Serden_
11-09-2006, 11:10 AM
1. Giriş
Bir toplumun oluşumundaki en önemli etkenlerden biri, o toplumun bireyleri arasındaki ilişkileri belirleyen normlardır. Dogmatik hukuk bilimi açısından, bireylerin birbirleriyle veya toplumla olan ilişkilerini düzenleyen, sınırlarını belirleyen, taraflara hak ve yükümlülükler yükleyen ve uyulması ise kamu gücü ile desteklenmiş normlar, "normatif hukuk sistemi" olarak çıkmaktadır. Buna genel anlamıyla, pozitif (yazılı) hukuk kuralları denmektedir. Burada bahsedilen kamu gücü, devletin gücüdür. Oysa ki, toplum içinde var olup da kamu gücü ile müeyyideye bağlanmamış diğer bazı toplumsal davranış kuralları (içtimai hattı hareket kaideleri) da vardır ki biz bunlara;
• Ahlak kuralları,
• Din kuralları,
• Örf ve âdetler, gelenek ve görenekler (teamüller)
diyoruz.
Bu sebeple açıklamayı, sadece normatif hukuk açısından değil, sosyolojik boyutuyla da ele almak gerekmektedir. Yukarıda belirtilen toplumsal davranış kuralları -genellikle- birbirleriyle çelişmezler. Diğer bir değişle, örneğin; din kuralının haram veya yasakladığı bir fiil, hem pozitif ve hem de ahlak kuralları açısından yasak olabilir. Fakat istisnalar da mevcuttur. Örneğin, aç karnını doyurmak için yapılan "hırsızlık", ahlaki açıdan fiile cevaz verilebilmesine karşın pozitif hukuk kuralları açısından "başkasına ait olan malı onun rızası dışında edindiği" için suç sayılarak müeyyidelendirilir.
Alevi-Bektaşi toplumlarında ise uygulanan hukuk sistemi, yukarıda bahsedilen "toplumsal davranış kuralları"nın bütünüdür.
2. Alevi-Bektaşi Hukuk Sisteminin Kökeni
2.1 Kökeni
Alevi-Bektaşi inanç sisteminin oluştuğu dönemlerde, Anadolu'yu egemenliğine alan ve hatta "İslam Halifeli"ğini de üstlenen Osmanlı Hanedanlığı, değerler sistemi "Ahiret"e yönelik "Sünni şeriat" (Sünni İslam Hukuku) sistemini kurmuştu. Oysa ki, Anadolu Alevi-Bektaşi inancı, her şeyi kendinde arayan, insanı "üst" kılan ve merkezlendiren bir felsefi anlayıştı. "Varoluş" gücünü farklı kaynaklardan alan bu iki değerler sistemini biribirlerinden ayırmak zorunluydu. Böylelikle, değerler sistemi insan merkezli olan Alevi-Bektaşi inancı mensupları Sünni İslam hukukuna göre yönetilemez ve yargılanamaz olmuştu ve olması da mümkün değildi. Bundan böyle Alevi-Bektaşi toplumu, merkezi otoritenin oluşturduğu hukuk sistemi şeklinde değil de "sosyal olgu" kimliğiyle "insan" merkezli sisteme bağlı bir "Hukuk Sistemi" ihdas etmiştir.
Alevi-Bektaşi hukuk sisteminin menşei, insani değerleri yüce kılan, dinamik, aktif toplumsal ilkelerden alır. Soyut, genel olan bu ilkelerin ışığı altında "birey" bazında "olması gerekenleri", "toplum" bazında ise "olan" hale getiren ve aynı anda yeni "olması gereken"leri yaratan teamülerden alır. Aynı zamanda, insan merkezli genel geçer doğru kabul edilen ilkelere, olgulara karşı kendisini sürekli yenileyebilmektedir.
Dışarıdan yani merkezi otoriteden gelen baskılara karşı korunabilmenin şartı, insanların mutluluğu, selameti ve barış içerisinde yaşaması gerekliliği anlaşılmıştır. Bu vesileyle, kendisini sürekli yenilemiş ve yaşam gücünü toplumun "insanı üst değer" olan bireylerinden almıştır ve almaktadır. Bu haliyle Alevi-Bektaşi hukuk sistemine, bir varoluş normlar bütünüdür diyebiliriz.
2.2 Bağlayıcılığı: Toplumsal Sözleşme, İkrar
Pozitif hukuk kuralları, çocukların veya yetişkinlerin hangi yasalarda ne gibi haklara sahip ve yükümlülükler altına gireceğini açıkça gösterir. Bu durum, genel anlamda, ergenlik çağı (buluğ çağı) denilen belirli bir yaşı belirtir. Bu yaş grubu, ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Ergenlik çağına gelen her birey, bazı istisnalar hariç cezai ve hukuki sorumluluk altına girer ve tasarruf yapabilme hakkını haiz olur. İnsanlar bu yaşın kendisine yüklediği yükümlülüklerden kaçınamaz ve bu bir zorunluluktur.
İşte Alevi-Bektaşi hukuk sistemine göre ise ergenlik çağı diyebileceğimiz yaş haddi ikrara bağlıdır. İkrar ise; her Alevinin yola girmesi için, "İkrar cemi" ile yapılan tören neticesinde, toplumsal sözleşmeye kendi özgür iradesiyle tek taraflı olarak katılmasıdır. Diğer bir değişle "yol"a girmesidir..
Burada asıl olan ve üzerinde durulması gereken konu, kişinin tek taraflı iradesiyle bu sözleşmede taraf olmasının yanı sıra, böyle bir sözleşmeye ikrar vererek taraf olma zamanının da yine tek başına belirlemesidir. Yukarıda belirtilen "tek taraflı" ibaresinde, bir zorunluluğun olmadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Zira her Alevi "can" bu yola girme mecburiyetindedir ve kendisini bunun dışında tutamaz. Nasıl ki bir devletin ülkesi sınırları içerisinde yaşıyan -istisnalar hariç-, her vatandaşın -yabancılara uygulanan yasal düzenlemeler hariç- bu ülkenin yasalarına uymak gibi bir zorunluluğu varsa, her Alevinin de ikrar vermek suretiyle, buluğ çağına geldiğini topluma deklare ederek uyma zorunluluğu vardır.
İkrar vermek isteyen kişinin, ikrara hazır olup olmadığı, belirli bir süreyle denenir. Hazır olduğu kanaatine varılınca da "İkrar cemi" tertiplenerek ikrar vermesi sağlanmış olur. Hatta burada şunu da belirtmek gerekir ki, dede ikrar verecek olana, ikrar vermenin sorumluluklarını ve yükümlülüklerini defalarca anlatır ve hatırlatır.
İkrar bir anlamda buluğ çağıdır. Diğer pozitif hukuk kuralları buluğ çağını belirli bir yaşa bağlamalarına karşın, Alevi-Bektaşi hukukunda ise bu ikrardır. Biri sadece fizyolojik olmasına karşın, diğeri aynı zamanda psikolojiktir. Yani kendini hazır hissetmesidir.
3. Anayasa Hükmünde İlkeler
Alevi-Bektaşi toplumlarında, insan merkezli değerler aktif ve dinamik olduklarından zamana göre kendilerini yenileyebilmektedirler. Fakat kapalı toplum olduklarında yörelere göre bazı farklılıklar da arzetmektedirler. Bu yüzden burada belirteceğim ilkeler, etkilerini tüm Alevi-Bektaşi topluluklarında göstermiş olanlardan ibarettir. İlke şekline dönüşmüş olan bir çok vecize olmakla beraber, burada sadece asıl olanlar belirtilecektir.
• Dört kapı, kırk makam
• Üç sünnet, yedi farz ve oniki istek
• Eline, Beline, Diline Hakim olmak
3.1 Dört Kapı, Kırk Makam
Şeriat Kapısı: İman etmek, ilim öğrenmek, ibadet etmek, haramdan uzaklaşmak, ailesine faydalı olmak, çevreye zarar vermemek, peygamberin emirlerine uymak, şefkatli olmak, temiz olmak ve yaramaz işlerden sakınmak.
Tarikat Kapısı: Tövbe etmek, mürşidin öğütlerine uymak, temiz giyinmek, iyilik yolunda savaşmak, hizmet etmeyi sevmek, haksızlıktan korkmak, ümitsizliğe düşmemek, ibret almak, nimet dağıtmak ve özünü fakir görmek.
Marifet Kapısı: Edepli olmak, bencil-kin ve garezden uzak olmak, perhizkârlık, sabır ve kanaat, haya, cömertlik, ilim, hoşgörü, özünü bilmek ve ariflik.
Hakikat Kapısı: Alçakgönüllü olmak, kimsenin ayıbını görmemek, yapabileceği hiçbir iyiliği esirgememek, Allah'ın her yarattığını sevmek, tüm insanları bir görmek, birliğe yönelmek-yöneltmek, gerçeği gizlememek, manayı bilmek, tanrısal sırrı öğrenmek ve tanrısal varlığa ulaşmak.
Bir toplumun oluşumundaki en önemli etkenlerden biri, o toplumun bireyleri arasındaki ilişkileri belirleyen normlardır. Dogmatik hukuk bilimi açısından, bireylerin birbirleriyle veya toplumla olan ilişkilerini düzenleyen, sınırlarını belirleyen, taraflara hak ve yükümlülükler yükleyen ve uyulması ise kamu gücü ile desteklenmiş normlar, "normatif hukuk sistemi" olarak çıkmaktadır. Buna genel anlamıyla, pozitif (yazılı) hukuk kuralları denmektedir. Burada bahsedilen kamu gücü, devletin gücüdür. Oysa ki, toplum içinde var olup da kamu gücü ile müeyyideye bağlanmamış diğer bazı toplumsal davranış kuralları (içtimai hattı hareket kaideleri) da vardır ki biz bunlara;
• Ahlak kuralları,
• Din kuralları,
• Örf ve âdetler, gelenek ve görenekler (teamüller)
diyoruz.
Bu sebeple açıklamayı, sadece normatif hukuk açısından değil, sosyolojik boyutuyla da ele almak gerekmektedir. Yukarıda belirtilen toplumsal davranış kuralları -genellikle- birbirleriyle çelişmezler. Diğer bir değişle, örneğin; din kuralının haram veya yasakladığı bir fiil, hem pozitif ve hem de ahlak kuralları açısından yasak olabilir. Fakat istisnalar da mevcuttur. Örneğin, aç karnını doyurmak için yapılan "hırsızlık", ahlaki açıdan fiile cevaz verilebilmesine karşın pozitif hukuk kuralları açısından "başkasına ait olan malı onun rızası dışında edindiği" için suç sayılarak müeyyidelendirilir.
Alevi-Bektaşi toplumlarında ise uygulanan hukuk sistemi, yukarıda bahsedilen "toplumsal davranış kuralları"nın bütünüdür.
2. Alevi-Bektaşi Hukuk Sisteminin Kökeni
2.1 Kökeni
Alevi-Bektaşi inanç sisteminin oluştuğu dönemlerde, Anadolu'yu egemenliğine alan ve hatta "İslam Halifeli"ğini de üstlenen Osmanlı Hanedanlığı, değerler sistemi "Ahiret"e yönelik "Sünni şeriat" (Sünni İslam Hukuku) sistemini kurmuştu. Oysa ki, Anadolu Alevi-Bektaşi inancı, her şeyi kendinde arayan, insanı "üst" kılan ve merkezlendiren bir felsefi anlayıştı. "Varoluş" gücünü farklı kaynaklardan alan bu iki değerler sistemini biribirlerinden ayırmak zorunluydu. Böylelikle, değerler sistemi insan merkezli olan Alevi-Bektaşi inancı mensupları Sünni İslam hukukuna göre yönetilemez ve yargılanamaz olmuştu ve olması da mümkün değildi. Bundan böyle Alevi-Bektaşi toplumu, merkezi otoritenin oluşturduğu hukuk sistemi şeklinde değil de "sosyal olgu" kimliğiyle "insan" merkezli sisteme bağlı bir "Hukuk Sistemi" ihdas etmiştir.
Alevi-Bektaşi hukuk sisteminin menşei, insani değerleri yüce kılan, dinamik, aktif toplumsal ilkelerden alır. Soyut, genel olan bu ilkelerin ışığı altında "birey" bazında "olması gerekenleri", "toplum" bazında ise "olan" hale getiren ve aynı anda yeni "olması gereken"leri yaratan teamülerden alır. Aynı zamanda, insan merkezli genel geçer doğru kabul edilen ilkelere, olgulara karşı kendisini sürekli yenileyebilmektedir.
Dışarıdan yani merkezi otoriteden gelen baskılara karşı korunabilmenin şartı, insanların mutluluğu, selameti ve barış içerisinde yaşaması gerekliliği anlaşılmıştır. Bu vesileyle, kendisini sürekli yenilemiş ve yaşam gücünü toplumun "insanı üst değer" olan bireylerinden almıştır ve almaktadır. Bu haliyle Alevi-Bektaşi hukuk sistemine, bir varoluş normlar bütünüdür diyebiliriz.
2.2 Bağlayıcılığı: Toplumsal Sözleşme, İkrar
Pozitif hukuk kuralları, çocukların veya yetişkinlerin hangi yasalarda ne gibi haklara sahip ve yükümlülükler altına gireceğini açıkça gösterir. Bu durum, genel anlamda, ergenlik çağı (buluğ çağı) denilen belirli bir yaşı belirtir. Bu yaş grubu, ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Ergenlik çağına gelen her birey, bazı istisnalar hariç cezai ve hukuki sorumluluk altına girer ve tasarruf yapabilme hakkını haiz olur. İnsanlar bu yaşın kendisine yüklediği yükümlülüklerden kaçınamaz ve bu bir zorunluluktur.
İşte Alevi-Bektaşi hukuk sistemine göre ise ergenlik çağı diyebileceğimiz yaş haddi ikrara bağlıdır. İkrar ise; her Alevinin yola girmesi için, "İkrar cemi" ile yapılan tören neticesinde, toplumsal sözleşmeye kendi özgür iradesiyle tek taraflı olarak katılmasıdır. Diğer bir değişle "yol"a girmesidir..
Burada asıl olan ve üzerinde durulması gereken konu, kişinin tek taraflı iradesiyle bu sözleşmede taraf olmasının yanı sıra, böyle bir sözleşmeye ikrar vererek taraf olma zamanının da yine tek başına belirlemesidir. Yukarıda belirtilen "tek taraflı" ibaresinde, bir zorunluluğun olmadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Zira her Alevi "can" bu yola girme mecburiyetindedir ve kendisini bunun dışında tutamaz. Nasıl ki bir devletin ülkesi sınırları içerisinde yaşıyan -istisnalar hariç-, her vatandaşın -yabancılara uygulanan yasal düzenlemeler hariç- bu ülkenin yasalarına uymak gibi bir zorunluluğu varsa, her Alevinin de ikrar vermek suretiyle, buluğ çağına geldiğini topluma deklare ederek uyma zorunluluğu vardır.
İkrar vermek isteyen kişinin, ikrara hazır olup olmadığı, belirli bir süreyle denenir. Hazır olduğu kanaatine varılınca da "İkrar cemi" tertiplenerek ikrar vermesi sağlanmış olur. Hatta burada şunu da belirtmek gerekir ki, dede ikrar verecek olana, ikrar vermenin sorumluluklarını ve yükümlülüklerini defalarca anlatır ve hatırlatır.
İkrar bir anlamda buluğ çağıdır. Diğer pozitif hukuk kuralları buluğ çağını belirli bir yaşa bağlamalarına karşın, Alevi-Bektaşi hukukunda ise bu ikrardır. Biri sadece fizyolojik olmasına karşın, diğeri aynı zamanda psikolojiktir. Yani kendini hazır hissetmesidir.
3. Anayasa Hükmünde İlkeler
Alevi-Bektaşi toplumlarında, insan merkezli değerler aktif ve dinamik olduklarından zamana göre kendilerini yenileyebilmektedirler. Fakat kapalı toplum olduklarında yörelere göre bazı farklılıklar da arzetmektedirler. Bu yüzden burada belirteceğim ilkeler, etkilerini tüm Alevi-Bektaşi topluluklarında göstermiş olanlardan ibarettir. İlke şekline dönüşmüş olan bir çok vecize olmakla beraber, burada sadece asıl olanlar belirtilecektir.
• Dört kapı, kırk makam
• Üç sünnet, yedi farz ve oniki istek
• Eline, Beline, Diline Hakim olmak
3.1 Dört Kapı, Kırk Makam
Şeriat Kapısı: İman etmek, ilim öğrenmek, ibadet etmek, haramdan uzaklaşmak, ailesine faydalı olmak, çevreye zarar vermemek, peygamberin emirlerine uymak, şefkatli olmak, temiz olmak ve yaramaz işlerden sakınmak.
Tarikat Kapısı: Tövbe etmek, mürşidin öğütlerine uymak, temiz giyinmek, iyilik yolunda savaşmak, hizmet etmeyi sevmek, haksızlıktan korkmak, ümitsizliğe düşmemek, ibret almak, nimet dağıtmak ve özünü fakir görmek.
Marifet Kapısı: Edepli olmak, bencil-kin ve garezden uzak olmak, perhizkârlık, sabır ve kanaat, haya, cömertlik, ilim, hoşgörü, özünü bilmek ve ariflik.
Hakikat Kapısı: Alçakgönüllü olmak, kimsenin ayıbını görmemek, yapabileceği hiçbir iyiliği esirgememek, Allah'ın her yarattığını sevmek, tüm insanları bir görmek, birliğe yönelmek-yöneltmek, gerçeği gizlememek, manayı bilmek, tanrısal sırrı öğrenmek ve tanrısal varlığa ulaşmak.