PDA

: Abdal


asli_33
14-09-2006, 03:11 AM
Yrd. Doç. Dr. Doðan KAYA


“Abdal” kelimesi Arapça “bedel”, “bedil” sözlerinin çokluk þeklidir. “Bedel”in anlamý; “bir þeyi karþýlýk olarak baþka bir þeyin yerine koymak, deðiþtirmek” tir. Aslýnda Arap gramerine göre bu kelimenin “budala” olmasý gerekir. Abdal, “abit, zahit, münzevi” anlamlarýna gelir (Köprülü, 1989; 367). Abdal sözü, tasavvufta ise, ulu zatlardan birisinin ölmesinden sonra, tanrý tarafýndan onun yerine geçirilen bir bölük insana verilen isim anlamýnda kullanýlmýþtýr (Gölpýnarlý, 1977, 5). XII. ve XIV. yüzyýllarda “derviþ”, XV. yüzyýlda ise “divane, meczup” sözleri Abdal kelimesiyle bir tutulmuþtur.

Þair Vahidî, 1522’de tamamladýðý Hace-i Cihan ve Netice-i Can adlý eserinde Rum abdallarýndan söz ederken onlarýn özelliklerini þöyle sýralar: “... sýrtlarýnda yalnýz bir tennure, adeta çýplak denecek þekilde, daima yalýn ayak ve baþlarý açýk gezerlerdi. Bellerine yün örgü bir kuþak, omuzlarýnda Ebû Müslim nacaðý, ellerinde baba Þüca çomaðý, kuþaklarýna asýlý –kav, çakmak ve esrar taþýmaða mahsus- iki cür’adan, tahtadan gayet büyük ve saplarýna aþýk kemiði asýlý bir sarý kaþýk ve bir keþkül vardý. Vücutlarýnda yanýk yerleri, dövme Zülfikar resimleri veya Ali’nin ismi, bâzûlarýnda yýlan þekilleri bulunurdu. Ellerinde def, kudüm, boynuz gibi musiki aletleri bulunurdu ve zikir esnasýnda yahut yürürken bunlarý çalarlardý... Bunlar Adem’in sünnetine uyarak çýplak gezerler, esrar yerler, sakallarýný, saçlarýný, býyýklarýný týraþ ederlerdi. Muharrem’de Kerbelâ þehitlerinin matemini tutarlar, býçakla vücutlarýna yaralar açarlar,sonra büyük bir aþure ziyafeti yaparlardý.” (Köprülü, 1989; 374-375)


Abdallar, nefisleri köreltmek, kibirden kaçýnmak için dilenmeyi kendilerine caiz görmüþler, gittikleri kaza ve köylerde bellerine zincirle taktýklarý boynuzdan yapýlma nefirlerini üfler, kudümlerine vurarak nefesler söyler, zikir ve sema ederlerdi.

Abdal sözü, kibirden kaçýnýp alçakgönüllü olmayý gerektirdiðinden ve kendisini abdal olarak görme düþüncesinden dolayý bazý Alevi-Bektaþi þairleri tarafýndan mahlas olarak alýnmýþtýr.
Þiirde mahlas kullanma geleneði Türklerde oldukça köklü bir gelenektir ve biz bunu XI. yüzyýl Uygur þiirinden itibaren takip edebilmekteyiz. Bilindiði gibi, þairler takma ad olarak kullandýklarý mahlaslarýný, tac beyiti veya mahlas beyiti dediðimiz son beyitte veya son dörtlükte söyler. Mahlas, þairin uygun bizzat kendisi için uygun bulduðu veya bir baþkasý tarafýndan verilen bir kelimedir. Bu konuda geniþ bir araþtýrmamýzý daha önce yayýmladýðýmýzda (Kaya, 1994; 83-94) burada ayrýca bu konunun üzerinde durmak istemiyoruz. Ancak þunu söyleyelim ki, âþýklar mahlas olarak adlarýný, soyadlarýný kullanmakla beraber, kimileri de isimlerinin baþýna veya sonuna birtakým sýfatlar almýþlardýr. Bunlar; biçare, dertli, garip, sefil þeklinde âþýðýn kendisini alçak gönüllü göstermek için seçtiði sözlerdir. Bunun yanýnda bir inanca dayalý abdal, derviþ, kul, pir nev'inden sözler isme eklendiði gibi, âþýðýn özelliðini (genç, ikiz ) ve mesleðini (müezzin ) yansýtan sözlerden de istifade edildiði olur.
Ýþte bizim çalýþmamýza konu olanlar da “Abdal” sözünü kendilere mahlas olarak almýþ þairlerdir.

Tespitlerimize göre edebiyatýmýzda bugüne kadar 29 þair “Abdal” kelimesini kendilerine mahlas olarak almýþlardýr. Bunlarýn baþlýcasýný þöyle gösterebiliriz: Abdal, Abdal Dede, Abdal Musa, Abdaloðlan, Abdal Pir Sultan, Arif Abdal, Cafer Abdal, Gencî (Genç Abdal), Güvenç Abdal, Hüseyin Abdal, Kalender Abdal, Kaygusuz Abdal, Koyun Abdal, Küçük (Köçek) Abdal, Meczub Abdal, Mesrur Abdal, Meydan Abdal, Muhyiddin Abdal, Pinhan Abdal, Pir Gaib Abdal, Pir Sultan Abdal, Sadýk Abdal, Sefil Abdal, Seher Abdal, Sersem Abdal, Teslim Abdal, Uryan Abdal, Viranî Abdal, Yeþil Abdal.

Bunlarýn tek tek tanýtýlmasý takdir etmek gerekir ki, bu kýsa etüdün çok çok üstünde bir çalýþmayla ortaya konulabilir. Kaldý ki, bizim buradaki amacýmýz da bunlarý tek tek tanýtmak deðil, meseleye belli bir boyuttan açýklýk getirmektir. Bu da, Sivas’ta elimizde bulunan cönklerdeki “Abdal“ mahlasýný kullanan þairleri deðerlendirmek þeklinde olacaktýr.

Arþivimizde bulunan 35’ten 19’unda Abdal mahlaslý þairleri tespit ettik. Bu cönkler; 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 16, 20, 22, 30, 32 numaralý cönklerdir. Bunlardan 30, 32 ve Zile Cöngü adýný verdiðimiz cönklerin dýþýnda kalanlar, Sivas’ta elde edilmiþtir ve büyük çoðu Divriði aðýrlýklý olmak üzere Sivas’ýn ilçe ve köylerinde tutulmuþ cönklerdir.
Elimizdeki cönklerde yukarýda sýraladýðýmýz 29 þairden 19’unun þiirleri kayýtlýdýr. Bunlarýn içinde ilim âlemine ilk defa tanýttýðýmýz üç tane de yeni þair vardýr. Bunlar; Abdal Dede, Kalender Abdal ve Sersem Abdal’dýr.

Söz konusu ettiðimiz 19 þairin þiirlerinin yer aldýðý cönkler ve þiirler þunlardýr.
Abdal : DK cönk 2, 9 (2 þiir)
Abdal Dede : DK cönk 9 (2 þiir)
Abdal Musa : DK cönk 30(1 þiir)
Abdal Pir Sultan : DK cönk 2, 3, 5, 6, 7, 20 (10 þiir)
Cafer Abdal : DK cönk 3 (1 þiir)
Genç Abdal : DK cönk 30 (1 þiir)
Hüseyin Abdal : DK cönk 9 (1 þiir)
Kalender Abdal : DK cönk 16 (1 þiir)
Kazak Abdal : DK cönk 30 (1 þiir)
Meczub Abdal : DK cönk 3 (1 þiir)
Mesrur Abdal : DK cönk 30 (1 þiir)
Pir Sultan Abdal : DK cönk 1, 2, 3, 4, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 16, 20, 22, 30 (9’u mükerer toplam: 54 þiir)
Sadýk Abdal : DK cönk 4 (1 þiir)
Sefil Abdal : DK cönk 20 (1 þiir)
Seher Abdal : (Zile/350-351-352) (1 þiir)
Sersem Abdal : Zile/79-80, DK cönk 32 (2 þiir)
Teslim Abdal : DK cönk 2, 3, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 20, 32 (5’i mükerrer toplam 38 þiir)
Viranî Abdal : DK cönk 1, 2, 4, 7, 10, 12, 13, 20, 22, 32 (14’ü mükerrer toplam 34 þiir

asli_33
14-09-2006, 03:13 AM
ABDAL

Hakkýnda kesin bilgiye sahip deðiliz. Diðer þiirlerinin yer aldýðý cönklere bakýldýðýnda XVII. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Bu yüzyýlda yaþamýþ olan Sun’î’nin, þairleri konu edindiði Tekerlemesinde de Abdal’a yer vermesi, onun daha sonraki yüzyýllarda yaþamadýðýný gösterir (Kaya, 1990; 45). Kimi araþtýrmacýlar onun Kul Budala ile ayný kiþi olduðu ihtimali üzerinde durmuþtur (Özmen III, 1998; 55).

Cönklerimizde iki þiiri bulunmaktadýr. Bunlardan birisi 11 (Cönk no: 9), diðeri de 8 hecelidir (Cönk no: 2). Dili sade olup þiirleri teknik yönden baþarýlýdýr.

Yüz süzmeye geldim hâk-i payýna
Arzuhalim sana pir mürvetkâný
Sen tabipsin göstereyim yarayý
Derdin dermanýný ver mürvetkâný

Eþiðinde karar kýldýn eðlendin
Elestüde bir ikrâra baðlandýn
........................ kul evine yýðlandýn
Kesbin dil içinde sýr mürvet-kâný
Eþiðinde ednâ geda kullar var
Sana arz olacak hasbýhâller var
Açýlmýþ bahçede taze güller var
Elinen pazarmýþ þar mürvet-kâný

Efendim didâra eyledik niyet
Tâ ezel ezelden kýlmýþtýk biat
Cemâlini gördüm dostum bu saat
Yazýlýr cemâlde nûr mürvet-kâný

ABDAL’ým uzaktan birdir özümüz
Birlik mekânýna var niyazýmýz
Kavuþtuk bir pire geldi yazýmýz
Sensin dil içinde pîr mürvet-kâný
(9/178)1
x x x

Hakikât kilidini
Açana gazi dediler
Bu yolda canýyla baþtan
Geçene gazi dediler

Mürþid inanmaz yalana
Raz k ile mala kalana
Dost meydanýnda olana
Koçana gazi dediler

Geç gel rýzk ile malýndan
Niþan göster öz halinden
Aþk kadehin dost elinden
Ýçene gazi dediler

Al kýrmýzý eyle donunu
Muhkem sakla hem dinini
Ýmam yolunda kanýný
Saçana gazi dediler
Bir haber diyeyim sana
Ýþit sözüm inan bana
ABDAL eydür dosttan yana
Göçene gazi dediler
(2/69)


ABDAL DEDE

Hakkýnda herhangi bir bilgi bulamadýðýmýz Abdal Dede, acaba Abdal mahlaslý þairle ayný kiþi midir, yoksa farklý bir þair midir, bilemiyoruz. Çünkü daha önce Abdal Dede mahlaslý bir þaire rastlayamamýþ olmamýz bizim ihtiyatlý davranmamýzý gerektiriyor.

Elimizde 11 heceli (Cönk no: 9) ve 8 heceli (cönk no: 9) iki þiiri olan Abdal Dede’nin dili oldukça sadedir. Þiirler, teknik yönden de baþarýlýdýr.

Ali gelir diye karþý giderler
Bindiði Düldül’ün medhin ederler
Himmet eylen erler uyansýn pirler
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim
Üstüne binince yel gibi eser
Bir üzengi desem engine basar
Önüne gelince çok baþlar keser
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

Ayaðýna altýn nallar çaktýrmýþ
Üzengisini has gümüþten döktürmüþ
Gözlerine yeþil perde çektirmiþ
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

Gemini gevherden takmýþ baþýna
Lezzet verir dudaðýna, diþine
Bir nûr doðmuþ eyerinin kaþýna
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

ABDAL DEDE’m eydür dengi bulunmaz
Her kula görünüp nasip olunmaz
Altmýþ yýllýk yolu alsa yorulmaz
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim
(9/143-144)

asli_33
14-09-2006, 03:15 AM
Bugün akþama ceme
Evliyâlar gelir deme
Hýzýr Ýllezi görmeye
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Kerbelâ’yý yarý geçti
Buðdayýný orada saçtý
Ebu Hayyan hazýr içti
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Kerbelâ’yý geçe geçe
Buðdayýný saça saça
Ebu Hayyan içe içe
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Hasan Hüseyin’dir pirimiz
Hakk’a teslimdir serimiz
Cennetten isterük yerimiz
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Yedi günlük orucu
Tutana yoktur sorgucu
Münkire batam kýlýcý
Sefa geldin Hýzýr Ýllez
ABDAL DEDE’me varalým
Ahvâlini soralým
Hýzýr gelmiþ gönderelim
Sefa geldin Hýzýr Ýllez
(9/163-164)


ABDAL MUSA

Alevî ve Bektaþilerin saygý duyduðu þahsiyetlerin baþýnda gelir. Hakkýnda Âþýkpaþazade Tarihinde, Gelibolulu Ali’nin Künhü’l-Ahbarýnda, Hoca Sadeddin Efendi’nin Tacü’t-Tevarihinde, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinede bilgiler vardýr.

Hakkýnda bilinenler vesikalara dayalý bilgiler olmayýp þiirlerindeki ifadelere ve onun adýna olan Velâyetnameye dayanýr. Horasan’dan geldiði, Bursa’nýn fethine katýldýðý, Elmalý’da yaþadýðý, Hacý Bektaþ Veli’den sonra Hacým Sultan’a baðlandýðý, Kaygusuz Abdal’ýn piri olduðu ittifak edilen bilgiler arasýndadýr. XIV. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Keramet sahibidir.
Elimizdeki þiiri 5 dörtlük olup arþivimizdeki 30 numaralý cönkte bulunmaktadýr. Þiir 11 hecelidir.

Muhammed Ali’nin kýldýðý dava
Yok meydaný deðil var meydanýdýr
Muhammed Kýrklara niyaz eyledi
Ar meydaný deðil er meydanýdýr

Kýrklar özün bir araya kodular
Erenler ölüyü susuz yudular
Deveyi gördün mü görmedik dediler
Sen ört eteðini sýr meydanýdýr

Gezdiðin yerlerde ara bulasýn
Sahba olup her dem kevser dolasýn
Hakk’ýn her sýrrýna settar olasýn
Çek çevir kendini kâr meydanýdýr

Ne diyeyim þu insafsýz kalana
Yuf çekerler bu meydanda yalana
Üç yüz altmýþ merdiveni bilene
Kör meydaný deðil gör meydanýdýr
ABDAL MUSA her dem gerçek er ise
Ali’yi sevenler muhib yar ise
Hakk’ýn didarýný görem der ise
Urganý boynunda dar meydanýdýr
(30/82)


ABDAL PÝR SULTAN

Ýbrahim Aslanoðlu’nun büyük bir emek sonrasý ortaya koyduðu Pir Sultan Abdallar adlý eserinde bu isimle tapþýrmýþ altý þaire yer vermiþtir. Bunlar; Pir Sultan, Pir Sultan Abdal (XVI-XVII yüzyýl), Pir Sultan’ým Haydar (Merzifon veya Çorumlu), Pir Sultan Abdal (Halil Ýbrahim), Abdal Pir Sultan (XIX yüzyýl), Pir Sultan Abdal (Aruz þairi)’dýr.

Arþivimizde Abdal Pir Sultan mahlaslý 10 þiir bulunmaktadýr. Bunlar 11 heceli þiirler olup 2, 3, 5, 6, 7, 10, 20 numaralý cönklerde bulunmaktadýr. Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Benden sana emanet deðme gönüle (5 dörtlük, 3/42-43)
Geçirdim beyhude devrana hayýf (5 dörtlük, 20/99-100)
Önünde delili Cebrail deyi (7 dörtlük, 6/32-33)
Bir hayli vakittir yastadýr gönül (5 dörtlük, 5/ 45-46)
Yanmýþ yüreðime kar bulamadým (5 dörtlük, 10/84)
Su içemeyip þehit olan Hüseyin (7 dörtlük, 7/211-213)
Koynunda ibriþim kýlý var koçun (5 dörtlük, 6/33)
Erenlerin demi nurdan sayýlýr (5 dörtlük, 20/200-201)
Alim ne yatarsýn bir günün doðdu (5 dörtlük, 2/26)
Mansur olmayýnca dara varýlmaz (5 dörtlük, 6/28-29)

asli_33
14-09-2006, 03:16 AM
CAFER ABDAL

Hayatý hakkýnda elimizde hemen hemen hiç bilgi yoktur. Ýsmail Özmen XVIII. yüzyýlda yaþadýðý ihtimali üzerinde durmuþtur (Özmen, 1998; 286). Þiirindeki ifadeye bakýlýrsa inancýnda samimi birisi olduðunu söyleyebiliriz. 3 numaralý cönkte bulduðumuz þiiri 11 hecelidir. Dili sadedir.

Sýrrýnla seyr ettim âlem halkýný
Zapta kadir deðil elde bulunmaz
Derviþimdir terk eylemez hûbunu
Derviþlik niþaný dilde bulunmaz

Benliðin terk etse kalbini silse
Özünü pâk etse nefsin öldürse
Eðer tarîkatta derviþim derse
Nefsine uyanlar yolda bulunmaz

Nefsine uymamak kiþiye zordur
O rahý tanýmak haylice erdir
Er kuþaðý kuþanýr binde birdir
Er kuþaðý deðme belde bulunmaz
Aþkýn gemisi derya-yý ummanda
Bizim istediðimiz dinde imanda
CAFER ABDAL eydür þimdi zamanda
Hakk’a yarar amel kulda bulunmaz
(3/3-4)


GENÇ ABDAL

Edebiyatýmýzda bu mahlasla þiir söyleyen iki þair bulunmaktadýr. Birisi Vilâyetnamede adý geçen ve Hünkâr Hacý Bektaþ Veli Hazretlerinin hizmetinde bulunmuþ olan Güvenç Abdal; diðeri de XIX. yüzyýlda yaþamýþ olan þairdir.

Aþaðýda þiirini kaydettiðimiz Genç Abdal, iþte bu þairdir. Eskiþehirli olduðu, Þeyh Gazi ve Þücaeddin Veli Tekkelerinde sade bir hayat yaþadýðý, H. 1290 (M. 1874)’da öldüðünü bilmekteyiz. Þiirlerinde Genc Abdal yahut Gencî mahlaslarýný kullanmýþtýr. Þiirleri, genellikle didaktik tarzdadýr.

Arþivimizdeki 30 numaralý cönkte yer alan þiiri 4 dörtlüktür ve 11 hecelidir.

“Sakahüm” sýrrýný söyleme sakýn
Sakla kulum beni saklayým seni
Cevher-i zatýný keþf etme sakýn
Sakla kulum beni saklayým seni

Elde ayaðýnda dilde gözünde
Saklar ahýr evvel her bir sözünde
Canýndan içeri kendi özünde
Sakla kulum beni saklayým seni

Dizilmiþ katara gerçekler pirler
Hakk’ýn emri ile Hakk’a giderler
Hakikat sýrrýný söyleme derler
Sakla kulum beni saklayým seni

GENC ABDAL sakla sen seni sende
Hak seni saklasýn can ile tende
Hak buyurdu ben sendeyim sen bende
Sakla kulum beni saklayým seni
(30/87)
HÜSEYÝN ABDAL

Edirnelidir. XVI. yüzyýlda yaþamýþ bir Bektaþi þairidir. Geçimini helvacýlýktan saðlamýþtýr. Divriði’nin Çamþýhý yöresinde yatan Hüseyin Abdal ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bu yüzden Helvacý Hüseyin olarak tanýnmýþtýr. Bazý þiirlerinde Hüseynî mahlasýný kullanmýþtýr. Hakkýnda çeþitli dedikodular çýkarýlmýþtýr. Aþkî’ye göre þiir söylemede oldukça usta; Hasan Çelebi’ye göre þiir hýrsýzýdýr. Þiirlerini hem aruz hem de aruz ölçüsüyle söylemiþtir.

Yayýmladýðýmýz þiir 9 numaralý cönkte kayýtlýdýr. 11 heceli ve 5 dörtlük olan bu þiirin konusu aþktýr.

Aðlama (hey) nazlý dilber aðlama
Aðlamanýn gülmeleri yakýndýr
Hidâyet olursa Gani Mevlâ’mdan
Çeþmim yaþý silmeleri yakýndýr

Siyah zülfün mâh yüzüne tel gibi
Acep güler miyim ben de el gibi
Bir yiðit yâr sevse gonca gül gibi
Ayrýlýnca solmalarý yakýndýr
Hain olur avlanmasý doðanýn
Kalkýp havalanýp göðe aðanýn
Göðsü çifte benli dilber sevenin
Aðlamanýn gülmeleri yakýndýr

Erisin daðlarýn karý erisin
Sel sel olsun çöl ovayý bürüsün
Ordu kalksýn að obalar yürüsün
Güzel yârýn karalarý baðlasýn

HÜSEYÝN ABDAL’ým gezer dünyada
Abdallarý semâh döner Konya’da
Ne cefâ verirsen sen bu dünyada
Felek beni almalarý yakýndýr
(9/209)

asli_33
14-09-2006, 03:20 AM
KALENDER ABDAL

Þiirinin yer aldýðý arþivimizdeki 16 numaralý cönkteki þairler göz önünde tutulduðunda, Kalender Abdal’ýn en geç XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilebilir. Hakkýnda bu güne kadar hiç bir kaynakta bilgi yer almamaktadýr. Samimi bir Bektaþî mürididir. 11 heceli ve 4 dörtlük olan þiiri teknik yönden baþarýlýdýr.

Dün gece seyrimde batýn yüzünde
Allah bir Muhammed Ali’yi gördüm
Elif tâç baþýnda nikap yüzünde
Hünkâr Hacý Bektaþ Veli’yi gördüm

Ýçtim ol doluyu iman yetirdim
Çýkardým kisvetim ikrar yetirdim
Menzil gösterdiler geçtim oturdum
Týð-ý bentle baðlý belimi gördüm

Mürþit eteðinden tutmuþam destim
Bilmem sarhoþ muyam içmiþem mestim
Bu idi muradým eriþti kastým
Erenler vird eden dilimi gördüm
KALENDER ABDAL’ým koymuþam seri
Þükür kurban kestim gördüm didarý
Erenler serdarý gerçekler pîri
Sultan Hacý Bektaþ Veli’yi gördüm
(16/27)


KAZAK ABDAL

XVII. yüzyýlda yaþadýðý söyleniyorsa da þiirlerindeki konu ve üsluba bakýlacak olursa XVI. Yüzyýlda yaþadýðý kuvvetle muhtemeldir. Romanya Türklerindendir. Söylentiye göre, genç iken Deliorman’da Demir Baba onu evlat edinmiþ, daha sonra Balým Sultan’ýn müridi olmuþ ve ondan el almýþtýr. Asýl adý Ahmet olmakla beraber, Kazak Abdal adýyla tanýnmýþtýr. Kabri Denizli’dedir.

Dili sadedir. Daha ziyade hicvi þiirleriyle tanýnmýþtýr. Yayýmladýðýmýz þiir arþivimizdeki Zile Cöngünde ve 30 numaralý cönklerde kayýtlýdýr. Þiir 8 heceli ve yergi konuludur. Pek çok kaynakta de geçen bu þiiri, karþýlaþtýrma imkâný saðlama düþüncesiyle yayýmlamakta fayda görüyoruz.
Eþeði saldým çayýra
Otlayýp karnýn doyura
Düþü görüp de hayýra
Yoranýn da avradýný

Köyüne sokma bed-huyu
Yýkar harap eder köyü
Ölüsüne meyyit suyu
Koyanýn da avradýný

Bir müfsidin bir gammazýn
Birisi de var yemezin
Ölüsüne meyyit namazýn
Kýlanýn da avradýný

Derince kazýn kuyusun
Ýnil inil inilesin
Kefen diken iðnesin
Verenin de avradýný
Daðdan odun getirenin
Mezarýna götürenin
Iskatýna oturanýn
Ýmamýn da avradýný

KAZAK ABDAL ne söyledi
Ýþitenler hatm eyledi
Diyorlarsa kim söyledi
Soranýn da avradýný
(Zile/274, 30/91)


MECZUB ABDAL

XVI. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmekle beraber hakkýnda bilinenler çok yetersizdir. Bilinenler, Otman Baba dergahýnýn postniþini olan Zati Baba’dan el aldýðý, elinde sazý ile Deliorman ve Dobruca civarýnda dolaþan gezgin bir derviþ olduðundan öteye gitmemektedir.

Elimizdeki þiiri 11 heceli ve 7 dörtlük olup teknik yönden baþarýlýdýr. Þiir; “Pîrim Otman Baba ganidir gani” þeklinde tek ayaklýdýr. Þiirde Otman Baba’nýn büyüklüðü, keramet konu edinilmiþtir.
Gönül mahzun iken þâdân eyleyin
Pîrim Otman Baba ganidir gani
Kudret eli ile düþmüþün alan
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Ziyaret edenler olurlar hacý
Üç yüz altmýþ altý halifesi duâcý
Yedi burca teþbih giymiþtir tâcý
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Kerâmetle þu dünyayý taþýran
Yezid kabilesin aklýn þaþýran
Yeþil çimen üstünde kebap piþiren
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Kutbiyyet burcuna geçip oturan
Kudret eli ile bulut getiren
Arkasýný kara taþa geçiren
Pîrim Otman Baba ganidir gani
Yüz bin kerameti var cümlesi âyan
Yezid sen bu gerçek veliye inan
Karataþ üstünde hýrkasýn yuyan
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Yeþil temrenli oklarýný uçuran
Münkir olanlarý geri kaçýran
Yedi yüz abdalý önden göçüren
Pîrim Otman Baba ganidir gani

MECZUB ABDAL eydür ikrarýn tutan
Cümle Rum ilini bekleyip yatan
Kudret definesi diye suyu akýtan
Pîrim Otman Baba ganidir gani
(3 / 54-55)


MESRUR ABDAL

Hayatý ve kiþiliðiyle ilgili olarak hemen hiçbir kaynakta bilgi yoktur. Þiirlerinden anladýðýmýz ifadeye ve dile bakacak olursak XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmininde bulunabiliriz. Elimizde bir þiiri bulunmaktadýr. Þiir 4 dörtlük, 11 heceli ve sosyal tenkit konuludur

asli_33
14-09-2006, 03:23 AM
Bir acep haline erdik dünyanýn
Görüp birbirimiz seçemez olduk
Zevali yakýndýr bilem cihanýn
Her dem aðlamaktan gülemez olduk

Makadri bilinmez oldu irfanýn
Budur niþanesi ahýr zamanýn
Evvel sürdüðümüz dem ü devranýn
Þimdi zerresini göremez olduk

Hiç kemal-i ehle kalmadý raðbet
Nadâna her yerde ederler izzet
Kýyametten olmak gerek alâmet
Bir hakikat ehli bulamaz olduk

Nasihati budur MESRUR ABDAL’ýn
Tükenmez payesi kýyl ile kâlin
Kimseye “þu” diye aðlama halin
Kendi halimize gülemez olduk
(30/182)
PÝR SULTAN ABDAL

Alevi Bektaþi edebiyatýnda adýndan en fazla söz ettiren þairler arasýndadýr. Nitekim elimizdeki cönklerde de en fazla Pir Sultan Abdal’ýn þiirleri kayýtlýdýr. Hakkýnda kitap ve makale bazýnda pek çok araþtýrma yapýldýðýndan biz burada ayrýca üzerinde durmak istemiyoruz. Bu bakýmdan sadece tespit ettiðimiz þiirlerin ayaklarýný vermekle yetiniyoruz
Þiirler 1, 2, 3, 4, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 16, 20, 22, 30. cönklerdedir. Sayýsý, 54’tür. Bunlarýn 9’u mükerrer olup farklý þiir sayýsý toplam 54’tür. Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Þu âlemde her þey var olmayýnca (5 dörtlük, 12/48-49)
Dünya sana bana kalmaz ne fayda (5 dörtlük, 7/173-174)
Acep þu daðlarý aþam mý ola (5 dörtlük, 9/97-98)
Dost senin aþkýnla dost yana yana (5 dörtlük, Zile/314)
Ârif isen bu mânâna fark eyle (5 dörtlük, 10/59-60)
Bir dem sureti kadim kal etti böyle (5 dörtlük, 9/47-49)
Kamu dertlilere derman olan þah (30/133)
Ýndim ziyaret ettim Balým Sultan’ý (5 dörtlük, 9/177)
Pirim var neylerim dünya malýný (5 dörtlük, 3/3)
Yine tazelendi yürek yarasý (5 dörtlük, Zile/259)
Ali'm ne yatarsýn günlerin geldi (5 dörtlük, 7/236-237)
Kalma günahlara medet mürvet Yâ Ali (7 dörtlük, Zile/33-34)
Þu mülkün sahibi Ali deðil mi (5 dörtlük, 9/35-36)
Yazar da sorayým Þâhýma bari (5 dörtlük, 9/208)
Uyabilirsen gel beri (5 dörtlük, Zile/273)
Ayrýlmam katardan ben þimden geri (5 dörtlük20/167-168)
Soyuyorlar Þah-ý merdan Ali’yi (5 dörtlük, 4/34-35)
Diriye saydýlar bizi (5 dörtlük, 30/81)
Ananýn belinden indirdin felek (7 dörtlük, 9/142-143)
Her zaman el sözüne uymalý deðil (5 dörtlük, 9/81-82)
Durulur gâm yeme divane gönül (5 dörtlük, 12/23-24)
Durulur gam yeme divâne gönül (5 dörtlük, (20/160-161)
Dalgalandý taþtý gönül (5 dörtlük, 32/11)
Hey erenler ben bir kumaþ dokuram (5 dörtlük, 9/68-69)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (7 dörtlük, 7/69-70)
Yürü var Ali’nin yoluna saldým (5 dörtlük, 9/49-50)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (7 dörtlük, 12/47-48)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (6 dörtlük, 13/68-69)
Öðünden gülmedim ana aðlarým (5 dörtlük, 9/93-94)
Ýcâzet isterik sizden canlarým (4 dörtlük, 9/200)
Ali'nin Düldül'ün biz de görelim (4 dörtlük, Zile/1)
Ak üstünde karayý seçebilirsen (5 dörtlük, 32/8-9)
Sensiz bir içim su içmezem dersin (5 dörtlük, 22/63-64)
Elin günahýný sen mi görürsün (5 dörtlük, 22/58)
Danýþýp yollarý aþar mý aþar (5 dörtlük, 10/50-51)
Her kim hakkýmýzda bühtan demiþler (4+2 mýsralý 5 bent, 1/21-23)
Daðlar Ya Muhammed Ali çaðýrýr (5 dörtlük, 16/9)
Daðlar Yâ Muhammed Ali çaðýrtýr (5 dörtlük, 12/55-56)
Ayrýlýk derdinin dermâný nedir (6 dörtlük, Zile/313)
Ýnsan olan gelir nura çevrilir (4 dörtlük, 30/61)
Musahipsiz kiþinin hali nic’olur (5 dörtlük, 2/74-75)
Sahipsiz kiþinin hâli nice olur (5 dörtlük, 10/8)
Karþýmda üç yýldýz süzülüp durur (5 dörtlük, Zile/264-265)
Karþumda üç yýldýz görünüp durur (5 dörtlük,12/44-45)
Dost bende yaralar türlü türlüdür (4 dörtlük, 9/79-80)
Bendeki yaralar türlü türlüdür (5 dörtlük, Zile/436)
Ýmam Hüseyn’in kaný nice oldu (6 dörtlük, 9/69-71)
Deðdi þu sineme ne daðlar oldu (5 dörtlük, 8/30-31)
Hýþm ile yýldýrým þeytana düþtü (5 dörtlük, 3/9-10)
Mihman canlar yüzüm basa geldiniz (5 dörtlük, 7/99)
Koyduðu yollara gitmiyor talip (5 dörtlük, 9/100)
Pýnarý baþýndan baðlasanýz (6 dörtlük, Zile/9-10)
Hani bizim dehmenimiz ilimiz (5 dörtlük, 9/92-93)
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz (6 dörtlük, 12/97-98)


SADIK ABDAL

XV. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Dimetoka’da yaþadýðý Seyit Ali Sultan (Kýzýl Deli)’nýn müritlerinden olduðu rivayet edilir. Aruzla þiirler yazdýðý ve bunda da baþarý saðladýðý göz önünde tutulursa, Arapça ve Farsçaya vakýf olduðu ve tahsil gördüðü anlaþýlýr.

Yayýmladýðýmýz þiiri Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lün kalýbýyla ve gazel kafiye düzeninde 10 beyittir.

Boþ deðildir þu âlemde her biri bir kâra mest
Ýns ü cinni yok ademde kalmamýþ envâre mest

Þeytaný boþda komuþdýr Hak Habib-i Zülcelâl
Nemrudý yarattý ana harici fi’n-nara mest

Hak kelâmýn bile bile ketm idilse bir kiþi
Evliyâlar kabul etmez billahi ol nûra mest
Ayat-i âdem safidir hulkýmýz Hazret-i Þit
Egnine bir hülle giyen Haydar-ý Kerrar’a mest

Ârif isen ey birader ilmini mürþidden al
Mürþid-i kâmil olanýn arzusu dîdara mest

Evliyâlar enbiyâlar ceddim Ýbrahim Halil
Tâcý nâme bahþ olunca mail oldu nura mest

Hak Habib’ine mi’racda namazu bahþ eyledi
Kuduretden tevhid indi tevhid-i kerrara mest

Doksan bin kelam danýþdý Hak Habib ü’l-mürselin
Þu’lesi kýrk pâre oldu cümlesi Zinnur’a mest

Hüsn-i caný birdir amma hulku huyu bir deðil
Kimisi Ali’yi sever kimisi katara mest

Evliyâlar enbiyâlar serefrazý Þahýmýz
Bu SADIK ABDAL bîçâre Hazret-i Hünkâr’a mest
(4 / 45-46)
SEFÝL ABDAL

XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmin ediliyor. Þiirlerindeki ifadelerden samimi bir Bektaþi olduðu anlaþýlýyor. Baktaþi kültürüne vakýf birisidir. Þiirleri teknik yönden iyi olan Sefil Abdal’ýn, terimler bir kenarda tutulursa dilinin sade olduðunu söyleyebiliriz. Elimizdeki þiir, 5 dörtlüktür ve 11 hecelidir.

Vücudum þehrini seyran eyledim
Girdim ol þehire þahlar þahý var
Üç yüz altmýþ altý sokak yokladým
(Gördüm) dört yüz kýrk dört min dergahý var

Ol þarýn (içinde) yaptýðým yapý
Hem Þah-ý Merdan’dýr taptýðým tapý
Arþullah’a çýkar ol yedi kapý
Ol yedi kapýnýn yetmiþ harfi var

Ol þarýn içinde men yari gördüm
Gaziler dilinde Ümran’ý gördüm
Her ne yana baksam meyhane gördüm
Meyhane kündünün Beytullah’ý var

asli_33
14-09-2006, 03:26 AM
Ol þarýn içinde çoktur oyaktýr
Bir köyü var yetmiþ iki boyaktýr
Þeriat tarikat ma’rifet haktýr
Gördüm hakikatin doðru rahý var

Bir camisi vardýr bin bir direkli
Birgün o da mü’minlere gerekli
SEFÝL ABDAL binmiþ altý buraklý
Kazasý mümkündür eyvallahým var
(20/192-193)


SEHER ABDAL

Þiir tekniði oldukça iyidir. Gerek aruz gerekse hecede ve ele aldýðý konuyu yansýtmada baþarýlý bir þairdir. XVI. Veya XVII. yüzyýlda yaþadýðý tahmin ediliyor.
Aþaðýya kaydettiðimiz þiir 7 dörtlük olup 8+7=15 heceli bir divani þiirdir. Þiirde Seher Abdal, samimi bir Bektaþi olarak karþýmýza çakar.

Pîþ(i)vâ olup âlemde yol tarîk ta'lim eden
Miskiniyim ol sultanýn kulu derviþ den bana
Erenler er derdi ana verip ikrârýn bilene
Kadîm et dest-i damanýn eli derviþ den bana

Sýðýnýrým Sübhan'ýnýma suçuma kalmaz deyi
Nutk-ý Gani sýrr-ý Settar yüzüme gelmez deyi
Ýþbu demde aðlamayan o demde gülmez deyi
Nâ-þâd akar dü-çeþmimden seli derviþ den bana

Nice canlar dü âlemde ber-murad almýþ durur
Veçhini bildirmiþ ana kendini bilmiþ durur
Sen Hakk'ý hazýr görmezsen Hak seni hazýr görür
Evsiz sanman bu dükkaný dolu derviþ den bana

Bir yare ki azgýn ola melhem koya teniye
Yareyi bilmeyen tabip zor eder ki emleye
Ahmak oldur dü-cihanda beþ gün için gam yiye
Dilemem dünya devleti malý derviþ den bana
Tabip eydür bir kuluna kendi vere yarayý
Sen yarayý aziz tut ki bir gün bulur çareyi
Bu felek gafil göçürür çok uzatma arayý
Günbegün pîre yakýn et yolu derviþ den bana

Ben garibim þehr içinde yalvarýp ilâhýma
Kullukta isyaným çoktur kalmaya günahýma
Bir amelim yaramazsa erenler dergahýna
Giyinmem hýrkayý tacý þalý derviþ diyen bana

SEHER ABDAL seher ile Hakk'a secde kýldýðým
Uzak deðil "ayn-el-yakin" Hak özümde bulduðum
Acep dostlar bildi m’ola ki melâmet olduðum
Neynerim ar-ý namus arý derviþ diyen bana
(Zile/350-351-352)
SERSEM ABDAL

Hakkýnda kaynaklarda bilgi bulamadýk. Elimizdeki iki þiiri iki ayrý cönkte (Zile Cöngü, ve 32 numaralý cönk) kayýtlýdýr. Þiirlerindeki üsluba bakacak olursak XIX yüzyýlda yaþadýðýný söyleyebiliriz. Kullandýðý kelimeler ve þiir þeklinden tahsil görmüþ biri olduðu anlaþýlmaktadýr.
Ýlk þiir, 3+4 mýsralý bentlerden oluþmuþ 4 bentlik bir þiirdir. 14 heceli olmakla beraber, hüznün verdiði duygu yoðunluðundan dolayý, zaman zaman mýsralarda ölçü saðlamlýðý yitirilmiþtir. Ýkinci þiir ise 5 dörtlük ve 11 heceli bir þiirdir.

Bu gamlý gönlümü ahu giryan eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
Þah-ý merdan Ali'ye bunlar garaz eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti
Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kerbelâ çölünde) Yigirmi dört bacýyý bunlar üryan eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþen Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kufe þehrinde) Eba müslüm çocuklarý bunlar pâre (pâre) eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

SERSEM ABDAL Yezid'e be-gayet lanet be–gayet
Ta ezelden onlar etti Ali evlada hýyanet
Çoluðuna çocuðuna lanet bin lanet
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti
Zile/79-80
x x x

Tevellâyý Ýmamlardan getirdim
Tavafýn kabuldür abdal dediler
Kýrklar ile bir meydanda oturdum
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Hýzýr elim aldý arþa götürdü
Bir saatte Kerbelâ’ya yetirdi
Öldüm de melekler þerbet getirdi
Dediler dediler sersem dediler

Miraç geceleri erkân kuruldu
Gökteki melekler hep yere indi
Þükrolsun dilekler hep kabul oldu
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Ali’m Düldül’üne binmiþ sâr vurur
On sekiz bin âlem mevcut görünür
Alîm Allah þah’ým tacýn bürünür
Tavafýn kabuldür abdal dediler
SERSEM ABDAL der ki bu yolun sýrdýr
Ali’m serdir Muhammed ...... nurdur
Aþk ile muhabbat sýdk ile yardýr
Dediler dediler sersem dediler
(32/53)


TESLÝM ABDAL

Pir Sultan Abdal kadar olmasa da Alevi-Bektaþilerce tutulmuþ hemen her cönkte Teslim abdal’ýn þiirlerine yer verilir. Teslim Abdal, XVII. yüzyýlda yaþmamýþtýr. Asýl adý Mehmet olup IV. Murad’ýn Baðdat seferine katýldýðý söylenir. Yeniçeri ocaðýnda Halife Babasý mertebesine yükselmiþtir. Alevi-Bektaþi þairleri içinde mümtaz bir yere sahiptir. Hakkýnda pek çok çalýþma yapýldýðýndan biz burada sadece arþivimizdeki cönklerde kayýtlý þiirlerden söz edeceðiz.

Aþaðýda ayaklarýný, dörtlük sayýlarýný ve cönk numaralarý ile bulunduklarý sayfalarýný kaydettiðimiz þiirler 2, 3, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 20, 32 numaralý cönklerde bulunmaktadýr. Þiirlerin sayýsý toplam 38’dir. Ancak bunlarýn 5’i mükerrerdir
Bu nefisler güri deðil dünyada (7 dörtlük, 10/101-102
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 2/19-20)
Küfür m’ola iman m’ola (6 dörtlük, 7/24-25)
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 11/7-8)
Uðrumuz açýk ola bu demde (4 dörtlük, /214-215)
Erin ere yolu düþ gelir böyle (5 dörtlük, 6/19)
Düþünüp de hayrýn þerrin bilsene (5 dörtlük, 11/3-4)
Üç yüz altmýþ dal üstüne (7 dörtlük, 2/70-71)
Ne yaman ucuzluk var bu geliþte (11 dörtlük, 7/176-178
Ben de þunda bulamadým meþayýh (5 dörtlük, 7/78-79)
Ýçmesinler tütün gibi murdarý (5 dörtlük, 7/112-113)
Ali evlâda iman eyle gör fakî (5 dörtlük, 12/34-35
Kulak verip dinlemeli (5 dörtlük, Zile/270-271)
On iki Ýmam Ali Ali (9 dörtlük, 7/149-151)
Kýlavuzu neylemeli (5 dörtlük, 9/119)
Ýki gözün var görsün ite dökme yemeðini (5 beyit, 11/4-5)
Girledi girledi gitti (5 dörtlük, 7/227-228)
Eðer bülbül isen gonca güle bak (5 dörtlük, 9/155)
Küþâde sarhoþ oldu da kaldý taþ ayýk (5 dörtlük, 7/78-79)
Dillere düþüp de yalan biz olduk (7 dörtlük, 7/80-81)
Dahî onlardan gayrý kimim var benim (7 dörtlük, 12/22-23)
Gün zevale indi sarardým soldum (5 dörtlük, 6/23-26)
Can cana inanmaynan (5 dörtlük, 6/18)
Salavat vermeyinen (5 dörtlük, 2/18)
Selâvatý virmeynen (5 dörtlük, 11/2-3)
Zerafet söyleyip gülmeden sakýn (5 dörtlük, 7/172-173)
Boþa bizi söyletirler (5 dörtlük, 11/5-6)
Dýþ, yüzden esen yel bana neyler (5 dörtlük, 10/105)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 3/46)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 32/7-8)
Sevdiði yer olmayýnca, sanki oda daðlanýr (5 beyit, 11/9-10)
On beþinde kâmile eriþen ay deðil midir (5 dörtlük, 6/5)
Dinle sana derim o nasýl erdir (6 dörtlük, 6/4)
Evliyâya övkünüyor (12 dörtlük, 10/99-101)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 2/17)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 11/1-2)
Hikmetine þükr ederim Ya Ýlahî çok þükür (9 dörtlük, 20/96-99)
Lâ’net taþýdýr, lâ’net oku (5 dörtlük, 10/77-78)


VÝRANÃŽ ABDAL
Viranî Abdal, yedi büyük Alevi-Bektaþi þairi (Nesimî, Fuzulî, Hataî, Pir Sultan, Kul Himmet, Yeminî, Viranî) nden birisi olan Viranî’den baþkasý deðildir. Çünkü cönklerde þiirlerin baþýnda VÝRANÃŽ ABDAL denildikten sonra NUTKU VÝRANÃŽ ibaresi konulmaktadýr. Sözgeliþi; 26 no’lu cöngün 11 sayfasýnda böyle bir ibare vardýr. Viranî az da olsa bazý þiirlerinde Viranî Abdal Mahlasýný kullanmýþtýr. XVI. yüzyýlda yaþayan ve Balým Sultan’a baðlý olan Viranî, þiirlerinde Hurufî inancýnýn tezahürü olarak pek çok ibareye yer vermiþtir.

1, 2, 4, 7, 10, 12, 13, 20, 22 ve 32 numaralý cönklerde Viranî’nin 34 þiiri kayýtlýdýr. Ancak bunlardan 20 farklý þiirdir. Yani 14 þiir mükerrerdir.Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 12/70-71)
Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 20/148)
Yazýlmýþ sadr Bismillaha cemalin Vedduhasýna (3+2’lik 5 bent, 20/26-28)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 20/142-143)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 12/66-67)
Fenâdan maksut uþ bulmak bekâyý (5 beyit, 12/63-64)
Fenadan maksud uþ bulmak bekâyý (4 beyit, 20/141-142)
Sinesinde eðlenir gönlüm, sayesi sevda gibi (5 beyit, 1/63-65)
Saklarým aþkýn gönülde genc-i pinhaným gibi (5 beyit, 1/63)
Hem dahi Þah-ý evliyasýn Ya Muhammed Ya Ali (7 beyit, 13/14)
Þehîdim Þâh evliyâsýn Yâ Muhammed Yâ Ali (7 beyit, 12/75-76)

asli_33
14-09-2006, 03:26 AM
Ol þarýn içinde çoktur oyaktýr
Bir köyü var yetmiþ iki boyaktýr
Þeriat tarikat ma’rifet haktýr
Gördüm hakikatin doðru rahý var

Bir camisi vardýr bin bir direkli
Birgün o da mü’minlere gerekli
SEFÝL ABDAL binmiþ altý buraklý
Kazasý mümkündür eyvallahým var
(20/192-193)


SEHER ABDAL

Þiir tekniði oldukça iyidir. Gerek aruz gerekse hecede ve ele aldýðý konuyu yansýtmada baþarýlý bir þairdir. XVI. Veya XVII. yüzyýlda yaþadýðý tahmin ediliyor.
Aþaðýya kaydettiðimiz þiir 7 dörtlük olup 8+7=15 heceli bir divani þiirdir. Þiirde Seher Abdal, samimi bir Bektaþi olarak karþýmýza çakar.

Pîþ(i)vâ olup âlemde yol tarîk ta'lim eden
Miskiniyim ol sultanýn kulu derviþ den bana
Erenler er derdi ana verip ikrârýn bilene
Kadîm et dest-i damanýn eli derviþ den bana

Sýðýnýrým Sübhan'ýnýma suçuma kalmaz deyi
Nutk-ý Gani sýrr-ý Settar yüzüme gelmez deyi
Ýþbu demde aðlamayan o demde gülmez deyi
Nâ-þâd akar dü-çeþmimden seli derviþ den bana

Nice canlar dü âlemde ber-murad almýþ durur
Veçhini bildirmiþ ana kendini bilmiþ durur
Sen Hakk'ý hazýr görmezsen Hak seni hazýr görür
Evsiz sanman bu dükkaný dolu derviþ den bana

Bir yare ki azgýn ola melhem koya teniye
Yareyi bilmeyen tabip zor eder ki emleye
Ahmak oldur dü-cihanda beþ gün için gam yiye
Dilemem dünya devleti malý derviþ den bana
Tabip eydür bir kuluna kendi vere yarayý
Sen yarayý aziz tut ki bir gün bulur çareyi
Bu felek gafil göçürür çok uzatma arayý
Günbegün pîre yakýn et yolu derviþ den bana

Ben garibim þehr içinde yalvarýp ilâhýma
Kullukta isyaným çoktur kalmaya günahýma
Bir amelim yaramazsa erenler dergahýna
Giyinmem hýrkayý tacý þalý derviþ diyen bana

SEHER ABDAL seher ile Hakk'a secde kýldýðým
Uzak deðil "ayn-el-yakin" Hak özümde bulduðum
Acep dostlar bildi m’ola ki melâmet olduðum
Neynerim ar-ý namus arý derviþ diyen bana
(Zile/350-351-352)
SERSEM ABDAL

Hakkýnda kaynaklarda bilgi bulamadýk. Elimizdeki iki þiiri iki ayrý cönkte (Zile Cöngü, ve 32 numaralý cönk) kayýtlýdýr. Þiirlerindeki üsluba bakacak olursak XIX yüzyýlda yaþadýðýný söyleyebiliriz. Kullandýðý kelimeler ve þiir þeklinden tahsil görmüþ biri olduðu anlaþýlmaktadýr.
Ýlk þiir, 3+4 mýsralý bentlerden oluþmuþ 4 bentlik bir þiirdir. 14 heceli olmakla beraber, hüznün verdiði duygu yoðunluðundan dolayý, zaman zaman mýsralarda ölçü saðlamlýðý yitirilmiþtir. Ýkinci þiir ise 5 dörtlük ve 11 heceli bir þiirdir.

Bu gamlý gönlümü ahu giryan eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
Þah-ý merdan Ali'ye bunlar garaz eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti
Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kerbelâ çölünde) Yigirmi dört bacýyý bunlar üryan eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþen Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kufe þehrinde) Eba müslüm çocuklarý bunlar pâre (pâre) eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

SERSEM ABDAL Yezid'e be-gayet lanet be–gayet
Ta ezelden onlar etti Ali evlada hýyanet
Çoluðuna çocuðuna lanet bin lanet
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti
Zile/79-80
x x x

Tevellâyý Ýmamlardan getirdim
Tavafýn kabuldür abdal dediler
Kýrklar ile bir meydanda oturdum
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Hýzýr elim aldý arþa götürdü
Bir saatte Kerbelâ’ya yetirdi
Öldüm de melekler þerbet getirdi
Dediler dediler sersem dediler

Miraç geceleri erkân kuruldu
Gökteki melekler hep yere indi
Þükrolsun dilekler hep kabul oldu
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Ali’m Düldül’üne binmiþ sâr vurur
On sekiz bin âlem mevcut görünür
Alîm Allah þah’ým tacýn bürünür
Tavafýn kabuldür abdal dediler
SERSEM ABDAL der ki bu yolun sýrdýr
Ali’m serdir Muhammed ...... nurdur
Aþk ile muhabbat sýdk ile yardýr
Dediler dediler sersem dediler
(32/53)


TESLÝM ABDAL

Pir Sultan Abdal kadar olmasa da Alevi-Bektaþilerce tutulmuþ hemen her cönkte Teslim abdal’ýn þiirlerine yer verilir. Teslim Abdal, XVII. yüzyýlda yaþmamýþtýr. Asýl adý Mehmet olup IV. Murad’ýn Baðdat seferine katýldýðý söylenir. Yeniçeri ocaðýnda Halife Babasý mertebesine yükselmiþtir. Alevi-Bektaþi þairleri içinde mümtaz bir yere sahiptir. Hakkýnda pek çok çalýþma yapýldýðýndan biz burada sadece arþivimizdeki cönklerde kayýtlý þiirlerden söz edeceðiz.

Aþaðýda ayaklarýný, dörtlük sayýlarýný ve cönk numaralarý ile bulunduklarý sayfalarýný kaydettiðimiz þiirler 2, 3, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 20, 32 numaralý cönklerde bulunmaktadýr. Þiirlerin sayýsý toplam 38’dir. Ancak bunlarýn 5’i mükerrerdir
Bu nefisler güri deðil dünyada (7 dörtlük, 10/101-102
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 2/19-20)
Küfür m’ola iman m’ola (6 dörtlük, 7/24-25)
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 11/7-8)
Uðrumuz açýk ola bu demde (4 dörtlük, /214-215)
Erin ere yolu düþ gelir böyle (5 dörtlük, 6/19)
Düþünüp de hayrýn þerrin bilsene (5 dörtlük, 11/3-4)
Üç yüz altmýþ dal üstüne (7 dörtlük, 2/70-71)
Ne yaman ucuzluk var bu geliþte (11 dörtlük, 7/176-178
Ben de þunda bulamadým meþayýh (5 dörtlük, 7/78-79)
Ýçmesinler tütün gibi murdarý (5 dörtlük, 7/112-113)
Ali evlâda iman eyle gör fakî (5 dörtlük, 12/34-35
Kulak verip dinlemeli (5 dörtlük, Zile/270-271)
On iki Ýmam Ali Ali (9 dörtlük, 7/149-151)
Kýlavuzu neylemeli (5 dörtlük, 9/119)
Ýki gözün var görsün ite dökme yemeðini (5 beyit, 11/4-5)
Girledi girledi gitti (5 dörtlük, 7/227-228)
Eðer bülbül isen gonca güle bak (5 dörtlük, 9/155)
Küþâde sarhoþ oldu da kaldý taþ ayýk (5 dörtlük, 7/78-79)
Dillere düþüp de yalan biz olduk (7 dörtlük, 7/80-81)
Dahî onlardan gayrý kimim var benim (7 dörtlük, 12/22-23)
Gün zevale indi sarardým soldum (5 dörtlük, 6/23-26)
Can cana inanmaynan (5 dörtlük, 6/18)
Salavat vermeyinen (5 dörtlük, 2/18)
Selâvatý virmeynen (5 dörtlük, 11/2-3)
Zerafet söyleyip gülmeden sakýn (5 dörtlük, 7/172-173)
Boþa bizi söyletirler (5 dörtlük, 11/5-6)
Dýþ, yüzden esen yel bana neyler (5 dörtlük, 10/105)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 3/46)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 32/7-8)
Sevdiði yer olmayýnca, sanki oda daðlanýr (5 beyit, 11/9-10)
On beþinde kâmile eriþen ay deðil midir (5 dörtlük, 6/5)
Dinle sana derim o nasýl erdir (6 dörtlük, 6/4)
Evliyâya övkünüyor (12 dörtlük, 10/99-101)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 2/17)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 11/1-2)
Hikmetine þükr ederim Ya Ýlahî çok þükür (9 dörtlük, 20/96-99)
Lâ’net taþýdýr, lâ’net oku (5 dörtlük, 10/77-78)


VÝRANÃŽ ABDAL
Viranî Abdal, yedi büyük Alevi-Bektaþi þairi (Nesimî, Fuzulî, Hataî, Pir Sultan, Kul Himmet, Yeminî, Viranî) nden birisi olan Viranî’den baþkasý deðildir. Çünkü cönklerde þiirlerin baþýnda VÝRANÃŽ ABDAL denildikten sonra NUTKU VÝRANÃŽ ibaresi konulmaktadýr. Sözgeliþi; 26 no’lu cöngün 11 sayfasýnda böyle bir ibare vardýr. Viranî az da olsa bazý þiirlerinde Viranî Abdal Mahlasýný kullanmýþtýr. XVI. yüzyýlda yaþayan ve Balým Sultan’a baðlý olan Viranî, þiirlerinde Hurufî inancýnýn tezahürü olarak pek çok ibareye yer vermiþtir.

1, 2, 4, 7, 10, 12, 13, 20, 22 ve 32 numaralý cönklerde Viranî’nin 34 þiiri kayýtlýdýr. Ancak bunlardan 20 farklý þiirdir. Yani 14 þiir mükerrerdir.Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 12/70-71)
Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 20/148)
Yazýlmýþ sadr Bismillaha cemalin Vedduhasýna (3+2’lik 5 bent, 20/26-28)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 20/142-143)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 12/66-67)
Fenâdan maksut uþ bulmak bekâyý (5 beyit, 12/63-64)

asli_33
14-09-2006, 03:27 AM
Fenadan maksud uþ bulmak bekâyý (4 beyit, 20/141-142)
Sinesinde eðlenir gönlüm, sayesi sevda gibi (5 beyit, 1/63-65)
Saklarým aþkýn gönülde genc-i pinhaným gibi (5 beyit, 1/63)
Hem dahi Þah-ý evliyasýn Ya Muhammed Ya Ali (7 beyit, 13/14)
Þehîdim Þâh evliyâsýn Yâ Muhammed Yâ Ali (7 beyit, 12/75-76)
......................... kem görmez inan yoktur kemâli (5 beyit, 20/148-149)
“Velegat Kerremna” âdem deðil mi (10 beyit, 20/135-136)
Malým mülküm bu arada Ali’den gayrý kimsem yok (11 beyit, 2/108-109)
Malým mülküm bu arada Ali’den gayrý kimsem yok (11 beyit, 1/65-67)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa’dan dönmenem (9 beyit, 20/38-40)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa'dan dönmezem (5 beyit, 7/226-227)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa’dan dönmezem (8 beyit, 32/38)
Hakk’ý buldum cismi can eyledim (5 beyit, 20/150)
Hakk’ý bildim cismi can eyledim (5 beyit, 12/72)
Hakk'ý bildim cismimi can eyledim(6 beyit, Zile/147)
Aliyyü’l-Murtaza ol Þah-ý merdan (5 dörtlük, 7/11-12)
Hakikat cismime bil can-ý canan (Sicilleme 20 mýsra, 20/5)
Hasan'dýr ki Þah Hasan'dýr Þah Hasan (5 dörtlük, Zile/126-127)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 4/48)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 13/14-15)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 20/2-3)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (22/11-12)
Dilersen göresin ayn-ý zatýn (9 beyit, 2/105)
Þâh Muhammed Takî’dür tâc-ý serimde Þâh var (5 dörtlük, 10/10-11)
Dinle imdi Mustafa’dan arifler ey þehriyar (Sicilleme 20 mýsra, 7/16-17)
Dinle imdi Mustafa’dan arifler ey þehriyar (Sicilleme 20 mýsra, 20/10-11)
Cevabýmdýr cevap Hak mukarrer (5 beyit, 12/2-3)
“Muhitün külli þey’in” deryaya düþdü (17 beyit, 2/ 110-112)
"Lâ fetâ illâ Ali"dir þahýmýz merdânýmýz (9 beyit Zile/147-148)


Kaynaklar:
Doðan Kaya Arþivindeki cönkler (1-35)
GÖLPINARLI, Abdülbaki (1977), Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, Ýstanbul.
KAYA, Doðan (1990), Þairnameler, Ankara.
KAYA, Doðan (1994), Sivas’ta Âþýklýk Geleneði ve Âþýk Ruhsatî, Sivas.
KÖPRÜLÜ, M. Fuad (1989), Edebiyat Araþtýrmalarý 2, Ýstanbul.
ÖZMEN, (Ýsmail 1998), Alevi-Bektaþi Þiirleri Antolojisi, C. 1-5, Ankara

asli_33
06-10-2006, 01:40 AM
Bir abdal Allah hariç dünyadaki her þeyden vaz geçmiþ kiþidir. Abdallýk mertebesine ermiþ kiþi Hakikatýn mutlak ve doðrudan bilgisine eriþebilmektedir. Toplumsal bir þahsiyet olarak abdal zayýf, ezilmiþ ve baský altýnda olanlara yardým elini uzatan, ve dinsizlere (kâfirlere) karþý mücadele veren bir otoritedir. Daha ziyade göçebe Türkmenler arasýnda yaygýn olan abdallar Selçuklu veya Osmanlý yerleþik devlet otoritesi karþýsýnda çevre halkýnýn hoþnutsuzluklarýný dile getirmiþler ve çeþitli isyan hareketlerinin baþlatýcýsý olmuþlardýr

Abdallar Ýslam dini ile Türklerin Ýslam öncesi þamanizmini þahýslarýnda birleþtirmiþlerdi. Eskiden Kök Tengri ile mânevî baðlantý kurabilen kam karakteri Ýslamlaþmayla beraber yerini abdala býrakmýþtýr.

Anadolu 'nun 11.yüzyýldan baþlayarak Türkmen göçüne maruz kalmasý abdallarý ve babalarý da buraya getirmiþtir. Sarý Saltuk gibi bazý abdallar Osmanlýlardan önce Balkanlara geçerek dinsel etkinliklerde bulunmuþlardýr. Baba Ýshak'ýn 1239/1240'da Adýyaman bölgesinde baþlattýðý Babaî Ýsyaný Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayýflamasýna ve Moðol saldýrýsýna 1243'de karþý koyamayýþýna yol açmýþtýr.

Söðüt-Bilecik bölgesinde ortaya çýkan Osmanlý Beyliði'nde abdallar (Edebali, Geyikli Baba) Osmanlý Beylerine (Osman Gazi, Orhan Gazi) yakýn duran kiþilerdi. Osmanlý erken döneminde abdallar gerek Batý Anadolu, gerekse Balkanlardaki Hýristiyan nüfusun Ýslamlaþmasýnda etkili olmuþlardýr. Bunda, Ýslamýn deðiþmez þartlarýný empoze eden kitabî yaklaþým yerine yerel geleneklerle uyuþmaya yatkýnlýk, yani yerel geleneklerle Ýslam geleneklerini uyum içine sokan tutumun payý belirleyiciydi.

15.yüzyýlda abdallar giderek Osmanlý Devleti'nin merkezîleþme ve bürokratik bir imparatorluða dönüþme sürecinin dýþýnda kalmýþlar, ve Sünnî Ýslam'ýn Edirne ve 1453'ten itibaren Ýstanbul'da yerleþmesi sonucunda düzendýþý bir niteliðe bürünmüþlerdir. Ýran'da Safevî Devleti'nin kurulmasý ve Kýzýlbaþ etkinliðinin Anadolu'da yayýlmasý ile birlikte abdallar Kýzýlbaþ hareketiyle bütünleþmiþtir.

Ahmet T. Karamustafa : God's unruly friends: Dervish groups in the Islamic later middle period, 1200-1550 (Salt Lake City: University of Utah Press, 1994)

Ahmet Yaþar Ocak : La révolte de Baba Resul, ou, la formation de l'hétérodoxie musulmane en Anatolie au XIIIe siecle (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1989).

Halk sufiliðinde,abdallarýn istedikleri zaman istedikleri mekanda olabileceklerine inanýlýr.Yani zaman ve mekan sýnýrlarýný aþabilme gücüne sahip olduklarýna inanýlýr.Onlar,bazý müstesna varlýklar dýþýnda kimseye görünmezler.Ýnanýþa göre gizli güçleri olan ve büyü gücüne sahip olan abdallar.bol yaðmur yaðmasý,bereketin artmasý ve belalardan korunmak için Allah’tan ne dilerse kabul edilir. Abdal hakkýndaki görüþler,Türk halk inanýþlarýnda da kendine yer edinmiþtir.Örneðin,Daðýstan’da yaþayan Türk topluluklarýndan bir kýsmýnda yaygýn olan inanýþa göre ,eðer dokuz aylýk bebek,anne rahminde ölmüþse,bunu Abdal götürmüþ demektir.Söylenenlere göre uzun ak sakallý olan Abdal,daðlarda yaþar,dað keçileri arasýnda dolaþýp onlarý korur.Kimselere görünmez.Avcýlar onun adýna dua edip kurban verirlerse avlarý uðurlu olur.Eðer bunu yapmazlarsa ne kadar usta avcý olurlarsa olsunlar o avdan eli boþ dönecekleri kesindir. Abdal,insanlarýn yalvarýþlarýný dinler.Onlara acýr,ancak verdiði nasihatlerin de dinlenmesini ister.Bazý mitolojik metinlerde Abdal’ýn ölmüþ dað keçisini dirilttiði ve yeniden hayat verdiði bile anlatýlmýþtýr. Bugünkü Saka Türkçesinde,erkek Þamanlara lakap olarak “abýdal” þeklinde bir sözcük vardýr.Bu sözcüðün Abdal sözcüðüne benzerliði dikkat çekicidir.Azerbaycan’da bir zamanlar aþýklar yetiþtirmekte ünlü olmuþ,Abdal adýnda bir þehir bile vardýr.Ayrýca abdal sözü,tarihte “Að hun” adýyla bilinen Eftalitlerin adýyla da baðlantýdýr. Kýzýlbaþlarda Abdallýk kültürünün varlýðý,Hazar Denizi’nin güney kýyýsýnda yaþayan Türkmen boylarýnda Abdal adýný taþýyan insanlara rastlanabilmesi,Abdallarýn gizli dillerinin olmasý,Anadolu’daki Abdallarýn,daha çok göçebe hayatý sürerek,çalgýcý,türkücü ve masalcý olmalarý,Köroðlu masallarýný söylemekte meþhur olmalarý,kendilerine Alevi diyen bu insanlarýn Ehl-i Beyt’in kullarý olduklarýný söylemeleri,Muharrem ayýnda Kerbela þehitlerine yas tutmalarý,(Anadolu Abdallarýna,en çok Alevilerin sýklýkla yaþadýðý yerlerde rastlanýr) ve bunlar gibi birçok örnek,gerçekten bu sözcüðün çok eski tarihi kökleri olduðunu gösteriyor.Çünkü Alevi olarak bilinen zümre,kimi zaman Müslümanlýkla uyuþmayan,bu yüzden çok yerde kabul görmeyen,gerçekte Ýslam öncesi yüzyýllara ait eski Türk inançlarýný yaþatýrlar.Geçmiþte Abdalan-ý Rum denilen ve halk arasýnda büyük þöhretleri olan bu kimseler,çoðu zaman inançlarý bozuk,serseri derviþler olarak gösterilmiþ,þeriat düþmaný olarak lanse edilmiþlerdir. Deðiþik kaynaklardan edinilen bilgiye göre bu sözcük ,Ýran’da 11. ve 14. yüzyýllarda kaleme alýnmýþ edebi metinlerde “derviþ” ,15. yüzyýla ait metinlerde ise “divane” anlamýnda kullanýlmýþtýr.Kimi zaman onlardan bahsedildiðinde de “ýþýk” sözcüðü kullanýlmýþtýr.Daha sonralarý Bektaþiliðin onu içine aldýðý,bir kýsmýný deðiþtirdiði ve hatta erittiði yönünde görüþler de vardý.

Abdal"-"Kýptî" (mi?)
1929 yýlýndan itibaren, Tahtacýlar üzerine yaptýðý alan çalýþmalarýný aktarmaya baþlayan Yusuf Ziya, onlarýn o tarihlerde konakladýðý ya da yerleþtiði yerleþim birimlerinin bulunduðu yörelerdeki kimi "yerli halk" tarafýndan "çingene bozmasý" þeklinde görüldüðünü-nitelendirildiðini bildirmektedir[2] (bkz. Yusuf Ziya 1929a:64). Yusuf Ziya (1929a:64) bununla yetinmeyip, "Abdallar"ýn asker alýnmadýðý zamanlarda Tahtacýlardan "150 hane"nin "Kýptî" olduklarýna dair nüfus belgesi aldýklarýný; Antalya'nýn "Tefenni kazasýndaki" Tahtacý aþiretinin "300 tahririnde" "Kýptî" diye geçirildiklerini de kaydetmektedir. Yýllar sonra, Çaðatay (1970:670) bu durumu biraz daha açýklýða kavuþturmaktadýr:



"Kezâ Osmanlý hükümeti yine o sýralarda Kýptîleri askere almadýðýndan, 1884 tarihinde tahtacýlardan 150 hâne ve Tefenni'dekilerden bâzýlarý Kýptî nüfus tezkiresi almýþlardýr."



Yusuf Ziya ve Çaðatay'ýn bu saptamalarý, Fýðlalý (1981: 352)'da da yer almaktadýr.

asli_33
06-10-2006, 01:42 AM
Yusuf Ziya, ilk açýklamalarýnýn (1929a:64) hemen arkasýndan, olayý ayrýntýlý bir þekilde ele almakta (1929b:61-62); Tahtacýlarýn "Kýptî"-"Abdal" nüfus belgesi almasý üzerine -"Ýran tebaasý"na geçmeleri olayýndaki gibi- zamanýn "Sandýklý" kazasýndaki Ýran Þehbenderi Ali Rýza Beyin konuyla ilgili deðerlendirmelerine yer vermektedir. Yusuf Ziya'nýn aktardýðýna göre, Ýran Þehbenderliði görevinde bulunan Ali Rýza Bey birçoklarýnda "Kýptî" nüfus belgesinin varlýðýna deðinerek, Tahtacýlarýn "Kýptî milletinden" olduðu kanýsýný taþýmaktadýr. Ali Rýza Beyden aldýðý bilgilerden sonra, konuyu Tahtacýlarýn "Yanýn Yatýr Ocaklýlarýndan" Hasan Mümtaz Beye soran Yusuf Ziya (1929b:62-63), Hasan Mümtaz Beyin Tahtacýlarýn "Çaylak aþireti"nden kimilerinin "askerlikten kurtulmak amacýyla" "Abdal" nüfus belgesi aldýklarýnýn doðru olduðunu bildirdiðini; elli yýl önce hükümet "Kýptîler"den asker almadýðý için, "Çaylak aþireti"nden kimi Tahtacýlarýn "Kýptî" olarak nüfusa kaydedildiðini söylediðini aktarmaktadýr.

Gerek dinî, gerekse etnik özellikleri açýsýndan Türkiye'de Çingenelerle Tahtacýlar arasýnda uzaktan yakýndan bir iliþki bulunmadýðýný, burada belirtmekte yarar vardýr. Diðer taraftan, Kýptî kavramýnýn Türkiye'de tarihsel süreç içerisinde Çingene kavramýyla özdeþleþti(rildi)ði görülmektedir. Oysa, Kýptîler, Mýsýr'ýn ilk halklarýndandýr, yerlisidir. Bu anlamda Kýptîlerin de Çingenelerle uzaktan yakýndan bir iliþkisi bulunmamaktadýr. Ancak, Türkiye'de Kýptî kavramýnýn muhtevasý þu ya da bu neden(ler)le tarihsel süreçte deðiþ(tiril)miþ; Çingene kavramýyla eþ tutulan bir muhtevaya bürün(dürül)müþtür. (Çingeneler üzerine ayrýntýlý bilgi için bkz. Gronemeyer ve Rakelmann 1988).

Yine, Roux (1970:11-12), Ýslâm öncesi geleneklerini birçok karýþmalara karþýn, hâlâ koruyan Abdallarýn, Orta Asya'dan gelen Türkmenlerden olduklarýný kabul etmektedir.

Oðuz (1976:244) da Abdallarý, "büyük Türkmen ailesinin dallarý"ndan biri olarak deðerlendirmekte; onlarýn, yaptýklarý mesleklerle tanýnan Okçular, Demirciler, Sepetçiler gibi aþiretlerle olan iliþkilerinin boyutlarýnýysa araþtýrýlmaya deðer bulmaktadýr.

Abdallarýn kendilerine deðiþik yörelerde Teber, Tencili, Fakçýlar ve Beðdili dediklerine; Türkiye genelindeyse Abdal, Abtal ve Carcar adlarýyla anýldýklarýna; Türkçe konuþtuklarýna ama bunun yanýnda Türkçe gramere uygun deðiþik dillerden alýnan kelimelerin bulunduðu "gizli bir dilleri"nin daha olduðuna dikkat çeken Andrews (1989:71-72, 436-437), onlarýn Alevî bir topluluk olduklarýný, kendilerini Gaziantep'te Teberci, Türkmen saydýklarýný verdikten sonra, Abdal kimliðinin etik görüþ açýsýndan Çingenelere yaklaþtýrýldýðýna deðinmektedir.

Görülüyor ki, Abdallar kendilerini kimi yörelerde Türkmen -ki araþtýrmacýlar buna katýlmaktadýr- olarak deðerlendirmelerine karþýn, hiçbir zaman Tahtacý kimliðini -Tahtacýlar da Türkmendir- benimsememiþlerdir. Kimlik açýsýndan olduðu gibi, genelde ozanlýk, müzisyenlik, kalaycýlýk, sepetçilik, elekçilik gibi iþlerle uðraþan Abdallarla -ki Oðuz'a göre, Abdallarýn bu meslekleri yapan aþiretlerle iliþkilerinin incelenmesi gerekir-, geleneksel olarak farklý ekonomik uðraþ alanlarýndaki Tahtacýlarýn, bu açýdan da önemli farklýlýklarý vardýr.

Deðerlendirme
Tahtacýlarýn "Ýranlý"/"Acem" ve "Abdal"-"Kýptî" olup olmadýklarý konusunda yukarýda ele alýnan görüþlerin sonucunda, tarihsel süreç içinde, onlardan kimilerinin "Ýranlý"/"Acem", kimilerinin de "Abdal"-"Kýptî" kimliðini benimsedikleri bir olgu olarak ortaya çýkmaktadýr. Özellikle XX. yüzyýlýn ilk çeyreðine kadar Tahtacýlarýn, genelde "kapalý" bir topluluk ve göçebe þeklinde yaþadýklarý; Luschan (1927: 196)'ýn -ki bu eserin ilk baskýsý 1922'de yapýlmýþtýr- belirtiði gibi, Sünnî Müslümanlar tarafýndan "kâfir" olarak görüldükleri gözönünde bulundurulursa, neden farklý kimliklerle özdeþleþme çabasýna girdikleri anlaþýlabilir. Yusuf Ziya (1929a:66)'nýn þu saptamasý bu açýdan son derece önemlidir:


http://www.tahtacilar.com/kimdirler2.html

A.adar
11-10-2006, 04:56 AM
ABDAL: (Allah'ýn kulu) anlamýndadýr. Bektaþilikte en yüce makamlardan birisidir. Dört kapý öðretisinde, kapýlar Tanrý yolunda yürüyen bir insanýn yükselmesi derinleþmesi için geçmek zorunda olduðu manevi aþamalardýr. En son aþamada kiþi insaný kamil olur. Tasavvuf inancýna göre bunlarýn sayýsý 300 veya 360'dýr. Onlarda kendi aralarýnda dinsel ve hiyerarþi bulunur. Bunlarýn tümüne, kendi durum ve koþullarýný deðiþtirme, güçlerine gönderme yapan bedel sözcüðünden türeterek Abdal denilir. Bu sayý müminlerin en saflarýndan, temizlerinden seçilerek tamamlanýr.

ABDAL

Hakkýnda kesin bilgiye sahip deðiliz. Diðer þiirlerinin yer aldýðý cönklere bakýldýðýnda XVII. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Bu yüzyýlda yaþamýþ olan Sun’î’nin, þairleri konu edindiði Tekerlemesinde de Abdal’a yer vermesi, onun daha sonraki yüzyýllarda yaþamadýðýný gösterir (Kaya, 1990; 45). Kimi araþtýrmacýlar onun Kul Budala ile ayný kiþi olduðu ihtimali üzerinde durmuþtur (Özmen III, 1998; 55).

Cönklerimizde iki þiiri bulunmaktadýr. Bunlardan birisi 11 (Cönk no: 9), diðeri de 8 hecelidir (Cönk no: 2). Dili sade olup þiirleri teknik yönden baþarýlýdýr.

Yüz süzmeye geldim hâk-i payýna
Arzuhalim sana pir mürvetkâný
Sen tabipsin göstereyim yarayý
Derdin dermanýný ver mürvetkâný

Eþiðinde karar kýldýn eðlendin
Elestüde bir ikrâra baðlandýn
........................ kul evine yýðlandýn
Kesbin dil içinde sýr mürvet-kâný

Eþiðinde ednâ geda kullar var
Sana arz olacak hasbýhâller var
Açýlmýþ bahçede taze güller var
Elinen pazarmýþ þar mürvet-kâný

Efendim didâra eyledik niyet
Tâ ezel ezelden kýlmýþtýk biat
Cemâlini gördüm dostum bu saat
Yazýlýr cemâlde nûr mürvet-kâný

ABDAL’ým uzaktan birdir özümüz
Birlik mekânýna var niyazýmýz
Kavuþtuk bir pire geldi yazýmýz
Sensin dil içinde pîr mürvet-kâný
(9/178)1

x x x

Hakikât kilidini
Açana gazi dediler
Bu yolda canýyla baþtan
Geçene gazi dediler

Mürþid inanmaz yalana
Raz k ile mala kalana
Dost meydanýnda olana
Koçana gazi dediler

Geç gel rýzk ile malýndan
Niþan göster öz halinden
Aþk kadehin dost elinden
Ýçene gazi dediler

Al kýrmýzý eyle donunu
Muhkem sakla hem dinini
Ýmam yolunda kanýný
Saçana gazi dediler

Bir haber diyeyim sana
Ýþit sözüm inan bana
ABDAL eydür dosttan yana
Göçene gazi dediler
(2/69)

A.adar
11-10-2006, 04:56 AM
ABDAL DEDE

Hakkýnda herhangi bir bilgi bulamadýðýmýz Abdal Dede, acaba Abdal mahlaslý þairle ayný kiþi midir, yoksa farklý bir þair midir, bilemiyoruz. Çünkü daha önce Abdal Dede mahlaslý bir þaire rastlayamamýþ olmamýz bizim ihtiyatlý davranmamýzý gerektiriyor.

Elimizde 11 heceli (Cönk no: 9) ve 8 heceli (cönk no: 9) iki þiiri olan Abdal Dede’nin dili oldukça sadedir. Þiirler, teknik yönden de baþarýlýdýr.

Ali gelir diye karþý giderler
Bindiði Düldül’ün medhin ederler
Himmet eylen erler uyansýn pirler
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

Üstüne binince yel gibi eser
Bir üzengi desem engine basar
Önüne gelince çok baþlar keser
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

Ayaðýna altýn nallar çaktýrmýþ
Üzengisini has gümüþten döktürmüþ
Gözlerine yeþil perde çektirmiþ
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

Gemini gevherden takmýþ baþýna
Lezzet verir dudaðýna, diþine
Bir nûr doðmuþ eyerinin kaþýna
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

ABDAL DEDE’m eydür dengi bulunmaz
Her kula görünüp nasip olunmaz
Altmýþ yýllýk yolu alsa yorulmaz
Ali’nin Düldül’ün biz de görelim
(9/143-144)

x x x

Bugün akþama ceme
Evliyâlar gelir deme
Hýzýr Ýllezi görmeye
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Kerbelâ’yý yarý geçti
Buðdayýný orada saçtý
Ebu Hayyan hazýr içti
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Kerbelâ’yý geçe geçe
Buðdayýný saça saça
Ebu Hayyan içe içe
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Hasan Hüseyin’dir pirimiz
Hakk’a teslimdir serimiz
Cennetten isterük yerimiz
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

Yedi günlük orucu
Tutana yoktur sorgucu
Münkire batam kýlýcý
Sefa geldin Hýzýr Ýllez

ABDAL DEDE’me varalým
Ahvâlini soralým
Hýzýr gelmiþ gönderelim
Sefa geldin Hýzýr Ýllez
(9/163-164)

A.adar
11-10-2006, 04:57 AM
ABDAL MUSA

Alevî ve Bektaþilerin saygý duyduðu þahsiyetlerin baþýnda gelir. Hakkýnda Âþýkpaþazade Tarihinde, Gelibolulu Ali’nin Künhü’l-Ahbarýnda, Hoca Sadeddin Efendi’nin Tacü’t-Tevarihinde, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinede bilgiler vardýr.

Hakkýnda bilinenler vesikalara dayalý bilgiler olmayýp þiirlerindeki ifadelere ve onun adýna olan Velâyetnameye dayanýr. Horasan’dan geldiði, Bursa’nýn fethine katýldýðý, Elmalý’da yaþadýðý, Hacý Bektaþ Veli’den sonra Hacým Sultan’a baðlandýðý, Kaygusuz Abdal’ýn piri olduðu ittifak edilen bilgiler arasýndadýr. XIV. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Keramet sahibidir.

Elimizdeki þiiri 5 dörtlük olup arþivimizdeki 30 numaralý cönkte bulunmaktadýr. Þiir 11 hecelidir.

Muhammed Ali’nin kýldýðý dava
Yok meydaný deðil var meydanýdýr
Muhammed Kýrklara niyaz eyledi
Ar meydaný deðil er meydanýdýr

Kýrklar özün bir araya kodular
Erenler ölüyü susuz yudular
Deveyi gördün mü görmedik dediler
Sen ört eteðini sýr meydanýdýr

Gezdiðin yerlerde ara bulasýn
Sahba olup her dem kevser dolasýn
Hakk’ýn her sýrrýna settar olasýn
Çek çevir kendini kâr meydanýdýr

Ne diyeyim þu insafsýz kalana
Yuf çekerler bu meydanda yalana
Üç yüz altmýþ merdiveni bilene
Kör meydaný deðil gör meydanýdýr

ABDAL MUSA her dem gerçek er ise
Ali’yi sevenler muhib yar ise
Hakk’ýn didarýný görem der ise
Urganý boynunda dar meydanýdýr
(30/82)


ABDAL PÝR SULTAN

Ýbrahim Aslanoðlu’nun büyük bir emek sonrasý ortaya koyduðu Pir Sultan Abdallar adlý eserinde bu isimle tapþýrmýþ altý þaire yer vermiþtir. Bunlar; Pir Sultan, Pir Sultan Abdal (XVI-XVII yüzyýl), Pir Sultan’ým Haydar (Merzifon veya Çorumlu), Pir Sultan Abdal (Halil Ýbrahim), Abdal Pir Sultan (XIX yüzyýl), Pir Sultan Abdal (Aruz þairi)’dýr.

Arþivimizde Abdal Pir Sultan mahlaslý 10 þiir bulunmaktadýr. Bunlar 11 heceli þiirler olup 2, 3, 5, 6, 7, 10, 20 numaralý cönklerde bulunmaktadýr. Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Benden sana emanet deðme gönüle (5 dörtlük, 3/42-43)
Geçirdim beyhude devrana hayýf (5 dörtlük, 20/99-100)
Önünde delili Cebrail deyi (7 dörtlük, 6/32-33)
Bir hayli vakittir yastadýr gönül (5 dörtlük, 5/ 45-46)
Yanmýþ yüreðime kar bulamadým (5 dörtlük, 10/84)
Su içemeyip þehit olan Hüseyin (7 dörtlük, 7/211-213)
Koynunda ibriþim kýlý var koçun (5 dörtlük, 6/33)
Erenlerin demi nurdan sayýlýr (5 dörtlük, 20/200-201)
Alim ne yatarsýn bir günün doðdu (5 dörtlük, 2/26)
Mansur olmayýnca dara varýlmaz (5 dörtlük, 6/28-29)


CAFER ABDAL

Hayatý hakkýnda elimizde hemen hemen hiç bilgi yoktur. Ýsmail Özmen XVIII. yüzyýlda yaþadýðý ihtimali üzerinde durmuþtur (Özmen, 1998; 286). Þiirindeki ifadeye bakýlýrsa inancýnda samimi birisi olduðunu söyleyebiliriz. 3 numaralý cönkte bulduðumuz þiiri 11 hecelidir. Dili sadedir.

Sýrrýnla seyr ettim âlem halkýný
Zapta kadir deðil elde bulunmaz
Derviþimdir terk eylemez hûbunu
Derviþlik niþaný dilde bulunmaz

Benliðin terk etse kalbini silse
Özünü pâk etse nefsin öldürse
Eðer tarîkatta derviþim derse
Nefsine uyanlar yolda bulunmaz

Nefsine uymamak kiþiye zordur
O rahý tanýmak haylice erdir
Er kuþaðý kuþanýr binde birdir
Er kuþaðý deðme belde bulunmaz

Aþkýn gemisi derya-yý ummanda
Bizim istediðimiz dinde imanda
CAFER ABDAL eydür þimdi zamanda
Hakk’a yarar amel kulda bulunmaz
(3/3-4)

A.adar
11-10-2006, 04:59 AM
GENÇ ABDAL

Edebiyatýmýzda bu mahlasla þiir söyleyen iki þair bulunmaktadýr. Birisi Vilâyetnamede adý geçen ve Hünkâr Hacý Bektaþ Veli Hazretlerinin hizmetinde bulunmuþ olan Güvenç Abdal; diðeri de XIX. yüzyýlda yaþamýþ olan þairdir.

Aþaðýda þiirini kaydettiðimiz Genç Abdal, iþte bu þairdir. Eskiþehirli olduðu, Þeyh Gazi ve Þücaeddin Veli Tekkelerinde sade bir hayat yaþadýðý, H. 1290 (M. 1874)’da öldüðünü bilmekteyiz. Þiirlerinde Genc Abdal yahut Gencî mahlaslarýný kullanmýþtýr. Þiirleri, genellikle didaktik tarzdadýr.

Arþivimizdeki 30 numaralý cönkte yer alan þiiri 4 dörtlüktür ve 11 hecelidir.

“Sakahüm” sýrrýný söyleme sakýn
Sakla kulum beni saklayým seni
Cevher-i zatýný keþf etme sakýn
Sakla kulum beni saklayým seni

Elde ayaðýnda dilde gözünde
Saklar ahýr evvel her bir sözünde
Canýndan içeri kendi özünde
Sakla kulum beni saklayým seni

Dizilmiþ katara gerçekler pirler
Hakk’ýn emri ile Hakk’a giderler
Hakikat sýrrýný söyleme derler
Sakla kulum beni saklayým seni

GENC ABDAL sakla sen seni sende
Hak seni saklasýn can ile tende
Hak buyurdu ben sendeyim sen bende
Sakla kulum beni saklayým seni
(30/87)


HÜSEYÝN ABDAL

Edirnelidir. XVI. yüzyýlda yaþamýþ bir Bektaþi þairidir. Geçimini helvacýlýktan saðlamýþtýr. Divriði’nin Çamþýhý yöresinde yatan Hüseyin Abdal ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bu yüzden Helvacý Hüseyin olarak tanýnmýþtýr. Bazý þiirlerinde Hüseynî mahlasýný kullanmýþtýr. Hakkýnda çeþitli dedikodular çýkarýlmýþtýr. Aþkî’ye göre þiir söylemede oldukça usta; Hasan Çelebi’ye göre þiir hýrsýzýdýr. Þiirlerini hem aruz hem de aruz ölçüsüyle söylemiþtir.

Yayýmladýðýmýz þiir 9 numaralý cönkte kayýtlýdýr. 11 heceli ve 5 dörtlük olan bu þiirin konusu aþktýr.

Aðlama (hey) nazlý dilber aðlama
Aðlamanýn gülmeleri yakýndýr
Hidâyet olursa Gani Mevlâ’mdan
Çeþmim yaþý silmeleri yakýndýr

Siyah zülfün mâh yüzüne tel gibi
Acep güler miyim ben de el gibi
Bir yiðit yâr sevse gonca gül gibi
Ayrýlýnca solmalarý yakýndýr

Hain olur avlanmasý doðanýn
Kalkýp havalanýp göðe aðanýn
Göðsü çifte benli dilber sevenin
Aðlamanýn gülmeleri yakýndýr

Erisin daðlarýn karý erisin
Sel sel olsun çöl ovayý bürüsün
Ordu kalksýn að obalar yürüsün
Güzel yârýn karalarý baðlasýn

HÜSEYÝN ABDAL’ým gezer dünyada
Abdallarý semâh döner Konya’da
Ne cefâ verirsen sen bu dünyada
Felek beni almalarý yakýndýr
(9/209)


KALENDER ABDAL

Þiirinin yer aldýðý arþivimizdeki 16 numaralý cönkteki þairler göz önünde tutulduðunda, Kalender Abdal’ýn en geç XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilebilir. Hakkýnda bu güne kadar hiç bir kaynakta bilgi yer almamaktadýr. Samimi bir Bektaþî mürididir. 11 heceli ve 4 dörtlük olan þiiri teknik yönden baþarýlýdýr.

Dün gece seyrimde batýn yüzünde
Allah bir Muhammed Ali’yi gördüm
Elif tâç baþýnda nikap yüzünde
Hünkâr Hacý Bektaþ Veli’yi gördüm

Ýçtim ol doluyu iman yetirdim
Çýkardým kisvetim ikrar yetirdim
Menzil gösterdiler geçtim oturdum
Týð-ý bentle baðlý belimi gördüm

Mürþit eteðinden tutmuþam destim
Bilmem sarhoþ muyam içmiþem mestim
Bu idi muradým eriþti kastým
Erenler vird eden dilimi gördüm

KALENDER ABDAL’ým koymuþam seri
Þükür kurban kestim gördüm didarý
Erenler serdarý gerçekler pîri
Sultan Hacý Bektaþ Veli’yi gördüm
(16/27)


KAZAK ABDAL

XVII. yüzyýlda yaþadýðý söyleniyorsa da þiirlerindeki konu ve üsluba bakýlacak olursa XVI. Yüzyýlda yaþadýðý kuvvetle muhtemeldir. Romanya Türklerindendir. Söylentiye göre, genç iken Deliorman’da Demir Baba onu evlat edinmiþ, daha sonra Balým Sultan’ýn müridi olmuþ ve ondan el almýþtýr. Asýl adý Ahmet olmakla beraber, Kazak Abdal adýyla tanýnmýþtýr. Kabri Denizli’dedir.

Dili sadedir. Daha ziyade hicvi þiirleriyle tanýnmýþtýr. Yayýmladýðýmýz þiir arþivimizdeki Zile Cöngünde ve 30 numaralý cönklerde kayýtlýdýr. Þiir 8 heceli ve yergi konuludur. Pek çok kaynakta de geçen bu þiiri, karþýlaþtýrma imkâný saðlama düþüncesiyle yayýmlamakta fayda görüyoruz.

Eþeði saldým çayýra
Otlayýp karnýn doyura
Düþü görüp de hayýra
Yoranýn da avradýný

Köyüne sokma bed-huyu
Yýkar harap eder köyü
Ölüsüne meyyit suyu
Koyanýn da avradýný

Bir müfsidin bir gammazýn
Birisi de var yemezin
Ölüsüne meyyit namazýn
Kýlanýn da avradýný

Derince kazýn kuyusun
Ýnil inil inilesin
Kefen diken iðnesin
Verenin de avradýný

Daðdan odun getirenin
Mezarýna götürenin
Iskatýna oturanýn
Ýmamýn da avradýný

KAZAK ABDAL ne söyledi
Ýþitenler hatm eyledi
Diyorlarsa kim söyledi
Soranýn da avradýný
(Zile/274, 30/91)

A.adar
11-10-2006, 05:00 AM
MECZUB ABDAL

XVI. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmekle beraber hakkýnda bilinenler çok yetersizdir. Bilinenler, Otman Baba dergahýnýn postniþini olan Zati Baba’dan el aldýðý, elinde sazý ile Deliorman ve Dobruca civarýnda dolaþan gezgin bir derviþ olduðundan öteye gitmemektedir.

Elimizdeki þiiri 11 heceli ve 7 dörtlük olup teknik yönden baþarýlýdýr. Þiir; “Pîrim Otman Baba ganidir gani” þeklinde tek ayaklýdýr. Þiirde Otman Baba’nýn büyüklüðü, keramet konu edinilmiþtir.

Gönül mahzun iken þâdân eyleyin
Pîrim Otman Baba ganidir gani
Kudret eli ile düþmüþün alan
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Ziyaret edenler olurlar hacý
Üç yüz altmýþ altý halifesi duâcý
Yedi burca teþbih giymiþtir tâcý
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Kerâmetle þu dünyayý taþýran
Yezid kabilesin aklýn þaþýran
Yeþil çimen üstünde kebap piþiren
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Kutbiyyet burcuna geçip oturan
Kudret eli ile bulut getiren
Arkasýný kara taþa geçiren
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Yüz bin kerameti var cümlesi âyan
Yezid sen bu gerçek veliye inan
******* üstünde hýrkasýn yuyan
Pîrim Otman Baba ganidir gani

Yeþil temrenli oklarýný uçuran
Münkir olanlarý geri kaçýran
Yedi yüz abdalý önden göçüren
Pîrim Otman Baba ganidir gani

MECZUB ABDAL eydür ikrarýn tutan
Cümle Rum ilini bekleyip yatan
Kudret definesi diye suyu akýtan
Pîrim Otman Baba ganidir gani
(3 / 54-55)


MESRUR ABDAL

Hayatý ve kiþiliðiyle ilgili olarak hemen hiçbir kaynakta bilgi yoktur. Þiirlerinden anladýðýmýz ifadeye ve dile bakacak olursak XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmininde bulunabiliriz. Elimizde bir þiiri bulunmaktadýr. Þiir 4 dörtlük, 11 heceli ve sosyal tenkit konuludur.

Bir acep haline erdik dünyanýn
Görüp birbirimiz seçemez olduk
Zevali yakýndýr bilem cihanýn
Her dem aðlamaktan gülemez olduk

Makadri bilinmez oldu irfanýn
Budur niþanesi ahýr zamanýn
Evvel sürdüðümüz dem ü devranýn
Þimdi zerresini göremez olduk

Hiç kemal-i ehle kalmadý raðbet
Nadâna her yerde ederler izzet
Kýyametten olmak gerek alâmet
Bir hakikat ehli bulamaz olduk

Nasihati budur MESRUR ABDAL’ýn
Tükenmez payesi kýyl ile kâlin
Kimseye “þu” diye aðlama halin
Kendi halimize gülemez olduk
(30/182)

A.adar
11-10-2006, 05:01 AM
PÝR SULTAN ABDAL

Alevi Bektaþi edebiyatýnda adýndan en fazla söz ettiren þairler arasýndadýr. Nitekim elimizdeki cönklerde de en fazla Pir Sultan Abdal’ýn þiirleri kayýtlýdýr. Hakkýnda kitap ve makale bazýnda pek çok araþtýrma yapýldýðýndan biz burada ayrýca üzerinde durmak istemiyoruz. Bu bakýmdan sadece tespit ettiðimiz þiirlerin ayaklarýný vermekle yetiniyoruz
Þiirler 1, 2, 3, 4, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 16, 20, 22, 30. cönklerdedir. Sayýsý, 54’tür. Bunlarýn 9’u mükerrer olup farklý þiir sayýsý toplam 54’tür. Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Þu âlemde her þey var olmayýnca (5 dörtlük, 12/48-49)
Dünya sana bana kalmaz ne fayda (5 dörtlük, 7/173-174)
Acep þu daðlarý aþam mý ola (5 dörtlük, 9/97-98)
Dost senin aþkýnla dost yana yana (5 dörtlük, Zile/314)
Ârif isen bu mânâna fark eyle (5 dörtlük, 10/59-60)
Bir dem sureti kadim kal etti böyle (5 dörtlük, 9/47-49)
Kamu dertlilere derman olan þah (30/133)
Ýndim ziyaret ettim Balým Sultan’ý (5 dörtlük, 9/177)
Pirim var neylerim dünya malýný (5 dörtlük, 3/3)
Yine tazelendi yürek yarasý (5 dörtlük, Zile/259)
Ali'm ne yatarsýn günlerin geldi (5 dörtlük, 7/236-237)
Kalma günahlara medet mürvet Yâ Ali (7 dörtlük, Zile/33-34)
Þu mülkün sahibi Ali deðil mi (5 dörtlük, 9/35-36)
Yazar da sorayým Þâhýma bari (5 dörtlük, 9/208)
Uyabilirsen gel beri (5 dörtlük, Zile/273)
Ayrýlmam katardan ben þimden geri (5 dörtlük20/167-168)
Soyuyorlar Þah-ý merdan Ali’yi (5 dörtlük, 4/34-35)
Diriye saydýlar bizi (5 dörtlük, 30/81)
Ananýn belinden indirdin felek (7 dörtlük, 9/142-143)
Her zaman el sözüne uymalý deðil (5 dörtlük, 9/81-82)
Durulur gâm yeme divane gönül (5 dörtlük, 12/23-24)
Durulur gam yeme divâne gönül (5 dörtlük, (20/160-161)
Dalgalandý taþtý gönül (5 dörtlük, 32/11)
Hey erenler ben bir kumaþ dokuram (5 dörtlük, 9/68-69)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (7 dörtlük, 7/69-70)
Yürü var Ali’nin yoluna saldým (5 dörtlük, 9/49-50)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (7 dörtlük, 12/47-48)
Var seni Ali’nin yoluna saldým (6 dörtlük, 13/68-69)
Öðünden gülmedim ana aðlarým (5 dörtlük, 9/93-94)
Ýcâzet isterik sizden canlarým (4 dörtlük, 9/200)
Ali'nin Düldül'ün biz de görelim (4 dörtlük, Zile/1)
Ak üstünde karayý seçebilirsen (5 dörtlük, 32/8-9)
Sensiz bir içim su içmezem dersin (5 dörtlük, 22/63-64)
Elin günahýný sen mi görürsün (5 dörtlük, 22/58)
Danýþýp yollarý aþar mý aþar (5 dörtlük, 10/50-51)
Her kim hakkýmýzda bühtan demiþler (4+2 mýsralý 5 bent, 1/21-23)
Daðlar Ya Muhammed Ali çaðýrýr (5 dörtlük, 16/9)
Daðlar Yâ Muhammed Ali çaðýrtýr (5 dörtlük, 12/55-56)
Ayrýlýk derdinin dermâný nedir (6 dörtlük, Zile/313)
Ýnsan olan gelir nura çevrilir (4 dörtlük, 30/61)
Musahipsiz kiþinin hali nic’olur (5 dörtlük, 2/74-75)
Sahipsiz kiþinin hâli nice olur (5 dörtlük, 10/8)
Karþýmda üç yýldýz süzülüp durur (5 dörtlük, Zile/264-265)
Karþumda üç yýldýz görünüp durur (5 dörtlük,12/44-45)
Dost bende yaralar türlü türlüdür (4 dörtlük, 9/79-80)
Bendeki yaralar türlü türlüdür (5 dörtlük, Zile/436)
Ýmam Hüseyn’in kaný nice oldu (6 dörtlük, 9/69-71)
Deðdi þu sineme ne daðlar oldu (5 dörtlük, 8/30-31)
Hýþm ile yýldýrým þeytana düþtü (5 dörtlük, 3/9-10)
Mihman canlar yüzüm basa geldiniz (5 dörtlük, 7/99)
Koyduðu yollara gitmiyor talip (5 dörtlük, 9/100)
Pýnarý baþýndan baðlasanýz (6 dörtlük, Zile/9-10)
Hani bizim dehmenimiz ilimiz (5 dörtlük, 9/92-93)
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz (6 dörtlük, 12/97-98)

A.adar
11-10-2006, 05:02 AM
SADIK ABDAL

XV. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Dimetoka’da yaþadýðý Seyit Ali Sultan (Kýzýl Deli)’nýn müritlerinden olduðu rivayet edilir. Aruzla þiirler yazdýðý ve bunda da baþarý saðladýðý göz önünde tutulursa, Arapça ve Farsçaya vakýf olduðu ve tahsil gördüðü anlaþýlýr.

Yayýmladýðýmýz þiiri Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lün kalýbýyla ve gazel kafiye düzeninde 10 beyittir.

Boþ deðildir þu âlemde her biri bir kâra mest
Ýns ü cinni yok ademde kalmamýþ envâre mest

Þeytaný boþda komuþdýr Hak Habib-i Zülcelâl
Nemrudý yarattý ana harici fi’n-nara mest

Hak kelâmýn bile bile ketm idilse bir kiþi
Evliyâlar kabul etmez billahi ol nûra mest

Ayat-i âdem safidir hulkýmýz Hazret-i Þit
Egnine bir hülle giyen Haydar-ý Kerrar’a mest

Ârif isen ey birader ilmini mürþidden al
Mürþid-i kâmil olanýn arzusu dîdara mest

Evliyâlar enbiyâlar ceddim Ýbrahim Halil
Tâcý nâme bahþ olunca mail oldu nura mest

Hak Habib’ine mi’racda namazu bahþ eyledi
Kuduretden tevhid indi tevhid-i kerrara mest

Doksan bin kelam danýþdý Hak Habib ü’l-mürselin
Þu’lesi kýrk pâre oldu cümlesi Zinnur’a mest

Hüsn-i caný birdir amma hulku huyu bir deðil
Kimisi Ali’yi sever kimisi katara mest

Evliyâlar enbiyâlar serefrazý Þahýmýz
Bu SADIK ABDAL bîçâre Hazret-i Hünkâr’a mest
(4 / 45-46)


SEFÝL ABDAL

XIX. yüzyýlda yaþadýðý tahmin ediliyor. Þiirlerindeki ifadelerden samimi bir Bektaþi olduðu anlaþýlýyor. Baktaþi kültürüne vakýf birisidir. Þiirleri teknik yönden iyi olan Sefil Abdal’ýn, terimler bir kenarda tutulursa dilinin sade olduðunu söyleyebiliriz. Elimizdeki þiir, 5 dörtlüktür ve 11 hecelidir.

Vücudum þehrini seyran eyledim
Girdim ol þehire þahlar þahý var
Üç yüz altmýþ altý sokak yokladým
(Gördüm) dört yüz kýrk dört min dergahý var

Ol þarýn (içinde) yaptýðým yapý
Hem Þah-ý Merdan’dýr taptýðým tapý
Arþullah’a çýkar ol yedi kapý
Ol yedi kapýnýn yetmiþ harfi var

Ol þarýn içinde men yari gördüm
Gaziler dilinde Ümran’ý gördüm
Her ne yana baksam meyhane gördüm
Meyhane kündünün Beytullah’ý var

Ol þarýn içinde çoktur oyaktýr
Bir köyü var yetmiþ iki boyaktýr
Þeriat tarikat ma’rifet haktýr
Gördüm hakikatin doðru rahý var

Bir camisi vardýr bin bir direkli
Birgün o da mü’minlere gerekli
SEFÝL ABDAL binmiþ altý buraklý
Kazasý mümkündür eyvallahým var
(20/192-193)


SEHER ABDAL

A.adar
11-10-2006, 05:02 AM
SEHER ABDAL

Þiir tekniði oldukça iyidir. Gerek aruz gerekse hecede ve ele aldýðý konuyu yansýtmada baþarýlý bir þairdir. XVI. Veya XVII. yüzyýlda yaþadýðý tahmin ediliyor.
Aþaðýya kaydettiðimiz þiir 7 dörtlük olup 8+7=15 heceli bir divani þiirdir. Þiirde Seher Abdal, samimi bir Bektaþi olarak karþýmýza çakar.

Pîþ(i)vâ olup âlemde yol tarîk ta'lim eden
Miskiniyim ol sultanýn kulu derviþ den bana
Erenler er derdi ana verip ikrârýn bilene
Kadîm et dest-i damanýn eli derviþ den bana

Sýðýnýrým Sübhan'ýnýma suçuma kalmaz deyi
Nutk-ý Gani sýrr-ý Settar yüzüme gelmez deyi
Ýþbu demde aðlamayan o demde gülmez deyi
Nâ-þâd akar dü-çeþmimden seli derviþ den bana

Nice canlar dü âlemde ber-murad almýþ durur
Veçhini bildirmiþ ana kendini bilmiþ durur
Sen Hakk'ý hazýr görmezsen Hak seni hazýr görür
Evsiz sanman bu dükkaný dolu derviþ den bana

Bir yare ki azgýn ola melhem koya teniye
Yareyi bilmeyen tabip zor eder ki emleye
Ahmak oldur dü-cihanda beþ gün için gam yiye
Dilemem dünya devleti malý derviþ den bana

Tabip eydür bir kuluna kendi vere yarayý
Sen yarayý aziz tut ki bir gün bulur çareyi
Bu felek gafil göçürür çok uzatma arayý
Günbegün pîre yakýn et yolu derviþ den bana

Ben garibim þehr içinde yalvarýp ilâhýma
Kullukta isyaným çoktur kalmaya günahýma
Bir amelim yaramazsa erenler dergahýna
Giyinmem hýrkayý tacý þalý derviþ diyen bana

SEHER ABDAL seher ile Hakk'a secde kýldýðým
Uzak deðil "ayn-el-yakin" Hak özümde bulduðum
Acep dostlar bildi m’ola ki melâmet olduðum
Neynerim ar-ý namus arý derviþ diyen bana
(Zile/350-351-352)


SERSEM ABDAL

Hakkýnda kaynaklarda bilgi bulamadýk. Elimizdeki iki þiiri iki ayrý cönkte (Zile Cöngü, ve 32 numaralý cönk) kayýtlýdýr. Þiirlerindeki üsluba bakacak olursak XIX yüzyýlda yaþadýðýný söyleyebiliriz. Kullandýðý kelimeler ve þiir þeklinden tahsil görmüþ biri olduðu anlaþýlmaktadýr.
Ýlk þiir, 3+4 mýsralý bentlerden oluþmuþ 4 bentlik bir þiirdir. 14 heceli olmakla beraber, hüznün verdiði duygu yoðunluðundan dolayý, zaman zaman mýsralarda ölçü saðlamlýðý yitirilmiþtir. Ýkinci þiir ise 5 dörtlük ve 11 heceli bir þiirdir.

Bu gamlý gönlümü ahu giryan eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
Þah-ý merdan Ali'ye bunlar garaz eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kerbelâ çölünde) Yigirmi dört bacýyý bunlar üryan eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþen Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

Bu gamlý gönlümü ahu giryân eyledi
Ehl-i beyt-i hanedana bunlar neler eyledi
(Kufe þehrinde) Eba müslüm çocuklarý bunlar pâre (pâre) eyledi
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti

SERSEM ABDAL Yezid'e be-gayet lanet be–gayet
Ta ezelden onlar etti Ali evlada hýyanet
Çoluðuna çocuðuna lanet bin lanet
Ýbn-i Mülcem Zülcevþem Mervan'ý bileydi
Adi soran lanetidür lanetidür laneti
Her kim Yezid'e sýdkýnan lanet ederse
Ýnsin Hakk'ýn yüz bin rahmeti
Zile/79-80

x x x

Tevellâyý Ýmamlardan getirdim
Tavafýn kabuldür abdal dediler
Kýrklar ile bir meydanda oturdum
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Hýzýr elim aldý arþa götürdü
Bir saatte Kerbelâ’ya yetirdi
Öldüm de melekler þerbet getirdi
Dediler dediler sersem dediler

Miraç geceleri erkân kuruldu
Gökteki melekler hep yere indi
Þükrolsun dilekler hep kabul oldu
Tavafýn kabuldür abdal dediler

Ali’m Düldül’üne binmiþ sâr vurur
On sekiz bin âlem mevcut görünür
Alîm Allah þah’ým tacýn bürünür
Tavafýn kabuldür abdal dediler

SERSEM ABDAL der ki bu yolun sýrdýr
Ali’m serdir Muhammed ...... nurdur
Aþk ile muhabbat sýdk ile yardýr
Dediler dediler sersem dediler
(32/53)


TESLÝM ABDAL

Pir Sultan Abdal kadar olmasa da Alevi-Bektaþilerce tutulmuþ hemen her cönkte Teslim abdal’ýn þiirlerine yer verilir. Teslim Abdal, XVII. yüzyýlda yaþmamýþtýr. Asýl adý Mehmet olup IV. Murad’ýn Baðdat seferine katýldýðý söylenir. Yeniçeri ocaðýnda Halife Babasý mertebesine yükselmiþtir. Alevi-Bektaþi þairleri içinde mümtaz bir yere sahiptir. Hakkýnda pek çok çalýþma yapýldýðýndan biz burada sadece arþivimizdeki cönklerde kayýtlý þiirlerden söz edeceðiz.

Aþaðýda ayaklarýný, dörtlük sayýlarýný ve cönk numaralarý ile bulunduklarý sayfalarýný kaydettiðimiz þiirler 2, 3, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 20, 32 numaralý cönklerde bulunmaktadýr. Þiirlerin sayýsý toplam 38’dir. Ancak bunlarýn 5’i mükerrerdir.

Bu nefisler güri deðil dünyada (7 dörtlük, 10/101-102
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 2/19-20)
Küfür m’ola iman m’ola (6 dörtlük, 7/24-25)
Küfür m’ola iman m’ola (7 dörtlük, 11/7-8)
Uðrumuz açýk ola bu demde (4 dörtlük, /214-215)
Erin ere yolu düþ gelir böyle (5 dörtlük, 6/19)
Düþünüp de hayrýn þerrin bilsene (5 dörtlük, 11/3-4)
Üç yüz altmýþ dal üstüne (7 dörtlük, 2/70-71)
Ne yaman ucuzluk var bu geliþte (11 dörtlük, 7/176-178
Ben de þunda bulamadým meþayýh (5 dörtlük, 7/78-79)
Ýçmesinler tütün gibi murdarý (5 dörtlük, 7/112-113)
Ali evlâda iman eyle gör fakî (5 dörtlük, 12/34-35
Kulak verip dinlemeli (5 dörtlük, Zile/270-271)
On iki Ýmam Ali Ali (9 dörtlük, 7/149-151)
Kýlavuzu neylemeli (5 dörtlük, 9/119)
Ýki gözün var görsün ite dökme yemeðini (5 beyit, 11/4-5)
Girledi girledi gitti (5 dörtlük, 7/227-228)
Eðer bülbül isen gonca güle bak (5 dörtlük, 9/155)
Küþâde sarhoþ oldu da kaldý taþ ayýk (5 dörtlük, 7/78-79)
Dillere düþüp de yalan biz olduk (7 dörtlük, 7/80-81)
Dahî onlardan gayrý kimim var benim (7 dörtlük, 12/22-23)
Gün zevale indi sarardým soldum (5 dörtlük, 6/23-26)
Can cana inanmaynan (5 dörtlük, 6/18)
Salavat vermeyinen (5 dörtlük, 2/18)
Selâvatý virmeynen (5 dörtlük, 11/2-3)
Zerafet söyleyip gülmeden sakýn (5 dörtlük, 7/172-173)
Boþa bizi söyletirler (5 dörtlük, 11/5-6)
Dýþ, yüzden esen yel bana neyler (5 dörtlük, 10/105)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 3/46)
Ýbtida insandan rehber isterler (7 dörtlük, 32/7-8)
Sevdiði yer olmayýnca, sanki oda daðlanýr (5 beyit, 11/9-10)
On beþinde kâmile eriþen ay deðil midir (5 dörtlük, 6/5)
Dinle sana derim o nasýl erdir (6 dörtlük, 6/4)
Evliyâya övkünüyor (12 dörtlük, 10/99-101)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 2/17)
Bizi burda bilir yoktur (5 dörtlük, 11/1-2)
Hikmetine þükr ederim Ya Ýlahî çok þükür (9 dörtlük, 20/96-99)
Lâ’net taþýdýr, lâ’net oku (5 dörtlük, 10/77-78)

A.adar
11-10-2006, 05:07 AM
VÝRANÃŽ ABDAL

Viranî Abdal, yedi büyük Alevi-Bektaþi þairi (Nesimî, Fuzulî, Hataî, Pir Sultan, Kul Himmet, Yeminî, Viranî) nden birisi olan Viranî’den baþkasý deðildir. Çünkü cönklerde þiirlerin baþýnda VÝRANÃŽ ABDAL denildikten sonra NUTKU VÝRANÃŽ ibaresi konulmaktadýr. Sözgeliþi; 26 no’lu cöngün 11 sayfasýnda böyle bir ibare vardýr. Viranî az da olsa bazý þiirlerinde Viranî Abdal Mahlasýný kullanmýþtýr. XVI. yüzyýlda yaþayan ve Balým Sultan’a baðlý olan Viranî, þiirlerinde Hurufî inancýnýn tezahürü olarak pek çok ibareye yer vermiþtir.

1, 2, 4, 7, 10, 12, 13, 20, 22 ve 32 numaralý cönklerde Viranî’nin 34 þiiri kayýtlýdýr. Ancak bunlardan 20 farklý þiirdir. Yani 14 þiir mükerrerdir.Þiirlerin ayaklarý, dörtlük sayýlarý ve cönk numaralý ile bulunduklarý sayfalar þunlardýr:

Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 12/70-71)
Aldýðý hem sattýðý dükkânýna (5 beyit, 20/148)
Yazýlmýþ sadr Bismillaha cemalin Vedduhasýna (3+2’lik 5 bent, 20/26-28)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 20/142-143)
Gider küfrü deli bul Nuh-u necatý (5 beyit, 12/66-67)
Fenâdan maksut uþ bulmak bekâyý (5 beyit, 12/63-64)
Fenadan maksud uþ bulmak bekâyý (4 beyit, 20/141-142)
Sinesinde eðlenir gönlüm, sayesi sevda gibi (5 beyit, 1/63-65)
Saklarým aþkýn gönülde genc-i pinhaným gibi (5 beyit, 1/63)
Hem dahi Þah-ý evliyasýn Ya Muhammed Ya Ali (7 beyit, 13/14)
Þehîdim Þâh evliyâsýn Yâ Muhammed Yâ Ali (7 beyit, 12/75-76)
......................... kem görmez inan yoktur kemâli (5 beyit, 20/148-149)
“Velegat Kerremna” âdem deðil mi (10 beyit, 20/135-136)
Malým mülküm bu arada Ali’den gayrý kimsem yok (11 beyit, 2/108-109)
Malým mülküm bu arada Ali’den gayrý kimsem yok (11 beyit, 1/65-67)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa’dan dönmenem (9 beyit, 20/38-40)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa'dan dönmezem (5 beyit, 7/226-227)
Çün þehadet eylemiþem Mustafa’dan dönmezem (8 beyit, 32/38)
Hakk’ý buldum cismi can eyledim (5 beyit, 20/150)
Hakk’ý bildim cismi can eyledim (5 beyit, 12/72)
Hakk'ý bildim cismimi can eyledim(6 beyit, Zile/147)
Aliyyü’l-Murtaza ol Þah-ý merdan (5 dörtlük, 7/11-12)
Hakikat cismime bil can-ý canan (Sicilleme 20 mýsra, 20/5)
Hasan'dýr ki Þah Hasan'dýr Þah Hasan (5 dörtlük, Zile/126-127)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 4/48)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 13/14-15)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (5 dörtlük, 20/2-3)
Þah Hasan’dýr Þah Hasan’dýr Þah Hasan (22/11-12)
Dilersen göresin ayn-ý zatýn (9 beyit, 2/105)
Þâh Muhammed Takî’dür tâc-ý serimde Þâh var (5 dörtlük, 10/10-11)
Dinle imdi Mustafa’dan arifler ey þehriyar (Sicilleme 20 mýsra, 7/16-17)
Dinle imdi Mustafa’dan arifler ey þehriyar (Sicilleme 20 mýsra, 20/10-11)
Cevabýmdýr cevap Hak mukarrer (5 beyit, 12/2-3)
“Muhitün külli þey’in” deryaya düþdü (17 beyit, 2/ 110-112)
"Lâ fetâ illâ Ali"dir þahýmýz merdânýmýz (9 beyit Zile/147-148)


Kaynaklar:
Doðan Kaya Arþivindeki cönkler (1-35)
GÖLPINARLI, Abdülbaki (1977), Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri, Ýstanbul.
KAYA, Doðan (1990), Þairnameler, Ankara.
KAYA, Doðan (1994), Sivas’ta Âþýklýk Geleneði ve Âþýk Ruhsatî, Sivas.
KÖPRÜLÜ, M. Fuad (1989), Edebiyat Araþtýrmalarý 2, Ýstanbul.
ÖZMEN, (Ýsmail 1998), Alevi-Bektaþi Þiirleri Antolojisi, C. 1-5, Ankara.

asli_33
11-10-2006, 05:32 AM
Adar can konu için teþekkürlerde ayný konuyu iþlemiþiz ...maalesef..
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=830
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=4084

Rojaazme
11-10-2006, 05:53 AM
yüregine saðlýk can

*Can*
11-10-2006, 06:12 AM
Sayýn asli_33 ve A.adar açtýðýnýz konular tek baþlýk altýnda birleþtirilmiþtir.
Saygýlar...

alihikmet çakýr
11-11-2006, 04:36 PM
ARKADAÞLAR SÝZÝ KUTLARIM GÜZEL KONULARA DEÐÝNMÝÞSÝNÝZ.TEÞEKKÜRLER

asli_33
24-11-2006, 02:41 AM
M. Þakir Ülkütaþýr

Anadolu Etnografyasýna Ait Araþtýrmalar: Abdallar -Coðrafi daðýlýþlarý, etnik menþeleri, içtimai hayatlarý-

Abdallar, ekseriyetle yerleþik ve kýsmen göçebe bir halde yaþayan Alevi-Kýzýlbaþ zümrelerinden biridir. Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde bir takým Abdal köyleri, müteferrik yýðýnaklarý, yani obalarý vardýr. Göçebe Abdallar, yýlýn muayyen mevsimlerinde yer yer dolaþarak, köy kýyýlarýnda geçici olarak otururlar. Güney, Batý ve Orta Anadolu baþlýca coðrafi daðýlýþ yerlerini teþkil eder. Bununla beraber, Antakya ili, Abdallarýn en çok yurt tuttuðu bir bölgedir. Bu bölgedeki Zeytinköyü, mühim Abdal merkezlerinden biridir. Abdallarýn sayýsý, bütün Anadolu’da 30-40 bin kadar tahmin edilmektedir.

Abdallar, soy itibariyle Türkmendirler. Bugünkü Anadolu Abdallarý -Tahtacýlar, Çepniler daha doðrusu bütün Anadolu Kýzýlbaþlarý gibi- Babai Türkmenlerinin bakýyeleridir. Binaenaleyh bunlarý, dili ve soyu bütün bütün baþka olan Çingenelerle akraba veya yurt tutmuþ Çingene gibi telakki etmek katiyyen doðru deðildir. Halk bunlarý elek, sepet yapmak; bir kýsmý da göçebe olmak bakýmýndan Çingene addeder. Mesela: Abdallara Güney Anadolu’da “Çingene”, Doðu Anadolu’da “Elekçi” derler. Kuzey Anadolu’da ise Elekçi daha çok Gregoryen Ermeni Çingenelerine denilir. Konya ve dolaylarýnda da Abdallara “Carcar” adý verilir (Halk dilinde Carcar “Ýlahi söyleyerek dilenen” kimseye derler; dilenci derviþ demektir). Binaenaleyh, halkýn -aslýnda Türk soyundan olan- Abdallar hakkýndaki bu umumi ve pek basit telakki tarzý, ilmi bir mana ve mahiyet taþýmaktan çok uzaktýr.

Anadolu’da eskiden beri yerleþmiþ Abdal oymaklarý vardýr. bugünkü Abdallar kendilerinin, haklý ve doðru olarak, Türk ýrkýndan ve Ýslam olduklarýný ifade ederler. Bu ifadelerine ilave olarak da, ulu ve aziz saydýklarý “Kara Yaðmur”un reisliði altýndaki “Horasan Erleri” (Güney ve Doðu Abdallarý ise, Oðuzlardan “Beydili” boyu) ile beraber Anadolu’ya geldiklerini ýsrarla söylerler.

Abdallarýn dilleri Türkçedir. Vakýa söz arasýnda dinleyenlere pek yabancý gelen bazý söz ve deyimler kullanýrlar. Þu kadar var ki, kullandýklarý bu söz ve deyimler, baþka bir dile ait olmaktan ziyade kendilerince uydurulmuþ argo mahiyetinde, birer söz veya deyimdirler. Yani bir sözü karþýsýndakinden saklamak isterlerse -ki bilhassa mezhebi sýrlarný gizlemek için böyle konuþma tarzýna daha çok baþvururlar- bu söz ve deyimleri laf arasýna karýþtýrýrlar, cümleleri anlaþýlmaz bir hale sokarlar. Abdallar, biraz da küfürbaz insanlardýr.

Abdallar, muhtelif zanaatlar yapar; iþ tutarlar. Bir kýsmý -bilhassa erkekleri- davul, zurna çalar; köçeklik, elekçilik, sepetçilik yapar. Bu arada köylünün saban, týrpan, orak, bel ve nal gibi ziraat aletlerini de yaparak demircilik veya nalbantlýk yaparlar. Ýçlerinde doðrudan doðruya çiftçilikle uðraþanlarý pek azdýr. Hasad mevsiminde ýrgatlýk, mýsýr kýrma ve bað bozumu zamanlarýnda iþçilik yaparak ve “Kýrf” toplayarak maiþetini temin edenleri vardýr. Kýrf, Abdallarýn bir tabiri olup, esasý þudur: Buðday biçilirken tarla kenarýna üþüþen Abdallar, bir davul-zurna faslý yaparak tarla sahibini eðlendirir ve giderken de tarlada yere dökülen baþaklarý toplayýp hurçlarýna doldurur, böylece her tarlaya uðrar ve Kýrf ederler. Diðer mahsullerin hasad zamanýnda da bunun týpkýsýný yaparlar.

Bir kýsým Abdallarýn sünnetcilik, kasaba ve bilhassa köylerde dilencilik, gizli olarak da üfürükcülük, hekimlik baþlýca maiþet vasýtalarýný teþkil eder. Hekimlik yapan Abdallar, kýrlardan topladýklarý otlarla türlü ilaçlar yaparak satarlar ve köylüler de bu ilaçlarý baþaðýrýsý, mide ve karýn aðrýsý, çeþitli deri hastalýklarýnda kullanýrlar. Abdal hekimleri bunlardan baþka kulunç kýrarlar, kan alýrlar ve daha bir çok hastalýklarý saðaltma ile de uðraþýrlar. Bu yoldaki bütün bilgi ve saðaltma usulleri de tecrübe esasý üzerinedir.

Güney Anadolu’daki Abdallardan bir kýsmý, bu arada “Tencili Abdallarý” kuyumculuk ve cambazlýk (at alým-satýmý) ile Kazancý adý verilen Abdallar da bakýr kap-kacak yaparak geçinirler. Güney Anadolu’daki bu Abdal zümrelerinin oymak ve zenaatleri hakkýnda rahmetli Ali Rýza (Yalman)’ýn “Cenupta Türkmen Oymaklarý” adlý eserinde de ayrýca þu malumata rastlamaktayýz: “Fakçýlar (av avlýyan Abdallar), Tencili (cambazlýk ve kuyumculuk yapan Abdallar), Beðdili (Türkmenlere yamak ve yarýcý duran Abdallar), Gurbet veya Cesis (sepet, küfe yapan Abdallar; bunlar tam göçebedirler), Karaduman (Ýbrahim Paþa’nýn Ýskan Beyi’ne Mýsýr’dan gönderdiði kalabalýk bir musiki ve raks heyetlerinin bakýyyesi olan Abdallar) Abdallarý”.

Abdallar, Anadolu Türkmenlerinin profesyonel muzýkacýlarýdýr. Sünni köylü taassubu çalgýyý, türküyü Abdallara terk etmiþtir. Onlar, yani Abdallar, Türk Halk Musikisi ve Raks (Oyun) kültürünü sadakatle devam ettirmektedirler.

Diðer Alevi zümreler gibi Abdallar da Sünni köylüler ile karýþmazlar; kýz alýp vermezler. Esasen, Sünni köylüler tarafýndan, mezhep ayrýlýðý dolayýsý ile olsa gerek, bunlar yadýrganýr. Abdallar içtimai hayat itibariyle ötekilerden yani Tahtacýlar, Çepniler gibi Alevi zümrelerden daha kalender, daha açýk ve harabatidirler. Bir çok kýzlarý köy aðalarýnýn evlerinde hizmetçilik eder; bazýlarý da kapatma gibi yaþarlar. Kadýnlarýnda tesettür (örtünme) yoktur. Alevi kadýnlarý Sünni erkeklerden kaçýnmak isterler. Abdal kadýnlarý ise herkese karþý açýktýr. Bunlar esmer yüzlü, kavruk ve týknaz vücutludurlar. Giyiniþleri “Avþar” kadýnlarýnýn giyimlerinin hemen ayný gibidir. Çok çalýþkandýrlar. Çocuklarýný bir týrba içinde veya iple baðlý olarak sýrtlarýnda taþýrlar

asli_33
24-11-2006, 02:42 AM
Abdallar mezheb itibariyle “Alevi-Caferi”dirler. Abdallar ile köy Bektaþileri, Çepniler ve Tahtacýlarýn “Ayin-i Cem”leri hep birdir. Cem ayini için ekseriyetle uzun kýþ geceleri, bilhassa Zemheri (Zemherir)’nin ortalarý ve yirmi yedinci gecesi seçilir.

Köyün etrafýný beklemek üzere “Gözcü” adý verilen canlar gündüzden ayrýlýr. Gece olunca, ikrarý alýnmýþ köy veya oba halký ayin yapýlacak olan yerde, ekseriyetle “Baba”nýn evinde, toplanýrlar. Ayin zamanýnda halký toplayan kimseye “Pervane” denilir. Bu sazlý-sözlü Ayin’e, kadýn ve erkek müþterek olarak katýlýrlar.

Ayin esnasýnda, “Baba”, yüksekçe bir minderin üzerine oturur. Ellerini dizlerine dayar, kollarýný açar; her giren kapýnýn önünde boyun keser, dikilir; Baba, destur eder, gelir Baba’nýn avucunun içini öper, çekilir. Tekrar destur olur oturur.

Abdallar, ayinleri esnasýnda yaptýklarý raksa “Samah” (Sema) derler. Samahta Bacýlar (yani kadýnlar) bir tarafa, erkekler diðer tarafa karþýlýklý olarak otururlar.

Ayin-i Cem’i, “Yasacý” idare eder. Yasacý, bir bacýya ünler, yani seslenir; kimi iþaret etmiþ ise, kadýn gider o erkeðe niyaz eder, raksa kalkarlar. bu raks, kadýn-erkek aralarýnda daima kýsa bir mesafe muhafaza edilmek suretiyle karþý karþýya yapýlýr. Önce “Aðýrlanma” oynanýr. Oyun esnasýnda kadýn ile erkek arasýnda bir metre kadar bir mesafe bulunur; ne eller ne de vücud birbirine temas eder. Samah, yüzler ocakta yanan ateþe kýsmen dönük olarak yapýlýr.

Aðýrlama’dan sonra “Yeldirme veya Yürütme” raksý gelir. Yeldirme, oyunun hareketli kýsmýný teþkil eder; yani oyun burada kývrak bir hal alýr. Abdallar, yeldirme raksýna “Çark (Çarh)’da derler. Çünkü oyunun hareketli kýsmýnda Çarh edilir, dönülür. Bu oyun da bitince çiftler yerlerine otururlar. Sonra Yasacý, baþka çiftleri raksa kaldýrýr.

Bu esnada, öteki Bektaþilerin “Ayin-i Cem”lerinde olduðu gibi “Demler” alýnýr, “nefesler”, “saðular” ve “ilahiler” okunur, sazlar çalýnýr. Sazý çalan ve nefesleri okuyana “Guyende” derler. Guyendeler, kendi aralarýnda mevcut olan ananevi menkýbe ve destanlarý sazlariyle çalar, söylerler. Raks da bu þekilde devam eder. Guyendeyi herkes büyük bir huþu ile dinler. Ayin esnasýnda en çok “Hatayi (Þah Ýsmail Safavi), Pir Sultan Abdal, Kul Himmet”’in nefesleri -derin bir hürmetle- okunur. Saz, eðer bulunursa, iki üç tane de olur.

Ayin sýrasýnda “yol erkâný”ndan,”Kerbela faciasý”ndan bahsolunur. Ayin-i Cemi idare ile vazifeli olan Yasacý, taþkýnlýk edenleri önler; yüksek sesle konuþanlarý susturur. Sakilik edecek, Samah’a katýlýp raksedecek olanlarý seçip “Meydan”a gönderir. Yasacý’nýn ve Baba’nýn emirleriyle kadýnlar da iþaret kullanýrlar; sakilik eder ve samah yaparlar. Her erkek istediði kadýný Samah’a çaðýrýr ve bu davet de kadýn tarafýndan reddedilemez.

Sakilik edecek kimse önce “dem-içki” tablasýnýn kenarýna ellerini koyup boyun keser (hafifçe eðilir); sonra Baba’nýn önüne gider boyun keser, geri dönüp herkese “dem” sunar.

Bu ayinlerde, uzaktan sanýldýðý -daha doðrusu Sünnilerin bir hayal mahsulu olarak uydurduðu- gibi “Mum söndürmek = Ýç ayini” denilen ve edep, ahlak harici iþ ve hareketlerden hiçbirinin olmasý imkâný yoktur. Çünkü, Ayin-i Cem’lere girebilmek için mutlaka evli olmak, yol ve erkân vazifelerine ikrar vermiþ, girmiþ bulunmak lazýmdýr, þarttýr. Bunlar arasýnda bacýlarýn (kadýnlarýn) namusu yine mutlak surette emniyet, itimat altýndadýr. Ayin-i Cem sýrasýnda “hak erenler”in ruhaniyeti de hazýr bilindiði için ufak bir saygýsýzlýk dahi yapýlmaz, yapýlamaz.

asli_33
24-11-2006, 02:43 AM
Ayin-i Cem’lerin sonunda gündüzden hazýrlanmýþ olan yemekler yenilir, Gülbank’ler çekilir. Ayin bu suretle sabaha kadar devam eder. Tanyeri aðarmaða baþlayýnca herkes manevi bir haz, huzur ve neþe ile ayrýlýr.

Abdallar, sofiyan erkânýnýn adap ve þartlarýndan bahseden “Risale-i Þeyh Safiyüddin Erdebili” adlý yazma bir kitaptan baþka “Menakib-i Evliya” denilen ve erenler, evliyalar hakkýnda düzülüp koþulmuþ bir çok epik manzumeleri ihtiva eden “mecmua”larý da kutsal tutarlar. Bunlardan bilhassa “Hatayi (Þah Ýsmail)”, “Abdal Musa” ve “Kaygusuz Abdal” taraflarýndan söylenmiþ nefeslere, menkýbelere daha fazla bir deðer verilir ve bunlar saygý ile terennüm edilir.

Abdallar -öteki Anadolu köylü Sofiyan Sürekleri ve Bektaþileri gibi- vaktiyle Hacýbektaþ merkezindeki Çelebi’leri, Dede-Baba’larý manevi metbu sayarlardý. Abdal Dedeleri, Hacýbektaþ Çelebisinden izin almadan yapamazdý. Bununla beraber, Konya ve Adana gibi merkezlerdeki büyük Dedeleri vasýtasiyle Çelebilere yaklaþabilirlerdi. Konya’daki “Kara Yaðmur Dede” Horasan soyuna baðlý ve kutsal sayýlan bir ulu kiþi olarak tanýnmýþtýr.

Bugün Türkiye sýnýrlarý içinde bu gibi mezhebi ayinler bir kanunla yasak edilmiþtir. Fakat, sürekli bir kontrolden uzak kalan Alevi zümrelerce bu tarihi ve mezhebi ayinlerin gizlice yapýlmakta olduðunu da zaman zaman gazetelerde okumaktayýz.

Burada etnik anlamda, Abdal sözü ile ilgili birkaç atasözü ve deyimi de kaydederek yazýmýza son verelim:


· Abdaldan paþa, tahtadan maþa olmaz.

· Abdal ile döðüþmeyince kasnak baþa geçmez.

· Ak anamýn (nine-yenge) sözü, Abdalýn sazý. (Baþkanda- Beyþehir- Konya)

· Abdalýn daðarcýðýndan ne düþer.

· Abdalýn bir ekmeði var, ha karnýnda ha koynunda.

· Abdalýn korkaðý, taþýn büyüðüne sarýlýr.

· Abdala da sýtara (sevimlilik) gerek. (Kocaeli)

· Abdal Horasan’ý geçti, sen tarikat arýyorsun.

· Abdal düðünden, çocuk oyundan usanmaz.

· Abdalýn karný doyunca gözü yolda olur

asli_33
24-11-2006, 02:43 AM
Ali Aksüt

Abdallarla Ýlgili Notlar

Gerek konar göçerlikleri, gerekse yaptýklarý iþler. Bazý yerleþim yerlerinde dýþlanmalarý. Toprak edinmeye çalýþmamalarý, yaptýklarý iþin raðbet görmemesi, kendi aralarýndaki çeliþkiler gibi birçok nedenle Abdallar sürekli yer deðiþtirmiþler.

Bulunduklarý kent ve kasabalardaki en uç, en elveriþsiz yerleþim yerleri genellikle Abdallara ait.

Birçok yerleþim yerinde, çalgýcýlýk dýþýnda iþler yapan Abdallar ekonomik yönden güçlenmiþler. Bu kesim, Abdallýðýný çoðu yerde gizliyor. Çalgýcýlýk, bohçacýlýk, sepetçilik gibi iþler yapan Abdallarýn oturduklarý evler, alabildiðine elveriþsiz, baraka, gecekondu arasý yapýlar.

Toprak edinmede geç kalmalarý ve yaptýklarý iþler nedeniyle sýk sýk yerleþtikleri köy, mahalle ve mezralar boþalýyor. Ya topluca bir yere ya da deðiþik yerlere yerleþiyorlar. Onun için dün Abdal köyü denilen yerde karþýnýza Abdal çýkmayabilir. Çingene olarak tanýnan topluluk da birçok yerleþim yerinde Abdallarla iç içe yaþýyor. Kürt Abdalý diye anýlan grup için ise Abdallar; onlar Abdal deðil, ancak ayný iþi yaptýklarý için öyle anýlýyorlar diyorlar.

Bu makalede, Alevi bir grup olan Abdallarýn yaþadýðý ve bizzat gezdiðimiz yerleþim yerlerinde onlarla ilgili edindiðimiz izlenimleri kaleme aldýk. Sýrayla onlarý aktaralým:

1. Silifke

Mersin tarafýndan Silifke’ye girip köprüyü geçince Konya-Mut yoluna girdiðinizde yolun iki baþýndaki esnafýn birçoðu Abdaldýr. Anadolu’nun dört bir yanýnda gezgin iken yüz yýlý aþkýn bir zaman önce Silifke’ye gelip Cýlbayýr köyü yakýnlarýnda bir yere yerleþmiþler, bað yapmýþlar. Cýlbayýr; Gülnar’a doðru 20 km. kadar gidince saðda 10 km. kuzeyde, bu köye gelip yerleþmiþler. Köyün eski yerlileri Yörükler tarafýndan köyden kovulmuþlar. Köyün çok yakýnýnda bir yere yerleþmiþler. Günlerden bir gün Cýlbayýr’da bir düðüne konuk olarak gitmiþler Köse adlý bir köylü Yörük bir Abdal kocasýnýn sakalýna Fanaz’ý[1] tutup yakýyor. Sakalý ütülen Abdal Gökbelen Yaylasý'nda (Silifke’nin 30 km. batýsý) Hacý Paþa’ya þikâyete gidiyor. Hacý Paþa köylüyü topluyor, yargýlýyor. Köse Hacý Paþa’ya “Abdal yedi yýlda bir tüler (yani tüylerini atar) O da geldi bizim üzerimize tüledi” diyor, barýþtýrýlýyorlar. Ancak köyde tutunamýyorlar. Demircilik yapan ve Hz. Davud'tan mesleði (demirlerin piri Davut peygamber diyorlar) sürdürüyoruz diyen Abdallar, Cýlbayýr’dan sonra tekrar gezginciliðe baþlýyorlar. Silifke’nin 10 km. batýsýnda Bahçederesi adlý bir köyün yakýnýna yerleþiyorlar. Yerleþtikleri yer verimli olunca, köylü Abdallarý buradan da kovuyor. Oradan Silifke Say mahallesine geliyorlar. Yerleþtikleri yere Kýptiyen mahallesi adý veriliyor. Kýptiler de gelip burayý yurt tutuyor. Gelenler demircilik, çalgýcýlýk, sünnetçilik, hamallýk gibi iþler yapýyorlar.

Halk demirci Abdallarýna Çingan adý veriyor (ses çýkaran). Þimdilerde yanlýþlýkla Çingen tanýmlamasý var. Dedeleri daha önce Antalya’dan Karayaðmurlu Ocaðý'ndan ve Hacý Bektaþ’dan geliyormuþ. Onbeþ yýldýr dedeleri gelmiyormuþ. “Bilgili dede gelse isteriz, rastgele dede de istemiyoruz” diyorlar. Þu an cem yapýlmýyor, cemevleri yok. Cuma akþamlarý evlerde toplanýp Menakýp-nâme okuyorlarmýþ. Þimdilerde o da yok. Muharrem Orucu'nu tutan küçük bir azýnlýk var. Aþure düzenli kaynatýlýyor. Bir kýsmý Ramazan Orucu'nu da tutuyor. “Ali bizim Þahýmýz, Kâbe Beytullahýmýz” diye baþlayan bir deyiþle cemlerde döndükleri semahý düðünlerde de dönüyorlar. Silifke’de 500 haneyi aþkýn olduklarý söyleniyor.

1.1 Sakallýlar

Silifke Say mahallesinde oturan Abdallardan bir kesite Sakallýlar diyorlar. Sakallýlar kurban kesmeye karþýlar. Her türlü kan akýtmayý ret ediyorlar. Oruç yemekle bozulmaz, tüm beden yýl boyunca oruç olmalý diyorlar. Oniki gün Muharrem Orucu'nu tutmuyorlar. "Yezid, Þimir, Hz. Hüseyin’i susuz koydu, Hüseyin kendiliðinden oruç oldu, biz de oniki gün oruç tutarsak, kendi kendimizin Þimir’i oluruz" diyorlar. Kadýný ana, büyük olarak bilip öne çýkarýyorlar. Ayaða kalkmak, kýyama durmak bir semahtýr diyorlar. Yere niyaz etmiyorlar. Malatya tarafýndan gelmeler.

asli_33
24-11-2006, 02:44 AM
2. Ýçel-Mut-Ortaköy

Mut Karaman yolu üzeri 5. km’de 40 hane 230 nüfuslu. Çalgýcýlýk, çiftçilik yapýyorlar. Mut Hisar-Göcekler köyleri arasýndaki Sarýbucak köyünün tümü Abdalmýþ. Çevre köylerde yaþadýklarý bir problem sonucu 1958’de göçüp Ortaköy’e gelenler daha önceden Ortaköy’de Abdallarýn yaþadýðýný söylüyorlar. Cemevleri yok. Her cuma akþamý (Perþembe) özellikle kýþ aylarý aksatmadan cemlerini yapýyorlar. Görüp öðrenmesi için ceme çocuk alýyorlar. Çalgýcýlýk ve çiftçilik geçim kaynaklarý. Dedeleri Mustafa Türkan. Köyde okul yok. Camileri var, köyden birkaç kiþi namaza gidiyor.

3. Malatya-Doðanþehir-Yuvalý (Þavikli)

Köy Suçatý istasyonunun 2 km. batýsýnda. Köye nereden ne zaman geldiklerini bilmiyorlar. Eskiden Zeynel Abidin Ocaðý'na baðlý olan ve Kel Halil köyünde oturan dedeler gelir, cem yaptýrýrmýþ. 20 yýl kadar önce cemi terk etmiþler. Önceleri geçim kaynaklarý çalgýcýlýk iken, þimdilerde kayýsý yetiþtiriyorlar. Köyde Þehit dedikleri bir ziyaret var.

4. Konya-Karaman

Karaman Otogarý’nýn 1 km. batýsýnda Fatih mahallesinde oturan Abdallar. “Biz Horasan’dan doðru Karaman’a gelmiþiz. Karayaðmurlu Ocaðý'na baðlýyýz.” diyorlar. Karaman’ýn Yeni mahallede oturan Abdallarý Seyyit Battal Gazi Ocaðý'ndan olduklarýný söylüyorlar. Dedeleri Hasan Ali Kuþ. Düzenli olarak dede evinde cem yapýyorlar. 40-50 hane kadar varlar. Pazarcýlýk yaparak geçimlerini saðlýyorlar.

5. Adana-Ceyhan

Aðýrlýklý olarak Fatih Sultan Mehmet mahallesi ve Caynak mahallesinde oturuyorlar. Büyük çoðunluðu Tencili Abdallarý. Malatya Yazýhan ilçesi Tencili köyünden, Tenci Baba’dan geldiklerini söylüyorlar. Osmaniye ili içinde bir bu kadar Tencili Abdalý var. Eskiden cm yaptýrmak için Malatya’dan Babo Dede geliyormuþ. Cemevleri yok. Uzun süredir cem yapýlmýyor. Bohçacýlýk yapýlýyor. Erkekler satýþa gittikleri minibüsü kullanýyorlar, satýþ iþini kadýnlar yapýyor. Çok çeþitli enstrümanlarý kullanýyorlarsa da çalgýcýlýk yapmýyorlar. Çok az sayýda boncukçuluk, diþçilik, demircilik, at arabacýlýðý, kalaycýlýk yapýyorlar. Sepetçilik yapanlarýn kendi aralarýnda konuþtuklarý bir argolarý var. Yazýn geziyorlar, kýþlarý Ceyhan’da geçiriyorlar.

6. Afyon-Çay-Yeþilyurt (Uyanýk)

Büyük çoðunluðu 80 yýl kadar önce Seydiþehir’den gelme. Devlet eliyle getirilip yerleþtirilmiþler. Köyün eski adý Uyanýk. Uyanýk adýný nereden aldýklarýný muhtar Ali Cankurt þöyle anlatýyor:

“29 Mart 1922’de Atatürk Konya, Akþehir, Çay çevresini gezmeye gelecektir. Bu tarihte gelmez ertesi gün þafak vakti Çay ilçesinin 3 km. doðusunda bulunan yerleþim yerinden geçerken yol kenarýnda ki Abdallarýn tümünün erkenden uyanmýþ ocaklarýný yakmýþ olduklarýný görür. Yanýnda bulunan ve çevreyi tanýtan görevliye yerleþim yerinin adýný sorar; 'Henüz bir adý yok Paþam' yanýtýný alýnca; Bu köy uyanýk, adlarýný Uyanýk olsun”

der. Þimdi köyün adý Yeþilyurt. Ancak Uyanýk adýný daha çok seviyorlar.

Seydiþehir’den gelen aileler Karahasanlar, Sarýsüleymanlar, Medolar ve Muratlar. Bir kýsmý Konya Kadýnhaný’dan Antalya Zeytinköy’e gitmiþler. Köy 300 haneyi aþkýn. Cemevleri yok. Buna raðmen her perþembe veya iki perþembede bir “Çerað Uyandýrma” iþlevini yerine getiriyorlar. Dedeleri Aksaray Ortaköy Kümbet köyünden geliyor. Bu dedelere Çölbulduk Ocaðý'ndanlar diyorlar. Soyadlarý Özbulduk. Seydiþehirden’de dede olarak Yaðmuroðullarý geliyormuþ. Cemlerde dem alýyorlar. Dem tek bir bardaktan tüm canlara sunuluyor. Kadýn, erkek ayrýmý yapýlmýyor. Kadýnlar bardaða dudaklarýný deðdirmekle yetiniyorlar.

asli_33
24-11-2006, 02:44 AM
Her yerde olduðu gibi Yeþilyurt’ta da cem içinde semahýn önemi büyük. Semah dönen bacýya "Saçlý", bacýyla birlikte semaha çýkan kardeþe "Taclý" adý veriliyor. "Saçlý" hangi "Taclý" ile semah dönecekse, elini o "Taclý"nýn baþýna koyar. Elini aðzýna götürür, sonra da erenler selamý þeklinde göðsüne götürür. Bu, Saçlý’nýn Taclý’yý semaha davetidir. Taclý ayaðýndaki çorabý çýkarýr, meydana çýkar. Saçlý’nýn kendisine Kemerbest baðlamasý için diz çöker. Kemerbest baðlanýrken dede bir dua okur, Kemerbest baðlanýr. Bacý ve kardeþ yere üç kez niyaz edip ayaða kalkarlar. Sað ayak baþ parmaðý, sol ayak baþ parmaðý üzerine getirilerek ayakta durulur. Bacýnýn eli göðsünde, Kardeþin eli yanlarda sarkýk durur. Cem Bülbülü (Âþýk-Kamber) “Gördüðünüz erkândýr, kollarý kaldýr” naðmesi üzerine Bacý ve Kardeþ ellerini semah edecek þekilde kaldýrýrlar. Semah baþlar. Semah sýrasýnda dedeye ve yanýndaki Âþýk’a sýrt dönülmez.

7. Kýrþehir

Abdallarýn yoðun olarak yaþadýklarý yerlerden biri de Kýrþehir. 1940 yýllarýnda Kýrþehir'e baðlý Yaðmurlu köyünden Kýrþehir Baðbaþý mahallesine gelmiþler. Gelenlerden bir boy Deveciler. Kýrþehirde Kürt Abdalý denilen bir grup var. Abdallar, bunlarýn Abdal olmadýðýný Bozok'tan gelme olduklarýný, alaturka saz çaldýklarýný, düðün çalgýcýlýðýnýn geçerli olduðu bir dönemde çalgýcýlýk yaptýklarýndan toplum onlarý Abdal-Kürt Abdal’ý diye adlandýrdýðýný belirtmekteler.

Kýrþehirde yaþayan Abdallar cem törenlerini unutmuþ gibiler. Önceleri dedeleri Yozgat’tan gelirmiþ. Dedelerine “Tozlular” derlermiþ. Ayrýca bu dedelere “Yeþil Bað Yakan” sülale de derlermiþ. Kýrþehir Akpýnar ilçesi Gýrtýl köyü tamamen Abdallardan oluþmuþ. Neþat Ertaþ’ýn annesi de bu köyden.

Türkmen geleneklerini halk arasýnda en iyi taþýyýcý Abdallar. Araþtýrmacý eski Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Adnan Yýlmaz “Dadaloðlu’na, Karacaoðlan’a yeni bir renk vermiþler”diyor. Cem yapýlamamasýna tek neden dede yokluðu. Dernek ve vakýflara kýzýyorlar.

"Eskiden düðünlere giderken sazýmýzý saklardýk" diyorlar. Bir düðün sahibi yýllar önce çevresindekilere:

– Abdallarý mý getirdiniz? Çalgýsýz yapamaz mýydýk, der.

Ayný kiþi 15 yýl kadar sonra çocuðunun düðününde;

– Artýk torunum saz çalýyor. Ninesinin de ayaðý gidiyor, demiþ.

Kendilerini kabul ettirmiþ olmaktan mutlular.

8. Keskin (Kartalýn Beli)

Halk Ozanlýðý geleneðini sürdürenlerden Keskinli Haydari; Keskin’in eski adý Kartalýn Beli’dir diyor. Eskiden Ankara-Bâlâ'dan Tozluoðullarý adlý dedeler gelir cem yaptýrýrmýþ. Uzun süredir gelmiyorlarmýþ. Keskin'de yaþayan Abdallarýn tümü müzisyenlik yapýyor.

Öne çýkmýþ çalgýcýlar;

Hacý Taþan Sazcý

Seyit Çevik Kemancý

Erol Cöke Kemancý

Metin Öge Zurna-kaval

Haydar Barýn Zurnacý

Þinasi Barýn Zurnacý

asli_33
24-11-2006, 02:45 AM
Kendi dýþýndakiler Abdallarý Türkmen Abdalý diye çaðýrýyor. Ayrýca Keskinli Abdallara Savruklu Abdalý da diyorlar. Bir kýsmý Denek Abdalý. Buraya Sivas ve Ankara Balýþeyh’ten gelmiþler. 150 yýlý aþkýn Keskin'de oturuyorlar. Keskin'de eskiden devecilik yapan Abdallara Kaçaköþekliler diyorlarmýþ.

9. Ankara-Polatlý

Horasan'dan Malatya, Sivas arasýna, orada bir süre konakladýktan sonra Polatlý’nýn Alikolan mezrasýna gelmiþler. Rus Harbi'nden sonra 1950 yýlýnda bir cinayet sonucu köy daðýlmýþ. Bir kýsmý Polatlý Cumhuriyet mahallesine bir kýsmý da Ankara Çincin, Altýndað, Aktaþ mahallelerine göçmüþler. Alikolan köyünde çiftçilik yapmýþlar. Ýkinci iþleri çalgýcýlýk imiþ.

Kýrýkkale’nin Elmalý köyünden Tozluoðullarý denilen dedeler gelip cemlerini yaptýrýyor. Cumhuriyet mahallesi Mithatpaþa caddesindeki cemevinde düzenli erkân altý denilen perþembe akþamlarý toplantýlarý yapýlýyor. Buna "Perþembelik" diyorlar. Erkândan geçiyorlar. Baba Cengiz Özdemir ibadetlerin tümünde bulunuyor. Görgü cemlerine "Baba" ve "Dede" birlikte girip ayný posta oturuyorlar. Görgüyü her yýl ocak ayýnýn ilk haftasýnda yapýyorlar. Oniki hizmet eksiksiz yürütülüyor.

Alikolanlý köyünde Ateþoðlu adlý bir türbe var. Burayý her yýl ziyaret ediyorlar. “Aslýmýz Türkmen’dir çevreden bize Teber derler” diyorlar. Eskiden kadýnlar Saya -üçetek- giyerlermiþ. Þimdi cem için kadýnlara üçetek yaptýrýyorlar. Alikolan Kültür ve Yardýmlaþma Derneði adý altýnda bir dernek kurmuþlar. Dernek baþkaný Kâzým Can. Bâlâ, Haymana’dan bazý Geygeller Ýzmir Yamanlar’a göç etmiþler. Cem zamaný yurtdýþýndaki Abdallar bile ceme geliyor.

10. Afyon-Emirdað

150 yýl kadar önce bir kýsmý Urfa’dan Yusuf Beyler denilen Sünni kökenli bir kabile ile birlikte gelmiþler. Urfa'dan gelen sülaleye Paþalar diyorlarmýþ. Paþalarýn torunlarý olan birkaç ev çalgýcýlýkla geçiniyorlar. Yine ayný dönemde Musul’dan gelenler olmuþ. Genellikle kendilerini Musul’dan gelmiþ biliyorlar.

Emirdaðý’nda; Kamber Abdallar, Dalak Abdal, Gövceler, Meytiler, Deliler, Habipler, Karaoðlanlar, Paþalar sülaleleri yaþýyor.

Cem törenlerini düzenli olarak babalar yaptýrýyor. Emirdaðý Yenimahalle'de þu anda beþ cem odasý var. Perþembe ve pazar akþamlarý “Koldan kopan” denilen lokmalar yeniyor. Bir yýl öncesine kadar cemde kendilerini Teberler diye adlandýrýyorlar. Emirdaðlýlar Abdallarý Edeler diye çaðýrýyorlar.

Emirdaðý'nda bulunan Garip Dede, Yorgun Baba, Tufan Baba, Balcan Baba, Seydiler türbesini ziyaret ediyorlar. Her yýl Battal Gazi ve Sucaeddin Veli Baba’ya ziyarete gidiyorlar. Muharrem Orucu'nu düzenli tutuyorlar.

Emirdaðý Yenimahalle’de üç beþ ev Geygel aile var. Bunlar dini kitaplar, esans vb. satýyorlar. Çalgýcýlýk yapýyorlar. Geygellerin Emirdaðý'nda ceme ilgileri az.

11. Afyon-Sultandaðý

Burada Tozluoðullarý talipleri ve Yaðmuroðullarý talipleri var. Tozluoðullarý talipleri; Öksüz Aliler, Köse Battallar, Kör Veliler, Varanlar, Ayrancýlar, Zýlvaharlar, Sivriler, Dümbüllüler.

Yaðmuroðullarý Ocaðý talipleri ise Danacýlar. Bunlar Konya, Akþehir, Yeniköy’den 35 yýl kadar önce gelmiþler. Tozluoðullarý talipleri Isparta, Yalvaç ilçesi merkezi ve yakýnýndaki bir çiftlikten 40 yýl önce gelmiþler. Düzenli cem yapýyorlar. Dem yerini meyvesuyuna býrakmýþ. Geçim kaynaklarý aðýrlýklý olarak çalgýcýlýk.

12. Konya-Akþehir-Yarenler

Bunlarýn bir kýsmý Pir Kâmber sülalesinden. Teberler diye biliniyorlar. Emirdaðý, Ilgýn, Yalvaç ve Sultandaðý geldikleri yerler arasýnda. Çalgýcýlýkla geçiniyorlar. Akþehir Yenimahalle’de aralarýna birkaç Çingene aile karýþmýþ. Onlara "Mýniki" diyorlar. Seyyid Mahmud Hayrani türbesini ziyaret ediyorlar. Cemlerini yapýyorlar. Dem almýyorlar.

13. Yuvalý Köyü ve Bir Türbe: Kâfi Baba

Kâfi Baba’nýn türbesi Finike’nin 8 km. kuzeyinde Yuvalý köyü yakýnýnda Lymra antik kentinin bulunduðu Saklýsu'nun gözesinin hemen yanýnda bulunmaktadýr. Yuvalý'da Abdallar oturmaktadýr.

Türbenin 1960’ta onarýlmýþ olan baþtaþý kýrýktýr. Süleyman Erten tarafýndan türbenin kitabesi okunmuþtur. Kitabe’de;

(Piri Sani hazreti Abdal Mûsâ Hâdimi

Gülþen-i zar içre esrarý hakayýk mahremi

Aþkeri o þahýn devlet eyyâmýnda

Kafi Baba iþ bu erin namýna

Seyyid Ýbrahim dede ol piþvayý müminin

Siyusal mesnedinde olmuþtu hemniþin

Tarihtir þeþ cihanýn paþhaný dideban 1231)

yazýlýdýr. Kimilerince Abdal Musa Türbesi diye anýlsada türbe Kâfi Baba’ya aittir

asli_33
24-11-2006, 02:46 AM
Türbenin kuzeyinde 1,75 m. yüksekliðindeki derviþ mezartaþý 12 segmanla süslüdür. 1812 yýlýnda ölen Hasan Baba’ya aittir.

Söylenceye göre, Kâfi Baba Kaygusuz Abdal'ýn 40 derviþi ile birlikte Mýsýr'a gitmiþtir. Mýsýr Sultaný'nýn kýzýný ölümcül bir hastalýktan kurtarmýþ; Mýsýr Sultaný kendisini ödüllendirmek isteyince, elinde bulunan boynuz þeklindeki þiþeyi yaðla doldurmasýný söylemiþtir. Þiþeyi bir türlü dolduramýþlar; bunun üzerine Baba, kâfi, kâfi demiþtir. Þiþe birden yaðla dolmuþ; babanýn adý da Kâfi Baba kalmýþtýr.

14. Abdallarýn Yaþadýðý ve Belirleyebildiðim Yerleþim Yerleri

Adana Merkez Dumlupýnar Mah.

Adana Merkez Ýller Bankasý arkasý

Adana Merkez Ondokuzmayýs Mah.

Adana Ceyhan Caynak Mah.

Adana Ceyhan Durhasandede Köyü (birkaç ev)

Adana Ceyhan Fatih Sultan Mehmet Mah.

Adana Ceyhan ÞahinÖzbilen Mah.

Adýyaman Gölbaþý Maltepe Köyü

Afyon Çay Yeþilyurt- Uyanýk Köyü

Afyon Dinar Tekke Mah.

Afyon Emirdað Cumhuriyet Mah.

Afyon Emirdað Ýnkýlap Mah.

Afyon Emirdað Kurtuluþ Mah.

Afyon Emirdað Yeni Mah.

Afyon Sultandaðý Yeni Mah.

Afyon Þuhut Aðin Köyü

Afyon Þuhut Bedeþ Kasabasý

Aksaray Merkez ?

Amasya Merkez Küçükkýzýlca Köyü (Geygel)

Ankara Merkez Çinçin Yenidoðan Mah.

Ankara Merkez DikmenÝlker Mah.

Ankara Merkez Feridun Çelik Mah.

Ankara Merkez Hüseyin Gazi Mah.

Ankara Merkez Nato Yolu Çevresi

Ankara Merkez Siteler Önder Mah.

Ankara Bala Abilas Köyü

Ankara Bala Yeniköy

Ankara Çubuk Demirci Köyü

asli_33
24-11-2006, 02:48 AM
KaynakKiþiler

Konya-Karaman, Þahan Ali Kuþ, 42 yaþýnda, evli, 5 çocuklu, ortaokul, pazarcý.

Konya-Karaman, Mustafa Nanto, 73 yaþýnda, evli, 12 çocuklu, okur-yazar, pazarcý

Ýçel Mut-Ortaköy, Mustafa Türkan, 67 yaþýnda, evli-dede

Ýçel Silifke, Say. M., Durhasan Üþenmez 64 yaþýnda, evli, 5 çocuklu, ilkokokul, hýzarcý

Malatya-Doðanþehir Yuvalý (Þavikli) Köyü, Ali Tatar, 76 yaþýnda, evli, 8 çocuklu, çiftçi

Adana-Ceyhan, Gülseren Saklanmaz, 39 yaþýnda, evli, 3 çocuklu, lise, ev kadýný

Kýrþehir Mrk., Baðbaþý mahallesi, Abidin Ertem, 58 yaþýnda, evli, 7 çocuklu, ilkokul, emekli

Ankara-Polatlý, Cumhuriyet mahallesi, Hidayet Kökmen, 61 yaþýnda, evli, 7 çocuklu, okur-yazar deðil, çiftçi

Ankara-Polatlý, Cumhuriyet mahallesi, Kazým Can, 60 yaþýnda, evli, 1 çocuklu, ilkokul, çalgýcý

Afyon-Emirdað, Yenimahalle, Veli Erçetin, 52 yaþýnda, evli, 5 çocuklu, ilkokul, çalgýcý

Afyon-Çay -Yeþilyurt (Uyanýk) Köyü, Ali Cankurt, 42 yaþýnda, 3 evli, 7 çocuklu, yükeskokul, muhtar

Afyon- Çay-Yeþilyurt (Uyanýk) Köyü, Dede Kocaçimen, 52 yaþýnda, evli, 4 çocuklu, ilkokul, besici

Afyon- Sultandaðý, Yenimahalle, Mehmet Uslu, evli, ilkokul.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Fanaz: Gece aydýnlatmada kullanýlan çýraya ya da gazlý bez sarýlmýþ aðaç parçasýna verilen ad.

asli_33
24-11-2006, 02:49 AM
Bayram Durbilmez

Türk Kültüründe Abdallar ve Abdal Mahlaslý Halk Þairleri*

Giriþ

Tasavvuf terimi olarak “Tebdil olmak, deðiþmek, bir merhaleden baþka bir merhaleye atlamak, kabuðunu býrakýp rûha sinmek” (Oytam 1970: 106-107) anlamlarýný taþýyan “Abdal” sözcüðü, kýsaca, "kalender yaþayýþlý derviþ" anlamýna gelmektedir. Fakat,

"daha çok, 12. yüzyýl sonlarýndan itibaren bütün Orta Asya ve Orta Doðu'da, tabiî bu arada Anadolu'da muhalif bir sûfîlik hareketi olarak ortaya çýkan Kalenderî cereyanýna mensup çeþitli zümrelerce kullanýlmýþtýr." (Ocak 1992: 271)

Bu cereyan,

"bir yandan Yesevîlik ve bundan doðan Haydarîlik þeklinde Asya içlerine uzanýrken, öte yandan Orta Doðu'da, Cavlakîlik, Kalenderîlik, Vefâîlik tarzýnda teþkilatlanmýþtýr." (Ocak 1992: 271)

“Abdal” sözcüðü “Melâmetî, Kalenderî, Haydarî, Iþýk, Torlak, Bektaþî, Kýzýlbaþ” gibi dinî-tasavvufî zümre mensuplarý karþýlýðýnda kullanýldýðý gibi “Çingene, Abdallu, Abdâlî, davulcu, deveci, elekçi, gûyende, kazancý, kuyumcu, tahtacý, teberci” gibi oymak, meslek ve yer adlarý yanýnda “ahmak, þaþkýn, meczup, divâne, serseri, dilenci, derviþ” anlamlarýnda da kullanýlmaktadýr.

Yakut Türkçesi'nde “Abdal” sözcüðü ile “þaman” ve þamana özgü özellikler arasýnda bað kurulmasý dikkat çekicidir. Anýlan Türk lehçesinde "Abýdal: erkek lâkabý [þamanýn]; ap : l.Sihirbazlýk, büyücülük, kâhinlik, falcýlýk; aptað : sihirlemek; aptaðh: sihirbaz, üfürükçü, büyücü (Pekarskiy 1945: 3, 25)." anlamlarýna gelmektedir.

Köprülü'ye göre "Abdallar", "Eftalitler"den yani "Akhunlar"dandýr. Akhunlarýn adý Hint kaynaklarýnda “Akhun, Huna, Eftalit, Abdal”, Bizans kaynaklarýnda “Ephtalit, Abdal, Neftalit”, Ermeni kaynaklarýnda “Hept’al”, Süryanî kaynaklarýnda “Eftalit ve Abdal” olarak geçmektedir (Konukçu 1973: 39-44). Ogurlar, Hunlarla karýþýnca "karýþmýþ" (Bulgamýþ) manâsýna gelen "Bulgar" adýný aldýlar. Eski Türk Bulgarlarýnýn boylarýndan olan "Varsaklar" ile "Abdallar" da karýþmýþtýr (Eröz 1984: 50). Tokat'ta bir yer adý da "Eftelit" olarak geçmektedir (Eröz 1984: 45). Doðu Türkistan’dan Anadolu’ya kadar deðiþik yerlerde “Abdal” adlý topluluklara rastlanmasý, tarihte bu adla anýlan bir Türk kabilesinin varlýðýnýn iþareti olarak kabul edilmektedir. Zaten Oðuz boylarýndan biri “Abdal” adýný taþýmaktadýr: Türkmenistan’da Türkmenlerin ayrýldýðý oniki boydan altýsýnýn Kay’ýn oðlu ve selefi Hasan (Esen)'dan geldiklerine inanýlýr. Bunlardan birincisi “Abdal” boyu olup sembolleri “ay”dýr. Bu kabile 1. Deli, 2. Karban, 3. Uður / Ogrý, 4. Mengli Koca gibi kollara ayrýlýr (Köprülü 1935: 47).

Âþýkpaþazâde Tarihi’ne göre Anadolu ve Rumeli’yi Türkleþtiren ve Ýslâmlaþtýran manevî mimarlar arasýnda “Gâziyân-ý Rûm, Ahiyân-ý Rûm, Abdalân-ý Rûm ve Bacýyân-ý Rûm” zümrelerinin adlarý zikredilmektedir (Atsýz 1985: 195). Abdallar da beþ gruba ayrýlmaktadýr: 1. Fakçýlar, 2. Tencili Abdalý, 3. Beðdili Abdalý, 4.Gurbet yahut Cesis Abdalý, 5. Kara Duman Abdallarý (Köprülü 1935: 32-42).

Tasavvufî inanýþa göre sayýlarý kýrký bulan abdâl, gayb erenleri deyimiyle anýlan tasavvufî mertebeler sistemi içinde beþinci dereceyi oluþturur:

"Bir piramidi andýran bu sistemin tepesinde bir devirdeki velîlerin en büyüðü ve kâinatýn yöneticisi addedilen kutb bulunuyordu. Ondan sonra ise, giderek sayýlarý artmak þartýyla imâman, evtad, efrad, abdal, nücebâ vs. adýnda, kutbun emrinde bulunan diðer velîler yer alýyordu. Hepsi birlikte Gayb Erenleri (Ricâlu'l-gayb) deyimiyle anýlan bu sistemin içine Hýzýr'ýn da yerleþtirildiði görülmektedir. Hýzýr bu sistemde Abdal 'ýn reisi (Reîsu'l-Abdal) olarak tanýndý ve Nakîbu'l-Evliyâ (bütün velîlerin nakibi) diye tavsif olundu. Bunun sebebi, Abdal zümresinden olup Hz. Âdem'in karþýlýðý kabul edilen Abdu'l-Basîr'in, peygamber sayýldýðý için Hýzýr'la bir telâkki edilmesidir" (Ocak 1990: 84-85).

asli_33
24-11-2006, 02:50 AM
Abdal sözcüðü, 12. ve 14. yüzyýllarda “derviþ”, 15. yüzyýlda “divane, meczup” anlamlarýnda kullanýlmýþtýr. 16. yüzyýlda Bektaþîlik etkisi Abdallar arasýnda kuvvetlenmiþ, 18. yüzyýlda “Bektaþî Abdallarý” tabiri yaygýnlaþmýþ, “Abdal” sözcüðü “Bektaþîlik” yerine de kullanýlmaya baþlanmýþtýr (Köprülü 1935: 34). “Dedegan” ve “Babagan” kollarý olarak ikiye ayrýlan Alevî-Bektaþî zümreleri içinde “Abdallar”, Dedegan (Sofiyân) koluna mensupturlar. “Tahtacý”, “Kýzýlbaþ”, “Çepni”, “Sürek” ve “Abdal” adlý Türkler bu kolu oluþturmaktadýrlar (Oytam 1970: 349-350). Köprülü’nün naklettiðine göre, Vahidî’nin Hâce-yi Cihân ve Netice-yi Cân adlý eserinde Rum abdallarýndan þöyle söz edilmektedir:

“... sýrtlarýnda yalnýz bir tennure, adeta çýplak denecek þekilde, daima yalýn ayak ve baþlarý açýk gezerlerdi. Bellerine yün örgü bir kuþak, omuzlarýnda Ebû Müslim nacaðý, ellerinde baba Þüca çomaðý, kuþaklarýna asýlý –kav, çakmak ve esrar taþýmaða mahsus- iki cür’adan, tahtadan gayet büyük ve saplarýna aþýk kemiði asýlý bir sarý kaþýk ve bir keþkül vardý. Vücutlarýnda yanýk yerleri, dövme Zülfikâr resimleri veya Ali’nin ismi, bâzûlarýnda yýlan þekilleri bulunurdu. Ellerinde def, kudüm, boynuz gibi musiki aletleri bulunurdu ve zikir esnasýnda yahut yürürken bunlarý çalarlardý. Bunlar Âdem’in sünnetine uyarak çýplak gezerler, esrar yerler, sakallarýný, saçlarýný, býyýklarýný týraþ ederlerdi. Muharrem’de Kerbelâ þehitlerinin matemini tutarlar, býçakla vücutlarýna yaralar açarlar, sonra büyük bir aþure ziyafeti yaparlardý.” (Köprülü 1989: 374-375).

Bunlarýn görevleri arasýnda yaðmur yaðdýrmak, harbi kazandýrmak ve âfetleri defetmek suretiyle Müslümanlara yardým etmek, sayýlmaktadýr (ÝA, 1993:3).

1. Türk Kültüründe Abdallar

1.1 Yer Adlarýnda Abdallar

Türk kültürü içinde kiþi ve yer adlarýnýn önemli bir yeri vardýr. Anadolu’daki yer adlarý arasýnda “Abdal” adýna da rastlanmasý, Abdallarýn Türk kültürü üzerindeki etkisini gösteren önemli hususlardan biridir. Eröz'ün tespitlerine göre Anadolu' da þu Eftalit (Akhun) oymaklarý yer almaktadýr: Þeditabdallý (Göktaþ) -Ankara; Çokçabdal (Akgüller) -Tokat; Apdaldamý (Güzel yayla)-Tokat; Budalauþaðý (Iþýklý) -Malatya; Abdalan (Kaygýsýz) -Diyarbakýr; Abdalân (Sýrmalýoya) -Bingöl ; Abdalbodu (Yenihayat) -Çorum; Budalauþaðý (Söðütlü) –Malatya (Eröz 1984:46).

Bunlardan baþka, Aksaray, Ankara, Bingöl, Çorum, Denizli, Diyarbakýr Erzurum, Gaziantep, Giresun, Ýçel, Kastamonu, Kayseri, Manisa, Samsun, Sinap, Sivas, Tokat, Trabzon, Van, Yozgat illerine baðlý yer adlarý arasýnda “Abdal” adý taþýyanlar da vardýr. Bunlardan bazýlarýný þöyle sýralayabiliriz: Abdal (Denizli, Giresun), Abdalandicle (Diyarbakýr), Abdalata (Çorum), Abdalbodur (Çorum), Abdaldamý (Niksar / Tokat), Abdalhasan (Taþköprü / Kastamonu), Abdalkolu (Niksar / Tokat), Abdalkuyusu (Tarsus / Ýçel), Abdallar (Aksaray, Zile / Tokat), Abdallý (Vakfýkebir / Trabzon), Abdalmehmetbey (Salihli / Manisa), Abdalmezrasý (Erciþ / Van), Abdaloðlu (Gerze / Sinop), Abdalrum (Giresun), Aþaðýabdallar (Besni / Gaziantep), Budala (Malatya, Karaaðaç / Manisa), Cakallýabdallar (Besni / Gaziantep), Çokcaabdal (Zile / Tokat), Hasanabdal (Erciþ / Van), Höyükabdallar (Yozgat), Karaabdal (Terme / Samsun), Koyunabdal (Akkýþla / Kayseri), Köseabdal (Haymana / Ankara), Siskeabdal (Akçadað / Malatya), Yakubabdal (Ankara) vd. (Köprülü, 1935:46, Gülensoy, 1995)

asli_33
24-11-2006, 02:51 AM
1.2 Atasözleri ve Deyimlerde Abdallar

"Abdallar" ile ilgili atasözü ve deyimlere girmiþ pek çok söz mevcuttur (Gölpýnarlý 1977). Türkçe’ye geçen "Abdallar" ile ilgili deyim ve atasözlerinden, Abdallarýn karakteristik özelliklerini sergileyen, bazýlarýna burada yer vermek istiyoruz:

1. Abdala malûm olur.

2. Abdal düðünden, çocuk oyundan usanmaz.

3. Abdalýn karný doyduktan sonra gözü yolda olur.

4. Abdal alacayý, isli karacayý sever.

5. Abdalýn karný doyunca gözü pabucundadýr.

6. Abdaldan paþa, aðaçtan maþa olmaz.

7. Bir kaþýkla dokuz abdal doyar. Dokuz abdal bir kaþýkla geçinir.

8. Dokuz abdal bir kilimde uyur; iki padiþah bir iklime sýðamaz.

9. Abdalýn giydiði aba / Biri dururken birine tövbe (Ýki evlilik için söylenmiþtir.)

10. Abdala 'kar yaðýyor' demiþler, 'titremiye hazýrým (durmuþum)' demiþ.

11. Abdal ata binince bey oldum sanýr, þalgam aþa girince yað oldum sanýr.

12. Abdal (derviþ) Tekkede, Hacý Mekke'de bulunur.

13. Abdal Abdalý Tekkede, Hacý Hacýyý Mekke'de, Dürzü Dürzüyü Dakka'da bulurmuþ.

14. Abdal semirmes, ogri béyimas (Dilenci semirmez, hýrsýz zenginleþmez).

15. Abdallýk parayla-pulla deðil.

16. Kýrk abdal doyuran.

17. Hasan abdalý gibi (Aksoy 1984: 103-104; Gölpýnarlý 1977: 4; MKGM, 1992; Öztopçu 1992: 69).

1.3 Halk Anlatýlarýnda Abdallar

Halk anlatýlarý, kültürü oluþturan unsurlar arasýnda önemli bir yere sahip olmalarý yanýnda, deðiþik kültür ürünlerini bünyesinde bulundurma, koruma ve taþýma iþlevleri de taþýmaktadýr. Abdallarýn hayatlarý etrafýnda oluþan menkabeler, fýkralar, halk hikâyeleri, masallar gibi halk anlatýlarý ile halk tiyatrosu kapsamýna giren ortaoyunlarý, gölge oyunlarý, köy seyirlik oyunlarý vd. gibi anlatýma ve / veya gösterime dayalý ürünlerde zaman zaman “Abdallar”dan da söz edilmektedir. Tahir ile Zühre, Þah Ýsmail ile Gülizar gibi bazý hikâyelerde “kapý kapý dilenen”, “ayaðýnda demir çarýk, elinde demir âsâ dolaþýp karþýlaþtýklarý insanlara gelecekten haber veren”, “çocuklarý olmayan karý kocalarý, verdikleri elmalarla çocuk sahibi yapan” derviþ tipleri “Rum Abdalý” adý verilen Kalenderî derviþlerdir (Ocak 1992b: 272-273).
1.4 Þâirlerin Diliyle Abdallar

Kaygusuz Abdal, Hatayî, Kul Mustafa, Balým Sultan, Hayretî, Dertli, Kemterî, Sersem Abdal, Agâhî Dede gibi pek çok halk þairi “Abdallar” konusunda da þiir söylemiþ / yazmýþtýr.

Kaygusuz Abdal, “Abdal Mûsa”dan söz ettiði þiirinin bir dörtlüðünde “Abdallar”ý þöyle anmaktadýr:

Urum Abdallarý gelür dost deyü

Eðnimizde abâ, hýrka, post deyü

Hastalarý gelür derman isteyü

Saðlar gelür pîrim Abdal Mûsa’ya

(Eyuboðlu 1991: 109)

asli_33
24-11-2006, 02:52 AM
Hatâyî’nin bir þiirinde, “abdal”, “baþý açýk abdâl” þeklinde benzetme unsuru olarak kullanýlmaktadýr:

Men Hasen Hulku’r-Rýzâ’nýn bir muhibb-i âliyem

Hamdü lillâh kim hasetle kibr ü kinden hâliyem

Þâh Hüseyn-i Kerbelâ’nýn baþ açýk abdâliyem

Kýblegâhýmdýr Muhammed, secdegâhýmdýr Ali

(Gölpýnarlý 1992: 49)

Kul Mustafa’nýn bir þiirinde teþhis sanatý yapýlmakta, “Abdala karýþmýþ posttadýr gönül” denerek gönül “abdal”a benzetilmektedir:

Nesini sorarsýn garip hâlimin

Çoktan beri yatar, hastadýr gönül

Alýþmýþ gurbete, geçmiþ ilinden

Abdala karýþmýþ posttadýr gönül

(Gölpýnarlý 1992: 218)

Balým Sultan’ýn, bir þiirinde “Urum Abdallarý”ndan þöyle bahsedilmektedir:

Biz Urum Abdallarýyýz

Maksûdumuz yârdýr bizim

Geçtik ziynet kabâsýndan

Gencînemiz erdir bizim

1 (Özmen 1998, 2.cilt: 21-22)

16. yüzyýl Bektaþî þairlerinden Hayretî’nin “Abdallar” redifli þiirinde “Fazl-ý Ýlâhî çeþmesi”, “Câvidân” gibi sözlere yer vermesi Hurûfîliðin Abdallar üzerindeki etkisini göstermesi bakýmýndan önemlidir. Anýlan þiirde Abdallarýn “ölmeden evvel ölerek ebedî hayata kavuþtuklarý” da ifade edilmektedir:

Ýçdiler Fazl-ý Ýlâhî çeþmesinden âb-ý Hýzr

Ýtdiler kesb-i hayât-ý Câvidân Abdâllar

Öldiler ölmezden evvel oldýlar hayy-ý ebed

Virdiler can buldýlar bir özge cân Abdâllar

2 (Ergun 1944: 105-106)

Hayretî’nin “Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar” nakaratlý murabbasýnda, Abdallar, “birer kemter gedâ” gibi görünseler de manâ âleminin padiþahlarý olarak kabul edilmektedirler:

Sûretâ gerçi birer kemter gedâlardýr bular

Âlem-i ma’nâda lâkin pâdiþâlardýr bular

Merve hakký sôfiyâ ehl-i Safâlardýr bular

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

3 (Ergun 1944: 106-107)

Hayretî’nin “Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým” nakaratlý murabbasý da yine konumuzla ilgilidir:

Nice bir âyine-yi câm ile hodbîn olalým

Nice bir bâde-yi hamrâ gibi rengîn olalým

Gele yek reng gedâlar gibi miskîn olalým

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

4 (Ergun 1944: 107-108)

Dertli’nin þu þiirinde de “hýrka-yý Abdâl” ve “dergâh-ý Abdal”dan söz edilmektedir:

Ey gözüm görme cihanýn efser-i hakanýný

Hýrka-yý Abdâlýnýn baþýndaki külâhý gör

....

Girme bezm-i zâhide görme mürayîler yüzün

Dergeh-i Abdal’a gir de bezm-i hasullahý gör

5 (Özmen, 1998 3. cilt: 363)

Agâhî Dede’nin “abdala aþk olsun” redifli þiirinde Abdallarýn “tecerrüt cür’asýný içen, harabat ehli sevdasý çeken” kimseler olduklarý belirtilmektedir:

Tecerrüt cür’asýn nûþ eyleyen abdala eyvallah

Harabat ehli sevdasýn çeken abdala aþk olsun

6 (Ergun 1944: 279)

Kemterî’nin bir þiirine göre Abdallýðýn çekirdeðini “Allah, Muhammed, Ali” oluþturmaktadýr. Bu þiirde “Cümle ululardan ulu” olarak görülen Abdallar arasýnda Hz. Hatice, Hz. Fatýma, Selman, Seyyid Battal Gâzi ve Hünkâr Hacý Bektaþ Velî’nin adlarý geçmektedir. Þiirin ilk dörtlüðü þöyle:

Abdallýðýn binasýný sorarsan

Allah bir Muhammed Ali Abdaldýr

Hakîkât ilminin aslýn sorarsan

Cümle ululardan ulu Abdaldýr

7 (Gölpýnarlý 1992: 38)

asli_33
24-11-2006, 02:52 AM
. Abdal Mahlaslý Halk Þairleri

2.1 Mahlas Alma Geleneði ve Abdal Mahlaslý Halk Þairleri

Tasavvufî zümrelere mensup halk þairlerinin, genellikle, derviþ, sefil, kemter, kul, abdal gibi sýfatlarý mahlaslarýna ekledikleri bilinmektedir. Bazý Alevî-Bektaþî halk þairleri, inançlarýnýn gereði olarak veya kendilerini alçak gönüllü göstermek için Abdal sýfatýný mahlaslarýnýn bir parçasý olarak kullanmýþlardýr.

"Abdal" mahlasýný kullanan kýrk iki halk þâiri tespit ettik. Bu þâirleri alfabetik olarak þöyle sýralayabiliriz:

1. Abdal

2. Abdal Dede

3. Abdal Mehmet

4. Abdal Musa

5. Abdal Oðlan

6. Abdal Pir Sultan

7. Ârif Abdal

8. Cafer Abdal

9. Derun Abdal (Derunî Baba)

10. Genç Abdal (Gencî)

11. Güvenç Abdal (Genç Abdal?)

12. Hüseyin Abdal (Hüseynî)

13. Kalender Abdal

14. Kara Abdal (Kara Baba)

15. Kaygusuz Abdal

16. Kazak Abdal

17. Kýlýç Abdal

18. Koyun Abdal

19. Kul Abdal

20. Kumral Abdal

21. Küçük Abdal (Köçek Abdal)

22. Meczup Abdal

23. Mesrur Abdal

24. Meydan Abdal

25. Miskin Abdal

26. Muhyiddin Abdal

27. Pinhan Abdal

28. Pir Hâtem Abdal

29. Pir Gaip Abdal

30. Pir Sultan Abdal

31. Pir Sultan Abdal (Serezli)

32. Sadýk Abdal

33. Sefil Abdal (19.yy.)

34. Sefil Abdal (20.yy.)

35. Seher Abdal

36. Sersem Abdal (Sersem Ali Dedebaba)

37. Þahin Abdal

38. Teslim Abdal

39. Uryan Abdal

40. Viran Abdal (Viranî)

41. Yeþil Abdal

42. Yûnus Abdal.

Bunlardan baþka Ziya Baba ( Sezgin 1991: 280-281), Sorgunlu Sýdký Baba (Durbilmez 1995: 196-204)... gibi halk þâirleri de bazý þiirlerinde "Abdal" mahlasýný kullanmýþlardýr.

asli_33
24-11-2006, 02:53 AM
2.2 Yaþadýklarý Yüzyýllara Göre Abdal Mahlaslý Halk Þairleri

14. Yüzyýl: Türk edebiyatýnýn en ünlü Alevî-Bektaþî þâirlerinden Kaygusuz Abdal 14. yüzyýlda yaþamýþtýr. Abdal Musa’nýn da ayný yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Abdal Musa da Alevî-Bektaþî þairleri arasýnda büyük üne sahiptir. Kaygusuz Abdal’ýn bir þiirinde Abdal Musa'ya baðlýlýðýný dile getirmesi, onun yaþadýðý dönemde bile saygýn olduðunu göstermektedir. Âþýkpaþazâde Tarihi, Künhü’l-Ahbar (Gelibolulu Âlî), Tâcü’t-Tevârih (Hoca Saadettin Efendi), Evliya Çelebi Seyahatnâmesi gibi bazý kaynaklarda adýndan söz edilse de Abdal Musa’nýn hayatý hakkýnda yeterli bilgimiz yoktur (Bkz. Eyuboðlu 1991: 106-107). Kaygusuz Abdal’ýn Menâkýb'ýnda, Antalyalý bir beyin oðlu olduðu yazýlýdýr. Bektaþîlerin dört halife makamýndan biri sayýlan Mýsýrdaki Bektaþî tekkesinin kurucusudur. Alevî-Bektaþî þiirinin de kurucusu sayýlmaktadýr (Gölpýnarlý 1992: 14). Pek çok Alevî-Bektaþî þâirini olduðu gibi Muhyiddin Abdal'ý da etkilemiþtir.

15. Yüzyýl: Bu yüzyýlda yaþamýþ Abdal mahlaslý halk þairi Sadýk Abdal’dýr. Dimetokalý’dýr. Henüz on üç, on dört yaþlarýnda iken tarikata heveslenmiþ, yirmi iki yaþýnda iken de Seyyid Ali Sultan (Kýzýl Deli)'a intisap etmiþtir. Bir divaný vardýr. “Sadýk Abdal Divaný” 36 varaktan ve 968 beyitten oluþmuþtur. Rüstem Abdal isimli birisi tarafýndan, 1155 Þabanýnda istinsah edilen ve bazý sayfalarý eksik olan bu divanýn bir nüshasý Ankara Umumî Kütüphanesinde Hacý Bektaþ kitaplarý arasýnda mevcuttur. Þiirleri daha çok ahlâkî öðütlerle doludur. Kýzýl Deli, Hacý Bektaþ Veli ve Otman Baba hakkýnda da þiirleri vardýr (Ergun 1944: 207-210). Malatyalý Sadýk Baba ve Çamlýca tekkesine baðlý Sadýk Baba ile karýþtýrýlmamalýdýr. Bunlardan birincisi Hekimhan ilçesinin Güvenç köyünden olup 18. yüzyýlda yaþamýþtýr. Ýkincisi ise 19.yüzyýl þairlerinden olup 1897’de vefat etmiþtir.

Otman Baba velâyetnâmesi yazarý Köçek / Küçük Abdal’ýn da 15. yüzyýlýn sonunda, 16. yüzyýlýn birinci yarýsýnda yaþadýðý tahmin edilmektedir.

16. Yüzyýl: Abdal mahlaslý halk þairlerinin en fazla 16. yüzyýlda yaþamýþ olduðunu görüyoruz. Pir Sultan Abdal, Virân Abdal (Viranî), Muhyiddin Abdal, Kalender Abdal, Koyun Abdal, Hüseyin Abdal, Seher Abdal, Neþter Abdal, Sersem Abdal, Miskin Abdal, Pir Gaib, Meczub Abdal ve Pir Gaib Abdal gibi þairler bu yüzyýlda yaþamýþtýr. Yedi büyük Alevî- Bektaþî þairinden sayýlan Pir Sultan Abdal ve Virân Abdal da bunlar arasýnda yer almaktadýr. Boratav’a göre bu yüzyýlýn en önemli iki Bektaþî þâirinden biri Muhyiddin Abdal’dýr (Boratav 1968: 351). Hatta, Ocak’a göre, 16. yüzyýlýn sonlarýyla 17. yüzyýlýn baþlarýnda yetiþmiþ Kalenderî þâirlerin en kuvvetli temsilcisi Muhyiddin Abdal’dýr (Ocak 1992: 226).

Kalender Abdal ile Balým Sultan'ýn kardeþi olan Kalender Çelebi’nin ayný kiþi olabilceði ileri sürülmüþtür (Gölpýnarlý 1992: 14). Fakat yapýlan araþtýrmalar sonucu bunlarýn ayný kiþi olmadýklarý tespit edildi. Kalender Abdal, Baskil’in Þeyhhasan köyündendir. Þeyh Ahmet Dede’nin torunudur. 16. yüzyýllýn sonu ile 17. yüzyýlýn baþlarýnda yaþamýþtýr. Þeyhhasanlý (Baskil-Elâzýð) Teslim Abdal’ýn da babasýdýr (Aslanoðlu 1989:24). Koyun Abdal, Kalender Çelebi’nin müritlerindendir. Kalender Çelebi ayaklanmasýna katýlmýþtýr. 1645’te ölen Koyunoðlu ile ayný kiþi olup olmadýðý tartýþmalýdýr. Muhyiddin Abdal, Balým Sultan'dan inâbe almýþ, Akyazýlý Ýbrahim Baba'ya baðlanmýþtýr. Viran Abdal mahlasýný da kullanan Viranî, Balým Sultan'a intisap etmiþtir (Ergun 1944: 214).
Muhyiddin Abdal Aydýnlý, Koyun Abdal Akkýþlalý (Kayserili), Muhyiddin Abdal ve Hüseyin Abdal Edirne’de yaþamýþtýr. Divriði’nin Çamþýhý yöresinde de bir Hüseyin Abdal’ýn yaþamýþ olmasý araþtýrmacýlarýn iþini zorlaþtýrmaktadýr. Muhyiddin Abdal, Rumeli'ye giderek bugün Bulgaristan ve Romanya sýnýrlarý içinde olan pek çok yeri gezip görmüþtür. Meczub Abdal’ýn Otman Baba dergâhýnýn postniþini Zati Baba’dan el aldýðý, elinde sazý ile Deliorman ve Dobruca civarýnda yaþadýðý bilinmektedir. Miskin Abdal, Azerbaycanlý olup Gedebes'in Büyük Garamurad köyünde doðduðu belirtilmektedir (Sakaoðlu, Alptekin, Þimþek 1986: 9-10).

asli_33
24-11-2006, 02:54 AM
Kalender Abdal’ýn mezarý Elâzýðý’ýn Baskil ilçesine baðlý Þeyhhasan köyünde, Koyun Abdal’ýn mezarý Kayseri’nin Akkýþla ilçesine baðlý Koyun Abdal köyündedir. Muhyiddin Abdal’ýn mezarý Edirne'nin Lalapaþa ilçesinde, Bulgaristan sýnýrý yakýnlarýndaki "Muhittin Baba Tepesi"ndedir (Durbilmez 1996: 427-438).

Kalender Abdal, Seher Abdal ve Hüseyin Abdal’ýn aruzlu ve heceli þiirleri vardýr. Pek çok þâiri etkileyen Miskin Abdal, halk þiirinin geraylý, koþma ve divanî gibi þekillerinde þiirler söylemiþ / yazmýþtýr. Koyun Abdal velâyetnâmesi vardýr. Köçek / Küçük Abdal, Otman Baba velâyetnâmesi yazarý olarak tanýnmaktadýr. Velâyetnâmenin her bölümü arasýnda þiirlerine de yer vermiþtir. Koyun Abdal velâyetnâmesi henüz yayýmlanmamýþtýr. Muhyiddin Abdal’ýn bir divaný mevcuttur.

Çok tanýnmýþ olmasýna raðmen Pir Sultan Abdal’ýn hayatý hakkýnda yeterli bilgi ve belgeler bulunmamaktadýr. Pir Sultan Abdal’ýn oðullarýndan olduðu tahmin edilen Pir Gaip Sultan’ýn hayatý hakkýnda da fazla bilgi yoktur. Sersem Abdal’ýn, Balým Sultan müritlerinden olduðu ve 958 (M.1551)'de Hacý Bektaþ hankâhý postniþinliðine tayin edildiði, 977 (M.1569)'da vefat ettiði bilinse de hakkýnda yeterli bilgimiz yoktur (Ergun 1944: 228). Bazý þiirlerinde Hüseynî mahlasýný kullandýðý bilinen Hüseyin Abdal, mesleði helvacýlýk olduðu için “Helvacý Hüseyin” adýyla da tanýnýr. Bektaþî þairidir.

Seher Abdal’ýn, deðiþik mecmualarda þiirleri mevcuttur. Bektaþî þâirlerinden olduðu þiirlerinden anlaþýlmaktadýr (Eyuboðlu 1991: 170-171). Battal Gâzi’yi pir tanýmaktadýr. Aruzlu þiirleri çoktur. Dördüncü Murad dönemi þairlerinden Kul Mustafa'nýn bir þiirinde Neþter Abdal’dan söz edilmektedir.

17. Yüzyýl: Kazak Abdal ve Yeþil Abdal bu yüzyýlda yaþayan Bektaþî þairlerindendir. Abdal, Abdal Dede, Abdal Oðlan, Kul Abdal, Teslim Abdal gibi halk þairlerinin hayatlarý hakkýnda hiçbir bilgimiz bulunmayýp, anýlan þairlerin 17. yüzyýlda yaþadýðý sanýlmaktadýr. Bunlardan “Abdal” mahlasý kullanan halk þairi, Muhyiddin Abdal ile karýþtýrýlmakta, Muhyiddin Abdal'ýn bazý þiirleri bu þâire mal edilmektedir (Ergun 1955: 26). Gölpýnarlý, bu þâirin Pîr Sultan Abdal olabileceðini tahmin ederken (Gölpýnarlý 1992: 8), kimi araþtýrýcýlar da Kul Budala ile ayný kiþi olabileceðini ileri sürer (Özmen 1998, 3.cilt: 55). 160 yýllýk (þimdi 180 yýllýk) bir mecmuada biri “Abdal”, ikisi “Kul Abdal” mahlaslý üç deyiþin varlýðýndan bahsedilmesi (Gürel 1980: 142) “Kul Abdal”ýn “Abdal” ile ayný kiþi olup olmadýðý sorusunu akla getirmektedir. “Abdal Dede”nin de “Abdal” ile ayný kiþi olup olmadýðý bilinmemektedir. Ergun'un belirttiðine göre 17. yüzyýlýn ilk yarýsýnda yaþadýðý tahmin edilen (Ergun 1944: 96) Teslim Abdal, Yeniçeri ocaðýnda “Halife Baba” mertebesine yükselmiþtir. Dördüncü Murad döneminde yaþadýðý ileri sürülmekle birlikte, bir þiirinden hareketle Kanunî devrinde yaþadýðý ve Baðdad'ýn alýnýþýný (1534) gördüðü sanýlmaktadýr. Keþan’a baðlý Teslim Abdal köyünde, Denizli’de ve Çorum’un Teslim köyünde “Teslim Abdal Türbesi” bulunmaktadýr.
Kazak Abdal, Balým Sultan'a baðlýdýr. Kazak Türkleri’nden olduðu için bu adý kullanmýþ olabilir. Annesinin Rus çarýnýn kýzý olduðunu belirten söylence, babasýnýn da Kazak Türkü olabileceði yönündeki görüþümüzü desteklemektedir. Balým Sultan’a baðlandýktan sonra “Kazak Abdal” olarak anýlmýþtýr. Kaygusuz Abdal tarzýnda þiirleri vardýr. Bir þiirinde adýnýn Ahmet olduðunu söylemektedir. Kazak Abdal'ýn olarak bilinen “beðenmez” redifli þiir, Muhyiddin Abdal adýna da kayýtlýdýr.

Kazak Abdal ve Yeþil Abdal Balkanlarda yaþamýþtýr. Söylenceye göre Kazak Abdal’ýn asýl adý Ahmet olup, Demir Baba tarafýndan verilmiþtir. Yeþil Abdal da Demir Baba dergâhýna hizmet etmiþtir. Deliorman ve Dobruca yöresinde yaþadýðý bilinen Yeþil Abdal, Keçideresi’ndeki Kanaat Baba mezarlýðýnda gömülüdür.

Uryan Abdal’ýn 17. veya 18. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir.

18. Yüzyýl: Cafer Abdal ve (Özmen 1998, 3.cilt: 285). Uryan Abdal’ýn 18. yüzyýlda yaþadýðý tahmin edilmektedir. Elmalý Baba’nýn müritlerinden bir Bektaþî olduðu þiirlerinden anlaþýlan Uryan Abdal’ýn 17. yüzyýlda yaþamýþ olduðu da ileri sürülmektedir. Her iki þairin hayatý hakkýnda da hiçbir bilgimiz yoktur.

asli_33
24-11-2006, 02:55 AM
19.Yüzyýl: Derun Abdal, Genç Abdal, Mesrur Abdal, Sefil Abdal, Abdal Pir Sultan gibi “Abdal” mahlaslý halk þairlerinin l9. yüzyýlda yaþadýklarý tahmin edilmektedir. Mesrur Abdal’ýn hayatý hakkýnda hiçbir bilgi sahibi deðiliz. Diðerleriyle ilgili bilgiler de çeliþkilidir. Sözgelimi, Genç Abdal (Gencî) mahlasý taþýyan þiirlerin Güvenç Abdal’a ait olduðu ileri sürülmektedir. Güvenç Abdal’ýn adý Hacý Bektaþ Veli velâyetnâmesinde geçmektedir. Mezarý Hacý Bektaþ Veli Türbesi içindedir. Hacý Bektaþ ile çaðdaþ olan Güvenç Abdal ve Genç Abdal mahlaslý þiirlerin iliþkisi tartýþmalýdýr. Genç Abdal mahlaslý bir þairin de 19. yüzyýlda yaþamýþ olmasý bu konuda hüküm vermemizi iyice zorlaþtýrmaktadýr. Ýkinci Genç Abdal, Eskiþehirli olup Þeyh Gâzi ve Þücaüddin Velî tekkelerine baðlýdýr. Gencî mahlasýný da kullanan bu þâir 1874’te vefat etmiþtir (Özmen 1998, 1.cilt: 437).

Gölpýnarlý 17. yüzyýlda, Ergun 18.yüzyýlda yaþadýðýný tahmin etse de Derun Abdal’ýn 19. yüzyýlda yaþadýðý söylenmektedir (Çelebi 1991). Babasý Seyit Hasan Baba’dýr. Doðum tarihi bilinmemektedir. 1899’da 81 yaþýndayken vefat etmiþtir. Hacý Bektaþ Veli dergâhý postniþini olan Feyzullah Efendi’nin müritlerindendir. Tokat’ýn Erbaa ilçesine baðlý Keçeci köyünde yaþamýþ, hayatý etrafýnda pek çok söylence oluþmuþtur. Ýyi derecede Arapça ve Farsça öðrenmiþ, Câvidân’ý Türkçe’ye çevirmiþtir.

Þiirlerinde Sefil, Sefil Abdal, Sersem Sefil gibi mahlaslarý kullanan þairin, cönklerde þiirlerine rastlanan Sefil Ali ve / veya Sefil Ahmet ile ayný kiþi olabileceði de tahmin edilmektedir. Bektaþî ulularýndan Fethi Baba’ya baðlý olduðu þiirlerinden anlaþýlmaktadýr. Þiirlerinin dili sadedir.

20.Yüzyýl: Yirminci yüzyýlda Abdal Sýdký (Sýdký Gök), Turgut Abdal (Turgut Koca) gibi halk þairleri “Abdal” mahlaslý þiirler yazmýþlar / söylemiþlerdir.

Araþtýrmacý, þâir ve bestekâr Turgut Koca da bazý þiirlerinde Turgut Baba, bazýlarýnda ise Turgut Abdal mahlasýný kullanmýþtýr. 1921’de Ýstanbul’da doðmuþtur. Þâir Kâzým Baba’nýn oðludur. 1944’te Halis Baba’dan nasip alarak tarikata giren þair, Bedri Noyan’dan babalýk, 1978’de de halîfelik almýþtýr. Bektaþî-Alevî Þâirleri ve Nefesleri, Kâzým Baba Dîvâný, Þevki-Hayatý ve Þiirleri, Güldeste gibi kitaplarý yayýmlanmýþtýr (Özmen 1998, 5.cilt: 367).

“Sýdký”, “Hacý Sýdký”, “Sefil Sýdký”, “Miskin Sýdký” ve “Abdal Sýdký” mahlaslarýný kullanan Sýdký Gök, 1898 / 99’da Yozgat’ýn Sorgun ilçesine baðlý Tiftik köyünde doðmuþ, 24 Þubat 1961 Cumartesi günü vefat etmiþtir. Mezarý Tiftik köyündedir. Kadirî þairlerdendir. Dinî ve Ahlâkî Öðütler (Gök 1952) adlý yayýmlanmýþ bir kitabý ve yayýmlanmamýþ el yazmasý bir þiir defteri bulunmaktadýr (Durbilmez 1995: 196-204).

Bilinmeyenler: 1713 tarihli bir cönkte “Yûnus Abdal” mahlaslý bir þiire rastlanmaktadýr (Tatçý 1991: 54). Söz konusu þiir Öztelli’nin Yunus Emre adlý eserinde de yer almaktadýr (Öztelli 1986: 168-169). Bu þiirin Yunus mahlaslý þairlerden kime ait olduðu bilinmemektedir. Ýbrahim Aslanoðlu’nun “Pir Sultan Abdallar” adlý kitabýnda; Pir Sultan Abdal (16.-17.yüzyýl), Pir Sultan’ým Haydar (Merzifonlu veya Çorumlu), Pir Sultan Abdal (Halil Ýbrahim), Abdal Pir Sultan (19. yüzyýl), Pir Sultan Abdal (aruz þairi) adlarýný / mahlaslarýný taþýyan altý þaire yer verilmiþtir. Pir Yakup’un bir þâirnâmesinde / âþýknâmesinde adý geçen “Þahin Abdal” mahlaslý halk þairinin hakkýnda da hiçbir bilgiye sahip deðiliz. Kendisinden bahsedilen dörtlükte geçen yer adýndan hareketle bu þairin Sivas Keskin’den olduðunu söyleyebiliriz.

Sonuç

Abdallar, Türk kültürü içinde önemli yere sahip olan halkbilimi ürünlerini pek çok bakýmdan etkilemiþ bir zümredir. Atasözleri, deyimler, hikâye, efsane, masal ve fýkralar üzerinde etkileri yanýnda “Abdallar”dan söz eden þiirlerin çokluðu da dikkat çekicidir. "Abdal" mahlaslý kýrktan fazla halk þairi tespit ettik. Yapýlacak araþtýrmalarla baþka þairlerin de “Abdal” mahlasý kullandýðý ortaya çýkarýlabilir. Tespit ettiðimiz halk þairleri hakkýnda yeterli bilgi ve belge bulamadýk. Bilgilerin tamamýna yakýný söylencelerden ibaret. Çoðu sözlü kültür geleneði içinden tespit edilerek yazýya geçirilmiþ olan þiirlerin farklý þairler adýna kaydedilmiþ olduðu da görülmektedir. Ayný mahlasý kullanan farklý þairlerin þiirlerinin hangi þaire ait olduðu tam olarak bilinmezken, ayný þairin birden çok mahlas kullanmýþ olabileceði ihtimali de araþtýrýcýlarýn iþini zorlaþtýrmaktadýr. Zorluklara raðmen, elde edilen bilgiler, "Abdallar"ýn Türk kültürü ve edebiyatýnda önemli bir yeri olduðunu göstermektedir.

Notlar

1. Balým Sultan’ýn þiirinin tamamý þöyle:

Biz Urum Abdallarýyýz

Maksûdumuz yârdýr bizim

Geçtik ziynet kabâsýndan

Gencînemiz erdir bizim

asli_33
24-11-2006, 02:55 AM
Dâim kýlarýz biz zârý

Harc eyleriz elde varý

Dost yoluna verdik seri

Münkirimiz hârdýr bizim

Aþk bülbülüyüz öteriz

Râh-ý Hakk’a yüz tutarýz

Mânâ gevherin satarýz

Müþterimiz vardýr bizim

Ýstivâyý gözler gözüm

Sebü’l-mesânîdir yüzüm

Ene’l-Hakk’ý söyler sözüm

Mirâcýmýz dârdýr bizim

Haber aldýk Muhammed’den

Geçmeyiz zât u sýfattan

Balým nihân söyler Zât’tan

Ýrþâdýmýz sýrdýr bizim

(Özmen 1998, 2.cilt:21-22)

2. Hayretî’nin anýlan kasidesinin tamamý þöyledir:

Buldular ol bî-niþandan çün niþan Abdâllar

Lâ-mekân ilinde tuttular mekân Abdâllar

Satdýlar bir yâre cümle iki âlem rahtýný

Yapamadýlar dükkân içre dükkân Abdâllar

Ýçdiler Fazl-ý Ýlâhî çeþmesinden âb-ý Hýzr

Ýtdiler kesb-i hayât-ý Câvidân Abdâllar

Öldiler ölmezden evvel oldýlar hayy-ý ebed

Virdiler can buldýlar bir özge cân Abdâllar

Oldular çün kim sýrât-ý-müstakîmin sâliki

Olsalar Hýzr ile tan mý hem-inan Abdâllar

Cümle nefsânî murâdâtý çü dilde sürdiler

Oldýlar mâ’nîde þâh-ý kâm-rân Abdâllar

Sakýnup düzd-i hevâdan gerçek erler himmetin

Söylediler þehr-i dilde pâs-bân Abdâllar

Eylemiþdür her biri ifrîtini nefsin zebûn

Sûretâ seyr itdüðin þol nâ-tüvân Abdâllar

Basdýlar çün küþtî-gîr-i nefsi tan mý olsalar

Baþ açýk meydân içinde pehlivân Abdâllar

Ýrdiler tahkîke taklîdin yýkup bünyâdýný

Buldular vîrânede genc-i nihân Abdâllar

Düþmeninden ehl-i beyt-i Ahmed’in olup berî

Oldýlar candan muhibb-i hânedân Abdâllar

Kerbelâ’da can revân idenler içün teþne leb

Ýtdiler göz yaþlarýn âb-ý revân Abdâllar

Umaram yarýn olalar ümmet içre sürh rû

Ýtdiler gözden bugün çün hun-feþân Abdâllar

asli_33
24-11-2006, 02:56 AM
Yandýlar nâr-ý cefâya bunda yarýn umaram

Ýdeler Ahmed livâsýn sâyebân Abdâllar

Mustafâ bahrinde gavvâs oldýlar çün buldýlar

Gevher-i El-fakr ü fahrî’den niþân Abdâllar

Eylemez vesvâs-ý Þeytân-ý recîm anlara kâr

Ýtdiler çün Þâh ismin Hýzr-ý cân Abdâllar

Bunda ol mesmûm-ý râh-ý dîn Hasen Þâh aþkýna

Ýtdiler çün nûþ nîþ-i cân sitân Abdâllar

Bezm-i mahþerde ümîd oldur ki yarýn içeler

Sâki-yi kevser elinden nûþ-i cân Abdâllar

Hem tutup her dem Hüseyn-i ibn-i Ali’nin mâtemin

Aðlaþup gözden dökerler bunda kan Abdâllar

Umaram handân u hurrem yarýn anýnla bile

Ýdeler seyr-i gülistân-ý cinân Abdâllar

Oldýlar Zeynü’l-ibâd’ýn çün ibâdý oldýlar

Cân u dil milkinde þâh-ý þeh niþân Abdâllar

Bâkýr’ýn sertâc idinüp ayaðý topraðýný

Ýþin altun eylediler bî-gümân Abdâllar

Peyrev olup pîþrev idindiler çün Ca’fer’i

Menzil-i maksûda irdiler hemân Abdâllar

Ýtdiler Þâh-ý Horasan’ýn ayaðý tozýný

Cân u dil çeþmine kûhl-i Ýsfahân Abdâllar

Þeh Takî vü Nâkî’nin medhini bülbül gibi

Subh u þâm idindiler vird-i zebân Abdâllar

Oldýlar çün Askerî’nin askeri kimden ne gam

Âlemi seyr eylesünler þâdmân Abdâllar

Var ümîdim kim doðup bir gün güni mü’minlerin

Ýre devr-i Mehdi-yi sâhib-zamân Abdâllar

Zulmet-i gafletden arýnup cihân mülki tamâm

Ýriþe Hak’dan inâyet nâgehân Abdâllar

Bir hidâyet necmidir her dað-ý reh mâ’nîde kim

Menzilinden sâlike virür niþân Abdâllar

Hayretî’yim gam þebinde koyasýz lâyýk mýdýr

Olmayasýz ol garîbe mihribân Abdâllar

Siz erenlerden niyâz oldur ki reddolunmaya

Eyledi meydanda çün rûh-i revân Abdâllar

(Ergun 1944: 105-106)
3. Hayretî’nin söz konusu murabbasýnýn tamamý þöyledir:

Olmayup âlemde sûret satmada dellâllar

Kîl ü kâli kazýdý defterden ehl-i hâller

Vâkýf-ý esrâr-ý aþk-ý Hak olan kattâller

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

Na’ller kim kesdiler râh-ý Hudâ’ya dâldir

Tâlibi cezb itmeðe her biri bir çengâldir

Daðlar rûþen delîl-i meclis-i ikbâldir

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

Bezm-i dilde her elif bir þem’-i cân efrûzdur

Münkirin kalbinde lâkin tîr-i âhen dûzdur

Gicesi Kadr oldý bunlarýn günü Nevrûzdur

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

asli_33
24-11-2006, 02:57 AM
Çün bular râh-ý tarîkatde gelüp hâk oldular

Zerre iken mihr-i âlemtâb-ý eflâk oldular

Gýll u gýþdan saykal-ý tevhîd ile pâk oldular

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

Sûretâ gerçi birer kemter gedâlardýr bular

Âlem-i ma’nâda lâkin pâdiþâlardýr bular

Merve hakký sôfiyâ ehl-i Safâlardýr bular

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

Cism sûretde hemân ma’nâda bunlar cândýr

Âlem-i ma’nâya her bir sözleri burhândýr

Kisvet-i fakr içre bunlar da birer sultândýr

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

Pâdiþehsin Hayretî Hünkâr’a gerçek kulsun

Âstân-ý devletinde bende-yi makbûlsün

Sen de bir dîvânesi ol bunlarýn ma’kûlsün

Keskin erler tîð-ý uryanlar durur Abdâllar

(Ergun 1944: 106-107)

4. Haydetî’nin bu murabbasýnýn tamamý þöyledir:

Nice bir zülf gibi hâk ile yeksân olalým

Nice bir turralarý gibi perîþân olalým

Açýlalým leb-i dilber gibi handân olalým

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

Silelim gel berü âyine-yi kalbin tozýný

Açalým kûhl-i gubâr ile yine cân gözini

Kulaða komayalým Hâce Fakîh’in sözini

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

Kalmayup gülþen-i dilde eser-i hâr-ý melâl

Yeridir açýla yer yer gül-i gülzâr-ý hayâl

Müfti-yi aþk çü fetvâ virüben itdi helâl

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

Yýkuben zühd ü vera’mülkini vîrân idelim

Girelim cân u gönül þehrini seyrân idelim

Cem’ olup bir araya sohbet-i rindân idelim

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

Nice bir âyine-yi câm ile hodbîn olalým

Nice bir bâde-yi hamrâ gibi rengîn olalým

Gele yek reng gedâlar gibi miskîn olalým

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

Aþk esrârýnýn anlamaða keyfiyyetini

Ni’met-i hân-ý gamýn almak içün lezzetini

Hayretî’nin dahi arturmak içün hayretini

Cür’adâný getür Abdal yine hayrân olalým

(Ergun 1944: 107-108)

5. Dertli’nin þiirinin tamamý:

Gir melâmet mülküne mâlik oluk þâhý gör

Ebr olup eflâki tuttu ettiðin eyvâhý gör

Ey gözüm görme cihanýn efser-i hakanýný

Hýrka-yý Abdâlýnýn baþýndaki külâhý gör

Ebruvan mihrabýný bilmez taþa eyler sücûd

Ahsen-i takvime bakmaz vaiz-i gümrâhý gör

Girme bezm-i zâhide görme mürayîler yüzün

Dergeh-i Abdal’a gir de bezm-i hasullahý gör

Bezm-i aþký bilmeyüp ta’n eyleme zâhit bizi

Nokta-yý Bâ ismini zikr eyle Sýrrullah’ý gör

Dön ziyaret eyleme Ýbrahim’in bünyâdýný

Dertli’nin kalbin ziyaret eyle Beytullah’ý gör

(Özmen 1998, 3.cilt: 363)

asli_33
24-11-2006, 02:58 AM
6. Agâhî Dede’nin “abdala aþk olsun” redifli þiiri þöyledir:

Tevellâsýn, teberrâsýn bilen abdala aþk olsun

Temennâsýn, tesellâsýn bulan abdala aþk olsun

Havayi “seyrfillâh” eyleyen derviþe þeydallah

Fenâfillah sevdasýn eden abdala aþk olsun

Tecerrüt cür’asýn nûþ eyleyen abdala eyvallah

Harabat ehli sevdasýn çeken abdala aþk olsun

Abasýndan, kabâsýndan geçüp bu dehri faninin

Fenâ vü fakr dibâsýn giyen abdala aþk olsun

Dilâ bu “çille-yi merdan” çýkarmýþ câna teslimiz

Bu “esma”nýn “müsemmâ”sýn duyan abdala aþk olsun

Niyaz ile vücudun eyleyüp mir’atý yezdanî

Gönül âyinesi pasýn silen abdala aþk olsun

Muhibb-i Hanedâha sathezaran aferin olsun

Olar ki þol ahibbasýn seven abdala aþk olsun

Erenler tâlibi esrara bizden çok niyaz eyleyen

Þarab-ý aþkýn âlâsýn bulan abdala aþk olsun

Ey Agâhî yine bir tarz-ý derviþâne nazm ettin

Hezaran hüsnü hemtasýn bilen abdala aþk olsun

(Ergun 1944: 279)

7. Kemterî’nin Abdallardan bahsettiði bu þiiri þöyledir:

Abdallýðýn binasýný sorarsan

Allah bir Muhammed Ali Abdaldýr

Hakîkât ilminin aslýn sorarsan

Cümle ululardan ulu Abdaldýr

Ben bu Abdallýktan geriye kalmam

Tuttum Abdallýðý elimden salmam

Hem Hatice, hem Fadime, hem Selman

Kemerbestelerin beli Abdaldýr

Muhammed kýrklarda bir hayâl gördü

Ol hayâl ne imiþ aslýna erdi

Firdevs-i âlâdan içeri girdi

Öten bülbüllerin dili Abdaldýr

Muhammed kýrklara “belî bes” dedi

Ali’yi görünce Allah dos(t) dedi

Hak Muhammed Abdal olmak istedi

Muhammed Ali’nin yolu Abdaldýr

Dertli Kemter anladýn mý hisâbý

Seyyid Battal Gâzi, Abdülvahâb’ý

Hem doksan bin halifenin sahabý

Hünkâr Hacý Bektaþ Velî Abdaldýr

(Gölpýnarlý 1992: 38)

http://www.alewiten.com/