Rojaazme
24-11-2007, 09:30 AM
HACI BEKTAŞ - YUNUS EMRE
Sivrihisar’ın güneyinde Sarıgök derler, bir köy vardı. O köyde doğmuş Yunus Emre adlı biri vardı. Bu erin mezarı da gene doğduğu yere yakındır. Yunus ekincilikle geçinir,
Yoksul bir adamdı. Bir yıl kıtlık olmuştu ekin bitmemişti Hacı Bektaş ‘ın vasfını oda duymuştu. “ gideyim, biraz bir şey isteyeyim dedi. Bir öküze alıç yükledi vara, vara Karaöyük”
geldi. Hünkar’a” “yoksul bir adamın bir şey alamadım yemişimi alın, karşılığını lütfedin
ehlimle, ayalimle aşkınıza yiyeyim” dedi. Hünkar emretti alıcı yediler, bir iki gün sonra Yunus
memleketine dönmeyi kararlaştırdı. Hünkar bir derviş gönderdi “ sorun buğday mı verelim nefes mi?” dedi. Yunus!a sordular “ ben nefesi ne yapayım bana buğday gerek” dedi bunun üzerine öküzüne buğday yüklediler, yola düştü. Fakat köyün aşağısına gelince, hamamın öte
yanındaki yokuşu çıkar çıkmaz, “ ne olmayacak iş ettim ben” dedi. “ Vilayet erine vardım,
bana nasip sundu nefes verdi, kabul etmedim. Verilen buğday bir kaç gün yenir biter.
Bu yüzden o nasiplerden mahrum kaldım. Döneyim, tekrar varayım belki gene himmet eder.” Bu fikirle dönüp tekrar tekkeye geldi. Buğdayı indirdi, “ Erenler, bana himmet ettiği nasibi
versin, buğday gerekmez bana” dedi.
Halifeler, gidip Hünkar’ a bildirdiler. Hünkar “o iş bundan böyle olmaz o kilidin anahtarını
Tapduk Emre’ye sunduk. Ona gitsin nasibini alsın” dedi. Hünkar’ ın sözünü Yunus Emre ‘ye
söylediler O da Tapduk Emre’ye gitti, Hünkar’ın selamını söyledi, olanı biteni anlattı. Taptuk; selamı aldı, “Safa geldin, kademler getirdin, halin bize malum oldu, hizmet et,emek ver, nasibini al” dedi.
Yunus, Tapduk Emre’nin tekkesine odun çeker, arkasıyla getirdi.Yaş ağaç kesmez, eğri odun getirmezdi. Kırk yıl hizmet etti. Günün birinde Tapduk Emre’ye bir neşe geldi, hallendi.Meclisinde, Yunus-ı Gûyende adlı bir şair vardı, ona “ söyle” dedi. O, mırın kırın etti, söylemedi.
Tapduk, “ Yunus, sohbet, şevkimiz var, işitelim.” Yunus gene söylemedi. Bu sefer Tapduk
Yunus Emre’ ye dödü, “ Hünkar’ın nefesi yerine geldi vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini
açtık nasibini verdik, hadi söyle” dedi. Hemen Yunus Emre’nin gözünden perde kalktı, söylemeye başladı. Söylediği nefesler, büyük bir divan oldu.
Sivrihisar’ın güneyinde Sarıgök derler, bir köy vardı. O köyde doğmuş Yunus Emre adlı biri vardı. Bu erin mezarı da gene doğduğu yere yakındır. Yunus ekincilikle geçinir,
Yoksul bir adamdı. Bir yıl kıtlık olmuştu ekin bitmemişti Hacı Bektaş ‘ın vasfını oda duymuştu. “ gideyim, biraz bir şey isteyeyim dedi. Bir öküze alıç yükledi vara, vara Karaöyük”
geldi. Hünkar’a” “yoksul bir adamın bir şey alamadım yemişimi alın, karşılığını lütfedin
ehlimle, ayalimle aşkınıza yiyeyim” dedi. Hünkar emretti alıcı yediler, bir iki gün sonra Yunus
memleketine dönmeyi kararlaştırdı. Hünkar bir derviş gönderdi “ sorun buğday mı verelim nefes mi?” dedi. Yunus!a sordular “ ben nefesi ne yapayım bana buğday gerek” dedi bunun üzerine öküzüne buğday yüklediler, yola düştü. Fakat köyün aşağısına gelince, hamamın öte
yanındaki yokuşu çıkar çıkmaz, “ ne olmayacak iş ettim ben” dedi. “ Vilayet erine vardım,
bana nasip sundu nefes verdi, kabul etmedim. Verilen buğday bir kaç gün yenir biter.
Bu yüzden o nasiplerden mahrum kaldım. Döneyim, tekrar varayım belki gene himmet eder.” Bu fikirle dönüp tekrar tekkeye geldi. Buğdayı indirdi, “ Erenler, bana himmet ettiği nasibi
versin, buğday gerekmez bana” dedi.
Halifeler, gidip Hünkar’ a bildirdiler. Hünkar “o iş bundan böyle olmaz o kilidin anahtarını
Tapduk Emre’ye sunduk. Ona gitsin nasibini alsın” dedi. Hünkar’ ın sözünü Yunus Emre ‘ye
söylediler O da Tapduk Emre’ye gitti, Hünkar’ın selamını söyledi, olanı biteni anlattı. Taptuk; selamı aldı, “Safa geldin, kademler getirdin, halin bize malum oldu, hizmet et,emek ver, nasibini al” dedi.
Yunus, Tapduk Emre’nin tekkesine odun çeker, arkasıyla getirdi.Yaş ağaç kesmez, eğri odun getirmezdi. Kırk yıl hizmet etti. Günün birinde Tapduk Emre’ye bir neşe geldi, hallendi.Meclisinde, Yunus-ı Gûyende adlı bir şair vardı, ona “ söyle” dedi. O, mırın kırın etti, söylemedi.
Tapduk, “ Yunus, sohbet, şevkimiz var, işitelim.” Yunus gene söylemedi. Bu sefer Tapduk
Yunus Emre’ ye dödü, “ Hünkar’ın nefesi yerine geldi vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini
açtık nasibini verdik, hadi söyle” dedi. Hemen Yunus Emre’nin gözünden perde kalktı, söylemeye başladı. Söylediği nefesler, büyük bir divan oldu.