PDA

: Inanç- Ibadet Ve Yaşama Hürriyeti


A.adar
12-09-2006, 11:01 AM
İNANÇ- İBADET VE YAŞAMA HÜRRİYETİ
Ali Makal
İnsanların yaşamlarında yaşadıklarını özgürce yaşayabilmeleri doğal haklarıdır. Ancak özgürlüklerini yaşarken başkalarının haklarınada saygı göstererek yaşamak zorundadırlar. Bu SOSYAL yaşamın olmazsa olmazlarındandır.Hürriyetlerin yaşanması toplumsal yaşam sürecinde karşılıklı haklara saygıyla olanaklıdır. Bireyin hürriyeti birbaşkasının hürriyetinin başladığı yerle sınırlıdır. Yoksa Hürriyette sınırsızlık yoktur.

Toplumun birarada birlikte yaşadığı koşullarda düzen böylece oluşur. Buna uyulmazsa toplumda kargaşa yaşanır. Güçlü olan her hakkı kullanır, güçsüzler hiçbir hak kullanamaz.

Bu durum inanç ve ibadetler açısındada aynıdır. Ve ibadet olgusu dahada sınırlılık getirir. Çünkü ibadet kişiye özgü vede " kul ile Allah" arasındadır. Bunu başkalarına göstererek degil , dahada önemlisi çevresini rahatsız edecek şekilde hiç degil.İnançları geregi ibadetlerini yapan kişiler kendilerinden sorumlu ve "sevapları" kendilerine olduğu için bir başkasını hiç rahatsız etme lüksüne sahip degiller.

Ancak ülkemizde bir çok şeyin kullanılmasında tam tersi oluyor. Son yıllarda Mülki amirler bir çok konuda yasaklamalar getiriyorlar. Sokak düğünlerinin yasaklanması, işyeri mesai sirenlerinin yasaklanması vb. Bunlar çevreye verdiği rahatsızlıktan dolayı yerinde kararlar olabilir.

Çevrede sesiliğin sağlanması açısından iyide oluyor. Ama başka şeylerde bu olmayabiliyor.

İşin bir diğer yanına bakmamız gerek. Çevreyi rahatsız etme bir yana, toplum huzuruna çomak sokar bir tarzda çevre rahatsızlığı yaratan bir sorun var. Camilerdeki ezan sesleri her geçen gün dahada yükseltilerek söylenmektedir. Ve özellikle cuma günleri camilerdeki hutbeler dış hoparlörlerede verilerek tüm çevreye dinletilmektedir. Ve durum ses ve gürültü noktasında çok rahatsızlık yaratmaktadır.

Özellikle sabah ezanları ve yatsı ezanları insanların dinlenme ver uyku saatleri olmasına rağmen cami oparlörleri sonuna kadar açılarak insanlar uykularından uyandırılmaktadır. Bu durum gerek inanç açısında gerekse çevreyi rahatsız etme açısndan çok açık bir çelişkidir. Eger gürültü bir rahatsızlık nedeni ise sabahın 04-05 saatlerindeki yüksek frekanslı ezan sesleride bir gürültüdür. Vede kundaktaki bebegide, yatağındaki hastayıda ve diğer insanlarıda rahatsız ediyor. Burada namaza giden insanlar "sevap" kazanmaya çalışırken başkalarının uyku hakkını ihlal etmeyip, ayrıca çevresindekileri rahatsız ederek "günaha" girmemeleri gerkir.

Din kitaplarında başkalarının haklarına saygıyı çok işliyor. Bu konu insanların yaşamınada girse toplum çok daha huzurlu yaşar. Karşılıklı haklara saygı, başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde, özgürce yaşamdan geçer. Yoksa adam ibadet edecek diye cuma günleri cami önlerindeki yaya yollarına seccade sererek yolu kapatma hakkıda yoktur sanırsam.

Bu anlamda özgürlükleri doğru kullanma ve çevresine zarar vermeden yaşayabilme, önce insan gibi insan olmaya ve yanı sıra kültürlü olmaya bağlıdır. Ayrıca özgürlüğün ne olduğunu ve kullanımının nasıl olduğunu bilmekten geçer. Yoksa herşeyi şikayetler sonrası söylene söylene düzeltmek veya uygun davranmakla olmaz.Birlikte yaşamak ve herkesin yaşam hakkına saygı duymak, kendi hakkını tam ve doğru olarak kullanmakla olur.

İnancını yaşama hakkı kadar, bildiği şekilde yaşama hakkıda insanların en doğal hakkı ve özgürlüğüdür. Rahatsız olmama istegi kadar , rahatsız etmeme hassasiyetide geliştirilmelidir. Huzur karşılıklı saygı ve hoşgörüyle sağlanabilnir. Kendin için istediğin şeyin birbaşkasına verecegi rahatsızlığı düşünerek istemelisin. Eger seni aşarak başkalarına rahatsızlık veriyorsa bundan vaz geçme özversinde bulunabilmelisin. "sevap kazanmaya çalışırken, Günaha girmeyin" Bu ibadet eden dostlarımız için dikkat edilmesi zorunlu bir kural olmalıdır. Kendime olmasını istemediğim şeyleri başkalarına yapmama temel ilke ve yaşama kuralı olmalıdır.
--------------------------------------------------------------------------------

Rojaazme
19-11-2006, 12:43 PM
yüregine sağlık candost