astokomlu
11-09-2006, 11:55 AM
alevikonseyi
Ölüm, her şeyin sonu mudur? Her şey aynı zamanda yeni bir başlangıç olduğuna göre, ölüm neden yeni bir başlangıç olmasın?
Ölüm bir gerçektir. Ölümden kaçış yoktur. Fakat burada gözden kaçan ince bir nokta var. Ölüm yok olmak değildir. Aksine ölüm, yeni bir başlangıcın ilk evresidir. Yok olan, ölen tendir. Ruh ölmüyor. Bir Alevi özdeyişi bunu çok güzel ifade ediyor. “Ölen tendir, canlar ölesiye değil”.
Ölüm yeni bir başlangıç olduğuna göre ölümden korkmak yersiz. Ancak “dünya ahretin tarlası (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)” olduğundan anlam vermek gerekiyor. Sadece anlam vermek yetmez. Bununla beraber anlama uygun bir yaşayış sahibi olmak gerekiyor. Dolayısıyla ölümle başlayan süreçte herhangi bir terslikle (cehennem gibi) karşılaşmamak için iyi hazırlanmak gerekiyor. Doğru manada yaşayanlar zaten ölümden korkmazlar.
Ölüm aynı zamanda yaşamın doğal bir parçasıdır. Bazı kimselere göre ölüm yaşamın anlamıdır. Ölüm bize hiç uzak değildir. Her an bizimle beraberdir. Bu gerçeği iyi kavramak gerekiyor. Nitekim bir çok insan güncel kaygılara takılmanın sonucu bu gerçeği unutuyor. Fakat en olmadık vakitte (onlara göre) ölüm karşılarına çıkıyor. Aslında ölüm için olmadık vakit yok. Yaşadığımız süreç ölümle de karşılaşacağımız süreçtir.
Bazı şeyler binlerce kez tekrar edilmelidir. Çünkü insanoğlu esası unutup tali olanlara değer veriyor. Bu bağlamda ölüm gerçeğini insanlara defalarca hatırlatmak gerekiyor. Ölüm bir noktada yaşamın anlamı olduğundan, insana ölüm gerçeğini hatırlatmakta yaşamın esas gayesini hatırlatmak anlamına geliyor. Belki bazı kimseler ölümün “itici” bir kavram/olgu olduğundan insanı yaşamdan “soğuttuğu” sonucuna varabilirler. Bu tamamen ters bir sonuç çıkarmaktır. Ölüm gerçeğini hatırlatmak, akılda tutmak ve bu gerçeğin bilincinde olmak; doğru anlamda yaşama davettir. Nitekim bu mantıkla yaşamını yönlendirenler yaşamdan soğumak/bıkmak (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html) yerine daha çok yaşama sarılıyorlar. “Nasıl olsa öleceğim, hiçbir şey yapmasamda olur” mantığı sakat bir mantıktır. İnsan hep hareketli olmalıdır. Üretken olmalıdır. Boşvermiş, hımbıl, tembel, mızmız... lık insanın yapısına tamamen aykırıdır.
Ölümün bize sandığımız kadar uzak olmadığını kavramış olduk. Hatta bir nefes kadar yakın olduğunu kavradık. Madem ki; ölüm bize bir nefes kadar yakın, yani her an ölebiliriz, öyleyse bir iki soralım kendimize:
Bir nefes sonra ölsek, neleri yarım bırakmış olacağız?!
Daha yapacak çok önemli işlerimiz nelerdi?!
Dünya maly için kimleri dolandyrdyk?!
Kyrdy?ymyz kalplerin sayysy ne kadardy?!
“Ke?ke ?unu yapmasaydym, ?öyle yapsaydym...” ve benzer ke?kelerle biten hayyflanmalarymyz çok mu?!
Bo?una my ya?adyk yoksa gerçek manasyna uygun bir ya?am my ya?adyk?! Sorularımızı yüzlerce soruyla genişletebiliriz ama bizler eklemeleri size bırakıyoruz.
Dikkat edilirse sorularımızın sonunda soru işaretiyle beraber ünlem işareti de var. Bu aslında bir (dikkate) davettir. Yaptığımız hataları tamire davet eden bir davet. Geç kalmış sayılmayız kırdığımız kalpleri onarmak için. Bilinçli bilinçsiz yaptığımız günahlardan dolayı tövbe için geç kalmadık. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir. Biz de Şah Hatayi’nin konumuza uygun bir deyişiyle bitirelim.
Hatalar etmişim noksandır işim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Muhammed-Ali’ye bağlıdır başım
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde kibir, (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)benlik var ise
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Muhammed Bakır’ın izinden çıkma
Yükün Cafer’den tut, gayriye bakma
Hatıra dokunup gönüller yıkma
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Musai Kazım’a daim niyazım
İmam Rıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Taki ile Naki benziyor aya
Ali emeklerimizi vermeye zaya
Ettiğimiz kem işlere kötü bed-huya
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Hasan Askeri’nin gülleri bitte
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Ettiğim yalan, koğu gıybete
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Can Hatayi (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)’m eder Bağdat, Basra
Böyle güne kaldık, böyle asıra
Ya Ali cömertsin kalma kusura
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Ölüm, her şeyin sonu mudur? Her şey aynı zamanda yeni bir başlangıç olduğuna göre, ölüm neden yeni bir başlangıç olmasın?
Ölüm bir gerçektir. Ölümden kaçış yoktur. Fakat burada gözden kaçan ince bir nokta var. Ölüm yok olmak değildir. Aksine ölüm, yeni bir başlangıcın ilk evresidir. Yok olan, ölen tendir. Ruh ölmüyor. Bir Alevi özdeyişi bunu çok güzel ifade ediyor. “Ölen tendir, canlar ölesiye değil”.
Ölüm yeni bir başlangıç olduğuna göre ölümden korkmak yersiz. Ancak “dünya ahretin tarlası (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)” olduğundan anlam vermek gerekiyor. Sadece anlam vermek yetmez. Bununla beraber anlama uygun bir yaşayış sahibi olmak gerekiyor. Dolayısıyla ölümle başlayan süreçte herhangi bir terslikle (cehennem gibi) karşılaşmamak için iyi hazırlanmak gerekiyor. Doğru manada yaşayanlar zaten ölümden korkmazlar.
Ölüm aynı zamanda yaşamın doğal bir parçasıdır. Bazı kimselere göre ölüm yaşamın anlamıdır. Ölüm bize hiç uzak değildir. Her an bizimle beraberdir. Bu gerçeği iyi kavramak gerekiyor. Nitekim bir çok insan güncel kaygılara takılmanın sonucu bu gerçeği unutuyor. Fakat en olmadık vakitte (onlara göre) ölüm karşılarına çıkıyor. Aslında ölüm için olmadık vakit yok. Yaşadığımız süreç ölümle de karşılaşacağımız süreçtir.
Bazı şeyler binlerce kez tekrar edilmelidir. Çünkü insanoğlu esası unutup tali olanlara değer veriyor. Bu bağlamda ölüm gerçeğini insanlara defalarca hatırlatmak gerekiyor. Ölüm bir noktada yaşamın anlamı olduğundan, insana ölüm gerçeğini hatırlatmakta yaşamın esas gayesini hatırlatmak anlamına geliyor. Belki bazı kimseler ölümün “itici” bir kavram/olgu olduğundan insanı yaşamdan “soğuttuğu” sonucuna varabilirler. Bu tamamen ters bir sonuç çıkarmaktır. Ölüm gerçeğini hatırlatmak, akılda tutmak ve bu gerçeğin bilincinde olmak; doğru anlamda yaşama davettir. Nitekim bu mantıkla yaşamını yönlendirenler yaşamdan soğumak/bıkmak (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html) yerine daha çok yaşama sarılıyorlar. “Nasıl olsa öleceğim, hiçbir şey yapmasamda olur” mantığı sakat bir mantıktır. İnsan hep hareketli olmalıdır. Üretken olmalıdır. Boşvermiş, hımbıl, tembel, mızmız... lık insanın yapısına tamamen aykırıdır.
Ölümün bize sandığımız kadar uzak olmadığını kavramış olduk. Hatta bir nefes kadar yakın olduğunu kavradık. Madem ki; ölüm bize bir nefes kadar yakın, yani her an ölebiliriz, öyleyse bir iki soralım kendimize:
Bir nefes sonra ölsek, neleri yarım bırakmış olacağız?!
Daha yapacak çok önemli işlerimiz nelerdi?!
Dünya maly için kimleri dolandyrdyk?!
Kyrdy?ymyz kalplerin sayysy ne kadardy?!
“Ke?ke ?unu yapmasaydym, ?öyle yapsaydym...” ve benzer ke?kelerle biten hayyflanmalarymyz çok mu?!
Bo?una my ya?adyk yoksa gerçek manasyna uygun bir ya?am my ya?adyk?! Sorularımızı yüzlerce soruyla genişletebiliriz ama bizler eklemeleri size bırakıyoruz.
Dikkat edilirse sorularımızın sonunda soru işaretiyle beraber ünlem işareti de var. Bu aslında bir (dikkate) davettir. Yaptığımız hataları tamire davet eden bir davet. Geç kalmış sayılmayız kırdığımız kalpleri onarmak için. Bilinçli bilinçsiz yaptığımız günahlardan dolayı tövbe için geç kalmadık. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir. Biz de Şah Hatayi’nin konumuza uygun bir deyişiyle bitirelim.
Hatalar etmişim noksandır işim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Muhammed-Ali’ye bağlıdır başım
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde kibir, (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)benlik var ise
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Muhammed Bakır’ın izinden çıkma
Yükün Cafer’den tut, gayriye bakma
Hatıra dokunup gönüller yıkma
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Musai Kazım’a daim niyazım
İmam Rıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Taki ile Naki benziyor aya
Ali emeklerimizi vermeye zaya
Ettiğimiz kem işlere kötü bed-huya
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Hasan Askeri’nin gülleri bitte
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Ettiğim yalan, koğu gıybete
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Can Hatayi (http://www.alevikonseyi.com/alevi/17/27/37/47/127.html)’m eder Bağdat, Basra
Böyle güne kaldık, böyle asıra
Ya Ali cömertsin kalma kusura
Tevbe günahlarımıza estağfirullah