PDA

: İnanç sistemi olarak Alevilik


Jiyan_û_hevî
23-10-2008, 07:27 AM
Ortadoğu coğrafyasının en önemli özgünlüklerinden biri, çokkültürlü bir yapısı olmasıdır. Bu özgünlük, aslında artı bir değer olması gerekirken, devletçi zihniyetin otoriter anlayışı yüzünden azap haline gelebiliyor. Çünkü devletin belirli bir kesimin/ulusun elinde olması, diğer halklara karşı baskı/zor kullanmasına sebep oluyor. Ortadoğu'nun çokkültürlü yapısında yeri olan Alevilik, birçok devletin içindeki halkları belirli oranda etkilemiş, yaşamlarını değiştirmiş bulunmaktadır. Devletlerin, bu inanç karşısındaki tutumu, ya bu inancı ret etme ya da İran'da olduğu gibi, bir politik sistem haline getirme olmuştur.

Ortadoğu'nun kendisine has olan kültürel yapısı, egemenlerin korkulu rüyası olmaktadır. Oluşturdukları sistemin kaygan bir yapısı olduğu için, hakim olan düşünce/inanç biçimini aşırılaştırarak, diğer inanç/düşünce sistemleri üzerinde tahakküm kurmasına sebep oluyor. Bu devlet(ler)in dinsel çalışmalarda çok ince politikalar üretmelerini de sağlıyor. Örneğin, son günlerde Türkiye'de devletinin hakim olduğu dinsel düşünce sistemi, (hakim olan ılımlı-islam/siyasal İslam sayesinde) ülke içerisinde bulunan, diğer dinlere 'ince asimilasyon' politikası diyebileceğimiz siyaseti uygulamaktadır. Devletin 80 yıllık pratiği, uygulanan baskının ne şekilde olduğunu gösteriyor. Özellikle 50'li yıllardan itibaren, gerçekleştirilen politikalar tam olarak, Türk-İslam sentezine dayalıdır. Çünkü, genç cumhuriyetin İslam'la olan ilişkisi hiçbir zaman kopartılamamıştır. Laisizm güç olamamış diyebiliriz. Buna dayalı olarak yeni bir siyasal anlayışı geliştirerek, hem devlete bağlı 'yurttaş'ları oluşturma, hem de din yönünden denetim altında bulundurabileceği bir sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. Fakat isyanlar ve denetim dışı örgütlenmeler bu anlayışı ters-yüz etmiştir.

Alevilik birçok araştırmacıyı çekmekte, birçok yazarı ve okuru, bu inanç biçimi üzerinde düşünmesine yol açmıştır. Araştırmacılar, genel anlamda Alevilik üzerinde fikir birliğini sağlayamamıştır. Bu aslında Alevilik açısından bir sorun değil, bilakis Alevilik inancının çok katmanlı, çokkültürlü topluluklarda vücut bulunduğunun göstergesidir. Evet birçok halkın kendi değerlerini Alevilikle özdeşleştirdiği bir gerçek. Fakat bunu sorun olarak görmek, ayrı bir yanılgı değil midir? Temel anlamda Aleviliğin, belirli bir ulusta vücut bulduğunu söylemek doğru mudur? Cevap, tabii ki hayırdır. Çünkü, Alevilik, Ortadoğu'nun geniş coğrafyasına yayılmış, ezilenlerin, yoksulların umudu haline gelmiştir. Haliyle, Aleviliği belirli bir 'dinin' egemenliği/mezhebi olarak görmek yanılgıdan ibarettir. Örneğin, Aleviliğin İslamiyet'in dogmatizmine karşı özgürlük çıkışı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, Muhammed'den sonra halifelik kurumunun otoriter zihniyetine karşı Ali ve Ali'nin yolundan gidenlerin özgürlükçü duruşu ortadadır.

İslamiyet'in dönemin köleci-feodal yaşamına karşı başlattığı, isyancı ruh birçok ulusu etkilemiş, Ortadoğu'da aydınlanmayı yaşatarak, ilerici bir rol oynamıştır. Fakat birçok düşünce/inanç sisteminin yaşadığı temel sorunlardan biri olan, dogmatizmin, İslam'la buluşması çok geç olmamıştır. İslam'ın yayıldığı uluslarda, farklı yorumlama biçimleri oluşmuştur. Tabi ki, bir çok ulusu etkisine alan İslamiyet, kurumsal niteliğe sahip olarak, devletleşmeyi sağlamıştır. Devletleşmeyle birlikte, baskı, zor, ötekileştirme had safhaya ulaşmıştır. İslam'ın siyasal kimliğe bürünmesinden sonra, özgürlükçü rolü de kaybolmaya yüz tutmuştur. İktidarını koruma iç güdüsüyle, hakim olan Sunni mezhebi, İslamiyet'i farklı yorumlayan kesimlere karşı zora başvurmaktan asla çekinmemiştir.

Türkiye'de şuan da iktidar olan AKP zihniyetinin, Alevilik üzerinde uyguladığı sistemli politikalar, aslında 80 yıllık devletin uyguladığı politikalardan pek farksız değildir. AKP'nin gelmiş olduğu siyasal çizgi, bunun net göstergesidir. Sistemli bir şekilde Aleviler üzerinde tahakküm kurmaya çalışan AKP'nin politikaları, 80'li yıllarda Kenan Evren'in, hız verdiği Türk-İslam sentezinden başka bir şey değildir. Örneğin, birçok siyasal akımda olan, savruldukça dökülen 'Alevi' Reha Çamuroğlu'nun, -Aleviler üzerinde etkisi olmamasına rağmen-, Erdoğan'ın danışmanlığına getirilerek, sözüm ona Alevileri etkilemeye çalışmıştır. Ama balık baştan kokar. Çünkü uyguladıkları politikalar, birkaç 'dede'lerin dışında kimseyi etkilememiş, hatta büyük tepkiye yol açmıştır. En sonunda, etkili olamayacağını anlayan 'alevi' Reha, danışmanlıktan istifa etmiştir.

Türkiye'de Türk-İslam sentezinin getirdiği siyasal baskı, özelde Alevilere, genel de ise tüm muhalif hareketlerine karşıdır. Ülkede 1980'den beridir şiddetli bir şekilde uygulanan politikalar, belirli 'Alevi dede'lerini de etkileyerek, bu anlayış içerisinde eritmeye çalışmaktadır. Bu anlayışı sürdüren, kurumlar, Aleviliğin özünü kirletmeye, özgürlükçü, her türlü otoriter anlayışa karşı yükselttiği sesi boğmaya çalışmaktadır. Bu anlayış, özgürlükçü Alevilerce 'düşkün'lük olarak nitelendirilmektedir.

Aleviler, baskı ve zulme karşı direnmeyi, erdemlilik olarak kabul etmektedir. Baskı varsa direnişte vardır. İşte bu anlayış, Alevilerin en büyük kurallarından biridir. Osmanlıdan günümüze, her türlü katliamları yaşamış Aleviler, muhalif olmayı, sistemle uyuşmamayı büyük bir yücelik olarak kabul etmiştir. Dersimde, Sivas'ta, bunu tüm egemenlere göstermişlerdir. Net olarak diyebiliriz ki, Aleviliğin İslamiyet'e yaptığı en büyük katkı, eşitlikçi, özgürlükçü anlayıştır.

SERKAN AKTAŞ

Gündem

Gevrenci
23-10-2008, 07:49 AM
Aleviliği benimseyen milletler hangileridir?

Hünkar Bektaş Veli'nin, Pir Sultan Abdal'ın, Şah İsmail'in, Seyyid Nesimi'nin ve onlarca Alevi halk önderi ve pirlerinin şiirleri neden Türkçe?

Cumhuriyet bizlere Alevi olduğumuzu açıkça söyleme hakkı tanıdı. Siyaset erbabının türlü oyunlarını 80 yıllık Cumhuriyet'e yamamak amalık olur.

Aleviler baskılara boyun eğmez yapısı gereği. Silah alıp dağa da çıkmazlar. Her türlü haklarını siyasal ve hukuksal zeminde ararlar.

Kandemir
23-10-2008, 08:02 AM
Bu makaleyi yazan kişi Alevi mi?

Çünkü, Muhammed'den sonra halifelik kurumunun otoriter zihniyetine karşı Ali ve Ali'nin yolundan gidenlerin özgürlükçü duruşu ortadadır.

Ne o öyle Muhammed'den, Ali'den bahsediyor. Sanki onlarla beraber askerlik yapmış. İnsan en azından Hazreti Muhammed, Hazreti Ali diye yazabilirdi.

Gevrenci
23-10-2008, 08:15 AM
Bu makaleyi yazan kişi Alevi mi?



Ne o öyle Muhammed'den, Ali'den bahsediyor. Sanki onlarla beraber askerlik yapmış. İnsan en azından Hazreti Muhammed, Hazreti Ali diye yazabilirdi.

Terör örgütünün web sitesinden alınmış bir yazı. Yazının hemen yanında semah sırasında fotoğrafı çekilmiş bir bacımız var.

O'nu ve terör örgütünü aynı yerde görmek sanırım bu bacımızın bile midesini bulandırırdı.

Jiyan_û_hevî
23-10-2008, 08:18 AM
Terör örgütünün web sitesinden alınmış bir yazı. Yazının hemen yanında semah sırasında fotoğrafı çekilmiş bir bacımız var.

O'nu ve terör örgütünü aynı yerde görmek sanırım bu bacımızın bile midesini bulandırırdı.


ee baska söyliyecek bişeyin yokmu yazda gülelim biraz. hadi...=)

Gevrenci
23-10-2008, 08:24 AM
Hünkar Bektaş Veli'nin, Pir Sultan Abdal'ın, Şah İsmail'in, Seyyid Nesimi'nin ve onlarca Alevi halk önderi ve pirlerinin şiirleri neden öz Türkçe?

Sen kem-küm bu soruya cevap vermeye çalışırken ben sana çok gülücem ;)

mirseyit
23-10-2008, 09:28 AM
bu saydığn kişilerin yapıtlarının türkçe olmasında çokmu büyük bir önem vardırki vurguluyorsun. sanki çinli bir alevi varda özellikle türkçe yapıt sunmuş ortaya sende ballandıra ballandıra sormuşsun. türkçeyi özellikle seçmişler gibi vurguluyorsun ama öyle değil. yaşadıkları coğrafyayla alakalı bir durum.
bu arada sana aleviliğini 85 yıldır açıkça söyleme fırsatı tanıyan devlet tam olarak nerde. keşke burasıda orası gibi olsa da geçmişinde devlet eliyle yapılan alevi katliamlarını barındırmasa.

masjaron
23-10-2008, 11:50 AM
bu saydığn kişilerin yapıtlarının türkçe olmasında çokmu büyük bir önem vardırki vurguluyorsun. sanki çinli bir alevi varda özellikle türkçe yapıt sunmuş ortaya sende ballandıra ballandıra sormuşsun. türkçeyi özellikle seçmişler gibi vurguluyorsun ama öyle değil. yaşadıkları coğrafyayla alakalı bir durum.
bu arada sana aleviliğini 85 yıldır açıkça söyleme fırsatı tanıyan devlet tam olarak nerde. keşke burasıda orası gibi olsa da geçmişinde devlet eliyle yapılan alevi katliamlarını barındırmasa.

inkar ediyorlar...
devlet katliam yapmamışki.. yöneticiler yapmış..
sistemle nasıl işbirliği yapacaklarını şaşırmışlar..

Batıni
23-10-2008, 11:54 AM
Canlar, bir karşıi karşıya gelmeğin.. konuya yorum lütfen..
İdoleji Aleviliğimizi geçti resmen olucak şeymi bu..

Demir02
09-12-2008, 09:46 PM
merhaba benim merak ettigim bir konu bazi alevilere gore alevilikte namaz var diyorlar bu gercekten varmidir

Realist
10-12-2008, 01:16 AM
inkar ediyorlar...
devlet katliam yapmamışki.. yöneticiler yapmış..
sistemle nasıl işbirliği yapacaklarını şaşırmışlar..

cano cumhuriyet bir sitemdir, envrensel manası vardır

cumhuriyet evrensel bir manaya sahiptir, mesele sistemden kaynaklanmaz çünkü sistem dediğimiz iş canlı bir aygıt değildir

laiklik cumhuriyet değerlerindendir ama bunu halkın ne kadar anladığından tut, yöneticilerin ne kadar benimsediklerine kadar gider

anayasa, cumhuriyet, insanların vatandaş sıfatıyla kanunlar önünde eşit olduğunu,dil, din,cinsiyet, ırk, mezhep ayrımı gözetilmeksizin eşit olduğunu vurgular

sistemden sorun yok, iş bu sistemin koltuklarını ele geçiren güç gruplarındadır


sisteme düşman olanın cumhuriyetle sorunu var demektir, böyle bir sorun olduğu zaman alternatif sunabilmelidir

cumhuriyeti reddedenler neyi isteyecek?

monarşi?

aşiretçiliği?

imparatorluk?

din otoritesi?


cumhuriyet evrensel kabul görmüş ve benimsenmiş bir sistemdir, cumhuriyetin, yani sistemin kendi başına bir suçu yok, iş koltukları işgal eden kafa yapılarındadır


Türkiyede vatandaşlık olgusu daha tam oturmamış bir evredeyiz, mesele bu bölünmüşlükten, ortak paydada buluşamamadan kaynaklanıyor

ortak paydada buluşamamak da daha büyüklere yarıyor, ki bölünmüş bir Türkiye emperyalizme daha kolay lokmadır

erenbey
16-12-2008, 10:55 PM
Aleviliği benimseyen milletler hangileridir?

Hünkar Bektaş Veli'nin, Pir Sultan Abdal'ın, Şah İsmail'in, Seyyid Nesimi'nin ve onlarca Alevi halk önderi ve pirlerinin şiirleri neden Türkçe?

Cumhuriyet bizlere Alevi olduğumuzu açıkça söyleme hakkı tanıdı. Siyaset erbabının türlü oyunlarını 80 yıllık Cumhuriyet'e yamamak amalık olur.

Aleviler baskılara boyun eğmez yapısı gereği. Silah alıp dağa da çıkmazlar. Her türlü haklarını siyasal ve hukuksal zeminde ararlar.

Aslında her ne hikmetse cumhuriyet kurulduktan sonda sadece aleviler değil, islama muhalif olan her güruh kendisini ifade özgürlüğü kazandı, ama gerçek müslümanlar bu özgürlükten nasiplenemedi, mesela dini inancından dolayı tesettür içersinde olan bir bayanın okuma ilim tahsili gibi bir hakkı olamıyor, bunun gibi bir çok örnekler mevcut.

Realist
16-12-2008, 11:19 PM
Aslında her ne hikmetse cumhuriyet kurulduktan sonda sadece aleviler değil, islama muhalif olan her güruh kendisini ifade özgürlüğü kazandı, ama gerçek müslümanlar bu özgürlükten nasiplenemedi, mesela dini inancından dolayı tesettür içersinde olan bir bayanın okuma ilim tahsili gibi bir hakkı olamıyor, bunun gibi bir çok örnekler mevcut.

mesela dini inancından dolayı tesettür içersinde olan bir bayanın

bu hangi din ki?

İslam ise Kuranda yer alması lazım Allahın emri değil mi?

bildirsene bana nerde yazıyor :" saçların görünmesi günah, böyle yapanlar cehenneme gider" diyen ayet?

her bir mekanın gerekelri vardır öle olmasa kara çarşaflılar da girer, hatta nüdizmi savunanlar da

havuza girecek olan bile o ortamın şartlarına uyma gereğine bağlı


saçların günah olması, gizlenmesi, tek bir kılının bile görünmesini cehneme süürkleyeceği iddiası sünniliğin başka bir şirk örneklerinden

ve tüm öenm verdiğiniz hadisçilere göre kadınalrınızın tek başına sokağa çıkması bile yasak iken, evde oturup nakış alışması gerekiyorken, işinize gelan hak gelmeyeni gözünüz görmüyor nedense


Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.

İmamı Gazali-Kimyayı Saadet sayfa:178
İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420

kapının önüne bile oturması sakıncalı görünmüş


Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:

1-Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,

2-Hiç çıkmamış gibi davrana,

3-Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,

4-Kalabalığa karışmaya,

5-Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,

6-Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,

7-İşini bir an önce bitirip evine döne,

İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290

din zanettiğiniz iş hadisçilerin işi, mezhep kurucularınızın işi, önemli olan hangi kulp ile geldiğinizdir


cumhuriyet en azından kadınlarınıza normal ve değrli bir insna olabilme şansı tanıdı


Alıntı:
AĞZINDA ÇAKIL TAŞIYLA KONUŞMA

Bırakın kadın erkek Müslümanlar’ın arkadaşlık etmesini; haremlik selamlıkla, kadınlar erkeklerden tamamen soyutlanmış ve kendi aralarında konuşan kadınların sesinin bile erkekler tarafından duyulmaması gerektiği söylenmiştir.

Bu arada çok zaruret olursa kadının ağzına çakıl taşı alıp sesi tanınmadan erkeklere -o da zaruret miktarı- bir şeyler söyleyebileceği izahını yapan daha insaflılar(!) da vardır.


işte kadınalrın inancınızdaki yeri, ağızlarına Allahın emridir edeyip çakıl taşı ile konuşturursunuz


lıntı:
Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın, uygulayın!

Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır.
Hatta bazı izahlara göre kadının sesinin duyulması da haramdır.
Peki başörtülü kızları üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz? Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz!

kızlarınızı harama mı yollamak için çırpınıyorsunuz:)


Allah kimseyi şaşırtmasın