PDA

: Kur'an-ý Kerim ve Ehlibeyt..


Sürgün_24
11-09-2006, 06:25 AM
KUR'AN-I KERÝM VE EHL-Ý BEYT

» Ahzâb Sûresi’nin 33. âyeti:
“Ýnnemâ yüriydullahü liyüzhibe ankümürricse ehlelbeyti ve yütahhireküm tathiyrâ”
Meâli: “Ey «Ehl-i Beyt», Allah sizden günahý, her türlü fenalýklarý ve kötülükleri giderip sizi kemâl üzre tertemiz tathir etmek ve pâk kýlmak murad eder.”
Açýklama: Bu âyet-i kerîme nâzil olduðunda, Hz.Peygamber zevcelerinden Ümmü Seleme’nin evinde idi. Hz.Muhammed; Hz.Ali, Hz.Fâtýma, Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin’i çaðýrdý, onlarý örtündüðü abasýnýn altýna aldý ve “Allah’ým, iþte bunlar benim «Ehl-i Beyt’im» dir” buyurmuþlardýr.

» Ahzâb Sûresi’nin 56. âyeti:
“Ýnnallâhe ve melâiketehü yusallûne alennebiyy, yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû tesliymâ”
Meâli: “Þüphe yok ki Allah ve melâikesi Peygamber’e selâvat getirirler. Ey îman edenler! Siz de O’na selâvat getirin; selâm getirin.”
Açýklama: Kendilerinden; “Sana nasýl selâvat edelim” diye sorduklarýnda Hz.Peygamber; “Allahümme salli Alâ Muhammedin ve Alâ Âl-i Muhammed” deyin buyurmuþlardýr.
Þu halde, Allah ve Peygamber’in emriyle Peygamber’e selât ve selâm verilirken Âl-i’ne; Ali, Fâtýma, Hasan ve Hüseyin’e de selât ve selâm veriliyor.

» Âl-i Ýmran Sûresi’nin 61. âyeti:
“Femen hacceke fiyhi min ba’di mâ câeke minel’ilmi fekul te’âlev,ned’u ebnâenâ ve ebnâeküm ve nisâena ve nisâeküm ve enfüsenâ ve enfüseküm sümme nebtehil fenec’al la’netallahi alelkâzibiyn”
Meâli: “Sana ilim vâsýl olduktan sonra ÃŽsâ hakkýnda her kim sana karþý çene çalarsa onlara dersin: Gelin oðullarýmýzý, oðullarýnýzý;kadýnlarýmýzý, kadýnlarýnýzý çaðýralým siz de gelin biz de gelelim sonra lânetleþelim, Allah’ýn lâneti yalancýlara olsun, diye niyaz edelim.”
Açýklama: Bu âyet “Ehl-i Beyt” hakkýnda nâzil olmuþtur. Kitap ehlinin vergi vererek dinlerinde kalabilecekleri teþri edilmiþ ve Ýslâm iktidarý altýndaki kitap ehlinin hepsi de buna râzý olmuþtu. Ancak Necran Hýristiyanlarý, buna râzý olmamýþlardý.

Bunlarýn içlerinde Ebû Hârise adlý bilgili bir keþiþ de vardý. Hz.Peygamber’e; Hz.ÃŽsâ Peygamber ile ilgili sorular sordular ve “Biz senin Peygamberliðine inanmýyoruz bize bunu ispat et” dediklerinde, yukarýdaki âyet-i kerîme nâzil olmuþtur.

Bunun üzerine Hz.Muhammed, Necran Hýristiyanlarýna hitaben:

“Her ne kadar size hüccet(delil) getirdim ise siz inat ettiniz ve nizâyý artýrdýnýz” diyerek onlarý mübâheleye, yani bir araya gelip Allah’ýn lânetini yalancýya havale etmeye çaðýrdý. O gün mühlet istediler, ertesi güne býrakalým bu iþi dediler. Ýçlerinden, Ebû Harise adlý keþiþ onlara; “Muhammed yarýn «Ehl-i Beyt’i» ile gelirse, sakýn onunla mübâheleye giriþmeyin; ashâbýyla gelirse mübâheleye giriþin” dedi.

Ertesi günü, mübâhele yerine geldiler. Hz.Muhammed; Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin önlerinde, Hz.Fâtýma arkalarýnda olduðu ve Hz.Ali’nin elini tuttuðu halde teþrif buyurdular. Necranlýlar da aralarýnda oðullarýnýn ve kadýnlarýnýn da bulunduðu, yetmiþ kiþiyle gelmiþlerdi.

Ebû Hârise, tercümanlarýna;

“Muhammed’le beraber gelenlerin kimler olduklarýný” sordu. Kýzý Fâtýma, dâmâdý Ali, onlarýn iki oðlu Hasan ve Hüseyin olduðunu anlayýnca, taifesine dönüp; “Bakýn görün dedi, nasýl kendisinden emin; bir þüphesi, bir tereddüdü olsaydý bunlarla gelmez, mübâheleye cesaret edemezdi. Kayser’den korkmasaydýk îman ederdik; mübâheleye kalkýþmayalým; yoksa yeryüzünde su içer bir tek Hýristiyan kalmaz” demiþ ve “Mübâheleye giriþmeyeceklerini” söyleyip, vergi vermeye râzý olmuþlardýr.

» Bakara Sûresi’nin 274. âyeti:
“Elleziyne yünfikuüne emvâlehüm billeyli vennehâri sýrren ve alâniyeten felehüm ecrühüm inde rabbihim, ve lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.”
Meâli: “Gece, gündüz, gizli, âþikâr olarak mallarýný harceden kimselerin Rableri yanýnda mükâfatlarý vardýr; onlar için korku yoktur, onlar mahzûn da olmazlar.”
Açýklama: Bu âyet-i kerîme Hz.Ali hakkýnda nâzil olmuþtur. Dört dirhemi varsa birini sýrren, birini alenen, birini gece karanlýkta ve birini de gündüz aydýnlýkta verirdi.

Hz.Muhammed:
“Niçin böyle verirdin?” diye sorduklarýnda:
Hz.Ali:
“Þâyet, biri kabul olur ümidiyle…” diye cevap verdi.

» Maide Sûresi’nin 55. âyeti:
“Ýnnemâ veliyyikümullâhü ve resûlühü velleziyne âmenülleziyne yukýymûnessalâte ve yü’tûnezzekâte ve hüm râki’ûn”
Meâli: “Sizin yârýnýz, iþinizi gören ancak Allah’týr, Peygamberidir, namazý dosdoðru kýlan, zekât veren, rükûda bulunan mü’minlerdir.”
Açýklama: Bu âyet-i kerîmenin Hz.Ali hakkýnda nâzil olduðunu, tefsirciler hem de Hz.Resûlullah’ýn duâsý ile beraber aynen yazmýþlardýr. Bu âyetin nâzil olmasýna sebep olan olayý Ebû Zer-Gaffari Hazretleri þöyle anlatýr:
“Bir gün, mescide giren bir muhtaç kiþi, Yâ Rabbî þâhid ol! Resûlullah’ýn mescidine geldim, þey’en lill’âh(yardým) istedim kimse bana bir þey vermedi” diye yakýndý.

Hz.Ali namaz kýlýyordu ve rükû da idi. Yoksula serçe parmaðýndaki yüzüðünü almasý için iþaret etti ve elini uzattý o da sevinerek yüzüðü çýkarýp aldý. Bu durumu Resûlullah bakýþlarýyla izliyordu. Bakýþlarýndaki hâli, orada bulunan sahâbelere bir heyecan vermiþti.

Bundan duygulanan Hz.Muhammed mübarek ellerini kaldýrarak:

“Allah’ým! Kardeþim Mûsâ, birlik makamýndan; «Yâ Rabb! Meþakkete tahammül için göðsümü aç, Firavun’a karþý iþimi kolaylaþtýr. Dilimden düðümü çöz ki, sözümü anlasýnlar. Bana ailemden birini, kardeþim Harun’u vezir yap da onunla arkamý kavi kýl. Onu iþimde bana ortak yap. Þunun için ki seni çok tesbih edelim, seni çok analým»” diye yalvardý. (Tâ-Hâ 25-34. âyetler)
Ve “Allah’ým!Ben de Peygamberin Muhammedim. Benimde göðsümde geniþlik ver, iþimi kolaylaþtýr, bana da ehlimden Ali’yi vezir yap ve bununla güçlendir beni” diye duâ etti.

Henüz sözlerini bitirmeden Cebrâil nâzil oldu:

“Yâ Muhammed! Ýnnemâ veliyyikümullâhü ve resûlühü” âyetini oku dedi. Maide Sûresi’nin 55. âyeti bunun için nâzil olmuþtur.

Allah’ýn emirlerine uyarak Hz.Ali’nin halîfe tayin edilmesi Kur’ân buyruðudur.

» Ýnsan (Dehr) Sûresi'nin 8 ve 9. âyetleri :
“(8) Ve yut’ýmûnettâ’âme alâ hubbihi miskiynen ve yetiymen ve esiyrâ. (9) Ýnnemâ nut’ýmüküm livechillâhi lâ nüriydü minküm cezâen ve lâ þükûrâ.”
Meâli: “(8) Onlarda taamýn azlýðý ve ihtiyaçlarý varken, Allahü Taâlâya muhabbetlerinden dolayý fakiri, yetimi ve esiri it’âm ederler. (9) Bu it’amýmýz size ancak livechillâhtýr. Sizden onun için mükâfat ve teþekkür murat etmeyiz.”
Açýklama : Bu âyet-i kerîmeler; Hz.Ali, Hz.Fatýma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin hakkýnda nâzil olmuþtur. Ýmâm-ý Hasan ve Ýmâm-ý Hüseyin bir gün hastalandýklarýnda, Hz.Peygamber ve ashâbýn ileri gelenleri onlarý ziyaret etmeye geldiler. Hz.Resûlullah, iki hazretin iyileþmeleri için Ýmâm-ý Ali’ye nezir tutmalarýný önerir. Ýmâm-ý Ali, bunun üzerine üç gün nezir olarak oruç tutmaya karar verir.

Orucun birinci gününde, arpadan yapýlmýþ ekmekler akþam namazýndan sonra sofraya konulduðunda, yoksul biri kapýya gelip; “Aç olduðunu söyleyerek bir þeyler ister”. Bunun üzerine hazýrlamýþ olduklarý ekmekleri o yoksula verip, su ile iftar ederler.

Ýkinci oruç gününün sonunda, iftar vaktinde kapýya bir yetim gelip; “Yiyecek bir þeyler ister.” Hazýrlamýþ olduklarý o ekmekleri yetime verip, o gün de su ile iftar ederler.

Üçüncü günün sonunda da ayný hazýrlýk yapýldýktan sonra, kapýya bir esir gelip; “Yiyecek bir þeyler ister.” Ona da hazýrlamýþ olduklarý ekmekleri verip, su ile iftar ederler.

Dördüncü gün olduðunda Ýmâm-ý Ali; Ýmâm Hasan ve Ýmâm Hüseyin’in ellerini tutarak Hz.Resûlullah’ýn huzûruna gider. Hz.Resûlullah, onlarýn bu durumlarýný gördüðünde aðladý ve o anda Cebrâil Aleyhisselâm’da, Kur’ân-ý Kerîm’in þu âyetini getirdi:

“Ýnne hâzâ kâne leküm cezâen ve kâne sa’yüküm meþkûrâ” (Ýnsan 22. âyet)
Meâli: Bütün bunlar mükâfat olarak size verilecek. Sa’yiniz hoþa gidecek, makbul olacak.

» Þûra Sûresi’nin 23. âyeti:
“Kul lâ es’eleküm aleyhi ecren illelmeveddete fiylkurbâ”
Meâli: “De ki; Risaletimin (Peygamberliðimin) tebliði hususunda, akrabamý (Ehl-i Beyt’imi) sevmenizden baþka hiçbir ücret istemiyorum.”
Açýklama: Bu âyet-i kerîme nâzil olduðunda, sahâbe suâl ettiler ki; “Yâ Resûlullah, meveddet buyurulmuþ bu kurbâ kimlerdir?”

Hz.Muhammed cevâben; “Ali, Fâtýma, Hasan ve Hüseyin” demiþlerdir.

aliekber
11-09-2006, 06:26 AM
Paylaþan yürek dert görmesin

Rojaazme
11-09-2006, 10:17 AM
--------------------------------------------------------------------------------

7)Asbað bin Nebate þöyle demektedir: “Kuranýn çeyreði Ehl-i Beyt’i kapsamaktadýr. Hz. Ali de Ehl-i Beyt’ in reisi konumundadýr. Yalnýz Hz. Ali için özel olarak inen ayetler üç yüzün üstündedir”.
Bu ayetlerden bazýlarý þunlardýr:
1- Velâyet Ayeti
“Sizin veliniz, ancak Allah, O’nun Resulü ve zikir ederken rüku halinde zekat veren müminlerdir. Kim Allah’ý, O’nun Resulü’nü ve sözü edilen müminleri veli edinirse, hiç þüphesiz, galip gelecek olanlar, Allah’ýn taraftarlarýdýr.”(Maide: 55-56)
2- Teblið Ayeti
“Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilen emri insanlara ilet. Eðer yapmazsan, O’nun elçiliðini yerine getirmemiþ olursun. Allah seni insanlardan korur...”(Maide: 67)
“Teblið Ayeti” diye bilinen bu ayet, Hz. Peygamber, Veda Haccý’ndan Medine’ye döndüðü zaman, Gadirhum’da nazil oldu. Hz. Muhammed, Cuhfe’ye vardýklarýnda “ Gadirhum” denilen yerde þöyle buyurdular:
“Benim Allah tarafýndan davet edilip de icabet etme zamanýn yaklaþmýþtýr. Þüphesiz ki, ben de sorumluyum, siz de sorumlusunuzdur. Öyleyse þimdi siz ne diyorsunuz?”
Ashab þöyle dediler: “Biz þahadet ediyoruz”.
Sonra Hz. Muhammed þöyle buyurdular:
“Siz, Allah’tan baþka bir ilah olmadýðýna, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduðuna, cennet ve cehennemin hak olduðuna þahadet ediyor musunuz?”
Ashab yeniden.”Þahadet ediyoruz.” dediler.
Hz. Muhammed: “Allah’ým, sen þahit ol.” Diyerek þöyle Buyurdular.
“Ey insanlar! Ben sizden önce (Kevser Havuzu baþýnda) hazýr olacaðým ve siz havuz baþýnda benim yanýma geleceksiniz. O havuzun geniþliði, Busra ile San’a arasý kadardýr. O havuzda, gökteki yýldýzlar kadar gümüþ kadehler vardýr. Orada, ben iki deðerli ve kýymetli emanetim hakkýnda sizi sorguya çekeceðim. O halde onlara karþý benden sonra nasýl davranacaðýnýza dikkat edin.”
Ashabdan biri: “Ya Resulullah! O iki deðerli emanetin nedir?” diye sordu.
Hz. Muhammed þöyle buyurdular: ‘Kuran ve Ehl-i Beytime ipine sým sýký sarýlýn. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrýlmadan bana ulaþacaktýr. Ehl-i Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular”
Hz. Muhammed sonra Hz. Ali’nin elinden tutup yukarýya kaldýrýp þöyle buyurdular:
“Ey insanlar! Allah benim mevlâmdýr, ben de sizin mevlânýzým ve ben kimin mevlâsý isem, Ali de onun mevlâsýdýr. Allah’ým, onu seveni sev, ona düþman olana düþman ol , ona yardým edene yardým et, onu yalnýz býrakaný yalnýz býrak, onu seveni sev, ona buðzedene buðzet.”
Ve peþinden buyurdular: “Allah’ým, þahit ol!”
Tam o sýrada ayet nazil oldu

Rojaazme
11-09-2006, 10:17 AM
“…..Bugün dininizi size kâmil ettim, size verdiðim nimetimi tamamladým ve Ýslâm’ý size din olarak beðendim.” (Maide: 3)
“(Ey Peygamber!) Sen ancak bir uyarýcýsýn ve her topluluk için bir hidayet önderi vardýr.” (Ra’d: 7)
Taberî, Fahr-i Razî ve Suyutî’den rivayet edilmiþtir:
“Hz. Muhammed elini göðsüne koyup þöyle buyurdu: “Benim vazifem uyarýp korkutmaktýr, ve her kavmin bir hidayet önderi vardýr.” Sora Hz. Ali’yi iþaret ederek þöyle buyurdu: “Hidayet önderi sensin ya Ali!
“Ýman etmiþ olan kimse, yoldan çýkmýþ olan kimse gibi olur mu hiç? Elbette bir olmazlar”. (Secde: 18)
Velid bin Ukbe’den aktarýldýðýna göre bu ayette ki “mümin”den maksat, Hz. Ali’dir.
“Acaba Rabbinden apaçýk bir delile sahip bulunan, onu yine ondan bir þahit izleyen (...) kimse mi (yalanlanacak)?”(Hûd: 17)
Bu ayette zikredilen “apaçýk bir delil”, Hz. Muhammed, “þahit” ise Hz. Ali’dir.
“... þüphesiz ki Allah onun (Peygamber’in) dostudur, Cebrail ve müminlerin salihi de...” (Tahrim: 4)
Gene bu ayette anýlan “müminlerin salihi”. Hz. Ali’dir.
“Belleyip kavrayan kulak da onu bellesin.” (Hakka: 12)
Hz. Muhammed, bu ayeti okuduktan sonra Hz. Ali’ye bakarak buyurur: “Allah’tan istedim kibubelleyip kavrayan kulak senin kulaðýn olsun.” Hz. Ali’de daha sonra þöyle der: “Hz. Peygamber’den duyduðum hiçbir þeyi unutmadým.”
“Þüphe yok ki Rahman, iman edenler ve iyi iþlerde bulunanlara karþý (gönüllerde) bir sevgi býrakacaktýr.” (Meryem: 96)
Hz. Muhammed, Hz. Ali’ye þöyle buyurur: “YaAli, de ki: Allah’ým, benim için kendi katýnda birahit kýl ve müminlerin kalbinde bana karþý bir sevgi býrak.”
“Ýman edenler ve iyi iþlerde bulunanlarsa, iþte onlardýr yaratýlmýþlarýn en hayýrlýlarý.” (Beyyine: 7)
Hz. Muhammed, þöyle buyurur: “Ya Ali! Ayette sözü edilen kiþiler, sen ve sana uyanlardýr.”
Hacýlara su daðýtmayý ve Mescid-i Haram’ý onarmayý, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenlerin imaný ile bir mi tutuyorsunuz?...” Tevbe: 19)
Burada Ýman edenden maksat, Hz. Ali’dir. Tevbe süresi indiðinde (Hicretin 9. yýlý) Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi “Hacýlara tebligatlarý bildirmeye elçi olarak tayin eder ve Hz. Ali orada Hacýlara 4 Maddelik bir teblikatta bulunur. Bunun bir anlaþma olup anlaþma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacaðýný beyan eder.
“Durdurun onlarý, onlar sorguya çekileceklerdir” (Saffat: 24)
Hz. Muhammed bu ayet için þöyle buyurur: “Onlar, Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorguya çekileceklerdir”
“Biz seni onlardan alýp götürsek de yine onlardan intikam alýrýz” “(Zuhruf: 41)
Hz. Muhammed bu ayet için deþöyle buyurur: “Bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkýnda indi. Kendisi benden sonra ahdi bozanlardan, adaletten sapýp zulmedenlerden ve dinden çýkanlardan intikam alacaktýr.
“Nihayet o gün (dünyada yararlandýðýnýz) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekasür: 8)
Ýmam Cafer Sadýk bu ayet için þöyle buyurur: “Nimetler, Emirül Müminin Ali bin Ebi Talib’ in velayetidir”.
“Allah gönüllerinde hastalýk olanlarýn kinlerini hiç meydana çýkarmayacak mý sandýlar, dileseydik biz sana onlarý gösterirdik, sen de onlarý yüzlerinden tanýrdýn, ant olsun ki sen onlarý sözlerinden tanýrdýn” (Muhammed: 29-30)
Bu ayette de Hz. Ali’ye kini olanlar kast edilmektedir.
“Senden önce de, kendilerine vahyettiðimiz kiþilerden baþkasýný peygamber olarak göndermedik. Eðer bilmiyorsanýz, bilenlere sorun”. (Nahl: 43)
“Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiðimiz kiþilerden baþkasýný peygamber olarak göndermedik. Eðer bilmiyorsanýz bilenlerden sorunuz”. (Enbiya: 7)
Burada Nahl Suresi 43 ve Enbiya Suresi 7. ayetlerde bahs edilen “Bilenlerden” kast edilen kiþi gene Hz. Ali’dir . Keza Hz. Ali’de bunu þöyle doðrulamaktadýr. “Zikir Ehli biziz”.
Hz. Ali þöyle buyururlar: Bu ümmet yetmiþ üç fýrkaya bölündü, yetmiþ ikisi ateþin içinde ve biri –Ki Allah haklarýnda þöyle buyurmuþtur: “ Yarattýklarýmýzdan hakka hidayet eden ve adaleti yerine getiren bir ümmet vardýr” (Araf: 181), onlar ben ve benim tabilerim(benim yolumu takip edenler)’dir.
“De ki: Hak geldi, batýl yýkýldý, batýl zaten yýkýlacaktý” (Ýsra: 81)
Hz. Ali, Hz. Muhammed’in omuzlarýna çýkarak putlarý kýrdýðýnda bu ayet iner. Bu ayette haktan maksat Hz. Ali, batýldan maksat da putlardýr.
“Ýman edip de salih ameller iþleyenler yaratýlmýþlarýn en hayýrlýsýdýr”. (Beyyine: 7)
Hz. Muhammed. Hz. Ali’ye þöyle buyurur: Onlar sen ve sana uyanlardýr Ya Ali. Kýyamet gününde razý olmuþ ve rýza görmüþ olarak geleceksiniz, senin düþmanlarýn ise gazap ve suç yüklü olarak gelecekler.
“Kýyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oðullarýndan, onlarýn bellerinden zürriyetlerini çýkardý, onlarý kendilerine þahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz deðil miyim? (Onlar da), Evet (buna) þâhit olduk (Kalü belâ), dediler”. (Araf: 172)
Hz. Muhammed bu ayet için þöyle buyururlar. “Allah da onlara þöyle buyurdu: Ben Rabbinizim, Muhammed Peygamberiniz, Ali de Emir’inizdir”.
“Ve aralarýnda bir müezzin (münadi), Allahýn laneti yalancýlarýn üzerine olsun diye baðýrýr.(Araf

Rojaazme
11-09-2006, 10:18 AM
Muhammed bin Hanefi’den aktarýldýðýna göre babasý Hz. Ali þöyle buyurdu: “..ayetindeki müezzin (münadi) benim”.

“Önde geçenler, öne geçmiþlerdir” (Vakia: 10)

Bu ayette bahs edilen ümmetin önde gideni Hz. Ali’dir.

“Senden önceki peygamberlere sor” (Zuhruf: 45)

Resulullah Miraca çýktýðýnda Allahu Teala onunla birlikte bütün Peygamberleri bir araya topladý ve þöyle buyurdu: “Ey Muhammed, ‘Senden önceki peygamberlere sor,’ ne üzere gönderildiniz?” Hz. Peygamber sorunca dediler ki: Biz, Lâ ilâhe illallâh þehadeti, senin peygamberliðinin ikrarý ve Ali bin Ebi Talib’in velayeti üzerine gönderildik.

“Aralarýnda perde vardýr, Araf’ýn üzerinde onlarý yüzlerinden tanýyan adamlar vardýr.” (Araf: 46)

Hz. Muhammed, Ey Ali, sen ve senden sonraki vasiler Cennet ve Cehennem arasýndaki Araf’sýnýz. Cennete, sizi tanýyýp, sizin de kendisini tanýdýðý kimseden baþka kimse geçmeyecek. Cehenneme de sizi inkar eden ve sizin de kendisini inkar ettiði kimseden baþka geçmeyecektir.

Hz. Ali de bu konuda þöyle buyurur: “Kýyamet gününde Cennet ve Cehennem arasýnda duracaklar biziz. Bizi seveni yüzünden tanýyýp onu Cennete geçireceðiz, bizi buðzedeni de yüzünden tanýyacaðýz ve Cehenneme geçecek”.

“De ki: Benimle sizin aranýzda tanýk olarak Allah ve yanýnda kitabýn ilmi bulunan yeter” (Ra’d: 43)

Hz. Muhammed, þöyle buyurur. “.. sizin aranýzda tanýk olarak bulunan Ali bin Ebi Talib’dir”.



“Allah müminlere kifayet etti” (Ahzap: 25)

Abdullah bin Mesud’dan aktarýldýðýna göre: “Hz. Ali, Hendek savaþýnda Amr bin Abduved’i öldürdüðünde bu ayet indi”.

“Mallarýný gece, gündüz, gizli ve açýkta harcayanlar yok mu, onlarýn ödülleri Rableri yanýndadýr, onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar ” (Bakara: 274).

Ýbn-i Abbas ve Mücahit’ten aktarýldýðýna göre: “Ali’nin dört dirhemi vardý, birini gece, birini gündüz, birini gizli, birini de açýk olarak nafaka verdi. Sonra bu ayet indi”.

“Onlar birbirlerine neyi soruyorlar, o büyük haberi mi, onda ihtilafa düþmüþlerdir.” (Nebe: 1, 2, 3).

“Velayet hak olan Allah içindir.” (Kehf: 44),

Ýmam Cafer-i Sadýk’tan aktarýldýðýna göre. “Velayet, Emir’ül Müminin Hz. Ali’nin velayetidir

Sürgün_24
11-09-2006, 01:26 PM
Paylaþan yürek dert görmesin

Sagolasýn abim..

Fukara-i Abdal
07-12-2007, 02:12 AM
...........tEKRAR OKUNMASI GEREKLÝ BÝR KONU eYVALLAH...........

ferhat_gs
07-12-2007, 07:01 AM
allah allah eyvallah can...