PDA

: Alevi Diye ÖLÜM


Diyar
05-10-2006, 01:36 PM
Cellatlarının önünde diz çökmüş genç adamın başına kurşun sıkılarak öldürülmeden birkaç saniye önceki yürek paralayıcı görüntüsünü izlerken bir kuşku oluşuyor kafamda. Katillerin ne yüzleri görünüyor ne de gövdeleri. Yine de o vicdan karası giysilerin, kafalarını sardıkları bulaşık bezinin ardındaki pis sakallı, itici çirkinliklerini seziyorum. Sakalsız, bıyıksız, güzel yüzlü Murat Yüce, cellatlarına hiç benzemiyor, onlarla aynı 'türden' olmadığı o kadar belli ki...
İçime düşen kuşku, genç adamın katliyle yıkılan ailesinin, Ankara'daki mahalle komşularının görüntüsü ekrana yansıdığında, doğrulanmayı bekleyen bir kesinliğe dönüşüyor.
Dünya güzeli üç çocuktan ikiz olanların adları Cem ve Can. Ne gözü yaşlı eşinin, ne de diğer akraba ve komşu kadınların başı bağlı. Erkek kardeşleri de Murat Yüce'ye benziyor. Yüzü aydınlık, düzgün konuşan insanlar. Eve girip çıkan komşular arasında tek bir çember sakallı, tepesi takkeli erkek, tesettürlü kadın yok...
İçimde sessiz bir çığlık uzuyor: Bu insanlar Alevi!
Tevhidi de, cihadı da batası şeriat cellatları, Murat Yüce'yi her şeyden önce, Alevi olduğu için öldürdüler!
Ankara'daki gazeteci dostlarım sayesinde, birkaç dakika sonra Yüce ailesine ulaşıyorum telefonla. Karşımdaki ağlıyor, ben ağlıyorum ve dilimi yakan soruyu soruyorum sonunda: 'Siz Alevi misiniz?' Aramıza düşen sessizlik, yüzlerce yıllık bir katliam tarihinin ve bitmeyen bir tacizin toplumsal belleğini taşıyor. O sessizliğin bitiminde, bir isyan tınısıyla dikleşiyor sesin omurgası: 'Evet, Aleviyiz!'
"Murat'ı Alevi olduğu için öldürdüklerini düşünüyorum," diyorum. Muhatabım, "Bilmiyoruz, bilmiyoruz..." diye hıçkırıyor. Söylenecek başka söz yok. Öylesine belli ki ailesinin de Murat'ın Alevi olduğu için böylesine kolayca, böylesine 'bedava' öldürüldüğü kuşkusunu taşıdığı.
Benim için sezgisel bir kesinlik olan bu kuşkudan öteye, bölük pörçük bilgi kırıntıları puzzle parçaları gibi yerlerini buluyor kafamda.
Örneğin Murat Yüce'yi, çalıştığı şirketten hayatı karşılığında hiçbir talepte bulunmadan, kaçırıldığını, rehin tutulduğunu bile bildirmeye gerek duymadan öldürdüler. Fark ettiniz mi? Katledildiğinde, sakalı bile uzamamıştı henüz, rehinlikte günler geçirmediği belliydi. Canavarlardan biri genç adamın başına kurşun sıkmadan önce artık duymaktan bile iğrendiğim Arapça açıklamada, '...bu kâfir Murat Yüce de dahil,' tanımını kullanıyor. Murat niye kâfir olsun ki? Çünkü cellatları El Kaide'nin adamları, Sünni Vahabi barbarlar. Oysa Murat, onların kanlı işbirliği yapabilecekleri fanatik bir Şii bile değil, İslamiyet'in en açık, en aydınlık, en çağdaş ve kadın-erkek eşitliğinde yüz akı mezhebin temsilcisi, bir Alevi.
Ve Radikal'in dün altını çizdiği sav, artık kanıtlandı. Genç adamın cellatları, aynı zamanda ve ne yazık ki Türkiye'de yıllardır fanatik üreten İslami beyin yıkama fabrika ve fabrikatörlerinin has mamulatı, Araplaşan, Vahabilik yolunda vahşileşen Sünni Türkler. Alevi kırmak, onların toplumsal (ya da sürü) belleğine kazılı. Kahramanmaraş ve Sivas katliamları hangi seküler kinin, dini bir kan davasının sonuçlarıydı sanıyorsunuz?
İlk Türk rehineler, 'infaz'larından önce şahadet getirip namaz kılmak istedikleri için öldürülmemişler, serbest bırakılmışlardı.
Kurbanlar, cellatlarla aynı mezhepten ve dini bütün oldukları için kurtulmuşlardı, anımsayın!

YAZAR MİNE GÖKCE KIRIKKANAT TAN ALINTIDIR

DeliDervis
06-10-2006, 02:40 PM
emeginden dolayi tesekkürler....ben yeni araniza katildim...yeni ve güzel dostluklara merhaba diyebilirsek ne mutlu bize

DeliDervis
06-10-2006, 02:44 PM
birsey sorabilirmiyim

Diyar
06-10-2006, 10:32 PM
birsey sorabilirmiyim


Arkadasim öncelikle aramiza hosgeldin! Buyur tabiiki sorabilirsin!

asli_33
07-10-2006, 02:48 AM
Gonca 58 can ..güzel bir makaleydi ..Arabın sünnisi daha kötü ..ha keza bu durum ülkemizdeki şeriatçi sünniler içinde geçerli ...namaz kılıp ,oruç tutunca müslümanlık elden kaçmıyor ..bizler göstermelik inanç yapmadığımız için kırılıyoruz ...