:
Yedi Ulu Ozan Kimlerdir?
Rojaazme
11-09-2006, 09:05 AM
yedi ulu ozan (yedi ulular).....
--------------------------------------------------------------------------------
KAYGUSUZ ABDAL (14-15 yy.)
Asýl adý Gaybi olan Kaygusuz Abdal, Alâiye (Alanya) beyinin oðludur. M.1397/98 yýllarýnda dünyaya geldiði söylenen Gaybi, Toroslar'da avlanýrken, ok ile vurduðu bir geyiði kovalar. Geyik Elmalý Tekke köyünde bir Dergaha girer. Gaybi de geyiði takip eder. Dergahta Abdal Musa Sultan Hazretlerinin karþýsýna çýkarýlýr ve attýðý oku Abdal Musa Sultanýn koltuðuna saplanmýþ olarak bulur.
Gaybî, anlar ki; okla vurup takip ettiði geyik Abdal Musa Sultan'ýn kendisidir... Bu keramet, Gaybî'yi beylikten vazgeçirip Abdal Musa Sultan'a derviþ yapmýþ oldu. Dünya saltanatýný býraktýðý için de kendisine "Kaygusuz Abdal" mahlas'ý verildi.Kaygusuz Abdal, sadýk bir talip ve seçkin bir tasavvuf þairi olarak, Alevi edebiyatýnda "Yedi Ulu" ozandan biri oldu. Aruz ve hece ölçüleriyle yazmýþ olduðu deyiþ ve nefesler derin anlamlý ve uyarýcýdýr.
Bu Kaygusuz ezelinden
Himmet almýþ ol Veli’den
Oku, duy ilm-i Ali’den
Duyamazsýn demedim mi?
Mensur ve manzum birçok eseri olan Kaygusuz Abdal'ýn bir risalesinden bazý seçme uyarý ve öðütlerini buraya aktarmak istiyorum:
* Arif sohbetine girip mest olmak, bir ömür ibadetten efdaldýr.
* Bir kimse arif sohbetine girip özünü tanýmadan murad ve maksuduna eriþmez.
Kaygusuz'un yukarýdaki uyarýlarý uzunca devam eder. Fakat biz; birkaç cümle ile de, Kaygusuz'u "gönül âlemi ile" tanýþtýran Piri Abdal Musa Sultan'ý anmak istiyoruz. Abdal Musa Sultan'ýn öðüdü þöyle
Mümin ol, halim selim ol, ahde vefa et, musibete sabret,sözü düþün sonra söyle, ibadete malýna güvenme, yalan söyleme,hak divanýndan ayrýlma, bilmediðin kiþiye yar olma,vaktini zayii etme, kimsenin uðradýðý kötü duruma gülme, kendinden ulu kimse ile mücadele etme, dünya için gönlünü mahzun etme, mevki sahibi kimseye yüzsuyu dökme, her bulunduðun hale þükür eyle...
Kaygusuz Abdal, Mýsýr-Kahire'de kendi adýna tekke kurup "yol'a hizmet ettiði ve orada Hakk'a yürüyüp tekkesinin yanýndaki bir maðaraya defnedildiðini yazýlý kayýtlardan öðrenmiþ bulunuyoruz
Rojaazme
11-09-2006, 09:06 AM
--------------------------------------------------------------------------------
KUL HÝMMET
Kul Himmet, Anadolu Alevilerinin üstün deðer verdiði "Yedi Ulu" ozandan biri olup XVI-XVII yüzyýllar arasý yaþamýþ olduðu söylenmektedir. (2)
KUL HÝMMET'im mürit idim Dehme
Özüm ulaþtýrdým sahip-zamana
Ýradet getirdim Þah Tahmasb Han'a
Hüseynîyiz, mevâliyiz ne dersin.
Safevi Hükümdarý Þah Tahmasb Han, Þah Ýsmail Hatayî'nin oðludur ve (M.1517-1567) yýllarý arasýnda yaþamýþtýr. Yukarýdaki dörtlükten ve benzeri dörtlüklerden, Kul Himmet'in XVI. Yüzyýllarda yaþadýðý, "KUL HÝMMET" kitabýnýn yazarý Ýbrahim Aslanoðlu ve Kul Himmet'ten bahseden diðer yazarlara kanaat getirmektedir.Kul Himmet'in yaþamý da diðer ozan ve seçkin ulularýmýz gibi (zamanýnda) kaleme alýnýp tespit edilmediði böylece anlaþýlmýþ oluyor. Bu bilinmezlikler, basit bir ihmallik falan deðildir. Önemli nedenleri vardýr!
Bu hakk dostlarýnýn unutulmasýný isteyen zihniyetin adý "Ehlibeyt düþmanlýðý" dýr. Bu baskýcý ve zulümkâr zihniyetin tüm engellerini aþan Hakk dostlarý,
Gelecek kuþaklara aktarmak istedikleri örf, âdet ve inançlarýnýn bilgilerini "sözlü gelenek" halin-de aktarmýþlardýr. Karayobaz zulümkârý, bu güçlü "aktarma" usûlüne ise engel olamamýþlardýr.
Arap yarýmadasýndan Horasan'a, Horasan'dan Anadolu'ya (sözlü gelenek halinde) intikal ettirilen, Muhammed Ali'nin Tarik-i nazenin aþký ve ahlaksal yaþamý, aðýr bedeller ödenerek, yaþatýlmýþtýr.
Hiç kesmezem eteðinden elimi/Hak katýnda kabul ettim ölümü
Doðru sürün evliyanýn yolun/Ol mümin kullarýn görsem Ya Ali.
Diyerek, canýný Hak yoluna feda edecek duruma gelmiþ bilinçli ve imanlý bir Alevî ozaný olan Kul Himmet, geriden gelen kuþaklara "Hakk-Muhammed-Ali" aþkýný aktardýðý gibi; öðüt, nasihat ve uyarý içerikli deyiþler de miras býrakýlmýþtýr.
Her gördüðün þeyhi mürþit edinme
Zâhiri-bâtýný bir olmayýnca
Teslim olup sakýn rehber edinme
Bir kâmil kemalli er olmayýnca
Dermend olmayýnca, gönül Hak olmaz
Aþýk olmayýnca sine çâk olmaz
KUL HÝMMET'im eydür vücut pâk olmaz
Mürþid-i kâmilden el olmayýnca
Rojaazme
11-09-2006, 09:06 AM
--------------------------------------------------------------------------------
YEMÝNÝ
Anadolu Alevî ve Bektaþi'lerince "YEDÝ ULULAR" diye bilinen ozanlarýmýzdan olan YEMÝNÃŽ, TASAVVUF EHLÝ VE "ALÝ MURTAZA" aþýký bir zâttýr. Ne yazýk ki bu zâtýn da doðumu, ölümü ve özel yaþamý hakkýnda kesin bir tarih ve tafsilatlý bir bilgi elde edemiyoruz.(3) YEMÝNÃŽ hakkýnda yapýlan araþtýrmalarýn sonucu olarak kabul ettiðimiz, Sayýn Ýsmail ÖZMEN'in ALEVÝ-BEKTAÞÝ ÞÝÝRLERÝ ANTOLOJÝSÝ" eserinin, 2. Cildi 43. sf.da YEMÝNÝ baþlýðý altýnda ki verilen bilgileri aynen aþaðýya aktarýyor ve böylece bu ulu Ozanýmýz hakkýnda elde edilebilen bilgileri cânlarýmýza ulaþtýrmýþ oluyoruz.
Gerdiþ-i çarh-ý felek seyran-a aþk
Cümle eþya tabi-i ferman aþk
Ayn Þin Kaf-ý Hakk vechindedir
Hüsnünü gören olur kurban-ý aþk
Fazýl oðlu Mehmet Yemini olarak bilinirse de, gerçek kiþiliði, doðum ve ölüm tarihleri, eserleri, asýl adý hakkýnda yeterli bilgi ve belgeler yok. Ancak Alevi-Bektaþi geleneðinde "Yedi Ulular" olarak bilinen Fuzuli, Hatayi, Virani, Pir Sultan, Nesimi, Kul Himmet gibi saygýn þairler arasýnda yer alan Yemini, on altýncý yüzyýlda yaþamýþ, ancak yaþamý konusunda güvenilir nitelikte hiçbir bilgi yoktur. Bektaþi ozanýnýn ömrü, Tuna ýrmaðý yörelerinde geçmiþtir. Betova'da büyük bir dergahý olan, Bektaþi azizelerinden Akyazýlý Sultanýn ardalarýndandýr. Teskireler, bu þairden hiç söz etmez. Ancak Demir Baba velayetnamesinde adý: "Hafýz Kelâm Yemini" olarak geçer ki, bundan Kur'an-ý Kerim'i ezbere okuduðu anlaþýlmaktadýr. Þiirlerinde koyu Alevi-Bektaþi inancýný iþler. On iki imama gönülden baðlýlýðýný dile getirir.
Þiirleri özellikle Alevi-Bektaþi toplumu içinde çok yaygýn olan Yemini'nin kesin olarak doðum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber, eserlerinden ve dolaylý bilgilerden 15. yüzyýl sonlarý ve 16. yüzyýl ilk yarýsýnda sanýlmaktadýr. Yaþantýsý hakkýnda o çaðlarda yazýlmýþ teskirelerde yeterli bilgi verilmemektedir. Asýl adýnýn Ali olduðu, Akyazlý Ýbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiði ve "Yemini" mahlasýný burada iken yazdýðý þiirlerinde kullandýðý söylenir.Yemini'nin þiirleri genellikle hece ölçüsü ile yazýlmýþ olmakla beraber, bazý þiirlerinde aruz ölçüsünü de hatasýz ve ustaca kullandýðý görülür. Þiirlerinin toplu olarak bulunduðu bir divaný þimdiye kadar ele geçmemiþtir.
1519'da yazdýðý "Faziletname" adýnda manzum bir eseri bulunmaktadýr. Bu Hz. Ali'nin kerametlerinden, cenklerinden methiye olarak bahseden, kutsal bir kitaptýr. Yeni yazýyla Emek Basýmevi tarafýndan basýlmýþtýr. Fakat bu baskýda çok imlâ hatalarý bulunmaktadýr. Bu þiirlerin bir bölümünde hurufî temalarý iþlenmiþtir. Yemini, Alevi ve Hurufî inancýna baðlý bir þairdir. Ýnsan-Tanrý birliðinin harflerle açýklanabileceðine inanýr. Þiirleri Bektaþilik ile ilgili yazma dergilerde daðýnýk haldedir. Bazý þiirleri gazel tarzýnda yazýlmýþtýr.
Dizeleriyle aþkýn niteliklerini, etkinliðini özelliðini dile getirirken Yunus Emre'nin anlayýþýna, düþüncelerine katýlýr. Arýnmanýn, ölümsüzlüðün ve olgunlaþmanýn yolu saydýðý aþk ile Tanrý'ya ulaþacaðýna içten inanýr. Þiirde söz edildiði gibi eski yazýda aþk (aynþinkaf) harfleriyle yazýlýr.
Divan geleneðine baðlýdýr Hurufiliðe yatkýn bir eðilimi vardýr. Þiirlerinde Fazullah Hurufi'nin izini sürdüðü, onun görüþ ve düþüncelerinden esinlendiði anlaþýlmaktadýr.(4)
Limaallah'ýn makamý vech-i Fazlullah imiþ
Limenil mülk'ün lisaný nutk-i Fazlullah imiþ
Rojaazme
11-09-2006, 09:07 AM
--------------------------------------------------------------------------------
FUZULÝ (1408?-1556)
"Yedi Ulu Ozan" arasýnda yer alan Fuzulî'nin baba adý Süleyman ve kendisinin asýl adý da Mehmet olduðu bir çok kayýttan anlaþýlmaktadýr. (5) Doðum tarihi hakkýnda 1480-1495 veya 1504 gibi tarihler arasýnda tereddüt edilirken, ölüm tarihi olarak gösterilen (M.1556) tarih de araþtýrmacý yazarlarýn tereddütleri yoktur.
Doðum yeri olarak; Kerkük, Musul, Kerbelâ, Baðdat, Hille ve Necef'te geçtiði ve bir taun (veba) salgýnýna yakalanarak, Kerbelâ'da Hakk’a yürüyüp bu þehirde defnedildiði (1556) Fuzulî'yi araþtýranlarca kabul edilmektedir.
Fuzulî, önce babasý Süleyman'dan daha sonra da Rahmetullah adlý bir hocadan ilim öðrendiði ve çok iyi yetiþtiði kabul edilir. Edebî yönde geliþmesi de, Azeri þairi Habibînin (1470-1520?) etkisi olmuþ ve üç dilde (Farsça, Arapça ve Türkçe) þiir yazacak kadar ileri bir dil bilgisine sahip olmuþtur. Yazdýðý düz yazýlarda dahi þairliðin izlerini görmek mümkündür.
Kur'aný ezbere bilen ve "yol" olarak, "Ýsna Aþeriye'yi (Oniki imama baðlýlýk) yolunu seçen Fuzulî'nin baðlý bulunduðu bir tarikat adý net olarak bilinmiyor ama, "Ali Murtaza'ya ve pâk soyuna" duyduðu aþk ve muhabbet onun, "vahdet-i vücut" ilkesine inanan bir inanýþ ile, ilim þehrinin kapýsýna giden bir "yolcu” olduðunu kolayca anlamýþ oluyoruz.
Fuzulî, "Hadikatüssuada" (Saadete Ermiþlerin Bahçesi) adlý eserinde Tüm Peygamber ve resûllerin Hakk ve hakikat uðruna çektikleri çileleri ve ödedikleri bedelleri anlatýr ve Kerbelâ çölünde susuz ve mecalsiz býrakýlýp hunharca þehit edilen Hz. Hüseyin'in çektiði çile ve Hakk yolunda ödediði bedel ile karþýlaþtýrýr. Hiçbir Peygamberin ve nebinin bu yolda katlandýðý çile ve ödediði bedel, Hz. Hüseyin'in katlandýðý çile ve ödediði bedel ile kýyaslanamayacaðýný hatýrlatýr... Çünkü insan inancý uðrunda; Ýbrahim gibi "nar"a atýlmayý, Zekeriya gibi hýzar ile biçilmeyi, Ýsa gibi çarmýha gerilmeyi Musa ve Muhammed Mustafa gibi ilden il'e sürülmeyi göze alabilir. Ama, 72 yakýnýný ve caný kadar sevdiði dostlarý zalimin zulmü altýnda ve kahr okunun açtýðý yaralardan akan kanlar içerisinde görmek ve böylesi bir vahþet saçan zulüme tahammül edebilmek, ancak Hz. Hüseyin'e mahsus bir meziyet olduðunu kendisine has bir dille anlatýr Fuzulî Hazretleri.
Safevî devletinin hükümdarý Þah Ýsmail 1508 de Baðdat'ý ele geçirdiðinde, Fuzulî, dini ve edebî ilim üzerine kendisini yetiþtirmiþ genç bir þair idi. Þah Ýsmail, Horasan yakýnlarýnda Özbek Haný Þeybek'i yenmesi üzerine, ona, Beng-ü Bade (Þarap ve Afyon) mesnevisini yazdý. Kendisi gibi tasavvuf þairi olan Þah Ýsmail Fuzuli'yi taltif edip deðer verdi.
Kanuni Sultan Süleyman (1494-1566) Baðdat-ý ele geçirdiði (1534) Fuzulî, bu fetih için de övgüler içeren kasideler yazdý. Bu övgüleri Kanunî'yi etkiledi ve kendisine evkaf gelirinden günde dokuz akçe maaþ baðlandý...
Fuzulî'yi daha saðlýðýnda uzak diyarlara kadar ününü yayan, siyasilere yazdýðý övgü kasidelerinden ziyade; Hz. Hüseyin ve Kerbelâ vahþeti hakkýnda yazdýðý duygulu þiirler ve Hakk ile bâtýlýn savaþýndaki mezalimin zulmünü hak ettiði þekilde vermesi "Fuzuli" adýný, Taþkent'ten Ýstanbul'a, Kahire'den Kýrým ve Belgrad'a kadar duyurmuþ oldu. Fuzuli'nin "Hadikatüssuada" sýný okuyan (müslüm-gayri müslüm) tüm insanlar, peygamber nesline yapýlan bu vahþi zulümün aslýný öðrenmiþ oldular. Emevî ve Abbasi yönetimlerinin bu pâk soya karþý takýndýklarý insanlýk dýþý tavrýn, asýl nedeninin "HAKK VE BATIL", "ZALÝM VE MAZLUM" savaþý olduðunu anlayan insanlar, Hz. Peygamber'in ümmetine emanet ettiði Ehlibeyti'ne yakýndan tanýyýp yanlýþ bildiklerinden kurtuldular.
Böylece Fuzulî, Ehlibeyte yapýlan zulmün üzerine örtülen perdeyi aralamýþ oldu... 14 asýrdan beri Emevî ve Abbasî zulmünün aslýný bilmeyenler "Hadikatüssuada"yý okuyunca, "karanlýk çaðýn" kalýntýlarý olan uydurma "hadislerin" ilimsiz-irfansýz felsefenin pençesinden kurtulmuþ oldular.
Fuzulî "Beng-ü Bade" (Afyon-Þarap) eserinden Ýran Þahý Þah Ýsmail ile Osmanlý Padiþah'ý II. Beyazýd (1447-1512)ýn arasýndaki siyaseti ve politik mücadeleyi iþleyerek, Þah Ýsmail'e itaf etmiþtir. Beg-ü Bade, birçok araþtýrmacý tarafýndan ele alýnýp incelenmiþ, yeni baskýlarý yapýlmýþtýr. Ayrýca 1943'de Hüsnü Lugal ve O. Beþer tarafýndan Almancaya çevrilmiþtir.
Leylâ ve Mecnun (Destan-ý Leylî vü Mecnun ). Klasik Türk edebiyatýnýn mesnevi alanýndaki en güzel ürünü sayýlýr. Bu eserin son ve dikkatli bir basýmýný Necmettin Halil Onan hazýrladý (1955). Fuzuli'nin bu eserine dayanarak, 1907'de Azeri sanatçýsý Üzeyir Hacýbeyli'nin yazdýðý Leylâ ve Mecnun operasý, þairin yakýn zamanlarda Türk illerinde devam eden etkisini gösterir. Fuzuli ünlü bir Arap aþk hikâyesine dayanan ve Arap, Fars edebiyatlarýndan baþka Türk edebiyatýnda da 30 kadar þair tarafýndan ele alýnmýþ olan bu konuyu canlý, samimi ve etkili bir þekilde iþlemiþtir.
Rojaazme
11-09-2006, 09:07 AM
--------------------------------------------------------------------------------
ÞAH ÝSMAÝL HATAYÃŽ (1487-1524)
Anadolu Alevîlerince, "YEDÝ ULULAR" tabiri ile anýlan Hakk aþýký Ozanlarýmýzdan biri olan "HATAYÃŽ", Safevi tekkesi þeyhlerinden Þeyh Cüneyd'in torunudur. Þeyh Cüneyd, Akkoyunlu Sultaný Uzun Hasan'ýn kýz kardeþi Hatice Bengü ile evlenir. Hatice Bengü'den Þeyh Haydar dünyaya gelir. Þeyh Haydar da dayýsý Uzun Hasan'ýn Kýzý Âlem Þah ile evlenir. Þeyh Haydar'ýn, Âlem Þah'tan üç oðlu olur. (Ali Sultan, Ýsmail ve Ýbrahim)
Þeyh Haydar, Þirvan þahý Ferruh Yesar ile savaþýrken, öldürüldü. Yetim kalan üç oðlu esir edilip Ýþtahr kalesine hapsedildiler. Uzun zaman sonra serbest býrakýlan yetimler gözaltýnda tutulduklarý sýrada babalarýnýn müritleri tarafýndan Erdebil'e kaçýrýlmak istenir. Yakalanýrlar, Ýsmail ve Ýbrahim’in Erdebil’e gönderilmesine müsaade edilirken, büyük kardeþ olan Ali Sultan öldürülür. (1493)
Ýsmail ve Ýbrahim de sýký takiptedirler. Rahat býrakýlmýyorlardýr. Müritleri onlarý Geylan'a kaçýrýp Geylan Hükümdarý Karkeya Mirza Ali'ye teslim ettiler. Karkeya, Ýsmail'e Hoca tutup okuttu. Ona o devrin en iyi eðitimini temin etti. Ýsmail çok sýký bir gizlilik içerisinde yetiþtirilmeðe çalýþýldý ve bu yüzden de Karkeya hayli baský ve zorluk gördü. Sonuçta, Ýsmail çok iyi bir eðitim alarak, 12 yaþýnda yönetimi ele aldý. Tekke'ye baðlý Müritleri derleyip toparladý. Çocuk yaþta her yönden çevresini irþat eden bir kemalet sergiliyordu. Üzerindeki baský ve zulüm onu idealinden alýkoyamadýðý gibi, daha da kamçýlýyordu.
Yazdýðý çok yönlü mânâ içeren deyiþlerinin günümüzde itikat ve hâz ile söylenip dinlenerek "ders" alýnmaða çalýþýlmasý O'nun ne derece derin bir "gönül sahibi” olduðunun kanýtýdýr.
Dahasý; beþ asýr evvel, Arap ve Fars edebiyatýnýn dilimiz üzerinde hakimiyet kurduðu bir devirde, gayet ârý ve duru bir Türkçe ile deyiþler yazýp Türk milletinin "dilinin" geliþmesine de yardýmcý olmasý Þah Ýsmail Hatayî'nin çok yönlü bir önder kiþi olduðunu gösterir. Ne yazýk ki; iktidar hýrsý ile babasýný ve kardeþlerini katledecek kadar gaddar bir zalim hükümdarla karþý karþýya kalmasý, onu, Muhammed-Ali ve Ehlibeyt yolunda yapacaðý birçok yararlý hizmetlerden alýkoymuþtur.
Atasý Þeyh Safiyyüddin Hz.’lerinin kurduðu tekke hizmetini, "Þeyhlikle þahlýðý" birleþtirip "Safevi devleti" adý ile bir devlet kuran Þah Ýsmail, kelimenin tam manasý ile bir Hakk aþýký, bir Ýslam ve de Muhammed-Ali hayraný olmasýna raðmen, Anadolu'da yaþayan insanlarýn büyük bir kesimi 500 seneden beri bu zâtý, "olduðunun" tam tersi olarak tanýma þanssýzlýðýna mahkum edilmiþtir... Bu vefasýzlýðýn tek sebebi; Osmanlý Padiþahý Yavuz Selim'in, iktidar hýrsýndan kaynaklanan kanlý zulmünün üstünü örtmek için yapýlan menfi propagandalardýr... Cânlarýmýza tavsiyem, Þah Ýsmail Hatayî ile ilgili kitaplarý okumalarýdýr.
Rojaazme
11-09-2006, 09:08 AM
--------------------------------------------------------------------------------
NESÃŽMÃŽ (ölm.1404 veya 1418)
(Seyyid Ýmad Al-Din)
Sufî bir Türk þairi ve Hurufî bir "Enel Hak"çý olduðu bilinen Seyyid Nesimi, Baðdat civarýnda Nasîm adlý nahiyede dünyaya geldiði için Nesimî mahlas aldýðý söylenir ise de ayný eserde gösterilen kaynaðýn inandýrýcý olmadýðýndan söz edilir.(6)
Anadolu Alevîleri arasýnda; "Hakk'ýn ademde tecelli ettiðini" caný pahasýna savunan ve bu yolda diri diri derisini yüzdürüp Hakk yolunda canýný cananýna kurban verip bedel ödeyen bir þehit derviþ olarak bîlinir seyyid Nesimî.
"Yedi Ulu" ozanlar arasýnda anýlan Nesimî; kardeþi Þah Hasan tarafýndan "Sýrrý ifþa etmemesi" hususunda uyarýlmasýna raðmen, (7) "Hakkýn kamil insanda zuhur ettiðini ve bu küre üzerinde varlýðýmýzdan maksat, bu sýrra erip özümüzü tanýyarak, kemalete ermemizden ibaret olduðunu daha fazla gizleyemeyeceðini" söyledi ve bu gerçeði ifþa eden þiirlerle cahil insanlarý uyarmaya çalýþtý. Fakat "özünden" haberdar olmayan inkar güruh, Nesimî'nin açýða vurduðu gerçeði "ters" yorumlayýp onu, Allahlýk davasýnda bulunan Firavunla eþit görüp ölüme mahkum ettiler.
Nesimî, bir rivayete göre M. 1404'de bir diðer rivayete göre de M.1418'de Haleb'de diri diri sýrtýnýn derisi yüzülüp sokaklarda halka teþhir ettirilerek öldürüldü... Bu acý vahþeti gerçekleþtiren hükümdar için de kaynaklar deðiþik isimler vermektedirler. Bir kaynak, Çerkez Memluklarýndan Berkukoðlu Nasirüddin Ferec zamanýnda Nesimî'nin , idam edildiðini yazarken (9), diðer bir kaynak , Nesimî'nin , Haleb niyâkebetinde bulanan emir Yaþ-Bey zamanýnda derisi yüzülmek suretiyle idam edildiðini yazmaktadýr. (10)
Burada da görüyoruz ki, bu Hakk dostlarýnýn söylediði uyarýcý sözler, bazý art niyetli inkarcýlar tarafýndan kasýtlý olarak yanlýþ yorumlanýp böylece susturulmak istenmiþtir. Katledilmeleri yetmemiþ, eserleri ve isimleri bilinçlerden silinsin diye ne lazýmsa yapýlmýþtýr. Bu yüzden de ne doðumlarý ne yaþamlarý, ne de ölümleri hakkýnda net bir bilgi elde etmek mümkün olamýyor. Bu uyarýcý gerçek erleri, kaðýt üzerindeki kayýtlardan silmiþler ama Hakk dostlarýnýn gönül defterlerinden silememiþler. Ýnsanoðlu varolduðu müddetçe, bu Hakk dostlarý onlarýn gönlünde taht kurup yaþayacaklardýr.
Sözlü geleneðimizden bize intikâl eden bir anlatýma göre: Nesimî, "Enel Hak" (Allah'ýn üflediði ruh/enerji vasýtasýyla) "Hakk adem de tecelli etmiþtir." dediðinden dolayý, Hallac-ý Mansur'un akýbetine uðrayýp idama mahkum olunca; diri diri derisini yüzüp halka ibret olsun diye Haleb'in sokaklarýnda gezdiriyorlardý. Bu yaþlý derviþi kan-revan içerisinde gören bir kadýn, "vah vah biçare derviþ sen ne hata yaptýn ki sana bu zulüm reva görüldü?" diye sorar. Nesimî, "Doðruyu söyledim suçum bu" der. Kadýn tatmin olmaz, iþin asýlýný öðrenmek isteðiyle üsteler. Nesimî, bu defa kadýna: "Doðruyu söylediðime inanmýyorsun ama, eðer sana da doðruyu söylersem sen de benim cezalandýrmamý istersin. "Kadýn," söyle bakalým."der. Nesimî, "sen falan þahýsla eþini neden aldattýn!" deyince.
- Kadýn: " Keþke gözlerini de oysalardý da göremez olsaydýn" der.
Nesimî'nin de diðer Hakk dostlarý gibi ölümünden sonra, (bazý eserlerde) kerametinden bahsedilmektedir. Örneðin: Nesimî, Haleb'de derisi yüzülünce, derisini sýrtýna alýp Haleb'in 12 kapýsýndan çýkarak sýr olduðu kaydý vardýr. (11)
Seyyid Nesimî, devrin tasavvuf ehli bilginleri ile hem-dem olup "vahdet-i vücut" ilkesine inanmýþ bir sufî olarak, Þeyh Siblî'ye derviþ olduðu ve daha sonra da, Fazll Allah'a intisap ettiði kaydýna rastlýyoruz. (12)
Adý geçen eserde, Nesimî, Sultan Murad (Hüdâverdigâr) zamanýnda Anadolu'ya geçtiði kaydý da vardýr.
"Ýlim þehri"ne giden yolun yolcusu olup ilim þehrinin kapýsý olan Ali Murtaza'nýn katarýna katýlan Nesimî, "Pîr"i gibi þehitlik þerbetini de nuþ edip erenler yoluna "iz" býrakmýþtýr.
Bu býrakýlan "iz"den ders ve ibret alan gönül insanlarý, Hakk yolunu bulmuþ, "tarik-i nâzenin" katarýna katýlmýþlardýr.
Hz. Peygamberimizin, kendinden evvel ki Resullerden aldýðý ve Ehlibeyt'ine miras býraktýðý "nur-u ilahî" meþalesinin ýþýðýnda yol alan atalarýmýz maddi-manevi bedel ödemek pahasýna "yol" un erkânýný sürüp günümüze kadar getirmiþlerdir. Bundan sonra da bu sorumluluk ve bedel ödeme gelecek kuþaklara düþmektedir. Tarik-i müstakim üzere olanlara aþk olsun
Rojaazme
11-09-2006, 09:08 AM
--------------------------------------------------------------------------------
PÝR SULTAN ABDAL
Osmanlý Padiþahý Yavuz Selim ile Sefavî Hanedaný Þah Ýsmail arasýndaki siyasi çatýþmanýn sonucu; Anadolu'daki Türkmen kökenli Alevî'ler Osmanlý Yönetiminin zulüm ve katliamýna hedef olmuþtur. Osmanlý Hanedanýnýn, Alevî Türkmenlere karþý takýndýðý bu siyasi haset, mazlum kaný dökmekle kalmamýþ, Toplu katliamlardan daha kötüsü; Þeyhül Ýslam fetvalarý ile Anadolu insanýnýn kafasýna yerleþtirilen asýlsýz isnat-iftira ve karalamalar olmuþtur.
Bu siyasi haset ve hak tanýmazlýk yüzünden, yapýlan kýyýmlarda birçok masum insanýn canýna kýyýldýðý gibi; çaðýnýn eþsiz Ozaný ve "Ehlibeyt" (Muhammed-Ali ve Pâksoy)un aþýký olan Pir Sultan Abdal'ýn da canýna kýyýlarak, Sivas' da asýlmýþtýr.
Osmanlý iktidarýna asi olup isyan çýkardýðý uydurmasý ile idam edilen Pir Sultan Abdal'ýn þiir ve deyiþlerini tetkik ettiðimiz de görülecektir ki; Pir Sultan bir siyaset adamý olmaktan uzak, bir halk Ozaný ve bir Hakk aþýkýdýr.Osmanlý Yönetimi’nin Anadolu Türkmenlerine uyguladýðý "baský, zulüm ve katliamlarý" sazý ve sözü ile dile getirip kýnayan ve bir yerde o günün "Basýn" görevini yapýp halkýn sýkýntýlarýna tercüman olmuþtur Pir Sultan.
Günümüzde de bu baský ile "halký susturma" usulü, zaman zaman iktidarlarýn baþvurduðu bir yöntemdir. Ýktidarlarýn, milletine karþý iþledikleri en aðýr (insanlýk suçu sayýlan) hatalarýn üstü örtülürken, kiþilerin veya toplumlarýn haklý talepleri, iktidarlar tarafýndan "isyan" kabul edilip en aðýr cezalarla cezalandýrýlýyor!..
Pir Sultan' da böylesi bir zulme uðramýþ ve siyasi otorite tarafýndan Türk ulusuna "asi" olarak tanýtýlmýþtýr... Osmanlý saltanatý yýkýlýp Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar, Pir Sultan Abdal'ý ( Anadolu insanýnýn çoðunluðu) gerçek kiþiliði ile tanýyamadý. Cumhuriyet kurulduktan sonra, Türk milleti, "Osmanlý Ümmeti" olmaktan kurtulup özüne döndü ve "ulus millet" oldu. Ulus millet olmasýný saðlayan kültürel örfler, âdetler ve felsefi inançlar Hacý Bektaþ Veli gibi Hakk erenler ve Pir Sultan gibi Hakk aþýký Ozanlar vasýtasý ile devamlýlýk saðladýðý Cumhuriyetin kurucularý tarafýndan fark edilip okullarda yeni nesil çocuklarýmýza tanýtýldý...
Fakat bu "gerçekçilik" çok sürmeden önü kesilip Osmanlý Saltanatýnýn ümmetçi zihniyeti geri getirilmek istendi. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin okullarýnda, "bizi biz yapan" deðerlerimiz birer birer yok edilmeðe baþlandý! Bu yüzden de devletimiz ve milletimiz büyük zararlar gördü ve halen de zarar görmeðe devam ediyoruz.
Pir sultan Abdal ve nice Hakk erenlerimiz gerçek dýþý tanýtýldýðýndan ve bazý çevrelerin baskýsý yüzünden bu Ulu Hakk dostlarýnýn isimlerini dahi aðzýmýza alamadýk. Böylece, sistemli bir siyasetle bu gönül erleri unutturulmak istendi. Ýnsanlýk dýþý bu zihniyet güdenlerin bilmedikleri bir þey vardý, o da: " HAKK-MUHAMMED-ALÝ" aþký ile yanýp tutuþan Anadolu insanýnýn sevgi ile yaþayan gönül âlemleri idi. Yazýlý belgeleri yakýlýp yok edilse dahi, bu gönül erleri sözlü gelenek ile bu Hakk erenlerin, "ÖGÜT-NASÝHAT-UYARI ve EHLÝBEYT'E MUHABBET DUYGULARI ÝLE DOPDOLU" deyiþ ve mersiyelerini dilden dile, obadan obaya taþýyarak, ulu öncülerinin felsefe ve inançlarýný yaþattýlar. Tabii ki bu yaþam kolay olmadý.Maddi-manevi çok bedel ödediler.Ama yaþanan “AHLÂKSAL YAÞAM ve BARIÞIK DÜZENÝN”in saðladýðý huzur, güven, saygý, sevgi, hoþgörü ve özveri daha doðrusu insaný insan yapan erdemliliklerin kazanýmý bu aðýr bedelleri ödemeðe deðerdi. Dað köylerinde, verimsiz topraklar üzerinde, horlanmýþ ve katledilmeleri vacip kýlýnmýþ vaziyette yaþayan bu Alevi Türkmenler; sorunlarýný kendi içlerinde sorgulayýp "Hak ve Adalet" üzere vicdan terazisinde tartarak karara baðladýlar.. Polisi, Jandarmayý, Hakimi ve savcýyý meþgul etmeden ve yalancý þahit dinletip Allah'a asi olmadan davalarýný sonuçlandýrdýlar, sorunlu olanlarýný barýþtýrýp niyazlaþtýrdýlar ve dualarla cemaattaki yerlerini aldýrdýlar...
Dünyada bir eþi bulunmayan böylesi bir inanç sistemine ve de bu potada piþip kemalete eriþen, Pir Sultan'lar gibi ulu zâtlara yapýlan isnat-iftira ve katliamýn deðerlendirmesini vicdanýnýn sesini duyabilen okurlarýmýza býrakýyoruz ve halen daha bu yanlýþ düþünce içerisinde yaþayanlarýn da, uyarýlmalarý için Cenabý Allah'ýn inayetine sýðýnýyoruz. PÝR SULTAN’IN yaþamý ve idamý hakkýnda bir çok anlatým vardýr. En düþündürücü tarafý da sýradan biri durumunda olmayan Pir Sultan gibi canýný bir "cânânýnýn yolunda" feda edebilen bir zatýn, ne doðum ne de idam tarihi hakkýnda net bir kayýt bulmak mümkün deðil. Pir Sultan'ý araþtýrýp-inceleyen ve hakkýnda kitap yazan birçok araþtýrmacý-yazar vardýr. Bu yazarlarýn ilki, merhum Sadettin Nüzhet Ergun,Pir Sultan'ý araþtýrdý, yazdý. Konuya merak salan diðer yazarlar da Pir Sultan'ý yazmadan edemediler. Pertev Naili Boratav, Abdülbaki Gölpýnarlý, Cahit Öztelli ve Ýbrahim Aslanoðlu gibi araþtýrmacý yazarlar Pir Sultan hakkýnda araþtýrma yaparken, birçok "Pir Sultan" ismi tespit ettiler. (13)
Sivas-Yýldýzeli ilçesinin; Çýrçýr kasabasýna baðlý Banaz köyünde yaþadýðý kabul edilen Pir Sultan, çevresinde "Bir Hakk aþýký ve bir eren zat" olarak tanýnýr. Herkes onun duasýný alýp iþine gidermiþ... Rivayet odur ki: Hafik ilçesinin Sofular köyünde Hýzýr adýnda bir genç, köyünden çýkýp Banaz'a gelir. Pir Sultanýn yanýnda azap durur ve mürit olur. Hýzýr görür ki, Pir Sultan kime dua ediyorsa o makam mevki sahibi oluyor. Hýzýr, "Pirim, bana da dua etsen, ben de bir makam sahibi olsam olmaz mý?" der Pir Sultan, "olur Hýzýr olur. Sana da dua ederim. Makam-mevki sahibi de olursun ama korkarým ki salahiyet eline geçince, beni asýp idam edersin!" Pir Sultan'ýn duasý ile türlü nimetlere eriþenleri gören Hýzýr, onun geleceðini görüp sezdiðini anlayamadý ve talebinde ýsrarlý oldu... Pir Sultan ona dua edip himmet etti.
Hýzýr Ýstanbul'a gitti. Saray'a girdi. Çeþitli görevlerde baþarý gösterip vezirliðe kadar yükselerek, Sivas'a Vali atandý. Pirini makamýna davet edip ona sofra kurdurdu. Pir Sultan yemeklere baktý ve "Hýzýr senin bu yemeklerin haram para ile meydana gelmiþ, benim köpeklerim dahi bu haram yemekleri yemezler" demiþ... Bu söze içerleyen Hýzýr, bunu ispatýný istemiþ Pir Sultan, köpeklerini ünlemiþ. Köpekler gelince, haram denilen yemekleri yememiþler fakat baþka bir helal yemek verilince onu yemiþler.
Bu durumda onuru kýrýlan Hýzýr, onurunu kurtarmak için Pirini tutuklatmýþ. Daha sonra piþman olup pîrini serbest býrakmak istemiþ ve ona þart koþmuþ: "Pirim, sana Ýran Þahýna taraftar olduðun söyleniyor. Þah adý geçmeyen üç deyiþ söyle seni serbest býrakayým"der. Fakat, Pir Sultan söylediði üç deyiþin sonunu da "Þah" kelimesi ile baðlar. Bu duruma daha da bozulan Hýzýr, öfkelenip "asýn bunu!" diye buyruk verir.
Pir Sultan'ýn idamý ile ilgili bu kýsa özet herkesçe bilinen söylentidir... Hal bu ise, o günkü ortamda, Anadolu halkýnýn üzerinde estirilen aðýr vergiler ve dolayýsýyla baský ve zulüm vardýr. Ayrýca, Ýran Þahýna taraftar olduðu savý ile Türkmen Aleviler hakkýnda verilen birçok idam fermanlarý (14) ve bu zulme karþý halkýn sesini sazý ve sözü ile dile getiren Pir Sultan, Osmanlý Hanedanýnýn kahýr okuna hedef olup idama mahkum edilmiþtir. Yoksa, "haram yemeði yemedi" bahanesi ile Pir Sultan gibi bir Halk Ozanýný idam etmek mümkün olamazdý.
Takdire þayandýr ki, Pir Sultan da, Hz. Hüseyin gibi zulme boyun eðmeden, yiðitçe, son sözünü þöyle sürdürmüþ:
Kadýlar, müftüler fetva yazarsa
Ýþte kement iþte boynum asarsa
Ýþte hançer iþte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
Toprakkale denilen zindanda bir hayli tutuklu bekletilen Pir Sultan, çektiði çileyi de þöyle dile getiriyor;
Kale'nin kapýsý taþtan demirden
Yanlarým çürüdü yaþtan yaðmurdan
Bir kimsem yoktur ki dostu çaðýrtam
Açýlýn kapýlar þaha gidelim.
Rojaazme
19-01-2007, 12:07 PM
Hak katinda alemin mahbub-i Rahman'dir Ali
Evliyalar serveri hem Sah-i Merdan'dir Ali
Ey Nesimi "Men aref" sirrin bilendir ademi
Ademin hem suretinde harf-i Kuran'dir Ali
Rakoo
08-02-2008, 02:28 AM
sayýn rojaazme yüreðinize saðlýk.
Roja-Welat
08-02-2008, 02:32 AM
eywallah aðbim;)
erdal88
08-02-2008, 03:21 AM
bu güzel bilgilerden dolayý size teþekkül edrim elinize saglýk
Saniyekaraman
08-02-2008, 09:39 AM
hergeçen gün bi eksiðimizi daha kapatýp öðreniyoruz yorumluyoruz tþk ler..
Alihanlý
22-03-2008, 01:07 PM
Hatayi hâl çaðýnda
Hakk gönül alçaðýnda
Binbir Kabe yapmaktýr
Bir gönül al çaðýnda.
bir gönül almak,bin hacca bedeldir.
kýzýlgül
24-03-2008, 11:29 PM
yedi ulu
ÞAH HATAYÝ (Þah Ýsmail) (1487 – 1524)
Yedi Ulu’lardan Þah Hatayi; 1487 yýlýnda Ýran-Erdebil’de doðdu. Anadolu’daki Alevi cemlerinde nefesleri en sýk yer alan ululardandýr. Babasý Þeyh Haydar, anasý Akkoyunlu hükümdarý Uzun Hasan’ýn kýzý Alemþah Halime Begüm Sultan’dýr.
Osmanlý Padiþahý Yavuz Sultan Selim’le 19 Mart 1514’de yaptýðý Çaldýran’daki savaþý kaybetti. Bu onun için sonun baþlangýcý oldu. 1524’de 37 yaþýnda iken Azerbaycan’da Hakk’a yürüdü. Cenazesi Erdebil’e götürülerek, dedesi Þeyh Safiyüddi’nin türbesi yanýnda topraða verildi.
Þah Hatayi çok iyi bir eðitim almýþtýr. Hz. Ali ve Hacý Bektaþ Veli üstüne pek çok içtenlikli nefesler yazmýþtýr.
SEYYÝD NESÝMÝ (1369 – 1417)
Baðdat’ýn Nesim Kasabasý’nda yetiþmiþ, Diyarbakýr bölgesine yerleþen Türkmenlerdendir. Halep’te Hallac-ý Mansur’un düþüncelerinin iz sürücüsü olduðu için kafir sayýlýp derisi yüzülerek öldürülmüþtür.
Nesimi, Hurufi’dir. Fazlullah Hurifi’ nin görüþlerini benimsemiþtir. Varlýk birliði görüþünü savunan, kiþi ile tanrý arasýnda bir nitelik yükleyen inanç arasýnda baðlantý kurar. Tanrýnýn yetkin (Kamil) insanda görüldüðü tasavvufi görüþünü benimser.
Baþlýca eserleri Türkçe ve Farsça divanlardýr. Azeri asýllý Türkmenlerdendir. Katledilme sýrasýnda rivayete göre derisi eline verilip giderken, Halep’in 12 kapýsýndan ayný anda çýktýðý görülmüþtür. Yolda birisine
“Gerçek Kabe’nin yolcusuyuz.” Elinde yüzülmüþ derisini göstererek “Ýhramýmýz budur” dediði beyti meþhurdur.
FUZULÝ (1504 – 1556 )
Asýl adý Mehmet olan Fuzuli; 1504 ‘de Kerkük’te doðdu. Kerkük’te Bayat Türkmen boyunun Karyaðdý soyundan gelmektedir.
Þiirlerini hem Türkçe, hem Arapça hem de Farsça yazan Fuzuli’nin en baþarýlý eserleri Türkçe yazýlmýþ olanlarýdýr. Fuzuli; yalnýzca Türk ve Fars edebiyatýnda deðil, dünya klasikleri arasýnda da saygýn bir yer almýþ ozandýr.
Bir gönül eri olan Fuzuli; yaþamý süresince Kerbela ve Baðdat çevresinden ayrýlmamýþ, bir süre Hz. Ali’nin türbesinde türbedarlýk yapmýþtýr.
Kitaplar Fuzuli’nin en büyük dileðinin Kerbela’da ölmek olduðunu yazar. Fuzuli yakýn çevresine Hz. Hüseyin’in türbesinin yanýnda topraða verilmeyi ve mezarýna taþ konulmamasýný vasiyet etmiþtir. Kendisi veba hastalýðý salgýnýnda Hakk’a yürümüþ ve vasiyeti yerine getirilmiþtir.
Kerbela Olayý’ný anlatan “Hadikat-ü Süeda” (Mutlularýn Bahçesi) en önemli eserlerindendir.
YEMÝNÝ (15. yüzyýl sonu-16 yüzyýl baþý)
Yemini 15. yüzyýlýn sonu ile 16. yüzyýlýn ilk yarýsýnda Tuna Irmaðý yörelerinde yaþadý. Çeþitli kaynaklar tarafýndan asýl adýnýn Ali olduðunu, Akyazýlý Ýbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiðini ve “Yemini” mahlasýný kullandýðýný yazar. Demir Baba Velayetnamesi’nde adý “Hafýz Kelam Yemini” olarak geçer. Bundan da Kuran’ý ezbere okuduðu anlaþýlýr.
Hz. Ali’nin mitolojik yaþamýný konu edinen Faziletname adlý kitabý 7300 beyitten oluþmaktadýr. Kitap bir erdem kitabýdýr. Bu kitap, Hz. Ali’nin yaþamýnýn, Ehlibeyt ve Ali sevgisinin yoðun iþlendiði temel eserlerinden biridir. Bu eseri Kitab-ý Erdem (iyi ahlak kitabý) olarak niteleyenler kitaptaki doðruluðu, dürüstlüðü, alçak gönüllülüðü yaþam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayý Yemini’ye daha bir saygý duyarlar.
VÝRANÝ (16.yüzyýl)
Doðum ve ölüm tarihi belli olmayan Virani’nin; 16. yüzyýlda Eðriboz adasýnda doðduðu söylenir. Hurufiliði benimsemiþ bir Bektaþi ozaný olan Virani; bir süre Necef’te Hz.Ali’nin türbesinde türbedarlýk hizmeti vermiþtir.
Virani; Balkanlarda Demir Baba’dan babalýk icazeti almýþ, Hz. Ali tutkusunu dile getiren çok sayýda þiir yazmýþtýr
Bazý araþtýrmacýlar, yazýlarýnda Virani’nin aruz vezni ile 300’e yakýn þiir söylediðini ve koca bir divan oluþturduðunu bildirerek Ozan’ýn az çok öðrenim görmüþ olduðunu belirtirler.
Virani’ye göre, evrende ve bütün nesnel varlýklarda görünen Hz. Ali’dir.
PÝR SULTAN ABDAL (16. yüzyýl)
Pir Sultan Abdal’ýn 1500 yýllarýnda doðduðu tahmin ediliyor. Doðduðu yeri ise kendisi þiirlerinde, “Benim Aslým Horasan’dan Hoy’dandýr” diyerek belirtiyor.
Asýl adý Haydar olan Pir Sultan Abdal’ýn Sivas’ýn Yýldýzeli’ne baðlý Banaz Köyü’nden olduðu söylenir. Pir Sultan’ýn yaþamý Alevi Bektaþi toplumunun söylencelerine dayanýr.
Þiirlerinden ise Safevi Devleti hükümdarý Þah Ýsmail’in oðlu olan Þah Tahmasb zamanýnda yaþadýðý anlaþýlýr.
Pir Sultan Abdal, döneminin toplumsal sorunlarýna eðilmiþ, bunlarý kendisine konu edinmiþ, çýkýþ yollarý aramýþ, yer yer þiirini sanatýný da bu uðurda aracý yapmýþ bir ozandýr. Bu nedenle halkla, halkýn sorunlarýyla özdeþleþmiþ ve bütünleþmiþtir.
Pir Sultan Abdal, Osmanlý zulmüne karþý Anadolu halkýnýn sýkýlmýþ yumruðudur. Haksýz gidiþe “dur” diyen bir haykýrýþtýr.
KUL HÝMMET (16. yüzyýlýn ikinci yarýsý)
Kul Himmet; Tokat’a baðlý Almus ilçesinin bugünkü adý Görümlü Kasabasý olan Varsýl Köyü’ndendir. 16. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda yaþamýþtýr. Kul Himmet bütün nefeslerinde Hz.Ali, 12 Ýmamlar ve Hacý Bektaþ Veli’yi büyük bir içtenlikle anlatýr.
Kul Himmet’in nefesleri de diðer ulu ozanlarýn nefesleri gibi her Alevi ceminin vazgeçilmez nefesleri arasýndadýr.
Ýyi bir tekke ve tarikat eðitimi gören Kul Himmet’in, Pir Sultan Abdal’a baðlý olduðu, onun çevresinde yetiþtiði, müridi olup O’nu izlediði þiirlerinde açýkça ortaya çýkar.
Halk ozanlarýnda Alevi Bektaþi olmayanlar bile onun etkisinde kalmýþ, ona yakýnlýk göstermiþtir.
Kul Himmet; tarikat ýþýðýnda beliren insan sevgisini Hacý Bektaþ Veli üzerinde yoðunlaþtýrarak nesnel duruma getirmiþ, tanrý kavramýný bir varlýk olan insanla özdeþleþtirmiþtir
alýntý
Konusa-Rock
24-03-2008, 11:43 PM
Çok güzel bilgiler tþkler ...
yesim_60
25-03-2008, 04:40 AM
emeklerinize saðlýk paylaþýmlarýnýz için saðolun canlar
nefer44
25-03-2008, 01:19 PM
Ali' yi sevmeyi Alevilik sanýyorlar ya!.........
biz Ali' yi Muhammed' den
Muhammed' i Yaradandan dolayý sevdik.
Yaradýlaný sevdik Yaradandan ötürü bu ne güzel bir söz.
benim kabem insandýr.
O zamanlar Hz. muhammed vefat etmiþti. Ýki taraf vardý.
1. Allah Resulu Hz. Muhammed' in canyarýlarý Ehl-i Beyt' i
2. Allah Resulunün düþmaný lanet olasý ebu süfyan ve efradý
biz Ehl-i Beyt dostu olduk ve dünya döndükçe dost olanlardanýz varsý gerisini onlar düþünsün.
bilgiler için tekrar tekrar teþekkürler emeðine saðlýk. tüm canlara ve dostlara selamlar.
burcuzeugma
25-03-2008, 01:34 PM
verdiðin bilgiler için saolasýn can emegine saðlýk
Rojaazme
13-04-2008, 01:12 AM
sizlerde saðolun canlar..
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.