PDA

: kul Himmet ve Hayatı


Mustafa Kemal
04-04-2008, 07:52 AM
Hazırlayan: Mustafa Kemal
Önsöz:
Kul Himmet, Alevi-Bektaşi toplumunun yedi ulu ozanından biridir. Yazdığı nefesler, söylediği deyişler kendinden sonra gelen ozanları etkilemiştir. XVI. yy.ın ikinci yarısı ile XVII. yy.ın başında yaşadığı bilinen Kul Himmet’in hayatı, felsefesi ve nefeslerini inceledik.Kul Himmethakkında en son ve en derli-toplu çalışmayı ortaya koyan İbrahim Aslanoğlu’nun kitabında, ona ait 143 şiir bulunmaktadır. Aslanoğlu, kitabında önceki yayınlardaki ve yirmiden fazla cönkteki Kul Himmet mahlaslı şiirlerle bu sayıya ulaşmıştır. Şiirlerin ölçülerine göre dağılımı şu şekildedir: 7 heceli 1, 8 heceli 26, 11 heceli 104 ve aruz vezni ile 7. Kul Himmet’in ilk defa 36 şiiri yayımlanmış ve Cahit Öztelli tarafından bu sayı 87’ye ulaştırılmıştır. Biz de Aslanoğlu tarafından ulaştığı belgelere ek olarak diğer yazılı kaynaklardan faydalanarak daha ayrıntılı bir çalışma hazırladık.Türk halk edebiyatının iki önemli kolu olan âşık edebiyatı ve dinsel halk edebiyatı da bir yandan edebiyat tarihinin araştırma alanına girerken, diğer taraftan halkbilimin çalışma alanları içerisinde ele alınmış, öylece Kul Himmet değerlendirilmiştir.

Yaşamı:
Kul Himmet, XVI. yy.ın ikinci yarısı ile XVII. yy.ın başında yaşayan bir Alevi-Bektaşi ozanıdır. Mezarı, doğduğu yer olan Tokat’ın Almus ilçesinin Görümlü(eski adı Varzıl) köyündedir[1] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn1).Köylüleri onu, Bektaşi tarikatının Erdebil Tekkesi’ne bağlı Safeviye koluna bağlar. İnancından dolayı çileli bir hayat geçirmiş, zindana atılmıştır. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler olmamakla beraber, uzun süre kaçak yaşayıp köyünde vefat ettiği tahmin edilmektedir.
Kul Himmet’im mürit idim Dehman’a
Özüm ulaştırdım sahip-zaman
İradet getirdim Şah Tahmasb Han’a
Hüseynîyiz mevâlîyiz ne dersin [2] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn2)

İki ayrı şiirinde:
Yeriş İmam Abbas cenab-ı âlim
Onlardan gayri kimim var benim[3] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn3)

Deli gönül Şah Abbas’ı arzular
Her andıkça azalarım sızılar[4] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn4)

Yakarışlarıyla Şah Abbas’tan yardım istiyor ve ona ziyareti tasarlıyor. Burada amaçladığı kişinin I.Şah Abbas mı (1587–1628), yoksa II. Şah Abbas mı (1642–1667) olduğu pek açık değildir. İkisinin arasında Şeyh Safi var(1628–1642).Ondan söz etmediğine göre bu I.Şah Abbas olmalı.[5] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn5)
Bir şiirinde “Dedem Hıdır Abdal pirim ocağı” diyerek soyunun Kemaliye’nin Ocak Köyü’ndeki Hıdır Abdal tekkesine bağlı olduğunu ima ediyor; ama döne dolaşa maneviyatından yardım dileyip, bir gece rüyasına girmesi için yakardığı pir, Hacı Bektaş Veli’dir. Bunun yanı sıra Erdebil Tekkesine duyduğu özlemleri de nefeslerinde göstermiştir.
Menâkıbü’l-Esrar Behçetü’l-Ahrâr’ın yazıldığı tarihte Kul Himmet hayatta idi. Hatayî, Pir Sultan, Kul Adil, Kul Mazlum ve Şah Adil’le beraber onun şiirleri de bu kitap da yer aldı.[6] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn6)Böylesine ünü yaygın bir şair, Alevilerin amansız bir kıyıma tabi tutan Osmanlı yönetiminin kovuşturmasından yakasını kurtaramazdı. Sonunda da öyle oldu. Bir münafığın ihbarı ile yakalanıp tutuklandı. İbrahim Aslanoğlu,”Pir Sultan Abdallar” adlı eserinde, 22 Kasım 1577’de Bozok Beyine gönderilen fermanda yargının kararı önceden saptanmıştı: “Kızılbaşlıkla müttehem olan kimselerin defterleri sureti gönderildiği ve şer’ile teftiş olup (suçu) sabit olursa idam edilmeleri, şer’ile sabit olmayıp, lâkin müttehem olduklarına kanaat gelirse Kıbrıs’a sürülmeleri” fermanında yer vermiştir ( Celali Ayaklanmaları için Ek-A bakınız. ).

İdam edilmediği, beraat etmesi de mümkün olmayacağına göre, kaçtığı veya kaçırıldığı, uzun yıllar izini belli etmeden saklandığı söylenebilir. Bu yıllarda onun en büyük derdi sıla özlemi oldu:
“Kahbe felek sana n’ettim n’eyledim
Attın gurbet ele parelerimi
Âhirinde beni sıladan ettin
Bulunmaz derdimin çarelerini”[7] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn7)

Asıl adının Hüseyin olduğu anlaşılan Kul Himmet, babasının adının Muhyiddin olduğunu ve şiirinde “cedd–i pakinin (temiz soyu)” Erdebil'den geldiğini söylemektedir.
“Şu dünyada bozulunca aslımız
Ceddi pakim Erdebil'den gelir
Erdebil'den gelince Rum'a
Sözümüz bizim didardan gelir”[8] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn8)

Kaybolmuş beyitlerinde geçen Kul Himmet'in dedelerinin adlarını bilemiyoruz. Bu şiire göre, Şah İsmail ile çağdaş olan Kul Himmet onun gibi, Şeyh Safi'nin 6. kuşaktan torunudur. Bir kaç beyit içinde verildiği, fakat günümüze ulaşmadığını düşündüğümüz Kul Himmet'in üç dedesinin adını öğrenemiyoruz. Buna rağmen, diğer Erdebil Şeyhlerinin adlarının geçmemesi, babasının adının da Muhyiddin olması bizde onun, Şeyh Safiyüddin'in beş oğlundan biri olan Muhyiddin'in soyundan geldiği kanısını uyandırmaktadır. “Şu dünyada bozulunca aslımız / Ceddi– pakim Erdebil'den gelir” beyitinden, Erdebil dergâhı postuna oturmak için hak kazanamamış Muhyiddin, ya da oğlunun Erdebil'den Anadolu'ya geldiği anlamı çıkabilir. Belki de Kul Himmet'in yazdığı “aslının bozulması”, yani Dergâhın ilkelerine aykırı işler yapmasından dolayı bu hakkı yitirmiştir. Muhyiddin'in kardeşi Sadreddin'in yaklaşık yetmiş yıla yakın Erdebil'in başında bulunmasıyla bazı sıkıntılar yaşanmış olabilir. Ama belki de Kul Himmet'in dedeleri, Hoca Ali döneminin sonlarında, Timur'un Anadolu'dan getirip Erdebil'de bıraktığı Alevi Türkmen tutsakların, yani Sufiyan–ı Rum'dan bir kısmının geri dönüşleri sırasında birlikte gelmiş olabilirler. Görüldüğü gibi Şeyh Safi Buyruğu'nu kabul edip ona bağlanmasının nedeni, sözlerinin İmam Cafer'den gelmesinden ve onu temsil etmesindendir.[9] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn9)
Kul Himmet'in mezarının bulunduğu ve Kul Himmet soyluların yaşadığı köyden olan ve köyünde yıllarca imamlık yapmış bulunan İrfan Çoban'ın ozan hakkında derlediği otantik bilgiler, asıl adı Hüseyin olan Kul Himmet'i ailece bize tanıtıyor. Hanımının adı önce Ördek Ana iken, yerleştiği köyde değiştirip Fatma Ana demişler. Birinin adı Şahin, öbürünün Abbas olan iki oğlu vardı Kul Himmet'in. Yukarıdaki şiirinde sadece iki kez oğlu Şahin'in adı geçmektedir. “Şahin'ime yolumu eyledim teslim” dizesinden anlaşıldığına göre, Kul Himmet artık yolu–erkânı yürütmeğe mecali kalmadığı ömrünün son zamanlarında bu şiiri yazmıştır. Abbas'ın o tarihlerde yaşamadığı anlaşılıyor.[10] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn10)

Mustafa Kemal
04-04-2008, 07:53 AM
Söylentiye göre, Kul Himmet olasıyla, küçük yaşta ölen oğlu Abbas'ın ardından çok ağlayıp sızlamaktaymış; kendisine insan kılığına girmiş bir melek (Mikail) görünüp, elini gözlerine sürerek ona Kerbela'yı göstermiş. İmam Hüseyin ve yetmiş iki yakınının şehit oluşlarını gözleriyle görmüş. Melek ona:
“Ey, ben dervişim, diyen kişi! Sen hep cedd–i celalını översin; hem Hüseyin'in soyundanım dersin, hem de vadesi gelmiş bir evlat için figan edersin. Görmez misin İmam Hüseyin'i? Beş kardeşi üç oğlu gözünün önünde şehit edildi; yine de Allah'a davacı olmadı. Dervişlik, Allah'tan gelene kail olmak ve hoşnutlukla karşılamaktır”

deyip gözden kaybolmuş. Kul Himmet de bir daha ağlamamış ve düvaz-ı imamlar söylemiş. Kul Himmet'in soyu oğlu Şahin'den yürümüş. Varzıl (Görümlü) köyünde yaşayan Şahinoğulları, Dedeler kabilesi olarak onun soyundan gelmektedirler. Kul Himmet soyundan gelen ve Kulhimmet adını taşıyan Dedeler (Seyyid) Ocağı vardır.


Sonunda köyüne döndü ve orada vefat etti. Çocukları ve torunları korkudan mezarının yerini uzun süre gizlediler. XIX. yy. şairlerinden Küstahoğlan’ın “Makamı sır olan Koca Kul Himmet” demesinin nedeni budur.

Turgut Koca, “Bektaşi Nefesleri ve Şairleri” adlı eserinde Kul Himmet için şunları yazmıştır:
“Onaltıncı yüzyılda yaşamış bir şairdir. Yeniçeri Ocağı’ndan emekli olunca, bütün Osmanlı topraklarını köy köy dolaşmıştır. Şiirlerini, bu gezginciliği sırasında yazmıştır. Bir ara Hacı Bektâş Veli dergâhında dervişlik etmiş, mücerret azizlerdendir.”
Turgut Koca’nın bahsettiği Kul Himmet ile İbrahim Aslanoğlu’nun bahsettiği Kul Himmet aynı kişi midir? Bazı şairlerin ölümünden sonra, onların ününden yararlanmak için aynı mahlası kullanan diğer şairlere de rastlıyoruz.

Tarihte Geda Kul Himmet, Öksüz Kul Himmet, Sefil Kul Himmet mahlaslı şairler bulunmaktadır. Acaba bunlar birbirinden ayrı şairler mi? Lâkin Sefil Kul Himmet’inki öyle değil. Bir şiirinde,

Diyar-ı gurbette Cezayir’lerde
Eller bayram etsin ben âh edeyim
……………………..
Kısmet olur ben sılâya gidersem
Sağ selamet Hak selamın verirsem
Vâdem yeter gurbet elde ölürsem
Çöller bayram etsin ben âh edeyim [11] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn11)

Diyor. Bu durumda Kul Himmet ile bir farklılığı ortaya çıkıyor. Çünkü XVII. yy.da Tokat yöresinden yalnız kara ordusu için asker alınırdı. Donanmada görev yapan levendler daha çok sahil kenarındaki yerlerden alınırdı. Asker olması (Yeniçeri Ocağı’ndan emekli olması) kanıtlanması zor bir husustur.

Mustafa Kemal
04-04-2008, 07:54 AM
Kul Himmet, kendisinden yaklaşık 300 yıl sonra yaşamış olan Kul Himmet Üstadım (XIX. yy da İmranlı ve Divriği köylerinde yaşamış) ile karıştırıldığı bile olmuştur. Fakat elde edilen cönklerde bu konuya açıklık getirilmiştir.

Kaynakların hemen hemen tümü Kul Himmet’i Pir Sultan’ın müridi olarak gösteriyor. Onları böyle düşünmeye yönelten, hangi amaçla söylendiği gereği kadar anlaşılmayan iki ayrı nefesindeki dizelerdir.

“Kul olmuşuz Pir Sultan’a / Eşiği de kıblegâhtır”[12] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn12)

Alevilikte kulu kulluk yoktur. Alevilik inancında yalnızca Allah’a kulluk edilir. Bir an için olduğunu farz edelim, kıblegâh diye tanımlanan bu ulu kişi, kendisi gibi bir âşık ve büyük bir kişi olamaz. En aşağı serçeşme olması gerekir. Çünkü Kul Himmet’in şiirleri incelendiğinde görülecektir ki, o Hz. Ali başta olmak üzere on iki imam ve Hacı Bektaş Veli’yi ulu tanır. Atalarının bağlı olduğu Hızır Abdal için dahi bu sıfatı kullanmaz. Öyleyse eşiği kıblegâh olan kişi ya Hz. Ali veya Hacı Bektaş Veli’dir. Bu bilgilerin ışığında nefesi “Kul olmuşuz bir sultana” şeklinde okumak daha doğru olur. Başka bir nefeste, “Pir Sultan yolundan ayırma bizi” dizesi de kaynak gösteriliyor. Kul Himmet bu nefeste bizi Pir Sultan’dan ayırma demiyor ki, açıkça onun gittiği yoldan ayırma, diyor. İkisi arasındaki fark nefeslerine de yansımaktadır.
Cahit Öztelli ise konuya farklı bir görüş açısı ile yaklaşıyor. Kul Himmet aynı zamanda Pir Sultan’ın hem yardımcısı, hem de eylem arkadaşı olduğunu iddia ediyor. Kul Hüseyin, Kul Mazlum ve Kul İbrahim’i de bu kadroya dâhil ediyor: “Pir Sultan gibi yaman bir uyarıcının elbette yardımcıları bulunması olağandır. Bunların ikisinin adı biliniyor. Biri Kul Himmet, öteki Kul Hüseyin’dir.”[13] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn13)
“Pir Sultan da büyük yardımcısı ‘Kul Himmet kardeşi ’ne selam gönderir ve gittiği yerlerde yapacağı işler için gereken talimatı da kapalı bir biçimde verir. Dikkatle bakıldığında çok şeyler söyleyen bu demeyi olduğu gibi veriyorum”.[14] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn14)

Bizden selam söylen Kul Himmet kardaşa
Vücudun şehrini gezsin de gelsin
Yedi kat yer ile yedi kat göğün
Onun mânasını versin de gelsin

Benim aradığım Hazret-i Ali
Altından dökülmüş Düldül’ün nalı
Kırk arşın kuyudan kim çıkarmış yolu
Yolun tedarikin sürsün de gelsin

Dervişlik dediğin kolay bir iştir
Ali’nin gördüğü mübarek düştür
Canı yok cismi yok bu nasıl kuştur
Bu kuşun dilinden bilden de gelsin

Dervişlik dediğin arıtır sözü
Araya mı gitti garibin sözü
Demirin üstünde karınca izi
Karanlık gecede görsün de gelsin

Pir Sultan Abdal’ım özümüz darda
Seni sakınırım ağyâr nazarda
Çıkmadık can kazılmadık mezarda
Cenaze namazın kılsın da gelsin

İlk dizeye dikkat edilecek olursa; nefesin bu dizesi bir hece fazla. Doğrusu işe şöyle: “Bizden selam olsun sofu canlara”.[15] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn15)Görülüyor ki hitap Kul Himmet’e değildir. Üstelik bir emirname değildir. Çünkü bu nefes bir tür lûgaz.[16] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn16)

Sadettin Nüzhet, Kul Hüseyin’i anlatırken “Kul taifesine mensup olduğu anlaşılan bir şairin Kul Himmet’ten nasib aldığı bir manzumesinden anlaşılmaktadır”[17] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn17).Ondan sonraki araştırmacılar da bu görüşe katılmıştır. Gerekçeleri ise, bir müridin aklının ermediği müşkilini mürşidine sorar. O da açıklamak suretiyle müridini irşat eder.

Mustafa Kemal
04-04-2008, 07:55 AM
Mürşit isen müşkilimi haleyle
Neden hasıl oldu gürûh-ı naci
Beni yasda gamda bırakma öyle
Evvel tatlı n’eyledi sonrası acı

Hak verir kısmetim benim gıdamı
Kesmezem dilimden Bari Huda’mı
Doğurmazdan evvel Cibril Âdem’i
Hem Âdem yoğuken kim idi Hacı


Kul Hüseyn’im eyder evveli yandım
Hakk’a ikrar verip kandım inandım
Kul Himmet kendini ârif mi sandın
De bana nerdedir dünyanın ucu[18] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftn18)

Nefese bakılırsa “Mürşit isen müşkilimi haleyle”, “Kul Himmet kendini ârif mi sandın” karşısındakini hiçe sayan soru ve hitaplarla müşkil danışılmaz. Bu sözler mürşit-mürit ilişkisine ters düşer. Talip her zaman mürşidine saygılı olmak zorundadır. Kul Himmet ise ona cevap verirken “Bu kadar açıklama yeter, sandığın kadar cahil değilim, can gözüm açık” dizelerini söyler. Halk edebiyatında bu tür şiirlere karşılaşma yahut deyişme denir. Müritlik-mürşitlik anlamını içermez.

*Şahkulu Sultan Vakfı Alevilik Temel Öğretim kitabına hazırlamış olduğum kitap içindeki Kul Himmet konusundan alıntıdır.
-----------------------------------------------------
Dipnotlar:
[1] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref1)Emin Ulu, “100. Yılda Almus.” ,İstanbul 1987, s. 341.

[2] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref2) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.108

[3] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref3) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.96

[4] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref4) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s. 122

[5] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref5) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.3

[6] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref6) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.4

[7] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref7) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.88

[8] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref8) İsmail Kaygusuz, “Kul Himmet Dede Erdebil Ocağına Mensup ve Şeyh Safi’nin Torunlarındandır”, www.alewiten.com (http://www.alewiten.com/)

[9] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref9) İsmail Kaygusuz, “Kul Himmet Dede Erdebil Ocağına Mensup ve Şeyh Safi’nin Torunlarındandır”, www.alewiten.com (http://www.alewiten.com/)

[10] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref10) İsmail Kaygusuz, “Kul Himmet Dede Erdebil Ocağına Mensup ve Şeyh Safi’nin Torunlarındandır”, www.alewiten.com (http://www.alewiten.com/)

[11] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref11) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.97

[12] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref12) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.174

[13] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref13) Cahit Öztelli, “Pir Sultan’ın Dostları”,s.45

[14] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref14) Cahit Öztelli, “Pir Sultan’ın Dostları”,s.46


[15] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref15) Maarif Kütüphanesi, Pir Sultan Abdal, s.100

[16] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref16) Lugaz(Lügaz) Herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmecelere (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilmece) lugaz (veya lügaz) denir. Daha çok Divan edebiyatında (http://tr.wikipedia.org/wiki/Divan_edebiyat%C4%B1) kullanılmıştır.
Muamma (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muamma) ile birlikte çok kullanılan bir söz oyunudur. Muamma’dan farkı konusunun daha geniş olmasıdır.

[17] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref17) Sadettin Nüzhet, “Bektaşi Şairleri ve Nefesleri, s.241

[18] (http://www.alevileriz.biz/newthread.php?do=newthread&f=242#_ftnref18) İbrahim Aslanoğlu, “Kul Himmet”,Ekin yayınları, s.19

ferhat_gs
28-06-2008, 05:19 AM
...Çok değerli bilgiler...Teşekkürler...

türk koçgirili
28-06-2008, 05:29 AM
Kul Himmet, kendisinden yaklaşık 300 yıl sonra yaşamış olan Kul Himmet Üstadım (XIX. yy da İmranlı ve Divriği köylerinde yaşamış) ile karıştırıldığı bile olmuştur. Fakat elde edilen cönklerde bu konuya açıklık getirilmiştir.[/SIZE



[SIZE="3"]Değerli can yukarıdaki kısıma biraz daha açıklık getirir misin? Kul himmet'in Kul Himmet Üstadım la karıştırılmamasını nasıl anlarız??

Mustafa Kemal
29-06-2008, 12:31 AM
Değerli can yukarıdaki kısıma biraz daha açıklık getirir misin? Kul himmet'in Kul Himmet Üstadım la karıştırılmamasını nasıl anlarız??

Kul Himmet Üstadım kimdir?

Asıl adı İbrahim’dir. Divriği’nin Örenik köyünde doğdu. Yine aynı köyde öldü. Ölüm ve doğum tarihleri belli değildir. Tahminen bundan yüz sene evvel öldüğü söyleniyor.
Bütün cönk, mecmua ve neşriyatta şiirleri Kul Himmet’e mal edilmiştir. Meşhur Kul Himmetle Aşık İbrahim’i birbirinden ayıran en bariz fark yalınız “Üstadım” kelimesidir. Kul Himmet Üstadım mahlaslı şiirler Kul Himmet’in değil, İbrahim'indir.

Sayın Türk Kocgirili, Halk edebiyatında şiirin kime ait olduğunu mahlasına bakarak anlayabiliriz.Kul Himmet ve Kul Himmet üstadım aynı konuları işlemişlerdir.Lakin yaşadığı dönem ve kullandıkları edebi dil bu iki ozanı birbirinden ayırmamızı sağlar.Kul Himmet yazdığı Duvaz-ı İmamlarla bilinir.130 nefesinin yaklaşık 105 tanesi duvaz-ı imamdır.Bu bakımdan da iki ozan rahatlıkla ayırtedebilirsiniz. Ayrıca tekke edebiyatında işlenen koynular aynı olunca birbirine benzer yüzlerce nefes yazılmıştır.Bu hususta ayırt etmek biraz zor olsa da nefeslerde ozanın kimliği ortaya çıkarılabilir.Aşık ibrahim yaşadığı coğrafyada iki ismi sürekli duymuştur.Biri Pir Sultan Abdal,diğeri ise Kul Himmet'tir.Kul himmet'ten dolu içtiği de söylenir.Onun için mahlasını Kul Himmet üstadım diye dillendirmiştir.

Aşağıda Kul Himmet Üstadım'a ait bir Tekke edebiyatına ait bir eser örnek olarak vereceğim

Allah medet ya Muhammed ya Ali

Allah medet ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbankı çekelden Bektaşi Veli
Yok mu gayretiniz dermana düştüm

Fatıma Ana'dan el etek tuttum
Şerver Muhammed'e göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok metan sattım
Şah Hüseyin ile dükkâna düştüm

Zeynel'i sevdim de aşnaya yettim
Bâkır'ı sevdim de musahip tuttum
Cafer'i sevdim de göz gönül kattım
Naci deryasında ummana düştüm

Kâzım Musa Inza'ya eriştim
Tamam asker ile hayli sürüştüm
Kerbelâ çölünde cenge karıştım
Sinem yaralandı alkana düştüm

Taki Naki Şah Askeri nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüzce rehberimiz
Kırkların ceminde erkâna düştüm

On'ki imam dergâhında umum var
Dünü günü sohbetim var demim var
Günahım yok ama neden gamım var
Ali gibi Şahı Mf rdan'a düştüm

Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı
Şirin lezzet verir muhabbet tuzu
Ali'nin alnında Zühre yıldızı
Meyli muhabbeti Selman'a düştüm... (http://www.turkuler.com/nota/siirler.asp?kisi=131&siir=693&adi=Kul Himmet Üstadım)

türk koçgirili
29-06-2008, 09:44 AM
Kul Himmet Üstadım kimdir?

Asıl adı İbrahim’dir. Divriği’nin Örenik köyünde doğdu. Yine aynı köyde öldü. Ölüm ve doğum tarihleri belli değildir. Tahminen bundan yüz sene evvel öldüğü söyleniyor.
Bütün cönk, mecmua ve neşriyatta şiirleri Kul Himmet’e mal edilmiştir. Meşhur Kul Himmetle Aşık İbrahim’i birbirinden ayıran en bariz fark yalınız “Üstadım” kelimesidir. Kul Himmet Üstadım mahlaslı şiirler Kul Himmet’in değil, İbrahim'indir.

Sayın Türk Kocgirili, Halk edebiyatında şiirin kime ait olduğunu mahlasına bakarak anlayabiliriz.Kul Himmet ve Kul Himmet üstadım aynı konuları işlemişlerdir.Lakin yaşadığı dönem ve kullandıkları edebi dil bu iki ozanı birbirinden ayırmamızı sağlar.Kul Himmet yazdığı Duvaz-ı İmamlarla bilinir.130 nefesinin yaklaşık 105 tanesi duvaz-ı imamdır.Bu bakımdan da iki ozan rahatlıkla ayırtedebilirsiniz. Ayrıca tekke edebiyatında işlenen koynular aynı olunca birbirine benzer yüzlerce nefes yazılmıştır.Bu hususta ayırt etmek biraz zor olsa da nefeslerde ozanın kimliği ortaya çıkarılabilir.Aşık ibrahim yaşadığı coğrafyada iki ismi sürekli duymuştur.Biri Pir Sultan Abdal,diğeri ise Kul Himmet'tir.Kul himmet'ten dolu içtiği de söylenir.Onun için mahlasını Kul Himmet üstadım diye dillendirmiştir.

Aşağıda Kul Himmet Üstadım'a ait bir Tekke edebiyatına ait bir eser örnek olarak vereceğim

Allah medet ya Muhammed ya Ali

Allah medet ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbankı çekelden Bektaşi Veli
Yok mu gayretiniz dermana düştüm

Fatıma Ana'dan el etek tuttum
Şerver Muhammed'e göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok metan sattım
Şah Hüseyin ile dükkâna düştüm

Zeynel'i sevdim de aşnaya yettim
Bâkır'ı sevdim de musahip tuttum
Cafer'i sevdim de göz gönül kattım
Naci deryasında ummana düştüm

Kâzım Musa Inza'ya eriştim
Tamam asker ile hayli sürüştüm
Kerbelâ çölünde cenge karıştım
Sinem yaralandı alkana düştüm

Taki Naki Şah Askeri nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüzce rehberimiz
Kırkların ceminde erkâna düştüm

On'ki imam dergâhında umum var
Dünü günü sohbetim var demim var
Günahım yok ama neden gamım var
Ali gibi Şahı Mf rdan'a düştüm

Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı
Şirin lezzet verir muhabbet tuzu
Ali'nin alnında Zühre yıldızı
Meyli muhabbeti Selman'a düştüm... (http://www.turkuler.com/nota/siirler.asp?kisi=131&siir=693&adi=Kul Himmet Üstadım)



Açıklamanız için teşekkürler... Sanırım bir daha karışıklık olmaz bu konu hakkında... Bu arada Örenik babannemin köyü...;)

türk koçgirili
29-06-2008, 09:45 AM
Bir ek not daha Örenik artık İmranlı'ya bağlı...:)

ferhat_gs
03-07-2008, 01:29 PM
Mustafa kemal abi bilgiler için çok sağol...
Bir şey dikkatimi çekti,merak ettim.O dönem kul himmetin safeviyle bir ilişkisi var yani.Şah ismail in oğlu şah tahmasa şiir yazdığına göre.O dönemde şii safevi nin günümüz aleviliğinde olan buyrukları erdebil tekkesinde yazdırıp,alevilere islamı işine geldiği gibi öğrettiği,alevileri sadece propaganda yapmak için kullandığı iddaları hakkında ne düşünüyorsun?Alevilere hz.ali nin tanrı nın bir görüntüsü olduğunu söylediği(bu her ne kadar günümüz aleviliğinde açıkça söylenmeyip olmasada,ehlihaklarda mevcut) doğru mu?

Ve bu şiir 2 şiir de kul himmete aitmiş.Bunun hakkında ne düşünüyorsun

''Var ettin evreni bugünü mekan
Gah asikar oldun, gahi de pünhan
Nurundan nur kattin, yarattin insan
“La ilahe illa Ali” olan Sah !! ''

''Ali ismi 4 kitapta okunur,
La ilahe illa ali yazılı,
Zikredenler ezeliden sakınır,
La ilahe illa ali yazılı''

sivaslım_58
03-07-2008, 03:06 PM
bilgileriniz ve paylaşımınız için teşekkürler,,,

Mustafa Kemal
03-02-2009, 09:48 AM
Mustafa kemal abi bilgiler için çok sağol...
Bir şey dikkatimi çekti,merak ettim.
O dönem kul himmetin safeviyle bir ilişkisi var yani.Şah ismail in oğlu şah tahmasa şiir yazdığına göre.O dönemde şii safevi nin günümüz aleviliğinde olan buyrukları erdebil tekkesinde yazdırıp,alevilere islamı işine geldiği gibi öğrettiği,alevileri sadece propaganda yapmak için kullandığı iddaları hakkında ne düşünüyorsun?
Alevilere hz.ali nin tanrı nın bir görüntüsü olduğunu söylediği(bu her ne kadar günümüz aleviliğinde açıkça söylenmeyip olmasada,ehlihaklarda mevcut) doğru mu?

Ve bu şiir 2 şiir de kul himmete aitmiş.Bunun hakkında ne düşünüyorsun

''Var ettin evreni bugünü mekan
Gah asikar oldun, gahi de pünhan
Nurundan nur kattin, yarattin insan
“La ilahe illa Ali” olan Sah !! ''

''Ali ismi 4 kitapta okunur,
La ilahe illa ali yazılı,
Zikredenler ezeliden sakınır,
La ilahe illa ali yazılı''

Kul Himmet'in hayatını inceleyen araştırmacılar iki varsayım üzerine hareket ederler.Birincisi 1402 yılında Timur'un İran'a götürdüğü Türkmenlerin daha sonra yeniden Anadolu'ya göç edenlerden birinin Kul Himmet'İn ailesi olduğu,diğeri ise Kul Himmet'in Tokat ve civarında hayatını sürdürdüğüdür.
Yaşadığı dönemde Safevi devletinin başında Şah Tahmas vardı.Anadolu'da ise Celali ayaklanmaları sürmekteydi.O dönem içinde yazılmış dini şiirlerde(nefesler) ŞAH kelimesinin çok geçmesi Safevi Hükümdarlarını çağrıştırmış olsa da aslında Hz.Ali'yi anlatmak istedimişlerdir.

Bilgeliği ermişliği ve kerametleriyle Hacı Bektaş Veli Anadolu ve tüm Türk coğrafyasında Âşıkları büyük ölçüde etkilemiştir. Âşık edebiyatında bade içme, rüya motifi bir gelenek icabıdır. İnanışa göre âşık olmak için ya usta yanında yetişmek ya da mutlaka “pîr” elinden bade içmek gerekir. Âşık edebiyatında rüya; kişinin şiir söyleme yeteneği kazanmasında, dini bilgiler ile ledün ilmini öğrenmesinde, kişinin, âşıklık özellikleri kazanmasında önemli etkendir.Kul Himmet'in pir olarak Hacı Bektaş Veli'yi görmesi,onun Erdebil Tekkesine bağlı olmadığının en açık kanıtıdır.

Kul Himmet'im der ki bu sır Ali'nin
Pîrim Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin
Kurbanıyım erkânının yolunun
Kırmızılar giydik alda nemiz var

***
Beli dedik Hacı Bektaş Veli’ye
Yüz sürenler mahrum kalmaz Ali’ye
Sorun on sekiz bin gizli veliye
Dillerde söylenir ismin ya Ali

Safevi Devleti kendi ideolojisini yaymak istemiştir.Fakat Anadolu'da çıkan ayaklanmalar daha çok bozulan ekonominin ve kötü yönetimin sonucunda çıkmıştır.Şah Kulu ayaklanması,Bozok ayaklanması,Celali Ayaklanması incelenirse temelde yanlış yönetime kızgınlık ve ekonomik koşullar çıkar.
Alevilik 14.yy'da iki önemli akımla tanışmıştır.Birincisi Hurufilik ikincisi Erdebil Tekkesi'nin yaygınlıkla kullandığı 12 imamı öne çıkaran düşünceler.Bu bakımdan Alevilik Şah Hatayi tarafından islam içine çekilmedi.Eğer "Alevilik islam dışı" savunulursa Şah Hatayi Alevilik inancını katletmiş deriz.Lakin bugün Alevilik inancında Şah Hatayi'Nin önemli yeri vardır.Bahsi geçen fikri savunanlar Şah Hatayi'ye kötülük etmiş olur.
Kul Himmet ile Erdebil Tekkesi arasında bağ olduğuna inanmıyorum.Çünkü Bir çok nefesinde Hacı Bektaş Veli'yi överek,Bektaşiliği yüceltmiştir.Bektaşi tarikatı ve Safevi tarikatı birbirine rakiptir.Günümüzde Bektaşiliği insanlara kötü göstermek için ve siyasi bazı akımların kendi fikirlerini karıştırıp sunduğu bazı yazılar Kul Himmet ve Pir Sultan Abdal'ın Erdebil Tekkesi'nden geldiği iddaa edilir ki bunlar cönklerde ve nefeslerde cürütülmüştür.