Diyar
29-09-2006, 01:43 PM
ÝBLÝS: Tanrý buyruðuna karþý gelip Adem'e secde etmeyen ve cennetten kovulan lânetli cin.
ÝBNÝ VAKT: Tanrý hükmüne boyun eðen.
Harabat ehline duzalý azabýn anma ey zahit
Ki bunlar ibni vaktolmuþ gamý ferdayý bilmezler (Hayalî)
ÝBRAHÝM: Hz. Muhammed'in atasý sayýlan peygamber.
ÝDRIS: Ýlk elbise diken ve giyen, o nedenle terzilerin piri sayýlan peygamber.
Ýdris Nebi Hülle biçer / Süphan Allah deyu deyu (Yunus Emre)
ÝKÝLÝK: Halký Hakk'tan ayrý görmek, þirke düþmek.
Þirke emretmez Hüdayý zulmilen
Þirke düþmez Adem'e secde eden Sanman ki Adem ayrý Allah ayrýdýr Ayrý görmez emrile vecde gelen (Aziz Kenzî)
Görünen sen, gösteren sen, hem gören Ya NÝZAMOÐLU iki görmek neden? (Seyyid Nizamoðlu)
ÝKRAR: Tarikata katýlma sözü vermek.
Ýkrarýmýz ta ezelden vermiþ beli demiþiz Çok þükür bizler Muhammed Ali demiþiz
(A.A.A. Vaktidolu)
ÝLMÝ YAKÝN: Akla uygun, bilim âlemi.
Ýlim Ýrfan Mürþittir, karanlýklarý koðar Ýnsanlarý cehalet, gaflet bunaltýp boðar, Gönüllerde parlayan, o saadet güneþi Þark ile Garp'ten deðil, gerçek inançtan doðar.
(Hünkar Bektaþ-ý Veli)
ÝLYAS: Bir peygamber.
ÝMAM: Dinsel konularda bilgili, önder kiþi. Alevi -Bektaþiler Oniki Ýmam'ý kutsarlar.
ÝMAMET: Ýmamlýk makamý.
ÝMAMÝYE: Hz. Ali yanlýsý bir mezhep.
ÝNSAN-I KÂMÝL: Ýyi ahlâk ve erdemlerle bezeli; maddi ve manevi âlemleri birleþtirip Hak ile Hak olan olgun insan.
Kaygusuz aydur: Bu ilmi
Okudum, anladým, bildim
Bütün bu âlemin hükmü,
Kâmil insan elindedir
(Kaygusuz)
ÝSA: Kitabý-mukaddes (Ýncil) sahibi, Hýristiyan âleminin peygamberi.
Bize peder dedi týflý Mesîhâ "Rabbi erini" diye buyurdu Mevla "Cem terâni" diyen biz idik ona Biz Tûr-ý Sina'nýn tecellâsýyýz (Edip Harabi)
ÝSHAK: Bir peygamber. Ad olarak kullanýlýr.
ÝSLAM: Tanrý'ya baðlýlýk, teslimiyet anlamýnda Hz.Muhammed'in kurduðu din.
ÝSMAÝL: Bir peygamber. Ad olarak kullanýlýr.
ÝSM-Ý Ã‚ZAM: Tanrý adlarýnýn toplamý. En büyük adý: Allah.
ÝSTÝVA: Hurifîlere göre insan bedenini eþit biçimde ikiye bölen çizgi. Doðrulamak, eþit ve üstün olmak.
ÝTTÝHAT: Tanrý varlýðýnda birleþmek. Hallacý Mansur'a göre Enel-Hak!
KAAL MAKAMI: Ýçtensizlik. Birini çekiþtirmek, dedikodu yapmak.
KAALÜ BELÂ: Öncesiz, ezel. Bezm-i Elest: Ruhlar meclisi.
KABE: Müslümanlarýn kýble kabul ettiði Mekke'de bulunan mescit.
KALENDER, KALENDERÝ: Býyýk, kaþ" kirpik ve sakallarýný keserek, dünyadan el-etek çekip baþý boþ dolaþan derviþ ve bunlarýn oluþturduðu derviþlik.
Ýki âlemde sultandýr Kalender Kadimî küfrü imandýr Kalender Vilâyet Kâbesin açtý HATAYÝ Gulâmý Þahý-Merdandýr Kalender
KAZANÇ HALÝ: Musahip olacak taliplerin birbirini tanýmalarý ve birbirine alýþmalarý hali.
KEMERBEST: Nasip alacak olan canýn beline baðlanan tiðbent.
Muhammed'de cûþa geldi, Tac'ý baþýndan aldý
Kemerbestin Kýrka böldü, sarýldýlar Kýrklara.
(Hatayi)
KERREM-ALLAHÜ VEÇHE (K.V.): Hz. Ali'in adý anýlýnca "Tanrý yüzünü kutlu eylesin" anlamýnda söylenen söz.
KESRET: Bolluk, bereketlik, çokluk.
KEVSER: Cennet ýrmaklarýndan biri.
KIRKLAR: Mirâc'tan dönen Hz. Muhammed'in katýldýðý meclisin her türlü hevesten arýnmýþ 17'si kadýn, 23'ü erkek olan 40 can. Bunlarýn oluþturduðu topluluða Kýrklar Meclisi denilir. Alevi-Bektaþi inancý Kýrklar Meclisi'ne dayanýr. Bu meclisin mürþitliðini Hz. Ali yapar.
Erenler kalmaya kulun suçuna Yolum düþe geldi Kýrklar içine (Kul Himmet Üstadým)
KÝLER EVÝ: Hacý Bektaþ Dergâhý'nda bulunan bir evin adý.
KIRK BUDAK: Kýrklar meydanýnda duran kýrk budaklý þamdan. Bu þamdan yalnýz Muharrem'in onuncu gecesi ile nevruz gecesi yakýlýr.
Dostumuzla beraber, yaralanýr kanarýz Her nefeste aþk ile, yaradan'ý anarýz Erenler meydanýna, vahdet ile girde gör Kýrk budaklý þamdanda, kýrkýmýz bir yanarýz (Hünkar Bektaþ-ý Veli)
KIRKLAR MECLÝSÝ: Kýrk erenin oluþturduðu muhabbet meclisi.
Gelmiþ oturmuþlar Kýrklar Yediler Kýrkýmýz da bir kiþiyiz dediler
(Kul Himmet Üstadým)
KIRKLAR MEYDANI: Cem törenlerinde hazýrlanan meydan.
KIRKLAR ÞERBETÝ: Nasip aþamasýnda içilen þerbet.
KIRK MAKAM: Erenler meydaný. Dört Kapý'da bulunan makamlar toplamý.
KIZIL DELÝ: Bir eren
Akyazýlý iþaret edip nefyini gamýn Ferman verir Kýzýl Deli Sultan efendimiz
(Kâný)
KOYUN, KURBAN: Yola talip olan can. Hak aþkýna kesilip lokma edilen koç.
Muhammed Ali'nin yoluna girdi Hiç piþman olur mu can kurban verdi On iki imamdan el etek aldý Muhammed Ali'ye indi bu kurban
(A. A. A. Vaktidolu)
KÖÇEK: Raks yapan erkek.
KURAN: Müslümanlarýn kutsal kitabý. Hz. Ali "Kuran'ý natýk" (Konuþan Kuran) olarak kabul edilir.
LÂ FETÂ ÝLLÂ ALÃŽ,
LÂ SEYFE ÝLLÂ ZÜLFÝKÂR: Ali gibi yiðit, Zülfikâr gibi kýlýç yoktur.
LATAAYYUN: Tanrý ile kâmil insanýn birlik makamý.
Birdir dedi aþinayi vahdet
Mevci Ehadiyet Ahmediyet (Þeyh Galip)
Kalýrdý lâfzu mana tenknayi Lâtaayyünde Hakikat üzre bu manaya suret vermese Adem (Nabî)
Vahdet ellerinde hava baþkadýr, Zemin baþka orda sema baþkadýr Orda kul baþkadýr Hûda baþkadýr O illerde gezen divaneyiz biz
(Ali Nihat Tarlan)
LEVH-Ý MAHFUZ: Tasavvufta insanýn gönlü. Ýnsan kaderini, olmuþ ve olacaklarý yazýlý olarak belirten Tanrýsal levha.
LEVLÂKE LEVLÂK: Tanrý, "Ya Muhammed! Sen olmasaydýn yeri ve göðü yaratmazdým" diyerek Hz. Muhammed'i yüceltmiþtir. Bu söz þöyle de söylenmektedir: "Ya Muhammed, ya Ali! Siz olmasaydýnýz bu evreni yaratmazdým."
LUT: Bir peygamber.
MAKAMI LÃŽMAALLAH: Ölmeden önce ölmek makamýdýr.
Tüm kötülüklerden ölüp Güzelliklerden dirilmektir.
(A.A.A. Vaktidolu)
MELEK: Tanrý katýnda bulunan nurdan yaratýlmýþ varlýk. Bilinen melekler þunlardýr: Azrail, Cebrail, Ýsrafil, Mikail, Kirmen Katibin, Malik, Münker, Nekir ve Rýdvan.
MENGUÞ: Bekâr derviþlerin kulaklarýna taktýklarý küpe.
MEST: Ýlahi aþk ile kendinden geçmiþ, sarhoþ.
Ben mesti ezel gelmiþim ben ta ebet mest giderim Hiç ayýlmaz esrüklüðüm zühtü takva neme gerek (Eþref oðlu)
MEVÂLÃŽ: Hem efendi, hem köle.
MEVT: Þehvet ve nefis isteklerinden kurtulan ölü beden. Eline, Diline, Beline sahip olmak.
Hayatý cavidaný þeyhi kâmilden sual ettim Ölmeden önce ölmektir deyince intikal ettim
MEYDAN: Cem töreninin yapýldýðý yer.
MEYDANCI: Meydan hizmetlerine bakan kiþi.
MEYHANE: Ýçki içilen yer. Tasavvufta tekke.
Mansur gibi cuþa gelir söyler Enel-Hak
Her aþýký sadýk ki bu meyhaneye uðrar (Nesimî)
MÝHMAN EVÝ: Hacý Bektaþ Dergahý'nda derviþ adayý bu evde bir süre hizmet eder.
MUHÝP: Ýkrar alan can.
MUSAHÝB: Birbiriyle görüþüp anlaþan iki canýn dünya ve ahret kardeþliði.
Musahip musahibin varisi Ýkisi bir elmanýn yarýsý
MUSA: Kutsal Kitap Tevrat inerek Musevi dinini kuran peygamber.
Abu hayat ile Kevser, yüce yayla bizdedir.
Mecnun'u çöllere salan, saç'ý Leyla bizdedir.
Okuma bilirsen talip, kendi kitabýna bak Musa'nýn Tur'u Sina'sý, sýrrý Mevla bizdedir.
(Hünkar Bektaþ-ý Veli)
MÜ'MÝN, MÜSLÝM: Zahiri âlemde iman eden, Ýslâm olan. Batýni âlemde ikrar verip yola giren ve arýnýp bir can olan bacýlar, kardeþler.
MÜCERRET: Bekârlýk. Balým Sultan'ýn uyguladýðý yöntemle bekâr kalmak isteyenlerin kulaklarýna bekâret niþaný takýlýr.
MÜRÞÝD-Ý KÂMÝL: Olgunlaþan, Tanrý ile birleþip yol gösteren.
ÝBNÝ VAKT: Tanrý hükmüne boyun eðen.
Harabat ehline duzalý azabýn anma ey zahit
Ki bunlar ibni vaktolmuþ gamý ferdayý bilmezler (Hayalî)
ÝBRAHÝM: Hz. Muhammed'in atasý sayýlan peygamber.
ÝDRIS: Ýlk elbise diken ve giyen, o nedenle terzilerin piri sayýlan peygamber.
Ýdris Nebi Hülle biçer / Süphan Allah deyu deyu (Yunus Emre)
ÝKÝLÝK: Halký Hakk'tan ayrý görmek, þirke düþmek.
Þirke emretmez Hüdayý zulmilen
Þirke düþmez Adem'e secde eden Sanman ki Adem ayrý Allah ayrýdýr Ayrý görmez emrile vecde gelen (Aziz Kenzî)
Görünen sen, gösteren sen, hem gören Ya NÝZAMOÐLU iki görmek neden? (Seyyid Nizamoðlu)
ÝKRAR: Tarikata katýlma sözü vermek.
Ýkrarýmýz ta ezelden vermiþ beli demiþiz Çok þükür bizler Muhammed Ali demiþiz
(A.A.A. Vaktidolu)
ÝLMÝ YAKÝN: Akla uygun, bilim âlemi.
Ýlim Ýrfan Mürþittir, karanlýklarý koðar Ýnsanlarý cehalet, gaflet bunaltýp boðar, Gönüllerde parlayan, o saadet güneþi Þark ile Garp'ten deðil, gerçek inançtan doðar.
(Hünkar Bektaþ-ý Veli)
ÝLYAS: Bir peygamber.
ÝMAM: Dinsel konularda bilgili, önder kiþi. Alevi -Bektaþiler Oniki Ýmam'ý kutsarlar.
ÝMAMET: Ýmamlýk makamý.
ÝMAMÝYE: Hz. Ali yanlýsý bir mezhep.
ÝNSAN-I KÂMÝL: Ýyi ahlâk ve erdemlerle bezeli; maddi ve manevi âlemleri birleþtirip Hak ile Hak olan olgun insan.
Kaygusuz aydur: Bu ilmi
Okudum, anladým, bildim
Bütün bu âlemin hükmü,
Kâmil insan elindedir
(Kaygusuz)
ÝSA: Kitabý-mukaddes (Ýncil) sahibi, Hýristiyan âleminin peygamberi.
Bize peder dedi týflý Mesîhâ "Rabbi erini" diye buyurdu Mevla "Cem terâni" diyen biz idik ona Biz Tûr-ý Sina'nýn tecellâsýyýz (Edip Harabi)
ÝSHAK: Bir peygamber. Ad olarak kullanýlýr.
ÝSLAM: Tanrý'ya baðlýlýk, teslimiyet anlamýnda Hz.Muhammed'in kurduðu din.
ÝSMAÝL: Bir peygamber. Ad olarak kullanýlýr.
ÝSM-Ý Ã‚ZAM: Tanrý adlarýnýn toplamý. En büyük adý: Allah.
ÝSTÝVA: Hurifîlere göre insan bedenini eþit biçimde ikiye bölen çizgi. Doðrulamak, eþit ve üstün olmak.
ÝTTÝHAT: Tanrý varlýðýnda birleþmek. Hallacý Mansur'a göre Enel-Hak!
KAAL MAKAMI: Ýçtensizlik. Birini çekiþtirmek, dedikodu yapmak.
KAALÜ BELÂ: Öncesiz, ezel. Bezm-i Elest: Ruhlar meclisi.
KABE: Müslümanlarýn kýble kabul ettiði Mekke'de bulunan mescit.
KALENDER, KALENDERÝ: Býyýk, kaþ" kirpik ve sakallarýný keserek, dünyadan el-etek çekip baþý boþ dolaþan derviþ ve bunlarýn oluþturduðu derviþlik.
Ýki âlemde sultandýr Kalender Kadimî küfrü imandýr Kalender Vilâyet Kâbesin açtý HATAYÝ Gulâmý Þahý-Merdandýr Kalender
KAZANÇ HALÝ: Musahip olacak taliplerin birbirini tanýmalarý ve birbirine alýþmalarý hali.
KEMERBEST: Nasip alacak olan canýn beline baðlanan tiðbent.
Muhammed'de cûþa geldi, Tac'ý baþýndan aldý
Kemerbestin Kýrka böldü, sarýldýlar Kýrklara.
(Hatayi)
KERREM-ALLAHÜ VEÇHE (K.V.): Hz. Ali'in adý anýlýnca "Tanrý yüzünü kutlu eylesin" anlamýnda söylenen söz.
KESRET: Bolluk, bereketlik, çokluk.
KEVSER: Cennet ýrmaklarýndan biri.
KIRKLAR: Mirâc'tan dönen Hz. Muhammed'in katýldýðý meclisin her türlü hevesten arýnmýþ 17'si kadýn, 23'ü erkek olan 40 can. Bunlarýn oluþturduðu topluluða Kýrklar Meclisi denilir. Alevi-Bektaþi inancý Kýrklar Meclisi'ne dayanýr. Bu meclisin mürþitliðini Hz. Ali yapar.
Erenler kalmaya kulun suçuna Yolum düþe geldi Kýrklar içine (Kul Himmet Üstadým)
KÝLER EVÝ: Hacý Bektaþ Dergâhý'nda bulunan bir evin adý.
KIRK BUDAK: Kýrklar meydanýnda duran kýrk budaklý þamdan. Bu þamdan yalnýz Muharrem'in onuncu gecesi ile nevruz gecesi yakýlýr.
Dostumuzla beraber, yaralanýr kanarýz Her nefeste aþk ile, yaradan'ý anarýz Erenler meydanýna, vahdet ile girde gör Kýrk budaklý þamdanda, kýrkýmýz bir yanarýz (Hünkar Bektaþ-ý Veli)
KIRKLAR MECLÝSÝ: Kýrk erenin oluþturduðu muhabbet meclisi.
Gelmiþ oturmuþlar Kýrklar Yediler Kýrkýmýz da bir kiþiyiz dediler
(Kul Himmet Üstadým)
KIRKLAR MEYDANI: Cem törenlerinde hazýrlanan meydan.
KIRKLAR ÞERBETÝ: Nasip aþamasýnda içilen þerbet.
KIRK MAKAM: Erenler meydaný. Dört Kapý'da bulunan makamlar toplamý.
KIZIL DELÝ: Bir eren
Akyazýlý iþaret edip nefyini gamýn Ferman verir Kýzýl Deli Sultan efendimiz
(Kâný)
KOYUN, KURBAN: Yola talip olan can. Hak aþkýna kesilip lokma edilen koç.
Muhammed Ali'nin yoluna girdi Hiç piþman olur mu can kurban verdi On iki imamdan el etek aldý Muhammed Ali'ye indi bu kurban
(A. A. A. Vaktidolu)
KÖÇEK: Raks yapan erkek.
KURAN: Müslümanlarýn kutsal kitabý. Hz. Ali "Kuran'ý natýk" (Konuþan Kuran) olarak kabul edilir.
LÂ FETÂ ÝLLÂ ALÃŽ,
LÂ SEYFE ÝLLÂ ZÜLFÝKÂR: Ali gibi yiðit, Zülfikâr gibi kýlýç yoktur.
LATAAYYUN: Tanrý ile kâmil insanýn birlik makamý.
Birdir dedi aþinayi vahdet
Mevci Ehadiyet Ahmediyet (Þeyh Galip)
Kalýrdý lâfzu mana tenknayi Lâtaayyünde Hakikat üzre bu manaya suret vermese Adem (Nabî)
Vahdet ellerinde hava baþkadýr, Zemin baþka orda sema baþkadýr Orda kul baþkadýr Hûda baþkadýr O illerde gezen divaneyiz biz
(Ali Nihat Tarlan)
LEVH-Ý MAHFUZ: Tasavvufta insanýn gönlü. Ýnsan kaderini, olmuþ ve olacaklarý yazýlý olarak belirten Tanrýsal levha.
LEVLÂKE LEVLÂK: Tanrý, "Ya Muhammed! Sen olmasaydýn yeri ve göðü yaratmazdým" diyerek Hz. Muhammed'i yüceltmiþtir. Bu söz þöyle de söylenmektedir: "Ya Muhammed, ya Ali! Siz olmasaydýnýz bu evreni yaratmazdým."
LUT: Bir peygamber.
MAKAMI LÃŽMAALLAH: Ölmeden önce ölmek makamýdýr.
Tüm kötülüklerden ölüp Güzelliklerden dirilmektir.
(A.A.A. Vaktidolu)
MELEK: Tanrý katýnda bulunan nurdan yaratýlmýþ varlýk. Bilinen melekler þunlardýr: Azrail, Cebrail, Ýsrafil, Mikail, Kirmen Katibin, Malik, Münker, Nekir ve Rýdvan.
MENGUÞ: Bekâr derviþlerin kulaklarýna taktýklarý küpe.
MEST: Ýlahi aþk ile kendinden geçmiþ, sarhoþ.
Ben mesti ezel gelmiþim ben ta ebet mest giderim Hiç ayýlmaz esrüklüðüm zühtü takva neme gerek (Eþref oðlu)
MEVÂLÃŽ: Hem efendi, hem köle.
MEVT: Þehvet ve nefis isteklerinden kurtulan ölü beden. Eline, Diline, Beline sahip olmak.
Hayatý cavidaný þeyhi kâmilden sual ettim Ölmeden önce ölmektir deyince intikal ettim
MEYDAN: Cem töreninin yapýldýðý yer.
MEYDANCI: Meydan hizmetlerine bakan kiþi.
MEYHANE: Ýçki içilen yer. Tasavvufta tekke.
Mansur gibi cuþa gelir söyler Enel-Hak
Her aþýký sadýk ki bu meyhaneye uðrar (Nesimî)
MÝHMAN EVÝ: Hacý Bektaþ Dergahý'nda derviþ adayý bu evde bir süre hizmet eder.
MUHÝP: Ýkrar alan can.
MUSAHÝB: Birbiriyle görüþüp anlaþan iki canýn dünya ve ahret kardeþliði.
Musahip musahibin varisi Ýkisi bir elmanýn yarýsý
MUSA: Kutsal Kitap Tevrat inerek Musevi dinini kuran peygamber.
Abu hayat ile Kevser, yüce yayla bizdedir.
Mecnun'u çöllere salan, saç'ý Leyla bizdedir.
Okuma bilirsen talip, kendi kitabýna bak Musa'nýn Tur'u Sina'sý, sýrrý Mevla bizdedir.
(Hünkar Bektaþ-ý Veli)
MÜ'MÝN, MÜSLÝM: Zahiri âlemde iman eden, Ýslâm olan. Batýni âlemde ikrar verip yola giren ve arýnýp bir can olan bacýlar, kardeþler.
MÜCERRET: Bekârlýk. Balým Sultan'ýn uyguladýðý yöntemle bekâr kalmak isteyenlerin kulaklarýna bekâret niþaný takýlýr.
MÜRÞÝD-Ý KÂMÝL: Olgunlaþan, Tanrý ile birleþip yol gösteren.