Fukara-i Abdal
05-01-2008, 12:28 PM
Ehl-i Beyt Peygamberimiz Hz. Muhammed'in Sülalesi ve soyu olup Hz. Ali ve Hz. Fatsma'nın neslidir.Hz. Muhammed: "Her nebinin nesli kendilidendir. Benim neslini Ali'nin neslidir. Al-i Beytin (Ehl-i Beyt'im mümessili ve On iki İmamın da birincisidir.". "Ben kimin efendisi isem Ali de onun efendisidir." "İlmin şehri Ali kapısıdır." biçimindeki hadisleriyle Hz. Ali'ye verdiği değeri göstermiştir. Durum böyle olunca düz mantıkla Ehl-i Beyt'i sevmek, Allah'ı ve Peygamber'i sevmeyi .gerektiriyor. Alevi kesim de Ehl-i Beyt'i severek ALLAH-MUHAMMET-ALİ üçlemesiyle bu ilkeyi bilinçli ve inançlı olarak yerine getirmektedir.
Ehl-i Beyt sevgisi bazı kesimlerce yıllar yılı yapılan Ehl-i Beyt düşmanlığına karşın inançlı olmayı, her koşulda Ehl-i Beyt sevgisini korumayı. ELİNE-BELİNE-DİLİNE sadık olma ilkesi ile davranıp ahlâklı olmayı, ALLAH-MUHAMMET-ALİ ve Ehl-i Beyt yolunda ödün vermeden tavırlı olmayı, davranış açısından, dürüst, adaletli ve yapıcı bir kimlik kazandırmıştır.
Türklerin millet olarak Müslüman Arap ordularıyla ilk resmi temasları Horasan Türkleri tarafından Halife Ömer zamanında başlamıştır. Müslüman Araplarla ilk temas eden Türklerin, Emevilerin gayrı İslâmi uygulama ve davranışlarına karşın Türklerin o dönemde inandıkları Tek tanrı kavramına uygunluğu nedeniyle 300 yıl sonra İslâmiyeti kabul ettikleri bilinmektedir. Yani Türkler İslâmiyeti kabul ettiklerinde Kerbela olayı çoktan olmuş olmasına karşın bir kısım Türkler Kerbela olayının ortaya çıkardığı vahim durumda Hz. Ali yandaşları arasında yerini almıştır.
Anadolu'da tekkelerin ve zaviyelerin kurulmasıyla oluşan, Hacı Bektaş tekkesi, Ahilik kurumunun kurulup gelişmesiyle oluşan Bektaşi tekkelerine bağlı Ahi kuruluşları, Anadolu'da Irak vb. yerlerdeki Hz. Ali yandaşı Müslüman kitlelerden farklı daha özgür düşünen, çağına göre daha modern, aydın ve dinde bağnaz olmayan bir kitle oluşmuştur.
Alevi ve Bektaşi tekkelerinin kapılarını âşıklara açması, sazıyla sözüyle halkın dili ve kulağı olan bu âşıkları korunması, Pir Sultan Abdal, Vİrani, Harabı, Sefil Ali, Kul Himmet gibi binlerce âşığın köy odalarında, cemlerde, çeşitli mekânlarda arı duru Türkçe ile şiirler söylemeleri,, usta âşıkların ustalıklarını en iyi sergilediklerde mersiyelerde etkili okuyuşlarıyla Kerbela olayını en ince ayrıntılarıyla açık, net, kesin bir dille sergilemeleri haksızlığı ve yapılan vahşeti gözler önüne sermeleri her dinleyeni yürekten sarsmaktadır.
Ehl-i Beyt sevgisi bazı kesimlerce yıllar yılı yapılan Ehl-i Beyt düşmanlığına karşın inançlı olmayı, her koşulda Ehl-i Beyt sevgisini korumayı. ELİNE-BELİNE-DİLİNE sadık olma ilkesi ile davranıp ahlâklı olmayı, ALLAH-MUHAMMET-ALİ ve Ehl-i Beyt yolunda ödün vermeden tavırlı olmayı, davranış açısından, dürüst, adaletli ve yapıcı bir kimlik kazandırmıştır.
Türklerin millet olarak Müslüman Arap ordularıyla ilk resmi temasları Horasan Türkleri tarafından Halife Ömer zamanında başlamıştır. Müslüman Araplarla ilk temas eden Türklerin, Emevilerin gayrı İslâmi uygulama ve davranışlarına karşın Türklerin o dönemde inandıkları Tek tanrı kavramına uygunluğu nedeniyle 300 yıl sonra İslâmiyeti kabul ettikleri bilinmektedir. Yani Türkler İslâmiyeti kabul ettiklerinde Kerbela olayı çoktan olmuş olmasına karşın bir kısım Türkler Kerbela olayının ortaya çıkardığı vahim durumda Hz. Ali yandaşları arasında yerini almıştır.
Anadolu'da tekkelerin ve zaviyelerin kurulmasıyla oluşan, Hacı Bektaş tekkesi, Ahilik kurumunun kurulup gelişmesiyle oluşan Bektaşi tekkelerine bağlı Ahi kuruluşları, Anadolu'da Irak vb. yerlerdeki Hz. Ali yandaşı Müslüman kitlelerden farklı daha özgür düşünen, çağına göre daha modern, aydın ve dinde bağnaz olmayan bir kitle oluşmuştur.
Alevi ve Bektaşi tekkelerinin kapılarını âşıklara açması, sazıyla sözüyle halkın dili ve kulağı olan bu âşıkları korunması, Pir Sultan Abdal, Vİrani, Harabı, Sefil Ali, Kul Himmet gibi binlerce âşığın köy odalarında, cemlerde, çeşitli mekânlarda arı duru Türkçe ile şiirler söylemeleri,, usta âşıkların ustalıklarını en iyi sergilediklerde mersiyelerde etkili okuyuşlarıyla Kerbela olayını en ince ayrıntılarıyla açık, net, kesin bir dille sergilemeleri haksızlığı ve yapılan vahşeti gözler önüne sermeleri her dinleyeni yürekten sarsmaktadır.