PDA

: Sýdký Baba (aþýk Pervane)


sercesme
11-09-2006, 10:27 PM
SIDKI BABA (AÞIK PERVANE)
On dört yýl dolandým Pervanelikte
SIDKI ismim buldum divanelikte
Sundular aþk meyin mestanelikte
Kýrklarýn ceminde dar'a düþ oldum.
SIDKI'yam çok þükür didara erdim
Aþkýn pazarýnda hak yola girdim
Gerçek ariflere çok meta verdim
Þimdi Hacýbektaþ Pire düþ oldum.

Sýdký Baba'nýn soyu Oðuz Türkleri'nin Bozok koluna baðlý Dedekargýn örelerine da aþiretinden gelir. Dedekargýn aþireti Anadolu'nun çeþitli yörelerine daðýlýrken bir grup da Malatya'da Tohma çayý kenarýnda Çerme adýnda bir köye yerleþmiþler, uzun yýllar bu köyde yaþayarak arazi ve mülk sahibi olmuþlardýr. Bunlarýn arasýnda Hacý Ahmetler diye tanýnan bir aile vardýr. Sýdký Baba'nýn dedesi bu Hacý Ahmetlerdendir.

Osmanlý Ýmparatorluðu'nun gerileme dönemlerinde Anadolu'da devlet otoritesi sarsýlmýþ, devlet güvencesi ve can güvenliði kalmamýþtýr. Aþiretler arasýnda kýran kýrana, gücü gücü yetene bir savaþ ve rekabet hüküm sürer. Baþ vurulacak makam yoktur. Yörede çoðunlukta olan Kürt aþiretleri üstünlük saðlayarak zaman bu zaman derler, zulüm, iþkence ve baskýlarýný artýrýrlar ve bu köy halkýný topluca göç etmek zorunda býrakýrlar. Köy halký canýný kurtarmak için arazisini ve evini terk edip guruplar halinde göç ederek Silifke yöresine yerleþirler. Ýlk kafilede Hacý Ahmetler de vardýr. Fakat Hacý Ahmetler bu durumu hazmedemeyerek geri gidip arazilerine sahip çýkmayý, kendi evlerinde oturmayý kararlaþtýrýp köylerine dönmek üzere yola koyulurlar. Tarsus'un Yenice köyü yanýna geldiklerinde yeni bir kafile ile karþýlaþýrlar. Niyetlerinin geri gitmek olduðunu söyleyince, yeni kafile: Sakýn gitmeyin, azgýnlýðý daha da artýrdýlar, yakýp yýkma, talan iþkence eskisini de geçti. derler. Hacý Ahmetlerin cesaretleri iyice kýrýlýr. Fakat tam bu sýrada bir kolera salgýnýna yakalanýrlar. Ailenin bütün erkekleri ölür. Bu göç yolculuðunu at sýrtýnda, heybe gözünde, kundaða sarýlý olarak yapan Mehmet adýnda bir küçük çocuk vardýr. Erkek olarak yalnýz bu bebek Mehmet koleradan kurtulmuþtur. Bu yüzden kadýnlarýn ölümünden kurtulanlarý Mehmet'le Yenice'de yerleþmek, zorunda kalmýþlardýr.

Zamanla Mehmet büyür, on sekiz yaþýnda bir delikanlý olarak ailenin tek erkeði ve umudu olur.

Ýþte bu sýrada Mýsýr Valisi Kavalalý Mehmet Ali Paþa Osmanlý devletine baþ kaldýrmýþ, Kütahya'ya kadar gelen ordularý yenilgiye uðrayýnca, Mýsýr'a geri dönerken, yol boyu orduya elveriþli gençleri toplayarak zorla Mýsýr'a götürmüþlerdir. Bunlarýn arasýnda Mehmet de vardýr.

Mehmet Mýsýr'a vardýktan bir müddet sonra bir arkadaþýyla kaçmayý baþararak köyüne döner ve Eþeli adýnda bir kýzla evlenir. Bu evlilikten Ahmet ve Zeynel Abidin adýnda iki oðlu olur. Ýki kardeþ köy medresesinde okuyup yazmayý öðrenirler. Zeynel Abidin saz çalmayý da öðrenir ve (Pervane) mahlasýyla deyiþler söylemeye baþlar. Altý yaþýnda deyiþ söylediði rivayet edilmiþtir. Mehmet'in erken ölümü ile çocuklar yetim kalýrlar.

Zeynel Abidin'in adý artýk Pervane'dir. Pervane on iki yaþýna geldiðinde ününü duyduðu Hacýbektaþ Dergahýna gitmeyi arzular, annesinden izin ister. Annesi çocukluðunu bahane ederek izin vermez, biraz daha büyü de sonra gidersin der. Fakat Pervane aklýna koyduðu için bir gün habersizce kaçar, farkýna varan annesi arkasýndan atlý göndererek yoldan geri çevirtir. Pervane bir müddet sonra tekrar kaçar ve bu sefer planýný uygulamayý ve Hacýbektaþ'a ulaþmayý baþarýr.

Pervane 1293 yýlýnda dergaha gittiðini ve o zaman on iki yaþýnda olduðunu deyiþlerinde tekrarlamaktadýr. Buna göre doðum yýlý 1281 miladi 1865'tir.


Dergaha Varýþ

Pervane, köyünden kaçmayý baþarýp yola koyulduðunda maceralý bir yolculuk geçirir. Yolu bilmediðinden sorarak tek baþýna ve yürüyerek yola devam eder. Akþam bir hana vardýðýnda arkasýndan hana bir atlý gelir. Bu zat Pervane ile ilgilenir ve Hacý Bektaþ'a gideceðini öðrenince "Ben de o tarafa gideceðim, beraber gideriz" der. Fakat Pervane kuþkulanmaktadýr. Annesi tarafýndan gönderildiðini sabah olunca kendisini geri götüreceðini düþünerek huzuru ve uykusu kaçar. Fakat sabahleyin beraber yola düþtüklerinde geldiði yöne gitmediklerini görünce içi rahatlar, birlikte yola devam ederler. Bir vadiye düþerler ki, mevsim ilkbahar, kar sularý dolayýsýyla dereler coþkun akmakta. Vadi boyunca coþkun sularla yol pek çok kereler kesiþmekte. Çocuk Pervane'nin o sularý geçmesi mümkün deðil.

Atlý : "Oðlum bu sularý nasýl geçeceksin, gel terkime bin diyerek" çocuðu atýn arkasýna alýp vadiyi geçtikten sonra düzlüðe erince "Ben Konya'ya gidiyorum, þu yol doðru dergaha gider, bir tarafa sapmadan doðru gidersen dergaha ulaþýrsýn" der ve yollarý ayrýlýr.

Pervane bunu kendisine yardýma gelen ulu bir zat ve mutlu bir olay olarak kabul etmektedir.

Dergaha vardýðýnda durumu Þeyh ve postniþin olan Feyzullah Efendiye bildirirler. Þeyh "üç gün istirahat etsin de sonra görüþürüz" der. Pervane bu üç günü sabýrsýzlýkla bekler ve þeyhin huzuruna çýkardýklarýnda, bir ay hizmet edip geri gitmek arzusunda olduðunu söyleyince Þeyh "Oðlum bir ayda ne öðreneceksin, sende istidat ve kabiliyet görüyorum, burada kal, seni Çelebi efendilerle okutayým, alim olursun aþýk sadýk olursun" dediðinde Pervane kalmayý kabul etmiþ ve Þeyhi huzurunda :

Hublar ser çeþmesi nur-i Feyzullah
Arz'ettim cemalin seyrana geldim

dizeleriyle baþlayan koþmayý söylemiþtir.

Þeyh : "Aferin oðlum, çok beðendim, bu yaþta bu sözler bir aþýk eseridir. Saz da çalarmýsýn?" diye sorduðunda "Evet efendim, sözüme göre sazým da var" diye cevap vermiþ ve eline bir' saz verdiklerinde o anda irticalen ve saz ile :

Aþýk oldum bir keremler kanýna
Gönül arz ettiði cana kavuþtu.

dizeleriyle baþlayan, ikinci deyiþini söylemiþtir.

O zaman dergahta deðerli hocalarý olan bir medrese vardýr, Feyzullah Efendi Yozgatlý meþhur Ali Nihani Hoca'yý da Ýstanbul'dan getirterek medreseyi takviye etmiþtir. Çocuklar Cemaleddin ve Veliyeddin Çelebiler bu medresede okumaktadýrlar. Pervane de bu medresede okumaya baþlamýþtýr.

Pervane dergaha geliþ yýlýný çeþitli deyiþlerinde þu dörtlüklerle belirtmiþtir :

Bin iki yüz doksan üç oldu yýllar
Aktý gözlerimden kan oldu seller

Eriþti nevbahar açýldý güller
Can bülbülü gülistana kavuþtum

Sene bin iki yüz doksan' üçünde
Ýçirdiler aþk badesin düþümde

Bir güzelin sevdasý var baþýmda
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Pervane iki yýl geçtik ten sonra anne hasreti duyarak þeyhinden üç ay izin almýþ ve Yenice'ye gitmiþ, izninin bitiminde tekrar dergaha döndüðünde Þeyh Feyzullah Efendinin öldüðünü öðrenmiþtir.

Dergah postuna oturan büyük oðlu Cemaleddin Efendi yeni þeyhi ve medrese arkadaþýdýr. Medrese hocalarýyla devamlý iliþki içinde adeta zamana baðlý olmaksýzýn öðrenimlerine devam ederler. Diðer taraftan da tarikat iþleriyle uðraþarak sýk sýk birlikte yurt gezileri yaparlar. Medrese tahsili ve tarikat hizmetleri iç içe olarak Cemaleddin Efendi ile beraberliklerini 1310 yýlýna kadar sürdürürler.

Pervane, Þeyh Feyzullah Efendiye gösterdiði baðlýlýðý, daha fazlasýyla oðlu Þeyh Cemaleddin Efendiye de göstermiþtir. Kendisine verilen görevleri yapmaktaki çalýþkanlýðý ve dürüstlüðü ile dikkati çeken ve sevilen Pervaneye. gösterdiði bu baðlýlýk ve sadakatinden dolayý Þeyh Cemaleddin Efendi bir gün "Senin adýn bundun sonra Sýdkî olsun demiþ ve Pervane bu adý çok beðenerek benimsemiþ, bundan sonra adý da, mahlasý da Sýdkî olmuþtur. Bundan sonraki deyiþlerinde Sýdkî mahlasýný kullanarak bu olayý büyük bir sevinç ve þükran duygularýyla þu þekilde ifade etmiþtir :

Cemaleddin hünkar dil-i þadýma
Ýrþad ile Sýdkî dedi adýma
Hasýlý yetirdin her muradýma
Ya Rabbena þükür elhamdülillah

---------

On dört yýl dolandým Pervanelikte
SIDKÃŽ ismim buldum divanelikte
Sundular aþk meyin mestanelikte
Kýrklarýn ceminde dar'a düþ oldum.

---------

Er ceminde agah oldum bu sýrra
Yüküm cevahirdir çözmem her yere
On dört sene hizmet ettim bir pire
Bu Sýdkî mahlasýn kazandým yeter.

---------

Cemaleddin Efendi bütün gezilerini Sýdkî ile beraber yapmýþ. Sýdkî'nin eline kendisinin halifesi ve vekili olduðuna dair bir berat (belge) vererek ayrýca tarikat gezilerine göndermiþtir.

Sýdkî, þeyhi adýna ve onun vekili sýfatýyla tarikat hizmetlerini yürütmek amacýyla bütün Anadolu'yu dolaþmýþ ve böylece tarikatýn ikinci adam durumuna. gelmiþtir.

Bu gezilerinden birinde Merzifon'un Harýz köyü nü beðenerek oraya yerleþmek istemiþ, Cemaleddin Efendi de sadýk bir adamýnýn dergahtan uzak bir yerde, dergahý temsilen tarikat hizmetlerini yürütmesini uygun görerek. kendisinden ayrýlýp oraya yerleþmesine izin vermiþtir.

1309 (1893) yýlýnda, Çorum'un Alaca Ýlçesi Ýmad Hüyüðü köyünden Mehmet Dede evladýndan Ali Aða'nýn kýzý ve Aziz Aða'nýn kýz kardeþi olan Hatice, hizmet görmesi için dergaha býrakýlmýþ bulunmaktadýr. Cemaleddin Efendi Sýdkî'nin bu kýzla evlenmesini münasip görmüþ ve teklifi kabul edilerek evlenme töreni yapýlmýþtýr.

Sýdkî bu evlenme tarihini bir defterinin boþ bir yapraðýna kendi el yazýsýyla þu þekilde yazmýþtýr : "Temmuz sene 1309 tarihli Pazartesi velime-i acizaneme mübaþeret olunup, Cuma gecesi 31 Temmuz biemr-i ilahi visale mülakat olunmuþtur. Sýdki."

sercesme
11-09-2006, 10:31 PM
Harýz Köyüne Yerleþme

Sýdki (Pervane) daha bir yýlýný doldurmayan, taze gelini alarak 1310 (1894) yýlýnda gider Harýz köyüne yerleþir. Köylü bu olaydan çok memnundur. Önce muvakkat bir ev tahsis etmiþler, kýsa zamanda civar köylerin de yardýmýyla, köyün kenarýnda geniþ bahçeli iki katlý bir ev yaparak kendisine baðýþlamýþlardýr.

Sýdki ömrünün kalan 34 yýlýný bu evde tamamlamýþtýr. Bu köye geliþini bir koþmasýnýn son dörtlüðünde þöyle söylemiþtir :

Aþýk oldum kaþlarýnýn yayýna
Serim verdim ben Ali'nin soyuna
Sene bin üç yüz on Harýz köyüne
Geldi de bir aþýk Pervane gitti.

Tarikattaki hizmetleri ve kazandýðý ilmi derecesiyle Baba'lýk sýfatý alan ozanýmýz çeþitli yörelerde (Aþýk Sýdký, Sýdký Efendi, Sýdký Baba,, Cemal Efendimin aþýðý Sýdký Baba) adlarýyla tanýnmaktadýr.

Bazý yörelerde (Tarsus'lu Sýdký, Adana'lý Sýdký) diye de tanýnmakta ise de, Harýz köyüne isteyerek yerleþmesi, ilk defa baþýný soktuðu evi olmasý, çocuklarýnýn orada doðmasý, nüfus kaydýnýn orada olmasý dolayýsýyla kendisini Merzifon'lu saymýþtýr. Çeþitli vesilelerle Merzifon'lu, Harýz'lý olduðunu tekrarlamýþtýr. Yakýn çevremizde (Harýz'lý Sýdký Baba) denildiðine bizzat þahidim.

Harýz köyüne yerleþmek Sýdký Baba'nýn hayatýnda ikinci dönüm noktasý olmuþtur. Önceleri Þeyhi'nin talimatýyla hareket ederken, artýk baðýmsýz hareket etmeye ve kararlarýný kendisi vermeye baþlamýþtýr. Bu köyde yaþadýðý müddetçe geniþ bir çevrenin tarikat sorumluluðunu taþýmýþ, muhibbanýn dergaha olan adak ve baðýþlarýný ve dergah giderlerini karþýlamak üzere devletçe tahsis edilen köylerin aþarýný toplayarak yýlda iki-üç defa dergaha götürmüþtür. Tarikat hizmetleriyle bütün Anadolu'yu adým adým gezmiþ, Þam'a, Baðdat'a gitmiþ, Þam'da Emeviye camiini basarak camidekilere saldýrmýþ, olay çýkarmýþ, Sivas, Malatya, Tunceli, Erzurum, Erzincan, Kars taraflarýna bir çok defalar gitmiþtir. Sivas'ta da olaylar çýkarmýþ, iftiraya uðramýþ, hapse atýlmýþtýr.

Karaman yakýnýnda bir çayýrlýkta atlarý çalýnmýþ, sürerek Karaman'a girmiþler, atlarýn yerini tespit etmiþler, fakat atlarý çalan ahýra kilitleyerek, "öyle at yok burada" deyip savmak istemiþ. Mahkemeye vermiþler, mahkemeleri günlerce uzamýþ. Hacýbektaþ dergahý hizmetinde gezdiklerini öðrenince Kadý da hakaret etmiþ ve davayý sürüncemede býrakmýþ. Bunun üzerine Sýdký Baba 45 beyitlik uzun bir destan yazarak kadýya sunmuþ. O gün rastlantý olarak Konya Müddeiumumisi de mahkemede bulunuyormuþ. Destaný savcý alarak sesli okumaya baþlamýþ,

Söylerim sözümü Pir Bektaþ diye
Gerçi gelirse de yüz, bin taþ diye
Niçin dahledersin kýzýlbaþ diye
Seni ibn-i Süfyan necaset kadý

beytine sýra gelince, kadý müddeiumiumiye dönerek itiraz etmiþ, "Burasý çok aðýr olmuþ, bunu çýkarsýn" demiþ, Konya savcýsý da "yok yok bunu çýkarýnca destanýn düzeni bozulur" diye latife etmiþ ve sonunda davayý kazanarak atlarý teslim almýþlar.

Sýdki Baba yýlýn yarýdan çoðunu Harýz köyü dýþýnda ve gezmelerde geçirmiþ, gittiði her yerde halkýn ihtiyaçlarýyla ilgilenmiþ, halk arasýndaki anlaþmazlýklarda hakim gibi karar vererek, heybetli görünüþü ile halk üzerinde etkili olmuþ ve dediklerini yaptýrmýþtýr.
Çeþme, medrese, cami, yol, köprü yapým ye tamirlerine, tekke ve türbelerin tamirlerine çok gayret göstermiþ, halký köylerde imece usulü ve zorla çalýþtýrmýþtýr. yaptýrdýðý bu iþler için de tarih belirleyen þiirler söylemiþtir.

Yakýnýmýzdaki Amasya'nýn Kovay köyüne cami ve çeþme yaptýrmýþ, çalýþmak istemeyenleri dövmüþ ve bu olaya güzel bir destan yazmýþ. Babam Ali Baki tamamý kaybolan bu destanýn þu iki dizesinin aklýnda, kaldýðýný söylemiþtir :

Kim getirmez bu çeþmenin taþýný
Taþ yerine týðlayýp koy baþýný.

Merzifon'da 5-6 yüz yýldýr harabe olmuþ Piri Baba türbesini tamir ettirmiþ, yanýndaki kabristanla birlikte geniþ avlusunu duvar içine aldýrmýþ, yanýna ayrýca bir misafirhane ve mutfak yaptýrmýþtýr. (Tekkelerin kapatýlmasýnda misafirhane ve mutfak yýktýrýlmýþtýr.) O günlerde köylüsü Bayram Kahya, Sýdki Baba'ya gelerek "Rüyamda Koçu Baba'yý gördüm. "Piri Baba tamir oldu, çok memnun oldum, fakat ben burada garip kaldým. Sýdki Efendiye selam söyle benim kabrimi de yaptýrsýn", dedi" demiþ. Sýdki Baba derhal Merzifon'a giderek Belediye ustasý Hakký ile 12 altýn liraya pazarlýk ederek iþi havale etmiþ. Amasya'nýn Köyceðiz köyünde Emiroðlu Ahmet Aða'ya giderek durumu anlatmýþ ve bu parayý halktan toplayacaðýný söylemiþ. Ahmet Aðcý 12 altýn lirayý kendisi vererek "Baþka köylere giderek zahmet çekme, bu hayýr da bizim olsun" demiþtir. Türbe tamir edilerek anahtarý hizmetkarý Sadýk Efendiye teslim edilmiþtir.

Bir gün Merzifon yolu üzerinde Abazalar köyü den Çakmakçý Aða yolda karþýlaþtýðý yabancýya kimliðini sormuþ, Harýz'lýyým, þehre gidiyorum cevabý alýnca, "Bu vakitsiz gidiþ niye, kefen mefen mi lazým oldu" diye tekrar sorduðunda, Harýz'lýnýn birisiyle bir sýnýr davamýz var, mahkemeye vereceðim" demesi üzerine, "Niye Sýdki Baba köyde yok mu demiþ, "Dün geldi, köyde" cevabýný alýnca Çakmaçý Aða adamý azarlamýþ "Utanmýyor musun, hakim kendi köyünde otururken ellerin hakimine gidilir mi, dön geriye, Sýdki Baba'ya benden selam söyle iþinizi halleder" diyerek köylüyü geri çevirmiþtir.

Sýdki Baba ilim ve irfanýyla, halka hizmet ve dürüstlüðüyle büyük itibar ve saygý toplamýþ ve cesur bir kimse olarak tanýnmýþtýr. Çorum'un Hatap boðazýnda eþkýyalar tarafýndan yolu kesilince, silahýný çekip eþkýyanýn üzerine yürümüþ ve kovalamýþ, adý yöreye yayýlmýþtýr.

1915 yýlýnda Birinci Dünya Savaþý'nda memleketin uçuruma gittiðini gören Þeyh Cemaleddin Efen Padiþah Sultan Reþat'a baþvurarak memleketin kurtulmasý için. bu çorbada kendisinin de tuzu olmasý muhibbandan gönüllü bir mücahidin Alayý teþkil ederek Ruslarla savaþa girmek istediðini söylemiþ ve izin istemiþtir. Padiþahtan gerekli izni alarak her vilayete asker toplamak üzere husisi adamlarýný göndermiþtir. Kendisi Alay kumandaný olarak Erzurum Þubenin, Sýdký Baba da Yüzbaþý rütbesiyle Erzincan Þubesininsinin baþýnda bulunmuþlardýr. Böylece bir Alay meydana getirilerek doðu cephesinde Ruslarla savaþa girilmiþ, bir yýla yakýn çarpýþmalar ve o zaman çok baþarýlar elde edildiði halk arasýnda anlatýla gelmiþtir.

Sonradan bu Alay Ýstanbul Hükümetinin emriyle daðýtýlmýþ, yaþlýlar serbest býrakýlmýþ, gençler diðer Alaylara bölüþtürülmüþtür.

Burada üzülerek belirtmek isterim ki, sýcacýk dergahýnda oturmak varken, vataný için bunca zahmete katlanarak, kendi iradesiyle cepheye gidip karýnca kararýnca yapýlan bu vatanperverlik tarihçi ve yazarlarýn gözünden kaçmaktadýr. Ýki satma da olsa niçin þükran duygularý belirtilmez anlamak mümkün deðil.

Sýdký Baba dünya malýna heveslenmemiþ, çok kanaatkar olmuþ, eline çok imkan geçtiði halde servet ve mal edinmeyi aklýndan geçirmemiþtir. Bazý þairler gibi ömrünün sonunda sefalete düþmemiþ, içki ve sefahata kapýlmamýþ büyük bir itibarla sultanlar gibi yaþamýþtýr. Harýz köyündeki halkýn baðýþladýðý evinden baþka çocuklarýna bir þey býrakmamýþtýr.

Cemaleddin Efendi kadirþinaslýk olmak üzere kendisine çiftlik almak istemiþ kabul etmemiþ, Harýz köyü yakýnýna göçmen yerleþtirilirken ona da arazi vermek istemiþler onu da kabul etmemiþ, Merzifon Piri Baba Medresesinde geçici hocalýk yaptýðý sýrada ilmine hayran olan diðer hocalar ve Merzifon eþrafý, medresede daimi hocalýðý kabul etmesi halinde kendisine ev, bað, bahçe alýp baðýþlayacaklarýný ve tapusunu hemen vereceklerini vaat etmiþler, O parmaðýyla köyünü göstererek "Siz medresenize her zaman hoca bulursunuz, lakin benim oradaki vazifemi yapacak adam bulunmaz" diyerek onu da kabul etmemiþtir.

Sýdký Baba'nýn ilk eþinden oðlu Ali Baki ve yedi kýzý dünyaya gelmiþtir. Kýzlarýn üçü çocukken ölmüþ diðerleri büyüyüp evlenmiþlerdir. 1911 yýlýnda eþi Hatice ölünce, 1912 yýlýnda Harýz köyünden Naciye adlý bir kýzla ikinci evliliðini yapmýþ, ondan da Hamdullah adýnda bir oðlu ve iki kýzý daha dünyaya gelmiþtir.

Sýdký Baba'nýn bir yönden yorucu ve maceralý, diðer yönden ise kazandýðý büyük saygý ile gittiði her yerde padiþahlar ve sultanlar gibi karþýlanarak çok debdebeli ve þaþalý geçen hayatý 1928 yýlýnda son bularak fani dünyadan göçüp vuslata ermiþ ve ten kafesi Harýz köyü mezarlýðýna gömülmüþtür.

sercesme
11-09-2006, 10:32 PM
Eserlerinden bazýlarý:


1
Çatýlmadan yerin göðün binasý
Muallakta iki nur'a düþ oldum
Birisi Muhammed, birisi Ali
Lahmike lahmi de bire düþ oldum.

Ezdi aþkýn þerbetini hoþ etti
Birisi doldurdu biri nuþ etti
Ýkisi bir derya olup cüþ etti
La'l ü mercan inci dür'e düþ oldum.

O derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadým dedim el'aman
Eriþti car'ýma bir ulu sultan
Þehinþah bakýþlý ere düþ oldum.

Açtý nikabýný ol ulu sultan
Yüzünde yeþil ben göründü niþan
Kaf ü nun suresin ol(udum o an
Arþ kürs binasýnda yare düþ oldum.

Ben Ademden evvel çok geldim gittim
Yaðmur olup yað'dým ot olup bittim
Bülbül olup firdevs baðýnda öttüm
Bir zaman gül için har'a düþ oldum.

Adem ile balçýk olup ezildim
Bir noktada dört hurufa yazýldým
Ademe calý olup Þit'e süzüldüm
Muhabbet þehrinde kara düþ oldum.

Mecnun olup Leyla için dolandým
Buldum mahbubumu inanýp kandým
Gýlmanlar elinden hulle donandým
Dostun visalinde nar'a düþ oldum.

On dört yýl dolandým Pervanelikte
SIDKÃŽ ismim buldum divanelikte
Sundular aþk meyin mestanelikte
Kýrklarýn ceminde dar'a düþ oldum.

SIDKI'yam çok þükür didara erdim
Aþkýn pazarýnda hak yola girdim
Gerçek ariflere çok meta verdim
Þimdi Hacýbektaþ Pire düþ oldum.

2
Ayrýlýk dolusun aldým destime
Dostlar himmet eylen gidelim bugün
Hasret kaldým yaranýma dostuma
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Vücud yaralandý saðlanmak olmaz
Sair ateþlere daðlanmak olmaz
Gönül cüþ eyledi eðlenmek olmaz
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Ayrýlýk firkatý düþtü bu cana
Kavuþmak isterim kaþý kemana
Hasretteyim eþe dosta yarana
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Çekerim firkatý yanarým nara
Genç yaþýmda çok hal geldi bu sere
Sekiz aydýr hasret kaldým o yara
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Eþinden aynlan aþýk del'olur
Akar gözlerimin yaþý sel olur
Böyle ayrýlana bir gün gel olur
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Hasretim pek bu aylarda bu yýlda
Nice bir gezeyim þu gurbet elde
Bizi unutmayýn duada dilde
Dostlar himmet eylen gidelim bugün

Biçare PERVANE gurbette kaldý
Þu aþkýn dertleri sinemi deldi
Aylar tamam oldu çileler doldu
Dostlar himmet eylen gidelim bugün.

3
Bir selam göndermiþ o nazlý yarým
Yüz sürüp payýna gitmeyinc'olmaz
Artar bülbül gibi Ah ile zarým
bostun bahçesinde ötmeyinc'olmaz

Cennet bahçesinde Huri kýzlarý
Hayal oldu, gözlerime gözleri
Keman ebrularý güneþ yüzleri
Sükker leblerinden tatmayýnc'olmaz

Abdal oldum hýrka giydim þal gibi
Aceb gülermiyim ben de el gibi
Bahçede açýlmýþ gonca gül gibi
Canýmý canýna katmayýnc'olmaz

Daha ne gam yarý bulduktan sonra
Sinem sinesine sardýktan sonra
Dost yolunda abdal olduktan sonra
Ar namus hýrkasýn atmayýnc'olmaz

Kul PERVANE'm gitmez oldu hayalin
Ne yaman yeðindir derd ü melalin
Hublar serfirazý Nur-i Cemalin
Ulaþýp destine yetmeyinc'olmaz

4
Aþk atýna süvar olan aþýklar
Ölünceye kadar yorulmaz imiþ
Hakký can gözüyle gören sadýklar
Bu fani dünyaya sarýlmaz imiþ

Arifler mal için etmez teftiþi
Cümlenin muradýn veren bir kiþi
Bir gerçeðe taktýranlar kiriþi
Deðme tokmak ile kýrýlmaz imiþ

Kiraman katibi cümleyi yazan
Berhudar mý olur doðrudan azan
Fýrsat elde iken sermaye kazan
Eli boþ divana varýlmaz imiþ

Bahçesini serçeþmeden suvaran
Muhabbet meyvesi biter firavan
Ehl-i Beytten çeraðýný uyaran
Kýyamete kadar kararmaz imiþ

SIDKI der yar olma kavl-i yalana
Sakýn emeðini verir talana
Bunda al-evlada muhib olana
O divanda sual sorulmaz imiþ

sercesme
11-09-2006, 10:33 PM
5
Siyah perçemlerin hatem yüzlerin
Garip bülbül gibi zareler beni
Hilal ebrulerýn ahu gözlerin
Tið-i sevda yaralar beni

Kaþlarýn Bismillah, vechin Beytullah
Seni öz nurundan yaratmýþ Allah
Sevmiþem ben seni terketmem Billah
Aþkýn hançerile vuralar beni

Elif kametine hayran olduðum
Gece gündüz hayaline yeldiðim
Hep senin içindir boyun eðdiðim
Yoksa zaptedemez buralar beni

Hub cemalin gördüm ahüzar oldum
Aþkýna düþeli sevdakar oldum
Kalmadý tahammül bikarar oldum
Meðer tabutlara saralar beni

SIDKI'yam Billahi, ben terketmezem
Baþka güzellere gönül katmazam
Dövsen de kovsan da burdan getmezem
Meðer ferman gelip süreler beni


6
Lamekan elinden kan'a getirdin
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.
Hayat verdin bu cihana getirdin
Ya Rabbana þükür elhamdülillah.

On iki yaþýmda aþka düþürdün
Biryan ettin bu sinemi piþirdin
Kanat verdin nice daðlar aþýrdýn
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Sürdüm yüzlerimi ulu dergaha
Dergahta oturan gül yüzlü þaha
Dönmüþem yönümü ol kýblegaha
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Sene bin iki yüz doksan üçünde
Ýçirdiler aþk badesin düþümde
Bir güzelin sevdasý var baþýmda
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Ayal verdip, evlat verdin, zat verdin
Kýlýç verdin, kalkan verdin, at verdin
Her bir dileðimi iki kat verdin
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Biri üç yüz kýrk oldu tarihi hicret
Kýrk yedi yýl kýldým mürþide hizmet
Þeyh Sultan Feyzullah eyledi himmet
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.

Cemaleddin hünkar dil-i þadýma.
Ýrþad ile SIDKÝ dedi adýma
Hasýlý yetirdin her muradýma
Ya Rabbena þükür elhamdülillah.


7
Mahlasým Pervane gezdim bir zaman
Sýdki mahlasýný verdi bir üstad.
yedullah suresi okundu ilan
Hamdülillah beni eyledi irþad.

Hicab perdeleri kalktý gözümden
Türlü hikmet zahir oldu özümden
Kerem buldum kadd-i serfirazýmdan
Anýn içün böyle olmuþum dilþad.

Eriþti feyz-i Hak eseri cana
Açtým gözlerimi baktým cihana
Çok þükür kul oldum azim sultana
Harabe kalbimi eyledi bünyad.

Erenler þahýndan dersimi aldým
Doksan bin kelamýn künhünü buldum
Aslý bir noktadýr zatýný bildim.
Her, cana söylenmez iþ bu istidad.

SIDKÝ sadýk bu mahlasý bulalý
Kalmadý gönülde dünya melali
Mabudum, maksudum nüri Cemali
Ol bana Þirin'dir, ben ona Ferhad.

8
Bir zaman efsane yeldim cihanda
Þimdi bir sultana eriþtik þükür
Fehmettim eþyayý seb'ül mesan da
Nokta-i bürhana eriþtik þükür

Yedi harften bir noktaya süzüldük
Esmaü'l Hüsna'ya anda yazýldýk
Ehlibeyt'in katarýna düzüldük
Menzil'i merdane eriþtik þükür

Eliftir dersimiz be dir hecemiz
Feyz-i Hakka mazhar oldu nicemiz
Hakikat kitabýn açtý hocamýz
Sure-i Ýmrana eriþtik þükür

Otuz altý babdan içeri girdik
Hamdülillah ne hub didara erdik
Kaldýrdý nikabýn cemalin gördük
Acaib seyrana eriþtik þükür

SIDKI der dembedem zikrullahýmýz
Cana hayat verir Feyzullahýmýz
Sertac-i Muhammed eyvallahýmýz
Sýrr-ý lamekana eriþtik þükür

Alisarli05
09-03-2008, 02:17 AM
Selam Arkadaþým.Ben Sýtki dedenin torunuyum.Siz kimsiniz.Akrabamýyýz Yoksa.Kimlerdensin.Kitabý yazan da öz dayýmdýr.

@erdal@
18-04-2008, 10:27 PM
eyvallah ali abim o güzel temiz yüreðine saglýk