:
Fuzuli
astokomlu
04-04-2008, 02:13 AM
Gerçek adý Mehmed B. Süleyman’dýr. Kerbelâ’da doðdu, doðum yýlý kesinlikle bilinmiyorsa da, kimi kaynaklara göre 1480 dolaylarýndadýr. 1556′da Kerbelâ’da öldü. Yaþamý, özellikle gençlik dönemi ve öðrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Þiirde “Fuzûlî” adýný, kendi þiirlerinin baþkalarýnýnkilerle, baþkalarýnýn þiirlerinin de kendisininkilerle karþýlaþtýrýlmasý için aldýðýný, böyle bir takma adý kimsenin beðenmeyeceðini düþündüðünden kullandýðýný, Farsça Divan’ýnýn giriþinde açýklar. Ama “iþe yaramayan”, “gereksiz” gibi anlamlara gelen “fuzûlî” sözcüðünün baþka bir anlamý da “erdem”dir. Onun bu iki kaþýt anlamdan yararlanmak amacýný güttüðünü ileri sürenler de vardýr.
Fuzûlî’nin yaþamý konusunda bilgi veren kaynaklar birbirini tutmamakta, genellikle söylenceyle gerçeði ayýrma olanaðý bulunmamaktadýr. Onunla ilgili güvenilir bilgiler, yapýtlarýnýn incelenmesinden, kimi þiirlerinin açýklanýþýndan kaynaklanmaktadýr. Bunlardan anlaþýldýðýna göre Fuzûlî iyi bir öðrenim görmüþ, özellikle Ýslam bilimleri, tasavvuf, Ýran edebiyatý konularýnda çalýþmalar yapmýþtýr. Þiirlerinde görülen kavramlardan simya, gökbilim konularýyla ilgilendiði, Ýslam ülkelerinde pek yaygýn olan ve gelecekteki olaylarý bildirmeyi amaçlayan “gizli bilimler”le iliþkili bulunduðu anlaþýlmaktadýr. Ýslam bilimleri içinde hadis, fýkýh, tefsir ve kelam üzerinde durduðu, gene yapýtlarýnda yer alan kavramlarýn incelenmesinden ortaya çýkmaktadýr. Türkçe, Arapça, Farsça divanlarýnda bulunan þiirleri, bu üç dili de çok iyi kullandýðýný, onlarýn bütün inceliklerini kavradýðýný göstermektedir. Yapýtlarý incelendiðinde Ýran þairlerinden Hâfýz, Türk þairlerinden de Nesîmî, Nevâî ve Necati’yi izlediði, onlarýn þiir anlayýþýný, duygu ve düþüncelerini benimsediði görülür.
Ýnanç bakýmýndan Fuzûlî, Þii mezhebine baðlýdýr. On iki Ýmam’a karþý derin bir sevgisi vardýr. Bütün yaþamýný Kebelâ’da, Þiiler’ce kutsal sayýlan topraklar üzerinde geçirmesi, aþaðý yukarý bütün þiirlerinde tasavvuftan kaynaklanan bir sevgiyi, bir üzüntüyü iþlemesi, Kerbelâ olayýyla ilgili aðýtlarý, Þeriat’ýn katýlýðýna karþý çýkýþý bu nedenlerdir. Ancak Ali’ye baðlýlýðý, Ali’nin tanrýsal bir varlýk olduðu görüþünü savunan ve Ýslam ülkelerinde Galiye (aþýrýlýk) diye nitelenen inançla ilgili deðildir. Ona göre Ali erdemli, gönül bilgisiyle dolu, olgun, yetkin bir kiþidir ve Peygamber’den sonra imam (halife) olmasý gereken kimsedir. Bu görüþü benimsemeye, Ýslam ülkelerinde, mufaddýla (erdeme baðlý olma) denir. Fuzûlî de bu erdemden yana olanlar arasýndadýr. Ona göre Ali erdem bakýmýndan, bütün halifelerden ve Peygamber’in yakýnlarýndan (sahabe) üstündür. Bu konudaki inancýný Hadîkatü’s-Süedâ (”Mutlularýn Bahçesi”) adlý yapýtýnda bütün açýklýðýyla ortaya koymuþtur. Türkçe ve Farsça divanlarýnda Ali ve onun soyundan gelen imamlara baðlýlýðýný konu edinen birçok þiir vardýr. Bir aralýk Baðdat’ý ele geçiren Ýsmail Safevi’ye yazdýðý övgünün kaynaðý da bu sevgidir. Fuzûlî’nin, geçimini Kerbelâ, Necef ve Baðdat’ta bulunan On Ýki Ýmam’la ilgili vakýflarýn gelirlerinden saðladýðý Farsça Divan’ýndaki “Dürr-i sadef-i sýdk cenâb-ý mütevelli” (Doðruluk sedefinin incisi yüce görevli) dizesiyle baþlayan þiirden anlaþýlmaktadýr. Fuzûlî, yaþadýðý dönemin geleneðine uyarak, Baðdat’ý ele geçiren Osmanlý padiþahý Kanuni Süleyman’a ve Rüstem Paþa, Mehmed Paþa, Ýbrahim Bey, Cafer Bey gibi devlet büyüklerine övgüler yazmýþtýr.
Fuzûlî’nin bütün yaratýcý gücü, yaþam ve evren anlayýþýný, insanla ilgili düþüncelerini sergilediði þiirlerinde görülür. Ona göre þiirin özünü sevgi, temelini bilim oluþturur. “Bilimsiz þiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da deðersizdir” anlayýþýndan yola çýkarak sevgiyi evrenin özünü kuran bir öðe diye anlar, bu nedenle “evrende ne varsa sevgidir, sevgi dýþýnda kalan bilim bir dedikodudur” yargýsýna varýr. Sevginin yanýnda, þiirin örgüsünü bütünlüðe kavuþturan ikinci öðe üzüntüdür, sevgiliye kavuþma özleminden, ondan ayrý kalýþtan kaynaklanan üzüntü. Üzüntünün, ayrýlýk acýsýnýn, kavuþma özleminin odaklaþtýðý baþlýca yapýtý Leylâ ile Mecnun’dur. Burada seven insan, bütün varlýðýyla kendini sevdiði kimseye adamýþtýr, ancak sevilen kimsede yoðunlaþan sevgi tanrýsal varlýðý erek edinmiþ derin bir özlem niteliðindedir. Sevilen insan bir araç, onun varlýðýnda görünüþ alanýna çýkan Tanrý, tek erektir. Fuzûlî, bu konuda Yeni-Platonculuk’tan beslenen tasavvufun insan-tanrý anlayýþýna baðlý kalarak, varlýk birliði görüþünü iþlemiþtir. Ona göre gerçek varlýk Tanrý’dýr, bütün nesneler ve onlarý kuþatan evren Tanrý’nýn bir görünüþ alanýdýr. Bu nedenle yaratýlýþ, tanrýsal varlýðýn görünüþ alanýna çýkýþý, bir ýþýk (nûr) olan “Tanrý özü’nden dýþa taþmasýdýr (sudûr); “Zihî zâtýn nihân u ol nihandan mâsivâ peydâ” (Senin özün gizlidir, bu görünen evren o gizli özünden ver olmuþtur).
astokomlu
04-04-2008, 02:15 AM
Fuzûlî’nin anlayýþýna göre insan “seven bir varlýk”týr, bu sevgi Tanrý ile insan arasýndaki baðýn özünü oluþturur, ayrý insanýn Tanrý’ya yaklaþmasýný saðlar. Bu nedenle de yalnýz insan sevebilir. Varlýk türlerinin en yetkini, en olgunu olan insan Tanrý’nýn gören gözü, konuþan dili, duyan kulaðýdýr. Ýnsanda Tanrý istenci dýþýnda bir eylemi gerçekleþtirme olanaðý yoktur. Ýnsan biri gövde, öteki ruh olmak üzere iki ayrý özden kurulu bir varlýktýr. Gövdenin toprak, yel (hava), od (ateþ) ve su gibi dört oluþturucu öðesi vardýr. Ruh ise tanrýsaldýr, gövdede, gene Tanrý buyruðuyla bir süre kaldýktan sonra, kaynaðýna, tanrýsal evrene dönecektir, bu nedenle ölümsüzdür. Ýnsanýn yeryüzünde yaþadýðý sürece ruhunun kutsallýðýna yaraþýr biçimde davranmasý, doðruluk, iyilik, erdem, güzellik gibi deðerlerden ayrýlmamasý, özünü bilgiyle süslemesi gerekir. Fuzûlî, “maarif” adýný verdiði gönül bilgisini kiþinin özünü ýþýklandýrmasý için bir kaynak diye yorumlar, “ey güzel zâtýn maârif birle tezyîn edegör” dizesiyle bu konudaki görüþünü açýklar. Onun ahlakla ilgili görüþlerinin temelini kuran doðruluk, iyilik ve erdem gibi üç öðedir. Bu üç öðenin karþýtý baský (zulm), ikiyüzlülük (riyâ) ve bilgisizliktir (cehl). “Selâm verdim rüþvet deðildir deyu almadýlar” diye baþlayan Þikayet-nâme’sinde çaðýnýn yolsuzluklarýný, ahlaka, Ýslam dininin özüne aykýrý davranýþlarý sergilenirken, Türkçe Divan’ýnda da “zalimin zulm ile akçe toplayýp yardým edermiþ gibi baþkalarýna daðýttýðýný, oysa cennete rüþvetle girilmeyeceði” anlamýndaki dizelere geniþ yer verir. Ona göre bu yeryüzü bir alýþveriþ yeridir, herkes elindekini ortaya döker. Bilgiyi seven erdem ve beceriyi, dünyayý seven de altýný, gümüþü sergiler:
Dehr bir bâzârdýr her kim metâýn arz eder
Ehl-i dünya sîm ü zer ehl-i hüner fazl u kemal
Fuzûlî, inanç konusunda da erdemin, doðruluðun, Kuran’ýn özüne baðlý kalmanýn gereðini savunur. Ona göre oruç, namaz, zekât gibi görevler gösteriþ için deðil, kiþinin özünü kötülükten arýndýrmak, olgunlaþtýrmak içindir. Oysa içinde yaþanan çaðýn insaný Ýslam dininin temel ilkelerini bir çýkar aracý olarak kullanmakta, gerçeðinden uzaklaþtýrmaktadýr. Bu nedenle Ýslam’ýn özünden ayrýlmak istemeyen bir kimsenin uygulamasý gereken yöntem “namaz ehline uyma, onlar ile durma oturma” biçiminde özetlenebilir.
Fuzûlî’nin dili Azeri söyleyiþidir, özellikle Nevâî ve Nesîmî’yi anýmsatan bir nitelik taþýr. Þiirde uyumu saðlayan öðe genellikle, sözcükler arasýnda ses benzerliðinden kaynaklanýr. Aruz ölçüsüne uymayan Türkçe sözcüklerde görülen uzatma ve kýsaltmalar Arapça ve Farsça sözcüklerle uyum içine girer. Dilde biri ses uyumu, öteki anlam olmak üzere iki temel öðe dizeler arasýnda, ses uyumuna dayanan baðlantýdýr. Farsça’nýn þiire daha yatkýn bir dil olduðunu, Türkçe þiir söylemenin güçlüðünü ileri sürmesine karþýlýk, Türkçe þiirlerinde daha çok baþarýlý olmuþtur. Hadikatü’s-Süedâ adlý yapýtýnda þiir söylemeye pek elveriþle olmayan Türkçe’yi baþarýyla kullanacaðýný, bu dili güçlü, elveriþli bir þiir durumuna getireceðini ileri süren Fuzûlî’de halk dilinde geçen sözcükler, deyimler, atasözleri önemli bir yer tutar. Kimi þiirlerinde Kuran ve Hadisler’den alýntýlarla dizenin anlamý güçlendirilir.
Divan þiirinin bütün ölçülerini, biçimlerini kullanan Fuzûlî’nin yaratýcý gücü, düþünce derinliði, söyleyiþ akýcýlýðý daha çok gazellerinde görülür. Kerbelâ olayýyla ilgili þiirlerinde üzüntüyü çok geniþ boyutlar içinde ele alarak þiirinin bütününe yayar, inanan, seven insaný bir “acý çeken varlýk” olarak gösterir. Bu tür þiirlerinde sevgi ve aþk birbirini bütünleyen iki öðe niteliðine bürünür. Leylâ ile Mecnun adlý yapýtýnda iþlenen derin özlem, ayrýlýktan duyulan acý aðýt özelliði taþýyan þiirlerinde ölüm karþýsýnda duyulan derin sarsýntýya dönüþür.
Þiir, Fuzûlî için, düþünceleri, duygularý ortaya koymaya, insaný anlatmaya, kimi sorunlarý sergilemeye yarayan bir yaratýdýr. Þiir, yalnýz þiir olsun diye söylenmez, bir varlýk görüþünü dile getirmeyi amaçlar. Þiiri oluþturan özlü ve anlamlý sözdür, söz ile kiþi kendini ortaya koyar. Öte yandan söz bir yaratma öðesidir: “Bû ne sýrdýr kim eder her lahza yoktan vâr söz”. Söz, onu söyleyenle baðlantýlýdýr, onun bulunduðu bilgi ve duygu aþamasýný, deðer basamaðýný gösterir.
Artýran söz kadrini sýdk ile kadrin artýrýr
Kim ne mikdar olsa ehlin eyler ol mikdar söz
Dizelerinde sergilenen düþünceye göre sözün deðerini artýran kendi deðerini artýrýr, kiþinin kendi neyse söylediði sözle açýða vurduðu da odur. Söz kiþinin aynasýdýr.
astokomlu
04-04-2008, 02:17 AM
KASÃŽDE DER NA’T-I HAZRET-I NEBEVÃŽ (Su Kasidesi)
Saçma ey göz eþkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuþan odlara kýlmaz çâre su
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateþlere göz yaþýmdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuþan ateþlere su fayda vermez.)
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmýþ gözümden günbed-i devvâra su
(Þu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaþlarý mý þu dönen gök kubbeyi
kaplamýþtýr, bilemem..)
Zevk-ý tîðundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen býraður rahneler dîvâra su
(Senin kýlýca benzeyen keskin bakýþlarýnýn zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna þaþýlmaz. Nitekim akarsu da
zamanla duvarda, yarlarda yarýklar meydana getirir.)
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
Ihtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
(Yarasý olanýn suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralý gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin
sözünü korka korka söyler.)
Suya virsün bâð-bân gül-zârý zahmet çekmesün
Bir gül açýlmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
(Bahçývan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boþuna yorulmasýn; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin
yüzün gibi bir gül açýlmaz.)
Ohþadabilmez gubârýný muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
(Hattatýn beyaz kâðýda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uðraþsa yine de)
gubârî (yazý)sýný, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )
Ârýzun yâdýyla nem-nâk olsa müjgânum nola
Zayi olmaz gül temennâsýyla virmek hâra su
(Senin yanaðýnýn anýlmasý sebebiyle kirpiklerim ýslansa ne olur, buna þaþýlýr mý? Zira gül elde etmek dileði ile dikene
verilen su boþa gitmez.)
Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîð
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
(Gamlý günümde hasta gönlümden kýlýç gibi keskin olan bakýþýný esirgeme; zira karanlýk gecede hastaya su vermek hayýrlý
bir iþtir.)
Iste peykânýn gönül hecrinde þevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrýlýðýnda duyduðum hararetimi yatýþtýr, söndür. Susuzum
bu defa da benim için su ara.)
astokomlu
04-04-2008, 02:19 AM
Men lebün müþtâkýyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoþ gelür hûþ-yâra su
(Nasýl sarhoþa þarap içmek, aklý baþýnda olana da su içmek hoþ geliyorsa, ben senin dudaðýný özlüyorum, sofular da
kevser istiyorlar.)
Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âþýk olmýþ galibâ ol serv-i hoþ-reftâra su
(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doðru akar. Galiba o hoþ yürüyüþlü, hoþ salýnýþlý; serviyi
andýran sevgiliye aþýk olmuþ.)
Su yolýn ol kûydan toprað olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahý ol kûya koyman vara su
(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere býrakamam.)
Dest-bûsý ârzûsýyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen topraðum sunun anunla yâra su
(Dostlarým! Þayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra topraðýmý testi yapýn ve onunla sevgiliye su
sunun.)
Serv ser-keþlük kýlur kumrî niyâzýndan meger
Dâmenin duta ayaðýna düþe yalvara su
(Servi kumrunun yalvarmasýndan dolayý dikbaþlýlýk ediyor. Onu ancak suyun eteðini tutup ayaðýna düþmesi (yalvarýp aracý olmasý bu dikbaþlýlýðýndan) kurtarabilir.)
Içmek ister bülbülün kanýn meger bir reng ile
Gül budaðýnun mizâcýna gire kurtara su
(Gül fidaný bir hile ile (meþhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanýný içmek istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül dallarýnýn damarlarýna girerek gül aðacýnýn mizacýný deðiþtirmesi gerekir.)
Týynet-i pâkini rûþen kýlmýþ ehl-i âleme
Iktidâ kýlmýþ târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su
(Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuþ (ve bu hâli ile) dünya halkýna temiz yaratýlýþýný açýkça göstermiþtir.)
Seyyid-i nev-i beþer deryâ-ý dürr-i ýstýfâ
Kim sepüpdür mucizâtý âteþ-i eþrâra su
(Insanlarýn efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateþine su serpmiþtir.)
Kýlmað içün tâze gül-zârý nübüvvet revnakýn
Mu’cizinden eylemiþ izhâr seng-i hâra su
(Katý taþ, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklýðýný tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayý su meydana
çýkarmýþtýr.)
Mu’cizi bir bahr-ý bî-pâyân imiþ âlemde kim
Yetmiþ andan min min âteþ-hâne-i küffara su
(Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksýz bir deniz gibi imiþ ki, ondan (o mucizelerden), ateþe tapan
kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaþmýþ ve onlarý söndürmüþtür.)
Hayret ilen barmaðýn diþler kim itse istimâ
Barmaðýndan virdügin þiddet günü Ensâr’a su
(Mihnet günü Ensâr’a parmaðýndan su verdiðini (bir mucize olarak parmaðýndan su akýttýðýný) kim iþitse hayret ile (þaþa
kalarak) parmaðýný ýsýrýr.)
Dostý ger zehr-i mâr içse olur âb-ý hayât
Hasmý su içse döner elbette zehr-i mâra su
(Dostu yýlan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ý hayat olur. Aksine düþmaný da su içse (o su, düþmanýna) elbette
yýlan zehrine döner.)
Eylemiþ her katreden min bahr-ý rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
(Abdest (almak) için el uzatýp gül (gibi olan) yanaklarýna su vurunca (sýçrayan) her bir su damlasýndan binlerce rahmet denizi dalgalanmýþtýr )
astokomlu
04-04-2008, 02:27 AM
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasýl
Baþýný daþdan daþa urup gezer âvâre su
(Su ayaðýnýn topraðýna ulaþayým diye baþýný taþtan taþa vurarak ömürler boyu, durmaksýzýn baþýboþ gezer.)
Zerre zerre hâk-i dergâhýna ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
(Su, onun eþiðinin topraðýna zerrecikler halinde ýþýk salmak (orayý aydýnlatmak) ister. Eðer parça parça da olsa o
eþikten dönmez.)
Zikr-i natün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
(Sarhoþlar içkiden sonra gelen bat adrysýný gidermek için nasýl su içerlerse, günahkârlar da senin natýnýn zikrini
dillerinde tekrarlamayý (dertlerine) derman bilirler.)
Yâ Habîballah yâ Hayrel beþer müþtakunam
Eyle kim leb-teþneler yanup diler hemvâra su
(Ey Allah’ýn sevgilisi! Ey insanlarýn en hayýrlýsý! Susamýþlarýn (susuzluktan dudaðý kurumuþlarýn) yanýp dâimâ su
diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)
Sensen ol bahr-ý kerâmet kim þeb-i Mi’râcda
Þebnem-i feyzün yetürmiþ sâbit ü seyyâra su
(Sen o kerâmet denizisin ki mi’râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yýldýzlara ve gezegenlere su ulaþtýrmýþ.)
Çeþme-i hurþîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazým olsa, güneþ çeþmesinden her an bol bol saf, tatlý ve güzel su iner.)
Bîm-i dûzah nâr-ý gam salmýþ dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
(Cehennem korkusu, yanýk gönlüme gam ateþi salmýþ, (ama) o ateþe, senin ihsan bulutunun su serpeceðinden ümitliyim.)
Yümn-i natünden güher olmýþ Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lülü þeh-vâra su
(Seni övmenin bereketinden dolayý Fuzûlînin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düþüp iri inciye dönen su (damlasý)
gibi birer inci olmuþtur.)
Hâb-ý gafletden olan bîdâr olanda rûz-ý haþr
Eþk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
(Kýyamet günü olduðu zaman, gaflet uykusundan uyanan düþkün (yahut aþýk) göz, (sana duyduðu) hasretten su (gözyaþý)
döktüðü zaman,)
Umduðum oldur ki rûz-ý haþr mahrûm olmayam
Çeþm-i vaslun vire men teþne-i dîdâra su
(O mahþer günü, güzel yüzüne susamýþ olan bana vuslat çeþmenin su vereceðini, beni mahrum býrakmayacaðýný ummaktayým.)
Hazýrlayan : Ebru (Alevileriz Yönetim Ekibi)
Kaynaklar : Abdülbaki Gölpýnarlý-Fuzuli Divaný
Baþkent üniversitesi Arþiv Kaynaklarý
Çukurova Ünv. Türkoloji Araþtýrmalarý Merkezi Kaynaklarý
nil52
04-04-2008, 06:16 AM
Gönülde bin gâmým vardýr ki pinhân eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki il ta'nýndan efgân eylemek olmaz
Ne müþkil derd olursa bulunur âlemde dermâný
Ne müþkil der imiþ aþkýn ki dermân eylemek olmaz
Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim
Bu tedbîr ile def'i derd-i hicrân eylemek olmaz
Sakýn gönlüm yýkarsýn pendden dem urma ey nâsih
Hevâ-yi nefs ile bir mülkü vîran eylemek olmaz
Dehânýn üzre lâ'lin istemiþ dil def-i müþkildir
Görünmez hiç cürmü yok yere kan eylemek olmaz
Du'âlar eylerim benden yana bir dem güzâr etmez
Ne çâre sihr ile servi hýrâman eylemek olmaz
Fuzûlî âlem-i kayd içre sen dem urma aþkýndan
Kemâl-i cehl ile da'vây-i irfân eylemek olmaz
açelya
07-05-2008, 02:28 AM
emeðine saðlýk ödevim için çook yardýmcý oldu emeðine saðlýk can :):):)
irem1971
07-05-2008, 04:17 AM
evet çok güzel olmuþ yüreðinize saðlýk
irem1971
07-05-2008, 04:18 AM
yüreðinize saðlýk
@DerSim62@
23-05-2008, 12:46 AM
ELÝNE SAGLIK GÜZEL OLMUÞ ETKÝ YAPTI BENDE OKUYUNCA TÞKL
ilerici
23-05-2008, 02:41 AM
Aþýk oldur kim kýlar canýn feda canýna
Meyl-i canan etmesin her kim kýymaz canýna
Caný kim cananý için sevse cananýn sever
Caný için kim ki cananýn sever canýn sever
Canýmý canan eðer isterse minnet canýma
Can nedir kim aný kurban etmeyem cananýma!
Bin can olaydý kaþ men-i dilþikestede
Ta her biriyle bir kez olaydým feda sana!
Fuzuli
Buluþ Yayýn Evi Türk Edebiyat Antolojisi, Vasfi Mahir Kocatürk
Dede-baba
17-08-2008, 11:38 AM
Degerli canlar..
Bugün.. Alevilerin yedi büyük ozanýndan biri olan Fuzuli ve eserleri hakkýnda bilgi vermek istedim....
Fuzuli... 1504'te Kerkük'te doðar, kendisi Kerkük Türkmenlerinin Bayat Türkmen boyunun Karyaðdý soyundandýr.
Fuzuli; sadece Türk ve fars edebiyatý deðil Dünya edebiyatý açýsýndandan da önemli bir isimdir.. eserleri Dünya klasikleri arasýnda yer almýþ bir ozandýr.
Fuzuli... yaþamý boyunca Kerbela ve baðdat çevresinden ayrýlmamýþ... Hz. Ali ve Ýmam Hüseyin Türbelerinde 17 yýl Türbedarlýk yapmýþtýr..
Fuzuli'nin vazgeçilmez tutkusu kerbela'da ölmektir. Hz. Hüseyin Türbesinin yanýuna defnedilmeyi ve mezarýna taþ konulmamasýný vasiyet etmiþtir. kendisi veba salgýnýnda ölmüþ ve vasiyeti yerine getirilmiþtir.
Kerbela olayýný anlatan.. "Hadikatü Sueda" ve "Saadete Erenlerin Bahçesi"... "Leyla vü Mecnun" en önemli eserleridir.
Saygýlarýmla..
Varol Eren
18-08-2008, 03:40 AM
Bu iste fuzuli:
Tan yerindeki kýrmýzýlýðý bir tabiat hadisesi zannetme,
Hz. Hüseyin`in uðradýðý kanlý akýbet dolayýsi ile her sabah adeta güneþ kan aðlar
Tan yerinin kirmiziligini böyle algilayabilene selam olsun.
Rojaazme
07-09-2008, 02:13 AM
AÞKA SEVDALANMA
Can verme sakýn aþka aþk afeti candýr
Aþk afeti can olduðu meþhuru cihandýr
Sakýn isteme sevdayý gam aþkta her an
Kim istedi sevdayý gamlý aþk ziyandýr
Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanýnda bir zehirli yýlandýr
Yahþi görünür yüzleri güzellerin emma
Yahþi nazar ettikte sevdalarý yamandýr
Aþk içre azap olduðu bilirem kim
Her kimseki aþýktýr iþi ahü figandýr
Yadetme güzel gözlülerin merdümi çeþmin
Merdüm deyip aldanma kim içtikleri kandýr
Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanmaki þair sözü elbette yalandýr
GAZEL
Benî candan usandýrdý cefâdan yâr usanmaz mý
Felekler yandý âhýmdan murâdým þem'i yanmaz mý
Kamû bîmârýnâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kýlmaz banâ derman benî bîmâr sanmaz mý
Gamým pinhan dutardým ben dedîler yâre kýl rûþen
Desem ol bî vefâ bilmen inânýr mý inanmaz mý
Þeb-î hicran yanar câným töker kan çeþm-i giryâným
Uyârýr halký efgaaným karâ bahtým uyanmaz mý
Gül'î ruhsârýna karþû gözümden kanlu âkar sû
Habîbým fasl-ý güldür bû akar sûlar bulanmaz mý
Deðildim ben sanâ mâil sen etdin aklýmý zâil
Bana ta'n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mý
Fuzûlî rind-i þeydâdýr hemîþe halka rüsvâdýr
Sorun kim bû ne sevdâdýr bu sevdâdan usanmaz mý
aglayanmunzur
16-09-2008, 04:09 AM
Degerli canlar..
Bugün.. Alevilerin yedi büyük ozanýndan biri olan Fuzuli ve eserleri hakkýnda bilgi vermek istedim....
Fuzuli... 1504'te Kerkük'te doðar, kendisi Kerkük Türkmenlerinin Bayat Türkmen boyunun Karyaðdý soyundandýr.
Fuzuli; sadece Türk ve fars edebiyatý deðil Dünya edebiyatý açýsýndandan da önemli bir isimdir.. eserleri Dünya klasikleri arasýnda yer almýþ bir ozandýr.
Fuzuli... yaþamý boyunca Kerbela ve baðdat çevresinden ayrýlmamýþ... Hz. Ali ve Ýmam Hüseyin Türbelerinde 17 yýl Türbedarlýk yapmýþtýr..
Fuzuli'nin vazgeçilmez tutkusu kerbela'da ölmektir. Hz. Hüseyin Türbesinin yanýuna defnedilmeyi ve mezarýna taþ konulmamasýný vasiyet etmiþtir. kendisi veba salgýnýnda ölmüþ ve vasiyeti yerine getirilmiþtir.
Kerbela olayýný anlatan.. "Hadikatü Sueda" ve "Saadete Erenlerin Bahçesi"... "Leyla vü Mecnun" en önemli eserleridir.
Saygýlarýmla..
Selam dede-baba,
Saadete Erenlerin Bahçesi adli kitabin hakiki mühürlü olannini nerde bulacagimi biliyormusun, babam Türkiyede aradi ama bir türlü orijinal olannini bulmadi coguda sunniler tarafindan kaleme alindigi icin güvenilir olmadigini saniyorum, senin bildigin bir yer varmi acaba..simdiden tskler
Bu arada yazdigin yazilarin cok güzel ve mest edici kadar mükemmel..
Verdigin hizmetten sefaat bulasin..
Slm ve saygilar
aglayanmunzur
16-09-2008, 04:12 AM
Saçma ey göz eþkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuþan odlara kýlmaz çâre su
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmýþ gözümden günbed-i devvâra su
Zevk-ý tîðundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen býraður rahneler dîvâra su
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
Ýhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
Suya virsün bâð-bân gül-zârý zahmet çekmesün
Bir gül açýlmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
Ohþadabilmez gubârýný muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
Ârýzun yâdýyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola
Zayi olmaz gül temennâsýyla virmek hâra su
Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîð
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
Ýste peykânýn gönül hecrinde þevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
Men lebün müþtâkýyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoþ gelür hûþ-yâra su
Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âþýk olmýþ galibâ ol serv-i hoþ-reftâra su
Su yolýn ol kûydan toprað olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahý ol kûya koyman vara su
Dest-bûsý ârzûsýyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen topraðum sunun anunla yâra su
Serv ser-keþlük kýlur kumrî niyâzýndan meger
Dâmenin duta ayaðýna düþe yalvara su
Ýçmek ister bülbülün kanýn meger bir reng ile
Gül budaðýnun mizâcýna gire kurtara su
Týynet-i pâkini rûþen kýlmýþ ehl-i âleme
Ýktidâ kýlmýþ târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su
Seyyid-i nev-i beþer deryâ-ý dürr-i ýstýfâ
Kim sepüpdür mucizâtý âteþ-i eþrâra su
Kýlmað içün tâze gül-zârý nübüvvet revnakýn
Mu’cizinden eylemiþ izhâr seng-i hâra su
Mu’cizi bir bahr-ý bî-pâyân imiþ âlemde kim
Yetmiþ andan min min âteþ-hâne-i küffara su
Hayret ilen barmaðýn diþler kim itse istimâ
Barmaðýndan virdügin þiddet günü Ensâr’a su
Dostý ger zehr-i mâr içse olur âb-ý hayât
Hasmý su içse döner elbette zehr-i mâra su
Eylemiþ her katreden min bahr-ý rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasýl
Baþýný daþdan daþa urup gezer âvâre su
Zerre zerre hâk-i dergâhýna ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
Yâ Habîballah yâ Hayre’l beþer müþtakunam
Eyle kim leb-teþneler yanup diler hemvâra su
Sensen ol bahr-ý kerâmet kim þeb-i Mi`râc’da
Þebnem-i feyzün yetürmiþ sâbit ü seyyâra su
Çeþme-i hurþîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
Bîm-i dûzah nâr-ý gam salmýþ dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
Yümn-i na’tünden güher olmýþ Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü þeh-vâra su
Hâb-ý gafletden olan bîdâr olanda rûz-ý haþr
Eþk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
Umduðum oldur ki rûz-ý haþr mahrûm olmayam
Çeþm-i vaslun vire men teþne-i dîdâra su.
aglayanmunzur
16-09-2008, 04:14 AM
Ya Râb Belâyý Aþk Ýle Kýl Aþina Beni
Ya râb belayý aþk ile kýl aþina beni
Bir dem belâ-yý aþktan etme cüdâ beni
Az eyleme inâyetini ehli derdden
Yani ki çok belâlara kýl mübtelâ beni
Oldukça ben götürme belâdan iradetim
Ben isterim belâyý çü ister belâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarýmýn
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kýl tenimi firkatinde kim
Vaslýna mümkün ola getürmek saba beni
Nahvet kýlýp nasib fûzûlî gibi bana
Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni
Ya Mehdi
03-01-2009, 11:16 PM
Məhəmməd Fizuli...dahi Azəraycan þairidir...
Kərbəlada doðulsa da həmən əmən hər əsərrində Þiə olduðu, Azəri olduðunu bildirir.. Dahi Nizami Gəncəvidən sonra ən gözəl "Leyli Məcnun" əsərini yazmýþdýr...
Onun "Þəbi-Hicran yanar caným.. Tökər qan çeþmi giryaným... Oyadar Xəlqi əfðaným... Qara bəxtim oyanmazmý!?! adlý þah əsəri çox sevə sevə oxunluan þeirlərdəndir..
P.S bu arada məlumata (bilgiyə) görə sð ol:)
celal abbas
23-01-2010, 12:18 PM
Ya râb belayý aþk ile kýl aþina beni
Bir dem belâ-yý aþktan etme cüdâ beni
Fuzuli
kzl.deli
14-03-2010, 06:22 AM
ÞÝÝR
Veh ki devran-ý felek Fatma-i Zehra'nýn
Gonçe-i lale kýldý kara baðrýna kan.
Bir zaman geçmedi eyyam-ý hayatýndan kim.
Dil-i pür hünuna yandýrmadý bin dað-ý nihan.
AÇIKLAMA
Ne yazýk ki feleðin devraný Fatma'nýn,
Lale goncasý gibi kan etti o baðrýný,
Ömrünün günlerinden bir zaman geçmedi ki
Kan dolu yüreðine vurmasýn bin dað'ýný.
Hazret-i Muhammed'in Haticetül Kübra'dan altý evladý olmuþtu. Bunlardan ikisi erkek ki, birisinin adý Kasým'dý. Hazret-i Muhammed onun adý ile ''Ebul Kasým'' diye anýlýrdý. Tertemiz kýzlarýndan biri Zeynep, biri Rukayye, biri Ümmü Gülsüm, biri de Fatma idi. Bütün çocuklar islamlýk zamanda doðdu. Fatma en küçükleri idi. Bütün evlatlarý zamanýnda Ahiret dünyasýna göç etti. Yalnýz, Hazret-i Muhammed'in ayrýlýk zehirini içmek Zehra'dan baþkasýna nasip olmadý.
Fatma'nin doðuþu hakkýnda ayrý ayrý rivayetler vardýr. Bazýlarý derler ki, FÝL VAK'ASI'ýndan 25 yýl geçince dünyaya geldi.
Þeyh Mehmed'in, Ýmam Mehmed Bakýr'dan naklettiðine göre, Hazret-i Fatma, Hazret-i Muhammed'in Peygamber olmasýndan 5 yýl sonra dünyaya gelmiþtir.
''Vaizler Bahçesi'' adýndaki kitapta yazýlýdýr ki, Hazret-i Hatice Fatma'yý karnýnda taþýmaya baþlatýnca Hazret-i Peygamber buyurdu ki:
Ey Hatice, Cebrail bana haber verdi ki, karnýnýn sedefinde olan en güzel inci bir kýz çocuðudur ve adý Fatma'dýr. Onun nesli zamanýn uzadýðý müddetçe bir cevahir baðý olacak ve Kýyamet'e dek devam edecek ve o inci, kainat'ýn, gelinin boynuna takýlmýþ cevahir halkalarý bir gerdanlýk halini alacaktýr.
Rivayet edilmiþtir ki, gebelik zamaný sona erip doðum saati yaklaþacaðý zaman Hatice, Kureyþ kadýnlarýndan ebe istedi. Kureyþ'li kadýnlar:
Sen bize Asi oldun. Ebu Talip kefaletinde olan öksüzle evlenmeye rýza gösterdin. Biz sana intisap etmekten utanýrýz. Diye cevap verdiler.
Hatice bu haberden üzüldü. Fakat ansýzýn odasýnda dört kadýn ona, Kureyþ kadýnlarý ve Beni Haþim kýlýðýnda göründü. Hatice'ye saygý gösterdiler. o da onlarý Arab kabilelerinin kadýnlarý sanýp soy ve soplarýný sordu. Onlar þu cevabi verdiler:
_ Ey Hatice, Hak bizi senin hizmetine gönderdi. Biz sana dünyada hizmetkar, Ahiret'te arkadaþ ve dost olacaðýz.
Bu kadýnlardan birisi Hazret-i Ýbrahim'in karýsý Sare idi. Birisi Ýmran kýzý Hazret-i Meyrem, biri Musa'nýn süt kardeþi Gülsüm, biri de Firavun'un karýsý Asiye idi.
Kadýnlardan biri Hazret-i Hatice'nin saðýnda biri solunda, biride karþýsýnda durdular. Fatma dünyaya geldi. Tertemiz ve pak olarak dünyaya ayak bastýðý zaman yanaðýnýn nuru gökyüzüne bayrak çekti ve misk saçan kokusundan yer yüzüne maber ve sandal çiçeði, sümbül kökü, kýzýl gül, turunçla karýþýk (Abir) denen kokunun tozlarý yayýldý.
Saadete Erenlerin Kerbela Þehitlerinin Bahçesi - M. Faruk Gürtunca (S. 168/169)
dostyarasi
14-03-2010, 07:12 AM
Fuzuli'nin Kanuni Sultan Süleyman tarafýndan baðlanan günlük 9 akçe aylýðý alamamasý üzerine niþancý Celalzade Çelebi'ye yazdýðý mektup.
Selam verdim, rüþvet deðildir diye almadýlar. Hüküm gösterdim, faydasýzdýr diye iltifat etmediler. Gerçi görünürde itaat eder gibi davrandýlar ama bütün sorduklarýma hal diliyle karþýlýk verdiler.
Dedim: - Ey arkadaþlar, bu ne yanlýþ iþtir, bu ne yüz asýklýðýdýr?
Dediler: - Bizim adetimiz böyledir.
Dedim: - Benim riayetimi gerekli görmüþler ve bana tekaüt beratý vermiþler ki ondan her zaman pay alam ve padiþaha gönül rahatlýðý ile dua kýlam.
Dediler: - Ey zavallý! Sana zulüm etmiþler ve gidip gelme sermayesi vermiþler ki, daima faydasýz mücadele edesin ve uðursuz yüzler görüp sert sözler iþitesin.
Dedim: - Beratýmýn gereði niçin yerine gelmez?
Dediler: - Zevaittir, husulü mümkün olmaz.
Dedim: - Böyle evkaf zevaidsiz olur mu?
Dediler: - Asitanenin masraflarýndan artarsa bizden kalýr mý?
Dedim: - Vakýf malýn dilediði gibi kullanmak vebaldir.
Dediler: - Akçamýz ile satýn almýþýz, bize helaldir.
Dedim: - Hesaba alsalar bu tuttuðunuz yolun fesadý bulunur.
Dediler: - Bu hesap, kýyamette sorulur.
Dedim: - Dünyada dahi hesap olur, haberin iþitmiþiz.
Dediler: - Ondan dahi korkumuz yoktur, katipleri razý etmiþiz.
Gördüm ki sualime cevaptan baþka nesne vermezler ve bu berat ile hacetim kýlmaðýn reva görmezler, çaresiz mücadeleyi terk ettim ve mey'us ü mahrum guþe-i uzletime çekildim.
kzl.deli
18-03-2010, 05:29 AM
HAZRET-Ý ÝMAM HÜSEYÝN'ÝN YEZÝD'ÝN ORDUSU ÝLE MUHAREBESÝNÝN BEYANI
hurr'un þehadeti ve bazý þehitler
Ciðerleri yakan rivayetleri anlatan ve gam verici hikayelerini yayan þý yolda cenk yeri saflarýnýn tertibine düzgünlük vermiþ ve bu tarz ile rivayetlerin dizisini harekete getirmiþtir:
Aþura yani Muharrem'in onuncu gecesiydi. Kerbela sultaný, düþman askerlerinden ibadet þartlarýný tamamlamak için izin izin istemiþti. Bu Bu dilek kabul edilmiþ, o da savaþ endiþesinden uzaklaþarak kendine uyan müslümanlarla birlikte ibadetle meþgul oldu.
Sabaha kadar erkek ve kadýndan tekbir ve tahlil zemzemleri meleklerin mabetlerine eriþti.
O gece, gök yüzünde oturanlarýn hali deðiþmiþti. Aþaðý alemlerdekiler ise þaþýrýp dehþet içinde kalmýþtý. Felek:
_Acaba bu ne acýma duyulmayan bir iþ ve uygunsuz bir çaredir'' diyerek utanç içindeydi. Yeryüzü de:
Acaba bu ne hesapsýz zulüm! diyerek ýstýrap içinde ve kararsýz bir halde idi. Hele bir tedbir ýþýðý bulmaktan aciz kalan yýldýzlar uykusuz gözlerini açmýþlar, þaþýrýp kalmýþlardý. Dünya gelini ise matem elbiselerini giyip ismet harem sarayýnýn kadýnlarý için yas baðlamýþtý. Yýldýzlarýn padiþahý ise karanlýðýn matem evine girmiþ, þehitler için gamda ve elemdeydi.
ÞÝÝR
Asuman açmýþtý ekvab-ý melal
Ahter-i ikbal yetmiþti vebal.
Fevt olup serriþte-i tedbirkar
Mustarip kalmýþtý devr-i rüzgar
Münfail devran muhalif devrden
Münzecir alem müþevves tavrdan
AÇIKLAMA
Gök kubbeler açmýþtý melal kapýlarýný,
Ýkbal yýldýzýna da bir aðýrlýk gelmiþti,
Manevi tutanaðý yok olmuþ her tedbirin,
Zamanýn dönüþünde ýstýrap yükselmiþti.
Ters dönen bu devirden kýzdý, köpürdü devran,
Dünya tutuklanmýþtý, Hal karýþýk bir iþti.
Mesih gibi dünya gelini ay, Kerbela þehidine bela oku olmasýn diye güneþin eteðini tutup onun doðmasýna engel oluyordu. Ve seher Feleði, yabancý sabahýn soðuk nefesinden Kerbela þahýnýn hayatýnýn mumu sönmesin diye kapýlarýný kapatmýþtý. Fakat yine þehadet yüceliði nasibi, zamanýn hýzlýlýðýný arttýrmýþ, Gökkubbeden:
_ Ya Halilallah idrikni! (Ey Allah'ýn sevgilisi, beni bul) diye bir geldi. Bu sesten Ümmü Gülsüm üzülerek Hz. Ýmam'ýn çadýrýna koþtu:
_ Ey sevgili kardeþim! Bu sesin ne dediðini anladýnmý! diye sordu. Hz. Hüseyin:
_ Evet! Anladým! dedi. Þimdi Hz. Resul(A.S) ý rüyamda gördüm. O hazret bana þahadet müjdesi verdi. Ve:
_Ey hüseyin! diye buyurdu. Yeryüzü, gökyüzü ve yüce topluluk olan melekler zümreleri, Enbiyanýn kutsal ruhlarý ile birlikte senin mubarek ruhunu karþýlamak için bekliyorlar. Bu gece huzurumuzda iftar etmek için gelmeye çalýþ! dedi. Yanýnda da biir huri gördüm. Elinde bir þiþe vardý;
_ Ya Resulullah! Bu Melek nedir? ve elindeki bu þiþe ne? diye sordum. O da:
_ Ey Hüseyin! diye buyurdu. Bu melek bir vazifeli huridir. Zalimler senin kanýný dökünce bu þiþenin içine doldurup gökkubbeye iletecektir! dedi.
Ümmü Gülsüm bu hali öðrenince aðlamaya baþladý. Hz. Hüseyin:
_Ey mazlum kadýn? dedi. Evimin halkýný hazýrla. Ýþte artýk ayrýlýk zamanýdýr.
Sidalyaren
18-03-2010, 07:47 AM
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateþlere göz yaþýmdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuþan ateþlere su fayda vermez.)
kzl.deli
19-03-2010, 12:48 AM
Elveda ey dostlar kim geldi hengam-ý sefer
Arþ-ý pervazýna mürg-ý ruhum açtý bal ü per
yusuf-u Mýsýr-ý kabulüm çekmez oldum habs-i tea
Eyledim zindan-ý tenk-i dehrden kat-ý nazar
Nice ihmal eyleyim mülk-i bekaa azminde kim
þam-ý ömrüm eyledi izhar-ý asar-ý seher
Muztaribtir þevk-i teþrifimde þah-ý evliya
Muntazýrdýr lezzet-i didarýma Hayrülbeþer..
AÇIKLAMA
Elveda ey dostlarým, Ahiret vakti geldi,
Ruh kuþum, uçuþunun Arþ'ýna kanat gerdi.
Ben Mýsr'ýn Yusufuyum, vücud hapsi çekemem.
Zamanýn zindanýndan gözlerimi çektim hem.
Nasýl kaçmayým ben Beka yolundan bir an,
seher izi belirdi ömrümün akþamýndan.
Yolculuk sevincimden Evliya Þaý üzgün,
Hayrül Beþer dedemse,
Yüzüme kavuþmakçin beni bekliyor bütün.
Böylece o temizlik hareminin kadýnlarý, o velilik bahçesinin güzel çiçekleri bir yere geldiler. Hz. Ýmam onlarý bir bir, ayrý ayrý baðrýna bastý, onlara veda etti.
_ Ey mazlumlar! Acaba bu gurbet çölünde, bu zalimler içinde haliniz ne olacak? Akýbetiniz neye varacaktýr? dedi.
ÞÝÝR
Derda ki rehgüzar-ý havadisten uðradý
Bidad-ý girdibadýna þem-i cemaliniz
Ey ma'den-i taharet ismet güherleri
Yarab nola o hak-i mezellette haliniz.
AÇIKLAMA
Eyvah, eyvah üðradý zamanýn yollarýnýn
Zalim girdaplarýna yüzünüzün çereðý!...
Temizliðin, ismetin ey güzel incileri
Zillet topraklarýnda
Ne olacak halimiz? yarab halin duraðý!
Bir yandan da Þehribanu, tahammulü kalmayarak yakasýný yýrtýp þöyle diyordu:
_ Ey Çaresizlerle yüreði kýrýklarýn gamýnýý kendine gam eden kimse! Bu þehzadeleri öksüz olarak býrakýp kime gidiyorsun?... Bu emanetleri kime teslim ediyorsun?...
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.