PDA

: Hızır Orucu ( Alevi Akademisi )


astokomlu
10-02-2008, 12:51 AM
Hızır Orucu
Hızır Orucu Anadolu’da bölgelere göre farklı olarak tutulmaktadır. Örneğin Tunceli (Dersim)’de yaşamakta olanlar, ocak ayının son haftası oruç tutmaya başlarlar. Ve üç hafta üst üste üç gün (salı-çarşamba-perşembe günleri) tutarlar. Perşembe günü aynı zamanda Alevilerde kutsal ibadet günü olarak bilinir. Perşembe günü oruç açıldıktan sonra eğer, Pir gelmiş ise, aynı gün akşamı evde cem tutulur ve dualar edilir.

Hz. Ali divanında günlerle ilgili yapılan değerlendirmelerde perşembe günü ibadet günü olarak kabul edilmiş olup şunlar yazılmaktadır:


Penç-şenbîdir kazâ-yi hâcete
Kim o günde etti Hak emr-i duâ


“Perşembe gününde ihtiyaç sahiplerinin isteği yerine getirilir. Duâları işiten Cenâb-ı Hakk o günde arzu ve temennileri kabul ederek cevap verir.’’
Cuma günü içinde şunlar yazılmaktadır:


Cum’ ada hoş ola tezvic-i arûs
Dâhi lezzât-i ricâl ile nisâ’

“Evlilik, düğün yemekleri ve erkeklerle kadınların gerdeğe girmeleri cuma gününde olmaktadır. Bu tür işlerin böyle bir günde olması daha uygundur.”

Görüldüğü gibi perşembe günü bizzat Hz. Ali tarafından dua ve ibadet edilmesi için kutsal bir gün olarak kabul edilmiştir. Cuma günü ise, düğün ve eğlence günü olarak uygun görülmüştür.
Hızır orucu; köy köy, aşiret aşiret değişmektedir. Bunun iki ana nedeni/sebebi bulunmaktadır.

Birincisi; inanca göre Hızır’ın yaşlı olması nedeniyle yorulmaması içindir. Çünkü Hızır köy köy, ev ev dolaşarak küskünleri barıştırıyor. Zorda kalanların yardımına koşuyor.

İkincisi; Anadolu’da eskiden dedeler, pirler, rehberler, tüm taliplerini genellikle yürüyerek dolaşmak zorunda kaldıklarından tüm köylere, aşiretlere aynı gün veya hafta (oruç tutulan üç gün) ulaşmaları mümkün olmadığı içindir ki, Hızır Orucu yörelere göre değişmiştir. Çünkü, Hızır hangi köye, hangi eve giderse o köye uğur getirdiğine inanırlar.

Aleviler, kış günü olmasına rağmen Hızır Gölü’ne giderler. Bozat’ın ak köpükler arasında gölden çıkacağına inanırlar. Hızır Orucu boyunca Aleviler niyaz ve kurban keserek dua ederler. Cemler tutarlar. Hızır Gölü’nden getirilen su, evlere, insanlara, hayvanlara serpilerek uğur ve bereket getirmesi için dua ederler.

Anadoluda yaşayan Aleviler, sabah güneşi doğar doğmaz yakındaki taşa veya ağaca “Ya Hızır” diyerek niyaz ederler. Bunun anlamı, Hz. Ali şehit edildiğinde güneşe dönerek göğe yükselmiştir. Dersim / Tunceli bölgesinde Hak-Muhammed-Ali üçlemesi birlikte ifade edilir. Dua edilirken “Hak-Muhammed-Ali yardımcın olsun” derler. Burada Hakk’ın yerini Hızır almaktadır. Yani bir başka deyimle Hızır Tanrı’laştırılmaktadır.

Hızır Orucu gece yarısından itibaren hiç yememek üzere tutulur ve akşam güneş batıp gün kararmaya başlayıncaya kadar devam eder.
Hızır Orucu; Diyanet işleri bakanlığı tarafından ön görüldüğü gibi, saat ve dakikalara bağlı olarak tutulmaz.

Hızır, Aleviler arasında çok özel bir yere sahiptir. Çünkü o, fakirin yanında zalimin karşısındadır. Darda kalanların yanındadır. Ak sakallı, bembeyaz elbiseleriyle Bozat’ına binip diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan, kurtaran ve hoşgörü ile sevgiyi harmanlayan Pir’dir. Bilge, ulu, evliya ve derviş gibi bir değil birden fazla kişiliğiyle insanlara doğru yolu gösteren manevi güçtür.

Buna göre Hızır orucu üç gün (salı-çarşamba-perşembe) tutulduktan sonra, yani perşembeyi cumaya bağlayan gece evin hatunu (hanımı) tarafından (en yaşlısı-kâmili) genişçe bir tepsi içerisinde dibekte iyice kavrulmuş olan Orta Anadolu’da Köme veya Kömme, Doğu Anadolu’da ise Qawute veya Qawut (Kavut) olarak ifade edilen lokmanın üstü kapatılarak bir odaya konulur. İnanca göre perşembeyi cumaya bağlayan gece Hızır gelerek Qawute’ye bir iz veya işaret koyar. Daha sonra Qawute eğer kesilmişse kurban ile birlikte lokma olarak dağıtılır.

Hızır kurbanı, sıradan kurbanlar gibi değildir. Kurban edilecek hayvan en az iki üç ay öncesinden belirlenir. Bu süre içerisinde iyi beslenir. Tuzu, suyu ve yemi eksik edilmez. Kurban önce temizlenir. Kurban kesilirken, kanına kimsenin basmamasına dikkat edilir. Akan kan ya bir çukura akıtılır üst kapanır veya suyla kan yıkanarak, kan izi ortada bırakılmaz. Kesilen kurban etinden bir kısmı pişirilerek ev halkına paylaştırılır. Kalan büyük bir kısmıda kapı komşuya dağıtılır. Kurban kemikleri gelişi güzel çöpe atılmaz. Kurban kemikleri açılan bir çukura özenle yerleştirilerek üstü kapatılır. Bu işlemler bittikten sonra hazır bulunanlar bir birlerine niyaz olurlar.

Hakk’tır Allahım,
Muhammed mâhım
Ali’dir Şahım
Allah eyvallah!

Olfahr-ün nisâ,
Hatîce Kübrâ
Nûr-u Kibriyâ
Allah eyvallah!

Sepper-ü Şüpper,
Abidin server,
Bâkır-u Ca’fer
Allah eyvallah!

Mûsâ-yî Kâzım,
Rızâ İmâmın,
Takii’dir dâim
Allah eyvallah!
Nakii’dir İman,
Askerî’dir cân
Mehdî-i devrân
Allah eyvallah!

Çardeh-i ma’sûm,
Şehîd-i mazlûm,
Cümlesi ma’lum
Allah eyvallah!

Aşka bir cânım,
Sırr-ı Rahmânım,
Derde dermânım,
Allah eyvallah!

Kanber-ü Selmân,
Pir Balım Sultan,
Bunlara İhsan,
Allah eyvallah!

Yüzümüz yerde,
Elimiz erde,
Huzûr-u pîrde
Allah eyvallah!

Münîre kemter
Sizden ey server
İstediği Kevser
Allah eyvallah!

Münîre Bacı


Alevi Akademisi

Alihanlı
10-02-2008, 12:32 PM
Hızır, Aleviler arasında çok özel bir yere sahiptir. Çünkü o, fakirin yanında zalimin karşısındadır. Darda kalanların yanındadır. Ak sakallı, bembeyaz elbiseleriyle Bozat’ına binip diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan, kurtaran ve hoşgörü ile sevgiyi harmanlayan Pir’dir. Bilge, ulu, evliya ve derviş gibi bir değil birden fazla kişiliğiyle insanlara doğru yolu gösteren manevi güçtür.


büyükler derdiki,kapıya gelen birini geri çevirmeyin elinizden ne geliyorsa bir lokma verin,gelen kişi hızır olabilir sizi dener anlamazsınız,öyle derlerdi.

Ozgee
10-02-2008, 01:05 PM
paylaşımın için saol...sayende bilmediğim şeyleride öğrenmiş oluyorum..emeğine yüreğine sağlık...:)

Divrikli
10-02-2008, 11:37 PM
Buna göre Hızır orucu üç gün (salı-çarşamba-perşembe) tutulduktan sonra, yani perşembeyi cumaya bağlayan gece evin hatunu (hanımı) tarafından (en yaşlısı-kâmili) genişçe bir tepsi içerisinde dibekte iyice kavrulmuş olan Orta Anadolu’da Köme veya Kömme, Doğu Anadolu’da ise Qawute veya Qawut (Kavut) olarak ifade edilen lokmanın üstü kapatılarak bir odaya konulur. İnanca göre perşembeyi cumaya bağlayan gece Hızır gelerek Qawute’ye bir iz veya işaret koyar. Daha sonra Qawute eğer kesilmişse kurban ile birlikte lokma olarak dağıtılır.

bilgilerin sağol

aleviesra24
11-02-2008, 12:42 AM
Hakancım verdiğin bilgiler için teşekkürler kardeşim...

Emeğin zay görmesin...

Ya Hızır Sen Bize Sahiplik Et...

Batıni
11-02-2008, 12:58 AM
Sevgili astokumlu,bukadar anlatırlırdı yani,okurken yaşadım sanki,çok teşekkürler!

alihikmet çakır
11-02-2008, 01:10 AM
böyle gençlere sahip olmamız artık alevi'liğin daha bilgece insanlarımıza aktarılacağı demektir.dün akşam alevileriz radyosunda dinletiyi,dinledim.ne kadar güzeldi..bu kardeşlerime daha nice genç kardeşlerim eklenecek.belkide bizlerin çocuklarımıza tam anlamıyla öğretemediğimiz bizim bile bilmediğimiz konuları bizlere öğretecekler..saol astokomlu kardeşim.sizgenlerle gurur duyuyoruz.hak yardımcınız Muhammed-Ali kılavuzunuz olsun..emeklerinizi zaya götürmesin..kalbine sağlık..

astokomlu
11-02-2008, 01:09 PM
selam sevgili canlar.Ben isvicreden Ziya Gulkanat,hepinizin hidirellezinizin cumlemize,tum canlara hayirlara vesile olmasini candan niyaz ediyorum.Bekar canlar 3 gun oruclarini tutsun ,Muharremde oldugu gibi su icmesinler,niyet edip yatsinlar %80 ni ruyada gorebilir,sabah bir lokma pisirsin ,kimsenin kargayi rahatsiz etmiyecegi alana koysun,eger yakinindaysa lokma oraya gider.Hepinize sevgiler.Her sazi calani asik mi sanan,O sazin tellerine ducar olmayinca.Sivasli ziya gurbet ellerde kaldi hasret, Kirklar semahini canlarla husu ile donmeyince.


mailime gelen bir büyüğümüzün yazısını sizlerle paylaşmak istedim..

aleviesra24
11-02-2008, 11:39 PM
Hepinize sevgiler.Her sazi calani asik mi sanan,O sazin tellerine ducar olmayinca.Sivasli ziya gurbet ellerde kaldi hasret, Kirklar semahini canlarla husu ile donmeyince...


Oy oyyy...Abimizin yüreğine sağlık...
Bizlerle paylaştığın için teşekkürler Hakan...

Esma Keskin
12-02-2008, 12:02 AM
emeğine yüreğine sağlık arkadaşım

Türkülerin Kızı
12-02-2008, 12:03 AM
emeğine sağlık can Hızır Orucu hakkında verdiğin bilgiler için Alevi olupta Hızır Orucunu bilmeyen yoktur sayende bilgilerimiz tekrar tazelendi ve eksik olan bilgileride öğrenmiş olduk sizin gibi değerli canlar olduğu sürece bizler özümüzü asla unutmayız

sercesme
13-02-2008, 01:05 AM
Öncelikle paylaşım için teşekkürler
eline sağlık aydınlatıcı bilgi olmuş.

Sevgili canlar KIRKLAR CEMEVİ olarak hizir süresince
13-14-15 şubat günleri akşam oruclarımızı açip cem bağlayacagiz.
cümle canlar bizimle beraber cem olmak için davetlidir.

aleviii
19-02-2008, 05:51 AM
ya cok saolun

astokomlu
23-02-2008, 10:16 AM
Bülbül ne yatarsın kalk figan eyle
Çığrışıp ötmenin zamanı şimdi
Kırmızı gül yeşil yaprakta bitti
Devşirip kokmanın zamanı şimdi..

seheryıldızı
23-02-2008, 11:56 AM
Aydınlık bilgilerin için teşekkürler

poyrazz
23-03-2008, 11:28 AM
Bizim yöremizde Hızır orucu ,kış yarısı dedigimiz şubatın ikinci haftasında tutulan 3 günlük oruçtur.Bu yıl Yenibosna cem evinde yöre insanımızın katıldıgı bir Hızır Lokması Cemi yaptık.Bu Cem 27 mart 2008 perşembe akşamı Cem tv de yayınlanacak olan cemdir.İzlemeniz dilegiyle..

astokomlu
12-06-2008, 12:37 PM
Gönül defterini açtım okuram
Yolunu bilirsen gir bak neler var
Fazileti Ali kudreti Hak tır
Kervancıysan eğer sür bak neler var..

astokomlu
03-02-2009, 01:44 AM
Penç-şenbîdir kazâ-yi hâcete
Kim o günde etti Hak emr-i duâ

cemgil
03-02-2009, 01:53 AM
http://img18.imageshack.us/img18/5415/ziyaretmu7lw0.jpg (http://imageshack.us)
http://img18.imageshack.us/img18/ziyaretmu7lw0.jpg/1/w400.png (http://g.imageshack.us/img18/ziyaretmu7lw0.jpg/1/)
ZiYARET...............

Baş köylü Hasan Efendi 1970’li yıllarda Pülümür’de bir cem yapar bu cem de birden bire kaybolur. Bir süre sonra tekrar görünür. Efendi ne oldu diyenlere; denizde bir gemi batmaktaydı. Hızır beni çağırdı geminin kurtulmasına yardımcı olduk der…

Çok günah işledim senin katında
Eriş Şâh-ı Merdan sen imdad eyle
Kul daralmayınca Hızır yetişmez
Yetiş Hızır Nebî sen imdat eyle

Hızır’a verilen değeri Fakir Ednâ bu sözlerle anlatırken, kimisi ise dualarla, Hızır adına dağıtılan lokmalarla, tutulan oruçlarla… gösteriyor. Bir derdi, sıkıntısı olduğu zaman anılır Hızır ismi. Kimine göre bir kurtarıcı, kimine göre bir melek ve yaratıcı kimine göre ise Hz. Ali’nin, insanlara anında yardıma koşması için görevlendirdiği, yanı başımızdaki temsilcisidir.

Anafatma’nın çocukları hastalanınca Hızır’dan imdat ister, çocuklar iyileşince 3 gün oruç tutarlar

Tunceli’de her yıl Gağan ayının sona ermesiyle başlar Hızır ayı. Ve anlatılanlara göre bir ay sürer. Her hafta bir aşiret Hızır orucu tutar. Salı, Çarşamba Perşembe günlerine gelen Hızır oruçlarında, Perşembe günü yani son gün genç erkek ve kızlar oruç tutarak, su içmezler. İnanışa göre, rüyasında kim su verdiyse veya nerede içerlerse o onun kısmeti olur. Ev ev dolaşılıp, lokmaların toplandığı ve bu lokmaların fakirlere dağıtıldığı Hızır Orucu, Tunceli’de çeşitli inanışlardan ortaya çıkar.

Anafatma’nın çocukları hastalanınca Hızır’dan imdat ister. Hızır sesini duyar ve çocuklar iyileşince 3 gün oruç tutarlar. Ve inanışa göre bu sebeple 3 gün oruç tutulur.

Anlatılan diğer bir hikâye ise; Baş Köylü Hasan Efendi, 1970’li yıllarda Pülümür’de bir cem yapar ve bu cem de birden bire kaybolur bir süre sonra tekrar görünür. Efendi ne oldu diyenlere, denizde bir gemi batmaktaydı. Hızır beni çağırdı geminin kurtulmasına yardımcı olduk der… bu olaya bizzat tanık olduklarını ileriye sürenler ise bu olayı heyecanla anlatmaktadırlar.

Hızır inancının oldukça yoğun olarak yaşatıldığı Tunceli’de, Hızır adı oldukça sık kullanılır. Hızır Gölü (Golê Xızırı), Hızır Köprüsü (Pırde Xızıri), Hızır geçiti (Gavanê Xızıri), (Lıngâ Xızıri) ve Hızır Evi veya mekânı (Bone Xızıri) vardır. Hâttâ her ilçenin bile Hızır’ı vardır. Hozat Hızır’ı (Xızırê Xozati) veya Kırmızı Köprü Hızır’ı (Xızıre Pırdê Suri)… ve Hızır’la

ilgili şu dörtlük geçer

Ya Hızıre sere deyrai

Tiya raybere Musai

Caremade tı bırese

Tiya havale babai

Hızır, vatandaşların anlatımına göre değişik kıyafet ve görünümlerle zaman zaman, Boz at sırtında, kimi zaman da yaya olarak insanların karşısına çıkmıştır. Kimi zaman fakir kılığında zenginlerin evine konuk olarak, fakirlere yaklaşımlarını, yani yardımcı olup olmadıklarını sınamış. Kimi zaman da aksakallı derviş olup, dar zamanlarda insanların imdadına koşmuştur.

Geçmişten Geleceğe

Belki dedelerimizin zamanında olduğu kadar değil ama, Hızır için yine Tunceli’de mumlar yakılır, oruçlar tutulur, ‘Ya Hızır’ diye dualar edilir. Geçmişten bize geldi yaşananlar ve anlatılanlar, kültürümüzün devam etmesi içinde bizden de geleceğe gitmesini umut ediyoruz.

Yola çıkanlara “Hızır Yoldaşın ola” denilerek, ona elçilik, rehberlik ve kollama misyonları da yüklenmiştir. Hâttâ, Kore savaşına katılan bazı Dersimli askerlerin savaş sırasında, karşı askeri güçler tarafından kuşatma altına alındıklarında, “Yetiş Hızır” dediklerinde ak sakallı, asalı, bembeyaz giysiler içerisinde en önde koşanın, karşı güçleri bozguna uğratan komutanın, kendilerine öncülük eden bilge veya dervişin de Hızır olduğu iddia edilir.


31.01.2009-Tunceli Emek Gazetesi........

cemgil
03-02-2009, 08:30 AM
Bozatlı Hızır...

Elaman Mürvet huzura geldik
Yardım eyle bize bozatlı Hızır
Yüz sürüp yerlere yardım diledik
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Toplanmış canlar dua ediyor
Hızır gelir diye herkes bekliyor
Çağıran kişiye yardım ediyor
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Mümin olan yüzün hep Hakka döner
İrfan meydanında kaynayıp pişer
Diz çökmüş önünde affını diler
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Seni seven canlar elini açmış
Hızır günü diye duaya durmuş
Nebilik velilik tek sana gelmiş
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Mümin ikrarına sadık olunca
Kusurunu ele alıp gelince
Ağlayıp sızlayıp af dileyince
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Kemter derviş diler özüne himmet
Mahrum etme beni eyle mürüvet
Evliya embiyanın yüzü suyu hürmeti
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

cemgil
04-02-2009, 10:56 AM
Hızır İnancı............

Hızır, Alevi topluluklarında darda kalanlara yardım ettiğine, sıkıntıya düşenlerin sıkıntısını giderdiğine, çağırıldığında yardıma koştuğuna inanılan ulu bir kişiliktir. Türkmen topluluklarında genellikle “Boz Atlı Hızır” olarak isimlendirilir.

“Hızır yoldaşın ola, Yetiş Ya Hızır, Kul bunalmayınca Hızır yetişmez.” Halk arasında kullanılan bu deyimlerden de anlaşılacağı gibi Hızır, yardıma muhtaçların, darda kalanların yardımına koşan bir kurtarıcıdır. Halk inançlarına göre, ölmezlik sırrına ulaşmış bir ermiş kişidir. Hızır, halk arasında aksakallı, nur yüzlü bir yaşlı, bilge ve kurtarıcıdır. O, kendisini yardıma çağıran herkese boz atıyla uçarak yetişir. Bastığı yerlerde güller, çiçekler açar. Ekinler yeşerir, bülbüller ötmeye başlar. Elini sürdüğü kişi dertlerden, hastalıklardan, uğursuzluklardan arınır, ömür boyu sürecek mutluluk sırrına ulaşır.

Bir Söylence Göre: Nuh peygamberin gemisi fırtınaya tutulmuş, halk: " Ya Hızır, bizi kurtar!" diye yalvarıp yakarmış. Allah halkın duasını kabul edince fırtına da dinmiş. İşte o zaman Hızır’a, kurtarıldıkları için üç gün oruç adamışlar. İnsanlar bu orucu darda kaldıklarında, Hızır'ın yardımcı olması için tutarlar. Hızır Orucu, Alevilikte yaygın olarak tutulan bir oruçtur.

Dilek tutma törenleri 6 Mayıs "Hıdrellez", tüm yurtta şenliklerle kutlanır. Tutulan dileklerin gerçekleştiğine inanılan "Hıdrellez" geleneği, Anadolu dışında, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetlerle Balkanlar’da da sürdürülüyor. Hıdrellez tüm yurtta çeşitli etkinliklerle kutlanır. Hatay'ın İskenderun İlçesi'nde Hıristiyan ve Müslümanlar kilisede bir araya gelerek Hıdrellez kutlayıp, "barış dileği" tutarlar. İskenderun'da her yıl St. George Kilisesi'nde kutlanan bahar bayramında, bir araya gelen çeşitli din ve mezheplerden insanlar tutup dualar okur. Kilisenin içindeki sandalyelere, masalara, duvarlara ve kâğıtların üzerine dileklerini yazan yüzlerce insan, geleneklere uyup kibrit çöpleri kullanarak, isteklerini yerde şekillerle ifade etmek içim birbirleriyle yarışırlar. Kutlamaya katılan herkes barış için dua ederken, mutlu bir yuva kurmak, üniversiteyi kazanmak ve ev, araba dileklerinde de bulunurlar. Dualar ve dileklerden sonra Hıristiyan cemaatinin katılımıyla ayin düzenlenir. Hıdrellez günü, bahar bayramı niteliği taşımakla birlikte, aynı zamanda Hızır'ın olağanüstü özelliklerinden yardım sağlama inanışıyla birleşmiştir. Hıdrellez geleneği, Anadolu'nun dışında Azerbaycan, Kırım, Balkanlar ve Orta Asya'da da yaşatılıyor.

Anadolu Alevilerinde de Hızır inancı çok güçlüdür. Boz atlı Hızır için üç gün oruç tutulur.

Anadolu’da oluşan Hızır kültürünün kaynağı bir söylenceye göre Hızır (Hıdır) Peygambere dayanır. Hızır Arapça Al-Hazır, Al-Hızır (Yeşillik) anlamında bir sıfat olmakla beraber; bir peygamber, nebi, veli ya da bir ulu kişi olarak anılır. Genellikle ismi İlyas peygamberle beraber söylenir. Buda Hızır-İlyas zamanla “Hızır-Ellez” veya “Hıdrellez” şeklinde yerleşmiştir.

Hızır inanışının önce Mezopotamya da ortaya çıktığı, buradan Yahudi geleneklerine ve inancına girdiği, oradan da gerek Hıristiyan gerekse Müslüman inancına geçerek önemli oranda yayıldığı görülmektedir.

Hızır’ın temel özelliği, Abıhayat’ı (Bengi su) içerek ölmezlik mertebesine ulaşmasında yatar. İnsanoğlunun ölüm karşısındaki çaresizliğinin ve arayışının bir sembolü olan Hızır, o

Orta Doğu mitolojisinin temel unsurlarından biridir. İnanç alanında oluşturduğu bu olgu halk arasında çok canlı ve güçlü tutulmaktadır.

Anadolu Aleviler içerisinde çok yaygın olan bir söylenceye göre: Çok eskiden, ülkenin birinde çok zalim bir padişah varmış. Bu padişah, halkına çok zulüm yaparmış. Padişah, “abıhayat” suyu içerek ölümsüzleşmek ister. Ülkesindeki müneccimleri çağırır; “Bana, abıhayat suyunu bulun” der. Müneccimler bir araya gelip, “remil” atarlar. “Padişahım, abıhayat suyunu bulsa bulsa Hızır ve İlyas adlarındaki kardeşler bulur” derler.

O ülkede Hızır ve İlyas adlarında anne ve babaları hakka yürümüş ve dedelerinin yetiştirdiği iki kardeş varmış. Bu kardeşlerlesin her ikisi de çok yardımsever imişler. Zorda kalan insanlara yardım ederlermiş ve bu nedenle insanlar tarafından çok sevilirlermiş. Padişah, Hızır ve İlyas kardeşleri huzuruna getirttirir. “Gidin bana abıhayat suyunu bulun getirin, getirmezseniz ikinizin de kellesini kestiririm” der. Hızır ve İlyas kardeşler abıhayat suyunun nerede olduğu konusunda hiç bilgileri yokmuş. Düşüne düşüne dedelerinin yanına gelirler. Dedeleri, “Niçin böyle düşüncelisiniz?” der. Onlar da padişahın abıhayat suyunu kendilerinden istediklerini, yoksa ikisinin de kellelerini vurduracaklarını söylerler. Dedeleri onlara derki:

“Bir tepsi içerisini ölü bir balık koyun. Dünyanın her tarafını karış karış gezin. Tepsinin içerisindeki balık hareket etmeye başladığında bilin ki abıhayat suyuna yaklaşıyorsunuz.” Bunlar dedelerinin dediği gibi ölü bir balığı tepsinin içerisine korlar ve dağ taş dolaşmaya başlarlar. Az giderler uz giderlerken, bir yere vardıklarında balık hareket etmeye başlar. Abıhayat suyunu böylelikler bulurlar.

Abıhayat suyunu bir kaba koyup, padişaha getirirken birbirlerine; “Biz bu suyu padişaha verdiğimizde, padişah ölümsüzleşecek. O zaman ülkenin halkına daha çok zulüm yapacak. Bu suyu padişaha götürmeyelim, biz içelim” derler. Suyun yarısını biri, öbür yarısını diğeri içer ve ölümsüzleşirler.

İlyas, deryaya (deniz) girip kayıp olur. Hızır da karada kayıp olur.

Bu efsaneye göre, karada darda kalanların imdadına Hızır’ın, deryada darda kalanların imdadına da İlyas’ın yetiştiğine inanılır.

İkinci bir söylenceye göre ise: Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn birlikte abıhayat suyunu aramaya çıkmışlar. Bir süre sonra karanlıklar ülkesine dalmışlar. Hızır ve İlyas ölmezlik suyunun kaynağını bulup içmişler fakat İskender’e söylememişler.

İslam Sofi’leri içerisinde ise Hızır genellikle “veli” sayılmıştır. Hızır Mutasavvıflar arasında “mürşit” pozisyonundadır. Yani insanları aydınlatan biri sayılır. Hızır’ın içtiği abıhayat ise tasavvufta “bilgi, irfan, feyiz, neşe, aşk, vuslat, söz ve şiir” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.

Halk arasında inanışa göre ise; Hızır her konuda her şeyi bilen birisidir ve yeryüzünde tanrının bir nevi vekilidir. Hızır ve İlyas sağdır. Yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizde yardıma muhtaç olanlara, zor durumda kalmış olanlara yardım ederler. İmdat isteyenlerin imdadına yetişirler. Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs hıdrellez gününün gecesi) bir gül ağacının dibinde buluşurlar.

Hızır ve İlyas inancı Alevi düşüncesine ve inancına en yoğun biçimde girmiştir. Öyle ki; Hızır için “Hızır Orucu” tutulur ve dördüncü gün bayramlaşılır.

Hızır orucunun son gününde her ev keşkek/keşgâh (yarmadan yapılan etli yemek) pişirirler. Köydeki evlerden en az bir kişi önceden kararlaştırılan bir evde toplanırlar. Pişirilen yemekler o eve getirilir. Topluca getirilen yemekler yenilir. Hızır ceminin ne zaman ve kimin evinde yapılacağı kararlaştırılır. Bu hizmetler için kimlerin görevli olacağı belirlenir. Görevli kişiler ev ev dolaşarak Hızır kavutunun içine katılacak şeker almak için bir şeyler (un, buğday, bulgur ya da para) toplarlar. Sonra da topladıkları erzakları paraya çevirirler ve şeker alırlar.

Cemden bir gün önce, kavrulmuş buğday, eltaşlarında çekilerek, un haline getirilir. Buna “Hızır kavutu” denir. Her ev Hızır Cemi yapılmadan bir gün önce, bir tepsinin üzerine Hızır Kavutu (Kavrulmuş buğdaydan yapılan un) kor ve üzerini bir temiz örtü ile örttükten sonra, evin ıssız bir yerine korlar. Hızır’ın gelip bu una dokunarak bir işaret bırakması beklenir. Çünkü Hızır’ın uğradığı eve bereket, sağlık ve düzen geleceğine inanılır. Eğer, sabah kalkıldığında un üzerinde bir iz veya işaret görülürse o eve Hızır uğradığına inanılır. Hızır’ın un üzerine iz ve işaret bırakarak onurlandırdığı ev sahipleri, gücü yetiyorsa mutlaka kurban keser ve çevreye dağıtırlar. Cem yapılacağı gün, bütün köylü kavrulmuş buğdaydan yaptıkları unları, cem yapılacak eve getirirler. Yine, önceden imece usulü ile topladıkları paralarla aldıkları şekerleri, şerbet haline getirerek gençler tarafından unla karıştırılarak “Hızır kavut topu” yaparlar ve cemde herkese eşit şekilde dağıtılır.

Hızır orucu, eski takvim (rumi) aylar hesabına göre 31 Ocak ile 2 Şubat arasında (3 gün) tutulurdu. Ancak, bu ayları şimdi kullandığımız miladi takvime çevirirsek, 13-14-15 Şubat günlerine gelmektedir. Oruç bu günlerde tutulur.

Cemal Şahin
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkez
Yürütme Kurulu Üyesi, Basın Yayın Sekreteri
Ve Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim
Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi

AHA..............

astokomlu
05-02-2010, 01:06 PM
Çok günah işledim senin katında
Eriş Şâh-ı Merdan sen imdad eyle
Kul daralmayınca Hızır yetişmez
Yetiş Hızır Nebî sen imdat eyle