Fukara-i Abdal
03-08-2008, 10:34 PM
SEHER ABDAL
Seher Abdal ise bir Alevi ozanıdır. Şiir tekniği oldukça iyidir. Gerek aruz gerekse hecede ve ele aldığı konuyu yansıtmada başarılı bir şairdir. XVI. Veya XVII. yüzyılda yaşadığı tahmin ediliyor.(1) Nasır Hüsrev’in Saadetnamesini Türkçeye tercüme etmiştir.Bunun yanında Evhadüddin Kirmani’nin menakıbına bir şerh yazdığına dair bilgiler vardır.Nereli olduğu,nasıl yaşadığı hakkında henüz bir bilgi sahibi değiliz.Ancak onun şiirlerinde Seyit Battal gazi’ye bağlı olduğu anlaşılmaktadır.Seyyit Battal gazi öteden beri Anadolunun önemli bir inanç merkezi bir Alevi ocağıdır.Menkıbelerle örülü gerçek hayatı hakkında pek bir bilgi olmayan Seyit Battal Gazi Emeviler döneminde yaşayan ve akıncı birlikleriyle Malatya,Kayseri,Eskişehir civarında cihat ve irşat hareketlerinde bulunan bir mücahittir.Velayetname-i Hacı Bektaş Veli’de Hacı bektaş Veli bu yeri ziyaret ettiği kayıtlıdır.Bu olay üzerine Seyit battal gazinin türbesi hakkında tartışma en azından Alevi-Bektaşi zümrelerce sona ermiştir. Seher Abdal şiirlerinde Seyyti Gazi’yi hürmetle anmaktadır:
Seyyid-i Gazi merd-i Hİcâzî
Hazret-i Hak'ka geçti niyâzı
Kâtil-i küffâr Hayder-i Kerrâr
Oldu bu halka rahmet-i Rahman
Bayram Durbilmez’in verdiği bilgilere göre Seher Abdal 16. yüzyıl şailerindendir.(2) Ona göre 16. yüzyılda yaşayan Abdal mahlaslı halk şairleri şunlardır: “Abdal mahlaslı halk şairlerinin en fazla 16. yüzyılda yaşamış olduğunu görüyoruz. Pir Sultan Abdal, Virân Abdal (Viranî), Muhyiddin Abdal, Kalender Abdal, Koyun Abdal, Hüseyin Abdal, Seher Abdal, Neşter Abdal, Sersem Abdal, Miskin Abdal, Pir Gaib, Meczub Abdal ve Pir Gaib Abdal gibi şairler bu yüzyılda yaşamıştır.” Ayrıca Abdulbaki Gölpınarlı’da Seher Abdal’ı 16-17 yüzyıl şairleri arasında görür. (3) İsmi bazı şiirlerinde sadece Seher veya Seher Derviş olarak geçmektedir.Seherî mahlasının kullanmasının sebebi bizce tesadüfi değildir.Seherî ifadesi genelde tasavvuf-tekke edebi kültüründe geceyi az uykuyla geçiren,ibadet ve tatla geçiren anlamına gelmektedir.İşte şairimiz bize göre bu anlam doğrultusunda Seherî mahlasını kullanmıştır.
Şiirlerinde aruz ve hece veznini kullanmıştır.Her iki usuldede başarılıdır.Şiirlerinde kuvvetli bir On İki İmam vurgusunu işlemiştir.Buda yaşadığı dönem itibariyle Osmanlı-Safevi rekabetinin devam ettiği dönemlere denk gelmektedir.Osmanlı ile Alevi tebaa arasında yaşanan gerilimin olduğu bir dönemde halk ozanı dervişler inançlarını en yüksek perdede dile getirirler.Tıpkı Pir Sultan Abdal’ın On İki İmam inancını daha vurgulu bir şekilde dile getirmesi gibi.Seher Abdal’da açıkça Şiilik görülür diyebiliriz.Bazı kaynaklarda Seher Abdal’a ait şu mısralar dolayısıyla
Tövbeler, bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyah, noktadan aldım haberi.
Hurufi-Noktavi denilse de kanaatimiz odur ki bu tespit doğru değildir.Zira Seher Abdal’da bu tür ifadeler sıklık arzetmez.Bilindiği üzere Noktavîlik Tasavvufta, harflerin başlangıcı ve sonudur. Harflerin hepsi, noktanın yayılmasından meydana gelir, bu bakımdan harflerin hepsi, noktadadır. Bütün harfler, noktadan ibarettir. İşte tıpkı bunun gibi, bütün varlıkların suretleri, her an Allah'ın bilgisinde ta'ayyün eder, bu ta'ayyün, varlıkların zuhuruna (ortaya çıkmasına) sebep olur. Bu sebeple kâinat, gerçekte taayyün-i zâtî'nin, yani Allah'ın zâtına ait sıfatı olan bilgi (ilim) sinde belirmiş, suretlerin, yokluk âleminde zuhurundan ibarettir ve âlemlerin varlığı izafî (rölatif) varlıktır. Gerçek varlık, yalnızca Allah'ındır. Nokta o, "zatî ta'ayyün" dür, kainat da adeta harflerdir.Bizce burada Seher Abdal’ın Hz. İmam Ali’nin “ben be harfinin altındaki noktayım” sözüne bir telmih vardır.
Seher Abdal’la ilgili şiirlerin bulunduğu cönkler Tokat-Zile bölgesinde bulunmuştur. Haci Bektas Veli Arastirma Merkezinde Bulunan Yazılı ve Basma Eserler bölümünde yer alan Faziletnâme-i Cenab-ı Şâh-ı Velâyet (1320-1321) (1904-1905) adını taşıyan eserin bir bölümünde Kaside-i Seher Abdal adlı bir şiir kayıtlıdır.Eserin Mukaddimesinde, "Müellif-i kitab zâhi*ren ve batınen Derviş Zeynel Abidin Kuddise sırruhu'l-celi vel-hakkı Eğribozî Tosun Baba-zâde Mehmet Yahya gaferallahu lehu hazretleri olduğu bildirilmektedir.(4) Şu ana kadar literatürde Seher Abdal’la ilgili yeterli bir bilgi olmadığı ortadadır.Şayet şairimizin yaşadığı bölge (şayet Seyit Gazi ocağına bağlı ise Eskişehir ve civarında yaşadığı yüksek bir ihtimaldir) veya türbesinin nerede olduğu bilinirse daha aydınlatıcı bilgilere kavuşulacaktır.Biz şairimizin inanç anlayışını ortaya koyan şu şiirlerini vererek bu bahse son veriyorum.
Seher Abdal ise bir Alevi ozanıdır. Şiir tekniği oldukça iyidir. Gerek aruz gerekse hecede ve ele aldığı konuyu yansıtmada başarılı bir şairdir. XVI. Veya XVII. yüzyılda yaşadığı tahmin ediliyor.(1) Nasır Hüsrev’in Saadetnamesini Türkçeye tercüme etmiştir.Bunun yanında Evhadüddin Kirmani’nin menakıbına bir şerh yazdığına dair bilgiler vardır.Nereli olduğu,nasıl yaşadığı hakkında henüz bir bilgi sahibi değiliz.Ancak onun şiirlerinde Seyit Battal gazi’ye bağlı olduğu anlaşılmaktadır.Seyyit Battal gazi öteden beri Anadolunun önemli bir inanç merkezi bir Alevi ocağıdır.Menkıbelerle örülü gerçek hayatı hakkında pek bir bilgi olmayan Seyit Battal Gazi Emeviler döneminde yaşayan ve akıncı birlikleriyle Malatya,Kayseri,Eskişehir civarında cihat ve irşat hareketlerinde bulunan bir mücahittir.Velayetname-i Hacı Bektaş Veli’de Hacı bektaş Veli bu yeri ziyaret ettiği kayıtlıdır.Bu olay üzerine Seyit battal gazinin türbesi hakkında tartışma en azından Alevi-Bektaşi zümrelerce sona ermiştir. Seher Abdal şiirlerinde Seyyti Gazi’yi hürmetle anmaktadır:
Seyyid-i Gazi merd-i Hİcâzî
Hazret-i Hak'ka geçti niyâzı
Kâtil-i küffâr Hayder-i Kerrâr
Oldu bu halka rahmet-i Rahman
Bayram Durbilmez’in verdiği bilgilere göre Seher Abdal 16. yüzyıl şailerindendir.(2) Ona göre 16. yüzyılda yaşayan Abdal mahlaslı halk şairleri şunlardır: “Abdal mahlaslı halk şairlerinin en fazla 16. yüzyılda yaşamış olduğunu görüyoruz. Pir Sultan Abdal, Virân Abdal (Viranî), Muhyiddin Abdal, Kalender Abdal, Koyun Abdal, Hüseyin Abdal, Seher Abdal, Neşter Abdal, Sersem Abdal, Miskin Abdal, Pir Gaib, Meczub Abdal ve Pir Gaib Abdal gibi şairler bu yüzyılda yaşamıştır.” Ayrıca Abdulbaki Gölpınarlı’da Seher Abdal’ı 16-17 yüzyıl şairleri arasında görür. (3) İsmi bazı şiirlerinde sadece Seher veya Seher Derviş olarak geçmektedir.Seherî mahlasının kullanmasının sebebi bizce tesadüfi değildir.Seherî ifadesi genelde tasavvuf-tekke edebi kültüründe geceyi az uykuyla geçiren,ibadet ve tatla geçiren anlamına gelmektedir.İşte şairimiz bize göre bu anlam doğrultusunda Seherî mahlasını kullanmıştır.
Şiirlerinde aruz ve hece veznini kullanmıştır.Her iki usuldede başarılıdır.Şiirlerinde kuvvetli bir On İki İmam vurgusunu işlemiştir.Buda yaşadığı dönem itibariyle Osmanlı-Safevi rekabetinin devam ettiği dönemlere denk gelmektedir.Osmanlı ile Alevi tebaa arasında yaşanan gerilimin olduğu bir dönemde halk ozanı dervişler inançlarını en yüksek perdede dile getirirler.Tıpkı Pir Sultan Abdal’ın On İki İmam inancını daha vurgulu bir şekilde dile getirmesi gibi.Seher Abdal’da açıkça Şiilik görülür diyebiliriz.Bazı kaynaklarda Seher Abdal’a ait şu mısralar dolayısıyla
Tövbeler, bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyah, noktadan aldım haberi.
Hurufi-Noktavi denilse de kanaatimiz odur ki bu tespit doğru değildir.Zira Seher Abdal’da bu tür ifadeler sıklık arzetmez.Bilindiği üzere Noktavîlik Tasavvufta, harflerin başlangıcı ve sonudur. Harflerin hepsi, noktanın yayılmasından meydana gelir, bu bakımdan harflerin hepsi, noktadadır. Bütün harfler, noktadan ibarettir. İşte tıpkı bunun gibi, bütün varlıkların suretleri, her an Allah'ın bilgisinde ta'ayyün eder, bu ta'ayyün, varlıkların zuhuruna (ortaya çıkmasına) sebep olur. Bu sebeple kâinat, gerçekte taayyün-i zâtî'nin, yani Allah'ın zâtına ait sıfatı olan bilgi (ilim) sinde belirmiş, suretlerin, yokluk âleminde zuhurundan ibarettir ve âlemlerin varlığı izafî (rölatif) varlıktır. Gerçek varlık, yalnızca Allah'ındır. Nokta o, "zatî ta'ayyün" dür, kainat da adeta harflerdir.Bizce burada Seher Abdal’ın Hz. İmam Ali’nin “ben be harfinin altındaki noktayım” sözüne bir telmih vardır.
Seher Abdal’la ilgili şiirlerin bulunduğu cönkler Tokat-Zile bölgesinde bulunmuştur. Haci Bektas Veli Arastirma Merkezinde Bulunan Yazılı ve Basma Eserler bölümünde yer alan Faziletnâme-i Cenab-ı Şâh-ı Velâyet (1320-1321) (1904-1905) adını taşıyan eserin bir bölümünde Kaside-i Seher Abdal adlı bir şiir kayıtlıdır.Eserin Mukaddimesinde, "Müellif-i kitab zâhi*ren ve batınen Derviş Zeynel Abidin Kuddise sırruhu'l-celi vel-hakkı Eğribozî Tosun Baba-zâde Mehmet Yahya gaferallahu lehu hazretleri olduğu bildirilmektedir.(4) Şu ana kadar literatürde Seher Abdal’la ilgili yeterli bir bilgi olmadığı ortadadır.Şayet şairimizin yaşadığı bölge (şayet Seyit Gazi ocağına bağlı ise Eskişehir ve civarında yaşadığı yüksek bir ihtimaldir) veya türbesinin nerede olduğu bilinirse daha aydınlatıcı bilgilere kavuşulacaktır.Biz şairimizin inanç anlayışını ortaya koyan şu şiirlerini vererek bu bahse son veriyorum.