PDA

: İmam Musa-İ Kazim....


Rojaazme
11-09-2006, 11:46 AM
İmam Musa-İ Kazim....

--------------------------------------------------------------------------------


Yedinci imam olan Musa Kazım, 745 yılında doğmuştur ve 799 yılında şehit edilmiştir. Altıncı imam Caferi Sadık’ın oğlu olan yedinci imam Musai Kazım, yaşamı boyunca çok ağır zulümler gördü. Musai Kazım, Ehlibeyt’in nurlu yolunu bütün zulümlere, sapmalara karşın layıkıyla temsil etti. Yedinci imam Musa Kazım, ataları gibi geceleri tek tek fakirlerin, yardıma muhtaçların evlerini ziyaret eder, onlara gereken yardımı yapardı. Tıpkı ataları gibi bunları kendini tanıtmadan, kibirlenmeden yapardı.

Emevi saltanatı yıkılıp yerine Abbasiler geçince, Ehlibeyt ve taraftarları rahat edeceklerini sandılar. Kısa bir süre geçmeden Abbasiler de Emevileri aratmayacak zalimliklere başvurdular. Abbasi yöneticilerinin korkusu halkın Ehlibeyt evlatlarını yönetimde görmek istemesiydi. Kaldı ki; Abbasiler Ehlibeyt taraftarları sayesinde iktidar olmuşlardı. İktidarlarını başta Ebu Müslim Horasani olmak üzere, Ehlibeyt önderlerine borçluydular. Çünkü Emevi saltanatını yıkan en önemli darbeyi vuran büyük Alevi önderlerinden olan Ebu Müslim Horasani’dir. Ama ne acıdır ki; Abbasiler başta Ebu Müslim olmak üzere bir çok kişiyi katlettiler.
Ehlibeyt taraftarları Emevi saltanatı yıkılınca büyük bir sevinç duymuşlardı. Artık inançlarını özgürce yaşayacaklarına inanıyorlardı. Çünkü Abbasiler Ehlibeyt taraftarlarının sayesinde iktidara gelmişlerdi. Ehlibeyt taraftarlarının gücü iktidarı tek başına almaya kâfi gelmiyordu. Onlarda böyle bir ara yol bulmuşlardı. Kaldı ki; Abbasiler çok büyük sözler vermişlerdi. Ama iktidarını sağlamlaştırınca işin rengi değişti. İşte yedinci imam Musa Kazım böyle bir dönemde yaşıyordu. O saygıdeğer imam, iktidarın karanlığına karşın halkı aydınlatmaya çalışıyordu.
Abbasi halifesi Harun Reşid döneminde saraydaki ahlâksızlık ve umarsızlık doruğa çıkmıştı. Harun Reşid ve bir avuç yandaşı lüks ve sefa içinde yaşarken, halk açlıktan kırılıyordu. Düşünce ve ruhen de yoksullaşan halk yedinci imam Musa Kazım etrafında toplanıyordu. Kendi iktidarının tehlikede olduğunu bilen Harun Reşid, Musa Kazım’ı zindana attı. Neticede sevgili imamı 799 yılında zehirleterek şehit etti.

ceto
31-10-2006, 07:15 AM
Imam Musa Kazimhttp://www.abkd.de/images/musakazimb_158.jpg (http://www.abkd.de/images/musakazimb.jpg)http://www.abkd.de/images/pcp.gifhttp://www.abkd.de/images/pcp.gifhttp://www.abkd.de/images/pcp.gif

İmam Musa Kazım (a.s)
Kazım lakabıyla tanınan İmam Musa b. Cafer (a.s), altıncı imamın oğludur. Hicretin 128. yılında doğdu ve 183. yılında hapiste zehirlenerek şehit edildi. Hazret, babasının şahadetinden sonra Allah'ın emri ve geçmiş imamların vasiyeti üzerine imamet makamına ulaştı.Abbasi halifelerinden, Mansur, Hadi, Mehdi ve Harun'un zamanlarında yaşadı. Bu karanlık ve yaşanması zor devirde İmam takiyye ederek yaşıyordu. Harun, hacca giderken Medine'ye uğradığında, onun emriyle İmamı Mescid-ün Nebi'de namaz kıldığı halde yakaladılar. Elini ve ayağını zincirle bağlayarak hapsettiler. Medine'den Basra'ya, Basra'dan Bağdat'a götürdüler ve yıllarca hapisten hapise aktarıldı. Bilahare Bağdat'ta "Sindi b. Şahik" hapishanesinde zehirle şehit edildi ve Kazimiyye denilen Kureyş mezarlığında defin edildi.

polata
05-11-2006, 09:31 PM
Konular birleştirilmiştir.

Lütfen arşiv taraması yapıp mevcut konuları yeniden açmayalım.

Rojaazme
09-02-2007, 07:48 AM
Abbasiler Ehlibeyt taraftarları sayesinde iktidar olmuşlardı. İktidarlarını başta Ebu Müslim Horasani olmak üzere, Ehlibeyt önderlerine borçluydular. Çünkü Emevi saltanatını yıkan en önemli darbeyi vuran büyük Alevi önderlerinden olan Ebu Müslim Horasani’dir. Ama ne acıdır ki; Abbasiler başta Ebu Müslim olmak üzere bir çok kişiyi katlettiler.
Ehlibeyt taraftarları Emevi saltanatı yıkılınca büyük bir sevinç duymuşlardı. Artık inançlarını özgürce yaşayacaklarına inanıyorlardı. Çünkü Abbasiler Ehlibeyt taraftarlarının sayesinde iktidara gelmişlerdi. Ehlibeyt taraftarlarının gücü iktidarı tek başına almaya kâfi gelmiyordu. Onlarda böyle bir ara yol bulmuşlardı.

celal abbas
09-02-2007, 08:32 AM
merhaba.aklıma takılan bir şey var.yalnız art niyet aramayın lütfen.ebu müslim horasani o dönemin askeri güçlerinden biriydi ve bir saltanatı yıkıp bir diğerini kuracak kadarda imtiyazlıydı. merak ettiğim şey bu imtiyazını neden ehlibeytten yana değilde abbasilerden yana kullandı. pek hala istese ehlibeytten birini iktidara getirebilirdi ama bunu yapmadı neden. ve neden bunu yapmadığı halde ehlibeytin önderlerinden biri oluyor bunu anlamış değilim.

Av.A.Guvercin
09-02-2007, 06:08 PM
merhaba.aklıma takılan bir şey var.yalnız art niyet aramayın lütfen.ebu müslim horasani o dönemin askeri güçlerinden biriydi ve bir saltanatı yıkıp bir diğerini kuracak kadarda imtiyazlıydı. merak ettiğim şey bu imtiyazını neden ehlibeytten yana değilde abbasilerden yana kullandı. pek hala istese ehlibeytten birini iktidara getirebilirdi ama bunu yapmadı neden. ve neden bunu yapmadığı halde ehlibeytin önderlerinden biri oluyor bunu anlamış değilim.

Ebu Muslum degil arkadaslar yanlis yazmislar EBA Muslum ve Horasanlidir. Bu bolgede EBU lar ibn ler yoktur.

Ehli beyt ten birilerini ne kadar arasalar da bulamamislardir ve en yakin ABbas i buolmuslardir peygamberimizin amca tarafi olarak. yani ehli beyte karsi onlari ehli beyt diye dusunerek ve de en yakiin aile den akraba diye dusunerek halifelige getirmislerdir.

Ama bu kafirler muaviyenin yoluna cok yakin bir politika izlediklerinden guc olduklarinda ilkisleri eba muslumu oldurtmekolmustur cunku eger pislikleri meydana cikarsa eba muslumun tekrar bunlarin uzerine gelecegini bilmektedirler.

Saygilarimla

asli_33
10-02-2007, 02:03 AM
İmam aleyhi’s-selâm şöyle buyurdular:

Allah-u Teala, ilk ruhani yaratık olan aklı, arşının sağ tarafında kendi nurundan yarattı ve ona geri dön buyurduğunda geri döndü; sonra gel dediğinde de geldi, bunun üzerine Allah Teala buyurdu ki: "Seni yüce bir mahluk olarak yarattım ve seni bütün mahluklara üstün kıldım. Daha sonra cehaleti karanlık ve acı bir denizden yarattı. Cehalete geri dön dediğinde geri döndü, (fakat) gel dediğinde gelmedi,

Allah-u Teala ona: "Tekebbür ettin" buyurdu ve onu lanetledi. Daha sonra akıl için 75 asker tayin etti. Cehalet de, Allah’ın akıl hakkındaki keramet ve bağışını görünce, ona karşı kin beslemeye başladı ve şöyle dedi: "Ey Rabbim o da benim gibi bir mahluktur, onu yarattın, ona ikramda bulundun ve onu güçlendirdin, ben ise onun zıddıyım, ona karşı bir gücüm yoktur; bana da, ona bağış-ladığın asker miktarınca asker ver. Allah-u Teala buyurdu ki: "Evet, (isteğini kabul ettim ama) eğer bundan sonra bana karşı isyan edersen seni ve senin askerlerini kendi katımdan ve rahme*timden kovarım; cehalet de: "Kabul ettim" dedi. Bunun üzerine Allah-u Teala ona da yetmişbeş asker verdi. Allah’ın akla bağışladığı yetmişbeş askerden biri olan hayır, aklın yardımcısıdır. Allah, şerri de hayıra zıt olarak yarattı, o da cehaletin yardımcısıdır.

AKIL VE CEHALETİN ASKERLERİ
İman Küfür

Tasdik Tekzip(yalanlamak)

İhlas Nifak

Ümit Ümitsizlik

Adalet Zulüm

Rıza Öfke (hoşnutsuzluk)

Şükür Nankörlük

Ye’s[25] Tamah

Tevekkül İhtiras

Şefkat Katılık

İlim Cehalet

İffet Rezalet

Züht Rağbet

Yumuşaklık Ahmaklık

Korku[26] Cür’et[27]

Tevazu Kibir

Ağırbaşlılık Acelecilik

Hilim Sefahet

Susmak Çok konuşmak

(Hakka)Boyun eğmek Büyüklenmek

Teslim Olmak Tekebbür

Afv Kin

Rahmet Kasvet

Yakin Şek

Sabır Sabırsızlık

Bağışlamak İntikam

Zenginlik Fakirlik

Tefekkür Gaflet

Ezberlemek Unutmak

Sıla-i rahim[28] Kat’i rahim[29]

Kanaat Açgözlülük

Eşitlik Esirgemek

Dostluk Düşmanlık

Vefa Hıyanet

İtaat Masiyet

Huzu Ululanmak

Selamet Bela

Anlamak Geri kafalı olmak

İrfan İnkâr

Mudaraa etmek Titiz olmak

Dürüstlük Hilekârlık

Kitman[30] İfşa

Anne ve babaya iyilik Anne babaya asilik

Hakkı eda etmek Hakkı geciktirmek

Maruf (iyilik) Münker (kötülük)

Takıyye etmek Yaymak

İnsaf Zulüm

Sakınmak Haset

Temizlik Kirlilik

Hayâ Hayâsızlık

İtidal Aşırılık

Rahatlık Zorluk

Kolaylık Çetinlik

Afiyet Musibet

İtidal Tekasür[31]

Hikmet Heva hevese uymak

Vakar Hafiflik

Saadet Şakavet

Tövbe Günahta ısrar

Muhafaza Gevşeklik

Dua İstinkaf[32]

Çaba Tembellik

Sevinç Üzüntü

Ülfet Ayrılık

Cömertlik Cimrilik

Huşu Bencillik

Söz saklamak Söz taşımak

Mağfiret dilemek Gurur

Zekilik Ahmaklık



Ey Hişam, bu hasletler (aklın askerleri) ancak peygamber, vasi veya Allah’ın, kalbini iman için imtihan ettiği mü’minde bir arada bulunur. Ama diğer mü’minler de akılları kâmil oluncaya ve cehalet askerlerinden kurtuluncaya dek akıl askerlerinden an*cak bazılarına sahip olurlar. Cehalet askerlerinden kurtulduk*larında peygamber ve vasilerle birlikte en yüce derecede olurlar. Allah bizi ve sizi kendi itaatına muvaffak eylesin.

asli_33
10-02-2007, 02:04 AM
HİKMETLİ SÖZLERİNDEN BAZILARI
Nafile namazlar, her mü’minin Allah’a yaklaşma vesilesidir. Hac, her güçsüzün cihadıdır. Her şeyin bir zekâtı vardır, bedenin zekâtı da müstehap oruçlardır.

Allah’ı tanıdıktan sonra, en büyük ibadet kurtuluşu (İmam Mehdi’nin zuhurunu) beklemektir.

Allah’a hamd-u sena etmeden ve peygambere salat gönder*meden önce dua eden kimse, kirişsiz kemanla ok atan kişiye ben*zer.

Allah’ın vereceği mükâfata yakini olan, cömertçe bağışta bu*lunur.

Mutedil davranan, muhtaç olmaz.

Tedbir, maişetin yarısıdır.

İnsanlara kendini sevdirmek aklın yarısıdır.

Çok gam, ihtiyarlık getirir.

Acelecilik, cehaletin ta kendisidir.

Aile azlığı, iki kolaylıktan biridir.[33]

Anne ve babasını üzen, onlara asilik etmiştir.

Kim musibette, elini dizine veya elini eline vurursa mükâfattan mahrum kalır. Musibetin sevabı, ancak musibet sahibinin sabret*mesine ve musibet vakti, "inna lillah ve inna ileyhi raciun" (biz Allah’tanız ve O’na döneceğiz) demesine bağlıdır.

İhsan, ancak dindar ve şerefli kimse için yapılırsa ihsan sayılır.

Allah, ihtiyaç miktarınca yardım eder ve musibet miktarınca da sabır verir.

Kim ifrat ve tefritten sakınır ve kanaat ederse nimeti baki kalır. Kim de savurgan olur ve israf ederse nimeti yok olur.

Emaneti eda etmek ve doğruluk, rızık getirir.

Hıyanet ve yalan, fakirlik ve nifak doğrur.

Allah bir karıncayı, belaya mübtela etmek isterse ona iki kanat verir, o da uçar, kuşlara yem olur.

İhsan ancak üç şartla kâmil olur: Küçük saymak, gizlemek ve acele etmek. İyiliğini küçük sayan, kardeşini büyütmüştür; onu büyük sayan da kardeşini küçültmüştür. Kim yaptığı ihsanı gizlerse, işi değer kazanır. Kim sözünü verdiği şeyi yerine getir*mekte acele ederse, verdiği şey daha da hoş olur.

HARUN-üR ReŞİD İLE YAPTIĞI UZUN KONUŞMASINDAN BİR BÖLÜM
Harun kendisine ulaşan birtakım yalan sözler üzerine İmam Musa ibn-i Cafer aleyhi’s-selam’ın tutuklanmasını emretti. İmam aleyhi’s-selam, Harun’un meclisine girdiğinde Harun, İmam’ın taraftarlarının yakışmaz eylemlerle suçlandığı uzun bir şikayetnameyi İmam aleyhi’s-selam’a verdi. İmam aleyhi’s-selam onu gözden geçirdikten sonra şöyle buyurdu:

Ey Emir-el Mü’minin,[34] biz daima aleyhimize isnat edilen ifti*ralarla denenip sınanan bir aileyiz. Rabbimiz bağışlayan ve (sırları) örtendir. Kullarının sırlarını, hesap vaktine kadar açmak iste*memiştir; o gün ne mal ve ne de çocuklar bir fayda sağlayacaktır; ancak Allah’a salim bir kalple gelenler hariç.

Daha sonra İmam aleyhi’s-selam şöyle buyurdu:

Babam babasından, o da Ali aleyhi’s-selam’dan, o da Peygam*ber salla’llâahu aleyhi ve alih’den şöyle naklediyor: "Akraba akra*bayla buluşup musafaha ettiklerinde önce ıztırap meydana gelir. Sonra bu ıztırap yatışır. Eğer Halife uygun görüyorsa benimle görüşüp musafaha etsin.

Harun tahtından aşağı inip sağ elini İmam’a uzatarak İmam’ın sağ elinden tuttu, sonra İmam’a sarıldı ve sağ tarafında oturtup şöyle dedi:

asli_33
10-02-2007, 02:06 AM
“Şehadet ediyorum ki siz doğru konuşansınız, babanız doğru konuşandır, dedeniz doğru konuşandır ve Resulullah salla’llâahu aleyhi ve alih de doğru konuşandır. İçeriye girdiğinizde hakkınızda ulaşan haberlerden dolayı size çok sinirlenmiştim. Fakat konuştuğunuzda ve el verdiğinizde artık her şey kalbimden silindi ve size karşı olan öfkemin yerini hoşnutluk aldı."

Harun bir müddet sustuktan sonra şöyle dedi: "Abbas ve Ali hakkında soru sormak istiyorum.

Abbas, Resulullah’ın amcası ve babasının öz kardeşi ol*masına rağmen neden Ali, Peygamber’in mirasına ondan daha evla oldu?"

İmam aleyhi’s-selam, Harun’a:

"Beni cevap vermekten muaf kıl" buyurdu.

Harun: "Vallahi muaf kılmam, cevap ver." dedi.

İmam aleyhi’s-selam: "Eğer beni muaf kılmıyorsan, öyleyse bana güvence ver." buyurdular.

Harun: "Güvence verdim." dedi.

İmam aleyhi’s-selam buyurdu ki:

Peygamber salla’llâahu aleyhi ve alih, hicret etmeye gücü olup da hicret etmeyen kimseyi, mirastan mahrum kılmıştır. Senin baban Abbas iman etti, fakat hicret etmedi. Ama Ali aleyhi’s-selam hem iman etti ve hem de hicret etti... Allah-u Teala (Kur’an’da) buyurmuştur ki: "İman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlarla hiçbir velayet (ve miras) ilişkiniz yoktur."[35]

Harun’un rengi değişip şöyle dedi:

"Neden siz, babanız Ali’ye intisab edilmiyor da (anne tarafın*dan) ceddiniz olan Resulullah salla’llâahu aleyhi ve alih’e intisab ediliyorsunuz (kendinizi peygamberin evladı biliyorsunuz)?"

İmam Musa Kazım aleyhi’s-selam şöyle buyurdu:

Allah-u Teala, Meryem oğlu İsa Mesih’i, Hz. İbrahim peygambere, insan eli dokunmayan bakire annesi Meryem vasıtasıyla isnat etmiştir. Allah Kur’an’da buyuruyor ki:

Onun (İbrahim’in) soyundan Davud’u, Süley*man’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola hidayet ettik ve biz, iyilik edenlere böylece mukafat*landırırız. Ve Zekeriyya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da (hidayet ettik). Onların hepsi salihlerdendir."[36]

Allah-u Teala Hz. İsa’yı, yalnız annesi vasıtası ile Halili İbrahim’e isnat etmiştir. Nitekim Davud, Süleyman, Eyyub, Musa ve Harun aleyhi’s-selam da baba ve anneleri yoluyla Hz. İbrahim’e isnat edilmiştir. Allah-u Teala’nın Hz. İsa’yı, yalnız anne vesilesi ile Hz. İbrahim’e isnat etmesi, Hz. İsa için yüce bir makam ve fazilettir. Allah-u Teala, Hz. Mer*yem kıssasında da şöyle buyurmuştur: "Melekler, ya Meryem, Allah gerçekten de seni seçti, arıttı ve alemlerdeki kadınlara üstün kıldı."[37]

(Bu üstünlük) başka insan aracılığı olmaksızın Hz. İsa vesile-siyle olmuştur. Böylece Rabbimiz Hz. Fatıma’yı da seçti, onu tertemiz kıldı ve cennet ehlinin gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin vesilesi ile de onu alemlerdeki bütün kadınlardan üstün kıldı.

Harun bu sözlerden rahatsız olup şöyle dedi: “İnsanın humusu sahibine vermemesi sebebiyle annesi veya babası tarafından ona (nütfesine) bir bozukluğun dahil olduğunu nerden çıkarıyor*sunuz.?"

İmam aleyhi’s-selam:

"Bu öyle bir meseledir ki senden başka hiçbir sultan bundan sual etmemiştir. Ey Emir-el Mü’minin, ne Teym, ne Adiy (Ebu Bekir ve Ömer) ve ne de Beni Ümeyye halifelerinden hiçbir kimse, bu meseleden suâl etmemiştir; bu sırrın açılmasını benden isteme."

Harun: "Eğer sırrın senin tarafından açıldığını öğrensem, verdiğim güvenceyi geri alırım." dedi.

İmam aleyhi’s-selam da:

"Bunu kabul ediyorum." buyurdu.

Harun:

"Zındıklar (Allah ve ahirete inanmayanlar) İslam’da çoğalmıştır, bize ulaşan haberlere göre onlar sizlere mensuptur; siz Ehl-i Beyt’in nazarına göre "Zındık kimdir?" dedi.

İmam aleyhi’s-selam:

"Zındık Allah’ı ve Resulünü inkar eden yani Allah'a ve Re-sul'üne düşmanlık eden kimselerdir. Allah-u Teala buyuruyor ki:

"Allah’a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu Allah ve peygamberine karşı düşmanlık ve muhalefet eden birisini sever bulamazsın ve isterse onlar, babaları, yahut oğulları, ya*hut kardeşleri, yahut da aşiretlerinden olsun..."[38]

Mülhid de, tevhidden ilhada (dinsizliğe) yönelen kimselerdir."

Harun: "Söyle bakalım, ilk mülhid ve zındık olan kimdir?" dedi.

İmam aleyhi’s-selam:

"Gökte, ilk mülhid ve zındık olan, şeytan-ı laindir; Allah’ın seçkin kulu olan Hz. Adem’e karşı kibirlenip şöyle dedi: "Ben ondan daha hayırlıyım, beni ateşten halkettin, onu ise balçıktan yarattın."[39] Şeytan, Rabbinin emrinden çıkıp mülhid oldu. Ve onun soyu bu ilhadı, kıyamete kadar birbirlerinden miras aldılar."

Harun: "Şeytan’ın soyu da var mıdır?" deyince, İmam aleyhi’s-selam: "Evet vardır." buyurdu. "Allah’ın (şu) kelamını duy*mamış mısın?

An o zamanı ki biz meleklere, Adem’e secde edin dedik ib*listen başka hepsi secde etti; o, cin taifesindendi ve Rabbinin emrinden çıktı. Beni bırakıp da onu ve soyunu, dost mu edini*yorsunuz? Halbuki onlar, size düşmandır; Allah’ı bırakıp şey*tanı dost edinmek, zalimler için ne de kötü bir muame*ledir. Ne göklerle yerin yaratılışına tanık ettik onları ve ne de kendilerinin yaratılışına; insanları doğru yoldan saptıranları da yardımcı edinmem."[40]

Onlar, Hz. Adem’in soyunu, yaldızlı saçma sözleri ve yalanları ile saptırıyorlar, (bununla birlikte) Allah’ın birliğine de şehadet ediyorlar. Nitekim Allah-u Teala onlar hakkında şöyle buyur*muştur:

"Eğer onlardan, "gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan elbette "Allah" diyecekler. De ki, bütün hamdlar Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler."[41]

Yani onların cevabı, telkin, âdet ve dilde söylemekten başka bir şey değildir. İlmi olmayan bir kimse, şehadet etse de yine şek, hased ve inat içerisindedir. Bunun için araplar şöyle diyor: "Bir şeye cahil olan, ona karşı düşman olur. Bir şeyi aczinden terkeden de onu ayıplar ve onu inkâr eder." Bu onun cahilliğinden kay*naklanır.

(İmam aleyhi’s-selam’ın, Kadı Eb-u Yusuf ile de uzun bir konuşması vardır, fakat kitabın mevzusuna uygun olmadığı için onu nakletmedik.)

Daha sonra Harun şöyle dedi:

"Babalarının hakkı hürmetine, işlerimizin akışı hakkında kap*samlı ve kısa (yani her konuda sorunlarımıza çözüm yolu olabile*cek bazı) sözler buyurunuz."

İmam aleyhi’s-selam: "Evet olur." dedi. Kağıt kalem getirdiler ve İmam şöyle yazdı:

"Bismillahirrahmanirrahim.

Dinlerin bütün meseleleri dört kısımdır:

1- İhtilafı olmayan ve ümmetin de zaruretine icma ettiği ve kendisine ihtiyaç duyduğu (kesin ve açık) meseleler.

2- İttifak edilmiş hadisler ki, her şüphenin sunulması gereken mercidir ve her hadisenin hükmü ondan çıkarılır ve bu ise bütün ümmetin ittifak ettiği hususlardandır.

3- Şek ve inkâr edilmesi mümkün olan meseleler ki bunların yolu, ehlinden izah istemektir. Bu çeşit meselelerde görüşünü izhar etmek isteyen, te’vil ve tefsirine ittifak edilmiş Allah’ın kitabından veya hiçbir ihtilafı olmayan sünnetten delil getirmelidir.

4- Akılların, doğruluğunu te’yid ettiği, ümmetin has ve ammesinin de onda hiçbir şekke ve inkâra gitmeyeceği bir kaide.

Bu iki mesele (icmai ve kesin olan meseleler ile şüpheli olan meseleler), tevhid ve tevhitten aşağıdaki meselelerin, sıyrık diyeti ve ondan üstteki meselelerin tümünü içermektedir. Öyleyse karşılaştığın her dini meseleyi, delili senin için sabit olursa kabul et; doğruluğu gizli kalan meseleleri ise reddet. Kim bu üç me*seleden (icma edilen mesele, ittifak edilen sünnet ve aklın, doğru*luğunu te’yid ettiği kaideden) birini sözünün isbatı için ikame ederse en üstün ve açık bir delil ikame etmiştir. Allah, Teala Pey*gamber’ine şöyle buyurmuştur: "De ki en üstün ve apaçık delil, Allah’ındır. Eğer o dileseydi elbette hepinizi doğru yola sevk ederdi."[42]

Apaçık bir delil cahile sunulsa alimin, ilmi ile onu anladığı gibi cahil de cehaleti ile onu anlar. (Fıtrata uygun kesin delillerin doğruluğunu herkes bilir ve tasdik eder.) Çünkü Allah adildir; zulüm yapmaz; kullarına bildikleri şeyle kanıt getirir ve onları an*ladıkları şeye davet eder; bilmedikleri ve anlamadıkları şeye değil."

Bu görüşmeden sonra Harun, İmam’ı mükâfatlandırıp geri gönderdi.

(Bu konuyla ilgili hadis çok uzundur. Fakat biz bu miktarıyla yetindik).

Rojeazme can,konu için sağolasın azda olsa eklenti yaptım hoşgörürsün umarım..

celal abbas
10-02-2007, 08:24 AM
Ebu Muslum degil arkadaslar yanlis yazmislar EBA Muslum ve Horasanlidir. Bu bolgede EBU lar ibn ler yoktur.

Ehli beyt ten birilerini ne kadar arasalar da bulamamislardir ve en yakin ABbas i buolmuslardir peygamberimizin amca tarafi olarak. yani ehli beyte karsi onlari ehli beyt diye dusunerek ve de en yakiin aile den akraba diye dusunerek halifelige getirmislerdir.

Ama bu kafirler muaviyenin yoluna cok yakin bir politika izlediklerinden guc olduklarinda ilkisleri eba muslumu oldurtmekolmustur cunku eger pislikleri meydana cikarsa eba muslumun tekrar bunlarin uzerine gelecegini bilmektedirler.

Saygilarimla
merhaba.eba müslimin ehlibeytten birini bulamayıpta abbasileri ehlibeytten sayarak onlara yanaşması bana göre yanlış.bir kere ehlibeytten birini bulamaması imkansız zira o dönemde imam cafer sadığa ve imam hasanın torunu abdullaha mektuplar gönderen eba müslimin ehlibeytten birilerini bulamamış olması mantık olarak imkansız.emevilerin yıkılıpta abbasi devletinin kurulduğu ilk 20 yıl içinde bir çok ali evladının ayaklandığını görüyoruz bunlar göz önündeyken eba müslimi temize çıkarmanın gereği yoktur.çünkü eba müslim hareketi büyüyünce ipleri eline almak istedi yanlız ehlibeyte bu ipleri kaptırırsa bir daha geri alamayacağını bildiği için daha rahat kullanabileceği birilerini aradı ve abbasileri buldu ama ne yazıkki hesabı yanlış yerden döndü ve başa getirdiği insanlar onu katletti. durum böyleyken eba müslimi bize anlatıldığı gibi değilde onun olduğu gibi tanımaya çalışmak daha doğru bence.saygılarımla.

Zazakazim
13-07-2007, 11:49 AM
can eline koluna saglık teşekkürlero:o

Zazakazim
16-07-2007, 05:53 AM
emegine saklık dost

Rojaazme
01-08-2007, 08:51 AM
allah allah ey vallah...