:
Veliyettin Ulusoy Hacı Bektaş dergahının postnişini midir?
polata
26-09-2006, 10:57 PM
Milliyet gazetesinin 19 Ağustos 2006 tarihli haberi 'Hacıbektaş Alevilerin Vatikan'ı mı?'
Aleviler arasında 'pir' tartışması başladı
Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiğini öne süren Veliyettin Ulusoy'un 'Postnişin Pir' olarak açıklanması bazı kesimlerden destek, bazı kesimlerden tepki gördü
AYDIN HASAN Hacıbektaş
Alevi Bektaşi toplumu, Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiğini öne süren Veliyettin Ulusoy'un "Postnişin Pir" (Dergâhta post üzerine oturan, dergâhtaki şeyh) olup olamayacağı ve Hacıbektaş'ın "Alevilerin Vatikan"ı ilan edilip edilmemesini tartışıyor.
Hacı Bektaş Veli'yi anma törenleri, Alevi Bektaşi toplumu içindeki yeni ayrışmaları da ortaya çıkardı. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Pir Sultan Dernekleri Genel Merkezi ile Hacı Bektaş Dernekleri Genel Merkezi, resmi törenlerden bir gün önce, Hacıbektaş Spor Salonu'nda alternatif bir cem töreni düzenledi.
1994'ten beri 'post'ta
Sembolik törende 1994'ten bu yana Postnişin olduğunu savunan Veliyettin Ulusoy'un unvanı kabul edildi. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, "Vatikan Hıristiyan dünyası için ne ise Hacıbektaş da Aleviler açısından odur. Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy pirimiz inançsal alanda bizim doğal liderimiz" dedi.
Evinde konaklayanlar da Ulusoy'a karşı dini bir lider olarak aşırı saygı gösteriyor. Özellikle gençlerin, el bağlayıp sıraya girerek elini öptükleri Ulusoy, Milliyet'e şunları söyledi:
"Postnişin, Alevi Bektaşi toplumunu temsil eden ocakların başında bulunan insanlara verilen addır. Her ocağın bir postnişini olur. Hacı Bektaş Veli dergâhı, Alevi Bektaşi piramidinin en üst noktasında yer alır. Bu postnişinin etrafında dede ocakları bulunur. Ben kan olarak Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geliyorum. 32. postnişinim. Biz dergâha bağlı olan Alevileri temsil ediyoruz. Ben babamın vefat ettiği 1994'ten bu yana bu toplumun sosyal lideriyim. Postnişinin fonksiyonu; dedeleri kontrol etmek, halk arasındaki ihtilafları çözmektir."
'Benim resmi statüm yok'
"Osmanlı bizim hiçbir sosyal derdimizle uğraşmamış. Bu nedenle sosyal ihtiyaçlar dedeler tarafından karşılanmış. Bu gelenekleri bugünden yarına silip atamazsınız. Ama Cumhuriyet Türkiye'sinde Alevilerin sosyal hayat içindeki ihtiyaçları karşılandıkça bu gelenek de zayıflıyor. Törenler için bana davet gelmedi. Benim resmi hiçbir statüm yok. Ancak bir gelenek var. Halkın sevgisi var." ile Veliyettin Ulusoy'un Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği ve Hacı Bektaş Derneği'nin düzenlediği törende AABF Başkanı Turgut Öker tarafından Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy pirimiz inançsal alanda bizim doğal liderimiz denilerek bir anlamda Veliyettin Ulusoy'un postnişinliği kabul edilmiştir.
Veliyettin Ulusoy'un açıklamalarıda dikkat çekicidir. Babasının ölümünden (1994)sonra kendisini postnişin olarak kabul ettiğini beyan etmekte ve Hacı Bektaş Veli'nin soyundan gelmesi nedeni ile kendisini 32. postnişin olduğunu belirtmektedir.
Bu konu hakkında bütün üyelerin görüşlerini öğrenmek istiyorum.
Sizce Veliyettin Ulusoy, Hacı Bektaş dergahının postnişini midir?
sinan boztepe
26-09-2006, 11:17 PM
Sevgili büyüğüm Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" midir? değilmidir? tartışması bana göre şöyle sorulmalıdır. Kim Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" seçti???
Daha düne kadar, Alevililk din değil- bir yaşayış tarzıdır diyenlere, Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerrettir, asla çocuğu yoktu, diyenler, Ne olduda bu gün fikirlerini değiştirip Hünkar evladı diyerek, birini "post nişin" seçtiler. Dünden bu güne düşüncelerinde cereyan eden değişiklik nedir? Daha düne kadar, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin de savunmuş olduğu Alevi inancını, dinden ziyade bir yaşayış tarzı olarak görenler, şimdi kalkmışlar Alevicilik oynuyorlar. Ama bu iş çocukken oynadığımız evciliklere benzemez! Sonuçları çok kötü olacak. Alevi camiyasında yer edinebilmek için, Veliyettin Ulusoy gibi değerli bir insanı kulllanmaları hiçte hoş değil. ve sevgili Veliyettin Ulusoy'un bu oyuna alet edilmeside hoş değil. Bundan adım kadar eminimki, Alevi camiyası içinde yer edindikten sonra Veliyettin Ulusoy'u bir kenara atacaklar.
sonuş olarak birilerinin post nişin olması değilde, post nişin olan kişiyi kimselerin bu makama oturttuğu önemlidir. Turgut Ökerin seçtiği "post nişin" biz Dedeleri nekadar temsil edebilir???
Eğer "post nişin" seçilecekse; bunu alevi dedeleri bir araya gelip, onlar seçmelidir. Sizcede daha mantıklı değilmi????
srdr_ist
26-09-2006, 11:24 PM
Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy pirimiz inançsal alanda bizim doğal liderimiz
Bunu diyenlerinçıkarı olmadan söylemezler.
Sinan dedem haklı demektir ki gerçi o postnişin oturanlar şuan kimseyi temsil etmediği bu devirde yağ gibi üste çıkmaya çalışanların sanki kursağında bişeyler kalacak olan insanlar var.
Talip
26-09-2006, 11:57 PM
Sayın Sinan Boztepe'ye; Aynen katılıyorum O değerlere ne kadar layık yada Kim seçti, birde görsel anlamda cem yaptı onu gördünüzmü bilmiyorum,
Birileri yaptı oda seyretti.
tuerkay
27-09-2006, 10:03 AM
Postnişin değildir.
Eğer bütün Hacı Bektaş Veli Dergahı halifeleri seçmiş ise, evet diyebilirdim belki.O da sırf Bektaşi genel değerelendirmesi olduğu için.Yoksa, öyle olması gerektiği için değil.
Ayrıca çok iyi biliyorum ki, şu anda Türkiye içinde iki "postnişin" var.Bektaşiler yıllardır, iki postnişine bağlanarak bölündüler.Yani Sayın Ulusoy Bektaşilerin bile birliğini sağlayamamaktadır.Ve halende tek postnişin değildir.Dolayısı ile, Dergahı temsil ediyor olması mümkün değildir.
Ayrıca Bektaşilerin bir postnişin seçeceğini 19 Mayıs 2006'da Afyonkarahisar İli, Şuhut İlçesi, Kayabelen Belediyesi'nin düzenlediği, Şeyh Hamza Baba Törenleri'ne katılan Edirne'den gelen Bektaşi Babalarından öğrenmiştim.Ve o kadar önemli bir gelişme değildi bu benim için.Olması gereken bir süreçti sadece.
Ta ki, Alevi inancını kabullenmeyen bir siyasi-ideolojik örgütlenmeyle hareket ettiğini öğrenene kadar da öyleydi.Ama artık kendisi gözümde bir inanç temsilcisi değil; kendine yer edinebilmek için inanç karşıtları ile de hareket edecek birisi olarak görüyorum.Demek ki, başka yerler ile de anlaşabilir her şeye rağmen diye düşünüyorum artık ve bundan sonra ne yaparsa yapsın, kendisi de kendisinin sonrasında gelenler de artık eski saygınlığına asla kavuşamayacaklar bende.
poyrazz
27-09-2006, 10:47 AM
sinan boztepeye katılıyorum.Dedeler seçmeli..Sevgilerimle..
polata
03-10-2006, 01:16 AM
Bu konuda görüş belirten ve ankete katılan sayısının bu derece az olması beni şaşırtı.
Günümüz Aleviliğinde ki farrklı fikir ayrılıklarının olduğu kadar genele hitap edebilecek ve yeri gelsin birlikteliği sağlayıp tek merkez görevi üstlenebilecek olan bir makam konusunda forum üyelerinin duyarsız kalması, görüş belirtmemesi bugün için olmasa da gelecek açısından üzüntü verici.
Kendi oluşumumuz içerisinde gerçekte önemli olan bu olay geçmişi değil bugün ve geleceği ilgilendirmekte ve Aleviliğin soy kavramı üzerindeki bakış açısında fikir verecek bir sonucu belkide doğuracaktır.
*Can*
03-10-2006, 01:22 AM
Sevgili arkadaşlar eğer bir postnişin seçilecekse bunu seceresi olan dedeler seçmelidir bencede.Atama ile bu işler olmaz.Bu iş babadan oğula,dededen oğula geçerekde olmaz.
En iyisi postun sahibini temsil eden halkın için de olan dedelerimizin seçmeleridir.
Ama bu defada siyaset girerse açıkçası Dergaha zarar verir.
Saygılar...
çömez
03-10-2006, 02:23 AM
Canlar,
Postişini dedeler seçerse, ki o dedleri kimler sececek,
Orası Çeşmenin başı,El ele,El hakka bağlı dediğimiz şey işte bu,
O nedenle Postişini kendi ailesi içinden cıkar,
Seçim işi,Babaganlar kolunda vardır,
Ve bu post sahipliğinide sizlere sormazlar,Kiç seçmiş diyenlere bu söz,sizi kim seçti?
Yunus Emre
03-10-2006, 07:29 AM
Vallaha işin işine Turgut mker girdiyse o şeyden bir adım geri atacan çünkü adam aleviliği resmen kullanıyor kendisi alevilik üzerinden siyaset yapan bir zat!!!Bu olaydada Sayın Ulusoyu Kullanıyor,Sinan dedeme katılıyorum!Bu adamların mazisi belli bunlara güven olmaz nilki bir cıkarları varda sayın ulusoyu pot nişin secmişler!!!!
çömez
03-10-2006, 11:03 AM
Vallaha işin işine Turgut mker girdiyse o şeyden bir adım geri atacan çünkü adam aleviliği resmen kullanıyor kendisi alevilik üzerinden siyaset yapan bir zat!!!Bu olaydada Sayın Ulusoyu Kullanıyor,Sinan dedeme katılıyorum!Bu adamların mazisi belli bunlara güven olmaz nilki bir cıkarları varda sayın ulusoyu pot nişin secmişler!!!!
Can;
Ne yapmış bu adam,Aleviliği siyasete çekerek,
1950 li yıllarda Doğan Ailesi gibi,demokrat partiden milletvekili mi olmuş,adalet partisine mi geçmiş,
12 Faşist darbesinin partisinden aday mı olmuş
Fettullahcılarla kucak kucağamı oturup,yemekler yemiş
Doğru Yola Partisine mi göz kırpmış
AKP ye mi yanaşmış,
Faşistler ile ortak organizasyonmu yapmış
Sivas'ı UNUTTURMAYA MI çalışmış
Siyasete alet etmişde ,çok mu zengin olmuş,
Bir yerlere Genel Müdür,Müsteşaar diye mi atanmış,
Şirketi vardıda,İhaleler mi almış,
Kaynağı belirisz bir şekilde insanları toplayarak günlerce ağırlamış mı,
aliekber
06-10-2006, 06:48 PM
Allah'sız , Muhammed'siz, Ali'siz aleviliği savunanlar bu işin içine girdiyse işin içinde iş var demekten başka seçenek kalmıyor.
Sayın Sinan dedeme katılıyor ve değerli değerlendirmeleri için kendilerini kutluyorum.
Allah , Sinan dedem gibi değerli dedelerimizin ışığını başımızdan eksik etmemesini diliyorum.
polata
29-11-2006, 09:08 PM
Uzun süredir gözden kaçan bu konunu aktivitesinini yenilemek gerekir diye düşünüyorum. Meydana gelen bu gelişme İslam içiyiz, İslam dışıyız gibi farklı görüşlerin kendilerini toplum içerisinde daha kabul edilebilir bir yapıya gelmeleri için bir adım mıdır?
hacımsultan
27-07-2007, 10:03 AM
canlar,
bu konu hakkında yazılan tüm yorumları okudum ve bu yazılar sadece beni üzdü, yanlış anlamayın sizi kırmak için söylemiyorum ama şunudaki bilinki gerçekten bilmeden yazıyorsunuz.
nedenini inceleyelim.
Sevgili büyüğüm Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" midir? değilmidir? tartışması bana göre şöyle sorulmalıdır. Kim Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" seçti???
Daha düne kadar, Alevililk din değil- bir yaşayış tarzıdır diyenlere, Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerrettir, asla çocuğu yoktu, diyenler, Ne olduda bu gün fikirlerini değiştirip Hünkar evladı diyerek, birini "post nişin" seçtiler. Dünden bu güne düşüncelerinde cereyan eden değişiklik nedir? Daha düne kadar, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin de savunmuş olduğu Alevi inancını, dinden ziyade bir yaşayış tarzı olarak görenler, şimdi kalkmışlar Alevicilik oynuyorlar. Ama bu iş çocukken oynadığımız evciliklere benzemez! Sonuçları çok kötü olacak. Alevi camiyasında yer edinebilmek için, Veliyettin Ulusoy gibi değerli bir insanı kulllanmaları hiçte hoş değil. ve sevgili Veliyettin Ulusoy'un bu oyuna alet edilmeside hoş değil. Bundan adım kadar eminimki, Alevi camiyası içinde yer edindikten sonra Veliyettin Ulusoy'u bir kenara atacaklar.
sonuş olarak birilerinin post nişin olması değilde, post nişin olan kişiyi kimselerin bu makama oturttuğu önemlidir. Turgut Ökerin seçtiği "post nişin" biz Dedeleri nekadar temsil edebilir???
Eğer "post nişin" seçilecekse; bunu alevi dedeleri bir araya gelip, onlar seçmelidir. Sizcede daha mantıklı değilmi????
sayın sinan bey, yazınızı bölümlere indirip cevap yazacak idim, ancak araç menüsündeki seçenekleri kullanamadığım için genel bir cevap yazacağım.
ayrıca forumda gördüğüm kadarıyla bektaşilik yanlış biliniyor, alevilikten farklı sayılıyor, bunuda açığa çıkartmak için biraz kapsamlı tutacağım.
-hacı bektaş dergahı postnişini nasıl seçilir?
hacı bektaş dergahı iki koldan oluşur; babağan ve dedeğen. 1.kol soya inanmayan, bilgisi ile yola hizmet eden herkesin dini hiyerarşide yer alabileceğini belirten bir koldur. bunlar bildiğimiz şehir bektaşileridir.babalardır. işte yanlış burada başlıyor ve bektaşilik-bektaşi terimi sadece bu kol için kullanılıyor halbuki bektaşiliğin en geniş kolu dedeğenliktir. bu kol ise dedeliktir, yani soya dayanır, kısaca aleviliktir.
bu kol üstüne devam edeyim; bu kolun piri hacı bektaştır. mürşidi ulusoylardır. ulusoylar yani çelebiler hacı bektaşın evlatlarıdır. hacı bektaşın evlenmemiş olması beklenemez çünkü o dönemde bektaşilikte öyle bir adet yoktu, bu 15-16.yyda bektaşiliğe geçmiştir ve babağan kolu genellikle benimsemiştir. hacı bektaş 4 kapının şartlarını belirtirken şeriat kapısında evlenmekten bahsediyor, yani evlenmeyi 1.kapıyı geçmek için şart koşan biri evlenmeden 4 kapıyı nasıl aşar? ayrıca elde secereler vs. vardır. bu mücerretlik hikayesi artık kokmuş ve bilimsel değerini yitirmiştir. hacı bektaşın evlatları ulusoylardır. her neyse... pir hacı bektaş, mürşid ulusoylar(postnişin olanı)dır. bu mürşide bağlı seyyid ocakları vardır(aslında anadoludaki çoğu ocak) ve bu ocağa bağlı dedeler postnişini seçerler. VE ÖYLEDE OLDU!!!
feyzullah efendim hakka yürüdükten sonra gaibten bir seda bize intikal etti ve gerek feyzullah efendimin işaretiyle gerekse ulusoy ailesinin kararıyla veliyettin efendim posta oturtuldu. YANİ VELİYETTİN EFENDİMİN POSTNİŞİNLİĞİ ONAYLIDIR. 1994de dergaha bağlı secereli dedeler seçti. zaten o post uşusoyların yani hacı bektaş evlatlarınındır, hepsi birdir, aile içinde karar alınır dedeler onaylar ve post dolar.
o görüşmeye gelince...
orada onaylama, postnişin seçme gibi bir amaç-hedef yoktu. çünkü veliyettin efendim görüşmeden yaklaşık 12 YIL ÖNCE postnişin seçilmişti. o sadece bir ziyaret idi. bu konudada çirkefler, özü bozuklar hemen veliyettin efendimi hedef gösterdiler ve "aleviliği islam saymayan kendi neslini saymayanla cem oldu" vs.. iddialarla ağularını akıttılar. bu yüzlerce yıllık bir davanın tepkimesidir. vaktiyle(hepsi sabit uzatmamak için yazmıyorum.) dergahtan icazet alıp-görev alıp ocaklarını kuran uluların evlatları çeşitli nedenlerden dolayı nefsine uyup dergahtan ayrılmış, bir başka ocağın kuyruğuna takılıp erkancı düzene(birisi hem dede, başka birisinin mürşidi, o da başka birinin mürşidi, hemde dede vs...) girip hacı bektaşı inkar etmiştir. işte bu saldırı onun uzantısıdır. 3-5 zavallı bulup onlara kendini mürşid olarak tanıtan nefsine uymuşların ancak mürşidliklerini onaylayamamışların-kanıtlayamamış bozukların iddiasıdır bu..
o dergaha her kim giderse konuk olarak girer, misafir edilir. bu yolun gereğidir. "dur sen bana soyuma sövdün, aleviliği islam dışına çıkarttın Gelme" denilemez. orada bahsedilen kişiler efendimin postnişinliğini onaylamak için değil, misafir olarak gelmişlerdir. tutulan cemde semboliktir, gerçek bir cem değildir. işin aslı zahirde çıkmaz. veliyettin efendim bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı onu GÖNÜL gözünüzle okursanız anlarsınız,
saygılarımla..
yolahürmet
27-07-2007, 10:23 AM
çok enteresan.Bu da mı anketlik olacaktı .
Mustafa Kemal
27-07-2007, 11:07 AM
"Veliyettin Ulusoy'un Hacı Bektaş dergahının postnişini midir?" Hacı Bektaş Veli ile Kadıncık ana evli değildir.Veliyettin ulusoy dedelerine bırakılan mirası yanlış açıklamaktadırlar.Din ticareti yapmaktadırlar.Ayrıca babagan(Dedebaba) yol evlatları Bektaşilikte postnişinidir.Çelebiler yalnızca dergahın vakıf işlerinden sorumludur.Dini işlerini DEDEBABA yapar.Bunlara rağmen kendi kendine postnişini olan birini görmedim:D
hacımsultan
27-07-2007, 11:37 AM
"Veliyettin Ulusoy'un Hacı Bektaş dergahının postnişini midir?" Hacı Bektaş Veli ile Kadıncık ana evli değildir.Veliyettin ulusoy dedelerine bırakılan mirası yanlış açıklamaktadırlar.Din ticareti yapmaktadırlar.Ayrıca babagan(Dedebaba) yol evlatları Bektaşilikte postnişinidir.Çelebiler yalnızca dergahın vakıf işlerinden sorumludur.Dini işlerini DEDEBABA yapar.Bunlara rağmen kendi kendine postnişini olan birini görmedim:D
sayın MustafaKemal, nasıl bu kadar net ifadeler kullanabiliyorsunuz? hacı bektaşın sarı ismailin kızı kadıncık ana ile evli olduğunu birçok kaynak iddia etmektedir. aksini iddia eden kaynaklarda çoktur. ancak şu açıdan bakın, şeriat kapısını geçmek için evlilik şart değilmidir? şarttır. hacı bektaşta haktan torpilli 1den4e atlamış değil:) elbette şartına uymuştur. ayrıca mücerretlik kavramı bektaşiliğe ileriki tarihlerde 15.yyda girmiştir. bu tarihten önce böyle bir adet olduğu ıspatlayan hiçbir belge mevcut değildir.hacı bektaşın evladının olmadığınıda söyleyenler bir belgeye dayandıramazlar iddialarını, bu 3-5 babanın uydurmasından başka birşey değildir. bildiğiniz gibi bektaşilik babağan ve dedeğen kolundan oluşmaktadır, bektaşiliği tek kola indiremezsiniz, nasılki biz size, babağan koluna dokunmuyorsak ve inançlarınıza saygı duyuyorsak sizde dedeğen kolunu kabul etmelisiniz, saygı duymalısınız.
veliyettin efendimi biz ailesi ve kendine bağlı dedeler seçti,onadı. bundan sonra saygı duymaktan başka birşey düşmez, ama babağan kolunun postnişini ne derseniz onada eyvallah, onuda kendi inananları seçmiştir.
hacımsultan
27-07-2007, 11:42 AM
kusura bakmayın bir yerde hata yapmışım, düzeltme seçeneğini çalıştıramadım;
DÜZELTME::
veliyettin efendimi biz ailesi ve kendine bağlı dedeler
yerine:
veliyettin efendimi ailesi ve kendine bağlı dedeler
olacaktır, biz kelimesi yanlış konulmuştur...
kusura bakmayın
saygılarımla....
Mustafa Kemal
27-07-2007, 11:49 AM
sayın MustafaKemal, nasıl bu kadar net ifadeler kullanabiliyorsunuz? hacı bektaşın sarı ismailin kızı kadıncık ana ile evli olduğunu birçok kaynak iddia etmektedir. aksini iddia eden kaynaklarda çoktur. ancak şu açıdan bakın, şeriat kapısını geçmek için evlilik şart değilmidir? şarttır.hacı bektaşta haktan torpilli 1den4e atlamış değil:) elbette şartına uymuştur. ayrıca mücerretlik kavramı bektaşiliğe ileriki tarihlerde 15.yyda girmiştir. bu tarihten önce böyle bir adet olduğu ıspatlayan hiçbir belge mevcut değildir.hacı bektaşın evladının olmadığınıda söyleyenler bir belgeye dayandıramazlar iddialarını, bu 3-5 babanın uydurmasından başka birşey değildir. bildiğiniz gibi bektaşilik babağan ve dedeğen kolundan oluşmaktadır, bektaşiliği tek kola indiremezsiniz, nasılki biz size, babağan koluna dokunmuyorsak ve inançlarınıza saygı duyuyorsak sizde dedeğen kolunu kabul etmelisiniz, saygı duymalısınız.
veliyettin efendimi biz ailesi ve kendine bağlı dedeler seçti,onadı. bundan sonra saygı duymaktan başka birşey düşmez, ama babağan kolunun postnişini ne derseniz onada eyvallah, onuda kendi inananları seçmiştir.
Bir Talip olarak onu postnişini olarak kabul etmiyorum.Bu ülkede Hacı Bektaş Dergahı Postnişini olacak kişi belden gelmemelidir.Ayrıca Hacı Bektaş Veli vilayetnamesini ve makalatı tam anlamadığınız ortada....
Orada açıkça yazıyor mu evli olduğuna dair?Yazmıyor
Gelelim 4 kapı Kırk makam'ın şariat kapısına:)
Şeriat kapısından Tarikat kapısına geçerken isteyen kişi mücerred olarak geçer,isteyen ise evlenerek.bununla beraber Mücerredlik kavramı daha öncede vardı.Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerreddir.Menkıbeye göre Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin burnundan damlayan kan suya damlar.Bunu içine Kadıncık ana hamile kalır.Akıl var mantık var.Burnundan akan kanla hangi kadın hamile kaldı?Burada Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sulucakarahöyük'e geldiğinde zaten Kadıncık Ana evliydi.Demek ki Kadıncık Ana Hünkâr Hacı Bektaş Veli ile evli olamaz.
Postnişini olan kişiyi seçmek dedelerin işi değil,babagan kolununa mensup baba ve halife babalar seçer.Tarihte dedebaba seçimi bu şekilde olmuştur.
hacımsultan
28-07-2007, 02:13 AM
Bir Talip olarak onu postnişini olarak kabul etmiyorum.Bu ülkede Hacı Bektaş Dergahı Postnişini olacak kişi belden gelmemelidir.Ayrıca Hacı Bektaş Veli vilayetnamesini ve makalatı tam anlamadığınız ortada....
Orada açıkça yazıyor mu evli olduğuna dair?Yazmıyor
Gelelim 4 kapı Kırk makam'ın şariat kapısına:)
Şeriat kapısından Tarikat kapısına geçerken isteyen kişi mücerred olarak geçer,isteyen ise evlenerek.bununla beraber Mücerredlik kavramı daha öncede vardı.Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerreddir.Menkıbeye göre Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin burnundan damlayan kan suya damlar.Bunu içine Kadıncık ana hamile kalır.Akıl var mantık var.Burnundan akan kanla hangi kadın hamile kaldı?Burada Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sulucakarahöyük'e geldiğinde zaten Kadıncık Ana evliydi.Demek ki Kadıncık Ana Hünkâr Hacı Bektaş Veli ile evli olamaz.
Postnişini olan kişiyi seçmek dedelerin işi değil,babagan kolununa mensup baba ve halife babalar seçer.Tarihte dedebaba seçimi bu şekilde olmuştur.
sayın MustafaKemal,
demek istediğinizi anlıyorum ama sizde bektaşi dergahının iki kolu olduğunu kabul edin ve diğer kolada saygı duyun, dedeler ve babalar veliyettin efendimi seçti. dedeğen kolu seçti. babağan koluda başka birini seçmiştir, hayırlı olsun deriz, başka ne diyebiliriz ki?
hacı bektaşın mücerretliğine gelince bilimsel olarak kesin konuşmak imkansız. ancak vileyetname ve makalata bakarsak ki bir batın ereninin oluşturduğu bu eserlere ZAHİR gözle bakma hatasını yaparsanız asıl yanılgıya siz düşersiniz. o hikayeye de batın gözle bakarsanız ancak "allah allah, böyle saçmalık olur mu ya" dersiniz, ancak onu batın gözle okursanız başka bir sonuca varırsınız, anlatım sembollerledir ve o hikayeden çıkacak olan sonuç(simgelerin analizi yapılırsa vs..) hacı bektaşın evli olduğudur. tarihte bektaşi tarikatındaki ilk mücerret kimdir? belgelere baktığımızda bu tarihin 15.yya denk geldiğini görürüz. ayrıca şeriat kapısını mücerret geçmek dedeğen kolunda yoktur. babağan kolu böyle bir inanç içindeyse gene saygı duyarız, ama bunu bektaşilein hepsi bunu kabul eder şeklinde derse olmaz.
bakın, hacı bektaşı pir bilen babağanlar, dedeğenler, irandaki ehl-i haklar her konuda ortak noktada birleşemez. ufak tefek farklılıklar olur ama aslolan yoldur, yolun devamlılığı yolun sürülmesidir. ulu olan yoldur, ancak bu yolu sürerkende aynı yolu süren diğer gruplara laf atmak bektaşiliği kendi tekelinize almaya çalışmakta yola ihanettir. bekteşilikte dedeğenlerde vardır(çoğunlukta) babağanlarda vardır, ehl-i hakta(çoğunluklşa dedeğene mensup) vardır. bektaşiliği sadece babağan olarak göstermek hatadır, bu bektaşiliği daraltır.
hacımsultan
28-07-2007, 02:16 AM
DÜZELTME:
o hikayeye de batın gözle bakarsanız
yerine:
o hikayeye da zahir gözle bakarsanız
olacaktır, kusura bakmayın...
Fukara-i Abdal
31-07-2007, 04:23 AM
Bismişah Allah Allah
Yıllardır Aynı konu Değişilmes Hacı Bektaşi Veli Evlendimi Evlenmedi.Alevi Bektaşilerin En buyuk ayrım noktası burda oluştu ama gereksiz bir konu isterse nasıl diyeyim yoldan bile gelmesi gerekse bile bir Ehlibeyte bel evladına balı olması gerekiyor bu yol uzerinde ama Bektaşilik Daha duzenli bir sekilde yolunu suruyor ama Postniş olan Dede Suan anadolu Alevilerince Veliyuttin Ulusoy yürütüyor Misal Dertli Dİvani Nasibin Burdan almıştır Ama bektaşilik yy. farklı bir Mucerretlik tartışması olaydın dolayı Babagan kolu dediğimiz ve yoldan gelip pişenlerin halk tarafından secilmesi ile oluyor bunda belli bir fark gormek olanaksız cunki hakikat yolunda ilerlemeye engel olmuyor onemli olan insanca yaşamak ve bu yola sahip cıkmak aynı yerden akmak için saygı hosgoru ve sevgi ile pişmeye calışmalayız ayrım noktalarını degilde aynı noktaları bularsak bu yol birlik olur ikinici bir Husus Talip Kendi Rehberini kendi secer ve bu yuzden bırakalımda talibler Pirini rehberini Mürşidini secsinler bunuda secerlerken gonulu nasıl tarif ediyorsa ole yapsınlar..
Gercek Erenler Demine Hü
çömez
31-08-2007, 10:52 PM
ikinici bir Husus Talip Kendi Rehberini kendi secer ve bu yuzden bırakalımda talibler Pirini rehberini Mürşidini secsinler bunuda secerlerken gonulu nasıl tarif ediyorsa ole yapsınlar..
CAnlar,
Sn.Dermani.
Taliler, Pirlerini,Mürşitlerini seçmiştir,
Oçaklara bağlı Alevilerin hapsinin Piri,Mürşiti 1000 lerce yıldır vardır,süre gelmiştir,
Pir oçakları kendi içlerinde POST DEDSİ için seçim yapablirler, onun dışında,
Yaniden,Pir ,Mürşit seçme yoktur,
Özel haller dışında, gerkirse onu sonra anlatırız.
Fukara-i Abdal
01-09-2007, 12:35 AM
CAnlar,
Sn.Dermani.
Taliler, Pirlerini,Mürşitlerini seçmiştir,
Oçaklara bağlı Alevilerin hapsinin Piri,Mürşiti 1000 lerce yıldır vardır,süre gelmiştir,
Pir oçakları kendi içlerinde POST DEDSİ için seçim yapablirler, onun dışında,
Yaniden,Pir ,Mürşit seçme yoktur,
Özel haller dışında, gerkirse onu sonra anlatırız.
Bak Pir Bellidir buna lafımız Yok zaten Ama senin bağlı Olduğun Dede Pirindir Rehberindir Muhammed Ali'dir ...Manamız ordan geliyor Ama Ben diğerleri gibi Sadece Kendi Ocağımın Pirlerini Övmem Cümlesini Över Sayarım yani Düzgün Baba diyorum överler Emirsultan deyince susuyorlar yada Cemalleddin Veli diyorum Överler Ama Pir Abdal Murat diyorum bilmiyorlar Biz Cumlesine Ezeli Hak Bildik Buda GÖnülde bellidir ...Başka bir Şey aramaya gerek yok ....
Bir Mevlevi Hacı Bektaşi Veli'yi Evliyullah görür Ama Piri Mevlana'dır yada Biz MEvlanayı Hak Eren KAbul Ederiz Ama Hacı Bektaşi Veli'dir Pirimiz İsteyen istediğini SEcer Buda Onların Bizim içimizdeki Odunu yakması ile uyanır....
Gerçek ERenler Demine Hüü...
CanNesimi
01-09-2007, 01:42 AM
Bu konu hakkında bütün üyelerin görüşlerini öğrenmek istiyorum.
Sizce Veliyettin Ulusoy, Hacı Bektaş dergahının postnişini midir?
yanlış soru. veliyettin ulusoy kendiside ifade ettiği gibi 1994 ten beri dergahın postnişinidir...bunun sizcesi bizcesi yoktur bana göre.
postnişin bellidir, veliyettin ulusoy'dur. ha isteyen kabul eder isteyen kabul etmez. bu konuda herkes hürdür. ama burada ulusoy postnişin olup olmadıgını sormak hiç mantıklı degildir.
Sevgili büyüğüm Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" midir? değilmidir? tartışması bana göre şöyle sorulmalıdır. Kim Veliyettin Ulusoy'un "post nişin" seçti???
Daha düne kadar, Alevililk din değil- bir yaşayış tarzıdır diyenlere, Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerrettir, asla çocuğu yoktu, diyenler, Ne olduda bu gün fikirlerini değiştirip Hünkar evladı diyerek, birini "post nişin" seçtiler.
sonuş olarak birilerinin post nişin olması değilde, post nişin olan kişiyi kimselerin bu makama oturttuğu önemlidir. Turgut Ökerin seçtiği "post nişin" biz Dedeleri nekadar temsil edebilir???
sayın boztepe veliyettin ulusoy'u aabf postnişin secmemiştir. ulusoy 1994 ten beri postnişindir...aabf 1994 ten beri postnişin olan veliyettin ulusoy'un inançsal otoriteleri oldugunu ilan etmiştir. ki bütün alevi derneklerinin yapması gerekende budur. anladık aabf yi sevmiyorsunuz, her fırsatta eleştireceksiniz de biraz destekli eleştirin.
benim konuya bakış acıma gelince...ulusoy pirimizi yakın görme fırsatım olmadı ama bir cok mülakatını okudum, begendim ve yanından hiç ayırmadıgı icazetlisi dertli divani baba da benim acımdan iyi bir referanstır. dolayısıyla bende bir alevi olarak veliyettin ulusoy un postnişinliği ni tanıyor,bizim adımıza artık sivil toplum kurulusu görünümündeki derneklerin degil "sercesme"nin bir otorite olma zamanının geldigini düsünüyorum. umarım günün birinde ulusoy ve divani babanın yürüttüğü cemlerden birine girmek nasip olur.
Alevi camiyasında yer edinebilmek için, Veliyettin Ulusoy gibi değerli bir insanı kulllanmaları hiçte hoş değil. ve sevgili Veliyettin Ulusoy'un bu oyuna alet edilmeside hoş değil. Bundan adım kadar eminimki, Alevi camiyası içinde yer edindikten sonra Veliyettin Ulusoy'u bir kenara atacaklar.
ayrıca bu yazdıklarınız cok çirkin. bir postnişin kendisini kullandırtmayacak yapıda bir insandır. cem vakfıyla ilişki içerisine girseydi eminim ki öve öve bitiremezdiniz. size tavsiyem farklı bir görüşü de duymak adına dertli divaninin cem vakfı hakkındaki fikirlerini okumanız. forumda cem vakfı bölümünde mevcuttur.
güldünya
01-09-2007, 02:17 AM
Bence kendisi o posta yakışıyor ve gereklerinide yerine getiriyor. Neden aleviler arasına ikilik sokuyoruz bu tip konularla bir anlam veremiyorum . Bu tip konular zaten alevi toplumu içerisinde çözüme ulaştırılabilecek şeylerdir. Eğer cemaat kendisini sevmiyor ve benimsemiyorsa bunu belli eder, tuttuğu cemlere katılmaz, bir dedeye gösterilern saygıyı göstermez ve o ya kendini düzeltir yada gitmek zorunda kalır...
çömez
02-09-2007, 12:21 AM
Bak Pir Bellidir buna lafımız Yok zaten Ama senin bağlı Olduğun Dede Pirindir Rehberindir Muhammed Ali'dir ...Manamız ordan geliyor Ama Ben diğerleri gibi Sadece Kendi Ocağımın Pirlerini Övmem Cümlesini Över Sayarım yani Düzgün Baba diyorum överler Emirsultan deyince susuyorlar yada Cemalleddin Veli diyorum Överler Ama Pir Abdal Murat diyorum bilmiyorlar Biz Cumlesine Ezeli Hak Bildik Buda GÖnülde bellidir ...Başka bir Şey aramaya gerek yok ....
Bir Mevlevi Hacı Bektaşi Veli'yi Evliyullah görür Ama Piri Mevlana'dır yada Biz MEvlanayı Hak Eren KAbul Ederiz Ama Hacı Bektaşi Veli'dir Pirimiz İsteyen istediğini SEcer Buda Onların Bizim içimizdeki Odunu yakması ile uyanır....
Gerçek ERenler Demine Hüü...
sn:deRMANİ,
Bu sözlerinize eyvallah,
Bende yazımda,yeniden pir seçilmiyeceği yönündedir,bunuda açıkca yazdım,
Eri,Erden seçen Kördür diye bir deyimimiz vardır,
Hayır İSTEYEN ,İSTEDİNİ SEÇEMEZ,
Bir oçak Alevisinin PİRİ vardır, ona bağlıdır,amma hiç bir piride, o küçük,bu büyük demez aynı saygı,sevgi,hürmet ile sever,bağlıdır,
Sn.Dermani,
İsteyen İstediğini seçeden maksat nedir.
Atıyorum,Ben YALINCAK oçağına bağlıyım,Ondan vazgeçtim,OTMAN BABA oçağı benim pirim diye billirmiyim,Artık yalıncak benim PİRİM değildir deme yetkim var mı? Varsa Dayanak nedir,Neye göre.
Sağlıcakla Kalın.
polata
02-09-2007, 08:35 PM
yanlış soru. veliyettin ulusoy kendiside ifade ettiği gibi 1994 ten beri dergahın postnişinidir...bunun sizcesi bizcesi yoktur bana göre.
postnişin bellidir, veliyettin ulusoy'dur. ha isteyen kabul eder isteyen kabul etmez. bu konuda herkes hürdür. ama burada ulusoy postnişin olup olmadıgını sormak hiç mantıklı degildir.
sayın boztepe veliyettin ulusoy'u aabf postnişin secmemiştir. ulusoy 1994 ten beri postnişindir...aabf 1994 ten beri postnişin olan veliyettin ulusoy'un inançsal otoriteleri oldugunu ilan etmiştir. ki bütün alevi derneklerinin yapması gerekende budur. anladık aabf yi sevmiyorsunuz, her fırsatta eleştireceksiniz de biraz destekli eleştirin.
benim konuya bakış acıma gelince...ulusoy pirimizi yakın görme fırsatım olmadı ama bir cok mülakatını okudum, begendim ve yanından hiç ayırmadıgı icazetlisi dertli divani baba da benim acımdan iyi bir referanstır. dolayısıyla bende bir alevi olarak veliyettin ulusoy un postnişinliği ni tanıyor,bizim adımıza artık sivil toplum kurulusu görünümündeki derneklerin degil "sercesme"nin bir otorite olma zamanının geldigini düsünüyorum. umarım günün birinde ulusoy ve divani babanın yürüttüğü cemlerden birine girmek nasip olur.
ayrıca bu yazdıklarınız cok çirkin. bir postnişin kendisini kullandırtmayacak yapıda bir insandır. cem vakfıyla ilişki içerisine girseydi eminim ki öve öve bitiremezdiniz. size tavsiyem farklı bir görüşü de duymak adına dertli divaninin cem vakfı hakkındaki fikirlerini okumanız. forumda cem vakfı bölümünde mevcuttur.
Sn.CanNesimi,
AABF'nun resmi kuruluş tarihi 17.01.1991 yılında ise Federasyon tüzüğü onaylanarak resmiyet kazanmıştır. http://www.alevi.com/aabf0+M5e59f9aec9f.html
Sn.Velayettin Ulusoy kendisinin 1994 yılından beri postnişin olduğunu beyan etmektedir. Diyorsunuz ki aabf 1994 ten beri postnişin olan veliyettin ulusoy'un inançsal otoriteleri oldugunu ilan etmiştir. 1991 yılında kurulan AABF, 1994 yılında kendisini postnişin ilan eden Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini tanımak için neden 12 yıl beklemiştir.
Hani AABF 2005 yılında kurulmuş olsada 2006 yılında Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini kabul etse sözüm olmaz. Ancak kuruluşundan sonra gelen bir olayı kabul etmek için 12 yıl beklemek neden?
veliyettin ulusoy'u aabf postnişin secmemiştir. ulusoy 1994 ten beri postnişindir...aabf 1994 ten beri postnişin olan veliyettin ulusoy'un inançsal otoriteleri oldugunu ilan etmiştir. Yukarıdada dediğim gibi AABF'nin bu ilanı yapmak için 12 yıl beklemesine neden nedir? AABF, Velayettin Ulusoy'u 12 yıl boyunca gözlemlemiş sonra mı inançsal otorite olmasını uygun bulmuştur?
Bir diğer husus inançsal otorite kavramı, geçmişinde ocak, el ele el Hakka sistemi olan ancak buna karşın yanlış olan soya dayalı postnişinlik ile aynı mıdır?
4 kapı 40 makam teorisini göz önünde bulundurduğumuzda postnişinliğin inançsal otorite olması için eğitimin mürşit olmanın ve mürşitten almanın geçerli olması gerekmektedir.
Velayettin Ulusoy'un postnişinliği tıpkı Cumhuriyet öncesinde Bektaşi dergahının soya dayalı postnişinliği gibidir ki bu da inançsal otoriteden çok siyasal/yönetimsel otoritedir. Keza bugün insanlığın geldiği noktada ister yönetimsel isterse inançsal olsun otoriyeti eğitime dayalı mürşitliğe bağlamadığımızda karşımıza sizin kabul etmediğiniz soru çıkar.
Bir diğer önemli nokta da Anadolunun çeşitli bölgelerinde Çelebi postnişinliğine bağlı yerleşim yerleri bulunmakta olup acaba bu yerlerdeki Çelebi Bektaşilerinin ne kadarı Velayettin Ulusoy'un postnişinliğinden haberdar, ne kadarı bu postnişinliği tanımıştır?
Saygılarımla....
çömez
02-09-2007, 09:47 PM
SN:Polata
Yanıtınızda ne demek istediğiniz net değil gibi geldi,açılımla getirmemişsiniz.
Sn.CanNesimi,
AABF'nun resmi kuruluş tarihi http://www.alevi.com/aabf0+M5e59f9aec9f.html
Sn.Velayettin Ulusoy kendisinin 1994 yılından beri postnişin olduğunu beyan etmektedir. Diyorsunuz ki 1991 yılında kurulan AABF, 1994 yılında kendisini postnişin ilan eden Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini tanımak için neden 12 yıl beklemiştir.
sizce niye beklediler,
Hani AABF 2005 yılında kurulmuş olsada 2006 yılında Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini kabul etse sözüm olmaz. Ancak kuruluşundan sonra gelen bir olayı kabul etmek için 12 yıl beklemek neden?
Evet niye,kafanızdaki düşünce nedir,yani karşılıklı bunlar,çıkar ilişkileri içindemidir,
Bu çıkarları nedir, neler olabilir.
Yukarıdada dediğim gibi AABF'nin bu ilanı yapmak için 12 yıl beklemesine neden nedir? AABF, Velayettin Ulusoy'u 12 yıl boyunca gözlemlemiş sonra mı inançsal otorite olmasını uygun bulmuştur?
Belki böyle bir eksiklik hizzetmişlerdir,aleviğin İNANÇ boyutunuda olduğunu ve bununda bir BAŞ ının olması gerektiğini düşünmüş olamazlarmı,? yada başka bir neden varmıdır,
Gizemli sorular yerine düşüncelerimiz yazsak, yada bu konuda elinizde bilgiler varsa onu yazsanız, daha hoş olrdu sanırım.
Bir diğer husus inançsal otorite kavramı, geçmişinde ocak, el ele el Hakka sistemi olan ancak buna karşın yanlış olan soya dayalı postnişinlik ile aynı mıdır?
Bence aynıdır,evet o dur.El, ele,El hakka baplılık konusu OÇAKLARIN bir birine bağlılığı, ve Son ocaçında Hacıbektaş olmasıdır,
Tüm ocaklar, SOT a bağlıdır. işleyiş aynıdır,sanırım CELEBİLERDE SOY dan dır. bunda bi yanlışlık yok.
4 kapı 40 makam teorisini göz önünde bulundurduğumuzda postnişinliğin inançsal otorite olması için eğitimin mürşit olmanın ve mürşitten almanın geçerli olması gerekmektedir.
Burada eksik olan nedir,O oçak MÜRŞÜT ocağı değimi, Secereleri veren,en üstteki el onlar değilmi,
Velayettin Ulusoy'un postnişinliği tıpkı Cumhuriyet öncesinde Bektaşi dergahının soya dayalı postnişinliği gibidirBöyle olmasının sakıncası nedir, ve o gelenek Cumhuriyet ile birlikte terk edilmelimiydi?Anlayamadım. ki bu da inançsal otoriteden çok siyasal/yönetimsel otoritedir. Keza bugün insanlığın geldiği noktada ister yönetimsel isterse inançsal olsun otoriyeti eğitime dayalı mürşitliğe bağlamadığımızda karşımıza sizin kabul etmediğiniz soru çıkar.
Aleviliği sadece İNANC boyutunda tutarsan,Aleviliği TOPAL birakırsın,
Alevilik,Bir yaşam,hayat, tabiki onun,Siyasal duruşu,YÖNETİMSEL yanı olacaktır,ve olagelmiştir. Alevi isyanlarının,alevi KATLİAMLARININ nedeni sence nedir,
Ssadece İNANÇSAL mıdır? hayır,Alevilik YAŞAMDAKİ/HAYATTAKİ ne varsa onunla bağlantılıdır.
Bir diğer önemli nokta da Anadolunun çeşitli bölgelerinde Çelebi postnişinliğine bağlı yerleşim yerleri bulunmakta olup acaba bu yerlerdeki Çelebi Bektaşilerinin ne kadarı Velayettin Ulusoy'un postnişinliğinden haberdar, ne kadarı bu postnişinliği tanımıştır?
Anadoluda Aleviler,Çelebiler, ona bakmazlar, onlara gelip,hizmeti,yapmak,yolu sürmektir önemli olan,
Yoksa DELLAL çıkarıp herkese duyurmakmı gerekiyor,
İlgili olnlar bunu bilir,
Kırsal kesimde de bu böyledir,
Hiç bir talip,Pirinin,Piri ,kimdem icazet aldımı,almadımı diye ona bakmaz,
böyle bir gelenekte yok,
Varsa da en azından ben bilmiyorum,
Saygılarımla....
Sağlıcakla kalın,
polata
03-09-2007, 12:18 AM
SN:Polata
Yanıtınızda ne demek istediğiniz net değil gibi geldi,açılımla getirmemişsiniz.
Sağlıcakla kalın,
Sn.çömez,
AABF'nin neden 12 yıl beklediğini konusunda
sizce niye beklediler,
Evet niye,kafanızdaki düşünce nedir,yani karşılıklı bunlar,çıkar ilişkileri içindemidir,
Bu çıkarları nedir, neler olabilir.
Belki böyle bir eksiklik hizzetmişlerdir,aleviğin İNANÇ boyutunuda olduğunu ve bununda bir BAŞ ının olması gerektiğini düşünmüş olamazlarmı,? yada başka bir neden varmıdır,
Gizemli sorular yerine düşüncelerimiz yazsak, yada bu konuda elinizde bilgiler varsa onu yazsanız, daha hoş olrdu sanırım.
Sorduğunuz bu sorulara yanıt verebilmem için AABF'nin içinde yer almam gerekir. Benim gibi hiç bir örgütlenem içinde yer almayan birisinin aklına takılan soruları belirtmesi normal, bu sorulara kendince cevaplar vermesi ise eksik olur.
Bence aynıdır,evet o dur.El, ele,El hakka baplılık konusu OÇAKLARIN bir birine bağlılığı, ve Son ocaçında Hacıbektaş olmasıdır,
Tüm ocaklar, SOT a bağlıdır. işleyiş aynıdır,sanırım CELEBİLERDE SOY dan dır. bunda bi yanlışlık yok.
Burada eksik olan nedir,O oçak MÜRŞÜT ocağı değimi, Secereleri veren,en üstteki el onlar değilmi,
Böyle olmasının sakıncası nedir, ve o gelenek Cumhuriyet ile birlikte terk edilmelimiydi?Anlayamadım Hünkar'ın görüşlerinde soy kavramını bulamazsınız. Hünkar ile birlikte 4 kapı 40 makam yapısına baktığımızda karşımıza soy veya bel değil yol kavramı çıkar.
Hacı Bektaş dergahı, Anadolu daki bütün ocakların bağlı olduğu, son ocak veya serçeşme olduğu yanılgıdır. Hacı Bektaş dergahı Çelebi ve Babağan Bektaşileri için bir serçeşme, en üst makam olduğu doğrudur. Ancak ocakzade dedeliğin hüküm sürdüğü ocaklar için bunu söylemek yanlıştır.
Gelenek, doğmatik inançalrın yenilenmesi, gelişiminin Cumhuriyet ile alakası sizde kabul edersiniz olamaz. İnsanlık tarihinde ki en büyük gelişim ve ilerleme 20. asır içerisinde gerçekleşmiştir. Yoksa Cumhuriyet geldi hadi gelişelim, hadi ilerleyelim gibi uçuk söylemler olamaz. Cumhuriyet ile birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmasından en fazla Alevi-Bektaşi kesim etkilenmiştir. Onun öncesinde ki sistem (doğru veya yanlış) inancın uygulanmasını sağlamaktadır. Ancak ocakların, tekkelerin, dergahların kapatılması ile durağan bir döneme giren inanç hem toplumda inançsal kesintiye neden olmuştur. Bu durağanlık ve kesinti gelişme ve ilerleme kavramlarını içinde barındıran Alevi-Bektaşi inancının 20. asırın fen ve sosyal bilimlerdeki gelişiminden faydalanmasına neden olmuştur. Yazının o kısmında vurgulanmak istenilen budur.
Aleviliği sadece İNANC boyutunda tutarsan,Aleviliği TOPAL birakırsın,
Alevilik,Bir yaşam,hayat, tabiki onun,Siyasal duruşu,YÖNETİMSEL yanı olacaktır,ve olagelmiştir. Alevi isyanlarının,alevi KATLİAMLARININ nedeni sence nedir,
Ssadece İNANÇSAL mıdır? hayır,Alevilik YAŞAMDAKİ/HAYATTAKİ ne varsa onunla bağlantılıdır. Her din ve inanç doğal bir şekilde kişinin ve toplumun yaşamsal ve kültürsel alnını etkilemektedir. Fakat bu durum din ve inancı salt yaşam alanına, kültür konumuna sokmaz. Kültürün bir parçası, bir unsuru olmaktan öteye götürmez.
Her hangi bir dini veya inancı bütünü ile yaşamsal alana ve kültüre bağlantılı kılmak, ona siyasi, yönetimsel unsurları vermek o dini veya inancı topallıktan öte ayaksız bırakır.
Benim yazdığım Bir diğer önemli nokta da Anadolunun çeşitli bölgelerinde Çelebi postnişinliğine bağlı yerleşim yerleri bulunmakta olup acaba bu yerlerdeki Çelebi Bektaşilerinin ne kadarı Velayettin Ulusoy'un postnişinliğinden haberdar, ne kadarı bu postnişinliği tanımıştır? bu cümleleri sanırım yanlış anlamışsınız ki Anadoluda Aleviler,Çelebiler, ona bakmazlar, onlara gelip,hizmeti,yapmak,yolu sürmektir önemli olan,
Yoksa DELLAL çıkarıp herkese duyurmakmı gerekiyor,
İlgili olnlar bunu bilir,
Kırsal kesimde de bu böyledir,
Hiç bir talip,Pirinin,Piri ,kimdem icazet aldımı,almadımı diye ona bakmaz,
böyle bir gelenekte yok,
Varsa da en azından ben bilmiyorum, diyorsunuz. Velayettin Ulusoy, babasının ölümünden sonra yani 1994 de yılında postnişin olduğunu beyan etmektedir. Aradan 12 yıl geçmiş acaba Çelebi Bektaşiliğine bağlı toplumun ne kadarı bundan haberdar olmuş? Diyorsunuz ki Dellal çağırıp duyurmak mı gerekiyor, demk ki Velayettin Ulusoy gezmemiş, kendisine bağlı ocakları dolaşmamış, Çelebi Bektaşilerinin yanına uğramamış. Babam öldü postnişin benim demiş. İlgili olan anlar bunu diyorsunuz, nasıl anlayacak Velayettin Ulusoy dergahta post'a oturmuş duruyor, talipler dergaha gidip onu mu göremiyor?
Sağlıcakla kalın...
çömez
03-09-2007, 03:21 AM
SN:Polata,
Sorduğunuz bu sorulara yanıt verebilmem için AABF'nin içinde yer almam gerekir. Benim gibi hiç bir örgütlenem içinde yer almayan birisinin aklına takılan soruları belirtmesi normal, bu sorulara kendince cevaplar vermesi ise eksik olur.
Bu çekincenize katılıyorum,
Yazınıza farklı anlam veren ben oldum ,deyim,
ançak daha önce bu şekilde yazılsa yani daha NET söylem olsa idi,neyse ,ban anlamaıdım,haklısın.
Hünkar'ın görüşlerinde soy kavramını bulamazsınız. Hünkar ile birlikte 4 kapı 40 makam yapısına baktığımızda karşımıza soy veya bel değil yol kavramı çıkar.
Bunda da,haklısın,
ançak Hünkardan Sonra oluşan ocaklar ve,önceden var olanlar SOYDAN devam etmişlerdir,
Şıh Hasan ocağı gibi,onlarda da,SOY sürmektedir,Gelenek budur,
Çelebielerde de budur,
Alevilikte Sadece BABAGAN larda SOY yoktur, Nasip vardır,Yani bilgi,birikim,
Ancak ocakzade dedeliğin hüküm sürdüğü ocaklar için bunu söylemek yanlıştır.
Bence doğrudur,
Nasıl,
Ankara yöresinden örnek veriyim,
Turabi ocağı, Kalender Vali ya,Kalender Veli,Hasan Dede ye,Hasan dede ,Sucaattin Veli ye, ve bu silsile,Hünkara kadar gider,
Şu anda,Oçakları gören KOL hangisi,ÇELEBİLER değilmi,Babaganlar, a Alevi oçakları görünezler değilmi.
Cumhuriyet ile birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmasından en fazla Alevi-Bektaşi kesim etkilenmiştir. Onun öncesinde ki sistem (doğru veya yanlış) inancın uygulanmasını sağlamaktadır. Ancak ocakların, tekkelerin, dergahların kapatılması ile durağan bir döneme giren inanç hem toplumda inançsal kesintiye neden olmuştur
Size katılıyorum.
Her din ve inanç doğal bir şekilde kişinin ve toplumun yaşamsal ve kültürsel alnını etkilemektedir. Fakat bu durum din ve inancı salt yaşam alanına, kültür konumuna sokmaz. Kültürün bir parçası, bir unsuru olmaktan öteye götürmez.
Her hangi bir dini veya inancı bütünü ile yaşamsal alana ve kültüre bağlantılı kılmak, ona siyasi, yönetimsel unsurları vermek o dini veya inancı topallıktan öte ayaksız bırakır
İnanc ve İdelojiler,toplumların KÜLTÜRÜNÜ ve YAŞAM biçimlerini etkiler,onlara yön verir,yol açar,
Bir iNANCI tek başına değerlendirmek, mümkün olmasa gerek,çünkü,o taoplumun KÜLTÜR VE YAŞAMBİÇİMLERİDE o DİNE yön verir,YAŞAMI ,HAYATI olumlu, olumsuz etkiler,
İnanç tek başına,topluma bişey katmaz,Topal bırakır düşüncesindeyim,
diyorsunuz. Velayettin Ulusoy, babasının ölümünden sonra yani 1994 de yılında postnişin olduğunu beyan etmektedir. Aradan 12 yıl geçmiş acaba Çelebi Bektaşiliğine bağlı toplumun ne kadarı bundan haberdar olmuş? Diyorsunuz ki Dellal çağırıp duyurmak mı gerekiyor, demk ki Velayettin Ulusoy gezmemiş, kendisine bağlı ocakları dolaşmamış, Çelebi Bektaşilerinin yanına uğramamış. Babam öldü postnişin benim demiş. İlgili olan anlar bunu diyorsunuz, nasıl anlayacak Velayettin Ulusoy dergahta post'a oturmuş duruyor, talipler dergaha gidip onu mu göremiyor?
SN: polata,
Konuyu toplarsak,
Velayettin Ulusoy Kimse tarafından tanınmıyor diye bir olay yok,konu niye buraya geldi,
Daha önceki yaımda da belrttiğim givi,
Talibi,Mürşüti kim,Bilmez, bunun peşine düşmez, Pirni tanıması gerken,Taliptir,
Alevilikte,GÖRGÜ dediğimiz, CEM lerin vakti geldiğinde,YIL başladığında,TALİP Pirine,Dedeisne gider,Görülür, yada,Görgü veAbdal MUsa CEm ini yapar-Bazı yörelerde ikisi bir yapılır-Pirini çağırı yapar,
Dergaha gidenler, yada,Hacı Bektaşa gidenler,arayanlar bulur,Görür,
Ve Pirler,Kaneilerine Bağlı OÇAKLARI artık dolaşmıyorlar,
Buda bir gelenek oldu,
GezginciDEDELİK yok denileçek düzeydedir.
Talip hazırlanır,Pirini çağırır, Dede gider, HİZMETİNİ verir.
Sağlıckla kalın.
polata
03-09-2007, 03:59 AM
SN:Polata,
İnanc ve İdelojiler,toplumların KÜLTÜRÜNÜ ve YAŞAM biçimlerini etkiler,onlara yön verir,yol açar,
Bir iNANCI tek başına değerlendirmek, mümkün olmasa gerek,çünkü,o taoplumun KÜLTÜR VE YAŞAMBİÇİMLERİDE o DİNE yön verir,YAŞAMI ,HAYATI olumlu, olumsuz etkiler,
İnanç tek başına,topluma bişey katmaz,Topal bırakır düşüncesindeyim,
SN: polata,
Konuyu toplarsak,
Velayettin Ulusoy Kimse tarafından tanınmıyor diye bir olay yok,konu niye buraya geldi,
Daha önceki yaımda da belrttiğim givi,
Talibi,Mürşüti kim,Bilmez, bunun peşine düşmez, Pirni tanıması gerken,Taliptir,
Alevilikte,GÖRGÜ dediğimiz, CEM lerin vakti geldiğinde,YIL başladığında,TALİP Pirine,Dedeisne gider,Görülür, yada,Görgü veAbdal MUsa CEm ini yapar-Bazı yörelerde ikisi bir yapılır-Pirini çağırı yapar,
Dergaha gidenler, yada,Hacı Bektaşa gidenler,arayanlar bulur,Görür,
Ve Pirler,Kaneilerine Bağlı OÇAKLARI artık dolaşmıyorlar,
Buda bir gelenek oldu,
GezginciDEDELİK yok denileçek düzeydedir.
Talip hazırlanır,Pirini çağırır, Dede gider, HİZMETİNİ verir.
Sağlıckla kalın.
Sn.çömez,
Bir kaç noktada beni anlamanıza, katılmanıza, aynı düşüncelerde bulunmamıza sevindim. Genel izlenimim bir çok noktada buluşabileceğimiz yönünde. Buluşamayacağımız noktalarda ya nüans ya da yaklaşım farkı bulunmakta.
İlk belirtmek istediğim husus kesinlikle Velayettin Ulusoy kimse tarafından tanınmıyor diye bir düşünce içerisine girmedim. Kaldı ki bu düşünce içerisinde olmak 2006 yılında ki AABF'nin Velayettin Ulusoy'u postnişin olarak kabul ettiğini görmezden bilmezden gelmek olur.
Siz talibin pirini tanıması gerek pirine gitmesi gerek olarak konuya değerlendirdikten sonra cem vakti talibin pirine gittiğini ya da ğpirini çağırdığını belirtmişsiniz.
Ocakların olmadığı yerleşimlerde pir (dede) taliplerinin yanına gitmesi bir esas olmuştur. Ancak sizinde belirttiğiniz üzere son dönem içerisinde bu olay nerede ise kalkmıştır. Aslına bakılırsa Alevi toplumunda gerç anlamda bir pir-takil olayı nerede ise kalmamıştır. Söylemden öteye geçmeyen, uygulama bazında toplumun az bir kesimince gerçek anlamda yerine getirilmektedir.
Çelebiler konusuna dönersek 1940-50 yıllarda Ulusoy ailesinin fertleri kendilerine bağlı olan yerleşim yerlerini ziyaret etmekte, her yıl genelde olduğu gibi sonbaharda köylere gitmektedirler. Keza aynı şekilde Çelebilere bağlı yerleşim yerlerinden her yıl Hünkar'ın dergahına ziyaretlerde yapılmaktadır. Ancak tıpkı ocakzadelerde olduğu gibi Çelebilerde de köyleri dolaşmak olayı ortadan kalkmıştır. Bu durum talibin pirini tanıyıp tanımaması olayından çok kişilerin inancı bilip bilmemesini, inancın gerekleri konusunda cahilleşmesine neden olmaktadır.
İnançların yaşam biçimini kültürleri etkilediği konusunda benzer ifadeler kullanmakla birlikte ayrıldığımız noktalar olduğu görülmekte. Siz Bir iNANCI tek başına değerlendirmek, mümkün olmasa gerek,çünkü,o taoplumun KÜLTÜR VE YAŞAMBİÇİMLERİDE o DİNE yön verir,YAŞAMI ,HAYATI olumlu, olumsuz etkiler, tezindesiniz. Kültür dediğimiz iç çeşitliliği bol, toplumun yaşam biçimini, hayata bakış olayını, yaşayış şeklini kısaca toplumun özelliklerini bütün olarak değerlendiren bir olduğa elbette ki dinin veya inancın payı bulunacaktır.
Bunun karşılığında dinin, kültür içerisinde etkileşimide olmak zorundadır. Fakat benim karşı çıktığım nokta dinin veya inancın bütünü ile kültür ve yaşam biçimini etkilediği ve ilk yazınızda yer alan Alevilik,Bir yaşam,hayat, tabiki onun,Siyasal duruşu,YÖNETİMSEL yanı olacaktır kısmıdır. Çünkü bu durumda Alevilik bir inanç değil bir kültür olarak karşımıza çıkar ki buda onun mevcut konumuna uymaz.
Her ne kadar Alevilik veya Sünnilik kültüründe şu vardır diye bazı açılımlar getirsekte bu durum gerçeği yansıtmaz. Çünkü böye bir sentez de nerede ise hayata sizin gibi bakan, yaşam felsefeniz aynı olan ancak inançsal farklılığınız olan bir Sünni komşunuz ile aynı inançsal konumda bulunmanız gerkecektir. Sizin Alevi onun Sünni olduğunu ele aldığımızda bunun gerçekçi olmadığı ortaya çıkmaktadır.
Bu ve benzerlerinden ötürü Aleviliğin siyasal duruşu, yönetimsel anlayışı, yaşam ve hayat şekli olarak değerlendiremeyiz. İnançların toplumun kültür ve yaşamına etkisini göz ardı edemiyeceğimiz gibi inançları yaşam biçimine, siyasi duruşa da bağlayamayız.
Saygılarımla...
polata
03-09-2007, 04:04 AM
SN:Polata,
SN: polata,
Konuyu toplarsak,
Velayettin Ulusoy Kimse tarafından tanınmıyor diye bir olay yok,konu niye buraya geldi,
Bu arada bir anektotu yazma gereği duydum.
Velayettin Ulusoy, doğal olarak Ulusoy ailesinden. Hacı Bektaş Dergahı şu anda müze konumunda. Hacı Bektaş ilçesinde Ulusoylar Dergâhı’ bulunmakta buranında dedesi Mehmet Münir Ulusoy olarak geçmekte.
CanNesimi
04-09-2007, 07:02 AM
Sn.CanNesimi,
AABF'nun resmi kuruluş tarihi
17.01.1991 yılında ise Federasyon tüzüğü onaylanarak resmiyet kazanmıştır.
Sn.Velayettin Ulusoy kendisinin 1994 yılından beri postnişin olduğunu beyan etmektedir. Diyorsunuz ki
aabf 1994 ten beri postnişin olan veliyettin ulusoy'un inançsal otoriteleri oldugunu ilan etmiştir.
1991 yılında kurulan AABF, 1994 yılında kendisini postnişin ilan eden Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini tanımak için neden 12 yıl beklemiştir.
Hani AABF 2005 yılında kurulmuş olsada 2006 yılında Velayettin Ulusoy'un postnişinliğini kabul etse sözüm olmaz. Ancak kuruluşundan sonra gelen bir olayı kabul etmek için 12 yıl beklemek neden?
Sevgili polata abi,
dogrusu bu sorularınıza yanıt verebilecek durumda degilim çünkü ne aabf yöneticisiyim ne de üyesi. cok acıkki bu soruların muhatabı ben degilim...sizin bildiginiz birseyler varsa bizimle paylaşabilirsiniz.
Bir diğer husus inançsal otorite kavramı, geçmişinde ocak, el ele el Hakka sistemi olan ancak buna karşın yanlış olan soya dayalı postnişinlik ile aynı mıdır?
polata abi, biliyoruz ki postnişinlik için sadece soydan gelmek tek belirleyici degildir. bilgisi,görgüsü,inancı olmayan kişi sadece soydan geldigi için ne postnişin olur ne de dede olur. aksi durumda talipler zaten bahsi gecen kişileri "eler". eminimki veliyettin ulusoy bu görevi sadece çelebi soylu oldugu için edinmedi. etrafında bu kadar talip,ocak,dede varsa elbet vardır bir hikmeti...
4 kapı 40 makam teorisini göz önünde bulundurduğumuzda postnişinliğin inançsal otorite olması için eğitimin mürşit olmanın ve mürşitten almanın geçerli olması gerekmektedir.
şu anki durum da böyle degil mi zaten...veliyettin ulusoy hakkında bildiginiz farklı seyler varsa lütfen paylaşın ki bizde bilgilenelim???
Velayettin Ulusoy'un postnişinliği tıpkı Cumhuriyet öncesinde Bektaşi dergahının soya dayalı postnişinliği gibidir ki bu da inançsal otoriteden çok siyasal/yönetimsel otoritedir. Keza bugün insanlığın geldiği noktada ister yönetimsel isterse inançsal olsun otoriyeti eğitime dayalı mürşitliğe bağlamadığımızda karşımıza sizin kabul etmediğiniz soru çıkar.
polata abi zaten gecmişteki sistemde de dedeler evlerinde ailelerinden egitim alıyor, buna göre yetiştirilmiyormuydu? ayrıca mürsitlik yolu sadece dede cocuklarına acık degildir. dileyen 4 kapı 40 makamı uygulayıp, dergahtan icazet alıp pirlik yapabilmektedir.
Bir diğer önemli nokta da Anadolunun çeşitli bölgelerinde Çelebi postnişinliğine bağlı yerleşim yerleri bulunmakta olup acaba bu yerlerdeki Çelebi Bektaşilerinin ne kadarı Velayettin Ulusoy'un postnişinliğinden haberdar, ne kadarı bu postnişinliği tanımıştır?
bir baska "siyah nokta"...tekrar söylemekte fayda var...sevgili polata abi veliyettin ulusoy hakkında bizim bilmedigimiz malumatınız varsa lütfen bizimle paylasın ki bizde faydalanalım...aksi taktirde bu sekilde zan altında bırakıcı sözler sarfetmek dogrusu size yakışmıyor.
polata
04-09-2007, 09:00 PM
Sevgili polata abi,
dogrusu bu sorularınıza yanıt verebilecek durumda degilim çünkü ne aabf yöneticisiyim ne de üyesi. cok acıkki bu soruların muhatabı ben degilim...sizin bildiginiz birseyler varsa bizimle paylaşabilirsiniz.
Sevgili CanNesimi,
Sn.çömez'in benzer türde sorduğu soruya verdiğim yanıtta yazdığım gibi Sorduğunuz bu sorulara yanıt verebilmem için AABF'nin içinde yer almam gerekir. Benim gibi hiç bir örgütlenem içinde yer almayan birisinin aklına takılan soruları belirtmesi normal, bu sorulara kendince cevaplar vermesi ise eksik olur.
polata abi, biliyoruz ki postnişinlik için sadece soydan gelmek tek belirleyici degildir. bilgisi,görgüsü,inancı olmayan kişi sadece soydan geldigi için ne postnişin olur ne de dede olur. aksi durumda talipler zaten bahsi gecen kişileri "eler". eminimki veliyettin ulusoy bu görevi sadece çelebi soylu oldugu için edinmedi. etrafında bu kadar talip,ocak,dede varsa elbet vardır bir hikmeti...
polata abi zaten gecmişteki sistemde de dedeler evlerinde ailelerinden egitim alıyor, buna göre yetiştirilmiyormuydu? ayrıca mürsitlik yolu sadece dede cocuklarına acık degildir. dileyen 4 kapı 40 makamı uygulayıp, dergahtan icazet alıp pirlik yapabilmektedir.
Mesajınızda yer alan bu iki parargafta yanlışınız olduğunu düşünüyorum.
Bektaşiliğin iki kolu olup bu kolların ayrı liderlik makamları vardır Kısaca ifade etmek gerekir ise Çelebiler postnişinliğe oturur, babağan kolunda ise Dedebaba olunur.
Postnişinliği oturmanın ilk şartı Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin bel soyundan geldiklerini ileri süren Çelebi ailesinden olmaktır. Bu ilk şartı yerine getirme şansınız yoksa zaten postnişin olamazsınız.
Sn.Velayettin Ulusoy'un açıklamasına dikkat ederseniz Ben kan olarak Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geliyorum. 32. postnişinim. Biz dergâha bağlı olan Alevileri temsil ediyoruz. Ben babamın vefat ettiği 1994'ten bu yana bu toplumun sosyal lideriyim. kan ve soy olayını çok net bir şekilde ifade etmektedir.
4 kapı 40 makamdan bahsederiz marifet kapısı bir anlamda mürşitliktir. Keza Bektaşiliğin Babağan kolunda bu sistem tarikat metotlarıyla bütünü ile uygulanmaktadır. Ancak dede soyundan yani evlad-ı resul veya ehl-i beyt soyundan olmayan birisinin ocakta eğitim alıp icazet olayı sadece rehber dedelik için geçerlidir. Bu durumun Ocakzadelikte bütünü ile uygulanmaktadır. Çelebilik Bektaşiliğinde ise dergahta alınacak eğitim ile bahsettiğiniz icazet verilse bile bu icazet o kişinin dergah postnişinliğine oturmasına olanak vermez. Çünkü yine devreye kan bağı, soy girer.
] bir baska "siyah nokta"...tekrar söylemekte fayda var...sevgili polata abi veliyettin ulusoy hakkında bizim bilmedigimiz malumatınız varsa lütfen bizimle paylasın ki bizde faydalanalım...aksi taktirde bu sekilde zan altında bırakıcı sözler sarfetmek dogrusu size yakışmıyor.
Sevgili CanNesimi, Velayettin Ulusoy'u nasıl bir zan altında bıraktığımı anlayamadım. Ben sadece dışarıdan bakan, örgütlerle alakası olmayan, baba tarafı Çelebi Bektaşiliğine bağlı ve de zamanında Ulusoy ailesinin her yıl uğradığı bir köyden olarak aklıma takılan kimi soruları yönelttim.
Burada ne Ulusoy ailesi ne de Velayettin Ulusoy hakkında karalayıcı, aşağılayıcı, yanlış düşüncelere yönlendiren bir kelime bile yazmadığımı düşünüyorum.
Sn.Velayettin Ulusoy Hacı Bektaş Veli dergâhı, Alevi Bektaşi piramidinin en üst noktasında yer alır. Bu postnişinin etrafında dede ocakları bulunur........Biz dergâha bağlı olan Alevileri temsil ediyoruz. Ben babamın vefat ettiği 1994'ten bu yana bu toplumun sosyal lideriyim. Postnişinin fonksiyonu; dedeleri kontrol etmek, halk arasındaki ihtilafları çözmektir..... derken, benim bu dediklerine vede çevreme bakıp bir değerlendirmede bulunmam ve sorular ortaya dökmem zan altında bırakmak olmasa gerek.
Velayettin Ulusoy, dergaha bağlı Alevileri temsil ettiğini, en üst noktada yer aldığını, görevini ise kendine bağlı dedeleri kontrol etmek ve halk arasındaki ihtilafları çözmek olduğunu belirtmiş, bizimde sorularımız onun bu sözlerine bakarak ortaya çıkmıştır.
Sevgi ve saygılarımla..
alevi_prenses
07-04-2008, 02:22 AM
postnişini dedeler seçmelidir diyen canlara bir tek sözüm var dedeler talibin başıdır pirlerin başı değildirler.dedeler hacı bektaşa bağlıdırlar yani veliyettin ulusoy gibi hacı bektaş soyundan gelen ve bu yolda dedelerden önce gelen saygın kişilere bağlıdırlar.bu yüzden eleştiri yaparken dikkatli olalım.eleştirdiğimiz kişilere bir bakalım.veliyettin ulusoy gibi önderlerini alevi bektaşi halk seçmiştir zaten.dedelerin tekrar seçmesine gerek yoktur.BU SAYGIN KİŞİLER DEĞİLDE BUGÜN CEM VAKFININ LİDERİMİ OLSUN POSTNİŞİN:D:DGÜLDÜRMEYİN İNSANLARIN KAFASINI BÖYLE POPÜLER LAFLARLA DOLDURMAYIN.HACI BEKTAŞ SOYUNDAN GELEN İNSANI KABUL ETMEYEN KİŞİ ALEVİ OLAMAZZZZZZZZZZ.SİZLERİ KINIYORUM.BURDA SİNAN BOZTEPE DENİLEN ŞAHSI CEM TVDEN TANIORUZ.KENDİSİ İZZETTİN DOĞANIN DEDELERİNDENDİR.BÖYLE KONUŞMALAR YAPMASIDA DOĞALDIR.TIPKI İZZETTİN DOĞAN GİBİ POPÜLER KONUŞMALAR YAPMASI DOĞALDIR.CEM VAKFI VE DEDELERİ BU YOLUN ÖNDERLERİNİ ELEŞTİRCEKLERİNE ÖNCE DÖNÜP Bİ KENDİLERİNE VE LİDERLERİNE BAKSINLAR.YAPMAYA ÇALIŞTIKLARI ŞEY AÇIKCA ORTADA CANLAR ALDANMAYINN KULLANILMAYIN.BU YOL İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYAN PİRLERİMİZE SAYGISIZLIK ETMEYELİM.VELİYETTİN ULUSOY HACIBEKTAŞ SOYUNDAN GELMEKTEDİR VE BU YOLUN ÖNDERLERİNDENDİR.BU GERÇEĞİ NE CEM VAKIFCILAR NEDE Bİ BAŞKASI DEĞİŞTİREBİLİRLER.UNUTMAYIN DEDELER HACIBEKTAŞ DERGAHINA BAĞLIDIRLAR.VE VELİYETTİN ULUSOYUN POSTNİŞİN OLMASINA KARŞI ÇIKANLARIN BAŞINDA CEM VAKFI VE SİNAN BOZTEPE GİBİ CEM VAKFINA BAĞLI DEDELER GELMEKTEDİR.NEDEN ACABA.....BU SORUYU SORUN CANLAR....SEVGİYLE KALIN
Garip Erdem
29-05-2009, 03:25 AM
Veliyettin Ulusoy Postnişindir arkadaşlar.. Bunu da Turgut Öker seçti falan saçma şeyler düşünen arkadaşlar var.. Alevi prensesin de dediği gibi sanırım CEM vakfına kayıtlı arkadaşlar bunları ortaya atanlar.. Onların Dedelerine de artık ne kadar güven olur bilinmez. Çünkü siz de biliyorsunuz Dedelere Maaş verilecek dendi bir anda Cem vakfı dedelerinde patlama oldu... Parayla Dedelik yapmayı isteyenlerin seçeceği postişin de heralde İZZETTİN DOĞAN DEDELERİ!! olurduu.. :)
dede1
29-05-2009, 09:51 AM
VELİYETTİN ULUSOY HACIBEKTAŞ SOYUNDAN GELMEKTEDİR VE BU YOLUN ÖNDERLERİNDENDİR.BU GERÇEĞİ NE CEM VAKIFCILAR NEDE Bİ BAŞKASI DEĞİŞTİREBİLİRLER.UNUTMAYIN DEDELER HACIBEKTAŞ DERGAHINA BAĞLIDIRLAR.
Hace Bektaşi Veli Efendimizi, şimdiki zamanda bulunan dedelerin Ceddi, Serçeşme olarak kabul etmiştir. Bu durum benim Ceddim Seyyid Hasan (Mahlası KOÇUBABA olup H.B.V. Efendimizin amcasıdır.) içinde geçerlidir, diğer Dedelerin Ceddi içinde geçerlidir. Ceddimin kabul ettiği bir durumu benim kabul etmeme gibi bir tasarrufum bulunmamaktadır.
VE VELİYETTİN ULUSOYUN POSTNİŞİN OLMASINA KARŞI ÇIKANLARIN BAŞINDA CEM VAKFI VE SİNAN BOZTEPE GİBİ CEM VAKFINA BAĞLI DEDELER GELMEKTEDİR.NEDEN ACABA.....BU SORUYU SORUN CANLAR....SEVGİYLE KALIN
Cem Vakfına Kayıtlı bir dede olarak bu sözünüze katılmıyorum.
(Konu hakkında da başka bir yorumda bulunmayacağım.)
Garip Erdem
05-08-2009, 12:16 AM
Hünkar Hacı Bektaş Veli mücerreddir.Menkıbeye göre Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin burnundan damlayan kan suya damlar.Bunu içine Kadıncık ana hamile kalır.Akıl var mantık var.Burnundan akan kanla hangi kadın hamile kaldı?Burada Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sulucakarahöyük'e geldiğinde zaten Kadıncık Ana evliydi.Demek ki Kadıncık Ana Hünkâr Hacı Bektaş Veli ile evli olamaz.
.
Hacı Bektaş'ın Beş Taşlar'ın şahitliği de saçma size göre o zaman.. öyle mi..?? Başka istediğiniz kadar EFSANE! sayabilirim, sonra siz de dersiniz, bunlara inanıyorum da Hacı Bektaş'ın burnundan akan kan ile hamile kalınamayacağına neden inanmayayım diyebilirsin.. Hz. İsa'ya da Meryem Ana nasıl hamile kalmış belki biliyorsundur.. Ve buna inanan milyarca insan...
Bir konuyu okurken tek taraflı kaynaklar okuyarak cevaplamayın.. İyice araşştırıp emin olun... Olmadı VELİYETTİN ULUSOY'un yazılarının toplandığı kitabı alın bakın orada neler demiş....
Garip Erdem
05-08-2009, 12:35 AM
Konuya gelen cevapları tekrar baştan sona okuyunca açıkça görülen bir şey var,, CEM vakfını destekleyen bazı arkadaşlar AABF düşmanlığı beslediklerinden ve Veliyettin Efendi'nin kendilerine bazı konularda hak vermemesinden dolayı alınmışlar ki AABF'ye kızayım derken Veliyettin Ulusoy'u da arada kaynatıyorlar.. Pireye kızıp yorgan yakıyorlar yani..
Önce Hacı Bektaş Postnişinliği nasıl seçilir, icazetli dedeler nasıl ve neye göre seçilip belirlenir bir araştırsınlar. Olmadı Veliyettin Ulusoy'un SERÇEŞME YAZILARI adlı kitabını alıp okusunlar.. ( Reklam değildir, yanlış anlaşılmasın) Kendim iç düzeni hazırladığımdan okuma fırsatı buldum... :)
mehmet aydoğmuş
05-08-2009, 12:54 AM
alevilikle ilgili kurulan sivil kitle örgütleri kamu oyu önünde çalışmalarını sürdürürler bu çalışmalar alevilikle ilgili siyasi ve inancı içeren çalışmalardır. kitle içersindeki bu en önemli çalışmalar sürerken diğer kurum,kuruluş,dernek ler tarafından düşünce ve eylemlilikleri olumlu görülüyorsa O kurumlarımıza destek verilmeli turgut öker de bunlardan bir tanesi turgut ökerleri çoğaltmak dileği ile
kanlıbey
05-08-2009, 11:35 AM
Evet,,
Veliyettin ULUSOY
Hacı Begdeş VELİ karargahının Komutanıdır....
Aksi ispat edilmediği müddetçe bu geçerlidir..
Anadolu bozkırında tek karargah vardır ve de adı Hacı Begdeş tir..
Saygı ile...
Ednakul
05-08-2009, 12:22 PM
Aslinda postun asil sahipleri hoda tatlilardir bilenler bilir.
Mustafa Kemal
12-08-2009, 10:20 AM
Hacı Bektaş'ın Beş Taşlar'ın şahitliği de saçma size göre o zaman.. öyle mi..?? Başka istediğiniz kadar EFSANE! sayabilirim, sonra siz de dersiniz, bunlara inanıyorum da Hacı Bektaş'ın burnundan akan kan ile hamile kalınamayacağına neden inanmayayım diyebilirsin.. Hz. İsa'ya da Meryem Ana nasıl hamile kalmış belki biliyorsundur.. Ve buna inanan milyarca insan...
Bir konuyu okurken tek taraflı kaynaklar okuyarak cevaplamayın.. İyice araşştırıp emin olun... Olmadı VELİYETTİN ULUSOY'un yazılarının toplandığı kitabı alın bakın orada neler demiş....
Hz.İsa babasız dünyaya gelmemiştir.Aslında babası vardır:)
Ayrıca Makalat,vilayetname gibi kaynaklar çelebileri Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiğini kanıtlayamaz.Ayrıca Cemalettin Çelebi'nin müdafaa'sını kaynak göstererek Veliyettin ulusoy postnişin olamaz.Soydan gelerek hükümdarlık olmaz.Bugüne kadar Dergahın postnişini seçilerek geldi.Bundan sonrada seçilerek gelmelidir.Bir ailenin istediği gibi dergahın başına birini getirmesi doğru değil.Bir kan damlasından hamile kalınamayacağına inanıyorum.5 taşların hareket ettirilmesi veya taşların şahitliği mantıken mümkün olmasa da onların batın anlamı vardır.Veliyettin ulusoy o kadar postnişindi de neden dergah harabe haldeyken Babagan kolunun çalışmaları sonucu dergah 1963 yılında açıldı? Bugün Bektaşiliği bırakın Aleviliği temsil edecekse bunu soydan gelenler değil,ilmiyle insanları aydınlatan insanlar temsil etmelidir.
turnalar
18-08-2009, 10:09 AM
dedeler şeçmelidir
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.