PDA

: Naled Yezid Kimdi?


AleviGenç
11-09-2006, 04:19 PM
YEZÃŽD KÝMDÝR?

1. Yezîd Kimdir? Yezîd’in Soyu, Kavmi Kimlerdir?

Yezîd; Hz.Muhammed’in sevgili torunu ve “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Ýmâm Hüseyin’i, Kerbelâ’da susuz ve zulm ile þehit eden, Ýslâmlýkla, Müslümanlýkla alâkasý olmayan bir din düþmaný ve dinsiz bir zalimdir.
Dünya yüzünde hiçbir millet yoktur ki;
Yezîd’i bu yaptýðý zulümlerden dolayý haklý görmüþ olsun. Yalnýz Müslümanlar deðil, baþka dîne mensup olan kavimler bile, Yezîd’in yaptýðý bu zalim hareketi lânetlemiþler ve Süfyan oðullarýnýn ne kadar hâin ve gaddar bir zalimler topluluðu olduðunu anlamýþlardýr.
Yezîd’in soyunu ve kavmini inceleyecek olursak;
Kendisi Ebû Süfyan’ýn torunu, Muâviye’nin oðlu ve Emevi sülâlesinin dinsiz zalimlerinden biridir.
Bu Emevi sülâlesi ta baþýndan beri; Ýslâmiyet dînini kuran Hz.Muhammed’e, Ýslâmiyet dînini yaþatan Hz.Ali’ye ve “Ehl-i Beyt’e” ezelden düþmandý. Çünkü Hz.Muhammed ve “Ehl-i Beyt’i” Haþimiler sülâlesindendi.
Yezîd, Þâm Vâlisi olan düzenbaz, hilekâr, “Ehl-i Beyt” ve din düþmaný babasý Muâviye’nin ölmesi üzerine, onun yerine saltanata geçmiþ ve babasýnýn yaptýklarýný aratmayacak zulüm ve zalimlikler yapmýþtýr. Yezîd’in bütün hayatý zevk, sefa ve dinsizlik ile geçmiþtir. Yezîd’in tek amacý; “Ehl-i Beyt”ten hayatta tek kalan Hz.Ýmâm Hüseyin’i yeryüzünden kaldýrmak ve haksýz olarak iþgal ettiði makamda, kendi aklýnca ilelebet hüküm sürmekti.
Kýsa zaman içinde ard arda mesaj yazýldýðý için sistem tarafýndan mesajlar birleþtirilmiþtir (otomesajdýr, Alevimen)
2. Yezîd Bu Zulmü Neden ve Niçin Yapmýþtýr?
Bir mazlûm olan “Ehl-i Beyt”in göz nûru Hz.Ýmâm Hüseyin’e, bu zulmü ve zalimliði bir insan nesli nasýl, niçin ve neden yapmýþtýr? Bunun nedenlerini, bu dînin mensuplarý olarak bilmemiz, incelememiz ve anlamamýz gerekir.
Yezîd bu zulmü ve zalimliði iki nedenle yapmýþtýr:
Yezîd’in bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn birinci nedeni;
Emevi sülâlesinin, Hâþimi sülâlesine olan ezeli düþmanlýðýndan dolayýdýr.
Emevi sülâlesi, Hâþimiler sülâlesinden ve Hâþimileri temsil eden Hz.Muhammed ve Hz.Ali’den nefret ediyorlardý. Bu nedenle; Yezîd’in dedesi Ebû Süfyan, Ýslâmiyet’in kuruluþunda, baþlangýcýnda Ýslâm dîninin kurucusu Hz.Muhammed’e karþý savaþmýþtý. Babasý Muâviye, Ýslâm dîninin ayakta kalmasý için her türlü fedakârlýðý yapan Þah-ý Velâyet Hz.Ali’ye karþý savaþsmýþtý.
Muâviye ayný zamanda; Hz.Ýmâm Hasan’ý da, karýsý Câde’yi kandýrarak zehirlettirmiþ, zalimliðini göstermiþ ve Hz.Ýmâm Hasan’ý þehit ettirmiþtir.
Yezîd’in kendisi de, Hz.Peygamber’in sevgili torunu ve Hz.Ali’nin oðlu Hz.Ýmâm Hüseyin’e düþmandý. Bu düþmanlýðýn temelinde ise; ezeli bir hasetlik ve çekememezlik vardý.
Hâþimilerden olan Hz.Muhammed’in sülâlesinde ve “Ehl-i Beyt”inde;
Din, hak, adâlet, doðruluk, sadâkat, iyilik, mazlumluk ve bütün güzellikler vardý.

Emevilerden olan Ebû Süfyan’ýn sülâlesinde ve Yezîd kavminde ise;

Dinsizlik, haksýzlýk, adâletsizlik, eðrilik, sadâkatsizlik, kötülük, zalimlik ve bütün çirkinlikler vardý.
Emevilerin bütün gayesi;
Ýslâmiyet dîninin kurulmasýný önlemek, Ýslâmiyet’i ortadan kaldýrmaktý. Çünkü getirilen yeni din, onlarýn menfaat ve çýkarlarýna uymuyordu. Emeviler bu nedenle eski putperestliklerini aynen devam ettirmek istiyorlardý. Emevilerin bütün ticari gelirleri bu düzen üzerine kurulmuþ idi.
Emevi sülâlesi;
Ýslâmiyet’in kuruluþundan beri, hiçbir zaman samimi olarak inanýp Müslüman olmamýþlardý. Emeviler; Ýslâmiyet’in ilk yýllarýnda da, ilk Müslüman olan yoksul, kimsesiz Müslümanlara çok eziyet ve iþkenceler yapmýþlardý.
Ancak Hz.Muhammed; Medine’de Ýslâmiyet’i ve dîni kurmuþ kuvvetlendirmiþ olarak, Mekke-i Mükerreme’yi feth etmeye gelince;
Emevî sülâlesinden Ebû Süfyan ve kavmi, bu fetih karþýsýnda acý maðlubiyeti kabul etmiþler ve hiç savaþmadan Zülfekâr’ýn korkusundan güya Müslüman olmuþlardý.
Emeviler; baþlarýný keskin kýlýçlardan kurtarmak ve maddi menfaat saðlamak için Ýslâmiyet’i kabul etmiþ görünerek, Ýslâm bayraðý altýna girmiþlerse de, fýrsat gözlemiþler ve ilk fýrsatta baþ kaldýrmak için geçici bir zaman susmak zorunda kalmýþlardý.
Ýslâmiyet tarihini yakýndan, gerçek kaynak kitaplardan incelediðimiz zaman bakýp görüyoruz ki;
Emeviler, Hz.Muhammed’in Hak’ka kavuþmasýndan hemen sonra gerçek karakterlerini, iki yüzlülüklerini göstererek, Hz.Peygamber ve “Ehl-i Beyt’i”ne olan içlerindeki ezeli kini, düþmanlýðý ortaya koymuþlar ve her türlü zulmü, zalimliði yapmýþlardýr.

Emevi sülâlesinden olan Muâviye ve oðlu Yezîd;

Hile ve entrika ile geçirdikleri o makamlarda, din adýna rahat oturamýyorlardý. Çünkü, haksýz yere iþgal ettikleri o makamlarýn gerçek sahipleri kendileri deðil,“Ehl-i Beyt” idi. Muâviye ve oðlu Yezîd bunlarý çok iyi bildiklerinden; din ile Ýslâmiyet ile insanlýk ile hiç alâkalarý olmadýklarýndan ve de zalim olduklarýndan dolayý, o makamýn ve dînin gerçek sahipleri olan “Ehl-i Beyt’e” ve onlarý sevenlere her türlü zulmü, zalimliði yapýyorlardý.
Muâviye’nin bunlarý yapmaktaki asýl maksadý;
Haksýz yere, hile ve entrika ile ele geçirdiði bu saltanatý, kendisi öldükten sonra da oðlu Yezîd’e, saltanatý rakipsiz býrakmak içindi. Bu saltanatlarýna engel olacak, rakip olarak gördükleri tek kiþi de “Ehl-i Beyt”ten hayatta kalan Hz.Ýmâm Hüseyin idi. Çünkü Hz.Ýmâm Hüseyin, Muâviye’ye biât etmemiþti. Bütün hayatý; hile, entrika, zalimlik ve dinsizlik ile geçen Muâviye, öldükten sonra saltanatýn baþýna oðlu Yezîd geçti.
Yezîd saltanatýn baþýna geçince;
Hemen Hz.Ýmâm Hüseyin’e haberler göndermiþti. Yezîd’in, Hz.Ýmâm Hüseyin’den bir tek isteði vardý. Kendisinin halifeliðini kabul ve tasdik edip, biât etmesini istiyordu.

Hz.Ýmâm Hüseyin;

Ýslâm Peygamberi’ne bütün varlýðýný fedâ eden, Hz.Peygamber’in ruhu, kalbi mesabesinde sayýlan ve bu sebeple Ýslâm Peygamber’i tarafýndan; “Benim ruhum, benim etim, benim kaným, benim nefsim” dediði ve “Dünyada ve âhirette benim kardeþim yalnýz Ali’dir” sözleriyle övdüðü Ýslâm âleminin velîsi, velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn oðludur.


Muâviye’nin oðlu Yezîd’in;

Ýslâm dînini ortadan kaldýrmak istemesini hoþ görenler olabilirdi, fakat buna Hz.Ýmâm Hüseyin tahammül edemez ve buna mani olmak için hiçbir fedâkarlýktan çekinmezdi.
Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torunu ve velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn bu kýymetli oðlu;
Dedesinin ve babasýnýn eseri olan Ýslâm dîninin yok olmamasý için, her þeyini fedâ etmekten ve kendisine caný gönülden baðlý evlâd-ý ayali 72 yaranýyla, Kerbelâ çöllerinde susuz ve zulm ile þehit olmayý göze almaktan ve þehâdeti kabul etmekten kaçýnmazdý. Çünkü “Ehl-i Beyt”in, ezelde ve gelecekteki bütün olaylardan önceden haberleri vardý.
Hz.Ýmâm Hüseyin, Kerbelâ’da sevdiklerini gözlerinin önünde birer birer þehit verirken, son olarak kucaðýna 1,5 yaþýndaki oðlu Ali Asgar’ý almýþ ve Yezîd’in cahil askerlerine;
“Ey zalimler, bana ve benim sahabelerime bir içim su vermediniz ve onlarý susuz þehit ettiniz. Bilirsiniz ki; Ýslâm akidesince bütün çocuklar Müslüman olarak doðarlar. Þu gördüðünüz 1,5 yaþýndaki çocuk masûmdur, Müslümandýr ve hatta Muhammed-ül Mustafa’nýn kýzý Fâtýma’tüz Zehra’nýn torunudur. Bu masûm susuzluktan ölüyor. Bu çocuða olsun, Allah’ýn herkese ihsân ettiði sudan bir içim su veriniz” demiþtir.
O büyük Ýmâm, bu 1,5 yaþýndaki çocuðunun da þehit edileceðini bildiði halde, ona su istemesi, o masûm çocuða su verirler ümidinden ileri gelmiyordu.

Hz.Ýmâm Hüseyin biliyordu ki;

Muâviye’nin oðlu Yezîd nasýl taþ yürekli biri ise, onun ordusunun kumandaný olan Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer’de taþ yüreklilikte ve þekavette kendi hükümdarý Yezîd’den geri kalmayacak ve Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torununun 1,5 yaþýndaki çocuðuna bir içim su vermeyecek ve hatta o masûm çocuðu susuz þehit edecekti.
Nitekim hadise, Hz.Ýmâm Hüseyin’in düþündüðü gibi tecelli etti.
Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer, yanýnda duran en iyi niþancýlarýndan Harmele’ye; “Hüseyin’e cevap ver” demesiyle; Harmele, Hz.Ýmâm Hüseyin’in herkesin görmesi için elinde yükselttiði masûm çocuðun boðazýna niþan aldý ve çocuk atýlan bir ok ile þehit oldu.

Hz.Ýmâm Hüseyin’in gayesi;

Görünürde Müslümanýz diyen hakikatte ise Ýslâmiyet’ten ve dinden tamamen uzak olan, Yezîd ve ordusunun ahlâklarýndaki mahiyeti, bütün insanlýðýn gözleri önüne yaymaktý. Böylece Hz.Ýmâm Hüseyin o zalim topluluðun bütün karakterlerini, içyüzlerini ortaya çýkarmýþ ve bu konudaki bütün delillerini tamamlamýþtýr. Hz.Ýmâm Hüseyin bütün bu fedâkarlýklarýný, Emevi sülâlesinin hiçbir mazereti kalmamasý için yerine getiriyordu.
Kerbelâ hadisesinden sonra;
Bütün bu zalimlikleri ve zulümleri yapan Muâviye oðlu Yezîd’e, hak veren vicdan sahibi bir tek insan kalmadý. Bütün aklý selim sahibi olan din ve imân ehli insanlar, hatta âlimler; Emevi sülâlesinin zihniyetini, bu yaþanýlan olaylarý ve yaptýklarý zulümleri gördükten ve duyduktan sonra gerçekten hatalarýný anladýlar ve tekrar Ýslâmiyet’e, dinlerine sarýldýlar.

Bu sayededir ki;

Hz.Ýmâm Hüseyin’in o büyük aklý selimi, o büyük ferâseti (anlayýþ üstünlüðü), o büyük dehâsý ve þehâdeti ile; Ýslâmiyet ve din yok olmaktan kurtuldu. Bundan dolayý da; minarelerde “Allah’u Ekber” sesleri halen devam etmektedir.
Yezîd’in ve ordusunun bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn ikinci nedeni;
Dünya saltanatý, dünya sevgisi ve dünya hýrsý içindir.
Yezîd, yanýndaki zalimleri de hep bu makam, mevki ve dünya saltanatý için toplamýþtý. Bu alçakça zulmü yapanlar, bu yaptýklarý zulmün karþýlýðýnda Yezîd’den; makam, mevki, para ve ne lâzýmsa onu alýyorlardý.

AleviGenç
11-09-2006, 04:21 PM
Olayý biraz baþýndan ele alýrsak;
Ebû Süfyan’dan oðlu Muâviye’ye ve Muâviye’den oðlu Yezîd’e kadar “Ehl-i Beyt’e” bu zulmü ve zalimliði yapan bu zalim kavmin hepsi, oturduklarý makamlarý haksýz yere ve hilelerle, entrikalarla gasp etmiþlerdi ama saltanatlarýný sürdürürken o makamlarda rahat oturamýyorlardý. Çünkü bu makamlar gerçekte “Ehl-i Beyt”in hakký idi ve ancak onlara yakýþýrdý.

“Ehl-i Beyt’in” dünyadaki mevcudiyeti;

Yezîd ve kavmini huzursuz ediyordu. Bu nedenle bu makam ve saltanatlarýnýn bir gün ellerinden gideceklerini düþünüyorlar ve koltuklarýnda huzur içinde oturamýyorlardý. Kendi akýllarýnca da bunun tek bir yolu vardý, “Ehl-i Beyt’i” ortadan kaldýrmak ve o koltuklarda ebediyen oturmak.
Hz.Ýmâm Hüseyin’e ve “Ehl-i Beyt’e” bu zulmü, zalimliði yapan Yezîd ve kavminin, ona uyanlarýn tek amaçlarý;
Dünyaya aþýrý hýrs, dünyaya tapmak ve dünya saltanatýdýr. Bu nedenle Yezîd ve kavminin; gönülleri ve vicdanlarý kararmýþ, yok olmuþtu.

Bu konuda Allah Kur’ân-ý Kerîm’de þöyle buyurmaktadýr:

“Allah onlarýn kalplerini, kulaklarýný mühürlemiþ (Doðru sözü anlamasýn, iþitmesin diye), gözlerinin üstüne bir de perde çekmiþtir. (Yani onlar kendi irade ve kudretleri ile þekaveti kesbetmekle, tabiatlarýyla dalâlete hazýrlandýklarýndan böyle hükmolunmuþtur.) Onlar için büyük bir azab vardýr.” (Bakara 7.âyet)
Bu olaylardan insanlýk olarak bizlerin alacaðý ders de þu olmalýdýr:
Dünyaya fazla dalmamak, aþýrý hýrsa kapýlmamak, hiçbir zaman insanlara zulüm yapmamak, haksýz yere makamlarý iþgal etmemek, Allah’ý, ölümü ve âhiret âlemini unutmamak, yaratýlýþýmýzýn sebeplerini araþtýrýp öðrenmek, ayný zamanda insanlara hizmet edip, güzel ahlâklý bir insan olmaya çalýþmak olmalýdýr.


3. Yezid’e Neden Lânet Edilir?

Hz.Ýmâm Hüseyin’in, Kerbelâ’da susuz ve zulm ile þehit edildiðini, Ýslâm âleminde duymayan ve bilmeyen yoktur.
Dünya üzerindeki bütün insanlarýn hangi dinden ve inançtan olursa olsun, bu vakayý duyduklarý ve hatýrladýklarý zaman içleri sýzlar. Ama bu facianýn gerçek sebeplerini ve anlamlarýný tam manasýyla kavrayamazlar.
Ýslâm âleminde, Hüseyniler’in nazarýnda ise bu müthiþ faciâ, alelâde siyasi bir olay olmaktan çok uzaktýr.
Dünya kurulalýndan beri insanlar arasýnda birçok kanlý savaþlar olmuþ ve halen de olmaktadýr. Fakat Kerbelâ faciâsý bunlarýn hiç birisiyle mukayese edilemez. Bu olay, onlardan büsbütün baþka türlü bir çehre arz eder, bambaþka bir âlemdir bu.
Ýslâmiyet’i ve dîni kuran yüce Peygamberimiz’in sevgili torunu ve Þah-ý Velâyet Aliyyel Murtaza’nýn oðlu “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Ýmâm Hüseyin ile ona uyan 72 yaranýný, hiç bir suçlarý yok iken susuz ve zulm ile þehit ettirdiði için Yezîd’e ve ona tâbî olanlara dâimâ lânet edilir.
Yezîd’e ve ona tâbî olanlara yapýlan bu lânet;
“Ehl- Beyt’e” yapmýþ olduklarý zulümlerden dolayýdýr.

Bu konuda Allah Kur’ân-ý Kerîm’deki bazý âyetlerde, insanlara zulüm eden zalimler ve zalimlere lânet hakkýnda þöyle buyurmaktadýr:

» “Ve men ezlemü mim menifterâ alallahi kezibâ, ulâike yu’radûne alâ rabbihim ve yekuûlül’eþhadü hâulâilleziyne kezebû alâ rabbihim elâ lâ’netullahi alazzâlimiyn”
Meâli: “Allah’a kendiliðinden yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Bunlar Rab’lerinin huzûruna getirilirler, þahitler; «Rableri namýna yalan söyleyenler iþte bunlardýr» derler. Haberiniz olsun ki Allah’ýn lâneti zalimlerin üzerindedir.” (Hud 18. âyet)» “Keyfe yehdiyllâhü kavmen keferû ba’de iymânihim ve þehidu ennerresûle hakkun ve câehümül beyyninât vallahü lâ yehdiylkavmezzâlimiyn.”
Meâli: “Ýnandýktan, Peygamber’in gerçek olduðuna þehâdet getirdikten sonra, kendilerine de açýk hüccet geldikten sonra kâfir olanlarý Allah nasýl hidâyete erdirir? Allah zâlim ve kâfirleri hidâyete erdirmez.” (Âli Ýmran 86. âyet)
» “Ulâike cezaühüm enne aleyhim la’netullahi velmelâiketi vennâsi ecma’iyn.”
Meâli: “Ýþte onlarýn cezalarý, Allah’ýn, meleklerin, bütün insanlarýn lânetleri üzerlerine olmaktýr.” (Âli Ýmran 87. âyet)
» “ve lâ tahsebennallahe gaâfilen ammâ ya’melüzzâlimûn, innema yüahhýrühüm liyevmin teþhasu fiyhil’ebsâr.”
Meâli: “Sakýn, sen Allah’ý zalim olan müþriklerin yaptýklarý þeylerden gafil sanma, Allah onlarý yalnýz seðirderek (zillet ile bakarak veya çaðýranlara koþarak, seslerini keserek) baþlarýný yukarý kaldýrarak gözleri kýrpmayacak bir halde gözlerinin dikilip durduðu güne tehir eder. Onlarýn kalpleri boþtur. (Ýbrahim 42. âyet)

AleviGenç
11-09-2006, 04:24 PM
» “ve lev yüahýzullahünnâse bizulmihim mâ tereke aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yüahhýrühüm ilâ ecelin müsemmâ, feizâ câe ecelühüm lâ yeste’hýrûne sâ’aten ve lâ yes takdimûn.”

Meâli: “Eðer Allah; insanlarý zulümlerinden dolayý cezalandýrsaydý, yeryüzünde kýmýldayan tek canlý býrakmazdý. Fakat Allah, onlarý belli bir vakte kadar erteliyor. Onlarýn ecelleri gelince ondan ne bir saat geri kalýrlar ne ileri giderler.” (Nahl 61. âyet)

Bunun içindir ki; Ýslâmiyet’i ve dînini gerçekten iyi anlayan ve “Ehl-i Beyt’i” gerçekten sevenler;

Yezîd’e ve ona tâbî olanlara, onun yaptýklarýný tasdik edene, övene o günden bugüne her su içtiklerinde, Muharrem ayýnda oruç ve matem günlerinde, dâimâ lânet ederler. Yezîd’e lânet etmek konusunda, “Ehl-i Beyt’i” gerçekten seven erenlerin, aþýklarýn yazmýþ olduklarý binlerce mersiye vardýr. Bu mersiyeler Muharrem ayýnda, oruç ve matem günlerinde devamlý olarak gece-gündüz okunur ve Hz.Ýmâm Hüseyin efendimiz için gözyaþý dökülür.
Yezîd’e lânet konusundaki, bu mersiyelerde neler yazýlý olduðunu bilmemiz, anlamamýz bakýmýndan birkaç mersiye beyitlerini bilgilerinize sunuyoruz.
..................
Muhibb-i “Ehl-i Beyt” olan olup sûzân hemân aðlar
Nasýl ya aðlamaz yâhû kamer þems âsumân aðlar
Gürûh-u nâciyân aðlar, gürûh-u âþýkân aðlar
Ýþit efgâný ey BASRÃŽ seherde ârifan aðlar
Tevellâsýn bilen âþýk anar lânetle Mervân’ý
Hezârân lânete lâyýktýr ol kavm-i Yezîdân’ý

Sûzân: Yakan, yakýcý. Hemân: Aniden, ansýzýn, derhal. Kamer: Ay. Þems: Güneþ. Âsumân: Gök, sema, felek. Gürûh: Cemaat, bölük, kalabalýk. Nâcî: Kurtulmuþ, selâmet bulmuþ. Gürûh-u nâciyân: Selâmet bulmuþ topluluk. Gürûh-u âþýkân: Aþýklar. Efgân: Figân etmek, inleme, feryat. Ârifân: Ârifler, bilgililer. Tevellâ: “Ehl-i Beyt’i” sevmek. Hezârân: Bin.
..................
Râhý Hüseyin’de cân veren bulur devleti
Kanlý yaþtýr bil âþýk-ý sâdýklar serveti
Gelir geçer birkaç gün bu dünyanýn mihneti
ABDAL ZÝYA derûndan Yezîd’e et lâneti

Sad-hezâr lânet olsun ceddine ecdâdýna
Ey Yezîd hem lânet Ýbn-i Zeyyâd etbâýna

Derûn: Ýç, içtaraf, dahil. Sad-hezâr: Yüzbin. Ecdâd: Cedler, atalar. Ýbn-i Ziyad: Yezîd ordusundan zalim bir kiþi. Etbâ: Birine tâbi olup her hususta kendisinden ayrýlmayanlar.
...................
Aðladý yer gök bugün aðlayýn siz ey müminân
Zâr eder cümle melâik hûrî gýlman ins-ü cân
Nâr-ý dûzahtan bulayým der isen hergîz amân
Lânet eyle ol Yezîd’e sad-hezâran bî-gümân
Ey Hüseyniler bu gündür matemi evlâd-ý þah
Göz yaþýný kana döndür eylegil feryâd-ý âh
Ben VÝRAN ABDAL hakirem derd-i mendem bir gedâ
Ýsterim rûzî kýyâmette Ali’den ilticâ
Lânet olsun her kim oldu düþmaný Âl-i abâ
Zerre denlü buðz edenin canýna lânet sezâ
Ey Hüseyniler bu gündür matemi evlâd-ý þah
Göz yaþýný kana döndür eylegil feryâd-ý âh

Zâr: Sesle aðlayan, inleyen. Hûri: Cennet kýzý. Gýlmân: Cennet hizmetkârý Ýns-ü can: Ýnsan, beþer. Nâr-ý dûzah: Cehennem ateþi. Hergîz: Katiyyen, hiçbir vakit, hiçbir þekilde, asla. Aman: Korkusuzluk, güven, emniyet. Bî-gümân: Þüphesiz, þeksiz, doðru. Hakîr: Ýtibârý, deðeri olmayan, küçük görülen, horlanan, güçsüz. Gedâ: Yoksul, fakir. Rûz-i kýyamet: Kýyamet günü. Ýlticâ: Sýðýnma, birine kaçýp kendisinden himâye isteme. Âl-i abâ: Abâ ehli “Ehl-i Beyt”. Zerre: Pek küçük parça. Buðz: Kin, nefret, husûmet. Sezâ: Lâyýk, münasip.
....................
Gözünden bir katre akýtan yaþ nâil-i þefâat mutlaka
Hadîs ile sabit hayatýnda söylemedimi ol Mustafa
Sizlere azâbý dâim olsun ey kavm-i bî-hayâ ebeda
Azizün intikam HAKKI görür bu davayý Ali Mürteza
Lânet olsun bî-þümâr ola râcî ey kavm-i Yezîdân sizlere
Hâsiru bî-mâr hem haþrolunuz ey gürûh-u nâdân bizlere

Nâil-i þefâat: Þefâata kavuþan ve muvaffak olan. Azâb: Ceza, cezalandýrma. Bî-hayâ: Hayasýz, edepsiz. Ebeda: Sonu olmayan gelecek zaman. Azîzün: Hürmetli, muhterem, kýymetli. Bî-þümâr: Sayýsýz, hesapsýz çok. Râcî: Dokunan, alâkâ ve nisbeti olan. Kavm-i Yezîdan: Yezîd kavmi. Hâsir: Hasret çeken, mahrum kalan, meramýna nâil olamayan. Bî-mâr: Hasta. Haþr olmak: Kýyamet gününde ölülerin diriltilerek, yaptýklarý iyi ve kötü iþlerine bakýlmak için bir yere gelmeleri. Gürûh-u nâdân: Haddini bilmeyen topluluk.
....................
Ey iden Ahmed-i Muhtar’a salât-ü hürmet
Yokmudur zerre kadar sende mürüvvet gayret
Âli evlâdýna eyler mi bu cevr-i ümmet
Yinemi etmeyelim kavm-i Yezîd’e lânet
Kanýný döktü Hüseyn’in ciðerin kan etti
“Ehl-i Beyt’in” akýtýp gözyaþýn ûmmân etti
KÂZIM

Ahmed-i Muhtar: Hz.Muhammed’in adlarýndandýr. Salât: Namaz. Hürmet: Þeref, haysiyet. Mürüvvet: Mertlik, yiðitlik, insanlýk, fazilet. Cevr-i ümmet: Topluluða yapýlan eziyet. Ummân: Büyük deniz, okyanus.
....................
Muhib isen Þah Hüseyn’e durma yan aðla gönül
Gözlerinden su yerine akýt kan aðla gönül
Lânet et kavm-i Yezîd’e her zaman aðla gönül
Âh edüp aðlar bu ayda ins-i can aðla gönül
Yezîd’e lânet okumak ayný keremdir bugün
Âh eden Allah katýnda çok muhteremdir bugün
Lânet olsun ol Yezîd’in sad-hezâran canýna
Kavmine hem cinsine ansarýna aðvanýna
Ben demedim sana lânet Hak buyurda þanýna
Gelmedi þefkat mürüvvet o kalbi küfrânýna
Yezîd’e lânet okumak ayný keremdir bugün
Âh eden Allah katýnda çok muhteremdir bugün
ALÝ BAKÝ

Muhib: Seven, sevgisi olan. Ýns-i can: Ýnsanlar (Cin ve melekler) Kerem: Asalet ve asaletin þartlarýndan olan yüksek kalblilik, âlî-cenâblýk, cömertlik. Sad-hezâran: Yüzbin. Þefkat: Acýyarak ve esirgeyerek sevme. Mürüvvet: Mertlik, yiðitlik, insanlýk, fazilet. Küfrân: Görülen iyiliði unutma, nankörlük.
....................
Yezîd’e kavmine lânet okuyanlar bulur rahmet
Bendesi ol þah Hüseyn’in dü-cihânda görme mihnet
Bilmedi kadrin Hüseyn’in zalim oldu þakî ümmet
Hak Taâlâ kelâmýnda zalime eyledi lânet
Hayatý fânîden geç kim Hak için terk-i can eyle
Muhibb-i sâdýk olduðun o sultâna ayan eyle
ALÝ BAKÝ

Rahmet: Esirgeme, merhamet. Dü-cihân: Ýki âlem. Mihnet: Zahmet, eziyet. Þakî: Haydut, eþkýya, yol kesici, bedbaht. Ümmet: Ýnsan topluluðu. Zâlim: Haksýzlýk ve zulm eden, haksýz, gaddar, merhametsiz. Fânî: Zevâl ve son bulan, bâkî olmayan, geçici olan. Terk-i can: Caný terketmek, vazgeçmek. Sâdýk: Doðru, gerçek, sadakatlý. Ayan: Belli, açýk.


4. Yezîd’in Saltanatý Ne Kadar Sürdü ve Sonu Ne oldu?

Hicretin 61. yýlý Muharrem ayýnýn 10. günü Cuma namazý vaktinde; Hz.Ýmâm Hüseyin ile 72 yaranýný Kerbelâ çöllerinde susuz ve zulm ile þehid eden Yezîd’in saltanatý, Kerbelâ faciasýndan sonra sadece 3 yýl sürdü.
“Ehl-i Beyt”ten Hz.Ýmâm Hüseyin’i þehit ederek, ilelebet dünya saltanatýný sürdüreceðini zanneden Yezîd’in sonu hiç de öyle olmadý.
Yezîd bu 3 yýllýk saltanatý süresince de “Ehl-i Beyt’i” sevenlere, inananlara ve “Ehl-i Beyt’in” yolundan gidenlere her türlü zulmü, zalimliði ve din düþmanlýðýný yapmýþ ve Hicret’in 64.yýlýnda ecelin elinden kurtulamayarak, bu fânî dünyadan lânetle ölüp gitmiþtir.
Hiç þüphesiz ki; Yezîd, yapmýþ olduðu bu zalimliklerinden dolayý hem bu dünyada, hem âhiret aleminde Allah’ýn lânetini kazanmýþtýr.
Yezîd, yapmýþ olduðu bu zalimlikle de insanlýk tarihinde;
Bu dünyada insanoðlunun yapabileceði zalimliðin ve zulmün en gaddar temsilcisi olmuþtur.
Yezîd, bu zulümlerinden dolayý ebedi olarak kalacaðý cehennemde, kýyamete kadar ateþten bir tabut içerisinde yanacaktýr. Yezîd’in davasýný kýyamette, þüphesiz ki Allah görecektir.

AleviGenç
11-09-2006, 04:25 PM
5. Yezîd’den Sonra Emevî Saltanatý Ne Kadar Sürdü, Sonlarý Ne Oldu?
Yezîd’den sonra oðlu ikinci Muâviye halife ilân edildi. Ýkinci Muâviye, iyi kalpli bir insandý, babasýna çekmemiþti. Hicrî 64.yýlýnda Yezîd’in ölümünden sonra halife ilân edildi.
Ýkinci Muâviye hilâfetinin 40.günü Ümeyye Camiinde minbere çýkarak;
Allah’a hamd-ü sena ve Hz.Muhammed’e selâvat getirip Hz.Aliyyel Mürteza’nýn faziletlerini, üstünlüðünü anlattýktan sonra ve Kerbelâ þehitlerine yapýlan zulümleri, haksýzlýklarý birer birer sayýp bu iþi yapan zalimlere lânet okuyarak dedi ki;
“Ey ahali biliniz ki; Ben, bu zulmün devamýna tahammül edemem. Hilâfet makamý Ali’ye ve evlâdýna ait bir makamdýr. Ben bu hakký gasbetmekten Allah’a sýðýnýrým ve kendimi bu makamdan hal’ettim” diyerek minberden indi. Bu sözlerinden sonra; Yezîd’in yaptýðý cinayeti telin etti ve Yezîd’e lânetler yaðdýrdý. Bu olaylar üzerine; Ýkinci Muâviye, o gece annesiyle birlikte hareket eden Mervân tarafýndan þehit edildi.
Bu olaydan sonra; “Ehl-i Beyt” ve din düþmanlýðý bakýmýndan, Muâviye ve Yezîd’in karakterini aratmayacak kadar zalim bir kiþi olan Mervân hilâfet makamýna geçti.

Tarihlerin yazdýðýna göre;
Yezîd’in ölümünden sonra, hilâfet makamýnýn baþýna geçen, “Ehl-i Beyt” ve din düþmaný Mervân ile devam eden Emeviler soyunun iktidardaki saltanatlarý, 80 yýl sürmüþtür.
Emeviler bu 80 yýllýk iktidarlarý süresince;
“Ehl- Beyt’e” ve “Ehl-i Beyt’in” yolundan gidenlere, onlarý sevenlere çok zulümler, haksýzlýklar yapmýþlar ve bir çoðunu da þehit ettirmiþlerdir.

Emevi halifelerinin bir çoðu;

Fâsýk, fâcir, münâfýk ve Ýslâmiyet’e hiç de inanmayan, ahlâklarý hiç uymayan, halifeden daha ziyade, rezilce bir saltanat süren zorba kiþilerdi.
Emevi halifeleri kendi zamanlarýnda yapmýþ olduklarý zulümleri ve haksýz iþlerini haklý gösterebilmek için;
Akla, mantýða uymayan düzmece hadîsler uydurmuþlar ve birçok da sayýsýz kitaplar, eserler yayýnlamýþlardýr. Ýslâm tarihine hiç uymayan yalanlar, daha ziyade Emeviler zamanýnda, bir kýsmý da Abbâsîler zamanýnda kitaplara geçmiþtir. Bu hadîslerden ve bu kitaplardan bir kýsmý hâlâ zamanýmýza kadar süre gelmiþ ve öylece devam etmektedir.

6. Emevîler, “Ehl-i Beyt’e” Yapmýþ Olduklarý Zulmün Karþýlýðýný Gördüler mi?
Tarihler yazmaktadýr ki;
Kerbelâ’da “Ehl-i Beyt’e” bu zulmü yapanlar atlý veya yaya olsun, asker veya kumandan olsun hiçbirisi rahat yüzü görmedi. Bu zalimler en kýsa zamanda insanlar tarafýndan müstehak olduklarý cezalara çarptýrýldýlar ve hemen hemen hepsi, cehennem azâbýndan evvel, bu dünyada hak ettikleri azâbý, korkuyu, dehþeti yaþayarak, kýlýçlar altýnda ölüp gittiler.

Emevilerden sonra iktidara gelen Abbâsîler;

Emevilerden, Kerbelâ’da “Ehl-i Beyt’e” yaptýklarý zulümlerinin intikamlarýný çok þiddetli olarak almýþlardýr.
Ýktidarý ele geçiren Abbâsî halifeleri de;
Oturduklarý bu makamlarda rahat edemiyorlardý. Çünkü bu makamlarýn gerçek sahibi olan “Ehl-i Beyt” nesli, Oniki Ýmâm yoluyla devam ediyordu. Zamanýn “Ehl-i Beyt” imâmlarýna halkýn sevgisi, saygýsý ve itaati hiç eksilmemiþ daha da artmýþ idi. Bu nedenle; halkýn Oniki Ýmâm’a olan sevgi, saygý ve itaatini gören Abbâsî halîfeleri; oturduklarý makamlarýn her an ellerinden gideceði endiþesiyle, her biri zamanýn “Ehl-i Beyt” imâmýný hiç yanlarýndan ayýrmamýþ, daima göz hapsinde tutmuþ, bazen dost gözükmüþ ve bazen de gizli gizli düþmanlýk yapmaktan çekinmemiþlerdir.
Ve sonunda Abbâsî halîfeleri de; kendi zamanlarýnda yaþayan “Ehl-i Beyt” imâmlarýnýn çoðunu zehirleterek þehit ettirmiþlerdir.
Kaynak:www.ziyababa.org.tr

CemCan
11-09-2006, 09:09 PM
Paylaþýmýn için saðol can...

Eline, emeðine saðlýk...

aliekber
11-09-2006, 09:38 PM
Sayýn can önce deðerli paylaþýmýn için teþekkür ederim.

Gözüme çarpan bir kaç aykýrýlýðý da iþaret etmeden geri duramazdým...
------------------------------------------------------------
(quoto=alýntý)Bundan dolayý da; minarelerde “Allah’u Ekber” sesleri halen devam etmektedir.(quoto)

Fevkalede güzel geliþen konunun bu cümlesi alevi kaynak ve görüþüyle baðdaþmaz.
Bu sebeptendir ki hala cem evlerinde :” ya Allah ya Muahammed ya Ali deyü deyü yakarýþlar süre gelmiþtir “ demek daha uygun olurdu.
Aleviler kendilerini Ýmam Cafer ve buyruðunun peþine adadýklarýndan dolayý cami ile iliþkileri tümden kesilmiþtir ve iliþkilerimizin kesilmesi yeni bir olgu deðildir, eðer yazýnýn sahibine ulaþma imkanýn varsa bu önemli noktayý deðiþtirmesini önerirsen , verdiði emek güme gitmez.

(quoto=alýntý)Ýkinci Muâviye, iyi kalpli bir insandý, babasýna çekmemiþti.(quoto)

Bu doðru bir açýklama olmasa gerek…
Bildiðim kadar lanetli Muaviye ve Yezit’in soyu sopu lanetlenir.
Talihsiz bir açýklama olmuþ gibime geldi…

Böyle olmuþ olsa bile (ki kaynak sunmak gerek), bunun üzerinde durulmasýný bile doðru bulmuyorum…

Emek veren eller dert görmesin

Cano
24-09-2006, 04:59 AM
Paylaþýmýnýz için teþekkürler.. Öðrenilmesi gereken bir bilgi..

AleviGenç
24-09-2006, 06:03 AM
Paylaþýmýnýz için teþekkürler.. Öðrenilmesi gereken bir bilgi..

Teþekkürüne ihtiyaçým yok...

Bilgi edindiyseniz yeter.

olimposkrali
24-09-2006, 06:08 AM
bilgiler için tþk can

Yer6
24-09-2006, 06:10 AM
Paylaþýmlarýn için saðol can. Emeðine saðlýk.

aybalam
01-10-2006, 08:15 AM
Hüseyin
Paylaþýmlarýn için saðol caným.

yolcu_58
01-10-2006, 08:23 AM
güzel bilgilerin için saol can

velakad
01-10-2006, 08:49 AM
Ýyi bir paylaþým fakat tek kusur can bunu da dost tavsiyesi olarak al nalet deðildir lahnettir.....Biraz takýntýdýr bende kusurabakma.Ancak tekrar söylüyorum paylaþým muntazam...

aþk-ý muhabbetle...

aybalam
02-10-2006, 12:59 AM
Ýyi bir paylaþým fakat tek kusur can bunu da dost tavsiyesi olarak al nalet deðildir lahnettir.....Biraz takýntýdýr bende kusurabakma.Ancak tekrar söylüyorum paylaþým muntazam...

aþk-ý muhabbetle...


Caným onu düzelteyim derken sen daha da çýkmaza sokmuþsun

LANET diye yazýlýr. a'nýn üstünde inceltme iþareti de var. :)

gulpasa
02-02-2007, 09:04 AM
Sayýn can önce deðerli paylaþýmýn için teþekkür ederim.

Gözüme çarpan bir kaç aykýrýlýðý da iþaret etmeden geri duramazdým...
------------------------------------------------------------
(quoto=alýntý)Bundan dolayý da; minarelerde “Allah’u Ekber” sesleri halen devam etmektedir.(quoto)

Fevkalede güzel geliþen konunun bu cümlesi alevi kaynak ve görüþüyle baðdaþmaz.
Bu sebeptendir ki hala cem evlerinde :” ya Allah ya Muahammed ya Ali deyü deyü yakarýþlar süre gelmiþtir “ demek daha uygun olurdu.
Aleviler kendilerini Ýmam Cafer ve buyruðunun peþine adadýklarýndan dolayý cami ile iliþkileri tümden kesilmiþtir ve iliþkilerimizin kesilmesi yeni bir olgu deðildir, eðer yazýnýn sahibine ulaþma imkanýn varsa bu önemli noktayý deðiþtirmesini önerirsen , verdiði emek güme gitmez.

(quoto=alýntý)Ýkinci Muâviye, iyi kalpli bir insandý, babasýna çekmemiþti.(quoto)

Bu doðru bir açýklama olmasa gerek…
Bildiðim kadar lanetli Muaviye ve Yezit’in soyu sopu lanetlenir.
Talihsiz bir açýklama olmuþ gibime geldi…

Böyle olmuþ olsa bile (ki kaynak sunmak gerek), bunun üzerinde durulmasýný bile doðru bulmuyorum…

Emek veren eller dert görmesin
benide çok etkileyen bir söz vardýr sizin açýklamanýzýn hemen yanýna sanki cuk diye oturacak''ebu sufyanýn:hz muhammeti ve yanýndakileri çok kalabalýkla görünce pencereden yanýndakilere ebu sufyan þöyle der bu kalabalýða asal hiç birþey yapamayýz ancak dini kabul etmiþ gibi gözükecek ve bunlarý içden fet edeceðiz.'' ben düþünemiyorum 80 yýldan fazla bir zaman iktidar olacaksýnýz dinsiz imasýz dediðimiz hakimiyet :bu güne ne býrakacak. saygýlar.

messibjk34
13-01-2008, 06:28 AM
paylaþýmýn için saol can
ebu süfyan þeytanýn kardeþi
muaviye þeytanýn sag kolu
yezid ise þeytanýn ogludur
bu þeytanlara allah lanet etsin varsýn bizim davamýz mahþere kalsýn