Hubyar.
14-06-2007, 07:44 AM
Derviş Hubyar
Hubyar Sultan’ın babası Lokman-ı Penan anası Ürfan Bacı doğuş, yaşayış yılları binüçyüz yıllarıdır. Çünkü Hacı Bektaş-i Veli efendimizin Vilayetnamesi’nin 244. sayfasında Hünkar’ın Karadonlu Can Baba’yı Erzincan elinin Kemah Boğazı’na gönderdiği zaman Cengiz Han oğlu Külhan’ın çok askeri vardı. Puta taparlardı. Bağdat’da çok cenk ettiler. Galip geldiler oradan Dicle’yi, Fırat’ı geçtiler. Erzincan Kemah’a geldiler. Hünkar Hacı Bektaş’a duygu geldi, malum oldu, başına taç, eğnine kisbet giydirdi. Karadonlu Can Baba’yı gönderdi. Hubyar Sultan orda da islam dini ve alevilik uğruna fedakarlık gösterdi. Hacı Bektaş-ı Veli, hızır mısın, hazır mısın, alim misin ya Hubyar’ım, dedi.
Tekrar Hacı Bektaş-ı Veli, Külhanbeyleri Tatar beylerini müslüman olunca çevre vilayetlere köylere dağıtım yaptı. Mürit ve mühibiz dediler dediler ama içlerinden zinharlarını kesmediler. Putperestliği, menatı bırakmadılar. Bunlardan bazıları da Sivas vilayetinin Tekeli dağının altında Balışıh köyünde kaldılar. Kilise yaptılar, gizli putlara kurban kestiler. Bu hal ve bu hareket Hünkar Hacı Bektaş’a malum oldu. Hünkar, Vilayetnamesi’nin 262. sayfasında yazar. Hemen o anda Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Hubyar’ı yanına çağırdı, Ya Hubyar, size bir hizmet vereceğim. Sivas vilayetinin Tekeli dağının altında Balışıh köyünde Külhanbeyleri yanlış yola gitmekte. Onların zinharlarını kes, müslüman mümin et. Bizim hayır dualarımız üzerinizdedir, dedi, dava etti. Hubyar hayır himmit deyip Sulucakarahöyük’ten azim etti, şimdiki ismi Hubyar Tekke köyü olan Tekeli yaylasının altında Balışıh köyüne geldi. Tatar külhana gayet güzel ikramlarda bulundular. Hubyar Derviş bunların içinde bir zaman kaldı. Gürgen Çukuru denen yerden odun taşıdı.
Bir yere yığdı külhanın adamlarını. Hubyar Sultan’a sordular, bu odunu neylersin derviş, dediler. O da şu cevabı verdi: Birgün bana lazım olur, dedi. Hubyar Sultan, putların yerini öğrendi. Birgün Külhan beyleri Tekeli dağına şikar yapmak satiyle gezmeye gittiler. Hubyar Sultan hemen Putları yığdığı odunun içine attı ateşi yaktı. Külhanın adamları zorladıysa da elinden alamadılar. Hemen beylerine haber verdiler. Beyleri geldi gördü ki Derviş, putları ateşe atmış, kendi de üzerine oturmuş; bari derviş yanıyor, putlar da yansın, dediler. Halehuluyarın Hüdütnamesi’nin içinde ismi geçen Zortaşı denilen yerde putlar yandı, kül oldu. Derviş Hubyar’ın bir tüvüne ettiler. Hata gelmedi o zaman Külhan kafilesi Derviş’in ayağına eline düştüler. Ya Hubyar bunu senden ummazdık, dediler. Hubyar, o putların kerameti olsa, kendileri yanmazdı, beni size Rum diyarını işat eden Hacı Bektaş-ı Veli gönderdi. Hak dinini kabul edin, Muhammed’e selavat verin, dedi. Külhan oğulları, la ilahe illallah, Muhammed resulullah, dediler. Hubyar Sultan’a niyaz secde ettiler. Kalan putları da kendileri yaktılar. Hubyar Sultan, onlara insanlığı, doğruluğu, saygıyı talgun eyledi. Çağdaş kültürlerden muhabbet, nasihat, tatlı söz, güler yüz, temiz kalpli güzel ahlaklı, doğruluk, dost gönlünü incitmemek, kendine ağır geleni Allah’ın yarattığı hiçbir kula yapmamak, bilhassa eline diline beline sahip olup şeytana uymamak, imanlarını ikrara bağlayıp imanı dini şeytana çaldırmamak, laillaha ille Allah, deyince Allah’ın birliğini, Muhammed Resulullah deyince, Resul’ün Hak peygamber olduğunu besmelenin, yerin göğün kündü olduğunu öğretti. Ve onlara hayır dua etti. Onlar Anadolu’nun yaylalık köylerine gitti. Hubyar Baba, Tekeli dağının altında karar kıldı, mekan tuttu.
Hubyar Sultan’ın iki oğlu, yedi kızı olmuştur. Hubyar’ın hanımı yalıncak kızı Gönül Ana’dır. Kız evlatları evlenmeden Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin gabirleri. Hubyar, Tekke köyünün kabristanındadır. İki oğlunun birinin ismi Deydiyar, birininismi Buynat’dır. Deydiyar’ın türbesi Sivas vilayetinin Ulaş denilen bir köyündedir. Hala köyün adı Deydiyar Şeyh Köyü ünvanıyla söylenmektedir. Buynat ise din uğruna seraskeri olarak balkı Buhara’ya gitmiş, geri dönmemiştir. Deydiyar’ın üç oğlu olmuştur.Ali Dede, Kenan Dede, Hüseyin Abdal. Ali Dede, ceddinden kalan yolları yürütmüştür. Çevrenin geniş olduğundan talibin, muhibin nazını, niyazını, adağını, çırağını yerine getirmek için gittiği yerlerde Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Kenan Dede de aynen atasının yolunu yürütüp, ilmen ve zikren bilinçli olarak müritlere, taliplere, eşe dosta hayır dua tatlı dil, güler yüz, iyi huylu olmalarını öğütlemiştir. O da başka çevrelere talip üzerine gitmiştir. Hak’kın rahmetine kavuşmuştur. Hüseyin Abdal bir zaman o da ceddi sülalesinin yolunu yürütmüş, dedelik ve şairlik yapmış, saz çalmış ordan sökün etmiş, Sivas vilayetinin Mazan köyü ile Karabalçık köyü arasında Almabeli denilen yerde çok gürüh, gülbenk yürütmüş, Almabeli’ne çadır kurmuş, Karabalçık köyüne anane ,gelenek ve görenek yürütmek için Sivas çevresinin Türkmen aşiretleri ve Loğdinli aşiretleri ev yapmışlar. Hala o ev Karabalçık köyünde gelenek, görenek, kuzu kurban kesilmektedir. O zaman Sivas vilayetinin köylerinin çok emeği geçmiştir. Hüseyin Abdal bir müddet sonra Hubyar köyüne gelmiştir. Gabri Şerifi Dedesi Hubyar’ın yanındadır.
Hubyar’ın torunu Ali Dede’nin bir oğlu olmuştur. İsm-i şerifini Meyti koymuşlar. O da Ayin-i cem, cemaat secahat bilim üzere yolunu yürütmüştür. Şimdi hala isimler devam eder. Ali Dede’den gelenlere Meytilü İsmi ile anarlar. Kenan’dan gelenlere Kenanlar ismi ile çağırılır.
Hüseyin Abdal’ın beş oğlu vardı. Hasan, Bezat, Himmet, Aslan, Mustafa... Bunlar da aynı tarikatları, yolları yürütmüşlerdir. Hasan Abdal’ın türbesi, babası Hüseyin Abdal’ın yanındadır.
Hüseyin Abdal’ın oğullarından gelenlere de Hasanlı Bezatli Himmetli Mustafalı Aslanlı isimleriyle çağrılmaktadır. Bu ismi geçen Hubyar evlatlarından gelenler o günden bugüne geleneğini göreneğini yürütmüştür. Herkes yolunu yürütür. Hubyar’ın yolu İrfan makamı Kırklar Hulki Rıza vücudu Keçe Aklan ilmen zikren hırsızlık, huysuzluk, haram yeme, zina işleme haksız yere kadın boşama, Hak’kın buynasını yıkıp adam öldürme, fesatlık yapıp kimseyi öbür şahısa dakma verasil Cenab-ı Allah’ın emrini tutmayıp nehini tutan Dede olarak posta ve mimbere oturup o topluma halgaçık namazı kıldıramaz. Hükümetin ulvi emirlerine itaat etmeyeni Atatürk’ün izine gitmeyeni o güzel atalarımızın kanından yuğrulan al bayrağa itaati olmayan bir kimseyi Alevi tarikatının her hangisi olursa olsun topluma koymazlar. Merhaba demeyi istemezler ve öyle bir şahısa insan gözüyle bakmazlar bizce... Alevi cemaatinde öyle bir canlı mahluk sayılır. Adam sayılmaz. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli Sultan’ın meşhur bir sözü vardır. Müminlerin kalpten kalbe yol gider, der. Bizce Alevilerin tümünün yol erkan yürütümünde tüzüğü birdir. Tabii Alevilerin Doğu’da Batı’da, Kuzey’de Güney’de, her tarafta kolları, ocakları vardır. Bunların isimleri, anıları ve yöreleritöreleri birbirine çok benzer. Hubyar Sultan’ın bir, ismi de Abdal Dedem diye söylenir. Mesela Sivas vilayetinde yüceliğini ve dedeliğini ispat etmek için asılan Pir Sultan Abdal o dahi Abdal ismiyle anılmıştır. Davaya dostluğa çağa söylemiş olduğu deyişlerin son beyitlerinde ne derse desin Pir Sultan Abdal’ın noktalarını koymuştur. Pir Sultan Abdal, Güvenç Abdal, Teslim Abdal, Kalender Abdal, Kaygusuz Abdal bu. Tüm Alevi kültürünü yayanların, dervişanlarının çoklarının ismi Abdal olarak anılmıştır. Alevi kültüründe Abdal manası bir divane veya bir beçare olarak kabul olamaz. Abdal diye bedeninin içi ve dışı temiz dünya malına tapmayan doğru yoldan sapmayan, temiz kalpli uyum sağlayana Abdal denir. Bu dünyanın ilmini dünya için okursan, yerin göğün otluk saman dünya için yan.
Hubyar Sultan’ın babası Lokman-ı Penan anası Ürfan Bacı doğuş, yaşayış yılları binüçyüz yıllarıdır. Çünkü Hacı Bektaş-i Veli efendimizin Vilayetnamesi’nin 244. sayfasında Hünkar’ın Karadonlu Can Baba’yı Erzincan elinin Kemah Boğazı’na gönderdiği zaman Cengiz Han oğlu Külhan’ın çok askeri vardı. Puta taparlardı. Bağdat’da çok cenk ettiler. Galip geldiler oradan Dicle’yi, Fırat’ı geçtiler. Erzincan Kemah’a geldiler. Hünkar Hacı Bektaş’a duygu geldi, malum oldu, başına taç, eğnine kisbet giydirdi. Karadonlu Can Baba’yı gönderdi. Hubyar Sultan orda da islam dini ve alevilik uğruna fedakarlık gösterdi. Hacı Bektaş-ı Veli, hızır mısın, hazır mısın, alim misin ya Hubyar’ım, dedi.
Tekrar Hacı Bektaş-ı Veli, Külhanbeyleri Tatar beylerini müslüman olunca çevre vilayetlere köylere dağıtım yaptı. Mürit ve mühibiz dediler dediler ama içlerinden zinharlarını kesmediler. Putperestliği, menatı bırakmadılar. Bunlardan bazıları da Sivas vilayetinin Tekeli dağının altında Balışıh köyünde kaldılar. Kilise yaptılar, gizli putlara kurban kestiler. Bu hal ve bu hareket Hünkar Hacı Bektaş’a malum oldu. Hünkar, Vilayetnamesi’nin 262. sayfasında yazar. Hemen o anda Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Hubyar’ı yanına çağırdı, Ya Hubyar, size bir hizmet vereceğim. Sivas vilayetinin Tekeli dağının altında Balışıh köyünde Külhanbeyleri yanlış yola gitmekte. Onların zinharlarını kes, müslüman mümin et. Bizim hayır dualarımız üzerinizdedir, dedi, dava etti. Hubyar hayır himmit deyip Sulucakarahöyük’ten azim etti, şimdiki ismi Hubyar Tekke köyü olan Tekeli yaylasının altında Balışıh köyüne geldi. Tatar külhana gayet güzel ikramlarda bulundular. Hubyar Derviş bunların içinde bir zaman kaldı. Gürgen Çukuru denen yerden odun taşıdı.
Bir yere yığdı külhanın adamlarını. Hubyar Sultan’a sordular, bu odunu neylersin derviş, dediler. O da şu cevabı verdi: Birgün bana lazım olur, dedi. Hubyar Sultan, putların yerini öğrendi. Birgün Külhan beyleri Tekeli dağına şikar yapmak satiyle gezmeye gittiler. Hubyar Sultan hemen Putları yığdığı odunun içine attı ateşi yaktı. Külhanın adamları zorladıysa da elinden alamadılar. Hemen beylerine haber verdiler. Beyleri geldi gördü ki Derviş, putları ateşe atmış, kendi de üzerine oturmuş; bari derviş yanıyor, putlar da yansın, dediler. Halehuluyarın Hüdütnamesi’nin içinde ismi geçen Zortaşı denilen yerde putlar yandı, kül oldu. Derviş Hubyar’ın bir tüvüne ettiler. Hata gelmedi o zaman Külhan kafilesi Derviş’in ayağına eline düştüler. Ya Hubyar bunu senden ummazdık, dediler. Hubyar, o putların kerameti olsa, kendileri yanmazdı, beni size Rum diyarını işat eden Hacı Bektaş-ı Veli gönderdi. Hak dinini kabul edin, Muhammed’e selavat verin, dedi. Külhan oğulları, la ilahe illallah, Muhammed resulullah, dediler. Hubyar Sultan’a niyaz secde ettiler. Kalan putları da kendileri yaktılar. Hubyar Sultan, onlara insanlığı, doğruluğu, saygıyı talgun eyledi. Çağdaş kültürlerden muhabbet, nasihat, tatlı söz, güler yüz, temiz kalpli güzel ahlaklı, doğruluk, dost gönlünü incitmemek, kendine ağır geleni Allah’ın yarattığı hiçbir kula yapmamak, bilhassa eline diline beline sahip olup şeytana uymamak, imanlarını ikrara bağlayıp imanı dini şeytana çaldırmamak, laillaha ille Allah, deyince Allah’ın birliğini, Muhammed Resulullah deyince, Resul’ün Hak peygamber olduğunu besmelenin, yerin göğün kündü olduğunu öğretti. Ve onlara hayır dua etti. Onlar Anadolu’nun yaylalık köylerine gitti. Hubyar Baba, Tekeli dağının altında karar kıldı, mekan tuttu.
Hubyar Sultan’ın iki oğlu, yedi kızı olmuştur. Hubyar’ın hanımı yalıncak kızı Gönül Ana’dır. Kız evlatları evlenmeden Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin gabirleri. Hubyar, Tekke köyünün kabristanındadır. İki oğlunun birinin ismi Deydiyar, birininismi Buynat’dır. Deydiyar’ın türbesi Sivas vilayetinin Ulaş denilen bir köyündedir. Hala köyün adı Deydiyar Şeyh Köyü ünvanıyla söylenmektedir. Buynat ise din uğruna seraskeri olarak balkı Buhara’ya gitmiş, geri dönmemiştir. Deydiyar’ın üç oğlu olmuştur.Ali Dede, Kenan Dede, Hüseyin Abdal. Ali Dede, ceddinden kalan yolları yürütmüştür. Çevrenin geniş olduğundan talibin, muhibin nazını, niyazını, adağını, çırağını yerine getirmek için gittiği yerlerde Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Kenan Dede de aynen atasının yolunu yürütüp, ilmen ve zikren bilinçli olarak müritlere, taliplere, eşe dosta hayır dua tatlı dil, güler yüz, iyi huylu olmalarını öğütlemiştir. O da başka çevrelere talip üzerine gitmiştir. Hak’kın rahmetine kavuşmuştur. Hüseyin Abdal bir zaman o da ceddi sülalesinin yolunu yürütmüş, dedelik ve şairlik yapmış, saz çalmış ordan sökün etmiş, Sivas vilayetinin Mazan köyü ile Karabalçık köyü arasında Almabeli denilen yerde çok gürüh, gülbenk yürütmüş, Almabeli’ne çadır kurmuş, Karabalçık köyüne anane ,gelenek ve görenek yürütmek için Sivas çevresinin Türkmen aşiretleri ve Loğdinli aşiretleri ev yapmışlar. Hala o ev Karabalçık köyünde gelenek, görenek, kuzu kurban kesilmektedir. O zaman Sivas vilayetinin köylerinin çok emeği geçmiştir. Hüseyin Abdal bir müddet sonra Hubyar köyüne gelmiştir. Gabri Şerifi Dedesi Hubyar’ın yanındadır.
Hubyar’ın torunu Ali Dede’nin bir oğlu olmuştur. İsm-i şerifini Meyti koymuşlar. O da Ayin-i cem, cemaat secahat bilim üzere yolunu yürütmüştür. Şimdi hala isimler devam eder. Ali Dede’den gelenlere Meytilü İsmi ile anarlar. Kenan’dan gelenlere Kenanlar ismi ile çağırılır.
Hüseyin Abdal’ın beş oğlu vardı. Hasan, Bezat, Himmet, Aslan, Mustafa... Bunlar da aynı tarikatları, yolları yürütmüşlerdir. Hasan Abdal’ın türbesi, babası Hüseyin Abdal’ın yanındadır.
Hüseyin Abdal’ın oğullarından gelenlere de Hasanlı Bezatli Himmetli Mustafalı Aslanlı isimleriyle çağrılmaktadır. Bu ismi geçen Hubyar evlatlarından gelenler o günden bugüne geleneğini göreneğini yürütmüştür. Herkes yolunu yürütür. Hubyar’ın yolu İrfan makamı Kırklar Hulki Rıza vücudu Keçe Aklan ilmen zikren hırsızlık, huysuzluk, haram yeme, zina işleme haksız yere kadın boşama, Hak’kın buynasını yıkıp adam öldürme, fesatlık yapıp kimseyi öbür şahısa dakma verasil Cenab-ı Allah’ın emrini tutmayıp nehini tutan Dede olarak posta ve mimbere oturup o topluma halgaçık namazı kıldıramaz. Hükümetin ulvi emirlerine itaat etmeyeni Atatürk’ün izine gitmeyeni o güzel atalarımızın kanından yuğrulan al bayrağa itaati olmayan bir kimseyi Alevi tarikatının her hangisi olursa olsun topluma koymazlar. Merhaba demeyi istemezler ve öyle bir şahısa insan gözüyle bakmazlar bizce... Alevi cemaatinde öyle bir canlı mahluk sayılır. Adam sayılmaz. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli Sultan’ın meşhur bir sözü vardır. Müminlerin kalpten kalbe yol gider, der. Bizce Alevilerin tümünün yol erkan yürütümünde tüzüğü birdir. Tabii Alevilerin Doğu’da Batı’da, Kuzey’de Güney’de, her tarafta kolları, ocakları vardır. Bunların isimleri, anıları ve yöreleritöreleri birbirine çok benzer. Hubyar Sultan’ın bir, ismi de Abdal Dedem diye söylenir. Mesela Sivas vilayetinde yüceliğini ve dedeliğini ispat etmek için asılan Pir Sultan Abdal o dahi Abdal ismiyle anılmıştır. Davaya dostluğa çağa söylemiş olduğu deyişlerin son beyitlerinde ne derse desin Pir Sultan Abdal’ın noktalarını koymuştur. Pir Sultan Abdal, Güvenç Abdal, Teslim Abdal, Kalender Abdal, Kaygusuz Abdal bu. Tüm Alevi kültürünü yayanların, dervişanlarının çoklarının ismi Abdal olarak anılmıştır. Alevi kültüründe Abdal manası bir divane veya bir beçare olarak kabul olamaz. Abdal diye bedeninin içi ve dışı temiz dünya malına tapmayan doğru yoldan sapmayan, temiz kalpli uyum sağlayana Abdal denir. Bu dünyanın ilmini dünya için okursan, yerin göğün otluk saman dünya için yan.