Fukara-i Abdal
05-01-2008, 11:32 AM
EHL-İ BEYT AHLAKİ İLE AHLAKLANMAK İKİ CİHANDA HUZURUN ANAHTARIDIR Dursun GümüşoğluAraştırmacı, Yazar
Allah emirlerini, Hazret-i Muhammed vasıtası ile bildirmiştir. Bu emanetlerin en iyi koruyucuları Ehl-i Beyt olmuştur. Özetle söylemek gerekirse Ehl-i Beyt Allah'ın özel kullarıdır, dolayısı ile onların ahlâkı ile ahlâklanmak insanı iki cihanda mutlu ve huzurlu olması için yeterlidir.
Kerbelâ, öncelikle İslâm adına Kur'ân âyetlerine, peygamber hadisine rağmen işlenmiş benzeri olmayan en büyük cinayettir. Ayrıca Hak ile bâtılın ayrışma noktasıdır. Bu nedenle özellikle muharrem ayı içinde her an Kerbelâ'da Hazret-i Hüseyin'in yaşadıklarını, onların çektiği sıkıntıları, yaptıkları mücadeleleri, çektikleri susuzlukları içimizde hissederiz. Diğer zamanlarda ise onların öğretilerini özümsemeye, yaşamımıza aktarmaya çalışırız.
Hazret-i Hüseyin babasının ve dedesinin yolunda yürümeye, İslâmiyet'in evrenselliğini ve yüceliğini ileriki nesillere ulaştırabilmek, haksızlığa, zulme boyun eğmemek için kendisini feda etmiştir. Yezid'e biat etmiş olsaydı, Cahiliye Dönemi'nin âdetleri tamamen hâkim olacak, peygamberimizin emanetleri günümüze ulaşamayacaktı. Bu uğurda kendini kurban etmekten asla çekinmemiştir. Dolayısı ile Kûfe'ye gitmekten vazgeçmemiştir.
Bektaşîlik ve Anadolu Alevîliği İslâmiyet'in tasavvufî yorumundan yola çıkılarak oluşmuştur. İslâm'ın esas vermek istediği mesaj, sevgi, barış, hoşgörü ve iyi ahlâktır. Anadolu halkının Muharrem süresince çok duygulanması, mersiyeler söylemesi Yezid'in yaptığı zulme karşı oluşunun, Hazret-i Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerinden yana tavır almasının sonucudur.
Allah emirlerini, Hazret-i Muhammed vasıtası ile bildirmiştir. Bu emanetlerin en iyi koruyucuları Ehl-i Beyt olmuştur. Özetle söylemek gerekirse Ehl-i Beyt Allah'ın özel kullarıdır, dolayısı ile onların ahlâkı ile ahlâklanmak insanı iki cihanda mutlu ve huzurlu olması için yeterlidir.
Kerbelâ, öncelikle İslâm adına Kur'ân âyetlerine, peygamber hadisine rağmen işlenmiş benzeri olmayan en büyük cinayettir. Ayrıca Hak ile bâtılın ayrışma noktasıdır. Bu nedenle özellikle muharrem ayı içinde her an Kerbelâ'da Hazret-i Hüseyin'in yaşadıklarını, onların çektiği sıkıntıları, yaptıkları mücadeleleri, çektikleri susuzlukları içimizde hissederiz. Diğer zamanlarda ise onların öğretilerini özümsemeye, yaşamımıza aktarmaya çalışırız.
Hazret-i Hüseyin babasının ve dedesinin yolunda yürümeye, İslâmiyet'in evrenselliğini ve yüceliğini ileriki nesillere ulaştırabilmek, haksızlığa, zulme boyun eğmemek için kendisini feda etmiştir. Yezid'e biat etmiş olsaydı, Cahiliye Dönemi'nin âdetleri tamamen hâkim olacak, peygamberimizin emanetleri günümüze ulaşamayacaktı. Bu uğurda kendini kurban etmekten asla çekinmemiştir. Dolayısı ile Kûfe'ye gitmekten vazgeçmemiştir.
Bektaşîlik ve Anadolu Alevîliği İslâmiyet'in tasavvufî yorumundan yola çıkılarak oluşmuştur. İslâm'ın esas vermek istediği mesaj, sevgi, barış, hoşgörü ve iyi ahlâktır. Anadolu halkının Muharrem süresince çok duygulanması, mersiyeler söylemesi Yezid'in yaptığı zulme karşı oluşunun, Hazret-i Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerinden yana tavır almasının sonucudur.