:
Baba Warwayi / Kureyş Ocağından
Derviscemal
18-08-2007, 02:42 AM
Baba Warwayi,
insani kamillerimizdendir. Tolostan'da Türbesi Bulunan Seyit Rıza'nın oğlu olan Warwayi dede Aynı zamanda Akyurt Köyünde Türbesi bulunan ve bu çevrede çok tanınan Kızılbel Seyitlerinden Hazır Dedenin Kız Kardeşinin oğludur.
Baba Warwayi,
yazın kışın karda yağmurda çamurda her türlü ortamda yalın ayak gezdiği için zazaca Warwayi türkçe yalın ayak anlamına gelen ismi almıştır.
Yalınayak dede dir türkçesi..
Baba Warwayi,
yazları Erzincan Tolostan da hizmet etmektedir. Kış aylarında ise İstanbul'daki evi talipleri ile dolup taşmaktadır. Hızır aylarında evinde cem bağlamaktadır.
Dayımızın ellerinden öpüyoruz.
http://img145.imageshack.us/img145/6535/82242797sb4.jpg (http://imageshack.us)
Derviscemal
18-08-2007, 02:43 AM
http://img145.imageshack.us/img145/7758/42255023zo8.jpg (http://imageshack.us)
Derviscemal
18-08-2007, 02:44 AM
http://img528.imageshack.us/img528/869/38594090wa3.jpg (http://imageshack.us)
astokomlu
18-08-2007, 09:34 AM
ayaklarına turabım piro..
Rojaazme
18-08-2007, 10:22 AM
cetdine kurban olam pirim....
CanNesimi
18-08-2007, 10:24 AM
pirin bağladıgı hızır cemlerinden birine katılmak isterdim. keske sohbet etme imkanım olsaydı:) yoluna kurban...
Derviscemal
28-08-2007, 04:09 AM
pirin bağladıgı hızır cemlerinden birine katılmak isterdim. keske sohbet etme imkanım olsaydı:) yoluna kurban...
Eğer bir gün kısmet olursa haber veririm gideriz..
CanNesimi
05-09-2007, 12:16 AM
pirin bağladıgı hızır cemlerinden birine katılmak isterdim. keske sohbet etme imkanım olsaydı yoluna kurban... Eğer bir gün kısmet olursa haber veririm gideriz..
vay babaaamm:) umarım kısmet olur dervis cemal adminim...sağolasın.
javagold
30-11-2007, 05:32 AM
Ellerine Ayaklarına Kurban olim Pirim
Özerzincan
30-11-2007, 06:18 AM
dedemizin ocağını söyliye bilirmisniz istanbuldaki yerini
gidip görmek isterim
canbingol
17-12-2007, 04:32 AM
bende yedıverenlıyım sımdı koymuz yok ama ben erzıncan tercanlı veysel bıngolun ogluyum halamlar astakomuda oturuyo
Sidalyaren
17-12-2007, 04:59 AM
Ceddime Kurban Olurum..Tsk Paylaşım İçin..
Alperen1
07-01-2008, 01:05 PM
Verdiğin bilgiler teşekkürler.
Soracağımise şu: Neden Varvayi kelimesini Türkçemizde bulunmayan harflerle yazıyorsun? Bu gerçekten gereklimi?
Derviscemal
07-01-2008, 08:51 PM
Verdiğin bilgiler teşekkürler.
Soracağımise şu: Neden Varvayi kelimesini Türkçemizde bulunmayan harflerle yazıyorsun? Bu gerçekten gereklimi?
Soracağına cevap, gerçekten önemli çünkü warwayi kelimesi türkçe yazılmıyor zazaca.. Bilmeni isterim bu forumda ırkçılık yapılmaz ne Türkçülük ne Kürtçülük ne Zazacılık. İnancımız için bir aradayız. Kürdüde türküde zazasıda...
Alperen1
08-01-2008, 10:06 AM
bu forumda ırkçılık yapılmaz ne Türkçülük ne Kürtçülük ne Zazacılık. İnancımız için bir aradayız. Kürdüde türküde zazasıda...
Cevabın için sağol.
Sloganist bir üslubla "Irkçılık yapma" ithamına nasıl vardığını
anlamadım sevgili can.
Irkçılık benim ceddimin ömrübillah yegane düşmanı olmuştur.
Benimde kimsenin diniyle ırkıyla ilgi bir sorunum yok.
Amacım sağlıklı bir tartışma ortamı yaratmak.
"Benim sorunum, kendi Irkımın yaptığı yanlışlar ile.
Bilgisizlik ve uymacalıktan kaynaklanan yanlışlar.
Bunlardan biriside "kendini Zaza/Kürt zannetme".
Bu yanlış son zamanda hızla yayılıyor. Eş, dost, akrabalar çocuklarına/iş yerlerine Kürtçe isimler veriyor.
Önümüzde 2 gerçek var:
1)Soyları itabırı ile Oguz boyundan Türkmen olan Aleviler ve onların Arap kökenli Türkmen Pirleri ve Mürşitleri.
2)Tarih boyunca hiç bir zaman yayılmacı politika izlememiş, dahada ötesi böyle bir düşüncesi/imkanı olmamış, ve en trajik tarafı ezilmiş, zulme maruz kalmış, kendi korumak için şavaş vermiş göçebe bir Alevi kültürü.
Şimdi bu bilgiler ışığında önümüze 2 şeçenek çıkıyor:
1) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki
Yöre yerlileri (her nekadar yanlış olsada "Kürt Aşiretleri/Zazalar"* diyelim) gelen Alevilerden sayıca ve kuvvetce üstün olmalarına rahmen, "Gelin biz hanefi/şafei/maliki inaçlarımızı terk edelim, Alevi olalım" demişlerdir.
2) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki kendilerinden sayıca ve kuvvetçe üstün olan Yöre Yerlilerinin Dillerini öğrenmişler, kültürlerini benimsemişlerdir. Ama bunlara rahmen Aleviliklerini unutmamışlardır.
Sizde 1.mi yoksa 2.mi gerçeği yansıtıyor.
Çevremdeki bir çok kişi kendi Zazalık/Kürtlüklerini Zazaca/Kürtçe bilmeleri ile açıklıyor.
Oysa bir çoğunun büyük dedeleri göç ettikleri yerlerdeki insanlara dolayısı ile onlerın dillerine uyum sağlamışlardır.
"40 Sene önce adam almış yorganını yastığını, ver elini alamanya.
Alman toplumuna hiç karışmamış adam. Çat pat almanca biliyor.
Çocugu doğuyor orda. Yarı alman yarı Türk. ne olduğu bellisiz.
Torunu oluyor adamın. Türkçesi çok zayıf. Almancası mükemmel.
Peki torununun çocuğu? o hiç Türkçe bilmeyecek.
Şimdi bu çocuklar Alman'mı Türk'mü olacak???
Muhakkakki ırkların üstlüğü/aslığı gibi darvinist saçmalıklarla ilgimiz yok.
Derdimiz kökümüzü ve kültürümüzü korumak.
Dini yönden iran'ın şialıştırma politikaları, bazı hanefi önderlerin bizleri sünnileştirme politikaları ne kadar yanlış ve yok edici ise, Kürtleştirme akımıda o kadar yok edicidir.
Çünki bu akımlar, Alevi halkını bu ülkede Hancıyken yolcu durumuna sokar.
Oysaki Aleviler bu Memleketin asıl sahipleri olduklarını idrak etmeli, bunun akabinde gözlerini yönetimsel kilit noktalara dikmeli, oralara ulaşarak bu memleketin kaderini belirlemelidirler.
Türklüğün en son ve en öz temsilcileri olduğumuz kaygı götürmez.
Çünki bugünki çoğunluk sunni Türkler, islamiyet sonrası Emevi/Abbasi akımlarına kapılmış, Türk kültürü ve dilini terk eylemişlerdir.
Geriye kalan tek Türk kalesi bence Türklüğü ve İslamiyetin özünü bir potada eritip saklayabilen Aleviler Kalesidir.
Dilimize - kökümüze sahip çıkalım.
Saygılar
virane
11-01-2008, 01:57 AM
Verdiğin bilgiler teşekkürler.
Soracağımise şu: Neden Varvayi kelimesini Türkçemizde bulunmayan harflerle yazıyorsun? Bu gerçekten gereklimi?
senin bu forumda olman gereklimi?Bu warwayi kelimesinin halk arasındaki anlamını ve bu ulu pirin yaşadığı coğrafyanın dilini hazmetmen gerek bunun yanıtını alabilmen için.Ama faşizmde kendinden başka dil ve kültürleri kesinlikle yok saymak bir kuraldır çünkü.O yüzden seni es geçiyoruz.Bizlerin soyunu neye göre tayin ediyorlar hala anlamadım.Kafamızın ölçülerini almaya gelecekler ama cesaret edemiyorlar.
Benim nacizce kafamdaki soru işareti forumda alenen nicklerinden de görüldüğü üzere belli unsurlara yönetim neden gerekeni yapmıyor.Burada bir yol önderimiz tanıtılıyor ordan malum odaktan bir kullanıcı yine ortalığı bulandırarak saldırıya geçiyor.Bizlerin imzası bile silinirken bunların bu provake,saldırı içerikli yanıtları neden silinmiyor.Görüldüğü üzere en saf inançsal ve kültürel yazılarımız bile bu tür gereksiz polemiklere dönüşüyör.
Baba Warwayi gibi ulularımız yolumuzun mihenk taşları olmaya devam ediyor.Baba Warwayiler yolumuzun bekçileri olsun.
karakanat
11-01-2008, 03:07 AM
Cevabın için sağol.
Sloganist bir üslubla "Irkçılık yapma" ithamına nasıl vardığını
anlamadım sevgili can.
Irkçılık benim ceddimin ömrübillah yegane düşmanı olmuştur.
Benimde kimsenin diniyle ırkıyla ilgi bir sorunum yok.
Amacım sağlıklı bir tartışma ortamı yaratmak.
"Benim sorunum, kendi Irkımın yaptığı yanlışlar ile.
Bilgisizlik ve uymacalıktan kaynaklanan yanlışlar.
Bunlardan biriside "kendini Zaza/Kürt zannetme".
Bu yanlış son zamanda hızla yayılıyor. Eş, dost, akrabalar çocuklarına/iş yerlerine Kürtçe isimler veriyor.
Önümüzde 2 gerçek var:
1)Soyları itabırı ile Oguz boyundan Türkmen olan Aleviler ve onların Arap kökenli Türkmen Pirleri ve Mürşitleri.
2)Tarih boyunca hiç bir zaman yayılmacı politika izlememiş, dahada ötesi böyle bir düşüncesi/imkanı olmamış, ve en trajik tarafı ezilmiş, zulme maruz kalmış, kendi korumak için şavaş vermiş göçebe bir Alevi kültürü.
Şimdi bu bilgiler ışığında önümüze 2 şeçenek çıkıyor:
1) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki
Yöre yerlileri (her nekadar yanlış olsada "Kürt Aşiretleri/Zazalar"* diyelim) gelen Alevilerden sayıca ve kuvvetce üstün olmalarına rahmen, "Gelin biz hanefi/şafei/maliki inaçlarımızı terk edelim, Alevi olalım" demişlerdir.
2) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki kendilerinden sayıca ve kuvvetçe üstün olan Yöre Yerlilerinin Dillerini öğrenmişler, kültürlerini benimsemişlerdir. Ama bunlara rahmen Aleviliklerini unutmamışlardır.
Sizde 1.mi yoksa 2.mi gerçeği yansıtıyor.
Çevremdeki bir çok kişi kendi Zazalık/Kürtlüklerini Zazaca/Kürtçe bilmeleri ile açıklıyor.
Oysa bir çoğunun büyük dedeleri göç ettikleri yerlerdeki insanlara dolayısı ile onlerın dillerine uyum sağlamışlardır.
"40 Sene önce adam almış yorganını yastığını, ver elini alamanya.
Alman toplumuna hiç karışmamış adam. Çat pat almanca biliyor.
Çocugu doğuyor orda. Yarı alman yarı Türk. ne olduğu bellisiz.
Torunu oluyor adamın. Türkçesi çok zayıf. Almancası mükemmel.
Peki torununun çocuğu? o hiç Türkçe bilmeyecek.
Şimdi bu çocuklar Alman'mı Türk'mü olacak???
Muhakkakki ırkların üstlüğü/aslığı gibi darvinist saçmalıklarla ilgimiz yok.
Derdimiz kökümüzü ve kültürümüzü korumak.
Dini yönden iran'ın şialıştırma politikaları, bazı hanefi önderlerin bizleri sünnileştirme politikaları ne kadar yanlış ve yok edici ise, Kürtleştirme akımıda o kadar yok edicidir.
Çünki bu akımlar, Alevi halkını bu ülkede Hancıyken yolcu durumuna sokar.
Oysaki Aleviler bu Memleketin asıl sahipleri olduklarını idrak etmeli, bunun akabinde gözlerini yönetimsel kilit noktalara dikmeli, oralara ulaşarak bu memleketin kaderini belirlemelidirler.
Türklüğün en son ve en öz temsilcileri olduğumuz kaygı götürmez.
Çünki bugünki çoğunluk sunni Türkler, islamiyet sonrası Emevi/Abbasi akımlarına kapılmış, Türk kültürü ve dilini terk eylemişlerdir.
Geriye kalan tek Türk kalesi bence Türklüğü ve İslamiyetin özünü bir potada eritip saklayabilen Aleviler Kalesidir.
Dilimize - kökümüze sahip çıkalım.
Saygılar
......zaza alevisiyim alevilik hiç bir ırıkın tekelinde değildir....
illegal
11-01-2008, 05:21 AM
"Benim sorunum, kendi Irkımın yaptığı yanlışlar ile.
Bilgisizlik ve uymacalıktan kaynaklanan yanlışlar.
bu kisiye özel bir sorundur
lakin sen böyle bir sorunla karsi karsiya isen ya senin bilgisizliginda yada bulundugun cevrenin
Bunlardan biriside "kendini Zaza/Kürt zannetme".
Bu yanlış son zamanda hızla yayılıyor. Eş, dost, akrabalar çocuklarına/iş yerlerine Kürtçe isimler veriyor.
zannetme tamamen senin tabirindir
kimse kendi söyle yada böyle zannetme heveslisi olmasin bu taklitcilige girerki orijinale yapilan en büyük kötülüktür
kisinin yeryüzünde varlgilini ispat eden dili IRKI gelenegi görenegi kültürü inanci ve yasam kimligidir bunlardan biri yoksa o kisinin dünyada sadece ama sadece yasamaktan baska hic bir sey degildir en popüler deyim ile kocaman bir hictir
Önümüzde 2 gerçek var:
1)Soyları itabırı ile Oguz boyundan Türkmen olan Aleviler ve onların Arap kökenli Türkmen Pirleri ve Mürşitleri.
alevi inanc önderlerrinde irk ulus vs aranmaz edeb erkan inanc aranir
eger alevi bir pir irkcilik yada milliyetcilik yapip talibine kötü örnek oluryorsa onun pirligi alevi inanc sistemine ters düser ve yok sayilir
2)Tarih boyunca hiç bir zaman yayılmacı politika izlememiş, dahada ötesi böyle bir düşüncesi/imkanı olmamış, ve en trajik tarafı ezilmiş, zulme maruz kalmış, kendi korumak için şavaş vermiş göçebe bir Alevi kültürü.
Şimdi bu bilgiler ışığında önümüze 2 şeçenek çıkıyor:
1) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki
Yöre yerlileri (her nekadar yanlış olsada "Kürt Aşiretleri/Zazalar"* diyelim) gelen Alevilerden sayıca ve kuvvetce üstün olmalarına rahmen, "Gelin biz hanefi/şafei/maliki inaçlarımızı terk edelim, Alevi olalım" demişlerdir.
2) Göçler sonucu Anadoluya yerleşen Aleviler, bulundukları bölgelerdeki kendilerinden sayıca ve kuvvetçe üstün olan Yöre Yerlilerinin Dillerini öğrenmişler, kültürlerini benimsemişlerdir. Ama bunlara rahmen Aleviliklerini unutmamışlardır.
Sizde 1.mi yoksa 2.mi gerçeği yansıtıyor.
tam anlamadigimdan bu paragrafin cevabini diger üyelerimize devr ediyorum
Çevremdeki bir çok kişi kendi Zazalık/Kürtlüklerini Zazaca/Kürtçe bilmeleri ile açıklıyor.
BENDE zazay(kirmanc)im simdi herhangi bir nedenden asimile dayatma korku kendi iradem vs vs ile farkli bir kulvarda yürümeye baslasam ne olacak biri kalkiipta gecmiste alevileri katletmek zevki yasanlar günümüzde ise linc kültürü sevdalilari gibi benimi katledecekler katlediyorlarsa sebep allahi dini kitabi vs tanimadigimdanmi yoksa vatana millete karsi cikip devleti kötüledigimdenmi
kisi ne olmak istiyorsa olsun benden yana sorun yok isterse cinsiyet degistirsin
"40 Sene önce adam almış yorganını yastığını, ver elini alamanya.
Alman toplumuna hiç karışmamış adam. Çat pat almanca biliyor.
Çocugu doğuyor orda. Yarı alman yarı Türk. ne olduğu bellisiz.
Torunu oluyor adamın. Türkçesi çok zayıf. Almancası mükemmel.
Peki torununun çocuğu? o hiç Türkçe bilmeyecek.
Şimdi bu çocuklar Alman'mı Türk'mü olacak???
bir önceki mesajim burayada gecerlidir
ARTI burnuma kötü kokular gelmeye basladi
Türklüğün en son ve en öz temsilcileri olduğumuz kaygı götürmez.
Çünki bugünki çoğunluk sunni Türkler, islamiyet sonrası Emevi/Abbasi akımlarına kapılmış, Türk kültürü ve dilini terk eylemişlerdir.
Geriye kalan tek Türk kalesi bence Türklüğü ve İslamiyetin özünü bir potada eritip saklayabilen Aleviler Kalesidir.
Dilimize - kökümüze sahip çıkalım.
Saygılar
burnuma kötü kokular gelmeye basladi
warway kelimesindeki rahatsizligindan anlasilmisti zaten
YANILMAMISIM
SON birsey daha
alintin yada fikirlerinin tartisma yeri bu topic olmadigini hatirlatiyim ve farkli bir baslikla yeni bir topic acabilirsin yada forumdaki arama butonunda rahatsiz oldugun konularla ilgili kelimeleri aratip istedigin topige yönlendirilebilirsin
güldünya
11-01-2008, 05:26 AM
Allah can iman sağlığı versin Pirimize...
Derviscemal
13-01-2008, 08:46 PM
Lütfen Konuyu sabete etmeyin...
xeval_12
18-01-2008, 01:19 AM
Böyle insanların günümüz dünyasında var olması beni çok mutlu ediyor.
Onunla helalleşmek isterdim...
Umutyeli
04-03-2008, 12:54 PM
emegine saglik ben tolostanda seyit rızanın türbesine hersene giderim pirim cümlemizin yardimcisi olsun canlar
huseyinzabun
01-04-2008, 09:49 PM
geçen hafta gittim BABA WARWAYİ dedemin yanına ama kendisini göremedim yakın zamanda tekrar gideceğim...
ferhat_gs
30-08-2008, 05:35 AM
Değerli canlar dedemizin evi nerdedir?Yani ne zaman ve nerde cem yapmaktadır?
xgamzemx
04-03-2009, 03:39 AM
Kurban Olam Sana Pir 'o Allah Sana Uzun Ömürler Versin
Mustafa Kemal
05-03-2009, 12:05 PM
Sayın DervişCemal,
Kureyşan Ocağının bir dedesi olan Warwayi bey'in Alevilik üzerine açıklamaları olan bir yazılı metin sunabilir misiniz?
velakad
05-03-2009, 01:26 PM
Sayın DervişCemal,
Kureyşan Ocağının bir dedesi olan Warwayi bey'in Alevilik üzerine açıklamaları olan bir yazılı metin sunabilir misiniz?
Kendisi Hal İnsanıdır. Demeç veya söz gerekmez.
Amistofes
06-03-2009, 12:12 AM
Sevgili Canlar. Kureysan Ocagi Pirlerinden en saygin olani 1973 de hakka giden Pir Hasani Basköylüdür.
Bu konuda isterseniz sizlere yazitlarin iletebiliriz, gerci sitede bilgileri kismen var, Kazim Balaban konu hakkinda yazilari vardir,
Ayrica bircok yazar :Hasim Kutlu ; Ünsal Öztürk, Nejat birdogan gibi yazarlar kendisinden oldukca yol hakkinda genis bilgiler edinmisledir.
Saygilarim Insan sevgilerimle
xgamzemx
04-05-2009, 05:56 AM
Değerli canlar dedemizin evi nerdedir?Yani ne zaman ve nerde cem yapmaktadır?
DEDEMİZİN HANESİ
İSTANBUL BAGCILARDADIR
EVI HAFTA İÇİ HAFTA SONU DOLUP TASIYOR
HER AN DEM ZATEN O HANEDE
ANCAK NE ZAMAN CEM YAPTIGINI BILMIYORUM UZUN ZAMAN ÖNCE GITMISTIM ILK FIRSATTA TEKRAR GIDECEGIM
astokomlu
04-05-2009, 06:56 AM
Sevgili Canlar. Kureysan Ocagi Pirlerinden en saygin olani 1973 de hakka giden Pir Hasani Basköylüdür.
Bu konuda isterseniz sizlere yazitlarin iletebiliriz, gerci sitede bilgileri kismen var, Kazim Balaban konu hakkinda yazilari vardir,
Ayrica bircok yazar :Hasim Kutlu ; Ünsal Öztürk, Nejat birdogan gibi yazarlar kendisinden oldukca yol hakkinda genis bilgiler edinmisledir.
Saygilarim Insan sevgilerimle
Hasan Efendi hakkında son çalışmayı Hasan Efendi Derneği Sekreteri'nin Hasan Efendi'nin el yazmalarından faydalanarak hazırlamıştır..
"" Hakk'ın Emri Rıza'sı ""
Bazı cahil kendini bilmezler Efendi'yi sıradan bir insan olarak görüp, yazılanların uydurma olduğunu söyleselerde gerçeklerin üstünü örtememişlerdir..
Saygılar..
bulesikes
04-05-2009, 12:12 PM
“Sultan Düzgünden mi aldın sen bu demi
Mürşid kelamına uydun yıllar yılı
Değil on sene kırk yıl yalın ayak gezsem
Bulamam senin gibi bir ulu piri''
alintidir
saygilar
bulesikes
04-05-2009, 12:22 PM
bu iki dostun baba wareway'iyla yaptiklari sohpete aktarayim siz canlara
İbrahim Ağacık-Bülent Yurtseven
Tanışma
Soğuk bir Hızır ayında misafir olduğumuz ufak ancak içerisinde epeyce kalabalığın olduğu bir evdi. Karşımızda sakalları göğsünde, saçları uzun nur yüzlü bir dede. Yakinen tanımak istediğimiz aradığımız Baba Wareway’dı, o.
Wareway dedeyle biraz sohbete daldık. Cemalinde bir keder var sanki. Başı dik heybetli duruşunun altında başka bir şeyler vardı. Evet, daha ilk kelamında Munzur suyu gibi kutsal gözyaşını dökmeye başladı bile; “Yas çekelim, On iki İmamlara yas çekelimde nasıl yas çekilir” diye bir soruyla karşıladı bizi ve akabinde kendisi şu dizeleriyle yaş akıtarak anlattı.
Benim dedem siyah çul üzerinde yatardı. Bir ay boyunca yıkanmazdı. Bir bardak süt, bir tas yoğurtla yasını çekerdi adam. Şimdilerde ise mütevazı davranıp kendini de katarak bizler bu dağı aşamayız diyor.
Kola içmekle, yıkanmakla, takım elbise giymekle yas çekilmez diyor, baba Wareway. Haklıda, o bu yolu atasından aldığı nasihatlerle, bilgilerle sürdü ve sürmeye de devam etmekte. Ancak metropollerde yaşamanın bizlere dayattığı zorunluluklar içerisinde ne yazık ki bizler baba Warewayın da dediği gibi bu zor karlı dağı aşamamaktayız! Artık köylerinden gelip büyükşehirlere yerleşen Aleviler her şeyin en iyisini ister oldu. Giydiği elbisenin markasından, bindiği arabaya kadar hep daha fazlasını ve daha iyisini ister oldu Aleviler. Belki de Kapitalist düzen en çok Alevileri etkisi altında bırakmıştı. “Bir lokma bir hırka” diyen Aleviler gitmiş, bin lokma bin hırka kavramını hayatında yaşayan Aleviler çıkmıştı artık. Buna değil midir Wareway dedenin de sitemi. Kimin için on üç yıl yalın ayak gezdim demekten kendini alı koyuyor. Tabi ki ancak “ben yaptım kendime yaptım” diyor. Ben Hak Aşkıyla karlı dağlarda yalın ayak terledim, pirlerimden aldığım müşkülü, Hak kelamını dillerden dillere yayılması için çabaladım. Durmadım gezdim anlattım ve bizzat kendi üzerimde yolun ululuğunu deneyerek ispatladım insanlara. Ancak geldiğimiz nokta maalesef sitemkâr etmiştir bizi insanlarımıza. Dede tasavvufu doğru yorumlayanlardandı. Bektaşi inancındaki batini yorumları ve saptamaları çok doğruydu dedenin.
Günümüz Dünyasında gruplara ayrılmış Alevilere geleneklerinin bekçisi olan Wareway dede gibi, Firik Dede gibi ulularıyla tanıştığımızda maalesef halkımıza sitemde ve kendimize öz eleştiride bulunmak zorunda kalıyoruz. Yol için can feda edenlere ne demeli otuz beş kişi Sivas’ta yol için yakılmadı mı? Maraş, Çorum, Malatya, Erzincan, Gazi olayları ve de bize göre en büyüğü Dersim katliamları! Buradaki insanlar neden katledildi? Ey Alevi iş adamları, Alevi kurum yöneticileri, Aleviyim ve aydınım diyen siyasetçiler neydi bu insanların suçu? Azerbaycanlı tarihçi dostumuz Dimes Cavidan’ın dediği gibi Aleviliğin ifadesi tek kelimeyle “aşk”tır. Bu insanlarda Hak Âşıklarıydi.
devami va r....
bulesikes
04-05-2009, 12:25 PM
.....
Deryayı Umman
Soğuk bir hızır gününde bütün dünyasını sığdırdığı evinin bir odasında misafir olmuştuk Baba Warewaya. Talipleri ondan “Umman-ı Derya” diye söz ediyorlardı. Dinledikçe bizleri alıp götürdü uçsuz bucaksız deryalara.
Wareway dediler sana neden dedem?
Gençlik yıllarımda Eskişehir’de madende çalışıyordum. Rüyamda Düzgün Babayı gördüm. Beni yanına çağırıyordu. Madeni terk edip Erzincan Çayırlıdaki köyüme baba evine döndüm. Yokluğun, kıtlığın baş gösterdiği o dönemlerde yaşlı babam sordu “hayırdır oğul neden döndün, madeni neden bıraktın?” diye. Ben, “batın” gördüm baba dedim. Rüyamda Sultan Düzgünü gördüğümü ve beni yanına çağırdığını anlattım babama. Aradan günler geçti nur yüzlü, aksakallı babamın yarım bıraktığı işleri gençliğimin verdiği güçle devam ettim. Kısa bir zaman sonra lokmalar pişirtmiş babam ve Hüseyin’e haber edin gelsin Sultan Düzgüne gideceğiz demiş. Haberi alır almaz hazırlandım. Babamlar kurbanı, lokmaları hazırlamışlardı ve Düzgün Babaya gitmek üzere yola koyulduk.
Tunceli de bulunan Düzgün Babaya geldik. Kurbanlarımızı kestik lokmalarımızı dağıttık. Üç gün üç gece türbesinde kaldım ve keramet babından, hak ehlinden bana bir nokta kadar bile bir ışık gelmedi. Toparlandık tekrar Erzincan’a köyümüze geri döndük. Aradan biraz zaman geçtikten sonra babam rüya görür; “rüyasında bana hak badesinden verileceğini ancak bunu nasıl ne şekilde vereceklerini bilmediğini” söyledi. “Şayet hakkından gelirsen dedi”.
Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra Hızır ayında rüya gördüm. Rüyamda Sultan Düzgün yine beni çağırıyordu. O dönemlerde kâr çok yağardı, boy hizasında kar olurdu. Yürüyerek Erzincan’dan çıkıp karı yara yara üç, dört günde Sultan Düzgüne ulaştım. Üç gece kaldım gene bir ışık göremedim. Herhangi bir şey olmadı, rüya göremedim, kandırıldığımı zannettim. Biraz daha kaldım ancak bu kez ısrar ettim. Dedim “ben buradan gitmiyorum senden bir seda istiyorum, Sultan Düzgün” diye yalvardım. Gidecek yer yoktu. Kar tipi, iki gün aç kaldım. Üçüncü gün bir seda geldi: “sana bir hizmet veriyoruz çarıklarını ve çoraplarını çıkaracaksın”. Ben, “bunu yapamam” dedim. “Yapacaksın”… “Ben kulum, insan sütü emmişim, gider bir dağda bir yana dönersem nefsime yenik düşersem ne hale gelirim. Orada benim cenazemi getiren bile olmaz”. “Sen korkma sözüme sahibim ben sana yardım ederim” dedi
Çıkarıp çarıklarımı, çoraplarımı çarığa sarıp alabildiğine uzağa attım. Dedim “git senin sanın şöhretin sana olsun”!
Karın içerisine çıplak ayakla bir girdim ki neler var, neler var. Ter akıyor her bir yanımdan “böyle giderse işimiz iyi” dedim. Öyle bir terledim ki çok susadım. Kalmen denilen bir mezrayı geçtim, bir köye ulaştım. Bacılar çeşmede su dolduruyorlardı. Öyle susadım ki su içeyim dedim. Beni karda kışta yalın ayak gören bacılar bağrışmaya başladılar. “Ula gelin gelin, biri gelmiş ayağında ne puçtur(zazaca çorap), ne çarık” deyip her şeyi birbirine karıştırdılar.
Suyu da içmeyip dereye doğru koştum. Biraz daha yürüdükten sonra her tarafı sis kapladı, fırtına çıktı, o halde asfalt kenarına kadar yürüdüm. Havanın soğukluğu kar fırtına yalın ayak olan ayaklarımı kıpkırmızı hale getirmişti. Bunu gören araçlar yanımda durup beni almadılar. İş başa düşmüştü, yürümeye devam etmek zorundaydım. Uzun tarla denilen bir yerde bir kahveye misafir oldum. O gün sabahladım. Ancak sabah erken kalkıp gitmeyi planlarken biraz uyuya kaldım. Kalktığımda mırıldandım, kahveci “ne oldu?” dedi. “Herhalde yolda jandarmalar beni çevirecek” dedim. Kahveci “sen rüyamı gördün?” dedi. “Ben çıplağım ayaklarımı böyle görürler beni alır götürürler” dedim. Kahveci “bugünde kal gitme” dedi. “Yok, gideceğim” dedim.
Dere kenarından yürümeye başladım, kar göğüs hizasında. Bir hayli yürüdükten sonra Pülümür’ün altına ulaştım. Jandarmalar beni çevirdi. “Ne oldu yavv nereye götürüyorsun? Ben bu vatanın evladı değil miyim? Askerlikse bende yaptım iki sene” dedim. “Yok, seni götüreceğiz!” dediler. Bunun üzerine “Öyleyse sizin hakkınız bir tek benim hüviyetimi (Nüfus Cüzdanını demek istiyor) almaktır, alın ve bırakın beni” dedim. “Olmaz karakola geleceksin” dediler.
Kendi kendime “herhalde beni götürüp dövecekler” dedim. Ya da “bu delidir böyle yalın ayak geziyor” diyorlar, şeklinde düşündüm.
Beni alıp götürdüler. Pülümür merkeze karakolu biraz tepedeydi, tepeye doğru çıkarken baktım, Siyah parkalı biri geliyor karakol tarafından onu görünce biraz rahatladım. “Nereye götürüyorsunuz bu adamı? Adam mı öldürmüş, hırsızlık mı yapmış? Ne olmuş yalınayaksa. Kimi ağlar gezer, kimi de güler gezer. Bu adam yalın ayak gezmiş kime ne?”.
Jandarmalar beni bıraktılar. Tekrar aşağıya Pülümür’e yürüdüm. Pülümürlüler “burada Hasan Efendi var, konağında seni misafir eder git ona” dediler. Millet toplandı başıma. Yok, ben eve gideceğim dedim ve yola devam ettim. Asfaltta kar makineleri önümde yolu açıyorlar, daha arkama dönmeden yol kapanıyor karla. Öyle öyle Sansa deresine geldim. Benim köyüm Mutu Köprüsüne yakın, bir dağı da aşarak bu şekilde yürüyerek eve geldim. Eve geldiğimde ayaklarımı gören çocuklarım korkmaya başladılar. Dedim “korkmayın, çoraplarımı çıkarmışım ondan böyle kızarmışlar”. Ondan sonra 1960’dan 1973’lere kadar yalın ayak gezdim.
Yazı kış eden kışı da yaz eden vardır derlerdi, inanmazdım!
Ben görmedim dedim ama gördüm. Çalıda çırpıda, sahra yerlerde, dağda taşta yalın ayak gezdim bir şey hissetmedim. Rençperlik yaptım, tarlada, tumda(Harman Yeri) bir şey hissetmedim. Sultan Düzgünün himmetiyle oldu. Kolay değildir Seyyid Mahmud-i Hayrani’nin oğludur!
Dedem Alevilikte Allah nasıl tanımlanır? diye sorduk.
“Alevilikte hak insandır, kula kul olabilirsen haksın. Hak âdemdedir” diye kısa ve öz bir yanıt verdi. Tasavvuf dili ağır olan dede Hallacı Mansur gibi “Enel Hak” diyor. Kafamızda koskocaman soru işareti uyandı. Cemevlerimizde dedenin oturduğu yeri kıbleye doğru koyanlar var. İnsana melekler secde etti derler secde ederken Kâbe’ye dönerler hani hak sendeydi hani melekler insana secde etmişti hani bizim Kâbe’miz insandı?
Cemalin görende gökyüzünde çark vurur
Dünya döner su ile tufan olur
İlahi bir aşktır maddede değil manada durur
İnsandır o melekler secdeye varır
Bu dizelerle Hakkı insanda gördüğünü de destekler halde dede.
Dedeye bu kez de Alevilikte cennet ve cehennem nedir, nasıl yorumlanır? diye sorduk.
Bunu anlatmak zor, anlatsak geri kafalı diyorlar, oraya gidip gelmiş mi diye soruyorlar. İki tane cehennem var. İlkini boylayan kişinin buradan çıkması mümkün değil. İkincisi ise cezasını çeker daha sonra buradan çıkar. İlkine girip de çıkmamanın en büyük nedeni ikrarına sahip çıkmamasıdır, bu ikrar nikâhtır. Hak nizam terazi kurulur. Günahını tartarlar.
“Ölmeden önce ölmek” vardır. Cennete gideceğim diye çabalamayın yaşadığınız dünyada cehennem ve cennetinizi yaşamaktasınız. Sır içerisinde sır olmak gerekiyor. Seksen yıl hizmet eden var, kaynar kazanda yanan var, ama halen çiğsin derler. Kendi hesabınızı kendiniz yapacaksınız.
Önemli olan ölmeden evvel ölmektir. Neden onca yıl çile çekti, Başköylü Hasan Efendi. O benden üç yıl daha fazla yalın ayak gezdi. Sadece ve sadece kuyruk yağı yerdi. Üstünde kıyafet olmazdı, çoğunlukla koyun derisinden delerek yaptığı çulları giyerdi. Erdi, evliyaydı, âlem içinde “insanı kâmildi”. Çünkü o bu dünyanın zevkinden sefasından vazgeçmişti. Hak yolu için, Ehli Beyt’e yapılan zulümler karşısında çile çekmekteydi. Alevi inancındaki “dört kapı” dediğimiz mertebenin hakikat kapısındaydı. Ben Hasan Efendiye eremedim. Bir bakmışsın yeryüzünde bir bakmışsın gökyüzünde.
Pirin Serçeşme’sinde de bu böyle değil miydi? Dervişlerin çile odaları vardır gidin bakın Hacı Bektaş Dergâhında halen çile odası vardır. Ufak, sadece tepesinde ufacık bir ışık girecek kadar delik vardır Dervişler çileyle nefis köreltmişlerdir. Hak ile Hak olmak içindir, şeriat kapısından geçmek içindir. Tarikata nefsi pak olarak girmek içindir. Derviş baba boşuna dememiş “kırk yıl kaynar kazanda piştim daha çiğsin can dediler!” Pişmek kolay değil deyip üç telli curasının tınısında ve nefeslerinde buluyoruz o ‘’Deryayı Umman’’ insanı.
Dört duvar arasında dağın başında babasının mezarının ucunda belki bir ışık doğar inancıyla bekleyen Wareway dede halen çile çekmeye devam ediyordu. O bu yapısıyla Dervişlik geleneğinin bize göre son temsilcilerindendi
Önemli olan ölmeden evvel ölmektir. Neden onca yıl çile çekti, Başköylü Hasan Efendi. O benden üç yıl daha fazla yalın ayak gezdi. Sadece ve sadece kuyruk yağı yerdi. Üstünde kıyafet olmazdı, çoğunlukla koyun derisinden delerek yaptığı çulları giyerdi. Erdi, evliyaydı, âlem içinde “insanı kâmildi”. Çünkü o bu dünyanın zevkinden sefasından vazgeçmişti. Hak yolu için, Ehli Beyt’e yapılan zulümler karşısında çile çekmekteydi. Alevi inancındaki “dört kapı” dediğimiz mertebenin hakikat kapısındaydı. Ben Hasan Efendiye eremedim. Bir bakmışsın yeryüzünde bir bakmışsın gökyüzünde.
Pirin Serçeşme’sinde de bu böyle değil miydi? Dervişlerin çile odaları vardır gidin bakın Hacı Bektaş Dergâhında halen çile odası vardır. Ufak, sadece tepesinde ufacık bir ışık girecek kadar delik vardır Dervişler çileyle nefis köreltmişlerdir. Hak ile Hak olmak içindir, şeriat kapısından geçmek içindir. Tarikata nefsi pak olarak girmek içindir. Derviş baba boşuna dememiş “kırk yıl kaynar kazanda piştim daha çiğsin can dediler!” Pişmek kolay değil deyip üç telli curasının tınısında ve nefeslerinde buluyoruz o ‘’Deryayı Umman’’ insanı.
Dört duvar arasında dağın başında babasının mezarının ucunda belki bir ışık doğar inancıyla bekleyen Wareway dede halen çile çekmeye devam ediyordu. O bu yapısıyla Dervişlik geleneğinin bize göre son temsilcilerindendi
alintidir saygilar
Mustafa Kemal
06-05-2009, 08:57 AM
Kendisi Hal İnsanıdır. Demeç veya söz gerekmez.
sayın velakad,
Kureyş Ocağı'nın dedesinden bahsediyorsunuz;ama konu içinde hayatı,eserleri veya insanları aydınlatmak için yazdığı(yazdırdığı) herhangi bir metni sunmuyorsunuz.Dünyada yaşayan her varlığın bir hali söz konusudur.Hal insanı olması onun bilgilerini ve tecrübelerini saklayacağı anlamına gelmez.50 yıl sonra arkasında yazılı bir cönk veya kitap bırakmaz ise bu dedeyi kaç kişi doğru anlamış olacak?Belki de tarih sahnesinden silinip gidecek:( Bugün Aleviliğin sözlü geleneğinden çok yazılı geleneği olan cönklerin ne kadar önemli olduğunun farkına varmışsınızdır.Pir Sultan Abdal'ın,Kul Himmet'in ve bir çok ulu ozanın nefesleri bugün var ise tekke ve dergahlarda yaşayan insanların cönklerinin olmasına borçludur.Bugünü düşünerek geleceğe Alevilik aktarılamaz.Bundan dolayı varsa Kureyşan Ocağı'nın dedesinin cönkleri,şiirleri paylaşılmalıdır.
illegal
06-05-2009, 09:06 AM
sayın velakad,
Kureyş Ocağı'nın dedesinden bahsediyorsunuz;ama konu içinde hayatı,eserleri veya insanları aydınlatmak için yazdığı(yazdırdığı) herhangi bir metni sunmuyorsunuz.Dünyada yaşayan her varlığın bir hali söz konusudur.Hal insanı olması onun bilgilerini ve tecrübelerini saklayacağı anlamına gelmez.50 yıl sonra arkasında yazılı bir cönk veya kitap bırakmaz ise bu dedeyi kaç kişi doğru anlamış olacak?Belki de tarih sahnesinden silinip gidecek:( Bugün Aleviliğin sözlü geleneğinden çok yazılı geleneği olan cönklerin ne kadar önemli olduğunun farkına varmışsınızdır.Pir Sultan Abdal'ın,Kul Himmet'in ve bir çok ulu ozanın nefesleri bugün var ise tekke ve dergahlarda yaşayan insanların cönklerinin olmasına borçludur.Bugünü düşünerek geleceğe Alevilik aktarılamaz.Bundan dolayı varsa Kureyşan Ocağı'nın dedesinin cönkleri,şiirleri paylaşılmalıdır.
sayin atatürk pardon mustafa kemal bey
neyin aciklamasini bekliyorsun
sözü edilen dede pir dir
hatta yukarida biraz daha birseyler okusan az biraz hayati yasami ile ilgili bilgiler edinebilirsin
sözü edilen pir bin yilin insani degil oda bizler gibi pir sultan abdalin kullhimmetin düzgün babanin yolundan gitmeye calisiyor su kesmekes dünyada ve halen yasiyor cok merak edenler istanbulda gidip bulabilir
imkani olanaklari olan elbette gidip bu degerleri arastirip arsivleyebilirler herhalde pirler topla tüfekle satirla bicakla kimseyi kovalayacak degiller
Mustafa Kemal
06-05-2009, 12:12 PM
sayin atatürk pardon mustafa kemal bey
neyin aciklamasini bekliyorsun
sözü edilen dede pir dir
hatta yukarida biraz daha birseyler okusan az biraz hayati yasami ile ilgili bilgiler edinebilirsin
sözü edilen pir bin yilin insani degil oda bizler gibi pir sultan abdalin kullhimmetin düzgün babanin yolundan gitmeye calisiyor
su kesmekes dünyada ve halen yasiyor cok merak edenler istanbulda gidip bulabilir
imkani olanaklari olan elbette gidip bu degerleri arastirip arsivleyebilirler herhalde pirler topla tüfekle satirla bicakla kimseyi kovalayacak degiller
Sayın illegal kişilik,
fakir Atatürk değildir,hiçbir zaman da ulu zatların yerine de geçmek gibi bir özentim yok.bu dalga konusuda olamaz ve olmasına da izin vermem.Terbiyenizi takınınız.
Aşağıdaki yazıya cevap vermişsiniz.Ya okumasını bilmiyorsunuz yada anlama kıtlığı çekiyorsunuz!
Mustafa Kemal tarafından gönderildi
sayın velakad,
Kureyş Ocağı'nın dedesinden bahsediyorsunuz;ama konu içinde hayatı,eserleri veya insanları aydınlatmak için yazdığı(yazdırdığı) herhangi bir metni sunmuyorsunuz.
Dünyada yaşayan her varlığın bir hali söz konusudur.
Hal insanı olması onun bilgilerini ve tecrübelerini saklayacağı anlamına gelmez.50 yıl sonra arkasında yazılı bir cönk veya kitap bırakmaz ise bu dedeyi kaç kişi doğru anlamış olacak?
Belki de tarih sahnesinden silinip gidecek Bugün Aleviliğin sözlü geleneğinden çok yazılı geleneği olan cönklerin ne kadar önemli olduğunun farkına varmışsınızdır.Pir Sultan Abdal'ın,Kul Himmet'in ve bir çok ulu ozanın nefesleri bugün var ise tekke ve dergahlarda yaşayan insanların cönklerinin olmasına borçludur.
Bugünü düşünerek geleceğe Alevilik aktarılamaz.Bundan dolayı varsa Kureyşan Ocağı'nın dedesinin cönkleri,şiirleri paylaşılmalıdır.
yazdığım yazıda Velakad'dan eğer Warwayi Dede'nin cönkleri varsa bunları insanlara sunması gerektiğini söyledim.Bugün Kul Himmet,Pir Sultan Abdal,Kul Nesimi ve diğer Alevi-Bektaşi dervişlerinin hakkında yazılan kitapları inceleme lüksünüz olursa göreceğiniz en önemli nokta Cönklerdir.sözlü gelenek ustaları bir gün Hakk'a yürüyecek.Peki bilgi ve deneyimler bir sonraki kuşaklara nasıl ve hangi yöntemle aktarılacak? Bunu düşünmeyen senin gibi çok bilmişler Aleviliğe zarar vermekten başka işe yaramazsınız.Kul Himmet örneği üzerinden gideceğim.Kul Himmet'i bir çoğunuz bir iki nefesinden başkasını bilmez.Bu nefesler de cemlerde sıklıkla okunduğundan bilirsiniz.Diğer nefesleri bugüne nasıl geldiğini hiç mi düşünmüyorsunuz?Anadolu'da Kul himmet Ocağı başta olmak üzere bir çok Bektaşi tekke'sinde ve dergahında elde edilen cönkler sayesinde Kul Himmet'in 170 e yakın nefesi olduğu ortaya çıktı.Pir Sultan Abdal'ın yüzlerce nefesi bu yollarla toplandı.Kul nesimi,Kul Hüseyin,Dedemoğlu,Kazak Abdal gibi bir çok dervişin hayatı ve eserleri varsa tutulan cönklere ve yazılan kitaplara borçluyuz.Bu açıklamalarım umarım seni aydınlatmıştır.
herhalde pirler topla tüfekle satirla bicakla kimseyi kovalayacak degiller
içindeki kin ve nefret o kadar artmış ki Atatürk'e bile gidip dil uzatmışsın.Terbiyeninde bir sınırı vardır.İllegal kişiliğinizi ortaya sunmuşsunuz.Bari Alevcilik oynamak yerine Alevi edeb-erkanına göre davranınız ve Anadolu halkını özgür kılan devlet kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatmayınız.
illegal
09-05-2009, 11:40 AM
bak misto
atatürk bir kere ulu degil atatürkü ulu yapmakla pirim pir sultan abdala en büyük haysiyetsizligi arsizligi yapmis oluyorsun
bazilari hazret yapar bazilari peygamber falan filan lakin
din konusunda gözle görülecek herhangi bir icadi yoktur
sadece sunni anlayis icin birseyler yapmis alevileri ise sadece kandirmistir tipki bugünki tayip gibi o dönemlerde bir savasa girmis bu savasi kazanmak icin alevileride yanina almistir hepisi bu
baba warwary ise henüz sagdir istanbulda ömrünün geri kalan kisimini yasamaya calisiyor
senin cönk vs vs dedigin asirlik bin yillik cinarlardir
baba warwayin soyu dur
ben atatürke laf atmam hatta zaman zaman sagyida duyarim ama atatürkcü ler benim inancimi alay konusu yapar adi ane bir yaklasim sergilerlerse iste sigorta sistemlerim gevser
BANA EDEB terbiye dersi vermeye kalkismayin iyi derece ile ben o dersleri gectim kocum
dedigim gibi atatürke laf atmam ama pirlerime karsi adi ane alayci sekilde yaklasimlari sezinledigimde ne atatürkü tanirim nede seni anladinmi
sucualili
09-05-2009, 12:48 PM
sayin atatürk pardon mustafa kemal bey
neyin aciklamasini bekliyorsun
sözü edilen dede pir dir
hatta yukarida biraz daha birseyler okusan az biraz hayati yasami ile ilgili bilgiler edinebilirsin
sözü edilen pir bin yilin insani degil oda bizler gibi pir sultan abdalin kullhimmetin düzgün babanin yolundan gitmeye calisiyor su kesmekes dünyada ve halen yasiyor cok merak edenler istanbulda gidip bulabilir
imkani olanaklari olan elbette gidip bu degerleri arastirip arsivleyebilirler herhalde pirler topla tüfekle satirla bicakla kimseyi kovalayacak degiller
yazılı kaynak olmalı abi bilirsinki Aleviliğin yazılı kaynağı azdır genelikle sözlü anlatım ile aktarılır,büyük değerlerimize ulaşmak bilgi almak tabiki güzeldir ama ulaşamıyanlar içinde bi çare olması gerekli değil mi işte yazılı kaynaklara dökülürse bilgiler ileriye daha sağlıklı aktarılmış olur,geçmişte belki sıkıntılardan ve baskılardan yazılı kaynak tutulamamıştır ama bu zamanede imkan ve olanaklar mevcuttur...
iyi forumlar...
illegal
09-05-2009, 01:22 PM
yazılı kaynak olmalı abi bilirsinki Aleviliğin yazılı kaynağı azdır genelikle sözlü anlatım ile aktarılır,büyük değerlerimize ulaşmak bilgi almak tabiki güzeldir ama ulaşamıyanlar içinde bi çare olması gerekli değil mi işte yazılı kaynaklara dökülürse bilgiler ileriye daha sağlıklı aktarılmış olur,geçmişte belki sıkıntılardan ve baskılardan yazılı kaynak tutulamamıştır ama bu zamanede imkan ve olanaklar mevcuttur...
iyi forumlar...
insani hem dogduguna pisman ettirmeyin
hemde öldürmeden mezara gömmeye calismayin abisi
ben diyorumki bilgi edinmek isteyenler cesitli vasitalarla istanbulda babawarway a ulasabilirler ben demiyorumki uzay mekigi kiralayip uzaya gidin baba warway uzayda sizleri bekliyor
efendinin biri cenklerden cönklerden bahsediyor gelde FITTIRMA
sucualili
09-05-2009, 01:28 PM
insani hem dogduguna pisman ettirmeyin
hemde öldürmeden mezara gömmeye calismayin abisi
ben diyorumki bilgi edinmek isteyenler cesitli vasitalarla istanbulda babawarway a ulasabilirler ben demiyorumki uzay mekigi kiralayip uzaya gidin baba warway uzayda sizleri bekliyor
efendinin biri cenklerden cönklerden bahsediyor gelde FITTIRMA
fıttırmana gerek yok abi sakin ol söylediğimizde yanlış bir şey yok,yazılı kaynağın olmasında ne gibi bir sakınca olabilir söylermisin...?
bak şuan foruma yazılan bile bir yazılı kaynaktır ve Babawarway hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor...ulaşan var da ulaşamıyan da var peki onlara kim aktaracak bu bilgileri..??
illegal
09-05-2009, 01:40 PM
fıttırmana gerek yok abi sakin ol söylediğimizde yanlış bir şey yok,yazılı kaynağın olmasında ne gibi bir sakınca olabilir söylermisin...?
bak şuan foruma yazılan bile bir yazılı kaynaktır ve Babawarway hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor...ulaşan var da ulaşamıyan da var peki onlara kim aktaracak bu bilgileri..??
bak abisi daha 20-25 yil önce baba warway bawo kokim (seyriza) HATTA HATTA baba hazir hepisiyle icli disliydim sürekli yüz yüzeydim
o zamanlar kus beyninden daha büyük ama kusbeyni kadar aktivasyonu olmayan bir beyn e sahiptik
bunlar bizim ceddimiz dedemiz pirimizde yani basimizdalar mantigiyla hep ihmal ettik
pek bilgi edinemiyorduk imkannimiz bol oldugu halde simdi bu imkanlara sahip degilim bizler birseyler beceremedik bari sizler gidin bilgi toplayin arsivleyin korkmayin onlardan size ne zarariolabilirki onlarin sizlerin beynini yikamak gibi bir dertleride yok zaman ne kadar onlara cok sey kaybettirsede yolu kaybettirmez gidin bilgi toplayin gecmiste kalan bizim mantigimiz gibi yapmayin
sucualili
09-05-2009, 01:47 PM
bak abisi daha 20-25 yil önce baba warway bawo kokim (seyriza) HATTA HATTA baba hazir hepisiyle icli disliydim sürekli yüz yüzeydim
o zamanlar kus beyninden daha büyük ama kusbeyni kadar aktivasyonu olmayan bir beyn e sahiptik
bunlar bizim ceddimiz dedemiz pirimizde yani basimizdalar mantigiyla hep ihmal ettik
pek bilgi edinemiyorduk imkannimiz bol oldugu halde simdi bu imkanlara sahip degilim bizler birseyler beceremedik bari sizler gidin bilgi toplayin arsivleyin korkmayin onlardan size ne zarariolabilirki onlarin sizlerin beynini yikamak gibi bir dertleride yok zaman ne kadar onlara cok sey kaybettirsede yolu kaybettirmez gidin bilgi toplayin gecmiste kalan bizim mantigimiz gibi yapmayin
yaw abim aynı şey üzerinde dönüp duruyoruz bilgi almak ve aktarmak...
işte burada dediğimiz bilgiyi almak yazıya dökmek ve ileriye aktarmaktır,sözlü olarak belki bir zaman kalır aklımızda ama yazılı kaynakta yıllarca süregelerek aktarılır....
yolumuz ceddimiz korkmak ne kelime abi tam tersi dört elle sarılmak gerekiyor işte bu zamane çağında ulaşamıyanlar içinde ve ilerisi içinde sağlam kaynaklar oluşturmak gerekli bilgiyi sağlıklı ve düzenli bir şekilde aktarabilmek için....bunun içinde yine diyoruz ki değerli büyüklerimizden aldığımız bilgileri yazılı kaynaklara dökmektir en doğru yol...sözlü olarak yine anlatılmalıdır tabikiii...
Kemal BAL
04-06-2009, 09:28 AM
Bende ismini duymuştum bizim vakıftan gidenler olmuştu evine fatih mahallesinde diye biliyorum nasip olursa birgün bende görmek isterim.
Mananali
04-06-2009, 01:42 PM
“Alevilikte hak insandır, kula kul olabilirsen haksın. Hak âdemdedir” diye kısa ve öz bir yanıt verdi. Tasavvuf dili ağır olan dede Hallacı Mansur gibi “Enel Hak” diyor.
Keske herkes anlayabilse bu sözlerini!
Hakk= Insan
Hakk; insan, evren,bütün varliklarin toplamidir.
Simdi herkes kendisine yaratan bir Allah yaratmis, cennette bir arsa kapma telasina düsmüs.
Sizin gibi bilgeler azaldigi,sizi anlayamadigimiz icin; simdi Cemevlerinde abdest alma yerlerini, Alevilik islamin neresindediri,iftar sofralarinda oruc acmayi,Ramazanda oruc tutmayi konusur hale geldik.
Sahipsiz kalmak cakallara, kurda yem olmanin diger adidir.
Ednakul
10-08-2009, 02:30 AM
Baba Warwayi hakkinda daha cok bilgi alabilirmiyiz. ask ile
kanlıbey
10-08-2009, 01:38 PM
Alevilikte kula kulluk yoktur...
Kula kulluk öngeren Aleviden sayılmaz...
Fukara-i Abdal
10-08-2009, 02:16 PM
Alevilikte kula kulluk yoktur...
Kula kulluk öngeren Aleviden sayılmaz...
Buradaki SIRRI anlayamamışsınız
Baba Warwayi'yi gidin CEMAL'en görün ondan sora yorum yapın !
Batıni
11-12-2009, 01:28 PM
Hatırla yolu ve onun için birşeyler öğretmek için çabalayın. Bırakın siyaseti..
Kemal BAL
11-12-2009, 10:03 PM
Alevilikte kula kulluk yoktur...
Kula kulluk öngeren Aleviden sayılmaz...
İnsanı sev,Tanrı İnsanda
Hallac-ı Mansur.
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.