PDA

: alevilik tarihi


yolcu_58
11-09-2006, 06:00 AM
Aleviliğin oluşum Tarihi
Aleviliğin tarihi Islam’ın dönemlerine dek uzanır. Hz Muhammed, sağlında kendisinden sonra islam dünyasina önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali’yi görüyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ den sonraki ilk müslümandi. Hz. Ali, peygamberin amcasının oğlu ve birlikte büyüdügü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi.
Hz. Muhammed vefatindan önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olmasi gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ in canıgibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğide Hz. Muhammed’ in çok sevdigi değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali’yi evlendirmesiydi.
Hz. Muhammed’in erkek çocuğu olmamıştı. Onun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali’yi kendisinden sonra müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammed bir hadisinde; “ Ulular ulusu Allah, Peygamberi ayrı ayrı ağaçlardan ( soylardan) yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir.
Hasan ve Hüseyin meyveleri, şia’mızda yapraklarıdır.Kim bu ağcın dallarında birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helek olur.” der.
Hz. Muhammed camaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göçüp gıdeceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür.”Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlkin Allah’ın kitabı, diğeri Ehlibeyttim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim” dedikten sonra sözlerini bircok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlibeyt’ i yani kendi aile çevresini kastederek, “onların önüne gecmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helek olursunuz.... / der.
Hz. Muhammed bir başka hadisinde de “ ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır hikmetin dileyen kapıya gelsin” der.
Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammed şöyle diyor: “ Ali bedendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-i emri isem, Ali insanların hayırlısıdır. Kim bu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur...” Hz. Muhammed Kur’an-ı Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. “ Ali, Kur’an iledir ve Kur’an Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar.”
Ali’nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise “ Ümmetimin en ileri ve gerçek hüküm vereni Ali’dir.Allah’ım O nereye dönerse, nereye varırsa O’nunla beraber ol ....”
Hz. Muhammed kendisinden sonra yerine Hz. Ali’nin görevlendirildiğini bir başka hadisede şöyle açıklıyor; ” Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O’nu dinleyin... “ ve “ O’na baş kaldırmak nifak...” der.
Hz. Muhammed, Ebu Talib ‘in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali’nin omuzlarına koyarak şöyle der; “ içinizde bu benim kardeşimdir, vasiymdir, halifemdir, artık O’nu dinleyin ve O’na itaat edin.” Hz. Muhammed’in Hz.Ali’yi kendisinde sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşcesine ileride bu konuda bir bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafından tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir :
“ Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldumu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. O müminlerin ulusudur, reisidir.”
Hz. Muhammed Veda Haccı’ nda kendisinden sonra yerine Ali’yi vekiltayin ettiğini şöyle açıklamıştır: “ Ben kimin mevlası isem, Ali’de O’nun mevlasıdır. O’ na dost olana dost, düşman olana düşman ol, O’na yardım edene yardım et, O’nunla horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O’nunla beraber kıl...”.
Hz. Muhammed’in bu açıklamasından sora; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali’inin veliliğini kurtlarlar hatta Ömer; “ kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun” diye konuşma yapar.
Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammed bu doğrultudaki konuşmasının sonunda “kalk ya Ali” diye Ali’yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der.
“ Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim. Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O’na uyun ...”arkasından ; “Allah’ım O’nu seveni sev O’ na düşman olana düşman ol” diye ilave eder.
Hz. Muhammed vefatından sonra kendi yerine Hz. Ali’yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir.
Hz. Muhammed hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere;”Bana yazmak icin bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz” der.
Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacaığı ve hatta Peygamberin “ sara nöbeti “ geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar.
Böyle olunca Hz. Muhammed vasiyetini yazmadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammed’in vefatı karşısında; başta Hz.Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler.
Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma , Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammed’in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebu Bekir’i halife ilan eder. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebu Bekir’e biat’a zorlar.

AleviGenç
11-09-2006, 08:55 AM
Aleviliğin Oluşum Tarihi

Aleviliğin Oluşum Tarihi
Aleviliğin tarihi İslam'ın ilk dönemlerine dek uzanır. Hz. Muhammet, sağlığında kendisinden sonra İslam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali'yi görüyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'sen sonraki ilk müslamandı. Hz. Ali, peygamberlerin amcasının oğlu e birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi. Hz. Muhammet vefatından önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olması gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğinde Hz. Muhammet'in çok sevdiği değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali'yi evlendirmesiydi. Hz. Muhammet'in erkek çocuğu olmamıştı. O'nun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali ile olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali'yi kendisinden sonra Müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammet bir hadisinde; "Ulular Ulusu Allah, Peygamberleri ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Benimle Ali'yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şiamızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helak olur." (1) der. Hz. Muhammet cemaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göç gideceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür. "Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlki Allah'ın kitabı, diğeri Ehlibeytim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim" dedikten sonra sözlerini birçok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlilbeyt'i yani kendi aile çevresini kastederek, "Onların önüne geçmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helak olursunuz; (2) der. Hz. Muhammet bir başka hadisinde de, "Ben ilmin şehriyim, Ali Kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır, hikmeti dileyen kapıya gelsin" (3) der. Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammet şöyle diyor: "Ali bendendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-I emri isem, Ali'de onun mevlasıdır.

Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur;" Hz. Muhammet Kuran-I Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. "Ali, Kuran iledir ve Kuran Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar." (4) Ali'nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise; "Ümmetimin enileri ve gerçek hüküm vereni Ali'dir. Allah'ım O nereye dönerse, nereye varırsa O'nunla beraber ol;" Hz. Muhammet kendisinden sonra yerine Hz. Ali'nin görevlendirildiğini bir başka hadisinde şöyle açıklıyor; "Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O'nu dinleyin.." ve "O"na başkaldırmak nifak;" (5) der. Hz. Muhammet, Ebu Talib'in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali'nin omuzlarına koyarak şöyle der; "İçinizde bu benim kardeşimdir, vasiyimdir, halifemdir, artık O'nu dinleyin ve O'na itaat edin." Hz. Muhammet'in Hz. Ali'yi kendisinden sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşçesine ileride bu konuda bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafının tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir: "Benden sonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talib oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamette de benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-I Ekber'dir O bu ümmetin Faruk'udur. O müminlerin ulusudur, reisidir." (6) Hz. Muhammet Veda Haccı'nda kendisinden sonra yerine Ali'yi vekil tayin ettiğini şöyle açıklamıştır: "Ben kimin mevlası isem, Ali'de O'nun mevlasıdır. O'na dost alana dost, düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, O'nu horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O'nunla beraber kıl.." (7) Hz. Muhammet'in bu açıklamasından sonra; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali'nin veliliğini kutlarlar hatta Ömer; "kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun" diye konuşma yapar. Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammet bu doğrultudaki konuşmasının sonunda "kalk ya Ali" diye Ali'yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der. "Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim.Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O'na uyun;" arkasından; "Allah'ım O'nu seveni sev O'na düşman olana düşman ol" diye ilave eder. Hz. Muhammet vefasından sonra kendi yerine Hz. Ali'yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir. Hz. Muhammet hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere; "Bana yazmak için bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz" (8) der. Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacağını ve hatta peygamberin "sara nöbeti" geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar. Böyle olunca Hz. Muhammet vasiyetini yazamadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammet'in vefatı karşısında; başta Hz. Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler. Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma, Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammet'in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebubekir'i halife ilan ederler. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebubekir'e biat'a zorlar.

Rojaazme
11-09-2006, 11:41 AM
Alevilik Tarihi........

--------------------------------------------------------------------------------

Aleviliğin oluşum Tarihi
Aleviliğin tarihi Islam’ın dönemlerine dek uzanır. Hz Muhammed, sağlında kendisinden sonra islam dünyasina önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali’yi görüyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ den sonraki ilk müslümandi. Hz. Ali, peygamberin amcasının oğlu ve birlikte büyüdügü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi.
Hz. Muhammed vefatindan önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olmasi gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ in canıgibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğide Hz. Muhammed’ in çok sevdigi değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali’yi evlendirmesiydi.
Hz. Muhammed’in erkek çocuğu olmamıştı. Onun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali’yi kendisinden sonra müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammed bir hadisinde; “ Ulular ulusu Allah, Peygamberi ayrı ayrı ağaçlardan ( soylardan) yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir.
Hasan ve Hüseyin meyveleri, şia’mızda yapraklarıdır.Kim bu ağcın dallarında birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helek olur.” der.
Hz. Muhammed camaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göçüp gıdeceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür.”Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlkin Allah’ın kitabı, diğeri Ehlibeyttim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim” dedikten sonra sözlerini bircok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlibeyt’ i yani kendi aile çevresini kastederek, “onların önüne gecmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helek olursunuz.... / der.
Hz. Muhammed bir başka hadisinde de “ ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır hikmetin dileyen kapıya gelsin” der.
Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammed şöyle diyor: “ Ali bedendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-i emri isem, Ali insanların hayırlısıdır. Kim bu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur...” Hz. Muhammed Kur’an-ı Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. “ Ali, Kur’an iledir ve Kur’an Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar.”
Ali’nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise “ Ümmetimin en ileri ve gerçek hüküm vereni Ali’dir.Allah’ım O nereye dönerse, nereye varırsa O’nunla beraber ol ....”
Hz. Muhammed kendisinden sonra yerine Hz. Ali’nin görevlendirildiğini bir başka hadisede şöyle açıklıyor; ” Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O’nu dinleyin... “ ve “ O’na baş kaldırmak nifak...” der.
Hz. Muhammed, Ebu Talib ‘in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali’nin omuzlarına koyarak şöyle der; “ içinizde bu benim kardeşimdir, vasiymdir, halifemdir, artık O’nu dinleyin ve O’na itaat edin.” Hz. Muhammed’in Hz.Ali’yi kendisinde sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşcesine ileride bu konuda bir bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafından tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir :
“ Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldumu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. O müminlerin ulusudur, reisidir.”
Hz. Muhammed Veda Haccı’ nda kendisinden sonra yerine Ali’yi vekiltayin ettiğini şöyle açıklamıştır: “ Ben kimin mevlası isem, Ali’de O’nun mevlasıdır. O’ na dost olana dost, düşman olana düşman ol, O’na yardım edene yardım et, O’nunla horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O’nunla beraber kıl...”.
Hz. Muhammed’in bu açıklamasından sora; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali’inin veliliğini kurtlarlar hatta Ömer; “ kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun” diye konuşma yapar.
Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammed bu doğrultudaki konuşmasının sonunda “kalk ya Ali” diye Ali’yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der.
“ Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim. Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O’na uyun ...”arkasından ; “Allah’ım O’nu seveni sev O’ na düşman olana düşman ol” diye ilave eder.
Hz. Muhammed vefatından sonra kendi yerine Hz. Ali’yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir.
Hz. Muhammed hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere;”Bana yazmak icin bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz” der.
Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacaığı ve hatta Peygamberin “ sara nöbeti “ geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar.
Böyle olunca Hz. Muhammed vasiyetini yazmadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammed’in vefatı karşısında; başta Hz.Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler.
Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma , Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammed’in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebu Bekir’i halife ilan eder. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebu Bekir’e biat’a zorlar

Rojaazme
12-09-2006, 10:54 AM
Aleviliğin tarihi İslam'ın ilk dönemlerine dek uzanır. Haz. Muhammet, sağlığında kendisinden sonra İslam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali'yi görüyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'sen sonraki ilk müslamandı. Hz. Ali, peygamberlerin amcasının oğlu e birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi. Hz. Muhammet vefatından önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olması gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğinde Hz. Muhammet'in çok sevdiği değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali'yi evlendirmesiydi. Hz. Muhammet'in erkek çocuğu olmamıştı. O'nun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali ile olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali'yi kendisinden sonra Müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammet bir hadisinde; "Ulular Ulusu Allah, Peygamberleri ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Benimle Ali'yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şiamızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helak olur." (1) der. Hz. Muhammet cemaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göç gideceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür. "Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlki Allah'ın kitabı, diğeri Ehlibeytim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim" dedikten sonra sözlerini birçok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlilbeyt'i yani kendi aile çevresini kastederek, "Onların önüne geçmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helak olursunuz… (2) der. Hz. Muhammet bir başka hadisinde de, "Ben ilmin şehriyim, Ali Kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır, hikmeti dileyen kapıya gelsin" (3) der. Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammet şöyle diyor: "Ali bendendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-I emri isem, Ali'de onun mevlasıdır. Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur…" Hz. Muhammet Kuran-I Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. "Ali, Kuran iledir ve Kuran Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar." (4) Ali'nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise; "Ümmetimin enileri ve gerçek hüküm vereni Ali'dir. Allah'ım O nereye dönerse, nereye varırsa O'nunla beraber ol…" Hz. Muhammet kendisinden sonra yerine Hz. Ali'nin görevlendirildiğini bir başka hadisinde şöyle açıklıyor; "Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O'nu dinleyin.." ve "O"na başkaldırmak nifak…" (5) der. Hz. Muhammet, Ebu Talib'in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali'nin omuzlarına koyarak şöyle der; "İçinizde bu benim kardeşimdir, vasiyimdir, halifemdir, artık O'nu dinleyin ve O'na itaat edin." Hz. Muhammet'in Hz. Ali'yi kendisinden sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşçesine ileride bu konuda bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafının tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir: "Benden sonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talib oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamette de benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-I Ekber'dir O bu ümmetin Faruk'udur. O müminlerin ulusudur, reisidir." (6) Hz. Muhammet Veda Haccı'nda kendisinden sonra yerine Ali'yi vekil tayin ettiğini şöyle açıklamıştır: "Ben kimin mevlası isem, Ali'de O'nun mevlasıdır. O'na dost alana dost, düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, O'nu horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O'nunla beraber kıl.." (7) Hz. Muhammet'in bu açıklamasından sonra; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali'nin veliliğini kutlarlar hatta Ömer; "kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun" diye konuşma yapar. Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammet bu doğrultudaki konuşmasının sonunda "kalk ya Ali" diye Ali'yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der. "Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim.Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O'na uyun…" arkasından; "Allah'ım O'nu seveni sev O'na düşman olana düşman ol" diye ilave eder. Hz. Muhammet vefasından sonra kendi yerine Hz. Ali'yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir. Hz. Muhammet hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere; "Bana yazmak için bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz" (8) der. Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacağını ve hatta peygamberin "sara nöbeti" geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar. Böyle olunca Hz. Muhammet vasiyetini yazamadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammet'in vefatı karşısında; başta Hz. Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler. Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma, Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammet'in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebubekir'i halife ilan ederler. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebubekir'e biat'a zorlar

Rojaazme
12-09-2006, 10:55 AM
Emeviler Dönemi | anasayfa |
İşte İslam tarihinde büyük ayrılık bu olay ile başlamıştır. Bu olaydan sora Hz. Ali tarafını tutanlara tarihçiler Ali yanlısı olduklarını ifade etmek için Alevi demişlerdir. İslam'dan önce Haşimiler ve Emeviler arasında varolan çelişkiler bu olgu ile sertleşerek devam etmiştir. Emeviler, Ebubekir'in Halifeliği ile hilafeti ele geçirmişlerdir. Ebubekir ile başlayan Emeviler dönemi Hz. Muhammet ve Ehlibeyt 'I (yani hane halkı) için olumsuz bir dönemin başlangıcı olmuş ve bu giderek İslamiyet'in rayından çıkarak, bozularak, ayrılıkları derinleştirerek devam etmiştir. Emevi hilafeti Hz. Muhammet'in vasiyetine, Ehlibeyt'ine olmadık kötülükler temelinde varlığına devam etmiştir. Ebubekir'in halifeliğini vasiyet yolu ile Ömer'in halifeliği izlemiştir. Ömer'in halifeliğini de Osman'ın halifeliği takip etmiştir.Sıra Ali'nin hilafetine gelince Muaviye, Ali'ye tarihte Hakem Olayı olarak bilinen hileli bir seçim ile hilafeti verdirtmemiştir. Böyle olunca Hz. Ali'nin halifeliği Muaviye tarafından gasp edilerek iki başlı bir yönetim oluşmuştur. Oluşan gruplaşmalar ve çıkan kargaşalar sonucu Hz. Ali Hariciler tarafından kalleşçe katledilmiştir. O'nu İslam tarihinde Muaviye'nin kalleş tuzakları sonucu Hz. Hasan'ın katledilmesi izlemiştir. Hz. Hasan'ın katledilmesi mücadeleyi Muaviye'nin oğlu Yezit ile Hz. Hüseyin arasındaki mücadeleye bırakmıştır. Hz. Hüseyin ve yaşlı, çocuk 72 kişilik Ehlibeyt soyu, İslam Tarihinde Kerbela Olayı olarak bilinen eşi emsali görülmedik insanlık dışı bir katliam ile Kerbela'nın kurbanları olmuşlardır. Böylece Hz. Muhammet'in torunları Hasan ve Hüseyin için dediği: "Onlar dünyada benim iki demet çiçeğimdir. Onları sevenler Cennetliktir, Onlara buğzedenlerse Cehennemliktir. Onları seven beni sever beni seven Allah'ı sever…" (9) dediği çiçekleri al kanlara bulanarak İslam ve insanlık düşmanları tarafından katledilmişlerdir. Peygamber soyuna karşı yapılan bu insanlık dışı kötü muameleye ve hunharca işlenen cinayetlere Emevi soyundan gelen ve Kerbela'nın katili Yezid'in Oğlu 2. Muaviye bile dayanamamıştır. Kerbela katliamının baş mimarı Yezid; yerine halife olarak oğlu 2. Muaviye Emevi halifeliğine 40 gün dayanabildi. O hilafetinin 40. gününde Ümeyye Camisinde verdiği hutbede; Peygamber'e salavat, Ali'nin faziletlerinden ve Kerbela Şehitlerine yapılan zulmü bir bir anlatıp zalimlere lanet okuduktan sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ey nas biliniz ki ben bu zulmün devamına tahammül edemem. Hilafet makamı Ali'ye ve evladına ait bir makamdır. Ben bu hakkı gasbetmekten Allah'a sığınırım ve kendimi bu makamdan geri alıyor mu" (10) Emeviler'in zulmü yaklaşık 90 yıl devam etti. Bu zulme direnen halk Ehlibeyt adına Eba Müslüm Horosani'nin açtığı sancak etrafında zulme karşı tek yumruk olmaya çalıştılar. İşte bu güç Emevi zulüm makinasını alt-üst etti. Ehlibeyt, hakkı olan iktidarı Eba Müslüm'ün bayrağı altında elde etti. Fakat bu durum da uzun sürmedi. Hz. Muhammet'in amca çocukları olan Abbas'ın soyundan elen Abbas-oğulları iktidarı Ehlibeyt adına almalarına rağmen kendilerine en büyük rakip olarak Ali ve Ehlibeyt soyunu görüp onlara zulüm yapmaya başladılar. Hatta bu zulüm zaman zaman Emeviler'i bile gölgede bıraktı. Emeviler'in ve Abbasilerin İslam'ın bu bozulan dönemini, A. Gözpınarlı şöyle anlatıyor: "Roma İmparatorluğu ayrı bir dil ile, hükümlerine baş eğilmeyen bir din ile, fakat İslam kisvesine bürünerek tarih sahnesine çıkmıştı. Cahiliye devrinin inanç ve kanaatleri başka bir tarzda, fakat İslami kisve ile tarih sahnesine çıktı; İktidarı artık iman gücü değil, silah kuvveti korumaktaydı; Resullullah'ın Hilafeti, İslam saltanatı haline gelmişti"

Rojaazme
12-09-2006, 10:56 AM
Hz. Ali ve Alevilik | anasayfa |
Anadolu Alevileri Hz. Ali'yi ve tarihsel çizgisini sevip saydıkları için çeşitli suçlamalara tabi tutulmuşlardır. Emevi Müslümanları; Alevileri ve Bektaşileri Hz. Ali ve Ehlibeyt'ini çok seviyorlar diye, onları; Hz. Muhammet'i sevmemekle Hz. Ali'yi, Hz. Muhammet'ten üstün görmekle suçlamışlardır. Aleviler, Hz. Muhammet'i son peygamber, Hz. Ali'yi ise Hz. Muhammet'in velisi, halifesi olarak görürler. Allah; Muhammet ve Ali'yi birbirlerinden ayırmazlar. Bir bütünün parçaları olarak kabul ederler. Hz. Muhammet'in Hakka yürümesinden sonra O'nun değerli mirasının Ali'de olması gerektiğine inanan Aleviler, Ali'yi sevmenin Hz. Muhammet'i sevmenin Allah'I sevmekle bir olduğuna inanırlar. Hz. Ali'ye sevgi, saygı ve bağlılık bir yol ayrımıdır. O'na sevgi, saygı ve bağlılık Hz. Muhammet'e ve Ehlibeyt'ine bağlılıktır. Aleviler Ali'ye karşı olmanın Hz. Muhammet ve Ehlibeyt'ine karşı olmak; O'da İslam'a ve Allah'a karış olmaktır, diye düşünürler. Hz. Ali'yi, Aleviler- Bektaşiler severler. O'nu tüm Müslümanların tüm insanların sevmesi gerektiğine inanırlar. Alevi ozanları, düşünürleri, dedeleri, babaları Hz. Ali'yi severler. Hallacı Mansur, Seyyid Nesimi, Fuzuli, Yemini, Pir Sultan Abdal, Şah İsmail, Harabi, Kul Himmet, Virani v.b. ozanlar bu coşkun sevgi ve saygıyı eserlerinde vermeye çalışmışlardır. Hilmi Dedebaba bu sevgi ve saygı selini bu şiiri ile şöyle ifade etmiştir. Tuttum aynayı yüzüme Ali göründü gözüme Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme Hû Alim hû Hû Şahım hû Adem baba Havva ile Hem Alleme'l esma ile Çarh-I felek sema ile Ali göründü gözüme Hû Alim hû Hû Şahım hû Hz. Nuh Neciyullah Hem İbrahim Halilullah Sina'daki Kelimullah Ali göründü gözüme Hû Alim hû Hû Şahım hû İsa-yı ruhullah O'dur İki alemde Şah O'dur Müminlere penah O'dur Ali göründü gözme Hû Alim hû Hû Şahım hû Ali evvel Ali ahir Ali batın Ali zâhir Ali tayyip Ali Fâhir Ali göründü gözüme Hû Alim hû Hû Şahım hû Hz. Ali'ye verilen önemli ve coşkun Ali sevgisini birde Mevlana Celaleddin Rumi'den görelim: "Cihan'ın temeli suret buluncaya kadar varolan Ali idi. Yer resmedilinceye, zaman husule gelinceye kadar varolan Ali idi. Veli vasıf olan, Şah Ali, cömertliğin, keremin, bağışın sultanı idi. Ali'den ötürü melekler Adem'e secde ettiler. Adem bir kıble gibi idi, secde olunan Ali idi, Adem'de Şit'te Eyyüp'da İdris'te, Yusuf'a, Yunus'ta, Hud'da, Musa'da, İsa'da, İlyas'da, salih'de Davud'da, Ali idi. Nefsin tamamından ötürü Cihan sofrası üzerinde elini bulaştırmayan kahraman aslan Ali idi. Kuran'ın yer yer ayetlerinde Tanrı'nın ismetini vasfı ile öğdüğü Kuran sırlarının kaşifi Ali idi… Hayber kalesinin kapısını bir hamlede koparıp açan o kaleler fatihi Ali idi. Afaka her bakışından gördümki, yakın yüzünden her varlıkta var olan Ali idi. Bu küfür olmaz küfrolan söz bu değildir. Cihan var oldukça Ali varolur. Cihan varolurken de Ali vardı. Tebriz'in Şems-ül hakkı Cihan'ın gizli ve açık sırlarından her ne gösterdiyse hepside Ali idi" (12). Görüldüğü gibi Alevi-Bektaşi olmadığı halde Mevlana'nın, Ali'ye gösterdiği önem, sevgi ve saygı Alevilerle aynı doğrultudadır. Alevi düşüncesi; dünyadaki tüm güzellikleri Allah'ın yansıması olarak görür. Ali insan olarak bunun en güzel örneğidir. Sadece Ali'de değil her İnsan-I Kamil'de Allah'ın yansıması vardır. Her güzellik O'ndan bir parçadır. Hak ademdedir. Anadolu Alevilerinin sevgili, saygılı coşkun Ali sevgisini ve Alevilikte Ali'nin yerini, Pir Sultan Abdal dizelerinde şöyle anlatıyor. Hayali gönlümde yadigâr kalan Allah bir Muhammet Ali'dir Ali Darı geç üstünde namazın kılan Allah bir Muhammet Ali'dir Ali Ali'dir cümle dillerde söylenen Kispetini krallardan bürünen Cebrail'e nur içinde görünen Allah bir Muhammet Ali'dir Ali Aslan olup yol üstünde oturan Selman'a destinde nergis getiren Kendi cenazesin kendi götüren Allah bir Muhammet Ali'dir Ali Yer gök arasına nizamlar kuran Ak kağıt üstüne yazılar yazan Engür şerbetini kırklara ezen Allah bir Muhammet Ali'dir Ali Şah Hatayi'de Alevi düşüncesindeki Hz. Ali'nin yerini ve O'na duyulan sevgi ve saygının yüceliğini şöyle ifade ediyor; Hak Muhammet Ali üçü de nurdur Birini alma sen üçüde birdir. Onların koyduğu bir doğru yoldur Danıştı Muhammet böyle der Ali Ali'dir cesedin kendisin yuyan Yuyup kefeniyle tabuta koyan Ali'dir devesin kendisi güden Hak ile Hak olan Arslan Ali Şah Hatayi'm der Muhammet Ali Anlardan öğrendik erkânı yolu Ali Muhammet'tir, Muhammet Ali Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz Kul Himmet ise Alevi düşüncesindeki Ali'nin yerini şöyle anlatıyor. Ali'dir cümle eşyaya zat olan Ali'dir ölmüşlere hayat olan Ali'dir gelip her işte mevut olan Güzel şahı server serdar Ali'dir Ali'dir İsa'ya ruhullah olan Ali'dir Musa'ya fahrullah olan Ali'dir Habibullah'a Beytullah olan Tur-ı münacatı ekber Ali'dir. Anadolu'nun önemli evliyalarından Abdal Musa Sultan ise; Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli'nin yerini Alevi düşüncesinde şöyle ifade ediyor: Güvercin donuyla Uruma uçan Cümle evliyanın üstüne geçen İmamlar evinin kapısın açan Varmıdır hiçbir er Ali'den gayri Hünkar Hacı Bektaş Veli'den gayri Anadolu Alevilerinin gene önemli ozanlarından Virani ise, Alevi düşüncesinde Hz. Ali'nin yerini şöyle ifade ediyor. Biz Urum abdalıyız bildik hidayettir Ali Başımızda tac u devlet hem saadettir Ali Biz Urum abdalıyız zahid hüdamızdır Ali Hayy u Kuyyum-ı ebed nur-ı bekaamızdır Ali Evvel ü ahır Ali'dir nokta-i ferd-i Huda İbtidadır ibtida hem intihamızdır Ali Ali'dir sahibi Kuran Ali'dir Ali candar Ali canandır Ali Ali dindir iman Ali candır Ali canan Eder cümle şeyi destan Ali'dir Halık u Hallak Viran Abdal fakirin zikri daim Ali hak'tır Ali Hak'tır Ali hak Filozof Neyzen Tevfik ise, İkrarname adlı Hz. Ali ile ilgili uzun şiirinde Alevi-Bektaşi düşüncesinde Hz. Ali'nin yerini şöyle ifade ediyor Rüsiyahım, pür günahım yok yüzüm Peygamber'e İstemem bir türlü gitmek böyle rûz-ı mahşere Eylerim belki tesadüf der iken bir rehbere Düşmüşüm elsiz ayaksız Astıan-I Haydar'e Merhamet et halime herşeye agâhım Ali Var mı Senden başka söyle ilticagahım

Kadir Hoca
14-09-2006, 10:20 AM
arkadaslar konular birlestirilmistir ve lütfen dikkat edelim konu acarken.bakiniz ayni konu üc defa acilmistir lütfen ama lütfen daha dikkatli olalim.

ozkan_gunduz
14-09-2006, 10:26 AM
3 aybnı konu nasıl oluyor bu yaw