişler, elma çalarken suya düşmüşler ve boğulmak üzereler. Hemen çocukları kurtarırlar.

Derviş Ali ölmeden önce Teslim Abdal'ın yatırı yanında uzanıp yatmasının saygısızlık olacağı gerekçesi ile kendi mezarını başka yere yapmalarını ister. Şimdi yatın Şeyh Ahmet Dede yatın yanında ve ondan biraz daha küçüktür.

Şeyh Hasan köyünün kıble yönünde ve köyün hemen önünde Murat suyu akmaktadır. Murat suyunun karşı kıyısında ise Korucuk köyü vardır. Bu köyde Hasan Dede isminde bir de yatır vardır. Bu zata Hasani Basri de derler. Bu zatın Bağdat'tan geldiğini ve sonunda da su ile Bağdat'a gideceği çok önceleri büyüklerimiz tarafından söylenirdi. Bir süre önce Murat taştı. Köylüler yatır gidecek diye telaşlandılar ve çevre köylerden para toplayarak önüne set yaptırdılar. Ne yazık ki, şimdi Atatürk Barajı yapımı nedeniyle bu yatır gene suyun altında kalacak ve söylendiği gibi de Bağdat'a gidecek. Bu yatır, Vakıflar idaresince Eski Malatya (Battal Gazi) ilçesi merkezine nakledilmiştir.

Hasani Basri'nin yaşadığı tarih belli değil. Yalnız, çok ağır hasta ve deliler ona büyük bir itikat ile götürüldüğünde şifa bulurlardı. Teslim Abdal bir beytinde bu zatı övmüştür'' (Yusuf Şahin, Kulhak, 1987, İstanbul, s: 250).

Teslim Abdal ey der eremediniz
Kör idi gözünüz göremediniz
Yetmiş yıl dolandım bilemediniz
Zöhre yıldızı doğup aştı duydun mu?

Teslim Abdal'ın şiirleri öğreticidir, eleştiri öğeleri de taşır. Bu şiirlerin bir kaç Teslim Abdal'a ait oldukları da düşünülebilir. Şiirlerde Şah Hatayi etkileri görülür. Erdebil tekkesiyle ilişkisi olabileceği düşünülse de, şiirlerde daha çok Anadolu Aleviliği görüşleri egemendir. Öztürkçe söyler, dili sade ve akıcıdır, yerel söyleyiş biçimlerine ve adetlerine yer verir. Şiirlerinde Allah-Muhammed-Ali, oniki imam sevgisi egemendir.

Menzil almak ister isen
Gönül sabreyle sabreyle.


Alevi Bektaşi Şiirleri Antolojisi
İsmail Özmen
Kültür Bakanlığı Yayınları

polata
12-09-2006, 10:01 PM
-1-

Gafil durma şaşkın bir gün ölürsün
Dünya sana bâki değil ne fayda
Ettiğin işlere pişman olursun
Pişmanlığın ele girmez ne fayda

Bir gün seni iletirler evinden
Hak'kın kelâmını kesme dilinden
Kurtulmazsın Azrailin elinden
Türlü türlü yolun olsa ne fayda

Söylersin de sen sözünden şaşmazsın
Helâlini haramından seçmezsin
Kepeğin tükenir su da içmezsin
Hep deryalar senin olsa ne fayda

Teslim Abdal der, çöksem otursam
Cümle varlığımı ele getürsem
Şu yalan dünyayı zapta getürsem
Hep dünyalar senin olsa ne fayda

polata
12-09-2006, 10:01 PM
-2-

Dört duvar içinde olsa mekanım
Taşrasından esen yel bana neyler
Yanımdaki sudan korku çekerim
Uzakta çağlayan sel bana neyler

Mekanım balçıktır, üstadım Ali
Muhammed nesline demişim beli
Çekerim gayreti sererim yolu
Ben Hak'tan korkarım el bana ne der

Dünyada gerçekler katara uydu
Aşk ile muhabbet ikrarın bendi
Pirimden almışam hatır gülbengi
Haramili olan bey bana neyler

Teslim Abdal eder, gözler kanlı yaş
Aradım bulamadım bir sevdasız baş
Herkesin ameli kendine yoldaş
Haramzade olan kul bana neyler

polata
12-09-2006, 10:02 PM
-3-

Tâ ezelden yârin yüzüne bakıp
Cemâli didarı gören ağlar mı
Yetişip bir mürşid eteğin tutup
Özünden benliği ayran ağlar mı

Ali'ye Muhammed geldi bürhana
Hatice Fâtıma o ehli câna
Birleyip özünü ulu meydana
Anlayıp zâtını bilen ağlar mı

Sahipzaman yakın yola gelirse
Hasan'la Hüseynin âhın alırsa
Erenler deminden her ne gelirse
Ere erip Hak'kı gören ağlar mı

Zeynel'âbidin'in yüzünü görüp
Muhammed Bâkır'ın sırrına erip
Câ'feri Sadık'ın dârına durup
Burada ikrarın veren ağlar mı

Mûsâ-yi Kâzım'ın Tûruna uçup
İmamı Rızâ'nın yurduna göçüp
Küfür köprüsünü ileri geçüp
İmam deryasına dalan ağlar mı

Takî, Nakî'yi, Askerî'yi bilen
Hak Muhammed ile Mehdî'dir gelen
Her daim kırkların cem'inde olan
Muhabbet tadını duyan ağlar mı

Teslim Abdal daim yüksek uçar mı
Erenlere teslim olan kaçar mı
Dört kapudan kırk makamdan geçer mi
Bir olub birliğe yeten ağlar mı

polata
12-09-2006, 10:02 PM
-4-

Gel ha gönül havalanma
Engin ol gönül engin ol
Dünya malına güvenme
Engin ol gönül engin ol

Şu dünyanın hali böyle
Yalan yahşi geçer şöyle
Söyledikçe engin söyle
Engin ol gönül engin ol

Gökte uçar huma kuşu
Bilmeyenler atar taşı
Enginlik gönülün işi
Engin ol gönül engin ol

Teslim Abdal özüm haktır
Sözümün yalanı yoktur
Engin söyle büyüklüktür
Engin ol gönül engin ol

polata
12-09-2006, 10:03 PM
-5-

Seherde Bir Bağa Girdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı
El Vurup Güllerin Derdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Bağın Kapusunu Açtım
Sayın Ki Cennete Düştüm
Yar İle Tenha Buluştum
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Seherin Bülbülü Öttü
Öttü De Murada Yetti
Teslim Abdal Yükün Tuttu
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

polata
12-09-2006, 10:03 PM
-6-

Öğmüş te yaratmış kendi nurundan
Padişah eylemiş ilin üstüne
Cemalini gördüm salâvat verdim
Çıkılar sokunmuş serin üstüne

Vallahi kur'ân'dır senin sözlerin
Yâsin-i şerife benzer yüzlerin
İnnâfetahnâ sûresi gözlerin
Vedduha inmiştir dilin üstüne

Kaşların üstüne benler düzülür
İkrarından dönen Hak'tan üzülür
Ak göğüsün üstüne Tebbet yazılur
Veşşemsi inmiştir kolun üstüne

Alnımıza yazıldı böyle yazı
Hak içün kılarız biz de niyazı
Âyetelkürsile güzel ihlâsı
Okudum giderim yolun üstüne

Teslim Abdal eder Şemsin çırası
Errehmandır iki kaşın arası
Güzel Bismillâhla Elham sûresi
Elif lâm mîm inmiş hattın üstüne

polata
12-09-2006, 10:04 PM
-7-

Aşnamdan ayrıldım yamandır halim
Adettir aşıkın hali böyle olur
Yar aklımı aldı, çevirdi başın
Mecnun dedikleri deli böyle olur

Şu aşkın ateşi bağrımı yaktı
Ah ile feryadım göklere çıktı
Gözlerimden yaş yerine kan aktı
Yaz bahar ayının seli böyle olur

Teslim Abdal ben bu yoldan dönemem
Dünyadan piri elimden salmanam
Devlet sofrasına elim sunmanam
Saadetli Hünkar kulu böyle olur

polata
12-09-2006, 10:04 PM
-8-

Arzulamış gelir koca Bağdad'ı
Şah Süleyman başı telli geliyor
Yardımcısı ola oniki imam
Önü sıra serdar Ali geliyor

Yüz bini birden der Allahım Allah
Yüz bini der Lailahe illallah
Yüz bin katarı ver, yüz bin de sipah
Yüz bini de darplı sallı geliyor

Mümünler Hu çeker, münafık erir
Müminin muradın ol Huda verir
Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir
Yüz bini de bahar ballı geliyor

Teslim Abdal der ki hep canlar canı
Bunca Süleyman'lar dünyada hani
Yüz bin nutku vardır yüz bin de canı
Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor

polata
12-09-2006, 10:05 PM
-9-

Süren erenler süreği, Süre gelmiş süre gider
Münkir cehennem direği, Dura gelmiş dura gider

Uyma münkirin gücüne, Taşı dokunur kıçına
Münkir cehennem içine, Gire gelmiş gire gider

Bir gerçeğe indir başı, Durmaz akar gözüm yaşı
Yezidin elinde taşı, Ura gelmiş ura gider

Teslim Abdal çün basılmaz, Hakkı bâtıla batırmaz
İt ürür kervan kesilmez, Üre gelmiş üre gider

polata
12-09-2006, 10:06 PM
-10-

Bir dilek dilerim senden, Hasan Hüseyin aşkına
Canımızı kurban verdik, Hasan Hüseyin aşkına

Hak'ka verdim cümle varım, Dergâhına yüzüm sürdüm
Canımı terceman kıldım, Hasan Hüseyin aşkına

Gerçekler kalbini güder, Nefsini dinleyen murdar
Verdiğin za'ya mı gider, Hasan Hüseyin aşkına

Teslim Abdal eder doyur, Seç özünü baldan ayır
Çıplak giydir bir aç doyur, Hasan Hüseyin aşkına

polata
12-09-2006, 10:06 PM
-11-

Mürşide varmağa talib olursan
İbtida insandan rehber isterler
Verdiğin ikrara doğru gelirsen
Aht ile peymandan rehber isterler

Mürşidin nazarı müşkülü seçer
Kâmil olan rehber Sıratı geçer
Can kuşu kafesten akıbet uçar
Tenden uçan candan rehber isterler

Mürşidin var ise olursun insan
Mürşidin yok ise kalırsın hayvan
Arasat gününde kurulur mizan
Açılan mizandan rehber isterler

Muhammed Ali’nin nurun görmeğe
On iki İmamların yolun sormağa
Erenlerin divanında durmağa
On iki erkândan rehber isterler

Şah-ı Merdan bir yol kurmuş kuluna
Yola giden rehberinden biline
Gitmek ister isen mü’min yoluna
Din ile imandan rehber isterler

Marifet babına girmek dilersen
Hakikat güllerin dermek dilersen
Erenler sırrına ermek dilersen
Ahd ile peymandan rehber isterler

Teslim Abdal söyler bu hikâyeti
Nefsini bilmektir gücün gayreti
Yirmi dokuz huruf yedi ayeti
Bilmeye insandan rehber isterler

polata
12-09-2006, 10:06 PM
-12-

Canım kurban olsun senin yoluna.
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Söylenirsin cümle âlem dilinde.
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Terâzinin bir ucunda Haydar oturur.
Yanı sıra cümle ümmet yetirir.
Elinde de yeşil sancak getirir.
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Mümin olanların çoktur cefâsı,
Âhirette olur zevki sefâsı.
Onsekizbin âlemin mustafâsı,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.

Sen bir Peygambersin şeksiz, gümansız.
Sana inanmayan dinsiz, îmansız.
Teslim Abdal neyler dünyayı sensiz.
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

asli_33
13-09-2006, 02:11 AM
Öğmüş te yaratmış kendi nurundan
Padişah eylemiş ilin üstüne
Cemalini gördüm salâvat verdim
Çıkılar sokunmuş serin üstüne

Vallahi kur'ân'dır senin sözlerin
Yâsin-i şerife benzer yüzlerin
İnnâfetahnâ sûresi gözlerin
Vedduha inmiştir dilin üstüne

Kaşların üstüne benler düzülür
İkrarından dönen Hak'tan üzülür
Ak göğüsün üstüne Tebbet yazılur
Veşşemsi inmiştir kolun üstüne

Alnımıza yazıldı böyle yazı
Hak içün kılarız biz de niyazı
Âyetelkürsile güzel ihlâsı
Okudum giderim yolun üstüne

Teslim Abdal eder Şemsin çırası
Errehmandır iki kaşın arası
Güzel Bismillâhla Elham sûresi
Elif lâm mîm inmiş hattın üstüne





Tâ ezelden yârin yüzüne bakıp
Cemâli didarı gören ağlar mı
Yetişip bir mürşid eteğin tutup
Özünden benliği ayran ağlar mı

Ali'ye Muhammed geldi bürhana
Hatice Fâtıma o ehli câna
Birleyip özünü ulu meydana
Anlayıp zâtını bilen ağlar mı

Sahipzaman yakın yola gelirse
Hasan'la Hüseynin âhın alırsa
Erenler deminden her ne gelirse
Ere erip Hak'kı gören ağlar mı

Zeynel'âbidin'in yüzünü görüp
Muhammed Bâkır'ın sırrına erip
Câ'feri Sadık'ın dârına durup
Burada ikrarın veren ağlar mı

Mûsâ-yi Kâzım'ın Tûruna uçup
İmamı Rızâ'nın yurduna göçüp
Küfür köprüsünü ileri geçüp
İmam deryasına dalan ağlar mı

Takî, Nakî'yi, Askerî'yi bilen
Hak Muhammed ile Mehdî'dir gelen
Her daim kırkların cem'inde olan
Mahabbet tadını duyan ağlar mı

Teslim Abdal daim yüksek uçar mı
Erenlere teslim olan kaçar mı
Dört kapudan kırk makamdan geçer mi
Bir olub birliğe yeten ağlar mı





Süren erenler süreği, Süre gelmiş süre gider
Münkir cehennem direği, Dura gelmiş dura gider

Uyma münkirin gücüne, Taşı dokunur kıçına
Münkir cehennem içine, Gire gelmiş gire gider

Bir gerçeğe indir başı, Durmaz akar gözüm yaşı
Yezidin elinde taşı, Ura gelmiş ura gider

Teslim Abdal çün basılmaz, Hakkı bâtıla batırmaz
İt ürür kervan kesilmez, Üre gelmiş üre gider





Bir dilek dilerim senden, Hasan Hüseyin aşkına
Canımızı kurban verdik, Hasan Hüseyin aşkına

Hak'ka verdim cümle varım, Dergâhına yüzüm sürdüm
Canımı terceman kıldım, Hasan Hüseyin aşkına

Gerçekler kalbini güder, Nefsini dinleyen murdar
Verdiğin za'ya mı gider, Hasan Hüseyin aşkına

Teslim Abdal eder doyur, Seç özünü baldan ayır
Çıplak giydir bir aç doyur, Hasan Hüseyin aşkına


Polata can emegine saglik ..çok güzel bir makale ..bende biraz kendimden katayim dedim umarim hoşgörürsünüz...
saygılarimla tüm canlara

polata
13-09-2006, 02:16 AM
Polata can emegine saglik ..çok güzel bir makale ..bende biraz kendimden katayim dedim umarim hoşgörürsünüz...
saygılarimla tüm canlara
Neden hoşgörmeyelim sevgiliAslı.

Ancak sanırım gözünden kaçtı ki var olanları eklemişsin

asli_33
13-09-2006, 02:19 AM
gözümden kaçmadi abim...topluca ekledim..bende olanlari ..

polata
13-09-2006, 02:29 AM
gözümden kaçmadi abim...topluca ekledim..bende olanlari ..
O halde ellerine sağlık sevgili Aslı.

Av.A.Guvercin
13-09-2006, 03:35 PM
Bu Fakire Zikir yaptirdiniz yazdiklarinizi bir bir okumakla. Gozlerini doldurarak. Bu dizeleri okurken iki de sunni can dinleyerek katildilar bu zikire. Cok da hoslarina gitti canlar.

Emekleriniz Elhli beyt in katarinda didarinda kaydedile.

ALlah ALlah Eyvallah

Fukara-i Abdal
28-02-2008, 11:06 AM
Allah Eyvallah Ocağıma Kurban Olayaım ...