Fukara-i Abdal
29-01-2009, 12:29 AM
İslam; Arap yarım adasına inmeden yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi. Kadınları pazarlarda bir eşya gibi satarlardı. İşte böyle bir dönemde Cenab-ı Allah ümmetini uyarsın diye bir elçi gönderdi. Bu elçinin adı Muhammed Mustafa idi. Hakk’ın kelamını ev halkına yani Hz. Hatice ve amcasının oğlu Hz. Ali’ye ilk başta söyler. Bu iki kutlu insan hiç tereddüt etmeden Hz. Peygamber’in dediklerine iman ettiler. Kısa sürede ev ev oturup Hakk’ın ayetlerini okurlardı. Artık evlerin dışına çıkma zamanı gelmişti, La ilahe illallah sesleri yükselmeye başlamıştı. O zamanın önde gelenleri başta Ebu Süfyan ailesi Peygamber’in dediklerinin yalan olduğunu “Bizim putlarımız var, biz görmediğimiz bir tanrıya inanmayız” dediler. Hz. Muhammed’e bu söylemlerinden vazgeçmesini söylediler. Her geçen gün İslamiyet; yeryüzüne yayılıyordu. Bunu gören Mekke önde gelenleri Hz. Peygamber’in öldürülmesi için karar alırlar. Evine geceleyin baskın yaparlar, yatakta yatanı tam kılıç darbesiyle katledecekken yorganı çekerler, yatakta yatan Hz. Ali’dir. O müşrikler şaşırırlar, bu nasıl sevgi bile bile ölümü beklemek, o zalimler bunu anlayamazlardı. Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde büyük sevgi gösterisiyle karşılanır. Bedir ve Uhud savaşları arkasında Hendek savaşı, Hayber savaşı ve Hudeybiye antlaşması. Bu savaşlardan İslam, güçlenerek çıkmıştı. Mekke müşrikleri de bizde İslam olduk dediler. Hucurad suresi ayet 14. Bedeviler, “Biz İslam olduk” dediler. De ki; “Siz iman etmediniz. Ancak Müslüman olduk” deyin. Ebu Süfyan ve çevresinin ayetin bize bildirdiği gibi İslam olmadığı, Müslüman olduğudur. Hz. Peygamber’imiz vefat ettiğinde cenaze hizmetlerini Hz. Ali yerine getirmiştir. Cenaze namazına sadece ev halkı, yani Ehl-i Beyt’i katılır. Diğer muhterem zatlar, İslam başsız kalmasın diye, Peygamber’in naşı toprağa verilmeden Ebu Bekir’i halife seçerler. Derler ki; “Peygamber’in cenazesini çıkartıp namazını kılalım”. Hz. Ali buna kesinlikle müsaade etmeyeceğini söyler. Peygamber ailesine zulüm, bundan sonra iyice artar. Peygamber’in mallarını Hz. Fatma’ya Peygamber’lerin malı olmazmış diye vermezler.
Felek Hurmalığı’na el konulur. Hz. Fatma buna şiddetle “Babamın malını nasıl bana vermezsiniz” diye karşı çıkar. Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra (6 veya 7 ay kadar) Hz. Fatma hamileyken bir zalim kapıyı çalar, Hz. Fatma açmaz; o zalim kapıyı zorlar ve kapı Hz. Fatma’nın üzerine düşer. Hz. Fatma’nın kaburgaları kırılır ve çocuğuyla beraber şehit olur. Ömer ve Osman dönemleri de böyle geçer. Peygamber efendimizin; “Ali’yi seven beni sever, beni seven Allah’ı sever; Ali’yi üzen beni üzer, beni üzen Allah’ı üzer. Harun, Musa’ya ne mesafedeyse Ali’de o mesafededir.”sözlerini hiçe saydılar. Hz. Ali zorlu bir dönemde halifeydi. Hz. Ali yeni valiler atar, fakat bu valiler, görev yerlerine gittiklerinde bin bir zorluklarla karşılaşırlar. Bir taraftan Muaviye Şam’da ayaklanır, diğer tarafta başka gruplar ayaklanır. Cemel Savaşı başlar.(deve savaşı) Ayşe savaşa deveyle katıldığından bu adı almıştır. Ayşe ve tarafları yenilirler. Tarafları kimlerdi?
Sıffın savaşı başlar, büyük bir çarpışmadan sonra Muaviye’nin tarafı tam yenilecekken Amr; bir kurnazlık yapar Kur’an-ı Kerim’in yapraklarını yırtıp mızrakların başına takarak, “Aramızda Kur’an arabulucu olsun” der. Hz. Ali’nin tarafları bu oyuna gelmişlerdir. Hz. Ali’yi dinlememişler ve o meşhur hakem olayı gerçekleşmiştir. Lanet Muaviye halife seçilir. Hz. Ali tarafları yapılanın hile olduğunu söylenmeye başlarlar. Hz. Ali “ben sizlere söyledim savaşalım diye, bu insanların Kur’an’a inançları olsaydı, yapraklarını yırtıp mızraklarına takmazlardı ama siz beni dinlemediniz.”der. Hariceler denilen grup Hz. Ali’yle savaşırlar ve yenilirler. Bu yenilgiden Hz. Ali’ye kin ve nefret duymaya başlarlar. Bir sabah Hz. Ali evinden çıkarken mülcem laneti arkadan saldırır ve yaralar. Hz. Ali 3 gün yaralı yattıktan sonra şehit olur. Bu kabustan sonra İmam Hasan halife seçilir. Muaviye rahat durmaz büyük bir ordu hazırlar. İmam Hasan, Basra’ya Kufe’ye elçiler gönderir. Herkes Ehl-i Beyt için canını seve seve vereceğini söyler. Kısa zaman sonra herkes sözünden döner. İmam Hasan lanet Muaviye’yle mecburen antlaşma yapar.
Felek Hurmalığı’na el konulur. Hz. Fatma buna şiddetle “Babamın malını nasıl bana vermezsiniz” diye karşı çıkar. Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra (6 veya 7 ay kadar) Hz. Fatma hamileyken bir zalim kapıyı çalar, Hz. Fatma açmaz; o zalim kapıyı zorlar ve kapı Hz. Fatma’nın üzerine düşer. Hz. Fatma’nın kaburgaları kırılır ve çocuğuyla beraber şehit olur. Ömer ve Osman dönemleri de böyle geçer. Peygamber efendimizin; “Ali’yi seven beni sever, beni seven Allah’ı sever; Ali’yi üzen beni üzer, beni üzen Allah’ı üzer. Harun, Musa’ya ne mesafedeyse Ali’de o mesafededir.”sözlerini hiçe saydılar. Hz. Ali zorlu bir dönemde halifeydi. Hz. Ali yeni valiler atar, fakat bu valiler, görev yerlerine gittiklerinde bin bir zorluklarla karşılaşırlar. Bir taraftan Muaviye Şam’da ayaklanır, diğer tarafta başka gruplar ayaklanır. Cemel Savaşı başlar.(deve savaşı) Ayşe savaşa deveyle katıldığından bu adı almıştır. Ayşe ve tarafları yenilirler. Tarafları kimlerdi?
Sıffın savaşı başlar, büyük bir çarpışmadan sonra Muaviye’nin tarafı tam yenilecekken Amr; bir kurnazlık yapar Kur’an-ı Kerim’in yapraklarını yırtıp mızrakların başına takarak, “Aramızda Kur’an arabulucu olsun” der. Hz. Ali’nin tarafları bu oyuna gelmişlerdir. Hz. Ali’yi dinlememişler ve o meşhur hakem olayı gerçekleşmiştir. Lanet Muaviye halife seçilir. Hz. Ali tarafları yapılanın hile olduğunu söylenmeye başlarlar. Hz. Ali “ben sizlere söyledim savaşalım diye, bu insanların Kur’an’a inançları olsaydı, yapraklarını yırtıp mızraklarına takmazlardı ama siz beni dinlemediniz.”der. Hariceler denilen grup Hz. Ali’yle savaşırlar ve yenilirler. Bu yenilgiden Hz. Ali’ye kin ve nefret duymaya başlarlar. Bir sabah Hz. Ali evinden çıkarken mülcem laneti arkadan saldırır ve yaralar. Hz. Ali 3 gün yaralı yattıktan sonra şehit olur. Bu kabustan sonra İmam Hasan halife seçilir. Muaviye rahat durmaz büyük bir ordu hazırlar. İmam Hasan, Basra’ya Kufe’ye elçiler gönderir. Herkes Ehl-i Beyt için canını seve seve vereceğini söyler. Kısa zaman sonra herkes sözünden döner. İmam Hasan lanet Muaviye’yle mecburen antlaşma yapar.