PDA

: Bektâþî âdâb Ve Erkâni


Mustafa Kemal
11-09-2006, 10:36 AM
BEKTÂÞÃŽ ÂDÂB VE ERKÂNI
(*)Dr. Hüseyin ÖZCAN

Türk halk kültürü ve sosyal hayatý içinde Bektâþîlik anlayýþýnýn önemli bir yeri ve önemi vardýr. Baþlangýcý Ýslam öncesi inançlara kadar götürebilen bu anlayýþ zamanla geliþerek ve yaygýnlaþarak Türk toplumunda kitleleri arkasýndan sürükleyen tasavvûfî bir akým haline gelmiþ zengin Türk sosyal hayatý ve tasavvûfî inanç mozayiði içersinde önemli bir yere sahip olmuþtur. Bektâþîlik Osmanlý zamanýnda popüler en büyük Türk tarîkâtý olma özelliðine sahip olmuþtur.
Erkân tarîkâtýn kurallarý, yasasý durumunda olan


ilkeler, törenler bütününe denir. Bu kurallar ve uygulamalar hakkýnda bilgi veren eserlere “erkânnâme” denir.
Tasavvuf ýstýlahýnda ‘sûfilerin uyduklarý ve uyguladýklarý kurallara “âdâb-ý sofiyye”, tarikât ehlinin gözettiði ve dikkate aldýðý kurallara “âdâb-ý tarikât” veya “âdâb ve erkân” denir. Tasavvufta zamana, mekana, muhataba, hâle ve makama göre bir takým âdâb vardýr. Tasavvufî toplantýlarda bulunanlarýn uymasý gereken edeb ve usûle “âdâb-ý sohbet”,”âdâb-ý iþret ve sohbet” þeyhin dikkate almasý gereken kâidelere de “âdâb-ý þeyh” müridin tâbi olmasý lazým gelen kâidelere de “âdâb-ý mürid” denir.”[i]

Sûfiler, baðlý bulunduklarý tarikâtýn kurallarýna uygun olarak yaþarlar. Bu kurallar bütünü o tarikâtin âdâb ve erkânýný oluþturur.. “Sûfilerin toplum içinde uygulamalarý ile ilgili hususlar “âdâb-ý sûfiyye yahut mi’yar-ý tarîkat” denilen eserlerle anlatýlagelmiþtir.”Adâbu’l-müridîn, Ýrþâd’ul-müridîn, Âdâbu’s-seniyye, Sünen-i meþâyýhý Halvetiyye, Behçetü’s- seniyye, Dürretü’l-esrar ve Kenzü’l-feyz gibi sûfi literatürde örnekleri olan âdab kitaplarý tasavvuf klasiklerinde iþlenip ele alýndýðý gibi yine tasavvuf klasiði kabul edilen Risale-i Kuþeyrî, Keþfu’l-Mahcûb, El-Lumâ, Istýlahât-ý Sûfiyye veya Tabakât-ý Sûfiyye denilen eserlerin bünyesinde de belli baþlýklar altýnda kýsmen veya geniþ olarak ele alýnmaktadýr. Daha sonraki dönemlerde sûfi uygulamalarý bilhassa Türk mutasavvýflarýnca müstakil risalelere de dönüþerek mi’yar-ý tarikât, âdâb-ý tarikât, hurde-i tarikât, tarikâtnâme, usul-i tarikât, erkânname gibi isimlerle çeþitli manzum veya mensur eserlerde toplanýp mensuplarý tarafýndan okunmuþtur. Tarikât pîrleri, sonra gelen müceddit, mürþit veya halifeler tarafýndan yazýlan, yazdýrýlan veya derlettirilen bu gibi eserlerin, tasavvuf tarihi incelendiðinde sayý itibariyle hayli çok olduðu görülecektir.”[ii]

Türk Edebiyatýnda bu tarzda yazýlmýþ bir çok eser bulunmaktadýr. Eþrefoðlu Rûmî, Aziz Mahmud Hüdâî ve Bolulu Himmet’in Tarîkatnâme’leri en çok bilinenlerdir.

Gelenekle gelen bu kurallara uyma zorunluluðu vardýr. Bu kurallar çok nadir deðiþikliklere uðrar. “Tasavvufta, önceki sûfiler tarafýndan tesis edilen kâideler, âdab, erkân ve usûl yani yol ve yöntem büyük önem taþýr. Bir müridin gelenekten gelen bu kurallara uymadan hedefine varmasý mümkün deðildir ve usûle uymayan vusûlden mahrum kalýr, denilir. Âdab ve erkân dokunulmazlýðý olan deðiþtirilemez kurallardýr. Âdab ve erkân sapmalarý önleyerek geleneðin devamýný saðlar.”[iii]

Tarikât ulularýnca konulan bu erkânýn bozulmazlýðý ile kurallar hemen hemen bütün tarikâtlarda aynýdýr. “Erenler tarafýndan konmuþ törelerin, terbiyeye dayanan geleneklerin bozulmasý, kan etmekten (dökmekten) beter görülmüþ, kanlýya yer verilmiþ de bu töreleri bozanlara, bu geleneklere uymayanlara yer verilmemiþtir. “Yol” sözü, “âdâb ve erkân” denen törelerin, geleneklerin tümüne ad olmuþtur.”[iv]

Tasavvufta terk-i edeb edepsizlik sayýlmýþtýr. Tarikâtýn âdâb ve erkânýna uymak teþvik edilmiþtir. Ýbn-i Atâ; “Salihlerin âdâbýný uygulayan hürmet, evliyanýn âdâbýný uygulayan Allah’a yakýnlýk, sýddýklarýn âdâbýný uygulayan temâþâ, peygamberlerin âdâbýný uygulayan üns ve inbisat makamýna yaraþýr hâle gelir, demiþtir.”[v]

Tasavvufta mürid katettiði her aþama için ayrý bir âdâba uymaktadýr. Âdâbýn zâhiri ve bâtýnî iki çeþidi bulunmaktadýr. Zahiri ve þer’î olan âdâb, tasavvufun temelini oluþturur. Bâtýnî âdâb ise gönlün özellikleri ve hâlleriyle ilgili olan âdâbtýr.


Bu þekilde Bektâþî Âdab ve Erkânýyla doðrudan ilgili olarak te’lif edilmiþ on dört yazma eser tespit ettik. Eserlerden dokuz tanesi Hacýbektaþ Ýlçe Kütüphanesi’ndedir. Tespit edebildiðimiz âdâb ve erkâna ait eserlere þu isimler verilmiþtir: Âdâb ve Erkân-ý Bektâþîyye, Âdab-ý Tarikât-ý Bektaþiyye, Bektaþî Ýnancýna Ait Bir Risale, Bektâþî Tarîkâtine Ait Usûl, Âdâb, Âyinler Mecmuasý, Bektâþî Tarîkâtinin Erkâný hakkýnda Risale, Erkân-ý Bektâþîyye Risalesi, Erkâný Bektâþîyyeye Aid Mecmua, Silsilenâme-i Tarîkâtnâme-i Bektaþiyye.


Bektâþîliðin erkânýnýn temelini genel anlamda “Dört Kapý Kýrk Makam” oluþturur. Hacý Bektaþ Velî tarafýndan oluþturulan bu sistemi Balým Sultân düzenlemiþtir. Balým Sultân bir takým erkânlarý kurallara baðlayarak yazýya geçirmiþtir.

Tarîkâtin erkâný tarîkâtin sistemini oluþturan düzeni saðlayan kurallardýr. ”Erkânnâmeler çeþitli toplumsal olaylar sýrasýnda (doðum, ölüm, sünnet, evlenme, vb. gibi) kurum mensuplarýnýn “nasip alma” (kuruma kabul edilme) “derviþlik, babalýk, halifebabalýk, dedebabalýk” gibi görev alma durumlarýnda bireylerin görev ve yükümlülüklerini göstermenin yanýsýra bazý akitleþme (söz verme)leri de içererek bireyin davranýþlarýna yön verecektir.”[vi]

“Bektâþîliðe giriþ törenini anlatan, muayyen iþlerin yapýlmasýnda okunmasý adet olan tercemanlarý, çekilmesi icap eden gülbanklarý ihtiva eden ve “Erkânnâme” denen mecmualarýn bazýlarýnda, Þia-yý Ýmamiyye (Câferiyye) göre “Usûli’d-dîn, Furûu’d-dîn” denen inanç ve ibadet, bazý eksikleri olmakla beraber izah edilmekte “muhabbet meclisi”nden, “dem”den hiç bahsolunmamaktadýr.”[vii]

Bektâþî tarikatýnda tarikatýn pîri Hacý Bektaþ Veli’dir. Tarikâtýn alt yapýsýný o oluþturmuþtur. Onun “Dört Kapý Kýrk Makam “ adýyla oluþturduðu bu sistem tarikâtýn seyr-i sülûk’udur.

“Kaygusuz Abdal Bektâþi erkânnâmesi üzerinde düzenlemeler yapar. Bektâþîliðin ilk erkânnâmesini yazan o olur. Böylece Bektâþî tarikâtýnýn ilk tüzük yapýcýsý Kaygusuz Abdal’dýr. Balým Sultan ise bu erkânnâmeyi sonradan geliþtirmiþtir ve kurumlaþtýrmýþtýr.”[viii]

Bugün Bektâþilerde geçerli olan erkânname Balým Sultan tarafýndan düzenlenen erkânnâmedir. Burada Balým Sultan önceki uygulamalarý kaldýrmamýþ sadece düzenleyerek tarikatýn kurumlaþmasýný saðlamýþtýr. Önceleri sözlü olarak aktarýlan uygulamalar yazýlý hale getirilmiþtir.

“Erkânnamenin içeriðinde yer alan þekil ve uygulamalarýn hiç biri amaçsýz deðildir. Bu ritüeller sýrasýnda yapýlan her davranýþýn, kullanýlan her sembolün simgelediði bir mana vardýr. Belirli bir duruþ biçimiyle ya da birkaç þeklin birarada sergilendiði bir davranýþ kalýbýyla ortaya konulan anlatým gerçekte sayfalarca bilgi içerdiði içerdiði halde, te bir þekil ya da davranýþa sýðdýrýlmýþtýr.”[ix]

Tarîkâtin erkânýna göre önemli görevleri olan kiþiler þunlardýr: ”Dedebaba; tüm Dünya’daki Bektâþîlerin baþýdýr. Törenle seçilen Dedebaba ölene kadar bu görevde kalýr. Halifebaba; Dedebabaya baðlý olarak çalýþýrlar. Sayýlarý en fazla onikidir. Babalar; Tarîkâtn eðitici kadrosudur. Muhipleri yetiþtirmekle görevlidirler. Rehber; Tarîkâtla girenlere yol gösteren kiþidir. Bektâþî tarîkâtinin en zor ve en uzun süreli olan kademesidir. Talib (muhib); Ýsteklilik süresini baþarý ile bitiren adayýn,ikrâr erkâný içinde biatýnýn alýnýp tarîkâta kabul edilmesine muhiplik denilir. Ýkrâr verip nasip alan kiþi artýk taliptir. Ýstekli tarîkâta girmek isteyen kimseye denir.”[x]

Bektâþî þiirlerinde erkânýn önemine deðinilmektedir. Bu kavram da þiirlerde sýkça iþlenmiþtir. Bektâþîler erkân sahibi olduklarýný, Hacý Bektaþ Velî’ye baðlý olduklarýný bildirirler;

Bize ihsan etti Celî, bu mesleði ta ezelî
Tuttuk edeb erkân yolu, biz bende-i Bektâþîyiz.

(Ali Nutki Baba)



Biz erenler gerçeðiyiz
Has bahçenin çiçeðiyiz
Hacý Bektaþ köçeðiyiz
Edep erkân yol bizdedir
(Kul Hasan)

Mustafa Kemal
11-09-2006, 10:37 AM
Tarîkâtlerini Muhammed Ali’ye baðlayan Bektâþîler pîrlerinin “ululardan ulu” Hacý Bektaþ Velî olduðunu söyleyerek tarîkâtin erkânýnýn onun tarafýndan kurulduðunu belirtirler.

Ezelî kurdular erkâný yolu
Bu yolun sahibi Muhammed Ali
Pîrimi sorarsan Bektaþ-ý Velî
Ali Velî gibi er bulunur mu
(Sakine Bacý)

Bir rehber olmuþ mürþide gider
Sözünce semaýn aþikar eder
Muhammed Ali’nin erkânýn güder
Nazlý nazlý söyler Horasan deyu...
(Âhû)

Pîrimiz uludan ulu, o kurdu erkâný yolu
Muhammed Ali’nin kulu, biz Bektâþî gülleriyiz
(Matlubî)
Tarîkâtin erkânýna büyük bir düzenleme getiren Balým Sultân, erkân için emek verdiðini ifade ediyor.

Balým çoklar ile sohbet edüpdür
Bu yola erkâne emek verübdür
Gidin görün pîrim nerde durubdur
Pîr olduðu yerde haber ver imdi
Balým Sultân[xi]

Tarîkâtte ilerlemek kâmil insan olmak için edep ve erkâný bilmek ve ona göre davranmak gerekmektedir.

Pîr Sultân’ým Hakk’a yakýndýr
Edebi erkâný hemen takýn dur
Ölüm uzak derler hemen yakýndýr
Dostlar bizi safâ ile gönderin
Pîr Sultân Abdal[xii]

Edep erkân öðren kâmile yetiþ
Ýhlas talip isen dâmâne yapýþ
Vücudun ilminde görürsen bir düþ
Gafil olup sýrrýn verme nâdâna
(Malatyalý Sadýk Baba)



Muhyiddin derviþ olmaða
Ölmezden önde ölmeðe
Bir kiþi nasip almaða
Edep erkân yolu gerek
(Muhyiddin Abdal)

Erkânýn öðrenileceði makam derviþin þeyhidir. Bu konuda ondan yardým istenir.

Noksaným var ben de arayýp buldum
Edep erkân usûl sendedir bildim
Eþiðine yüzüm sürmeðe geldim
Erkânýna geldim aman erenler
(Vehbî)

Günümüzde ‘Bektâþîler âyin ve merasimleriyle ahlak anlayýþý ile Türk sosyal hayatýnda etkili bir yere sahip olmakla birlikte “bir tarîkât görünümünden ziyade diðer bâtýnî unsurlarla (mesela Tahtâcý’lar, Kýzýlbaþlar, Alevîler vb.) beraber bir “Alevî-Bektâþî gruplar ailesi” ya da bir “Alevî Bektâþî” geleneði halindedir. tarihi alt yapýsýnýn önemli bir kýsmýný yazýlý kaynaklarýnýn tamamýný yitirmiþtir.”[xiii]
Bektâþî þiiri; bir takým görüþleri Ýslam öncesi inançlara dayanan sonralarý Ahmed Yesevî’nin tasavvûfî anlayýþýndan etkilenen Hacý Bektaþ Velî ile pîrini bulan ve baðýmsýz bir anlayýþa dönüþen, zaman içinde Türk toplumunun renkli sosyal hayatýnýn zenginliði içinde Alevî, Bektâþî, Hurûfî, Kalenderî, Kýzýlbaþ, Tahtâcý, Bâtýnî vb. Heterodoks mezhep ve tarîkâtlar içinden çýkmýþ þairlerin çoðunlukla nefes, ilâhî, deme, deyiþ, taþlama aðýt, gibi Türklerin milli nazým þekli olan koþma tarzýnda meydana getirdikleri edebi verimlerden oluþmaktadýr.
Bektâþi tarikâtýna ait âdab ve erkâný oluþturan kavramlar Bektâþî þairlerince sýkça iþlenmiþtir. Bu þekilde erkâna ait kavramlar þairlerce yorumlanarak zamanýmýza taþýnmýþtýr. Yazýlý belgelerin yaygýn ve yeterli olmamasý sebebiyle þiirlerin deðeri ön plana çýkmýþtýr. Zaman içindeki sosyal problemlerinden dolayý yazýlý kültürü zayýf kalan Bektaþîler bu yolla da âdâb ve erkânlarýný nesillerden nesillere aktarma imkaný elde etmiþlerdir. Tarikâtýn temel erkânýný oluþturan bu kavramlarýn þiirlerde nasýl yorumlandýklarý, Bektâþi þairinin dünyasýnda ne þekilde hayal edildiði, þiir örnekleri incelendiðinde görülmektedir.[xiv] Bu þekilde Bektâþî tarikâtýnýn âdâb ve erkânýna ait unsurlarýn þiirleþtirilmiþ þekli elde edilecektir. Bu sonuçlar Alevî-Bektâþî toplumu için temeli en eski zamanlara dayanan edebî manzum bir âdâb ve erkânnâme örneði olacaktýr.




----------------------------------------------------------------------
* Fatih Üniversitesi, Fen Edebiyat Fak., Türk Dili ve Edebiyatý Bölümü, Öðretim Görevlisi.

[i] Süleyman ULUDAÐ: Tasavvuf Terimleri Sözlüðü, (Ýstanbul 1995),18.

[ii] Mustafa TATCI: “Hz. Pîr’in Mi’yarý”, ÝSAM Dergisi, (Ýstanbul, 1998),s.69.

[iii] Süleyman ULUDAÐ: “Tasavvuf Açýsýndan Gelenek ve Yenileþme”, ÝSAM
Dergisi, (Ýstanbul ,1986),s.67.

[iv] Abdulbâkî GÖLPINARLI: Mevlevî Âdâb ve Erkâný, (Ýstanbul,1963), 4.

[v] Süleyman ULUDAÐ: Tasavvuf Terimleri Sözlüðü, a.g.e.,18.

[vi] Belkýs TEMREN: Bektaþiliðin Eðitsel ve Kütürel Boyutu, Ankara, 1995,109.

[vii] Abdulbaki GÖLPINARLI: “Bektaþ (Hacý)” Abdulbaki Gölpýnarlý ,Haz. Ali ALPARSLAN ,

(Ankara,1996),104.

[viii] Belkýs TEMREN: a.g.e., 67.

[ix] a.g.e.,110.

[x] Haydar KAYA: Alevî Bektâþî Erkâný Evradý ve Edebiyatý (Ýstanbul, 1996),

320,322.



[xi] Abdulkadir SEZGÝN: Hacý Bektaþ Velî ve Bektâþîlik, (Ýstanbul, 1985),279.

[xii] Cahit ÖZTELLÝ: Pir Sultan Abdal, (Ýstanbul, 1996),399.

[xiii] Yýlmaz SOYVER: Sosyolojik Açýdan Alevî Bektâþî Geleneði ,155-156.

[xiv] Bu konuda G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yaptýðýmýz Bektâþî Âdâb ve Erkâný

adlý doktora çalýþmasýnda belirtilen sonuçlar elde edilmiþtir.

Mustafa Kemal
03-02-2007, 02:50 AM
Bektaþilik hakkýnda iyi bir araþtýrmadýr.Okunmamasý ise ilginçtir.

asli_33
03-02-2007, 03:04 AM
Hatýrlatmasan gözümünden kaçardý Okaným ..okumaktan mahrum kalýrdýk..aktardýðýn bilgiler için saðol..Vehbi Dede'nin dizelerini ben tamamlayým istersen...

Þems'i zattan zerre idim eriþtim
Çâr-ý anâsýra girdim karýþtým
Hamdülillâh dîdârýna kavuþtum
Dîvânýna geldim aman erenler

Þâh-ý Merdan tut elimden yarlýða
Ayaktan düþmüþüm ilet paklýða
Meded mürvet kabûl eyle kulluða
Ýmânýna geldim aman erenler

Noksâným var mende arayýp buldum
Edeb erkân usul sendedir bildim
Eþiðine yüzüm sürmeðe geldim
Erkânýna geldim aman erenler

Sî vü dü hurufla bu vücud esmâ
Gönlümün tahtýnda cânan müsemmâ
Vehbî Dede'm söyler gerçi muammâ
Ýrfânýna geldim aman erenler

Mustafa Kemal
03-02-2007, 06:14 AM
Okuduðun için saðolasýn.