Derviscemal
10-07-2008, 12:47 PM
SEYYÃŽD CEMAL, HAZRETLERÝ
Hünkâr Hacý Bektâþ'i Veli Hazretleri'nin VELÂYET-NAME isimli eserinde, Seyyid Cemâl Hazretlerinden þöyle bahsedilmektedir.
Hacý Bektâþ Hünkâr, Ahmed'i Yesevi'nin emriyle Rûm ülkesine gelip Sulucakarahüyük'de yerleþtikden sonra ünü, her yana yayýldý. Her taraf dan ziyaretine gelen çoðaldý. Kimi gelir, nasibini alýr giderdi. Kimi gelir kalýr, hizmet ederdi. Kimisini de Hünkâr, bir yere yollar, ken*disine Halifelik verirdi. Halife olan, gittiði yerde Mürid edinir, Halký uyarýrdý.
Hacý Bektâþ Hünkâr, otuzaltýbin Zerað uyarmýþ, otuzaltýbin Halife dikmiþti. Bunlarýn üçyüzaltmýþý, gece gündüz, Hünkârýn huzurunda hizmette bulunurdu. Hün*kâr, âhirete göçünce onlarýn herbiri, Hünkârýn gönderdiði yere gitti. Hepsini, etraflýca anlatýrsak söz uzar. Yal*nýzca bu üçyüzaltmýþ Halifeden, bugünedek adlan malûm olanlarým anacaðýz.
Cemâl Seyyid, Saru tsfaü, Kolu açýk Hacým Sultân, Baba Resul, Pir Ebi Sultân, Recep Þeydi, Sultân Bahâed-din, Yahya Paþa, Barak Baba, Ali Baba, Saru Kadý, Ât-Ias-pûþ Sultân, Dost Hüdâ, Hýzýr Sâmit.
Bunlarýn hepisinin soyunu sopunu, Erenlere nasýl kavuþtuklarým anlatýrsak söz uzar, biz gelelim sözümüze :
Hünkâr, Cemâl Seyyid'i, Halifelerinin hepisinden fazla severdi. Onu pek aðýrlardý. Bu yüzden Halifeler de onu büyük bilirler, sayarlardý. Zaten Hünkâr da bunu buyururdu. Nice defalar, eliyle arkasýný sývazlamýþtýda, Cemâlimdir, Cemâlimdir,, Cemâlimdir, Cemâlimdir Cemâ*limdir demiþti. Seyyid Cemâl, bütün Halifelerin üst yanýnda otururdu.
Seyyid Cemâl, birgün Hünkârýn tapýsýnda oturmaktaydý. Acaba Hünkâr, bize de bir Yurt gösteririni ki, orda dem-yom oynatalým fikrine düþtü. Hünkâr'a malûm Oldu, Cemâlim dedi, bizi varlýk yurduna gönder, sonra bir merkep al, yola düþ. Merkebini nerde Kurt yerse, orasýný sana yurt verdik, Oraya varýr, orada demini-yomunu oynatýrsýn. Senden bir oðlumuz gelecek, Akdenize yol edecek.
Hünkâr varlýk yurduna göçünce, Habib Emirci'yi Seccadeye geçirdiler. Seyyid Cemâl Sultân, Erenlerin sözüne uyup bir merkep aldý, yola revân oldu. Vara, vara Altýndaþ'a vardý. Gördü ki otlu, sulu, çayýrlýk, çimenlik, öylesine güzel bir yer ki dille tarif etmenin imkâný yok. Burasý pek hoþuna gitti. Merkebini çayýra saldý, kendisi yattý, uyudu. Bir müddet sonra uyanýnca gördü ki, merkebini kurt yemiþ. Erenler'in sözünü hatýrladý, orda yerleþti. Bir çok kerametleri belirdi. Evlendi, bir oðlu oldu. Adýný Asýldoðan koydu.
Asýldoðan, bir aralýk Rumeli yakasýna geçti, Gelibolu boðazýna vardý. Karþýya geçmek istedi, Gemiciler, kayýkçýlar, vasýta vermediler. Bunun üzerine denize doð*ru yürümeye baþladý, yürüdüðü yerlerden su çekiliyor, kara oluyordu. Kayýkçýlar bunu görünce, amana geldiler, yalvardýlar, kayýk getirdiler, zorla razý oldu kayýða girdi.
Seyyid Cemâl, Altýntaþ havalisinden Tökelcik'e geldi, orada göçtü, Mezarý oradadýr.
Kaynak: Þeyh Dede - Seyit Ýbrahim Demir Menakibi
Ali Rýza Köseoðlu
Hünkâr Hacý Bektâþ'i Veli Hazretleri'nin VELÂYET-NAME isimli eserinde, Seyyid Cemâl Hazretlerinden þöyle bahsedilmektedir.
Hacý Bektâþ Hünkâr, Ahmed'i Yesevi'nin emriyle Rûm ülkesine gelip Sulucakarahüyük'de yerleþtikden sonra ünü, her yana yayýldý. Her taraf dan ziyaretine gelen çoðaldý. Kimi gelir, nasibini alýr giderdi. Kimi gelir kalýr, hizmet ederdi. Kimisini de Hünkâr, bir yere yollar, ken*disine Halifelik verirdi. Halife olan, gittiði yerde Mürid edinir, Halký uyarýrdý.
Hacý Bektâþ Hünkâr, otuzaltýbin Zerað uyarmýþ, otuzaltýbin Halife dikmiþti. Bunlarýn üçyüzaltmýþý, gece gündüz, Hünkârýn huzurunda hizmette bulunurdu. Hün*kâr, âhirete göçünce onlarýn herbiri, Hünkârýn gönderdiði yere gitti. Hepsini, etraflýca anlatýrsak söz uzar. Yal*nýzca bu üçyüzaltmýþ Halifeden, bugünedek adlan malûm olanlarým anacaðýz.
Cemâl Seyyid, Saru tsfaü, Kolu açýk Hacým Sultân, Baba Resul, Pir Ebi Sultân, Recep Þeydi, Sultân Bahâed-din, Yahya Paþa, Barak Baba, Ali Baba, Saru Kadý, Ât-Ias-pûþ Sultân, Dost Hüdâ, Hýzýr Sâmit.
Bunlarýn hepisinin soyunu sopunu, Erenlere nasýl kavuþtuklarým anlatýrsak söz uzar, biz gelelim sözümüze :
Hünkâr, Cemâl Seyyid'i, Halifelerinin hepisinden fazla severdi. Onu pek aðýrlardý. Bu yüzden Halifeler de onu büyük bilirler, sayarlardý. Zaten Hünkâr da bunu buyururdu. Nice defalar, eliyle arkasýný sývazlamýþtýda, Cemâlimdir, Cemâlimdir,, Cemâlimdir, Cemâlimdir Cemâ*limdir demiþti. Seyyid Cemâl, bütün Halifelerin üst yanýnda otururdu.
Seyyid Cemâl, birgün Hünkârýn tapýsýnda oturmaktaydý. Acaba Hünkâr, bize de bir Yurt gösteririni ki, orda dem-yom oynatalým fikrine düþtü. Hünkâr'a malûm Oldu, Cemâlim dedi, bizi varlýk yurduna gönder, sonra bir merkep al, yola düþ. Merkebini nerde Kurt yerse, orasýný sana yurt verdik, Oraya varýr, orada demini-yomunu oynatýrsýn. Senden bir oðlumuz gelecek, Akdenize yol edecek.
Hünkâr varlýk yurduna göçünce, Habib Emirci'yi Seccadeye geçirdiler. Seyyid Cemâl Sultân, Erenlerin sözüne uyup bir merkep aldý, yola revân oldu. Vara, vara Altýndaþ'a vardý. Gördü ki otlu, sulu, çayýrlýk, çimenlik, öylesine güzel bir yer ki dille tarif etmenin imkâný yok. Burasý pek hoþuna gitti. Merkebini çayýra saldý, kendisi yattý, uyudu. Bir müddet sonra uyanýnca gördü ki, merkebini kurt yemiþ. Erenler'in sözünü hatýrladý, orda yerleþti. Bir çok kerametleri belirdi. Evlendi, bir oðlu oldu. Adýný Asýldoðan koydu.
Asýldoðan, bir aralýk Rumeli yakasýna geçti, Gelibolu boðazýna vardý. Karþýya geçmek istedi, Gemiciler, kayýkçýlar, vasýta vermediler. Bunun üzerine denize doð*ru yürümeye baþladý, yürüdüðü yerlerden su çekiliyor, kara oluyordu. Kayýkçýlar bunu görünce, amana geldiler, yalvardýlar, kayýk getirdiler, zorla razý oldu kayýða girdi.
Seyyid Cemâl, Altýntaþ havalisinden Tökelcik'e geldi, orada göçtü, Mezarý oradadýr.
Kaynak: Þeyh Dede - Seyit Ýbrahim Demir Menakibi
Ali Rýza Köseoðlu