PDA

: Kerbela İle Geleceğimiz Aydınlık Olacaktır...;Mehmet Yaman


Fukara-i Abdal
05-01-2008, 11:31 AM
GELECEĞİMİZ AYDINLIK OLACAKTIR
Mehmet Yaman
Dede,Araştırmacı- Yazar

Ehl-i Beyt sevgisi bize; Hak-Muhammed-Ali inancını, ele dile bele sahip olmayı, tüm yaratılmışları sevmeyi ve sevilmeyi, kul hakkı yememeyi, ölmeden önce ölmeyi yani kimseye alacak -vereceğinin kalmaması için hesabını sağlığında ödeyip halk içinde alnı açık,yüzü ak olarak yaşamayı yetim ve muhtaçlara yardım etmeyi ana baba ve komşu hakkını korumayı kısacası doğru dürüst olgun bir insan(insan-ı kamil) olmayı kazandırmıştır.


Kerbela zalime karşı mazlumun dik durmasını ,yürekli ve cesur olmasını, güçlü görünen zalimin aslında güçsüz olduğunu,güçsüz sanılan mazlumun ise aslında güçlü olduğunu zalimin haksız mazlumun haklı olduğunu ,temeli inançla pekiştirilmiş duvarın yıkılamayacağını her zaman güçsüzlerin yanında onlara destek olunmasını, güçlü görünen zalimin aslında güçsüz olduğunu haklı olanın bir gün hakkını alacağını, zalimlerin saltanatının bir gün yıkılıp tarih sayfalarında lanetle anılacaklarını, bu ve benzeri mutlu sonuçlarında gerçekleşeceğine olan inancını şu deyişle haykırmaktır:


Ala gözlü güzel şahım
Gelir mihman alır birgün
Haklıyı haksız seçer
Haklı hakkın alır birgün


Sonuç olarak insanlara kötülük yapan zalimlerin yanında yer alanlar, kendini insan sanan fakat insanlıktan nasip almamış korkak/kalleş varlıklardır.Mertler ise namertlere boyun eğmemelidir.

İmam Hüseyin Emevi kralı, zalim ve insanlıktan uzak Yezit'in Kerbela'daki o vahşeti yapacağını bile bile oraya gitmişti.Böylesine bir facianın ortasında îmam Hüseyin inancının kutsallığını, gücünü, Hakk'm,haklmın ve insanlığın zulme batıla ahlaksızlığa karşı olan zaferini cihana eşit biçimde göstermiştir. Dedesinin ve babasının yoluna sahipçıkmıştır.İmam Hüseyin yanındakilerle birlikte insanoğluna,yücelme yolunda,insanlık ve Allah yolunda gerektiği zaman neler yapılabileceğini kimseye nasip olamayacak bir düzeyde öğretmiştir.

Kerbela'da Hz. Hüseyine yardım edemediklerinden dolayı pişmanlık duydukları, tövbe ettikleri için de "Tevvabun" adını alan topluluk,daha sonraları İmam Hüseyin'in kutsal kabri başında ağlayıp sızlayıp üzüntülerini belirtmeleri günümüze dek Muharrem ayında yapılan matem törenlerinin başlangıcını oluşturdu.

Muhtar es-Sakafı(ö.687, Küfe) Hz.Muham-med'in ölümünden sonra ortalığı boş bulup İslam dinini bozan ,peygamberin soyuna zulmeden Emevi hanedanına karşı tüm Ehl-i Beyt yandaşlarını ayaklanmaya yöneltti. Amacı,Hz Ali yandaşlarını eğitmek, Emevi zihniyetini yok ederek eşitlikçi bir toplumun varlığını oluşturmaktı.

Ebu Müslim Horasani de (Ö.755, Rumiye) Muhtar ve diğer Ehl-i Beyt dostları gibi,Hz Ali yandaşlarını Emevilere karşı açıkça yiğitçe ayaklandırmış, tarihte bir destan meydana getirmiş, bu destanı yüzyıllardır okuyan Anadolu Alevileri ve Ahiler Aleviliğin günümüze dek canlı kalmasını sağlamışlardır.

Kerbela'da Yezit'e kaşı zilletle (alçakça) yaşamaktansa izzetle (yiğitçe) ölmeyi seçen Hz. Hüseyin savaşa girişti. Dostları birer birer gözleri önünde şehid oldular. Kardeşi Abbas'm kollan kesildi, Fırat kıyısına düştü,on dokuz yaşındaki oğlu paramparça edildi, kardeşi Hz. Hasan'm on bir yaşındaki oğlu göz göre göre katledildi, altı aylık yavrusu Ali Asgar kucağında oklanıp şehid edidi. Kendisi de açtı ve susuzdu. Fakat aslanlar gibi döğüştü ve inancı için can verdi, başı kesildi, mızrağa dikildi, vücudu atların nallarıyla ezildi, çiğnendi.

Bu bir beylik davası değildi, bir aldanış değildi, bu bir körükörüne tehlikeye atılış değildi. Bu bir inanç davasıydı; bu bir anlayış örneği, bu bir şeref savaşıydı. İmam Hüseyin bize mazlumluğuyla zulme karşı durmayı,onurumuzu korumayı, şerefli ölümüyle şerefle yaşamanın bir hak ve görev olduğunu gösteriyor, bildiriyor. İşte bize onurla yaşamanın yolunu gösterirken haksız şehid edilen Hz. Hüseyin'in bu acısını bildiren mersiyeler sazla çalınıp söylenirken insanlarımız duygulanıyor ve gözyaşlarını tutamıyor.

İnanç ve kültürüyle bağlan zayıflamış insanımızı -özellikle gençlerimizi- yeniden kendideğerleriyle buluşturmak için sadece Muharrem ayında değil periyodik olarak, devamlı eğitmek görevi inanç kurumlarımıza düşmektedir. Dünyada her toplumun okulu var,okulu olmayan tek toplum Alevilerdir. Gelecekte okullaşmayı planlamakla birlikte,şimdilik açmamız gereken "Alevilik Kursları" ile gençlerimizi eğitmemiz gerekiyor. Eğer bunu yapmazsak birkaç yıl sonra gençlerimiz boşlukta kalacaklardır.Bu son dönemlerde elimize geçen fırsatları çok iyi değerlendirmeliyiz. Yoksa bir sabah kalktığımızda "Ne yer, ne yar" kaldığını göreceğiz. Fakat gençlerimizi eğitirsek, geleceğimiz aydınlık olacaktır.

astokomlu
03-01-2009, 11:24 AM
Kerbelada Al-Ü Evladına Kurban Olmuşun
Bende Rahında Fedayım Ya Hüseyin Senden Medet
Kesseler Ger Başımı Döne Cenabından Şaha
Aşkı Ali Abayım Ya Hüseyin Senden Medet

sedat
21-11-2009, 08:26 AM
çok güzel anlamı bol bir yazı paylaşımın için sağol can..