:
Düşkünlük Nedir ?
astokomlu
12-09-2006, 03:44 AM
Düşkünlük nedir?
Düşkünlük bir ceza sistemidir. Alevi toplumunun bunca ağır baskı koşullarına rağmen, birliğini koruyarak bu günlere gelmesinde işlevi göz ardı edilemeyecek bir sistemdir.
Cem ibadeti, bilinen klasik ibadet anlayışlarından farklı bir ibadettir. İbadetle beraber toplumsal meselelerinde çözüme kavuştuğu bir, bir araya gelinmedir.
Cem de insan sadece Allah'a ibadet etmekle kalmayıp topluma da hesap vermekle yükümlüdür. Bu anlamda da Alevi inancı diğer bütün inançlardan önemli farklılıklar taşıyor.
Egemen olanların mahkemelerine gitmeyen Aleviler kendi yargı sistemlerini geliştirdiler. Düşkünlükte bu sistemin önemli ayaklarından birisidir. Öyle ya da böyle bir kişi suç işlemişse bu kişi Dede'nin denetiminde yargılanır. Cem de gerçeklesen bu yargılamaya Cem de bulunan herkes oyları, görüşleri ile katılırlar ve böylece ortak bir karara varılır. Halkın direkt katılımıyla gerçekleşen bir “Halk Mahkemesi”dir bu. Suçun ağırlığına göre bir ceza verilir. Düşkünlük, verilen cezalarin en büyüklerinden birisidir. Düşkün olan kimse toplumdan dışlanır. Düşkünlüğü ve dışlanma süresini halk ortak bir karar ile aldığında Alevi toplumunda suç oranı minimum düzeyde kalmıştır. Toplumdan tecrit edilip dışlanmak çok büyük bir ceza olduğundan, o kişiyi başka toplumlarda içine almazlar. Böylece bir çok suç, daha işlenmeden önüne geçilmiş olur.
Düşkünlük kavramı günümüzde daha çok çıkarcı ve ahlaksız kimseler için kullanılan genel bir kavram şeklini almıştır. Ancak düşkünlüğün çıkış noktası ve asıl anlamı yukarı da izah etmeye çalıştığımız çerçevededir
-alıntı-
velakad
12-09-2006, 06:23 AM
Düşkünlük nedir?
Düşkünlük bir ceza sistemidir. Alevi toplumunun bunca ağır baskı koşullarına rağmen, birliğini koruyarak bu günlere gelmesinde işlevi göz ardı edilemeyecek bir sistemdir.
Cem ibadeti, bilinen klasik ibadet anlayışlarından farklı bir ibadettir. İbadetle beraber toplumsal meselelerinde çözüme kavuştuğu bir, bir araya gelinmedir.
Cem de insan sadece Allah'a ibadet etmekle kalmayıp topluma da hesap vermekle yükümlüdür. Bu anlamda da Alevi inancı diğer bütün inançlardan önemli farklılıklar taşıyor.
Egemen olanların mahkemelerine gitmeyen Aleviler kendi yargı sistemlerini geliştirdiler. Düşkünlükte bu sistemin önemli ayaklarından birisidir. Öyle ya da böyle bir kişi suç işlemişse bu kişi Dede'nin denetiminde yargılanır. Cem de gerçeklesen bu yargılamaya Cem de bulunan herkes oyları, görüşleri ile katılırlar ve böylece ortak bir karara varılır. Halkın direkt katılımıyla gerçekleşen bir “Halk Mahkemesi”dir bu. Suçun ağırlığına göre bir ceza verilir. Düşkünlük, verilen cezalarin en büyüklerinden birisidir. Düşkün olan kimse toplumdan dışlanır. Düşkünlüğü ve dışlanma süresini halk ortak bir karar ile aldığında Alevi toplumunda suç oranı minimum düzeyde kalmıştır. Toplumdan tecrit edilip dışlanmak çok büyük bir ceza olduğundan, o kişiyi başka toplumlarda içine almazlar. Böylece bir çok suç, daha işlenmeden önüne geçilmiş olur.
Düşkünlük kavramı günümüzde daha çok çıkarcı ve ahlaksız kimseler için kullanılan genel bir kavram şeklini almıştır. Ancak düşkünlüğün çıkış noktası ve asıl anlamı yukarı da izah etmeye çalıştığımız çerçevededir
Ayrıca Hünkar Hacı Bektaşi Veli tarafından Düşkün kaldırma görevi Karaca Ahmet Sultan'ın oğlu Hıdır Abdal Sultana verilmiştir.Hıdır Abdal sultan evlatlarıda bu görevi yüzyıllarca devam ettirmiştir.Günümüzdede düşkün kaldırma görevini Hıdır Abdal Sultan Ocağına yani Düşkünler Ocağına mensup Dedeler yapmaktadır....
aşk-ı muhabbetle...
Serden_
16-09-2006, 03:10 AM
Alevilerin yaşam biçiminde tek evlilik esastır. Boşanan erkek ve kadın düşkündür. Yol düşkünü olur. Ceme alınmaz. Karısını boşayan erkeğe katı kurallar uygulanır. Oysa, kocasını haklı nedenlerle boşayan kadına daha hoşgörülü davranılırdı. Buna karşın çok eşliler azımsanmayacak sayıdadır. Yine de özü korumak boşanmamaktır. Kentlilik olgusu geliştikçe Aleviler de bu konularda daha hoşgörülü davranmaya başladılar.
Alevilikte kadınları dövmek (ince ya da kalın çubukla) bir hak olarak görülmez. Alevilerde kadın dövülmez mi? Tabii ki dövüldüğüne rastlanır. Çünkü erkek egemen toplum birbirine benzer ve etkilenir. Bu, kültürel durumla aşılan bir konudur. Önemli olan şudur: Alevi erkeklerine kadınları dövme hakkı verilmemiştir.
Düşkünler(haksız yere ve keyfi olarak eşini boşayan, haram kazanç sağlayan, yalancı şahitlik yapan, nefsine hâkim olmayan, hırsızlık yapan, adam öldüren, vergi ve askerlik gibi vatan borcu ödemeyen, annesine-babasına evlâtlık görevi yapmayan, insanlara zarar veren, komşusunu inciten, işçi ve yetim hakkı yiyenler) Cem’e alınmazlar. Böylece Cem halkı(Alevi toplumu) zararlı insanlardan, yaramazlardan arınmış olur.
Düşkünlük
Alevîlikte kişi ister talip, ister pir, isterse mürşit olsun hepsi, yolun kurallarına uyup uymadığı konusunda yılda bir defa görülmektedir. Her Alevînin mutlaka bir piri vardır ve görgü ceminde pir huzurunda gözden gönülden ve erkândan geçer, bir kusuru ve kabahati varsa kendisi bunu söyler ve rızalık ister. Eğer kusurunu kabul etmezse veya şikayetçi olan kişi ile rızalaşılmazsa cem erenlerinin görüşü alınarak o kişiye ceza verilir. Buna babdan(kapıdan) düşme veya düşkünlük denir. Yani erenlerin gözünden gönlünden manen değer yitirme anlamına gelir(Güvenç,99/9:47).
Düşkünlük kişiye işlediği suçtan dolayı ceza verilerek belli bir süre tarikata alınmamasıdır. Bu süre cezanın ağırlığına göre 3-5-7-12 yıla kadar sürebilir. Düşkün kişi tarikata alınmaz, toplum içine sokulmaz, selam verilmez, alış-veriş yapılmaz. Cezayı çektikten sonra ceza bitim süresinin sonunda düşkün suç işlememiş ve düzelmişse düşkünlüğü ”düşkün kaldırma” töreni ile kaldırılır. Zina en ağır suçtur ve zina yapan kişinin düşkünlüğü kaldırılmaz, onun davası mahşere bırakılır. Yoldan (Alevî) olmayanla evlilik, düşkünlüğü gerektirir(Er,1996:45).
Düşkünlük geçici ve sürekli olmak üzere ikiye ayrılır. Ebedi olan düşkünlüğe “yoldan düşme” denilir. Bunların artık o topluluk içinde yaşamasına imkan yoktur. Geçici düşkünlük ise katlanılan fakat katlanılması çok ağır olan bir cezadır. Düşkün olana selam verilmez, selamı alınmaz, konuşulmaz, hiç kimse bir eksiğini gidermez, evine gidilmez, kimsenin evine gelemez, malı davarı komşusuna katılmaz düğününe gidilmez, düğüne çağrılmaz, bayramlarda bayramlaşılmaz, hastasının hali sorulmaz özetle toplumdan atılır. Bir durum istisnadır. Cenazesi olursa cenaze kaldırılarak evine gidilir, ekmeği yenmez, suyu kahvesi içilmez. 40 gün teselli bulması için normal konuşulur fakat bu süre bitince tekrar eskisine dönülür(Eröz, 1990:144-145).
Tahtacılarda dede bir kadının veya erkeğin düşkün olduğunu “yüzün kara olsun”, demek suretiyle ilan etmiş olur. Düşkün ilan edilen kimse artık insan haklarından mahrum demektir. Hiçbir sohbete giremez ve herkes ona fena gözle bakar(Yörükan,1998:261).
Alevîler, Sünnîlerden kız alır fakat kız vermezler. Gelin olarak aldıkları kıza ikrar verdirerek Alevî toplumuna dahil ederler. Sünnîlerden dul kadın almak ise düşkünlüğü gerektirir. Fakat bunlar daha çok Alevî köyleri için geçerlidir. Şehir hayatında Alevîlerle Sünnîler arasında kız alınıp verilmektedir. Çubuk Yöresi Alevî dedelerine göre kendilerinin Sünnîlerden aldıkları gelinler mutlu, fakat Sünnîlere verdikleri kızlar çoğunlukla mutsuzdur. Çünkü Sünnîler, herhangi bir geçimsizlik durumunda gelinlerini “Alevî kızı” olmakla suçlamaktadırlar.
Düşkünlük Suçları ve Dereceleri(Bozkurt,?:59-60):
1. Söz taşıyan, kapı dinleyen, yalan yere yemin eden ve suçsuz yere bir kimseyi dövenler.
2. Hırsızlık yapanlar, komşusuna sövenler, muhbirlik yapanlar, fesat çıkaranlar.
3. Tarla sınırını bozanlar, komşusunun malına bilerek zarar verenler, kasten komşusuna ait ağaçları kesenler
4. Komşusunun evini veya harmanını kasıtlı olarak yakanlar.
5. Nişanlı kızının nişanını bozarak başkasına verenler, evli kadınla zina edenler, erkekle livata yapanlar.
6. Tefecilik yapanlar, kumar oynamak suretiyle başkasının malını alanlar.
7. Nikahlı karısını boşayıp, nikahlı karıyı kaçıranlar.
8. Kur’an’ın ayetini değiştirip yanlış okuyanlar.
9. Nefsine uyup kasten adam öldürenler.
10. Bakire bir kızın zorla ırzına geçenler, zorla evli kadının ırzına geçenler.
11. Musahibinin, pirinin, rehberinin karılarıyla zina edenler.
12. Allah’ı, peygamberi ve Kur’anı inkar edenler.
Bu Suçlara Takdir Edilen Cezalar(a.g.e:60-61).
1. Tövbe ettirilir, teşhir edilir, belirli bir süre tek ayak üstünde bekletilir ve su taşıttırılır.
2. Boynuna bir ağırlık asılır, alnına ucu iğneli bir değnek dayatılır.
3. Eline kızgın demir değdirilir. Boynuna ağırlık asılır. Alnına iğneli değnek dayatılır.
4. Suçunun ağırlığına göre ayaklarının altına 12 veya 40 sopa vurulur. Boynuna ağırlık asılır, alnına ucu iğneli değnek dayatılır.
5. Ayağı kızgın saca bastırılır ve konuşulmaz.
6. Sırtına ağırlık bağlanıp, çalılık ve dikenli yolda yalın ayak yürütülür, ateşin üzerinde yalın ayak yürütülür, konuşulmaz.
7. Toplum tarafından dışlanır, kız alınıp verilmez, konuşulmaz, alış-veriş yapılmaz.
8. Hayvanları köyün sürüsüne katılmaz, konuşulmaz, selam verilmez, evine gidip-gelinmez.
9. Toplumdan dışlanır, konuşulmaz, ölürse cenazesine gidilmez.
10. Köyden ve mahalleden kovulur.
11. Köyden ve mahalleden kovulur, her görüldüğü yerde yüzüne tükürülür.
12. Köyden ve mahalleden kovulur. İslâmiyet’ten ve Alevîlikten çıkmış sayılır, dinsizdir, kâfir olarak görülür.
11. ve 12. Cezaya çarptırılanlar, düşkünlükten asla kurtulamazlar. Diğerleri ise cezalarını çektikten sonra yola alınır, fakat düşkünlükten kurtulmak için bir kurban kesmesi gerekir.
Yukarıda da konu edildiği gibi düşkünlük geçici ve sürekli olmak üzere ikiye ayrılır.
Sürekli düşkünlüğü gerektiren durumlar şöyle sıralanabilir(Bozkurt,1990:126):
1. Kur’an da evlenmeleri yasak kimselerle evlenmek
2. İkrardan dönmek
3. Zina yapmak
Sevgim
30-11-2006, 09:27 PM
Öğreneceğimiz çok şey var daha. Herkese paylaşımları için teşekkür ediyorum. Bu güzel site ve siz değerli canlar sayesinde bilmem gereken herşeyi öğreniyorum. sağolun.
alvin
07-02-2007, 06:05 AM
Oruç tutmadığı,ceme katılmadığı vb. inanç kurallarını yerine getirmediği için düşkün ilan ediliyor mu?Bu konuda bildiğiniz bir olay var mı?
Dikkate değer bir nokta;düşkün ilan edilmesi(1 madde dışında) daha çok toplumsal yaşamla ilgili kuralları ihlale yönelik.
Rojaazme
07-02-2007, 06:28 AM
elinize yüreginize sağlık canlar..
umut24
10-02-2007, 07:43 AM
değerli bilgiler için varolasınız
astokomlu
18-02-2007, 12:43 PM
sağolun canlar..
Kizilbas 66
18-02-2007, 01:00 PM
Sevgili Canlar !!..
Anadolu Alevi-Bektasilik inancinin ahlak sisteminin temeli ; Elene,Beline,dinine hakim olmaktir.Eline demek,kendisine izinli olmayan seylere dokunmamak,beline demek,kendi esi disinda hic kimseyle cinsel münasebette bulunmamak,diline demek,yalan söylememek,iftira atmamak demektir.
Alevi yolunda olan her Talip,yilda bir kez tüm toplulugun ve Pirinin huzurunda ,o yil icerisinde yaptiklarinin ve yol kuralllarina uyup uymadiginin hesabini verir.Burada hem dinsel,hem dünyaevi sorunlar,sorumluluklar sözkonusudur.Eger kisi,topluluk tarafindan kabul görülmeyen hatalar,fenaliklar yapmamis ve yol kurallarini yerine getirmis ise,pirin ve orada bulunan yol erenlerinin izniyle görülmüs olur.
Komsuluk iliskilerinde hosnutsuz,yol kurallarina aykirilik gösteren kisiler düskün birakilir.Düskünlük bir anlamiyla toplumun disina cikarmak,cemaatten atmak anlamina gelir.Cezanin büyüklügüne göregecici ya da sürekli düskünlükler vardir.Anadolunun kimi yerlerinde yedi sene gibi zaman dilimleri mevcuttur,bu süre zarfinda hic bir can düskün olan kimseyle konusmaz,selam vermez,evine gitmez ..vs. . Düsküne verilecek cezayi ,toplulukla birlikte Pir-Dede karara baglar.
Düskünlük ,Alevilerin gecmiste kapali toplum yasadigi dönemlerde uygulanan bir inanc ici mahkeme sayilabilirdi ve mutlaka hayata gecirilirdi.1970 lerden sonra Alevilerin sehirlesmesi ,ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayi daha az uygulanir hale geldi.Bugünkü sürecte Düskünlük kurumu islevini sürdürmede zorluklar yasamaktadir..Bir zamanlar Aleviler icin Mahkemeye gitmek,sorunu devlet mahkemelerine tasiyip cözüm aramaya kalkmak baslibasina ögretiye uymayan bir davranisti..Bu nedenle Aleviler kesinlikle Mahkemeye yada karakola gidip sorunlarina care aramaya gerek duymazlardi..Sorunlarin cözümünü Cemlerde halkin ve Pirlerin huzurunda " Dar " meclisinde gerceklestirirlerdi..
Saygilarimla.....
yunusdmr
15-03-2007, 12:25 AM
bilgiler için sağolun
astokomlu
17-03-2007, 10:29 PM
katkılarınız için sağolun canlar..
celal abbas
06-02-2010, 12:07 PM
Ayrıca Hünkar Hacı Bektaşi Veli tarafından Düşkün kaldırma görevi Karaca Ahmet Sultan'ın oğlu Hıdır Abdal Sultana verilmiştir.Hıdır Abdal sultan evlatlarıda bu görevi yüzyıllarca devam ettirmiştir.Günümüzdede düşkün kaldırma görevini Hıdır Abdal Sultan Ocağına yani Düşkünler Ocağına mensup Dedeler yapmaktadır....
aşk-ı muhabbetle...
bu bi genelleme..bulunduğumuz bölgede düşkünler bizim hanemize gelirler...bu konuda yüzeysel araştırmalarla yetinildiği için farklı olanı duymak duyurmak bazen angarya bir iş gibi geliyor araştırmacılara...
Batıni
06-02-2010, 12:26 PM
Can olan biri,bir can alarak yoldan düşer ve cezasını çektikten sonra köyüne döner ve Pirinin yanına giderek, sorar Piro ben yoldan düştüm evet der sen yoldan düştün..
Piro, beni nasıl geri alırsın?Yalvarır, yakarır cinayet işleyen adam..
Dede, bunun çaresi yok, sen can aldın der..
Adam yalvarmaya devam eder,Dede peki der,git vurduğun adamın mezarına dua et, Hakk Muhammet Ali'ye, eğer bu adam mezardan çıkıp, seni af ederse gel ben seni yola alam der..
O olmadı mı? der Dede..Git bir taş bul, çakıl taşı, çıplak göğsünde çevir bu taşı taa ki,bu taş tuz gibi olan kadar..
Can alan adam, dede der bunlar mümkün değil, ee o zaman çocuğum senin yola almam'da bu kadar mümkün işte der..
Saygılarımla..
kanlıbey
06-02-2010, 12:36 PM
Değerli Canlar
21.yüzyılda ,Alevi yolundan düşük olmanın ilk nedeni başta emek sömürüsü olmak üzere her türlü sömürüyü yapmak.yapılmasına göz yummak ve ortam hazırlamaktır.
Bir başka nedeni ise Emeğin haklarını savunmamaktır...
Kerbela trajedisine yüzlerce yıl öncesi karşı çıkmak ne ise ,bu gün emek sömürüsünede karşı çıkmak O dur..
Gerçeğin demine Hü..
Muhabbetci
06-02-2010, 03:38 PM
Bir ayetde carcabuk ben asayim
Nur Suresi 4 İffetli kadınlara iftira atıp da dört tanık getirmeyenlere gelince, onlara hemen seksen vuruş vurun. Ve onların tanıklıklarını ebediyen kabul etmeyin. Onlar, sapmışların ta kendileridir.
Zina iftirasi atilirsa kurana göre " Ebedi düskün!".
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.