soreş
11-09-2006, 12:17 PM
http://www.alewiten.com/
Nevruz Sultan: Nevruz’un Alevi-Bektaşilikteki Önemi
Bugün: 21 Mart Nevruz Sultan. Baharın hayat bulduğu, sevinçlerin, sevgilerin tomurcuklandığı bayram. Dileğimiz, geçmiş yanlışlıkları unutup, sevgi yumağına dönüştürmektir.
Nevruzun insanlığın yaşamındaki yerini ve önemini kaynaklardan aktaralım.
Nevruz: Far. 1) Yeni gün. 2) Güneşin Koç burcuna girdiği gün olup, rumi martın dokuzuna rastlar. İlkbahar başlangıcı ve celali takvimine göre yılbaşıdır. 3) Türk musikisinde en eski makamlardır. Çok zaman, İ. Hakkı Bey bu makamda besteler yaparak, aksak ve yürük semailer bestelemişlerdir.(1)
Tarihsel yönden bakıldığında, bu inanç “Attis” yada “Adonis”in ölümü ve dirilişi ile ilgilidir. Sümerler’de Tammuz ya da Temmuz adını taşıyan, Anadolu’lu “Attis”, İbraniler’de Efendimiz anlamına “Adon” olarak karşımıza çıkıyor. Yunanlılar’da, İbraniler’den geçme bir deyimle “Adonis” olmuştur.
Firigyalılar da attis, ilkbahar- tanrısı, Firigyalı tanrısıdır.
Hititler’de ise İÖ. XII yüzyılda, Firigyalıların tanrısı, Hitit heykellerinde Kybele, Dionysos ve Attis’in asılları bulunmuştur.(2)
Firdevsi’nin Şehname’sine baktığımızda: kelime anlamı ile “Yeni gün”dür, deniliyor. Yılda iki güne verilen ad.
1. İran da güneş takviminin ilk ayı olan “Ferferdin” ayının ilk günüdür ki “Nevruz-ı Amme” adını taşır. Güneşin koç burcuna girdiği gündür. İki söylentisi vardır.
a) Bir söylentiye göre, Tanrı kainatı ve insanı bu günde yaratmış, yıldızları mahrekleri (Hareket) koç burcundan geçmiş ve bütün yıldızlar bu gün dönmeye başlar.
b) Diğer bir söylentiye göre de, bugünün özel bir anlam kazanması, padişah cem ile ilgilidir. Cem bütün dünyayı dolaştıktan sonra, Azerbeycan’a gelmiş, orasını beğenerek tahtını kurmuş oturmuş. Gerek taht, gerek başındaki taç ve üzerindeki elbiseler baştan başa müceverlerle işşlenmiş olduğu için, doğan güneşin ışıkları üzerine vurunca, etrafa aksederek, her tarafı ışığa boğmuş, bu hali görenler: “Bu günde bir özellik var. Bu, başka günlere benzemiyor. Bambaşka, yepyeni bir gün” demişler. Ona “Nevruz” adını komuşlar ve Pehlevice’de “Işık” anlamına gelen “Şid” kelimesini de ekleyerek, Cem’in adını Cemşid’e çevirmişlerdir.
2. Aynı adı taşıyan ikinci güne de yine Ferferdin ayının yedinci günüdür ki “Nevruz’u Hasse” adını alır. Bu günde yine Cemşid ile ilgilidir. Söylentiye göre Cemşid, bugün devletin ileri gelenlerini toplayarak, onlara hitap etmiş ve bugünün Tanrı’ya şükran ve ibadet günü olarak sayılmasını ve yapılacak törenin her yıl tekrarlanmasını istemiştir. “Nevruz’u amme” ile “Nevruz’u hasse” arasındaki altı gün zarfında eski İran padişahları, ihtiyaç sahiplerinin bütün isteklerini yerine getirirler, mahbusları serbest bırakırlar, içki ve eğlence ile vakit geçirirlermiş.
“Nevruz’u amme’ye “Nevruz’i büzürük: Büyük Nevruz da denir. “Nevruz’u büzürük” aynı zamanda musikide de bir makam adıdır. Yine musikide böyle Nevruz kelimesiyle ilgili olan “Nevruz’i hara” ve “Nevruz’i hordek” adlı iki makam daha vardır. (3)
Türklerin Ergenekon'dan çıkış günü olarak kabullenilir. Aynı zamanda Türk Türkmenlerin “Yenigün” takvimine göre, Nevruz Sultanda yaylalara çıkarlarmış.
Nevruz’un Alevi - Bektaşilikteki Önemi
Alevi – Bektaşilikte de Nevruz’un önemi büyüktür. Nevruz Cem’i Alevi – Bektaşilik inancında önemli bir yeri vardır. Tıpkı: Hızır Cem’i, Abdal Musa Birlik Kurbanı Cem’i gibi önemli olup, yapılmaktadır. Alevi – Bektaşilikte, Nevruz Erkânı olarak da anılır.
Nevruz erkânı: Alevi – Bektaşiliğin cem erkânlarından en önemlisidir. Günümüzde de Alevi – Bektaşiler 21 Martta bayram yaparlar. Gündüz eğlenilir, yenilir, içilir, küskünler barıştırılır, şiirler okunur, nefesler söylenilir, semahlar dönülürdü. Gece de, cem meydanı açılarak, istekli nasip sahiplerine, nasip verilirdi. Dileriz ki günümüzde de o güzellikleri yeniden yaşatabilelim.
Alevi - Bektaşilikte Nevruz’un kutsallığı şöyledir:
1) Hz. Ali’nin (AS) annesi Fatime bin Esed, bir gece rüyasında, evinin nur ile dolduğunu ve Kabe etrafındaki dağların, Kabe’ye secde edercesine eğilir gibi olduğunu görmüş ve bir Aslan’ın doğduğunu müşahede etmişti. Fatime bin Esed dört aylık hamile idi, bu sebepten rengi biraz sararmış gibiydi.
Hz. Muhammed (AS), Fatime’ye :
- Ey anne, yüzünde bir değişme görüyorum, halin nasıldır?
- Oğlum, biraz rahatsızım, zira hamileyim.
- Anne, doğacak oğlan olursa bana bağışlar mısın?
- Vallahi bu doğacak çocuğu sana nezreyledim.
Hz. Muhammed (AS), doğacak çocuğun dünyaya sağ, salim gelmesi için Tanrı’ya dua etti. Dokuz ay tamam oldu. Fatime bin Esed, ilkbahar mevsiminin birinci günü Kabe’yi tavaf ediyordu. Cümle Ben’i Haşim de akabinde tavaf ederken nagah Fatime’nin sancısı tuttu, dışarı çıkmaya mecali kalmadı, niyaz etti:
- Yarab, bana veladeti asan kıl dedi. Sancısı arttı, Beytullah içine girmişti. Dışarı çıkmaya kadir olamadı. Zira doğum ağrısı son şiddetle gelmişti. O an da Harem’i Kabe de (Beyt’i Şerif) de Hz. Ali’yi (AS) doğurdu. Hz. Ali’nin (AS), alnının nuru ayan oldu.
Haşim Nişaburi diyor ki: “Ali’nin Kabe’deki doğumu bize sahih rivayetlerle ulaşmıştır.” (müştedrek’i Hakim c.3,s.483) Alusi Bağdadi şöyle yazıyor; “Ali’nin Kabe’deki doğumu tüm dünyada meşhur ve maruftur ve şimdiye kadar hiç kimse bu fazilete nail olamamıştır.” (Şerh’i Kaside’i Abdulbaki Efendi s.15)
Fatime bin Esed çocuğu eve götürdü. Baba Ebu Talib, ismini Zeyt koymak istiyordu. Annesi de Esed ismini uygun bulmuştu.
Bu esnada (Fahri Alem) eve dahil oldu, sordu.
- Tıfılın ismini ne mukarrer ettiniz? Herkes fikrini beyan etti.
Hz. Muhammed (AS):
- Benim niyetim çocuğun adını Ali koymaktır, zira Allahu Teala da buna Ali dedi. Bunun üzerine çocuğun namı mübarekinin (ALİ) konmasında ittifak ettiler. Hazreti Fatime: Bari lakabıda (Haydar) olsun dedi. Zira rüyasında onu, aslan olarak görmüştü.
Hz. Muhammed (AS):
- Hak Cella Ala’nın Aslan’ı budur, Ali-yel Murteza budur, buyurdu.
Üsküdarlı Seyyid Haşim Baba torunlarından, Yusuf Fahir Baba’nın, Şah’ı Merdan İmam Ali’nin Nevruz bayramına rastlayan günde doğumuna dair olan şu manzumesi pek meşhurdur.
(Şah’ı Merdan) (Şir’i Yezdan) Murteza doğdu bugün
(Pişva’yi Evliya) ve (Esfiya) doğdu bugün
(Fatime bint’i Esed) dir ol velinin anesi
(Haşimi) gülzarının nevgoncası, bir tanesi.
Ol asalet menba’ı ol kamile
Çün (Ebu Talib) den oldu hamile.
Geçti hayli haftalar, günler, mah
Doğdu böyle bir mübarek günde şah.
Öyle bir gün doğdu ol Nevruz idi
Öyle ki bir Yevm’i Nur-efruz idi.
Başka bir gün olmaz, ol Yevme eş
Burcu Hamel’e girdi ol günde güneş.
Kainata narı saçıp feyz’i bahar
Nev hayata girdi her yer cümle var.
Doğdu (Beytullah) da ol (Şah’ı Necef)
Kimseye vaki değildir bu şeref.
Bendegan’ı Ehli Beyti Mustafa
Böyle günde eylesin Zevk’u safa.
Sayesinde (Haydar)ın buldu hayat
(Fahira) ser ta beser bu kainat.
Hur’i pak’i (Haydar) etsin iltima
Hep beraber eyleyin canlar semah.
Nevruz Sultan: Nevruz’un Alevi-Bektaşilikteki Önemi
Bugün: 21 Mart Nevruz Sultan. Baharın hayat bulduğu, sevinçlerin, sevgilerin tomurcuklandığı bayram. Dileğimiz, geçmiş yanlışlıkları unutup, sevgi yumağına dönüştürmektir.
Nevruzun insanlığın yaşamındaki yerini ve önemini kaynaklardan aktaralım.
Nevruz: Far. 1) Yeni gün. 2) Güneşin Koç burcuna girdiği gün olup, rumi martın dokuzuna rastlar. İlkbahar başlangıcı ve celali takvimine göre yılbaşıdır. 3) Türk musikisinde en eski makamlardır. Çok zaman, İ. Hakkı Bey bu makamda besteler yaparak, aksak ve yürük semailer bestelemişlerdir.(1)
Tarihsel yönden bakıldığında, bu inanç “Attis” yada “Adonis”in ölümü ve dirilişi ile ilgilidir. Sümerler’de Tammuz ya da Temmuz adını taşıyan, Anadolu’lu “Attis”, İbraniler’de Efendimiz anlamına “Adon” olarak karşımıza çıkıyor. Yunanlılar’da, İbraniler’den geçme bir deyimle “Adonis” olmuştur.
Firigyalılar da attis, ilkbahar- tanrısı, Firigyalı tanrısıdır.
Hititler’de ise İÖ. XII yüzyılda, Firigyalıların tanrısı, Hitit heykellerinde Kybele, Dionysos ve Attis’in asılları bulunmuştur.(2)
Firdevsi’nin Şehname’sine baktığımızda: kelime anlamı ile “Yeni gün”dür, deniliyor. Yılda iki güne verilen ad.
1. İran da güneş takviminin ilk ayı olan “Ferferdin” ayının ilk günüdür ki “Nevruz-ı Amme” adını taşır. Güneşin koç burcuna girdiği gündür. İki söylentisi vardır.
a) Bir söylentiye göre, Tanrı kainatı ve insanı bu günde yaratmış, yıldızları mahrekleri (Hareket) koç burcundan geçmiş ve bütün yıldızlar bu gün dönmeye başlar.
b) Diğer bir söylentiye göre de, bugünün özel bir anlam kazanması, padişah cem ile ilgilidir. Cem bütün dünyayı dolaştıktan sonra, Azerbeycan’a gelmiş, orasını beğenerek tahtını kurmuş oturmuş. Gerek taht, gerek başındaki taç ve üzerindeki elbiseler baştan başa müceverlerle işşlenmiş olduğu için, doğan güneşin ışıkları üzerine vurunca, etrafa aksederek, her tarafı ışığa boğmuş, bu hali görenler: “Bu günde bir özellik var. Bu, başka günlere benzemiyor. Bambaşka, yepyeni bir gün” demişler. Ona “Nevruz” adını komuşlar ve Pehlevice’de “Işık” anlamına gelen “Şid” kelimesini de ekleyerek, Cem’in adını Cemşid’e çevirmişlerdir.
2. Aynı adı taşıyan ikinci güne de yine Ferferdin ayının yedinci günüdür ki “Nevruz’u Hasse” adını alır. Bu günde yine Cemşid ile ilgilidir. Söylentiye göre Cemşid, bugün devletin ileri gelenlerini toplayarak, onlara hitap etmiş ve bugünün Tanrı’ya şükran ve ibadet günü olarak sayılmasını ve yapılacak törenin her yıl tekrarlanmasını istemiştir. “Nevruz’u amme” ile “Nevruz’u hasse” arasındaki altı gün zarfında eski İran padişahları, ihtiyaç sahiplerinin bütün isteklerini yerine getirirler, mahbusları serbest bırakırlar, içki ve eğlence ile vakit geçirirlermiş.
“Nevruz’u amme’ye “Nevruz’i büzürük: Büyük Nevruz da denir. “Nevruz’u büzürük” aynı zamanda musikide de bir makam adıdır. Yine musikide böyle Nevruz kelimesiyle ilgili olan “Nevruz’i hara” ve “Nevruz’i hordek” adlı iki makam daha vardır. (3)
Türklerin Ergenekon'dan çıkış günü olarak kabullenilir. Aynı zamanda Türk Türkmenlerin “Yenigün” takvimine göre, Nevruz Sultanda yaylalara çıkarlarmış.
Nevruz’un Alevi - Bektaşilikteki Önemi
Alevi – Bektaşilikte de Nevruz’un önemi büyüktür. Nevruz Cem’i Alevi – Bektaşilik inancında önemli bir yeri vardır. Tıpkı: Hızır Cem’i, Abdal Musa Birlik Kurbanı Cem’i gibi önemli olup, yapılmaktadır. Alevi – Bektaşilikte, Nevruz Erkânı olarak da anılır.
Nevruz erkânı: Alevi – Bektaşiliğin cem erkânlarından en önemlisidir. Günümüzde de Alevi – Bektaşiler 21 Martta bayram yaparlar. Gündüz eğlenilir, yenilir, içilir, küskünler barıştırılır, şiirler okunur, nefesler söylenilir, semahlar dönülürdü. Gece de, cem meydanı açılarak, istekli nasip sahiplerine, nasip verilirdi. Dileriz ki günümüzde de o güzellikleri yeniden yaşatabilelim.
Alevi - Bektaşilikte Nevruz’un kutsallığı şöyledir:
1) Hz. Ali’nin (AS) annesi Fatime bin Esed, bir gece rüyasında, evinin nur ile dolduğunu ve Kabe etrafındaki dağların, Kabe’ye secde edercesine eğilir gibi olduğunu görmüş ve bir Aslan’ın doğduğunu müşahede etmişti. Fatime bin Esed dört aylık hamile idi, bu sebepten rengi biraz sararmış gibiydi.
Hz. Muhammed (AS), Fatime’ye :
- Ey anne, yüzünde bir değişme görüyorum, halin nasıldır?
- Oğlum, biraz rahatsızım, zira hamileyim.
- Anne, doğacak oğlan olursa bana bağışlar mısın?
- Vallahi bu doğacak çocuğu sana nezreyledim.
Hz. Muhammed (AS), doğacak çocuğun dünyaya sağ, salim gelmesi için Tanrı’ya dua etti. Dokuz ay tamam oldu. Fatime bin Esed, ilkbahar mevsiminin birinci günü Kabe’yi tavaf ediyordu. Cümle Ben’i Haşim de akabinde tavaf ederken nagah Fatime’nin sancısı tuttu, dışarı çıkmaya mecali kalmadı, niyaz etti:
- Yarab, bana veladeti asan kıl dedi. Sancısı arttı, Beytullah içine girmişti. Dışarı çıkmaya kadir olamadı. Zira doğum ağrısı son şiddetle gelmişti. O an da Harem’i Kabe de (Beyt’i Şerif) de Hz. Ali’yi (AS) doğurdu. Hz. Ali’nin (AS), alnının nuru ayan oldu.
Haşim Nişaburi diyor ki: “Ali’nin Kabe’deki doğumu bize sahih rivayetlerle ulaşmıştır.” (müştedrek’i Hakim c.3,s.483) Alusi Bağdadi şöyle yazıyor; “Ali’nin Kabe’deki doğumu tüm dünyada meşhur ve maruftur ve şimdiye kadar hiç kimse bu fazilete nail olamamıştır.” (Şerh’i Kaside’i Abdulbaki Efendi s.15)
Fatime bin Esed çocuğu eve götürdü. Baba Ebu Talib, ismini Zeyt koymak istiyordu. Annesi de Esed ismini uygun bulmuştu.
Bu esnada (Fahri Alem) eve dahil oldu, sordu.
- Tıfılın ismini ne mukarrer ettiniz? Herkes fikrini beyan etti.
Hz. Muhammed (AS):
- Benim niyetim çocuğun adını Ali koymaktır, zira Allahu Teala da buna Ali dedi. Bunun üzerine çocuğun namı mübarekinin (ALİ) konmasında ittifak ettiler. Hazreti Fatime: Bari lakabıda (Haydar) olsun dedi. Zira rüyasında onu, aslan olarak görmüştü.
Hz. Muhammed (AS):
- Hak Cella Ala’nın Aslan’ı budur, Ali-yel Murteza budur, buyurdu.
Üsküdarlı Seyyid Haşim Baba torunlarından, Yusuf Fahir Baba’nın, Şah’ı Merdan İmam Ali’nin Nevruz bayramına rastlayan günde doğumuna dair olan şu manzumesi pek meşhurdur.
(Şah’ı Merdan) (Şir’i Yezdan) Murteza doğdu bugün
(Pişva’yi Evliya) ve (Esfiya) doğdu bugün
(Fatime bint’i Esed) dir ol velinin anesi
(Haşimi) gülzarının nevgoncası, bir tanesi.
Ol asalet menba’ı ol kamile
Çün (Ebu Talib) den oldu hamile.
Geçti hayli haftalar, günler, mah
Doğdu böyle bir mübarek günde şah.
Öyle bir gün doğdu ol Nevruz idi
Öyle ki bir Yevm’i Nur-efruz idi.
Başka bir gün olmaz, ol Yevme eş
Burcu Hamel’e girdi ol günde güneş.
Kainata narı saçıp feyz’i bahar
Nev hayata girdi her yer cümle var.
Doğdu (Beytullah) da ol (Şah’ı Necef)
Kimseye vaki değildir bu şeref.
Bendegan’ı Ehli Beyti Mustafa
Böyle günde eylesin Zevk’u safa.
Sayesinde (Haydar)ın buldu hayat
(Fahira) ser ta beser bu kainat.
Hur’i pak’i (Haydar) etsin iltima
Hep beraber eyleyin canlar semah.