PDA

: Alevilik ve Asimilasyon


kemalay
08-10-2006, 09:10 PM
Osmanlı’nın baskıcı, yasakçı düzenine karşı sazıyla, sözüyle isyan bayrağını çeken, bu uğurda idam edilen Pir Sultan, ‘Enel Hak’ dediği için katledilen Hallac-ı Mansur, Şeyh Bedreddin gibi, Hace Bektaşı Veli gibi Yol önderlerini çıkarmış olan Anadolu Aleviliği üzerindeki baskı, yasak, katliam ve asimilasyon politikaları günümüzde de devam etmektedir.

Osmanlı döneminde yaşanan bazı katliamlara kısaca göz atacak olursak (**)

• Osmanlı padişahlarından II.Beyazıt, 1492 ‘de Otman Baba ve birçok müritini katletmiştir.
• Yavuz Sultan selim 40 ile 80 bin Rafizi / Kızılbaşın katledilmiştir.
• Kanuni döneminde, Sünniliğe aykırı görüşleri savunan Oğlan Şeyh İbrahim, Molla Kabız ve Hamzaviller idam edilmiş olup, birçok Kalender Çelebi Ayaklanması bu dönemde çıkmıştır.
• II.Selim dönemindeki kıyım ve katliamlar olanca hızıyla devam etmiş, Yavuz dönemini aratmayacak boyutlara ulaşmıştır.
• III. Murat döneminde, IV.Murat döneminde de bu kıyım ve katliamlar tüm vahşetiyle devam etmiştir.
• Osmanlı bir yandan kıyımlar-kırımlar yapmış, diğer yandan da muhalif olan ve kendisi için tehlike olarak gördüğü kişileri sürgünlere yollamaktan geri kalmamıştır. Bu dönemlerde Karaman, İçel, Bozok, Manavgat yörelerine ve Kıbrıs’a, Şahkulu Ayaklanması’na katılan Tekke ve Hamid ayaklanmacıları Modon ve Koron’a sürgün edilmişlerdir.
• İç Anadolu’da Rafizi ve Kızılbaşlar Rumeli’ye, 1800 yılalrda birçok Bektaşi babası müritleriyle birlikte Kayseri, Tire ve Güzelhisar’a sürgün edilmişlerdir.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra da Aleviler üzerindeki baskı ve katliamlar olanca hızıyla devam etmiştir.

• 1921 yılında Koçgiri ve 1938’de Dersim İsyanından sonra birçok Alevi–Kürt aile batı Anadolu’nun çeşitli şehirlerine sürgün edilmişlerdir.

• 70’li yıllarda Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta, 90’lı yıllarda Gazi’de, Ümraniye’de ve Madımak’ta katledilen Aleviler, sadece fiziki katliam ve saldırılara değil; siyasal, ekonomik, psikolojik saldırılarla da karşı karşıya kalmışlardır.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra, 1924 yılında çıkarılan bir kanun ile köye camii yapma zorunlu hale getirilmiştir. 1925 yılında da Tekke ve Zayiyelerin kapatılması kanunu çıkarılmıştır Oysa uygulamaya baktığımızda, Alevi Bektaş tekkeleri dışındaki inanç kurumlarının kapatılmadığı, Alevi Bektaşi inancı dışındaki inançların yaşamlarını serbestçe sürdürdükleri görülmektedir.

60 yıllarda Anadolu’da köylerde kapalı bir toplum şeklinde yaşamaya mahkum edilen, inançlarını yaşamaları değişik yöntemlerle yasaklanan, baskı altına alınan, Sünni islama entegre edilmeye çalışılan Aleviler, özellikle şehirlerde çok büyük psikolojik ve sosyolojik baskılara maruz bırakılmışlardır.
-
1960’lardan 1980 darbesinden öncesine kadar sol siyasetler içersinde, devrimci örgütlenmelerle birlikte hareket eden Aleviler, özellikle 80 darbesinden sonra uygulanan koyu ve faşist depolitizasyon sonucu, ayrı bir örgütlenme içersine girdiler.

Depolitizasyon, baskı ve asimilasyon politikaları karşısında kendisini ve inanç değerlerini koruma refleksiyle, önceleri saklanan, inkar edilen Alevi kimliği, artan bir biçimde ve hergeçen gün daha cesurca ifade edilmeye başlanmıştır.

Bu sürede onlarca dernek, vakıf vb kurulmuş ve Anadolu Aleviliği örgütlenme açısından da büyük bir ivme kazanmıştır.

12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra, ülkede hüküm süren faşist yasalar nedeniyle tüm emek cephesinin karşı karşıya kaldığı, sosyal, ekonomik ve siyasal haksızlıklar ve baskılardan Aleviler de etkilenmişlerdir. Ve üstelik Aleviler üzerinde ayrıca inanç anlamında da, “Bu ülkenin yüzde 99’u Müslümandır”, iddiasını kanıtlamak için, öncelikle okullarda din dersleri zorunlu hale getirilmiştir.

86 bin camisi ve 100 binden fazla din görevlisi ve 5 bakanlığın bütçesinden daha fazla bütçesi olan Diyanet İşleri Başkanlığıyla asimilasyon politikaları sistemli bir şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Alevilerden alınan vergilerle, bu Diyanet İşleri Başkanlığı finanse edilmiş, Alevi çocuklarına zorla Sünni İslam öğretilmeye çalışılmıştır.

Evlerde, okullarda, işyerlerinde Alevi inancına sahip insanlar her türlü sindirme ve baskı politikalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır.

Alevi köylerine zorla Camiler inşa edilmiştir.

Sözümona Demokratikleşmeye çalışan ve Avrupa Birliğine girmeye can atan, bu uğurda memleketi emperyalistlere peşkeş çekenler, “Alevi” isminin bile kullanılmasına tahammül gösterememişlerdir. Alevi ismi derneklerimizde mahkeme kararları sonucu kullanılmaya başlamıştır.

Alevi vatandaşların, çocuklarına zorla başka bir inancın öğretilmesini istemedikleri için yaptıkları başvurular ve açtıkları davalar reddedilmiştir ve reddedilmektedir. AİHM devam eden davalar bulunmaktadır.

Bugün Alevilik çok büyük bir kuşatma altındadır. Bu kuşatma çok çeşitli şekilde hayat bulmaya çalışmaktadır. Bir yandan Anadolu’da oluşan Işıklar, Babailik ve Kızılbaşlılığı hiçe sayan, bu inanç ve rütüelleri sisteme yamamak isteyen, islamın içine çekmeye çalışan, “Biz islamın özüyüz”, “Biz İslamız” diyen iç düşmanları vardır Anadolu Aleviliğinin. Bu kesimlerin büyük kısmı sistemden ve kompradorlardan beslenmektedir. Bu kesimler, demokratik bir içeriği olan, ülkede sürdürülen demokrasi ve insan hakları mücadelesinin hep bir parçası olmaya çalışan, emek cephesiyle omuz omuza alanlarda olan Anadolu Aleviliğini asimile etme vizyonu ve misyonuna sahiptirler.

Bir yandan Demokratik Alevi Hareketini asimile etme misyonu ile görevlendirilmiş çeşitli kişi, kurum ve çevreler, Anadolu Aleviliğini sadece islamla değil, emperyalist politikalarla da entegre etmeye çalışmaktadırlar.

Diğer yandan emperyalistler ve onların işbirlikçileri, çıkarları doğrultusunda Irak’ta, Latin Amerika’da, Afrika’da ve Asya’da, hatta yanıbaşımızda katliamlarına devam ederlerken, ülkemizde ise demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna soyunmuşlardır. Başını Amerikan emperyalistlerinin çektiği ve Avrupa Birliği emperyalistlerinin destek verdikleri, adına BOP denilen projeye de bir cümleyle vurgu yapmakta fayda görmekteyim. Kuzey Batı Afrika’dan, tüm Önasya ve Ortaoğu’yu içine alan ve nihai olarak Orta Asya’ya açılmak, oraları işgal etmek ve bu bölgelerin yeraltı-yerüstü zenginliklerini, dolayısıyla dünyayı yeniden paylaşmak isteyenlerdir ülkemizde demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna soyunanlar.

Basra’da, Irak’ta, Liberya’da, Filistin’de ve Lübnan’da yıllardır binlerce insanı kadın-çocuk, genç- yaşlı ve sivil demeden katledenler, ülkemizde ikiyüzlü bir şekilde azınlık hakları savunuculuğu yapmaktadırlar.

Tam da bu noktada, 40 yıldır Avrupalı emperyalist blokun kurulması sürecinde kendisi de yer almak isteyen, ama bir türlü kapısından içeri girilemeyen Avrupa Birliği ve onun politikalarının da nasıl bir asimilasyon politikası olduğunu söylemekte fayda var.

Bilindiği gibi, 6 Ekim 2004 tarihinde Avrupa Birliği İlerleme Komisyonunun hazırladığı bir raporda ilk kez, “Alevi Azınlık” ve “Kürt Azınlık” deyimleri kullanıldı. Hem de ‘Alevi Azınlık’ ifadesiyle Aleviliği islamın içindeymiş gibi göstermeye çalıştılar.

Avrupa Birliği kaynaklı ve bugüne kadar aşağı yukarı tüm hükümetler zamanında aynı politik uygulamalarla devam eden asimilasyonu daha iyi algılayabilmek için bu bir iki şey daha söylenmesi zorunluluğu vardır. Bu konuyu iyi algılayabilirsek, sanırım yüzyıllardır Anadolu’da sürdürülen Asimilasyonun günümüzde aldığı en son şekli de gözler önüne sermiş olacağız.

Bu azınlık tanımlamaları karşısında Cumhurbaşkanından Başbakana ve Bakanlara, diğer tüm siyasi parti yöneticilerinden, demokrat geçinen ana muhalefet partisi başkanına ve diğerlerine kadar, istisnasız tümü “Alevi” ve “Kürt” sözcüklerine karşı tahammülsüzlüklerini ibret verici bir şekilde, bir kez daha gözler önüne serdiler. Dünyaya ve Avrupa’ya karşı demokrat görünen bu kişi ve kesimler, iş “Alevi” veya “Kürt” meselesine gelince derhal “muhafazakar” ve “asimilasyoncu” tavırlarını ortaya koymaktan kaçınmadılar.

Ayrıca Alevi-Bektaşi kitlesi tarafından itibar görmeyen, Anadolu Aleviliğini Sünni İslama yamamaya çalışan sözümona bazı Alevi kökenli yazar, çizer, bazı kişiler de, bu ifadelere karşı sağcı, gerici ve kafatasçılarla aynı paralellikte açıklamalarda bulundular. Yıllarca ülkede Alevilerin ve devrimci çevrelerin yaşadığı onlarca katliamı yapanlarla kol kola gelenleri ibretle görmekteyiz. Bunlar faşistlerin kurultaylarına katılmakta ve Aleviliğin asimilasyonu ve entegrasyonunu açıktan, pervasızca savunmaktadırlar.

kemalay
09-10-2006, 05:11 AM
osmanlıdan bugünü yapılanalrın örneği ama bundan sonra bunlara izizn vermiyeceğğiz

poyrazz
09-10-2006, 07:43 AM
Kemalay kardeşim,güzel yazmışsın ama bir cümle dikkatimi çekti;biz islamın özüyüz,biz islamız.Bu cümleni benim anladıgım kadarıyla Aleviligi islamın dışında görüyor,iç düşmanları da islamın özüyüz diyenleri gösteriyorsun.Ben ALEVİYİM.İslamında özüyüm.Kılıç zoruyla degil sevgiyle iman edenlerdenim.Şimdi ben iç düşmanmı oluyorum.Yanlış anladıysam özür dilerim.Bir açıklarsan sevinirim.Sevgilerimle..

kemalay
10-10-2006, 06:25 AM
hayır arkadaşım sen yanlış anlamıssın islamın özünü kimler oluşturuyor ehlkibeyt ve bu nedenle islamın özünden geliyoır aleviler

asli_33
10-10-2006, 07:52 AM
Kemalay can şu yazının kaynağını da yazsan çok iyi olurdu ..
Aleviler azınlıktır deniliyorsa o halde cem evlerimiz resmi olarak açılmasında sakınca yoktur...bunu neden söylediğime gelince azınlık olarak tabir edilen protestanlar resmi olarak kilise açmışlardır..
Ben bu ülkede azınlık olduğumuzu kabul etmiyorum ..oy potansiyeli geniş bir kitleyiz ..siyasilerin neden bizlere ilgi gösterdiği ortada ...
Bizler emevi islamını değil EHLİBEYT islamını kabul ediyoruz..bu da şiilikten ayrıdır ;çünki bizim kendimize özgü inanç ritüellerimiz vardır..ama her nedense siyasi iktidar bizleri şiileğe dayandırmakta kararlı..
Osmanlı'da Fatih'ten sonra bizler hep katledilmişiz..Yavuz'un ümmetçiliği ve ırkçılığı verilen şeyhülislam fetvaları sonuçu hep kıyıma uğramışız..Cumhuriyet sonrasıda aynı durum söz konusu ..bazı olaylarda ise Alevinin ekonomik olarak güçlenmesi hazmedilememiştir ..maraş olayları buna örnektir ..şu zamana bakınca Alevi ekonomik olarak kalkınmıştır ve güçlüdür ..ve bizi istemeyenlerimiz de maalesef hala vardır ..işbirlikçilerin ve provakötörlerin nerede ve ne zaman çıkaçağı belli değilidir ..bu yüzden Alevi olarak birlik olmalıyız..ancak o zaman güçlü oluruz..

Bektaşünal
10-10-2006, 08:04 AM
Canlar ne yazıkki şu anda bir çok kızılbaş kökenli genç canımız yolunu değiştirmiştir .Ramazanda oruç tutup muharremde tutmazlar camiye gidip cemevine gitmezler bazılarıda ateistleşmiştir.Artık sitede bulunan canlar gibi alevi bulmak zordur gençlerimizde.Artık dedelerimizin ve önderlermizin bu aşırı hoşgörüyü bırakıp haklarımızı alma vakti geldide geçiyo öyle bir iki kişinin dava açmasıyla olmuyor bu işler başka yollar aramak lazım birlik cemlerindede bir sonuç alınamayacağı açıkdır.Ben elimden geldiği kadar arkadaşlarıma yolumuzu sürdürmeleri için çağrılarımı yapıyorum ama bir kısmı bana sünni islamı bir kısmıda ateizmi savunuyor.

aliekber
10-10-2006, 08:22 AM
“Biz islamın özüyüz”, “Biz İslamız” diyen iç düşmanları vardır

Ya Allah ya Muhammed ya Ali neden zikredilir cem evlerinde sayın can? Bu kadarını akıl edemiyor musun?

Alevilik : Allah Muhammed Ali dışında anılabilir mi?

Aleviliğin oluşum süreci hangi şartlarda erişti hiç mi kitap okumamışsın?

Salya dolu kelimelerin bulaştığı bu makalenin bazı doğruluk payları olan kısımlarını sıfıra çıkarıyor...

Alevilik dediğin sadece Anadolunda , tarladan köy'e dönerken icra ettiğinden mi ibaret olduğunu sandın?

Hangi temel üzerine kurulu olarak geldiğini sanıyorsun yoksa Anadolu köylün öyle gelişi güzel olarak mı oluşturdu cem ibadet törenlerini, 4 kapı 40 makam hadisesini?

Yaklaşımı kınıyorum, salya dolu bir yaklaşım sergilenmiş, tarihten , gelişimden bilgisizce yazılmış bir yazı.

Ümit ediyorum ki yazı sana ait değildir, sana ait değilse kaynak belirtmeni diliyorum

Ayrıca Poyraz abiyle konuşurken arkadaşım türü kelime kullanmanı da kınıyorum aranızda 20 yaş fark var abi diye hitap edersen sanmıyorum ki kişiliğinden bir şeyler eksilir.

hayır arkadaşım sen yanlış anlamıssın islamın özünü kimler oluşturuyor ehlkibeyt ve bu nedenle islamın özünden geliyoır aleviler

kemalay
10-10-2006, 11:22 PM
yukardaki yazan yaznın kaynağı
alevilik ve asilimasyon 3
erdal yıldırım
sayın aliekber bence kınanacak bişe yok arkadaşım demek kötü bir anlam ifade etmiyor poyraz abide derim ben onun yaşına bakmadın ben den küçük ve büyük olması hiç önemli değil herkese saygım sonsuzdur.

aliekber
10-10-2006, 11:51 PM
yukardaki yazan yaznın kaynağı
alevilik ve asilimasyon 3
erdal yıldırım
sayın aliekber bence kınanacak bişe yok arkadaşım demek kötü bir anlam ifade etmiyor poyraz abide derim ben onun yaşına bakmadın ben den küçük ve büyük olması hiç önemli değil herkese saygım sonsuzdur.
------------------------------------------

alevilik ve asilimasyon 3
erdal yıldırım

sayın can

web'den erişmek münkünse link de ver bilelim kimleri temsil eden bir şahıs olduğunu

hatta mümkünse yazdığım cevabı da ona ilet ki, ne tür cevap vereceğini merak ediyorum

sercan
12-10-2006, 02:28 PM
hayır arkadaşım sen yanlış anlamıssın islamın özünü kimler oluşturuyor ehlkibeyt ve bu nedenle islamın özünden geliyoır aleviler

slm
islamın özünü bence önce kuranı kerin sonra peygamber efndimizin sünneti seniyyesi oluşturur can kardeşim
tabikii ehlibeytte vardır yani bunları kronolojik bi sıraya koymak babından söyledim
ama sadece eleviler olarak buna sahiplenmek yanlış olur kanaatindeyim
ama en önemlisi net olarak 1400 sene öncesine dönmemiz lazım
bu da mümkün olmadığına göre ortak paydalarda buluşup islamiyetin hepimizin olduğunu kabul etmek lazımdır bence
slmlr

SivanA SimyacI
13-10-2006, 10:36 PM
Yol değiştirenede iyi bakarak farkımızı gösterip utandırırız onları.