PDA

: haramilere karşı notlar :1


biati
11-09-2006, 06:08 AM
Tabansızlık!
Dernek midir? Vakıf mıdır? Çiftlik mi?

Alevi-Bektaşi kurumlarının söylemlerinde taban kelimesine mutlaka bir yerde rastlanır. Ya tabanın genişliğinde dem vururlar, ya da tabanın isteklerini yerine getirdiklerini, tabanın sözcüsü olduklarından öykünürler.
Bu taban denilen şeyin nasıl bir şey olduğunu, cismini, ne yiyip ne içtiğini, nasıl göründüğünü henüz tespit edebilmiş değiliz.

Öyle ya bir kurumda taban dediğiniz şeyi yani yönetim dışındaki organlarınız ve bunun dışında kalan üyeleriniz oluşturur. Bu organlar da genellikle Kadın ve Gençlik Komisyonları ve üyelerdir. Komisyonlar önemlidir çünkü üyeler pasif durumda iken, komisyonlar aktif durumdadır, kurumsal ilerlemenin en önemli ayaklarından biri de bu komisyonlardır.

Günümüzde örgütlenmesini tamamlamış kurumlarımıza bakınca neredeyse yüzde 80’e yakın oranda gençlik ve kadın komisyonlarının olmadığını yerinde yapılmış birebir saptamalarla rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bakın taban’ıyla öğünen kurumların kaç tanesini bir alan toplantısında (miting) görmüşsünüzdür şöyle bir yoklayınız hafızanızı. Dahası, hadi gördünüz diyelim açtığı pankartın altında kaç kişi vardır, olmadı bunu düşünelim.

Bugün en köklü örgütlenmelerimiz olan Dergah merkezli örgütlenmeler en eski olmaları dolayısıyla en geniş tabanı olan örgütler olarak adlandırılabilir doğal olarak, ayrıca barındırdıkları türbeler nedeniyle inanç merkezi olarak daha yoğun ziyaretçisi (bakın üyesi demiyorum, diyemiyorum) olan örgütlenmeler olduklarından toplum tarafından daha ciddi, sözü dinlenir olarak kabul görürler.

Bu en eski örgütlenmelerimizde yani Dergahlarımızda

a) Acaba kaç üye vardır?

b) Acaba bu üyelerin kaçı etkin durumdadır?

c) Acaba üye olmanın şartları nedir? Mesela her isteyen üye olabilmekte midir?

d) Acaba bu Dergahların resmi anlamdaki dernek ya da vakıflarının tüzükleri ne kadar toplumu kucaklayıcı, ne kadarı şahıs şirketi mantığındadırlar?

e) Acaba kaç tanesi işleyişi ile ilgili üyelerinin daha doğrusu toplumun her bireyinin sorularına cevap verebilmekte, şeffaf bir yönetim sergileyebilmektedir?



(Bu sorular şüphe yok ki Alevi-Bektaşi toplumu adına çalışma yaptığını savlayan tüm kurumlara yöneltilmiştir aynı zamanda. Dergahlarımızla örneklendirmemiz sadece en eski örgütlenmelerimizi olmalarından kaynaklanmaktadır)



Bu sorularda hareketle toplumla gerçekte hiçbir organik bağı olmayan,

çalışmaları hakkında topluma yeterli bilgi aktarmayan, kendini fildişi kuleye kapatmış, toplumla mümkün olduğunca bağlarını koparmaya çabalayan, küçük olsun benim olsun amacıyla kimsenin kendisini eleştirmesine, sorgulamasına izin vermeyen hani neredeyse derebeyi mantığıyla çalışan yöneticiler nedeniyle Alevi- Bektaşi kurumlarının bir tabanı yoktur ve bu kafayla olması da mümkün değildir.

Bu derebeylerin de taban gibi, toplum gibi dertleri yoktur. Çünkü bilmektedirler ki taban demek, kendi çıkarlarına çalışırlarsa tepki demek, eleştiri demek, sorgulamak, yargılamak demektir. Bu da tekerlerine çomak sokmak demektir. Bu nedenle soruyorum; TÜRKİYE’DE KAÇ TANE ALEVİ-BEKTAŞİ KURUMUNDA (dergah, cemevi, vakıf, dernek, federasyon, konfederasyon) ÖNCELİKLİ AKTİF TABAN OLAN GENÇLİK VE KADIN KOMİSYONLARI VARDIR?

Ama uydu komisyonlar, birilerinin güdümüyle varolan komisyonlar değil bahsettiğimiz çatır çatır hak arayan, soran, eleştiren, kurumun dışında kimsenin çıkarını gözetmeyen, kimsenin gözünün yaşına bakmayan komisyonlardan, gerçekten onurlu yapılardır sözünü ettiğimiz. Sırnaşık, yalaka, ikiyüzlü paylaşımlarda yer alan komisyonlar tabi resmi olarak görülebilir ama ne bir yaptırım gücü ne de saygınlıkları vardır. Kağıt üzerinde vardırlar ama ciddiye alındıkları adam yerine koyuldukları görülmemiştir.

Tam da bahsettiğimiz taban bu karakterin dışında onurlu, kimsenin ayakçısı olmadan, sadece doğru kişilerle doğru işler yapmaya çalışan komisyonlar da vardır. Toplumu ileriye taşıyacak olanlar da onlardır. Ama onların da doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali ömürleri uzun olmamakta, derebeyi kılıcını savurup koparıvermektedir krallığını eleştirenlerin başını. BU NEDENLE TABANI YOKTUR ÖRGÜTLERİMİZİN VE DEREBEYLERİ İSTEMEZ TABANI MABANI, İSTEMEZ SÖMÜRÜ ÇAĞININ BİTİP, AYDINLIK ADALETLİ BİR ÇAĞIN YERYÜZÜNE YAYILMASINI.

Herkes kendi terazisini kendisi taşır, ve kendisi koyar o terazinin kefelerine kendinden birer parçayı: bir kefede onur vardır, onursuzluktur diğer kefede salını duran.

Tartı sonucudur kendi adını kendi yazar kütüğe kişi. Onur mu, yoksa…

Sözün özü, cenneti o köyden de kovulmayı göze alıp doğruyu söyleyenler indirecektir yeryüzüne.

Galileo gibi öldürülmeyi göze alıp ortaçağ yarasalarının yüzüne “ne derseniz deyin dünya dönüyor” diyebilenlerle olur taban dediğin, alanlara yalvar yakar getirdiğimizi, bir gölgeden başka bir şey olmayan kellelerle değil.



Son bir söz:
"TABANI SADECE VE SADECE TABANSIZLAR İSTEMEZ!!!

Fukara-i Abdal
28-02-2008, 10:43 AM
Tabani Sadece Ve Sadece Tabansizlar Istemez!!!