AleviGenç
11-09-2006, 04:19 PM
YEZÃŽD KÝMDÝR?
1. Yezîd Kimdir? Yezîd’in Soyu, Kavmi Kimlerdir?
Yezîd; Hz.Muhammed’in sevgili torunu ve “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Ýmâm Hüseyin’i, Kerbelâ’da susuz ve zulm ile þehit eden, Ýslâmlýkla, Müslümanlýkla alâkasý olmayan bir din düþmaný ve dinsiz bir zalimdir.
Dünya yüzünde hiçbir millet yoktur ki;
Yezîd’i bu yaptýðý zulümlerden dolayý haklý görmüþ olsun. Yalnýz Müslümanlar deðil, baþka dîne mensup olan kavimler bile, Yezîd’in yaptýðý bu zalim hareketi lânetlemiþler ve Süfyan oðullarýnýn ne kadar hâin ve gaddar bir zalimler topluluðu olduðunu anlamýþlardýr.
Yezîd’in soyunu ve kavmini inceleyecek olursak;
Kendisi Ebû Süfyan’ýn torunu, Muâviye’nin oðlu ve Emevi sülâlesinin dinsiz zalimlerinden biridir.
Bu Emevi sülâlesi ta baþýndan beri; Ýslâmiyet dînini kuran Hz.Muhammed’e, Ýslâmiyet dînini yaþatan Hz.Ali’ye ve “Ehl-i Beyt’e” ezelden düþmandý. Çünkü Hz.Muhammed ve “Ehl-i Beyt’i” Haþimiler sülâlesindendi.
Yezîd, Þâm Vâlisi olan düzenbaz, hilekâr, “Ehl-i Beyt” ve din düþmaný babasý Muâviye’nin ölmesi üzerine, onun yerine saltanata geçmiþ ve babasýnýn yaptýklarýný aratmayacak zulüm ve zalimlikler yapmýþtýr. Yezîd’in bütün hayatý zevk, sefa ve dinsizlik ile geçmiþtir. Yezîd’in tek amacý; “Ehl-i Beyt”ten hayatta tek kalan Hz.Ýmâm Hüseyin’i yeryüzünden kaldýrmak ve haksýz olarak iþgal ettiði makamda, kendi aklýnca ilelebet hüküm sürmekti.
Kýsa zaman içinde ard arda mesaj yazýldýðý için sistem tarafýndan mesajlar birleþtirilmiþtir (otomesajdýr, Alevimen)
2. Yezîd Bu Zulmü Neden ve Niçin Yapmýþtýr?
Bir mazlûm olan “Ehl-i Beyt”in göz nûru Hz.Ýmâm Hüseyin’e, bu zulmü ve zalimliði bir insan nesli nasýl, niçin ve neden yapmýþtýr? Bunun nedenlerini, bu dînin mensuplarý olarak bilmemiz, incelememiz ve anlamamýz gerekir.
Yezîd bu zulmü ve zalimliði iki nedenle yapmýþtýr:
Yezîd’in bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn birinci nedeni;
Emevi sülâlesinin, Hâþimi sülâlesine olan ezeli düþmanlýðýndan dolayýdýr.
Emevi sülâlesi, Hâþimiler sülâlesinden ve Hâþimileri temsil eden Hz.Muhammed ve Hz.Ali’den nefret ediyorlardý. Bu nedenle; Yezîd’in dedesi Ebû Süfyan, Ýslâmiyet’in kuruluþunda, baþlangýcýnda Ýslâm dîninin kurucusu Hz.Muhammed’e karþý savaþmýþtý. Babasý Muâviye, Ýslâm dîninin ayakta kalmasý için her türlü fedakârlýðý yapan Þah-ý Velâyet Hz.Ali’ye karþý savaþsmýþtý.
Muâviye ayný zamanda; Hz.Ýmâm Hasan’ý da, karýsý Câde’yi kandýrarak zehirlettirmiþ, zalimliðini göstermiþ ve Hz.Ýmâm Hasan’ý þehit ettirmiþtir.
Yezîd’in kendisi de, Hz.Peygamber’in sevgili torunu ve Hz.Ali’nin oðlu Hz.Ýmâm Hüseyin’e düþmandý. Bu düþmanlýðýn temelinde ise; ezeli bir hasetlik ve çekememezlik vardý.
Hâþimilerden olan Hz.Muhammed’in sülâlesinde ve “Ehl-i Beyt”inde;
Din, hak, adâlet, doðruluk, sadâkat, iyilik, mazlumluk ve bütün güzellikler vardý.
Emevilerden olan Ebû Süfyan’ýn sülâlesinde ve Yezîd kavminde ise;
Dinsizlik, haksýzlýk, adâletsizlik, eðrilik, sadâkatsizlik, kötülük, zalimlik ve bütün çirkinlikler vardý.
Emevilerin bütün gayesi;
Ýslâmiyet dîninin kurulmasýný önlemek, Ýslâmiyet’i ortadan kaldýrmaktý. Çünkü getirilen yeni din, onlarýn menfaat ve çýkarlarýna uymuyordu. Emeviler bu nedenle eski putperestliklerini aynen devam ettirmek istiyorlardý. Emevilerin bütün ticari gelirleri bu düzen üzerine kurulmuþ idi.
Emevi sülâlesi;
Ýslâmiyet’in kuruluþundan beri, hiçbir zaman samimi olarak inanýp Müslüman olmamýþlardý. Emeviler; Ýslâmiyet’in ilk yýllarýnda da, ilk Müslüman olan yoksul, kimsesiz Müslümanlara çok eziyet ve iþkenceler yapmýþlardý.
Ancak Hz.Muhammed; Medine’de Ýslâmiyet’i ve dîni kurmuþ kuvvetlendirmiþ olarak, Mekke-i Mükerreme’yi feth etmeye gelince;
Emevî sülâlesinden Ebû Süfyan ve kavmi, bu fetih karþýsýnda acý maðlubiyeti kabul etmiþler ve hiç savaþmadan Zülfekâr’ýn korkusundan güya Müslüman olmuþlardý.
Emeviler; baþlarýný keskin kýlýçlardan kurtarmak ve maddi menfaat saðlamak için Ýslâmiyet’i kabul etmiþ görünerek, Ýslâm bayraðý altýna girmiþlerse de, fýrsat gözlemiþler ve ilk fýrsatta baþ kaldýrmak için geçici bir zaman susmak zorunda kalmýþlardý.
Ýslâmiyet tarihini yakýndan, gerçek kaynak kitaplardan incelediðimiz zaman bakýp görüyoruz ki;
Emeviler, Hz.Muhammed’in Hak’ka kavuþmasýndan hemen sonra gerçek karakterlerini, iki yüzlülüklerini göstererek, Hz.Peygamber ve “Ehl-i Beyt’i”ne olan içlerindeki ezeli kini, düþmanlýðý ortaya koymuþlar ve her türlü zulmü, zalimliði yapmýþlardýr.
Emevi sülâlesinden olan Muâviye ve oðlu Yezîd;
Hile ve entrika ile geçirdikleri o makamlarda, din adýna rahat oturamýyorlardý. Çünkü, haksýz yere iþgal ettikleri o makamlarýn gerçek sahipleri kendileri deðil,“Ehl-i Beyt” idi. Muâviye ve oðlu Yezîd bunlarý çok iyi bildiklerinden; din ile Ýslâmiyet ile insanlýk ile hiç alâkalarý olmadýklarýndan ve de zalim olduklarýndan dolayý, o makamýn ve dînin gerçek sahipleri olan “Ehl-i Beyt’e” ve onlarý sevenlere her türlü zulmü, zalimliði yapýyorlardý.
Muâviye’nin bunlarý yapmaktaki asýl maksadý;
Haksýz yere, hile ve entrika ile ele geçirdiði bu saltanatý, kendisi öldükten sonra da oðlu Yezîd’e, saltanatý rakipsiz býrakmak içindi. Bu saltanatlarýna engel olacak, rakip olarak gördükleri tek kiþi de “Ehl-i Beyt”ten hayatta kalan Hz.Ýmâm Hüseyin idi. Çünkü Hz.Ýmâm Hüseyin, Muâviye’ye biât etmemiþti. Bütün hayatý; hile, entrika, zalimlik ve dinsizlik ile geçen Muâviye, öldükten sonra saltanatýn baþýna oðlu Yezîd geçti.
Yezîd saltanatýn baþýna geçince;
Hemen Hz.Ýmâm Hüseyin’e haberler göndermiþti. Yezîd’in, Hz.Ýmâm Hüseyin’den bir tek isteði vardý. Kendisinin halifeliðini kabul ve tasdik edip, biât etmesini istiyordu.
Hz.Ýmâm Hüseyin;
Ýslâm Peygamberi’ne bütün varlýðýný fedâ eden, Hz.Peygamber’in ruhu, kalbi mesabesinde sayýlan ve bu sebeple Ýslâm Peygamber’i tarafýndan; “Benim ruhum, benim etim, benim kaným, benim nefsim” dediði ve “Dünyada ve âhirette benim kardeþim yalnýz Ali’dir” sözleriyle övdüðü Ýslâm âleminin velîsi, velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn oðludur.
Muâviye’nin oðlu Yezîd’in;
Ýslâm dînini ortadan kaldýrmak istemesini hoþ görenler olabilirdi, fakat buna Hz.Ýmâm Hüseyin tahammül edemez ve buna mani olmak için hiçbir fedâkarlýktan çekinmezdi.
Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torunu ve velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn bu kýymetli oðlu;
Dedesinin ve babasýnýn eseri olan Ýslâm dîninin yok olmamasý için, her þeyini fedâ etmekten ve kendisine caný gönülden baðlý evlâd-ý ayali 72 yaranýyla, Kerbelâ çöllerinde susuz ve zulm ile þehit olmayý göze almaktan ve þehâdeti kabul etmekten kaçýnmazdý. Çünkü “Ehl-i Beyt”in, ezelde ve gelecekteki bütün olaylardan önceden haberleri vardý.
Hz.Ýmâm Hüseyin, Kerbelâ’da sevdiklerini gözlerinin önünde birer birer þehit verirken, son olarak kucaðýna 1,5 yaþýndaki oðlu Ali Asgar’ý almýþ ve Yezîd’in cahil askerlerine;
“Ey zalimler, bana ve benim sahabelerime bir içim su vermediniz ve onlarý susuz þehit ettiniz. Bilirsiniz ki; Ýslâm akidesince bütün çocuklar Müslüman olarak doðarlar. Þu gördüðünüz 1,5 yaþýndaki çocuk masûmdur, Müslümandýr ve hatta Muhammed-ül Mustafa’nýn kýzý Fâtýma’tüz Zehra’nýn torunudur. Bu masûm susuzluktan ölüyor. Bu çocuða olsun, Allah’ýn herkese ihsân ettiði sudan bir içim su veriniz” demiþtir.
O büyük Ýmâm, bu 1,5 yaþýndaki çocuðunun da þehit edileceðini bildiði halde, ona su istemesi, o masûm çocuða su verirler ümidinden ileri gelmiyordu.
Hz.Ýmâm Hüseyin biliyordu ki;
Muâviye’nin oðlu Yezîd nasýl taþ yürekli biri ise, onun ordusunun kumandaný olan Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer’de taþ yüreklilikte ve þekavette kendi hükümdarý Yezîd’den geri kalmayacak ve Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torununun 1,5 yaþýndaki çocuðuna bir içim su vermeyecek ve hatta o masûm çocuðu susuz þehit edecekti.
Nitekim hadise, Hz.Ýmâm Hüseyin’in düþündüðü gibi tecelli etti.
Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer, yanýnda duran en iyi niþancýlarýndan Harmele’ye; “Hüseyin’e cevap ver” demesiyle; Harmele, Hz.Ýmâm Hüseyin’in herkesin görmesi için elinde yükselttiði masûm çocuðun boðazýna niþan aldý ve çocuk atýlan bir ok ile þehit oldu.
Hz.Ýmâm Hüseyin’in gayesi;
Görünürde Müslümanýz diyen hakikatte ise Ýslâmiyet’ten ve dinden tamamen uzak olan, Yezîd ve ordusunun ahlâklarýndaki mahiyeti, bütün insanlýðýn gözleri önüne yaymaktý. Böylece Hz.Ýmâm Hüseyin o zalim topluluðun bütün karakterlerini, içyüzlerini ortaya çýkarmýþ ve bu konudaki bütün delillerini tamamlamýþtýr. Hz.Ýmâm Hüseyin bütün bu fedâkarlýklarýný, Emevi sülâlesinin hiçbir mazereti kalmamasý için yerine getiriyordu.
Kerbelâ hadisesinden sonra;
Bütün bu zalimlikleri ve zulümleri yapan Muâviye oðlu Yezîd’e, hak veren vicdan sahibi bir tek insan kalmadý. Bütün aklý selim sahibi olan din ve imân ehli insanlar, hatta âlimler; Emevi sülâlesinin zihniyetini, bu yaþanýlan olaylarý ve yaptýklarý zulümleri gördükten ve duyduktan sonra gerçekten hatalarýný anladýlar ve tekrar Ýslâmiyet’e, dinlerine sarýldýlar.
Bu sayededir ki;
Hz.Ýmâm Hüseyin’in o büyük aklý selimi, o büyük ferâseti (anlayýþ üstünlüðü), o büyük dehâsý ve þehâdeti ile; Ýslâmiyet ve din yok olmaktan kurtuldu. Bundan dolayý da; minarelerde “Allah’u Ekber” sesleri halen devam etmektedir.
Yezîd’in ve ordusunun bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn ikinci nedeni;
Dünya saltanatý, dünya sevgisi ve dünya hýrsý içindir.
Yezîd, yanýndaki zalimleri de hep bu makam, mevki ve dünya saltanatý için toplamýþtý. Bu alçakça zulmü yapanlar, bu yaptýklarý zulmün karþýlýðýnda Yezîd’den; makam, mevki, para ve ne lâzýmsa onu alýyorlardý.
1. Yezîd Kimdir? Yezîd’in Soyu, Kavmi Kimlerdir?
Yezîd; Hz.Muhammed’in sevgili torunu ve “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Ýmâm Hüseyin’i, Kerbelâ’da susuz ve zulm ile þehit eden, Ýslâmlýkla, Müslümanlýkla alâkasý olmayan bir din düþmaný ve dinsiz bir zalimdir.
Dünya yüzünde hiçbir millet yoktur ki;
Yezîd’i bu yaptýðý zulümlerden dolayý haklý görmüþ olsun. Yalnýz Müslümanlar deðil, baþka dîne mensup olan kavimler bile, Yezîd’in yaptýðý bu zalim hareketi lânetlemiþler ve Süfyan oðullarýnýn ne kadar hâin ve gaddar bir zalimler topluluðu olduðunu anlamýþlardýr.
Yezîd’in soyunu ve kavmini inceleyecek olursak;
Kendisi Ebû Süfyan’ýn torunu, Muâviye’nin oðlu ve Emevi sülâlesinin dinsiz zalimlerinden biridir.
Bu Emevi sülâlesi ta baþýndan beri; Ýslâmiyet dînini kuran Hz.Muhammed’e, Ýslâmiyet dînini yaþatan Hz.Ali’ye ve “Ehl-i Beyt’e” ezelden düþmandý. Çünkü Hz.Muhammed ve “Ehl-i Beyt’i” Haþimiler sülâlesindendi.
Yezîd, Þâm Vâlisi olan düzenbaz, hilekâr, “Ehl-i Beyt” ve din düþmaný babasý Muâviye’nin ölmesi üzerine, onun yerine saltanata geçmiþ ve babasýnýn yaptýklarýný aratmayacak zulüm ve zalimlikler yapmýþtýr. Yezîd’in bütün hayatý zevk, sefa ve dinsizlik ile geçmiþtir. Yezîd’in tek amacý; “Ehl-i Beyt”ten hayatta tek kalan Hz.Ýmâm Hüseyin’i yeryüzünden kaldýrmak ve haksýz olarak iþgal ettiði makamda, kendi aklýnca ilelebet hüküm sürmekti.
Kýsa zaman içinde ard arda mesaj yazýldýðý için sistem tarafýndan mesajlar birleþtirilmiþtir (otomesajdýr, Alevimen)
2. Yezîd Bu Zulmü Neden ve Niçin Yapmýþtýr?
Bir mazlûm olan “Ehl-i Beyt”in göz nûru Hz.Ýmâm Hüseyin’e, bu zulmü ve zalimliði bir insan nesli nasýl, niçin ve neden yapmýþtýr? Bunun nedenlerini, bu dînin mensuplarý olarak bilmemiz, incelememiz ve anlamamýz gerekir.
Yezîd bu zulmü ve zalimliði iki nedenle yapmýþtýr:
Yezîd’in bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn birinci nedeni;
Emevi sülâlesinin, Hâþimi sülâlesine olan ezeli düþmanlýðýndan dolayýdýr.
Emevi sülâlesi, Hâþimiler sülâlesinden ve Hâþimileri temsil eden Hz.Muhammed ve Hz.Ali’den nefret ediyorlardý. Bu nedenle; Yezîd’in dedesi Ebû Süfyan, Ýslâmiyet’in kuruluþunda, baþlangýcýnda Ýslâm dîninin kurucusu Hz.Muhammed’e karþý savaþmýþtý. Babasý Muâviye, Ýslâm dîninin ayakta kalmasý için her türlü fedakârlýðý yapan Þah-ý Velâyet Hz.Ali’ye karþý savaþsmýþtý.
Muâviye ayný zamanda; Hz.Ýmâm Hasan’ý da, karýsý Câde’yi kandýrarak zehirlettirmiþ, zalimliðini göstermiþ ve Hz.Ýmâm Hasan’ý þehit ettirmiþtir.
Yezîd’in kendisi de, Hz.Peygamber’in sevgili torunu ve Hz.Ali’nin oðlu Hz.Ýmâm Hüseyin’e düþmandý. Bu düþmanlýðýn temelinde ise; ezeli bir hasetlik ve çekememezlik vardý.
Hâþimilerden olan Hz.Muhammed’in sülâlesinde ve “Ehl-i Beyt”inde;
Din, hak, adâlet, doðruluk, sadâkat, iyilik, mazlumluk ve bütün güzellikler vardý.
Emevilerden olan Ebû Süfyan’ýn sülâlesinde ve Yezîd kavminde ise;
Dinsizlik, haksýzlýk, adâletsizlik, eðrilik, sadâkatsizlik, kötülük, zalimlik ve bütün çirkinlikler vardý.
Emevilerin bütün gayesi;
Ýslâmiyet dîninin kurulmasýný önlemek, Ýslâmiyet’i ortadan kaldýrmaktý. Çünkü getirilen yeni din, onlarýn menfaat ve çýkarlarýna uymuyordu. Emeviler bu nedenle eski putperestliklerini aynen devam ettirmek istiyorlardý. Emevilerin bütün ticari gelirleri bu düzen üzerine kurulmuþ idi.
Emevi sülâlesi;
Ýslâmiyet’in kuruluþundan beri, hiçbir zaman samimi olarak inanýp Müslüman olmamýþlardý. Emeviler; Ýslâmiyet’in ilk yýllarýnda da, ilk Müslüman olan yoksul, kimsesiz Müslümanlara çok eziyet ve iþkenceler yapmýþlardý.
Ancak Hz.Muhammed; Medine’de Ýslâmiyet’i ve dîni kurmuþ kuvvetlendirmiþ olarak, Mekke-i Mükerreme’yi feth etmeye gelince;
Emevî sülâlesinden Ebû Süfyan ve kavmi, bu fetih karþýsýnda acý maðlubiyeti kabul etmiþler ve hiç savaþmadan Zülfekâr’ýn korkusundan güya Müslüman olmuþlardý.
Emeviler; baþlarýný keskin kýlýçlardan kurtarmak ve maddi menfaat saðlamak için Ýslâmiyet’i kabul etmiþ görünerek, Ýslâm bayraðý altýna girmiþlerse de, fýrsat gözlemiþler ve ilk fýrsatta baþ kaldýrmak için geçici bir zaman susmak zorunda kalmýþlardý.
Ýslâmiyet tarihini yakýndan, gerçek kaynak kitaplardan incelediðimiz zaman bakýp görüyoruz ki;
Emeviler, Hz.Muhammed’in Hak’ka kavuþmasýndan hemen sonra gerçek karakterlerini, iki yüzlülüklerini göstererek, Hz.Peygamber ve “Ehl-i Beyt’i”ne olan içlerindeki ezeli kini, düþmanlýðý ortaya koymuþlar ve her türlü zulmü, zalimliði yapmýþlardýr.
Emevi sülâlesinden olan Muâviye ve oðlu Yezîd;
Hile ve entrika ile geçirdikleri o makamlarda, din adýna rahat oturamýyorlardý. Çünkü, haksýz yere iþgal ettikleri o makamlarýn gerçek sahipleri kendileri deðil,“Ehl-i Beyt” idi. Muâviye ve oðlu Yezîd bunlarý çok iyi bildiklerinden; din ile Ýslâmiyet ile insanlýk ile hiç alâkalarý olmadýklarýndan ve de zalim olduklarýndan dolayý, o makamýn ve dînin gerçek sahipleri olan “Ehl-i Beyt’e” ve onlarý sevenlere her türlü zulmü, zalimliði yapýyorlardý.
Muâviye’nin bunlarý yapmaktaki asýl maksadý;
Haksýz yere, hile ve entrika ile ele geçirdiði bu saltanatý, kendisi öldükten sonra da oðlu Yezîd’e, saltanatý rakipsiz býrakmak içindi. Bu saltanatlarýna engel olacak, rakip olarak gördükleri tek kiþi de “Ehl-i Beyt”ten hayatta kalan Hz.Ýmâm Hüseyin idi. Çünkü Hz.Ýmâm Hüseyin, Muâviye’ye biât etmemiþti. Bütün hayatý; hile, entrika, zalimlik ve dinsizlik ile geçen Muâviye, öldükten sonra saltanatýn baþýna oðlu Yezîd geçti.
Yezîd saltanatýn baþýna geçince;
Hemen Hz.Ýmâm Hüseyin’e haberler göndermiþti. Yezîd’in, Hz.Ýmâm Hüseyin’den bir tek isteði vardý. Kendisinin halifeliðini kabul ve tasdik edip, biât etmesini istiyordu.
Hz.Ýmâm Hüseyin;
Ýslâm Peygamberi’ne bütün varlýðýný fedâ eden, Hz.Peygamber’in ruhu, kalbi mesabesinde sayýlan ve bu sebeple Ýslâm Peygamber’i tarafýndan; “Benim ruhum, benim etim, benim kaným, benim nefsim” dediði ve “Dünyada ve âhirette benim kardeþim yalnýz Ali’dir” sözleriyle övdüðü Ýslâm âleminin velîsi, velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn oðludur.
Muâviye’nin oðlu Yezîd’in;
Ýslâm dînini ortadan kaldýrmak istemesini hoþ görenler olabilirdi, fakat buna Hz.Ýmâm Hüseyin tahammül edemez ve buna mani olmak için hiçbir fedâkarlýktan çekinmezdi.
Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torunu ve velîler þahý Aliyyel Mürteza’nýn bu kýymetli oðlu;
Dedesinin ve babasýnýn eseri olan Ýslâm dîninin yok olmamasý için, her þeyini fedâ etmekten ve kendisine caný gönülden baðlý evlâd-ý ayali 72 yaranýyla, Kerbelâ çöllerinde susuz ve zulm ile þehit olmayý göze almaktan ve þehâdeti kabul etmekten kaçýnmazdý. Çünkü “Ehl-i Beyt”in, ezelde ve gelecekteki bütün olaylardan önceden haberleri vardý.
Hz.Ýmâm Hüseyin, Kerbelâ’da sevdiklerini gözlerinin önünde birer birer þehit verirken, son olarak kucaðýna 1,5 yaþýndaki oðlu Ali Asgar’ý almýþ ve Yezîd’in cahil askerlerine;
“Ey zalimler, bana ve benim sahabelerime bir içim su vermediniz ve onlarý susuz þehit ettiniz. Bilirsiniz ki; Ýslâm akidesince bütün çocuklar Müslüman olarak doðarlar. Þu gördüðünüz 1,5 yaþýndaki çocuk masûmdur, Müslümandýr ve hatta Muhammed-ül Mustafa’nýn kýzý Fâtýma’tüz Zehra’nýn torunudur. Bu masûm susuzluktan ölüyor. Bu çocuða olsun, Allah’ýn herkese ihsân ettiði sudan bir içim su veriniz” demiþtir.
O büyük Ýmâm, bu 1,5 yaþýndaki çocuðunun da þehit edileceðini bildiði halde, ona su istemesi, o masûm çocuða su verirler ümidinden ileri gelmiyordu.
Hz.Ýmâm Hüseyin biliyordu ki;
Muâviye’nin oðlu Yezîd nasýl taþ yürekli biri ise, onun ordusunun kumandaný olan Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer’de taþ yüreklilikte ve þekavette kendi hükümdarý Yezîd’den geri kalmayacak ve Ýslâm Peygamberi’nin sevgili torununun 1,5 yaþýndaki çocuðuna bir içim su vermeyecek ve hatta o masûm çocuðu susuz þehit edecekti.
Nitekim hadise, Hz.Ýmâm Hüseyin’in düþündüðü gibi tecelli etti.
Sa’d Ýbn-i Vakkas’ýn oðlu Ömer, yanýnda duran en iyi niþancýlarýndan Harmele’ye; “Hüseyin’e cevap ver” demesiyle; Harmele, Hz.Ýmâm Hüseyin’in herkesin görmesi için elinde yükselttiði masûm çocuðun boðazýna niþan aldý ve çocuk atýlan bir ok ile þehit oldu.
Hz.Ýmâm Hüseyin’in gayesi;
Görünürde Müslümanýz diyen hakikatte ise Ýslâmiyet’ten ve dinden tamamen uzak olan, Yezîd ve ordusunun ahlâklarýndaki mahiyeti, bütün insanlýðýn gözleri önüne yaymaktý. Böylece Hz.Ýmâm Hüseyin o zalim topluluðun bütün karakterlerini, içyüzlerini ortaya çýkarmýþ ve bu konudaki bütün delillerini tamamlamýþtýr. Hz.Ýmâm Hüseyin bütün bu fedâkarlýklarýný, Emevi sülâlesinin hiçbir mazereti kalmamasý için yerine getiriyordu.
Kerbelâ hadisesinden sonra;
Bütün bu zalimlikleri ve zulümleri yapan Muâviye oðlu Yezîd’e, hak veren vicdan sahibi bir tek insan kalmadý. Bütün aklý selim sahibi olan din ve imân ehli insanlar, hatta âlimler; Emevi sülâlesinin zihniyetini, bu yaþanýlan olaylarý ve yaptýklarý zulümleri gördükten ve duyduktan sonra gerçekten hatalarýný anladýlar ve tekrar Ýslâmiyet’e, dinlerine sarýldýlar.
Bu sayededir ki;
Hz.Ýmâm Hüseyin’in o büyük aklý selimi, o büyük ferâseti (anlayýþ üstünlüðü), o büyük dehâsý ve þehâdeti ile; Ýslâmiyet ve din yok olmaktan kurtuldu. Bundan dolayý da; minarelerde “Allah’u Ekber” sesleri halen devam etmektedir.
Yezîd’in ve ordusunun bu zulmü ve zalimliði yapmasýnýn ikinci nedeni;
Dünya saltanatý, dünya sevgisi ve dünya hýrsý içindir.
Yezîd, yanýndaki zalimleri de hep bu makam, mevki ve dünya saltanatý için toplamýþtý. Bu alçakça zulmü yapanlar, bu yaptýklarý zulmün karþýlýðýnda Yezîd’den; makam, mevki, para ve ne lâzýmsa onu alýyorlardý.