:
Seyyid Rýza
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:22 AM
1. GÝRÝÞ:
Alevi tarihinde; Þeyh Hasan Ocaðý Rehber Dedesi (ya da “küçük” Þeyh Hasan Ocaðý Dedesi) olan Seyyid Rýza, önemli bir kiþilik ve önderdir. Seyyid Rýza'nýn kiþiliði, görüþ ve düþünceleri konusunda çok þey anlatýlýr. Belgelere göre, 1908-Ýkinci Meþrutiyet ile birlikte siyasi fikirleri netleþen büyük dava adamýdýr.
Ýttihat ve Terakki Cemiyeti önderlerinden, Arapkir kökenli Dr. Abdullah Cevdet (1869-1932) ile siyasi baðý olan; Alevi-yoluna serini koyan yurtsever bir devrimcidir.
23 Temmuz 1908’de Ýkinci Meþrutiyet’in ilanýndan hemen sonra, Ýttihat’çýlar Alevi örgütlenmesini organize ederler. Seyyid Rýza'nýn bu piramidal örgütlenmeye ve yeniden yapýlanmaya bölgesinde ön ayak olur, fiili ve düþünsel katkýlarda bulunur.
Ruslara yönelik olarak, Þafi Kürtler’den oluþturulan Hamidiye Alaylarý amacýna uygun faaliyette bulunmazlar; daha çok eþkiyalýk yaparlar. Ermeni ve Alevi köylerine, baskýnlar düzenleyip çapulculuk yaparlar. Þafi Kürt Aþiret Alaylarýna karþý, Seyyid Rýza'nýn alýnacak önlemler konusunda, fikir ve eylem düzeyinde önemli yardýmlarý olur. Hamidiye Alaylarýnýn olumsuzluklarýna karþý; Dersimli oymaklar, Þeyh Hasanlý, Hormek, Lolan gibi Alevi aþiretleri, birlikte hareket ederek, yerel karþý taarruz-muharebe, köy ve mezralarda barikat savaþlarý yaparlar...
Seyit Rýza; 1914/18 arasý yýlarda, Þeyh Hasanlý ve Dersim Aþiretinden oluþturduðu milis güçleriyle, vataný savunmak için, Ruslara ve Ermeni Komitecilere karþý, Doðu Anadolu’da ve cephesinde savaþmýþtýr. Seyit Rýza; I. Dünya Savaþý sýrasýnda büyük yararlýlýklar göstermiþtir. Ýstiklal Savaþý’nda ve Cumhuriyetin kuruluþ döneminde de çeþitli þekillerde yardýmlarý görülmektedir...
2. ÞEYH HASAN AÞÝRETÝ’NÝN TUNCELÝ’YE GELÝÞÝNÝN KISACA HÝKAYESÝ:
Yavuz Sultan Selim, Kýzýlbaþ Türkmenlere karþý Malatya yöresine Sünni Kürtleri, daha sonrada Osmanlýlarca, Dýrýjan Aþireti’nin yerleþtirilme sonucu; Þeyh Hasan Aþireti’nin büyük bir bölümü bulunduðu Malatya-Elazýð yöresini terk ederek, Munzur Daðlarýna çekilmek zorunda kalmýþtýr. Daha sonra bu günkü, Tunceli köylerine yerleþmiþlerdir. Oradan da Erzincan, Sivas, Erzurum, Gümüþhane, Bayburt, Muþ, Bingöl, Diyarbakýr gibi illerin belli yörelerine yerleþmiþlerdir. Günümüz Dersim denen Tunceli bölgesi; 7.774 km² yüz ölçümlü ve 1990 sayýmýna göre, 133.143 nüfuslu Tunceli; Merkez, Çemiþkezek, Hozat, Mazgirt, Nazimiye, Ovacýk, Pertek, Pülümür olmak üzere ilçelere sahiptir. Milli Parký olan, Munzur Vadisi, Mazgirt ve Pertek Kaleleri, Korluca (eskiden Tilköy) ve Ulukale'deki Kiliseler, Yelmaniye, Elti Hatun, Ulukale ve Sagman Camileri, Asaðýcami (Çelebi Ali Camisi) ve Yukaricami (Baysungur Camisi), Sivdi ve Çemiþkezek Köprüleri, Hamam-ý Atik (Eskihamam), Þeyh Hasan-2 (Uzun Hasan Türbesi denmektedir), Ferruh Sad Bey ve Þeyh Çoban Baba Türbeleri, Ulukale Meydan Çeþmeleri; görülmeye deðer birer sanat harikasýdýr.
Tarihsel ve geleneksel Alevilik; bazýlarý dün / daha baþýnda, bazýlarý da süreç içinde bugüne dek; Ortadoks ÃŽslam [‘ý temsil eden] olan; Sünnilik, Ýsmaillilik (günümüzde), Zeydilik ve Þiilik gibi ÃŽslamî yorumlardan, çok farklý bir yorum; yerel, bölgesel ve ulusal kültür bazlý bir sentez, paralel, bileþke, alaþým, eklemleme olduðu için; Synétique / Ezoterik / Heteri / Heteredoks diyoruz. Alevilik genel olarak, Ortodoks Ýslâm karþýtlýðýný ifade etse de, geniþ bir mecra olduðundan, tanýmý ve içeriði de muðlak bir kavramdýr. Alevilik, Ýslamiyetin içinde olsa da, siyah-beyaz gibi, tek renk hakim deðildir, gridir, alacadýr...
Bugünkü anlamýyla kavramsal olarak, Orta-Asya Türk illerinde belirginleþip kökleþen Alevilik: Gök-Tanrý, Atalar ve Tabiat Kültleri gibi Türk inançlarýyla; Þamanizm, Dualizm, Zerdüþt, Mani, Mazdek, vb. kült ve dinlerin etkisiyle biçimlenmiþ: Bilahare, bu öðretinin öncüleri, Türkistan ve Horasan Erenleri (þeyh, baba ve dedeleri) vasýtasýyla Anadolu’ya taþýnan "Alevi öðretisi": Geçiþ bölgelerinde çeþitli kültleri de özümseyerek; Sümer-Asur-Urartu-Mitani-Pers, Med, Firig, Hitit, Hatti, Ýyon, Grec, Luvi, ... gibi medeniyetler ile, Saben-Hermetizm, Ezidilik-Zerdüþtizm, Paulikienizm - Bogomilizm, ve eski Anadolu-Balkan, Mezopotamya-Kafkas-Mýsýr uygarlýklarý ve inançlarý olmak üzere, Musevilik, Hýristiyanlýk, Konfuçizm, Hinduzm, Brahmanizm, Batinilik, Ýsmailizm ve Karmatizm gibi Heteri ve Heterodoks Ýslam ile çok çeþitli kültürlerin eklenmesiyle; Anadolu’da harmanlanýp, ayný coðrrafi havuzda yoðrulup þekillenmesi (sentezi) sonucu: Ýslami þemsiye altýnda evrensel bir toplumsal yaþam biçimi, bir inanç, bir kültür ve bir sistem, bir sosyo-ekonomik toplumsal düzen (model) haline, Alevilik gelmiþtir. Tunceli yöresindeki, Aþiretlerde ýrktan ziyade, inanç daha aðýr bastýðýndan, yoðun bir biçimde özümsenerek dokusal olarak hissedilmektedir ve birleþtirici bir bað olmaktadýr...
Ýslamiyet, insanýn var oluþuyla ve insanlýk tarihiyle baþlar, yani gelmiþ geçmiþ tüm dinleri ve inançlarý kapsar. Bu nedenle de, Alevilik tek baþýna = eþittir Müslümanlýk deðildir, ama Ýslam’ýn içindedir, diye de Alevilik, sadece Müslümanlýðýn içine hapsedilemez. Kuran-ý Kerim’e göre, her kavime bir Peygamber tayin edilmiþtir / gönderilmiþtir. Adem'den-Muhammed’e (Adem'den-Hatem’e) deðin vahiylerin, devamý ve toplamý Ýslamiyet’tir. Alevilik'te insanlýðýn varoluþu ile vardýr ve evrenseldir. Bir rivayete göre, geliþmiþlik durumuna ve kavimlerin yapýsýna göre; dünya’ya 124 bin veya bir baþka rivayete göre ise, 224 bin peygamber gelmiþtir: Mani, Eflatun, Zerdüþt, Konfüçyüs, Buda, Mete, Oguzhan, Davud, Süleyman, Ýbrahim, Musa, Ýsa bunlardan bir kaçý olup, her kavme / ulusa yol gösterici, rehber yani peygamberler, Allah tarafýndan tayin edilmiþtir. Ýslamiyet bu peygamberin teblið ettiði “vahy”lerin toplamýdýr ve bundan dolayý da barýþ anlamýna gelen, Ýslam’dýr. Ýslam tanýmý da budur. Alevilik’te Ýslam’ýn özüdür...
Alevilik; “Kýrklar meclisi”nde ana ilkeleri ile þekillenmeye baþlamýþ, paralel olarak Ýslam dini’nin (Adem’den-Muhammed’e) son veda haccýyla olgunluða ulaþmasý ve Gadirhum’da (Hz. Muhammed’in Hz. Ali’yi) vasi tayýnýyla netleþmiþ. Alevilik öðretisi, Anadolu’da yaygýnlaþmasýndan sonra: 13. yüzyýlda Hazreti Pir Hünkar Hace Bektaþ Veli’nin yol göstericiliðinde / önderliðinde, bölgenin ve dönemin koþullarýna uygun ve Türkistan-Horasan-Urum Erenleri’nin himmetleriyle (emekleri-gayretleriyle) ve ulu ozanlarýmýzýn deyiþ ve nefesleriyle yeniden hayat bulan (þekillenen sistemin) inancýn adý, Alevilik (Bektaþilik-Kýzýlbaþlýk ...) oluþmuþtur......
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:23 AM
3. DERSÝM COÐRAFYASI:
Ýnsanlýðýn en eski yerleþim merkezlerinin biri olan Dersim (özellikle bugünkü Tunceli), coðrafi yapý olarak zor koþullar sergileyen bir özelliðe sahiptir. Yüksek daðlarla çevrilidir. Derin vadilerle yarýlmýþtýr. Esas itibariyle; Kýzýlýrmaðýn son kývrým bölgesi ve yukarý Fýrat havzasý; Karasu ile Murat nehri ve Peri çayý yörelerini kapsar. Derin vadiler, sarp ve dik yamaçlar, kayalýk burçlardan oluþmuþ yapýsýyla geçiþ vermez bir doða sergiler. Yerleþik insaný bu yapýya alýþýktýr, ama yabancý için, yaþanmaz bir korkunçluk duyumsatýr. O nedenle, yönetimler için denetimi oldukça güç olmuþtur. Bu coðrafik yapýya adapte olmuþ “savaþçý aþiretler” nedeniyle, Selçuklu ve Osmanlý’nýn görmezlikten geldiði ve giremediði bir bölgedir...
Özellikle merkez sayýlan Tunceli; yüksek ve üzeri karla örtülü, sivri ve yalçýn tepeler arasýnda geçiþ vermez ormanlar ve dik vadileri ile ilginç bir görünüme sahiptir. “Derin vadileri ayaklanan aþiretler ve kaçkýncýlar için birer sýðýnak olmuþlardýr. Doðayla iç içe olan Dersimli, buralarda kendine özgü bir gelenek ve inanç yumaðý oluþturmuþtur. Munzur gibi söylenceleþtirilen dað, tepe, ýrmak ve pýnarlarý kutsallaþtýrmýþtýr. Yüksek ve geçilmez sarp daðlar arasýndaki, Kutu ve Kalan gibi derin ve uzun vadiler, Dersim aþiretleri için birer sýðýnak olmuþtur. Tunceli’nin; doðusu Bingöl, kuzeyi Erzincan, güneyi Elazýð, batýsý ise Malatya ile çevrilidir. Erzincan eski valilerinden Ali Kemali Bey’in belirttiði gibi; sarp ve yüksek bir yüzeye sahip olan, Dersim daðlarýndaki “siyah birer aðýz gibi açýlmýþ maðaralar”, yalnýz “yýrtýcý hayvanlara barýnak olduklarýný fýsýldayan geniþ meþelikler” vahþilik korku ve ürpertisi vermektedir. Bölgede Derebeyliðin egemen yapý olmasý nedeniyle ekilebilen arazi tümüyle aðalarýn, yani aþiret beylerinin eline geçmiþtir. Eskiden Halk eve ve topraða sahip deðildir...
Tunceli’nin denizden yüksekliði 1050 m.'dir. Yüksek daðlarýnda sayýsýz maðaralar vardýr. Bu maðaralar tarih boyu Dersimli’nin gizlenmesinde ve savaþmasýnda ona özel olanak saðlamýþtýr. 30 dolayýndaki ayaklanmasýnda Dersimli bu maðara ve sarp daðlýk yapýdan yararlanmýþtýr. Coðrafik yapýnýn olumsuzluðu, bayýndýrlýk olanaklarýnýn bölgeye geç girmesi, gelir ve kazanç olanaklarý açýsýndan aþýrý yoksulluk, toprak darlýðý ve varolanýnýn da aþiret aðalarýnýn elinde toplanmasý, halký tarih boyu mutsuz etmiþ, zaman zaman çözümsüzlüðe itmiþtir. Sürtüþmeli bir yaþama biçimi sergilemeleri ve sýk sýk baþkaldýrý yoluna baþ vurmalarýnda bu özel konumlarýnýn rolü olsa gerektir...
4. DERSÝM ADI-KÖKENÝ VE KAYNAÐI:
Genel kanýya göre; “Dersim” sözcüðü, “Gümüþ Kapý” anlamýna gelir. Sözcük köken olarak Farsça’dýr. Çok eski dönemlerden beri bölgede madenlerin olduðunun bilinmesi, bu adýn alýnmasýna neden olmuþtur. Diðer bir neden de, bölgenin çoðunluðunun Alevi inancýna sahip olmalarýndan, arýlýðý-duruluðu-paklýðý simgelediði için, bu ad sahiplenilmiþtir.
Yazýlý kaynaklarýn dýþýnda; bölge yaþayaný da “Der”in kapý, “Sim”in “gümüþ” olduðu ve “Dersim”in sözcük olarak “Gümüþ Kapý” anlamýna geldiði düþüncesindedir. Öte yandan tarihsel veriler de “Dersim” adýna açýklýk getirirler. Yunan tarih ve coðrafyacýlarý M. Ö. 6. yüzyýllarda, Dersim yöresine “Daranus” adýný verdikleri bilinmektedir. Dara’nýn Bisutun yazýtlarýnda da bu yöreye “Zuza” adýnýn verilmiþ olmasý ilginçtir. “Zuza” adýnýn Dersim halký olan “Zazalar”la ve “Zaza/ Zazaca” sözcüðüyle benzeþmesi ilginç olmalýdýr...
Nuri Dersimi; Dersim’in batý kesiminde yerleþmiþ Koçan aþiretinin “Dersim” terimini “Kürdistan Kapýsý” anlamýnda yorumlayarak savaþçýlýklarýnýn kanýtý olarak, “bu kapýnýn korumasý” anlamýnda düþündüklerini, ayrýca halkýn da “Dersim”i “Kürdistan” olarak adlandýrdýklarýný, “Dersim’e gelmek” sözünün, “Kürdistan’a gelmek” biçiminde düþünüldüðünü yazar ve halkta bu tür bir kanýsal eðilimin olduðunu belirtir. Doðallýkla bu sav pek inandýrýcý deðildir. “Dersim”in “Kürdistan”la ve “Kürdistan” adýyla hiçbir ilgisi, iliþiði yoktur. Halkta böyle bir kanýnýn olduðu da kuþkuludur. Dolayýsýyla bu açýklama, Nuri Dersimi’nin o bilinen siyasal Kürtçülüðünün sonucudur. Böylesi bir iliþkiyi ortaya koyan Nuri Dersimi’nin savýnýn dýþýnda herhangi bir kanýt yoktur.
Dersim’i (Tunceli’yi) 1866’da gezen Erzurum Ýngiliz Konsolosu J. G. Taylor; “Ermenistan”ý iþgal eden Xisutrus’un oðlu Sim’in adýndan ötürü bu yöreye “Dersim” adýnýn verildiðini, çünkü Sim’in çocuklarýnýn bu topraklara yerleþtiklerini yazarsa da, kasýtlý olarak böyle bir kökene baðlanmak istendiði açýktýr...
“Dersim” adýnýn kaynaðý konusunda açýklýk yoktur. Çoðunlukla “Sim”den (Gümüþ) kaynaklandýðý düþünülmektedir. Kürt tarihi açýsýndan önemli bir yapýt olan Þeref Han’ýn “Þerefname”sinde (XVI. yüzyýl) de “Dersim” adý geçmemektedir. M. Kalman’ýn, “Dersim” adýnýn; bir “aþiret adý”ndan kaynaklanmýþ olabileceði gibi, “aþiretler üstü bir konfederasyonun adý” da olabileceði ve B. Aksoy’un Dersim adýnýn kökeninde “Dersimanlý aþiretinin bulunduðu” görüþü bize de mantýksal gelmektedir. Çünkü Dersim, öteden beri bir aþiretler yumaðýdýr. Özellikle “Dersim”, adýnýn baðrýnda birçok oymaðý toplayan bir aþiretler birliðinin adý olmasý ve adýný bu aþiretlerden almasý belki en doðru olasýdýr...
Dersim aþiretleri; Þeyh Hasananlýlar ile Dersimliler olarak iki ana küme altýnda toplanýrlar. Bunlardan Dersimliler, Þeyh Hasananlardan daha önce bölgeye gelerek yerleþmiþlerdir. Bu durum, “Dersim” adýnýn kökenine açýklýk getirebilecek düzeydedir.
Büyük bir olasýlýkla bölgeye gelip yerleþen veya yerleþtirilen Disimli/ Dirsimlü/ Dirsimli/ Dersimli olarak adlandýrýlan aþiretlerden dolayý bu bölgeye (özellikle Tunceli’ye) coðrafik bir ad olarak “Dersim” denmiþtir. Osmanlý aþiretleri üzerine arþiv çalýþmasý yapan Cevdet Türkay; Disimli/ Disimlü/ Dirsimli/ Dirsimlü/ Disim/ Dersimli aþiret ve oymaklarýn yerleþik olduðu yerler arasýnda Erzincan, Kiðý, Erzurum, Kuruçay, Kemah, Çemiþkezek, Harput, Malatya, Kilis, Antakya, Çemiþkezek, Arapkir ve Çarsancak’ý sayar. Buralarýn çoðu Dersim bölgesinin ana topraklarýdýr. Bir bölümü de Dersimli aþiretlerin göçerek yerleþtikleri komþu illerdir. Yaklaþýk bugünde ayný yerleþimlik özelliðini göstermektedir. Osmanlý kaynaklarýna bakýlýrsa Dersim denince sadece Tunceli anlaþýlmamalýdýr. Tarih sürecinde Dersim; Tunceli ana topraklar olmak koþuluyla Sivas’ýn bir kýsmý, Erzincan, Tercan, Malatya, Kürecik, Kiðý, Bingöl, Adýyaman, Maraþ’ýn bir kýsmý, Varto, Hýnýs, Erzurum’un da bir kýsmýný kapsayan tüm topraklardýr. Tunceli sadece çekirdek topraktýr. Ne var ki, Dersim denince hep çekirdek alan olan, Tunceli topraklarý akla gelmiþtir. Dersimli aþiretlerin daðýlým alanýna bakýlýrsa bu belirttiðimiz bölgenin çok çok ötesine Dersim’in uzandýðý ve kapsadýðý görülecektir...
Dersim ana topraklarýnda, Dersimliler dede ocaklarý dýþýndaki, Dersimli aþiret halký, “Dersimli” olarak adlandýrýrlar. Dillerine yörede “Dersimce” ya da “Dýmýlice” denir. Özellikle “Dersimli” denince Alevi-Kýzýlbaþ inancý akla gelir...
Yakýn tarihimizde; TBMM’i 25 Aralýk 1935’de, Tunceli Ýlinin yönetimine iliþkin 2884 sayýlý yasayý çýkarýr. Yasa, 2 Ocak 1936 tarih ve 3195 sayýlý Resmi Gazete’de yayýnlanarak yürürlüðe girer. Yasa gereði “Tunceli” adýyla bir il kurulur. Böylece, bu tarihten sonra “Dersim” adý “Tunceli” olur. Tunceli bugün 7774 km2’lik bir alana sahip bir ilimizdir...
5. ÞEYH HASAN OCAÐI REHBER DEDESÝ SEYYÝD RIZA’NIN YAÞAM ÖYKÜSÜ:
Yakýn dönemde, Dersim olaylarý tarihinin sembolü olan, Seyyid Rýza'nýn yaþamý hakkýnda, yazýlý belgeden çok, yakýnýnda bulunanlarýn anlatýmlarý ve tanýklarýn sözlü gözlemlerinden bilgilenmekteyiz.
Seyyid Rýza: (Büyük) Þeyh Hasan’ýn, bugünkü Tunceli yöresinden, Dersim Beyi, bir aðanýn (Aþiret reisinin) kýzýyla evliliðinden olma Seyyid Selahaddin adlý oðlunun torunlarýndan olan (Küçük) Þeyh Hasan’ýn oðlu Abbas Han’ýn soyundan gelen, Pizevank'ta ufak bir kaleyi andýran mazgallý, siperli türbesinde yatan Seyyid Ýbrahim’in oðludur.
Diðer bir ifadeyle Seyyid Rýza; Þeyh Hasanlý (Þéx Xasanxanlý) Aþiretleri Konfederasyonunun bir kolu olan, Þeyh Hasanlý federasyonuna baðlý; Abbashan oymaðýndan Yukarýi Abbasan kabilesi reis¬lerinden Seyyid Ýbrahim'in dördüncü ve en küçük oðludur.
Tunceli'nin Kalmen Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari Köyü'nü karargah edinen Seyyid Ýbrahim ölünce, aþiretin liderliðine halef olarak tayin edilmiþ, sonra ise reis olarak, Seyyid Rýza; Lir¬tik'ten ayrýilarak Tujik Daðý eteðindeki “Aðdat Köyü”ne yerleþmiþtir.
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:24 AM
(Büyük) 1. Þeyh Hasan’ýn torunlarýndan Seyyid’in Bodik Köyünde, Sultan Seyyid adýyla; diðer kardeþi (Küçük) 2.Þeyh Hasan ise, Aðdat’ta Þeyh Hasan Ocaðý adýyla 1515 ile 1530 yýllarý arasýnda torunlarý birer Seyit-dede ocaðý kurmuþlardýr. Atalarý Þeyh Hasan’ýn ocaðýna “Büyük Þeyh Hasan Ocaðý” ya da sadece “Büyük Ocak” denir ki, Arapkir Onar Köyü’ndedir. Torun Þeyh Hasan’ýn Aðdat’taki ocaðýna ise; “Küçük Þeyh Hasan Ocaðý” ya da sadece Þeyh Hasan Ocaðý denmektedir. Bazý kaynaklar 2.Þeyh Hasan olarak da anýlan bu zatýn Akkoyunlu veya Safeviler döneminde Çemiþgezek’te Emir / Bey olduðunu da yazmaktadýrlar. Seyyid Rýza’da bu zatýn soyundan gelmekte olduðunu, söylemektedirler.
Resmi belgelere göre, Seyyid Rýza; Hozat’ýn Sin Nahiyesine baðlý Aðdat Köyü’ndendir. Seyyid Rýza, Dersim yöresinin büyük rehber seyitlerinden olup, ayný zamanda, Yukarý Abasân Uþaðý oymaðýnýn da reisi olmasýna karþýn, diðer aþiretler üzerinde de saygýn bir otoritesi vardýr. Seyyid Rýza'nýn bu köyde “Viyalýk” ve "Sesen Kale" olarak bilinen, iki malikânesi vardýr. Halkýn "Rýzo", "Rayber" ya da "Lace Baboyý" diye çaðýrdýðý Seyyid Rýza'nin kiþiliði muhkem ve siyasi yapýsý belli olan, açýk fikirli, onurlu bir yurtseveridir, Dersim olaylarý; Seyyid Rýza'nýn adý ile özdeþleþmiþ olarak, bugünlere kadar gelmiþtir. Kendisi çok defa Vivalýk’ta ve bazen de Sosan Kale’deki evinde oturur. Dersim’e ait iþleri Vivalik’te görürdü...
Seyyid Rýza; Mehmet Ali Efendi adlý bir ulemadan, çeþitli dinî önderden, Farsça ve Arapça ile Ýslami ilimler ve ladini dersler alarak büyüdü. Ayrýca, çeþitli seyyidlerden, Alevilik adab ve erkaný ile batýni bilgiler konusunda eðitim aldý ve pratikler öðrendi. Venk kilisesi kesiþlerinden de Ermenice’nin yanýnda, güncel bilimler ve siyasi dersler aldý. Babasýnýn ölümünden sonra Seyyid Rýza, babasýnýn vasiyetine uygun olarak þeyhliði devraldý ve Tujik tepesi eteklerindeki Aðdat Köyü’ündeki konaða yerleþti. Türkçe-Kürtçe-Zazaca-Dersimce-Ermenice- Farsça ve Arapça bilen, politik bir seyyid'dir...
Görgü tanýklarýnýn anlatýmýna göre; yaþlý olmasýna raðmen yakýþýklý, uzun boylu, mütenasip endamlý, uzun ve kýr sakallý, siyah ve gümrah kaþlý, cazibeli siyah gözlü ve uzun kirpikli, büyük ve gagamsý burunlu, uzun boylu ve uzunca yüzlü. Baþsýna giydiði keçe külahýn üzerine yeþil ve siyah karýþýk sarýk sarar (bazen de fötr þapka giyer), çoðu zaman pantolon yerine þalvar giyer. Gömleðin üstüne yelek giyer ve köstekli gümüþ saat takar. Beline dýþtan görünen bir kalýn kuþak baðlar. Sýrtýn da yaz-kýþ bir palto vardýr (yazýn incedir). Dik ve dinç görünümlüdür. Ayaðýn da, diz kapaðýna dek uzanan deri çizme vardýr. Kararlý, neþeli, fedakar, çalýþkan ve merhametli birisidir...
Seyyid Rýza ailesinin, Sosan Kalesine yakýn Vank isminde bir köyü vardýr. Bu köyün müstahkem kilisesinde (o zamanlar); alt tarafý gümüþ savatlý, üst tarafý altýn yaldýzlý tahminen iki kilo aðýrlýðýnda bir haç vardýr. Bu haçýn ortasýnda muhaddep bir cam içinde fýndýk tanesi kadar, bir nesne vardýr. Bu nesne Ýmam Hüseyin’in baþ parmaðý’nýn kemiðidir. Denmektedir ki çeþitli söylenceler birbirine karýþtýrýlmaktadýr. Seyyid Rýza'nýn Dersim Hareketi sýrasýnda, Kasým 1937 ayýnda Çadýrýnda bulunan tüm þahsi eþyalarýna el koparak, Ankara'ya getirilir. Bu eþyalar arasýnda olanlardan bazýlarýnýn o günkü gazeteler yazarlar ve þunlardýr:
“Kuran, Hadis, Ayet, Enami þerif, Mahmudiye, Siyeri nebi, Keþkül, Mavi boncuklar, içinde hayat iksiri bulunan renkli testi, Ekberi Meþlahi, vs., ayrýca Ermenice kitaplar, Beþyüz sayfalýk Almanca lügat, çeþitli boy boy haç (renkli Ýstavrozlar), Ýsa'nýn baþparmaðýnýn kemiði olan "Eizzei Nasra" bir kutu (bu kutu kapalý olup hiç açýlmamýþtýr). Ermenice yazýlý olan Taçlar, (Taçlarý kim yaptýrmýþ neden yaptýrmýþ malum deðil), Diþ tedavisinde kullanýlan kerpeten takýmý vs...”
8 Ýkinciteþrin Haber ve 11 Ýkinciteþrin Kurun Gazetelerde; bu eþyalarýn öykülerini Seyyid Rýza’nýn yýllarca yanýna bulunmuþ, olaylarý yakýndan bilenler: “... Seyyid Rýza kýyametli eþyalarýný Venk Kilisesindeki keþiþe emanet olarak býrakýrdý. Dersim Harekatýnda bu kilise yerle bir edilmeden önce (bazý anlatan ise 1915 yýlýnda ki, Ermeni tehçirinde demekteler) Kilise’in Papazý ya da Keþiþi; Seyyid Rýza’nýn altýn, para, þecere, berat, kitap, Ýmam Hüseyin'in altýn kutuda ki parmaðýný ve kilisenin kýymetli eþyalarýný kaçýrarak hepsini geri almak þartý ile, Seyyid Rýza'ya teslim eder. Bu eþyalara, Seyyid Rýza teslim olduðunda, Devlet el koyarak Ankara'ya götürür. Kutudaki parmak Ýsa peyganberin deðil, Tevhid Duazimanýnda da geçen Keþiþin Yezit’den satýn aldýðý Ýmam Hüseyin’in “Mühr-ü Yüzük Parmaðý”dýr. Ankara'ya götürülen eþyalar arasýnda Þeyh Hasan Ocaðýna ait þecere, fermanlar, hüccet ve beratlarý da vardýr. Denmektedir...
Ermeni mezalimi ile ilgili Dr. Nuri Dersim þunlarý yazmaktadýr: “Seyyid Rýza bana aynen þu olayý anlatmýþtý: [Erzincan’dan itibaren..... Ermeni zülmünden kurtarmaya baþlayarak ve Ermenileri kovalayarak Deli Halit Bey’le birlikte Kara Kazým Paþa’dan önce Erzurum merkezine 27 Þubat 1918’de varmýþtýk. Oldukça büyük ve tamamen ahþaptan yapýlmýþ olan bir binanýn içerisindeki, erkek, kadýn, çocuðun bu binada ve canhýraþ bir tarzda ateþ duman içerisinde, yanmakta olduðunu ve binanýn dýþ kapýsý altýndan yanmakta olan zavallýlarýn kanlarýnýn ve bedenlerindeki sularýn akarak adeta bir dere oluþturduðunu gözlerimle gördüm. Hayatýmda bu gibi felakete ve acý verici bir sahneye rastlamadým.... hüngür hüngür aðlamaya baþladým.]”
Seyyid Rýza; Dersimli ve Þeyh Hasananlý Aþiretinden oluþturduðu milislerle, vataný savunmak için, Ruslara karþý Doðu Cephesinde savaþmýþtýr. Hacý Bektaþ-ý Veli Dergahý Postniþini Ahmet Cemalettin Celebi'nin kurduðu Mücahidin Alaylarýna, gönüllü askerler toplamýþ maddi ve manevi yardýmda bulunmuþtur...
16 Þubat 1916’da Erzurum kaybedilir, 3 Temmuz 1916 da Erzincan’a Osmanlý ordusu geri çekilir. 6 Temmuz’da Rus Süvarileri Erzincan-Trabzon yolunu tutar. Ekim Devrim sonrasý 18 Aralýk 1917’de Ruslarla ateþ kes imzalanýr. 13 Þubat 1918 tarihinde resmen Erzincan alýnýr. Ýþte, bu dönemde Seyyid Rýza cephelerde Ruslara karþý savaþmaktadýr. Bu dönemde Seyyid Rýza bölgedeki Vali ve komutanlarla cephede yazýþýr. Bu konu da yöredeki bazý aþiret reisi olan ailelerin ellerinde bulunan belgelerden anlaþýlmaktadýr. Seyyid Rýza; Rusya ile anlaþma sonrasý köyüne döner. Anlatýlanlara göre; savaþ dönüþü kendisini karþýlamaya gelmeyen aða kýzý olan birinci karýsýna kýzarak, ikinci eþi olacak Besi adlý kýz ile evlenir...
Seyyid Rýza; 10.10. 1924 ve 12.1.1925 tarihleri arasýna “Þeyh Sait Kürt Ayaklanmasý” konusunda doðu bölgesinde yapýlan toplantýlara katýlmayarak tavrýný koymuþ ve kendiyle görüþmelere gelenlere de “isyan”ýn yanlýþlýðýný vurgulamýþtýr. 1925’ te Elazýð’ý iþgal eden Þeyh Sait yanlýlarýndan Þeyh Þerif silahlý kuvvetlerine karþý; Hüseyin Doðan dede ve Seyyid Rýza kuvvetleri, Nisan 1925’te taarruz ederek þehirden uzaklaþtýrarak, Palu’ya doðru sürmüþlerdir...
Dersim bir Zaza veya Kürt isyan deðildir. Abdullah Paþa gibi orduda ki bazý generaller ve bölgedeki subaylar ile Celal Bayar'ýn ve kabinesi'nin, yanlýþ politikalarýnýn sonucunda bu durum olmuþtur. Seyyid Rýza, Atatürk'e telgraflar çekmiþ, görüþmek istemiþ, o dönemdeki bazý devlet adamlar, Atatürk'ün çevresindekiler bunu engellemiþlerdir. Seyyid Rýza kendiliðinden, güvence alarak teslim olmasý ve yetkililerin af edileceðini söylemelerine karþýn, Elazið'da asýlmýþtýr. Verilen sözler tutulmamýþtýr... Yaþ haddini geçmesine karþýn alelacele idam edilmiþtir...
26 Eylül 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Seyyid Rýza'nýn kýrk yaþýndaki ikinci eþi Besi (Bese, Besek Haným) Hatun'u þöyle tanýmlamakta ve tasvir etmektedir:
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:25 AM
"Besi, genç va güzeldi, tam manasýyla bir dað dilberi idi.. Besi uzun boylu ve zeki idi.. fettan ve füsunlu dað güzeli harikulade cesurdu.. Baþýnda gümüþ bir tac, açýk naziyesini yarým kutur çevreleyen ziynet altunlarýn kenarlarýndan sarkan parlak siyah zülüfleri, hakikaten Besi'ye hususi bir ihtiþam vermiþtir. Üzerinde Þam kotnisinden üç etekli bir entari, kýsa ve gümüþ sýrmadan iþlemeli bir cepken vardý. Ayaklarýnda Erzincan kunduralarý, baþýnda vücudun kýsmi ulyasýný tamamen kaplamýþ aðýr ipekten bir puþu taþýyordu... Seyyid'in karýsý Ana'dýr, ve Anaya Ana olarak bakýlýr.. Besi'nin bu fýtri ve boyasýz güzelliði harikulade keskin bir zeka da inzimam etmiþti... En muðlak iþlerde derhal Besi'nin zekasýna müracaat edilir, ve istifadeye çalýþýlýrdý... Aþiret içinde sayýlýr bir otorite iktisab etmiþti.. Besi, diþi bir kaplanýn cesur ve cesaretinde idi.. Seyyid Rýza ve ailesine karþý olanlara ilk kükreyen ve silaha sarýlandý.. maktul düþmüþtür.”
Gazete öldüðünü yazmaktadýr. Konuþtuðumuz bazý yaþlý Tunceliler Bese'nin ellili yýllara kadar gizli bir þekilde baþka bir adla yaþadýðýný söylemiþlerdir. Hatta Seyyid Rýza’nýn güvendiði adamlarýndan biriyle anlaþmalý nikâh kýyarak karý-koca olmadan Elazýð’da oturduklarýný söylemektedirler... Doðruluðuna dair herhangi bir kanýt yoktur. 16 Kasým 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi; Seyyid Rýza’nýn foterli görkemli bir fotoðrafýný yayýnlayarak, haber olarak da altý kiþiyle Elazýð’da idamýný duyurur. Bazý gazete ve kitaplarda ise; Seyyid Rýza 16 Eylül'de Elazýð’a getirilir. 10 Kasim 1937'ye kadar mahkeme sürer. 15 Kasým 1937 sabahý, Elazýð Buðday Meydaný’nda idam edild, denmektedir.
Dersim'in büyük dedelerinden, Seyyid Rýza'nin idamýný, dönemin Ýçiþleri Bakanlýðý Bölge Müfettiþi Ýhsan Sabri Çaðlayangil anýlarýnda þöyle anlatýyor. (olay Elazýð'da geçiyor):
“Biz Seyyid Rýza'yý aldýk. Otomobil' de benimle polis müdürü Ýbrahim'in arasýna oturdu. Jeep Jandarma Karakolunun yanýnda ki meydanda durdu. Seyyid Rýza sehpalarý görünce durumu anladý .”
- Asacaksýnýz, dedi ve bana döndü.
- Sen, Ankara'dan beni asmak için mi geldin ?
Bakýþtýk. Ýlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü.
Savcý namaz kýlýp kýlmayacaðýný sordu. Ýstemedi. Son sözünü sorduk.
- Kýrk liram ve saatim var. Oðluma verirsiniz. Dedi.
Bu sýrada Fýndýk Hafiz asýlýyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben, Fýndýk Hafýz asýlýrken görmesin diye pencerenin önünde durdum. Fýndýk Hafýz'ýn idamý bitti...
Seyyid Rýza'yý meydana çýkardýk. Hava soðuktu ve etrafta kimseler yoktu. Seyyid Rýza, meydan insan doluymuþ gibi sessizliðe ve boþluða hitap etti:
“EVLADI KERBELAYIK!... BÃŽHATAYIK. AYIPTIR. ZULÜMDÜR!.. CÃŽNAYETTÃŽR !...,, dedi.
Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaþlý adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. Ýpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayaði ile bir tekme vurdu. Ýnfazýný gerçekleþtirdi ... »
Dersim olaylarýna iliþkin bölgede yaptýðýmýz araþtýrmalarda ve görüþtüðümüz yaþlýlarýn deðerlendirmesi sonuç olarak çok ilginçtir. Özetle þunlarý söylemiþlerdir:
Atatürk, 1937 yýlýnda Dersim bölgesini ziyarete gelerek, açýlýþlarda bulunacak ve halkýn dertlerini dinleyecekti. Atatürk ile Alevi olan Dersim halkýnýn gönül baðýný kesmek için; yörede ki çýkarcý insanlar ve kamu yöneticilerinden bazý provokatörler bu olaylarý tezgahlamýþlardýr. Bu olaylarý Atatürk’e önceden haber veren Seyyid Rýza’nýn mektuplarý da yerine ulaþtýrýlmamýþtýr. Kurtuluþ Savaþý’nda Dersim halký, Atatürk’ün yanýnda yer almýþtýr. Ýsyan çýkarmasýna bir neden yoktur. Olay tamamen bazý çýkar odaklarýnýn ve Kürtçü provokatörlerin ortak planladýklarý bir organizasyondur. Yörenin ileri gelenleri Sünniler dahil topladýklarý altý bine yakýn imzayla; Atatürk, Elazýð’a geldiðinde topluca gidip, Seyyid Rýza’nýn af edilmesini isteyeceklerdi. Atatürk’ünde bu iþe olur vereceði bilinmekteydi. Bu durumu önceden haber alan bölgenin Asker ve sivil yöneticileri; Seyyid Rýza’yý Atatürk yöreye gelmeden alelacele asmýþlardýr. Halbuki Seyyid Rýza kendisi gelerek teslim olmuþtur ve bunun için de Bölgenin yetkili idarecilerince güvence verilmiþtir...
Ýhsan Sabri Çaðlayangil’in anýlarý yörede anlatýlanlarý ve bölgedeki kamu yöneticilerin olumsuz tavýrlarýný belgelemektedir.
Seyyid Rýza, Atatürk'e telgraflar çekmiþ, görüþmek istemiþ, o dönemdeki bazý devlet adamlarý, Atatürk'ün çevresindekiler, bu giriþimi engellemiþlerdir. Seyit Rýza’nýn tesliminde alýnan belgeler ile Atatürk’e yazdýðý mektuplar açýklanýrsa, kimin ne olduðu ortaya çýkar. Kimin ne olduðu bilinir. O zaman, hep beraber gerçeði görürüz.
Ekim ayý ortalarýnda (söylenen kesin olmayan tarihlere göre: 5/15 Eylül); Seyit Rýza Erzincan’dan Elazýð’a götürülüp, Dersimli toplam 58 kiþi askeri mahkemede isyana teþvikten ve bu isyana katýlmaktan dolayý yargýlanýr. 14 gün süren yargýlama sonucunda, 15 Kasým’da mahkeme biter: 14 kiþi beraat eder. Seyit Rýza da dahil 7 kiþi idama, 37 kiþi aðýr hapis cezalarýna mahkum edilir. 15 Kasým’da, Seyit Rýza ve altý kiþi Elazýð Buðday Meydaný’nda þafakla birlikte infaz edilirler. Bu altý kiþi, Seyyid Rýza’nýn oðlu Resik Hüseyin, Kamer Aða’nýn oðlu Yusufanlý Fýndýk, Þeyhan reisi Usê Seydi, Demenan reisi Cebrail veya oðlu, Kureþanlý Hasan ve Haydaranlý Kamer Aða’dýrlar...” Ýdamdan sonra cenazeleri dar aðaçlarýndan indirilerek, Elazýð sokaklarýnda halka teþhir edildikten sonra yakýlýr...
Dýþ geliþmeleri ve siyasi olaylarý gören, Seyit Rýza kendiliðinden, güvence alarak teslim olmasý ve yetkililerin af edileceðini söylemelerine karþýn, yasalar gereði yaþlý olmasýndan infazýn uygulanamayacaðý hükmüne karþýn, yaþý küçültülerek, 15 Kasým 1937'de "86 Yaþýnda" Elazýð'da 45 gün (gün olarak bazýlarý daha fazla olduðu söylemektedirler) tutulduktan sonra, Abdullah Paþa'nýn emri üzerine, buðday pazarý meydanýnda asýlmýþtýr. Namertlik göstererek, verilen sözler tutulmamýþtýr. Seyit Rýza’nýn asýlacaðýný duyan, altýbine yakýn serdengeçti, intihara gidecek insan, kefeni simgeleyen beyaz köynek (yakasýz iþlik-gömlek) ve beyaz tuman (kopçalý-uzun don) giyerek, Elazýð'ýn çevresini sarmýþlardýr. Ýl çevresinde toplanan, tahmini 6000 kiþilik beyaz giysili Dersimli’den korkularak ve Atatürk’ün affýndan da çekinilerek idam edilmiþtir.
Algýladýðýmýz biçimiyle; Seyit Rýza dar aðacýna idama giderken, Alevliði savunmuþtur ve son söz olarak da; Ýmam Hüseyin’in Kerbela’da direnip þehit edilmesi ile kendi idamýný özdeþleþtirerek (ya da devamýymýþ gibi belirterek) tanýk bulunanlara baðýrarak anlatmýþtýr...
6. DERSÝM FACÝASI:
“Seyit Rýza, Erzincan'da kendi isteðiyle teslim olmuþtur. (Bazý söylencelere göre kaçma giriþimi yoktur. Kendi kararýyla Erzincan jandarmasýna teslim olmuþtur. Bir baþka görüþe göre ise, Erzincan valisi aracýlýðýyla görüþmeye çaðrýldýðý Erzincan’da beraberindekilerle birlikte tutuklanýr. Bazý yaþlýlara göre ise de, gittiði Pülümür yöresinde ihbar edilip yakalatýlmýþ ya da bu ihbar üzerine gidip teslim olmuþtur. Kaynaklarda Eylül’ün 5‘inde veya 10‘unda yakalandýðý yazýlýdýr. Seyit Rýza’nýn yakalandýðý haberini 13-14-15 Eylül tarihli Tan, Kurun, Ulus gibi gazeteler vermektedir. Yakalanýþýna iliþkin ilk haber 13 Eylül tarihli gazetelerde çýkar. Basýnda yetkililer ondan “Dersim’in en ileri ve son sergerdesi” diye söz ederler...)”
Tesliminde, Genel Müfettiþ Ýzzettin Paþa kendisine Seyyid Rýza olup olmadýðýný sorduðunda "Ben Dersim'li Rýzo'yum" der, ve "Dersim'de her meþe altýnda ve her dað baþýnda binlerce Rýzo vardýr. Þu halde siz hangi Seyyid Rýza'yý arýyorsunuz?" konuþmasýna devam eder...
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:26 AM
Seyit Rýza, 1937 yýlýnýn Ekim ve Kasým ay¬larýnda Elazýð'da 58 arkadaþý ile birlikte yargýlanmýþtýr... Seyit Rýza'ya isnat edilen suç; “Dersim halkýný isyana teþvik etmek ve bu isyana fiilen katýlmak.” Mahkeme böyle diyordu... 15 Kasým'daki son oturumda Seyit Rýza da dahil 11 kiþi idama, 33 kiþi aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýr; 14 kiþi de beraat eder. Ýdama mahkum edilenlerden dördünün cezasý ileri yaþlarýndan dolayý otuzar yýl hapis cezasýna çevrilir, geri kalan yedi kiþinin idam cezasý ise ayný gün (15 Kasým 1937) infaz edilir. Yediler¬den biri de Seyit Rýza'dýr. Seyit Rýza, duruþmalar sürecinde de ve infazýn yapýldýðý sýrada da en küçük bir yýlgýnlýk ya da piþmanlýk göstermez. Tam tersine oldukça inançlý ve cesur davranýr. Onun bu tutumu saygýnlýk kazandýrýr...
Kendi anýlarýnda, eski Emniyet biriminde-çeþitli yerlerde vali olarak görev yapan, eski senatör-eski senato baþkaný-eski çalýþma ve en çok eski dýþiþleri bakanlýðý yapan-eski cumhurbaþkaný vekilliði görevlerinde de bulunan Ýhsan Sabri Çaðlayangil (1908-1987); Seyit Rýza'nýn infazdan hemen önceki ve infaz sýrasýndaki son anlarýný þöyle anlatýr: "Son sözünü sorduk. 'Kýrk liram var saatim var. Oðluma verirsiniz' dedi...Seyit Rýza'yý meydana çýkardýk. Hava soðuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rýza meydan insan doluymuþ gibi sessizliðe ve boþluða hitap etti: '...' dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaþlý adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. Ýpi boynuna geçirdi. Sandalye’ye ayaðý ile tekme vurdu infazýný yaptý. Ýhtiyarýn bu cesaretini takdir etmekten kendimi ala¬madým. Asabým çok bozuldu. Emniyet Müdürüne 'Ben üþüdüm otele gidiyorum' dedim"...
Dersim Harekatý sýrasýnda; Celâl Bayar (Mahmut Celal Bayar 1883 - 1986)'ýn Baþvekil ve Mareþal Fevzi Çakmak (1876 - 1950)'ýn Genelkurmay Baþkaný bulunduðunu anýmsatmak gerekir. O günkü vahþette, 50.000 civarýnda insan; maðaralarda – yarlarda – kovuklarda - bayýrlarda – derelerde – ormanlarda - tarlalarda öldürmüþtür. 1937-38 Dersim olaylarýnýn, meydana gelmesinin temel olarak, iç ve dýþ iki ana sebebi vardýr:
a. Dersim direniþinin içsel nedeni: Kabile-Aþiret çekiþmeleri ve çatýþmalarý, vergi vermeme, askere gitmeme (Osmanlýlar bu bölgedeki insanlarý, askere almýyordu, bu alýþkanlýklar Cumhuriyet sonrasý da devam etmiþ), yöredeki baþýbozukluk, soygun ve çetecilik sonucu, olaylar mecrasýndan çýkmýþtýr. Bölgede cirit atan yerli ve yabancý ajanlar, gammazcý, müzevir, ihbarcý ve ispiyoncu takýmý, her olayý abartarak vermiþler. ortamý kaosa çevirerek, kýzýþtýrmýþlardýr. Diðer yandan ise; Alevilere verilmeyen haklar ve inancýna baskýlar, cehalet, bu duruma tuz-biber ekmiþ, gerekli ortamý hazýrlamýþtýr. Kolluk Kuvvetlerinin yöredeki þiddet uygulanasý, kadýn ve kýzlara tecavüz olaylarý da kývýlcým olmuþtur...
Bu ve benzeri nedenlerle: “25 Aralýk 1935‘te Tunceli Kanunu çýkarýlýr. Bu kanunla birlikte Dersim’in adý Tunceli olarak deðiþtirilir. 6 Ocak 1936’da daha önce, Birinci Genel Müfettiþlik kapsamýnda bulunan Elazýð, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazýð merkezli, Dördüncü Genel Valilik kurulur. Bu genel valiliðin baþýna Dersim Valisi ve Kumandaný sýfatýyla Abdullah Alpdoðan (Korgeneral Abdullah Alpdoðan, sýnýrsýz yetkilerle Dersim’e tayin edilir) atanýr. Elazýð’da Ýstiklal Mahkemesi adý verilen bir askeri mahkeme kurulur. Tunceli Kanunu’nun geçerlik alaný sadece Dördüncü Genel Valilik kapsamýna giren illerle sýnýrlý kalmaz;. Sivas, Malatya, Erzurum ve Gümüþhane illeri de bu kanunun geçerlik alanýna dahil edilirler. Böylece Tunceli Kanunu merkezi Dersim olmak üzere Kýzýlbaþlarla yerleþik tüm sahayý kapsamýna alýr. Alpdoðan, 1936‘da Dersim’in Amutka, Pulur, Karaoðlan, Sin, Haydaran, Danzig ve Burnak gibi stratejik merkezlerinde askeri karakollar inþa ettirmeye baþlar...”
“Tunceli / Dersim’e karakol yapýmýna baþlanýr.Ama, bu giriþime halk karþý çýkar. Burada kadýnlara-kýzlara tecavüz edilerek, katledilir. Bu olaylar, tansiyonu yükseltir... 21-22 Mart 1937 gecesi, karakollar basýlýr... Bir süre sonra ordu güçleri ile çatýþmalar baþlamýþtýr. Erzurum ve Erzincan kolordularý bölgeye sevk edilirken, Diyarbakýr 7. Kolordu Uçak Karargahý’ný Elazýð’da konuþlandýrdý...”
“Alpdoðan, daha önceden satýn aldýðý Rayber’i bu arada devreye sokar. Rayber, on beþ gün boyunca direniþe katýlýr. Bu durum bir güven ortamý yaratýr. Dersim kuþatma altýnda askeri operasyonlar sýrasýnda, 26 Nisan 1937 günü Seyit Rýza’nýn oðlu Býra Ýbrahim (Bava), babasý adýna askeri harekatýn durdurulmasýný talep etmek üzere gittiði Elazýð dönüþünde, Hozat-Kýrðan köyü-Deþt’te misafir olduðu evde uyurken Alpdoðan’ýn adamý, Ýstihbarat þefi Binbaþý Þevket’in adamý tarafýndan öldürülür... Alpdoðan’ýn ajanlarý dolayýmýyla aþiretlerarasý kavgalarý körükler, Seyit Rýza’nýn yeðeni Rehber ve adamlarý da provokatörlük yaparlar. 9 Temmuz 1937’da Aliþer eþi Zarife ile birlikte, Rehber ve çetesi tarafýndan öldürülür. Kesik baþlarý Elazýð’daki “Dersim Fatihi” Abdullah Alpdoðan‘a yollanýr...”
“... 9 veya 28 Aðustos 1937’i olayý gösteriyor ki: Bahtiyarlý Þahin Aða söðüdün gölgesinde (uyurken) dinleniyordu. Süt kardeþi (üvey kardeþi Pýrço oðlu), Lýlo Hýdýr; Þahin Aða’nýn uykusunun derin olduðunu biliyordu. Abdullah Alpdoðan tarafýndan satýn alýnan Lýlo Hýdýr, Þahin Aða’yý kafasýna bir kurþun sýkarak öldür. Ardýndan kafasýný keserek, gövdesinden ayrýlan baþý, Hozat’a götürüp, Ordu’ya, kumandanýna teslim edilir... 17-18 Aðustos’ta ise, Seyit Rýza’nýn büyük oðlu Þeyh Hasan, üç torunu ve bin kiþi katledilirler....”
Olaylar öncesi, Seyit Rýza hükümete, Alevi olduklarý için yapýlan zulme ve baskýya karþýn þöyle demiþtir: “... Þayet hükümet, hizmet ve sadakatýmýzdan þüphe ederse, âbâ vû ecdadýmýzýn eskiden (geldikleri yukarý Türkistan-batý Türkistan, bugünkü Kazakistan’ýn Türkistan eyaleti), Horasan Vilayeti’ne bütün mensubunu Aþiretimizle hicret etmeðe, himmet buyursun ...” Bu sözler tarihi bir gerçeði de ifade etmektedir...
Bölgede araþtýrma yapan o zamanlarýn Yzb. olan, Em. Jan. Yb. Nazmi Sevgen’in daha sonra yazdýðý, þu iftiralarý da olaylarýn vahametini gösteren iyi bir örnektir:
“Kýzýlbaþ kadýn, dilediði ve sevdiði bir erkeði (oynaþ) veya (gündüzlü) tutar. Bu, kadýnýn, haftanýn bir gününde (gece deðil) gündüzlü tuttuðu erkekle beraber kalmasý, onunla (oynaþmasý) demektir... Kýzýlbaþlýktaki bu adet, eski Türklerin (altýn ýþýk telakkisi) arasýnda bir münasebet ve kardeþlik vardýr...” (Zazalar ve Kýzýlbaþlar; Coðrafya-Tarih-Hukuk-Folklor-Teogoni, Ank. 1999, Kalan Yay. s.206) Garabet þundadýr, Devletin resmi görevlisi Nazmi Sevgen bunu yaparken Türklüðe büyük hizmet verdiði kanaatindedir. “Merd-i Kipti þecaat arz ederken sirkatini söyler”, atasözü, Nazmi Sevgen ve günümüzdeki bazý araþtýrmacý-yazarlara da uygundur. Sevgen; Kýzýlbaþlarý Türklüðe ulamaya çalýþýrken hem Kýzýlbaþlara, hem de Türklük mevhumuna hakaret ettiðinin farkýnda deðildir. Türkiye’de yayýnlanan bu kitaba ve Almanya’da yayýnlanan AABF’nun “Alevi Araþtýrmalarý” adlý dergisindeki makaleye, dipnot koymadan yayýnlayanlar ise, her halde kör ve ya beyini dumura uðramýþ insanlardýr...
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:28 AM
Bu olayda da görüldüðü gibi, T.C. Devletince; Alevi Kimliði resmen tanýnmayarak ve iftira edilerek, yasal ve meþru zemine oturtulmamasý, çeþitli provokasyonlarla olaylar gerekçelendirilerek, beli odaklarca bilerek körüklenmiþtir...
b. Dersim direniþinin Dýþ Sebepleri: Osmanlýlarýn son döneminde, ABD, Ýngiliz, Fransýz ve Rus istihbarat raporlarýnda ve diðer belgelerinde, Ermenîlerin bu devletler lehine çalýþtýklarýna, ajanlarý olduklarýný belirten çok sayýda kayýt var. Yine, Ermenîlerin, misyonerle birlikte, Alevilerin içlerinde çalýþtýklarýna dair belgelerde var. Dersim olaylarý öncesinde de, bölgede çok sayýda ajanýn ve misyonerin faaliyetleri etkili olmuþtur. Bu durum özet olarak:
Birinci Dünya Savaþý yenilgisi sonrasý; Osmanlý Devleti’nin eyaleti olan, Suriye-Lübnan ve bugünkü Hatay G.Antep-Adana-K.Maraþ-Mersin gibi yerler, Fransýzlar iþgal eder. Suriye’deki Ansariler daðýna (eski Cabal Lukkam) delâlet eder; Âsi nehrinin garbýnda (batýsýnda) eski Lazikiya livâsý (sancaðý, vilayeti) olup, cenup (güney) kýsmýnda büyütülmüþ ve 1920’den baþlayarak burada bir Alevi devleti kurulmuþtu. Alevilik konusunda propaganda amaçlý, kitaplar ve binlerce makale yazýlmýþtýr.1933 sonunda nüfusu 334.173 olup, bunun 213.066’sýný Alevi-Nusayriler teþkil ederdi. Ýstiklal Savaþýyla, Fransýz iþgalinden güney bölgesindeki Ýller kurtulunca, Fransýzlar bu kez de, bugün merkezi Tunceli ili olan, Dersim Bölgesindeki aþiretleri karýþtýrýr.
Fransa’nýn Hatay’ý içine alan bir Alevi Devleti kurma giriþimi ve ajanlarý vasýtasý ile Dersim olaylarý öncesi ve sonrasý kýþkýrtmasý, bu olayýn ana dýþ nedenidir. Fakat bu durumu gören ve bilen, Seyit Rýza’nýn isteyerek teslim olmasý, Fransa’nýn bu oyununu ve hesabýný bozmuþtur. Sonuçta; Hatay’da anavatana baðlanmýþtýr...
Dersim olaylarýndaki vahþette; Türk-Zaza-Kürt-Ermeni kökenliler ve diðer ýrklardan insanlarda ölmüþtür. Dersim olaylarýndaki vahþette sadece, öncü-yönetici konumda olan, Alevi-Kýzýlbaþlar ölmemiþtir. Zerdüþt ve Hýristiyan inançlý insanlarda ölmüþtür. Bu iþ, devrin baþvekili Celal Bayar ve birkaç bakanýn yaptýðý iþgüzarlýk ve el çabukluðudur. Üst düzeyde ki bazý faþist yöneticilerin ve yerel bazý faþist idarecilerin, zalimliði ve namussuzluðundan; binlerce masum insaný, yalnýzca inançlarý farklý olduðu için, acýmasýzca katletmiþtir. Bu olay bir soykýrým deðildir, ama insanlýk suçudur...
7. SÜRGÜN VE ZORUNLU ÝSKAN:
Uygulama; ilk etapta, 11/12 Haziran 1938‘den 10 Aðustos 1938‘e kadar sürer. Ýç Dersim’in neredeyse tümü; (Kutudere-Kýrmýzý Dað-Sin ve Halvori, kuzeyindeki Haçýlý Dere hattýndan-Mercan Daðlarý eteklerindeki Karacakale’ye kadarki bölge) ile Koçan Aþiretleri’nin bölgesini (Ali Boðazý ve çevresi) boþaltma giriþiminin yapýldýðý 11/12 Haziran’da baþlar. 1937 direniþine katýlmamýþ olan; Kör Abbasanlý, Bal Uþaðý, Keçel ve Koçan Uþaðý gibi aþiretlerin çetin bir direniþine yol-açar. Bu direniþler özellikle, 22 Haziran’dan itibaren toplu kýrýmlar yoluyla bastýrýlýr. 1938 yýlýnýn en önemli olayý; adýný Dersim’in Laçin aþiretinden alan, ünlü Laç Deresi’nde cereyan eder. Laç Deresi’ndeki çarpýþmalarýn en þiddetlisi ise, 19-24 Temmuz arasýna rastlar...
Daha sonraki, sürgün ve iskan planý uygulamasý; 10 Aðustos 1938‘den 31 Aðustos 1938‘e kadar gider. Bu aralýkta boþaltýlmýþ bulunan bölge halký ile diðer bölgelerden ayýklanýp toplananlar, Batý Anadolu’ya önceden saptanmýþ yerlere nakledilir. Sonuç olarak; Dersim sürgünleri esas olarak, Jandarma Umum Kumandanlýðý’nýn Dersim adlý kitabý’nda görüleceði gibi, bu durum önceden planlý hazýrlýðýn bir parçasýdýr. Bu kitap kaynak olarak MAH (1927’de kurulmuþ Türk istihbarat teþkilatýdýr. 1965 yýlýnda adý MÝT olarak deðiþtirilmiþtir.) Raporu ve Birinci Umumi Müfettiþlik raporlarýna dayanýr. Harekat bittikten sonrada fiiliyata geçilir. Sürgün ve iskan edileceðine iliþkin olarak; yaklaþýk doksan Aþiretten 347 önde gelen ailenin (3470 kiþi) Batý’ya ve Trakya’ya sürgünü; bunlardan 72 ailenin Tekirdað’a, 38 ailenin Edirne’ye, 56 ailenin Kýrklareli’ne, 65 ailenin Balýkesir’e, 73 ailenin Manisa’ya ve 34 ailenin de Ýzmir’e iskaný önerilir. Eylem gerçekleþir. Saptamamýza göre; bazý aileler de tek tek Karadeniz-Ege-Ýç Anadolu-Marmara Bölgelerinin il ve ilçelerine sürülür...
8. TEVHÝD DUAZI VE HALVORU VENK KÝLÝSESÝ ÝLE SEYYÝD RIZA’NIN ÖYKÜSÜ:
Taçlama Duvazimamý denilen ve "Bugün Pir bize geldi / Gülleri taze geldi / Önü sýra Kanber'i /Ali’yel Murtaza geldi / ..." sözleri ile baþlayan tevhit deyiþi / nefesi; Cemlerde 7 mýsralýk "lâ Ýlâhe Ýllâllah" ilahisiyle vecd ve huþu içinde ritimli ve rütelli koro halinde, "toplu tapýnma ayini”nde 3 kez Secde’ye varýlmak suretiyle, zakirlerin duazý çalýp söylerken, bacýlar ve sofularda toplu olarak terennüm ederek iþtirak ederler ve Ayn-ý Cem böylelikle icra edilmiþ olur. Sonunda dede bir gülbank (dua) okur... 25 kýta olan Duaz söylenirken 25 kez de ilahi bölüm tekrarlanýr...
Duaz, nefes, deyiþ, samah; Alevi toplumunda baðlama eþliðinde sesli ve sazlý söylenerek beli bir seremoniden sonra, ritüellerle ibadetler eda edilir. Ayin-ý Cem ve Ýrfan meclislerinin dýþýnda bu tip deyiþler / þiirler söylenmez ve günah addedilir. Bu þiirlerin ilahiler gibi bir kutsiyeti vardýr. Bu þiirlerin özelliði:
Birincisi içindeki kutsal sözler ve masum-u pak veliler ile ulularýn adlarýnýn geçmesidir.
Ýkincisi içinde taþýdýðý Kuran mealleridir ki, dua yerine geçer ve bu sözlerle semaha durulur, secdeye inilir, ibadetler yapýlýr...
Üçüncü özeliði ise, þiirin içinde Ýmam Hüseyin gibi zatlara yakýlan aðýtlardýr ki, matemi ifade etmektedir. Bu nedenle de; duazlar, nefesler, deyiþler, samahlar, mersiyeler farklý iþlev ve özelliklerinden dolayý türküler, bengi, maya, barak, bozlak, halay, horon vs. gibi ezgilerden ve oyun havalarýndan ayrý olup zevk ve eðlence aracý deðildir...
a) Araþtýrmacý-yazar Sadeddin Nüzhet Ergun; Tevhid Duazý için: "Bu manzumenin, Kul Himmet’e mensup bir derviþ tarafýndan yazýlmýþ olmasý muhtemeldir." Demektedir ki, bizde bu görüþe katýlýyoruz. Bazý araþtýrmacýlar da bu duvazimamýn Kul Hüseyin’e ait olduðunu belirtmektedirler. Biz, bu duvazýn; Þeyh Hasan Ocaðý mensubu bir ozan-dede'ye ait olduðu kanýsýndayýz. Çünkü Þeyh Hasan Köyü kurulduðundan, bugüne ünlü dedeler ve ozanlar yetiþtirmiþ ve Tevhid Duvazý’nýda bugüne dek orijinal haliyle getirilmiþtir...
"Kýzýl Deli tacýmýz / Þeyh Ahmet mirâcýmýz / Karaca Ahmed gözcümüz / Yalýncak duacýnýz." Ve "Kul Himmet üstadýmýz /..." dizelerinde geçen Kýzýl Deli (Seyyid Ali Sultan)'nýn ocaðý, Malatya'nýn Fethiye Beldesi'nin Tenci mezrasýnda bulunmaktadýr. Alevilikte miraç olayý; görülme, sorulma, aklama, tarýk altýndan geçme ve kýrklar cemi ritüellerinin yapýldýðý bir ibadet seremonisidir. Duvazda geçen Þeyh Ahmed de mürþidlik makamýný temsil eden, Hz. Muhammed’in vekili olarak postta oturan torunlarýndan, Þeyh Ahmed Dede’yi (Þeyh Ahmed Tavil’i halkýn betimiyle Ahmet Yesevi’yi) ifade etmektedir.
Mustafa Kemal
12-09-2006, 09:29 AM
Bilindiði gibi gözcülük makamý da “Karaca Ahmed”indir. Bu þiiri yazanýn ve cemde söyleyenin de Üstadý, Safevi soylu dede, Kul Himmet’tir. Bölgede yaptýðýmýz araþtýrmalarda "Yalýncýk Abdal" adýnda bir ozandan bahsedilmektedir. Kuvvetle muhtemel bu düvaz "Yalýncak Abdal"a aittir. Kýþ yaz yalýnayak gezen ve üstünde beyaz bir entari bulunan "Yalýncak", sýrtýnda bir beyaz torbasý ve elinde de uzunca bir sopasý vardýr. Köy köy dolanýp dilenen (döþüren) Yalýncak, irticalen deyiþler söylemekte ve saz çalmaktadýr.Tunceli bölgesinde, bu biçimde olan Þeyh Hasanlý Dedelerin bir bölümünün cemlerde aþýklýk-zakirlik yaptýðý da söylenmektedir. Bu tip giyiniþ ve döþürme anlayýþý, Kalenderi / Abdal geleneði bölgede 1960 yýllarýna deðin devam etmiþ; bizim de þahit olduðumuz bu tipte oldukça çok derviþ ve ozan vardý. Bu gezginci mistikleri ve derviþleri, Paulicienlerde ve Boðomillerde de görmekteyiz ve "Torbesi" denmektedir. Bölgemizde de bu gezgin dilencilere ve halk aþýklarýna "torbacý" denmektedir. Ýþte böylesi bir mistik - sofistik anlayýþtaki bölgede “Yalýncak” mahlaslý bir ozanýn çýkýp, “tevhid duvazý” nefesi / deyiþi söylemesi doðal bir sonuçtur. Bölgede Duvaz þöyle baþlayýp bitmektedir:
“Pir bugün bize geldi,
Gülleri tazeledi
Önü sýra Kanber'de
Ali’yel Mürtaza geldi
(...)
Kýzýl Deli tacýmýz
Þeyh Ahmed miracýmýz
Karaca Ahmed gözcümüz
Kul Himmet üstadýmýz
YALINCAK duacýnýz
Bunda yoktur yadýmýz
Þah-ý Merdan aþkýna
Hakk vere muradýmýz”.
Her kýtadan sonra tekrarlanan tevhid ilahisi dizeleri de þöyledir:
“Allah Allah!... Ýllallah!..
Hakk Lailahe illallah!..
Ali Mürþid, Güzel Þah!..
Eyvallah Þahým, Eyvallah!..”
Sonuç olarak: Ulu pir, Þah Ýsmail; Anadolu'da Türkmen Oymaklarýný ve Dede Ocaklarýný kendi saflarýna çekmek (Kýzýlbaþ Devleti) için; Pir Sultan Abdal’ý ve Kul Himmet’i görevlendirdiðini biliyoruz. Muhtemelen Kul Himmet’te talibi olan ‘Yalýncak Abdal’ý Dersim yöresinde propogandist olarak görevlendirmiþ olabilir. Þeyh Hasan Köyü’nde de böylesi bir “Tevhid Duazý” Cem Töreni’nde söyleyerek günümüze dek gelmiþ olasýdýr...
b) Tunceli’nin Halvoru Köyü’nün yakýnýnda bulunan, Ermenilere ait Venk Kilisesi’nde Ýmam Hüseyin’in Mührü yüzüðü takýlý kesik parmaðýnýn altýn bir kutu içinde saklandýðýný tüm yörede ki yaþlýlar anlatýlmaktadýr. Yaþlýlardan yüzüðün öyküsünü dinledik. Rivayete göre; bugün harabe halinde olan Venk Kilisesinin keþiþlerinden biri, Þam’a alýþveriþe gider. Kerbela’da þehid edilen, Ýmam Hüseyin’in baþý mýzraða takýlý olarak þehirde, Yezid’in askerlerince gezdirilmekteymiþ. Halkýn feryad-ý figanýna dayanamayan keþiþ ve ayný zamanda, Hz. Muhammed’in torununa yapýlan zulümden hicap duyarak; Emevi Hükümdarý Yezid’e çýkarak (halifelik kurumu fiilen Emevi iktidarý ile ortadan kalkmýþtýr, bundan sonra halife olanlar ünvandan baþka bir þey deðildir), Ýmam Hüseyin’in kesik baþýný altýn karþýlýðý satýn almak ister. Yezit de yüklü bir torba altýn karþýlýðý, Ýmam Hüseyin’in baþýný satar. Keþiþ, Ýmam Hüseyin’in baþýný altýn bir kutuya koyarak, Tunceli’deki Venk Kilisesi’ne getirir ve saklar. Bu kutu güneþ gibi parlayarak, gece-gündüz bulunduðu odayý aydýnlatýrmýþ. Kutunun bulunduðu oda, yöredeki Alevilerin de ziyaretgâhý olur. Diðer bir rivayete göre ise; Keþiþ sadece Ýmam Hüseyin'in mühürlü yüzüðünün bulunduðu kesik parmaðýný satýn alarak, bir altýn kutuya koyarak getirir. 1915 yýlýna kadar bu kilisede saklanan kutudaki Ýmam Hüseyin’in parmaðý; "Tehcir Olayý"ndan dolayý, kilisenin papaz veya keþiþlerinden biri, Seyyid Rýza'ya giderek bu kutuyu ve kýymetli eþyalarý teslim eder...
1937’de Ankara’ya getirilen, Seyyid Rýza’nýn eþyalarýnýn bazýlarýnýn listesini o günkü gazeteler vermektedir. Kurun, Cumhuriyet, Ulus, Haber gibi gazetelerin 30 Haziran 1937 ve 8-11 ikinciteþrin 1937 tarihli nüshalarýnda da yer almaktadýr. Bölgede o zaman, Seyyid Rýza ile birlikte olmuþ yaþlýlarla yaptýðým görüþmelerde; bu eþyalardan baþka, Þeyh Hasan Ocaðýna ait çok sayýda el yazma kitaplar, soy kütüðü (þecere), tarikat kütüðü (sülükname), fermanlar, hüccetler, beratlar, yolizinnanameleri, icazetnameler ve çeþitli belgeler, Harzemþahlar’a ve beylerine ait belgeler, el yazma kuran ve inciller, Selçuklu Sultaný Alaeddin Keykubat dönemine ait aþiretlere verilen vesikalar da alýnarak Ankara’ya götürüldüðünü belirtmektedirler...
Tevhid Duazý'nin; Ýmam Hüseyin'in yüzüklü parmaðý, keþiþ ve oðullarý, söylencesi ve düvazimamýn yazýlýþ öyküsü, yazanýn kimliði ve inanç motifleri bölgedeki Alevilerce, deyiþte ki gibi algýlanarak günümüze deðin gelmiþtir. Ýnanç ve iman ötesinde elimizde belgeler yoktur. Seyyid Rýza’dan alýnan belgeler gün ýþýðýna çýkarýldýðýnda gerçekler de aydýnlanacaktýr. Þimdilik anlatýlanlara inanmak zorundayýz. Keþiþe sattýðý Ýmam Hüseyin’in baþý ya da kesik parmaðýndan dolayý piþmanlýk duyan Emevi Halifesi Yezit; geri almak için, Venk Kilisesi’ne tebdili kýyafetle askerlerini gönderir. Keþiþ; Ýmam Hüseyin’in baþý diye, sýra ile bir oðlunun baþýný keserek kutuya koyar ve askerlere verir.Yezit’e götürülen baþ, Ýmam Hüseyin’in baþý olmadýðý anlaþýlýnca, tekrar askerleri Venk’e gönderir. Keþiþ; tek tek yedi oðlunun baþýný her defasýnda keserek Yezit’e gönderir. Yine, Ýmam Hüseyin’in baþý olmadýðýný anlayan Yezit; son kez vermediði takdirde, Keþiþ’in baþýnýn vurularak getirilmesini emreder. Ýmam Hüseyin’in baþýný vermeyen Keþiþ yedi oðlu ile kendi baþýndan da olur. "Tevhid Duazý"nda bu olay þöyle geçmektedir:
“(...)
Dökerim göz yaþýný
Bak Mevla’nýn iþini
Kurban eyledi Keþiþ
Yedi oðlunun baþýný
Keþiþ kurban eyledi
Kâfirler kan eyledi
Gökten indi melekler
Yerde figan eyledi
Figan eyler Melekler
Kabul olsun dilekler
Yezid bir derd eyledi
O dert beni helâkler.
(...)”
9. SONSÖZ:
Toplumsal etik-ahlak kurallara göre davranan, doðrularý gören ve söyleyen, bir insan; eðer çýkarlarýna göre hareket etmiyorsa, Seyit Rýza’yý ve Dersim olaylarýný vicdani olarak deðerlendirir. Siyasi ve kiþisel hýrslarla ve kiþisel çýkara alet edilerek olaylar yoruma tabi açýklanýrsa, tasvip edilemez bir ahlaksýzlýktýr. Kesin kes karþý çýkýlmalýdýr. Birinci Dünya Savaþ sonrasýnda, Osmanlý devletinin, son kalýntýsý üzerinde; Türkiye doðmuþtur. Türkiye bir ýrk esasýna deðil, ortak toprak bütünlüðü ve millet olma birliði esasýna göre kurulmuþtur. 1937-38 olaylarý, Osmanlýlar dönemi, Kýzýlbaþ kýrýmlarýnýn bir devamýdýr. Belgelere, bilgilerime ve gözlemlerime dayanarak; bu olay, etnik bir temizlik deðildir. Direniþe ister katýlsýn isterse katýlmasýnlar, yöredeki olaylar bize gösteriyor ki, kýrým, bir sindirme ve baskýdýr. Direniþ ise, geleneksel bir Alevi mücadele yönteminden baþka bir þey deðildir. Bir insanlýk suçu olan, 1937-38’de yaþanan feci olaylarýn durumu, objektif saptanarak, tarihçi ve bilim adamlarýnca gün ýþýðýna çýkarýlmalýdýr...
Dersimlileri (burada Tuncelililer ve uzantýlarý kastedilmektedir), tarihte bir arada tutan temel þey; Alevilik Ýnancý olmuþtur. Ýþte, bu gerçeði göz ardý ederek, siyasi düþüncelerimize, etnik yapýmýza, sosyal konumumuza göre davranarak birlik ve beraberliði bozmamak gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, çoðunluk kavimleri olan,Türk-Türkmen adýndan hareket edilmiþ olmasýna karþýn, ýrkçýlýk ve ümmetçilik gibi bir ayýrým yapýlmamýþtýr. “Türk Kültür Kimliði” geni alýþýmýndan yola çýkýlarak, “T.C. Vatandaþlýðý ve Atatürk Milliyetçiliði” kavramýyla özgür ve eþit yurttaþlýk bilinciyle anlamlandýrýlmýþtýr. Sonuç olarak diyebiliriz ki; bir nevi ortak "ANADOLU'lu KÝMLÝÐÝ" yaratýlmýþtýr...
Kaynak:Ýsmail Onarlý
==============
NOT: Yararlanýlan Makaleler, Kitaplar, Kiþiler 2000’in çok üzerinde olduðu için, dipnot olarak kaynakça verilmemiþtir...
polata
12-09-2006, 10:43 PM
Ýsmail Onarlý'nýn bu araþtýrma yazýsýný aktardýðýn için teþekkürler...
fataLibra
21-03-2007, 12:13 AM
Eðer Seyyid Rýza'nýn mektuplarý Atatürk'e ulaþsaydý da Seyyid Atatürkle görüþseydi "Acaba Dersim'e Tunceli demek gerekir miydi?" diye düþünüyor insan. Kader çok garip bir olgu.
Tijda
21-03-2007, 01:44 AM
Varolasin güzel Can, harika bi yazi aciklamissin- Seyid Rizanin yeri her Dersimlinin yüreginde cok farklidir.
Tekrardan tesekkürler :)
astokomlu
03-05-2007, 06:51 AM
Mezarý dahi belli olmayan Seyid Rýza'nýn bu ülke için, Alevi halký için fedakarlýklarýný görmezlikten gelmek insanfsýzlýktýr, vicdansýzlýktýr..
Seyid Rýza'ya eþkýya diyen karanlýk zihniyet birgün kendi yaptýklarýndan utancaktýr..
þuan da ailesi Seyidimizin Külleri Nerede ismi ile bir kampanya bþlattý ve Seyid Rýza'nýn mezarýný arýyor..
detaylar için ;
http://www.alevilerizhaber.com/index.php?option=com_content&task=view&id=85&Itemid=91 (http://www.alevilerizhaber.com/index.php?option=com_content&task=view&id=85&Itemid=91)
ve
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=24847 (http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=24847)
saygýlarýmla..
yolahürmet
03-05-2007, 07:20 AM
Seyid Rýza’nýn cesedi sonradan bir ziyaret yeri olmasýný önlemek için yakýlarak, külleride bilinmeyen bir yere gömüldü. Dönemin Emniyet Müdürü olan daha sonra da Adalet Partisi Dýþiþleri Bakanlýðý yapan Ýhsan Sabri Çaðlayangil Seyid Rýza'nýn idamýný anýlarýnda þöyle anlatmaktadýr;
"Meydan doluþmuþçasýna, boþluða þöyle seslendi: ‘Evladý Kerbalayýh. Bý hatýyh. Ayýptýr, zulümdür, cinayettir’, dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaþlý adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. Ýpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayaðý ile tekme vurdu, infazýný yaptý."
Bu idamý ve Dersim Katliamý'ný yapan zihniyete sed hezaran lanet olsun.
Yezid'in kýrýntýlarý O'nu yakýp küllerin atýyor bilmiyor onun küllerinin her bir zerresinden bir Seyid Rýza doðacaðýný.
yolahürmet
03-05-2007, 07:23 AM
Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasýna gelince de taraflý bir araþtýrma olmuþtur.Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasý da bu olur ama yine de ellerine saðlýk
A.adar
03-05-2007, 07:32 AM
Ma onun bir sözunu hatýrladým(ez son ji rýza ma bine her kemera dersimde rýz wejine) beni astiniz ben bir rýzayým ama dersimin her taþýn altýnda bir rýza var
kýzýlýrmak
03-05-2007, 07:45 AM
bugün Sunni bir arkadaþým ile konuþurken Seyit Rýza'dan konu açýlmýþtý arkadaþým bana þu soruyu sordu Seyit Rýza bir alevi dedesiymiþ dedi neden Pir Sultan Abdal gibi asýlýrken sýr olmamýþ?
yolahürmet
03-05-2007, 07:52 AM
bugün Sunni bir arkadaþým ile konuþurken Seyit Rýza'dan konu açýlmýþtý arkadaþým bana þu soruyu sordu Seyit Rýza bir alevi dedesiymiþ dedi neden Pir Sultan Abdal gibi asýlýrken sýr olmamýþ?
Güzelcan Alevi inanç biliminde dört kapýyý biraz biliyorsan bunu da bilmen lazýmki biz þuan hakikat çaðýndayýz maarifet çaðýnda deðiliz o yüzden böyle kerametler bekleme ve de pirlerimiz asýlýrken sýr olacak diye bir kural mý var Alevilikte ? Yanlýþ anlama ama sorun biraz tuhaf geldi bana kýzýlýrmak can.
polata
03-05-2007, 07:59 AM
Mezarý dahi belli olmayan Seyid Rýza'nýn bu ülke için, Alevi halký için fedakarlýklarýný görmezlikten gelmek insanfsýzlýktýr, vicdansýzlýktýr..
Seyid Rýza Alevi halký için mi yoksa Alevi Kürt/Zaza halký için mi ya da Þeyh Sait ayaklanmasýndaki nedenlerin benzeri için mi kendisini feda etmiþtir?
Seyid Rýza'nýn Þeyh Hasan ocaðýna baðlý olduðunu ve bu ocaðýn ve de bu ocak ile ayný kökene dayana Þeyh Ahmet ocaðýnýn destek vermemsi konularýný düþünmek gerekir.
polata
03-05-2007, 08:01 AM
Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasýna gelince de taraflý bir araþtýrma olmuþtur.Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasý da bu olur ama yine de ellerine saðlýk
Daha iyi bir araþtýrmayý sizden bekliyoruz sn. yolahürmet.
yolahürmet
03-05-2007, 08:03 AM
Daha iyi bir araþtýrmayý sizden bekliyoruz sn. yolahürmet.
nooldu tarafsýz mý olmuþ size göre ? Zorunuza mý gitti
yolahürmet
03-05-2007, 08:09 AM
Seyid Rýza Alevi halký için mi yoksa Alevi Kürt/Zaza halký için mi ya da Þeyh Sait ayaklanmasýndaki nedenlerin benzeri için mi kendisini feda etmiþtir?
Seyid Rýza'nýn Þeyh Hasan ocaðýna baðlý olduðunu ve bu ocaðýn ve de bu ocak ile ayný kökene dayana Þeyh Ahmet ocaðýnýn destek vermemsi konularýný düþünmek gerekir.
kim neye destek vermemiþtir size göre isyan olan katliama mý ? Seyit Rýza'nýn beraberinde 80 bin civarý insan katledilmiþtir Seyid Rýza da yurdu ve halký için feda olmuþtur.Size göre ne için olmuþ o engin bilgilerinizi paylaþýrmýsýnýz?
egeli alihan
03-05-2007, 08:48 AM
benim bildigim 1923tecumhuriyet kuruldu ve tabiki ne isyani olursa olsun devlet hosgörmez tabi birkere devlet yeni kurulmus herhangi bir isyani durdurmakti amaci birligi saglamak icin ama seyit rizayida dedeyi sanki ekstra dersime karsi yapilmis gibi görükülmemesi kaanatindeim sevgisi ayri o tartisilmaz ama cogu halen sanki dersime baskin gibi yapilmis gibi ilan edmektedirler bu yanlis bence atatürkle arasini bozmak istemisler amaclarinada ulasmislar halen bazi dersimli canlarimiz atatürkü bu yönden sevmezler halbuki mektub ulassaydi belki asilmazdi bu plani yapan halen plani yürüyor daha bozulmamis iste bu plani bozmak lazim iste seyit rizaninda zamaninda sevmeyeni ve atatürkünde sevmeyeni bu ikileri bulusturmamak icin ne yaptilarsa yaptilar .....ispiyoncularin oyuna gelmisler
Hamzababa
03-05-2007, 12:22 PM
bugün Sunni bir arkadaþým ile konuþurken Seyit Rýza'dan konu açýlmýþtý arkadaþým bana þu soruyu sordu Seyit Rýza bir alevi dedesiymiþ dedi neden Pir Sultan Abdal gibi asýlýrken sýr olmamýþ?
Eba Mülim Horasani Kerbelada Hz. Hüseyine , gel benimle, su daglarin arkasinda kabilem var. Orda sana kimse ilisemez burda su dahi yoktur der.
Buna karsilik Hz. Hüseyin
Zalimin zulmünün tarihe adalet diye gecmemesi icin bizim burda kalmamiz lazim der.
Seyit Rizanin da orda kalmasi lazimmiski kalmis.
Mesele Seyit Rizanin orada keramet göstermesi degil, bizim o olaydan ne cikarabildigimiz olmali.
Yukaridaki yazida anlatildigi gibi, entrikalar, ajanlar, kendi halki icinden gammazlanmalar ve kiyim.
Kerbela ya benzerlikler göstermiyor mu ?
Tüm Anadoluda ve tarihte Alevilere yapilan zulmün bir baska cesiti.
Belirtmek de lazim ki, o dönemdeki subaylarin bazilarinin ( cakmak ve alpdogan gibi) naksibendi oldugu ve Atatürkle gizli bir catismanin icinde olduklari, hatta Cakmagin da o olaylardan sonra türk gizli servisi tarafindan izlendigini bazi kitaplarda okumustum.
Her ne olsa da mazlum bir halk zulme terk edilmislerdir. Sorumlulari hak ve hukukun icinde, siyasi ve irksal sömürülere firsat vermeden tespit ve teshir etmek her insanin görevi olmali.
Dostca kalin
egeli alihan
03-05-2007, 06:09 PM
hamzababa zalimin zülme kalmamasi icin tariihe gecmemesi diye hz.hüseyin o laf dogruda ya yalniz birakanlara ne diyecen cölde kos koca ordu yalniz birakmis cölde ne isimiz var diye yalniz birakmasaydilar belki hz. hüseyin muaviyelere esir düsmeyecekti birde onu düsünün ......
polata
03-05-2007, 11:18 PM
nooldu tarafsýz mý olmuþ size göre ? Zorunuza mý gitti
Sn.yolahürmet,
Hitabýnýzýn yola hürmet ettiðini söyleyemeceðim.
Siz Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasýna gelince de taraflý bir araþtýrma olmuþtur.Ýsmail Onarlý'nýn araþtýrmasý da bu olur ama yine de ellerine saðlýk diyorsunzu bizde size saygýn bir üslup ile Daha iyi bir araþtýrmayý sizden bekliyoruz sn. yolahürmet.
Bu iki yazýþmaya bakarak kimin zoruna gittiði çok net görülmekte.
Sn.astokom'lunun Mezarý dahi belli olmayan Seyid Rýza'nýn bu ülke için, Alevi halký için fedakarlýklarýný görmezlikten gelmek insanfsýzlýktýr, vicdansýzlýktýr..deðerlendirmesine Seyid Rýza Alevi halký için mi yoksa Alevi Kürt/Zaza halký için mi ya da Þeyh Sait ayaklanmasýndaki nedenlerin benzeri için mi kendisini feda etmiþtir?
Seyid Rýza'nýn Þeyh Hasan ocaðýna baðlý olduðunu ve bu ocaðýn ve de bu ocak ile ayný kökene dayana Þeyh Ahmet ocaðýnýn destek vermemsi konularýný düþünmek gerekir. diye bir baþka deðerlendirme yaptýk. Bu karþýlýk tarafýnýzca kim neye destek vermemiþtir size göre isyan olan katliama mý ? Seyit Rýza'nýn beraberinde 80 bin civarý insan katledilmiþtir Seyid Rýza da yurdu ve halký için feda olmuþtur.Size göre ne için olmuþ o engin bilgilerinizi paylaþýrmýsýnýz?bir deðerlendirme yapýlmýþ.
Forum içinde açýlmýþ olan,
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=19085
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=6607
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=15926
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=1581
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=9558
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=494
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=3951
onlarca konu göreceksiniz.
Bu tartýþmanýn sonu gelmez.
Neden gelmez derseniz, üzülerek belirtmek isterim ki Dersim de yaþanan olaylarý bir kesim her iki cenaptanda bakmasýna karþýn ne yazýk ki buna karþýlýk bir kesim tek yönden bakmaya devam etmektedir.
Ne kadar baðýrarak haykýrsakta Dersimde bir isyan yaþanmýþtýr, bu isyanýn bastýrýlmasýnda kulalanýlan yöntem yanlýþ ve hatalýdýr, acýlar, ölümler, sürgünler olmuþtur, katliam yaþanmýþtýr. Ýsyan olmasý katliamý meþru kýlmaz, yine de katliamcýlarýn Avukatlýðýna soyunup Zalimden yana olmazsýnýz diye suçlanmaktayýz.
Sizin yazdýklarýnýza gelirsek diyorsunuz ki kim neye destek vermemiþtir size göre isyan olan katliama mý ? bunu yazarken bizim üstüne basa basa daha önce de belirtiðimiz Seyid Rýza'nýn Þeyh Hasan ocaðýna baðlý olduðunu ve bu ocaðýn ve de bu ocak ile ayný kökene dayana Þeyh Ahmet ocaðýnýn destek vermemsi konularýný düþünmek gerekir. hususu gözden kaçýrýyorsunuz. Týpký isyan olayýný gözden kaçýrdýðýnýz gibi, týpký Þeyh Sait ayaklanmasý öncesinde aralarýndaki görüþmeyi, týpký Seyid Rýza'nýn Þeyh Sait'e yardým etmek için Hozat'ý iþgale yeltendiðini, týpký Seyid Rýza'nýn Ýngilizlere yazdýðý mektubun altýna "Dersim komutaný" yazdýðýný görmediðiniz veya görmek istemediðiniz gibi.
Malatya'da Teslim dede 1920'lerde þehirin ortasýnda bir beyi vurur, idama mahkum olacaktýr. Diyap aða, Teslim dedenin seceresini Ankaraya götürür, Mustafa Kemal'e sunar ve idam cezasý verilmez hapis cezasýna çartýrýlýr. Peki kimdir bu Teslim dede, Þeyh Ahmet ocaðýndandýr onun soyundandýr. Seyid Rýza hangi ocaða baðlýdýr, Malatya da bulunan büyük Þeyh Hasan ocaðýna baðlý Küçük Þeyh Hasan ocaðýna. Þeyh Hasan ve Þeyh Ahmet ocaklarý isimlerini aldýklarý iki kardeþ tarafýndan oluþturulmuþtur. Bütün bunlar neden anlatýlýyor derseniz gidip bir sorun bakalým Þeyh Hasan ve Þeyh Ahmet ocaklarý Seyid Rýza'yý desteklemiþ mi?
Her iki ocakta Seyid Rýza'nýn baþlattýðý isyana destek vermemiþlerdir, katliama destek vereceklerini/verdiklerini düþünmek ise abes ile iþtigalden baþka birþey olmaz. Dersimde görev yapan Alevi askerler kendi istekleri ile geri görevlerde yer almýþlardýr.
Seyid Rýza da yurdu ve halký için feda olmuþtur. Seyid Rýza halký için kendini feda etmiþ ise bu halk Kürt/Zaza halkýdýr, burada ki halk tanýmýný Alevilerin hepsini kapsayacak þekle sokmak tarihsel gerçekleri yok saymak olur. Seyid Rýza kendisini yurdu için feda etmiþ ise bu yurt tanýmý týpký 1924-25 deki Þeyh Sait'in yurt tanýmlamasýna eþittir.
Ne yazýk ki görülen o ki karþýlýklý yapýlan yanlýþlarýn ürünü olan Dersim olayý kimi çevrelerce çok farklý nedenlerle kullanýlmaktadýr. Daha önce de belirtmek istediðim gibi bütün bunlar þu sonucu bize çýkarmaktadýr;Kökeni Dersim olanlarýn veya etnik kimliði Zaza-Kürt olan bazý Alevilerin cumhuriyet ve devlete karþý kin, nefret ve düþmanlýðý sanki ayrý bir devlet olma ve ya olurda kurulur ise Þafi-Hanefi Kürt devletinde yer alma isteðini/talebini tetikler gibi.
Bazý çevrelerce yapýlmaya çalýþýlanlarýn sonucu daha önce kendisini sadece Alevi olarak tanýmlayan kiþiler bugün "Türk Alevisi" "Kürt Alevisi" "Zaza Alevisi" olarak tanýmlamak zorunda kalmaktadýr. Bu tanýmlamalarýn nedenlerini iyi etüt etmek gerekir.
Saygýlarýmla...
Þah-Mat
03-05-2007, 11:45 PM
Merhabalar....,
1938 Dersim (Tunceli) kürt-alevi isyanýnda idam edilen ve mezarýnýn ziyaret edilmemesi için ceseti yakýlarak külleri bilinmeyen bir yere gömülen Seyid Rýza idama götürülürken .......
http://arastiralim.com/wp-content/uploads/2006/11/seyitr%C4%B1za.kucukresim.jpg
Ayrýca insanlar her zaman doðru ve düzðün iþ tutacak diye bir þey yok.Google efendiyi kullanarak bir araþtýrma yaptým.Seyyid Rýza hakkýnda..."Kazým Karabekir'in" kitaplarýný okumaktada fayda olacaðý kanýsýndayým...
Mesala;
“Bu adam Ruslara sýðýnmýþ; Ruslarýn büyüklüðüne kanaat getirmiþ ve Osmanlý Hükümeti karþýtý bir hýnzýrdýr. Ermeniler ile muhaberesi, eþkýyalýðý, edepsizliði ve nihayet sahtekârlýðý olmakla beraber; Hozat’ý müdafaa ve Hükümet lehine hareket etmek gibi hizmetleri de vardýr.”
demesi gibi..,
Haber doðrumudur,deðilmidir....
Yazýlanlar doðrumudur,deðilmidir....
Oarasý beni ilgilendirmiyor...BÝLGÝ amaçlý paylaþýlmýþtýr....
Saygýlar...
Derviscemal
03-05-2007, 11:59 PM
Mesala;
“Bu adam Ruslara sýðýnmýþ; Ruslarýn büyüklüðüne kanaat getirmiþ ve Osmanlý Hükümeti karþýtý bir hýnzýrdýr.
Osmanlýnýn zulmüne karþý gelmek hýnzýrlýk olur Pir Sultan gibi... Yavuz a direnmek hýnzýrlýk olur 40.000 alevinin katledilmesi ise vacip...
lanet yezide...
Þah-Mat
04-05-2007, 12:04 AM
Osmanlýnýn zulmüne karþý gelmek hýnzýrlýk olur Pir Sultan gibi... Yavuz a direnmek hýnzýrlýk olur 40.000 alevinin katledilmesi ise vacip...
lanet yezide...
Katýlýyorum.............o:o
Anlamadýðým kazým karabekir neden böyle bir þey yazmýþ...
Aklýma diðer bir nokta geliyor...madem osmanlýya karþý hýnzýr diyor..
Kendiside hýnzýr olmuyor mu..?
Halifenin kararýna uymayan o, deðil mi...?
Bunun üzerine mustafa kemalle birleþen o,deðil mi..?
Bu arada kazým karabekir "þafii" kökenli bir kürtmüþ...(yanlýþým varsa düzeltin)
Eeee zaten son þýkta yetiyor....:icon_kotz:
karakanat
04-05-2007, 12:37 AM
"Seyit Rizayi Meydana cikardik.
Hava soguktu ve etrafta kimseler yoktu.
Ama Seyit Riza Meydan insan doluymus gibi,
sessizlige ve bosluga hitabetti.
-Evladi Kervelayme, Be gunayime,
Ayvo Zulumo, Cinayeto.
(Evlad-i Kerbelayiz, gunahsiziz,
ayiptir, zulumdur, cinayettir.)
dedi.Benim tuylerim diken diken oldu.
Bu yasli adam rap - rap yurudu.
Cingeneyi itti.
Ipi boynuna gecirdi. Sandalyeye ayagiyla
tekme vurdu. Infazi yapti."
O bir rehberdir yol gösterir. Bu yol de asla savaþ deðil, hak yoludur... Ne ki kendini savaþ içinde bulur. Baþýna toplar yaðar. Yoðun bir çatýþmadan sonra barýþ görüþmelerine katýlmak için çaðrýldýðý yolda, (5 Eylül 1937 de) tutuklanýr. Elazýð’a getirilerek “sözde” yargýlanýr.
yolahürmet
05-05-2007, 07:37 AM
Irk meselesi,Kürt fobisi birilerinin iliklerine kadar iþlemiþ.Neymiþ ? Seyyid Rýza halký için katledildiyse onun halký Zaza Kürtleriymiþ ! Ýyi Ýmam Hüseyin Araplar için katledilmiþ sayýn polata ve onun gibilerinin zihniyetine göre deðil mi ? Bu çok ufak bir örnek bunlarý çoðaltabiliriz.
Dersim Katliamý'ný isyan olarak lanse eden statükocu unsurlar nedense bu isyanýn ne amaçlý yapýldýðýný söyleyememekte,kanýtlayamamaktadýrlar.
Seyyid Rýza bir Alevi Pir'i herþeyden önce zulme göðüs germiþ bir onur abidesi,herþeyiyle bir Þah-ý Merdan evladý,bir uludur.Katledenleri ve onun kutsal-onurlu direniþini isyan olarak gören kahrolasý ortaçað zihniyetini tüm içtenliðimle lanetliyorum.Seyyid Rýza ve tüm ulularýmýzýn-þehitlerimizin anýlarýný dünya döndüðünce yaþatacaðýz ...
kýzýlýrmak
05-05-2007, 02:42 PM
Güzelcan Alevi inanç biliminde dört kapýyý biraz biliyorsan bunu da bilmen lazýmki biz þuan hakikat çaðýndayýz maarifet çaðýnda deðiliz o yüzden böyle kerametler bekleme ve de pirlerimiz asýlýrken sýr olacak diye bir kural mý var Alevilikte ? Yanlýþ anlama ama sorun biraz tuhaf geldi bana kýzýlýrmak can.
dostum ben farklý bir konuya deðineceðim dedelik kurumunu basite indirgemiyelim her önüne gelenede dede demeyi býrakalým.Seyit Rýza Osmanlý döneminde Alevileri katleden kiþiler ile iþbirliði yapab bir insandýr...
Hamzababa
06-05-2007, 08:28 AM
dostum ben farklý bir konuya deðineceðim dedelik kurumunu basite indirgemiyelim her önüne gelenede dede demeyi býrakalým.Seyit Rýza Osmanlý döneminde Alevileri katleden kiþiler ile iþbirliði yapab bir insandýr...
Nasil yani ? Aciklarmisiniz Sayin Kizilirmak
Kadir Hoca
06-05-2007, 09:29 PM
Nasil yani ? Aciklarmisiniz Sayin Kizilirmak
Neyi açýklayabilecekki acaba kendisi ne dediðini biliyormuki?
Babamansur evladý olduðunu ve aslen Dersimli olduðunu söyleyen ve daha sözünün nereye gittiðini bile düþünemeyen biri size neyin açýklamasýný yapabilir.
Sayýn Kýzýlýrmak tam bir vaka,býrakýn kendi haline bence.
Ve Dersim katliamýný haklý gösterme ve bir isyaný bastýrma gibi gösterilme çabalarýný þiddetle kýnýyorum. Ana karnýndaki bebeler isyan etmediler onlarýn suçu ne idi peki?
Topal Osman katilini kullanarak Koçgiride Dersimde insan kasaplýðý yapanlarýn bahaneleri madem isyandý Anzavur Ýsyanýný,Yozgat da çapanoðlu isyanýný bastýrýrlarken neden Dersim de uyguladýklarý vahþeti uygulamadýlar.
Seyit Rýza yý ve Arkadaþlarýný astýkdan sonra ölüsünden bile korkup yakanlar Dersimde insanlarý samanlýklara harmanlýklara doldurup diri diri yakmýþlardýr.
Bu ne biçim bir isyan bastýrmadýr ya.
Dersimde Seyit Rýza bahane edilerek bir ZAZA ALEVÝ katliamý yapýlmýþtýr ve katliam neticesinde 50 000 insan hayatýný kaybetmiþtir. on binlerceside zorunlu göçe tabi tutularak yerlerinden yurtlarýndan edilmiþ Türkiye nin çeþitli bölgelerine gönderilerek açlýk ve sefalete terk edilmiþlerdir. Ve bu mecburi göçün neticesindede binlerce insan hayatýndan olmuþtur.
Dersimde uygulana bu vahþetin gerekçesi isyan olarak görülemez eðer isyan olsaydý Anzavur ve Çapanoðlu isyanlarýnýnda ayný þekilde neticelendirilmesi gerekirdiki bu yapýlmamýþtýr.
Dersimde yaþanan ZAZA ALEVÝ kýyýmýdýr katliamýdýr.
yolahürmet
07-05-2007, 08:02 AM
bizim yaþlýlarýmýzýn bir lafý var ''aðacýn kurdu kendinden olmasa o aðaç çürümez'' diye.Her ne kadar sanal bir ortam bile olsa bu derecede cahilane bir þekilde mesnetsizce konuþanlar insaný gerçekten üzüyor.
zarok
07-05-2007, 09:24 AM
Seyit Rýzanýn ölümü nasýl olmuþ acaba bilen var mý ?
yolahürmet
08-05-2007, 01:35 AM
Seyit Rýzanýn ölümü nasýl olmuþ acaba bilen var mý ?
yukarýda yazýlý olan cevaplarý dahi okusanýz Seyyid Rýza'nýn nasýl þehid düþtüðünü öðrenebilirsiniz.
zarok
08-05-2007, 01:46 AM
yukarýda yazýlý olan cevaplarý dahi okusanýz Seyyid Rýza'nýn nasýl þehid düþtüðünü öðrenebilirsiniz.
Asanlarý merak ettim arkadaþým isim verebilir misin ?
fataLibra
08-05-2007, 01:54 AM
Asanlarý merak ettim arkadaþým isim verebilir misin ?
Tesliminde, Genel Müfettiþ Ýzzettin Paþa kendisine Seyyid Rýza olup olmadýðýný sorduðunda "Ben Dersim'li Rýzo'yum" der, ve "Dersim'de her meþe altýnda ve her dað baþýnda binlerce Rýzo vardýr. Þu halde siz hangi Seyyid Rýza'yý arýyorsunuz?" konuþmasýna devam eder...
Seyit Rýza, 1937 yýlýnýn Ekim ve Kasým ay¬larýnda Elazýð'da 58 arkadaþý ile birlikte yargýlanmýþtýr... Seyit Rýza'ya isnat edilen suç; “Dersim halkýný isyana teþvik etmek ve bu isyana fiilen katýlmak.” Mahkeme böyle diyordu... 15 Kasým'daki son oturumda Seyit Rýza da dahil 11 kiþi idama, 33 kiþi aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýr; 14 kiþi de beraat eder. Ýdama mahkum edilenlerden dördünün cezasý ileri yaþlarýndan dolayý otuzar yýl hapis cezasýna çevrilir, geri kalan yedi kiþinin idam cezasý ise ayný gün (15 Kasým 1937) infaz edilir.
zarok
08-05-2007, 02:07 AM
Tesliminde, Genel Müfettiþ Ýzzettin Paþa kendisine Seyyid Rýza olup olmadýðýný sorduðunda "Ben Dersim'li Rýzo'yum" der, ve "Dersim'de her meþe altýnda ve her dað baþýnda binlerce Rýzo vardýr. Þu halde siz hangi Seyyid Rýza'yý arýyorsunuz?" konuþmasýna devam eder...
Seyit Rýza, 1937 yýlýnýn Ekim ve Kasým ay¬larýnda Elazýð'da 58 arkadaþý ile birlikte yargýlanmýþtýr... Seyit Rýza'ya isnat edilen suç; “Dersim halkýný isyana teþvik etmek ve bu isyana fiilen katýlmak.” Mahkeme böyle diyordu... 15 Kasým'daki son oturumda Seyit Rýza da dahil 11 kiþi idama, 33 kiþi aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýr; 14 kiþi de beraat eder. Ýdama mahkum edilenlerden dördünün cezasý ileri yaþlarýndan dolayý otuzar yýl hapis cezasýna çevrilir, geri kalan yedi kiþinin idam cezasý ise ayný gün (15 Kasým 1937) infaz edilir.
saolasýn Fatalibra heryerde imdadýma yetiþiyosun Allah Razý Olsun :)
Aslýnda varmak istediðim nokta þuydu : Birçok makale ve kitapta (kürt)Seyid Rýzanýn Atatürk tarafýndan asýldýðýna dair birçok yazý okuduðum için (tabi doðruluðu var mý bilmiyorum) ayný zamanda forumda kim veya hangi hükümet görevlisinin emri ile hangi hükümetin mahkemesi ile yargýlandýðý bilgisine de ulaþamadýðýmdan ve þuan Seyid Rýza'yý savunan arkadaþlarýn bir çoðu da Atatürkçü olduðu için merak ettim.Atatürk'ü mü yoksa Seyid Rýza'yý mý savunacaklar bir karar verseler....
yolahürmet
08-05-2007, 02:08 AM
Asanlarý merak ettim arkadaþým isim verebilir misin ?
o konularý okumakla yetinelim.Özünde kimlerin ne yaptýðý belli tarih ve kaynaklar,belgeler ortada.Ama maalesef bazen tarihteki gerçeklikleri söylediðin zaman belgeli bile olsa terörist ve bölücü damgasý vuruluyor ülkemizde.O yüzden en iyisi okumak,araþtýrmak,incelemek.
Þahsýn birisi benden yaþça bir hayli büyük olmasýna raðmen bu konuda yorum yaptýðým için bana eksi puan vermiþ ve boþ konuþuyorsun diye de not düþmüþ kendileri dolu dolu konuþsunlar statükocu görevlerini yerlerine getirsinler.Ama hala sorduðum sorularý cevaplayamýyorlar.
Seyyid Rýza larý asan zihniyet,80.000 civarý insaný katleden onbinlercesini de sürgünlere yollayan,yetimleri batýdaki ailelere besleme olarak veren zihniyeti bilenler biliyor ve o zihniyeti yani haramilerin saltanatýný yerle bir etmek için hayatlarýný mücadeleye veriyorlar.En azýndan onurlu bir insan olma yükümlülüklerini yerine getiriyorlar.
Fatalibra can çok anlamlý satýrlarla özetlemiþ gerekenleri.Her meþenin altýnda her taþýn altýnda bir Seyyid Rýza vardýr o yüzden katliamcýlar asimile uðraþýsýna girmiþlerdir çünkü ne Pir Sultanlar ne Seyyid Rýzalar katledilerek bitirilmeyecek kadar çoklar.
fataLibra
08-05-2007, 02:16 AM
saolasýn Fatalibra heryerde imdadýma yetiþiyosun Allah Razý Olsun :)
Aslýnda varmak istediðim nokta þuydu : Birçok makale ve kitapta (kürt)Seyid Rýzanýn Atatürk tarafýndan asýldýðýna dair birçok yazý okuduðum için (tabi doðruluðu var mý bilmiyorum) ayný zamanda forumda kim veya hangi hükümet görevlisinin emri ile hangi hükümetin mahkemesi ile yargýlandýðý bilgisine de ulaþamadýðýmdan ve þuan Seyid Rýza'yý savunan arkadaþlarýn bir çoðu da Atatürkçü olduðu için merak ettim.Atatürk'ü mü yoksa Seyid Rýza'yý mý savunacaklar bir karar verseler....
Bu gibi ayrýma gidilmesi forumumuz bakýþ açýsýndan yalnýþ olur.
Seyyid Rýza'ya parantez içinde "Kürt" veya "Zaza" sýfatý yerine "Alevi" sýfatý getirilerek bir sentez elde edilmesi gerekir bence. veyahut bizce.
alevi_selman
01-06-2007, 02:30 AM
agzýna yuregýne saglýk cannnnn
Welat62
19-06-2007, 05:43 AM
Masallah Seyid Riza bile Türkmen yapilmis helal yani hatta karsi karsiya savastigi Atatürk ile bile dost yaparsaniz sasirmam herseyi türk markasi yapmaya cok meraklisiniz Seyid Riza özbe öz Kürd idi.
Safi Kürdler meselesine gelince Seyh Sait destaninda Seyh Sait bir cok Alevi Asiretlerden destek almistir bugün Seyh Saidin geldigi Hinise giderseniz Alevi ve Safi Kürdlerin düsman olmadigini görürsünüz ben cok kez gittim gördüm gözlerime inanirim kulakdan duyduguma degil benim Asiretimde Seyid Rizaya yakin bi asiretti Canli taniklardan cok sey dinledim canli diyorum o olaylari yasamis.
Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da Alevi Kürdü yoktur onlar kürdlestirilmis türkmenler gibi sacma sapan düzmeceler cikmaya basladi bunada cevabimizi secimlerde verecegiz !
illegal
19-06-2007, 03:58 PM
biraz garipsedim topic basligini acan: MUSTAFA KEMAL
topic baslig ve icerigi: SEYIT RIZA
Zamanin birinde merhum ecevit sah ismail ile yavuzu baristirmaya kalkmisti
ufukta baris gönürüyor galiba
polata
19-06-2007, 10:04 PM
Masallah Seyid Riza bile Türkmen yapilmis helal yani hatta karsi karsiya savastigi Atatürk ile bile dost yaparsaniz sasirmam herseyi türk markasi yapmaya cok meraklisiniz Seyid Riza özbe öz Kürd idi.
Safi Kürdler meselesine gelince Seyh Sait destaninda Seyh Sait bir cok Alevi Asiretlerden destek almistir bugün Seyh Saidin geldigi Hinise giderseniz Alevi ve Safi Kürdlerin düsman olmadigini görürsünüz ben cok kez gittim gördüm gözlerime inanirim kulakdan duyduguma degil benim Asiretimde Seyid Rizaya yakin bi asiretti Canli taniklardan cok sey dinledim canli diyorum o olaylari yasamis.
Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da Alevi Kürdü yoktur onlar kürdlestirilmis türkmenler gibi sacma sapan düzmeceler cikmaya basladi bunada cevabimizi secimlerde verecegiz !
Önemli bilgiler vermiþsiniz sn. Welat62
Ýlginç ve deðerlendirilmesi gereken yerleri aktarmak istiyorum,
Seyh Sait destaninda bu sözcükte geçen destaný açarsanýz sevinirim.
Seyh Sait destaninda Seyh Sait bir cok Alevi Asiretlerden destek almistir Ne yazýk ki bazýlarýnca Þeyh Sait ile Seyid Rýza'nýn ortak noktada buluþmak üzere iken "Alevinin (Kýzýlbaþýn) kestiði yenmez" sözü nedeni ile bu ortaklýðýn bozulduðu kabul edilmez.
Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde [COLOR="red"][B]Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da Alevi Kürdü yoktur onlar kürdlestirilmis türkmenler gibi sacma sapan düzmeceler cikmaya basladi bunada cevabimizi secimlerde verecegiz !
Kendini Kürt/Zaza olarak tanýmlayan Alevilerin Kürt hareketi içerisinde yer alýp almamasý konusunda elbetteki Türk/Türkmen Alevilir söz sahibi olamaz.
Þafi Kürtler Alevilere düþman mýdýr? Pek dost olduklarý söylenemez. Örnek isterseniz Þeyh Sait isyaný öncesi oluþturulmaya çalýþýlan ortaklýðýn bozulma nedenini incelemek veya sizinde yazdýðýnýz gibi gözlerime inanirim kulakdan duyduguma degil uygulamasý ile Malatya, Elazýð, Maraþ bölgelerindeki Þafi Kürtlere bakmak gerekir.
Seçimlerde nereye ne cevap vereceðinizi merak ettim.
Dersim ve bu konu içerisinde yazdýklarýnýzýndan çýkan sonucu kýsa þu þekilde özetleyebiliriz sanýrým; Seyid Rýza bütünü ile Kürt kökenli olup Þeyh Sait isyanýna destek vermiþ, Kürt kültürü için savaþmýþ, Dersim olayý Alevi isyaný/katliamý deðil etnik kimliðin aðýrlýðýnda ki Kürt Alevilerinin isyaný/katliamýdýr. Bugünde Kürt Alevilere etnik kimliklerine baðlý olarak Kürt Þafilerler ve Hanefiler ile birlikte hareket edecektir ve etmektedir.
Welat62
21-06-2007, 12:57 AM
Polata siz celiskiye griiyorsunuz hem diyorsunuz Seyid Riza alevilik icin savasti hem diyorsunuz Atatürk alevilere karsi Dersime saldirmadi bu celiskidir.
Seyid RIza zulme karsi savasmistir hem Alevi hem Kürd kimligi ile...
Dikkatini cekerim Elazig ve Malatyada yasayan Safiler genelde ya sagci olur ya da Türk Islam sentezcisi.
SIvas Katliaminda basta Kemalistler yok muydu? niye bisi yapmadilar?
Böyle Seriyatcilari Tarayip Alevi halkinin öcüünü alan yine biz Kürdlerdik unutma
illegal
21-06-2007, 01:08 AM
Polata siz celiskiye griiyorsunuz hem diyorsunuz Seyid Riza alevilik icin savasti hem diyorsunuz Atatürk alevilere karsi Dersime saldirmadi bu celiskidir.
Seyid RIza zulme karsi savasmistir hem Alevi hem Kürd kimligi ile...
Dikkatini cekerim Elazig ve Malatyada yasayan Safiler genelde ya sagci olur ya da Türk Islam sentezcisi.
SIvas Katliaminda basta Kemalistler yok muydu? niye bisi yapmadilar?
Böyle Seriyatcilari Tarayip Alevi halkinin öcüünü alan yine biz Kürdlerdik unutma
polata da sende birbirinizden farkli degilsiniz
welat sana özel bir soru
seyit rizanin inancsal kimligini kabul etmisin
ama IDEOLOJIK kimliginde kürt demissin bunu neye dayanarak söylüyorsun
polata
21-06-2007, 01:36 AM
Polata siz celiskiye griiyorsunuz hem diyorsunuz Seyid Riza alevilik icin savasti hem diyorsunuz Atatürk alevilere karsi Dersime saldirmadi bu celiskidir.
Seyid RIza zulme karsi savasmistir hem Alevi hem Kürd kimligi ile...
Dikkatini cekerim Elazig ve Malatyada yasayan Safiler genelde ya sagci olur ya da Türk Islam sentezcisi.
SIvas Katliaminda basta Kemalistler yok muydu? niye bisi yapmadilar?
Böyle Seriyatcilari Tarayip Alevi halkinin öcüünü alan yine biz Kürdlerdik unutma
Sn. welat62,
Acaba nerede Seyid Riza alevilik icin savasti ve de Atatürk alevilere karsi Dersime saldirmadi diye yazdým merak ettim.
Ben sizin yazdýklarýnýzdan çýkan sonucu sergiledim siz ise yazdýklarýnýzýn sonucunda ortaya çýkana yani kendi yazdýðýnýza itiraz ediyorsunuz.
Diyorsunuz ki Seyid RIza zulme karsi savasmistir hem Alevi hem Kürd kimligi ile... O halde Þeyh Sait isyanýna destek neden di? Alevi kimliðinden ötürü olamayacaðýna göre Kürt kimliðinden ötürü sanýrým.
SIvas Katliaminda basta Kemalistler yok muydu? niye bisi yapmadilar? Sivas katliamýn baþta olan Kemalistler kimlerdi acaba?
Bu arada Sivas'a Alevilik ile ilgili bir organizasyona ateist olduðunu beyan eden bir aydýný konuþmacý olarak çaðýranlarýn güvenlik önlemi almak hiç mi akýllarýna gelmedi merak ediyorum.
Böyle Seriyatcilari Tarayip Alevi halkinin öcüünü alan yine biz Kürdlerdik unutma Ne zaman kimi taradýnýzda öc aldýnýz merak ettim. Bahsettiðiniz tarayýp öz alma olayý bir köyde yapýlan vahþice katliam mý?
polata
21-06-2007, 01:38 AM
polata da sende birbirinizden farkli degilsiniz
welat sana özel bir soru
seyit rizanin inancsal kimligini kabul etmisin
ama IDEOLOJIK kimliginde kürt demissin bunu neye dayanarak söylüyorsun
Sn. Welat62 ile ne gibi bir benzerlik kurdunuz mümkün ise öðrenebilir miyim?
polata
21-06-2007, 01:40 AM
Dikkatini cekerim Elazig ve Malatyada yasayan Safiler genelde ya sagci olur ya da Türk Islam sentezcisi.
Daha önce Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da diye yazmýþtýnýz. Acaba Elazýð ve Malatya Þafi Kürtlerini ayrý mý tutmamýz gerekiyor.
illegal
21-06-2007, 01:44 AM
Sn. Welat62 ile ne gibi bir benzerlik kurdunuz mümkün ise öðrenebilir miyim?
yani bir insan kendi yazdiklarini anlamiyorsa 2,1)
karakanat
21-06-2007, 01:50 AM
Masallah Seyid Riza bile Türkmen yapilmis helal yani hatta karsi karsiya savastigi Atatürk ile bile dost yaparsaniz sasirmam herseyi türk markasi yapmaya cok meraklisiniz Seyid Riza özbe öz Kürd idi.
Safi Kürdler meselesine gelince Seyh Sait destaninda Seyh Sait bir cok Alevi Asiretlerden destek almistir bugün Seyh Saidin geldigi Hinise giderseniz Alevi ve Safi Kürdlerin düsman olmadigini görürsünüz ben cok kez gittim gördüm gözlerime inanirim kulakdan duyduguma degil benim Asiretimde Seyid Rizaya yakin bi asiretti Canli taniklardan cok sey dinledim canli diyorum o olaylari yasamis.
Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da Alevi Kürdü yoktur onlar kürdlestirilmis türkmenler gibi sacma sapan düzmeceler cikmaya basladi bunada cevabimizi secimlerde verecegiz !
sevgili welat seyit rýza pirimiz kürt deðil zaza alevisiydi....zira dersim zazalarý kendilerine asla kürt dememiþlerdir kýrmac demiþlerdir..zira sünni türklere týrk sünni kürtlere de gur demiþlerdir...lütfen dersimi tarihini iii okuyalýmm...
türk koçgirili
21-06-2007, 04:02 AM
Masallah Seyid Riza bile Türkmen yapilmis helal yani hatta karsi karsiya savastigi Atatürk ile bile dost yaparsaniz sasirmam herseyi türk markasi yapmaya cok meraklisiniz Seyid Riza özbe öz Kürd idi.
Safi Kürdler meselesine gelince Seyh Sait destaninda Seyh Sait bir cok Alevi Asiretlerden destek almistir bugün Seyh Saidin geldigi Hinise giderseniz Alevi ve Safi Kürdlerin düsman olmadigini görürsünüz ben cok kez gittim gördüm gözlerime inanirim kulakdan duyduguma degil benim Asiretimde Seyid Rizaya yakin bi asiretti Canli taniklardan cok sey dinledim canli diyorum o olaylari yasamis.
Kürd hareketi bastirilmak icin son dönemlerde Safi Kürdler Alevilere düsmandir ya da Alevi Kürdü yoktur onlar kürdlestirilmis türkmenler gibi sacma sapan düzmeceler cikmaya basladi bunada cevabimizi secimlerde verecegiz !
kaç tane alevi aþiretten destek almýþ þeyh sait.. orada birçok yerine birkaç desen daha iyi olurdu. destek veren aþiretlerde belli bir süre sonra þeyh saitin ne olduðunu anlayarak destekten vazgeçmiþlerdir. okadar alevileri seviyodu þafiiler koçgiri isyanýnda niye ortlarda yoklardý?? yoksa alevilerle savaþan cehennemde yanarmýydý(buradaki yorumdan koçgiri isyanýný savunduðumu zannetmeyin sakýn arkadaþlar sadece bi örnekti).
türk koçgirili
21-06-2007, 04:14 AM
Polata siz celiskiye griiyorsunuz hem diyorsunuz Seyid Riza alevilik icin savasti hem diyorsunuz Atatürk alevilere karsi Dersime saldirmadi bu celiskidir.
Seyid RIza zulme karsi savasmistir hem Alevi hem Kürd kimligi ile...
Dikkatini cekerim Elazig ve Malatyada yasayan Safiler genelde ya sagci olur ya da Türk Islam sentezcisi.
SIvas Katliaminda basta Kemalistler yok muydu? niye bisi yapmadilar?
Böyle Seriyatcilari Tarayip Alevi halkinin öcüünü alan yine biz Kürdlerdik unutma
atatürk oradaki insanlarýn üzerine alevi olduklarý için saldýrdýðý yönündeki yorumuna hiç katýlmýyorum. ordaki müdahale isyanýn amacýna yönelik olmuþtur. ancak dersimdeki müdahale dozunu aþmýþ ve katliama dönüþmüþtür. katliamýn sebebini direk olarak atatürke yüklemek yanlýþtýr.ancak bölgede görevlendirilen yetkililerin yetki sýnýrlarýný aþtýklarý su götürmez bir gerçektir. ayrýca alevilerin öcünü kürtler aldý demiþþin. bütün kürtleri *** lý göstermenin sebebini sorabilirmiyim?orada bir öç alma deðil çýkar olayý olduðu bir gerçektir. o olayýn yapýlmasýnýn sebebi alevilerin öcünümü almaktýr yoksa alevilerden destek mi almaya çalýþmaktýr? baþbaðlarda masum insanlarýn ölümüne sebep olanlarý savunmak nasýl bir insanlýk þeklidir tanýmlýyamýyorum artýk....
aliekber
21-06-2007, 09:09 AM
atatürk oradaki insanlarýn üzerine alevi olduklarý için saldýrdýðý yönündeki yorumuna hiç katýlmýyorum. ordaki müdahale isyanýn amacýna yönelik olmuþtur. ancak dersimdeki müdahale dozunu aþmýþ ve katliama dönüþmüþtür. katliamýn sebebini direk olarak atatürke yüklemek yanlýþtýr.ancak bölgede görevlendirilen yetkililerin yetki sýnýrlarýný aþtýklarý su götürmez bir gerçektir. ayrýca alevilerin öcünü kürtler aldý demiþþin. bütün kürtleri *** lý göstermenin sebebini sorabilirmiyim?orada bir öç alma deðil çýkar olayý olduðu bir gerçektir. o olayýn yapýlmasýnýn sebebi alevilerin öcünümü almaktýr yoksa alevilerden destek mi almaya çalýþmaktýr? baþbaðlarda masum insanlarýn ölümüne sebep olanlarý savunmak nasýl bir insanlýk þeklidir tanýmlýyamýyorum artýk....
------------------------------------------
o olayýn yapýlmasýnýn sebebi alevilerin öcünümü almaktýr yoksa alevilerden destek mi almaya çalýþmaktýr? baþbaðlarda masum insanlarýn ölümüne sebep olanlarý savunmak nasýl bir insanlýk þeklidir tanýmlýyamýyorum artýk
Ki Alevi -Sünni iç savaþý çýksaydý sonuç Allah muhafaza Türkiye'nin çöküþü gibi birþey olurdu
Sünnilik kul hakkýmýzý yiyor ama bunu elimizi kana bulamakla mý elde etmeye giriþmeliyiz ben bunu böyle düþünmüyorum
Ki iç savaþ en son ihtimal olmalý ama bunu da göz ardý etmemek lazým çünkü hala Sünniliðin þerrinden emin deðiliz
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.