Ozan İlo
01-12-2008, 02:04 PM
[B]KERBELÂ MAZLUMU SER-İ ŞÜHEDÂ !
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
İbrahim, uğrunda, eylendi fedâ,
Habibullâh şöyle, eylerdi nidâ;
"Göklerin ve yerin süsü Hüseyin!"
Kerbelâ mazlumu, ser-i Şühedâ!
Habibin gözünün, nûru Şühedâ!
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
Allah (c.c), Kur’ân-ı Kerim’de, Ehl-i Beyt’e, meâlen buyuruyor ki:
"Allah (c.c), sizlerden rics’i, (yani kusur ve kirleri) gidermek
istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor."
Bu âyet-i kerime gelince, Ashab-ı Kirâm (R.Anhüm) sordular:
- Ya ResulAllah (S.A.V.), Ehl-i Beyt kimlerdir?
O esnada, Hz. Ali (K.V) geldi. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz onu mübârek hırkasının
altına aldılar. Fatıma tüz Zehra (R.Anha) da geldi. Onu da yanına aldılar. Hz. Hasan (R.Anh)
geldi. Onu da bir yanına, sonra gelen Hz. Hüseyin’i (R.Anh) de öbür tarafına alarak
buyurdular ki:
- İşte bunlar, benim Ehl-i Beytimdir.
Bu âyet-i kerime ve ilgili hadis-i şerifler, Resulullah’(S.A.V.) ın iki mübârek torununu
sevmenin şart olduğunu belirtmektedir.
Hz. Hüseyin(R.Anh) buyurdu ki:
"Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Übey bin Kâb da orada idi. Bana;
___"Merhaba, ey Ebu Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü"
Diye hitâp ettiler. Übey bin Kâb hazretleri dedi ki:
___"Ya ResulAllah (S.A.V.), Gökler ve yer için, senden başka süs var mıdır?"
Resulullah (S.A.V.) bunun üzerine buyurdular ki:
___"Beni insanlara Peygamber (S.A.V.) olarak gönderen Allah (c.c)ü teâlânın hakkı için,
Hüseyin bin Ali (R.Anh), yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyade süs, göklerin tabakalarıdır."
...
Birgün Hz. Hüseyin (R.Anh), Resulullah (S.A.V.) Efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu.
Hava yağmurlu idi. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz duâ buyurdu. Hz. Hüseyin (R.Anh) eve gidinceye kadar,
yağmur ara verdi.
...
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, Hz. Hüseyin(R.Anh) i sağ dizine, oğlu İbrahimi sol dizine aldı.
Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:
___"Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç!"
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz buyurdu ki:
___"Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali’nin ve Fatıma’nın da canları
yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne
tercih ediyorum."
Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti.
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, Hz. Hüseyin (R.Anh) yanına her gelişinde, onu öper ve buyururdu ki:
___"Selamet ve saadet o kimseye ki, oğlum İbrahim’i ona fedâ ettim."
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
Katlin dileyene, merhâmet etti,
Rıfk ile konuştu, nasihât etti,
Hakk, hidâyetine vesile etti;
Kerbelâ mazlumu, ser-i Şühedâ!
Habibin gözünün, nûru Şühedâ!
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
...
Hz.Hüseyin (R.Anh), vasiyetlerini tamamladıktan ve emanetleri oğluna teslim ettikten sonra
savaş elbiselerini giyindi ve “Ehl-i Beyt’e”;
___“Allah’(c.c) a ısmarladık”
Diyerek meydana yürüdü ve dedi ki;
___ “Ben Rasûlullah’ (S.A.V.) ın oğluyum, ben Allah’(c.c) ın velîsi Ali Murtazâ’nın evlâdıyım.”
Daha sonra o zâlimler topluluğuna son bir defa söz söyleyerek;
___“Ey zâlim kavim? Ey gaddar topluluk! O yüce Allah’(c.c) ın kahredici kahrından çekinin ki;
Firavun’un tayfasını Nil ırmağının selleri içinde boğdu. Fil ashâbının askerini Ebabil
kuşlarının hücumu ile mağlup etti. Korkun o Allah’(c.c) tan ki; o Cebbar’ (c.c) ın gazabından ki,
Lût kavmi âsilerinin şehrini darmadağın etti. Nûh oğullarının yurduna ölüm selleri yürüttü.
Ey zâlimler! Eğer kazâ dîvânının Hâkimine, Hz.Resûl’ (S.A.V.) ün şeriâtına inanıyor ve bunlara
boyun eğiyorsanız bu işlerin sonunu anın, bu zûlümlerden tövbe edin. Bana amân verin ki;
Bu çocukları, bu kadınları gurbette ayak altında ezdirmeden, Habeş diyârı yönlerine veya
Anadolu’ya alıp gideyim. Bu Arap adası ile Babil topraklarını size teslim edeyim. Eğer
muharebeden vazgeçme imkânı yoksa, bâri birer birer meydana gelin!”
Hz. Hüseyin’(R.Anh) in bu sözlerinden sonra, askerlerinin inançlarını değiştireceğini anlayan
Yezîd ordusunun başındakiler;
___“Ey Hüseyin! Bizim savaşımız Yezîd’in emriyledir. Senin kurtuluşun ona biat etmektir.
Ya kabul edip biat edersin, ya ölüme boyun eğersin!”
Dediler. Sonra ok atıcılara şu emri verdiler:
___“Hüseyin’i göz açtırmadan ok yağmuruna tutun!”
Askerler de Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in üzerine ok yağdırmaya başladılar.
Hz. Hüseyin (R.Anh) de meydanda dolaşıp;
___“Er istiyorum!”
Dedi ve karşısına çıkanları birer vuruşta öldürdü. Hz. Hüseyin (R.Anh) o sapık askerleri dağıttıktan
sonra, At’ını Dicle’ye sürüp, suya eriştirdi. Bir yudum su içip hararetini söndürmek istedi.
Ama kadınların ve çocukların susayışlarını hatırlayarak, su içmedi.
Sonunda düşman askerinin hücumları ile Hz. Hüseyin’(R.Anh)i yaraladılar. Hz. Hüseyin (R.Anh) birçok
yara almıştı, yaraların çokluğundan ve susuzluktan güçsüz düşmüştü. Ömer İbn-i Sa’d
Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in bu halini görünce öldürülmesini istedi.
Hz. Hüseyin (R.Anh) yere düştüğü zaman Sa’d oğlu Ömer’in emriyle bir vuruşcu Hz. Hüseyin’ (R.Anh) i
öldürmeye gitti. O zaman Hz. Hüseyin (R.Anh), kendisini öldürmeye gelen bu kişiye;
___“Ey fukara!” dedi; “Beni öldürecek adam sen değilsin. Bu kötü işe çalışma ki, yazıktır.
Sonra cehennem ateşine uğrarsın.”
Deyince, O adam ağlayarak;
___“Ey Rasûlullah’ (S.A.V.) ın oğlu! Bu halde iken bile bize hâlâ acıyorsun. Hak ehli
olduğuna şüphem kalmadı!”
Dedi ve elindeki kılıcı, korkusuzca geriye dönerek, Sa’d oğlu Ömer’e fırlattı. Ömer’in
adamları koştular, kılıcın ona vurmasına engel oldular ve daha sonra o adamı yaraladılar.
O da yaralı bedeniyle, Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in yanına geldi;
___“Ey İmâm Hüseyin (R.Anh), senin için beni şehîd ediyorlar!” Dedi.
Hz.Hüseyin (R.Anh) de;
___“Mücâhidlerin ameli kaybolmaz!”
Dedi. Sonra o kişiyi şehîd ettiler.
SAYFA 10.000 KAREKTERDEN FAZLA ALMADIĞI İÇİN,
ESERİ İKİ BÖLÜM HALİNE GETİRMEK ZORUNDA KALDIM.
OZAN İLO
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
İbrahim, uğrunda, eylendi fedâ,
Habibullâh şöyle, eylerdi nidâ;
"Göklerin ve yerin süsü Hüseyin!"
Kerbelâ mazlumu, ser-i Şühedâ!
Habibin gözünün, nûru Şühedâ!
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
Allah (c.c), Kur’ân-ı Kerim’de, Ehl-i Beyt’e, meâlen buyuruyor ki:
"Allah (c.c), sizlerden rics’i, (yani kusur ve kirleri) gidermek
istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor."
Bu âyet-i kerime gelince, Ashab-ı Kirâm (R.Anhüm) sordular:
- Ya ResulAllah (S.A.V.), Ehl-i Beyt kimlerdir?
O esnada, Hz. Ali (K.V) geldi. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz onu mübârek hırkasının
altına aldılar. Fatıma tüz Zehra (R.Anha) da geldi. Onu da yanına aldılar. Hz. Hasan (R.Anh)
geldi. Onu da bir yanına, sonra gelen Hz. Hüseyin’i (R.Anh) de öbür tarafına alarak
buyurdular ki:
- İşte bunlar, benim Ehl-i Beytimdir.
Bu âyet-i kerime ve ilgili hadis-i şerifler, Resulullah’(S.A.V.) ın iki mübârek torununu
sevmenin şart olduğunu belirtmektedir.
Hz. Hüseyin(R.Anh) buyurdu ki:
"Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Übey bin Kâb da orada idi. Bana;
___"Merhaba, ey Ebu Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü"
Diye hitâp ettiler. Übey bin Kâb hazretleri dedi ki:
___"Ya ResulAllah (S.A.V.), Gökler ve yer için, senden başka süs var mıdır?"
Resulullah (S.A.V.) bunun üzerine buyurdular ki:
___"Beni insanlara Peygamber (S.A.V.) olarak gönderen Allah (c.c)ü teâlânın hakkı için,
Hüseyin bin Ali (R.Anh), yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyade süs, göklerin tabakalarıdır."
...
Birgün Hz. Hüseyin (R.Anh), Resulullah (S.A.V.) Efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu.
Hava yağmurlu idi. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz duâ buyurdu. Hz. Hüseyin (R.Anh) eve gidinceye kadar,
yağmur ara verdi.
...
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, Hz. Hüseyin(R.Anh) i sağ dizine, oğlu İbrahimi sol dizine aldı.
Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:
___"Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç!"
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz buyurdu ki:
___"Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali’nin ve Fatıma’nın da canları
yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne
tercih ediyorum."
Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti.
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, Hz. Hüseyin (R.Anh) yanına her gelişinde, onu öper ve buyururdu ki:
___"Selamet ve saadet o kimseye ki, oğlum İbrahim’i ona fedâ ettim."
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
Katlin dileyene, merhâmet etti,
Rıfk ile konuştu, nasihât etti,
Hakk, hidâyetine vesile etti;
Kerbelâ mazlumu, ser-i Şühedâ!
Habibin gözünün, nûru Şühedâ!
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%&%%%%
************************************************
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
************************************************
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
************************************************
...
Hz.Hüseyin (R.Anh), vasiyetlerini tamamladıktan ve emanetleri oğluna teslim ettikten sonra
savaş elbiselerini giyindi ve “Ehl-i Beyt’e”;
___“Allah’(c.c) a ısmarladık”
Diyerek meydana yürüdü ve dedi ki;
___ “Ben Rasûlullah’ (S.A.V.) ın oğluyum, ben Allah’(c.c) ın velîsi Ali Murtazâ’nın evlâdıyım.”
Daha sonra o zâlimler topluluğuna son bir defa söz söyleyerek;
___“Ey zâlim kavim? Ey gaddar topluluk! O yüce Allah’(c.c) ın kahredici kahrından çekinin ki;
Firavun’un tayfasını Nil ırmağının selleri içinde boğdu. Fil ashâbının askerini Ebabil
kuşlarının hücumu ile mağlup etti. Korkun o Allah’(c.c) tan ki; o Cebbar’ (c.c) ın gazabından ki,
Lût kavmi âsilerinin şehrini darmadağın etti. Nûh oğullarının yurduna ölüm selleri yürüttü.
Ey zâlimler! Eğer kazâ dîvânının Hâkimine, Hz.Resûl’ (S.A.V.) ün şeriâtına inanıyor ve bunlara
boyun eğiyorsanız bu işlerin sonunu anın, bu zûlümlerden tövbe edin. Bana amân verin ki;
Bu çocukları, bu kadınları gurbette ayak altında ezdirmeden, Habeş diyârı yönlerine veya
Anadolu’ya alıp gideyim. Bu Arap adası ile Babil topraklarını size teslim edeyim. Eğer
muharebeden vazgeçme imkânı yoksa, bâri birer birer meydana gelin!”
Hz. Hüseyin’(R.Anh) in bu sözlerinden sonra, askerlerinin inançlarını değiştireceğini anlayan
Yezîd ordusunun başındakiler;
___“Ey Hüseyin! Bizim savaşımız Yezîd’in emriyledir. Senin kurtuluşun ona biat etmektir.
Ya kabul edip biat edersin, ya ölüme boyun eğersin!”
Dediler. Sonra ok atıcılara şu emri verdiler:
___“Hüseyin’i göz açtırmadan ok yağmuruna tutun!”
Askerler de Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in üzerine ok yağdırmaya başladılar.
Hz. Hüseyin (R.Anh) de meydanda dolaşıp;
___“Er istiyorum!”
Dedi ve karşısına çıkanları birer vuruşta öldürdü. Hz. Hüseyin (R.Anh) o sapık askerleri dağıttıktan
sonra, At’ını Dicle’ye sürüp, suya eriştirdi. Bir yudum su içip hararetini söndürmek istedi.
Ama kadınların ve çocukların susayışlarını hatırlayarak, su içmedi.
Sonunda düşman askerinin hücumları ile Hz. Hüseyin’(R.Anh)i yaraladılar. Hz. Hüseyin (R.Anh) birçok
yara almıştı, yaraların çokluğundan ve susuzluktan güçsüz düşmüştü. Ömer İbn-i Sa’d
Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in bu halini görünce öldürülmesini istedi.
Hz. Hüseyin (R.Anh) yere düştüğü zaman Sa’d oğlu Ömer’in emriyle bir vuruşcu Hz. Hüseyin’ (R.Anh) i
öldürmeye gitti. O zaman Hz. Hüseyin (R.Anh), kendisini öldürmeye gelen bu kişiye;
___“Ey fukara!” dedi; “Beni öldürecek adam sen değilsin. Bu kötü işe çalışma ki, yazıktır.
Sonra cehennem ateşine uğrarsın.”
Deyince, O adam ağlayarak;
___“Ey Rasûlullah’ (S.A.V.) ın oğlu! Bu halde iken bile bize hâlâ acıyorsun. Hak ehli
olduğuna şüphem kalmadı!”
Dedi ve elindeki kılıcı, korkusuzca geriye dönerek, Sa’d oğlu Ömer’e fırlattı. Ömer’in
adamları koştular, kılıcın ona vurmasına engel oldular ve daha sonra o adamı yaraladılar.
O da yaralı bedeniyle, Hz. Hüseyin’ (R.Anh) in yanına geldi;
___“Ey İmâm Hüseyin (R.Anh), senin için beni şehîd ediyorlar!” Dedi.
Hz.Hüseyin (R.Anh) de;
___“Mücâhidlerin ameli kaybolmaz!”
Dedi. Sonra o kişiyi şehîd ettiler.
SAYFA 10.000 KAREKTERDEN FAZLA ALMADIĞI İÇİN,
ESERİ İKİ BÖLÜM HALİNE GETİRMEK ZORUNDA KALDIM.
OZAN İLO