PDA

: Ayin-i Cem Nedir?


Dede-baba
03-08-2008, 11:13 PM
Ayin-i cem: Alevilerin Allaha yakarış şekli olup, içerisinde tevhit (Allahın birliği) Hz. Muhammed'in peygamberliğinin tastiki ve Hz Ali'nin velayeti'in dille ve kalben söylendiği aynı zamanda tevelle ve temennanın (ehlibeyiti seveni sevme düşmanlarına düşman olma) yer aldığı bir ibadettidir.

Ancak, bilinen aksine cem sadece bir çeşit olmayıp bir kaç türü vardır. genellikle tv'ler de gösterilen ve herkese açık olan cem GÖRGÜ CEMİ" DİR.BU CEME HERKES GİREBİLİR SÜNNİLERDE DAHİL....

İşte bu Ayin-i Cem Üzerinde durmakta yarar var sanırım... Bazı bilinmiyen gerçeklerin gün ışığına çıkması için..

Sünni islam ekolünde cuma günleri toplu ibadet anlayışı varken.. Alevi-Bektaşiler- Perşembeyi cumaya bağlayan gece ibadet ederlerdi.. Buna 48 perşembe " yada 48 Cuma ibadeti denirdi..

Bu Ayin-i Cem de halka namazı (İki rekatlık peygamber namazı)kılınır.. Niyaz edililir... suçlu olanlar dar-ı mansura durur... Rızalık alınırdı...

48 Perşembe... halkın tümünün katılmak zorunda olduğu bir ibadetti...

Allah aşkına semahlar dönülür.. Duvaz imamlar okunur... İmam Hüseyin aşkına göz yaşı dökülürdü...

Dede-babalar halkın sorunlarını dinler toplumsal sorunlara cözümler bulunurdu...

Çerağ'ın söndürülmesiyle...Ayin-i Cem biterdi.. ki genelde sabahın ilk saatlerine kadar...sürerdi..

48 perşembe ibadeti bir yıl içerisinde yer alan 52 haftan 4 dört hafta içerisinde yani Muharrem ayında yapılmaz...

Allah Eyvallah

Bu ibadet Kur'anda Cuma günleri yapılması farz olan ibadettir.... ve dahi Peygamber'in süğnneti.. 12 İmam'ın buyruğudur... Kur'ran da ibadettin gece yapılanının daha makbul olduğu belirtildiği için Alevi- Bektaşiler Perşembeyi cumaya bağlayan gece bu ibadeti yaparlardı...

Saygılarımla..

Bunun dışında musayiplik cemi... ikrar cemi... ve sadece dedelerin ve ehlibeyit soyundan gelenlerin katıldığı ERENLER CEMİ vardır. bu cem de daha çok kur-an'ın yorumlanması ve sırlarının açıklanması yer alır bu cem canlar içinde MARİFET ve HAKİKAT SIRRINA erenlerin yaptığı CEM idir.

Ya Allah! Ya Muhammed! Ya Ali!

Kendimi vurdum Hakk kantarına
Özümü çektim Mansur darına
Ali-el mürteza, Hayder'inin varına
El-amana geldim, Ya Allah!

Özüm indirdim Ayin-i Cem de secdeye
Gözüm yaşı akar. Her dem Hüseyin'e
Acep nasıl varam. Ol yüce divana
El amana geldim, Ya Muhammed!

Seyid Serkaniyem yar elinden
Bizde çeker olduk, Kafir dilinden
Haber beklerim Mehdi dedemden
El amana geldim, Ya Ali-el Mürteza!

yazan: Dede -baba

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:14 PM
CAMİ VE CEM EVİ


Cami kelimesi, Arapça "CEM" (toplanma, bir araya gelme) kelimesinden sonradan türetilmiştir… Bu anlamda. Kur’an-ı Kerim’ de ne cami kelimesi ne de cem evi kelimesi, sözcük olarak geçmez.

Kur'an ‘da ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen, “mescit” sözcüğü geçer. İlk mescid Hz. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinde kurulmuştur. Medine girişinde konakladığı KUBA köyünde yapılmıştır. Bu mescid yapılış öyküsü ise şöyle anlatılır: Peygamberimiz Hz. Muhammed Medine’de “tef” çalınarak karşılanır ve devesini serbest bırakılır, deve iki yetim çocuğa ait olan bir yere konaklar. Bu yere ”Peygamber Mescidi” yapılır. İşte Kuba köyünde yapılan ilk mescid’in öyküsü böyledir.

Daha önce Peygamberimiz ibadetlerini evinde veya Ashab-ı Kiram’dan olan Erkan Bin Ebu’l Erkan’ın evinde yapardı. (İslam Ansiklopedisi “mescit” bölümüne bak.)
Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte bina ettiği, Peygamber mescidi: -Mescid-i Resul, Mescd-i Şerif, Mescid-i Saadet ve en çok bilinen ismiyle “Mescid-i Nebevi” adlarıyla anılmıştır.

Bu mescidte şunlar yapılıyordu:

1-Gündüzleri bir eğitim – öğretim yeri idi.

2- Geceleri ise, evsiz kimseler ve misafirlerin barınması için “Suffa” denilen üzeri kapalı bir bölüm eklenmişti

3- Hz.Muhammed dersler veriyordu. Yeni gelen insanlara okuma yazma bile öğretiliyordu. Savaş esirleri 10 kişiye okuma yazma. Öğretmeleri karşılığında serbest bırakılıyordu.

4- Buranın ihtiyaçları da sahabelerce karşılanıyordu. İslam’da ilk üniversite diyebileceğimiz bu okul sayısız alim yetiştirmiştir.

5- Bu mescit aynı zamanda, kurulan devlete ait bütün faaliyetlerin yürütüldüğü merkez niteliğinde idi.

6- Hz. Muhammed, ashabıyla sohbet ediyor savaş ve barış kararları orada alınıyordu. Elçileri orada kabul ediyordu. Savaşa çıkacak orduları orada techiz ederek yola çıkarır, topluma ait bütün meseleler orada çözüme kavuşturulurdu.

7- Medine de bir evi ve ailesi olmayan fakir kimseler de Suffa’da yatıp kalkıyor, ihtiyaçları buradan sağlanıyordu

Hz. Muhammed Mustafa’nın Temiz soyu Ehl-i Beyt’in ibadetini yaptığı mekana, yani

Alevilerin ibadet ettiği yere secde edilen yer anlamında “cemevi” denir.

Cem evi; Alevi İslam inancının ibadet yeridir. Geçmişte de tekke, zaviye, dergah olarak adlandırılmıştır. Farsça’da, dayanma anlamına gelen tekke (tekye) sözcüğü İslam’da inançsal etkinliklerin yürütüldüğü yapıyı anlatmak için kullanılır. Tekke insanlığın mabedidir, gönül gözünün aydınlandığı, kalp gözüyle görmeye başlanılan yerdir.

Tarihimize baktığımız da; Ahmet Yesevi Dergahın da, Hacı Bektaş dergahın da ve 1207 tarihinde yapılan Seyit Gazi Dergahın da “Kırklar Meydanı” veya “Meydan Evi” olarak anılan “Cemevi” ni göreceğiz. Bu dergahlara “Cami” sonradan eklenmiştir.

Bu mabetler değişik isimlerle anılmıştır; Mevlevilikte “huzur” ya da “huzur-ı pir” Alevilik’de “pir evi” yada “pir makamı” olarak adlandırılmıştır. Mutasavvıfcılarca ilk tekke, sufi adı ile anılan ilk kişi olan Ebu Haşim El-Kufi (ölüm 767) tarafından Şam yakınlarında Remle’de kuruldu ve İslam dünyasının her tarafına hızla yayıldı. 12. Yüzyılda Türkistan’da yetişen Ahmet Yesevi Hazretleri en büyük tekkeyi kurarak “Pir-i Türkistan” adı ile ünlenmiş oradan da küçük Asya dediğimiz Anadolu’ya Hacı Bektaş Veli tarafından taşınmış, Hacı Bektaş ilçesinde büyük bir dergah kurarak gönüller fethetmeye başlamışlardır.

Buralara “ışık dergahları” adı da verilmiştir. Çünkü burada doğan ışık Balkanlara, Budapeşte’ye kadar yayılmış ve gitmiştir. Işık dergahları olarak gönüller fethetmişlerdir. Bu dergahlardan yetişen dervişler dünyanın belirli yörelerine yayılarak irşatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tekkelerde yetişen Yunus, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Sarı saltık ve daha niceleri halen günümüzde de gönlümüzde de yaşayıp irşatlarını devam ettirmektedirler.

Türkiye’de II. Meşrutiyet ilanından (1908) sonra yapılan bir sayıma göre sadece İstanbul’da 311 tekke varmış. Ülkemizde tekkeler kullanım amaçlarının dışına taşındığı için 30 Kasım 1925 tarihinde, 677 sayılı yasa ile kapatılmış, tekke ve zaviyeler kapatılıp yasaklanınca o kelimeler yerine “Cemevi” kelimesi kullanılmıştır. Cem, birliğin ve beraberliğin adıdır. Cemin yapıldığı Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmamış geçmişin mescitin işlevini yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Cem Evleri’nde neler yapılır.

1-İkrar ve iman, edeb ve erkan, tevella ve teberra, güvenin ve Birbirinden razı olanların toplandığı, Hakk'a temenna ve Hakk'ın tecelli yeridir

2-Barış, Huzur ve toplumsal birlikteliğin sağlandığı mekânlardır

3-Toplum içerisinde, suç işleyenlerin halk meclislerinde yargılandığı, Herkesin birbirinden rızalık aldığı meydanlardır. Bu manada, toplumsal yargı ve karar yeridir.

4-Alevi topluluğunun tapınma dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.

5-Cem evleri, toplumsal kaynaşmanın birlikteliğin perçinleştirildiği, sohbet ve muhabbet ocağıdır

6-Hiçbir karşılık beklenmeksin (Veya sadece minimum maliyetler) eğitim-öğretim , kesintisiz devam ettiği mekanlardır. Bu mekânlarda, (saz, bağlama, semah, müzik, Bilgisayar kursu, dikiş-nakış, okuma, Vb birçok kurs verilmektedir)

7-Bir çok cem evi, ırk renk, dil, din gözetmeksizin bütün yoksullara aş evi olmuştur.. Bugün, herhangi bir cem evine gitseniz, farklı din ve mezheplerden fakir birçok insanın karnını doyurduğunu göreceksiniz.

8-Birçok cem evinde, hasta, ve doktora gidecek parası olmayanlara, bedava sağlık hizmeti sunulmakta, hastalara yardımcı olunmaktadır.. bu hizmetler renk, ırk, dil, din, mezhep ayrımı olmaksızın herkese bedava sunulmaktadır.

Allah Eyvallah

Kaynaklar:

1- İslam Ansiklopedisi, Bkz. “mescit”

2-M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İstanbul, 1981,11,s. 832

3-Nesei, Mesacid, s. 21

4-İbn Sa’d Tabakatül- Kübra Beyrut, C.1, s.239

5-A. Rıza. UĞURLU, "CEM EVİ", http://www.habercem.com/haberdetay.asp?tarih=&Newsid=8265&Categoryid=4

Dede-baba
03-08-2008, 11:16 PM
1) Görgü Cemi: Aleviliğin yol ve erkanının tanıtıldığı, herkesin katılabildiği, cemdir. (ayrıntılı bilgi Bbu forumda mevcut)

2) İkrar Cem-i: Alevi olmayı kendi rızası ile kabul eden kimseler için yapılır. Alevi olmayan kimseler bu ceme giremez. (nasıl yapıldığı hakkında ayrıntılı bilgi sonra verilecek)

3) MUsahiplik cemi: Peygamber sünnetidir. Mekkeden medineye göc edilirken, muhacir ile ensarın kardeş olmasına dayanır. Burada Hz. Muhammed'in (sav.) kardesi Hz. Ali olmuştur. (daha ayrıntılı bilgi forum içerisinde var.)

4) Erenler cem-i: Peygamber soyundan gelen dedelerin ve babaların bir araya gelerek yaptığı cemlerdir. Bu cemlere sadece dede-babalar katılabilir. cemde Kurran yorumları, ve dini konularda,sohbet ve fikir yürütmeler yapılır. Hakikat makamına erenlerin cemidir.

5) Hızır cemleri: genellikle subat ayı içerisinde yapılır. hızır orucunusonunda yapılır. cem içerik olarak görgü cemlerindendir. herkes katılabilir.

Görgü cemleri dışındaki cemlere, su kişiler katılamaz; alevi olmayan kimseler, evli olmayanlar,cocuklar, yol düşkünleri, musahibı olmayanlar

Dede-baba
03-08-2008, 11:17 PM
Degerli canlar... Cem ibadeti sadece tv'lerde gördügümüz görgü ceminden ibaret değildir. Farklı bir cem Ayini olan musahiplik cemi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum:

MUSAHİPLİK CEMİ:

Degerli canlar, musahip arapca kardes demektir. musayip tutma her aleviye şart koşulmuştur. Şöyle ki Bu ibadet... Peygamber Efendimizden kalan bir sünnettir; Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde... Mekke'li ve Medineli müslümanlar bir araya toplanmışlardı... Bütün müslümanların hicretinden sonra Ve Allah emri.... Cibril-i Emin nefesiyle Hz. Muhammed Mustafa'ya 'da Hicret emri geldi... Ve yine Hz. Muhammed Allah'ın emriyle Hz. Ali'yi kendi yatağına yatırdı... Medine'ye hicret etti...

Peygamber Medine'ye ulaştığında aşağıdaki Ayet-i Kerime nail oldu...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"Onlar ki Hakk'a bağlanıp hicret ettiler...
Mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar

Onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular
İşte bunlar, birbirilerinin dostu ve yâridirler

O kimseler ki İnkâr edip küfre saparlar
Hiç şüphesiz onlarda birbirilerinin yâridirler

Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) iseniz
Her zaman yeryüzünde fitne ve fesata izin verirsiniz...
(Enfal suresi ayet 72-73)

Ve böylece Hakk emri... Peygamber sünnetiyle Muhacir ile Ensar birbiriyle kardes kılındı. [/COLOR]

Rivayet odur ki....

Hz. Peygamber yüksek bir yere çıktı, yalın ve yüksek bir sesle Medine’nin semalarına “ilk” şunları söyledi:

“....İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmek için de aranızda selamı yayınız… Kin tutmayın, haset etmeyin, hasımlaşmayın, ey Allah’ın kulları kardeş olun!..."



Medine'ye En son. gelen ise... Peygamber'i Mekke'li müşriklerden korumak için O'nun yatağına yatan Hz. Ali idi.... ve kendisine kardes kalmamıştı. Üzgün olan Hz. Ali Peygamber'in yanına gitti... Herkesin bir kardeşi olduğunu kendisinin ise bulunmadığını söyledi..

Peygamber Hz. Ali'ye hitaben dediki;

"Ya Ali sen benim dünya ahret kardesimsin, Musa'ya Harun neyse sende bana Öylesin",ve sonrasında orada bulunan bütün müslümanlara hitaben, bu Allah'ın isteğidir. Diye Buyurdu.

Peygamber Efendimiz..


183 aileyi birbiri ile “kardeş” yaptı!


Aileler kardeşlerini alarak evlerine götürdüler.


Ne varsa bölüştüler ekmeği, aşı. Harç yaptılar şehre sevgiyi, barışı…


Öyle ki on aile bir ineğin sütünden içiyordu.

Kur’an bu durumu şöyle anlatır:

“....Bu şekilde sevgi ve merhamet yumağı haline gelenler artık Allah’ın kitabında birbirlerinin can yoldaşlarıdır!...” (Enfal; 8/75).



Değerli canlar, bu tarihten sonra Alevi-islam inancına sahip kimseler, Hakk emri... Peygamber'imizin sünneti İmam Caferi Sadık'ın Erkanı üzre kendi akrabaları dışında bir kimseyi kendine kardeş kıldı.

Musahipler:

1-Dünya- ahret kardes olup iki cihandada birbirinden sorumludur.

2-Musahiplik evli çiftler arasında ise. ve bu kimselerin kızları birbiriyle evlenemez...

3- Birbirlerine ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmaları gerekir.

4- Müsahiplik... Kişilerin kendilerinin karar vereceği bir şey olmayıp... dede-baba'nın izni ve Müsahiplik Ayin-i Cemi ile olur...

5-Kimler bibiriyle müsahip olamaz..

***Dede-baba ve Pir, Taliple

***Alim, cahille...

***Mü'min ile Münafık& İnanan ile İnanmayan

***Piri olan ile Pirsiz olan& düşkün

***Evli kimseler bekar ile

***Genç ile yaşlı

***Zalim, mazlum ile

MÜHAİP OLAMAZ...

***

***Müsahiplerin hem kendileri hemde aileleri birbirlerinin dünya-ahret kardeşidirler... bekar kimseler arasında olan Müsahiplikler de ise.. sonradan evlilik yada cinsellik içeren her türlü ilişki yasaktır... düşkünlük sebebi saylır.. yoldan düşer..

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:18 PM
İkrar cemi ve yapılısı (Aleviliğe kabul cemi)

Aleviler öğreti yolunda, bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmek” demektedirler.

Bu öğreti için, kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (Teslim-i Rıza anlayışıyla), mana aleminde, ruh bakımından hayat bulacağına inanılmaktadır.

Alevilikte Batıni yorumda iradi olarak ölen yani ikrarını alan can, dünyaya yeniden gelmiş gibidir. Yani, insanların yaşamları boyunca yaptıkları pek çok şeye, ölümle karşılaştıklarında pişmanlık duyacak olmaları ve “bir daha dünyaya gelsem böyle yapmazdım” düşüncesine varmaları “ikrar töreni”ile canlara kavratılmaktadır.

Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını, önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler, kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek” (iradi olarak ölmek), Aşık Veysel tarafından şöyle dile getirilmiştir:

Topraktandır cümle beden
Nefsi öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan

Yine iradi olarak ölmeyi ve ikinci doğumu Şâhi bir nefesinde şöyle anlatmaktadır:

Dört kapı selâmın verip aldılar,
Pirim huzuruna çekip yettiler;
El ele, el Hakk’a olsun dediler,
Henüz mâsum olup cihana geldim.


İkrar cem-i : Aleviliği kendi rızası ile kabul eden, Can'a yapılır. cem görgü cem'inden farklı olarak , ikrar veren can'a Pir tarafından, su tavsiyeler de
bulunulur. ve su sözleri vermesi istenir;

Pir darda duran cana'a bazı telkinlerde bulunur;

Rehber öncelikle, "Marifetten gelip sırrı hakikate gidiyoruz destur Pirim." der.


Pir; "GİDEMEZSİNİZ! Kış var, aşılmaz yüce dağlar, geçitsiz ırmaklar var. Bu belleri aşamazsınız. bu selleri geçemezsiniz. çok büyük engeller var, çok zor ortam var. demirden leblebidir yenilmez. Ateşten gömlektir giyilmez. GELME! Gelirsen dönme! gelenin malı gider, dönenin canı gider. Öl ama ikrar verme. Öl, ikrarrından dönme! hal böyledir. Bu halleri ben size demiş ve duyurmuş olayım evladım."

Can rehberi eşlinde Pir huzurunda, ve rehber can adına ;

" Pirim cematın varlığına, Tanrı'nın birliğine inanarak, Muhammed-Ali'nin yoluna, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin katarına girerek, Muhammed'e ümmet, Allah'a kul, Hüseyin'e talip olmak için adlarını andığımız kişilere inanarak, güvenerek geldik. Ölümüz olur, dönüşümüz olmaz basımız acık, ayağımız yalın. özümüz darda, yüzümüz yerde. pir'den ne gelirse "Alllah eyvallah" dedik, durduk darına. Boynumuz kıldan ince, yolumuz kılıçtan keskin. İnandık iman getirdik. Huzurunuzda birliğe yettik"

Pir: "Eyvallah talip! İkrarın imanına yoldaş olsun! Hak, Şahımerdan, doğru yoldan ayırmasın. Büyükleri sayacaksınız, küçükleri seveceksiniz. Ulu Tanrı'nın buyurduklarını tutup, yasak dediğini yasak, gerçek dediğini gerçek bileceksiniz. Tanrı'nın yolundan ayrılmayacaksınız. işittiniz mi Evladım."

Sevgi ve Saygılarımla, Değerli Canlar

Dede-baba
03-08-2008, 11:20 PM
Dede-baba: Ayin-i cem'lerde on iki hizmet sıralamasında birinci sırada olan Mürşitlik makamına gelmiş.. Dini Ruhani önderdir.

***Doğrudan doğruya soya bağlıdır. Seyid olduklarına inanılır. Yani Hz. Muhammed'in kızı hz. Fatıma-ül Zehra ile Hz. Ali'nin soyundan gelen Ehl-i Beyt neslidir. Kimi yörelerde dedelerin yaptıkları işler arasında görülen; hastalıkların tedavisi, doğaüstü mucizeler gibi olgulara bakıldığında nnesilden gelme bir ruhaniyet taşıklarına inanılır.

**Dede'nin temel görevi ise toplumu aydınlatmak ve örnek oluşturmaktır.

***Dede'nin soy şartına dayanarak üstlendiği Ayin-i Cem'deki görevinin yanı sıra aydınlatma görevini yerine getirebilmesi için "adil, bilgili,erdemli,gözü gönlü tok,kapısı ve sofrası açık olması gerekir. Çünkü dede-baba...yol açar,talipleri irşat eder,bilmeyene öğretir,aydınlatır

***İmam Cafer-i Sadık'ın Buyruk'unda: Bir padişah tarafından yaptırılan ve içinde acı-tatlı meyvelerin yenildiğinde insanı öldüren yada delirten meyvelerin bulunduğu örneği kullanılarak, mürşitlik rolünün altını çizer.

Mürşitler; bahçenin bahçıvanıdırlar ve zehirli meyveden yiyenlere panzehirdir, delirtici meyveden yiyenlere de aklı başa getirici ilaçlar vermek temel görevleridir.

Bu bahçe ise dünyadır. Dolayısıyla dedeler alemle, ruhsal alemin keşişme noktasındadırlar. Ancak işlevleri bu dünya ile sınırlıdır. İşlevlerini yerine getirebilmek için ise, adalet, erdem gibi değerlere sahip olmalıdırlar...

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:21 PM
YOL DÜŞKÜNÜ OLMAK

Alevilik yani Hakk-Muhammed-Ali yolu... Şeriat makamından sonra gelen....anlam ve manasını bulan bir yoldur... Şeriat Ehli alevi olamaz...Hakk'a Ulaşamaz... "yol düşkünü" Tarikat makamına laik olamayan.. Edeb-erkan'ına uyamayan, aşamayan... ve şeriat makamına düşen anlamanındadır...

Yoksa Düşkün sayılan can, sünni/şii islam anlayışındaki gibi eli kolu kesilmez.. yada öldürülmez.. Sadece toplumdan dışlanır.. kimse bu Can'a, temel ihtiyaçları dışında yardım edemez.... Hatta konuşamazlar bile.. bu bir çeşit yaptırımdır..

Alevi-bektaşi anlayışında en ağır ceza olan bu ceza.... Ayin-i Cem'de toplum rızası ve kararıyla verilir... yol düşkünü can çok büyük bir suç (cinayet-zina- vb) işlemiş ise geçerlidir... Bazen can, düşkünler ocağına da gönderilebilir... fakat bu ceza Allah adına ve O'un yetkilerini paylaşarak yada din adına verilmez.. Sünni şeriat mahkemerinden farkı budur.... Ayrıca dede yada baba'da "Yol Düşkünü" olabilir.. O'da diğer canlar gibi Hakk-Muhammed-Ali Meydanında yargılanabilir..

Dar-ı Mansur' da... Birbirinden Razı olmayan canlar..

Dede-baba ve Cemaat huzurunda...

Canlar birbirinizden Razı mısınız Telkini ile... (üç kez söylenir...)

Dile gelinmesi ve şikayetin arz edilmesiyle başlar..

Birbirinden şikayetçi canlar, Yan yana gelerek sağ ayak baş parmağı sol başparmağın üzerinde ayaklar kilitli baş önde eller göbek hizasında bağlı Huzura gelerek Dar'a durur..

Hakk-Muhammed-Ali Dar'ında, Canlar birbirinden Razı olup, birbiri üzerlerindeki haklarını helal ederlerse... Ayin-i cem'e geçilir..

Rızalık alınmazsa.. Hakkı yenen can, diğerinden hakkını talep eder.....Fakat asla bedenine ve canına kast etme, intikam gibi karşılık verme şeklinde olamaz bu ceza... Bu yasaktır..

Karar verme, Dede-baba'ya ait değildir... Canlar kendi arasında helalleşir...

Dede-baba sadece uygulayandır...eğer bu dünyada canlar birbirinden Razı olur ise... (bu şarttır.. yoksa rızalık alamayan Ayin-i cem'e de giremez..) sorun çözümlenir.. Yok razılık verilmez ise.. İlahi ceza Allah'a aittir ve Ulu divana... mahşerde karşı karşıya gelinir...

Cemaat ve huzurunda suçlu görülen can,

Tarikatten düşer... Yani yoldan düşer, fakat bu can'ın dinden çıkması yada aforoz değildir.. düştüğü yer şeriat makamıdır.. çünkü can... Cemal cemale kıldığı halka namazının.... Tuttuğu orucun...ve cümle ibadetlerin anlamına erememiş.. hamlığı üzerinden gitmemiştir.. daha çiğdir.. pişmesi gerekir...

Degerli canlar...

Hakk-Muhammed-Ali yolundan düşen yani Tarikat makamından mahrum kalana bir daha bu kapı açılmaz..."Yol Düşkünü olan, bir daha ayin-i cem'e giremez...Şeriat makamından öteye geçemez..

Hakk-Muhammed-Ali yoluna girişte Pir Can'a telkinde bulunur... Bu Telkin'in işte Yolun zorluğunu ... Güçlüğünü anlatmak içindir..

"GELME GELME.... DÖNME DÖNME!... GELENİN MALI DÖNENİN CANI!...".


Alevi-bektaşi inancında Hakk-Muhammed-Ali yoluna..."İKRAR CEMİ" yapılarak girilir.. Bu cem, Can'ın dünyadaki heves ve nefsini öldürdüğü ayindir... Bu şekilde yola gelen can malından varlığından vaz geçer.. dünya hevesini bir yana bırakır...İkilikten, hasetten, cümle benlikten arınır..... (GELENİN MALI, denmesi bu yüzdendir...) Hırstan kibirden arınmak... Her türlü dünyevi isteklerinden arınmak,. zordur... "Bu nedenle Can'a yola girmeden telkinde bulunulur...

Hakk-Muhammed-Ali Yolu için..

"DEMİRDEN LEBLEBİDİR YENİLMEZ....YÜCE DAĞDIR AŞILMAZ..." denir... Bu cem Can'ın ölümü olarak kabul edilir... "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" tabiri... Bu Ayin'i Cem için kullanılır...

Bu koşulları kabul eden Can.... Pir'ine Hakk-Muhammed-Ali Yolundan dönmeyeceğine dair... Bağlılılğını sunar.. Pir'de Ceddi Muhamed-Mustafa adına... Bu canları Din-i İslama Ehli-Beyt yoluna kabul eder....

"EL ELE EL HAKKA'A"

"... Sana bağlılıklarını bildirenler, Allah'a bağlılıklarını göstermiş olurlar: Allah'ın eli onların elleri üzerinedir. O halde, kim ahdini bozarsa yanlızca kendi alehine bozmuş olur. Ve kim Allah'a karşı taahüdüne uyarsa, Allah ona büyük bir ödül ihsan edecektir. ( Fetih Suresi 48/10)"


İkrar Cem'inden önce TARİKAT ABDESTİ ALDIRILIR.....Can, daha önceki cümle günahlarına tövbe eder... AYİN-İ CEM BAŞLAR...Ayin-i cem bittiğinde... Can...Yeniden doğmuş ve dünyaya yeniden gelmiş kabul edilir.. Yani DİRİLMİŞ.. CAN Bulmuş sayılır... Böylece Can.. islam olmuş ve Mü'min olmuş sayılır...Nefsini öldürmüş.. hakikatler dünyasında gözünü açmıştır..

Eğer ki...Bu Can...yoldan düşerse...

Telkin edilen... "DÖNENİN CANI" gider yani..... Tarikatten düşen... Hakk-Muhammed-Ali yoluna asi olan.... Bir daha asla Tarikata giremez.. Bu kuraldır... Bu can için bir daha İkrar cemi yapılmaz.. Can artık ŞERİAT'nın ehlindendir...Bu makamdan yukarı çıkamaz...Artık Bu Şeriat ehlindeki bu can ölüdür..gerçeğe gözünü açamayan anlamında... gözündeki sır perdeleri açılmamış manasında.... Nefsine uyan.. Ölü kabul edilir... kimse Bu cana selam dahi vermez.. yeme ve içme ihtiyaçları dışında münasebet yasaktır... Can bazen toplumdan bile süreülebilir...

Bu yüzden "YOL DÜŞKÜNÜ" olmak yaptırımların en büyügüdür.. Alevi-bektaşilik içinde... Çok büyük şuçlar işlenmedikçe... bu ceza verilmez...

Allah Eyvallah..

Dede-baba
03-08-2008, 11:22 PM
Horasan Erenleri aşağıdaki 12 Post'a bağlı dede-baba'lara bağlıdır... Bu Ocaklara bağlı olmayan ve nasiplenmemiş... Dede-baba'lara itibar edilmez...


1- Pir'i Horasani (Baba) ...................... Hacı Bektaş-ı Veli

2- Aşçı Baba ...................... Seyyid Ali Sultan

3- Ekmakçi ...................... Balım Sultan

4- Nakip (Yardımcı) ...................... Kaygusuz Abdal Sultan

5- Ataca (Atıcı) ....................... Kanber Ali Sultan

6- Meydancı ....................... Sarı İsmail Sultan

7- Türbedar ....................... Karadonlu Can Baba Sultan

8- Kilerci ........................ Şahkulu Hacim Sultan

9- Kahveci ........................ Şeyh Şazeli Sultan

10- Kurbancı ....................... Hz. İbrahim Halilullah

11- Ayakcı ........................ Abdal Musa Sultan

12- Mihmandar (Konuksever)................... Hz. Hızır Nebiullah


****MAKAM-I ABDALAN***

***Bektaşilikte En yüce makamlardan biridir..

***Dört Kapı Öğretisinde, Kapılar... Tanrı yolunda yürüyen İnsan-ı Kamil yolcusunun yükselmesi... derinleşmesi için geçmek zounda olduğu manevi aşamalardır... En son aşamada Kişi Hakk'a olaşır.. İnsan-ı Kamil olur..

*** Tasavvuf inancına göre bunların sayısı.. 300 veya 360'dır. Bunlarında kendi aralarınmda Tinsel bir hiyerarşi bulunur...

** Yukarıdaki Aşamaları ve Merhaleleri geçen Hakikat Sırrına eren İnsan-ı Kamillere "Abdal" denilir...

Saygılarımla..

Dede-baba
03-08-2008, 11:23 PM
İsm-i Şah... Bism-i Şah...

Allah Allah.... Hayırlar fet ola... Şerler def ola Hakk-Muhammed-Ali Koruyucumuz... Gözleyenimiz.. saklayanımız bekleyenimiz ola...

İlahi... Yanlız sana İnandık... Yanlız senden yardım dileriz... Bizleri Muhammed Mustafa'nın.. Ali-el Mürteza'nın.. Hasan-ül Mücteba'nın.. Hüseyin-i Kerbela'nın.. ve Bil Cümle İmam'larımızın seyidlerimizin yüzü suyu hürmetine... Doğruluktan.. iyilikten.. Hidayetten ayırma.. Ya Rabbi... Bizleri iyiliklerle güzelliklerle.. Bollukla.. bereketle ve iyi kimselerle Sına.. Bizlere iyiliği.. bolluğu.. bereketi.. Güzel kimseleri nasip ettiğin de...Nurumuzu tamamla... Doğru bildiğin insanların.. yoluna ilet.. sapıkların.. yoldan çıkmışların... yanlış bildiklerinin yoluna değil..

Ya Rabbi... Bizleri sadece senin önünde eğilenlerden... niyaz edenlerden eyle... Her daim... Muhammed Mustafa'ya ümmet.. Ali-el Mürtezaya talip.. Hüseyin-i Kerbela'ya göz yaşı dökenlerden eyle...ya rabbi sen herşeye gücü yetensin.... bağışlayansın... affedicisin...

CELAL-ABBAS OCAĞI ERENLER CEMİNDEN ALINTI)

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:24 PM
Ayin-i cem'e başlamadan dört kapı selamı verilir...

*** Esselam-ı aleyke ey nuru şeriat erenleri!

*** Esselam-ı aleyke ey piri Tarikat erenleri!

*** Esselam-ı aleyke ey Nuru Marifet erenleri!

*** Essalm-ı aleyke ey Nuru Hakikat erenleri!

Dede-baba söze şöyle devam eder..

Edeb-erkan.... Sükutu lisan... Mü'mine Nişan...


*** Degerli canlar.. buradaki "Edeb" kelimesi içinde bir sır içerir.. Bu sır şudur ki..

Edeb kelimesinin [/B]"E" harfi "EL".... "D" harfi "DİL"... "B" harfi "BEL" [B]haflerini simgeler...

Böylece EDEB kelimesi... Eline-Diline-Beline sahip olup her türlü kötülüklerden uzak durmak, anlamına gelir...

Edeb Ya Hu

Haksızlığa uğramazsın, sahip isen eline
Devasız derde düşmezsin, sağlam isen beline,
Bu erenler buyruğudur, Can'ı gönülden dinle!
Belalara uğramazsın, hakim isen diline...

Edeb erkana bağlıdır, ayağımız başımız;
Güllerden koku almıştır, toprağımız taşımız,
soframızda bulunan, lokmalar hep helaldir,
Yiyenler nur olur, ekmeğimiz aşımız..
(Hacı Bektaş-ı Veli)

Allah Eyvallah Şeyhen İlallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:25 PM
Cem ibadeti... Alevi toplumunun tüm fertlerini her hangi bir sosyal fark gözetmeden eşit biçimde katılıp özümlediği dinsel olmanın yanı sıra bireylerin kaynaşmasını da hedef alan bir törendir. Ceme katılan herkes hizmet etmiş ve himmetten yararlanmış tüm kötülüklerden arınmış ve kendini kutsanmış sayarlar.Bu cemlerden en önemlileri ve rutin olarak yapılanlarını genel anlamda iki kategoriye ayırabiliriz:

Ayin-i Cem: Muharrem ayı gibi belirli gün ve aylarda yapılan, cemaat üyeleri arasında birbirini taşıyabilen ve her konuda yardımlaşabilen, olgunluğa ulaşmış, musahipliği kabul etmiş çiftlerin yola kabul edildiği cemlerdir. (Görgü Cemi de denir)

Abdal Musa cemi: Kırgınlıkların, dargınlıkların giderilmesi sosyal adaletin sağlanması, cemaatin muhabbet ile kaynaşması için genelde sonbahar aylarında yapılır.

He iki cem'e de "Yol Düşkünleri" giremez, Cem de Post sahibi (Dede) tarafından.. üzerinde kul hakkı olan, nefsine hakim olamayan, kaba, kırıcı davranışları olan suçlu kimseler rızalık aslmadıkça bu cemlere alınmaz..


Allah Eyvallah

Yanarım yoktur dumanım
Gönlüme yoktur gümanım
Al malım bağışla canım
varım meydanda meydanda

Münkir rakipten kaçın
Mü'min hülle don biçin
Ben bülbülüm bir gül için
Zarım meydanda meydanda


Canım erenlere kurban
Serim meydanda meydanda
İkrarım ezelden kadim
Canım meydanda meydanda

Kellem koltuğuma aldım
Kan ettim kapına geldim
Ettiğime pişman oldum
Dar'ım meydanda meydan da
Kul Nesimi

Dede-baba
03-08-2008, 11:26 PM
Degerli canlar...

Bugün, sizlerle Ayin-i cem'lerin vazgeçilmesi.. Bağlama üstüne az bilinenleri paylaşmak istedim...

Bağlama... "Ayin-i cemlerin vazgeçilmezidir.. Ayin-i Cem bağlamanın öplüp başa konmasıyla başlar...ve Tüm tören boyunca değişler bağlamayla çalınır..
***Bağlamanın Atası, Dede Korkut hikayelerinde geçen Kopuzdur..

*** Yaklaşık 2000 yıllık bir geçmişe sahip.. Kopuz. İlk olarak Orta Asya'daki Türk boyları tarafından kullanılmıştır...

***Şamanist Türkler... Kopuzu kutsal kabul etmiş.. Çalmasını bilmeyeni kendilerinden saymamıştır...

*** Ünlü tarihçi Hammer'e göre, Kopuza ilk madeni tel.. Anadolu'da 15. yüzyılda takılmıştır..(bu kopuz uzun saplı olup adına "Kolca Kopuz" denmiştir...)

*** Böylece Kopuzdan bağlamaya geçişin ilk enstrümanı olan "Çöğür" ün ilk adımı atılmıştır..

*** Bağlama adına ise tarihi kayıtlarda ilk defa 18. yüzyılda raslanır..

*** Bağlama Alevi-Bektaşi kültüründe kutsal sayılır... Tıpkı eski Türk'lerde olduğu gibi.. Ayin-i Cem öncesinde öpülüp başa konur...

*** Anadolu'da Ayin-i Cemlerde kullanılan bir başka bağlama türü ise "Divan Sazı" dır... Divan bağlama ailesinin en büyük sazıdır... 3 sıra ve yedi tellidir...

***Bağlama ailesinin en küçük üyesi ise.. "cura" dır.

*** Başka bir bağlama türü ise.."Tambura"dır.. iki telli Kazak, Kırgız çalgısı olan "Dombra"nın bugünkü halidir..

Saygılarımla..

Dede-baba
03-08-2008, 11:27 PM
Degerli Canlar...

Kur'an-ı Kerim'de, "Ey iman edenler! Allah karşısında takvaya sarılın ve ona varmak için vesileler arayın, vesileyi kullanın (Maide suresi 5/35) denmektedir..

" ...Kendi yüzünü görmek için bile bir aynaya muhtaç olan insan, iç yüzünü görmek için gönlü Hakk'la cilalanmış bir rehbere nasıl muhtaç olmaz. Bir hadiste ise, "Mümin, Müminin aynasıdır" denilmektedir. İnsanın mürşit aynasında kefş edeceği yine kendisidir. Mürşit sadece vesilesidir. Vesilenin meydana gelmesi ise, Ancak Allah'ın inayeti iledir. Çünkü bütün varlıkların çıkış yeri Allah'ın zatından başka bir yer değildir. (Bektaşi Erkannamesi'nden) "

"... Sana bağlılıklarını bildirenler, Allah'a bağlılıklarını göstermiş olurlar: Allah'ın eli onların elleri üzerinedir. O halde, kim ahdini bozarsa yanlızca kendi alehine bozmuş olur. Ve kim Allah'a karşı taahüdüne uyarsa, Allah ona büyük bir ödül ihsan edecektir. ( Fetih Suresi 48/10)"

İMAM CAFERİ SADIK'IN BUYRUĞUNDA PİRLİK MAKAMI VE TALİPLİK

PİRLİK VE TALİPLİK

***Ezelden hırka ve meftul ve irşad ve tövbe ve pirlik ve seccade bunun cümlesi Şahı Merdan Ali’ye gelmiştir. Şimdi sah evladı ve nesli olmayan kimseye pirlik etmek caiz değildir. Evlad-ı Muhammed-Ali’den ola ki pirliği caiz ola. İlmi ile iş yapa. Dört kapı, kırk makamdan on iki erkândan , on yedi kemerbestten, üç sünnetten, yedi farzdan, bir şarttan, meşayihi kübra ilminden haberdar ola. Ve tarikat ile otura, dura ki hakikat ile yola vara ki pirliği caiz ola. Çünkü talip ve yol mürşidindir....

***Ve talip dahi öyle ola ki rehbere ve müsahibe kail ola ve dahi bir talip rehberinin ve müsahibinin nüfusun tutmasa ve buyurduğuna gitmese ol talip, talip olamaz, kalıp olur. Onların ikrarı caiz ve kurbanı kabul değildir. Yedi Tamunun kapısı ol kimselere açıktır. Ve Sekiz Uçmak kapısı onlar için bağlıdır.

Ve İmam Cafer Sadık Hazretleri bir kavilde, öyle buyurmuştur ki, cemi yol ehli olan pir ve talip ola. Bir pir, talibi irşad eylemese ve talip de irşad olmasa o nasıl pir olur.

...Ve dahi talip de pirin sözüne kail olmadı, rehbere ve müsahibe kail olmadı ve teslimi rıza kapısında olmadılar, tarikatı, hakikâti hal bilmediler; yoldan erkândan dışarı çıktılar. Ol taliplerin ikrarları caiz olmaz. Ol kimseler tarikatte ve hakikatte dönek sayılır.

Eğer, evladı Resule ikrar getirmeyip biat kılmayan ve iradet getirmeyen, gerek pir, gerek talip her kim olursa olsun; yedikleri haram ve yudukları murdar, ikrarları caiz değildir. Tacı delik, tarikatta dönek, yüzleri karadır. Erkâna, tarikata ve hakikata sığmazlar. Zira ki evladı Resulden reddolmuşlar ve hem onlar sermayesiz kalmışlardır.

Evladı Resule biat kıldığı zaman serçeşmeye ermiş ola...."

PİR OLAN NELER BİLMELİ

İmam Cafer Sadık Hazretleri buyurur ki:

1-Pir olan kimseler kamil olalar. Dört kapı nedir,bileler.

2-Evvel şeriatı, ikinci tarikatı, üçüncü marifeti, dördüncü hakikâtı bilmek gerekir ki bunlar nereden geldi, neden hasıl oldu, aslı nedir, bunların edebi nedir, udu nedir, hayası nedir, erkânı nedir, tövbesi nedir, farzı nedir, sünneti nedir, nafilesi nedir ,işlemesi nedir, bunları bile.

3-Şimdi, pir olan kimselere gerekir ki şeriat gemisine gireler, tarikat denizinde yüzeler, marifet dalgıcı olup hakikat incisine erişip çıkaralar. Onun üzere amel edeler ki onların ikrarları caiz ola...."

Degerli Canlar..

Alevi-Bektaşilikte Ayin-i Cem'lerde ikrar verirken, Pire niyaz... ve Pir huzurunda ikrar verme yukarıdaki Ayeti Kerime'ye dayanır... (Niyaz ise, bir başka değişle Dede-Baba'nın yada mürşidin önünde eğilmek) Burada ki eğilme, mürşitte tecilli eden Hakk'adır, yoksa kendisi de fani olan bir bedene değildir.

Bu Alevi- Bektaşi inancında "El Ele, El Hakk'a" desturuyla bilinir.. Burada şunu da belirtmek gerekir ki buradaki Pir ya da mürşitler... 12 İmam nesli Ehl-i Beyt Dede-Baba'larıdır... Secere-i Nur zinciri soyu Ehl-i Beyt'e dayanmayan dede-baba önünde niyaz olunmaz...

Savm-ı salat ü hac sanma biter zahit işin,
İnsan-ı kamil olmaya lazım olan irfan imiş.

Mürşit gerektir bildire hakk'ı sana Hakk'el yakin,
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.

Her mürşide dil verme kim kimi yolunu sarpa uğradır,
Mürşidi kamil olanın gayet yolu asan imiş
yazar (Niyazi Mısri)

Evliyadan gelen kelam,
Okunan Kur'an değil mi?
Gerçek evliyanın sözü
Sureyi Rahman değil mi?
(Kaygusuz Abdal)

Saygı ve Sevgilerimle...

Dede-baba
03-08-2008, 11:28 PM
Degerli canlar...

Aleviliği kabul eden cana tarikat abdesti aldırılır...

Sonra İkrar cem-i düzenlenirdi...


a) Ellerini yıkatırken " ey talip! ezelden bu ana gelinceye kadar Tanrı'nın yasak ettiklerine el sürdünse cümlesinden arı olmak için ellerini yumak Cenab-ı
resul'un sünneti seniyesidir YIKA!

b)Burnunu yıkatırken "ey talip! Elest Bezmin'nden bu ana gelinceye kadar kokladığın iğrenç kokuların giderilmesi için burnuna su vermek Muhammed Mustafa'nın sünneti seniyesidir. YIKA

C) Yüzünü yıkatırken "Ey talip! Ezelden bu ana kadar yüz kızartıcı işlerin cümlesinden arı ve beri olmak için yüz yumak Cenab-ı Hakk'ın farzıdır. YIKA!

D) Kollarını Yıkatırken: "Ey talip! Bu ana gelinceye değin kol sarmış olduğun yasaklarının cümlesinden temizlenmek için kollarını yumak Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır YIKA!

E) Başını mest ettirirken: "Ey talip! Baş abanın en değerlisidir. Gövde insanı tasıyıcı, baş bilip anlayıcıdır. Akıl ve fikir başta gerekir. Bu ana değin akılsızca yaptığın işlerin, işlediğin suçların cümlesinden arı ve beri olmak için basını YIKA!... Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır.


F) Ayaklarını yıkatırken: "Ey talip! ezelden bu ana kadar tanrı rızasına uymayan günah ve suça götürür yerlere vardın ise cümlesinden arı ve beri olmak için ayağını mest edesin. Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzıdır.

Rehber kurulanması için talibe havlu verirken: " ey talip! ervah-ı ezelden, nahn ü kasemnadan bu yana gelinceye kadar işlemiş olduğun şirk ve hatadan, masiva çamurundan silinip pak olmak içindir. SİL!"

Ardından "Ey talip! Bu yıkanan yerleri temizlemekten maksat, bu uzuvların ile yapılmış suç ve başkaldırmaların var iseseni ve oralarını bunlardan temizlemek içindir. Bu abdest, İmam cafer-üs Sadık erkanındandır. cenab-ı hakk erenler abdestinde sabit kadem eyleye Allah, eyvallah. HU DOST"

Allah Eyvallah... Gerçekler Demine Huuu Diyelim..



İkrar cemi ve yapılısı (Aleviliğe kabul cemi)

İkrar cem-i : Aleviliği kendi rızası ile kabul eden, Can'a yapılır. cem görgü cem'inden farklı olarak , ikrar veren can'a Pir tarafından, su tavsiyeler de
bulunulur. ve su sözleri vermesi istenir;

Pir darda duran cana'a bazı telkinlerde bulunur;

Rehber öncelikle, "Marifetten gelip sırrı hakikate gidiyoruz destur Pirim." der.


Pir; "GİDEMEZSİNİZ! Kış var, aşılmaz yüce dağlar, geçitsiz ırmaklar var. Bu belleri aşamazsınız. bu selleri geçemezsiniz. çok büyük engeller var, çok zor ortam var. demirden leblebidir yenilmez. Ateşten gömlektir giyilmez. GELME! Gelirsen dönme! gelenin malı gider, dönenin canı gider. Öl ama ikrar verme. Öl, ikrarrından dönme! hal böyledir. Bu halleri ben size demiş ve duyurmuş olayım evladım."

Can rehberi eşlinde Pir huzurunda, ve rehber can adına ;

" Pirim cematın varlığına, Tanrı'nın birliğine inanarak, Muhammed-Ali'nin yoluna, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin katarına girerek, Muhammed'e ümmet, Allah'a kul, Hüseyin'e talip olmak için adlarını andığımız kişilere inanarak, güvenerek geldik. Ölümüz olur, dönüşümüz olmaz basımız acık, ayağımız yalın. özümüz darda, yüzümüz yerde. pir'den ne gelirse "Alllah eyvallah" dedik, durduk darına. Boynumuz kıldan ince, yolumuz kılıçtan keskin. İnandık iman getirdik. Huzurunuzda birliğe yettik"

Pir: "Eyvallah talip! İkrarın imanına yoldaş olsun! Hak, Şahımerdan, doğru yoldan ayırmasın. Büyükleri sayacaksınız, küçükleri seveceksiniz. Ulu Tanrı'nın buyurduklarını tutup, yasak dediğini yasak, gerçek dediğini gerçek bileceksiniz. Tanrı'nın yolundan ayrılmayacaksınız. işittiniz mi Evladım."

Sevgi ve Saygılarımla, Değerli Canlar

Dede-baba
03-08-2008, 11:29 PM
İkrar cemi ve yapılısı (Aleviliğe kabul cemi)

İkrar cem-i : Aleviliği kendi rızası ile kabul eden, Can'a yapılır. cem görgü cem'inden farklı olarak , ikrar veren can'a Pir tarafından, su tavsiyeler de
bulunulur. ve su sözleri vermesi istenir;

Pir darda duran cana'a bazı telkinlerde bulunur;

Rehber öncelikle, "Marifetten gelip sırrı hakikate gidiyoruz destur Pirim." der.


Pir; "GİDEMEZSİNİZ! Kış var, aşılmaz yüce dağlar, geçitsiz ırmaklar var. Bu belleri aşamazsınız. bu selleri geçemezsiniz. çok büyük engeller var, çok zor ortam var. demirden leblebidir yenilmez. Ateşten gömlektir giyilmez. GELME! Gelirsen dönme! gelenin malı gider, dönenin canı gider. Öl ama ikrar verme. Öl, ikrarrından dönme! hal böyledir. Bu halleri ben size demiş ve duyurmuş olayım evladım."

Can rehberi eşlinde Pir huzurunda, ve rehber can adına ;

" Pirim cematın varlığına, Tanrı'nın birliğine inanarak, Muhammed-Ali'nin yoluna, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin katarına girerek, Muhammed'e ümmet, Allah'a kul, Hüseyin'e talip olmak için adlarını andığımız kişilere inanarak, güvenerek geldik. Ölümüz olur, dönüşümüz olmaz basımız acık, ayağımız yalın. özümüz darda, yüzümüz yerde. pir'den ne gelirse "Alllah eyvallah" dedik, durduk darına. Boynumuz kıldan ince, yolumuz kılıçtan keskin. İnandık iman getirdik. Huzurunuzda birliğe yettik"

Pir: "Eyvallah talip! İkrarın imanına yoldaş olsun! Hak, Şahımerdan, doğru yoldan ayırmasın. Büyükleri sayacaksınız, küçükleri seveceksiniz. Ulu Tanrı'nın buyurduklarını tutup, yasak dediğini yasak, gerçek dediğini gerçek bileceksiniz. Tanrı'nın yolundan ayrılmayacaksınız. işittiniz mi Evladım."

Sevgi ve Saygılarımla, Değerli Canlar

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

***Evvel İkrar verecek.. (Hakk-Muhammed- Ali yoluna girecek canlar..)

***Ehl-i beyt nesli seyid dede-baba'nın önünde Niyaz olur..

DEDE-BABA:

---Geldiğin Ali yolu, durduğun Mansur dar’ı, gördüğün Hak didarı, Hak cesedine can verdi. Kalbine iman verdi.

Ağız talib, dil mürşid Erenler meydanında ne gördün ne işittin?

İKRAR VERECEK CANLAR:

----(Başları secdede) Hak gördük, Hak işittik

DEDE-BABA

---Allah Eyvallah Kapısında, döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır.

Doğru gez, dost gönlünü incitme. Mürşide teslimi rıza ol. Yalan söyleme, haram yeme, zina etme.

Elinle komadığın şeyi alma gözünle görmediğin şeyi söyleme.

Gelme gelme, dönme, dönme. Gelenin malı, dönenin canı.

Riya ile ibadet, şirk ile taat olmaz.

Söylediğin meydanın, sakladığın senin. Baş kaldır doğru söyle,(Canlar dara kalkar)

DEDE-BABA:

---Erenler.... ayini cem erenleri... gördüklerine şahitlik ettiler. Birde sizi sizden soralım. Bizlerin görmediği zamanlarda ve yerlerde Hak Muhammed Ali yoluna aykırı işleklerde bulundunuz mu?

İKRAR VERECEK CANLAR:

---Tevbe Estağfurullah

DEDE-BABA

----Erenler Meydanında Pir huzurunda mürşidine rıza ile teslim oldun mu?

----Allah, Muhammed, Ali, On iki imam ve Ehli beyt soyuna imanı ikrar ettin mi? Kazaya razı olup kadere bağlandın mı?

----Nacilerin pişuvası İmam Cafer Sadık’ın ictihatı üzere Hak dediğimizi hak bilip, batıl dediğimizi batıl bildin mi?

----Muhammed Ali’nin ve Ehl-i Beytin sevdiğini sevip tevella sevmediğini sevmeyip teberra ettin mi?

----Dört kapı, kırk makam Hak mı? Oniki yas-ı matem Hak mı? Suret-i Hakk’tan görünüp, dünya menfaatiyle gözünü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp erenler yolundan uzaklaşırsan mahşer günü yüzün kara olsun mu?

İKRAR VERECEK CANLAR:

----(Her soruya ayrı ayrı) Allah Eyvallah!

DEDE-BABA

----Allah Muhammed- Ali, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ikrarınızda sabit kadem eyleye,

Gerçek Erenler demine Hu!

İKRAR VERECEK CANLAR:

DEDE-BABA'NIN önünde diz üzeri oturur. Dede en sağ tarafta oturanın sağ elinden tutar. Baş parmağını kendi baş parmağına rapteder. Talip sol eliyle dedenin eteğinden tutar. Onun solunda oturan eşi ve diğerleri kendi sağındakinin eteğinden tutar. Dede görünenlerin kulaklarına yakın bir mesafeden hafif bir sesle Yedullah ayetini okur. )

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...


(“Ey Muhammed! Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Verdiği bu sözden dönen ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allaha vermiş olduğu sözü yerine getirene Allah büyük ecir verecektir.”)”Fetih suresi Ayet 10”.


DEDE-BABA:

Sağ elinin parmakları açılmış vaziyette, görülen taliplerin ayrı ayrı sırtlarına üç defa vururken)

----La fetta illa Ali La seyfa illa zülfükar Nasrun min Allahı ve fethun karip beşerül müminin...

Ya Allah!! Ya Muhammed!! Ya Ali Pirimiz üstadımız kutbul alem Hünkar Hacı Bektaşi Veli Şahı horasan!!! ..Desturu pir!!!..

ALLAH EYVALLAH...

Dede-baba
03-08-2008, 11:30 PM
Degerli canlar.. gerek Alevi-bektaşi cemlerinde ve gerekse Alevi- bektaşi referans kaynaklarında "Müslüman" kelimesi özellikle geçmez.. Buradaki hikmet şudur ki...

Müslüman Ol kimsedir ki....

"...Tanrı'nın birliğine şahadet getiren...(Tevhit) ezbere okuyan ve niyaz eyleyen...., oruç tutan.... zekat veren... hacca giden... ez-cümle bütün açık-görünen (zahiri) tapınmaları yerine getiren kimsedir...

Ancak Mümin, İse...

Müslüman olmaktan daha fazlasıdır. Bir mümin sadece zahiri ibadetleri yerine getiren değil, fakat bu tapınmaların (rituals) anlamını, ne demek istediğini, amacını, aslı ve gerçek özüne, Erendir...

Mü'min... Salad-ı Daim olandır... Bir Ömür oruç tutandır... şeriat makamını geçip.. Tarikat-Marifet ve Hakikat sırrına erendir...

Zahir suya banmadan, el ayak deprenmeden,
Baş sücuda inmeden kılınır taatımız.
ne Ka'be vü ne mescit, ne rüku vü ne sucut,
Hakk ile daim becit olur münacatımız.

Abdestimiz namazımız doğruluktur taatımız,
Aşk ile bağladık kamet, safımız kim ayıra


Savm-ı salat ü hac sanma biter zahit işin,
İnsan-ı kamil olmaya lazım olan irfan imiş.

Mürşit gerektir bildire hakk'ı sana Hakk'el yakin,
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.

Her mürşide dil verme kim kimi yolunu sarpa uğradır,
Mürşidi kamil olanın gayet yolu asan imiş

yazar (Niyazi Mısri)


Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:31 PM
Ey zahid.. Dinle;

Hakk-Muhammed-Ali kelamın.. Dinleki eresin.. sır içinde sır olana.. dinleki kalbin nurlansın... Dinleki gönül penceren açılsın...

İmam Ali, sual etti ki..

--- Ya Resulullah! Tevhit helal mi? Haram mı?

Hazreti Resul Buyurduki:



--- Ya Ali! Tevhit kimine helal,Kimine Haram, Kimi ne de Mübahtır.

***Tevhid... Aşıklara, salihlere, Mü'minlere helaldir,

*** Kafirlere, münafıklara haramdır.

***Tevhid okurken dinleyenlere mübahtır...

***Kafirlere şunun için haramdır ki; "La ilahe İlallah" derler de, "Muhammed Resulullah" demezler. Tanrı buyurur ki... "Bir kimse, dört kitaba,cümle peygamberlere ve evliyalara iman getirse de, birine iman getirmezse kafir olur.."


Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:32 PM
Hz. Ali... Muhammed Mustafa'ya sual eyledi...

--- Ya Resulullah! Münafık kime derler?

Hz. Peygamber:

---Ya Ali! Bir kişi; Enbiyaya,meleklere, cennete,cehenneme, amentuye, iman getirirse de, Tarikat,marifet ve hakikati inkar ederse, Münkir-i münafıktır ol kimse...

Hz. Ali Sordu ki...

---Ya Resul! Tarikatı inkar eden nasıl olur? Hali nicedir??

Hz. Peygamber:

--- Ya Ali! Kitap bize yeter diyen; Kitap var iken tarikati,marifeti ve hakikati ne yapalım diyen münafıktır, münkirdir...

Bir kimse, cümle peygamberlere iman getirse de, ahir zaman peygamberine Hakk demezse kafir olur. Bir kişi zahiren büyüyüp iş sahibi, aş ve eş sahibi olmayıp başkalarının sırtından geçinirse münkir olur..."

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:33 PM
Degerli canlar,

Hz. Muhammed Buyurduki..

Şeriat makamı O dur ki...

*** " Ya Ali!.. Bir kişi önce.. Beşeri gereksinimlerini tamam etmeli...
Büyüyüp tahsilini yapmalı... İşine, aşına,eşine sahip olup helal kazanmalı: Sonra tarikata varmalı.

***Bir kişinin şeriatta (İşinde, aşında,eşinde) eksiği varsa, tarikat o kimseye haramdır... (Cabbar Kulu alıntı..)

Allah Eyvallah..

Dede-baba
03-08-2008, 11:34 PM
CEMDE 12 HİZMET

1- Mürşid (Dede-baba) :

Hizmet itibari ile Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veliýi temsil eder. (Seyiddirler ehlibeyt soyundan gelirler.. Cem Erkanı Başkanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar).

2- Rehber:

Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder.Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürsidin en yakın yardımcısıdır.

3-Gözcü:

Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cem'in sessiz ve sakinlik içinde gecmesini sağlar. Cem’in bekcisidir.

4- Çerağcı (Delilci):

Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder.Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Buhardanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.

5- Zakir (Aşık) :

Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder. Cem’de Tevhid, Duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi'ye söyler.

6- Süpürgeci(Ferraş) :

Görev itibariyle Selman’ı Piri pakı temsil eder. Cem evinin sürekli temizliği ile meşkul olur.

7- Meydancı :

Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder. Cem evinde Semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.

8- Niyazci :

Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen Lokmaları alır ve dağılımını sağlar.

9- Ibrikci :

Görev itibariyle Kamber Hazretlerini temsil eder. Cem de Mürşidin ve Cem erenlerinin abdest almalarını sağlar.

10- Kapıcı :

Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.

11- Peyikçi :

Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur.

12- Sakacı :

Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder. Cem evinde Su, Şerbet, Saka, Süt v.b. dağılımını sağlar.

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:34 PM
Degerli canlar.. bilindiği Üzere her perşemde ayin-i cemlerde.... cem'in Miraçlama kısmında... Bütün canlar secdeye varır 2 Rekat peygamber namazı kılar...

İşte Ayin-i cem-i anlatan ve okunan kur'an ayet ve dualarının yer aldığı bir değiş sunmak istedim...

Bana namaz kılmaz diyen, ben kılarım namazımı
Kılsamda kılmasamda, ol Hakk bilir niyazımı.
Hakk'tan başka kimse bilmez, kafir kim müslüman kim
Ben kılarım namazını Hakk geçirirse nazımı
(Yunus Emre)


Ayin- cemde dede-babanın

Edeb-erkan... sukutu lisan... mü'mine Nişan...

Telkiniyle .. canlar İbadet için hazırlanır... her canın kıblesi başka bir candır.. ez-cümle cemal cemale niyaz olunur... ve aşağıdaki Arapça sureleri dede-baba Türkçe söyler ve canlar halka namazını icra eder..

Hakk'ın huzuru namaza niyet,
Her kula farzdır "Bismillah" oku,
Vücuda sıhhat cana emniyet,
Dertlere şifa "FATİHA oku.

Allah'ın emri Adem'e secde,
Pak olur gönül secde edince,
Dost cemalin ayan olunca,
Ademe hastır "RABBENA" oku

Namazın aslı anlamı dua,
Senden medet ya Muhammed Mustafa,
Miskini yetimi eyleyen ihya,
YASİN-İ ŞERİF" HEL-ATA" oku.

Ali'dir Hakk'ın gerçek imamı,
İmam'a uymak dinin ahkamı,
Şeppiri şüppür bekler nizamı,
İllel meveddet FİL-GURBA oku.

Böyle inandım Allah'ü alem,
Pirim hünkarım sahib-i kerem,
Ali'nin zikri Zeynel'e elzem,
Kalb hulus ile "LA FETA "oku.
(Zeynel Baba)

Dede-baba
03-08-2008, 11:36 PM
Degerli canlar,



"cem" kelimesi anlam itibariyle "cami " kelimesiyle benzeşir.. Toplanma bir araya gelme anlamına gelir.. "Cem evi" ise toplanılan yer manasındadır.. aynı şekilde Cami kelimeside aynı kökenden gelir...

Ayin-i cem... salat ve zikrin birleştirildiği bir ibadet şeklidir... cem adıyla anılmasada bir çok tarikat içerisindede zikir vardır... Ve Hakk'tır.. Kur'an emridir...

Alevilik konusunda ise...

Degerli can

Bizler kendimize alevi demedik...hepimiz islamız.. Mü'miniz... başkaları bize bu adları yakıştırdı... Oysaki Ummed-i Muhammediler.... Guruhu naciler... Ali sevdalıları.. Hüseyin aşkına göz yaşı dökenler deselerdi ya daha iyi olurdu...

Alevilik nedir? derseniz Alevilik:

Alevilik... İslamın Türk ve Anadolu halkı yorumudur..Nasıl.. İslamın Acem ve fars yorumu şiilik.. Arap yorumu sünnilik ise...

Alevilikte Türk ve Anadolu halkı yorumudur...Bu bağlamda arap islam anlayışı olan sünnilik içinde arap gelenekleri ve görenekleri nasıl bulunuyorsa yada iran islam anlayışı olan şiilik içinde Acem ve fars kültürü nasıl baskınsa.. Anadolu Aleviliği içinde de Türk ve Anadolu halklarının kültürleri yaşam tarzları ve dünya görüşlerinin bulunması doğaldır...

Alevilik bir mezhep yada hizip değildir.. Kur'an-ı Kerim'in yorumlanmasıdır... Yani Tarikat yada "Yol" demek daha doğru.. Din ise tekdir... Hepimiz İslamız-Mü'miniz...

Muhammed dinidir bizim dinimiz
Tarikat altında geçer yolumuz,
Cibril-i emindir hem rehberimiz
Biz Mü'miniz Mürşidimiz Ali'dir

Yol içinde yol ararsan
Yol Muhammed, Ali'nindir
Yetmiş iki dil içinde,
Dil Muhammed, Ali'nindir

(Pir Sultan Abdal)

"...Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma Meclis- Riyaya bizi
Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır..."

Bu bağlam da Alevi şu kimseye derler :

LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH ALİ-ÜL VELİULALLAH DİYENDİR...

Alevi .. Allah'a İnanan.. Hz. Muhammed'i Peygamber olarak kabul eden... Hz. Ali''ye ve Ehl-i Beyt'e tabi ve yolunda olan kimselerdir...

Ve bizler öyle kimseleriz ki...

Bizler İslamın özü... Guruhu Nacilerdeniz...

Peygamber'e Sordular.. Ya Habibullah! Senden sonra kime uyalım?.. Kimin peşinden gidelim?..

Hz. Muhammed Mustafa Buyurdu ki...;

“Güneşe uyun, onda arayın hidayeti.....

“Güneş batınca aya.....

Ay batınca Zühre’ye....

Zühre de batınca iki kutup yıldızına uyun.....diyordu.

Bu hidayet nurlarının kimler olduğunu sorusuna da Hz. Resulullah.ın.. cevabı şu olmuştu:

— Ben Güneşim..... Ali aydır.... Fatıma Zühre (Venüs).... ve Hasan ile Hüseyin de iki kutup yıldızıdır...

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:39 PM
Degerli canlar, hani derler ya... Aleviler Kur'an'a ayete kitaba inanmaz..ez-cümle kitabsızdırlar... Ateisttirler.. bunun üzerine Bir kıssa ve bir değiş sunmak istedim...

Bilindiği üzere ayin-i cemlerimizde Çerağ Nur Suresi ile Uyandırılır.. ve Arkasından Fatiha Suresi Okunur... Fatiha Suresi Ehli Beyt Hakkında inmiştir.. özellikle son ve 7. Ayeti " ... Bizleri Dosdoğru bildiğin kullarının yoluna ilet..." İfadesi Ehl-i beyt hakında... Hem sünni hemde Birçok alevi bektaşi Eren ve Evliyası bunu dile getirmiştir..

"....Bursa'da Ulu Cami'in açılışı yapılacağı gün Yıldırım Beyazıt aynı zamanda damadı olan Emir Sultan'dan açılış için bir hutbe okumasını ister. Emir Sultan da oradaki ulemanın arasında olan Somuncu Baba erenleri göstererek "Bu beldede benden daha âlim kimseler vardır ve Kutb-ı zaman burada iken bana va'z vermek düşmez. Bu şeref halkın Ekmekçi hoca dedikleri Şeyh Hamid'e aittir" deyince duruma şaşkın bakakalan padişah teklifi hemen Somuncu Baba'ya iletilir. Bunun üzerine Somuncu Baba Padişah'ın huzurna gelerek Emir Sultan'a "Hay Emir hay! Niçin bizi fâş ettin?" diyerek bir hutbe okumuş,

bu hutbede Fatiha Suresi'ni yedi ayrı makamda tefsir etmesi ve bu sûre'nin tefsirinde zamanımızdaki bazı ulemanın müşkilleri vardır diyerek, Molla Fenari'nin gerçekten mevcut olan müşkillerini de halletmesi orada bulunan herkesin hayretler içinde kalmasına ve takdirine neden olmuştur.


Be'yi Bismillah bilemeyen Faki
Fatiha okusa imam olamaz
Elhamdi Muhammed lillahi Ali
İkisin bir bilmeyen Allah'ı bulamaz

Rabbil Alemin'dir Hatice hatun
Makbulu sâlâvat Fatıma'tı Zehra
Er Rahman bakidir Hulkı Rıza
Bakıra girmeyen gevher alamaz

Er Rahim İmam Hüseyin'e ermeyen
İsmini zikredip İmam Hasan'ı görmeyen
İkrar verip biatında durmayan
Nakşi hayal geçer amel kılamaz

Maliki Yevmüddin Zeynel Aba'dır
Muhammed Bakır da Hakk Rahmanıdır
Batını bilmeyen alim âmâdir
Bin sene okusa da alim olamaz

İyya kenabüdü Caf'er-i Sadık
Onların yoluna serimiz koyduk
Marifet abıyla cismimiz yuduk
Murdar olan kalp aynasını silemez

Varlık Hakk'ın bir edna kuluyuz
Ve iyya Kazım'ın bendesiyiz
Kenastain Rıza yolunda ölüyüz
Şükür cenazemizi deccal göremez

İhdinnas sırat'el müstakim Taki'yi bilmeyen
Naki'nin nutkundan haber almayan
Muhammed-Ali'ye secde kılmayan
Namazı fasıktır mihrap bulamaz

Sırat Elleziyne Asker'i beyan
Ondört Masum-u Pâk onlardır ayan
Enamte aleyhim Mehti'dir İmam
Münkir münafık bu harflerden anlamaz

Fatiha bunlardır bilmeyen nadan
Gayrül mağdubi 'ye secde kılan
Bektaş-i Veli'den gayrıya varan
Arayıp derdine derman bulamaz

Aleyhim Veladdalin ergen oldu nur
Medet mürüvvet yetiş hazreti Pir
Muhammed ümmetiyiz bize de şükür
Bu sırrı bilmyen, derman bulamaz
(Şah Hatayi)

İlk Osmanlı Şeyhülislamı kabul edilen Molla Fenari, kendini tutamayarak halka "Şeyh Hamid, bize burada hikmetler saçıyor ve büyüklüğünü gösteriyor. Fatiha'yı yedi vecih üzere tefsir etti. Birinci tefsiri herkes anlayabildi. İkincisini, buradaki ancak bazı kimseler anlayabildi. Üçüncüyü ise, bir kısmını aklım idrak ettiyse de, bir kısmını idrak edemedi. Bundan sonraki açıklamaları ise bizim anlayışımızın dışında kaldı ve bunları ancak kendisi idrak edebilir" demiştir.

Kur'an nın batın yorumu üstüne ne kadar yazsak yazalım, yeterli olacağını sanmıyorum. İnsan-ı kamillerimizin pirlerimizin ulularımızn... halleri bambaşkadır öyle sözleri v vardır ki anlatılması gerçekten güçtür ve insan bunları yaşamadan bilemez. Onun için burada da kim ne anlamışsa ona düşen pay o kadardır. Bunu kabul edip etmemek te bu anlayışa bağlıdır. Bundan dolayı sürç-i lisan etmişsek af ola!

Allah Eyvallah Şeyhen İlallah


(Yazı oluşturulurken faydanılan kaynak: Ali Kaykı
http://www.aleviakademisi.de/site/content/view/215/1/

Dede-baba
03-08-2008, 11:40 PM
Degerli canlar...

Ayin-i cem de, Tekbir getirilerek Allah'ın birlendiği, Övgü ve senatların yapıldığı kısım tevhit kısmıdır...Ayin-i cem'in bu kısmında Yüceler yücesi Allah zikredilir... Ululanır.. Ve Erenlerin değişleri sunulurdu... Bu kısımdan sonra ise.. peygamber ve Ehl-i Beyt övüldüğü kısma geçilirdi...

Sünnilerin Haftada bir gün gündüz toplu olarak yaptığı Cuma ibadetinin karşılığı Ayin-i cem'dir... Kur'an-i bir farz olan Cuma ibedetini, Alevi-Bektaşi, ya perşembeyi Cumaya bağlayan gece yada Cuma aşkamı Toplanarak yapardı.. Tek farklılık Sünni itikat gün ortasını seçmişken.. Alevi-bektaşi geceyi tercih etmiş olmasıdır. Her ikisininde Hem Kur'ani olduğunu hem de Peygamber Sünnetine uyduğunu söylemek gerekir... Zira Alevi-Bektaşi de Cuma İbadetinde (ayin-i cem'inde)... 2 rekat namaz kılar... Rızalık alır.. varsa bir sorun dede-baba'nın huzurunda çözüme bağlanır.. ve Zikir yapılırdı...

Bu İbadete alevi-bektaşi terminolojisinde 48 Perşembe İbadeti denir.. Çünkü Muharrem hariç yılın bütün haftalarında her cuma yada perşembe Ayin-i cem yapılırdı...

Perşembe Akşamı yada Cuma akşamı yapılan ayin-i cem'e mazuru olmayan bütün canlar katılmak zorundaydı... Bununla ilgili bir değiş sunmak istedim...

Gelin ağlayalım hep yana yana
Dökelim göz yaşını Ehli Beyt soyuna
Lanet olsun ol yezidin canına
Onlar kast eyledi İmamların kanına

Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah

Cumaya gelmeyen iblisin kulu
Geçirmiş ömrünü bilmez usulü
Ona şefaat kılmaz hem Hakk Resulu
Hem de Ol divanda oturan Ali soyu

Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah

Cumaya gelip Ceme giresiniz
Boyunca nurlara batasınız
Ol meleklerden elasınız
Cümleniz ulu yoldasınız

Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah


Cumaya gelenin tahtı yücedir
Burda yoksul olan orda yücedir
Mübarek günlerde ismi aziz gecedir
Cem'e gelmeyen ol Hakk'ın nesidir

Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah

Yunus Emrem bunu böyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Gör ki yedi yezit tekbiri neyledi
Cism-i özü gitti bir tek ismi kaldı

Girelim Hakk sırrına çıkalım meydan yerine
La İlahe ilallah, Şahım Eyvallah Eyvallah

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:41 PM
Kelime-i şehadet:

Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammed'en Abduhu Resulullahu ve eşhedu enne Aliyyün Veliyullah

manası: şahitlik ederim ki Tanrı birdir ve yine şahitlik ederim ki Muhammed onun kulu ve peygamberidir ve yine şahitlik ederim ki Hz Ali O'nun velisidir (yani sırrına ermiştir)

Kelime-i Tevhit:

Lailahe illallah Muhammeden Resulullah Aliyyün Veliyullah

Manası:Tanrı birdir Hz Muhammed onun peygamberidir,Hz Ali'de O'nun velisidir (yani onun sırrına ermiştir)

Medet Allah Ya Muhamed Ya Ali
Bizi dergahından mahrum eyleme
Pirim Hünkar Hacı Bektaşı Veli
Bizi Dergahından Mahrum eyleme

Ademi Safiyullah atam hakkı için
Muhammed Mustafa hatem hakkı için
Eyyub'a verdiğin sitem hakkı için
Bizi dergahından mahrum eyleme

Şah Hasan aşkına kılarım zari
Hüseyin'dir dinimizin serveri
Alemin canısın Cenab-ı Beri
Bizi dergahından mahrum eyleme

Zeynel'in canına kıldılar cefa
Muhammed Bakır'dır sırrı Murrteza
Caferi Sadık, Kazım Şah Ali Rıza
Bizi dergahından mahrum eyleme

Derviş Muhammed'im ey gani Kadir
Taki,Naki, Asker rehnüma odur
Muhammed Mehtiye niyazım budur
Bizi, dergahından Mahrum eyleme


Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:42 PM
"... Ey İnananlar! Allah'ı çok anın,O'nu sabah akşam tesbih edin..."
(Ahzab Suresi: 41-42)

Ariflerin İbadeti tefekkürdür.. Ol Kimsler Daim Salat üzre olanlardır....

Zikir: Allah'a dua ile söz ile yapılan yani dille ile yapılan ibadet demektir... Kur'an Kelamıyla ile zikrin çokluğundan maksat gönülden zikirdir,

Çünkü dil zikri daimi olmaz...

Hz. Mevlana şöyle diyor;

"...İman ve Allah'a inanmak namazdan daha değerlidir, zira namaz belli vakitlerdedir halbuki iman daima farzdır; ve namaz kılındıktan sonra değersiz yani geçmiş olur, ve tehirine (ertelenmesine) izin vardır.. Ancak İmanın hiçbir özür geçersiz olaması yada ertelenmesine izin yoktur...

Namazsız iman mümkün iken...iki yüzlülerin ve münafıkların namazı gibi imansız namaz fayda vermez..ve namaz herbir dinde bin türlüdür.. her çeşidi vardır tek bir çeşidi olmaz....Ancak İman her dinde tekdir değişmez..."

Ne Ka'be vü ne mescit, ne rukü ve ne sucud,
Hakk ile daim becit olur münacaatımız.

Bundan içeri haber işit, söyleyeyim ey zahid:
Hakikatın kafiri, Ol Şeriatın evliyasıdır.
(Yunus Emre)

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:43 PM
Degerli Canlar, bir takım forumlarda Alevilik islam dışı gibi gösterilmeye salat'n da (namaz) , abdestinde alevilikte olmadığı konuşulmaktadır....

Şimdi namaz yada alevi- bektaşi terminolojisiyle Niyaz konusundaki gerçekleri sunalım..

Öncelikle Namaz kelimesinden başlayalım; "Namaz" kelimesi türkçedir. Bize farsça dan "NEMAZ" KELİMESİNDEN geçmiştir. Dolayısıyla Kur'ran da "namaz" kelimesi yoktur.

Kur'ran da... İnsan-ı Kamil seviyesine ulaşmak için kulların herşeyin yaratıcısı olan Tanrı'ya ibadet etmeleri tavsiye edilir (bu ayetlerin genelde sonunda BUNU YAPMANIZ HAYRINIZADIR DER)

İBADET ise, orjinal haliyle Kur'ran da iki şekilde yer alır. Bunlar; SALAT yani... "bedenen yapılan ibadetler" ki buna alevi-bekataşi islam anlayışında NİYAZdır.... Diğeri ZİKİR "dil ile yapılan ibadetler....

Peygamber Efendi'miz salatın sadece bir çeşidi olan Namazı göstermiştir.(İbadetin sadece namazdan ibaret olmadığını; salat yada zikirin birbirine üstünlüğü bulunmadığını bunların Allah'a ulaşmak için birer vasıta olduğunu dile getirmiştir)

Kur'ran da salatın bir çeşidi olan namaz da üç unsurun mutlaka...(kıyam, secde ve rukü) bulunması gerektiği belirtilmiştir. Yani bizim Ayin-i Cemlerde kıldığımız namaz gibi, (Ayin-i Cem'lerde tevhid kısmında... Peygamber'in mihracını (Miraçlama kısmı da denir) anlatan değiş-Nefes'lerde.. Dede-baba ile birlikte Bütün Cemaat ayağa kalkar.. Rukuya eğilir.... Sonrasında secdeye varır... (her perşemde saaat 20. 00 civarında CEM Tv 'dede bu vardır... izleyin) Dede-baba Cemate izin verdiğinde... Tekrar eski konuma gelinir.. Bu iki rekat sünni namazıyla aynıdır...

Namazın zamanı konusuna ve mecburiyeti konusuna gelince, Allah ibadetin şirkten uzak ve tam teslimiyet içinde riyadan ayrılmışını kabul eder... Kur'anda namaz için açık olarak sabah erken.. gün ortası... ve gece.. vakti önerilir.. (Bahsedilen zamanlar ibadet için arab yarım adasında en uygun vakitlerdir.

Şöyleki sabahın erken vakti insanın zihni boş olur. Kendini tamamen ibadete verebilir ki... Gün ortası.... Arap yarım adasında sıcaklıktan dolayı günümüzde bile bütün işlerin bırakıldığı insanların tamamen dinlenmeye çekildiği andır. Gece vaktide insanlar artık işlerini ve güçleini bırakmışlar evlerine dönmüşlerdir kendilerini ibadete verebilirler. Yine bu konuda da...Kur'ran ibadet için en uygun zamanın gece olduğunu ve hatta yanlız basına yapılanının daha makbul olduğunu söyler.

Yani Kurran İbadetin bu saatlerde yapılmasını tavsiye etmiştir. AYETTE HER GÜN BU SAATLERDE İBATEDİN YAPILACAĞI İBARESİ YOKTUR. AYRICA AYET ARAP YARIMASI KOŞULLARINDA İNDİĞİ İÇİN ZAMANLARDA ORAYA GÖREDİR. AYET DEĞİŞİK COĞRAFYALARA GELENEKLERE VE GÖRENEKLERE GÖRE GÜNÜN KOŞULLLARINA GÖRE YORUMA AÇIKTIR...

Alevi -Bektaşi islam anlayışı Namazı Zikirle Birleştirmiştir. Farz olan namaz.. Riyadan.. şekilcilikten uzak olarak tam bir teslimiyet içinde.. Ayin-i Cemlarde kılınır.... Ayin-i cemler ise Genellikle Hafta da en az bir kez (perşembeyi Cumaya bağlayan akşamları= Buna 48 perşembe ibadeti denir.. Sünniler bunu cuma günleri ve öğle namazıyla birlikte kılarlar ) farzdır..

Bu, topik bu iddialara yanıttır.

Saygılarımla, Degerli Canlar

Dede-baba
03-08-2008, 11:45 PM
Namaz; Kelime anlamı olarak teslim olma anlamı tasır.

Namazın, hem sünnilikte hem de alevilikte peygamberin mihracı esnasında farz kılındığı kabul edilir.

Namazın nasıl kılınacağına ilişkin olarak Kur'anda bir hüküm yokken ayetler incelendiğinde 3 temel hareketin olduğu (ruku-secde kıyam) görülür.

Namazın zamanı ve sıklığı konunda ise açık bir hüküm olmayıp tartışmalar mevcuttur. Kur'an namaz için en uygun zamanların sabah erken, gün ortası ve akşam olarak göstermiştir.

Alevilikte ise Ayin-i cemlerin Miraclama kısmında namaz kılınır (değiş okunurken ayağa kalkma, kıyam ve secte) iki rekat olarak kılınan namaz aleviliktede vardır.

Saygı ve Sevgilerimle, Degerli Can

Alevilerin Ayin-i cem de kıldıkları namaz, iki rekat olup, sadece farzlar vardır. sünni namazındaki sünnetler burada yoktur. Alevi namazında şekilden ziyade öz önem taşımaktadır. Alevi namazında secdenin nasıl olması konusunda bakınız İmam Caferi Sadık'n buyruğunda neler deniyor?

Alevi, ayini cem de namaz esnasında baş secdede iken, kendi kendini dara çeker, o ana değin yaptıklarını ölçer, yargılar kendi özü ile yüzleşir, hiç kimsenin tanıklığı olmadan, şikayeti bulunmadan özünü yargılar, ve de kendi suçunu kendi gözü ile görür.

Secde bir çeşit aynadır. Çünkü secde de sadece tanrı ve kişinin kendi vicdanı vardır. O Tanrı ki her şeyi görücü ve bilicidir. Bu nedenle Alevi ölmeden ölür, hesabını burada verir ve öle gider öte tarafa, yine bu nedenledir ki ayin-i cem başlarken pir herkesin birbirinden razılık almasını şikayeti suali olanı olup olmadığını cemaate sorar.

Alevi namazında kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir). Hakkın evi gönüllerdir. Çünkü Alevi anlayışında, aynı memeke de hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, Aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa'nın kıldığı gibi.....

Yüce Allah hepinizin kıldığı namazı Kırklar namazı niyetine kabul ve makbul eyleye , Allah Eyvallah, şeyhen İllah. Hu diyelim gerçekler demine...

saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar...

Dede-baba
03-08-2008, 11:46 PM
Hayırlar Fet ola... Şerler def ola... Hak-Muhammed- Ali her daim yol göstericimiz ola, Allah Eyvallah...

Hayırlar Fet ola... Şerler def ola... Hak-Muhammed- Ali her daim yol göstericimiz ola, Allah Eyvallah...

Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.

(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler.

Nur Suresi 34-35

Degerli Canlar.... Sizler de şu iftirayı duymuşsunuzdur mutlaka... Bir kısım sünni görüşler der ki... "Aleviler ibadet falan yapmazlar... toplanırlar, bir gece vakti... sonra mum yakarlar...içki içerler saz çalarlar.. sonra mumu sündürürler... birbirilerinin kadınlarıyla zina ederler...."

Kuşkusuz Allah herşeyi bilen ve görendir.....

Degerli Canlar

Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde üç mum yakılır...(buna Çerag uyandırma= delil uyandırma denilir..)

Bu mumlardan.... Birincisi... 18 bin Alemin yaratıcısı nur üsüne nur olan Allah içindir...

İkincisi Nübüvetin ve dahi iki cihan Sultanı Muhammed Mustafa aşkınadır....

Üçüncüsü velayetin nuru Ali'el Mürtazanın aşkınadır...

Ayin-i cemde Hakk- Muhammed-Ali aşkına yakılan 3 mum, Delilcinin aşağıdaki duasıyla yakılır..

BİSM-İ ŞAH ALLAH ALLAH

Bismişah çırağı nuru Muhammed Ali’den doğup şemsiyle mah Fakir bir zerreyi elem destur Allah eyvallah.... Şem-i tevfik nur-u hidayettir, yüzün suret-i Hak’tan beşarettir, yüzün haz ve ihrama hidayettir, yüzün muazzı Kur’an’da ibarettir, yüzün Pir cemali Muhammed kemali İmam Hasan, İmam Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat.

Bismişah Allah Allah,


Çün çerağı fahr uyandırdı ol Hûda’nın aşkına

Seyyidül kavneyin Muhammed Mustafa’nın aşkına

Saki Kevser Aliyel Mürteza’nın aşkına

Hem Hatice, Fatıma Hayrünnisanın aşkına

Şah Hasan-ı Hulk rıza, hem Şah Hüseyn-i Kerbela’nın

Ol imam-ı etkiya Zeynel Aba’nın aşkına

Hem Muhammed Bakır ol kim nesli pak-ı Mürteza

Cafer-i Sadık rehûmanın aşkına

Musa-ı Kâzım selfirazı ehli hak

Hem Ali, Musa, Rızayı esfiyanın aşkına

Şah Taki, ba Naki hem Hasan’ül Askeri

Ol Muhammed Mehdi sahibi livanın aşkına

Pirimiz Hünkârımız Bektâş-ı Velî nin aşkına


Ber cemali Muhammed, pir kemali İmam Hasan ve Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat.

Allahûmme salli âlâ vela âli Muhammed ve âlâ Ali seyyidina Muhammed

Ezelden belî dedik.. Allah eyvallah

KARA YOBAZ..


BİRE YOBAZ İFTİRA ETMİSSİN, GUNAHIN COK
İMANIN BEŞ PARA ETMEZ,NAMAZIN BOŞ
BİZİM SENİN BİLGİNE KARNIMIZ TOK
MUM SENİN NEYİNE ,CERAG DAN SANA NE

DEMİSİN MUM SÖNDÜRÜRLER BİZLERE
GEL BAK Bİ CEMİMİZE GÖR BAK HELE
ANA BACIYA LAF ATARSIN DİLİNLE
MUM SENİN NEYİNE ,CERAG DAN SANA NE

DERMANİ HAKİKATI PİRİNDEN İZLEDİ
BUNU DİLİYLE GÖNÜLDEN SÖYLEDİ
SENİ YÜCE ALLAH'A HAVALE EYLEDİ
MUM SENİN NEYİNE ,CERAG DAN SANA NE
YAZAN KUL DERMANİ)


ALLAH EYVALLAH

Dede-baba
03-08-2008, 11:50 PM
İmam Caferi Sadık Buyruk'unda der ki :


"...Tanrı,inanan sofu kullarına 7 yüzle gözükür...

Birinicisi: Kendi Görünümünde,Bu Tanrı Sevgisi içindir ve tüm sevgilerin başıdır.

ikinicisi :,Üstad görünümünde gözükür bu bilim ve sanat sevgisi
içindir.Bilim ve sanat sevgisi kişiyi olgunlaştırır,kişinin kendisini aşmasını sağlar.

Üçüncüsü: Pir görünümündeki sevgidir.Pir'e sevgi ,insan veTanrı'nın doğru yoluna olan sevgidir.

Dördüncüsü :.Tanrı kişiye Sevgilisi olarak gözükür .Bu mutlu ve huzurlu yaşama olan sevgidir.

Beşincisi :14 yaşında bir cocuk gorunumundedir.Bu cocuk sevgisi içindir.

Altıncısı: Kabe gorunumundedir, Bu doğa sevgisi içindir.Doğa Tanrının Eseridir.Doğayı sevmek Tanrı'yı sevmektir.

Yedincisi :33 yaşındaki cennetlik görünümündedir.Bu tüm iyi insanları sevmek içindir.Ama sevginin Gercek sahibi Ulu Tanrı'dır. Tanrı Sevgisinden üstün sevgi,onun sevgisinden sevgi calmaktır.

''...Biz Adem'i Balçıktan yarattık Ve Âdem'e secde etmesi için meleklerimize emrettik....Âdem'e secde etmeyeni de cennetimizden kovduk...''(BAKARA SURESİ)


Ellerin Kabesi var Benim Kabem insandır.
Kur'an da kurtaranda insan oğlu insandır.

Hünkar Bektaşi Veli


Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:51 PM
Degerli canlar..

"....Semâ kelime olarak “işetmek ve dinlemek” mânâlarına gelmektedir. Güzel sesle ve musikî refakatinde coşmak mânâsında da kullanılır.

Tasavvufta Semâ bir vasıtadır. Semâdan gaye ise, ondan meşru olarak faydalanmak ve bu vesile ile insanlara Hakkın kelâmını dinletmektir...

Mevlana'nın dediği gibi....

"... Ol Semâ Hakk âşıklarının gıdasıdır, onda Canan ile (hakikî dost ile) buluşup kavuşmanın lâtif bir hayali bulunur. Ve semâ manevî hal sahibi olan gönüller için bir döşek gibidir..."

Bu manada Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde Semah, İbadetin bir parçasıdır...Semah; Kişinin Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kendisinden geçmesini, çoşmasını ifade eder.... Semah bu manada bir yüceliştir... Allah'a yöneliştir...Adeta kanat çırparak Hakk'a doğru yönelişin manevi bir yolculuktur...

Semah bir dans veya folklorik bir gösteri değildir...Aksine kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan bir ibadettir...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"And olsun o saf bağlayıp dizilenlere,

O Kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,

O haykırarak zikir okuyanlara..."
(SAFFAT SURESİ: 1-2-3)

Alevi-Bektaşi Ayin-i Cem'inde Semah'a duranlar... Hakk-Muhammed-Ali postu önünde... önce saf bağlayıp, dizilirler.... Destur verilince... Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kanatlarını açıp, toplayarak uçarcasına kendilerinden geçip Ol Hakk'ı zikrederler...

Bütün Semah'larda kollar açlıp kapanır...ve Böylece Kur'an hükmü yerine gelsin istenir... Şüphesiz Ol Hakk'ı şeksiz gümansız zikredenleriz biz... O'nu yücelten, ve her dem ananlarız biz...Daim salat ve Zikir üzre olanlarız biz...

Allah Eyvallah Şeyhen İlallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:52 PM
Degerli Canlar...

Birçok Forum konusunda, alevi-bektaşilerin eleştirildikleri bir başka konuda namaz kılarken neden kıbleye yönelmediğimizdir.. Hem bu konuya açıklık getirmek hem de Alevi-bektaşi islam anlayışı ile sünni ve şii/caferi islam anlayışları arasındaki temel farklılıklar üzerinde duralım....

1- Alevi-bektaşiler... Korkutan, ateşlere atan, insanlara kin nefret duyan, lanetler okuyan, Öfkelenen hata yaptığında bunun hesabını öte dünya yerine burda soran bir Allah'a inanmazlar... "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM" KELİMESİNİN ANLAMI OLAN, Esirgeyen, bağışlayan, seven koruyan, sevgi tanrı'sına inanırlar..

2- Alevi-Bektaşi Yüce Allah'ın Kur'an-ını süni yada şii/caferi gibi zahiri anlamda okuyup yorumlamaz...Bu anlamda sünni ve şii yada caferi Kur'an yorumları yerine... Evlad-ı Resul DEDE-BABA larının, Pirlerinin Kur'an yorumlarına itibar eder...Zaten bizimde Ayin-i cem'lerde okuduğumuz Kur'an dışından değildir ki...Kur'annın bizzat kendisidir..biraz kelamlar üzerine düşünen bunu görecektir.

3-Alevi-Bektaşi Ayini cem'inde Önce Allah sonra Hz. Muhammed sonra Hz. Ali ve 12 İmam'a selam getirilir...Ehl-i Beyt aşkına göz yaşı dökülür.. Lütfen Ayi- Cem'de sırasıyla neler yaptığımıza bakınız? Neresi Kur'an dışı neresi islamın dışında

4-Gelelim Namaz konusuna...Degerli canlar... Kur'an da Salat vardır.. bu anlmada salatın bir çeşidi olan namazda vardır...

Alevi-bektaşi namazın kendisine karşı çıkmaz.. Alevi-bektaşi "GÜNLÜK 5 VAKİT NAMAZ" anlayışına karşı çıkar.. Çünkü Kur'anda bu yoktur...Kur'anda namazı HERGÜN Kılınacak şekilde bir ibare yoktur.. Kur'an dua etmek için salat ve zikir için zamanlar tavsiye etmiştir... Yüce Allah dileseydi.. Bunları hergün yapın derdi...Böyle bir şey yok...

Sadece Kur'an ibadet için belli zamanlar insanlara önerir.. Kuşkusuz Allah herşeyi bilendir.. sabah erken... Gün ortası .. yada akşam yatarken.. ibadet yapın der Allah.. Bu kör vakitleri tercih etmemizi tavsiye eder.. Başka ayetlerde öncelikle gece yapılan ve tek başına olan ibadeti bütün ibadetlerin en üstünü olarak kabul eder.. Allah bizler için zorluk istemez... günün koşuşturmacası içinde yapılacak ibadetin... RİYAYA SAPABİLECEĞİNİ GÖREBİLENDİR.

Alevi bektaşi İbadetini gece yapandır.. Farz olan Cuma ise.. Alevi-bektaşilikte perşembe ve Cuma akşamları Ayin-i cem yapılarak yerine getirilir... Ayini cem Her hafta yapılır...AYİNİ CEMİN DİĞER ADI MUHARREM HARİÇ HER HAFTA YAPILDIĞI İÇİN.. 48 PERŞEMBE İBADETİ DİR

Namazın şekli ve olmazsa olmazları Kur'an da gösterilmiştir.. (RUKU-SECDE-KIYAM) Ayini cem de kılanan namaz da bunların hepsi vardır... Demekki Alevi-bektaşinin kıldığı namaz... şekil olarak Kur'anidir.. Buna kimse bir şey söyleyemez...

Gelelim Kıble meselesine...

" İnsanlardan aklı , idraki olmayanlar diyecekler ki: " bunları yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir? Doğu da Allah'ındır Batı da . Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur...Bakara 142:".


Allah gönüllerde mekan tutandır...Bunun Kur'an ayetleriyle ispatını yaptık... Bu yüzden cemal cemale secde olunur.. Kur'anda... doğununda batınında her yönün Allah'ın olduğu...Her ne yana dönseniz.. Tanrı cemalini göreceniz söylenmez mi* Yüce Allah Bütün kaninatı..18 bin alemi... Hz. Adem'e secde ettirmedi mi* ve secde etmeyenide lanetlemedi mi? Kim ademe secde etmedi sadece ŞEYTAN... şimdi sizi cemal cemale secdeden alıkoyanlar neye hizmet ediyorlar.. Kur'ana karşı gelmiyorlar mı?

Yine şu sırrı görelim.. bakın kabenin içinde bütün canlar.. kadınlı erkekli karışık ibadet etmez mi?..Beytullah ta yani kabede yön yoktur.. dileyen istediği yöne döner namazını kılar.. Mekke'den uzaklaştığınızda ise herkesin kabeye dönmesi espirisi.. Kur'andaki cemal cemale kılanan ayetin manasından kaynaklanır.. Canlar.. bir uzay aracıyla göge çıksanız.. dünyanın her yerinde müminlerin namaz kıldıklarında tek bir yöne yöneldiklerini ve koskoca bir halka oluşturduklarınızı.. birbirine secde ettiklerini dev bir halka namazı kılındığını göreceksiniz...

Yüce Allah hepimizin gözündeki perdeyi kaldırsın.. gerçekleri göstersin.. Hakkikat sırrı manasına erdirsin.. sizlerde görün artık... bizi ayıplıyorsunuz ama sizin namazınızda halka namazıdır.. kabeye yönelerek zaten sizde cemal cemale niyaz olup,.. halka namazı kılıyorsunuz..görün artık... yani aslında sünniler ve şiiler bizi eleştiriken bile birbirilerine karşı yüzlerini dönüyor bizim Hakk namazımızdaki.. gibi cemal cemale niyaz oluyorlar... AND OLSUNKİ BİZ SADECE SIRLARA EREN MARİFET ERENLERİNİN YOLUNDAYIZ... Allah'a asi olanlar değiliz.. yaptıklarımız Kur'an dışı değildir.. zahiri değil batını bilenleriz..

Kuşkusuz Kur'an marifet ehli için... sırları bilenler için, kendi kendini yorumlayan ve açıklayan tek kitapdır Kur'an'dır.. Bu yüzden Evlad-ı Resul 12 İmam nesli Pirlerimiz bu sırra vakıf oldukları için cemal cemale secde eder.. namaz kılarlar...Alevi-Bektaşilik şeriatın ötesinde.. tarikat makamıyla başlar.. şeriat makamında ibadetin anlamı ve neden nasıl soruları sorulmadan sırlara vakıf olmadan.. ibadet edilir.. şeriat imanı cahillerin imanıdır.. Alevi-bektaşilikte bu hatadır.. Yüce Allah İbadetin manasını bilerek ibadet etmemizi bizden ister..

Kuşkusuz söylenecek açıklanacak pek çok sır vardır... Ve bilmenizi isterimki Alevi bektaşilik Kur'anın özüdür... Her hareketimiz Kur2andandır..

fakat şeriat ehli bunu anlamaz.. Şeiatta ZAHİR ÖNEMLİDİR.. Tarikat ve öte makamlarda batın... şeriatı geçtikten sonra sırlar verilmeye.. canların gözündeki sır perdesi kaldırılmaya çalışılır...

ŞEİATIN EVLİYASI, TARİKATIN KAFİRİDİR..

Bakın canlar.. Bu sır dolu cümlenin manası bilinse idi Alevilik ile Sünnilik ve şeriat makamı karşılaştırılmazdı.. Şeriata göre tarikat makamında olanlar kafirdir... Nesiminin.. Pir sultanın.. Halacı Mansuru hatta Yunus Emreyi... Molla kasımlar hep kafirlikle şeriata aykırılıkla suçlamadımı.. haklarında ölüm emri çıkarmada mı?...

Oysa asıl kafir.. ve dinden çıkan şeriatın evliyası.. şeyhüsselamı. mollası.. idi..

"...Ey Yüceler Yücesi Allah'ım... Gürühu Naci'lerdendik... kafir sayıldık.. Bir zaman dara çekİldik.. bir zaman derimizi yüzdüler.. bir zaman.. bedenimizi yakıp göğe savurdular...

Affet Tanrı'm onları bilmediler... bizlere gösterdiğini onlara göstermediğin için seni anlamadıLar.."

Bütün Peygamberler kendilerine asi olan kavimleri için bile Tanrı'ya böyle yalvardılar... Hz. İsa çarmıha gerilirken... Hz. İbrahim.. ateşe atılırken... Halacı mansur ve nesimiler katledilirken.. hep aynı kelam vardı ağızlarında...

YÜCE ALLAH'IM AFFET ONLARI,, BİZE GÖSTERİLENİ ONLARADA GÖSTER.. SIRALARA VARMALARI İÇİN GÖZLERİNDEKİ PERDEYİ KULAKLARINDAKİ MÜHRÜ KALDIR YA RABBİ..."

ALLAH EYVALLAH, ŞEYHEN İLALLAH

Dede-baba
03-08-2008, 11:53 PM
KAPIDA KALDI ŞERİAT

Aşk imamdır bize,gönül cemaat
Kıblemiz dost yüzü,daimdir salat
Dost yüzün görücek,şirk yağmalandı
Anınçün,kapıda kaldı şeriat

Gönül secde kılar,dost mihrabında
Yüzün yere vurup,kılar münacat
Kim ola dost ile,bu demde halvet
Şeriat der,sakın şartı bırakma

Şart ol kişiye kim,ede hiyanet
Erenler nefesidir devletimiz
Anınla fitneden olduk selamet
(Beli) kavlin dedik evvelki demde

Henüz bir demdir,ol vakt ü bu saat
Derildi beşimiz,bir vakte geldi
Beşi bir eyleyip,kim kıla taat
Biz kimse dinine hilaf demezüz

Din tamam olıcak doğru muhabbet
Doğruluk bekleyen dost kapısında
Gümansız ol bulur ilahi devlet
Yunus ol kapıda kemine kuldur
Ezelden ebede dekdür bu izzet
(YUNUS EMRE)

Dede-baba
03-08-2008, 11:54 PM
Degerli canlar...

Bugün sünni anlayışta günlük vakitli kılanan namazı ele alacağız ve neden vakitli kıldıklarını, bu vakitli namazı neye dayandırdıklarını analiz edeceğiz..

Sünni namazları...belli vakitlerde olandır..Günlüktür belli zamanlarda kılınır... Sünni anlayış.. Namazın.. her gün, günde beş vakit kılınması zorunluluğunu aşağıdaki hadise dayandırır...

" Peygamber, miraç'ta Tanrı'dan Mü'minler için günde elli vakit namaz buyruğu almış fakat dönüşte yolda hz. Musa'ya raslamış, Hz. Musa, Peygamber2e günde elli vakit namazın insanlara ağır geleceğini söyleyerek Tanrı'dan bunu indirmesini istemiştir. Hz. Muhammed, Hz. Musa'nın öğüdüyle yeniden tanrı katına gidip günlük namaz vakit sayısının indirilmesini talep etmiştir. Tanrıya her gidişinde beş vakit indirilmiştir... Hz. Musa, Hz. Muhammed'e daha da indirilmesi için tanrı katına tekrar tekrar gitmesini istemiştir.. En son beş vakte indirildiğinde bile hz. Musa aynı isteği tekrarlamış. fakat peygamber, bundan daha az sayıda vakit için tanrıdan ricacı olamayacağını belirtmiştir..."

Böylece sünni islam anlayışına göre beş vakit namaz kesinleşmiştir... Bu rivayet sünni ekolün en güvenilir kaynakları kabul edilen BUHARİ'nin hadis kitabında ve daha bir çok sünni hadis kitaplarında nakledilir...

Beş vakit namaza dayanak gösterilen bu uyduruk hadis öncelikle.. Kur'ana islama ve Allah'a ve de Peygamber'e hakarettir.. uydurma olduğu aşikardır... şöyleki... bu hadisi doğru kabul eden sünnilere sormak gerekir...

1- Tanrı, Peygamber bile olsa, birilerinin isteğiyle sürekli görüş değiştiren ve karar veremeyen bir varlık mıdır ki, elli vakti kademe kademe beşe kadar indirmiştir?

2- Hz. Muhammed, günlük elli vakit namazın kendi inanları için katlanılamaycak derecede zor olduğunu akıl edemeyen biri midir ki, hz. Musa'nın akıl vermesiyle hareket etmiştir?

3-Tanrı ve Hz. Muhammed namaz vakitleri ve sayıları konusunda Tanrı ile pazarlık mı yapmışlardır?

4-Hz. Musa, Tanrı ile Hz. Muhammed arasında pazarlık mı yapmıştır?

5-Hz. Musa, namaz vakitleri konusunda hem Hz. Muhammed'e hem de tanrı'ya etkide bulunan gerçek bir belirleyici midir?

6- Yoksa sünni İslam'daki günlük beş vakit namazın uygulamasının kaynağı Hz. Musa mıdır?

7- Tanrı günlük elli vakit namazın insanlar için güç olduğunu Hz. Musa olmasa anlayamayacak mıydı?

Bu soruları yönelttimizi sünni ulema bize cevap olarak şu yanıtı vermekte..

"..Hazreti Peygamber'e isra gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi. Ey muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır.." (Buhari, salat, 76, Enbiya, 5)

SİZCE SORULARIMIZA YANIT MIDIR BU CEVAP?..İKNA OLDUNUZ MU?

Saygı ve Sevgilerimle

Dede-baba
03-08-2008, 11:54 PM
Degerli canlar..

Şimdide Alevi-bektaşi İnancındaki namaz/niyazın genel özelliklerini inceleyelim..

Alevi-bektaşi islam Ekolünde, Namaz İbadeti, "cem" adını almaktadır. Namaz'a "halka namazı" yada "Niyaz" adı verilmektedir. Cem ibadeti İslam ve Kur'an daki namaz buyruğunun uygulanma biçimdir. Teolojik olarak kaynağı Kırklar meclisidir.. icra edildiği mekan Cem Evleridir.

Genel Özellikleri:

1-Alevi-bektaşi islam ekolünde namaz Allah2a yakarış ve dua etkinliğidir, ibadettir. bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarakta yapılabilir.

2-Namazın ( Dua/zikir anlamı ötesinde, bedensel olarak yapılan ruku-Secde-kıyam dışında ) belli bir şekli ve şemali yoktur. her toplum kendi kendi kültürü/gelenekleri belli bir şekli içerisinde bir takım şekiller oluşturabilir. asolan niyettir.

3-Namazın zaman ve mekan sınırlaması yoktur.. bu anlamda günlük beş vakit yada üç vakit namaz söz konusu değildir... bu anlamda sünni/şii namazlarındaki vakit ve şekil unsurları tümüyle zorlama yorumlara aynı şekilde, Arap ve Fars halklarının kültürlerine dayanmaktadır.

Bu nedenle namazı belli bir şekle hapsetmek, Kur'ani değildir... Kur'an da Allah yatarken, ayaktayken, otururken ibadet edilebileceğini net biçimde belirtmiştir.

4-Alevi-bektaşilerin namaz /niyaz (halka namazı) konusundaki geliştirdikleri içtihat ve yorum, mensup oldukları kültürün doğal bir sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslamın İbadet emrinin Alevi-bektaşi uygulama biçimidir.

5-Alevi-bektaşinin ibadeti cem ayinidir. başka türlü ibadet Alevi inanç kültüründe olmadığı gibi Alevi-bektaşi geleneğine de aykırıdır...

6- Cem ayini, İçerisinde barındırdığı "dara Durma" yani KIYAM, Tecella ve Temenna yine Rukü ve defelarca icra edilen secde... İslamın İbadet buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.

7- cem Ayini dışında başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilmesi, asimilasyonu çabasından başka bir şey değildir.

8-Kur'anda vakit belirtilmeden, açıkça belirtilen tek İbadet Cuma İbadetidir. Alevi-bektaşilerin Cem Ayininin Yapılış vakti, yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Cuma İbadeti vaktidir... Cuma İbadeti vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin herhangi bir bölümünde İbadet ifa edilebilir.

9-Cuma namazı yada Cuma ibadeti Kur'an da Kadın-erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda, Alevi-bektaşi kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur'ansal buyrukla örtüşen Peygamber ve 12 İmam sünnetine uydgun bir ibadettir...

Saygı ve Sevgilerimle

Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış Namazım kıldırırlarsa,
Sizde Hakk Diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim..
(Pir Sultan Abdal)

Zühd-ü Riya ile olan ibadet
Hatadır Hazreti Setta'a karşı
Böyle namaz ile Olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmet-i muhtar'a karşı..

Tarikatsız mü'min olamaz kimse,
Nur-u nübüvvetle dolamaz kimse,
Hakk-ı, Peygamberi bulamaz kimse,
Yatıp kalkmak ile duvara karşı..

Allah gözlerine çekmiş bir perde
yok deriz Allah, gökte ve yerde,
Gösterelim gel de gör Hakk'ı nerde
Secde eyleyesiniz didara karşı

Ebsem ol Harabi sen nasıl erersin,
Halli müşkil böyle sözler eylersin,
İçtinap et belki hata edersin,
Haydar-ı Kerrar'a, Hünkar'a karşı...
(Harabi)

Dede-baba
03-08-2008, 11:56 PM
[/B]Ayin-i cem: Alevilerin Allaha yakarış şekli olup, içerisinde tevhit (Allahın birliği) Hz. Muhammed'in peygamberliğinin tastiki ve Hz Ali'nin velayeti'in dille ve kalben söylendiği aynı zamanda tevelle ve temennanın (ehlibeyiti seveni sevme düşmanlarına düşman olma) yer aldığı bir ibadettidir.

Ancak, bilinen aksine cem sadece bir çeşit olmayıp bir kaç türü vardır. genellikle tv'ler de gösterilen ve herkese açık olan cem GÖRGÜ CEMİ" DİR.BU CEME HERKES GİREBİLİR SÜNNİLERDE DAHİL....

İşte bu Ayin-i Cem Üzerinde durmakta yarar var sanırım... Bazı bilinmiyen gerçeklerin gün ışığına çıkması için..

Sünni islam ekolünde cuma günleri toplu ibadet anlayışı varken.. Alevi-Bektaşiler- Perşembeyi cumaya bağlayan gece ibadet ederlerdi.. Buna 48 perşembe " yada 48 Cuma ibadeti denirdi..

Bu Ayin-i Cem de halka namazı (İki rekatlık peygamber namazı)kılınır.. Niyaz edililir... suçlu olanlar dar-ı mansura durur... Rızalık alınırdı...

48 Perşembe... halkın tümünün katılmak zorunda olduğu bir ibadetti...

Allah aşkına semahlar dönülür.. Duvaz imamlar okunur... İmam Hüseyin aşkına göz yaşı dökülürdü...

Dede-babalar halkın sorunlarını dinler toplumsal sorunlara cözümler bulunurdu...

Çerağ'ın söndürülmesiyle...Ayin-i Cem biterdi.. ki genelde sabahın ilk saatlerine kadar...sürerdi..

48 perşembe ibadeti bir yıl içerisinde yer alan 52 haftan 4 dört hafta içerisinde yani Muharrem ayında yapılmaz...

Allah Eyvallah

Bu ibadet Kur'anda Cuma günleri yapılması farz olan ibadettir.... ve dahi Peygamber'in süğnneti.. 12 İmam'ın buyruğudur... Kur'ran da ibadettin gece yapılanının daha makbul olduğu belirtildiği için Alevi- Bektaşiler Perşembeyi cumaya bağlayan gece bu ibadeti yaparlardı...

Saygılarımla..



Alevi-bektaşi İbadetlerin de zaman genellikle gecedir.. Ancak Güneşin konumuna göre de ibadet ayarlanmaktadır...

Örneğin güneşin doğuşunda, kalkmak ve Dua etkinliği bugün dahi Anadolu da Yaşlılarımızda görülmektedir.. Genellikle yüzlerini güneşe döner, Allah-Muhammed- Ya Ali diye duaya başlar.. Allah'ı zikreder.. Peygamber'e salavat gönderir.. 12 İmam'ı analarlardı... Bu ibadet vakitleri eski zerdüş yada şaman inançlarından değil, bizzat Kur'an'dandır.. Kur2an-ı Kerim'de İbadet vakitleri için saba erken, gün ortası ve gece vakitleri önerilir. gece yapılan ibadetin daha makbul olduğu vurgulanır..

Alevi-bektaşi inancında, genellikle bireysel, dua ibadeti vardır..Sünniler de oldugu gibi 5 vakit, Siilerlerdeki gibi 3 vakit namaz ; Aleviler de yoktur...Bunun yerine zaman ve mekan fetişizmi yerine perşembe veya cuma akşamları Ayin-i Cem düzenlenmektedir.

Kur’an-i Kerim’de namaza yönelik vakit ve sekil kavramlari incelendiğinde; Kur’an’da 80 küsur yerde “secde” ve 264 yerde “dua” ibadeti faaliyeti geçmektedir ki, Aleviler de bu faaliyetleri “Niyaz” olarak yapmaktadirlar.

Nisa Suresi 103. Ayet’te :

“Allah’i ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin” buyurulmaktadir.

Aleviler bu buyruk dogrultusunda cemlerde “niyaz” eda ederler. Aleviler’in kiblesi cemal cemaledir,

KIYAM: salavat ile ayaga dogrulmadir,

KIRAAT ise Kur’an sure ve ayetlerinin duvaz ve nefeslerle diz üstü gelinerek saz esligin-de okunmasidir.

Rükû’ya varma, Secde’ye inme, Sücûd yere niyaz, alin koyma, çapraz el baglama, boyun bükme gibi vücud ritüellerini; Alevi cem ibadetinin her safhasinda görmek mümkündür. Bu ibadet biçimine: “Halka Namazi” denir.yapilan cem ile eda edilir. Aleviler, Ayn-i Cem’de “Allah...Allah !” nidalariyla yakarirlar ki; bu davranis biçimliliğidir.

Allah Eyvallah

Dede-baba
03-08-2008, 11:57 PM
CENAZE TÖRENİ (CENAZE MEYDANI)

Helallik Gülbangı'nın ardından Cenaze töreni (ya da Meydanı) başlar. cenaze törenine gelen canların Cem törenine gelir gibi, tertemiz yıkanmış olmaları gerekir.

Cenaze Musalla taşına konur. Canlar cenazenin ardında yarım ay biçiminde toplanırlar. Dede ise cenazeyi önüne alarak canları karşısına alır ve cemal cemale Ayn-i Cem de olduğu gibi tören başlar.

(Alevi-Bektaşi geleneği bugün sünni anlayışla uygulanmaktadır.)

Cenaze töreninde kadın erkek yanyana safa durur.(Artık sünnilerin bile cenaze törenlerinde kadın- erkek yan yana saf durmaktadırlar.) Canlar ellerini çapraz bir şekilde göğsünde buluştururlar. Cem töreninde olduğu gibi ayaklar mühürlenip "Dar" durumuna geçerler. Alevi- Bektaşi erkanı böyle olması gerekirken bugün sünni anlayışın uygulamaları yapılmaktadır.

Cenaze töreni ‘’Hakk Ya Muhammed Ya Ali’’ tekbiri ile başlar. Bu tekbir söylenirken başlar yukarıya kaldırılır.( Alevi- Bektaşi inancında asıl olarak " Allahuekber" diye tekbir yoktur, sonradan törenlere bir şekilde eklenmiştir. (İmam-ı Cafer Cenaze töreninin secdesi ve rukusu olmadığı için namaz olmadığını belirtmiştir.)

Dede cenazenin baş kısmında durarak tekbirden sonra duaya başlar.

Bismişah... Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali.

Yüce tanrım, Hakk'a yürüyen ............. can için durduk sana duaya.Yüzümüzü döndük Kıble-i Beytullah'a. Uyduk Hakk ,Muhammed, Ali ve On iki İmama...

Yücelerden yüce Ya Hakk. Can Kıblesine döndük. Düşündük , yaradılanı gördük, yaradana inandık , yaradanı İnsan-ı Kamil'de bulduk. En- el Hakk olduk,

Bağışla bizi Ya Hakk. Sana yürüyen , sana uçan , sana doğru uğurladığımız, sana doğru yolculadığımız bu Can'ı bağışla.

Bilenler bildikleri bir duayı okusun, bilmeyenler Hak Muhammed Ali aşkına salavat getirsin... der.

Dede:

"Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali " der. Bu söz söylenirken başlar yukarıya doğru kaldırılır.

" Hakikat abdestini aldık . Günahımız sevabımız boynumuzda niyaza geldik . Medet mürvet Şahım darına durmaya geldik.

Ezelden seyrettik biz bu alemi, Güneş doğmadan, ay doğmadan, Aydan günden ezelden.Bu mülke biz gelmiş gitmiş idik ezelden . Günahlarımızı, sevaplarımızı bir mizanda tartmış idik ezelden. Konağımız ışıktır, handan ezelden. Cananı gördük hoş olduk, Özümüzü tanıdık yol olduk. Ana rahmine düştük kandan ezelden. GERÇEĞE HÜ. MÜMİN E YA ALİ...

Dede : Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali...

Bu can Hakk'a yürüdü. Kainatın temsilcisi idi. Hakk ile buluştu, yaradana kavuştu. Yeni bir dona , yeni bir cana , bin bir cana karıştı.

Bu can ölmeden evvel binlerce kez ölmüş , binlerce kez de dirilmiş idi. Şimdi bu can başka bedenlerde yeniden dirilecek, bu canın bedeni canlı cansız her şeye sinecek.Kainat durdukça yaşayacak bu can canan içinde. Gerçeğe hü Mümine Ya Ali...

Dede: Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali...

Dostlar, bu Can Hakk'a yürüdü. Ruhu ortada kaldı. . Hakk'a teslim olan bedendir. Ona bedensiz kalmanın acısını çektirmeyelim. Yaşadığınız müddetçe Hakk'a yürüyen bu canın ruhunu, özünüzde yaşatabilir misiniz? Bu soruyu üç kez tekrarlayan dede 3 kez "İsteriz" cevabını aldıktan sonra : Hak Muhammed Ali sizlerden razı olsun. dilekleriniz, dualarınız, Hak Muhammed Ali'nin gönül defterine kaydedilsin. Her daim dile gelsin. GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ.

SELAMLAMA

Tekbirden sonra sağa dönerek SELAM OLSUN HAKK'IN HUZURUNA VARANLAR. denir bu esnada sol el aşağıya sarkıtılır. Sonra sola dönerek " SELAM OLSUN GERÇEĞE HÜ DİYE DUA EDENLER" der ve sağ el de aşağıya sarkıtılır.

Sağa sola selam verildikten sonra dede " Rıza-i Lillah için Hakk'a yürüyen bu can için, bildiğiniz bir duayı yapın der. ( Bilenler bildikleri bir duayı, bilmeyenler Hak Muhammed Ali'ye salavat getirir.)

Böylece Cenaze töreni sona erer.

Dede-baba
03-08-2008, 11:58 PM
HELALLIK MEYDANI

Hakk'a yürüyen can'ın Cenaze namazından önce Helallik Erkanı düzenlenir.. bu şu şekilde olur

Hakk’a yürüyen can sunak taşının üzerine ayağa kalkıp doğrulduğunda Kerbelâ ile yüz yüze gelecek biçimde yerleştirilir. Tabut sunağa indirildikten sonra hizmet sahibi pir sunak taşının baş tarafına, varsa musahibi ve diğer yakınları sol baş tarafına geçerler; erkâna katılan topluluk sunağın çevresinde halka oluşturacak biçimde saf tutarlar.

Pir, Hakk’a yürüyen canın “son mihmanlığını” canlandırmak üzere Hatayi’den bir düvazimam okur:


Çok cevir eyleme aziz sultanım
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Sakın incitmeyesin cananım
Bugün ben mihmanım canlar içinde


Evliyalar katarına dizildim
Kırklar ile bile oldum ezildim
On İki İmam defterine yazıldım
Bugün ben mihmanım canlar içinde


İmam Hasan’dan gördüm ben bir nişan
Şah Hüseyin oldu gözüme gülşan
Zeynelabidin’den aklım perişan
Bugün ben mihmanım canlar içinde


İmam Bakır’dan da bir nişan gördüm
Hazreti Cafer Sadık idi virdim
Muhabbete beli, meydana girdim
Bugün ben mihmanım canlar içinde


İmam Rıza’ya verdim bir selam
Taki’ye, Nakiye eylerdim divan
Musa-i Kazım’dır dilimde kelam
Bugün ben mihmanım canlar içinde


Askeri Mehdi âlemin serveri
Gül gibi kokar Muhammed’in teri
Erenler vermezler gizlidir sırrı
Bugün ben mihmanım canlar içinde


Şah Hatayi’m tanıyalım biz de
Gamber Ali’den getirir de meze
Can bir emanettir kulağım seste
Bugün ben mihmanım canlar içinde

Daha sonra hizmet sahibi pir helallik hayırlısını verir:

“Bismişah... Sevgili canlar, Hakk’a yürüyen bu canı nasıl bilirdiniz?”, der.

Tören meydanında toplanmış olan canlar; “İyi bilirdik. Ruhu yeni bedenler bulsun; dondan dona taşınsın!”, diye karşılık verirler.

Dede bu kez;

“Yapısındaki olanaklardan varlığa geldiğimiz Hakk da sizlerden razı olsun”, der. Ve “Ey canlar! Hakk’a yürüyen bu yol eri, sizin içinizde yedi, içti; kondu, göçtü; sizlerle birlikte yaşadı, kim bilir belki hak yedi. Hakk’a yürüyen bu canın üzerinde maddi ya da manevi bir hakkınız olabilir; varsa helal ediyor musunuz?”, diye sorar.

Meydan erenleri; “Hakkımız varsa helal ediyoruz. Hak-Muhammet-Ali yardımcısı olsun. Ruhu yalnız kalmasın, mekânı yeni bedenler olsun.”, diye yanıt verirler.
Pir helallik sorusunu üç kez yineler; cem erenleri bunu üç kez yanıtlar.
Helalliği aldıktan sonra pir şu gülbankı okur:


“..Yüce Tanrım, can kıblesine döndük sana yakarıyoruz. Hakk’a yürüyen can senin âşığındır; Sen Canan’sın, o can. Şimdi canı, bedenini terk etti; bedeni toprağa dönecek, canı ise sana. Aklı ortada kaldı: Canan’ım, özün eyleme geçsin, yeni bedenler oluşsun ya da yeni bedenler ölmeden evvel ölsün ya da yaşarken dirilsin, Hakk’a yürüyen canımızın canına can olsun, aklına akıl; dondan dona yürüyelim; sızıntılarını toplayalım canlı-cansız her şeyden. Sızıntılardan derecikler, dereciklerden ırmaklar, ırmaklardan denizler oluşturalım. Atalarımızla, pirlerimizle, mürşitlerimizle buluşalım. Buluşalım ki onun kötülüklerini silebilelim, iyiliklerini çoğaltabilelim.


Yaşamın, ölümün saklayamayacağı bir sırrı vardır: bu; sırra ermek için canımızı dünyasal bağlarından kurtaralım. Dünyasal bağlardan kesin kurtuluş olduğu için ölüm sır saklayamaz. Hakk’a yürüyen canımızın açıkta kalan sırrına, canımızı eşyanın denetimi dışına taşıyarak ulaşalım. Ulaşalım ki sırrımız düşmanlarımızın eline geçmesin.


Pir Ali, mürşit Muhammet ve Ehlibeyt yüzü suyu hürmetine Üçler, Beşler, Yediler, Onikiler, Ondörtler, Onyediler ve Kırklar bize yardımcı olsun, yol göstersin. Hakk’a yürüyen canımızın arkasından yaptığımız bu helallik töreni gönül defterine kayıt edilsin, silinmesin hatırlansın.
Gerçeğe Hû!”.

Hayırlının okunmasından sonra “Helallik Meydanı” erkânı tamamlanır.

Dede-baba
04-08-2008, 12:02 AM
Ehli Beyt'i Sevenler kısım kısımdır..

İmam Caferi Sadık, Batın ilmini bilen, Cümle hakikatlere erendi.. ilmi yedi iklim dört köşeyi cümle cihanı sarmıştı, herkes ilminden nasip almak için kapısında dara durmuştu.

Ne mutlu ol insana ki o yüceler yücesinden nasiplenir, ilim deryasının çeşmesinden nasiplenir, ve İmam Cafer’e bağlanır...

Senin Dervişlerin Semahlar Döner
Kadir Geceleri Şem'alar Yanar
Katarımız İmam Ca'fer'e Uyar
Gel Dinim İmanım, İmamı Hüseyin
Şah Hatayi

İmam cafer’in hanesinde, bir can belirdi… Destur alıp, İmam Cafer huzuruna geldi…

İmam Cafer-i Sadık… sual eyledi ki

Kimlerdensiniz?..

----"Sizi sevenlerden ve sizi takip edenlerdenim." dedi.

Bu devri zamanda Şah’ı sevmek, Evlad-ı Resule tabi olmak demek. hapse atılmak, horlanmak, öldürülmek ve her türlü zulmete katlanmak demekti.

İmam Cafer-i Sadık, bu hitaba sevindi.. ve şöyle devam etti….

“.. Her kim ki yeri göğün sahibi olan Allah’a inanır…. İki cihan sultanı Muhammed Mustafa’yı peygamber.. Hz. Ali ve evladını velayet kabul ederse.. ol Hakk’ın lutfu ve ihsanı boldur, ol kimse.. hakikate erer. Batın sırlarına vakıf olur. Cümle eşya sırrını ona açar… marifet ehlinden olur.

Amma bizi sevmek zordur. Kimi size bağlıyım, sevdim der de; ihanet ehlinden olur. İçimizde dolaşır adımızı zikrederde, vakti zamanı gelince, ihanet ehlinden olur, Ehli beyt düşmanlarıyla bir olur da, sırtımızdan vurur. Bu kimselerin sevgisi dildedir.. kalbinde değil.

Bir kısım sevenimizde. Can telaşına düşer, Türlü belalara uğramamak için, saklar kendini gizliden gizliye içinden severler, adımızı zikreder, içlerine kan ve göz yaşı akıtırlar.

Son bir sevenimiz daha vardır ey can, ol kimselerin sayısı gayet azdır, Bu kimselerdir ki, Kur’anın açık ve gizli sırlarını bilirler… Hakk olanı, (batıl) yanlıştan, ayırır. Her nere baksa Hakk cemalin görürler… Ol kimselere sır ve giz yoktur.. cümle eşya Hakk’ın rızası ile sırrını onlara açar… Marifet ehlindendir ol kimseler.

Ne çare ki avam (halk) bilmez onları, Ol kimselerin sözlerini dinlemezler, Ömrü hayatları, yoksulluk, her türlü belalar, ve çilerle geçer, kimi zaman kafir sayarlarda, tutarlar yakalarından, dar ağaçlarına sürüklerler, kimi zaman, bedenlerini yakıpta küllerini göğe savururlar, kimi zaman derisini yüzerlerde, toprağı bile laik görmezler.. kimi zaman yerlerinden yurtlarından ederler.. kavmini ve de sevenlerini…


And olsun yedi kandilli süreyya’ ya, and olsun, nur’un geri döneceği mutlak sonun geleceği o güne ki… Yüce Allah bu yerleri ve gökleri bu kulları’ın hürmetine ayakta tutar, Onların hürmetine, semaya yönelen dualara karşılık verir.. cümle yartılanın., dertlerine deva, gönüllerindeki dileklerine murat ihsan eder..


“… Ey Yüceler yücesi Allah’ım bizleri, yoldan çıkmışların, sapıtmışların yoluna değil.. doğru bildirdiğin kullarının yoluna ilet…”

Evvel ahirsin Ya Allah
Şefaat eyle ya Resullah

Aşkın ile girdik biz ol meydana
Zincir ile kılınçtan, zordan bize ne
Ene'l Hakk dedikte, bir olduk Hakla
Cehennemin kor narından bize ne

Hiç pazarlık yapmadık biz Yaradan ile
Hesap tutmadık ne secde, ne oruc ile
Hurili cennet varsın, ol sofunun olsun
Biz ol Hakk'ın aşkına yandık, kime ne

Ezelden yolundayız ya Veliullah
12 İmam’a beli dedik, Eyvallah
Bektaşiyiz Hû inkar etmeyiz billah
Tarikat babında Caferiyiz İlallah

Seyyid Serkaniyem yar elinden
Bizde çeker olduk, Kafir dilinden
Haber beklerim Mehdi dedemden
El amana geldim, Ya Habibullah

(Yazan Dede-baba)

(yazan Dede-baba)

Dede-baba
04-08-2008, 01:11 AM
İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"...Cennet ile cehennem arasında bir perde
Herkesi tanıyan Er'ler vardır A'raf üzerinde

Cennet halkı, özleyip durdukları halde
Henüz Cennet-i A'la'ya girmemiş olanlara

Şöyle derler. Selam Size!..."
(A'raf Suresi Ayet 46)


"Kalsın benim davam Ulu divana kalsın..."
Pir Sultan Abdal


Huzur-u Mahşer de divanda oturan Yüce Er'ler vardır herşeyi bilecek...

Herkesin yaptıkları önüne serildiğinde.. kiminin yüzü ak ve kiminin yüzü kara olacak... ve şefaat diye ellerini kaldırdıklarında.... Ol kimseleri görecekler ki.. Biri Muhammed.. Bir Ali... Biri Hasan.. ve biri Hüseyin.... Ol kimselerdir.. din günün sahihibinin yanı başında oturanlar...Ol kimselerdir cennetlik ve cehennemlikleri bilecek ve tanıyacak... ve cennet'e hiç kimse girmeden daha.... Giren ve girecek olanları Kevser havuzunun başında selamlayacak olan...

Kimi şaşkınlığa düşecek... kimi hüsrana uğrayacak.. kimi pişman olacak... Ne mutlu Peygamber emaneti Ehl-i Beyt'in yolunda olanlara.. ne Mutlu men A'ref sırrına erenlere... Ne mutlu... Kur'an-ı Azimmüşan'a hak deyip... 3'ler... 5'ler... 7'ler... Kırklar.. ve Dahi seyidler sözünde duranlara... ol kimselere verdikleri ikrar'ından dönmeyenlere...kuşkusuz Hakk'ın Rızası Onların elleri üzerindedir... Onlar ki... Hakk-Muhammed-Ali adına İkrar alırlar ve Din-i İslama çağırırlar..

Müjdeler olsun... Ayin-i cem'de Muhammed Musatafa'yı yüceltenlere.. Müjdeler olsun Ali'el Mürteza'nın Velayetini kabul edip... Ululuğunu yüceliğini görüp Bilenlere..Müjdeler olsun... Hasan ve Hüseyin aşkına göz yaşı dökenlere.. Müjdeler olsun Ali evlatları.. Peygamber emanetleri... Ehli Beyt Nesli... Pir ve Mürşit'lerinin yolunda olanlara...
( Celal- abbas Erenler cem'inden alıntı...)


Hz. Peygamber'den Rivayettir:

"... Kıyamet günü, bütün insanlar başlarını kaldırdıklarında, fani alemde yaptıkları ve yapmadıkları ne bir eksik ne bir fazla önlerine gelecek, Ol kimseler ki alınlarında Hakk'tan emanet olan.. Nurlar saçılacak ve Yaradana geri dönecek.... Bunlardır Cenneti A'la ehli.... ve bunlar ol kimselerdir ki.. Kimi Hakk aşığı... kimi Ermiş... kimi sadıklar... Kimi hakk yolunda şehitlerdir... Ez cümle İnsan-ı Kamiller

Ve Kimisi de ol yüce divanda hüsrana uğrayanlar olacaktır... Yüzleri kara olacaktır... Bunlarki.. Peygambere hakk demediler... Bunlar ki Peygamber'in Emaneti Ehl-i Beyt'e uymadılar... Oysaki uyarılmışlardı.. İki Emanete sıkı sıkıya sarılın diye... Uyun Veleyetin Nuru Ali'el Mürteza'ya diye... Ve yolunda olun Ehl-i Beyt'in diye...

Ve yine kimisi de Kul hakkıyla geldi huzura...Bunlar ki..Hakk'ı bırakıp inanmayan ve başka İlahlar edinenlerdi ... Eliyle koymadığını alanlardı ... Kulağıyla duymadığını söyleyen dedikodu yapanlardı ... Ve bunlar Atalarına asi olanlardı... fani ömürlerine karşılık dünya hayatındaki zevk-ü sefayı, Sonsuz alemlerine değiştirenlerdi ...

Ey zahid... Ermek istersen Hakk-Muhammed-Ali nuruna...

"Eline... Beline... Diline... Sahip ol"... Budur din-i İslamın özeti ... Budur.. İnsan-ı kamil olmanın yolu...

Allah Eyvallah

Dede-baba
04-08-2008, 01:15 AM
Alevi-bektaşi İnancında "ÖLÜM" kavramı iki şekilde anlamlandırılır... Bunlardan Birincisi, "BİYOLOJİK ÖLÜM" dür...“KALIBI DİNLENDİRMEK” ve “HAKK'A YÜRÜMEK"” olarak dile getirilen bu durum ölümün bir son olmadığını yeni bir durumun başlangıcı olduğu inanışından kaynaklanır...Burada sözü edilen kalıp bedendir...

Tanrısal özden gelen "CAN=RUH" ölümsüzdür... Burada yok olan/olacak ,..işlevini yerine getiren. beden (kalıp)'tır...vakti-sırası gelince terk edilir. Kalıbını terk eden, Tanrıdan gelmiştir, ebedi dönüş Tanrıya olacaktır... Bu nedenle de, Hakk’a ulaşmak anlamında, ölen kimse için... kalıbını dinlendiren/ (Hakk’a yürrüyen) denilmektedir.

Yani ölüm/ölme, Tanrıya ulaşmak/öze yeniden kavuşmak olarak kabul edilmektedir... Bu anlamda ölüm,, bir diriliştir.. Hakikate/ öze dönüştür..

"Ölürse Tenler Ölür, Canlar Ölesi Değildir.."

Bizim birbirimize "CAN" diye hitap etmemizin sırrı esrarı budur...

Esasında, Bu biyolojik ölümden önce bir ölüm daha vardır... Alevi/bektaşi "...Ölmeden evveli ölendir.." İkinci ölüm olarak adlandırdığımız bu ölüm, “Nasip (İkrar Cemi) törenindeki ölüm”dür.

Bu ölüm, Alevi-Bektaşilerce “ölmeden önce ölmek” ve “ölmek” terimleri ile ifade edilmektedir. İkrar törenindeki ölmek, iradi bir ölümdür...

Hakk-Muhammed-Ali yani alevi-bektaşi yoluna Teslim-i Rıza ile girecek Can'a önce Rehber eşliğinde Pir tarikat abdesti aldırır...(Bu abdest Maide Suresi 6. ayet) Böylece can bütün Cem-i Azalarıyla işlemiş olduğu günahlara tövbe eder.. Bir daha işlemeyeceğine Tarikat sözü verir...

.İkrar cem-i Hakk-Muhammed-Ali yoluna girecek can'nın ölüm anıdır... " ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" tir.. İkrar cemi'nin Erenler dilindeki adıdır...
Can yola girerken,

"..Bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmeyi” kabul eder... Burada can'a Piri telkinde bulunur..

Yol'un çok zorlu olduğunu "demirden "leblebi" olduğunu söyler.. Hatta yapamayacaksa.. Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmemesi bile tavsiye edilir...

"GELME GELME, DÖNME DÖNME,, GELENİN MALI DÖNENİN CANI..."

Kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle), mana aleminde, ruh bakımından yeniden hayat bulur..Alevi-Bektaşi inancında Batıni yorumda iradi olarak ölen, yani ikrarını alan can, Dünyaya yeniden gelmiş gibidir...

işte Alevi-Bektaşi inancında "İKRAR CEMİ" nin sırr-ı hakikati budur...

Böylece Hakk-Muhammed-Ali yoluna giren Can..

Ahirette ise hesabını veremeyeceği ve " Ah keşke dünyaya tekrar dönsekte bu günahları tekrar işlemesek!! ( Mü'minun Suresi 22/99-100)"

Dememek için bütün hayatını oruçlu, her anını Allah'ın huzurunda hisserek Salat-ı Daim olmaya çalışır. Ölmeden evvel ölür...

[COLOR="DarkGreen"]Cenazeme imam oldu nazarım
Öldüren de benim ölen de benim
Mezarımı elim ilen ben kazdım
Ağlayan da benim gülen de benim

Topraktandır cümle beden
Nefsi öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
(Aşık veysel)

Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını, önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler, kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek”tir...

Dört kapı selâmın verip aldılar,
Pirim huzuruna çekip yettiler;
El ele, el Hakk’a olsun dediler,
Henüz mâsum olup cihana geldim.

Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah

Çakırcalı
04-08-2008, 01:19 AM
MUSAHİPLİK CEMİ: Degerli canlar, musahip arapca kardes demektir. musayip tutma her aleviye şart koşulmuştur. Şöyle ki Bu ibadet... Peygamber Efendimizden kalan bir sünnettir;

Sünnet: İslam peygamberi Muhammet'in sözleri, günlük işleri, onayladığı şeylerdir.

Sünni: Sünnete uygun yaşayan, sünnet ehlinden olan müslüman.

Hem Alevi-Bektaşi olduğunu söyleyip, hem de ibadeti sünnete uydurmak, sünnetten örnek vermek ne anlama gelir bilmiyorum.

Musahib: Arapça bir kelimedir ve biriyle musahebe eden, sohbette bulunan, arkadaş demektir. Aslında Muhammet'in Ali'yle musahip olması gibi rivayetlerden kaynaklanmaz. Tamamen Ortaasya Türk kültüründeki kan kardeşliği ve kirvelik müesseselerinin islam içinde yaşatılış şeklidir.

Dede-baba
04-08-2008, 01:32 AM
Sünnet: İslam peygamberi Muhammet'in sözleri, günlük işleri, onayladığı şeylerdir.

Sünni: Sünnete uygun yaşayan, sünnet ehlinden olan müslüman.

Hem Alevi-Bektaşi olduğunu söyleyip, hem de ibadeti sünnete uydurmak, sünnetten örnek vermek ne anlama gelir bilmiyorum.

Musahib: Arapça bir kelimedir ve biriyle musahebe eden, sohbette bulunan, arkadaş demektir. Aslında Muhammet'in Ali'yle musahip olması gibi rivayetlerden kaynaklanmaz. Tamamen Ortaasya Türk kültüründeki kan kardeşliği ve kirvelik müesseselerinin islam içinde yaşatılış şeklidir.

1- Sizin Musahipliği nasıl yorumladığınızı bilemeyiz, ama Alevi-bektaşi islam ekolünde, Musahiplik; Zahiri manada, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medineye hicretinden sonra Muhacir ile Ensarı kardeş yapmasına dayanır..

2- Musahiplik bu nedenle peygamber sünnetidir..ve dahi Hakk Kelamı Farzdır... Muhacir ile Ensar'ın kardeş yapılması Hem sünni hem şii istisnasız tüm islam ekol hadis kaynaklarında verdır.. hatta antony Quin baş rolünü oynadığı çağrı filmine bile konu olmuştur.

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba
04-08-2008, 01:40 AM
Sünnet: İslam peygamberi Muhammet'in sözleri, günlük işleri, onayladığı şeylerdir.

Sünni: Sünnete uygun yaşayan, sünnet ehlinden olan müslüman.

Hem Alevi-Bektaşi olduğunu söyleyip, hem de ibadeti sünnete uydurmak, sünnetten örnek vermek ne anlama gelir bilmiyorum.
.

Degerli canlar...

Bugün Hadis ve Sünnet üzerinde durmak istiyorum...

Bilindiği üzere...Peygamber Efendimizin söylediği sözlere “hadis,” davranış biçimlerine ve hareket tarzlarına da “sünnet” denir.

Sünnet...Peygamber'in söz ve harekteleri anlamında kullanıldığı gibi... Sünnet kelimesi toplulukların devam edegelen davranışları manasında da kullanılır....

Kur'an-ı Kerim Sünnet konusunda şöyle Buyurmaktadır..


“....Artık onlar öncekilerinin sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. Allah’ın sünnetinde dönüşümde bulamazsın” ve devam eder;

“....Daha önceden gelip geçenler hakkında Allah’ın sünnetidir. Allah’ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın....”

Yüce Allah, Hz. Adem'den Hatem-i Enbiya Muhammed Mustafa'ya.. ve ebede kadar İlahi yasalarında bir değişiklik olmadığını bildirirken.... peygamber'den sonra Onlara atfen uydurulan hadis ve sözler ile peygamber'in Tavrına ve yaşarken sonrası için bizleri nasıl uyardığına bir bakalım...

Peygamber Efendimiz yaşadığı yıllarda, “Benden Kur’an dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur’an dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” sözü, bütün hadis kaynaklarında geçen bir sözdür...

Emeviler ve Abbasiler döneminde bazı hadis bilginlerine göre iki milyon hadis yazıldı, en doğru olarak kabul edilen Buhari’nin kitabının altı yüz bin hadis arasından, Müslim’in üç yüz bin hadis arasından, Ebu Davut’un beş yüz bin, İbni Hambel’in yedi yüz bin hadis arasından seçildiği söylenir. Oysa gerçek hadis Yaşar Nuri Öztürk’e göre elliyi geçmemektedir.... Peygamber'in bu kadar sözü söylemsi için yemeden içmeden... her an kelam etmesi hatta öldükten sonrada konuşması gerekirdi...


Hem Şii/Caferilerin hen sünni islam ekollerinin... yüzler yıl kendi ideolojik ve siyasi çıkarları için uydurdukları hadisler dahası 12 İmam'a atfettikleri uyduruk sözler karşımıza "DİN" olarak çıktı...

İstiklal marşımızın büyük şairi Mehmet Akif Ersoy işte buna isyan ediyor:

“Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun”

Kur'an-ı Kerim:

"...Kimin sözü Allah’tan daha doğru olabilir?” ...Diye sorarken neden bu kadar hadis çıkarıldı?

• Dini bozmak ve dejenere etmek için, (yahudi ve islam samimi olarakl kabul etmeyenler çıkardı)

• Siyasi ayrılıklardan dolayı, (Şii/caferiler kendi uydurmalarını 12 İmam'a dayandırdı... sünniler ise sahabeye ..ömere, osmana, ebuberkire, Gel GörkiOlan Aleviye oldu.. Evlad-ı Resultan başkasına tabi olmayan aleviler, kafir oldu...)

• Dini eksik zannedip, kendilerince dini kurtarmak için, ( tarihte birçok Alimde kendince dini eksik görüp, eklemeler yaptı.. İmam gazali en büyük örnektir.)

• Zorlama altında uydurulanlar, (Emeviler döneminde,, hz. Ali ve soyunu kötülemek için baskı sonucu alimlere peygamber ağzından iftiralar ve sözler söylenmesi sağlandı..

• Maddi çıkar sağlamak için, 8dünya menfeati için hacııların hocaların kadıların uydurukları Hz. muhammed'e ve Kur'ana atfedildi... Sonra bu din oldu)

• Arap/Fars gelenek ve göreneklerini dinselleştirmek için... (gerek arap ve gerekse iran farisileri kendi kültürlerini peygamber ve 12 İmam sözlerini kullanarak birçok yalancı ve uydurma hadis çıkardılar sonra herkes bunlara din diye inandı...)

İşte bu amaçlarla bu kadar uydurmalar hadis ve sonrada islam dini olarak karşımıza çıkarıldı. Oysa gerçek hadis sayısı 50’yi geçmemektedir. Sünni Alimi kabul edilen, İmam Azam’a göre bile bu sayı ancak 17’dir.

İmam Azam:

“Hadis diye ortaya sürülen bu sözlerin büyük kısmı uydurulmuş söz yığınlarıdır.” demiştir.

Şimdi sözlerimizi saçmalardan seçme örneklerle sürdürelimelim.. Gösterilim Hakk-Muhammed- Ali yolunun taliplerine gerçek dini ve sapıttırılan dini..


Dinde Şiddet ve zorlama var mı? Acaba birileri Allah yerine geçip O'nun adına başkalarını yargılayabilir mi? yani dini esaslara göre şeriat devleti kurulabilir mi?

Kur’an: “Dinde zorlama yoktur.”

Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”

Bakın Allah, kendi yerine geçip ... Şeriat diye kendi kanunlarını dindenmiş gibi gösterip başkalarını yargılayanlara ve hüküm verenlere ne diyor..

Kur’an: “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediği kişi için bağışlar.”

Resim ve heykel yapmak Dinde yasak mı?

Hadis: “Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.”

İşte bu uydurmalar yüzünden buna inanmış bazı saf insanlar cem evine geldiklerinde secde etmediklerini görüyoruz.

Sebep nedir?
Cem evinde resim var, resim de günah olduğundan dolayı secde etmeyiz.

Peki söyler misiniz..Günah olduğu nerede yazıyor? Kur’an da değil, hadislerde yazıyor.

Satranç bile uzun yıllar aşağıdaki uydurma hadis yüzenden haram idi..

“Cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır.”


Altın ve benzeri süs eşyalarıyla ilgili yalancı hadisler ise günümüzde bile hala geçerlidir.

Kur’an: “De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş?”

Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”

Hatta bazı sapıklar o kadar ileri giderki müzik dinlemeyi bile yasaklarlar..

Hadis: “Musiki dinleyen bir kişiye cennette ruhanileri dinleme izni verilmez”
“Şarkı, kalpte nifak bitirir.”

“Allah şarkıyı, alışverişini, parasını, öğretmeyi ve dinlemeyi haram kılmıştır .”

Tarih boyunca resamler ve Heykeltraşlar kadar ise Hiç kimse çekmedi Bu sapıkların elinde

“Kim resim yaparsa, Allah onu kıyamet günü yaptığı resim sebebiyle, resimindekilere ruh üfleyinceye kadar azap eder. Hiçbir zaman resimdekilere ruh üfleyemez”

"... Ey Büyük Allah'ım Bizleri, Sapıkların yoldan çıkmışların değil, doğruluğuna şehadet getirdiğin , Ehli Beyt'in ve OOnların soyundan gelen Evlad-ı resul dede ve babalarımızn yolundan ayırma... "

Allah Eyvallah

yararlanılan kaynak: alirizaugurlu@habercem.com

Dede-baba
04-08-2008, 01:43 AM
Degerli canlar...

Ol Allah'a gizli gizli gece vakti dua edenler olun... O herşeyi görendir.. sapmayın, şirke.. gösterişe... ve başkaları için ibadet edenlerden olmayın... Zorla ve içinizden gelmediği durumlarda şirk içinde riya içinde ibadet yapmış olmak ve görünmek için ibadet yapmayın.. sıdk ile.. gönülden yönelin 18 bin Alemin Efendisine... O sizi duyacaktır.. o sizin yaptığınız namazın tuttuğunuz orucun sayısını sizden istemeyecek.. aksine sadece O'nun rızası için.. gönülden ve sıdk ile imanınızdan olanın çokluğunu isteyecektir....

İnanmayın günlük ve vakitli namazı size islamın şartı olarak gösteren ve 30 gün aç kalmayı islam diye sunanların riya dinine.. inamayın.. kadınının başına çuval geçirenlerin.. Allah adına ve Din adına insanları aldatanların.. İslam adına uydurduklarına...Allah'ın Peygamber'in ve şunun bunun gerçek İmam'ın yoludur diyenlerin islamına...

Kuşkusuz doğrucu olsalardı...yolundan gitselerdi bu halde olurlar mıydı?...


“...İçinizde, insanları hayret ve takdire sevk edecek kadar ibadet edenler olur.... Bunların kendileri de kendilerine hayret ve takdir hissi duyar. Ama bunlar bu hallerine rağmen, okun yaydan fırlayıp çıktığı gibi dinden çıkarlar....”

Riya'nın yani iki yüzlülüğün en iğrenci nedir bilir misiniz* , ibadetler alanında olanıdır.... Allah'ın rızası dışında maddî ve manevî herhangi bir hesap veya çıkarı ibadetlerin amacı haline getirmek, namaızn ve ve orucun.. kutsal ruhu değilde.. bizzat şeklini ön plana çıkarıp neden 5 vakit kılmıyorsunuz yada niye 30 gün oruç tutmuyorsunuz demek? Yargılamak...ve şekle takılıp kalmak... o kimselerin ibadetsel anlamda insanın bütün gayretlerini sonuçsuz bırakır. Hz. Peygamber bu noktada şu evrensel ilkeyi koymuştur:

“...İbadetlerinde Tanrı rızası dışında bir gaye gözetenin bekleyeceği hiçbir karşılık olamaz....”

İki yüzlülerin... doldurduğu mâbetten Allah’a yükseliş beklemek, aldanmaktır....içinden gelmeyerek günde 5 kere yatıp kalmak... değildir Hakk'kın kullarından istediği...

RİYAKARI TAKKİYECİYİ İKİ YÜZLÜĞÜ NASILMI TANIYACAĞIZ... İNAN Kİ ÇOK KOLAYDIR..

1- Riyakârlık ve takıyyecilik, DİNİ kin aracı yapar ve nefsinin beslediği egoizmin tezgâhtarlığı haline getirir. Bu egoizme gönül kapılarını aralamış kitleler, secdenin yüzlere dolduracağı Tanrı'sal aydınlık yerine öfke ve doymazlığın musallat edeceği karanlığı seyretmek bahtsızlığıyla karşı karşıya kalırlar. İbadet, böyleleri için, ruhun yükselişi olmaktan çıkar, BAŞKALARINA ÜSTÜNLÜK TASLAMA VE RUHSAL DESPOTİZMİN ARACI HALİNE GELİR...

Riya dinini ve şirke sapanları... mahsullerinden ve ortaya çıkardıkları insanlardan tanırsınız...

2-Gerçek namaz, secde edenle secde edileni kucaklaştırır ve Âlemlerin Rabbi’nden bir rahmet nefesi halinde varlığa yayılır.... Riyanın karıştığı secde ise secde edeni, riyasında hedef seçtiği sahte ilahıyla kucaklaştırır ve bundan varlığa karanlık yayılır. Karanlık üreten mâbetler, adları ’cami’ veya ‘mescit’ olsa da,

Gerçekte RUHSAL TATMİNSİZLİKLERİN, gırtlak sesleriyle giderilmeye çalışıldığı (sahte yakarışların ve sesli duların mekânları gibidir.. bunların ibadethaneleri... Bu mekânlarda, gönül erlerinin rahmetinden kaynaklanan güzellikler yerine, o mekân dışında kalanlara KİN TUTMAYI ödev sayan HIRSLAR ve SAPLANTILAR filizlenir....

Kur’an terminolojisinde riyanın kurumsal adı NİFAK, bunun temsilcisi de münafıktır. Münafık, Allah ile aldatmayı sanat haline getirmiş dincilik bezirgânlarının iddia ettikleri gibi, ‘Müslüman olduğunu söylediği halde ibadet yapmamak, günah işlemek’ değildir. İbadetsizliği veya günahkârlığı münafıklık olarak tanıtmak, din adına söylenecek yalanların en büyüğüdür.

Dinci yalancıların (Sünni ve şii/caferi emevi islamının) söylediklerinin tam tersine, MÜNAFIKLIK, görünürde ibadet ve taat içinde olduğu halde, dinin temel ahlak ve paylaşım buyruklarına aykırı davranmaktır. Münafıklık bir ‘günah zaafı’ değildir; münafıklık bir AHLAK ÇÖKÜŞÜDÜR. Böyle olduğu içindir ki, Allah ile aldatma tezgâhçıları, ibadetleriyle öne çıktıkları halde ahlaklarıyla çöküş içindedirler. Bu onlara Tanrı’nın bir ‘riyakârlık’ cezasıdır.

Yaratıcı, günahı olanlara değil, riyakârlara öfkelenir..... Tanrı, günahkârları affetmek için bahaneler ararken, riyakârları mahvetmek için bahane arar.... Bunun içindir ki, olduğu gibi görünüp günah işlemek, riya bulaştırılmış ibadetten yeğdir.... Ol Allah'ın karşısına.. gösteriş için namaz kılanlardan .. oruç tuttanlardan.. samimiyetten ve Allah rızası dışında ibadet yapanlardan olmayın.. Bu iki yüzlülük günahların en büyüğüdür...

İbadetin sayısı değil özü önemlidir.. Bırakın softalar günlük kıldığı namazın 30 gün tutuuğu orucun kendilerini kurtaracağını sansın.. bu bu riya ve içten gelmeyen ibadeti yapmak için herkesi zorlasınlar.. şüphesiz hep onlar hemde davet ettikleri bu şirk ve riya dini onları bu dünyayada öte dünyadada iyliğe ve güzelliğe klavuzlamaz.. Hakim karar veren ve gerçeği veren Allah'a sığının.. Bunların şer ve şirk islamından..

Allah Eyvallah...

(Yazın oluşturulurken.. aşağıdaki linkten faydalanılmıştır...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9159987.asp?yazarid=277&gid=61&sz=28160

Dede-baba
04-08-2008, 01:48 AM
"...Dinde baskı/zorlama/tiksindirme yoktur.. (Bakara-256)"

"Ey Muhammad! Senden,Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üstüne bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir. (Şura-48).."

"..Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündeki insanların tümü mutlaka iman ederdi. Hal böyle iken, mü'min olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın. (Yunus- 99).."

"..Ey Muhammed! Uyar! Düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. Üzerlerine musallat bir despot değilsin!.. (Ğaşiye- 21-22)

Kur'anda, zorlama ve baskı "İKRAH" diye anılır. İkrah, içten ve sevgiyle benimsenmeyen bir şeyi zor, hile ve baskıyla kabul ettirmek, yaptırmak demektir.

İkrah, hayatın bir anlamda ta kendisi olan dinin içindekilere uygulanamayacağı gibi, dinin dışında olanlara da uygulanamaz. Bu öylesine tartışılmaz ve zedelenmez bir Kur'an ilkesidir ki, Kur'an'ı tebliğ eden son Peygamber'e bile, dini zola, baskıyla, şiddetle yayma hakkı verilmemiştir.. Kur'anın yukarıdaki bir çok ayetinde Peygamber. dini yayma konusunda uyarılmıştır...

Gerek şiilikte ve gerekse Sünni inanç ise.. sunu savunur:

Kimisi, Dinin dışında kalanlara ikrahın uygulanmamasını savunurken (hiç kimsenin islama girmesinde zora ve baskıya başavurulamaz derken,ama dinin mensubu olanlara, baskı ve zor kullanılır.) kimisi de baskı ve zorlama hem dinin içindekilere hemde dinin dışındakilere uygulanırı savunmuşlardır.

Bugün, Suudi Arabistanda, ahlak polisleri vardır, namaz vakti herkes camiye girmek zorundadır, gitmeme cezası kırbaçtır... ramazan orucu yemenin, şeriata aykırı hareket etmenin cezası hapis, idam, veya kırbaç

İran'da farklı değildir.. Dinden dönme'nin cezası İdamdır, İrana ayak bastığınızda, ister hıritiyan yada inanmayan olun, şeriata tabisiniz, eğer kadınsanız, hemen başınızı örtmek zorundasınız..

Oysa Kur'an'a göre baskı ve zorlama, ister içten olsun, ister dıştan bizatihi dinsizliktir. Allah'a ve Kur'ana isyandır. hiç kimse bir dine girmeye zorlanamayacağı gibi, girdiği dinin içinde de baskı ve zorlamaya maruz bırakılamaz.

Dinden çıkma (İRİDAT) halinde, Dinden çıkanın cezası (mürtedin) Allah tarafından ölüm sonrasında verilecektir...( Bakara-217)

Alevi-Bektaşi islam ekolü Teslim-i Rıza üzerine kurulur.. yani kimse kendi rızası olmadan islam yapılmaz.. hatta yola girereken İkrara Cemi düzenlenir.. bir takım sözler "İKRAR=söz verme" verilmesiyle Hakk-Muhammed-Ali yoluna kabul edilir... Yolun zorlu ve çetin olduğu hatırlatılır.. "Eline-Beline-Diline hakim " olması şart koşulur..

Sevgi ve hoşgörü.. temel ilkedir.. "72 millete bir nazarla bakmayan", insanlığa kin ve nefret saçan bizden değildir... alevi-bektaşi sevgi dinine inandır, korkutan, şiddeti, aşağılamayı, benimseyen, ve islamı bu şekilde yayamaya çalışan sünni-şii anlayışları red eder..kabul etmez...

saygı ve Sevgilerimle..

Dede-baba
04-08-2008, 01:49 AM
Degerli Canlar..

Bir ibadethane düşünün ki, içinde fitne fesat, ve ikilik, sesleri yükseliyor.. bir ibadethane düşününki, Ağızlarında salyalarla bir Cuma günü dışarı çıkılıyor.. ve Allah Allah nidalarıyla 21. yy. insan yakan bir gürühu içinde barındırıyor..

Bir ibadethane düşününki.. içindekilere aşağıdaki propagandaları yapabiliyor.. Böyle ibadethanelerde ibadet yapılmaz.. secdeye varılmaz.. Allah böyle ibadethaneri yıkın diye emir vermiştir.. Yan yana namaz kılmayı yasaklamıştır..Bu ibadethanelerden hizbullah-el kaide ve bilmem ne bela şeytanın askerleri yetişmektedir..

Şimdi Bu ibadethanelerde Ne söyleniyor.. inanlara ne deniyor.. Okuyun ve Ve Kur'anın Bu camiler hakkında ne dediğini bakalım:

" İslam demek dinden bizim analadığımız demektir. O halde bizim ak dediğimize kara,iyi dediğimize kötü diyenler otomatik olarak islam dışıdır. karşı çıkış gerekçeleri, kanıtları ne olursa olsun, fark etmez. Biz allah'ın askerleri, temsilcileriyiz. (Hizbullah) Allah'ın temsilcilerine din ve Allah adına kanıt gösterilemez. Müzlümanlık belgesi, bizim defterimize kayıtlı olmanın ta kendisidir. öteki yollar, İslam'a ve cennete değil, patates dinine çıkar."

".. Müslüman vardır ve o biziz; kafir vardır ve o da bize karşı olanlardır. Ve biz, bize karşı olanlara her şeyi yapma hakkına sahibiz.."

işte Bu Camilerde.. Bu islam anlatılıyor.. beyinler böyle yıkanıyor..ve islam böyle anlatılıyor....Buralarda aleviler için ne deniyor: " Yedi Alevi öldüren cennete gider.." alevi-kızılbaşların cümlesi kafirdir, malları canları kadınları size helaldir" bu Kur'an dan islamdan en ufak zerre taşımayan YEZİT MUAVİYE camileri...ve islamıdır.. Ehli Beyt böyle camilere girmedi.. Gireni kandinden saymadı, Bizler Cem Evlerinde riyadan uzak ibadet edenler olduk hep ve olacağızda...

Yüce Allah bizleri böyle.. yerlere gidip ibadet yapmayın diye uyarıyor.. çünkü buralardan hidayete erilmez.. buralardan şeytanı ordusuna askerler yetişir ancak...

Bakın Kur'an-ı Kerim'in Tevbe suresinin 107-109 ayetleri ne diyor:

" ...Bir de şunlar var. Tutup bir mescid edinmişler. zarar vermek için, nankörlük için, inanları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve Resulü ile savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "iyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz" diye gerile gerile yeminde edeceklerdir. Allah tanıktır ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. böyle bir mescitte asla namaza durma! (Duacı olma) Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescid içinde, namaz kılman ( Burası Allah Resulunun ve Ehli Beyti'nin ibadethaneleridir-cem evleri- ancak) çok daha uygundur, Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır. o mescitte, Allah, temizlenenleri sever. Peki, binasını Allah'tan gelen bir sakınma duygusu ve Allah rızası üzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa binasını sel artıklarının ucundaki uçurumun kenarına kurup ta onunla cehenneme yuvarlanacak mı? (Tevbe Suresi 107-109)

Yine Hz. Ali İbadethaneler hakkında şöyle buyurmuştur:

"..... İnsanlara, bir zaman gelip çatar ki, o zamanda Kur'an'dan ancak yazısı, İslam'dan da ismi kalır. O gün insanların ibadethaneleri yapı bakımından mamurdur; hidayet bakımından haraptır. O gün ibadethanelerde oturanlar, onları yapanlar, yeryüzünün en kötü kişileridir; fitne onlardan çıkar, suç ve hata onlara sığınır. O fitneye girmek istemeyenleri sürüp götürürler. Ondan geri duranları ona doğru iterler. Yüce Allah buyurur ki: "Zatıma andolsun ki Ben, o kavme öylesine bir fitne gönderirim ki, aklı başında olanları bile şaşırır kalır" (işte o zamanda) bunu yapacaktır. Biz, Allah'ın bağışlamasını, ayağımızı kaydırmamasını diliyoruz..."

Ne kadar da günümüzün ibadethanelerine benziyor değil mi? Daha dün Cuma 'dan çıkan kendine "müslüman " diyen bir güruh Sivas ta 37 kişiyi yakma dı mı?

Ve, kanımca bu ibadethaneler Allah'ın makbul yerleri olsaydı... ve de Hidayete ve nura yönelten yerler olsaydı... 52 tane müslüman ülkesi cahillikte geri kalmışlıkta birbiriyle yarışmazdı....

Ve Türkiye de cami denen sözde İbadethanlere bakalım... haram ile.... kul hakkı yenilerek yapılan camilerde... İbadet makbul müdür?

Bu camiler kimin parasıyla yapılıyor?.. Bu ülkede yaşayan.. hritiyan.. yahudi.. ve İnanmayanlardan.. dahası Alevilerden bile alınan vergilerle yapılıyor... camilerin konduruldukları Araziler.. hazine arazisi.. Elektiriği... Suyu.. devlet bütçesinden... Kul hakkı yenilerek... Haram olunan bu para ile kuralan... ve dahası yine bütün bir milleten toplanan parayla... parası verilen İmam'ın arkasına geçmek ibadet etmek ne derece helaldir..

Satgı Ve Sevgilerimle

Derviscemal
04-08-2008, 03:48 AM
yeri gelmişken hatırlatmak istedim.

Alevi inancında Cem Ayini Yada Cem ibadeti diye bir kavram yoktur. Bu bugünlerde diğer yüzlerce asimile aracıdnan bir tanesidir.

Alevi inancında cem başlı başına bir ibaettir ve ibaetin adı cemdir. Cem ibadeti yada cem ayini yanlış bir kavramdır. Bizler kullanmayız.

Doğru olarak söylenmesi Cem'dir ve başı başınadır. Cem bağlıyoruz. Anadoluda kullanılan tam kelime cümledir.

saygılar

Dede-baba
04-08-2008, 04:12 AM
yeri gelmişken hatırlatmak istedim.

Alevi inancında Cem Ayini Yada Cem ibadeti diye bir kavram yoktur. Bu bugünlerde diğer yüzlerce asimile aracıdnan bir tanesidir.

Alevi inancında cem başlı başına bir ibaettir ve ibaetin adı cemdir. Cem ibadeti yada cem ayini yanlış bir kavramdır. Bizler kullanmayız.

Doğru olarak söylenmesi Cem'dir ve başı başınadır. Cem bağlıyoruz. Anadoluda kullanılan tam kelime cümledir.

saygılar

Degerli can...

Öncelikle Foruma katıldığın ve katkı sağladığın için tesekkür ederim...

"Ayin-i Cem" kelimesi Aslen farsça olup..Toplu olarak yapılan Dini tören..toplulukla yapılan İbadet anlamındadır...

*** Bununda ötesinde... hem sünni hemde diğer mezhepler tarafından da kullanılmaktadır.. "Zikir Ayini" tabirlerine rastlanılmaktadır...

*** Yüzlerce yıldır kulanılan bir terim olmasının yanında.. eski el yazması eserlerde de cem ibadeti "Ayin-i cem " şeklinde ifade bulur..

Anadolu da halk arasında, yöreden yöreye değişmekle birlikte, "cem bağlama" "cem" ifadelerine de rastlanmaktadır.

Saygılarımla...

Dede-baba
06-08-2008, 10:43 AM
Bu dünya da...

İkilikten çıkar... içi başka dışı başka olmaktan çıkar.. bütün kavgalar...

özümüzü öze katalım... el ele verelim... gönüllerde yakalım birlik ateşini...

ve içi başka dışı başka.. iki yüzlülere fırsat vermeyelim...

Bakın Fuzuli iki yüzlü insanlar hakkaında ne diyor..


Deli gönül sana nasihatım var
Yüze gülen dosttan sakın kendini

Gafil olma gözüm, gaflletten uyan
yüze gülen dostan sakın kendini

Arif isen sırrın nadana açma
Olur olmazların badesini içme

Düşmandan bir zarar gelse kaçma
yüze gelen dosttan sakın kendini

Bir saat barışır, onbeş gün küser
Kasteder kurulu yayına basar

Fırsatın bulunca başını keser
Yüze gülen dostan sakın kendini

Ey fuzuli, bize Hakk'tandır yardım
Doğruluk ederken murada erdim

Sorarsanız pirimden böyle gördüm
Yüze gülen dostan sakın kendini
Fuzuli


Allah Eyvallah

Dede-baba
06-08-2008, 11:04 AM
Sofu mezhebimi ne sorarsın
Biz Muhammed-Ali diyenlerdeniz
Gözlüye gizli yok, sen ne dersin
Biz Muhammed-Ali diyenlerdeniz

Biz Tüccar değiliz, alıp satmayız
Erkan gözetiriz, yoldan sapmayız
Gönlümüz ganidir, kibir tutmayız
Biz Muhammed-Ali diyenlerdeniz

Şah hataiyim der, Muhammed-Ali
Onlardan öğrendik, bu yolu erkanı
Ali, Muhammeddir. Muhammed'de Ali
Biz Muhammed-Ali diyenlerdeniz
Şah Hatayi


Türbesinin Üstün Nakş Eylemişler
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn
Seni Dört Köşeye Baş Eylemişler
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

Çağlar Sular Gibi Akasım Gelmez
Şehrine Girince Çıkasım Gelmez
Yezid'in Yüzüne Bakasım Gelmez
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

Senin Aşıkların Yanar Yakılur
On İki İmam Katarına Katılur
Bunda Yezid'lere La'net Okunur
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

Senin Dervişlerin Sema'lar Döner
Kadir Geceleri Şem'alar Yanar
Katarımız İmam Ca'fer'e Uyar
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

İmamı Hüseyn'in Kolları Bağlu
Muhib Aşıkların Ciğeri Dağlu
Hazret -İ Ali'nin En Küçük Oğlu
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

Şah Hatayi'm Eder Erenler Nerde
Çalısız Kayasız Bir Sahra Yerde
Kerbela Çölünde Kandilde Nurda
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn
Şah Hatayi

Dede-baba
07-08-2008, 09:07 PM
Muhammed doğduğu gece

Şu aleme nur doğdu / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah
Yeşil kandilden nur indi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Huri kızların hepisi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed dinin tapusu / Lâ İlâhe İllâllah
Açıldı cennet kapısı / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Muhammed anadan düştü / Lâ İlâhe İllâllah
Kafirlerin aklı şaştı / Lâ İlâhe İllâllah
Bin bir putlar yere geçti / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Huri kızları geldiler / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed dinin sordular / Lâ İlâhe İllâllah
Nurdan kundağa sardılar / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Muhammed kalktı oturdu / Lâ İlâhe İllâllah
Alemi nura batırdı / Lâ İlâhe İllâllah
Yer gök salavat getirdi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Şah Hatayi’ m ey kardaşlar / Lâ İlâhe İllâllah
Güzel olur hep bu işler / Lâ İlâhe İllâllah
Secdeye indi hep başlar / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Şah Hatayi

Dede-baba
26-08-2008, 11:52 PM
Degerli canlar..

"Şah" Kelimesi Farisi yani acem topluluklarında Padişah… Kral kelimelerine karşılık gelir… Şah bu manada hüküm veren, Yöneten, karar veren demektir..

Dikkat edilirse.. " Bism-i Şah" Kelimesinden hemen sonra Allah Allah denir.. buradaki hikmet şudur.. Karar veren hüküm veren, Tek ve mutlak hükümran Allah’ın adıyla…. Çünkü bu fani alemde Allah’tan gayrı ve O’nun dışında başka bir şey yoktur…

Yine İfade etmek gerekir ki “Bism-i Şah” ifadesinde deki “Şah” Hz. Ali’yi de temsil eder.. çünkü Hz. Ali İnsan-ı kamil olan, Hakikat makamına Olan, Hakk ile bir olandır.. Alevi-bektaşi İnancı, Hz. Ali - Hz. Muhammed ve Hakk'ı birbirinden ayırmaz… İnsan Tanrı'dan ayrı olmayıp, Tanrı’nın bir tecellisi, yani yansıması, görüntüsüdür.

Şeriat makamında yada Sünni doktrininde ki, ßismillahirahmanirahim= esirgeyen ve bağışlayan Allalh’ın adıyla, başalayan besmele Tanrı-Kul ayrımını, ikiliği ön plana çıkardığı için…. ŞERİAT MAKAMINDA Kabul olur amma.. tarikat- marifet ve hakikat kapısında Küfürdür…

Hakk’ı insanda Görmeyen.. Cümle Kainatı Hakk’ın Tecellisi yansıması olduğunun farkına varmayanın besmelesidir bu…Oysaki Alevi-bektaşi Yaratan-yaradılan ikiliğini Küfür kabul eder…. Tanrı ikilikten münezzehtir.. Tanrı'dan gayrısında bir şey yoktur…

Bizlerin yaradılan olarak algıladıkları aslında Tanrı'nın mana aleminden maddi aleme Tezahürü ve tecellisinden ibarettir…Yani hiçlik aleminden varlık alemine kendini görünür kılmasından başka bir şey değildir…

Allah Eyvallah, Gerçeklerin demine Hû Diyelim

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba
27-01-2009, 12:41 AM
Hasan Ali İçlek Dede
AA II. Başkanı

Hızır Cem’i Erkânı:

Hızır Cemi beş ana hizmetle yerine getirilir. Bunlar Pir, Kurbancı, Lokmacı, Süpürgeci, Kapıcı veya Gözcüden ibaretir. Ne var ki günümüz koşularında, Hızır Cemi de dahil, Cem erkânları, On İki hizmetle yapılmaktadır. Hizmetlerin tamamının şart koşulmasında, genç kuşakların durumu anlayıp kavramaları ereği önde tutulmuştur.

Toplum içerisindeki gönül kırgınlıklarının, müşkillerin giderilmesi başlıca görevlerdendir ve Cem erkânı’nın olmazsa olmaz koşullarından biridir. Değilse, çözümü kolay olmayacak derecede sorunlar ortaya çıkar ve insanlar bir takım yanlış ve yanılgılara sürüklenebilir.

Cem’lerimizin organizesinde ilgili kişi ve dernek yöneticileri sorumludur. Erkânın yürütülmesinde de en başta Cem’i yapacak olan Dede sorumludur. Cem Erkânı başlamadan önce On İki Hizmet’in tamamlanıp her hizmet sahibinin kendi görevini tam anlamda yerine getirmesi esastır. Ancak bunlar yapıldıktan sonra Cem’e başlanır.

Cem Erkânında Oniki Hizmet:

Pir, Rehber, Zakir, Delilci, Gözcü, Kapıcı, Sakacı, Süpürgeci, Peyik, Tezakâr (İbrikçi), Kurbancı, Lokmacı (Niyazcı).

Cem Erkânına gelen canlar yerlerini aldıktan sonra Rehber, Cem yerine gelir, Pir Divanı’ndaki rehberlik makamına gülbenk vererek yerini alır.

Cemaati uyararak Post Dedesi’nin, Hak-Muhammed-Ali hizmetini yürütmek üzere geldiğini bildirerek, cemaati edep-erkâna davet eder.

Pir (Dede), Gözcü ve Peyik eşliğinde Cemevi’nin eşiğine üç kez

Allah-Muhammed-ya Ali diyerek

niyaz olduktan sonra Pir Divanı karşısında Dar-ı Mansur’da durup Rehber’den gülbenk alarak, Pir Divanı’nda oturup Pirlik görevi yapabilmek için, Cem Erenlerinden Hak rızalığı ister. Rızalık almak için cemaate şöyle seslenir:

“Cem Erenleri Canlar!

Hüseyn-i Kerbela’nın Pir divanı olan bu ulu ve yüce divanda, Seyid-i Saddet Evlad-ı Resul’un yol süregi olan bu makamda, Hak aşkına hizmet etmek maksadıyla aranızdayım.

Bizler insanız, insanoğlu beşerdir. Hatası, eksiği, kusuru olur. Varsa kusurumuz, eksiğimiz Şah Şehid-i Kerbela af eylesin. Bu Divan ateşten gömlektir, Hızır aşkına, Hızır Cemi Erkânını yürütmek üzere, Hak-Muhammed-Ali aşkına görev yapmama, razı mısınız?”

Rızalık aldıktan sonra postuna geçer. Dede Pir Divanı’na oturarak cemin açılış gülbengini verip erkânı başlatır.

Cem erkânı üç secdeyle ve üç ana başlıkta ele alınıp işlenir.

Muhabetle işe başlayarak, Cem’in işlevi, yol ve erkânın gerekleri, edeb-erkân hakında topluma bilgi sunar. Ardından On iki Hizmet görevlileri, bağlama eşliğinde Düvazde’leri okunarak, Divan’a çağırılırlar. Hizmet sahipleri gelip Pir huzurunda dar olurlar.

Pir, Cem’in yürümesi esnasında o mekânda hazır bulunan tüm canların eşit olduğunu kimsenin kimseden üstünlüğünün sözkonusu olmadığını, sunulan , hizmetlerde her cana eşit muamele edilmesi gerektiğini anlatır. Cemaat’ten rızalık istenir. Gülbenklerini aldıktan sonra her can üstlenmiş olduğu hizmeti yapmak üzere yerini alır.

Çerağ (Delil) uyandırılarak hizmet bölümü başlar. Çerağ uyandırıldıktan sonra Cem secdeye indirilir. İbrikçi görevi yerine getirilerek Kurban sahipleri kurban erkânı darına alınır ve lokma erkânı yürütülür.

Cem’in birliğini sağlamak, kişinin inandığı Tanrı ile gönül bağı kurması, hatasından, eksiğinden, yanlışlarından vazgeçip serini pir meydanında ortaya koyarak tövbe edip Hak’kın birliğine yönelmesi, toplumun barış ve kardeşlik içerisinde, birlikte yaşamasını sağlamak maksadıyla müşkillerin hal edilip, gönül birliğiyle Cem birlenerek ibadet bölümüne geçilir.

İbadet bölümünde okunan üç düvazde veya deyişle Cem ikinci secdeye iner. Bunu takiben Hızır Cem’i olması itibariyle Hızır’la ilgili deyiş ve düvazdelerle, Miraçlama ve Tevhid’le devam eder. Hz, Hüseyin ve 72 Kerbela şehidinin aşkına saka suyu erkânı yerine getirilir. Kerbela şehitleri anısına Mersiyeler söylendikten sonra Cem üçüncü ve son secdeye indirilir. Böylece Cem Erkânı sona erer.

Kesilip pişirilen kurbanlar, Ceme getirilen Hak Lokmaları düzenli, eşit biçimde paylaştırılır. Pirin destur vermesiyle birlikte Şah yürür. Lokmalar yenildikten sonra sofra duası verilerek, Dede canlara şöyle seslenir:

Gidenin, duranın, sırrı sır edenin, kaygısız, şüphesiz ya Hak, ya Muhammed, ya Ali deyip yastığına baş koyanın demine hü diyelim!

Canların evlerine dönmeleri için destur verildikten sonra, artık cem erkânı sona ermiş olur.

Allah Eyvallah

uslanmaztürk
27-01-2009, 12:59 AM
Bir hadis; Bu dünyadan bana üç şey sevdirildi, Kadın, Güzel koku ve gözümün nuru Namaz.

Dede-baba
27-01-2009, 01:38 AM
Bir hadis; Bu dünyadan bana üç şey sevdirildi, Kadın, Güzel koku ve gözümün nuru Namaz.

Bu hadis kesinlikle İslam'ın Peygamber'ne ait olmaz..

Bu uyduruk hadisler ya İran şiileri tarafından yada Yezit ve ve Muaviyenin sarayından çıkan.. Sünnilik tarafından uyduruluyor..

[COLOR="Blue"]Müslümanlar zemane yatlı oldu
Helal yenmez haram kıymetli oldu

Okuyan kur'ana kulak tutulmaz
Şeytanlar semirdi kuvvetli oldu

Haram ile hamir tuttu cihanı
Fesat işler eden hürmetli oldu

Peygamber yerine geçen hocalar
Bu halkın başına zahmetli oldu

Tutulmaz oldu peygamber hadisi
Halayık cümle Hak'tan utlu oldu

Yunus gel aşık isen tövbe eyle
Nasuh'a tövbe ucu kutlu oldu.

Yunus Emre


1- Peygamber'i dünyaya tapan, şehvetperest, olarak gösteren bir hadis Peygamber'e ait olmaz...

2- Tabiki sünnilerin yada İran şiilerinin kafalarındaki allah ve peygamber tasavvurunu bilemyiz.. bu kesim Kur'an-ı ve Gerçek islamı bırakıp kendi uydurdukları Ku'an dışı bir islama saptılar.. yani İslam dışı bir ayrı din yarattılar...


3- İslam'ın özü Alevilik ekolünde ise, peygamber ahlakın, erdemin, Onurun, Timsalidir. peygamber'in tek aşkı olabilir oda Hakk aşkıdır.. çünkü o Habibullah'tır.. Ete kemiğe olan aşk, ancak iğreti ve bu dünyaya olan aşktır ki... İnsan-ı kamil makamının en üstünde yaratışmışların en üstünü olan Muhammed Muhammed Mustafa'ya böyle hadisler yakıştırmak, onu aşağılamak hiç anlamamaktır.

4- Tabi peygamberi Güzel kadın kadına düşkün,, dünya kokularına mümtela yapan anlayıuş.. islam öncesi putperest namazını da böyle sevdirir. öz olmayan şekilden ibadet Putlara karşı yapılan Ruku-secde-Kıyam peygamber namazı değildir... Olamazda.. bu hidayet yoktur.. Riya-gösteriş vardır.. o yüzden hidayette olmaz.. Çünkü yapanların büyük kısmı, zorunlu olduklarından yapmak zorunda kaldırklarından yani başkaları için yaparlar.. oysa Kur'an bir çok yerde Riya ibadeti yasaklar ..

5- Şimdi isterseniz Muhammedi İslamın yani Kur'an-i islamın Dünya nimetlerine olan bakışını anlatan Yunus'tan değişler sunalım




Bana Seni Gerek Seni

Aşkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni;
Ben yanarım dünü, günü,
Bana seni gerek seni,..

Aşkın, âşıklar öldürür.
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni.

[B]Sofilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leylâ gerek
Bana seni, gerek seni.

Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni...

Yunus Emre

can01
27-01-2009, 04:43 AM
abi bizi aydınlattığın için sana teşekkür ederim bizi aydınlatmaya devam et