PDA

: Seyyid Garip Musa Sultan


Bektaşünal
06-10-2006, 01:19 PM
Garip Musa, Anadolunun manevi yönden inşa edilmesinde rol alan ulu zatlardan birisidir. Hakkında bilinenler pek çok erende olduğu gibi rivayetten öte gitmemektedir. Anadoluya 90 (bir söylentiye göre 400) atlısı ve tahta kılıcıyla


Türkistandan geldiği, Hacı Bektaş Veliden nasip aldığı ve Ahmed Yesevî düşüncesi doğrultusunda faaliyet gösterdiği söylenir. Bir söylentiye göre, Divriği civarında saygın olan ve Arhısu köyünde yatan Garip Baba ile kardeştir.

13. yüzyılın sonları, 14. yüzyılın başlarında yaşadığı kuvvetle muhtemeldir. Bizi bu düşünceye götüren İspanyol Elçisi Klaviyonun hatıralarında yer alan bir bilgidir. Garip Musanın ailesi Musa Şeyhoğlu, Pirzâdeler, Ağagil ve Erzâdeler olmak üzere dört büyük gruba ayrılmış bunlardan bir kısmı Sarıkamışa yerleşmiştir. 1404 yılında, eskiden, Deliler bugün Deli Baba köyü halkı hakkında seyahat notlarında bilgi veren ve 14. yüzyılda yaşamış olan Klaviyo, onları bize şöyle tanıtır:
Deliler köyü namında bir yere muvasalat ettik. Buraya Deliler köyü adının verilmesinin sebebi, bütün burada ikamet edenlerin, ruhbaniyet hayatına girmiş, dünyayı terk etmiş Müslüman dervişlerinden olmalarıdır. Etraftaki köylüler burayı ziyaret ederek dervişlerle görüşüyor, hastalar buraya naklolunuyor ve dervişlerin nefesiyle şifa buluyorlar. Bu dervişlerin reisi, bütün dervişler tarafından derin bir hürmet görüyor ve evliya tanınıyor. Timur buradan geçiyorken dervişlerin yanına gitmiş, reisleri yanında kalmıştı. Bütün bu havalide yerleşen kimseler. Dervişlere bol bol adaklar gönderiyorlar. Dervişlerin reisi bu köyün hakimidir. Ahali bütün bu dervişleri evliya tanıyorlar. Dervişler sakallarını ve saçlarını tıraş ediyor, yaz-kış sırtlarında eski bir aba ile yollardan geçiyor, ellerindeki sazları çalarak ilahiler okuyorlar. Bunlara ait tekkenin kapısında bugün de bir püskül ve ay şeklinde bir resim görülüyor. Altlarında geyik, keçi, koyun boynuzlarından bir sıra dizilmişti. Her dervişin kapısı üzerinde böyle bir işaret var...

Deliler köyü halkı, Garip Musa ahfadındandır. Bu bilgilere bakarak sülalesinden bazılarının Sarıkamışa gitmeleri, orayı iskân etmeleri için aradan geçen zamanı göz önüne aldığımızda Garip Musanın önceki yüzyılın ortalarına kadar yaşadığını söyleyebiliriz.

Anadoluda oldukça yaygın ocaklarından birisi olan Garip Musa Ocağıdır. Geçmişte 3. Selim, 4. Mustafa, 2. Mahmud ve Abdülaziz tarafından verilen fermanlarla imtiyaz tanınması bu ocağın ne derece önemli ocak olduğunun işaretidir.

Garip Musa Derneği Başkanı Musa Karakaştaki Sultan Abdülazizin Sivas Valisi Zeki Paşaya ve Divriği Kadısı Ahmed Efendiye gönderdiği 22 Temmuz 1862 tarihli fermandan anlaşıldığına göre; Garip Musa,( sahihül-nesep ve sadat-ı kiram )yani ehl-i beyt soyundandır. Şeceresi, Yedinci İmam Musa-yı Kâzımın torunlarından İbrahim Saniye kadar uzandığı ifade edilir. Yukarıda sözünü ettiğimiz Musa Şeyhoğulları ve Pirzâdeler sülalesi Divriğinin Güneş ve Yağbasan köylerine, Erzâdeler Kangalın Dışlık köyüne, Aziz Ağa Dedenin liderliğinde bir başka grup da Karsın Selim kazasının Asboğa vadisinde mekân tutmuşlardır.

Güneş köyü yakınlarında bir türbede yatmakta olan Garip Musa türbesinde genç yaşta ölen oğlu Güneş de yatmaktadır. Türkiyenin dört bucağından yüzlerce, binlerce insanın türbesini ziyaret ettiği Garip Musa hakkında birçok söylenceler anlatılmaktadır. İşte bunlardan bazıları:

· Söylentiye göre Garip Musa, tahta kılıcını, türbenin yakınında olan ancak bugün kurumuş bulunan ardıç ağacından keserek yapmıştır.

· Anlatılanlara göre, Garip Musa, tahta kılıcıyla alay eden kalaycılık yapan bir Ermeninin eşeğini ikiye biçer. Ermeni pişmanlık duyar ve yalvarmaya başlar. Bunun üzerine Garip Musa dua eder. Eşek dirilip ayağa kalkar.

· Dertlerine derman arayanlar, sevdiklerine kavuşmak isteyenler, çocuğu olmayanlar türbeye gittikten sonra çocuk sahibi olurlar. Türbeye getirilen kurban, al-yeşil ipekle süslenir. Doğan çocuk kız olursa adı genellikle Dilek yahut Sultan konulur.

· Hünkâr Hacı Bektaş Veliden nasip alan Musa, oradan ayrılırken, Hünkâr kendisine Git Musam git, Divriği topraklarına git. Garip kalasın. dedikten sonra adı Garip Musa olur.

· Garip Musa kendisi gibi alp-eren olan Seyyid Baba ile bir olup tahta kılıçlarıyla yöre halkını Müslüman ederler.