PDA

: Dersim Ayaklanmasi


Kartal_58
12-09-2006, 04:00 AM
Dersim Ayaklanmasi nasil basladi ve sonuçlandi?
Bugün Tunceli adiyla bilinen Dersim bölgesinde 1930 yilinda genis çapli bir ayaklanma oldu. Osmanli döneminde uzun yillar yurtluk ve ocaklik olarak özerk bir sekilde yönetilen Dersim bölgesinde Tanzimat döneminde merkezi idarenin güçlendirilmesine yönelik çalismalar yapilmis, buna karsi da ayaklanmalar meydan gelmisti. Yörenin dogal kosullari ve asiretlere dayanan tplumsal yapisi, merkezi yönetimin otorite kurmasina engel teskil etmisti.
Cumhuriyet döneminde de bölgede egemen olan asiret düzenini dagitmak ve devlet gücünü yerlestirmek amaciyla bazi girisimler yapildi. 1930'larin ilk yarisinda bölgede meydan gelen ayaklanmalar bastirildiktan sonra 1435'te 2884 sayili Tunceli Vilayeti'nin Idaresi Hakkinda Kanun çikarildi. buna göre Tunceli Vilayeti'ne askeri bir vali atanacakti. Ayni zamanda Dördüncü Umumi Müfettis sifatini alan valinin genis yönetsel, askeri ve yargisal yetkileri vardi. Düzeni saglama ve gerkli gördügü durumlarda güvenlik açisindan ilde yasayan kisileri ve aileleri il sinirlari içinde bir yerden baska bir yere göndermeye, il sinirlari içinde oturmalarini yasaklamaya da yetkiliydi. Olaylar, yasanin uygulanmaya baslamasiyla birlikte çikti.
Mart-Nisan 1937 arasinda olaylarin genislemesi üzerine baslatilan askeri harekat 13 Eylül 1937 yilinda sona erdirildi. Ismet Inönü harekatin ardindan olaylarin tamamen bastirildigini, ayaklanmacilardan 250 kisinin ölü ele geçirildigini ve 1000 dolayinda kisinin teslim oldugunu açikladi.
Askeri harekattan sonra ayaklanmacilar yargilanmaya baslandi. 15 kasim 1937'de biten yargilamalar sonunda ayaklanmanin önderi Seyyid Riza'nin da aralarinda bulundugu yedi kisi idam edildi. Olaylar Eylül 1938'de tamamen bastirildi.

srdr_ist
12-09-2006, 04:10 AM
Seyit Rıza yı harcadılar. Olay budur. Bir kaç aşiretin lafıyla kandı akıllı olan dedem yinede kendisini feda etti ama okar milletin siyana teşvik edenler vabalini mazlum halk çekti.

Sürgün_24
12-09-2006, 04:13 AM
Ayaklanmanın nedenleri nelerdi,peki ölenler kimlerdi??? Kimler icin onca insanı katledildi?? Bu sorularımın yanıtını biliyorsan ve beni aydınlatırsan bu konuda sevinirim..

Kartal_58
12-09-2006, 04:22 AM
Ayaklanmanın nedenleri nelerdi,peki ölenler kimlerdi??? Kimler icin onca insanı katledildi?? Bu sorularımın yanıtını biliyorsan ve beni aydınlatırsan bu konuda sevinirim..

Arkadaşlar verdiğim linki geri alıyorum Türkü_Yürekli arkadaşımızın dediği gibi google'dan isteyen aradığını bulur...

polata
12-09-2006, 04:30 AM
http://www.dersim.biz/html/arastirmalar2.html sanırım bu linkten sorduğun soruların cevabını bulabilirsin.teşekkürler.
Sevgili Kartal_58,

Konuyu açan olarak ilgili lingi vermek yerien bilgileri foruma aktarmak, paylaşmak daya yerinde bir uygulama olmaz mı?

Sürgün_24
12-09-2006, 04:33 AM
İstesem google 'dan aratp bende bulabilirdim bir link ama konuyu actıgını göz önünde bulundurarak konuyla ilgili genis kapsamlı bir bilgin var diye sorularımı sana yöneltmistim..Tsk yinede link icin :)

Kartal_58
12-09-2006, 02:08 PM
İstesem google 'dan aratp bende bulabilirdim bir link ama konuyu actıgını göz önünde bulundurarak konuyla ilgili genis kapsamlı bir bilgin var diye sorularımı sana yöneltmistim..Tsk yinede link icin :)
Kusura bakma bi an için google'un olduğunu unutmuşum.Nasıl tahmin edemedim ya google'dan arattırıp bulacağını.Arkadaşlar sonuçta o link oraya gökten inmedi onun için de araştırma yaptım dimi..

Sürgün_24
12-09-2006, 09:34 PM
Kusura bakma bi an için google'un olduğunu unutmuşum.Nasıl tahmin edemedim ya google'dan arattırıp bulacağını.Arkadaşlar sonuçta o link oraya gökten inmedi onun için de araştırma yaptım dimi..

Süperrrrrrrrrrrr cok güzel bir cevap cidden..Ugrasların icin tesekkürler :)

Kartal_58
13-09-2006, 01:02 AM
Süperrrrrrrrrrrr cok güzel bir cevap cidden..Ugrasların icin tesekkürler :)
gercekten bende beğendim cevabımı takdir ediyorum kendimi :) asıl ben teşekkür ederim

srdr_ist
13-09-2006, 01:08 AM
http://alevileriz.org/showthread.php?t=536

Can dost bu konudaki yazı sanırım anlaşan 2 kişi olarak kaynakçanızda yer alması açısından değerlendirirsiniz.

Sevilerimle

Sürgün_24
13-09-2006, 01:14 AM
Can dost bu konudaki yazı sanırım anlaşan 2 kişi olarak kaynakçanızda yer alması açısından değerlendirirsiniz.


Yazın bana ise eger Dersimle ilgili bilmem gereken herseyi biliyorum,link icin tsk yinede..

soreş
13-09-2006, 01:14 AM
Alevi Kırmanç/Kurmanç Canlara yapılan, Koçgiri Katliamından sonra ikinci darbe...

Herşey planlanmış.. Asimilasyonu böyle başlatmaya çalıştılar.
Binlerce insanı öldürdüler.Köyler komple tarandı birçoğu, ölüleri yaktılar, Bacılarımıza kötülük yaptılar, Kızılbaş malları helaldir naraları bu katliamda da atıldı...

Ölen canlarımızın acısını asla unutmayacağız.

kemalay
13-09-2006, 01:15 AM
dersim olaylarında bile kürt aşiretlerin parmağı varmış

Sürgün_24
13-09-2006, 01:22 AM
Tunceli olayları bir alevi katliamı değil bir kürt ayaklanmasıdır ve ne yazık ki bu olayda dersimliler şafi kürtlerin oyununa gelmiştir..Tunceliler kendilerini yanlis düsünce ve siyasi görüslerin icine itiyorlar bence..

soreş
13-09-2006, 01:24 AM
Dersimli canlarımız zaten Kürt/Zaza kökenlidir ve aşiretleri oymak oymaktır... Koçgirililer, Kureşanlılar, Şeyh Hasanlılar, Sarı Saltuklular (Türkmen), Bahtiyaranlar, Abdalanlar vs...

Dersim başlı başına özerk bir bölgeydi.. Dersime yapılanlar yenilir yutulur gibi değil.. İnsanları eşkiya diye suçlayıp yapmadıklarını bırakmadılar.. Ora Dersim Vatandır..

polata
13-09-2006, 01:43 AM
Dersimli canlarımız zaten Kürt/Zaza kökenlidir ve aşiretleri oymak oymaktır... Koçgirililer, Kureşanlılar, Şeyh Hasanlılar, Sarı Saltuklular (Türkmen), Bahtiyaranlar, Abdalanlar vs...

Dersim başlı başına özerk bir bölgeydi.. Dersime yapılanlar yenilir yutulur gibi değil.. İnsanları eşkiya diye suçlayıp yapmadıklarını bırakmadılar.. Ora Dersim Vatandır..
Şeyh Hasan ile ilgili olarak İsmail Onarlı'nın Horasandan Anadoluya Şeyh Hasan isimli kitabında Türkistan’ın Yesi şehrinin Üç-Kurgan yöresinde doğan Şeyh Hasan; Oguzlar’ın Bozok kolunun Günhanoğulların Bayat boyunun On-Er oymağındandır. Şeyh Hasan dünyaya geldiğinde dedesi Bahşi Han oymak beyidir. Abbasi zülmünden kaçan Hz. Muhammed-Ali soylu Musa-ı Kazım neslinden olanlar Bahşi Han’a sığınırlar. Bahşi Han oğlu Ahmed’i sığınmacı Musa-ı Kazım’ın oğlu Abbas’ın kız torunlarından Vedduha ile evlendirir. İşte, bu evlilikten Şeyh Hasan doğar.
Bahşi Han oğlu Ahmed, bir seyyide ile evliliğinden sonra kendini tasavvuf ve Alevi öğretisine verir. İlim ve irfan sahibi olan Ahmed, Şeyh ve Hâce ünvanıyla anılmaya başlar. Hz.Ali’nin oğlu Muhammed Hanifi soylulardan ve Hz.Hüseyin oğlu Zeyd soylu seyyidlerden; Kuran’ın batıni (içsel) özünü ve İlm-i Ledün konusunda feyz ve el alır. Batıni ve İsmaili örgütlenmelerde bulunur. Sufilik mahlasi olarak da “VERANİ” lakabı verilir.(4.d)
Bundan sonra “Şeyh Ahmet Verani” olarak ün salar. Şeyh Ahmed Verani’nin Şeyh Hasan’dan sonra Şeyh Ahmed adında bir oğlu daha olur.
Şeyh Ahmed Verani 10-12 yaşlarına gelen iki oğlunu amcazadesi olan Hâce Ahmet Yesevi (1103-1228) dergâhına eğitim ve öğretim için verir. Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmed; Yesi’deki dergâh da; Türkçe tarikat erkânı ve sülük adâbını, İslami ilimleri ve Türk sufiliğini, ahlâki ve tasavvufi kaide ve kurallarını kısa zamanda öğrenerek Hâce Ahmed Yesevi’nin halifeleri arasına girerler.
Şeyh Hasan; bozkır göçebe Türk oymağından ve bey soylu olduğu için; küçük yaşta iyi ok atar, iyi kılıç kullanır ve iyi at sürermiş. At yarışlarında ve ok atmada birinci olurmuş. Bu yeteneklerini bilen hocası, Ahmet Yesevi bir gün O’na cemaatle cemdeyken; “ -Sen, bir er değil On Er gücündesin, bundan böyle senin adın, Şeyh Hasan Oner olsun, ve böyle biline, böyle çağrıla...” der. Ve dua eder.
Efsaneye göre, Şeyh Hasan’ın yaşama başlangıcı böyledir. Faruk Sümer; Oğuzlar’ın On-Oklar mensubu olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Selçuklu emirlerinden ve İsfahan’da padişahlığını ilan eden Bilge Beğ ünvanlı Un-ar adlı zattan bahsetmektedir ki: (5) Söylencede geçen On-Er teriminin köken olarak “On-ok” veya “Un-ar” dan gelmesi olasıdır. Ayrıca, Şeyh Hasan’ın en son yerleşip zaviyesini kurduğu köyün adı da “On-ar” dır.
şeklinde bilgiler verilmektedir. Bu durmda Şeyh Hasan aşireti/oymağı nasıl kürt/zaza kökenli oluyor?

soreş
13-09-2006, 01:49 AM
Merhaba abi. Ben onların kendini tanımlamasıyla öyle yaptım.Çünkü ben onlara Türkmen dersem, yanlış anlaşılır. O insanlarıdan tanıdıklarım var ve kendilerini Kürt olarak tanımlıyorlar..
Ama şeyh hasanlıların orta asyadan gelen Bayat Türkmenleri olduklarını biliyorum.Bir araştırmalarında okumuştum.. Tabi kesin olarakk Türkmen dedikleri aşiretler Şeyh hasnalılar ve Sarı Saltuklular.. Benim öyle dememin sebebi onlaron kendini o şekilde tanımlaması.. Kaldı ki Tuncelinin eski Kürt Zaza İran dini Zerdüşt kalıntıları nedense başka bir yörenin Türkmeninde yok nedense ???

srdr_ist
13-09-2006, 05:08 AM
Tahmini söylüyorum ama tarihi bilgim içerisinde

Şeyh sait yobazının sizin kestiğiniz yenmez diyip tek başına isyan ederken ister istemez büyük destek görmesede Diyarbakırdan çıkan isyan çok büyük bir alanda gelişti. Devlet bu isyanı 6 ayda bitirebildi.
Erzurumuda geçen bu isyanda Alevi kesimide sanırım yanlarına almışlardı. Bu başarısız isyan dan sonra kürt kesimi Alevi dedelerinin Dersim bölgesinde büyük ihtimalle aşırı şekilde yoğunlaşan güç dengesi bizim yapamadığımızı siz yapın gibi bir kaç aşiretin Seyit rıza yı ile yeni bir başlangıç olarak düşündükleri kesin çünkü jandarmsı dahi şehir dışında barındırdığı dersim valiliğin dahi görevini yapamaz bir şekilde olduğu belli.
Seyit Rıza nın vede dersim halkının bu isyanına Alevi olan asıl diğer ocaklardan tam estek gelmediğine göre asıl olay Seyit rıza nun şafi kürtler tarafınfddan kışkırtıldığıdır.

Çünkü eğer alevi isyanı olsaydı Şeyh Hasan ocağı olarak erzincan vede çok bölgeye taşması gerekirdi.Şeyh sait ayaklanmasında 10 larca il ayaklanıyorda neden bu ayaklanmada destek bulmadığı şafi ittifakının oluşundan olmalı.

Bu sebeble gün ışına çıkarılması gereken eline kürek alıp isyan eden gariban halkı buraya iten asıl kışkırtıcıların kim olduğudur.

Ama her defasında devlet yaptı diyerek suçlayıp küfür ettikleri asıl olayda gerceği bırakıp sadece ağzına geleni söyleyen kişilere bu katliam alevi halkına olsaydı direkt bir dersim değil sivas erzincan tokat maraş daha çok ilde çok büyük katlimalarında gelmesi gerekirdi.

Düşüncelerimi söyledim.

Sevgilerimle

soreş
13-09-2006, 05:40 AM
Seyh Sait, Seyit Rızanın kestiği Kurbanı yememiş Alevilerin kestiği yenmez demiş... Şimdi bu nasıl Şeyhdir orası tartışılır.. Neyse....

Eğer 2 kesim birleşseydi doğuda devlet kurarlardı.

Tijda
13-09-2006, 05:50 AM
Dersim Lideri Seyit Riza Hakkinda Yazilar Ve Analizlir

Kaynak: Desmala Sure Dergisi Sayi 4 Yil 1992 ---ingiltere
Yazi Saniriz Seyfi Cengiz tarafindan hazirlanmistir

Seyit Riza

Dersim tarihi, direnmelerin tarihidir. Bu sayıisıiz direnmeler, "Dersim" terimine özgün anlamlar kazandıirmıişs. "Dersim" adıi, bağgıimsıizlıik özleminin, zulme ve sömürüye karşsıi muhalefetin, ardıi arkasıi kesilmeyen bir direnişsin sembolü olmuşstur.

Bir yerde mücadele varsa, orada öncüler, kahramanlar da vardıir. Her mücadele mutlaka kendi kahramanlarıinıi üretir. Bir tarih yasasıidıir bu.

Yüzyıillarca devam eden Dersim direnişsi de, tarihi kişsilikler, ulusal kahramanlar çıikarmıişstıir. Bunlar arasıinda ilk akla gelenler S.Rıiza ve Alişser'dir.

Bu yazıi, idam edilişsinin 55. yıildönümü nedeniyle S.Rıiza'nin yaşsamıinıi ve mü*cadelesini konu almaktadıir.

Başska uluslarıin mücadelesine, onlarıin kahramanlarıina (Mao, Enver Hoca vd.) toz kondurmayan, onlarıin eleşstirilmesine tahammülü dahi olmayan bir cins Der-simli vardıir ki, Dersim tarihi ve S.Rıiza hakkıinda iki kelime konuşsamaz. S.Rıiza'nin adıi geçtiğginde dudak büker. Kürdistan'ıin, Peru'nun, Etopya'nıin sorunlarıiyla ilgilenir, bildiriler dağgıitıir, toplantıilar ve yürüyüşsler düzenler, afişsleme yapar; fakat Dersim'i, Dersim'in sorunlarıinıi bilmez. Peru'daki Maocu "Parlayan Patika"nıin (The Shining Path) mücadelesi onu heyecanlandıirıir, ama Desmala Sure ve Dersim Kurtuluşs (Komünist) Hareketi'nin varlıiğgıi ve mü*cadelesi karşsıisıinda duyarsıizdıir. Böyleleri yaman devrimciler olduklarıinıi

düşsünebilir. Biz ise onlarıin şsahsıinda sömürge aydıinıinıin kuru, köksüz ve kim*liksiz tipik temsilcilerine tanıik olduğgumuzu düşsünüyoruz. Dersim'i Ke*malist olmakla suçlayanlarıin bir argümanıi da böylelerinin varlıiğgıi olmuşstur.

Başsa dönersek:

S.Rıiza'yıi ve Alişser'i, Türk sömürgeci*lerinin aşsağgıilıik jargonunda "sergerde" olarak adlandıirıilmıişs bu iki büyük insanıi tanıimak, onlarıin davasıinıi anlamak va açıiklamak, ülkemizin bugünkü kuşsaklarıi için kendisini tanıimak, kendi sorunlarıinıi kavramak demektir.

S.Rıiza Kimdir?
M.Nuri Dersimi'nin aktardıiğgıi bilgilere göre:

S.Rıiza, Dersim'in ŞSeyh Hasanan Aşsireti'nin Yukarıi Abbasan kabilesi reis*lerinden Seyit İIbrahim'in dördüncü ve en küçük oğgludur. Dersim'in Kaimen Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari Köyü'nü karargah edinen S.İIbrahim ölünce, aşsiretinin liderliğgini halef olarak tayin etmişs olduğgu S.Rıiza üstlenmişstir. Babasıinıin ölümünden sonra S.Rıiza, Lir*tik'ten ayrıilarak Tujik Dağgıi eteğgindeki "Ağgdat Köyü" ne yerleşsmişs.

Ağgdat Köyü, Hozat'ıin Sin Nahiyesi'ne bağglıidıir. Elazıiğg İIstiklal Mahkemesi C.Başssavcıisıi Hatemi ŞSahamoğglu, S.Rıiza'nıin bu köyde "Viyalıik" ve "Sesen Kale" olarak bilinen, ilki siyasi, ikincisi askeri iki karargahıi bulunduğgunu söylüyordu (Bk: "Belgelerle Dersim Ra*porlarıi").

M.Nuri, halkıin "Rıizo", MRayberlf ya da "Lace Baboyi" diye çağgıirdıiğgıi S. Rıiza'nin idam edildiğgi 1937 de 75 yaşsıinda olduğgunu yazmaktadıir (Bk: Kürdistan Tarihinde Dersim).

İIsterseniz S.Rıiza'yıi, amansıiz düşsmanıi fa*natik bir Kemalist'den dinleyelim.

Naşsit Hakkıi Uluğg, 1925 Haziran'ıinda yazdıiğgıi, fakat 1931'de yayıinlanan "Derebeyi ve Dersim" adlıi kitabıinda, "Dersimin kalbi" olan "Kıirmil mıin-tıikasıi"nda oturduğgunu belirttiğgi S.Rıiza için şsunlarıi söyler:

"Ben Seyit Rıiza'yi görmedim, fakat Der*sim'in kasabalıisıindan, bir Sivaslıidan, bir Eğgin'liden farkıi olmıiyan kasabalıisıin*dan...dinledim" (Bk: a.g.e., S: 50).

"Seyit Rıiza, Pizevank'ta türbesi, ama ufak bir kaleyi andıiran mazgallıi, siperli türbesinde yatan Seyit İIbrahim isminde birinin oğgludur, altmıişsbeşs yalarıinda, uzun boylu, mütenasip endamlıi, kıir sakallıi, siyah ve gümrah kaşslıi, cazibeli gözlü, büyük ve gagamsıi burunlu bir dağglıidıir. Başsıina giydiğgi külahıin üzerine yeşsil ve siyah karıişsıik sank sarar, ayağgıina şsalvar ve sıirtıina bir palto giyer, bu dinç heyet, Dersim'in en tipik adamıidıir. Allak, oynak, elastik, politik Seyidin, iç hayatıi bir
sıirdıir. Esrar içer derler ve fakat sıihhatine çok itina ettiğgi de müsellemdir."(a.g.e., S:43-44).

Aynıi yerde şsunlarıi da söyler yazar:

"Seyit Rıiza'nin siyasi fikri nedir, devlet nüfuz ve tesirinden azade olan Ağgdat muhiti neye gebedir? Bunlarıi katiyetle kestirmek kabil değgildir. Seyit Rıiza men*faati için herşseyi yapabilecek bir tiynette idi.

Meşsrutiyetten evvel (1908'den evvel; S.C.) Ermeni komiteleriyle de birlikte çalıişsmıişs, Taşsnaksiyon komitesine yazıilarak, onlarıin gayelerine andiçmişs derlerdi.

Üstelik milli mücadelenin başslarıinda Zara ve Ümraniye havalisinde karıişsıiklıiklar çıikaran aşsiret reislerinden Alişsan beyin kâtibi, akıil hocasıi olan Alişser ve Koçkiri aşsiretinden elini kana bulayan birçok katiller senelerdenberi Seyit Rıiza'ya iltica etmişsti. Alişser'i bir tesadüf mü, yoksa bir tertip mi Seyit Rıiza'ya kâtip yapmıişstıi, o da meçhuldür.

1925 ŞSubatıinda ŞSeyh Sait isyan ettiğgi vakit, Dersim ağgalarıi Cumhuriyete inkiyatlarıinıi teyide geldikleri vakit, Seyit Rıiza bunlarıin arasıinda yoktu. Filhakiyka o yerinden kıimıildamadıi, amma kendisinin şsayanıi iy-timat bir adam olmadıiğgıinıi ispat etti...

1925 Mayıisıinda Dersim'in merkezine kadar teftişs için giden Ordu müfettişsi, bu Dersimli ağgayıi Hozat'ta 'el öpmiye gelen*ler' arasıinda görmemişsti. Seyit Rıiza'nin adıi 'Cumhuriyet bendesi'ni ağgalar arasıinda kocaman bir istifham işsareti gibi dolaşsıiyordu." (S:49-50).

S.Rıiza'nıin Valiyi ziyarete gelmesinin Der*sim için, devlet için bir olay olduğgunu be*lirten yazar, şsöyle devam eder:

"Seyit Rıiza'nin dedeleri hiçbir hükümet saygıisıi bilmeden Sultan Hamit devrine kadar geldiler" (S:45).

"Seyit Rıiza, Karaballıi, Ferhat, Abbas, Kıir-gan ve Laçin uşsağgıi aşsiyretlerine Allah tarafıindan mıi, Peygamber tarafıindan mıi musallat edilmişs olduğgu bilinmiyen bir ihtirastıir" (S: 43-44).].

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:21 AM
Şu bir gerçektir ki; DERSİM hiç bir zaman devletin egemenliği altında


kalmamıştır..Her zaman devletin üstünde bir güçtür..Bu arada 38 de 50 bin


kadar insanımız öldürülmüş ,bi bu kadarıda erzincan ,bursa,kars,bingöl gibi


çeşitli illere sürgün edilmiştir,o dönem maddi durumu iyi olanlar kısmen


sürgünden kurtulmuştur..tabi buna inanmayanlar da olacaktır devletin

arşivlerinde mevcuttur,ama devlet bunu göstermez,,kısmen bazı görüntüleri roj

tv kanalıyla gösterilmiştir,ayrıca benim gibi dersimli olanlar 38'i yaşayan

atalarımızdan dinlemişizdir.

'''DERSİM DAĞLARI ŞAHİDİMİZDİR 38'E''''


'DERSİME ve DERSİMLİLERE uzanan eller kırılır.......

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:35 AM
Dersim Katliami
1934’te çikarilan Iskan Yasasi’ni Dersim’de uygulayamayan devlet, 1935’te Tunceli Kanunu çikardi. Bu kanunla birlikte vali ve komutan, belediye baskanini atama dahil sinirsiz yetkilerle donatildi. Özel Tunceli Mahkemeleri kuruldu. Agir bir vergi yasasi çikarildi.
Bu baski ve asimilasyonlara karsi Dersim halkinin isyani giderek büyümekteydi.
1936 yilinin Ocak ayinda yürürlüge giren 2884 sayili, Tunceli’nin Idaresi Hakkinda Kanun’la, bu seçilmis bölgeye diger illerden farkli bir statü getirildi.
Dersim, Bingöl, Elazig ve Erzincan illerini içine alan Dördüncü Umumi Müfettislik bölgesi olusturuldu ve basina Korgeneral Abdullah Alpdogan tayin edildi.
Dersim ilinde hizli bir insaat faaliyeti basladi. Yollar açildi, köprüler ve karakollar kuruldu.
Hasanan asiretinden Seyit Riza ve Koçgirili Aliser gibi bölge liderleri bu karakollarin insasina karsi çiktilar.
Seyit Riza, diger asiretleri toplantiya çagirdi.
Bölgede gerginligin tirmanmasi üzerine, 1936 kisinda, Tunceli askeri kusatma altina alindi, bölgeye giris çikis yasaklandi.
1937 yilinin 21 Marti’nda, Newroz gecesi, Harçik Çayi üzerindeki köprünün yikilmasiyla ayaklanma baslamis oldu.
Bu Dersim isyaninin baslangiç tarihiydi:
Dersim imha harekatinin baslangici (1936)
Alpdogan bir duyuru ile Dersim, Elazig ve Çapakçur illerinin sikiyönetim bölgesi oldugunu bildiriyor ve bütün halki birtakim korkunç sözlerle tehdit ediyordu.
Teftislerin sonunda Dersim adinin Tunç Eli adiyla degistirildigini bildiriyordu. Ikinci bir açiklama ile de Çemisgezek'in Amutka, Ovacik'm Burnak ve Pulur, Hozat'in Karaoglan ve Mazgirt ilçesinin Mamikan merkezlerinde birer askeri kisla ve bu kislalari birbirine baglayacak birçok askeri karakol yapilacagi ilan ediliyordu.
Dersimliler bu çalismalimin hedefini anlamis ve Dersim için idam sehpalari hazirlanmakta oldugunu sezmislerdi.
Ne yazik ki görevi üzerine alan Dersimli askeri kaymakam emeklisi Hidir ve Palulu Abdurrabman adli iki Dersimli olmus ve bunlar Ovacik'ta kisla binasinin yapimina baslamislardi. Müteahitlerin Dersimli olmasi nedeniyle
binalardan amacin ne oldugunu anlamalarina karsin, Dersimlere özgü bir kendine güvenme Ile bu girisimleri ciddîye almiyorlardi.
Korkunç gelecek beliriyordu. Dersimli asiret reisleri toplantilar ve görüsmeler yapiyorlardi. Herkes durumun nezaketini anlamisti. Fakat ne yazik ki geceli-gündüzlü devam eden görüsmelere karsin, reisler arasinda tam bir fikir birligi, ortak bîr faaliyet plani üzerinde anlasma oliisamiyordu.
Asiretler arasindaki eski sürtüsmeler ve anlasmazliklar birligin olusmasina önemli bir engel yaratiyorlardi. Bu nedenle ancak birbiri ile dost olan asiretler kisim kisim, bölge bölge anlasmalar yapabiliyorlardi.
Basta Seid Riza oldugu halde Yukari Abbasan, Ferhadan, Kara-balyan asiretleriyle Bahtiyar, Yusufan, Demenan, Haydaran ve kismen de Kalan asiretleri kuvvetli ve siki bir birlik kurabilmislerdi.
Ovacik, Kocan, Semkan, Mazgirt, Pülümür ve Nazimiye bölgelerinin asiretleri tamamen tarafsiz ve sadece gözlemci durumda kalmaya, Hozat asiretleri ise hükümete teslim olmaya karar vermislerdi. Bu asiret reisleri Elazig'a gelmis, Alpdogan'a katilmis, hükümetin her türlü önerilerini kabul edeceklerini bildirmislerdi.
General da bu ikiyüzlülerin içlerini anlamis oldugundan basvurularina Önem vermemis ve onlara kendisi için önemli olan seyin Seid Riza'nin Elazig'a gelmesinin oldugunu bildirmisti.
Alpdogan emekli Hidir'i bir taraftan kislalarin yapiminda kullaniyor, diger taraftan da Seid Riza'yi kandirarak Elazig'a getirmekle görevlendiriyordu.
Sözü geçen Hidir, Seid Riza'ya vaadlerde bulunuyor, güvenceler veriyor ve kendi kisisel çikarlarini saglamak ve generalin yanindaki yerini saglamlastirmak için Seid Riza'yi Elazig'a getirmeye canla basla çalisiyordu.
Bir aralik Hidir'i gördüm. Dersim hattinda düsüncesini sordum. "Bizim için biricik çare kayitsiz-sartsiz silahi terkederek hemen Türk hükümetinin her türlü emirlerine boyun egmektir" dedi.
"Türk hükümetinin amaci bizi imha ve sürgün etmektir" dedigimde, "Sürgün hayirlidir, savunmanin ise hepimizin toptan mahvolmamiza neden olacagina kusku yoktur" demisti.
Hidir, General Alpdogan'dan aldigi güvence üzerine tekrar Dersim'e gitmis ve Seid Riza'yi kandirarak Elazig merkezine getirmeyi ve general ile görüstürmeyi basarmisti. Bir firsat bularak ben de Seid Riza ile görüsmeyi basarmistim. Seid Riza bana General Alp gan'in düsüncesinin çok kötü olduguna tam anlamiyla inandigi111 nedenle direnmekten baska hiçbir çare kalmadigim, Türk ordularinin Dersimlilerle basa çikamayacaklarini, fakat her olasiliga Karsibenim bir an Önce Türkiye disina çikarak durumumuzu büyük ve adil devletlere duyurmami Önerdi.
Seid Riza Elazig'a geldiginde general ile yalnizca görüsmüs ve bu görüsmelerde baska hiçbir Dersim önderi hazir bulundurulinamisti. Zaten o Elazig'da ancak yirmidört saat kalarak Dersim'e dönmüstü. Bu süre içinde Seid Riza'nin zekasi Alpdogan'm bütün ruhunu anlamaya yetmis ve edindigi izlenimi asiretlere duyurmustu.
Bir süre sonra Alpdogan, kurmay binbasi ve istihbarat reisi olan Sevket'i Dersim'e göndermisti. Bu kisi asiretlere konukluga gitmek bahanesiyle ilk Önce Hozat ve daha sonra da Ovacik merkezine giderek oradan yanina aldigi bir-iki asiret reisi ile birlikte Seid Riza'nin bölgesine gitmek istemisse de, Seid Riza buna razi olmamisti. Sevket almis oldugu bilgilere dayanarak, Seid Riza'nin Öteden beri hasmi ve arazi sorunundan aralarinda ciddi kavgalar olan kardesinin oglu Rehber'e konuk olmak üzere Haçili köyüne gidecegini bildirmis ve Rehber'in gönderdigi korumayla Haçili'ye giderken karsisinda arkadasini Aliser'i bulmustu. Aliser, Sevket'in Rehber'in yanma gidecegini daha önceden sezerek, acele Rehber'in yanina giderek Sevket'i kabul etmemesini söylemisti. Onun kendisiyle amcasi arasina ayrilik koyacagini bildigi için bu konuda Rehber'i uyarmaya çalismak aniaciyîa Seid Riza'nm yanindan Haçili'ye gelmisti. Sevket Rehber'in yaninda bir gün konuk olmus ve ertesi gün Rehber'i yanma alarak Elazig'a getirmis, general ile konusturmustu. General, Rehber'e birçok vaadde bulunmus, paralar vermis, kisacasi amcasi Seid Riza'ya karsi cephe almasini saglamayi basarmisti. Seid Riza bü'tün bu olaylardan haberdar olmustu.
Alpdogan yayinladigi genel bir duyuru Ile bütün Dersim asiretlerinden 200 bin martin tüfegi istiyordu. Bu sayiya her asiret nüfus yogunluguna göre katilacakti. Dersinililer yapilan duyuruyu anla-'nazliktan geliyor ve ellerinden geldigi kadar savunma hazirliklarinda bulunuyorlardi.
Kurmay Binbasi Sevket, Hozat asiretlerinin arasinda durmadan Basmakta, aynhk ve sürtüsmeler çikarmaya çalismaktaydi. Yapti Propagandalarda hükümetin bütün önlemlerinin Dersim'in yola getirilmesi için alindigini, basta yola getirileceklerin Seid Riza ve taraflari olan asiretler oldugunu, diger asiretler de silahsizlandirildiktan sonra yerlerinde serbest birakilacaklarini söylüyordu.
Hain Rehber de her konuda Sevket'le isbirligi yapiyor ve bir taraftan da amcasi Seid Riza'ya ve asiretlerin halkina sadik görünmeye çalisiyordu. Hükümeti aldatmakta oldugunu ileri sürüyor ve sonuçta amcasiyla isbirligi yaparak Türk ordulariyla çarpisacagini ve asiretlere karsi ihanette bulunmayacagini bildirerek ikiyüzlü bir politika izliyordu. Ayni zamanda da Elazig ve Hozat kahvelerinde Sevket'in her defasinda kendisine beser bin lira verdigini övünerek anlatiyor, bosbogazlik ederek foyasini meydana koyuyordu.
Bu sirada Demenan ve kismen de Nazimiye asiretleri sinirlarinda yapilmak istenilen askeri karakol binalarina hücum ederek, daha tamamlanmadan bu binalari tahrip ederek askerleri silahtan arindirmaya baslamislardi.
Seid Riza ise Gerenal Alpdogan'a Dersim hakkindaki kanunun ortadan kaldirilmasini ve Dersim için özel ve ulusal haklan saglayan saygideger bir idarenin olusturulmasini devamli istiyordu. Bu öneriye karsi General Alpdogan jandarma alayini ve dokuzuncu firkayi Dersim'in sinirlarina ayiriyor ve Diyarbakir'dan her sabah onar tane uçak gelerek Dersim'in üzerinde uçuyordu.
Ailik sessizlik bozulmus ve ortalik karismis oldugundan her tarafta çatismalar baslamisti.
Kis basmis oldugundan savas uzun sürmemis ve Dersim kapali kaldigi için çatismalara son vermek zorunlulugu ortaya çikmisti.
Dersim Savasi (1937)
1937 yilinin ilk baharinda her tarafta Türk faaliyeti baslamisti. Merkezlere yakin bulunan DersimlIler toplanilarak kitalara sevkedi-liyorlardi. Kislalarin yaptirilmasina yeniden baslanmisti. Savas uçaklari silahsiz bölgeleri bombaliyordu.
Silah toplamak bahanesiyle Yusufan asiretinin üzerine askeri bir müfreze gönderilmisti. Bu müfrezenin askerlerinden bazilari fakir bir kiza tecavüz etmislerdi. Bunu haber alan asiret reisinin oglu Findik, askeri müfrezeye hücum ederek bölge disina püsDersimmeye zorunlu kalmisti. Bu nedenle Mazgirt bölgesinde çarpismalar baslamisti.
Seid Riza'nin oglu Bra Ibrahim, Hozat'a gelerek Abdullah Alpdogan idaresinin yöneticileriyle iliskiye geçmis ve yapilmakta olan askeri harekatin adil bir sekilde yapilmasini babasi adina dilemisti. Bra Ibrahim geri dönerken Kurmay Sevket'in hazirlamis oldugu bir plan geregince Kirgan asireti sinirlari içinde Dest köyünde konuk bulundugu evde gece uyurken feci bir sekilde öldürülmüstü. Genç evladinin kahpece öldürülmesine üzülen Seid Riza, Kirgan asiretinin merkezi olan Sin köyünü kusatarak katillerin teslimini dilemisti. Türk generali bu hakli istegi yerine getirmedigi gibi, Bra Ibrahim'in katilleri Kurmay Sevket'in korumasina alinarak ödüllendirilmislerdi.
Bu siralarda Suriye'ye siginan Dersim yurtseverlerinden ve Hasanan asireti reislerinden Mehmet Emin Bey'in oglu Fasih, bir Dersim fedai müfrezesiyle Diyarbakir'a oniki kilometre uzaklikta Kara köprü bölgesinde Türk karakollarina rastgele bir baskin yapmisti.

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:37 AM
Ankara hükümeti bu olayi da Dersimle ilgili göstererek içisleri bakanini Diyarbakir'a göndermis ve Diyarbakir kolordusunu da Yusiifan asiretine hücum ettirmisti. Diger taraftan da Elazig'dan firka kumandani Ismail Hakki kuvvetleri Seid Riza'nin bölgesine hücuma baslamislardi. General Alpdogan Kirgan asiretini kandirmayi basarmis ve bu gafil asiret Türk kuvvetlerine rehberlik yapmisti.
Seid Riza ile birlikte Bahtiyar asireti de savasa girmek zorunda kaldigindan harp alani genislemisti. Çatismalar Hozat'in Bahtiyar, Yukari Abbas, Karabal ve Ferhat asiretleriyle Nazimiye ilçesinin Haydaran, Mazgirt ilçesinin Demenan ve Yusufan asiretlerinden olusan yedi asiret üzerinde siddetlenmisti. Geride kalan asiretler ise tarafsiz kalmislardi.
Dersimler saldiriya geçmis ve Ismail Hakki kuvvetlerini Hozat yönünde gerilemeye zorunlu birakmislardi. Bu durum nedeniyle Erzurum-Erzincan kolordulari da harekete geçmisti. Diyarbakir'dan yedinci kolorduya bagli uçak birligi de Elazig'a getirilmis, savas alaninda zehirli ve bogucu gaz bombardimanlarina baslanmis ve Dersimliler bir Türk tankim tahrip etmeyi basarmislardi.
Türk hükümeti Bati illerinde yerel seferberlik Ilan ederek 26, 27, 28 dogumlulari silah altina almis ve General Ismet Inönü, Dersimdeki kitalari teftise gelmisti.
Seid Riza, General Alpdogan'a yeniden basvurmus ve Dersim ulusal haklarina saygi gösterilmek ve oglunun katilleriyle ortaklarinin yasanin pençesine teslim olunmasi kosuluyla askeri kuvvetlerden alinan savas araç-gereçlerini ve esir edilen subaylarla, erleri geri göndermeye razi olacagini bildirmisti. Alpdogan ise bu öneriye karsi, Seid Riza ile mücadele ortaklarinin 80 bin mavzerle birlikte kayitsiz sartsiz teslim olmalarindan baska çareleri olmadigini bildirmisti.
Harp yeni bir siddet asamasina girmis, taraflar çok büyük kayiplar vermeye baslamislardi. Türkler teslim olan fakir ve silahsiz halki tamamen imha ediyorlardi.
Bu sirada Seid Riza'nin kardesinin oglu Rehber Hozat yöresinde penami köyünde tarafsizligim ilan ederek Türklerle iliskisini korumaya devam ediyordu.
Dersim kamuoyunu aldatmak için Türkler Rehber'in Hozat'tan kaçarak asi kuvvetlerle isbirligi yapmakta oldugunu resmi bir açiklama ile duyuruyorlardi. Rehber bir kisim adami ile ilk önce Bahtiyar asiretiyle birlesti. Rehber bir Türk casusu olarak Dersimler arasina girmisti ve Dersim kuvvetleri hakkinda elde ettigi bilgileri günü gününe Türklere ulastirdigi anlasiliyordu.
Rehber amcasi Seid Riza'ya haber göndererek elini öpüp af dilemekte oldugunu, Türk hükümetinin planlarini anladigindan nefret ettigini ve Türk ordulariyla çarpisacagini bildirdigi zaman Seid Riza bu sözlere inanmadigini belirtmisti. Diger asiret reisleri ise Seid Riza'nin bütün açiklama ve israrlarina karsin Rehber'e Inanmis ve bati cephesinde savasmak üzere Rehber'in gelmesine razi olmuslardi.
Rehber düzenledigi plan geregince Aliser'in idaresindeki bölgede amcaogullarindan olup, aldatmayi basardigi Misto Sure'nin torunu Vankli Efendi'yi yanina alarak Türklere karsi harbe baslamisti. Zaten Rehber'in savasçiligi, silahsorlugu, cesareti ve barbarligi Dersimler tarafindan biliniyordu.
Harbin agirlik merkezi Seid Riza'nin üzerinde olup, savas planlarini da Aliser düzenliyordu. Bu nedenle General Alpdogan'nin tek amaci Aliser'i imha ettirmekti. Bu amacin gerçeklesmesi için Rehber obes gün süreyle savasa katilmisti. Kahpe ve kurnaz Rehber Seid Riza'dan baska diger bütün reislerin, hatta Aliser'in bile güvenini kazanabilmisti.
Seid Riza'nin karargah merkezi Holvori, Vank, Aliser'in ise Agdat idi. Tujik dagi eteginde bir magarada ailevi bîr siginagi da vardi. Rehber her zaman Aliser ile iliski kurdugundan Seid Riza'nin bütün planlarini Ögrenmisti.
Daha fazla insan kaninin dökülmesini önlemek amaciyla Seid Riza Aliser'in Iran veya Irak'a siginarak Fransa ve Ingiltere hükümetlerinin yardimini dilemesini kararlastirmisti. Bu karari Ögrenen Rehber, Aliser'in savas alanindan uzaklasacagi günden bir gün önce sekiz silahli arkadasiyla birlikte Aliser'in ziyaretine gitmisti. Bu ani ziyaretin nedenini soran Aliser'e, aç ve yorgun oldugundan birkaç saat dinlenecegini söylemisti. Zavalli Aliser konuklarina yiyecek hazirlarken namert ve alçak Rehber onun üzerine ansizin ates etmis ve bu essiz Dersim kahramanini sehit etmisti. Sasiran esi kendisini kocasinin üzerine atarak "Aman kavala mi mekujin" (aman arkadasimi vurmayin) diye bagirmis ve ölmüs oldugunu görünce tabancasini çekerek hain Rehber'e ates etmis, mermi Vankli Efendi'nin tepesine isabet ederek cansiz düsürmüs, fakat alçakligin sonuna kadar gitmeye karar vermis olan Rehber silahini Aliser'in benzersiz esine, bu kahraman Dersim kizina da yönelterek onu da kocasinin cesedinin üzerine cansiz düsürmüstür.
Dersimlilerin ve Insanligin yüzkarasi olan ve Dersim kurtulus savaslari tarihinde adi sonsuza kadar lanetle anilacak olan alçak Rehber, beyinlerinde Dersim bagimsizlik ve kurtulus güneslerini tasiyan Aliser ve esinin baslarini kestirmis, torbalara koydurmus ve ayni günün gecesinde adi geçen bölgeden kaçarak gizli parolayi verip Türk bölgesine geçmistir. Sehitlerin baslari taniyanlar tarafindan iyice teshis edildikten sonra hain Rehber bunlari Elazig'a getirmis ve resmi dairesinde Alpdogan'a teslim etmistir. Elazig Türkleri bile bu olayi nefretle karsilamislardir.
Aliser'in ve esinin sehadeti, Seid Riza ile Dersim asiretleri üzerinde pek derin bir üzüntü ve tepkiye neden olmustur. Rehber haini ise artik yüzündeki maskeyi atarak açiktan açiga Türk istihbaratinin emrinde çalismaya baslamistir.
Burada öykümüze bir ara vererek sehit Aliser'in yasam Öyküsünü vermeyi yerinde buluyoruz

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:38 AM
Dersim Savasi (1937)
Savas bütün siddetiyle devam ediyor ve agirlik merkezi Bahtiyar asiretinin üzerine yüklenmis bulunuyordu. Seid Riza bizzat savas alanindaydi. Türk askeri kuvvetleri Dersim ormanlarini atese vermis oldugu için yanginlar Dersim bölgesinin birçok yerini sarmis ve geceleri dehset verici yanardag manzarasi olusturuyordu.
Kureysan asireti de Seid Riza'nin yardimina kosarak savasa katilmisti. Bahtiyar asireti reisi Sahin harbi idare ediyordu. Hain Rehber, Bahtiyar asireti arasinda bulundugu zaman onun kandirislarina kapilmis olanlardan Pirço'nim oglu Hidir'in hakikaten hainlerin safina geçmis bulundugunu olaylar kanitlamakta gecikmedi.
Sahin Aga haftalarca uykusuz kaldigindan bir-iki saat uyumak zorunda oldugunu Hidir'a bildirmis ve uyanincaya kadar nöbet beklemesini önermisti. Sahin uykuya dalar dalmaz melun Hidir, Sahin'in basina bir kursun sikmis, onu yerli yerinde sehit etmisti. Ihanet ortagi Rehber'in yaptigi gibi, o da Sahin'in basini kesmis, gece karanligindan yararlanarak asiret bölgesinin disina çikmis, dogruca Hozat'a giderek Sahin'in basini kumandanina teslim etmis, kendisinin affedilmesini dilemisti. Ama düsman hesabina katilligi seçmis olan bu alçak ve arkadaslari Hozat'tan döndüklerinde önlerinde pusu kurmus olan sehit Sahin'in kardesi ve amca çocuklari tarafindan mitralyöz atesiyle imha edilmislerdi.
Kiymetli önderini kaybetmis olan Bahtiyar asireti, güçlü düsman kuvveti karsisinda bir süre dayandiktan sonra dayanma gücü kirilmis, kismen yenilmis ve kismen de imha edilmistir. Bu sekilde bu bölge düsman isgali altina geçmis ve sag kalan bir kisim kuvvet Seid Riza asiretine katilmistir.
Seid Riza'mn küçük oglu Hüseyin Resik savas sirasinda uçak sarapneliyle yaralanmisti. Bunu haber alan Türk Istihbarat reisi Sevket, Seid Riza'nin büyük esine haber göndererek kendisiyle görüsmek istedigini bildirmisti.
Seid Riza'nin küçük esine karsi olan büyük esi Elif Hatun, Sevket'in görüsme önerisini kabul etmis ve bu görüsme sonucunda zavalli yasli kadin aldatilarak, yarah oglu Hüseyin'i Elazig'a götürüp tedavi etmek üzere Sevket'e emanet etmisti. Sevket yarali çocugu Elazig merkez hastahanesine yatirmis ve tedavi ettirecek yerde babasinin planlan hakkinda bilgi vermesi için kendisine hayli iskence yaptirdiktan sonra, bu cesur aslan yavrusundan hiçbir sey alamayacagini kestirince kendisine bir annenin emanet biraktigi bu çocugu idam ettirmistir.
Elazig askerle dolmus, bir mahser manzarasi sergiliyordu. Her tarafta hummali hazirliklar, geceli-gündüzlü Dersim'e dogru akan asker, savas malzemesi ve tank atimi görülüyordu.
Seid Riza bölgesini terke mecbur olmus, tarafsiz kalan asiretler arasina geçerek bunlari da harekete katmaya ve savas alanini genisletmeye çalisiyordu.
Türkler Tujik dagi eteklerini tamamen isgal etmis ve buralarda ellerine geçen Dersim halkim merhametsizce Öldürmüslerdi. Tujik dagi eteklerinden Iksor vadisindeki büyük magaralara siginmis olan binlerce çocuk, kadin ve kiz; magaralarin agizlari genelkurmayin emir ve denetimi altinda çimento ile kapatilarak öldürülmüslerdi. Tiirk askeri tarihinin yüz kizartici bu olayinin belgeleri Genelkurmay dosyalarinda mevcut, planlarda bu magaralara 1,2,3, seklinde numaralar konularak isaret edilmis haritalardir. Birtakim magaralarin da agizlarinda ates yaktirilarak içeriye bogucu duman verilmis ve Içindeki zavallilardan birçogu dumandan bogularak ölmüs, bogulmamak için canlarim disari atanlar ise süngtilenerek Imha edilmislerdir.
Bahtiyar ve Kureysan asiretlerinin kadin ve kizlarindan büyük kismi da seref ve namus düsmani Türk'ün eline düsmemek için kendilerim uçurumlardan sarp taslar üzerine veya Munzur ve Parçik sularinin kurtarici derinliklerine atarak Dersim kadinina yakisir bir serefle ölmüslerdir.
Tarihin amansiz cilvelerinden birisi de ulusuna, ulusal davasina ihanet edenlerin bizzat hesabina hareket ettikleri kuvvetler tarafindan cezalandirilmis olmalaridir ki; bunun bir Örnegi de Kirgan asiretinin sonudur.
Kirgan asiretinin Türklerin kandirmalarina kapilarak Seid Riza'-um oglu Bra Ibrahim'i Türkler'in hesabina kahpece öldürmüs olduklari hatirlarda olsa gerektir. Iste, bu asiret de SeId Riza ve Bahtiyar asiretleri kuvvetlerinin çekilmesinden sonra da Türklere güvenerek yerlerinde kaldiklari için, Türk kuvvetleri tarafindan imha edilmis ve reisleri Sal oglu Salman ile esi Hatice de birçok iskencelerle karsilastiktan sonra Sin köyünde kursuna dizilmislerdir, Kir-gan asiretinden orduya siginanlar da birer birer toplatilarak; erkekler bulunduklari yerde kursuna dizilmis, kadin, kiz ve çocuklar samanliklara kapatilarak atesle yakilmislardir. Iste, Türke güvenen ve ulusuna ihanet eden bu asiretin feci sonu...
Türkler Kirganlilarm yerlerini askeri karargah yapmislar, meydanda kalan hayvanlarini orduya vermisler ve esyalari soygunculukta benzersiz olan Türk askerleri tarafindan yagmalanmistir.
Seid Riza'nin Koçan asireti bölgesi dahilinde Uzun Mese noktasinda bulundugunu sezen Türk kuvvetleri, bu nokta üzerine uçak bombardimani ve topçu hazirligindan sonra siddetli bir hücum yaparak bölgeyi sarmislardi. Durumun ciddiyetini gören Seid Riza bir yarma hareketiyle çemberi kirmayi ve Ovacik yönüne çekilmeyi basarmisti. Fakat bu basari çok pahaliya malolmustu. Çünkü Kozluca muharebesi adiyla anilan bu savasta Seid Riza ile birlikte savasa katilan küçük esi Besi ve büyük oglu Seyh Hasan, üç torunu ve bin kisiye yakin kuvveti sehit düsmüslerdi. Bu bölgelerde Türkler için kis mevsiminde savasmak olanaksizdi. Bu nedenle çarpismalara ara vermek zorunlulugu vardi. Sessizlik mevsiminde hile yoluyla çalismanin amaca daha çok uygun oldugunu kararlastiran ordu kumandani, Munzur daglarinda mevzilenmis olan Seyit Riza'ya Erzincan valisi araciligiyla haber göndererek Dersimlilerin isteklerinin kabul edilecegini, simdiden bütün orduya ateskes emri verilmis oldugunu, aslinda Dersim'in tek basina olan bazi asiretleri disinda diger asiretlerin üzerine henüz askeri hareket yapilmadigini, yapilmasina da gerek görülmedigini ve olusan zararlari

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:39 AM
ödemeye hazir olduklarim bildirerek Seid Riza'yi Erzincan merkezine getirmeyi basarmis ve orada yanindakilerle birlikte tutuklamisti (5 Eylül 1937).
Seid Riza tutuklu olarak vilayet konagindan çikarilirken etrafinda bulunan halka, "serefsiz ve yalanci hükümet" sözlerini söylemek ten baska hiçbir sey diyememistir. Erzincan'dan Elazig'a sevkedil-mis ve askeri harp divanina verilmistir. Yargilamasi yapilirken verdigi ifadede; ulusal amaç ugruna çalistigini, her yaptigi isle vicdaninin sesine uydugunu, milletinin ve vataninin yüksek çikarlarindan ve hürriyetlerinden baska amaç gütmedigini, yetmis yasini geçmis bir ömürden sonra da milli bir borç ugrunda ölümü pek degerli bir sonuç bildigini, üyesi oldugu ailenin hiçbir zaman yabanci islemlerine, dis propagandalarina kulak asmadigim ve asirlardan beri sadece vatani duygular ugrunda çalistigini, ama basarili olamadigini cesaret ve gururla söylemistir.
Harp divani baskani tarafindan yöneltilen sorular arasinda en çok dikkati çeken, güya Seid Riza'nin yaninda Rus kurmay subaylarinin bulundugu, Ruslarin ona cephane ve silah gönderdigi ve buna benzer birtakim hurafelerdi. Türkler tarafindan güya Koçan asiretleri içinde Ingiliz ve Fransiz kurmay subaylarinin bulunduguna iliskin çikarilan yalan haberlerin amaci ise silahsiz Dersim halkina karsi yapilan zulmü hakli göstermek ve bu sekilde dünya kamuoyuna Dersim ulusal harekelini bir yabanci tesvikinin ürünüymüs gibi göstererek aldatmakti.
Yargilama uzun sürmemisti. Seid Riza'ya idam kararini açiklamislardi. Seid Riza karari cesaretle dinlemis ve idamina iliskin son sözleri isitince yüzünde sevinç isaretleri görülmüstü. Seid Riza'nin küçük oglu Resik Hüseyin de ledavi edilmekte oldugu hastahane-den ayni gece alinarak babasi ve amcaogullari ile birlikte idam edilmisti. Bu vatan sehitlerinden baska ayni gece Yusufan asireti Reisi Kanber, Kureysan asireti reisi Seid Hüseyin ve Ali agalarla diger üç kisi idam edilmislerdir.
Dersim'in bagimsizligi ve Dersim ulusunun Özgürlügü davasi ugrunda sehit olan bu 11 Dersim kahramani hakkinda 10 Kasim 1937 tarihinde verilen idam karari, 18 Kasim 1937'de Elazig'in Bugday Meydani'nda safakla birlikte infaz edilmisti. Seyit Riza idam edilirken yüksek sesle, "75 yasindayim, sehit oluyorum. Dersim sehitlerine karisiyorum. Dersim yeniliyor, fakat Dersimlük ve Dersim yasayacaktir. Dersim genci intikam alacaktir. Kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe ve yalancilar!" sözlerini Zaza diliyle söylemis ve bu essiz Dersim kahramani ölümü korkusuzca karsilamistir. Bu arslanin yavrusu Resik Hüseyin de babasina dönerek, "Baba Dersim ulusu sag olsun" demistir.
Bu 11 kutsal Dersim sehidinin cenazeleri daragaçlanndan indirilerek Elazig sokaklarinda halka gösterildikten sonra yakilmistir.
Bu nedenle Seid Riza'nin yasam öyküsünü asagiya almayi kutsal bir borç sayiyorum.
Büyük Dersim Kahramani Seid Riza
Seid Riza Dersim'de dogmustur ve Dersim'In önderlerinden Seid Ibrahim'in ogludur. Seid Riza'nm soy durumunu açiklamak için önce Seid Ibrahim'in kim oldugunu bilmek gerekir.
Seid îbrahim bati Dersim'in Seyh Hasana» asiretinin kabile reisleri, yani Ocak sülalesinden sürüp gelen ve Dersimlerce en asil sayilan bir ailenin ogludur. Tarikat noktasindan da en yüksek derece olarak Rehber mertebesine varmis oldugu için kendisine Seid unvani verilmis. Bu sekilde gerek asalet yönünden ve gerekse manevi yönden Dersirn'in Seyh Kasanan asiretlerinin hepsi kendisini asiretlerinin bas evladi olarak tanimistir.
Dersim'in kuzey-dogu bölgesinde Dersimlilerin asil atalari adma armagan edilen Kaimen Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari köyünü Seid Ibrahim kendisine merkez yapmigii. Dört erkek çocugu olup bunlardan en küçügü Riza'ydi. Seid Ibrahim, oglu Rzza'da gördügü zeka ve kararlilik nedeniyle O'nü çok severdi. Bu nedenle ölümünden sonra asiretlerin idare Önderligini Riza'ya biraktigini vasiyetinde belirtmisti.
Dersimliler Seid Ibrahim'e baba anlamina gelen "Babo" ünvam-nmda veriyorlardi ve bunda hakli Idiler. Çünkü Seid îbrahim zamaninda Dersim tamamen bagimsiz bir durumda ve Türk hükümetinin zulüm ve ihtiraslarindan uzak bir halde tutmustu.
Merhum Seid Ibrahim ögrenimini büyük atam Colik Oglu Mehmet Ali Efendi'den görmüstü. Mehmet Ali Efendi, Seid Ibrahim'e Dersimlük düsüncesini telkin eden essiz bir Dersim bilginiydi. Seid Ibrahim oglu Riza'yi ayni düsünce ile egitmisti.
Dersimler Seid Riza'ya 'Rizo' ve 'Rayber' ve babasinin oglu anlamina gelen 'Lace Babayi' ünvanlanyla seslenirlerdi. Sahsinda tavir ve hareketlerinde Dersim karakteristigi, Dersim civanmertligi ve Dersim fizyonomisinin bütün özellikleri görülmekteydi.
Babasinin ölümünden sonra Lirtik'ten göç ederek Tujik dagi ete-gindeki Agdal köyüne yerlesmisti.
Seid Riza neseli ve sakayi seven birisiydi. Asiret üyeleriyle sakalasmaktan ve en küçük kisiye bile hizmet etmekten zevk duyardi. Kendisini ziyarete gelenleri, kim olursa olsun karsilamaya kosar, yoksullara yardim eder ve herkese elinden gelen iyiligi yapardi. Kendisi de zaten devamli fakirdi. "Ben fakir bir Rizo'yum" derdi. Asiret üyeleriyle bir sofraya oturur; güler, ikramda bulunur, yaslilara hürmet gösterir, küçüklere bir kardes gibi davranir ve bütün Dersimler'in kardes olduklarini tekrar ederdi.
Seid Riza hem büyük bir Dersim ve hem de yüksek ruhlu bir insandi. KIbir ve azamet gösterenlerden nefret ederdi. Asiret üyeleri gibi giyinir ve onlardan ayrilacak hiçbir isaret tasimazdi. Alçakgönüllülügü o kadar genisti ki hirs, kin ve düsmanlik tasimazdi. Asireti içinde bütün bireylerin yasayis biçimlerinde maddi ve manevi bir esitlik ve düzen kurulmasina dikkat ederdi. Genel toplantilarda, bütün Dersimler'in sürekli bir aile ve ocak evladi olduklarini ve kardeslik baglariyla birbirlerine bagli bulunduklarini, saadet ve felakette ortak olduklarini propaganda ederdi. Dersimlügün tutsakliktan kurtulmasi, bagimsiz ve hür bir vatana sahip olmasi için her Kürdün çalismaya ve gerektiginde ölmeye borçlu oldugunu ilan ederdi.
Seid Riza tam bir insandi demistik. Bunun kuru bir sözden ibaret olmadigini bu büyük Kürdün özellikle Türk zulmünden kaçip Dersim'e siginan onbînlerce çaresiz Ermeni'ye gösterdigi koruma ve öz kardes uygulamasi en açik kanitlardan birisidir.
Her iste asiret üyeleriyle tartisir ve görüserek onlarin oylarini almadan asla girisimde bulunmazdi. En basit bir Kürdün bile fikir ve yorumuna önem verirdi. Bunu bir öraek olayla anlatmaktan kendimi alamiyorum.
Sejd Riza'mn bir çesme basinda Erzincan Valisi Ali Riza ve Ankara'dan gönderilen Erzincan Milletvekili ve Müftüsü Haci Fevzi ile tartistigini geçen bölümlerde yazmistim. Bu tartismalar arasinda çesme basindaki büyük bir dut agacinin üzerinde dut yemekte olan ve ayni zamanda Türk heyetiyle yapilan tartismalara kulak veren Seid Riza'nm genç hizmetçisi Kumo, bir aralik agacin üzerinden söze karisarak ve Zaza diliyle Seyit Riza'ya, "Rayber Rizo fikirleriniz dogru degildir" demis ve efendisini elestirmeye koyulmustu. Seid Riza basim yukari kaldirip dut agacinin üzerindeki Kumo ile bir hayli tartismada ve bilgi alisverisinde bulunmustu. Bu konusma toplantida hazir bulunan binlerce Insanin ve hatta

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:40 AM
Türk heyetinin hayret ve dikkatini çekmisti. Zaza diliyle yapilan bu tartisma sonunda Seid Riza hizmetçisi Kumo'ya, "Oglum senin sözlerin ve düsüncelerin daha uygundur" demis ve bundan sonra Türk heyetiyle yaptigi tartismalarda, Kumo'nun fikirlerini ileri sürmüstür. Dünya demokrasisine en güzel bir örnek olmaya layik bu olay bütün asiret üyelerinin alkis tufaniyla karsilanmisti.
Bu bir tek Örnek Seid Riza'nm ne kadar halkçi ve ne kadar büyük bir demokrat oldugunun en açik bir Örnegidir.
Seid Riza Erzincanlilara güvenir ve Hozat Elazig merkezlerinden rahatsiz oldugu zamanlar Erzincan merkezine basvururdu. Iste, bu güveni nedeniyle kendisine Erzincan'in verdigi söz ve vaade inanarak Erzincan merkezine gitmis ve orada yukaridaki satirlarda bildirdigim sonla karsilasmisti.
Seid Riza yasinin ilerlemis olmasina karsin saglam bünyeli, dinç ve çevikti. Özel egitimini merhum babam Ibrahim Efendi'den görmüs ve yüksek zekasi sayesinde bilgilerini genisletmis biriydi. Hayatim milleti ugruna harcamis olan bu essiz Dersim kahramanina allan rahmet etsin.
1938 Dersim katliami:
1938 yili ilk baharinda Türk ordulari ardi arkasi kesilmeyen bir çalismayla seri atesli ve büyük çapli toplar, tanklar, uçaklar ve nehirlerde kullanilacak geçit ve insaat araçlari hazirlamakta ve bunlari Dersim'in etrafina yigmaktaydilar.
Dersimlilere gelince, hiçbir taraftan yardim görmeyerek sadece serefle ölmeyi kararlastirmis ve imanlarina dayanmis bulunuyorlardi.
Kiirtler'in uygar dünyaya, büyük ve küçük devletlere yaptiklari basvurular hiçbir sonuç vermemis, hiçbir tepki yaratmamisti. Insanlik denilen Insafsiz varlik, tarihî bîr milletin hayatinda sekillenecek olan kanli sahneye seyirci kalmaya ve zalimlere sessizlikle destek olmaya karar vermisti sanirsin.
Türkiye hükümeti Cenevre ve Lozan Baris Konferanslari sonucunda azinliklarin haklarina saygi gösterecegine söz vermis oldugu için bu söze sadik kalmasi kendine tavsiye edilmistir gibi insafsiz bir yanitla, uluslararasi diplomasi kendini vicdani sorumluluktan kurtarmis ve Dersim milletini avutmak haksizligina düsmüstü. Oysa Türkiye'de bulunan yabanci siyasi temsilciler ve konsolosluklar araciligiyla bütün devletler hazirlanan katliami görüyor ve günü gününe olaylara tanik oluyorlardi. Örnegin Londra Radyosu "Türkiye'de milli hak ve bagimsizlik davasi ugrunda Dersim Dersimleri savasiyorlar" diye yayinda bulunmasina ve bazen de Türk kuvvetlerinden az sayidaki Dersim azinligina karsi hücumlarina isaret etmesine karsin, dünya barisinin devamini ve zayif milletlerin haklarinin korunmasini üstlenen Cenevre Milletler Meclisi hiçbir seyden haberi yokmus gibi sessizligini koruyordu.
Türkiye Basbakani'nin Dersindiler hakkinda Türk parlamentosundaki degisik konusmalari, artik yapilmasi kesinlesmis olan imha planim tamamen açikliyor ve hatta Türkiye milletvekillerinden Yunus Nadi'nin yayinladigi Cumhuriyet Gazetesi 30 Haziran 1938 tarih ve 5000 sayili baskisiyla Türkiye Basbakani Celal Bayar'in söylevini inceleyerek, "Dersim1 de askeri harekat yapacagiz" baslikli yazisinda sunlari yaziyordu:
"Türkiye hükümeti bu sene Dersim meselesini tekrar ele alacak ve bu mintikada askeri mahferler yapacagiz, köprüler insa edecegiz ve mektepler açacagiz. Arzu ediyoruz ki, askeri hareketler de tevakkuf etmeksizin devam etmekle bulunsun. Geçen sene büyük kuvvetlerimizi mezkur mintikada tahsil ettik ve bazi mintikalarda müsademeler oldu. Bu sene de azmedilen mesele ayni mintikada askeri harekatlara devam ve yoketme tatbikati yapmaktir. Söyle ki; ordularimiz pek yakin bir zamanda Dersim mintikasinda manevralar yaparak ve ondan sonra bu mintikanin sakinlerini tamamen kaldiracak ve bu meseleyi esasindan kesecektir" diyor ve "Türkiye Basbakani'nin Millet Meclisi'nde verdigi söylevin anlami budur" diyordu.
Oysa eski Basbakan Ismet Inönü 1937 yilinda Seid Riza'mn idami nedeniyle yaptigi açiklamada, "Dersim meselesini ortadan kaldirdik, son verdik; Dersim sorunundan kurtulduk, Dersim'i her türlü askeri hareketlerle temizledik" diyerek, dünya kamuoyunu aldatmisti.
Bu duruma göre, Celal Bayar'in 1938'deki demeci ve Türk ordularinin yeniden Dersim'e hareket hazirligi yapmasi Inönü'nün 1937 yilindaki demecini yalanlamakla beraber, Dersimlilerin ulusal savunmaya devam ettiklerinin ve Türk ordularina tamamen bas egmemis olduklarinin açik bir kanitiydi.
Celal Bayar'in bir taraftan Dersim'in kalkindirilmasi için köprüler yapilacagindan ve okullar açilacagindan sözederken diger taraftan DersIm'e kesin askeri harekat yapilacagindan bahsetmesi, sözlerinin ilk cümlelerinin dünya kamuoyunu aldatmak için yapilan bir hile oldugunu ve hazirlanan katliami maskelemek için bir temdin girisimi süsü verilmek istenildigini anlamak güç bir sey degildi.
Basbakan Celal Bayar'in bu hilesine yabanci politikacilarindan bir çogu aldanmis ve hatta Sam'da çikan "El Ihbar" gazetesi 13 Temmuz 1938 gün ve 419 sayili nüshasinda Londra'dan aldigi çevirisi asagida yazili haberi yayinlamisti.
"Türkiye'de Dersim isyani siddetlendi. Dersimler Türk kitalarina hücum ettiler ve yenilgiye ugrattilar" basligi altinda söyle deniyordu:
"Londra- Dünkü gazeteler Türkiye'de Dersim bölgesinde siddetli isyanlarin çiktigim degisik kaynaklardan aldiklari bilgilere dayanarak yaziyorlar. Dersimler, Türk birliklerine hücum ederek yenilgiye ugrattilar. Türkler'den birçok yarali ve ölü var. Bazi inanislara göre bu isyanlar Rusya'nm para ve silahlariyla beslenmektedir. Bu isyani bastirmak için Türkiye hükümeti büyük askeri kuvvetler göndermistir. Dersim'm bütün bölgelerinde bildiriler dagitilarak bütün Dersimler birlige davet edilmekte ve Türk boyundurugundan kurtulmak için çarpismalari istenmektedir."
Bu gibi haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktu. Çünkü 1936 yilindan beri mahsur kalmis olan Dersimlilerin Rus hükümetiyle iliski kurmasina elbette olanak yoktu ve olamazdi.
Dersim hakkinda hazirlanmis olan katliama herhangi bir sekilde engel olabilirler düsüncesiyle, Türkiye hükümeti disarâ'da bulunan mülteci Türk siyasetçilerinden dahi kuskulanarak ara bir kararla af Ilan etmis ve bu gibi kisilerin de Türkiye'ye getirilmesini saglamisti. Nitekim bu olay da Dersim ve Dersim sorununa azami bir önem verildiginin kanitidir.
Bu af karariyla 1938 yili Temmuzu'nun sonlarinda Suriye'de bulunan Refik Halit, Ali Hilmi ve arkadaslari da (ki bunlar arasinda aslen Dersim olanlar da var) Türkiye'ye dönmüslerdi.
Türkiye hükümeti Dersim'i asi ve saldirgan göstermek ve aldigi önlemlere bir savunma süsü vermek için yabanci basma asilsiz haberler yaymaya devamda kusur etmiyordu. Bunlardan birkaçini asagiya aliyoruz.
Beyrut'ta çikan "Errabita-Essarkiye" gazetesinin 30 Temmuz 1938 gün ve 623 sayili nüshasinda; "Dersim bölgesinde siddetli çatismalar" basligi altinda su haber veriliyordu:
"Atina- Türkiye'den gelen haberlere göre, Dersim bölgesinde on günden beri siddetli çatismalar devam etmektedir. Birçok kabile harbe katilmistir. Türkiye hükümeti savaslara büyük askeri kuvvetler göndermis ve bu kuvvetlere top, uçak, projektör ve büyük tanklari da katmak zorunda kalmistir. Dersimler bu kuvvetlere toptan hücum etmislerdir. Türkler, Dersim Dersimleri'ni Dersim daglarinda sarmayi basaramamislardir."
Dersim'in savunma savasim bir isyan içeriginde göstererek, dünya yayin ve basinina haberler yayarak Türk hükümetinin yaptigi hile bazen ters sonuçlar veriyordu. Buna örnek olarak Sam'da çikan ve Arap kamuoyunun yayini olan "Elifba" gazetesinin 4 Agustos 1938 gün ve 5252 sayili nüshasinda, "Dersim'de Dersim isyani" ve "Türkiye Basbakani'mn açiklamalari isyanin varligini kanitliyor" basligi altindaki su yazilari gösterebiliriz:
"Uzun zamandan beri talgraf ve dünya ajanslari haberleri devamli Türkiye'nin Dersim bölgesinde Kür! hareketinden sözetmek-tedir. Isyanin yeniden bas göstermis olduguna ayrica isaret edilmektedir. Oysa Türkiye hükümeti böyle bir durumun oldugunu resmen yalanlamaktadir. Geçen yil bu isyanlarin bastirildigi bildirilmekte ve Dersim'de emniyetin hüküm sürdügü eklenmesine karsin, Türkiye Hükümet Baskam Celal Bayar'in Türkiye Millet Meclisi'-nde dün yaptigi ve radyolardan yayinlanan açiklamasina göre, Ankara Hükümeti'nin simdiye kadar isyani bastirmayi basaramadigi ve gerçegi kamuoyundan gizlemis oldugu anlasiliyor. Çünkü hükümet baskani, Dersim bölgesinde büyük askeri manevralar yapilacagim ve Dersim'de son günlerde çikan isyanlari bastiracagim ve bu amaçla üç büyük ordunun hemen Def sim e gönderilecegini bildirmekle birlikte, bu ordularin tank ve uçaklarla donatilmis bir sekilde manevralara katilacagini açiklamistir... Bu dehsetli açiklama halka gerçegi anlatmis ve Dersim'de isyanin varoldugunu itirafla birlikte, durumun pek tehlikeli oldugunu da kanitlamistir."
Türkiye hükümeti bir taraftan dünya kamuoyunda karisiklik yaratmaya devam ederken, diger taraftan da yapilan zulümleri dünya uygarligina bildiren ve Türkiye sinirlari disinda bulunan Dersim aydinlan hakkinda da siyasi Türk temsilcileri araciligiyla yabanci devletler disisleri bakanliklarina basvurmus ve bunlarin Türkiye'ye teslimlerini istemisti. Uluslararasi hukuka aykiri olan bu istek hiçbir devlet tarafindan kabul edilmemis ve Dersim aydinlarinin çalismalan-na engel olunmamistir.
Türkler, Dersim sorununun ortak bir tehlike olduguna komsu devletlerden bazilarini kandirmayi basarmis ve maalesef bunlarla birlikte Dersimler aleyhinde ortak önlemler alinmisti. Bu konuda Sam'da çikan, "El Amel-El Kavim" gazetesinin 7 Agustos 1938 gün ve 52. sayisinda Istanbul, Atina ve Bagdat muhabirlerine dayanarak verdigi asagidaki haberler sorunun Önemini açiklamaktadir.
"Tehlikeli anlasmalar..."
"Dersimler Türk ordularina hücum ederek bir kismini yendiler. Bu nedenle Irak, Iran ve Türkiye birbirlerine yardima karar verdiler."
"Istanbul- Dersim isyani siddetlendiginden, Dersim'e 3. Kolordu Türk askeri daha hareket etmistir. Isyani bastirmak için yeniden çatismalar baslamistir."
"

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:40 AM
Atina- Siddetli sansüre karsin, aldigimiz dogru ve degerli bilgilere göre, Dersim Dersimleri, Dersim daglarinda Türk kuvvetlerini kirmislar ve birçok silah, cephane ve yiyecek elde etmislerdir. Bu zaferin üzerine tarafsiz kalmis olan kabileler de kadin, kiz ve hatta çocuklariyla savasa katilmislardir. Türkiye hükümeti orduya devamli yardim göndermektedir."
"Bagdat- Dersim fitnesini bastirmak üzere Hamit Sapçi kumandasindaki askeri birlikler Sesler bölgesine gönderilmistir. Üç devlet sinirlari arasinda Dersim isyan hareketinin genislememesi için karsilikli önlemler alinmasi konusunda Irak, Iran ve Türkiye hükümetleri arasinda görüsmeler sürmektedir."
Yukaridaki yayinlardan çikarilabilecek biricik anlam; Dersim vatanini ellerinde bulunduran üç devletin bu ulusu imha için ortak bir plan çizmis olduklaridir. Bu plani uygulamak için de yabanci tahriki ile çikmis bir Dersim isyanindan sözederek, yapilacak katliami dün ya medeni halklari karsisinda maskelemek hedefinin takip edilmekte oldugudur. Çünkü çoktan beri ortak bir plan hazirlamis olan bu devletler, Dersimler'in dis dünya ile iliskilerini tamamen kesmis olduklari için Dersimler'iti Ruslar'dan yardim görmüs olmasini ileri sürmeleri akil ve mantikla alay etmelerinden baska bir sey degildi.
Gün geçtikçe Türk ordularinin Dersimler'in ölüm-kalim mücadelesi karsisindaki basarisizliklari dikkati çekmeye baslamisti. Bunun en açik kanitlarindan birisi Sam'da çikan ve o zaman hükümetin yan resmi organi olan "El Kabes" gazetesinin 13 Agustos 1938 gün ve 1470 sayili nüshasinda Atina muhabirine dayanarak verdigi asagidaki haberdi: "Dersim'de Dersim isyani canlandi." "Hükümet manevralar bahanesiyle ordular gönderiyor." "Atina-(Sark-El-Arabi)- Siddetli sansüre karsin Türkiye'de çikan Dersim isyani hakkinda kiymetli bilgi alinabilmistir. Yeni ve büyük kuvvetler yeniden Dersim üzerine gönderilmistir. Türkiye hükümeti tela§ içindedir. Dersim isyanini bastirmak amaciyla Türkiye hükümeti yillik askeri manevralarini Dersim bölgesinde yapmaya karar vermistir. Bu durum Türk hükümetinin askeri, siyasi ve mülki makamlarinin ne derecede korkunç bir durumda bulunduklarim ve Dersim isyaninin ne kadar önemli oldugunu göstermektedir. Bu manevralar aracigiliyla güdü/en amacin, isyan bölgesinin temizlenmesi oldugunu hükümet itiraf etmistir. Alinan son haberlerden anlasildigina göre, Türkiye hükümeti Dersim memleketinde toplumsal bir kalkinma gerçeklestirmek için hiçbir karar almayi basaramamistir."
Dersim Dersim, varligini ve ulusal serefini korumak için o kadar cansiperane çarpisiyor ve bu ölüm-kalim savasinda o kadar harikalar gösteriyordu ki, o zaman Türkiye'yi idare eden basbakan ve disisleri bakani bizzat savas alanina gelmis ve mücadeleyi yakindan izlemek geregini görmüslerdi. Dersim bütün dünyadan tecrit edilmis, kendi talihine birakilmis olarak umutsuz biçimde çarpisiyor ve damla damla ölüyordu. Kahraman bir milletin bu ölümüne medeni dünya seyirci duruyordu. Türk zalimlerinin üstün kuvvetleri karsisinda aslanlar gibi dövüsen bir avuç Dersim kahramaninin yarattigi harikalar, Avrupa basini tarafindan bir din gericiligi, bir yabanci tahriki diye gösterilmeye devam edip gidiyordu.
Türk ordulari Türkiye'nin her tarafindan Dersim yönüne hareket etmis ve her türlü askeri modern malzemeyle donatilmis olan bu kuvvetler, silahsiz denilebilecek kadar ilkel silahlarla kendini koruyan Dersim Dersimi öldürmeye çalisiyordu.
Dersim'in tamamen imhasi planini maskeleyen manevra sorununun bir bahaneden ibaret oldugunu, bu manevraya askeri islerle ilgisi olmayan basbakan ve disisleri bakaninin da katilmasi kanitlamisti. Bu konuda Istanbul'da çikan "Cumhuriyet" gazetesinin 24 Agustos 1938 gün ve 5130 sayili nüshasinda yayinlanan su haber dikkati çekmektedir:
"Basbakan ile Disisleri Bakani dün Elazig'a hareke! eltiler. Celal Bayar manevralarda kalarak Zafer bayraminda Istanbul'a dönecektir. Dün Özel bir vagon Ankara ekspresine baglanarak kentimizden Elazig'a dogru hareket etmistir. Basbakan hareketinden Önce Dolmabahçe Sarayi'nda büyük sef Atatürk'e saygilarini sunduktan sonra yaninda Disisleri Bakam Tevfik Rüstü Aras oldugu halde, 'Akar' motorüne binerek saat ondokuzda Haydar Pasa'ya geçmistir. Aldigimiz bilgilere göre Basbakan Celal Bayar bu sabah Ankara'da ancak bir-iki saat kalacaktir. Basbakani tasiyan özel vagon baska bir lokomotif tarafindan Elazig'a götürülecektir. Basbakan'm alana ulastigi gün büyük manevralarda görev alan karsilikli ordular birbirine kavusmus olacaktir."
Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda; "Dersim Manevralari- Hareket bu sabah safakla beraber baslayacaktir" basligi altinda su haber yayinlanmistir:
"Elazig-23- Özel muhabirimizden: Bütün hazirliklari tamamlanmis bulunan Üçüncü Ordu'nun büyük manevralari yarin (bugün) safakla birlikte baslayacaktir. Bir haftadan beri Genelkurmay Baskani Fevzi Çakmak ile Üçüncü ördü Müfettisi Orgeneral Kazim ve diger kumandanlarin katilimiyla manevralarin iliskisi teshil edilmistir. Hareketa motorlu birliklerle hava filolarimiz da büyük oranda katilacaktir."
Ayni gazetenin bir gün sonraki 5131 sayili nüshasinda ise, "Dersim manevralari dün sabah basladi. Basbakan Ankara'da kisa bir dinlenmeden sonra Elazig'a hareket etti" basligi altinda su haber yayinlanmisti:
"Ankara -24- (AA) Elazig'a gitmekte olan Basbakan Celal Ba-yar, beraberinde Disisleri Bakani Tevfik Rüstü Aras oldugu halde bu sabah Anadolu ekspresiyle kentimize gelmis ve istasyonda kisa bir dinlenmeden sonra seyahatma devam etmistir. Basbakan istasyonda Büyük Millet Meclisi Baskani Abdülhalik Renda ile Bakanlar Ismet Inönü, milletvekilleri, Milli Savunma, Büyük Erkani Harbiye ve diger bakanlar tarafindan karsilanmis ve ugurlanmistir. Içisleri Bakani, Parti Genel Sekreteri Sükrü Kaya Basbakana eslik etmektedir.'"
Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda ise;
"Elazig-24- (Özel olarak giden arkadasimizdan) Dersim bölgesindeki büyük askeri manevralar bu sabahtan itibaren baslamistir. Manevra alam Elazig-Dersim-Palu bölgesidir. Görev alan ordular, ilk temasi bu gün ögleden evvel yapmislardir. Bu ilk harekata hava kuvvetlerimiz de katilmislardir. Harekat sahasinda Maresal Fevzi Çakmak'la Milli Savunma Bakam Kazim Özalp'da hazir bulunmuslardir. Basbakanimiz Celal Bayar yarin aksam beklenmektedir."
Yakin Dogu'niin en önemli gazetelerinden olup Beyrut'ta yayinlanan Fransizca "L'Orient" gazetesi de, 7 Agustos 1938 tarih ve 26 sayili nüshasinda su makaleyi yayinlamisti:
"Dersim isyani 13 yasinda.
Ihtilal hareketinin hazirlayicisi Seyh Said asildi, ama savas asla durmadi"
"Dersim isyani 13 yasindadir. Onüç yildir Dersim halki silahim terketmemistir. Mus ovalarindan Ararat'a, Dersim daglarina kadar Dersim asiretleri küçük gruplar halinde Türk alaylarina karsi direnmektedirler.
isyan bastinlamamistir. fakat Türk Genelkurmay'i onu bastirmaya karar vermistir. Ankara'nin bu konudaki kararini 'Havas' dogrulamaktadir.
Istanbul 2 Agustos- Dersim bölgesinde yapilmakta olan manevralara paralel olarak Dersimler'in sik sik isyan etmekte oldugu Dersim bölgesinde meydana gelen yine karisikliklara karsi imha önlemleri alinacagini Basbakan haber vermistir.
Birçok tank ve uçakla takviye edilmis üç kolordu derhal hareket edecektir.
Dersim isyani nasil dogdu?
1925'îe Türk Cumhuriyeti'nin kaderi Fethi Bey'in elindeydi. Ilk büyük yenilik uygulamaya konulmustu. Fethi hükümetinin muazzam olacagi belli olan bir ise devamla görevli oldugunun anlasildigi sirada Seyh Said Mus ve Sason bölgelerinde Dersim isyan bayragini çekiyordu.
Ankara heyecan içindedir. Isyani derhal bastirmak gerek. ismet Pasa iktidara çagrilmis ve Fethi Bey elçi olarak Londra'ya gönderilmistir.
Türk ordusu genis çapli bir harekete baslamistir. Mus ovasinda baslayan meydan savasi aylardan beri devam etmektedir. Ordu büyük kayiplar vermis, operasyon hazineye 25 milyon liraya malolmustur.
Parlamento endise içindedir. Hükümet sinirlenmistir. Nihayet isyanin önderi Seyh Said ele geçirilebilmis ve Diyarakir'da meydan yerinde asilmistir.
isyan ortadan kaldirilmistir, daha dogrusu Ankara milletvekilleri ve gazetecileri öyle sanmaktadirlar.
Dersim beyleri Izmir yöresine sürgün edilmislerdir. Asilerin köyleri yakilmis, reisler cezalandirilmistir.
Fakat Dersimler Seyh Said' i inkar etmemislerdir. Savas sessizce devam ediyor. Seyh Said'in kani intikama çagiriyor. Her gün ordu ile asiler arasinda çarpismalar yapilmakta ise de Ankara bundan resmen haberdar görünmemektedir.
Dersim isyaninda Fethi Bey bir rol oynamis midir?
Fethi Bey Londra'dan geri çagrilmistir. Onun meslegini Kemalist Partisi tamamiyle reddetmistir. O intikamini alacaktir ve buna araç Türkiye'de ilk muhalif parti olarak kurulan Terakki Perver Partisi'dir. Bu yeni grup tarafindan genis bir propaganda yapilmistir. Fethi Bey'in tezini desteklercesine Büyük Dersim Sefi Ihsan Nuri Pasa Ararat'taki kendi taraftarlarim ayaklandirmayi basarmistir. Dersimler çok sayida modern savas silahlarina, cephane ve paraya sahiptirler. Sovyetler Ihsan Nuri'yi destekliyor. Karahan oradan geçmistir.
Türk ordusu Ararat daglarini kusatarak bu ikinci isyani sonuçsuz birakmayi basariyorlar, imha hareketi zalimcedir

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:43 AM
Adana'da birçok asi asilmistir. Asiretlerden çogu toptan sürgün edilmistir.
Türk-Iran Pakti
Türk halkinin bu isyana unsurunu iyi kontrol edebilmek Için Ankara Tahran'la uyusuyor. Ararat'i olusturan iki büyük dagin Küçük ve Büyük Ararat'in kontrolünü Türkiye'ye terkeden bir Türk-Iran pakti imzalanmistir. Stratejik üstünlük saglandiktan sonra esasa yönelik düzeltmelere baslanmistir. Doga illeri emrinde askeri ve idari uzmanlar bulunan ve Genel Müfettislik adini tasiyan askeri bir valinin yönetimine birakilmistir. Diledigini yapabilmek yetkisine sahip olan bu generalin merkezi Diyarbakir'dir. Lyauiey düzeyindeki Fransiz insaatçilari gibi bu general da köyler, okullar yapimina baslar, insaati gelistirir. Çünkü insaat yolunda giderse her sey yolunda gider.
Balkanli Türk göçmenlerini sevkedip bu bölgelere yerlestirmek için Ankara'dan izin alir. Dersimleri darmadagin eder. Iskan kanunu meclisten geçmistir. Bu kanunun hükümlerine göre hükümet Türk olmayanlari, Türklerin çogunlukta oldugu yer/ere dagitmak yetkisine sahiptir. Fakat bu usul felç olur. Balkanlar'dan gelen göçmenler bu yörenin iklim kosullarina dayanamayarak tarlayi takimi birakarak kaçarlar.
Üçüncü isyan
Ankara yeni önlemlere basvurmaya girismisse de, çok geç kalmistir. Dersim daglari halki isyan halindedir.
1936 yili içindeyiz ve isyanin bastirilmasi ordunun bir yillik bir çaba harcamasini gerektirmektedir. Hava kuvvetleri seferber edilecektir. Genel Kurmay'm elinde bulunan her çesit modern harp silahi bu yörede denenecektir.
Simdi de 1937 yilindayiz. Ismet Pasa Türk Meclisi kürsüsünden su resmi açiklamada bulunuyor: 'Dersim sorunu çözümlenmistir.'
Gerçekte de sorun çözümlenmise benziyor. Idari düzenlemelere baslaniyor. Dersim yeniden vaftiz olunarak adi degisiyor. Yasa ona 'Tunç EH' adini takmistir. Bu ile askeri bir vali atanmis ve sikiyönetim devam etmektedir. SeidRtza'nm hedefleri.
Hükümetçe tasarlanan düzeltmelerin uygulama alanina konmasi için bir sükunet devresinin baslamasi beklenmektedir. Bu sirada öncekilerden daha siddetli olan dördüncü Dersim isyani patlamistir.
Celal Boyar halki sükunete çagiran su açiklama ile ise baslar: 'Ey Dersim halki, eger silahlarinizi ierkederseniz, sizin için kollarimiz hazirdir. Merhametimiz büyüktür, fakat gazabimiz daha büyüktür. Dilediginizi seçmek sizin elinizdedir,'
Bu açiklama geçen 28 Mayis'ta yapilmistir. Seid Riza'mn yegenleri Hüseyin ve Halil aganin oglu Hasan, Yusufan asireti reisi Fertik Aga gibi yigit gençleri Dersimler kendilerine reis seçmislerdir. Onlar mücadeleye devam edeceklerdir. Bagimsizliklarini, özerkliklerini istemektedirler ve bu gibi amaçlarin gerçeklesmesi için girisilen mücadeleden geri dönülemez.
Dersim kaynasma halindedir. Her taraftan takviye kuvvetleri yetismektedir. Dersim alaylari Irak, Cezire ve Iran yönlerinden gelmekte olan gönüllü birlikleriyle kabarmaktadir.
Acaba Dersimler Dersim bölgesini manevra için Celal Bayar'm gönderdigi motorize alaylara, hava kuvvet/erine ve 3. Kolordu'ya karsi sonuna kadar dayanabilecekler mi?
Dersim isyani bir kez daha sonuçsuz kalacaktir. Fakat tohum ölmeyecektir. Simdiki önderler birbiri ardi sira düsecekler, yerlerine baskalari gelecek ve Dersim isyani devam edecektir."
"El Kabes" gazetesinin bundan önce kitabimiza almis oldugumuz haberleriyle Fransizca "L'Orienf gazetesinin yukaridaki makalesi Dersimier'in moralinin çok yüksek oldugunun yabanci gözüyle incelenmis kanitlandir.
Görülüyor ki Ankara, Türk yöneticileri, Türk ordularinin tamamini Dersim'in üzerine göndermis ve en deneyimli gererallerini harekati yönetmekle görevlendirmisti. Yine Türk devletinin en büyük yöneticileri harekati yakindan izleyebilmek için Dersim bölgesine kadar gelmislerdi.
Dersim üç yildan beri bu muazzam Türk ordularina karsi savasmakta ve hiçbir yardim görmemekteydi.
1937 yili sonlarinda Suriye'de bulunmakta olan sehit Seyh Said merhumunun kardesi Seyh Abdullah'in beraberinde bulunan mülteci Kül'distan kahramanlariyla birlikte Suriye'den hareket ederek Dersim savasçilarina katilmak için giderken, Diyarbakir yöresinde Türkler tarafindan pusuya düsürülerek arkadaslariyla birlikte sehit düsmesine, Türkiye'den kaçak olarak gelmis olan bir yüzbasinin ihaneti neden olmustu.
Dersim yöresinde büyük manevralar bütün siddetiyle devam ediyordu. Teslim olan Karabal, Ferhat ve Pilovank asiretleri tamamen imha edilmislerdi. Asiret reislerinden Kangooglu Mehmet Alî ve Aliser Agaoglu Cems.it, Hozat caddesinde Mustafa Pasa köprüsünde kursuna dizilmislerdi.
Bu asiretlere üye kadin, çocuk ve ihtiyarlar samanliklara doldurularak yakilmisti. Öteden beri hükümete boyun egen Piivank ve Asagi Abbas asireti üyeleri ve aileleri de In ve Inciga vadilerinde bütünüyle kursuna dizilmislerdi. Irgan köyünde de bütün kiz ve kadinlar toplattirilarak üzerlerine petrol serpilip feci sekilde yakilmislardi. Hükümete boyun egen ve orduya teslim olan Seyh Mehme-dan asiretinin merkezi Kheç köyüne gece bir baskin düzenlenmis ve bir tek kisi bile ayrilmadan milralyöz ve top bombardimaniyla halk imha edilmisti. Hozat merkezindeki boyun egmis Dersimler ve Karaca seidlei'inin halki aileleriyle birlikte Hozat kislasi civarina getirilmis ve makinali tüfek atesiyle imha edilmislerdi. Vahset o dereceye varmisti ki, birçok yasli insanin süngü ile gözleri oyulmus ve tüyler ürpertici canavarliklarla öldürtülmüslerdi.
Silahli asiretler daglara siginarak, arasi kesilmeyen topçu atesine ve uçak bombardimanina karsi korunmaya çalisiyorlardi. Teslim olan Maz-giit ilçesinin Kureysan asireti üyeleri de tamamen süngüden geçirilmisti.
Binlerce genç kadin ve kiz Türk canavarlarina namuslarim teslim etmemek için kendilerini Mimzur suyuna atip intihar ederek Dersim serefi ugruna ölüyorlardi. Munzur ve Firat nehirleri üzerinde günlerce Dersim'ün bu kutsal sehitlerinin cesetleri yüzmüstü. Bölgeyi top ve uçaklarin saçtigi zehirli gaz bombardimanlari kesif bir sis tabakasi altina almis, yasayan hiçbir yaratik kalmamis, yanan evlerin ve ormanlarin manzarasi cehennemi bir hal sergiliyordu.
Dersim 1938 yili Eylül ve Ekim-Kasim aylarinda tarihinin en çetin ve acili günlerini yasamistir. Dersimi: Dersim kadin ve kizlar. Türklerin eline geçmemek için kafile kafile kendilerini uçurumlardan atarak ve kursunla intihar ederek ölümün kucagina atiliyorlar ve bu kadin kahramanliklari düsman saflarinda bile hayretler uyandiriyordu. Binlerce Dersim kizi arasinda iffet ve namusunu koruma ugurunda kendini Iksor uçurumlarindan atarak sehit olan 14 yasindaki kizim Fato da vardi.
Sehir ve köylerde ele geçirilen bütün Dersim gençleri geceleri evlerinden alinarak degisik sekillerde imha edilmislerdi. 1937'de askere alinip Türk bayragi altinda hizmet etmeye devam eden Dersimliler de içinde yer aldiklari birliklerden seçilerek ayricaliksiz kursuna
dizdirilmislerdi. Bunlar arasinda Diyarbakir uçak karargahinda askeri yazicilik yapmakla olan kardesim Hidir tutuklu olarak Pertek merkezine getirilmis ve Dersim'de tutulan diger kardeslerim Riza ve Ismail ile birlikte Mercimek bölgesinde kursuna dizilmislerdir.
Saldiran üç ordunun birlesmele-riyle tarama hareketinin devam ettigi sürede gerek teslim olan ve gerekse tutuklanan kadin, kiz, erkek; bir yasindan yetmis yasina kadar merhametsizce mavzer ve makinali
tüfek yaylim atesiyle imha edilmislerdir.
Köyler tamamen yakilmis ve ordu bölgelerinde canli-cansiz hiçbir iz birakilmamistir. Bütün hayvanlara el konarak orduya maledilmistir.
Harekat sahasinin agirlik merkezi Hozat, Çemisgezek, Ovacik ve MazgIrt ilçeleri oldugundan bu bölgelerde yapilan zulüm derecesinde bir vahset ve acimasizligin Örnegine dünya tarihinde ender rastlanilir.
Askeri harekat sahasinda bulunan Erzurum Kolordu Kumandani ve Türklerce "Hababam" adiyla taninan Tevfik Pasa, yapilan zulmü elestirerek adil ve insani bir hareketin gerçeklestirilmesini ordu kumandanligindan rica etmis ve hemen Dersim'den alinarak Ankara'ya gönderilmis, ve sorguya çekilmistir. Ayni kolordu subaylarindan binbasi Hayri, Dersimli Dersim kafilelerinin mitralyöz atesine tutulmalarini dürbünle seyrederken, annelerinin kucaklarinda bulunan zavalli Dersim yavrularina kursun isabet edince hoplayip firlamalari manzarasi bu subayin beynini o kadar yaralamis ki, bahtsiz çocuklardan birini kendi öz çocuguna benzetmis ve ani olarak bayilip yere düsmüstür. Bu olay üzerine hastalanan ve delilik belirtileri gösteren bu subay cephe gerisine aldirilmistir. Dersimler hakkinda reva görülen bu zulmün dehsetinin bir düsman subayinin sinirlerini bozmus olmasi, Türk cinayetinin korkunçlugunun derecesini ölçmek için en açik kanittir.
Türk ordulari Bamasoran, Hormekan, Sadyan, Izolan, Hiran, Balaban, Koziçan asiretleriyle Pülümür, Nazimiye ve Erzincan bölgeleri asiretlerinin üzerine hareket firsatini bulamadan, kar firtinalari baslamis ve bu nedenle ordularin geri dönmesi kararlastirilmisti. Bu çekilme hareketine karsin merkezlerde bir kisim askeri kuvvet birakilmisti.
Kistan sikilip açligin ve sogugun baskisi ile daglardan inerek kasabalarin civarina yaklasmaya zorunlu kalan Dersimler kafile kafile toplanarak iplere baglanmakta ve yaylim atesiyle imha edilmekteydiler. Bunlarin arasindan bir kisim çocuk ve ihtiyarlar seçilerek bati illerine; Ankara, Konya, Eskisehir, Izmir ve diger sahil Illerine sürgün ediliyorlardi.
Ümitsiz Dersim direnisi yer yer devam ediyor ve bazi magaralara siginmis olan Dersim kahramanlari Türk kuvvetlerine karsi ellerinden gelen intikam darbelerini indiriyorlardi.
Sam'da çikan "El Istiklal El Arabi" gazetesinin 6 Eylül 1938 tarih ve 3137 sayili nüshasinda bu gazetenin Carablus Türk sininndan alarak yayinladigi su haber dikkati çekmektedir;
"Dersim Daglarinda"
"

isyanateşiyiz62
13-09-2006, 06:43 AM
Carablus-Sinir (Arabi ajansi) Dersim daglarinda isyan devam ediyor. Bazen sönüyor, bazen yeniden canlaniyor. Onaya çikan fit garip olay askeri merkezlerde önemli bir etki yaratmistir. Söyle kî; 18 günden beri Dersim daglarinin bir magarasinda Türk kitalari bir kisim Dersimleri kusatmislardi. Asiler Seslim olmak ve beyaz bayrak çekmek zorunda kalmislardi. Bunun üzerine Türkler asilere magaradan çikmalarim emretmis ve sayilan yüzseksen kisiden olusan bu kuvvetten bir kismi magaradan çikmislardi. Asi kumandani magara çevresindeki Türk askerlerini görünce küçük bir is/üret vermis ve magaradaki arkadaslari da silahli olarak magaradan çikinca asi kumandaninin verdigi yeni bir isaretle asiler Türk birligine siddetle hücum etmisler ve Türk kuvvetlerini kismen imha ederek ve kismen de kaçmak zorunda birakarak kusatmadan kurtulmuslardir."
Arapça gazetenin verdigi bu habere göre, Dersim kuvvetlerinin, hareket olanagim yitirmis olmalarina karsin Türklere teslim olmanin feci sonuçlarini hesaplayarak kahramanca çarpisip ölmeyi yegledikleri görülmektedir.
Askeri harekat sona erdikten sonra, Pülümür-Koziçan'dan hükümet merkezine gitmis olan asiret reisleri de tamamen bati illerine sürgün edilmislerdir.
Türk hükümeti, askeri harekat bölgesini on yil süreyle yasak bölge ilan etmis ve bir kisim bölgeyi de ayirarak buralari "yerlesim alani" saymistir. Abdullah Alpdogan Pasa'nin olum ile Mazgirt ilçesinin Tursemek nahiyesi bölgesinde Munzur nehri ile Pah sularinin birlesme noktasinda, Mamikan köyü sehir sayilarak burada birçok kisla yaptirilmis ve Tunç Eli merkezi olarak bu köye Kalan adi verilmistir. "Kalan" sözü Türklere göre güya Türkçe bir sözmüs, oysa bu söz öz be öz Dersimçe bir sözdür. "Kal", yani ihtiyar sözcügünün "an" birlesik edctiyla, "ihtiyarlar" demektir. O halde bunak ve sersem Türk generalin yeni ad sanarak bu Dersim köyüne verdigi unvan yine bir Dersim adi olmustur.
1938 Eylül, Ekim, Kasim aylari DersIm'in hürriyet ve bagimsizlik mücadelesinin tarihi üzerine siyah perde indiren ve Dersim'In yenilgisini yazan feci bir tarih olmustur. Kahraman Dersim son kursununu attiktan, son fedaisini sehit verdikten sonra seref ve namusla düsmüstür. Türk hükümeti silah kuvvetiyle ve mertçe çarpisarak degil, kahpece ve korkakça hile ve oyunlarla civanmert Dersim'ün iyiniyetini kötüye kullanarak, onun reislerini tuzaga düsürerek imha ettikten sonra, bassiz ve öndersiz kalan Dersim'in kadin ve çocuklarinin üzerine bogucu ve zehirli gaz kullanarak yüzler kizartici kahramanligini (!) uygulama serefsizligine kadar alçalmis, küçülmüs, küçülmüstür.
Yenik ve yikik Dersim'e Türk idaresi baykus kanallarini germis ve insanligin kurallari disinda özel emir ve yasalarla bu yikintiyi idareye baslamistir. Dersimi Türklestirmek amaciyla bazi bölgelerde okullar açilarak Dersim çocuklarina Türkçe okutturmaya, Kültçe konusmayi yasak etmeye çalismis ve bu konuda o kadar vicdansizca hareket edilmistir ki, Dersimçe konusan her çocuga her Dersimçe sözcüge karsilik dört gün okul içinde hapis cezasi uygulamasi kural olarak konulmustur.
Dersim çocuklarina yapilan telkinlerin basinda alalarinin Türk oldugu, babalarinin yanlis olarak Dersimlestikleri ve çocuklarin Dersimlüge yöneltilmesinin yanlis bir sey olup, bu yola Dersimleri yönetenlerin yabancilar oldugu propaganda edilmistir.
Dersim'in çevre yörelerinde okul ve buna benzer egitim kurumlarinin açilmasi söyle dursun, yolcularin gözünden uzak olan bu yörelerde halk kendi haline birakilmis ve her çesit gida, yerlesim ve giyim araçlarindan yoksun olan bu bölge halki açliktan ve soguktan ölmeye mahkum edilmistir.
Türk hükümeti geçit yerlerindeki pek ender yerler disinda, Dersim'in hiçbir tarafinda ne bir yol, ne bir köprü yapmamis, tarim ve ekonomik hiçbir yardim ve kalkinma aracinin kullanilmasini düsünmemistir. Bu bilinçli bir durumdur. Çünkü izlenen amaç, kursunla öldürülemeyen ve hala yersiz, yurtsuz, aç ve çiplak dolasan Kalan Dersimleri beyaz katliam ile ortadan kaldirmak ve bunlarin biraktiklari bahtsiz yetimlere kimliklerini unutturarak Türklestirmek olmustur.
Bulun bu insanlik disi önlemlere karsin Dersim'in an Zaza Kürdü-ne dilini, töresini ve milliyetini uiiullurainayacagini sonunda inanan uygar (!) Türkiye Cumhuriyeti bu bahtsiz Dersim halkini asirlardan beri üzerinde yasadigi ana yurdundan uzaklastirmaya karar vermis ve Dersim halki aç, çiplak, bakmisiz ve perisan bir halde yerlerinden çikartilip bati illerine sürgün edilmislir. Çogunlugu kadin ve çocuklardan olusan bu göçmen kafilelerinin batiya aktikça kuruyan bir insan seli gibi tükenerek, kuruyarak Ege sahillerine kadar ulasabilen kalintilar oralarda Türklerin yaninda köle gibi hizmete verilmislerdir.
Roma kölelik devrinin bütün zulüm ve gaddarliklarini gölgede birakan Dersim kölelerinin durumuyla uygar dünya ilgilenmemis ve Türkiye denilen Dersim cehennemi içinde dram devam etmistir. Türk diplomatlarini salonlarina uygar ulus temsilcileri diye kabul eden "Bati demokrasisi" bir an bile Dersimler hakkinda yapilan cinayetin hesabini sormaya cesaret edememistir,
Batiya sürülen Dersim göçmenlerinden sag kalanlar, on yil sonra yani 1948 yilinda Dersim'e geri gönderilmislerdir. Fakat bu zavallilarin ne gibi kosullar altinda Ülkelerine dönecekleriyle hükümet asla ilgilenmemistir. Çünkü dönüs kis mevsimine rastlamis ve Dersim daglarina serpilen bu biçareler gidasiz, aç, çiplak bir halde olduklarindan ikinci imha politikasi ürününü almistir.
Dersim'e dönen göçmenlerin durumu ve Dersim'in genel hali hakkinda en çok tanikligi bizzat bir Türk gazetesinin agzindan dinleyelim.
Istanbul'da çikan "Son Posta" gazetesinin yazarlarindan Osman Mete 1948 yilinda Dersim'de yaptigi inceleme ve arastirmalar üzerine sunlari yazmisti:
"Tunç Eli'ne gittim. Burasi eski Dersim'dir. Issiz ve insandan arindirilmis bu yerleri gezdim. Kalan'dan Araraî'a kadar, orada bulunan halk ile konustum. Onlar tahsildardan ve adi bir jandarmadan baska bir hükümet memuru görmemisler. Köylerin içerisine girdim. Bu köyler yaklasik bes kilometrekare genisliginde araziler üzerinde kurulmus ve her ev bir küçük tepe üzerine yerlestirilmistir. Buradaki insanlari görmek ve onlarin yasamlarini ve ruhunu anlamak istedim. Ama maalesef bizim eski zamanimizdan kalmis hiçbir eser göremedim. Sa-naat kesinlikle yoktur, ziraat ve ticaret yoktur. Orada bütün hayatini yüz keçisinin arkasina baglayan çaresiz insanlari gördüm. Tunç Eli, eski Dersim, besinci asri yasiyor ve bugünkü gelisen Türkiye'nin sinirlari içinde bulunmasina karsin yirminci asrin nimetlerinden hiç de yararlanmamis. Nihayet basim döndü ve bir Türk çocugu olarak duygularim yaralandi ve üzüldüm."
"Tunç Eli vilayet merkezi Kalan'dir. Munzur çayi üzerinde kurulmus sadece elli haneden olusan bir yer. Bu bogaz da hiçbir saglikli girisim ve özen görmemis ve yilda burada üç milyon lira yitiyor. Kalan'da bu köy niçin bu kadar uygun olmayan bir yerde kurulmus diye sordum. Bana dediler ki, Dersim olaylari temizlendikten sonra Dersim'de bir il merkezi kurmak için bogazlar komisyonu tarafindan o dönemin müfettislerinden Abdullah Pasa'ya görev verilmis ve Abdullah Pasa diger uzmanlarin fikrine karsin bu yeri uygun görmüs. Uzmanlar itiraz ve sikayette bulunup 'Pasam burada il yapilir mi ve buraya milyonlar harcanir mi' demelerine karsin Abdullah Pasa düsüncesinde israr etmis ve il merkezini orada kurmustur.
Burada insanlar sadece keçi gütmekle mesguldürler. Kadinlar özellikle fazla çalisirlar ve erkekler bos otururlar. Söyle ki, Dersim'de insan yasami yüzde seksenbes durmus ve kötürüm haldedir. Fikir yoktur, çünkü okul, medrese yoktur. Medeniyet sartlarinin hiçbir usulü ve zerresi buraya girmemistir. Onbinlerce insanin nüfus kagidi ve kaydi bile yoktur. Doktor yoktur, ilaç denilen bir sey orada bilinmemektedir. Köyleri birbirine baglayan yollar yoktur. Dersim halkindan herhangi biri hükümet denilince sadece tahsildari ve jandarmayi bilir. Bu yörede yüzbindenfazla nüfus yasamaktadir. Bu bayagi ve insanlik disi halin sorumlulugu hükümetimizin düzenledigi heyetlerin olsa gerekir. Çünkü biz hükümet olarak Dersim'den aliyoruz, fakat Dersim'e bir sey vermiyoruz. Bu sorumlu durumu devam ettirmeye hakkimiz yoktur."
Iste, bir Türk yazarinin kaleminden fiskiran gerçekler... Iste, bir Türk çocugunun Dersim bölgesi hakkindaki inceleme ve duygulari... Iste Türk hükümeti yöneticilerinin medeniyet dünyasina karsi Dersim'i islah ve medeniyet günesine kavusturma formülleriyle isledikleri cinayetlerin sonuçlari, yaptiklari soygunculuk ve hirsizliklarin canli bir kaniti.
Dersim "askeri harekatindan" sonra geçen on yil içinde Türk hükümetinin Dersim bölgesinde yaptigi, daha dogrusu yapmakta oldugunu ilan ettigi yenilestirme girisimleri, zavalli Türk milletine sadece Dersim merkezi için yjlda 3 milyon liraya malolmasina karsin bu paralardan bir santiminin bile amacina uygun harcanmadigi, idare adamlarinin cebine indirildigi ve isin dis görünüsünün göz boyaciligindan baska bir sey olmadigi meydandadir.
2. DERSIM KATLIAMI 4:

Munzur Dersim'in kirvesidir
Dersimliler Munzur ile Dersim arasindaki iliskiyi söyle özetliyor: "Munzur Dersim'in kirvesidir. Kirvelik bizde kutsaldir. Kirvelik ikrardir. Biz Dersim'e ölümüne bagliyiz. Ikrarimiz bizim en mukkades varligimizdir. O varligi her Dersimli korumak zorundadir."
SAVAS POLAT / OKTAY UÇAR

Mustafa Kemal
13-09-2006, 09:30 AM
Şu bir gerçektir ki; DERSİM hiç bir zaman devletin egemenliği altında kalmamıştır..Her zaman devletin üstünde bir güçtür..Bu arada 38 de 50 bin kadar insanımız öldürülmüş ,bi bu kadarıda erzincan ,bursa,kars,bingöl gibi çeşitli illere sürgün edilmiştir,o dönem maddi durumu iyi olanlar kısmen sürgünden kurtulmuştur..tabi buna inanmayanlar da olacaktır devletin arşivlerinde mevcuttur,ama devlet bunu göstermez,,kısmen bazı görüntüleri roj tv kanalıyla gösterilmiştir,ayrıca benim gibi dersimli olanlar38'i yaşayan atalarımızdan dinlemişizdir.

'''DERSİM DAĞLARI ŞAHİDİMİZDİR 38'E''''

'DERSİME ve DERSİMLİLERE uzanan eller kırılır.......

1.)bu konuda tamamen siyasi konuşan bazı ezberciler,roj tv gibi *** nın yan kuruluşunu kaynak gösteriyorsa bu kişi kime hizmet ediyor?
2.)Dersimde(yahut tunceli'de) yapılan bir askeri operasyom olmuştur.Yine masum insanlar öldürülmüştür.Burada yapılan katliamı kişiler yapmıştır.O zamanın komutanı ve elazığ valisi yapmıştır.Bunu Mustafa Kemal yapmış gibi göstermek yanlıştır.
3.)konuyu açan forum üyesi şu yazıya yer vermiştir:

"İIsterseniz S.Rıiza'yıi, amansıiz düşsmanıi fa*natik bir Kemalist'den dinleyelim.

"Seyit Rıiza'nin siyasi fikri nedir, devlet nüfuz ve tesirinden azade olan Ağgdat muhiti neye gebedir? Bunlarıi katiyetle kestirmek kabil değgildir. Seyit Rıiza men*faati için herşseyi yapabilecek bir tiynette idi.

Meşsrutiyetten evvel (1908'den evvel; S.C.) Ermeni komiteleriyle de birlikte çalıişsmıişs, Taşsnaksiyon komitesine yazıilarak, onlarıin gayelerine andiçmişs derlerdi."

Fakir bir kemalisttir:)Dersimde yapılan operasyonla Kemalizm'in hiçbir alakası yoktur.Öne sunduğunuz tezler tamamen kürt ayrılıkçılarının hipotezidir.Şeyh sait tayfasının sözleridir.
Seyit Rıza Dersim olaylarında barışçı bir yaklaşım izlemiştir;ama ne yazık ki elmanın kurdu kendi içinden çıkar sözünü Tuncelli bazı aşiret reisleri kanıtlamıştır.
Burada yazılan açıklamalar Türkiye Cumhuriyeti ve onun bölünmez bütünlüğünü ifade eden yazılara terstir.Hatta bu yazı Aleviliğe zarar verecek türdendir.

Dersim dağlarında terörist besleyenler,askere kuşun sıkanlar veya sıktıranlar ve bu teröristlere yardım ve yataklık edenler;dersimliye zarar vermektedir.halkın yoksul ve çaresiz kalmasına sebeb olmaktadır.Bunu yapanlar roj tv gibi *** kuruluşunu izlemekte ve emirlerini oradan almaktadır.

Kaynaklarınız gerçekten çok kötüydü...Yazdığınız yazı tamamen siyaset kokan etnik ayrımcılık yapan bir anadüşünce taşımaktadır.Yazılan yazıyı Kınıyorum:)
Bu duruma izin veren yöneticileride uyarıyorum.....

kızılırmak
13-09-2006, 11:34 AM
ben şunu anlamakta zorluk çekiyorum Dersim katliamını Atatürk yaptırdı diyorlar bir kısım ise Celal Bayar yaptırdı diyorlar elinizde bu konu ile ilgili bilgisi yada belgesi olan arkadaşlar varsa paylaşırlarsa sevinirim...

ufuk44
15-09-2006, 12:28 AM
sevgili isyanateşiyiz62

bu konu hakkında yazdığı mesajların başlığı dersim katliamı diye başlıyor ve o çizelgede devam eden bir düşünceyle devam ediyor.

arkadaşımızın bu konu ile yazdığı bütün yazıların silinmesini alevileriz.org yönetiminden rica ediyorum.


saygılarımla

Kandemir
06-10-2006, 06:34 AM
Mustafa Kemal arkadaşımızın eklediği yoruma katılıyorum.

Dersim'de meydana gelen isyan istismar edilmektedir. Bazı kimliksizler (sözüm meclisten dışarı) Alevileri Atatürk'ten ve Türk Ulusu'ndan koparmak için binbir türlü yollara başvurmaktadırlar. Neymiş, güya Atatürk Dersim'de Alevi katliamına sebep olmuş, Alevilere soykırım uygulamış, Alevileri ezmek ve yoketmek için Dersim'de Alevi avına çıkmış... vs vs." Yani üstü kapalı, çok sinsi bir şekilde "Atatürk Alevi katilidir" demeye çalışıyorlar. Ne diyelim buna: Allah bizleri cahillerden korusun. Çünkü cahil, cahilliğinin farkında değildir!

1937 ve 1938'de Dersim'de kimse kimseyi sırf Alevi olduğu için öldürmedi. Atatürk böyle birşeye hiç izin verirmiydi? Atatürk bu isyanı bastırırken izlediği tavır Alevileri ezmek tavrı değil, bir aşiret ayaklanmasını bastırmak tavrıydı. Biraz mantıklı düşünelim; Dersim o zamanlar Alevi olmayanlardan oluşsaydı Atatürk bu isyana seyirci mi kalacaktı? Elbetteki hayır. Bu soruya "evet, Dersim o zamanlar gayri-Alevilerden oluşsaydı Atatürk müdahele etmezdi" şeklinde cevap verenler harbiden beyinsiz kör cahil ahmaklardır ve kendilerine sormak gerekir: Menemen olayı aynı şiddetle bastırılmadı mı? Şeyh Sait isyanı aynı şiddetle bastırılmadı mı? Ağrı isyanı aynı şiddetle bastırılmadı mı? "Dersim'de Alevi katliamı yapıldı" diyen zihniyet, aynı mantık çerçevesinde Şeyh Sait isyanı hakkında "Sünni katliamı yapıldı" diyebilecek mi? Bu ne perhiz? Bu ne lahana turşusu? Atatürk gibi otoriter bir devlet adamı herhalde çıkarılan isyanları davul zurnayla karşılayacak değildi. Dersim ve Şeyh Sait isyanları irdelendiğinde ve göz önüne alındığında. Atatürk'te devrimlerine karşı gelen, kendi iktidarını tanımayıp tehdit eden her güç ve mihraka yaptığının aynısını ve bunların diğerlerine göre daha tehlikeli ve riskli olduğunun bilinciyle hatta bunu bir savaş olarak algılayarak belkide en sert ve tesirli bir şekilde bu olaylara müdahaleden kaçınmamıştır. Yaşadığı devri, bulunduğu psikolojiyi dikkate alırsak herhalde daha sağlıklı bir yorum getirebiliriz kanaatindeyim.

Aleviler, Kurtuluş Savaşına tam destek vermiş ve daima Mustafa Kemal Atatürk'ün yanında yer almışlardır. Tabi Atamız aynı zamanda çalışmalarını Alevilerle ortak yürütmüştü, önemli ve stratejik noktalara bu güven duyduğu kişileri getirmişti. Bir kaç örnek vermek gerekirse: Cemalettin Efendi'yi (Kırşehir Milletvekili) TBMM başkanvekilliğine getirmişti. Hüsamettin Ertürk'ü, şimdiki adı MİT (Millî İstihbarat Teşkilâtı) olan Teşkilât-ı Mahsusa'nın başına getirmişti. Alevi-Bektaşi büyüğü doktor Ragıp Evrensel'i özel doktorluğuna getirmişti. Ali Naci Baykal'ı ise PTT gizli şifre amirliğine getirmişti, vs vs. Şahkulu Dergâhı'nın postnişlerinden Topal Tevfik Baba, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu istihbarat teşkilâtı olan Müdafa-i Milliye Teşkilâtı'nda görev yapmıştı. Kurtuluş Savaşı yıllarında 6 milyonluk Alevi kitlenin önderi Cemalettin Çelebi, Atatürk'ün başkanlığındaki ilk Meclis'te başkanvekili oldu. Atatürk savaşla ilgili tüm gelişmeleri Hacı Bektaş Dergâhı'na hemen bildiriyordu. Madem Atatürk Alevi avına çıkmıştı, neden stratejik noktalara Alevileri getiriyordu? Madem Atatürk Alevi avına çıkmıştı ve Alevilerle bir problemi vardı, benzer olayların Alevilerin yoğun yaşadığı diğer bölgelerde de görülmesi gerekmez miydi? Yoksa Atatürk Dersim'de yaşamayan Alevileri katletmeyi unutmuş da bizim mi haberimiz yok?

Bu konuya duygusal yaklaşıp duygu sömürüsü yapmanın manası yok. Dersim isyanı bir aşiret ayaklanmasıydı. Alevi hakları savunuculuğu ile uzaktan yakından alâkası yoktu. Seyyit Rıza'nın davası kendi feodal düzenini koruma davasından ibaretti ve kendi önderliğindeki ayaklanmaya Dersim aşiretlerinin çoğu destek vermemişti, bilakis Atatürk'ü desteklemişlerdi. Dersim olayı söz konusu olurken, bazı çok bilmişler bunu sanki Alevilerin Cumhuriyete karşı bir başkaldırısıymış gibi algılayıp Alevileri kendi menfaatleri için kullanıyorlar. Oysa bilmekteyiz ki Alevi toplumu, Atatürk'e ve Cumhuriyetin kurulmasına, yukarıda belirttiğim gibi (Dersim ve Koçgiri'den hariç) yüzde 100 destek vermiştir. Dersim isyanı hakkında yorum yapacaksak öncelikle Dersim tarihine bakmak gerek. Dersim bölgesi yaklaşık 400 yıldır bağımsız yaşamış. Dersim, Osmanlı'da özerk bir bölgeydi, bağımsız bir eyaletti. Dersim'in yönetimi ağaların elindeydi ve ağalar Cumhuriyet yönetiminin otoritesini kabûl etmemekte direniyordu. Üstelik Dersim halkı ağaların yönetim biçiminden memnun değildi. Her ağanın kendi özel hapishanesi olduğunu, insanları orda cezalandırdıklarını, çok diktatör davrandıklarını, zaman zaman ağa yada aşiret reisleri birbirlerinin atlarını/hayvanlarını çaldıklarını, yaktıklarını, sattıklarını, kısaca dağ kanunu dediğimiz kuralların Dersim'de geçerli olduğunu görüyoruz. Hayvancılık yaparak geçinenler hayvanlarının bir bölümünü ağaya vermek zorundaydı. Dersim halkı, ağalar ve aşiret reisleri tarafından bilerek cahil bırakılmıştı. Acaba neden? Halkın feodal sisteme karşı çıkacağı korkusuyla bölgeye okul, eğitim, kültür hizmeti verilmemişti. Yani Dersim'de Cumhuriyetin getirdiği ilkelerden daha ileri bir yönetim olsa ve Cumhuriyet yönetimi de bazı hakları almaya kalksa, ozaman insan düşünebilir, ve diyebilir ki: acaba var olan hakları Cumhuriyet yönetimi Dersimlilerin elinden alıyor muydu?

(Ne hikmetse kendilerini "demokrat" ve "özgürlükçü" olarak tanımlayanlar, Dersim'deki ağaların kapheliklerine seslerini çıkaramıyorlar. Hay Allah, neden acaba diye sormadan edemiyor insan...)

Tabloyu çiziyorum: Cumhuriyet 1923'te kuruldu. Dersim isyanı ise 1937-1938'de meydana geldi. Yani 14-15 yıl boyunca Dersim'in bir kaç ağası yol, okul, karakol, kaymakamlık, valilik gibi Cumhuriyet devletinin bölgeye girmesini gerektirecek kurumların yerleşmesini istemiyordu. Şimdi düşünün: 14-15 yıldır gencecik bir devlet kurulmuş, o devlet otoritesini oluşturmaya çalışıyor ve o otoriteyi oluşturma süreci içerisinde bir bölge bu otoriteyi tanımıyor. Üstelik otoritesini oluşturmaya çalışan devletin meclisinde o bölgeyi temsil eden milletvekilleri var (örneğin Diyap Yıldırım, TBMM Dersim milletvekili (http://egitek.meb.gov.tr/uretim/atacd/006/Resimler/03b.jpg)). Ama Dersim'in ağaları yol istemiyorlar, okul istemiyorlar, karakol istemiyorlar, kaymakamlık istemiyorlar, devleti istemiyorlar. Sormak gerek: bu duruma başka hangi devlet 14 yıldan daha fazla tolerans tanır? Elbette buna müdahele etmek gerekirdi, zira Cumhuriyet sisteminde feodalitenin yeri olamaz. Bu nedenle başı bozuk ağa ve aşiret reisleri Dersim olayının patlak vermesine neden olmuştur. Ayrıca bu Dersim (ve Koçgiri) isyanı tüm Alevilere mâl edilmemelidir.

Hülasa, Cumhuriyet devletiyle problemi olan aslında Dersim halkı değil, Cumhuriyet otoritesini tanımak istemeyen ne idüğü belirsiz hanzo ağa ve aşiret reisleridir. Ancak bu olayın faturasını ağalar ve aşiret reisleriyle birlikte esas olarak da halk ödemiştir. Fırsat buldukça Türk'ün Atası Atatürk'e saldıracağınıza, Atatürk'e ipsiz sapsız iftiralar atacağınıza neden Dersim'i diktatör gibi yöneten kahpe aşiret ağalarına sesini yükseltmiyorsunuz? Neden onlara karşı neden net bir tavır almıyorsunuz? Hani nerde sizin demokratılığınız? Hani sizler daima halktan yanaydınız? Nedir bu çifte standart? Nedir ne cehalet? Nedir bu yaman çelişki? Nedir bu ikiyüzlülük?

Başbuğ Atatürk, huzurlu bir ortamda devrimlerinin yaşama geçirilmesini istiyordu. Toplumun her kesiminin bu yasalara uymasını istiyordu. Bu amaca ters düşen eylem ve davranışlar, Ulu Başbuğ'a göre doğallıkla gerekli cezayı görecek ve yasa egemenliği sağlanacaktır. Dersim isyanını Sünniler, Ateistler, Museviler yada Hrıstiyanlar çıkarmış olsaydı dahi, Devlet bu isyanı yine bastıracaktı. Hâl böyle iken, "Dersim'de Alevi avına çıkıldı" şeklindeki gülünç ve duygusal iddia çürütülmüştür. Atatürk bu iç isyanlar konusunda otoriter davranmasaydı, Türk Ulusuna Cumhuriyeti kolay kolay armağan edemezdi.

Hani sizler herzaman bozuk plak gibi faşo sloganını tekrar edersiniz ya, aklıma Kemal Sunal'ın "Kibar Feyzo" filmindeki söyledikleri aklıma geldi; FAŞO AĞA. :P

Maho: ula ne yazisen oraya hırbo
Feyzo: faşo ağa.
Maho: faşo ne demek loo?
Feyzo: şey, böyle "puşt" gibi "ipne" gibi bişey...

Rahmetli Kemal Sunal ağaların faşo olduğunu anlarken, sizler hâlâ ağaya toz kondurmayıp tam tersi bir duruş sergileyip "faşo Te Ce" diye zırvalarsınız. Ne kadar komik. :)

Kandemir
06-10-2006, 06:50 AM
http://egitek.meb.gov.tr/uretim/atacd/006/Resimler/03b.jpg

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Dersim milletvekili Diyap Yıldırım ile birlikte (22 Mart 1921)

Welat62
19-06-2007, 05:26 AM
Bir arkadas demiski Atatürk Dersimde alevilere degil alevi olduklari icin degil isyan cikardiklari icin savasmis, o arkadasa soruyorum sonucta orda ölenler Alevi degil miydi?
Sivas yangini Alevilere mi yapildi? Hayir Aziz Nesine yönelik bi saldiri idi ama icinde bizimde canlarimiz gitti gitmese bile Demorkasiye yapilan saldiriyi her alevi kinar, peki bu olay Dersimde oldugu zaman niye baska oluyor?

Saldiran Dinciler olunca haksiz oluyor ama Saldiran Atatürk ve ya Kemalistler olunca Alevilik önemli degil öyle mi?
Bu siteye yeni üye oldum ama ne yazik ki görüyorum ki sitede Kemalizm Alevilikden agir basiyor..

astokomlu
19-06-2007, 05:29 AM
Bir arkadas demiski Atatürk Dersimde alevilere degil alevi olduklari icin degil isyan cikardiklari icin savasmis, o arkadasa soruyorum sonucta orda ölenler Alevi degil miydi?
Sivas yangini Alevilere mi yapildi? Hayir Aziz Nesine yönelik bi saldiri idi ama icinde bizimde canlarimiz gitti gitmese bile Demorkasiye yapilan saldiriyi her alevi kinar, peki bu olay Dersimde oldugu zaman niye baska oluyor?

Saldiran Dinciler olunca haksiz oluyor ama Saldiran Atatürk ve ya Kemalistler olunca Alevilik önemli degil öyle mi?
Bu siteye yeni üye oldum ama ne yazik ki görüyorum ki sitede Kemalizm Alevilikden agir basiyor..

bir üyenin yorumuna bakarak site adına nasıl böyle bir yargıya varıyorsunuz ?

Welat62
19-06-2007, 05:36 AM
bir üyenin yorumuna bakarak site adına nasıl böyle bir yargıya varıyorsunuz ?

sadece bir üye degil bazi konulari okumaya basladim mesele Kürd meselesine gelince bazi arkadaslar hemen Kürd karsiti propaganda yapmaya basliyorlar.
Lütfen Alevilik kimsenin tekelinde degildir hele Kemalizmin tekelinde asla degildir, isteyen Alevi kemalist olur isteyen solcu olur isteyen Apocu olur ama Alevilik hic birinin tekelinde olamaz....

Welat62
19-06-2007, 05:37 AM
Bu arada Agalara faso yok sömürücü diyenler Seyid Rizayi pek arastirmamislar heralde kendi kültürünü korumak iicn savasmak, kendi haklari icin savasmak feodal sistemi korumak icin mi oluyor?

polata
19-06-2007, 09:42 PM
Bu arada Agalara faso yok sömürücü diyenler Seyid Rizayi pek arastirmamislar heralde kendi kültürünü korumak iicn savasmak, kendi haklari icin savasmak feodal sistemi korumak icin mi oluyor?

Kültürün içerisinde ağalık, aşiretçilik ve bunların bütün olarak içinde barındıran feodal sistem var mı?

Alievinden
19-06-2007, 09:47 PM
Bu siteye yeni üye oldum ama ne yazik ki görüyorum ki sitede Kemalizm Alevilikden agir basiyor..

Bu kadar zorunuza gitmesine gerek yok.
Sanki ortada çok kötü bir şey varmış gibi, "görüyorum ki şu şundan önde,şu şundan ağır basıyor" demenize anlam vermek güç.
Bu düşmanlığın kaynağı nerden geliyor?
Düşmanlığınız nerden ağır basıyor?

malatya44
08-08-2007, 03:04 AM
canlar 1937 de dersimde bir ayaklanma olmuştur.
kimse salak gibi aptal yerine ayaklanmaz.
bir derdi varsa ayaklanır insan.
devletin görevi o derdin ne olduğunu dinlemek, derdin dermanını bulmaktır.
ama devlet bulmamıştır.
kundaktaki bebeği, 70 yaşındaki dedeyi öldürmüştür.
dersim isyanı asla unutulmayacaktır.
37 de devletin başında kim vardıysa vardı ona göre hareket edilmeliydi.
neyse yaramı deşmeyin.
olayın baş sorumlusunun kim olduğunu hepimiz biiyoruz.
kardeşlerimle canlarla bir de bu nedenle tartışmak istemem.


ASLI DERSİMLİ (MİŞMİŞ DİYARINDAN)

dedektif62
12-01-2009, 02:02 PM
sana katılıyorum.kimlerin sorumlu oldugunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok.Dersimde yaşanan olaylardan italya hükümetinin sorumlu olacak hali yok.dersimi çıban gibi görenler çıbanı sökemeyecekler....

dedektif62
12-01-2009, 02:09 PM
80.190.202.79/pic/e/endersert/inonu.jpg ve http://www.soldat.com/Kunst Hitler.jpg bi benzerlik görüyormusunuz?

dedektif62
12-01-2009, 02:10 PM
http://80.190.202.79/pic/e/endersert/inonu.jpg

dedektif62
12-01-2009, 03:46 PM
1.)bu konuda tamamen siyasi konuşan bazı ezberciler,roj tv gibi *** nın yan kuruluşunu kaynak gösteriyorsa bu kişi kime hizmet ediyor?
2.)Dersimde(yahut tunceli'de) yapılan bir askeri operasyom olmuştur.Yine masum insanlar öldürülmüştür.Burada yapılan katliamı kişiler yapmıştır.O zamanın komutanı ve elazığ valisi yapmıştır.Bunu Mustafa Kemal yapmış gibi göstermek yanlıştır.
3.)konuyu açan forum üyesi şu yazıya yer vermiştir:

"İIsterseniz S.Rıiza'yıi, amansıiz düşsmanıi fa*natik bir Kemalist'den dinleyelim.

"Seyit Rıiza'nin siyasi fikri nedir, devlet nüfuz ve tesirinden azade olan Ağgdat muhiti neye gebedir? Bunlarıi katiyetle kestirmek kabil değgildir. Seyit Rıiza men*faati için herşseyi yapabilecek bir tiynette idi.

Meşsrutiyetten evvel (1908'den evvel; S.C.) Ermeni komiteleriyle de birlikte çalıişsmıişs, Taşsnaksiyon komitesine yazıilarak, onlarıin gayelerine andiçmişs derlerdi."

Fakir bir kemalisttir:)Dersimde yapılan operasyonla Kemalizm'in hiçbir alakası yoktur.Öne sunduğunuz tezler tamamen kürt ayrılıkçılarının hipotezidir.Şeyh sait tayfasının sözleridir.
Seyit Rıza Dersim olaylarında barışçı bir yaklaşım izlemiştir;ama ne yazık ki elmanın kurdu kendi içinden çıkar sözünü Tuncelli bazı aşiret reisleri kanıtlamıştır.
Burada yazılan açıklamalar Türkiye Cumhuriyeti ve onun bölünmez bütünlüğünü ifade eden yazılara terstir.Hatta bu yazı Aleviliğe zarar verecek türdendir.

Dersim dağlarında terörist besleyenler,askere kuşun sıkanlar veya sıktıranlar ve bu teröristlere yardım ve yataklık edenler;dersimliye zarar vermektedir.halkın yoksul ve çaresiz kalmasına sebeb olmaktadır.Bunu yapanlar roj tv gibi *** kuruluşunu izlemekte ve emirlerini oradan almaktadır.

Kaynaklarınız gerçekten çok kötüydü...Yazdığınız yazı tamamen siyaset kokan etnik ayrımcılık yapan bir anadüşünce taşımaktadır.Yazılan yazıyı Kınıyorum:)
Bu duruma izin veren yöneticileride uyarıyorum.....
arkadaşım sen ne dediğini biliyormusun? diyorsunki bunun mustafa kemal ile alakası yok.o zamanlarda vali ve komutan hükümetten bağımsız nasıl hareket edebiliyorlardı?dediğine göre atatürkü hiç sallamıyor bu adamlar...biraz mantıklı olmanı istiyorum.ben aleviyim ama aynı katliamı alevi bir önder hangi halka olursa olsun yapsaydı yine aynı şekilde tebkimi gösterirdim yapana karşı.

Sak-li asgar
01-03-2009, 02:23 PM
Bazi sahislara sasmamak elde degil . Cunku Kurtleri isyan ettigini idda edip alevilerin bu olaydan bir isyanlarinin olmadigini idda etmek cok aldatmacali , kandirmacali geliyor bana ? Cunku Alevilik bir din veya mezheptir , dil ise bir irk tir ! Hal boyle iken tuncelide dogdugunu ida edipte kurt oldugunu inkar eden kim vardir ? Ben bunu inkar edene kendini inkar eden derim !!!!

Arastirmaci arkadaslar bilirler , Dersimde hic bir zaman isyan cikarilmadi , Isyan cikartiyorlar diye idda edip dersim halkini topraklarindan surgune surduler ! Bunlar devletin cikardigi yalanlardir. Yoksa kendi kotuluklerini nasil kapatirlar .

Bununda bircok nedeni var kisaca .

1- Ataturkun iddasina gore turk halki yanlizca turkce konusacak , onun icin insanlarin tuklestirilmesi icin insanlarin turklerin yogun oldugu kisimlara surgunleri .

2- Dersimde buyuk fabrikalarin barajlarin is sahalarin kurulmasi icin insanlarin bosaltilmasi .

3- Insanlarin gucsuzlestirilip sindirilip turk olmayanlarinin yok edilmesi .

Bazilari diyorki ataturkun dersim olayinda parmagi yoktu peki bilindigine gore Ataturkun uvey kizi dersimi havadan ucaklan bombaladi diye masum dersimlileri oldurdu diye Ataturk ona rozet unvanini takar. Dusunmek lazimdir bence neden ?

Inanmayan varsa cekilmis resimler vardir .

Onemli olan su Turk devleti icinde sevilen bir topluluk degildik , kin ve nefretlerini uzerimize yagdirdilar ve o zamandan beri bu yana yapilan planlarla bu sevgisizlikleri gorulmektedir .

Eger gercekten Ataturk alevileri dusunseydi onlara yardimda bulunsaydi bu gun yabanci ulkelere kacacak olanlar biz degil diger topluluk kacardi .

Sevgilerle