PDA

: Haci Kureyş "alintidir"...


yoldas_24
25-11-2007, 05:50 AM
KUREYŞAN/HACI KUREYŞ OCAĞI

Nuri Dersimi "Hatıratım'da" Kureyşanlıları şöyle anlatır: " Kureş ismindeki evliya bilinmiş zatın, kendisini ateşli fırına atmak suretiyle keramet gösterdiği rivayet edilmektedir. Osmanlı padişahlarından Sultan Murad'ın bu kerametinden dolayı ferman verdiğide bildirilmektedir.....Kureşan Aşireti 7-8 kabileye ayrılmıştır. Bu kabilelerden başlıcaları: Hüsenan, Golan, Kalyan, Dalyan, Alyan, Haman, Süleymanan, Çıtan, Kodan, Seyhan, Kaziyan kabileleridir...." Bu soydan dedelerin anlattığına göre Hacı Kureyş, Seyyid Mahmut Hayrani'nin soyundan gelmektedir. Düzgün Baba'da Hacı Kureyş'in tek oğludur. Ziyaret, Mazgirt kazasının Düzgün Baba Dağı civarındaki Büyük Köyü'ndedir. Rivayete göre Moğol istilasıyla başlayan göç sırasında Hacı Kureyş, Horasan'dan çıkarak Nizip'in Milelis Köyü'ne gelmiş, burada Hakka yürümüş ve köy civarındaki Zarar mevkiine defnedilmiştir. Tunceli, Nazimiye ve Mazgirt'te, Adıyaman'ın Yukarı Şeyhler Köyü'nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunmaktadır. Halk tarafından Kureyşan Ocağı Dedeleri ruh hastalıklarına şifa bulmak amacıyla ziyaret edilmektedirler. Bu ocağın bir merkezinin de Malatya'nın eski Adıyaman mıntıkasında olduğu ileri sürülmektedir. Bahtiyarlar, Şişanlar, Erzincan'ın Cibice Boğazı'ndaki Balabanlar, Kuziçan'daki Çarekanlılar, Haydaran, Demenan, Yusufan, Karsan, Alan, Lolan, Şeyhmehmetli aşiretleri ve Koç ve Kalan aşiretlerinin bir bölümü Kureyşan Ocağı'nın talipleridir. Yine bir araştırmada belirtildiği üzere Adıyaman'ın Kayabaşı Köyü'nün 2 km güneyinde Hacı Kureyş ve oğlunun bulunduğu ziyaret vardır.(Clarke 1998: 204). Bir rivayete göre, bir keramet olayı sonrasında Baba Mansur mürşid, Kureyş Baba pir, Derviş Cemal'da rehberlik görevlerini paylaşmışlardır.

illegal
25-11-2007, 07:29 AM
KUREYŞAN/HACI KUREYŞ OCAĞI

Nuri Dersimi "Hatıratım'da" Kureyşanlıları şöyle anlatır: " Kureş ismindeki evliya bilinmiş zatın, kendisini ateşli fırına atmak suretiyle keramet gösterdiği rivayet edilmektedir. Osmanlı padişahlarından Sultan Murad'ın bu kerametinden dolayı ferman verdiğide bildirilmektedir.....Kureşan Aşireti 7-8 kabileye ayrılmıştır. Bu kabilelerden başlıcaları: Hüsenan, Golan, Kalyan, Dalyan, Alyan, Haman, Süleymanan, Çıtan, Kodan, Seyhan, Kaziyan kabileleridir...." Bu soydan dedelerin anlattığına göre Hacı Kureyş, Seyyid Mahmut Hayrani'nin soyundan gelmektedir. Düzgün Baba'da Hacı Kureyş'in tek oğludur. Ziyaret, Mazgirt kazasının Düzgün Baba Dağı civarındaki Büyük Köyü'ndedir. Rivayete göre Moğol istilasıyla başlayan göç sırasında Hacı Kureyş, Horasan'dan çıkarak Nizip'in Milelis Köyü'ne gelmiş, burada Hakka yürümüş ve köy civarındaki Zarar mevkiine defnedilmiştir. Tunceli, Nazimiye ve Mazgirt'te, Adıyaman'ın Yukarı Şeyhler Köyü'nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunmaktadır. Halk tarafından Kureyşan Ocağı Dedeleri ruh hastalıklarına şifa bulmak amacıyla ziyaret edilmektedirler. Bu ocağın bir merkezinin de Malatya'nın eski Adıyaman mıntıkasında olduğu ileri sürülmektedir. Bahtiyarlar, Şişanlar, Erzincan'ın Cibice Boğazı'ndaki Balabanlar, Kuziçan'daki Çarekanlılar, Haydaran, Demenan, Yusufan, Karsan, Alan, Lolan, Şeyhmehmetli aşiretleri ve Koç ve Kalan aşiretlerinin bir bölümü Kureyşan Ocağı'nın talipleridir. Yine bir araştırmada belirtildiği üzere Adıyaman'ın Kayabaşı Köyü'nün 2 km güneyinde Hacı Kureyş ve oğlunun bulunduğu ziyaret vardır.(Clarke 1998: 204). Bir rivayete göre, bir keramet olayı sonrasında Baba Mansur mürşid, Kureyş Baba pir, Derviş Cemal'da rehberlik görevlerini paylaşmışlardır.
bu yaziyi okuyunca
aklima birden munzur efsanes diye insanlara dayatilan hac sahtekarligini hatirlatiyor hani güya munzurun agasi haca gitmis vsvs
simdi bu yazida kureys in haci oldugu ima ediliyor kac kez haca gitmis günde
kac rekat namaz kiliyormus ramazan orucunu tutuyormuymus bu sizin haci kureys dediginiz kisi
ordan burdan kafalarina göre bir alevi ermisi cizenlerin yazilarina fazla itibar etmeyin
bakin son yillarda pir sultan abdal islam düsmaniymis gibi bir itham sürdüler önümüze
gelecekte pir sultan abdal ismini haci pir sutlan abdal diye degistirip süslü püslü haberler önümüze koyarlarsa hic sasmayin

EVET kaynak nedir bu yazinin ???

Gevrenci
01-12-2007, 12:20 AM
Osmanlı tarafından verilen fermanda ''Seyid-i Saadet Evlad-ı Resül'dür'' diye yazar ve halen annemlerin köyünde vardır. Adıyaman'dan geldikleri doğrudur.

masjaron
27-04-2008, 02:42 AM
bu yaziyi okuyunca
aklima birden munzur efsanes diye insanlara dayatilan hac sahtekarligini hatirlatiyor hani güya munzurun agasi haca gitmis vsvs
simdi bu yazida kureys in haci oldugu ima ediliyor kac kez haca gitmis günde
kac rekat namaz kiliyormus ramazan orucunu tutuyormuymus bu sizin haci kureys dediginiz kisi
ordan burdan kafalarina göre bir alevi ermisi cizenlerin yazilarina fazla itibar etmeyin
bakin son yillarda pir sultan abdal islam düsmaniymis gibi bir itham sürdüler önümüze
gelecekte pir sultan abdal ismini haci pir sutlan abdal diye degistirip süslü püslü haberler önümüze koyarlarsa hic sasmayin

EVET kaynak nedir bu yazinin ???

hüseyince biraz fazla tepki göstermişsin ya:) Her sene yılda iki üç defa ya Kureyş Dede nin oğulları köyden gelir yada biz gideriz onlara ama hiçbiri hacdan namazdan bahsetmiyor.. kelimelere takılmayalım..

Beyrut
17-06-2008, 04:56 AM
Kelimenin aslı hacı değildir.Aslı öğretmen anlamına gelen ''havace'' dir.Bu kelime zamanla hace,hoca şekline girmiştir.Zamanla sunni ulema tarafından bilinçli bir şekilde hacı diye söylenegelmiştir.Bunu ben Hacı Bektaş Veli hacca falan gitmedi nasıl hacı derler diye araştırırken öğrendim...

Beyrut
17-06-2008, 04:59 AM
bu yaziyi okuyunca
aklima birden munzur efsanes diye insanlara dayatilan hac sahtekarligini hatirlatiyor hani güya munzurun agasi haca gitmis vsvs
simdi bu yazida kureys in haci oldugu ima ediliyor kac kez haca gitmis günde
kac rekat namaz kiliyormus ramazan orucunu tutuyormuymus bu sizin haci kureys dediginiz kisi
ordan burdan kafalarina göre bir alevi ermisi cizenlerin yazilarina fazla itibar etmeyin
bakin son yillarda pir sultan abdal islam düsmaniymis gibi bir itham sürdüler önümüze
gelecekte pir sultan abdal ismini haci pir sutlan abdal diye degistirip süslü püslü haberler önümüze koyarlarsa hic sasmayin

EVET kaynak nedir bu yazinin ???


MUNZUR EFSANESİNİN ASLI

munzur ibrahim peygamberin çobanıdır, şimdiki munzur gözeleri’nin bulunduğu yerde koyun sürüsü otlatmaktadır. iki tane kurt munzur’un yanına gelir, munzur ile konuşmaya başlarlar, derler ki:
-bize bir koyun ver.
munzur:
-bu sürü bana emanettir, sahibinin rızalığı olmadan veremem.
der
kurt der ki:
-git sahibinden izin al gel.
munzur:
-ben gidip gelene kadar siz sürüye saldırırsınız.
kurtlar üç büyük günah üzerine yemin ederler, ve derler ki:
-1-evde kalmış genç kızın günahı için
2-sacın üzerinde lokma vermeyen kadının günahı için
3-eski süpürge ile yeni süpürgeyi biri birine karıştırıp kullananın günahı için
sana söz veriyoruz ki biz sürüye karışmayacağız.
munzur; bu yeminlerinden sonra ibrahim peygamberden izin almak için oradan ayrılır. yolda giderken endişe ile duraklar, kendi kendine söylenir “nasıl olurda ben kurtlara güvendim, sürüyü onlara teslim ettim, ey vah onlar şimdi sürüye saldırırlar” der ve yürümeye devam eder. ibrahim peygamber munzur’u görünce kaygılanır ve sorar.
-munzur, sürüyü nerede bıraktın?
munzur cevap verir:
-iki tane kurt geldi, benden bir koyun istediler, bende “koyunlar benim değil, bana emanetdir, sahibinin rızalığı olmadan veremem” dedim. onlarda “o halde git sahibinin rızalığını alda gel” dediler, onun için geldim.
ibrahim peygamber munzur’a sorar:
-peki sen onların sözüne güveniyor musun, insan kurda koyun teslim eder mi?
munzur kurtların üstüne yemin ettiği üç büyük günahı ibrahim peygambere anlatınca, ibrahim, çobanı munzur’a der ki:
-o halde git kendilerine söyle, hangi koyunu beğeniyorlarsa kendileri bir tanesini seçip götürüp yesinler.
munzur tekrar geri dönüp sürünün yanına vardı ki ne görsün, sürünün yarısı gölgede ağıla girmiş, yarısı yere çömelmiş geviş getiriyor. kurtlardan biri bir tarafta biri beri tarafta sürünün etrafında nöbet tutuyor. kurtlar munzur’u görünce sordular:
-sürünün sahibi razılık gösterdi mi?
munzur kurtlara cevaben der ki:
-sahibi diyor ki ”kendileri sürünün içinden bir koyun beğenip alsınlar” der.
kurtlar sürünün içinde gezerek bir koyunu seçtiler. bu koyunda munzur’un sahip olduğu bir tek koyun idi. munzur’un koyunu yedi yıldan beri kısır idi, ilk defa bu yıl iki canlıydı. kurtlar koyunu alıp sürüden biraz uzaklaşınca, kuyutu bir yerde koyunu kuzlattılar. iki tane erkek kuzu doğurtup aldılar, koyunu saldılar koyun meleyerek sürüye geri döndü. munzur koyunun yanına vardı, karnını kontrol etti ki koyun kuzlatılmış. tamda o zaman ibrahim peygamber sürüye doğru geliyordu. ama gözlerine inanamadı, koyunların yarısı beyaz renge yarısı da siyah renge bürünmüştü, bu bir mucizeydi. ibrahim peygamber munzur’a hayranlıkla bakarak sordu:
-oğul bu keramet sana nereden geldi?
munzur kendisine doğru gelen ibrahim peygambere yakalanmamak için koşmaya başladı. munzur’un ayak topuklarının bastığı her noktadan süt gibi bembeyaz su fışkırmaya başlayarak ikisinin arasını her adımda kesti, munzur kendisinin kırkıncı adımında kayanın tam ortasında fışkıran gözede sır oldu.
rivayet olunur ki kurtların götürdüğü koçlardan biri ibrahim peygamberin oğlu ismail yerine kurban olarak yere inen koçtu. ikinci koç hala sağdır. ne zaman ki dünyada insanoğlunun başına en büyük felaket geldi, işte o zaman kurban olacak.

munzur un gerçek hikayesinin bu olduğuna gelince;

-düzgün baba inancında düzgün musa ya rehber ki dersim inancında rayber olandır. munzur baba da ibrahim peygambere çobanlık yapmış bir kişi olması nedeni ile nur-u vahid e sahip bütün peygambelerin masallarına sahiplik eden bir inancı ve edebiyatı taşır.

-masalın içindeki kırk sayısı, ya da munzurun kırkıncı adımı attıktan sonra sır olması genelde alevi inancı içindeki "sır olan kırk gerçeği" ne atıfta bulunmaktadır ve bu da bizim için başka bir referans noktası teşkil etmektedir.

-kurtların çobanlara emanet edildiği bir sevgi anlayışı alevilik için bir diğer referans noktasıdır

- "sürünün yarısı gölgede " ifadesi alevi inancı içinde özelde ise dersimde ışık'a olan inancın bir parçasıdır. aynı inanca göre hızır günde üç kere görününür, güneşin altında yürür kim ki gölgesi yoktur o hızırdır.

-kurban geleneği burada da kendini göstermektedir. imam hüseyin de bu inancın içinde, ismail peygamber de. ayrım yok, adem den hatem e gelen bu inancın bütün edebiyatı, üzerine edilen bu sözler bu gerçeği bize her seferinde yeniden göstermektedir.

-masal içersinde ki süpürge ve lokma ifadeleri alevi inancı içinde yeri olan diğer imgelerdir.

-dersimin 366 evliyası vardır, munzurun 366 gözesi vardır.sütlerini munzurun suyu ile mayalar civar köylerdeki insanlar. bu inancı hangi masaldan alıyorlar acaba?

bütün bunlar varken rehber ansiklopedisinden alıntı yapılarak "munzurun bir ağası vardı, ağası hacca gitt"i diye başlayan bir hikaye anlatmak,dersim-alevi inanç geleneğinden tamamı ile uzaktır. bu hikaye sözlü olarak dersim in ocak sahibi yaşlıları tarafından anlatılan ve kaydedilen halidir ve üzerine söylenecek daha bir sürü söz vardır. munzur aktıkça, taşlara vurup çağladıkça bize bu kelimeleri ve kadim masalları anlatmaya devam edecektir.

Beyrut
17-06-2008, 05:04 AM
ayrıca birde başka bir versiyonunda munzurun ağası hacca değil hz.ibrahimin ordusuna katılmaya gitmiştir.nemrutlulara sodomlulara karşı savaşmaya giden ağa hacca falan gitmemiştir.ama hac denilmesinin iki nedeni vardır.
1.)asimilasyon çalışması
2.)kabe hz.ibrahim tarafından yeniden yapıldığı için hz.ibrahimin ordusu yerine hac denilmektedir