PDA

: Hacı Bektaşi Veli Anadolu'da


Rojaazme
12-09-2006, 11:10 AM
Hacı Bektaşi Veli Anadolu'da http://www.karacaahmet.com/inside.asp?kategori=2&link_id=93&alt_id=7
Hacı Bektaş Veli, Türkistan'da Ahmet Yesevi dergahında yetişen örnek öğrencilerden birisidir.
Anadolu hangi ulustan, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bütün insanlara, bütün ermişlere, bütün uluslara kapılarını açmış derin sevgi , saygı göstermiş insanların yurdudur. Anadolu, bilinen en eski çağlardan bugüne uzanan bir uygarlıklar zinciridir. Bir kültür mozaiğidir. Anadolu'nun tarihi, Anadolu insanının tarihidir. Anadolu insanı ile Anadolu tarihi bir bütündür. Biri olmadan diğeri düşünülemez. Biri anlaşılmadan, öteki anlaşılamaz, açıklanamaz. Bu bütünlük, bilinen en eski geçmişten günümüze kadar sürüp gelmektedir. Anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir öz ve biçim vermiştir. Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu'da buluşmuş, karışmış, kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce olarak tarih sahnesine çıkmıştır. En son tek tanrılı din olan İslamlık bile burada, doğduğu ülkedeki gibi algılanmamış, Anadolu toprağına ekilince farklılaşmış, yeni bir içerik kazanmıştır. Anadolu İslam'ı, kendine has özellikler taşıyan bir içerikle ortaya çıkmıştır. Hacı Bektaş Veli, İslamiyet'i Anadolulaştırmıştır. İslamiyet'i Türkçe konuşturmuştur. Bu oluşum, ortaya Anadolu'nun İslamiyet'i Türkçe konuşturması olan Anadolu Aleviliği doğmuştur. BOLLLUK VE BEREKETİN PİRİ Hacı Bektaş Veli, Suluca Karahöyük'e geldiğinde, Kadıncık Ana ile Karahöyük'ün yanında bugün de su akan derede çamaşır yıkarken karşılaşır. Uzun yollardan gelmiştir. Karnı da çok acıkmıştır. Derede taşlar üstünde çamaşır yıkayan Kadıncık Ana'ya yaklaşır, selam verdikten sonra:"Bacım, karnım acıktı. Hak rızası için bir lokma verir misin?"der. O yıllarda Sulucahöyük'te kuraklık ve yoksulluk vardı. Halk nafakasını zor karşılamaktaydı. Kadıncık Ana, dervişin bu isteğinden sıkıntıya düşmüş, ama içinden de: "Bu dervişin yüzüne karşı yok diyemem", diye içinden söylenerek, yanında oyun oynayan kız çocuğunu çağırıp; "Dervişin dediğini duydun, git bakalım, teknede ekmek varsa al gel!",der. Çocuk, koşa koşa eve gider. Bir bakar ki, kileri, yiyecek konan kapları, sandıklar vs. yiyecekle dolup taşıyor. Daha önce evde nafakasının zor bulunduğunu bilen çocuk, şaşkınlıkla sevinç karışımı bir halde Kadıncık Ana'ya: "Ana doluuu! Ana doluuu!" diye bağıra bağıra koşar. İşte Anadolu adının, bu "Ana doluuu" ifadesinden geldiğine bugün bile inanılır. O, Anadolu'ya insanlığa hizmet için bir görevli olarak gelir. Hacıbektaş'ta açtığı mütevazi dergahında tüm insanlığı kucaklar. Sade bir yaşam sürdürür. Gün olur hayvanları güder, çobanlık yapar. Gün olur dergahında 72 milleti aydınlatır. 13.yüzyıl Anadolu'su bir toplumsal karışıklık dönemini yaşıyordu. O insan sevgisi ve sınırsız hoşgörü anlayışı ile tüm insanları dostluğa, kardeşliğe yöneltmeye çalıştı

Rojaazme
10-01-2007, 01:34 PM
Biri olmadan diğeri düşünülemez. Biri anlaşılmadan, öteki anlaşılamaz, açıklanamaz. Bu bütünlük, bilinen en eski geçmişten günümüze kadar sürüp gelmektedir. Anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir öz ve biçim vermiştir. Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu'da buluşmuş, karışmış, kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce olarak tarih sahnesine çıkmıştır

Rojaazme
12-06-2007, 08:34 AM
BEREKETİN PİRİ Hacı Bektaş Veli, Suluca Karahöyük'e geldiğinde, Kadıncık Ana ile Karahöyük'ün yanında bugün de su akan derede çamaşır yıkarken karşılaşır. Uzun yollardan gelmiştir. Karnı da çok acıkmıştır. Derede taşlar üstünde çamaşır yıkayan Kadıncık Ana'ya yaklaşır, selam verdikten sonra:"Bacım, karnım acıktı. Hak rızası için bir lokma verir misin?"der. O yıllarda Sulucahöyük'te kuraklık ve yoksulluk vardı. Halk nafakasını zor karşılamaktaydı. Kadıncık Ana, dervişin bu isteğinden sıkıntıya düşmüş, ama içinden de: "Bu dervişin yüzüne karşı yok diyemem", diye içinden söylenerek, yanında oyun oynayan kız çocuğunu çağırıp; "Dervişin dediğini duydun, git bakalım, teknede ekmek varsa al gel!",der. Çocuk, koşa koşa eve gider. Bir bakar ki, kileri, yiyecek konan kapları, sandıklar vs. yiyecekle dolup taşıyor. Daha önce evde nafakasının zor bulunduğunu bilen çocuk, şaşkınlıkla sevinç karışımı bir halde Kadıncık Ana'ya: "Ana doluuu! Ana doluuu!" diye bağıra bağıra koşar. İşte Anadolu adının, bu "Ana doluuu" ifadesinden geldiğine bugün bile inanılır. O, Anadolu'ya insanlığa hizmet için bir görevli olarak gelir. Hacıbektaş'ta açtığı mütevazi dergahında tüm insanlığı kucaklar. Sade bir yaşam sürdürür. Gün olur hayvanları güder, çobanlık yapar. Gün olur dergahında 72 milleti aydınlatır. 13.yüzyıl Anadolu'su bir toplumsal karışıklık dönemini yaşıyordu. O insan sevgisi ve sınırsız hoşgörü anlayışı ile tüm insanları dostluğa, kardeşliğe yöneltmeye çalıştı

astokomlu
12-06-2007, 08:43 AM
Bülbüller Şevkle Gelir, Gül Açar Bağımızda
Hırslar, Kinler Yok Olur Aşkla Meydanımızda
Arslanlar, Ceylanlar Dosttur Kucağımızda".
Hünkar Hacı Bektaş-i Veli ...

eyvallah can.. eyvallah..

Rojaazme
12-06-2007, 08:46 AM
Hacı Bektaş Veli, 1209 yılında Horasan'ın Nişabur kentinde doğmuştur. Babası, İbrahim Sani'dir. Büyük Türk tasavvufçusu Ahmet Yesevi'nin öğrencisi Lokman Parende'den ders alıp yetişmiştir. Hacı Bektaş Veli, Anadolu'ya 1220-1230 yıllarında gelir. O'nun düşünceleri o denli barışçıldır ki halk Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu'ya beyaz bir "güvercin donunda" geldiğine inanılır. O, Anadolu'da bir süre gezdikten sonra şimdiki Hacı Bektaş kasabasına yerleşir. Dergahını kurar ve kapısını tüm insanlığa, ardına kadar açarak düşünceleri ile onları aydınlatmaya çalışır. Hacı Bektaş Veli'nin gerçek hayatı yanında birde mitolojik hayatı vardır. Mitolojik hayatında masal unsuru hakimdir. Erenler, denize halısını veya postunu serer üstüne oturur, karşıya geçer. Sırası gelince şahin olur, güvercin olur, uçar. Gerekirse silkinir, insan olur. Bir anda bir çok yerde olabilir. Sabah Kabe'de, öğlen yemeğinde evine döner. Ateşte, kaynar suda yanmaz. Taşa basar, taşta ayak izleri çıkar. Taşı isterse un gibi ezer, dağı saman çöpü gibi nefesiyle uçurur. Taşlar kerametine tanıklık eder. Hayvanlar keremi ile dile gelir, kayalar yürür. Yırtıcı hayvanlar onun bir bakışıyla ya yok olur ya da taş kesilir. İradesi doğa yasalarının üstündedir. Dileyip de gerçekleştiremediği şey yoktur. Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan yaratır. Onun için yok yoktur; doğuşu bile bir kerametin sonucudur. Ölüm ise onun için uyumak anlamına gelir. Benimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Her ne ararsan kendinde ara. İncinsen de incitme. Eline, diline, beline sahip ol. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Gönül ek, gönül biçersin. Hacı Bektaş Veli

Rojaazme
12-06-2007, 08:47 AM
Kadınları okutunuz. Benim kabem insandır En yüce servet bilimdir Doğruluk dost kapısıdır Göze nur gönülden gelir En büyük keramet çalışmaktır Okunacak en büyük kitap insandır Bilim beşikte başlar, mezarda biter Nefsine ağır geleni başkasına yapma Hiçbir milleti ve insanı ayıplayamayız Çalışmadan geçinenler bizden değildir Dili, dini, rengi, ne olursa olsun, iyiler iyidir Kendini temizleyen başkasını temizleyemez Yukarıdaki sözler, ulu insan, değerli düşünür Hacı Bektaş Veli'nin dir

Rojaazme
12-06-2007, 08:47 AM
Hacı Bektaşi Veli'nin Öğretisi


Hacı Bektaş Veli'nin öğretisi İslam tarihi içindeki Ali Ehlibeyt yanlısı inancın tarihsel yolculuk sonucu Türkistan'a oradan da Anadolu'ya gelip Anadolu toprağında yeni bir sentez oluşturmasıdır. Hacı Bektaş Veli'nin yaşam anlayışı; insan sevgisine, hoşgörüye, kadın- erkek eşitliğine, her tür ayrımcılığa karşı olmaya, çevreye saygılı bir yaşam biçimidir. O'nun ahlak öğretisinin esası kişinin; " Eline, Diline, Beline sahip olma" ilkesidir. Bunların anlamı: Eline Sahip Olmak; İnsanın eli ile kötü iş yapmamasıdır. (Hırsızlık, kaba kuvvet gibi) Diline Sahip Olmak; Dil ile kötü söz söylememek, yalan söylememek, iftira etmemektir. Beline Sahip Olmak; Kendine hakim olmak, kimsenin namusu ve şerefi ile oynamamaktır

Rojaazme
12-06-2007, 08:48 AM
Velayetname


Hacı Bektaş Veli'nin; Makalat, Fevaid, Şathiye adında kitapları vardır. Velayetname adlı kitap ise vefatından sonra bir öğrencisi tarafından yazılan hayatının destansı bir tarzda anlatıldığı bir kitaptır. Hacı Bektaş Veli'nin Horosan'dan kalkıp Hacıbektaş'a kadar devam eden yolculuğu mitollojik olarak bu kitapta anlatılmaktadır

gullusah
19-06-2007, 10:19 AM
bilgin icin saol

comandante
28-08-2007, 08:26 AM
sevgili rojaazme
can yine yolumuza ışık tutmuşsun... emeğine sağlık

Ebru
28-08-2007, 08:41 AM
Rojaazme can emeğine sağlık...
paylaşımın için teşekürler...
bilmemiz gereken çok önemli noktalar...

yağız
28-08-2007, 09:15 AM
mrb ii geceler ben serdar ist.dan
Beşiktaşlı diilim ama etkilenmedim diil
HOŞ Bİ SAYFA

ya_hüseyin
28-08-2007, 09:54 PM
Güzel Paylaşim Yüreğine Eline Sağlik Dost...

metehan
19-09-2007, 10:46 PM
yüregine saglik cannn

Rojaazme
20-09-2007, 04:13 AM
allah allah ey vallah canlar.